Kıtlık – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Mon, 13 May 2024 22:00:17 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Resmen kıtlık ilan edilmesi nedir ve ne zaman bu yola başvurulur? https://www.haber28.com.tr/resmen-kitlik-ilan-edilmesi-nedir-ve-ne-zaman-bu-yola-basvurulur/ https://www.haber28.com.tr/resmen-kitlik-ilan-edilmesi-nedir-ve-ne-zaman-bu-yola-basvurulur/#respond Mon, 13 May 2024 22:00:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17938 Gazze’de yiyecek bulamayan milyonlarca kişi kıtlığın eşiğinde. Birleşmiş Milletler (BM) ayrıca, Sudan’da süren savaşın da dünyanın en büyük açlık krizini tetikleyebileceğini söylüyor.

Kıtlık nedir, ne zaman ilan edilir?

Kıtlık, bir ülkede halkın akut yetersiz beslenme, gıda sıkıntısı ya da ölümle karşı karşıya kalınacak kadar ağır gıda yokluğu anlamına geliyor.

Kıtlık genelde bazen ilgili ülkenin hükümetiyle birlikte BM tarafından ilan ediliyor. Sıklıkla diğer uluslararası yardım ve insani kuruluşlar da katılıyor.

İlana, BM’nin oluşturduğu Entegre Gıda Güvenliği Aşama Sınıflandırması (IPC) adlı ölçek kullanılarak karar veriliyor.

Ancak resmen kıtlık ilan edilebilmesi için belirli bir coğrafi bölgede üç unsurun yaşanmış olması gerekiyor;

Gazze ve Sudan neden kıtlık riskiyle karşı karşıya?

BM’ye göre Gazze’nin kuzeyinde kıtlık artık çok yakın ve Mart-Mayıs 2024 arasında yaşanabilir. IPC sınıflandırmasına göre nüfusun yarısı, yani 1,1 milyon kişi açlık çekiyor. En kötü senaryoda, Gazze nüfusunun tümü Temmuz 2024’te açlık çekiyor olacak.

BM, Gazze’nin IPC’nin sınıflandırdığı bölgeler ve ülkeler arasındaki en büyük açlık çeken insan oranına sahip olduğunu söylüyor.

BM yetkilileri, Sudan’da süren savaşın ülkeyi “yakın tarihteki en kötü insani kabuslardan birine” sürüklediğini ve bu durumun dünyanın en büyük açlık krizini tetikleyebileceğini belirtiyor.

BM Gıda Programına (WFP) göre Nisan 2023’te başlayan iç savaş yüzünden Sudan’da yaklaşık 18 milyon kişi akut gıda güvensizliğiyle karşı karşıya.

UNICEF, küçük çocuklardaki yeterisiz beslenme, kolera, sıtma ve kızamık salgınları “en kötü tahminlerin de ötesinde” diyor.

Başka hangi ülkeler kıtlık riskiyle karşı karşıya?

İnsani yardım kuruluşu Action Against Hunger, başka ülkelerde de “çok kaygı verici açlık düzeyleri görüldüğünü” söylüyor.

Bunlara Afganistan, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Etiyopya’nın Tigray bölgesi, Somali, Suriye ve Yemen dahil.

WFP bu ay da çete şiddeti nedeniyle ağır bir siyasi ve ekonomik kriz yaşayan Haiti’nin “yıkıcı bir açlık krizinin kıyısında” olduğunu açıkladı.

Haiti’deki 1,4 milyon kişi açlığın kıyısında olarak sınıflandırılırken, 3 milyon kişi de bunun bir alt aşamasında. IPC Haiti’nin gıda güvenliği durumunu “endişe verici” diye tanımlıyor.

Kıtlığa ne yol açıyor?

IPC’ye göre kıtlık ve aşırı gıda krizlerinin birden çok nedeni oluyor. İnsan eliyle ya da doğa kaynaklı veya her ikisinin birleşimi.

Action Against Hunger çatışmaların “dünya genelinde açlığın başlıca nedeni olduğunu” belirtiyor.

Örgüt Sudan’da yetersiz gıda üretimi ve bu nedenle artan fiyatları gerekçe olarak gösteriyor.

