(MANİSA)-CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 484.Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivali kapsamında düzenlenen Mesir Şenliği Kortej Yürüyüşü ve Mesir Macunu Saçım etkinliğine katıldı. Özel, Sultan Camii ve külliyelerinden 7 ton mesir macunun saçıldığı törende ilk önce mesir macunu attı, ardından Manisalılarla birlikte camiinin kubbesinden ve minaresinden atılan mesir macunlarından yakaladı.
Mesir saçım töreni öncesi Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayıp Sultan Camii önünde sona eren yürüş sırasında açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Büyükşehir Belediye Başkanımız ve Valimizin ev sahipliğinde çok güzel bir gün geçiriyoruz. Ben de Genel Başkan olarak ilk kez mesir törenlerine katılıyorum. Çok güzel bir gün. Türkiye’nin dört bir yanından misafirlerimiz var. Ümit ediyoruz ilerleyen yıllarda uluslararası boyutunun çok daha güçlendiği, bütün bir aya yayılan bütün dünyadan ziyaretçilerin, turistlerin geldiği; Manisa’da hem coşkumuza ortak oldukları hem de Manisa’ya, esnafımıza katkı sağladıkları bir festivale dönüşür. Her geçen yıl bir öncekinden iyi olur diye ümit ediyoruz” dedi.
“BUGÜN SİYASET YOK, BUGÜN MANİSALILIK RUHU BURADA”
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ile Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay’ın Uluslararası Manisa Mesir Macunu Festivallerine çok şey katacağını belirten Özel, “Sayın Valimiz, AK Parti’den, Milliyetçi Hareket Partisi’nden çok değerli milletvekillerimizle yürüyoruz. Bir ay önce herkes kendi kortejinde yürüyordu. Bugün kol kola yürüyoruz. Bunun anlamı şu; mesir hem tıbbi değeri olan hem çok farklı mistik değeri olan insanların o şifalı mesiri kapıpta hastaların şifa bulduğuna inandıkları yönleri olan, böylesine de önemli sosyolojik bir yönü olan Bugün dün rekabet edenler kol kola aynı kortejde yürüyorlar. Manisa bir anlamda zor günlerden sonra kol kola iyi günlere doğru hareket ediyor. Böyle bir anlamı da var. Bugün siyaset yok, bugün Manisalılık ruhu burada. Türkiye’nin dört bir yanından misafirlerimiz de var. Çok mutluyuz.” ifadelerini kullandı.
MANİSA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI ZEYREK: “MUTLULUĞUMUZ 5 YIL BOYUNCA DAİM OLACAK”
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek ise “Çok mutluyuz, Manisa’m mesiri çok özlemiş. Ben de çok özlemişim. Yaklaşık dört yıl sonra bu mesir vesilesiyle Manisa’mın hem siyasi partileri hem farklı görüşten olanları tek bir omuzda birleşti, kol kola girdi. Manisalılık ruhunu ortaya koydu. Yaklaşık on gündür mesir festivalimiz karnaval havasında şehrin her yerinde kutlanıyor. Bugün de son anlarına denk geldik, mesir saçımıyla birlikte sona erecek. Ama bu festivalimin sona ermesinin ardından festivallerimiz katlanarak devam edecek. Artık Manisa karnavalların bir şehri olacak. İnsanların güldüğü bir şehir haline gelmesi için elimden gelen her şeyi yapacağım ve çok çalışacağım. Hak ettiği değere kavuşturacağım. Artık yaşanılabilir bir kent nasıl oluyor bunu hem Manisa’mda yaşayanlar hem de çevre illerde yaşayan herkes görecek. Mutluluğumuz beş yıl boyunca daim olacak” diye konuştu.
ŞEHZADELER BELEDİYE BAŞKANI DURBAY: “MUTLU VE GURURLUYUZ”
Şehzadeler Belediye Başkanı Gülşah Durbay da “Dört yıl aradan sonra biz de Manisa ve tüm Türkiye gibi mesiri çok özlemiştik. Hem de bizim yeni seçilmiş belediye başkanları olarak ilk mesirimiz. O yüzden çok mutlu ve guruluyuz” diye konuştu.
]]>Elitaş, AK Parti Kahramanmaraş İl Başkanlığınca bir düğün salonunda düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, kentte bulunmaktan dolayı memnuniyet duyduğunu söyledi.
