Eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile gazeteci Uğur Dündar arasındaki tartışma alevleniyor. Dündar, “siyasi rüşvet aldınız” imasında bulunduğu Kılıçdaroğlu’nun “Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…” şeklindeki açıklamasına zehir zemberek sözlerle yanıt verdi.
Dündar sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada şunları söyledi: “Sayın Kemal Kılıçdaroğlu, Bana açık mektup yazmışsınız. Ancak kullandığınız kaba üslubun yanı sıra, mektubunuzun iftira ve yalanlarla dolu içeriğini okuyunca
“Acaba Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun X hesabı kötü niyetli birilerince ele geçirilmiş olabilir mi?” diye düşünmekten kendimi alamadım. Zira size hakaret etmedim, iftira atmadım, kişilik haklarınıza saldırmadım, özel hayatınıza lâf etmedim.
Sadece yerel seçim sonuçlarının, Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde kendi adaylığınızı dayatmak yerine, Sayın Ekrem İmamoğlu veya Sayın Mansur Yavaştan birini aday göstermiş olsaydınız, onların seçimi rahatlıkla kazanabileceğini gösterdiğini belirttim. Bunu sadece ben söylemiyorum, sokaktaki hemen herkes ifade ediyor. Ayrıca 39 milletvekili armağan ettiğiniz bazı masa ortaklarınızın son seçimlerde yüzde 1’lik oy oranını bile tutturamamaları da bu görüşü doğruluyor. Bunda kızıp köpürecek ne var?
Sayın Kılıçdaroğlu hırçınlığınızı anlıyorum. Zira sizin Sayın Tayyip Erdoğan’a karşı girdiğiniz tüm seçimleri kaybetmiş ve CHP’nin oy oranını yüzde 25’e sabitlemiş olmanıza karşın, Sayın Özgür Özel, Genel Başkan olarak katıldığı ilk seçimde bu yüzde 25’lik cam tavanı paramparça ederek partisini yüzde 38 oyla 1. yaptı. Yani sizin gitmenizle başlayan değişim, zafer kazandı.
Sayın Kılıçdaroğlu, Yazdığınız kin ve öfke dolu satırlarla sizin genel başkan seçildiğiniz günden beri bana yapıştırılmaya çalışılan “Kılıçdaroğlu’nu Uğur Dündar parlattı. Dengir Mir Mehmet Fırat ve Melih Gökçek ile açık oturum yaparak onun önünü açtı” YAFTASINI YALANLAMIŞ OLDUNUZ! Beni gereksiz yere töhmet altında kalmaktan kurtardınız.
Kemal Bey, Size karşı hiçbir kötü düşünce ve davranışta bulunmadığım gibi Sayın Ekmelettin İhsanoğlu’nu Cumhurbaşkanı adayı gösterme gafletinizde bile, AKP’ye karşı sizi destekledim. Ama CHP’yi kuruluş felsefesinden, Atatürk’ün çizdiği rotadan uzaklaştırma ve sağcılaştırma çabalarınızı da eleştirdim. Kemal Bey, Hırs ve kinle kaleme aldığınız satırlarda farkına varmadan kendinizle çeliştiğinizi de görmemişsiniz. Öyle ya mektubunuzu okuyanlar şöyle düşünmezler mi?
“Ey Kemal Kılıçdaroğlu madem Uğur Dündar kötü bir gazeteciydi, neden en kritik zamanlarda röportaj için hep onu seçtiniz?” Hırsınız size YALAN DA SÖYLETMİŞ. TRT Genel Müdürü…demişsiniz! Ne 12 Eylül döneminde, ne de öncesi ve sonrasında TRT Genel Müdürü olmak, aklımın ucundan dahi geçmedi. Çünkü büyük başarıyla yaptığım ve beni yıllarca ” Türkiye’nin en güvenilir kişisi seçtiren” bir işim vardı. Yalanlarınız bununla da sınırlı kalmamış.
