Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, yaklaşık 3 hafta önce başta gençler olmak üzere tüm yurttaşlara yönelik bir üye kampanyası başlattıklarını belirterek, partisinin gençlik kollarının 81 il genelinde yürüttüğü kampanyaya gösterilen ilgiden duyduğu memnuniyetini dile getirdi.
Üye kampanyasına ilk hafta ikiz kardeşlerin, daha sonra üçüz kardeşlerin katıldığını kendisinin de dördüz kardeşler için esprili bir çağrı yaptığını anlatan Özel, bu sözlerine sosyal medya hesabından bir dönüş olduğunu söyledi.
Özel, İlayda Aygül’ün kendisine sosyal medya üzerinden bir mesaj gönderdiğini ifade ederek, dördüzler İlayda Aygül ve kardeşleri Berkay, Olgay ve Gökay Aygül ile tanıştıklarını anlattı. Özel, kürsüye davet ettiği dördüzlere parti rozetlerini takarak, “Atatürk’ün partisine babaevine hoş geldiniz.” dedi. Daha sonra dördüzlerin annesini de kürsüye çağırarak teşekkürlerini ileten Özel, CHP’ye katılan akademisyen Bahadır Erdem’e de parti rozetini taktı.
Özgür Özel, konuşmasında Gaziantep’te meydana gelen trafik kazasında hayatını kaybeden 9 vatandaşın ailelerine ve Almanya’da tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybeden gazeteci Celal Başlangıç’a Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diledi.
Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan için düzenlenen anma etkinliğine katıldığını ifade eden Özel, “52 yıl önce yaşanan bu büyük acıya hep birlikte ortak olduk. Orada Deniz Gezmiş’in ağabeyi Bora Gezmiş arkada bir yerdeyken onu yanıma çağırdım. Niye arkada kaldınız dedim. ‘Sayın Genel Başkan, siz beni Deniz Gezmiş’in ağabeyi olarak çağırıyorsunuz ama buradaki herkes onun kardeşidir.’ Ben de buradan onun yaptığı tanımlamaya uygun olarak söylüyorum ki bu salondaki herkes bu partideki herkes Deniz’in, Hüseyin’in, Yusuf Aslan’ın kardeşidir. Onların yolu tam bağımsız Türkiye yolu. Cumhuriyet Halk Partisinin yoludur.” ifadelerini kullandı.
Özgür Özel, Deniz Gezmiş’in Filistin Kurtuluş Örgütü ile dayanışma içinde olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yanında Filistinli arkadaşı İsa vardır. Arapça yazılmış, Filistin şiirini okur. Deniz, Arapçayı sökmeye, şiiri anlamaya çalışır. Bunun Türkçesi basılır. 1976’da Filistin şiiri basıldığında Deniz Gezmiş artık aramızda yoktur. İsa, Türkiye’ye gelir. O kitabı alır. Deniz’in mezarını ziyaret eder ve Filistin’e döner. İsa, 2 sene önce öldü ve kitabını evladına verdi. ‘Bu kitabı, Türkiye’de Deniz Gezmiş’in izinden yürüyen birine ver’ diye vasiyet etmiş. Geçen hafta Türkiye’deki Filistinli öğrencilerin başkanı İsa’nın oğlunun emanetini getirdi. Kitabı aldım. Dün MYK toplantısında CHP’nin müzesine konmak üzere benden sonraki sayın genel başkana devir teslim töreninde arz edilmek üzere o kitabı partinin envanterine kayıt ettirdik.”
Özel, geçtiğimiz yasama döneminde 27 Mayıs darbesine ilişkin idam kararlarını ortadan kaldıran yasal düzenlemeye imza attıklarını hatırlattı.
Özgür Özel, basın özgürlüğünün demokrasinin olmazsa olmaz şartlarından biri olduğunu belirterek, bir ülkede tam demokrasinin ancak basın özgürlüğüyle mümkün olacağını söyledi. Gazeteci Barış Terkoğlu’na verilen hapis cezasını eleştiren Özel, “Ne çekti bu Barışlar? FETÖ yargıya egemendi. Bu gerekçelerle ceza alıyorlardı. FETÖ yargıdan temizlendi. Aynı gerekçelerle ceza alıyorlar.” dedi.
Son 22 yılda hukukun yara aldığını ileri süren Özel, Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına anayasal zorunluluğa rağmen uyulmamasının sayısız örneğinin yaşandığını söyledi. Bu örneklerden birinin geçen hafta 1 Mayıs’ta olduğunu ifade eden Özel, “Anayasa Mahkemesi’nin açık kararına rağmen Taksim, 1 Mayıs’ta emekçilere kapatıldı. Orada Anayasa Mahkemesi kararına rağmen örülen utanç duvarını gördük. Türkiye Cumhuriyeti’nin en kıymetli, tarihi hazinelerinden bir tanesi olan surların önüne, İstanbul’a yıllar önce su taşıyan, İstanbul’un susuzluğunu ortadan kaldırmak için yapılan tarihi kemerlerin önünde, aralarına TOMA’ları dizerek, önüne polisimizi dizerek orayı bir utanç duvarı haline getirdiler. Bu utanç duvarı maalesef tarihe geçti. O utanç duvarı bu iktidar gidip, bu ülkeye özgürlükler geldiğinde Türkiye demokrasisinin kara anı olarak hep hatırlanacak.” diye konuştu.
“Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz”
Özel, “1 Mayıs’ta birilerinin Anayasa’ya uymadığı için emekçileri kutlamaların olduğu alana almadığını” öne sürerek, şöyle konuştu:
“Orada bulunanlar, itiraz edenler ve girmek isteyenler kendileri de birer emekçi olan polisimizle karşı karşıya kanunsuz bir emirle getirildi. Ardından 49 yurttaşımız, 1 Mayıs’ta orada yaşananlar üzerine önce gözaltına alındılar ve tutuklandı. Anayasa Mahkemesi kararına direnen, kanunsuz emri verenler, Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununa uymadı diye gençleri gözaltına alıp tutukluyorlar. Gösteri ve toplantı yürüyüş hakkı kanuni ve anayasal bir haktır. Onu engelliyorsun sonra kanuna uygun değil diye hapse atıyorsun. Suçluların mağdur, mağdurların suçlu ilan edildiği bir süreçteyiz. Bir an önce gençlerin serbest bırakılmasını, milletten kanuna uyulmasını isteyenlerin önce anayasaya uyması gerektiğini hatırlatırız.”
Grup toplantı salonunda, kamu iktisadi teşekküllerinde bulundukları için kadro alamayan taşeron işçilerin bulunduğuna işaret eden Özel, yapılan işin Anayasa’nın eşitlik ilkesine aykırı ve ayrımcılık olduğunu savundu. Özel, KİT’lerde ve belediye iştiraklerinde çalışıp yasal düzenleme dışında bırakılarak kadro alamayan tüm emekçilerin taleplerinin arkasında olduklarını ve desteklediklerini söyledi.
Hükümetin ekonomi politikalarını eleştiren Özgür Özel, şu değerlendirmelerde bulundu:
“İktidarın kötü ekonomi yönetimi, emekliye, emekçiye, memura, alın teri ile geçinen her bir yurttaşımıza büyük bir çöküş yaşattı. Hayat pahalılığını, yüksek enflasyonu, artan kiraları, Türk lirasının aşırı değer kaybını hep birlikte yaşıyoruz. Avrupa Birliği Komisyonunun yaptığı bir çalışmaya göre kira sorununda Avrupa kentleri arasında vatandaşın en çile çektiği, kira sorunun en yüksek olduğu kent İstanbul. İstanbul’daki ortalama kira 23 bin lira. 650 avro. En düşük emekli maaşı ise 10 bin lira. Asgari ücret 17 bin lira. Ortalama kira 23 bin lira. Bunun Avrupa’da bir örneği yok. Yani bir kentte çalışan emekçiye ortalama kiranın yüzde 20 altında asgari ücret örneği yok. Ortalama kiranın yarısından az emekli maaşı alan dünyada hiçbir ülke yok. Bu yüzden emeklimize ve emekçimize yapılan bu zulmün altını dikkatle çiziyoruz.”
Özel, kredi kartı sahiplerinin de borcunu ödeyemedikleri için her ay iflasa, borç batağına ve icraya sürüklendiğini belirterek, “Milletin ekmeğinin küçüldüğü, buzdolabının boşaldığı, sofrasının zayıfladığı, çorbasının kaynamadığı bir sürece geldik. Bu yoksulluğu görmeliyiz. Bu sıkıntıları görmeliyiz ve buna hep birlikte itiraz etmeliyiz.” dedi.
(Sürecek)
]]>Düdenbaşı Mahallesi’nde ikamet eden bir çocuk sahibi Uğur ve Fatoş Kanık çifti ile 5 yıldır oturdukları evin sahibi Ramazan Y. arasında, kira zammı nedeniyle anlaşmazlık başladı.
İddiaya göre, Kanık ailesinin yüzde 25 zam artışını kabul etmeyen mülk sahibi Ramazan Y, evin boşaltılmasını istedi.
Ev sahibinin bu anlaşmazlık nedeniyle kendilerini sürekli rahatsız ettiğini, evlerinin kapı camını kırarak içeriye zorla girmeye çalıştığını iddia eden Kanık ailesi, savcılığa suç duyurusunda bulundu.
Bunun üzerine ev sahibi Ramazan Y. de kiracısından 5 yıldır ödeme alamadığı iddiasıyla icra takibi başlattı.
Kanık ailesinin kirayı elden ödediklerini ispat edememesi üzerine mahkeme, evin tahliyesine ve yasal faiziyle 60 bin lira kira bedelinin ödenmesine karar verdi.
Fatoş Kanık, AA muhabirine, Düdenbaşı Mahallesi’ndeki evde oturmaya başladıklarında ev sahibi ile kirayı elden ödenmesi konusunda anlaştıklarını iddia etti.
Geçen yıl mart ayında kira zammı nedeniyle ev sahibi ile anlaşmazlık yaşamaya başladıklarını ileri süren Kanık, “Ev sahibi, eşi, kızı ve damatları evimizi bastı. Bunun üzerine şikayetçi olduk. Bizim şikayetimizden bir süre sonra ev sahibi noterden ihtar çekerek icra takibi başlattı. Kirayı ödediğimizi ispat edemedik.” dedi.
Fatoş Kanık, “Mülk sahibi evinde 5 yıldır kira vermeden oturduğumuzu iddia etmiş. İcra mahkemesinde iki duruşma yapıldı. Mahkeme karşı tarafa ‘5 yıl boyunca kira almıyorsunuz da niye ilk yıl evden çıkarmak için icraya vermedin’ diye sormadı. Bizim de ne görüşümüz alındı ne de kirayı ödeyip ödemediğimiz soruldu. Mahkeme bize tahliye kararı verdi. Tahliye kararına uyarak evi boşalttık. Üstüne ödediğimiz kiraları tekrar ödememiz için 60 bin lira ödeme emri geldi. Şu anda icralık olduk. Yani elden aldıkları paraları da almadım diyerek bizden tekrar talep ediyorlar. Bu şekilde bir çıkmaza girdik.” ifadelerini kullandı.
Kanık, kiracılara ev sahibine yapılan ödemeleri bankadan açıklamalı bir şekilde yapmaları tavsiyesinde bulundu.
Uğur Kanık ise saldırıya uğradıklarını, parmağından cam kesiği nedeniyle yaralandığını, üstüne bir de ödedikleri kira bedelin tekrar istenmesi ile mağdur olduklarını iddia etti.
“Borcu yoktur davası açacağız”
Kanık ailesinin avukatı Şafak Baysal da müvekkilleri ile ev sahipleri arasında “Kira zammının yetersiz” olmasından kaynaklanan “ev basılması olayı” nedeniyle ev sahibi Ramazan Y, eşi R.Y, kızı G.Ö. ve damatları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve davanın sürdüğünü belirtti.
Bu süreç devam ederken müvekkillerinin icra şokuyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Baysal, şöyle devam etti:
“Ev sahibi suç duyurumuzun üzerinden 3-4 ay geçtikten sonra ‘2018’den 2023’e kadar 5 yıllık bir süre boyunca hiç kira ödemediler’ gerekçesiyle icra takibi başlattı. Müvekkilimin elden ödemeyi ispatlayamaması nedeniyle tahliye gerçekleşti. Yasal faizle beraber 60 bin liralık borç yükümlülüğü altına da girdiler. Müvekkillerimin ev sahibiyle en baştaki sıkıntısı, kira borcu değil, kira artışının ev sahibince beğenilmiyor olmasıydı. Bu durum karşısında menfi tespit davası dediğimiz borcu yoktur davası yoluna başvuracağız.”