Gazze’de devam eden İsrail saldırılarının da hayati önemdeki gıda, yakıt ve su yardımlarının bölgeye girişini engellediğini söylüyorlar.

IPC, insani yardım kuruluşlarının Gazze’ye “neredeyse tamamen hiç erişemediğini” aktarıyor.

Uluslararası Kızılhaç Komitesi (IRC) iklim değişikliğiyle yaşanan aşırı hava olaylarından kaynaklanan kuraklık ve verim düşüşü nedeniyle özellikle Doğu Afrika’da yaygın gıda sıkıntısı oluştuğunu vurguluyor.

Büyük Okyanus’taki yüzey suyunun ısınması olarak açıklanan El Nino hava olayı da, Güneydoğu Asya ve Latin Amerika’daki gıda tedarikine olumsuz etkide bulundu.

Resmen kıtlık ilan edilmesi nasıl bir fark yaratıyor?

Kıtlık ilanı, özel bir fonun kullanıma sunulması anlamına gelmiyor.

Ancak sıklıkla, gıda tedariği ve acil fon sağlayabilecek BM ve uluslararası hükümetlerden yaygın karşılık bulabiliyor.

IRC gibi bazı yardım kuruluşları yetersiz beslenme tedavisi sağlayabiliyor. Yardım kuruluşu Oxfam Gazze’deki ortaklarıyla gıda ve temizlik malzemeleri alınabilmesi için çekler dağıtıyor.

WFP Sudan’da yol ve okul gibi altyapıyı yeniden inşa ediyor. Ayrıca uzak bölgelerdekilere gıda ve diğer yardımların gönderilebilmesi için mobil ekipleri var.

Birçok yardım kuruluşu, genelde kıtlık ilan edilmeden önce operasyonlarını planlamaya ve yardım ulaştırmaya başlıyor.

Daha önce nerelerde kıtlık ilan edildi?

En son 2017’de Güney Sudan’da resmi kıtlık ilan edilmişti.

Üç yıl süren iç savaştan sonra neredeyse 80 bin kişi kıtlık yaşıyordu ve bir milyon kişi de açlığın kıyısındaydı.

BM o dönem açlıktan savaşın tarım üzerindeki etkilerini sorumlu tutmuştu. Çiftçilerin canlı hayvan ve tarım rekoltesi çok düştü ve enflasyon arttı.

Daha önce de 2011’de Somali’nin güneyinde, 2008’de Sudan’ın güneyinde, 2000’de Etiyopya’nın Somali bölgesindeki Gode’de, 1996’da Kuzey Kore’de, 1991-1992’de Somali’de ve 1984-1985’te Etiyopya’da kıtlık ilan edilmişti.

1845-1852 arasında İrlanda’da kıtlık, göç ve hastalık dönemiydi. Nüfusun üçte birini doyuran patates üretimi bir tarım hastalığı yüzünden büyük zarar görmüştü. Ancak o dönem İrlanda’yı yöneten Büyük Britanya’ya patates ihracatı devam etmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/resmen-kitlik-ilan-edilmesi-nedir-ve-ne-zaman-bu-yola-basvurulur/feed/ 0
Bengal kıtlığından kurtulanlar anlatıyor: ‘Birçok insan azıcık pirinç için çocuklarını sattı’ https://www.haber28.com.tr/bengal-kitligindan-kurtulanlar-anlatiyor-bircok-insan-azicik-pirinc-icin-cocuklarini-satti/ https://www.haber28.com.tr/bengal-kitligindan-kurtulanlar-anlatiyor-bircok-insan-azicik-pirinc-icin-cocuklarini-satti/#respond Mon, 11 Mar 2024 07:24:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9384 1943’te yaşanan Bengal kıtlığı, Hindistan’ın doğusunda üç milyondan fazla insanın ölümüne yol açtı. Bu, İkinci Dünya Savaşı’nda müttefiklerin en büyük sivil kayıplarından biriydi.

Ölen insanlar için dünyanın hiçbir yerinde bir müze veya anıt bulunmuyor.

Sailen Sarkar, hayatta kalan birkaç kişinin hikayelerini çok geç olmadan toplamayı hedefliyor.