Sevgili arkadaşım Tarık Akan’ı da hırs ve kininizi kusmaya alet etmişsiniz. Merhum Tarık ile arkadaşlığımız gençliğimizde kavga ile başladı. Ama sonra çok iyi iki dost olduk. Bunun en yakın tanığı da Tarık’ın yakın arkadaşları ve sevgili Müjdat Gezen’dir. Ayrıca vefatından sonra Tarık’ın isminin, yaşadığı Bakırköy’de ki Özgürlük Parkı’na verilerek TARIK AKAN ÖZGÜRLÜK PARKI olması için çok uğraştım. Keşke siz de CHP Genel Başkanı olarak bir omuz verseydiniz de başarabilseydik!
Ayrıca bana karşı yaptığınız sert çıkışı, yıllarca yenildiğiniz AKP iktidarına karşı gösterebilseydiniz. Sayın Kılıçdaroğlu, X hesabınızın kötü niyetli kişilerce ele geçirilmiş olabileceğini düşündüren bir başka husus da 28 Şubat’taki haberlerimle ilgili olarak “muhbir” ağzını kullanmış olmanız. Kemal Bey, Hayatım boyunca yaptığım tüm haberleri getirin, altına yine imzamı atayım.
Zira vicdanen duvara yatak resmi yapıp karşısında mışıl mışıl uyuyacak kadar rahatım. Yanlışım olmuş mudur, binlerce haber içinde bir iki tane olabilir. (Onun da hesabı mahkemelerde sorulabilirdi.) Kemal Bey, Çok şaşkınım. Zira yapmanız gereken bana yalan ve iftiralarla saldırmak değil “Ben neden daha önce çekilip CHP’nin önünü açmadım” diye sormak olmalıydı. Bakın Sayın Özgür Özel, Sayın Ekrem İmamoğlu, Sayın Mansur Yavaş ile diğer başarılı başkanlar zafer kazanıp tarih yazdılar. Siz ise ” Cumhurbaşkanlığı seçimini kaybettiren makosenli genel başkan” olarak tarih oldunuz!.. Saygılarımla.”
]]>Uğur Dündar katıldığı canlı yayında eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında iddialarda bulunmuştu. Kemal Kılıçdaroğlu, Dündar’ın kendisine yönelik sözlerine “Geçmişe ve Geleceğe Not düşelim! Sayın Uğur Dündar’a açık mektubumdur…” ifadeleriyle sosyal medya hesabından paylaşım yaptı. Kılıçdaroğlu, “Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.” diyerek Uğur Dündar’a sert ifadelerle yüklendi.
Kılıçdaroğlu’nun açıklaması şu şekilde:
“Sağdan soldan vatan evlatlarının idamlarıyla sonuçlanan 68 kuşağı fırtınasında gemisine dalga vurmamış Uğur Dündar, 1980 darbesinin “Bizim Uğur”u, TRT Genel Müdürü…
Bizim kuşağın onur abidelerinden Tarık Akan’ın yumruklaştığı, dürüst ve mücadeleci gençlik-kafalarında bitlerle işkencelerden geçerken-ayağına taş değmemiş, nezaket ziyaretlerinin müdavimi Uğur Dündar… “Gün geçmiyor ki” cümlesiyle başladığı her haber programında, fonda gerilim müzikleriyle süslediği ve toplumun inanç noktalarına temas ederek 28 Şubat sürecinin alt yapısında emeği olan, iş başörtü sorununa geldiğinde; “İnadına mini etek, inadına dekolte” sloganlarına katkı sunan Uğur Dündar…
Sağlık skandalı haberi adı altında “Tesettür Faciası” başlığıyla, toplumdaki kutuplaşmanın her daim ekmeğini yiyen, fildişi kulelerinin tepesindeki konforlu alanını inşa edebilmek için büyük “fedakarlıklar” yapan, andıçların Uğur Dündar’ı…”
UĞUR DÜNDAR’A ‘HELALLEŞME’ TEPKİSİ
Kılıçdaroğlu, Dündar’a, ‘helalleşme’ çağrısı üzerinden yüklenerek, “Her alanda, mevcut baskıcı iktidarın, sizin de içerisinde arkadaşlarınızın olduğu (ki bence onlar öyle sanıyor) muhalifler, davalarla, hapislerle, saldırılarla mücadele edip bedel öderken, sizin çarkınız yine “şanlı şanlı” döner Uğur Bey. Senin de bildiğin ama hiç hoşuna gitmeyecek bir sır vereyim; Biz helalleştik…
Bu ülkede, Cumhuriyet Halk Partisi’ne bırakın oy vermeyi, adını duyunca besmele çeken muhafazakârlarımızla helalleştik. 1960’lardan kalma sağ sol kavgasının kötü mirasıyla yüzleştik. Bizlere inançsız ve din düşmanı gözüyle bakan sağcı kardeşlerimizle de helalleştik…
İç Anadolu ve doğusu dahil, bırakın milletvekili çıkarmayı temsilci gönderemediğimiz şehirlerimizle konuştuk, anlaştık, helalleştik…” ifadelerini kullandı.