Ev sahibi, kiracı tarafından eşinin darbedildiğini öne sürdü
Ev sahibi Ramazan Y. ise kiracısı Uğur Kanık’ın eşini darbettiğini, evi boşaltırken de kapı ve pencerelere zarar verdiğini öne sürdü.
Elden kirayı aldığını kabul etmeyen Ramazan Y, mahkemenin 5 yıllık kira bedelinin tarafına ödenmesine karar verdiğini kaydetti.
Ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan tartışma anları güvenlik kamerasınca kaydedilmişti. Mahkemeye de sunulan görüntülerde kiracının oturduğu dairenin kapısına gelen kişilerin cama sert cisimle vurması yer alıyor.
]]>İzmir’de üniversite öğrencileri, hayat pahalılığı nedeniyle başta barınma ve beslenme olmak üzere pek çok temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiklerini belirtti. Masraflarını karşılayabilmek için çalışmak zorunda olduğunu, bu sebeple öğrencilik hayatını yaşayamadığını söyleyen bir öğrenci “Bu sene eve çıktım. Kiramı ödeyebilmek için çalışmaktan eve sadece yatmaya gidebiliyorum. Düzeltilebilecek imkanlar var ama ısrarla yapılmıyor. Çünkü öğrencilerin öncelik haline getirildiğini düşünmüyorum” dedi.
İzmir Bornova’da üniversite öğrencileri ekonomik zorluklar nedeni ile başta barınma olmak üzere yeme içme gibi pek çok temel ihtiyaçlarını karşılayamaz duruma geldiklerini belirtti. Geçim sıkıntısı yaşayan öğrenciler, okul ve kira masraflarını karşılayabilmek için okurken de çalışmak zorunda kaldıklarını ifade etti.
“ÖĞRENCİLERİN ÖNCELİK HALİNE GETİRİLDİĞİNİ DÜŞÜNMÜYORUM”
Barınma ve yeme içme ile ilgili yaşadığı sıkıntıları dile getiren bir üniversite öğrencisi, “Bu şartlarda öğrenci olmak sanırım bu dönemin en kötü şeyi. Maddi olarak her şeyden önce çok zor. Ben hem okuyup hem çalışıyorum ve öğrencilik hayatımı tabii ki etkiliyor. Çünkü ikisine birden yetişmek çok zor. İkisinde birden çok başarılı olmak çok zor ve öğrencilik hayatımın tadını çıkaramadım. Geçen seneye kadar yurtta kalıyordum ve yurttaki yemek ve barınma şartları zaten çok kötü. 6-7 kişi bir odada kalıyorduk. Çok fazla kişisel soruna yol açıyor. Yeme içmede de aynı şekilde sorunlar yaşanıyor. Beslenemediğimiz için sağlıkla ilgili sorunlar yaşanıyor. ya da dışarıda yemeğe çok fazla para harcadığımız için maddi sorunlarımız çok fazla oluyor. Bu sene eve çıktım. Eve çıktıktan sonra da aynı şekilde kiramı ödeyebilmek için çalışmaktan eve sadece yatmaya gidebiliyorum. Düzeltebilecek imkanlar var aslında bunun olduğunu görebiliyoruz ama ısrarla yapılmıyor. Çünkü öğrencilerin öncelik haline getirildiğini düşünmüyorum” dedi.
“EKONOMİK ŞARTLARDAN DOLAYI OKULU BIRAKTIM”
Maddi sıkıntılar nedeni ile okulu bırakıp, ailesine destek olmak için çalışmak zorunda olduğunu söyleyen açıköğretim öğrencisi ise “Ekonomik şartlardan dolayı okulu bıraktım. Okula gidemediğimden şu an açıktan okuyorum. Aileme destek olmak zorundayım ve ben 14-15 yaşından beri çalışıyorum. 14-15 yaşından beri çalışmak bence hiç adil değil. Ekonomik şartlar böyle olmasaydı zaten hiç bu strese girmezdim. Ben de okumak isterdim” dedi.
“ALDIĞIMIZ BURS 2 BİN LİRA. ÖĞRENCİYİ 2 BİN LİRAYA MAHRUM BIRAKANLARA MUTLAKA BİR SES ÇIKARILMASI GEREKİYOR”
Uygulamalı eğitimlerde kullanılan ders materyallerinin fiyatlarının çok yüksek olduğunu, aynı zamanda artan kira fiyatları nedeni ile de zorluk yaşadığına dikkat çeken diş fakültesi öğrencisi “Ben bir diş hekimi öğrencisi olarak bu zamana gelene kadar çok fazla zorlandım. Malzemelerimizin fiyatları çok pahalı zaten. Son zamanlarda ise artan kira fiyatlarından dolayı çok zorlandım. Aldığımız burs 2 bin lira. Öğrenciyi 2 bin liraya mahrum bırakanlara mutlaka bir ses çıkarılması gerekiyor. Yani 2 bin lira kimseye yetecek bir şey değil. Zaten çok zor bir süreç yaşıyoruz ülke olarak. Başta öğrenciler ve emekliler olarak herkes çok zorlanıyor. Biz yine bir şekilde bitireceğiz ama bizden sonraki nesil süreç böyle ilerlerse çok daha zorlanacak” diye konuştu.
“ŞU ŞARTLARDA DIŞARIYA ÇIKMAKTA ZORLANIYORUZ”
Öğrencilerin aldıkları bursun kira masraflarına dahi yetmediğini söyleyen bir diğer üniversite öğrencisi ise “Şu an dışarıda yaşam gerçekten çok zor. Aldığımız burs kiramıza dahi yetmiyor. Devlet büyüklerimizden yardım bekliyoruz. Şu şartlarda dışarıya çıkmakta açıkçası zorlanıyoruz. Bir yere gittiğiniz zaman, bir şey içmek istediğimiz zaman cebimizde para yok, dışarı çıkamıyoruz. Şu an bir kere dışarıya çıkmamız demek bin liradan başlıyor. Zaten bizim aldığımız burs ne kadar? Bu konuda gerçekten isyandayız. Bizim burslarımızda da bir düzenleme yapılsın” ifadelerini kullandı.
]]>MUSTAFA USTA
Yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il olan Sinop’ta yaşayan emekli vatandaş Doğan Özdemir, “Benim şu anda aldığım emekli maaşı Sinop’u bırakın bir ilçede geçinmeme bile yetecek kadar değil. Hele ev kirası ödersem, ancak ev kirasına yeteceği için yaşamamam lazım. Eskiden emekli olanlar çoluk çocuğunu okutup, onları mezun olana kadar beslerken şimdi emekli olanlar çoluk çocuğunun sadakasıyla geçinir hale geldi” dedi. Emekli vatandaş Serdar Alay ise “Emekli maaşından memnun olmak mümkün mü? Çoluğumuza çocuğumuza harçlık veremiyoruz” diye konuştu.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından gerçekleştirilen “Türkiye Yaşlı Profili Araştırması”na göre, yaşlı nüfus oranının en yüksek olduğu il, 2023 yılında yüzde 20 ile Sinop oldu. Sinop’ta yaşayan emekli vatandaşlar, ekonomik olarak mutlu olmadıklarını emekli maaşlarının yetersiz kaldığını ifade ettiler.
“EMEKLİ ÇOLUK ÇOCUĞUNUN SADAKASIYLA GEÇİNİR HALE GELDİ”
Doğan Özdemir, şunları söyledi:
“Genel anlamda söylersek hiçbir emeklinin maaşından memnun olması mümkün değil çünkü, hayat son 3 – 4 senedir yüzde 100 katlayarak pahalanıyor. Bu pahalılık içerisinde çalışan ya da emeklilerin aldığı maaş ise bunu karşılamayacak derecede en fazla yarısı kadar zamlanıyor. Dolayısıyla yüzde 50 açık var. 4 senede yüzde 200 kadar yani maaşın 2 katı kadar bir açık oluyor. Bundan dolayı da emeklinin aldığı maaştan normal koşullarda memnun olması mümkün değil. Eğer memnunum diyen varsa, bunların büyük ihtimalle ya siyasi olarak konuşamadığını söyleyebilirim ya da dışarıdan başka gelirleri vardır emekli maaşına zaten ihtiyacı yoktur. Kendimden örnek verecek olursam, ben yüksek lisans mezunu, iyi maaş alan bir branştan emekliyim. Benim şu anda aldığım emekli maaşı Sinop’u bırakın bir ilçede geçinmeme bile yetecek kadar değil. Hele ev kirası ödersem, ancak ev kirasına yeteceği için yaşamamam lazım. Eskiden emekli olanlar çoluk çocuğunu okutup, onları mezun olana kadar beslerken şimdi emekli olanlar çoluk çocuğunun sadakasıyla geçinir hale geldi.”
“EMEKLİNİN HAKKI ÇOK YENDİ”
Serdar Alay, “Emekli maaşından memnun olmak mümkün mü? Çoluğumuza çocuğumuza harçlık veremiyoruz. 10 bin lirayla geçinecek bir milletvekili adayı ya da belediye başkanı adayı zor. Bu devirde gerçekten zor ama biliyorum bu emekli bu seçimde gereken cevabı verecek gibi geliyor bana. Emeklinin hakkı çok yendi. 10 bin lirayla geçinmek çok zor” dedi.
Salih Ersoy ise “Yetmiyor. Masrafımız çok oluyor. Köyde oturuyorum ama hayvanların yem parası da var. Kendime de yiyecek içecek lazım mecbur. Nefes darlığım var, kalp yetersizliğim, astım, bronşitim var. Bu aralar hastanelerde sürünüyorum” diye konuştu.
Selamattin Atabek de “Kesinlikle emekli maaşından memnun değilim. Yeterli değil, her şey ateş pahası. Ne markete gidebiliyorsun, ne de bir şey alabiliyorsun. Her şey ateş pahası. Kiralar berbat. 15 bin liradan aşağı kira yok. Ben kira vermiyorum ama zor geçiniyorum. Torunlara harçlık veremiyorum” dedi.
]]>Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanı Mansur Yavaş, rakibi Turgut Altınok’un “Londra’daki kızına kurduğu şirketi açıklasın” sözlerine yanıt verdi, kızı iş bulamadığı için eşiyle Ankara Anlaşması kapsamında Londra’ya gittiklerini anlattı. Kızının 6 yıldır kirada oturduğunu belirten Yavaş, “Şimdiye kadar ödediği kira bin 500 sterlindi. Bin 777 sterline 32 yıl sürecek şekilde kredi çekip krediyle ev aldı. 32 yıl alnının terini yiyor, eşiyle beraber çalışıyor, emeğinin hakkını alıyor” dedi.
ABB Başkanı ve CHP Başkan Adayı Mansur Yavaş, Kalecik Belediye Başkan Adayı Satılmış Karakoç ile Kalecik’te İftar Programı’na katıldı. Yavaş burada rakibi Turgut Altınok’un “Londra’daki kızına kurduğu şirketi açıklasın” sözlerine tepki gösterdi. Yavaş şunları söyledi:
“ZENGİN VE FAKİR ARASINDAKİ AYRIM İSRAF VE YOLSUZLUK ORTADAN KALKMADAN BİTMEZ”
“‘Bana yarın soracaklar. Sen 10 yıl Ankara’da Allah ömür verdiyse tabii 10 yıl belediye başkanlığı yaptın ne eser bıraktın derlerse bakın eserimi size anlatacağım. Ben dört binin üzerindeki ihaleyi canlı yayınladım. Hesap verdim, şeffaf davrandım ki Ankara’da okuyan 400 bin öğrencinin 250-300 bini dışarıdan gelme. Onlar kendi şehirlerine gittikleri zaman kendi beldelerine gittikleri zaman oradaki belediye başkanına sorsun istiyorum. ‘Ankara’da büyükşehir belediyesi başkanı açık ihaleler yapıyor. Canlı yayınlarda yayınlıyor siz niye yapmıyorsunuz’ diye sorsun. Siz niye hesap vermiyorsunuz diye sorsun ve inşallah Mansur Yavaş belediyeciliği bütün ülkeye bu şekilde yayılsın. Benim eserim bu olsun ki artık toplumda yaşanan zengin fakir arasındaki bu ayrım israf ve yolsuzluk kalkmadıktan sonra bitmez. Yeter artık. Geçende söyledim. Çalıyor ama çalışıyor. Bal tutan parmağını yalar. Ben Beypazarı Belediye Başkanı’yken Ankara’ya geldiğimde, taksiye bindiğimde artık belediye başkanıyım demeye utanıyordum bu zihniyetten dolayı. Allah’a çok şükür 10 yıl Beypazarı’nda belediye başkanlığı yaptım. Ne bir soruşturma geçirdim ne şaibe oldu ortada. Web sayfasında tek bir kelime bir şey çıkmadı. Yine Ankara’da beş yılımız bitti. Allah’a çok şükür hiçbir bürokratım savcılığa gitmedi. En önemli şey, en önemli hizmet budur. ve kamu yöneticilerinin maaşını halktan aldığını bilirim. Paramız, maaşımız sizden çıkar. Belediye personelimizin maaşı da sizden çıkar. Kalecik’e yapılacak yatırımın da parası sizden çıkar. O zaman belediye başkanları, kamu yöneticileri hesap vermelidir.