‘Açlık peşimizi bırakmadı’

“Birçok insan çocuklarını azıcık pirinç için sattı. Birçok kadın tanıdıkları ya da tanımadıkları erkeklerle kaçtı.”

Bijoykrishna Tripathi, Bengal kıtlığı sırasında insanların yiyecek bulmak için aldıkları çaresiz önlemleri anlatıyor.

Tripathi tam yaşını bilmiyor. Seçmen kartında 112 yaşında olduğu yazıyor. O, felaketi hatırlayan son kişilerden biri.

Bengal’de bulunan bir bölge olan Midnapore’da büyüdüğünü söyleyen Tripathi, o dönemde temel gıda maddesinin pirinç olduğunu ve 1942 yazından itibaren fiyatların “hızla” arttığını anımsıyor.

Tripathi, aynı yılın Ekim ayında meydana gelen kasırgada evinin çatısının uçtuğunu, o yılın pirinç mahsulünün tamamen yok olduğunu söylüyor.

Pirinç fiyatlarının kısa sürede ailesi için karşılanamaz hale geldiğini belirten Tripathi, “Açlık peşimizi bırakmadı. Açlık ve salgın hastalıklar. Her yaştan insan ölmeye başladı” diyor.

Tripathi bu sırada biraz gıda yardımı yapıldığını, ancak yetersiz olduğunu söylüyor:

“Herkes yarı boş mideyle yaşamak zorundaydı. Yiyecek hiçbir şey olmadığı için köydeki pek çok insan öldü. İnsanlar yiyecek için yağmalamaya başladı.”

Tripathi’nin verandasında onu dinleyenler arasında dört kuşaktan ailesi var.

Onların yanında ise son birkaç yıldır Bengal’i dolaşarak kıtlıktan kurtulanların ilk elden hikayelerini toplayan Sailen Sarkar bulunuyor.

72 yaşındaki Sarkar güler yüzlü, sıcakkanlı ve genç bir enerjiye sahip.

Tripathi gibi insanların neden ona güvenerek hikayelerini anlattığını anlamak kolay.

Sarkar, hava nasıl olursa olsun açık burunlu sandaletleriyle, sırt çantası ve sarma sigaralarıyla kırsal bölgeleri dolaşıyor. Dinlediği hikayeleri ise kağıt kalemle not alıyor.

Sarkar ilk olarak ailesinin fotoğraf albümü nedeniyle Bengal kıtlığına “takıntılı” hale geldiğini söylüyor.

Bu albümü Kalküta’da küçük bir çocukken sık sık karıştırır ve bir deri bir kemik kalmış insanların fotoğraflarını görürdü.

Fotoğraflar, kıtlık sırasında yardım dağıtan yerel bir hayır kurumunda çalışan babası tarafından çekilmişti.

Babasının yoksul bir adam olduğunu söyleyen Sarkar, “Çocukluğumda onun gözlerinde açlığın dehşetini gördüm” diyor.

Emekli bir öğretmen olan Sarkar, hikaye toplama çalışmalarına 2013 yılında başladı.

Midnapore’da yürürken 86 yaşında bir adamla kıtlık hakkında konuşmaya başladı.

Tripathi gibi Sripaticharan Samanta da yıkıcı kasırgayı hatırlıyor. O zamana kadar hayat zaten zorlaşmıştı ve pirinç fiyatları giderek artıyordu.

Ekim 1942’ye kadar Samanta günde tek öğün pilav yiyordu. Sonra da kasırga vurdu.

Samanta, kasırgadan sonra pirinç fiyatlarının nasıl fırladığını ve tüccarların ne pahasına olursa olsun kalan her şeyi nasıl satın aldığını hatırlıyor.

Sarkar’a o dönemi anlatan Samanta, “Kısa bir sürede köyümüzde hiç pirinç kalmadı. İnsanlar bir süre biriktirdikleri stoklarla yaşadılar ancak daha sonra pirinç bulabilmek için topraklarını satmaya başladılar” diyor.

Fırtınadan birkaç gün sonra kendi ailesinin de stokları tükendi.

On binlerce kişi gibi Samanta, bir çare bulma umuduyla yaşadığı kırsal bölgeyi terk ederek şehre gitti.