“SİZE VE TEMSİL ETTİĞİNİZ KİMLİĞE EKMEK ÇIKMAZ”
Kemal Kılıçdaroğlu, “Darbelerle, 28 Şubatlarla, faili meçhul cinayetlerle, idamlarla yüzleştik. Geçmişte yaşadığımız bütün travmalarımızı, öfkelerimizi, intikam duygularımızı ebediyen toprağa gömdük. Bütün farklılıklarımızı kabul ettik, sevdik ve kucaklaştık. Artık buradan size ve temsil ettiğiniz kimliğe ekmek çıkmaz! Bunu vatanperver dostlarımızla yaptık. Başta kıymetli dostum Sayın Karamollaoğlu olmak üzere 6’lı masanın liderleri ile yaptık.
Nasıl yaptığımızı da anlatayım. Berkin Elvan’a da ağladık, Eren Bülbül’e de… Sinan Ateş ile de vurulduk, Tahir Elçi ile de… Deniz Gezmiş’le de sehpaya çıktık, Mustafa Pehlivanoğlu ile de… Ergenekon kumpası mağdurlarına da destek olduk, suçsuz günahsız KHK mağdurları anaokulu öğretmenlerine de… Yürüdük Uğur Bey. Hak için halk için yürüdük. Yolumuza kurşunlar bırakıldı yürüdük… Pislikler döküldü yürüdük… Terör örgütleri kuşun sıktı, linçlendik, içerisinde bulunduğumuz ev için “Yakın o evi” dediler, defalarca ölüm tehditleri ve suikastlara karşı yürüdük.” sözleriyle tüm mağdurların yanında olduğunun altını çizdi.
“DIŞ DEVLET AJANI OLUP OLMADIĞIMI SORACAK KADAR DENGENİZİ YİTİRDİNİZ”
Kemal Kılıçdaroğlu, “Cumhuriyet Halk Partisi çok değişti Uğur Bey. Artık toplumun büyük bölümünü öcü gibi gördüğü bir parti değil. Bakın TV programında değerli kardeşim Cemal Enginyurt, size karşı millet ittifakını ve helalleşmemizi nasıl savunuyor, siz ise nasıl da inkar ediyorsunuz.
Siz hiç değişmemişsiniz! Hala 1970’lerde, 80’lerde, 90’larda yaptığınızı yapmaya çalışıyorsunuz. Bu sefer olmaz!
Toplumun inanç ve değerleri ile siz ve temsil ettiğiniz kimliğiniz, mıknatısın iki ayrı kutbu gibisiniz. Siz Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve toplumsal barışa yaklaştıkça seçimlerde broşürlerimizi dağıtan başörtülü kardeşlerimiz, bütün kırgınlıklarını unutan Kürt kardeşlerimiz, vatanperverlik çatısı altında bütünleştiğimiz sağcı kardeşlerimiz, kısacası bu ülkenin ötekileri bizden uzaklaşıyor. Buna müsaade edemeyiz. Belki biraz kırıcı oldu ama kusura bakmayın Uğur Bey bunlar gerçekler. Bana, canlı yayınlarda Dış devletlerin ajanı olup olmadığımı soracak kadar dengenizi yitirdiniz, ses çıkarmadım.” diyerek Uğur Dündar’a sert ifadeler kullandı.