“RAKİBİM MAL VARLIĞINI EKSİK AÇIKLADI. O KADAR DAİRENİN KİRA GELİRİ DE GÖRÜNMÜYOR BEŞ KURUŞ VERGİ DE VERMEMİŞ”
Ben 2009 yılında aday oldum mal beyanımı açıkladım. 2014’te aday oldum mal beyanımı açıkladım. 2019’da aday oldum mal beyanımı açıkladım seçilmeden önce. Şimdi yine 2019 ile 2023’ü yan yana koymak suretiyle mal beyanımı açıkladım. Neden açıkladım? Bütün kamu yöneticileri artık bu şekilde davranmadıkça biraz önce söylediğim olay ortaya çıkmıyor. İnsanlar kamu yöneticilerini siyaseti siyasetten zenginleşen insanlar olarak görüyor. Bu bizim zorumuza gidiyor. Herkes açıklasın diye. Noktası noktasını açıkladık. Rakibim açıklamadı uzun süre sonra açıkladı. Eksik açıkladı. Antalya’da bir şeyler çıktı, değil dedi. Gazeteci götürdü, tapusunu televizyondan dün gösterdi. Ziynet eşyası hiç yok. Zannedersin ki üç beş ton altını var da saklıyor. Çıkart neyin varsa. Ziynetini açıkla, dövizin varsa da açıkla. Bankada da hesap yok. O kadar dairenin kira geliri de görünmüyor ki beş kuruş vergi de vermemiş. Nasıl bir anlayış böyle? ve öğreniyoruz ki o kadar mal göz olmuşlar ki kız kardeşinden aldığı vekaleti kötüye kullanarak, babasından kız kardeşine gelen malları da üstüne geçirmiş ve onun mahkemesini görüyorlar. Bu nedir Allah aşkına?
“KIZIM 32 YIL SÜRECEK KREDİ ÇEKİP EV ALDI. 32 YIL ALNININ TERİNİ YİYOR EMEĞİNİN HAKKINI ALIYOR”
Ve bu tartışma olumlu bir tartışmadır. Televizyonda konuşuyorlardı, bu öyle bir olay oldu ki dediler. Çok malı olup zengin olan birileri bundan sonra bir yere aday olurken yarın benim de mal beyanımı birileri ister diye çekinecek belki de ya da kendine güveniyorsa açıklayacak. Dolayısıyla siyaseti bir temizlik gelecek diye bugün televizyonlarda bunun yorumunu yapıyorlardı. İnşallah da öyle olsun. Ben 2014 seçiminden sonra mesleğimi yapmaya devam ettim. ve benim kızım 2014’te evlendi. Daha sonra doğum yaptıktan sonra bir yıl müddetle iş aradık. Mansur Yavaş ya babası, nereye gittiyse kapılar kapandı. ve çocuk şöyle bir karar verdi eşiyle beraber ‘baba ben yurt dışına gideceğim’… Yurt dışından sizin çalışmanız için ya bir firmanın davet etmesi lazım ya da internet üzerinden 10 sterlin gibi bir para yatırarak şirket kuruyorsunuz, İngiltere diyor ki burada çalışacak insanlar istihdam yaratıp vergi verecekse gelsin yoksa gelemez diyor. Bunun adı Ankara Anlaşması. Bu anlaşmayla gitti. Altı yıldır kirada oturuyor. Ben belediye başkanı olduktan sonra kredi çektim. Her şeyim açık. Bunu da mal beyanımda yayınladım ve oraya bir miktar para gönderdim. O da gitti. Biliyorsunuz yurt dışında İngiltere’de Mortgage diye bir sistem var. Şimdiye kadar ödediği kira bin 500 sterlindi. Bin 777 sterline 32 yıl sürecek şekilde kredi çekip krediyle ev aldı. 32 yıl alnının terini yiyor, eşiyle beraber çalışıyor, emeğinin hakkını alıyor. ve gidiyorlar, kiraya durduğu evin de fotoğraflarını internette yayınlıyorlar. O yetmiyor, Mansur Yavaş’ın kızı İngiliz vatandaşı olmuş diye yalanlara sığındılar. Niye böyle yapıyorlar? Kendi açıkları ortaya çıkmasın diye.
“SAYIN ALTINOK’UN İKİ KIZI DA KPSS SINAVINA GİRMEDEN İSTİNAİ KADROYLA MEMUR YAPILMIŞ”
Dün Elmadağ’da sordum. Sayın Altınok’un iki kızı da KPSS sınavına girmeden istisnai kadroyla memur yapılmış. Bu kadar servet var ihtiyacınız mı var? KPSS’siz işe giriyorsun. Peki şu Kalecik’teki işsizler bir elini kaldırsın bir bakayım. Bunlar fasulye sırığı mı? Bunlar niye giremiyor işe? Bunların ihtiyacı daha çok değil mi? Bu kul hakkı değil mi? Keçiören Belediye Başkanı olmasaydınız onları işe sokamazdınız. Ben diyorum ki malınızdaki şaibeyi falan bilmem öyle bir iddiam yok. Ama siz bu hakkı ödeyemezsiniz bu gençlere. Bu daha berbat bir konudur. Torpille mülakatsız, sınavsız işe sokmak kendi çocuklarını, daha beter daha ayıp bir husustur.”
]]>İstanbul’un Maltepe ilçesinde kurulan bir semt pazarında yurttaşlar ANKA Muhabirine sıkıntılarını anlattı. Emekli bir öğretmen, “Ölüme terk edilmiş durumdayız. Nüfus azalsın diye galiba emeklileri görmek istemiyorlar” derken, bir başka yurttaş “Kendileri saraylarda oturuyorlar. Hiç arkayı görmüyorlar. Bu insanlar ne yapıyor, ne yiyor, ne içiyor; kendileri gelip görse” sözleriyle iktidar yöneticilerini pazara davet etti. 55 yaşındaki Gönül isimli yurttaş ise, engelli kardeşine baktığını anlatarak çaresizliğinden dert yandı. Yurttaş, “Nereye kadar dileneceğiz? Benim babadan aldığım yetim maaşı 3 bin lira. Zihinsel engellimin aldığı maaş, 2 bin 800 lira. Engellime mi, kendime mi zarar vereyim; çıkayım bir binanın üstüne, atayım mı kendimi aşağı? İkinci el eşya satıp evimi geçindirmeye çalışıyorum. Akşam şuradan tezgahtan hiçbir şey alıp gidemiyorum. Marketlerin çöpe attıklarını, buruşmuşlarını, onları ben toplayıp, evime götürüp onları yiyorum. Diyorum ki, şuna şu fiyatı verirsem ben kiramı ödeyemeyeceğim. Çöptekileri topluyorum. Onlarla idare ediyorum. Evim kira. Ödeyemiyorum” diye isyan etti.
İktidarın ekonomi politikasında sıkılaştırma ısrarı faiz kararlarına yansırken yurttaşın cebi de her geçen gün olumsuz etkilenmeye devam ediyor. Alım gücü, yüksek enflasyon karşısında erirken Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önceki gün Isparta’da düzenlenen mitingde, “Genel ekonomik göstergelerimiz gayet iyi” dedi. İstanbul’un Maltepe ilçesinde bulunan Küçükyalı semt pazarındaki yurttaşlar da sorunlarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“HAYAT BERBAT, NEFES ALAMIYORUZ”
Evinde 57 yaşında kardeşi olan engelliye baktığını söyleyen 55 yaşındaki Gönül isimli yurttaş, şöyle seslendi:
“Hayat berbat. Nefes alamıyoruz. Engellim var. Zihinsel engelli ve şu an lösemi oldu. İlaçlarının yarısı raporlu, yarısını parayla alıyorum. Esnaf, engellime don, atlet verdi. Onları götürüyorum engelli hastama. Evime götürecek ekmeğim, yemeğim yok. Geçen AK Parti’ye gittim. Yalvardım, yakardım. Sağ olsunlar, bana biraz para çıkardılar. Allah razı olsun gene. Geri çevirmediler engellimden dolayı. Sağ olsun belediyelerimiz gene yardımcı olmaya çalışıyorlar elinden geldiği kadar ama nereye kadar dileneceğiz? Daha nereye kadar isteyeceğiz? Benim babadan aldığım maaş 3 bin lira. Yetim maaşı alıyorum. Engellimin aldığı maaş, zihinsel engelli, 2 bin 800 lira. Bir de kanser hastası bu. Hadi gelin, yaşayın bu ülkede. Hani şu ülkeye canlı bomba koyuyorlar ya, hiç gerek yok. Bizler birer canlı bombayız, biz patlayacağız. Patlarken de çevremize zarar vereceğiz. Yani artık başımızdaki Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan, kimse gelip bizi dinlesinler, duysunlar artık, yeter. Mülteciler kira ödemiyor. Hastanede bedavalar ama bize gelince kuyrukta ölüyoruz. Allah aşkına duysunlar sesimizi. Ben buradan sesleniyorum. İki tane kızım var. İkisi de beni terk etti gitti. Ben kirada oturuyorum ve kiramı ödeyemiyorum. Ben nasıl geçineyim? Şimdi engellime mi zarar vereyim, kendime mi zarar vereyim, çıkayım bir binanın üstüne atayım mı kendimi aşağı? Sorunlar bitecek mi, devlet için bitecek. Bir tane konuşan gitti diyecek, oh şükür. Geride bıraktıklarımız ne olacak? Ben kendimi öldürürsem engellim ne yapacak, nasıl yaşayacak? Duyurun sesimizi Allah aşkına.”
“EVİM KİRA, ÖDEYEMİYORUM”
Erdoğan’ın ekonomik göstergelerin iyi olduğu açıklamasına ise yurttaş, “Ha ha çok iyi. O yüzden yaşayamıyoruz, çok iyi. Ben pazarcıyım. İkinci el eşya satıp evimi geçindirmeye çalışıyorum. Akşam şuradan tezgahtan hiçbir şey alıp gidemiyorum. Marketlerin çöpe attıklarını, buruşmuşlarını, onları ben toplayıp, evime götürüp onları yiyorum. Alamıyorum. Çünkü diyorum ki, şuna şu fiyatı verirsem ben kiramı ödeyemeyeceğim. O yüzden ben bunu alıp evime götüremiyorum. Çöptekileri topluyorum. Onlarla idare ediyorum. Evim kira. Ödeyemiyorum işte. Allah ev sahibine gökten yağdırıp yerden toplatsın. Adam beni idare ediyor ama kimi ev sahipleri de var, kapının önüne atıyor eşyalarını insanların. Yani. Ne diyeyim, diyecek bir şeyimiz yok. Artık patlamaya hazır birer bomba biz olduk” tepkisini gösterdi.
