
Türkiye’ye ekonomik değer katan yatırımların yanı sıra sosyal fayda sağlayan projeleri dikkat çeken Kalyoncu, “Türkiye’nin en büyük havalimanını yapmaktan, KKTC’ye denizaltı hatlarıyla su götürmekten, aşılamaz denilen yolları tünellerle viyadüklerle aşmaktan, Türkiye ve Avrupa’nın en büyük güneş enerjisi santralini kurmaktan, ülkemizin yıllık elektrik ihtiyacının neredeyse yüzde 2’sini karşılamaktan, güneş paneli üretimini tek çatı altında toplayarak Avrupa’da bir ilke daha imza atmaktan büyük heyecan duyuyorum.

Ama yavrularımıza parlak bir eğitim hayatı sunmaktan veya depremzede insanlarımıza kol kanat germekten ya da yok olmaya yüz tutan bir tarihi eseri ihya etmekten de çok büyük heyecan ve mutluluk duyuyorum. Biz Kalyon Holding olarak kültür-sanattan eğitime, biyoçeşitlilikten yeşil enerjiye, hayvanların korunmasından ağaç dikme seferberliğine kadar çok geniş bir yelpazede ‘sosyal sorumluluk’ düşüncesiyle hareket ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(ADIYAMAN) – Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinde KKTC’li öğrencilerin de aralarında bulunduğu 72 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki Grand İsias Oteli davasının ikinci duruşması bugün yapılacak. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Bakanlar ve milletvekilleri de ailelerle birlikte Adıyaman’a geldi. Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne Milletvekili Fazilet Özdenefe, hukuki sürecin takibiyle ilgili KKTC Meclisi’nde özel bir komite kurduklarını belirterek, “Mahkemeye siyasiler olarak müdahil olma gibi hukuki bir hakkımız yok. Amacımız, yurttaşlarımızın evlerinden kilometrelerce uzakta kaybettikleri çocuklarımızı, halkımızın her bir bireyinin sesi olmak” dedi.
Kahramanmaraş merkezli depremlerde KKTC’li öğrencilerin aralarında bulunduğu 72 kişinin hayatını kaybettiği Adıyaman’daki Grand İsias Otel davasının ikinci duruşması Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek. KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Bakanlar ve milletvekilleri de davayı izlemek üzere ailelerle birlikte Adıyaman’a geldi.
Cumhuriyetçi Türk Partisi Girne Milletvekili Fazilet Özdenefe duruşma öncesi ANKA Haber Ajansı’na yaptığı değerlendirmede, “Biz bugün burada iktidarıyla, muhalefetiyle aslında Cumhuriyet Meclisi’nde temsil edilen bütün partilerin temsilcileri olarak bir araya geldik” dedi.
“KOMİTEDE TÜM SİYASİ PARTİ TEMSİLCİLERİ VAR”
İsias Oteli özelinde depremde hayatını kaybeden KKTC yurttaşlarıyla ilgili “hukuki ve adli sürecin takibiyle alakalı KKTC’de “Cumhuriyet Meclisi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite Meclisi” kurduklarının altını çizen Özdenefe, “Bu komitede mecliste temsil edilen tüm siyasi partilerden temsilcilerimiz vardı. Bugün öğle saatlerinde ana muhalefet partisi liderimiz Sayın Tufan Ernuman ve komite üyelerimizle birlikte geldik ve Sayın Başbakan Adıyaman’a gelecek davayı takip etmek için” dedi.
“SÜRECİ KIBRIS TOPLUMU ADINA TAKİP EDİYORUZ”
Özdenefe, 6 Şubat depremlerinde farklı bölgelerden KKTC’li vatandaşların hayatını kaybettiğini belirterek şunları söyledi:
“Sadece Adıyaman’da değil, farklı bölgelerde de kaybettiğimiz yurttaşlarımız oldu. Hatay’da bu bölgelerden biri. Elbette ki biz depremde kaybettiğimiz tüm canlarla ilgili süreçleri takip ediyoruz ama İsias’ı biliyorsunuz. Orada kaybettiğimiz çocuklarımız çok önemli, çok kıymetli; okullarını temsilen buraya geldiler. Aynı zamanda büyük bir kafileydi ve Adıyaman özelinde baktığımızda en vahim şekilde yıkılan, çevresindeki binalar ayaktayken yerle bir olan ve hiçbir şekilde kaçma imkanı dahi olmadan kaybetmiştik çocuklarımızı. Türkiye Cumhuriyeti’ndeki yargının ve adalet sisteminin doğru düzgün şekilde, bütün bu acılara rağmen ileriliyor oluşuna dair inancımız elbette tamdır. Derdimiz, herhangi bir noktada müdahale değil ama çocuklarımızı kaybettiğimiz bu özel davada ailelerimizin yanında olmak ve süreci Kıbrıs Türk toplumu adına onlarla birlikte takip etmek.”
“TÜRKİYE’DEKİ BAROLAR BİRLİĞİ İLE İSTİŞARE HALİNDEYİZ”
Özdenefe, komitenin bu zamana kadar izlediği yola ilişkin de, “Bu komiteyle farklı zamanlarda istişare toplantıları yaptık. Geçtiğimiz hafta hukukçu arkadaşlarla bir araya geldik. Türkiye Barolar Birliği çatısı altında bu davalarla ilgili gönüllü avukatlarımız var, onlarla ve uzman heyetlerle teknik raporlarla alakalı olarak istişare toplantıları yapıyoruz. Dönem dönem onlar da Kıbrıs’a gelip bizi bilgilendiriyorlar. Biz de halkımıza doğru bilgileri veriyoruz. Ailelerimiz sağlıklı bir şekilde bilgi alışverişinde bulunuyorlar. Bugün Ankara’daki muhataplarımıza ve Barolar Birliği’ne ziyaretler gerçekleştirdik” dedi.
“MAHKEMEYE MÜDAHİL OLMA HAKKIMIZ YOK”
Davanın ardından 1 yılı içeren bir rapor hazırlayacaklarını ifade eden Özdenefe, “Raporlarımızı hazırlayıp komite olarak Genel Kurul’umuza elbette sunuyoruz. Mahkemeye siyasiler olarak müdahil olma gibi hukuki bir hakkımız yok. Amacımız, yurttaşlarımızın evlerinden kilometrelerce uzakta kaybettikleri çocuklarımızı, halkımızın her bir bireyinin sesi olmak” diye konuştu.
KKTC ÖZEL KOMİTE MECLİSİ NEDİR?
Cumhuriyet Meclisi Türkiye Cumhuriyeti’ndeki Depremle İlgili Hukuki ve Adli Sürecin İzlenmesine İlişkin Oluşturulan Geçici ve Özel Komite Meclisi 20 Şubat 2023’te kuruldu. Komitenin hedefi; davalara ilişkin süreçlerin takip edilmesi, şikayetçi olacak veya davalara taraf olacak KKTC’li vatandaşlar arasındaki kordinasyonun sağlanması olarak belirlendi.
Komitenin görevleri arasında; yaralılar, kayıplar, mağdurlarla ilgili olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde gerek cezai gerekse hukuk davaları bağlamında adli süreçlerde, TBMM, savcılıklar, Adalet Bakanlığı tarafından deprem suçlularının soruşturulması ve ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla inceleme araştırma süreçleri yer alıyor.
]]>TİKA tarafından yapılan bilgilendirmeye göre, Başkanlık tarafından Pakistan’da faaliyet gösteren Türkiye-Urdu Haber Ajansına teknolojik altyapıyı güçlendirmek amacıyla ofis tadilatı ve teknik ekipmanların kurulumu tamamlandı.
Video-grafik sistemleri, mikrofonlar, kameralar gibi stüdyo ve ışık sistemlerinin yenilendiği projenin açılış törenine, Türkiye’nin Lahor Başkonsolosu Durmuş Baştuğ, TİKA İslamabad Koordinatörü Muhsin Balcı, Türkiye-Urdu Haber Ajansı Genel Müdürü Muhammed Hasan, Gazeteciler Birliği üyeleri ve basın mensupları katıldı.
Hasan, Türkiye ve TİKA’ya katkılarından dolayı teşekkür ederek, güncel haberlerin yanı sıra Pakistan-Türkiye ortak tarihini, kültürünü, değerlerini ve geleneklerini tanıtmak amacıyla alanında uzmanlarla programlar, röportajlar ve belgeseller hazırlanacağını ifade etti.
TİKA, Bangladeş’de de projelere devam ediyor
TİKA, 2019’da Başkanlık tarafından kurulan Türkiye-Bangladeş Teknik Enstitüsünde de (BTTI) sürücülük kursu, elektrik-elektronik ve sıhhi tesisat kurslarına eğitim malzemesi desteğinde bulundu.
Sürücü kursu törenle hizmete açılırken, törende, elektrik-elektronik ve sıhhi tesisat bölümleri için TİKA tarafından temin edilen eğitim malzemelerinin de teslimi yapıldı.
Açılış töreninde Türkiye Bangladeş Parlamentolararası Dostluk Komitesi Üyesi Milletvekili Motahar Hossain, Türkiye’nin Bangladeş ile dostluğuna vurgu yaparak TİKA projelerinin bu anlamda çok önemli etkiler bıraktığının altını çizdi.
Proje kapsamında sürücü kursu için bir araç, bir motosiklet temin edilerek mesleki eğitim binasının elektrik ihtiyacını büyük ölçüde karşılayacak bir güneş enerjisi sistemi kuruldu. Ayrıca elektrik-elektronik bölümü için multimetre, voltmetre, gerilim test cihazı; sıhhi tesisat bölümü içinse pistonlar, matkaplar ve bükücüler gibi tam kapasiteli bir eğitim olanağı oluşturacak teknik ekipmanlar temin edildi.
İlk etapta BTTI, bölgede ikamet eden gençlerden mesleki eğitim kurslarına ilgi duyan ve bu alanlarda uzmanlaşmak isteyenleri belirleyerek eğitim programlarına katılmaya teşvik etti. İşsiz kalan genç erkek ve kadınlar arasında yoksulluğun azaltılması, becerilerin geliştirilmesi ve farkındalığın artırılması ana hedefler olarak belirlendi.
Mesleki eğitim merkezi 3 bin 200 metrekarelik bir alana kurulu halde bulunan BTTI, başkent Dakka’nın 375 kilometre kuzeyinde, Bangladeş sınır bölgesindeki Lalmonirhat şehrinde yer alıyor.
TİKA tarafından kurulan teknoloji binasında, gençlere temel bilgisayar ve ofis araçları kullanımı, web site dizayn ve programlama gibi kursların yanı sıra, kadınlara yönelik tekstil işçiliği dersleri verilmesi de planlamalar arasında.
KKTC’de “Uygulama Oteli” yenileme projesi
TİKA, KKTC’de eğitim faaliyetlerini sürdüren Haydarpaşa Ticaret Lisesi bünyesindeki Uygulama Otelini yeniledi.
Yenilenen “Haydarpaşa Ticaret Lisesi Uygulama Oteli” açılışına, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, KKTC Sivil Savunma Teşkilatı Başkanı Atilla Karaca, TİKA Lefkoşa Koordinatörü Havva Pınar Özcan Küçükçavuş, KKTC MEB Mesleki Teknik Öğretim Dairesi Müdürü Gülşen Hocanın ile öğretmenler ve öğrenciler katıldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, turizm alanında eğitim gören öğrenciler tarafından uygulama otelinde ağırlandı.
Uygulama Otelinin yenilenen bölümü, öğrencilerin pratik eğitimlerini gerçekleştirdiği alanın yanı sıra Türkiye’den gelen öğretmenler ve diğer misafirler için kısa süreli konaklama imkanı sunuyor.
1959’dan bu yana Lefkoşa’da mesleki eğitim alanında eğitim öğretim faaliyetlerini yürüten Haydarpaşa Ticaret Lisesi, muhasebe, finansman, pazarlama, büro yönetimi, yiyecek içecek konaklama ve ön büro hizmetleri olmak üzere üç alanda eğitime devam ediyor.