“SİYASİ RÜŞVET ALDINIZ İMASINA SUSMAM”
Kılıçdaroğlu sözlerinin devamında, “Şahsıma dilediğiniz kadar saldırabilirsiniz ama kardeşliğimizi dinamitlemenize müsaade etmem. Kendi adaylığımı dayatmak için siyasi rüşvet dağıttım iddialarınıza susarım ama 6’lı masa bileşenlerine “siyasi rüşvet aldınız” imasına susmam, bu birlikteliği bozdurmam!
Sizin tabirinizle; “Ben Kemal Kılıçdaroğlu’nu 70’li yıllardan beri tanırım. Kemal Bey’in asıl işi hesap sormaktır. Devletin nice kayıp trilyonlarını, tüyü bitmemiş yetim hakkını, yurt dışından getirmiş ve hazineye irat kaydettirmiştir.” El hak doğrudur Uğur Bey. Benim asıl işim hesap sormaktır.
Büyük emeklerle ve ödenen bedellerle tesis edilen bu kardeşlik yapısına, bu toplumsal ittifaka ve bu helalleşmeye saldırmayı sürdürürseniz, milletin uygarlık yolundaki bu anlaşmaya halel getirmeye çalışırsanız, bunun hesabını sorarım. Toplumu kutuplaştırma, ayrıştırma, partimi yeniden halktan koparma çabaları ve çalışmaları olduğunu hissettiğim zaman Uğur Bey, SİYASİ ARENADA MAKOSENLERİMİ TEKRAR GİYERİM ve bedeli ne olursa olsun bu uğurda mücadelemi veririm.
Tarih kimi affedecek, kimi affetmeyecek? Bu soruyu da not düşelim zaman göstersin…
Bu vesileyle de vatanperver gazetecimiz Sayın Mehmet Ali Birand’ı saygıyla anmış olalım. Onun şahsında bütün gerçek gazetecilere selam olsun…
“Bizim Uğur”lar sizin olsun, Tarıklar bizimdir… Kalın sağlıcakla…” dedi.
]]>İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Kemal Kılıçdaroğlu katılmazken, avukatları hazır bulundu.
Mahkeme hakimi, müşteki Erdoğan Bayraktar’ın avukatınca şikayetten vazgeçildiğine dair dilekçe sunduğunu tutanağa yazdırdı.
Söz verilen Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, TBMM’de yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağını belirterek, davada düşme kararı verilmesini talep etti.
Bu davanın en başından beri açılmaması gereken bir dava olduğunu kaydeden Çelik, mahkemelerce daha önceden verilen düşme ve durma kararlarına rağmen, halen yargılamanın sürdüğünü aktardı.
Çelik, yargılamadaki bu uzun sürecin hukuksuzluğun devamını getirdiğini savundu.
Ara kararını açıklayan mahkeme, dava dosyanın mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.
İddianame ve davanın geçmişi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.
İddianamede, şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı aktarıldı.
Bu kapsamda Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçunu işlediği belirtilen iddianamede, 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.
İddianameyi kabul eden İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Şubat 2018’te yaptığı duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce Meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, Meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verdi.
Erdoğan Bayraktar’ın avukatının itirazı üzerine dosyaya bakan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu.
Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı belirtildi.
Kararda, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği kaydedildi.
Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken, dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.
Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda bu davada durma kararı verdi.
28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni de kaybetti.
Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 suç dosyası 20 Haziran 2023’te işleme konuldu.
Bu kapsamda Bakanlık üzerinden İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.
Bunun üzerin mahkeme, dava dosyasını yeni bir esasa kaydederek, duruşma günü verdi.