“EMİNE HANIM TABLDOTLARI KENDİ KÜÇÜLTSÜN, NASIL KÜÇÜLTÜYORSA”
Bir emekli de “Pazarı gelsin de bir görsünler, öyle köşkte oturmayla olmaz. Emekliyim ben. Kocamdan emekliyim. 8 bin lira para alıyorum. Neye yeterse Erdoğan gelsin de görsün burayı. Eşimden aldığım için bizden kesiliyor. 10 bin lirayı da vermediler. Çocuklarım yardım ediyor. Yoksa geçinilir mi? Evim de kira değildi, dönüşüme gitti. Şimdi kiraya çıktım. Devlet ne verecek, bilmiyorum. Daha onu da almadık. Öbür eve geçtim ama 20 bin lira. Oğlum ödüyor. Ben nasıl ödeyeceğim? Fiyatlar bedava, bedava… Gelsin Erdoğan, alışveriş etsin de görsün pazarı. Emine Hanım öyle ‘Tabldotları düşürün’ demesi kolay öyle. Kendi küçültsün bakalım, nasıl küçülüyorsa. Sarayda oturmakla bu iş olmaz öyle. Çok iyi… Millet keyfinden oynuyor. Duysun bunları da azıcık utanırlar belki” diye dert yandı.
“YARDIM EDERKEN ALIR HALE GELDİK”
Bir kişi de eskiden alım güçlerinin yüksek olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle sürdürdü:
“Şimdi alım gücü diye bir şey kalmadı. Bitirdiler. Gençlerin umudunu, her şeyini çaldılar. Mahvolduk yani. Esnaf, esnaflığını yapamıyor; çiftçiler, tarım yapamıyor. Nedir yani, ne oluyoruz böyle? Hiç ummadığımız ülkelere döndük. Zaten mülteci dolu her taraf. Mülteciler bizlerden, emeklilerden iyi geçiniyor. Emekliler sürünüyor. Yardım ederdik, yardım alır hale geldik. Bu kadar basit. Tabii ona iyi. Her şey çok güzel. Sarayda yaşayınca her şey güzel ama bize değil. Bizim aldığımız maaşla bir ay geçinsin bakalım. Nasıl oluyor? Kirasını verebilecek mi, etini alabilecek mi? Et olmuş 400-500 lira. O kadar doluyuz ki hepimiz. Konuşacak artık o kadar çok şey var ki dilimiz varmıyor. Sinirden konuşamıyorum. Pazarda alışverişe çıkıyoruz, eskiden 100 lirayla sepeti doldururduk. Şimdi bir maydanoz olmuş 10 lira. Maydanoz ot yani. Hayvanlara verilen şeyleri millet, insanlar artık böyle çöplerin aralarından toplayarak alıyorlar. Ne diyeyim yani? Berbat. Ülkenin değişmesi lazım. Değişmesi de hemen olmayacak. Uzun yıllar alacak. Ne bileyim, eskiden dolar düşüktü, Türk lirasıyla aynı paraydı ama şimdi benzin diyorsanız 45 lira. Dolar öyle. Nasıl geçinecek bu insanlar?”
“BAŞTAKİLER UTANSIN”
Emekli bir yurttaş ise “Emekliler aç. Asgari ücretliler aç. Kirasını ödeyemeyenler var. Şu pazarı saat 17.00’den sonra gelin de görün bakalım. Bütün artık malları aşağıdan toplayanlar, yiyenler, yazık günah değil mi? Bizim Türkiye Cumhuriyeti bu vaziyete mi gelecekti? Utansınlar, o baştakiler utansın” derken ekonominin iyi olduğu söylemlerine de “Kendi kendine itiraf ediyor. Yazık günah. Haram zıkkım olsun. Bütün millet haram ediyor. Başka diyeceğim hiçbir şey yok” diye isyan etti.
“ORUCUM, KARA KARA NE YAPACAĞIMI DÜŞÜNÜYORUM”
Başka bir emekli de fiyatların yanından bakıp bakıp geçtiğini, almakta zorlandığını anlatarak şunları söyledi:
“Domates, salatalık, onun yanında limon, bir de peynir alacaktım. Zeytin bile almadan dönüp gidiyorum işte. 350 lirayla çıktım. Üç parça şey almadan dönüp eve gidiyorum. Allah’tan dolaba koymuştuk yazın. Onlarla idare etmeye çalışıyoruz. Emekliyiz. Ben eşimi kaybettim. Benim aylık da zaten yarıdan fazlası aşağıya düştü. Olduğu kadar geçinmeye çalışacağım artık. Ne yapayım? Tek başımayım. Vallahi bilmiyorum, nereye kadar? Nereye kadar giderse gidecek bu iş. Ayvayı unuttuk. Elma, ben bu kış hiç almadım. 4 tane elma 30 lira. Allah’tan torun getirmişti benim Amasya’dan. Onları soyduk, temizledik. Dolaba koydum. Onlarla idare ediyorum. Eti bir aydır almadık, 450-500 lira. Ben şimdi kızlarla beraber oturuyorum. Onlarla beraber bir kilo kıyma, bir defa köftelik. Almadık. Tavuk alıyoruz, o bile pahalı. Bugün tavuk aldım 4 tane, 90 lira verdim. Almadan da olmuyor. Aç da gezemiyoruz ki. Orucum ben. Ben şimdi eve gideceğim, ne yapacağımı kara kara düşünüyorum.”
“FİYATLARA BAKIP GEÇİYORUZ SADECE”
Öğretmen emeklisi bir kişi de süründüklerini dile getirdi. Yurttaş, “Fiyatlara bakıp geçiyoruz sadece. Alma gücü yok. Birini alsan ikinciyi alamıyorsun. Kiralar, maaşımız kadar emekli olunca. Allah yardım etsin. Bizi gören yok, duyan yok. Kredi kartı borç… Sebze alacaktım, hiçbir şey almadım. Henüz fiyatlara bakınıyorum, acaba uygun bir şey var mıdır diye. Maalesef. Salatalığın kilosu 50 lira, düşünebiliyor musunuz? Maydanoz 10 lira. Maalesef sürekli değişiyor. Fırsat güdenler de var tabii ama onlar da kendince haklı. Alamıyoruz” diye derdini anlatırken başka bir kişi de bu sırada elindeki poşeti göstererek “Şu kadar zeytin 100 lira. Nasıl geçineceğiz? Ne olacak böyle?” diye sordu.
“SARAYLARDA OTURUP ARKAYI GÖRMÜYORLAR”
Erdoğan’ın ekonomik göstergelerin iyi olduğu söylemine ilişkin emekli, “Asla katılmıyorum. O kendisi görmüyor Sarayda oturduğu için beyefendi. Nereden haberi olsun? Yanımıza gelse, görse bizimle bire bir, bizimle paylaşsa sorunlarımızı, eminim ki fark edecektir ama kendisine de iletilmiyor doğrular. O yüzden farkında değil tabii ki. Tok, açın halini anlamaz. Sürünüyor bütün insanlar. Fiyat bakıyor” dedi. Zeytin poşetini gösteren başka bir yurttaş da “Ben oruçluyum. Çok şey alacaktım ama gücüm yetmediği için hiçbir şey alamadım. Her gün bir şey değişiyor. Ne yiyeceğimizi, ne alacağımızı bilmiyoruz. Oruç tutuyoruz ama akşam iftara ne yapacağımızı bilmiyoruz. Her şeyi almış başını gidiyor. Hiçbir şey yok içinde. Bir kıvırcık var içinde. Bir kilo da pırasa var. Şu zeytini aldım. 300 lira hepsi. 400 lira ayırmıştım ama 300 lira bunlara verdim, başka da bir şey kalmadı. Hiçbir şey alamadım. Bir kıvırcık, bir kilo pırasa aldım. Mantar, domates, salata, biber alacaktım. Biberin kilosu 100 lira. Dokunamıyoruz ki hiçbir şeye. Hiçbir şey alamıyoruz. Alım gücü tamamıyla bitti. Kendileri saraylarda oturuyorlar. Hiç arkayı görmüyorlar. Bu insanlar ne yapıyor, ne yiyor, ne içiyor; kendileri gelip görse” dedi.
“ÖLÜME TERK EDİLMİŞ DURUMDAYIZ”
Yine diğer kişi de bu sırada, “Ben emekli öğretmenim. 28 yıl çalıştım. 15 bin lira kira ödüyorum. Nasıl geçineceğim? Elektrik, su, doğal gaz; dileneyim mi ya? Üstelik de çok ciddi rahatsızlığım var. Raporlu ilaçların parası 300 lira tutuyor. Kanser hastasıyım. Eşim öyle, aynı hastalıktan. Yani bu nedir? Bu sürünmek. Ölüme terk edilmiş durumdayız. Nüfus azalsın diye galiba emeklileri görmek istemiyorlar. Buna karar verdim artık. Başka yapacak hiçbir şey yok” diye dertlerini anlattı.
]]>“Allah bana 7 tane evlat bağışladı. Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum”
Rutubetlenen evden çıkmak isteyen aile, 7 çocuğu olduğu için ev sahiplerinin evlerini kiraya vermediğini söyledi
“Binalarda biz hep hor görüldük”
7 kardeşli ailede büyüyüp maddi imkansızlıklardan dolayı okuyamayan anne, 7 çocuğundan 6’sını zor şartlar altında okutuyor
ANTALYA – Antalya’da geçtiğimiz ay yaşanan sel sonrası tek katlı gecekonduları su basan 1’i ağır engelli 7 çocuklu aile, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamakta güçlük çekiyor. Maddi durumları iyi olmayan aile, bütçelerini aşmayan evlere yöneldiklerinde ev sahiplerinin 7 çocuk olduğu için ev vermediğini söyledi. 7 kardeş büyüyüp okuma yazması bulunmayan 7 çocuk sahibi anne ise zor şartlarda evlatlarının hepsini okutmak için büyük çaba sarf ediyor.
Kepez ilçesi Kuzeyyaka Mahallesi’nde yaşayan ve 1’i ağır engelli 7 çocuk sahibi Murat – Sıdıka Urun çiftinin kaldıkları tek katlı müstakil evi, geçtiğimiz ay yaşanan sel felaketi sonrası su bastı. Tüm eşyaları sular altında kalan çift, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamaya devam etti. Baba Urun işten çıkartıldığı için aile bütçesine destek sağlayamazken, 3 bin lira kira ödedikleri evde, engelli çocuklarına bağlanan maaş, bakım ücreti ve sosyal yardım ile birlikte aile ayda yaklaşık 11 bin lira maaşla geçinmeye ve çocuklarını okutmaya çalışıyor.
Okuma yazma bilmeyen annenin çabası
7 kardeşli bir evde büyüyen ve ailesi okutmadığı için okuryazarlığı bulunmayan anne Sıdıka Urun ise, 3,5 yaşındaki kızı hariç okuyan 6 çocuğunu her gün okula götürüyor, çıkışlarında da alıyor. Çocuklarının derslerini de takip eden anne, onların daha iyi şartlarda eğitim alabilmesini istiyor.
“Binalarda biz hep hor görüldük”
Ev sorunu yaşadıklarını belirten Murat Urun, etkili yağış sonrası evlerinin su bastığını ve zarar gördüğü anlattı. Evin rutubetle dolduğunu aktaran Urun, “Başımızı sokacak yeni bir ev arıyoruz. 7 çocuk olunca, ‘3 tane olursa alırız’ diyorlar. Öyle şeyler duyduk ki, çok üzücü. Halde çalışıyordum ama işsiz kaldım. Halen iş arıyorum. Bu yoklukla 6 çocuğumuzu okutmaya çalışıyoruz. 3 bin lira kira ödüyorum, 1 ay sonra o kira zam yaparsa 5 bin de olabilir. Ağır engelli kızım var, onun maaşı olmasa daha çok sıkıntı yaşarız. Ayda 10-11 bin civarında elimize para geçiyor. Ailemiz ara sıra gönderiyor ama yetmiyor. Çünkü 6 öğrenciyi okutmak kolay değil. Başımızı sokacak bir ev istiyoruz. 6-7 bin lira kirada bir ev bulabilirsek çok iyi olur, çünkü Antalya’da kiralık çok yüksek. Müstakil olması daha iyi çünkü binalarda biz hep hor görüldük” dedi.
Günlük ekmek tüketimlerinin 20’ye yakın olduğunu da sözlerine ekleyen baba, “Ekmek 7,5 lira ve günde 20 ekmek tüketiliyor. Ayda sadece 4 bin 500 TL ekmeğe gidiyor. Allah razı olsun devletimizden ama yetmiyor. Bakması kolay değil” diye konuştu.
“Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum”
Çocuklarının eğitimini almaları için çaba sarf ettiklerini dile getiren anne Sıdıka Urun ise, şunları söyledi:
“Benim içimde hep okuma sevgisi ve azmi vardı. 7 kardeşten biriydim ama ailem maddi imkansızlıktan dolayı beni okutamadı. Allah bana 7 tane evlat bağışladı. Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum. Onlara güzel bir eğitim ve gelecek hazırlamak istiyorum. Devletimizi Allah başımızdan eksik etmesin. Onların eğitimi önceliğim. Kıyafet ve gıda derdi oluyor. Bunlarla başa çıkmaya çalışıyoruz ama nereye kadar çıkacağız bilmiyoruz. Bu evden başka eve geçmek istedik ama çoğu yerde ilk sordukları soru ‘kaç çocuğunuz var?’ 7 tane olduğunu söyleyince kaçıyorlar. Burası gecekondu olduğu halde 3 bin lira ödüyoruz. Selde olunca direk sular eve girdi ve odaların çoğu kullanılamaz hale geldi. Başımızı sokacak bir ev bulmakta bizlere yardımcı olursanız, bu dünyada ve öteki dünyada sizin duacınız oluruz.
]]>Kepez ilçesi Kuzeyyaka Mahallesi’nde yaşayan ve 1’i ağır engelli 7 çocuk sahibi Murat (42) – Sıdıka Urun (36) çiftinin kaldıkları tek katlı müstakil evi, geçtiğimiz ay yaşanan sel felaketi sonrası su bastı. Tüm eşyaları sular altında kalan çift, zarar gören ve rutubetlenen evde yaşamaya devam etti. Baba Urun işten çıkartıldığı için aile bütçesine destek sağlayamazken, 3 bin lira kira ödedikleri evde, engelli çocuklarına bağlanan maaş, bakım ücreti ve sosyal yardım ile birlikte aile ayda yaklaşık 11 bin lira maaşla geçinmeye ve çocuklarını okutmaya çalışıyor.
Okuma yazma bilmeyen annenin çabası
7 kardeşli bir evde büyüyen ve ailesi okutmadığı için okuryazarlığı bulunmayan anne Sıdıka Urun ise, 3,5 yaşındaki kızı hariç okuyan 6 çocuğunu her gün okula götürüyor, çıkışlarında da alıyor. Çocuklarının derslerini de takip eden anne, onların daha iyi şartlarda eğitim alabilmesini istiyor.
“Binalarda biz hep hor görüldük”
Ev sorunu yaşadıklarını belirten Murat Urun, etkili yağış sonrası evlerinin su bastığını ve zarar gördüğü anlattı. Evin rutubetle dolduğunu aktaran Urun, “Başımızı sokacak yeni bir ev arıyoruz. 7 çocuk olunca, ‘3 tane olursa alırız’ diyorlar. Öyle şeyler duyduk ki, çok üzücü. Halde çalışıyordum ama işsiz kaldım. Halen iş arıyorum. Bu yoklukla 6 çocuğumuzu okutmaya çalışıyoruz. 3 bin lira kira ödüyorum, 1 ay sonra o kira zam yaparsa 5 bin de olabilir. Ağır engelli kızım var, onun maaşı olmasa daha çok sıkıntı yaşarız. Ayda 10-11 bin civarında elimize para geçiyor. Ailemiz ara sıra gönderiyor ama yetmiyor. Çünkü 6 öğrenciyi okutmak kolay değil. Başımızı sokacak bir ev istiyoruz. 6-7 bin lira kirada bir ev bulabilirsek çok iyi olur, çünkü Antalya’da kiralık çok yüksek. Müstakil olması daha iyi çünkü binalarda biz hep hor görüldük” dedi.
Günlük ekmek tüketimlerinin 20’ye yakın olduğunu da sözlerine ekleyen baba, “Ekmek 7,5 lira ve günde 20 ekmek tüketiliyor. Ayda sadece 4 bin 500 TL ekmeğe gidiyor. Allah razı olsun devletimizden ama yetmiyor. Bakması kolay değil” diye konuştu.
“Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum”
Çocuklarının eğitimini almaları için çaba sarf ettiklerini dile getiren anne Sıdıka Urun ise, şunları söyledi:
“Benim içimde hep okuma sevgisi ve azmi vardı. 7 kardeşten biriydim ama ailem maddi imkansızlıktan dolayı beni okutamadı. Allah bana 7 tane evlat bağışladı. Kendi hayalimi onlarla yaşamak istiyorum. Onlara güzel bir eğitim ve gelecek hazırlamak istiyorum. Devletimizi Allah başımızdan eksik etmesin. Onların eğitimi önceliğim. Kıyafet ve gıda derdi oluyor. Bunlarla başa çıkmaya çalışıyoruz ama nereye kadar çıkacağız bilmiyoruz. Bu evden başka eve geçmek istedik ama çoğu yerde ilk sordukları soru ‘kaç çocuğunuz var?’ 7 tane olduğunu söyleyince kaçıyorlar. Burası gecekondu olduğu halde 3 bin lira ödüyoruz. Selde olunca direk sular eve girdi ve odaların çoğu kullanılamaz hale geldi. Başımızı sokacak bir ev bulmakta bizlere yardımcı olursanız, bu dünyada ve öteki dünyada sizin duacınız oluruz.” – ANTALYA
]]>AA muhabirinin Gelir İdaresi Başkanlığının (GİB) bilgilerinden yaptığı derlemeye göre, milyonlarca gayrimenkul sahibini yakından ilgilendiren kira beyanname verme süreci bugün başladı. Bu yıl GİB, “kira bildirim formu” ile kiracıları da sürece dahil etti. Kiracılar, eğer Dijital Vergi Dairesi’ne abonelerse kullanıcı bilgileri ve şifreleriyle sisteme giriş yaparak forma ulaşabiliyorlar, e-Devlet şifresi ile de gerekli bilgilere erişim sağlayabiliyorlar. Bu yöntemle mülk sahiplerinin beyan ettiği kira gelirleriyle kiracıların beyanlarını karşılaştırılması amaçlanıyor.
UYGULAMA NE İŞE YARAYACAK?
Uygulamayla düşük kira bedeli gösterenler, yanlış beyanda bulunanlar veya hiç beyanda bulunmayanlar ortaya çıkarılıyor. Ayrıca vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi planlanıyor
Kira beyannamesine ilişkin merak edilen 10 soruya 10 cevap şöyle:
Soru 1 : Kimlerin beyanname doldurma zorunluluğu bulunuyor?
2023’te konuttan yıllık 21 bin lira, iş yerinden 150 bin liranın üzerinde kira geliri elde eden gayrimenkul sahipleri gelir vergisi ödeyecek.
Soru 2 : Kira geliri elde eden mülk sahipleri ne zaman beyanname verebilecekler?
Beyannameler, 1 Mart-1 Nisan (31 Mart’ın hafta sonuna rastlaması nedeniyle) tarihleri arasında verilebilecek.
Soru 3 : Kira beyannamesi nasıl doldurulacak?
Mülk sahipleri, Gelir İdaresi Başkanlığının “gib.gov.tr” internet adresi üzerinden “hazır beyanname sistemini” doldurabilecekler, Dijital Vergi Dairesi’nden hazır beyana ulaşılabilecekler.
Soru 4 : Konut kira gelirlerinde istisna bedeli ne kadar oldu?
2023 yılı içerisinde yıllık 21 bin lira ve altında mesken kira geliri elde edenler gelir vergisi ödemeyecek. 2024 yılı için ise gelir vergisi istisnası 33 bin lira olarak açıkladı.
Soru 5 : İstisnadan kimler yararlanamayacak?
Ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar, yıllık 21 bin liranın üzerinde konut kira geliri elde edenler, ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 2023 için belirlenen 550 bin lirayı aşanlar, kira gelirini süresinde beyan etmeyen veya eksik beyan edenler istisnadan yararlanamayacaklar.
Soru 6 : Gurbetçilerin, Türkiye’de kiraya verdiği mülkler için beyanname vermeleri zorunlu mu?
Yurt dışında yaşayan vatandaşlar Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellef kapsamında vergilendiriliyor.
Soru 7 : Birden fazla kişinin meskene ortak olması durumunda beyanname nasıl verilecek?
Şahıslardan her birinin kendi hissesine karşılık gelen kira gelirini beyan etmesi gerekiyor.
Soru 8 : Beyanname verilmez ya da eksik beyan edilirse cezai işlem uygulanacak mı?
Elektronik ortamda verilmesi zorunlu olan beyannamelerin süresinde verilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilecek. Ayrıca verginin süresinde tahakkuk edilmemesi durumunda verginin bir katı vergi ziyaı cezası uygulanacak.
Soru 9 : Kira beyanıyla tahakkuk edilecek gelir vergisi nasıl ödenecek?
Dijital Vergi Dairesi’nden (dijital.gib.gov.tr) veya mobil uygulamadan 02.00-23.45 saatlerinde anlaşmalı bankaların banka kartı/kredi kartı, banka hesabından havale yoluyla, yabancı ülkede faaliyet gösteren bankalara ait kartlar ile vergi tahsiline yetkili bankalar ile vergi dairesi vezneleri aracılığıyla ve PTT şubelerinden ödenebiliyor.
Soru 10 : Ödemeler taksitlendirilebilecek mi?
Tahakkuk eden vergilerin birinci taksiti damga vergisiyle 1 Nisan’a, ikinci taksiti ise 31 Temmuz’a kadar ödenebilecek.
]]>Gelir İdaresi Başkanlığı’nın (GİB) bilgilerinden yapılan göre, kira beyanname verme süreci bugün başladı.
Kira geliri elde eden mülk sahipleri, bu yıl 1 Mart-1 Nisan tarihleri arasında beyannamelerini verilebilecekler.
Bu yıl 31 Mart’ın hafta sonuna rastlaması nedeniyle beyanname son veriliş tarihi 1 Nisan’a uzadı.
Kiracılardan alınan bilgelerle vergi gelirinin artırılması bekleniyor
Bu yıl GİB, “kira bildirim formu” ile kiracıları da sürece dahil etti.
Kiracılar, eğer Dijital Dairesi’ne abonelerse kullanıcı bilgileri ve şifreleriyle sisteme giriş yaparak forma ulaşabiliyorlar.
Kiracılar, ayrıca e-Devlet şifresi ile de gerekli bilgilere erişim sağlayabiliyorlar.
Bu yöntemle, mülk sahiplerinin beyan ettiği kira gelirleriyle kiracıların beyanlarını karşılaştırılması amaçlanıyor.
Uygulamayla; düşük kira bedeli gösterenler, yanlış beyanda bulunanlar veya hiç beyanda bulunmayanlar ortaya çıkarılıyor.
Ayrıca, yapılan beyanlara göre vergi kayıp ve kaçağının önlenmesi planlanıyor.
Mülk sahiplerinin vermesi gereken kira beyannamesine ilişkin merak edilen 10 soruya 10 cevap:
Soru 1: Kimlerin beyanname doldurma zorunluluğu bulunuyor?
2023’te konuttan yıllık 21 bin lira, iş yerinden 150 bin liranın üzerinde kira geliri elde eden gayrimenkul sahipleri gelir vergisi ödeyecek.
Soru 2: Kira geliri elde eden mülk sahipleri ne zaman beyanname verebilecekler?
Beyannameler, 1 Mart-1 Nisan (31 Mart’ın hafta sonuna rastlaması nedeniyle) tarihleri arasında verilebilecek.
Soru 3: Kira beyannamesi nasıl doldurulacak?
Mülk sahipleri, Gelir İdaresi Başkanlığı’nın “gib.gov.tr” internet adresi üzerinden “hazır beyanname sistemini” doldurabilecekler, Dijital Vergi Dairesi’nden hazır beyana ulaşılabilecekler.
Soru 4: Konut kira gelirlerinde istisna bedeli ne kadar oldu?
2023 yılı içerisinde yıllık 21 bin lira ve altında mesken kira geliri elde edenler, gelir vergisi ödemeyecek. 2024 yılı için ise gelir vergisi istisnası 33 bin lira olarak açıkladı.
Soru 5: İstisnadan kimler yararlanamayacak?
Ticari, zirai veya mesleki kazancını beyan etmek zorunda olanlar, yıllık 21 bin liranın üzerinde konut kira geliri elde edenler, ayrı ayrı veya birlikte elde ettiği ücret, menkul sermaye, gayrimenkul sermaye iradı ile diğer kazanç ve iratlarının gayri safi tutarları toplamı 2023 için belirlenen 550 bin lirayı aşanlar, kira gelirini süresinde beyan etmeyen veya eksik beyan edenler istisnadan yararlanamayacaklar.