Yanında kalabileceği bir aile üyesi olduğu için şanslıydı ve böylece hayatta kalabildi.

Ama pek çok kişi bu kadar şanslı değildi. Yol kenarlarında, çöp kutularının etrafında yığılıp kaldılar, kaldırımlarda öldüler. Hepsi, dertlerine çare olacağını düşündükleri şehirde birer yabancıydı.

Unutulmuş bir kader

Kıtlığın sebepleri çok fazla ve karışık, ve günümüzde halen tartışılıyor.

1942 yılında Bengal’deki pirinç kaynakları yoğun baskı altındaydı.

Bengal ile sınır paylaşan Burma, 1942’nin başında Japonya tarafından işgal edildi ve ülkeden pirinç ithalatı aniden durduruldu.

Bu sırada Bengal kendisini cephe hattında buldu. Kalküta’da yüz binlerce müttefik asker ve savaş endüstrilerinde çalışan işçi yaşıyor ve bu nedenle pirince olan talep artıyordu.

Savaş zamanındaki enflasyon, zaten zor durumda olan milyonlarca insanın pirince erişimini imkansız hale getirmişti.

Bunun yanı sıra İngilizler, Japonların Doğu Hindistan’ı işgal etmeye kalkışmasından endişeleniyor ve “inkar” politikası uyguluyordu. Yani, karşı taraftaki güçlerin gıda tedarikini ve bölgeye ulaşımını engellemek için Bengal Deltası’nda bulunan kasaba ve köylerdeki fazla pirince ve teknelere el koyuyordu.

Ancak İngiltere’nin bu politikası, zaten kırılgan olan yerel ekonomiyi sekteye uğrattı ve fiyatların daha da yükselmesine neden oldu.

Pirinç, gıda güvenliği için depolanıyordu ama çoğu zaman kâr amacıyla kullanılıyordu.

Tüm bunlara ek olarak Ekim 1942’de meydana gelen yıkıcı kasırga bölgedeki birçok pirinç tarlasını yok etti ve mahsul hastalığı geri kalanların çoğunu mahvetti.

Bu insani felaketin suçluluğu ve özellikle de dönemin İngiltere Başbakanı Winston Churchill’in, birçok cephede süren bir savaşın ortasında, durumun ciddiyetini öğrendikten sonra krizi hafifletmek için yeterince çaba gösterip göstermediği konusunda uzun süredir devam eden hararetli bir tartışma var.

Bölgeye Mareşal Lord Wavell adlı yeni bir İngiliz genel valisinin gelmesiyle birlikte 1943’ün sonunda yardım çalışmaları başlatıldı. Ancak o zamana kadar çok fazla insan ölmüştü.

‘Yaşayan arşiv’

Kıtlığın sebepleri ve kimin suçlu olduğu konusundaki tartışmalar şimdiye kadar hayatta kalanların hikayelerini gölgede bıraktı.

Sarkar, 60’tan fazla görgü tanığının hikayesini topladı.

Konuştuğu insanların çoğu eğitimsiz ve şimdiye kadar kıtlık hakkında pek konuşmamış.

Onlara kıtlık hakkında, kendi aileleri tarafından bile soru sorulmamıştı.

Hayatta kalanların tanıklıklarını toplamaya adanmış bir arşiv yok dünyada.

Sarkar, bu kişilerin toplumdaki en yoksul ve en savunmasız kişiler olduğu için hikayelerinin göz ardı edildiğine inanıyor:

“Sanki hepsi bekliyordu. Keşke birileri onların söyleyeceklerini dinlese diye.”

Sarkar onunla tanıştığında Niratan Bedwa 100 yaşındaydı.

Çocuklarına bakmaya çalışan annelerin çektiği ıstırabı anlattı:

“Annelerin hiç sütü yoktu. Vücutları etsiz kemikten ibaret hale gelmişti. Birçok çocuk doğumda öldü, anneleri de. Sağlıklı doğanlar bile açlıktan genç yaşta öldü. O dönemde pek çok kadın kendini öldürdü.”