Bir siyasi hareketin, kol kola girdiği ve güç birliği yaptığı takdirde yenilmezler hareketi haline geldiğini ifade eden Elitaş, rahmet ve mağfiret ayı ramazanda buluşmanın ve aynı iftar sofrasını paylaşmanın AK Parti’nin gücüne güç kattığını dile getirdi.
AK Parti olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde ve çizdiği yolda hareket ettiklerini anlatan Elitaş, Türkiye’nin meseleleri ve menfaati için hangi konu varsa onu gündeme getirip hayata geçirmeye çalıştıklarını belirtti.
31 Mart’ta yapılacak seçimlere dikkati çeken Elitaş, bu seçim döneminde çok farklı bir ortamın ortaya çıktığına işaret etti.
Elitaş, çok değişik bir ortamla karşı karşıya olduklarını dile getirerek şöyle konuştu:
“Sayın Cumhurbaşkanı’mızın söylediği gibi, son günlerde siyasette zübükler ortaya çıkmaya başladı. Bu zübükler, bir kısmı bizde milletvekilliği yapmış, bakanlık yapmış, il başkanlığı yapmış, çeşitli görevlere gelmiş ama ‘Ya bu sefer sen dur, senin yerine başkası olsun’. Koltuğu devrettiği an her şeyi bitmiş. Başka tarafa gitmiş insanlar. İşte şuradaki tablonun içerisinde onlar bulunamazlar. Niye, çünkü onlar davayı koltuk sevdası zannedenler olduğu için bizim aramızda bulunmazlar. Bu arkadaşlarımız bir bakıyorsunuz herhangi bir ilin bir ilçesinde o ilçede daha önce ilçe başkanlığı yapmış. Birisi ‘beni aday göstermediler’ diye kırılmış. ‘Ben de gidiyorum şu partiden aday oluyorum’ demiş. ve şöyle söylüyor, ‘Kazanırsam ben, Cumhurbaşkanımızı seviyorum. Recep Tayyip Erdoğan benim liderimdir. Ama beni seçmeyenlere kızıyorum. Aday oluyorum.’ Sebep? ‘İl başkanına, ilçe başkanına ders vermek için aday oluyorum.’ Ekip dışı hareketler yapıyorlar.”
AK Parti teşkilatına zarar vermek isteyenlerin sözlerine inanılmaması gerektiğini ifade eden Elitaş, şunları kaydetti:
“Zübüklük yapanlar, siyasette birinin gölgesine sığınmaya çalışanlar, kendi iradesiyle veya kendi bilgi birikimleriyle herhangi bir siyasi söylem veya sürükleyebilecek liderlik vasfı olmayanlar bir fotoğrafın altına gizlenerek siyaset yapmaya çalışırlar. Kendi resimleri yanında bir de başkasının resmi ile siyaset yaparlar. Eğer bir siyasette lidersen, bir ciddiyetin varsa, saygınlığın varsa, toplumu etkileyebileceksen, çünkü siyasetçi toplumun lideridir. Toplumu etkileyendir. Eğer etkileme kabiliyetin varsa başkasının gölgesine sığınarak siyaset yapmayı bir tarafa bırakman gerekir. Kendi resminle, kendi adınla, kendi soyadınla siyaseti yapıp ortaya çıkman gerekir.
İçimizden çıkıp birlikte yol aldığımız, kol kola yürüdüğümüz, bu davanın neferleri olduklarına inandığımız ama şu anda bu davayı terk eden arkadaşlarımız, tırnak içinde söylüyorum, o kişilerin bizimle ilgili, Cumhurbaşkanı’mızla ilgili, AK Parti teşkilatlarına zarar vermek için söyledikleri ifadeleri lütfen dikkate almayın. Onların bize yaptığı yanlışlara karşı biz birlik olarak bu tablonun verdiği sonuç çerçevesinde ilçelerimizden, mahallelerimizden, beldelerimizden eski yerlerimizden nereler varsa tanıdıklarımıza, dostlarımıza gidip her birimiz birer Recep Tayyip Erdoğan gibi ev ev gezip, mahalle mahalle dolaşıp, kardeşlerimizi sandığa götürmemiz gerekir. Zübüklerin zübüklüklerini ortadan kaldırabilmek için bu davaya gönül vermiş, baş koymuş insanların başlarını dik tutabilmek için birilerinin böyle zübük diye heveslenmelerini kesmek için önümüzdeki en önemli görev 31 Mart tarihinde AK Parti’ye gönül vermiş insanları, erdemlilerin tamamını sahaya döküp, sandıktan en yüksek oyu almamız gerekir.”