Okul bünyesinde 250’ye yakın öğrenci, yiyecek içecek ve konaklama, mutfak, servis, resepsiyon ön büro ve kat hizmetleri dallarında eğitim alıyor.
Bu eğitimler, 6 odalı, resepsiyon, restoran ve lobisi bulunan okul binasında yapılıyor. Okulun uzun yıllardır kullanılan, yıpranmış tarihi binası, TİKA tarafından detaylı bir tadilattan geçirilerek tekrar hizmete açıldı.
]]>Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu’nun düzenlediği “Türkiye-KKTC İkinci Ekonomi Konferansı”, Ticaret Bakan Yardımcısı Mahmut Gürcan, KKTC Ekonomi ve Enerji Bakanı Olgun Amcaoğlu, KKTC İstanbul Başkonsolosu Fatma Demirel, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve Kıbrıs Türk Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Turgay Deniz, Türkiye-KKTC Ticaret Odası KKTC Tarafı Eş-Başkanı Omaç Cin ve iş insanlarının katılımıyla TOBB İstanbul Hizmet Binası’nda yapıldı.
Gürcan, buradaki konuşmasında, ulusal ve uluslararası tüm platformlarda vurguladıkları gibi Kıbrıs’a yaklaşımlarında ana politikalarının uluslararası toplumun Kıbrıs Türklerinin bağımsızlığını ve egemenliğini tam ve eşit bir biçimde tanıması olduğunu belirtti.
Gürcan, “Kıbrıs Türkü’nün yıllardır haksız bir şekilde maruz kaldığı adaletsizlik ortadan kaldırılmalıdır. Sayın Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın da her zaman belirttiği üzere her koşulda Kıbrıs Türklerinin eşit egemenliğinin ve eşit uluslararası statüsünün onaylanmasına yönelik gayretlerimizi kesintisiz olarak tüm mecralarda sürdüreceğiz.” ifadesini kullandı.
Kıbrıs Türk halkının varlığının, hürriyetinin ve geleceğinin teminat altına alınmasını, refah seviyesinin yükseltilmesini, KKTC’nin tüm kurum ve kuruluşlarıyla güçlendirilmesini öncelikli hedeflerinden biri olarak gördüklerini söyleyen Gürcan, birlikte yürütülecek çalışmalara önem verdiklerini vurguladı.
Kıbrıs mücadelesini sadece siyasi alanda değil, ekonomik alanda da sürdürdüklerini, hem siyasi hem de ekonomik alandaki kazanımları artırmak istediklerini dile getiren Gürcan, şöyle devam etti:
“Bu kapsamda Kıbrıs’ı ihtiyaç duyacağı her alanda desteklemeye devam edeceğiz. Ticaret Bakanlığı olarak Kıbrıs ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizin genişletilmesine ve derinleştirilmesine büyük önem vermekteyiz. Ülkelerimiz arasındaki kardeşlik bağlarını ticari ve ekonomik ilişkilerimize en iyi şekilde yansıtmak istiyoruz. Maksadımız Kıbrıs’ın sosyal ekonomik kalkınmasını hızlandırmak. İş dünyalarımız, çizdiğimiz bu çerçevenin içini doldurması, talepleriyle bu çerçevenin büyütülmesi açısından mühim bir rol oynayacaklardır.”
Gürcan, ocak ayında yapılan Türkiye-KKTC Ortak Komite 12. Dönem Toplantısı’nda ticaret, gümrük, e-ticaret, ürün güvenliği, insan kaynakları, serbest bölgeler, sağlık, hukuki altyapı gibi alanlarda işbirliğine yönelik eylem planları belirlediklerini söyledi.
“Cumhuriyet’imizin 100. yılına son 14 çeyrektir aralıksız büyümeyi gerçekleştirerek girdik”
Mahmut Gürcan, 85 milyona dayanan nüfusu, coğrafi konumu ve büyük ölçekli iç pazarıyla bugün birçok uluslararası firmanın bölgesel üssü konumundaki Türkiye’nin, KKTC’nin dünyaya açılan kapısı niteliğinde olduğunu belirterek, KKTC’nin maruz kaldığı izolasyondan kaynaklı zorlukların etkilerinin azaltılması konusunda KKTC ile işbirliği içinde olduklarını ve bunu sürdüreceklerini ifade etti.
KKTC’nin uluslararası fuarlar ve çeşitli platformlarda daha etkin bir şekilde tanıtımına desteklerinin de sürdüğünü söyleyen Gürcan, “Altyapı ve üstyapı projelerinden turizm ve eğitime kadar pek çok konuda Kıbrıslı kardeşlerimizin hep yanında yer aldık, yer almaya devam edeceğiz. Türkiye ekonomisindeki gelişmelerin KKTC ekonomisine de önemli etkileri olduğunun farkındayız.” dedi.
Türkiye’nin 2020-2021 yıllarındaki Kovid-19 süreci, ardından Rusya-Ukrayna Savaşı ve ekonomik olarak bunların getirmiş olduğu zorluklara rağmen Cumhuriyet’in 100. yılına son 14 çeyrektir aralıksız büyümeyle girdiğini belirten Gürcan, “Büyüme ivmemizi sürdürüyoruz. 2023’te Kahramanmaraş merkezli büyük bir deprem yaşadık, 11 ilimizde çok büyük yıkımlar oldu. Buna rağmen 2023’te yüzde 4,5’lik büyüme gerçekleştirdik. Yine 2002 yılında 36,1 milyar dolar olan ihracatımızı 2023’te 7 kattan fazla büyüterek 255,8 milyar dolar yaptık. Bu, Türkiye Cumhuriyeti tarihindeki en yüksek ihracat rakamıydı. Bu rakamlarımızı daha da geliştirerek 2024’te de yeni hedeflerimize ulaşmayı arzuluyoruz.” diye konuştu.
“Firmalarımızı KKTC’nin gelişmekte olan yatırım ortamından daha aktif yararlanmaya davet ediyoruz”
Ticaret Bakan Yardımcısı Gürcan, “KKTC ile 2023 yılında 2,5 milyar dolarlık ticaret hacmi gerçekleştirdik. 2,5 milyar dolar olan ticaret hacmimizi önümüzdeki yıllarda artırmanın yanında KKTC’nin bu ticaretten aldığı payı genişletmek de asıl amaçlarımızdan birisi.” dedi.
Türkiye’nin KKTC’deki 360 milyon dolarlık yatırımını yeterli bulmadıklarını dile getiren Gürcan, yatırımları genişletmek, daha da yukarıya taşımak için çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
Firmaları KKTC’nin gelişmekte olan yatırım ortamından daha aktif şekilde yararlanmaya davet eden Gürcan, şunları söyledi:
“Müteahhitlerimiz KKTC’de 1,4 milyar dolar değerinde 114 projeyi üstlenmiş durumdalar. Hangi ülkede olursa olsun üstlendikleri her projeyi en hızlı ve en kaliteli şekilde tamamlayan Türk müteahhitleri dünyada bir marka haline gelmiştir. Müteahhitlerimiz KKTC’nin alt ve üstyapısının geliştirilmesine katkı sağlama çalışmalarını devam ettiriyorlar. Ticaret Bakanlığı olarak Türkiye ve KKTC ilişkilerinin geliştirilmesi için elimizden gelen her şeyi yönetim anlayışımıza uygun olarak tüm paydaşlarla istişare halinde yapıyoruz. Ticaret Bakanlığında hem bakanımızın hem bakan yardımcılarımızın kapılarının her zaman olduğu gibi hem Türk iş adamlarımıza hem KKTC’den gelecek tüm iş adamlarımıza açık olmaya, onlarla her türlü istişareyi ve onlara her türlü yardımı yapacağımızı taahhüt ediyoruz. Ortak gayretlerimizin neticesinde ikili ilişkilerimizin tüm alanlarda gelişeceğine inancımız tamdır.”
TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da her zaman Kıbrıs Türklerinin haklı mücadelesinde yanlarında olduklarını ve olmaya devam edeceklerini belirtti.
KKTC ekonomisinin kendi ayakları üzerinde durabilmesi gerektiğini dile getiren Hisarcıklıoğlu, “Bunun için güçlü bir özel sektörün varlığı da çok önemlidir. Zira özel sektör güçlü olursa, iktisadi kalkınma süreci de kuvvetli olur. Özel sektörün geliştirilebilmesi için Kıbrıs Türk Ticaret Odası ile uzun süreden beri birlikte çalışıyoruz. Türkiye ile Kuzey Kıbrıs arasındaki ekonomi ve ticari ilişkilerin gelişmesi için ortak hareket ediyoruz.” diye konuştu.
“Türkiye-KKTC Ticaret Odası Forumu” ile gerek ikili ticaret gerekse yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine odaklandıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, yatırım ortamının iyileştirilmesi konusunda da birlikte çalıştıklarını ifade etti.
Hisarcıklıoğlu, KKTC’nin dünyayla bütünleşme çabalarına da destek olduklarını, bu kapsamda Milletlerarası Ticaret Odası, İslam Odası, EUROCHAMBRES ve Türk Ticaret ve Sanayi Odasında, Kıbrıs Türk iş dünyasının layıkıyla temsili için girişimler yaptıklarını anlattı.
Kıbrıs Türk Ticaret Odası bünyesinde kurulan İhracat Destek Ofisi’nin de Kuzey Kıbrıs ihracatının gelişmesine katkı sağlayacağına inandıklarını belirten Hisarcıklıoğlu, şunları kaydetti:
“Bizler bundan sonra da Kıbrıs iş dünyasıyla birlikte çalışarak Kuzey Kıbrıs ekonomisinin gelişmesine katkı sağlamaya devam edeceğiz. Hükümetlerimiz arasında devam eden gümrük altyapısının geliştirilmesi, AB mevzuatı ile uyumlu bir ürün güvenliği sisteminin oluşturulması, fuar katılımlarının desteklenmesi gibi işbirliği alanlarının da genişletilmesini istiyoruz. İş dünyası olarak bu çalışmalara katkı vermeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı Yardımcımız Cevdet Yılmaz’ın son KKTC ziyaretinde de vurguladığı gibi Güzelyurt civarında bir soğuk hava deposu yatırımı için TOBB olarak çalışma yapıyoruz.”
]]>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan yabancılara mülk satışının ciddi bir sorun olmadığını belirterek, “Elbette bunun her türlü milli boyutu da var. İmar yasalarını düzenleyerek, çevreyi, mavi ve yeşili korumak gerekir” dedi. Tatar, en fazla İsraillilerin mülk satın aldığı iddialarına dair, “İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit olanlar Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır. Dünyanın her yerinde, İranlı, Iraklı, Amerikalıya da satış yaptılar. Onların Yahudiler olduğunu nereden sen biliyor musun” diye konuştu.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Türkiye ve KKTC’den gazetecilerle Lefkoşa’daki Cumhurbaşkanlığı’nda bir araya geldi. Üç yıldan beri yürüttükleri siyasetin Türkiye’nin de desteğiyle devam ettiğini belirten Tatar, “Bazıları kelime oyunlarıyla kendilerine göre bir algı yaratmaya çalışıyorlar. Ama bizim kelime oyunlarıyla bir işimiz yok. Bizim pozisyonumuz açık ve nettir. Halkın kendi kaderine karar verme hakkıyla yaklaşıyoruz. Kıbrıs Rum’u kadar bizlerin de devlet tecrübesi vardır” ifadelerini kullandı. Tatar, devamında şöyle konuştu:
“Rum tarafı Ada’nın üçte birinin işgal edildiğini öne sürüyor. Rum tarafı politikasında Annan Planı’na hayır diyerek Avrupa Birliği (AB) üyeliğiyle ödüllendirilmelerinden beri hiçbir değişiklik yoktur. Artık iki egemen devlet arasında işbirliği olur. KKTC’yi tanımayabilir ama KKTC gerçeği vardır.