Soru 6: Gurbetçilerin, Türkiye’de kiraya verdiği mülkler için beyanname vermeleri zorunlu mu?
Yurt dışında yaşayan vatandaşlar, Türkiye’de elde ettikleri kazanç ve iratları bakımından dar mükellef kapsamında vergilendiriliyor.
Soru 7: Birden fazla kişinin meskene ortak olması durumunda beyanname nasıl verilecek?
Şahıslardan her birinin kendi hissesine karşılık gelen kira gelirini beyan etmesi gerekiyor.
Soru 8: Beyanname verilmez ya da eksik beyan edilirse cezai işlem uygulanacak mı?
Elektronik ortamda verilmesi zorunlu olan beyannamelerin süresinde verilmemesi halinde özel usulsüzlük cezası kesilecek. Ayrıca verginin süresinde tahakkuk edilmemesi durumunda verginin bir katı vergi ziyaı cezası uygulanacak.
Soru 9: Kira beyanıyla tahakkuk edilecek gelir vergisi nasıl ödenecek?
Dijital Vergi Dairesi’nden (dijital.gib.gov.tr) veya mobil uygulamadan 02.00-23.45 saatlerinde anlaşmalı bankaların banka kartı/kredi kartı, banka hesabından havale yoluyla, yabancı ülkede faaliyet gösteren bankalara ait kartlar ile vergi tahsiline yetkili bankalar ile vergi dairesi vezneleri aracılığıyla ve PTT şubelerinden ödenebiliyor.
Soru 10: Ödemeler taksitlendirilebilecek mi?
Tahakkuk eden vergilerin birinci taksiti damga vergisiyle 1 Nisan’a, ikinci taksiti ise 31 Temmuz’a kadar ödenebilecek.
]]>MUSTAFA USTA
Sinoplu emlakçı Ahmet Atalay, “Hükümetin denetleme mekanizmasını çalıştırması lazım. Hükümet bir liste çıkartmalı; 3+1 daireler şu metrekare şu kadar lira, 2+1 daireler şu metrekare şu kadar lira, 1+1 daireler şu metrekare şu kadar lira deyip kiraları belirlemesi lazım. Bunun yanında asgari ücretin 3’te 1’i fiyatı değerinde olması lazım kiraların. Bugün 17 bin lira alan bir vatandaşın verdiği kira 15 bin lira. Bu adam nasıl geçinecek” dedi.
Sinop’ta emlakçılar, artan fiyatlar nedeniyle vatandaşların kiralık ve satılık ev bulmakta zorlandığını ifade etti. Ahmet Atalay, şunları söyledi:
“HÜKÜMETİN YANLIŞ POLİTİKASINDAN KAYNAKLANAN BİR OLAY”
“Hükümetin kiralık ve satılık ev fiyatlarını denetlemesi lazım. Zaten bu kiraların yükselmesi de hükümetin yanlış politikasından kaynaklanan bir olay. Ev sahiplerinde de biraz fırsatçılık var. Hep yükseltelim diye düşünüyorlar. Burada hükümetin yapacağı tek şey var. Hükümetin denetleme mekanizmasını çalıştırması lazım. Ben yıllardır emlakçılık yapıyorum, akıl vermek gibi olmasın öyle olması gerektiğini düşündüğüm için söylüyorum. Mesela hükümet bir liste çıkartmalı; 3+1 daireler şu metrekare şu kadar lira, 2+1 daireler şu metrekare şu kadar lira, 1+1 daireler şu metrekare şu kadar lira deyip kiraları belirlemesi lazım. Bunun yanında asgari ücretin 3’te 1’i fiyatı değerinde olması lazım kiraların. Bugün 17 bin lira alan bir vatandaşın verdiği kira 15 bin lira. Bu adam nasıl geçinecek? Bu adam nasıl çoluk çocuğu okutacak? Bunları düşünmek lazım.
Bunu biraz düşünüyoruz da, hükümetimiz bunu düşünmüyor mu? Ben bunu çok merak ediyorum. Bir asgari ücret alan bir insan ailesine nasıl bakacak? Bu mekanizmayı kurmaları lazım. Ev kiraları en fazla 6-7 bin lira olması lazım. Bu düzen kurulursa, bu sistem getirilirse bu şekilde insanlar nefes alır. Örnek veriyorum ben 11 bin lira emekli maaşı alıyorum, benim kiram 10 bin lira. Ben nasıl geçineceğim? Buna artık hükümetin el atması lazım. İnsanlar patlama noktasında. Her şeyi bıraksınlar, bu olayla ilgilensinler artık. Piyasa çok felaket durumda. Öğrenciler kiraların yüksekliğinden okulu dondurup memleketine geri dönüyor. Yazık değil mi bu insanlara? Bu vatandaşları biraz düşünmeleri gerekiyor diye düşünüyorum. Bu kira fiyatları çok fahiş rakamlar. O yüzden bunun düzenlenmesi lazım. Hükümetin rakam belirlemesi lazım. Bu fiyatların üzerine çıkanlarda hukuken cezalandırılması lazım.”
“HÜKÜMET BU KONUDA BENCE YETERSİZ KALIYOR”
Doğukan Evrimer ise şöyle konuştu:
“Hükümetin bunun için önlemlerini alması lazım. Bunun sebebi zaten kendi yaşadığımız memlekette Sinop’ta fazla rast gelmiyoruz ama İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de bu tip büyük şehirlerde kiracıların ne kadar mağdur olduğunu, hatta ve hatta şiddet eylemine doğru gittiğini görebiliyoruz. Hükümetin kesinlikle ve kesinlikle bunun için yasa tasarısı yapması lazım. Bu sadece sözde kalması gerekmiyor çünkü biliyorsunuz, bizim vatandaşlarımız sözde hiçbir şeye inanmıyor, yasayı göstermeniz gerekiyor. Şu anda ev ve ev sahiplerinin denetlendiğini düşünmüyorum. Hükümet bu konuda bence yetersiz kalıyor. Bunun sebebi de kafalarına göre hükümetin bir politikası var. Dükkanlarda ya da evlerde kira artışları yüzde 25 ya da yüzde 50 olarak iş yeri ve konuta göre değiştirilmişti ama bunun kesinlikle ve kesinlikle uygulandığını düşünmüyorum. Bunun gerekli ölçülerde de tedbir alındığını da hiç inanmıyorum. İnandırıcı gelmiyor çünkü görünen köy kılavuz istemiyor. Bunun için hükümetin varını yoğunu ortaya koyması lazım ki halkımız mağduriyete uğramasın.”
]]>
KEMAL ONUR ATALAY
Aksaray’da Yeni Sanay, Sitesinde esnaflık yapan vatandaş, “Dükkan kiraları almış başını gitmiş. Eski sanayiden niye kaçıp geldik buraya? Herkes dükkan sahibi olsun geleceğimiz ona göre şekillensin diye. Ben bir eleman yetiştirsem onu avutamam. Dükkan açmak için 300 bin lira para lazım bu adam zaten 1-0 yenik başlıyor bir anlamı yok” dedi. Bir başka esnaf ise, “Normalde lastik değişimi 650 lira ama biz o fiyatlara yapamıyoruz, 400 liraya yapıyoruz. Vatandaşı çok fazla zorlamak istemiyoruz. Daha siftahım yok öğlen olmuş. Sıkıntı çok bunun önüne kimse geçemiyor. Nasıl olacak bu sene bilmiyorum” diye konuştu.
CHP Aksaray Belediye Başkan Adayı Pelinsu Yıldırım Demir, Aksaray Yeni Sanayi Sitesi esnafını ziyaret ederek sorunlarını dinledi. Demir’in konuştuğu bir esnaf, “Değişim zamanı geldi, burası kira, kiralar 150 bini geçti. İşçilik kötü baca da çekmiyor, boya yaptık tutmadı, çatılarda akıntı var, kenarlardan su akıyor, bunlara yapılacak bir şey yok. Tamamen kümes şeklinde verdiler. Yöneticilerimizin her kesimi böyle bütün yöneticiler Aksaray’da halkla ilgilenmiyor, Bursa’dan geldim iki sene önce Aksaray’ı savunan kimse yok oturmuşlar koltuklarına” ifadelerini kullandı.
“ALTYAPIMIZ YOK, KİRA FİYATLARI YÜKSEK”
Sanayi esnafı vatandaş, şunları söyledi:
“İlk defa belediye seçiminde piyasanın durgun olduğunu görüyorum. Diğer seçimlerde anlarız ama burada da eksiklerimiz var, çevre düzenlemesi yok, sağlık ocağımız yok. Yapılan büyük bir camimiz var ama çırak eğitim merkezimiz yok. Eski sanayide kaldı, sanayi yapıldı. O kadar boş alan var ki bizim kültürel alanımız yok şu an, bir kültür merkezi yok. Dernek başkanı toplantı yapsa toplanacak bir yerimiz yok. Bir esnaf arkadaşımızın düğünü olsa bir şey yok, bir otel tarzı bir şey olsa buraya başka şehirden de müşteri geliyor, mesela arabayı bırakmak ister gezmek ister. Biz tebaayız şu anda. Halk olarak eskiden bir insan geldiği zaman yandaş değil de yapacaklarını sorardık tebaanın elinden tutacak. Tramvay eksiğimiz var, mesela gidiyoruz geliyoruz, yakıt konusu olsun bunlar maliyet. Dükkan kiraları almış başını gitmiş. Eski sanayiden niye kaçıp geldik buraya? Herkes dükkan sahibi olsun geleceğimiz ona göre şekillensin diye. Ben bir eleman yetiştirsem onu avutamam. Dükkan açmak için 300 bin lira para lazım bu adam zaten 1-0 yenik başlıyor bir anlamı yok. Hak etmeyen insanların dükkanı var ben iş yeri sahibiyim ama kira fiyatları yüksek. Altyapımız da yok şu an.”
“AKSARAY’I SAVUNAN KİMSE YOK, OTURMUŞLAR KOLTUKLARINA”
Başka bir sanayici esnaf ise, “Değişim zamanı geldi, burası kira, kiralar 150 bini geçti. İşçilik kötü baca da çekmiyor, boya yaptık tutmadı, çatılarda akıntı var, kenarlardan su akıyor, bunlara yapılacak bir şey yok. Tamamen kümes şeklinde verdiler. Yöneticilerimizin her kesimi böyle bütün yöneticiler Aksaray’da halkla ilgilenmiyor, Bursa’dan geldim iki sene önce Aksaray’ı savunan kimse yok oturmuşlar koltuklarına” ifadelerini kullandı.
“ÖĞLEN OLMUŞ DAHA SİFTAHIM YOK”
Bir başka esnaf ise şöyle konuştu:
“Bu sene kar bize yağdı. Kar yağmadığı için kimse kışlık lastik taktırmadı. Kira burası söylemeyeyim fiyatını, başım belaya girer. Ben burayı tuttuğumda yüksek tuttum. Herkes ‘yüksek tutmuşsun’ dedi. ‘Ucuza verin ucuza kiralayalım’ dedim. Mal sahipleri satarken 100 metrekareye 4 milyon istiyorlar. 200 bine mal ettiler. Bakımların çoğunu kendim yaptım kiracı olmama rağmen. Mal sahiplerine söyledim kimse umursamıyor. Gücümüzün yettiği kadar yapmaya çalışıyoruz. Normalde lastik değişimi 650 lira ama biz o fiyatlara yapamıyoruz, 400 liraya yapıyoruz. Vatandaşı çok fazla zorlamak istemiyoruz. Daha siftahım yok öğlen olmuş. Sıkıntı çok bunun önüne kimse geçemiyor. Nasıl olacak bu sene bilmiyorum. Ben de değişme tarafındayım artık bir şekilden sonra insanlara gına geldi. Normalde hava basmaya para almıyoruz ama bir tanesi gelse hava bassam 3-5 lira bir şey at diyeceğim siftah için. Halkın durumunu ben burada görüyorum. Adamlar sıfır lastik alamıyor, ikinci el satıyorum ben. Adamın elinde kışlık var getirip taktırmaya tenezzül etmedi bu sene.”