Programa, AK Parti Kahramanmaraş milletvekilleri Vahit Kirişci, Ömer Oruç Bilal Debgici, Mevlüt Kurt, Tuba Köksal, partililer ve davetliler katıldı.
]]>Tenzile Güler tarafından hikayesi kaleme alınan ve Bursa Kent Müzesi’ne bağışlanan koleksiyonda metal, ahşap, deri, sedef, cam ve kumaş gibi farklı malzemelerden üretilen, tarihi değeri olan yaklaşık 4 bin düğme yer alıyor.
Sergiye ilişkin AA muhabirine açıklamada bulunan Bursa Büyükşehir Belediyesi Müzeler Şube Müdürü ve sanat tarihçisi Goncagül Meriç, “Bu sergi, aslında yaklaşık üç yıl önce, bir koleksiyonerin elinde bir kitap ve bir bavul düğmeyle bize gelmesiyle başladı. Koleksiyonun oluşmasının arkasında da ciddi bir yaşam öyküsü var.” dedi.
“Küpler dolusu düğmeler birikiyor ve bu da koleksiyonun oluşması için çok önemli bir nokta”
Meriç, hikayenin 1930’lu yıllarda Balkanlardan Bursa’ya gelen ve daha sonra İznik’e yerleşen bir ailede, baba ile oğlu Haşim’in bir tekne kazasında hayatını kaybetmesiyle başladığını belirtti.
Kazanın ardından küçük Haşim’in düğmeli ceketinin kıyıya vurduğunu ve annesinin de eşinden ve oğlundan geriye tek hatıra o ceketin kalması sebebiyle uzun yıllar ceketi sakladığını aktaran Meriç, şu bilgileri verdi:
“Yıllar sonra kendi evladını kaybettiği yaşlarda bir çocukla tanışıyor. Bu çocuk Nazif. Çocuğu o kadar çok seviyor ki, babasıyla nihayetinde bir izdivaç gerçekleştiriyor. Tabii Nazif, oyunbaz bir çocuk, oyun oynamayı çok seviyor. O dönemde de kırsalda çocuklar materyal yetersizliğinden düğme oyunu oynuyor. Misket gibi düşünün. Vurduğu düğmeyi alıyor. Nazif, evdeki bütün düğmeleri oynarken kaybediyor ki, bir gün rahmetli Haşim’in ceketinden de düğmeleri kesiyor. Annesi o gün bu olayı görünce çok üzülüyor. Çünkü evladından kalan son hatıra gibi düşünüyor ve aradan yıllar geçiyor Nazif devamlı düğmeler biriktiriyor.
Sergide de göreceksiniz küpler dolusu düğmeler birikiyor ve bu da koleksiyonun oluşması için çok önemli bir nokta. Aradan 3-4 yıl yıl geçiyor. Nazif o çocuk kalbiyle, ‘Bugün de anneme düğmeler götüreceğim ama muhtemelen bunlar da değil’ diyor. Sonra annesine ceviz ağacına çıkıp ceviz topluyor. Maalesef ki o gün bir cebinde düğmeler, bir cebinde cevizler ile ceviz ağacından düşerken ayağı kırılıyor ve anlayamıyorlar kangren oluyor. Hastaneye yetişemiyorlar, o günkü dönemin şartlarından dolayı rahmetli oluyor. Tabii anneye ikinci büyük bir acı. Doktor, hastanede anneye Nazif’in kıyafetlerini verdiğinde o gün topladığı düğmeler cebinden boşalıveriyor ve anne orada bir ağıt yakıyor, ‘Artık bunlar ne Selanik’teki dedemin düğmeleri ne oğlum Haşim’in, artık bunlar Nazif’in düğmeleri.’ diyor.”
“Koleksiyonda 4 bin adet düğme var”
Goncagül Meriç, olaydan yaklaşık 10 yıl sonra Tenzile Güler’in aynı ailede dünyaya geldiğine işaret ederek, “Ailenin en küçük üyesi Tenzile Hanım, çocukken bile o küplerdeki düğmelerle oynatılmıyor. Bu anlattıklarımın hepsi gerçek bir hayat öyküsü ve kitaba da konu oldu. Koleksiyoner aynı zamanda yazar Tenzile Güler, şu an 85 yaşında. Tenzile Hanım, annesi rahmetli olduktan sonra bu hikayeye vakıf oluyor, kaleme alıyor ve bir valiz ile bu düğmeleri Almanya’ya götürüyor. Orada hikayeyi yazıyor, insanlara anlatıyor. Minik sergiler yapıyor, öyle bir karşılık görüyor ki, insanlar da kendi hayatlarında enteresan hikayesi olan düğmeleri sergiye bağışlıyor.” diye konuştu.