Biz egemen devlet isek taviz veremeyiz. Masaya oturacaksak egemen iki eşit devlet oturacaktır. Güney Kıbrıs Crans Montana’da bırakıldığı yerden başlamak istiyor, Ada’da sıfır asker, sıfır garantör diyor. Bizim milli siyasetten geri adımımız yoktur. Türkiye’nin Kıbrıs meselesinde milli siyaset değişikliği olmayacaktır.
Ada’da federal temelde bir anlaşma olduğunda kısa bir süre sonra Türkiye’nin Kıbrıs’tan tümüyle çekilmek zorunda kalacağı, çünkü ne diyorlar, bütün bunlar müzakere tutanaklarında var, Türkiye Cumhuriyeti Avrupa Birliği üyesi olmadığı için mutlak surette modası geçmiş olan garantörlüğü sona erdirilmesi ve AB güvenlik mekanizmalarının Türkiye’nin garantörlüğünün yerine anlaşmalarda yer alması ve Türk askerinin Ada’dan çekilmesi… Böyle bir ortamda elbette çok kısa bir süre sonra otoritelerini Kuzey’e dayayacakları için bizler için ölüm fermanıdır, Kıbrıs Türkü’nün yok oluşudur. Ayrıca Türkiye ile bağlantımızın kopartılması ile hem Türkiye’nin kendi güvenliğinin sarsılması ve Doğu Akdeniz’den dışlanmasıdır. Dolayısıyla AB’ye alınmalarından sonra Kıbrıs’ta bir anlaşma olursa bu mutlak surette iki egemen eşit devletin işbirliğiyle bu anlaşma olabilir.”
“HER TÜRLÜ MİLLİ BOYUTU VAR”
Aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu gazetecilerin sorularını yanıtlayan Tatar, Gazimağusa’daki İskele bölgesinde yoğunlaşan ve son dönemin önemli gündem maddelerinden olan yabancılara mülk satışının ciddi bir sorun olmadığını belirtti. Tatar, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Yabancılara bir konut ve bir dönüm arazi resmi satış söz konusu. Aracılarla satış da gözden geçiriliyor. Bunun yasası var. Elbette bunun her türlü milli boyutu da var. Tarımsal arazileri korumak gerekir, imar yasalarını düzenleyerek, çevreyi, mavi ve yeşili korumak gerekir.
“ÇALKANTILAR VAR AMA ABARTILIYOR”
Burası eğitim ve turizmde marka destinasyon olmuştur. Çalkantılar var ama abartılıyor. Her milletten insanın gelmesi KKTC’nin tanınması için bir fırsattır. ‘Yabancılar geldi Kıbrıs’ı işgal etti’, ben buna inanmıyorum. Güney Kıbrıs’ta 50 bin Rus var, Güney Kıbrıs’ta her milletten insan var.
İsrail bizim düşmanımız değil ki, tehdit olsun. Rumlar gelip satın almıyor. Bize tehdit Rumlar. İsrailli, yatırım için buradadır. Dünyanın her yerinde İranlı, Iraklı, Amerikalıya da satış yaptılar. Onların Yahudiler olduğunu nereden sen biliyor musun?”
“YIPRATICI SÖYLEMLER SONA ERECEK”
KKTC’nin Güzelyurt ilçesindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde başlayan ve çok sayıda üst düzey bürokrat ve yetkilinin tutuklandığı “sahte diploma” krizi için Tatar, “Bu skandala ilişkin KKTC’de bunun genel bir tecrübe olduğunu kabul edemem. Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Bu eğitim sektörümüzü korumamız lazım. YÖK’ten destek talep ettik. YÖK’ün YÖDAK ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak. Yıpratıcı söylemler de sona erecek” dedi.
]]>Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, “sahte üniversite diploması” skandalıyla ilgili, “Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Eğitim sektörümüzü korumamız lazım. Yükseköğretim Kurulu’ndan (YÖK) destek talep ettik. YÖK’ün Yükseköğretim Planlama, Denetleme ve Akreditasyon Kurumu (YÖDAK) ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak” dedi.
KKTC’nin Güzelyurt ilçesindeki Kıbrıs Sağlık ve Toplum Bilimleri Üniversitesi’nde başlayan “sahte diploma” krizi gündemdeki yerini koruyor. KKTC’de üniversiteleri denetlemekle sorumlu YÖDAK Başkanı Prof. Dr. Turgay Avcı ve yolsuzluğun yaşandığı dönemdeki Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Hasgüler ile çok sayıda üst düzey bürokrat ve yetkili bu kapsamda tutuklandı.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Lefkoşa’da aralarında ANKA Haber Ajansı’nın da bulunduğu bir grup gazeteciye yaptığı değerlendirmede; “Bu skandala ilişkin KKTC’de bunun genel bir tecrübe olduğunu kabul edemem. Çok iyi eğitim veren üniversitelerimiz var. Eğitim sektörümüzü korumamız lazım. YÖK’ten destek talep ettik. YÖK’ün YÖDAK ile çalışmasıyla sıkıntılar giderilecek. Gereği neyse yapılacak. Yıpratıcı söylemler de sona erecek” ifadelerini kullandı.
ÖZERSAY: ÇÜRÜME SADECE SİYASAL BİR ÇÜRÜME DEĞİL
Ana muhalefet partilerinden Halkın Partisi Genel Başkanı Kudret Özersay ise konuya ilişkin şunları kaydetti:
“Sadece bu diplomayı verenler açısından değil, yozlaşma toplumun her düzeyine sirayet etmiş durumda. Yani müdür, müsteşar, milletvekili, eski bakan, üniversitelerden sorumlu kurum başkanı, bu bir kategori. İkinci kategori öğretmen, polis, asker aldığı diplomayı da devlete verip kademe derece ilerlemesi, makam-mevki maaş artışı. Şimdi bütün bunları biz gördük şu ana kadar. Toplumdan bağımsız bir şey değil bu. Çürüme, sadece siyasal bir çürüme değil. Toplumun bazı kesimleri de buna ortak olmuş durumda. Bir şeye karar vermemiz lazım, bu sorunu nasıl çözeceğiz? YÖK heyeti geldi, YÖDAK ile birlikte çalışarak sorunu çözecek. Evet bunu konuşmamız lazım, doğrudur. Ama eğer biz mevcutların üzerini örterek ‘Yeni bir sistem yaratalım. Geçmişe bakmayalım’ dersek, bu çuval içerisinde kalan o çürümüş patatesler hepsini çürütecek ve bu koku gitmeyecek.”
SUCUOĞLU: EĞİTİMİ YARALARSANIZ BU İNANILMAZ EKONOMİK SIKINTILAR YARATACAKTIR
Bu durumun eğitime büyük zarar verdiğini kaydeden eski Başbakan ve Ulusal Birlik Partisi (UBP) Lefkoşa Milletvekili Faiz Sucuoğlu, “Çok fazla ve denetimsiz üniversite izni verildi ve bazıları tabela üniversitesi şeklinde kaldı. Bir nevi ticari açıdan olaya bakıldı” dedi. Sucuoğlu ayrıca, “Bu diplomayı kötü niyetle kullanan, terfi için kullananlar ayrı ama bir de hiç bir yerde kullanılmamış diplomalar için ayrı bir şey yapmak lazım. Çünkü iş farklı boyutlara gidecek gibi görünüyor ve bu büyük bir zarar verecektir. Kuzey Kıbrıs’ın iki önemli hususu var, biri turizm biri de eğitim. Siz eğitimi böyle yaralarsanız yarın öbür gün inanılmaz ekonomik sıkıntılar yaratacaktır” diye konuştu.
FEYZİOĞLU: 17 ÜNİVERSİTENİN YÖK AKREDİTASYONU VAR
25 Mart itibariyle KKTC talebiyle Ada’ya gelen YÖK heyetinin çalışmalarına başladığını söyleyen, Türkiye ve KKTC’den bir grup gazeteciyle bir araya gelen Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’deki 17 üniversitenin YÖK’e akredite olduğunu, 5 üniversitenin olmadığını ifade etti. Akredite olan üniversitelerin tüm bölüm ve kontenjanlarıyla YÖK tarafından denkliklerinin kabul edildiği anlamına gelmediğinin altını çizen Feyzioğlu, “Türkiye’de ÖSYM kılavuzunda hangi üniversite ve bölümleri, kaç kontenjanla yer alıyorsa o sayıda bölüm ve öğrenci diploması denk kabul ediliyor. Örneğin A üniversitesinin hukuk fakültesinden 5 kontenjan ÖSYM kılavuzunda yer alıyorsa sadece o yıl, bu şekilde giren 5 öğrencinin diploması Türkiye’de geçerli oluyor. Oysa o üniversite ve o fakülte 90 öğrenciyi sınavsız, kapıdan aldıysa onların diplomaları denk kabul edilmeyen diğer 5 üniversite ile aynı muameleyi görüyor. Yani denk kabul edilmesi için onların da başka prosedürleri yerine getirmesi gerekiyor” diye konuştu. Feyzioğlu şunları kaydetti:
“Yaşananlar üzerine KKTC Başbakanı Türkiye’ye, Cumhurbaşkanımıza yazı yazdı ve YÖK’ün burada sistem kurmasını istedi. YÖK heyeti de görüşmek üzere buraya geldi. YÖK, YÖDAK’a bu sistemi kurduğunda tek bir ekrandan, her bir öğrencinin ders seçiminden derslere devam edip etmediğine; ödevden teze tüm bilgileri görülecek ve her bir diplomaya da barkod verilecek.”
]]>Cenevre’de PAB’ın 148’incisini gerçekleştirdiği genel kurul toplantısına, KKTC Cumhuriyet Meclisini temsilen Hasipoğlu’nun yanı sıra Cumhuriyetçi Türk Partisi Milletvekili Asım Akansoy ve Demokrat Parti Milletvekili Serhat Akpınar katıldı.
Temaslarına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Hasipoğlu, yılda bir kez düzenlenen PAB’dan KKTC’den siyasi partiler olarak davet aldıklarını belirterek, KKTC’den heyet başkanı olarak bu toplantıya katıldığını bildirdi.
Hasipoğlu, “Burada 140 ülke ve 1000’in üzerinde milletvekili var. Bizim için önemli bir ortam. Diğer ülkelerin vekilleri ile görüşüp, haklı davamızı anlatmak ve lobi yapmak fırsatını bulmuş olduk.” dedi.
İkili görüşmeler kapsamında TBMM heyeti ile bir araya geldiklerini belirten Hasipoğlu, bundan sonra atılacak adımlar konusunda strateji toplantısı yaptıklarını aktardı.
TBMM heyetiyle hangi uluslararası kuruluşlara üyelik müracaatlarında bulunabileceklerini de ele aldıklarına işaret eden Hasipoğlu, “Daha sonra kardeş Azerbaycan ile bir toplantımız oldu. Türk Devletleri Teşkilatına girdikten sonra Azerbaycan ile ilişkilerimiz daha da arttı, ihracatımız başladı. Narenciye olsun, alüminyum olsun ihracatımız en üst seviyede gerçekleşiyor. Gelecek ay üniversitelerimiz ve turizm yatırımları ile ilgili bir toplantı düzenlenecek. Ticari hayat Azerbaycan ile de başladı. Bir millet üç devlet olma yolunda hızlıca ilerliyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü talebimiz, son derece makul ve doğru zamanlı bir taleptir”
Hasipoğlu, Bahreyn ve Pakistan heyetleri ile de görüştüklerini, karşılıklı işbirliği fırsatlarını değerlendirdiklerini söyledi.