]]>
Gayrimenkul fiyatlarında bir tık durağanlık yaşandığını, bunun da fiyatlarda ‘düşmeden ziyade yerinde sayma’ olarak nitelendireceğini belirten Mersin Emlakçılar Odası Başkanı Mehmet Sinan Canpolat, “Hükümetimiz almış olduğu kararla; yabancılara ikamet amaçlı konut satışında 75 bin dolarlık alt sınırı 200 bin dolara çıkardı, vatandaşlık sınırını da 400 bin dolara çıkardı. İster istemez bu durum yabancılarda bir ters göçe neden oldu. Bundan kaynaklı yabancıların edindiği mülklerde bir tık fiyatlar aşağıya düştü. Yabancılar bir an önce mülklerini satıp gitmek için aşağı fiyata vermeye başladı” ifadelerini kullandı.
“Fiyat artışlarının önüne geçebilmek için ‘ucuz konut’ üretilmeli”
Mersin genelindeki kira fiyatlarına da değinen Canpolat, şöyle devam etti:
“Bugün 1+1 kiralık daireyi 10 bin liranın altında bulma durumumuz söz konusu değil. 2+1’ler ortalama 15-16 bin lira bandında. Metrekaresine göre 3+1’leri de 20 bin lira ve üzerinde değerlendirebiliriz. Gerçekten bu bizim şu an günümüzün kanayan bir yarası. Emeklilerimizi, asgari ücretli çalışanlarımızı düşündüğümüz zaman hakikaten çok zor bir durum söz konusu. Bu konunun bir an önce ivedilikle yapılacak çalışmalarla önüne geçilmesi noktasında biz hem Mersin Emlakçılar Odası, hem de genel başkan yardımcılığını yaptığım Türkiye Tüm Emlak Müşavirleri Federasyonu (TEMFED) olarak her türlü çalışmanın yanında var olduğumuzu içtenlikle belirtebilirim.”
Fiyat artışlarının önüne geçebilmek için ‘ucuz konut’ üretmenin önemine değinen Canpolat, belediyelerin bünyelerindeki arazileri uygun şekilde kat karşılığı vererek ucuz konut üretileceğini, böylelikle dar gelirli vatandaşlara ev kirası ödermiş gibi konut sahibi olma imkanı sunulabileceğini kaydetti.
Mersin’de geçmişte bunun örnekleri bulunduğunu ifade eden Canpolat, “Güneykent, Halkkent ve Çağdaşkent’teki gibi bir yol izlenebilir. Bu şekilde biz oda olarak üzerimize düşen her şeye varız. Kira artışlarının önlenmesinde ister istemez arz ve talep dengesinin bozulması ön plana çıkıyor. Bugün arz 3, talep 13 olduğu zaman uygun rakamlı kiralık konut fiyatlarından bahsetmek söz konusu olmaz. Ama dengeyi sağladığımız zaman en azından kiralık konutların artması bir nebze de olsa fiyatların aşağı çekilmese bile dengede tutulmasını sağlayacaktır” dedi.
“Hem mülk sahiplerine, hem de kiracılara çağrı”
Kira artışı konusunda hem mülk sahiplerine, hem de kiracılara çağrıda bulunan Canpolat, “2024’ün Temmuz ayında yüzde 25’lik kira artışının biraz serbestleşeceği durum söz konusu. Tabii burada iki tarafı da koruyup kollamak, teraziyi dengede tutmak lazım. Orta bir yol bulunarak evi tutan yeni kiracının da bir sonraki yılda ne olacağı kaygısını düşünmeden, o kaygıyı yaşamadan bir standart getirilip, belki bölgesel fiyatlar tespit edilebilir. Belki oranlarda bir donma yapılabilir. Hem kiracımızı, hem mülk sahibimizi bu şekilde korumuş ve kollamış oluruz” şeklinde konuştu. – MERSİN
]]>– 5 aylık kira parasını ödeyen Fatma Sürer, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor
HATAY – Hatay’da pazarda sebze satarak biriktirdiği kira parası çalınan kadın, 3 aylık kirayı ödeyemeyince ev sahibi tarafından icraya verildi. Deprem korkusu nedeniyle kapalı alanda yaşamakta güçlük çeken yaşlı kadın, konteyneri olmasına rağmen yaşamını yaklaşık 1 yıl boyunca minibüste sürdürdü.
Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan ve pazarda sebze satarak geçimini sağlayan 54 yaşındaki Fatma Sürer, asrın felaketi sonrası korkuyla Antalya’da yaşayan kızının yanına yerleşti. Sürer, 3 ay sonra evine geldiğinde biriktirdiği paranın çalındığını fark etti. Yaşadığı ev depremde zarar görmeyen kadın, parası çalınınca 3 aylık kirasını ödeyemedi ve ev sahibi tarafından mahkemeye verildi. Yaşlı kadın, maddi sıkıntıları nedeniyle kirayı ödeyemeyince icra süreci başladı. Pazarda satış yaparak ve yakınlarının destekleriyle 5 aylık kira parasını güçlükle toplayarak ödeyen yaşlı kadın, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor.
Asrın felaketi sonrası tedirginlik içerisinde uzun bir süre kapalı alana giremeyen Fatma Sürer, kendisine konteyner verilmesine rağmen yaşamını minibüste sürdürdü. Sosyal medyada pazarda satış yaptığı görüntüler üzerine hayırseverlerin destekleriyle ev kiralanan kadın, şimdi ise eve girmiyor ve yaşamını konteyneri ile minibüsünde sürdürmeye devam ediyor.
“Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı”
Kirayı ödeyememesi üzerine ev sahibinin kendisini icraya verdiğini anlatan Sürer, “Ev sahibim depremden sonra bana çık dedi. Ev yok diye ben de uzun süre çıkamadım. Sonradan evinden çıktım. Kızımın yanına gitmiştim, ondan dolayı 3 aylık ücretini ödeyememiştim. Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı. Ben ev sahibimi aradım, ‘Ben geldim, evi boşaltacağım ama bir süre sana ev kirasını veremeyeceğim’ dedim. Ses yapmadı. Sonra ben evi taşıdım, aradım açmadı telefonu. Ev kirasını toparlayınca yanına gittim. Eve gittim, evin kapısına tebligat yapıştırılmış, beni icraya vermiş. Ev sahibim 3 ay kira param, 2 ay da boş kaldı diye 5 aylık kira parasını kendisine verdim. Beni icraya vermiş. Komşulardan, pazardan topladım 15 bin icra parasını verdim kendisine, hala icrayı kaldırmamış. Onun avukatını arayabilirler, ben avukatın eline verdim. İcrayı üstümden kaldırsınlar” dedi.
Deprem korkusu nedeniyle kapalı alana girmekte güçlük çektiğini ve 1 yıla yakın süre minibüste yaşamını sürdürdüğünü belirten Sürer, “Ben uzun bir süre kendi arabam var orada kaldım, tezgahımı oraya kurdum. Akşam orada yatıyorum, sabah kalkıp satışımı yapıyorum. Geçimimi öyle sağlıyorum. Şu an konteynerde kalıyorum. Araçta 1 yıl kaldım. 1 yıldan sonra konteyner verdiler, orada kalıyorum. Yasin Bey’e binlerce kez teşekkür ediyorum. Beni çok memnun etti. Geldi evimi tuttu. Ben o eve geçmedim. Gidemiyorum korkuyorum. 3 katlı bina, deprem görmüş bir ev. Tek başıma yaşadığım için korkuyorum. Çokta güzel bir ev ama ben kalamıyorum. Bana gerçekten yardım etmek istiyorlarsa kalacağım ev sağlam mı, ev mi alacak, eşya mı alacak bir kibrit çöpü olsun benim olsun. Benim malda mülkte gözüm yok. Binlerce kişi arıyor bir şey çıkmıyor, ben ona üzülüyorum. O adam kalktı buraya kadar benim elimi tuttu. Bana çocuğumdan başka birisi anne dedi, bana sahip çıktı. Allah razı olsun. Ev sahibimden de Allah razı olmasın, beni kış günü sokağa attı. Kendisi, eşi ve oğlu bana hakaret etti. Sadece ‘Sen çık, ben başkasına kiraya vereceğim’ dedi. Ben devletimden bir şişe su almış değilim belki başkasının ihtiyacı var diye. Yine ben ayaktayım, satış yapıyorum” ifadelerini kullandı.
]]>Hatay’ın Antakya ilçesinde yaşayan ve pazarda sebze satarak geçimini sağlayan 54 yaşındaki Fatma Sürer, asrın felaketi sonrası korkuyla Antalya’da yaşayan kızının yanına yerleşti. Sürer, 3 ay sonra evine geldiğinde biriktirdiği paranın çalındığını fark etti. Yaşadığı ev depremde zarar görmeyen kadın, parası çalınınca 3 aylık kirasını ödeyemedi ve ev sahibi tarafından mahkemeye verildi. Yaşlı kadın, maddi sıkıntıları nedeniyle kirayı ödeyemeyince icra süreci başladı. Pazarda satış yaparak ve yakınlarının destekleriyle 5 aylık kira parasını güçlükle toplayarak ödeyen yaşlı kadın, şimdi icranın kaldırılmasını bekliyor.
Asrın felaketi sonrası tedirginlik içerisinde uzun bir süre kapalı alana giremeyen Fatma Sürer, kendisine konteyner verilmesine rağmen yaşamını minibüste sürdürdü. Sosyal medyada pazarda satış yaptığı görüntüler üzerine hayırseverlerin destekleriyle ev kiralanan kadın, şimdi ise eve girmiyor ve yaşamını konteyneri ile minibüsünde sürdürmeye devam ediyor.
“Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı”
Kirayı ödeyememesi üzerine ev sahibinin kendisini icraya verdiğini anlatan Sürer, “Ev sahibim depremden sonra bana çık dedi. Ev yok diye ben de uzun süre çıkamadım. Sonradan evinden çıktım. Kızımın yanına gitmiştim, ondan dolayı 3 aylık ücretini ödeyememiştim. Ev parası evin içindeydi, eve geldiğimde hırsız parayı almıştı. Ben ev sahibimi aradım, ‘Ben geldim, evi boşaltacağım ama bir süre sana ev kirasını veremeyeceğim’ dedim. Ses yapmadı. Sonra ben evi taşıdım, aradım açmadı telefonu. Ev kirasını toparlayınca yanına gittim. Eve gittim, evin kapısına tebligat yapıştırılmış, beni icraya vermiş. Ev sahibim 3 ay kira param, 2 ay da boş kaldı diye 5 aylık kira parasını kendisine verdim. Beni icraya vermiş. Komşulardan, pazardan topladım 15 bin icra parasını verdim kendisine, hala icrayı kaldırmamış. Onun avukatını arayabilirler, ben avukatın eline verdim. İcrayı üstümden kaldırsınlar” dedi.
Deprem korkusu nedeniyle kapalı alana girmekte güçlük çektiğini ve 1 yıla yakın süre minibüste yaşamını sürdürdüğünü belirten Sürer, “Ben uzun bir süre kendi arabam var orada kaldım, tezgahımı oraya kurdum. Akşam orada yatıyorum, sabah kalkıp satışımı yapıyorum. Geçimimi öyle sağlıyorum. Şu an konteynerde kalıyorum. Araçta 1 yıl kaldım. 1 yıldan sonra konteyner verdiler, orada kalıyorum. Yasin Bey’e binlerce kez teşekkür ediyorum. Beni çok memnun etti. Geldi evimi tuttu. Ben o eve geçmedim. Gidemiyorum korkuyorum. 3 katlı bina, deprem görmüş bir ev. Tek başıma yaşadığım için korkuyorum. Çokta güzel bir ev ama ben kalamıyorum. Bana gerçekten yardım etmek istiyorlarsa kalacağım ev sağlam mı, ev mi alacak, eşya mı alacak bir kibrit çöpü olsun benim olsun. Benim malda mülkte gözüm yok. Binlerce kişi arıyor bir şey çıkmıyor, ben ona üzülüyorum. O adam kalktı buraya kadar benim elimi tuttu. Bana çocuğumdan başka birisi anne dedi, bana sahip çıktı. Allah razı olsun. Ev sahibimden de Allah razı olmasın, beni kış günü sokağa attı. Kendisi, eşi ve oğlu bana hakaret etti. Sadece ‘Sen çık, ben başkasına kiraya vereceğim’ dedi. Ben devletimden bir şişe su almış değilim belki başkasının ihtiyacı var diye. Yine ben ayaktayım, satış yapıyorum” ifadelerini kullandı. – HATAY
]]>1 Ocak’tan itibaren uygulanmaya başlayan Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik kapsamında konutunu tek seferde 100 gün veya 100 günden daha kısa süreyle kiralayan ev sahipleri, apartman sakinlerinden onay alıp, gerekli evrakı hazırladıktan sonra e-Devlet üzerinden Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yapacağı başvuruyla ‘Turizm Amaçlı Konut’ belgesine sahip olacak. Konutuna astığı belgeyle evini kiralayan ev sahipleri kiracının kimlik bilgisini emniyet müdürlüğüne bildirecek.