Güler’in ailesinden kalan düğme koleksiyonunun yanı sıra sergide farklı düğmeler de olduğunu aktaran Meriç, şunları kaydetti:
“Bu koleksiyonda 4 bin adet düğme var. Hikayenin dışında sergide çok enteresan düğmeler göreceksiniz. Ahşap, metal düğmeler var. Sergideki en eski düğmemiz 1700’lü yılların sonlarına tarihlendirilen bir düğme. Onun dışında cam düğmelerimiz var, 1980’lerde modaydı. 1970’lerde 1980’lerde kıyafetin kumaşından düğmeler yapılırdı onu göreceğiz. Bir de doğada var olan ilginç malzemeler, geyik boynuzu, ahşap, badem çekirdeği gibi böyle farklı doğal malzemelerden yapılan düğmeler de göreceğiz.”
Meriç, Güler’in koleksiyonu Bursa Kent Müzesi’ne bağışlamasının ardından ilk olarak sergiyi Bursa’da açtıklarını belirterek, “Sergimiz 17 Mart’a kadar burada izlenimde olacak. İnsanların buraya geldiğinde bu hikayeyi öğrenmeleri için animasyon tekniğinde kısa bir film yaptık. 9 dakikalık filmi izlediklerinde de bütün hikayeye vakıf olacaklar ve o düğmenin arkasında yatan dramatik aile öyküsünü anlayacaklar.” ifadelerini kullandı.
“Düğmenin nasıl hikayelere sebep olduğunu anlatmaya çalıştık”
Tenzile Güler’in Almanya’da düğme sergisi açtığında bir Yahudi’nin ona Holokost döneminde yakılan dedesinden kalan düğmeyi verdiğini de söyleyen Meriç, sergide ayrıca Birinci Dünya Savaşı sırasında ekonomik sıkıntılardan ötürü o dönem yapılan karton düğme örneklerinin de yer aldığını kaydetti.
Türkiye’de üretilen boynuz, sedef ve hindistan cevizi kabuğundan düğmelerin de sergide görülebildiğine işaret eden Meriç, şöyle devam etti:
“Bir de sergide özel bir bölüm var; ‘Ünlülerin düğmesi’. Koleksiyonerimizin bizden küçük bir ricası oldu, kendisi sayın Cumhurbaşkanımızı çok seviyor ve bir düğmesini almamızı istedi. Kendileri de bize Kelime-i Tevhid yazılı bir kol düğmesi gönderdi. Özel bir düğme gümüş işlemeli. Yine Emine Erdoğan ve birçok siyasi kişilik de bu sergiye düğmelerini bağışladı. Rahmetli Barış Manço, 7’den 77’ye herkesin gönlünü fetheden çok değerli bir sanatçı ve böyle bir sergi yaparken Barış Bey’i atlamak olmaz diye düşündük. Onun da hikayesi şarkısı olan kol düğmesi burada. Bursalı ünlülerimiz var. Rahmetli Zeki Müren, Erdinç Çelikkol, Yıldırım Gürses… Birçok ünlünün de burada düğmesini göreceğiz. Hayatta çok sıradan bir obje olan düğme, insanda nerelere dokunuyor ve nasıl hikayelere sebep oluyor biraz onu anlatmaya çalıştık.”
Goncagül Meriç, sergiyi ziyaret edenlerinin büyük bir çoğunluğunun çocuklar olduğuna dikkati çekerek, “Aslında sergide düğmenin bu dramatik hikayesinin yanı sıra renkli dünyasına yer vermek istedik. Bir de somut olmayan kültürel mirası anlatmak istedik, düğme oyunuyla. Yani kırsaldaki o dönemin şartlarında çocuklar misket gibi düğme oyunu oynuyordu. Biraz o oyunu da anlattık. Buraya gelen ziyaretçi fark etmeksizin, bir oyun platformunda düğme oyunu oynayabilecek, hatta kendine buradan hatıra bir düğme de götürebilecek.” dedi.