Yaptıkları tüm görüşmelerde muhataplarına Kıbrıs Türk tarafının iki devletli çözüm tezini ilettiklerini kaydeden Hasipoğlu, “Egemen eşitlik ve uluslararası eşit statü talebimiz, son derece makul ve doğru zamanlı bir taleptir. 2021’de Cumhurbaşkanımız Ersin Tatar ile birlikte Cenevre’deki Kıbrıs konulu 5+1 gayriresmi toplantıda bu önerilerimiz Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne sunduk. Genel Sekreter bizi çok iyi anladı, artık farklı şeyleri konuşma zamanının geldiğini, ‘Kutu dışında düşünmemiz gerektiğini’ söyledi. Biz de bu konuda çalışıyoruz, hiçbir zaman da masadan kaçan taraf olmadık.” değerlendirmesinde bulundu.
Hasipoğlu, Kıbrıs Türk tarafının tüm çözüm planlarına “evet” dediğini hatırlatarak, daha fazla ambargolar altında cezalandırılmamaları gerektiğini vurguladı.
Muhataplarının “iki devletli çözüm” konusundaki taleplerini makul karşıladığını da söyleyen Hasipoğlu, daha önceki tüm çözüm planlarına Kıbrıs Rum kesiminin “hayır” dediğinin bilinen bir gerçek olduğunu kaydetti.
Hasipoğlu, PAB toplantısına davet edilmelerinin esas amacının, GKRY milletvekilleri ve siyasal parti temsilcileriyle bir masa etrafında Kıbrıs konusunu konuşmaları olduğunu anlattı.
PAB’ın, devlet başkanlarından sonra en üst düzeyde Kıbrıs konusunun konuşulduğu bir ortam olduğuna dikkati çeken Hasipoğlu, İsviçreli milletvekilleri arabuluculuğunda, Kıbrıs Kolaylaştırıcılar Grubu Toplantısı kapsamında Rum parlamenterlerle 1,5 saatlik bir görüşme yaptıklarını, herkesin pozisyonunu ortaya koyduğunu ifade etti.
Hasipoğlu, Rum heyetinin üst düzey ve tecrübeli vekillerle toplantıya katıldığını ve “zaman çok hızlı geçti”, “bir an önce çözüme ulaşmamız lazım”, “hepimiz Kıbrıslıyız”, “federasyon modelinde sizlerle birlikte olmak istiyoruz” ve “çözümün de önündeki tek engel Türkiye’dir” diye aynı söylemleri tekrarladıklarını belirtti.
“Umarım toplantıyı düzenleyenler ve İsviçreli milletvekilleri raporlarını objektif şekilde yazarlar”
Kendilerinin de “bu kadar zamandır bütün çözüm planlarına ‘hayır’ dediniz, ‘evet’ deseydiniz bugün çok farklı bir ortam olacaktı” ve “buna rağmen sizinle bir masa etrafında görüşmelerimize devam edelim” diye Rumlara söylediklerini aktaran Hasipoğlu, şöyle devam etti:
“Egemenlik eşitlik ve uluslararası eşit statü talep eden pozisyonumuzu da iktidar olarak ortaya koyduk. İsviçreli moderatör ‘Sizler halklarınızın seçilmiş vekillerisiniz, niye siz Kıbrıs’ta meclis heyetleri olarak meclislerinizi ziyaret etmiyorsunuz? İklim değişikliği, Avrupa Birliği uyum yasaları, deprem ve afet gibi konularda niye ortak bir yasa çalışması yapmıyorsunuz?’ diye bir öneri ortaya koydu. Bu öneriyi İsviçreli vekil başkanlığındaki Kıbrıs arabulucu ekibi ortaya koydu. (Rumlar) Hepsi şaşırdı, birbirlerine baktılar ve bu öneriyi reddettiler. PAB’da bunun en basit örneğini yaşadık. Bizimle hiçbir şekilde eşit statüyü kabul etmiyorlar. Halbuki Kıbrıs Cumhuriyeti’nin zamanında eşit kurucu ortağı olduğu Kıbrıs Türk halkının 60 yıldır haklarını gasbederek bugünkü zihniyetleri içerisinde bizleri yok saymaya devam ediyorlar. Kıbrıs Türk halkının seçilmiş milletvekilleriyle oturup çalışma içerisine girmekten imtina ediyorlar. İşbirliğine yanaşmıyorlar. Kıbrıs Türk halkının seçilmiş vekilleri olarak bu tür uluslararası platformlarda onların gerçek zihniyetini, sahte yüzlerini ortaya koymaya devam edeceğiz. Umarım toplantıyı düzenleyenler ve İsviçreli milletvekilleri raporlarını objektif bir şekilde yazarlar ve Rumların bu retçi tavırlarını kayda geçirirler.”
Hasipoğlu, Kıbrıs Rum kesiminin güven oluşturmak için bir adım atarlarsa “KKTC’yi tanır mıyız?” korkusunu taşıdığını belirterek, bu toplantıdaki retçi tavırlarının, KKTC olarak ortaya koydukları uluslararası eşit statü talep eden önerilerinde ne kadar haklı olduklarını bir kez daha gösterdiğini ifade etti.
]]>“İBB, Kıbrıs’ın tüm sorunlarına ilişkin kardeşlerinin yanında olacaktır”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz: “Elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız”
İSTANBUL – İBB Başkan Adayı Murat Kurum, KKTC Başbakanlığı tarafından Beyoğlu’nda düzenlenen I. Kentler ve Kültürler Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programda konuşan Kurum “Kıbrıs, bizim milli davamızdır. Biz her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Başbakanlığı tarafından Beyoğlu’nda düzenlenen I. Kentler ve Kültürler Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Kurum’un yanı sıra KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Kulübü Başkanı Dursun Özbek ve çok sayıda vatandaş katıldı. Protokol ve katılımcılar program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı da çektirdi.
“Elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız”
100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna dikkati çeken Yılmaz, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın, her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz” diye konuştu.
“30 yılda çok aşamalar kaydettik”
Programda konuşan KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar “Şimdi 30 yıl önce böyle bir salonda o zaman İBB Başkanı olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ı davet ettiğimizde Kıbrıs’ın geleceğini konuşuyorduk. 30 yılda çok aşamalar kaydettik. O zaman suyumuz da yoktu, yollarımız da yoktu. Bundan yıllar önce çalışmalarımızı hep Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin çevresini değiştirmek, ekonomisini kalkındırmak, refahımızı artırmak için çalışmamızı yaparken büyük düşüncelerimiz vardı. Ama bu büyük düşüncelerin gerçekten ortaya çıkması Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın büyük destekleriyle olabildi” ifadelerine yer verdi.
“Kıbrıslılar yurt edindiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır”
Programda konuşan İBB Başkan Adayı Kurum “Ben ne zaman sizlerle buluşsam, ne zaman sizleri böyle karşımda görsem Kıbrıs’ımızın nasıl kurtulduğu aklıma düşer. Kıbrıs’ımızın kurtuluşu her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının mazisinde şanlı bir sayfadır, şanlı bir dönüm noktasıdır. Kıbrıs’ın asil halkı geçmişte yaşanan belirsizliklere, zulümlere, işkencelere rağmen mücadelesinden asla vazgeçmemiş on yıllarca Rumlara karşı korkusuzca direnmiştir. Can vermiş ama asla hürriyetinden, egemenliğinden taviz vermemiştir. Boyun eğmemiştir. Kıbrıslılar yurt edindiği, memleket bildiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır. 1974 Barış Harekatı ile bu şanlı mücadele; Mehmetçiğimizin ve Kıbrıs Türk’ü kardeşlerimizin kahramanlığıyla yerini kutlu bir zafere bırakmıştır. O günden bugüne sizler, Kıbrıs Türk’ü soydaşlarımız; istiklaline ve istikbaline sonuna kadar sahip çıkıp, bu zaferin haklı gururunu yaşadınız. Bizim için de hak ve eşitlik mücadelesinde nice zorluklara göğüs geren Kıbrıs Türk’ünün azmi ve dirayeti, ayrılmaz parçası olduğu Türkiye için gurur kaynağıdır, iftihar tablosudur” dedi.
“Kıbrıs, bizim milli davamızdır”
“Her Kıbrıs meselesi gündeme geldiğinde elbette ki KKTC’nin dünyada tanınması hususu da gündeme geliyor” diyen Kurum konuşmalarını şu şekilde sürdürdü: “Bugün KKTC, adanın iki eşit parçasından biridir. Toprağıyla, nüfusuyla, demokrasisiyle, ticaretiyle, turizmiyle her alanda bir devlet olma hakkına ve hukukuna sahiptir. Her ne kadar bu gerçeği Rum tarafı sulandırmak istese de bu böyledir ve böyle olmaya devam edecektir. İşte bugün 144 ülkeden öğrencinin bulunduğu, 100’den fazla ülkeyle ticari ilişkilerin olduğu ve yine 100’den fazla ülkeden turistin geldiği KKTC, dünyanın bildiği, tanıdığı bir coğrafyadır, yerdir. Kıbrıs’ın Güney’inde Rum devleti varsa, Kuzey’inde de Türk devleti vardır. KKTC vardır. Kıbrıs, bizim milli davamızdır. Biz her zaman Kıbrıs Türk’ünün yanında durduk, durmaya da devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde haksız ve hukuksuz tüm ambargolara rağmen biz Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in incisi, gözdesi yapacağız, bambaşka bir cazibe merkezi haline getireceğiz”
“İBB, Kıbrıs’ın tüm sorunlarına ilişkin kardeşlerinin yanında olacaktır”
İstanbul’un ülkenin kalbi ve lokomotifi olduğunu belirten Kurum “İstanbul bizim ülkemizin kalbi, ekonomimizin lokomotifi, medeniyetimizin başkentidir. Bu şehir ne kadar güçlüyse Türkiye ve KKTC o kadar güçlüdür. İşte biz bu anlayışla, İstanbullu kardeşlerimize hizmet etmek, eser üretmek için kutlu bir yolculuğa çıktık. Bizler tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla, bu şehre değer katmak için geliyoruz. Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz demeden tüm sorunları çözmek için koştuysak, şimdi de İstanbul’umuzun problemleri için koşacağız, üreteceğiz. Bu şehrin bekleyen sorunları var ve biz bu sorunlara köklü çözüm üretmek üzere geliyoruz. Bu sorunların başında da sizler de çok iyi biliyorsunuz, kentsel dönüşüm ve ulaşım geliyor. 31 Mart’ta İstanbullular bize yetki verdikten hemen sonra, 1 Nisan’dan itibaren iş başına geçeceğiz. İstanbul’u afetlere karşı daha dirençli hale getirmek, olası bir depremi en az hasarla atlatabilmek için tüm planlarımızı uygulayacağız. Kentsel dönüşümdeki adımlarımızı kararlı bir şekilde atacağız. İstanbul’da tek bir riskli yapı kalmayıncaya kadar vatandaşımızla el ele vereceğiz ve deprem korkusunu tamamen bitireceğiz. İstanbul’un trafik çilesini ve ulaşım sorununu da çözüme kavuşturmak için hızlıca hareket edeceğiz. İBB olarak, İstanbul’u trafik sorunlarının eziyet hale geldiği bir durumdan çıkarmak için kararlı bir şekilde yatırımlar yapacağız. İBB, Kıbrıs’ın ulaşım sorunu başta olmak üzere tüm sorunlarına ilişkin, kardeşlerinin yanında olacaktır” şeklinde konuştu.
]]>KKTC Başbakanlığınca Beyoğlu’nda bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması’nda konuşan Yılmaz, Pençe-Kilit Operasyonu bölgesinde şehit düşen Tabip Teğmen Hulusi Elçi’ye Allah’tan rahmet diledi, terörle kararlı mücadelenin devam edeceğini söyledi.
Türkiye ile KKTC’nin ezeli gönül birlikteliğinin yansıdığı iftar sofrasında yer almaktan onur ve mutluluk duyduğunu belirten Yılmaz, kardeşliğin ramazan vesilesiyle perçinlenmesini, geleceğin bu birlik ve beraberlik temelinde taçlanmasını temenni etti.
Yılmaz, katılımcılara Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın selamlarını iletti.