]]>Dokunulmazlığı kalkan CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları sürecinde, iddiaları gündeme getirip eleştirirken eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hakaret ettiği suçlamasıyla açılan davada dosya mütalaaya gönderildi.
İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, Kılıçdaroğlu hakkındaki yasama dokunulmazlığı nedeniyle daha önce durma kararı verilen bir dosyaya yeni bilgi ve belgelerigerekçe göstererek yeni bir esasa kaydetmişti.
Bu kapsamda yeniden başlayan yargılamada mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun ifadesinin alınması için ikamet adresi dikkate alınıp Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat göndermişti. Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının dilekçe sunması üzerine tebligat 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne geri gönderildi. Duruşmaya Kılıçdaroğlu’nun avukatları katıldı. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı şikayetten vazgeçme dilekçesi sunduğu görüldü.
Mahkemede savunma yapan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik mahkemedeki savunmasında söz konusu konuşmanın mecliste yapıldığına dikkat çekerek şunlara değindi:
“BU UZUN SÜREÇ HUKUKSUZLUĞUN DEVAMINI GETİRMEKTEDİR: Öncelikle anayasanın 83. Maddesi gereğince mecliste yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaması maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu dava en başından beri açılmaması gereken bir davaydı. Mahkeme tarafından verilen düşme kararı ve devamında düşme kararının kaldırılması nedeniyle hala yargılama yapılmaktadır. Yargılamada yapılan bu uzun süreç hukuksuzluğun da devamını getirmektedir. CMK 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz.
SÖZ KONUSU KONUŞMA KOMİSYONUN GERÇEKLERİN YAYINLANMASINI ENGELLEMESİ NEDENİYLE YAPILAN KONUŞMADIR: Müvekkil tarafından yapılan değerlendirmelerin haklı olduğunu ispat yolunda gideceğiz. İspatlanabilir niteliktedir. Bu hak karşı tarafın rızası olmaksızın kullanılabilir. Delillerin toplanmasını talep ediyoruz. Yolsuzluk gerçeğini açığa çıkaran ses kayıtlarının tamamı doğrudur. Savunmamıza dayanak olan ses kayıtları üzerine bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle gerçek olup olmadığına yönelik tespit istiyoruz. Davanın konusu 17-25 Aralık döneminde yaşananların meclis soruşturma komisyonunun gerçeklerin yayınlanmasını engellemesi nedeniyle yapılan konuşmadır. Müşteki vekilinin şikayetten vazgeçme dilekçesine karşı diyeceğimiz bir şey yoktur.”
DOSYA MÜTALAAYA GÖNDERİLDİ
Mahkeme dosyayı mütalaayı hazırlaması için duruşma savcısına gönderilmesine karar vererek duruşmayı 2 Mayıs’a erteledi.
DAVANIN GEÇMİŞİ
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı ileri sürüldü. Soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçlamasıyla 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
İddianamenin gönderildiği İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 23 Şubat 2018’te yapılan duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verildi. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı bu karara ilişkin olarak üst mahkeme olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvurdu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu. Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı bildirildi. Karara, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği belirtildi. Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.
DURMA KARARI VERİLMİŞTİ
28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni kaybetti. Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 dosya 20 Haziran 2023’de işleme konuldu. Bu kapsamda Bakanlık üzerinden mahkeme heyetine ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.
]]>CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’nda koltuğunu Özgür Özel’e devreden Kemal Kılıçdaroğlu, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
“DEVLETİN KURALLARI YERLE BİR EDİLDİ”
Tutuklu bulunan Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşürülmesine ilişkin konuşan Kılıçdaroğlu, “Can Atalay konusu, aslında Türkiye’de hukuk düzeninin olmadığını, hukukun tamamen ayaklar altına alındığını, yargı düzeyinin de 100 yıllık cumhuriyetimizin korunan saygınlığının yerle bir edildiğini görüyoruz. Ormanda bile ‘Orman Kanunu’ deriz. Oranın bile kendine göre kuralı varken koskoca Türkiye Cumhuriyeti devletinin var olan kuralları yargı açısından ifade edeyim tümüyle yerle bir edildi” ifadelerini kullandı.