Sergiye ilgiden çok memnun olduklarını dile getiren Meriç, şu değerlendirmede bulundu:
“Rami Kütüphanesi inanılmaz bir ziyaretçi potansiyeli olan, her yaşın uğrak yeri. Biz bu sergiyi yaptığımızda Bursa’da da insanların düğme bağışlayacağı bir alan oluşturmuştuk. Burada da onu sonradan koyduk ve daha birkaç gün olmasına rağmen doldu taştı. İnsanlar da kendileri için enteresan hikayeleri olan düğmeleri bağışlamaya devam etti ve anılarını yazmaya başladı. Bu da bizim için çok kıymetli. Belki sergi başka bir yere taşındığında, yine böyle bir konsept geliştirebiliriz.”
]]>Elitaş, açılışlar için geldiği kentte partisinin seçim koordinasyon merkezinde, seçim ortamının yoğun geçtiğini, mağdur olarak ortada gezenlerin çok fazlalaştığını söyledi.
AK Parti olarak belediye başkanlarını yapay zekalardan değil milletin iradesiyle ve yaptırılan anketlerin ardından belirlediklerini aktaran Elitaş, şöyle konuştu:
“Belediye başkanlığı için müracaat edip de aday gösterilmeyen kişilerin başka başka partilere gitmesi maalesef bugünlerde moda olmaya başladı. Nefsi ile hareket edip aday olduğunda ben davanın adamıyım, aday olmadığı anda başka tarafın adamıyım düşüncesiyle hareket edenlerin bizim yanımızda yeri yok. Bugün bizi terk edenler yarın onları da terk eder. Gidenler söylüyormuş; ‘Biz Cumhur İttifakı olarak ortaya çıktık’ diye. Cumhur İttifakı’nın ana omurgası AK Parti ve MHP olarak 2 siyasi partidir. 3 vilayette BBP ile diğer bir parti aday çıkarmayacaklarını deklare ettiler. Onlar başka vilayetlerde adaylarını çıkarttı. Şimdilerde başka adayların ‘Biz de Cumhur İttifakı’nın adaylarıyız, oylarınızı bize verin. Seçildiğimiz zaman AK Parti’nin belediye başkanı, belediye meclis üyesi veya il genel meclis üyesi olacağız’ diyorlarmış. Açık ve net söylüyorum, AK Partili olanlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tercih ettiği kişilerdir. Diğerleri bizim adayımız değildir. Bizim davamızı terk eden arkadaş bizim arkadaşımız değildir. Bizim yolumuzdan başka yola sapan arkadaş bizim arkadaşımız değildir. ‘Biz bunlara kaybettirmek için varız’ diyen insanlar bizim hiç yoldaşımız değildir.”
Siyasi partilerin hedeflerinin ve amaçlarının bulunması gerektiğini vurgulayan Elitaş, “Vatandaşlarımız bu giden arkadaşlarımızın hissiyatlarını ve ihtiraslarını yakın zamanda görecek ve değerlendirecek. Vatandaşlarımız, 31 Mart’taki seçimlerde engin ferasetiyle sandıkta bizi terk edenlere derslerini verecek ve herkesi hizaya getirecek. Hakla batılın ayrılmasını 31 Mart’ta milletimiz ortaya koyacak.” ifadesini kullandı.
Elitaş, AK Parti davasının bayrağını zirveye taşımak için ellerinden gelen gayreti göstereceklerini belirtti.
Boş durmadan gece gündüz çalışmak gerektiğinin altını çizen Elitaş, şunları kaydetti:
“İnşallah bu yerel seçimleri en iyi şekilde yapacağız. Bir siyasi parti düşünün, Afyonkarahisar’da bir belediye başkan adayı; ‘Ben böyle yapmam, şunları belediyeden içeri sokmam’ diyor. İstanbul’dan diğeri; ‘Nasıl olur böyle bir iş, ben herkesi içeri sokarım’ diyor. PKK’nın temsilcisiyle kol kola girmeyi içine sindiriyor. Yani herkesle kol kola olmayı içine sindiriyor. Bu ülkenin bölünmesi için gayret gösterenlerle kol kola girmeyi içine sindiriyor. Bizim içerisinde olduğumuz muhafazakar kesim ne uğruna olduğunu anlayamadığımız şekilde bizden ayrılanları baş tacı yapıp bir yerlere aday göstermeye çalışıyor. Herkesin aday olma hakkı vardır. Ona bir şey diyemeyiz. Bizden aday olamayınca başka yerlere gidenleri, alanlar düşünsün.”