Türkiye ve KKTC’nin, kökleri tarihe uzanan bağlarla birbirine sarılmış, gönül birlikteliği yapmış iki devlet olduğunu dile getiren Yılmaz, “Bu bağlar, milletimiz ile Kıbrıs Türk halkının tasada ve sevinçte birliği ve milli davaya olan inancıyla beslenerek bugünlere ulaşmıştır. Kıbrıs Türk’ü, 1571’den bu yana Kıbrıs Adası’nın asli unsuru olduğu kadar Türk milletinin de ayrılmaz bir parçasıdır. 1071’de Anadolu’nun kapılarını açan Malazgirt ruhundan, 1453’te İstanbul’da çağ açan inançtan Kıbrıs Türkü’nü ayrı tutamayız. 1878’den itibaren adada baş gösteren zulme milletimizin sessiz kalamayışı bundandır. Kıbrıs Türk halkı, Rum mezalimine karşı direnirken 7’den 70’e tüm Türkiye’nin Kıbrıs Türk’ünün geleceği için ayağa kalkması, geçmişten gelen bu kader birliğindendir. Ortak mücadele ruhuyla 1974 kutlu (Kıbrıs) Barış Harekatı’nda Mehmetçik ve mücahitlerimiz omuz omuza istiklal mücadelesi vermiştir. Kıbrıs Barış Harekatı, Kıbrıs Türk’ünü hedef alan baskı, terör ve insanlık dışı sindirme çabalarına son vermiştir.” ifadesini kullandı.
Yılmaz, bu yıl Kıbrıs Barış Harekatı’nın 50’nci yılının coşkuyla ve farklı etkinliklerle kutlanacağını belirterek, etkinlikler kapsamında Türkiye’den bir grubun gemiyle KKTC’ye gitmesinin planlandığını söyledi.
Kıbrıs Türkü’nün hürriyeti için cesaretle savaşan ve bu uğurda gözlerini kırpmadan can veren tüm Mehmetçik, mücahitleri ve şehitleri rahmetle anan Yılmaz, “Kıbrıslı Türklerin özgürlük mücadelesine öncülük eden Dr. Fazıl Küçük ve kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ı da şükranla yad ediyorum. Bu vesileyle kutlu Barış Harekatı’na önderlik yapan rahmetlik Ecevit’i, rahmetli Erbakan’ı da anmak istiyorum. Allah onlardan razı olsun. O gün o cesur kararları vermeselerdi bugün bu tabloyla karşı karşıya olmazdık.” diye konuştu.
Yılmaz, 100. yılını geride bırakan Türkiye Cumhuriyeti ile 40. yılını tamamlayan KKTC’nin kalkınma işbirliğinde artık ustalık döneminde olduğuna işaret ederek, “İktisadi ve mali işbirliği temelinde ulaştırmadan enerjiye, tarımdan turizme her alanda Kıbrıs Türkü ile beraberiz, elimizdeki tüm imkanlarla Kıbrıs halkının yanındayız. Sadece adada değil, dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın her bir Kıbrıs Türkü’nün geleceğe, öz vatanının yarınlarına güvenle bakmasını istiyoruz.” dedi.
KKTC’nin geniş bir diasporasının bulunduğunu belirten Yılmaz, KKTC’nin tüm bölgeleriyle gelişmesi ve kalkınması için yapısal reformların da işbirliği içinde hayata geçirildiğini ifade etti.
KKTC Cumhurbaşkanlığı binası ile Cumhuriyet Meclisi binasının inşaatına hızla devam edildiğini ve kasım ayına yetiştirilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yılmaz, destekler kapsamında KKTC’li çiftçilerin, besicilerin ve üreticilerin de yanında olduklarını söyledi.
245 üreticiye yaklaşık 11 milyon liralık ödeme yapıldığını ifade eden Yılmaz, KKTC’de ilk kez yurt yapmaya başladıklarını, söz konusu yurdun 802 kişi kapasiteli olduğunu belirtti.
KKTC’de çok daha sağlıklı, güçlü bir yükseköğretim sistemi için gerekli adımların işbirliği içinde atılacağını söyleyen Yılmaz, “KKTC vatandaşlarının ülkemizde oturma ve çalışma izninden muaf tutulması, KKTC’den ülkemize kimlikle seyahat edebilmeleri ve sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeleri gibi pek çok kolaylığı getirdik, yenilerini de ekleyeceğiz. Temel felsefemiz şu; KKTC’de yaşayan kardeşlerimiz Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları hangi konulardan istifade ediyorsa aynısını eşit bir şekilde elde etmeleri, o hizmetlerden faydalanmaları.” dedi.
Yılmaz, KKTC ile belediyecilik tecrübesini de paylaştıklarını, KKTC’deki 11 belediyenin 29 projesine kaynak tahsis edildiğini söyledi.
Türkiye ile KKTC arasında elektrik alanında çift hatlı kablo projesinin hayata geçirileceğini ifade eden Yılmaz, “Bunu başardığımız zaman gidişli gelişli olacağı için bu kablo sistemi, KKTC yenilenebilir enerji konusunda da potansiyelini kullanabilir hale gelecek. Bu projenin fizibilite çalışmalarına başlamış durumdayız.” bilgisini verdi.
Yılmaz, Gazze’de herkesin yüreğini yakan manzaraların olduğuna işaret ederek, “Bunları görünce yapılan barış harekatının ne kadar anlamlı olduğunu da bir kez daha hepimiz herhalde takdir ediyoruzdur diye düşünüyorum. Türkiye’nin garantörlüğü olmasa, barış harekatı olmasa Gazze’de yaşanan manzaralara benzer manzaraların Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde de yaşanabileceğini herhalde hepimiz görüyoruzdur diye inanıyorum. Çok şükür Türkiye buna müsaade etmedi. Bu anlamda tekrar emeği geçenlere, hem mücahitlere hem silahlı kuvvetlerimize, askerimize şükranlarımızı sunuyoruz.” ifadesini kullandı.
KKTC’nin istikrarının Doğu Akdeniz’in istikrarı anlamına geldiğini belirten Yılmaz, “Burada da şunun altını bir kez daha çizmek istiyorum; geçmişte denenip sonuç alınmayan yöntemlerin tekrar tekrar denenmesinin de bir anlamı yok. 40 yıllık bir devlet var, 50 yıllık bir barış harekatı geçmişi var, bir realite var. Bu realiteyi bütün dünyanın görmesi gerekir, anlaması gerekir. Kıbrıs Türklerinin özden gelen hakları olan egemen eşitlikleri ve eşit uluslararası statüleri tespit edilmek durumundadır, biz buna inanıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti olarak bu konuda her zaman Kıbrıs Türkü’nün yanındayız.” diye konuştu.
31 Mart yerel seçimlerine az bir zaman kaldığını söyleyen Yılmaz, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’a destek istedi.
Bir belediye başkanının belediye kaynaklarını şan ve şöhret için kullanmasının yanlış olduğunu belirten Yılmaz, şunları kaydetti:
“Kendisi için, kendisinin kariyer basamağı olarak kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Yine bu belediye başkanı belediyeyi ideolojik amaçlarla, farklı amaçlarla kullanıyorsa gerçek belediyecilik yapmıyor demektir. Gerçek belediyecilik çok sade bir şey, kanunlarında yazan görevler var, o görevler çerçevesinde belediyeye verilen kaynakları verimli, etkili kullanan, halkın ihtiyaçlarına yönelik kullanan belediye başkanı ise gerçek belediyecilik yapıyor demektir. Biz polemiklere, çatışmalara, kavgalara ihtiyaç duymuyoruz. İstanbul’un kaybedecek vakti yok, İstanbul’un gerçek belediyeciliğe ihtiyacı var. Son 5 yılda İstanbul’un sermayesine doğru düzgün yatırım yapılmadı. Geçmişten gelen sermayeyi yiyerek bir anlamda devam edildi. Geçmişten gelen sermayeyi bir 5 yıl kullanabilirsiniz ama buna bir 5 yıl daha İstanbul’un tahammülü yok, kaybedecek vakti yok. Biz inanıyoruz ki donanımıyla, geçmiş tecrübesiyle Murat Kurum kardeşimiz gerçek belediyecilik yapacaktır. Sermayeyi yemeyecektir, sermayeye ilaveler yapacaktır.”
Yeni afetler yaşamamak adına risklerin yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Yılmaz, özellikle İstanbul’da kentsel dönüşümün hızlandırılması gerektiğini, bunun lafla olacak bir şey olmadığını, somut projelerle gerçekleştirilebileceğini sözlerine ekledi.
KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, KKTC Başbakanı Ünal Üstel, Cumhur İttifakı İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’un da konuşma yaptığı programa, Türkiye’nin Lefkoşe Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, Galatasaray Spor Kulübü Başkanı Dursun Özbek ile bazı medya kuruluşlarının temsilcileri de katıldı.
Katılımcılar, program öncesinde “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” adlı fotoğraf sergisini gezdi.
]]>Taksim’de bir otelde düzenlenen Kentler ve Kültürler Buluşması programında konuşan Kurum, Kıbrıslılarla ne zaman buluşsa, Kıbrıs’ın nasıl kurtulduğunu hatırladığını söyledi.
Kıbrıs’ın kurtuluşunun her şeyden önce Kıbrıs Türk halkının mazisinde şanlı bir sayfa, şanlı bir dönüm noktası olduğunu belirten Kurum, “Kıbrıs’ın asil halkı geçmişte yaşanan belirsizliklere, zulümlere, işkencelere rağmen mücadelesinden asla vazgeçmemiş, on yıllarca Rumlara karşı korkusuzca direnmiştir. Can vermiş ama asla hürriyetinden, egemenliğinden taviz vermemiştir, boyun eğmemiştir. Kıbrıslılar yurt edindiği, memleket bildiği toprakları hiçbir zaman bırakmamıştır.” diye konuştu.
1974 Barış Harekatı ile bu şanlı mücadelenin Mehmetçik ve Kıbrıs Türkü kardeşlerinin kahramanlığıyla yerini kutlu bir zafere bıraktığını vurgulayan Kurum, “O günden bugüne sizler, Kıbrıs Türkü soydaşlarımız, kardeşlerimizin, Kıbrıs’ımızın istiklaline ve istikbaline sonuna kadar sahip çıkıyor, bu zaferin haklı gururunu yaşıyorsunuz. Bizim için de hak ve eşitlik mücadelesinde nice zorluklara göğüs geren Kıbrıs Türkünün azmi ve dirayeti, ayrılmaz parçası olduğu Türkiye için gurur kaynağıdır, iftihar tablosudur.” ifadelerini kullandı.
“Kıbrıs milli davamızdır”
Her Kıbrıs meselesi gündeme geldiğinde KKTC’nin dünyada tanınması için yapılan çalışmalara değinen Kurum, şöyle devam etti:
“Bugün KKTC, adanın iki eşit parçasından biridir. Toprağıyla, nüfusuyla, demokrasisiyle, ticaretiyle, turizmiyle her alanda bir devlet olma hakkına ve hukukuna sahiptir. Her ne kadar bu gerçeği Rum tarafı sulandırmak istese de bu böyledir ve bundan sonra da böyle olmaya devam edecektir. Bugün 144 ülkeden öğrencinin bulunduğu, 100’den fazla ülkeye ticari ilişkilerin olduğu ve yine 100’den fazla ülkeden turistin geldiği KKTC zaten dünyanın bildiği, tanıdığı bir coğrafyadır, bir yerdir. Kıbrıs’ın güneyinde Rum devleti varsa kuzeyinde de Türk devleti vardır, KKTC vardır ve bu hiçbir şekilde değişmedi, değişmeyecektir. Çünkü Kıbrıs hepimizin milli davasıdır. Biz her zaman Kıbrıs Türkünün yanında durduk, yine aziz milletimizin desteğiyle durmaya devam edeceğiz. Maraş’ın açılımı da dahil olmak üzere birlikte attığımız tarihi adımlarla milli davamızı yüceltmeye ve yükseltmeye devam edeceğiz. Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde, haksız ve hukuksuz tüm ambargolara rağmen biz Kıbrıs’ı Doğu Akdeniz’in incisi, gözdesi yapacağız, bambaşka bir cazibe merkezi haline getireceğiz.”
“Tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla 31 Mart akşamı geliyoruz”
Kurum, İstanbul’un Türkiye’nin kalbi, ekonominin lokomotifi, medeniyetin başkenti olduğunu, İstanbul ne kadar güçlüyse Türkiye ve KKTC’nin de o kadar güçlü olduğunu kaydetti.
İstanbullulara hizmet etmek, eser üretmek için kutlu bir yolculuğa çıktıklarını dile getiren Kurum, “Bizler tarihimizden aldığımız güç ve ilhamla 31 Mart akşamı geliyoruz. Nasıl ki 81 ilimizde gece gündüz demeden tüm sorunlarını çözmek için koştuysak, şimdi de İstanbul’umuzun problemleri için koşacağız, üreteceğiz, çalışacağız.” diye konuştu.
Kurum, İstanbul’un trafik çilesini, ulaşım sorununu çözüme kavuşturmak için hızla harekete geçeceklerini anlattı.
Ayrıca Kurum, “Kuzey Kıbrıs’ı İstanbul’da Yaşamak” sergisini gezdi.
]]>Antalya’da Kepez Belediyesince hayata geçirilen, KKTC’nin tarihini ve milli mücadelesini anlatan “1974 Kıbrıs Türk Evi” ziyarete açıldı.
Müzenin açılışını gerçekleştiren KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, burada yaptığı konuşmada, Kıbrıs Türk Evi’nin yapımında emeği geçenlere teşekkür etti.
Kıbrıs’ı milli bir dava olarak gören büyükleri minnetle andığını belirten Tatar, 1974 Kıbrıs Harekatı’nda verilen mücadele Türk milletinin hep beraber olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin her bölgesinde aynı sevgiyle karşılaştıklarını dile getiren Tatar, “Antalya bize çok yakın. Biz de Akdeniz çanağında KKTC’de aynı kültürü, aynı sevgiyi paylaşan insanlar olarak kendimizi buranın bir uzantısı olarak görüyoruz. Son yıllarda hep anavatan, yavru vatan ve mavi vatan ile birlikte geleceğe emin adımlara yürümenin mutluluğu içerisinde olduğumuzu söylüyorum. Bu deniz bizim Mavi Vatan’ımızdır. Bizleri bağlayan, güçlü bir milli iradedir, o denizin dibi de topraktır. O denizin dibinde zenginlikler vardır. Deniz ticareti, limanlar ve güvenlik meseleleri vardır. Dolayısıyla Kıbrıs’ın başkalarının yönetimine, egemenliğine geçmesine asla müsaade edemeyiz.” diye konuştu.
“Yürütmekte olduğumuz yeni siyaset iki devletli bir siyasettir”
Tatar, yıllardır bölgede, KKTC’nin Türkiye ile bağlarını koparmak ve yalnızlığa sürüklemek, Türkiye’yi ise Doğu Akdeniz’den dışlama siyaseti yürütüldüğünü vurguladı.
Bu nedenle Kıbrıs’ta yeni bir siyaset yürüttüklerini belirten Tatar, “Yürütmekte olduğumuz yeni siyaset iki devletli bir siyasettir. Kıbrıs’ın kuzeyindeki Türk devleti bağımsız olacak, egemen olacak ki ana vatan ile ilişkilerimizi istediğimiz gibi sürdürebilelim ve bu coğrafyada Türkiye ve KKTC, KKTC’nin kendi deniz yetki alanlarıyla, karasularıyla, kıta sahanlığıyla, ekonomisiyle, göklerdeki hava sahasıyla milli menfaatlerimizi, ulusal çıkarlarımız sonuna kadar güçlü bir şekilde sürdürüp, gelecek nesillere taşıyabilelim.” ifadelerini kullandı.
Tatar, KKTC vatandaşlarının her zaman kendilerini Anadolu’nun bir parçası olarak gördüğünü, milletin ayrılmaz ve kopmaz birer parçası olduklarının altını çizdi.
Türkiye’nin artık dünyada söz sahibi bir ülke olduğunu vurgulayan Tatar, “Türkiye gerek milli savunma sanayisindeki başarıları, gerek ekonomideki dönüşümüyle dünyadaki haklı yerini alırken Doğu Akdeniz’de güçlenmeye devam ediyor. Çünkü bu gücünü milletinden alıyor. Milletinin güçlü tarihiyle geçmişiyle her türlü başarısıyla gelecekte bu bölgede mutlak suretle en güçlü devlet olacaktır.” dedi.
“Kıbrıs davası hepimizin milli davasıdır”
Antalya Vali Hulusi Şahin ise Kıbrıs davasının Türk milletinin en büyük milli davalarından biri olduğunu, kendi neslinin bu dava ile büyüdüğünü söyledi.
Kıbrıs davasının genç nesillere anlatılması gerektiğinin önemini vurgulayan Şahin, “Kıbrıs mavi vatan için bir kaledir. Anadolu’nun güvenliği, sabit bir uçak gemisi gibi Kıbrıs’a bağlıdır. Kıbrıs adasını kaybeden Anadolu’da rahat oturamaz. O yüzden Kıbrıs davası hepimizin milli davasıdır.” diye konuştu.
Cumhur İttifakı’nın Antalya Büyükşehir Belediye Başkan adayı ve Kepez Belediye Başkanı Hakan Tütüncü de Türkiye ile KKTC’nin ayrılmaz olduğunu belirterek Kıbrıs davasının gündemde tutulmasının önemini vurguladı.
]]>Tatar, Türkiye’nin Berlin Büyükelçiliğinde düzenlenen basın toplantısında, “Anlaşma niyetimiz ‘evet’, ama eşitlik temelinde. Kıbrıs Türk’ünün egemenliği fevkalade önemli.” dedi.
Kıbrıs meselesinde eşitlik temelinde iki devletli çözüm istediklerini vurgulayan Tatar, Güney Kıbrıs Rum Yönetimiyle (GKRY) müzakere masasına tekrar oturabilmeleri için direkt uçuşun, ticaret imkanının, izolasyonların kaldırılarak sporcuların müsabakalara katılma hakkının ve kendilerinin diğer muhataplarıyla görüşme hakkının gündeme gelmesi gerektiğini belirtti.
Akdeniz’deki doğal kaynakların araştırılması ve geliştirilmesi için eşitlik temelinde bu çalışmaların başlatılabilmesi gerektiğini dile getiren Tatar, “Bunu başlatacak olan GKRY ve KKTC’dir. Bize ‘Gelin temsilci verin’ diyorlar. Ama Biz Kıbrıs Cumhuriyetini tanımıyoruz. Biz silah zoruyla dışarı atıldık. Kıbrıs Cumhuriyeti işgal altında bir cumhuriyettir. Diğer tarafa verdikleri önem kadar KKTC’ye de önem verecekler.” ifadesini kullandı.
Egemenlik meselesiyle ilgili olarak ortaya çıkacak olan yeni bir anlayışın kendilerini tatmin etmesiyle oturup devletten devlete görüşmeleri başlatabileceklerini belirten Tatar, şöyle devam etti:
“Devletten devlete görüşme süreci başlamazsa, eskiden olduğu gibi Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’yle ve bizi ise Kıbrıs Türk toplumu olarak o masaya oturttuklarında hiçbir netice alınamaz. Biraz düşünseler bunu görecekler. Rum tarafı zaten diyor ki ‘Ben bunlara ne vereyim. Bunları tanıyan yok. Ben yoluma devam edeyim. Tanınmış devletim, AB üyesiyim’. O masadan siz ne yaparsanız yapınız, Annan Planı’nda olduğu gibi hiçbir netice alınmaz, günün sonunda her türlü öneriyi reddederler ve yoluna devam ederler. Biz de tanınmamış vaziyette hayatımıza devam ederiz.”
“Gelin devletinizden vazgeçin sizi entegre edelim ama devletten vazgeçin” önerilerine de tepki gösteren Tatar, bu ve benzeri önerilerin, Kıbrıs Türk’üne ve mücadelesine hakaret anlamına geldiğini vurguladı.
Avrupa’ya seslenen Tatar, “Benim tarihim var, mücadelem var, milli duruşum, var değerlerim var, maneviyatım var, var oğlu var ve Türkiye’m var. Geliniz, saygı duyunuz. Bu saygının ne olduğunu birkaç diplomat görevlendirirlerse onlar anlatırlar. Yeter ki niyet olsun ama şu an o niyeti göremiyorum. Çünkü onlar AB ailesi içinde. Yunanistan da GKRY de orada. Al gülüm ver gülüm, birbirlerini kırmamak için o şekilde bir anlayışla bize haksızlık yapmaya devam ediyorlar. İnşallah uzun sürmez bu yanlıştan geri dönerler.” sözlerini sarf etti.
KKTC’nin pozisyonunu koruduğunu anlatan Tatar, “Egemen eşitlik, eşit uluslararası statü. Bunların teyidiyle müzakere masasına tekrar dönülebilir şeklinde. Nedir egemen eşitlik? Benim de devlet olduğumu kabul etmeleridir.” diye konuştu.
“KKTC hep var olacak”
Hiçbir zaman Rum tarafına teslim olmayacaklarını dile getiren Tatar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Oynanan oyun federal çatı. O federal çatı içerisinde çoğunluğun azınlığı yöneteceği Türkiye’nin de çekileceği bir dünya yaratarak bizleri onun içerisinde eritmek ve asimile etmektir. Böyle bir oyuna gelmeyeceğimiz için egemenliğimiz ve devletimiz çok önemlidir. Egemen eşitlik ve bir anlaşmadan sonra iki devletli işbirliğiyle bu coğrafyada varlığını sürdürmeli. Ama anlaşmanın devletten devlete olması gerekiyor. Onların dediği Kıbrıs Cumhuriyeti ile Kıbrıs Türkü’nün anlaşması yani beni vatandaş yapacak ve Kıbrıs Cumhuriyeti içinde beni eritecek. Mesele bu kadar milli ve önemlidir.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Avrupalı bazı eski siyasetçilerin GKRY’nin AB’ye alınmasını hata olarak gördüklerinin hatırlatılması üzerine, “Görüştüğümüz yetkililer ‘O zaman biz yoktuk hata yaptılar. Biz elimizdekilere bakıyoruz’ diyorlar. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri her görüştüğümde ‘O zaman ben yoktum’ diyor, ‘Ben önümdeki bunu buldum bunu yönetmeye çalışıyorum’ diyor. 40 yıldır aralıklarla vahim şeyler yapıyorlar. Bakalım 2044’te ne yapacaklar. Allah kerim 2044’e. Ama KKTC hep var olacak.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>İngiltere Kıbrıs Türk Dernekleri Konseyi (BTCA) ile “Ambargolu (Embargoed)” adlı sivil toplum örgütünün öncülüğünde İngiltere Parlamentosu önündeki meydanda bir araya gelen Kıbrıs Türkleri, BMGK’nin 1964’te aldığı kararının 60. yılında söz konusu kararın iptalini talep etti.
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) bayraklarının yanı sıra “Barış gücü değil, işgalci”, “İngiltere Kıbrıs’ta yanıldı”, “BMGK’nin 60 yıllık kararı yetti artık” yazılı pankartlar taşıyan göstericiler, yüzlerinde de “ambargolu” yazılı maskeler kullandı.
Protestoya katılan İngiltere’deki Kıbrıs Türkleri, BMGK’nin 186 sayılı kararının, KKTC’nin izolasyonuna yol açtığını belirterek, söz konusu kararın geri çekilmesi çağrısında bulundu.
“Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, bizim bütün haklarımızı gasbetmiştir”
Protestoya katılan BTCA Başkanı Kenan Yaman, basına yaptığı açıklamada, BM Güvenlik Konseyi’nin 4 Mart 1964 tarihli 186 sayılı kararıyla BM Barış Gücü’nün Kıbrıs’a intikal ettiğini hatırlattı.
Yaman, “Bunların maksadı; sözde bizi, Kıbrıs Türkünü korumaktı ancak o günden bugüne bu kararla Güney Kıbrıs Rum Yönetimi, ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ adı altında bizim bütün haklarımızı gasbetmiştir.” dedi.
Rum tarafının, söz konusu BM kararını gerekçe göstererek Kıbrıs Türklerine haklarını elinden aldığını ve KKTC’ye ambargoların uygulandığını belirten Yaman, şunları söyledi:
“Biz bugün bu kararı protesto etmek için buradayız. İngiltere’nin kaleme aldığı bu kararın değiştirilmesini ya da geri çekilmesini istiyoruz çünkü Kıbrıs’ın, buradaki sorunun temel taşı BM Güvenlik Konseyi kararıdır. Bunu kullanarak şu anda Kıbrıs’ın çıkmaz durumda olduğu açıktır. Biz bunun düzeltilmesini istiyoruz.”
Yaman, Kıbrıs Türklerinin, Ada’da iki devletli çözümden yana olduğunu dile getirerek, “Artık bizim haklarımızı iade etmeleri şarttır. Başka türlü Kıbrıs meselesi hiçbir şekilde ve durumda halledilemez.” diye konuştu.
-“Bizim dünyaya açılan tek penceremiz Türkiye Cumhuriyeti’dir”
Yaman, Kıbrıs Türklerinin gasbedilen haklarından birinin de KKTC’nin dünyadan izole edilmesi olduğuna dikkati çekerek, bu izolasyona son verilmesi amacıyla KKTC’ye direk uçuşların başlatılması gerektiğini belirtti.
“Bizim dünyaya açılan tek penceremiz Türkiye Cumhuriyeti’dir.” diyen Yaman, şunları kaydetti:
“Ben buradan, İngiltere’den mektup yazıp direk Kıbrıs’a gönderemem. Bu benim insan haklarımın ihlali değil mi? Direk Türkiye’ye gidecek. Türkiye’de bir adres vereceğim ve oradan Kıbrıs’a gidecek. Bu aylar alır, hatta yolda kaybolur. Bizim buradaki yaşlılarımız, genç çocuklarımız, hamilelerimiz buradan direk Kıbrıs’a uçamaz. İlla ki Türkiye’den gitmesi lazım. Türkiye’de inecek, güvenlikten geçecek ve tekrar uçağa binecek, ondan sonra Kıbrıs’a varacak. Bu bizim haklarımızın ihlali değil mi? Biz istediğimiz zaman memleketimize direk gidemez miyiz? Bu yanlışlık düzeltilmelidir.”
Yaman, ambargo nedeniyle KKTC ile doğrudan ticaret yapılamadığına işaret ederek, “Buradan oraya direk bir şey gönderemiyoruz. İhracat, ithalat yapılmaz. Bütün bunlar 186 sayılı karardan ötürüdür. En temel sorunumuz; bu karardır, bu karara itiraz ediyoruz. 60 sene oldu. Bu karar kalkmalı ve haklarımız bize iade edilmelidir.” ifadesini kullandı.
]]>Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu ve Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamındaki “ADF Talks” paneline konuşmacı olarak katıldı.
Gazeteci Maria Ramos’un sunuculuğunu yaptığı panelde konuşan Tatar, Kıbrıs’ta Türkler ve Rumlar olarak iki ayrı millet bulunduğunu, bu iki halkı bir araya getirmek için ortak bir zeminin 60 yıldır bulunamadığını kaydederek, Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Birliği (AB) ve diğer uluslararası aktörlerin artık rüyadan uyanmaları gerektiğini söyledi.
BM Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ta yaptığı temaslara da değinen Tatar, Genel Sekretere gerçekçi bir rapor sunulmasını beklediklerini ifade ederek, “Kıbrıs’ın tekrar bir federal cumhuriyet olma imkanı yoktur. Egemen haklarımız ve eşit uluslararası statümüzün teyit edilmesi halinde 2 devletin işbirliği olacaktır. 60 yıldır ayrı olan 2 farklı halkı tek devlet altında birleştirmek mümkün değildir. Ayrıca biz artık bir Rum devleti haline dönüşmüş olan ‘Kıbrıs Cumhuriyeti’ içine bir topluluk olarak girmek istemiyoruz çünkü biz milletiz.” diye konuştu.
Tatar, KKTC’yi Türkiye dışında tanınmamasının onun bir devlet olmayacağı anlamı taşımadığını ifade ederek, Kuzey Kıbrıs’ın kendi bayrağı, meclisi, kültürü, dili, devlet kurumları ve otoritesi ile devlet olma şartlarını tamamıyla karşıladığını vurguladı.
KKTC’nin görünürlüğünün artması ve tanınması için mücadeleyi, Rumların engellemelerine rağmen gerçekleştirdiklerini dile getiren Tatar, KKTC’nin ayrı bir devlet olma gerçeğini, zamanla tüm dünyanın göreceğini söyledi.
Kıbrıs’ın yanı başındaki Gazze’de yaşanan katliamlara dikkat çeken Tatar, Kıbrıs’ta federal çatıda Rumların yetkisinde tek bir devlet olması halinde bu riski Kıbrıslı Türklerin de yaşayacağını anlatarak, bu nedenlerle Ada’da bulunan Türk askerinin barışın teminatı olduğunu ifade etti.
Kıbrıs Türk halkının, Türkiye’nin garantörlüğü ve Türk askerinin varlığından asla taviz vermeyeceğini aktaran Tatar, Türkiye’nin Kıbrıs’ta yapılacak her hangi bir anlaşmanın mutlaka tarafı olması gerektiğine vurgu yaptı.
Tatar, Türk halkının Kıbrıs için sunulan tüm çözüm önerilerine olumlu yaklaştığını hatırlatarak, Annan Planı Referandumuna (2004) Türklerin çoğunlukla “evet” Rumların ise “hayır” oyu vermelerine rağmen Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin (GKRY) tek taraflı olarak AB’ye alındığını ve Türklere yönelik haksız ambargo ve engellemelerin devam ettiğini söyledi.
Kıbrıs’ın Türkiye’ye sadece 40 mil uzaklıkta olduğunu, Yunanistan’ın 700 mil Avrupa’nın ise 2 bin mil uzaklıkta bulunduğunu hatırlatarak, Ada’nın enerji koridoru ve uluslararası sisteme elektrik şebekesi ile Türkiye üzerinden bağlanmasının daha kolay olduğunu kaydetti.
“Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz”
Türkiye’nin sadece tanınma anlamında değil diğer tüm alanlarda KKTC’ye destek verdiğinin altını çizen Tatar, KKTC ekonomisinin bu sayede turizm, sanayi, tarım ve diğer alanlarda geliştiğini anlattı.
Paneldeki konuşmasında Kıbrıs Türk halkının mücadeleci ve sabırlı bir halk olduğuna dikkat çeken KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Bugüne kadar 60 yıl sabrettik, Gerekirse haklarımız ve egemenliğimiz için bir 60 yıl daha sabredeceğiz. Egemenliğimizden vazgeçmeyeceğiz. 60 yıl daha mücadele ederiz. Kıbrıs Türk halkını tanıyanlar bunu iyi bilir. Biz asla haklarımızdan vazgeçmeyeceğiz.” diye konuştu.
Uluslararası toplumdan kendilerine adil ve makul davranmalarını beklediklerini dile getiren Tatar, “KKTC’ye her alanda uygulanan haksız ambargoların kaldırılması ve ülkesinde Türkiye dışındaki diğer ülkelerden doğrudan uçuşların bir an önce başlaması” çağrısında bulundu.
]]>KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu (ADF) 2024’te, AA muhabirine ülkesi ve bölgesel konularla ilgili açıklamalarda bulundu.
Tatar, 147 ülkeden 19 devlet başkanı ve başbakan, 73 bakan ve 57 uluslararası temsilcinin katıldığı Antalya Diplomasi Forumu’na ikinci kez katıldığını hatırlatarak toplantının kendileri için önemli ve anlamlı olduğunu dile getirdi.
Kendilerine yönelik ambargo ve engellemelere karşı Türkiye’nin her zaman KKTC’nin yanında durarak destek verdiğini dile getiren Tatar sözlerine şöyle devam etti:
“Antalya Diplomasi Forumu KKTC’nin görünürlüğünün artırılması açısından büyük bir imkan ve bundan dolayı Türkiye Cumhuriyeti’nin Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’a teşekkür ediyorum.”
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, “Kanıt” kitabını inceledi
AA’nın, İsrail’in Gazze’de işlediği insanlık suçlarını belge niteliğindeki fotoğraflarla gözler önüne serdiği “Kanıt” kitabı, AA muhabiri tarafından KKTC Cumhurbaşkanı Tatar’a takdim edildi.
Kitaptaki fotoğrafları ve yer alan bilgileri inceleyen Tatar, “Kanıt”ın değerinin ilerde daha iyi anlaşılacağını belirterek kitabı gördükten sonra İsrail’in Gazze’de yaptığı katliam ve vahşet karşısında bir kez daha hayretler içerisinde kaldığını söyledi.
Tatar, dijital bir devirde yaşanmasına rağmen bazı fotoğraf ve belgelerin kaybolma ihtimali olduğunu belirterek “Kanıt kitabı hem mahkemede delil olacak hem de vahşetin boyutunu geniş kitlelere ulaştırma işlevi üstlenebilir.” diye konuştu.
Gazze’deki İsrail saldırılarında 100’den fazla gazetecinin yaşamını yitirdiğini hatırlatan Tatar, bölgede görev yapan gazetecilere kolaylıklar diledi.
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım için bekleyen sivillere yönelik saldırısını kınadı
Tatar, İsrail’in Gazze’de yardım almak isteyen sivillere yönelik saldırısını kınayarak Gazze’de 30 binden fazla insanın katledilmesinin “kabul edilemez” olduğunu kaydetti.
Gazze konusunda “çifte standarda” tanık olduklarını belirten Tatar, “Gazze’deki katliamı düşünecek olursak dünyadaki bazı büyük devletlerin nasıl iki yüzlülüğü ve çifte standartları olduğunu, kendi öngördükleri çıkarları için hiç kimsenin gözünün yaşına bakmadan bir nesli soykırımla yok etmek için her şeyi yapabileceklerini gördük. Bu durumdan dolayı açıkçası dünyanın geleceğinden endişe duyuyorum.” ifadelerini kullandı.
“Yama olmayacağız”
İsrail’in Gazze’de yaptığı katliamların benzerini Kıbrıs’ta Rumların 1960’lardan itibaren Türklere yaptığını ve dolayısıyla benzer şeyleri Kıbrıs Türk halkının geçmişte yaşadığını anlatan Tatar, bundan sonra Ada’da bir anlaşma olacaksa bunun mutlaka iki devletli çözüme dayanması gerektiğini vurguladı.
“Çağdaş dünyada katliamlar olmaz” şeklindeki yaklaşımın, 2. Dünya Savaşı’nın üzerinden daha 100 yıl geçmeden Gazze’de on binlerce insanın katledilmesiyle gerçekliğini yitirdiğine işaret eden Tatar, şunları kaydetti:
“Kıbrıs’ta gelecekte herhangi bir anlaşma pozisyonunda Kıbrıs Türk halkının ayrı bir varlık olarak mutlak surette eşitlik temelinde o pozisyonda yerini alması gerekmektedir. Eşit uluslararası statüde bir anlaşma iki devletin işbirliği şeklinde olabilir. Kuzey Kıbrıs Türk Hükümeti’nin ortadan kalkması ve bizleri Rum milletinin devamı olacak Kıbrıs’taki federal bir cumhuriyete yama etmelerini asla kabul etmeyeceğiz. Onlara yama olmayacağız.”