“SARAYIN İSTEDİĞİ KARARI VERENLER TERFİ EDİYOR”
Kemal Kılıçdaroğlu, “Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak ne demek? Bu ülkede adaletin olmadığını, bir kişinin idaresine bağlı olarak yargının karar verdiğini ve o iradeye sadık kalanların yani saraydan gelen telkinler doğrultusunda karar verenlerin belli bir zaman dilimi içinde terfi ettiklerini de görüyoruz. Alt mahkemeden Yargıtay üyesi olabiliyor. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından otomatikman Yargıtay üyesi, yani bir Yargıtay kararı altında imzası olmadan Anayasa Mahkemesi üyeliğine seçilme olayını yaşadık. Bunların yargı kararlarına daha doğrusu sarayın istediği şekilde karar veren yargı mensuplarının ki bunlara savcılarda dahil yükseltildiklerini görüyoruz.
Dolayısıyla uymamanın yani yargıyı ya da adaleti ayakları altına alıp çiğneyenlerin yargının önemli makamlarına taşındığını görüyoruz. Bu karşılıklı saraydan gelen telkinlere açık olmanın kapılarını açıyor ve diyor ki: ‘Terfi etmenin yolu saraydan gelen telkinlere uymak, o telkinleri yerine getirirsek biz de yükseliriz’. Cumhurbaşkanın avukatları bu konuda oldukça etkililer. Ayrıca daha dramatik olanı da Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar, ‘Yargıda çeteleşme var’ diyor. Bu iddiasıyla ilgili olarak şu ana kadar yapılan hiçbir şey yok ya da biz bilmiyoruz. Kamuoyuna açıklama yapılmıyor. O kişi Yargıtay Üyeliğine seçildi. Başsavcılığı döneminde yazdıkları, söyledikleri de büyük bir ihtimalle kapatılıp gidecek. Türkiye bu halde. Bütün bunlara rağmen çok umutsuz olmamak lazım. Türkiye’nin saygın hakimleri, saygın yargı mensupları, diri bir Türkiye Barolar Birliği var. Dolayısıyla umutsuzluğa kapılmamalıyız. Bu tür olaylar 21.yüzyıl Türkiye’sinde oluyorsa, aslında bu ülkede AKP’ye oy veren herkesin bir vicdan sorgulaması yapması lazım.” dedi.
“KİM SİYASETTE ZENGİNLEŞİYORSA BİLİNİZ Kİ ÇALIYOR”
Kılıçdaroğlu, “Bürokraside liyakat kalmadı. Yargıda müthiş bir çürüme var. Yolsuzluk yapanın itibar gördüğü, ahlaklı insanın ötekileştirildiği bir süreçteyiz” diyerek sözlerini şöyle sürdürdü;
“Siyasette zenginleşmek mümkün değil. Kim siyasette zenginleşiyorsa biliniz ki çalıyor. Ne yazık ki ülkemizde çalan daha saygın kişi oluyor! Böyle garip bir ülke olduk.”
YEREL SEÇİMLER İÇİN MİTİNG KARARI
Seçim gezilerine katılıp katılmayacağı merak edilen Kılıçdaroğlu, “Partimizin genel başkanı varken, önceki genel başkan olarak benim sahaya çıkmam yanlış anlaşılabilir” diyerek mitinglere katılmayacağını ifade etti.

AKŞENER’İN “PARA ALIŞVERİŞİ”SÖZLERİNE YANIT
Kılıçdaroğlu, İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in grup toplantısında “CHP’den bir kuruş para almadıklarına” ilişkin sözlerini de doğruladı. “İYİ Parti ile CHP arasında herhangi bir para alış verişi asla söz konusu olmadı. Meral hanım, gerçeği söylemiş” diyerek konuya açıklık getirdi.
]]>