Kalabalık mekanlarda bulunmayı istemeyen veya otelde konaklamayı tercih etmeyenlerin tatil anlayışındaki değişiklik son yıllarda günlük ev kiralama yöntemini yaygınlaştırdı. Seyahat ve tatil maliyetini düşürmek isteyenlerin çoğunlukla tercihiyle günlük kiralanan ev sayısı hızla arttı. Ev sahiplerinin yüksek kazanç beklentisiyle konutunu günlük kiraya vermesi emlak sektörünü olumsuz etkiledi. Kira fiyatlarındaki artışın yanı sıra ev sahibi- kiracı anlaşmazlığı, konut stoku sıkıntısı sorunları oluştu. Kira fiyatlarındaki yükseliş sonrası bazı ev sahipleri yaşadığı konutta kullanmadığı odayı, bazıları kullanmadığı konutu, bazıları da kiraladığı konutu başkalarına gündelik kiralamaya başladı.
YÜKSEK KİRA KAZANCINA DÖNÜŞTÜ
Konut fiyatlarındaki hareketlilik emlak sektörünü de olumsuz etkiledi. Emlakçıların kiralık ev arayanlara konut temin etmekte zorlandığı süreçte, ‘ayakçı’ diye tabir edilen yetkisiz kişiler, emlakçılık faaliyetine başladı. Son yıllarda ‘korsan’ emlakçı sayısının hızla arttığı kentte ‘ayakçı’ diye tabir edilen kiralama sürecinde ev sahibi ile kiracıya aracılık eden kişilerin faaliyetleri de çoğaldı. Rusya- Ukrayna savaşı sonrası konut satın alan yabancı sayısının arttığı Antalya’da, konutunu turizm amaçlı kiralayan, emlakçılık veya yatırım danışmanlığı faaliyeti yürüten yabancı sayısı da hızla arttı.
BAŞVURU SÜRECİ BAŞLADI
Antalya Emlakçılar, Oto Galericileri, İş Takipçileri Odası Başkanı İsmail Çağlar, Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına İlişkin Yönetmelik kapsamında 1 Ocak’tan itibaren 100 günün altında evini kiraya verecek ev sahiplerinin Kültür ve Turizm Bakanlığı’ndan ruhsat alması gerektiğini belirtti. Yasanın emlak sektörüne faydalı olacağını dile getiren Çağlar, “Apartmanda 5’den fazla konutun kiraya verilmesi halinde belediyeden ruhsat alınması gerekir. Bunun için tüm kat sahiplerinden izin alması gerekecek. Bunu herkes yapamayabilir. Kural sonrası günlük kiraya verilen evler ruhsat alamayınca uzun süreli kiraya verilmesi, Antalya’daki kiralık konut sıkıntısının az da olsa azalmasına yardımcı olacaktır. Yasa çıktı ama günlük kiraya verilen evlerin denetlenmesi lazım. Denetim yapılmazsa kaçak olarak günlük kiraya verilmesi devam edecektir. Kaçak günlük kiralama devlete, apartman sakinlerine, sektör temsilcilerine zarar verecektir” diye konuştu.
DENETİM TALEBİ
Yasanın uygulaması açısından vatandaşlara büyük sorumluluk düştüğünü anlatan Çağlar, “Apartman sakinleri konutun günlük kiraya verilmesini istememesine rağmen ev sahiplerinin bu yöntemle kiralamaya devam etmesi halinde vatandaşlar ilgili kurumlara şikayet etmeli. Günlük kiralık evlerde ev sahipleri kiralayan kişi ya da kişilerin kimliğini emniyete bildirmek zorundadır. Yetki belgesi bulunmayan evlerin günlük kiraya verilmesi güvenlik sorununu da ortaya çıkaracaktır. Apartman sakinlerinin huzuru için de yasanın faydalı olacağına inanıyoruz” dedi.
1 MİLYON LİRAYA KADAR CEZA
Kanun hakkında bilgi veren Çağlar, şöyle konuştu:
“İzin belgesi bulunmaksızın turizm amaçlı kiralanan konutları kiraya verenlere, kiralama yapılan her bir konut için 100 bin lira idari para cezası uygulanacak ve izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için 15 gün süre verilecek. Bu süre sonunda izin belgesi alınmaksızın turizm amaçlı kiralama faaliyetine devam edenlere 500 bin lira idari para cezası uygulanacak ve izin belgesi alarak faaliyette bulunabilmesi için bir kez daha 15 günlük zaman tanınacak. İzin belgesi sahibinden kiraladığı turizm amaçlı konutu, kendi ve hesabına üçüncü kişilere kiraya verenler hakkında, her bir sözleşme için 100 bin lira idari para cezası uygulanacak. Kendi adına mesken olarak kullanmak amacıyla kiraladığı konutu, turizm amaçlı kiraya verenler ile izin belgesi olmayan konutların turizm amaçlı kiralanmasına aracılık edenler hakkında, her bir sözleşme için 100 bin lira idari para cezası verilecek. İzin belgesi bulunmaksızın turizm amaçlı kiralama faaliyetlerine devam edenler ile her defasında 100 günden fazla süreli kira sözleşmesi yapmasına rağmen ilk sözleşme tarihinden itibaren bir yıl içinde aynı konutu 4 defadan fazla kiraya verenler hakkında 1 milyon lira idari para cezası verilecek.”
KİRACININ KİMLİK BİLDİRİMİ ZORUNLULUĞU
Günübirlik ev kiralama ruhsatına başvurunun Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından e-devlet aracılığıyla yapılacağını anlatan Çağlar, “Evini günlük kiraya verecek ev sahiplerinin 1 ay içinde turizm konutu ruhsatına başvurması gerekiyor. Ev sahiplerinin günlük kiralık ev ruhsatı almadan evlerini kiraya vermeleri, yasalara göre suç olarak kabul ediliyor. Ev sahipleri evde konaklayacak müşterilerle günlük ev kiralama sözleşmesi imzalamalı. Sözleşme gereğince kalacak kişilerin kimlik bilgileri emniyet müdürlüğüne bildirilir. Bildirim yapılmaması halinde ev sahiplerine de para cezası uygulanır” dedi.
GÜNÜBİRLİK KİRALANAN EVLERİN DENETİMİ YAPILDI
Antalya Emniyet Müdürlüğü birimleri, il genelinde faaliyet gösteren günübirlik kiralanan evlere yönelik dün eş zamanlı denetim yaptı. İl genelinde 43 ekip ve 96 personelin katılımıyla yapılan uygulamada, toplam 702 günübirlik konaklama yeri kontrol edilirken, 36 işletmeye kayıt dışı konaklamadan cezai işlem uygulandı.
]]>Yüksek kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar da kiracıların konuyla ilgili şikayetlerini derledi.
Geçtiğimiz yıldan bu yana yüksek enflasyonla birlikte tırmanışa geçen kira fiyatları, gündemdeki yerini koruyor. Çözüm platformu Şikayetvar’a ulaşan şikayetlere göre, kira artış oranı yasalarla belirlenen yüzde 25’in çok ötesinde… Gelen şikayetlere göre kimi kiracılar yılda 5 kez kiralarına zam yapıldığını iddia ederken kimileri de bu koşullarda ‘nefes alamıyoruz’ diyor. Yetkililerden acil çözüm bekleyen kiracılar, evsiz kalmaktan korktuklarını belirterek ‘kışı sokakta mı geçireceğiz?’ endişesini platform üzerinden dile getiriyor.
Konuyla ilgili platforma ulaşan bazı şikayetlerse şöyle:
“KİRAYA BİR YILDA 5 KEZ ZAM YAPILDI”
“11 yıldır oturduğum evde son bir yılda 5 defa zam yapıldı. Ev sahibi şu an 10 bin TL istiyor. Asgari ücretin 11 bin 400 TL olduğu bir ülkede nasıl kira verilecek, nasıl geçinilecek? Allah rızası için bir el atın bu işe, çok çaresiz kaldık. Ne olacak bu hayat böyle?”
“GENÇLERİN AYAKTA DURMASI GEREKMEZ Mİ?”
“Kirada fahiş artış nedeniyle kiracı olarak oturmakta olduğum daire, 2 bin TL’den 7 bin TL’ye çıkartıldı. Tek başıma yaşayan ve asgari ücrete çalışan biri olarak bu konuda yardım istiyorum. Bir kiracı olarak büyük sıkıntı çekiyorum. Geçim konusunda biz gençlerin ayaklarımızın üstünde durmamız gerekmez mi? Neden sürekli zorluklarla karşılaşmak zorundayız?”
“SOKAKTA MI YAŞAYALIM?”
“Kiralar çok yüksek. Emekli maaşı ve asgari ücret bu kadar düşükken kiralar; 12, 15, 20 bin TL nasıl olabilir? Neden dur denilemiyor? Sokakta mı yaşayalım? Halkın sesine neden kulak verilmiyor? Asgari ücret ‘Emekli bu’ denilip bunun yüzde şu kadarı kira olmak zorunda denmiyor. Buna bile güç yetmiyorsa biz kimi neden savunuyoruz?”
“4 BİN TL İLE NASIL GEÇİNEBİLİRİM?”
“Ev sahibi, 2 bin TL olan kiramı 8 bin TL yaptı. Evde tek çalışan sadece benim. Eşim 3 yaşındaki oğlumuza bakıyor. ve ben asgari ücretle çalışıyorum. 12 bin 150 TL maaş alıyorum. 8 bin TL kira verip 4 bin TL ile faturalarımı ödeyip eve nasıl bakabilirim? 1 ay boyunca kalan 4 bin TL ile nasıl geçinebilirim? Yardımlarınızı bekliyorum.”
“BİRİLERİ ARTIK BUNA DUR DESİN”
Asgari ücretle çalışan birine 10 bin TL kira istemek nedir? Ev eski bir yapı, içerisi Allah’a emanet ve bir yılda üçüncü zam. Rabbime havale ediyorum ama devletimizin de buna bir dur demesi lazım. Yeter artık. Eğitim, eğitim diyorlar evlatlarımıza test kitabı almaya bile gücümüz yetmezken bir de kiraya zam yapılıyor. Birileri artık buna dur desin.”
“KIŞ VAKTİ ‘EVDEN ÇIKIN’ DESE, EV BULAMAM”
“Ev sahibimiz 2 bin TL olan kiramızı 6 bin TL’ye çıkardı. Bunu yapabilir mi? Kira artış oranı ne kadar? Bu konu hakkında ne yapabilirim? Kış vakti ‘Evden çıkın’ dese, ev bulamam; mağdur olmak istemiyorum. Ama bu kadar fazla birden zam yapılmasını da istemiyorum. Yardımcı olursanız sevinirim.”
“EV SAHİPLERİNE YAPTIRIM UYGULANMALI”
“Emekli maaşı ile kiramızı ödeyemeyecek duruma geldik. Ev sahibi yüzde 25 değil, yüzde 125 zam istiyor. Ev sahiplerine yaptırım uygulanmalı. Eğer yüzde 25 zam yapılmasının kanunu varsa, bu açıkça tekrar altı çizilerek ifade edilmeli. Zor durumdayız. Çok acil olarak kanunların altı çizilmeli ve kiracıların zor durumda mağdur olmaması sağlanmalıdır. Saygılarımla”
“NEFES ALAMIYORUZ”
“5 bin TL olan kiram 12 bin TL’ye çıkarılmak istendi. Böyle bir gelirimiz yok, nasıl karşılayacağız? Taşınmak için de büyük miktarda para gerekiyor. Böyle bir ekonomik sıkıntıyı daha önce hiç yaşamamıştık, herkes bir şekilde ayakta kalmaya çalışıyor. Acil çözüm üretilmesi gerekiyor, aksi takdirde aile kavramı zarar görecek. Toplumsal bir stres içindeyiz. Devlet yetkililerinin derhal çözüm bulması şart. Lütfen acil olarak en azından kira yükümüzü hafifletecek adımlar atılmasını sağlayın, nefes alamıyoruz.”
]]>