Birleşmiş Milletler (BM) Genel Sekreteri Kıbrıs Şahsi Temsilcisi Maria Angela Holguin Cuellar’ın Kıbrıs’ın iki tarafında da temasları olduğunu hatırlatan KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, egemen, eşit uluslararası statülü iki devletli çözüm konusunda niyetlerini Genel Sekreter’e aktarması için Cuellar’a ilettiklerini dile getirdi.
Tatar, Kıbrıs’ta BM’nin 60 yıldan beri üzerinde uğraştığı “Federasyon” temelli bir anlaşmanın mümkün olmadığına işaret ederek “Federasyon temelinde bir anlaşma olmayacağını Cuellar’a bildirdik. Eğer bizim egemen eşitlik ve eşit uluslararası statümüz kabul edilebilirse o zaman masaya oturabiliriz. Siyasetimizden ödün vermeyeceğiz ve bu duruşumuzu devam ettireceğiz.” dedi.
“BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor”
Kıbrıs’ın iki tarafında da görev yapan BM Barış Gücü’nün görev süresinin 4 Mart’ta 60. yılını dolduracağını dile getiren Tatar, BM Barış Gücü askerlerinin hep taraflı davrandığını ve Rumların tesirinde kaldığını belirtti.
Tatar, KKTC’nin ara bölgedeki Pile köyünde yaşayan Türklere kolaylık sağlamak üzere yapmak istediği, Yiğitler-Pile yolu konusunda iki tarafın anlaşmaya varmasına rağmen BM Barış Gücü’nün Yunanistan’ın etkisiyle yol yapımını durduğunu hatırlatarak “BM Barış Gücü, Kıbrıs Türk halkına haksızlık yapmaya devam ediyor.” diye konuştu.
Barış Gücü askerlerinin KKTC’de görev yapabilmeleri için Kuzey Kıbrıs Türk makamları ile mutlak bir anlaşma yapmaları gerektiğine dikkati çeken Tatar, bu konuda değerlendirmelerinin sürdüğünü ifade etti.
]]>TÜRKSOY Genel Sekreterliğinde düzenlenen “Doğumunun 100. yılında Sanatçı Kimliğiyle KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş Anma Toplantısı” etkinliğine; KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu, KKTC’nin Ankara Büyükelçisi İsmet Korukoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev ve birçok davetli katıldı.
KKTC Cumhurbaşkanı Tatar, burada yaptığı konuşmada, bugünün kendileri için anlamlı bir gün olduğunu belirterek, Türk devletlerinin, Türk ulusunun özden gelen kültürünü, sanatçısını, edebiyatını, her türlü güzelliğiyle ilgili çalışmalar yapan TÜRKSOY’a Denktaş’ı konu alan etkinliği için teşekkürlerini iletti.
Denktaş’ın sanatsal kimliğiyle güzel tespitler yaptığını anlatan Tatar, Denktaş’ın KKTC’yi gezerken fotoğraflarla Kıbrıs’ın güzelliklerini ve Kıbrıs Türkü’nün hayatını da yansıttığını dile getirdi.
Tatar, “(Denktaş) Kıbrıs Türkü’nün bağımsızlığı için kendisine bu görevi layık görmüş ve kendisini defalarca tehlikeye attı.” dedi.
Kıbrıs Türk halkına reva görülenlerin büyük bir haksızlık olduğuna işaret eden Tatar, “Ayrı dili, ayrı diniyle, ayrı kültürüyle, her türlü kültürel mirası ile ayrı bir halk olma özelliği taşıyan Kıbrıs Türk halkı, elbette kendi geleceğini tayin etme hakkına sahiptir.” ifadesini kullandı.
Tatar, Türkiye’nin desteğiyle Denktaş’ın vasiyetini ileri taşımak için mücadele ettiğini belirterek, Kıbrıs Türk halkının bağımsız ve hür olduğunun altını çizdi.
Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in, Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirve Toplantısı’nda, “Şuşa’da yapılacak zirvede, KKTC Cumhurbaşkanı da benim davetimle yer alacaktır. Bu, Türk halklarının birliğine ivme kazandıracaktır.” ifadesini hatırlatan Tatar, Aliyev’e davetlerinden dolayı teşekkür etti.
“Denktaş bir barış savunucusuydu”
Ataoğlu da Denktaş’ın Kıbrıs Türk halkının unutulmaz liderlerinden olduğunu, Denktaş’ın hayatını Kıbrıs Türk halkının bağımsızlığı için adadığını söyledi.
Denktaş’ın 1960’lardan itibaren Türklerin yaşadığı baskılara karşı mücadele etmeye başladığını ve KKTC’nin kurulmasına öncülük ettiğini dile getiren Ataoğlu, “Kıbrıs Türk halkı, sesini onun sayesinde duyurdu. Denktaş, bir barış savunucusuydu. Diyalog yoluyla çözüm arayışını hep destekledi.” diye konuştu.
Ataoğlu, Denktaş’ın fotoğraf makinesini yanından hiç ayırmadığını anımsattı.
Büyükelçi Korukoğlu, Denktaş’ın hayatı boyunca KKTC’nin bağımsızlığı için mücadele ettiğini ve Kıbrıs Türkü’nün sesini tüm dünyaya duyurmaya çalıştığını söyledi.
Denktaş’ın fotoğraf çekmeyi çok sevdiğini belirten Korukoğlu, bugün açılan sergide Denktaş’ın çektiği karelerin yer aldığını dile getirdi.
“Siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir”
Raev de Denktaş’ın 88 yıllık ömrünü Kıbrıs Türkü’nün hürriyetine adadığını vurgulayarak, “Hayatı mücadele ile dolu, ülkesine sınırsız sevdayla bağlı olan, siyasi hayatının yanı sıra sanatçı, yazar ve şair olarak da önemli bir şahsiyet haline gelmiştir.” dedi.
Fotoğrafçı kimliğiyle de bilinen Denktaş’ın resmi görüşmelerinde bile fotoğraf makinesini yanında taşıdığını anlatan Raev, “Ülkesinin kültürel değerlerini, coğrafyasını, örf ve adetini çekmiştir. ?, Amerika’da, Avrupa’da, Türk dünyasında ve Türkiye’de fotoğraf sergileri açmıştır. Fotoğrafları çeşitli kitaplarda, broşür ve takvimlerde kullanılmıştır.” ifadesini kullandı.
Konuşmaların ardından Raev tarafından Yılmaz, Tatar, Ataoğlu ve Korukoğlu’na plaket takdim edildi ve daha sonra panele geçildi.
]]>Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ve KKTC Ankara Büyükelçiliği tarafından, TÜRKSOY Genel Sekreterliği’nde “Doğumunun 100. Yılında Sanatçı Kimliği ile KKTC Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf R. Denktaş’ı Anma Toplantısı” düzenlendi.
Programa, KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm, Kültür ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev, Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçisi Metin Feyzioğlu ve Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş katıldı.
Burada konuşan Yılmaz, hayatını Kıbrıs Türk halkının onurlu varoluş mücadelesine adayan Denktaş’ı, doğumunun 100. yılında rahmet ve saygıyla andığını söyledi.
Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Kıbrıs Türkü’nün, on yıllarca Rum mezalimine korkusuzca direndiğini, can ve kan verdiğini ama hürriyetinden vazgeçmediği vurgulayan Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin EOKA zulmüne rağmen 1571’den beri yurdu, memleketi bildiği toprağını bırakmadığını ve egemenliğinden asla taviz vermediğini ifade etti.
Yılmaz, Kıbrıs Türklerinin efsanevi direniş destanının, adanın Yunanistan’a bağlanması anlamına gelen Rumların Enosis hayaline bir hançer gibi saplandığını, Kıbrıs Türkü katledilirken seyreden dünyaya azmin zaferini gösterdiğini kaydetti.
Rauf Denktaş’ın, Kıbrıs Türkü’nün bu varoluş mücadelesine önderlik ettiğine, sadece Kıbrıs’ta değil tüm Türk dünyasında yakın tarihin sembol isimlerinden biri olduğuna dikkati çeken Yılmaz, Denktaş’ın KKTC başta olmak üzere eserlerinin nefes almaya devam ettiğini ve en önemli eserinin KKTC olduğunu dile getirdi.
Yılmaz, Denktaş’ın hukuk öğrenciliğinden Türk Mukavemet Teşkilatı (TMT) kuruculuğuna uzanan hayat yolculuğunda yeni bir devletin kurucu lideri olarak tarihe adını yazdırdığına işaret ederek, bunun yanı sıra gerek fotoğrafçılığı gerek yazarlığı ile çok yönlü bir fikir ve devlet adamı olarak hafızalarda yer aldığını söyledi.
“Sayın Denktaş’ın lensinden yansıyan kareler, Denktaş’ın sadece siyasi bir figür değil, memleket sevdasını fotoğraflarla ölümsüzleştirecek kadar tutkulu bir vatansever olduğunu anlatıyor.” diyen Yılmaz, fotoğraf dışında mücadelesini, bayrağına ve özgürlüğüne olan düşkünlüğünü gelecek nesillere aktarabilmek için hatırat tutup yayınlamasının, farkındalığı yüksek bir liderin duygusal derinliğini gösterdiğini ifade etti.
“Kuzey Kıbrıs’ı her alanda destekliyoruz”
Yılmaz, Denktaş’ı, onun sanatla dokuduğu içten yazılarıyla anarken sevgi, muhabbetle hatırladıklarını ve mirasını kalplerinde taşıdıklarını anlatarak, “Bu mirası kararlılıkla savunuyor, Kıbrıs Türkü kardeşlerimizin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statüsünün tescili için durmadan hep birlikte gayret ediyoruz.” diye konuştu.
KKTC’nin 40 yıldır ayrı bir devlet, ayrı bir demokrasi olduğu gerçeğini her platformda muhataplarına anlattıklarını vurgulayan Yılmaz, şöyle devam etti:
“Kıbrıs Türk halkının özden gelen haklarının, bir diğer ifadeyle egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün tescil edilmesi, çözüme giden yolu açacak anahtardır. Kıbrıs Adası’nda çözüm, bölgesel istikrar ve refaha da katkıda bulunacaktır. Bu şekilde olacak bir çözüm tüm taraflara, tüm paydaşlara fayda sağlayacaktır. Daha huzurlu, daha müreffeh, geleceği daha güçlü bir Doğu Akdeniz’in oluşumunu da ortaya koyacaktır. Haksız, hukuksuz ambargolara rağmen Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin gelişebilmesi, Doğu Akdeniz bölgesinde bir çekim merkezi haline getirilmesi için ortak çalışmalarımız sürüyor. Bir kapı kapalıysa diğer kapıyı açarız diyoruz. Hiçbir zaman yılmadan, yorulmadan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin dünyayla olan ilişkilerini, bağlarını üst seviyelere çıkarmaya gayret ediyoruz. Bu kapsamda, İktisadi ve Mali İşbirliği anlaşmamız çerçevesinde Kuzey Kıbrıs’ı turizminden tarımına, kültüründen altyapısına her alanda destekliyoruz. Desteklemeye de devam edeceğiz.”
Yılmaz, KKTC yetkilileriyle yeni İktisadi ve Mali İşbirliği Programı üzerinde çalıştıklarını aktararak, bunu da şekillendirirken Kıbrıs Türkü’nün önceliklerini esas alıp hep birlikte bunu geliştirdiklerini ve yeni işbirliği programı tamamlandığında paylaşacaklarını söyledi.
Denktaş’ın ileri taşıdığı milli dava yolunda, Kıbrıs Türklerine hak ettikleri güzel yarınları sunmak için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde çalışmaya, her türlü gayreti ortaya koymaya devam edeceklerini dile getiren Yılmaz, merhum Denktaş’ın tüm dünyada takdir edilen liderlik ve devlet adamlığı vasıflarıyla tarihteki müstesna yerini her zaman muhafaza edeceğini ifade etti.
]]>