Bedwa aynı zamanda bazı kadınların, eşleri onlara yiyecek bulamayınca başka adamlarla kaçtığını söyledi:

“O zamanlar insanlar bu tür şeylerden bu kadar rahatsız olmuyordu. Midenizde pilav yokken ve sizi doyuracak kimse yokken, sizi kim yargılayabilir ki?”

Sarkar, kıtlıktan kazanç sağlayan insanlarla da konuştu.

Bir adam “pirinç ve dal (mercimekli bir Hint yemeği) ya da biraz para karşılığında” çok sayıda arazi satın aldığını itiraf etti.

Aynı kişi bir ailenin mirasçısı olmadan öldüğünü, bu yüzden araziyi kendisinin aldığını söyledi.

Bengal asıllı Amerikalı yazar Kushanava Choudhury, hayatta kalanlardan bazılarıyla görüşmek üzere yaptığı ziyaretlerden birinde Sarkar’a eşlik etti.

Kushanava, “Onları aramak zorunda kalmadık, saklanmıyorlardı, hepsi göz önündeydi, Batı Bengal ve Bangladeş’in dört bir yanındaki köylerde. Dünyanın en büyük arşivi olarak orada öylece oturuyorlardı” diyor ve şöyle devam ediyor:

“Kimse onlarla konuşma zahmetine girmemişti. Bu konuda büyük bir utanç duydum.”

Kıtlık, Hint filmlerinde, dönemin fotoğraf ve eskizlerinde anlatıldı. Ancak Kushanava, dönemin nadiren kurbanların ya da hayatta kalanların sesinden hatırlandığını söylüyor:

“Hikaye, kıtlığın etkilemediği insanlar tarafından yazılıyor. Hikayeleri kimin anlattığı ve gerçekliği kimin inşa ettiği ilginç bir olgu.”

Cambridge Üniversitesi’nden Profesör Shruti Kapila, 1940’lı yılların Hindistan için “ölüm yılları” olması nedeniyle kıtlık kurbanlarının kaderinin belki de gölgede kaldığını söylüyor.

1946 yılında Kalküta, binlerce kişinin öldüğü büyük toplumsal ayaklanmalara sahne oldu.

Bir yıl sonra ise İngilizler ülkeyi terk etti ve ülke Hinduların çoğunlukta olduğu Hindistan ile Müslümanların çoğunlukta olduğu Pakistan olarak ikiye bölündü.

O dönemde bağımsızlık sevinci vardı, ancak bölünme kanlı ve travmatikti. İki taraf arasındaki çatışmalarda bir milyondan fazla kişi öldü. Yaklaşık 12 milyon kişi ise yeni çizilen sınırı geçti.

Bengal, Hindistan ve daha sonra Bangladeş’e dönüşecek olan Doğu Pakistan arasında bölünmüştü.

Bu dönemde “bir dizi kitlesel ölüm olayı” yaşandığını söyleyen Prof. Kapila, Bengal kıtlığının da bir bakıma bu anlatıda kendine yer bulmakta zorlandığını düşünüyor.

Ancak mağdurların kendi hikayelerine pek kulak verilmemiş olsa da Prof. Kapila, kıtlık ve açlığın birçok Hintli kişi tarafından Britanya İmparatorluğu’nun kalıcı miraslarından biri olarak görüldüğünü söylüyor.

80 yıl sonra, hayatta kalan sadece bir avuç insan var.

Sarkar, o zamanlar 91 yaşında olan Anangamohan Das isimli bir adamla konuşmaya gittiğini hatırlıyor.

Neden orada olduğunu duyunca adam bir süre sessiz kalmış, sonra gözyaşları çökmüş yanaklarından süzülürken “Neden bu kadar geç geldin?” diye sormuş.

Ancak Sarkar’ın topladığı onlarca hikaye, milyonlarca insanın ölümüne ve milyonlarca kişinin hayatının değişmesine neden olan bir olayın küçük bir anlatısı.

Sarkar, “Tarihinizi unutmak istediğinizde her şeyi unutmak istersiniz” diyor bunun olmaması gerektiğine inanıyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bengal-kitligindan-kurtulanlar-anlatiyor-bircok-insan-azicik-pirinc-icin-cocuklarini-satti/feed/ 0