]]>Başkan Zolan: “Biz güçlü, bir ve beraber olmak durumundayız”
DENİZLİ – Denizli Büyükşehir Belediyesi Hocalı Soykırımı’nın 32. yıldönümü nedeniyle anma töreni düzenledi. Hocalı Soykırımı’nı asla unutmayacaklarını ve bu bilinçle gayret ettiklerini vurgulayan Başkan Osman Zolan, “Biz güçlü olduğumuz, tek millet iki devlet kol kola girip birlik ve beraberlik içerisinde olduğu sürece bize kimse dokunamaz” dedi.
Denizli Büyükşehir Belediyesi, 26 Şubat 1992’de, 106’sı kadın, 70’i yaşlı, 83’ü çocuk olmak üzere toplam 613 Azerbaycan vatandaşının katledildiği Hocalı Soykırımı’nın yıldönümü dolayısıyla anma töreni düzenledi. Tören, Denizli Büyükşehir Belediyesinin Hocalı Soykırımı anısına yaptığı Azerbaycan- Karabağ Parkı’ndaki Hocalı Soykırımı Anıtı önünde düzenlendi. Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan tarafından Hocalı Soykırımı Anıtı’na çelenk konulmasının ardından saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Azerbaycan Milli Marşı ve İstiklal Marşı Denizli Büyükşehir Belediye Bandosu tarafından çalınırken, Lütfi Ege Anadolu Lisesi öğrencisi Cevdet Şahin tarafından Hocalı Soykırımı’nı anlatan şiir okundu.
Milliyetçi Hareket Partisi Denizli İl Başkanı Mehmet Ali Yılmaz ve gazilerin de katıldığı törende konuşan Başkan Osman Zolan, 26 Şubat 1992’de yaşanan Hocalı’da yaşanan soykırımın sadece bir gün içerisinde gerçekleşmediğini, öncesinde aylarca yapılan kuşatma ile Hocalı’nın izole edilerek, açlık ve yoklukla sınandığını vurguladı.
“Biz güçlü, bir ve beraber olmak durumundayız”
Başkan Zolan, konuşmasını şöyle sürdürdü: “Bugün olduğu gibi maalesef Birleşmiş Milletler, sözde çağdaş dediğimiz, insan haklarını savunan devletler yapılanlara göz yummuştur. Hocalı’da yaşananlar, Bosna’da yaşananlar bugün Gazze’de yaşanan olayları da görüyoruz. On binlerce çocuk, kadın katlediliyor. Birleşmiş Milletler ve çağdaş devletler için oradakiler insan değil, insan olsaydı o insan haklarını savunanlar bugün yapılan katliamı önlemek için olağanüstü gayret sarf ederdi. Geçmişte yapılanlara göz yumdular, teşvik ettiler. Hocalı bizim için çok önemli ve kendimizi tanımamız, birbirimizi kucaklamamız ve tarihimizi bilerek onun üzerine inşa ederek kiminle nasıl yürüyeceğimizi de çok iyi belirlememiz gerekir. Dost gibi gözükenlerle iş birliği içinde olmamak gerekir. Yüz yıl önce ülkemizi işgal eden o emperyalistler yine aynı katliamı burada, Ege’de ve birçok yerde gerçekleştirdi. İşte Gazi Mustafa kemal Atatürk’ümüzün liderliğinde oluşan milli mücadele sonucunda düşmanlarımızı buradan kovduk. Biz güçlü olmak, bir ve beraber olmak durumundayız. Eğer güçlü olmazsak sevgili gençler size söylüyorum bu gün Gazze’de yaşananlar dün Hocalı’da, Bosna Hersek’te yaşananların tekrar yaşanmaması için bir garantisi yok. Biz güçlü olmak, birbirimizi sarılmak durumundayız. Yerli ve milli bilinçle hareket etmek zorundayız”
Başkan Zolan, Paşayeva’yı andı
2016 yılında Büyükşehir Belediye Meclisi’nde aldıkları karar ile Azerbaycan Karabağ Parkı ve Hocalı Soykırımı Anıtı’nın yapım sürecini anlatan ve geçtiğimiz yıl hayatını kaybeden Azerbaycan milletvekili Paşayeva’yı rahmetle anan Başkan Osman Zolan, “30 yıldır işgal altında olan Karabağ şu anda özgürlüğüne kavuştu. Azerbaycanlı kardeşlerimizle ülkemiz bir araya geldi, kol kola girdi ve 30 yıldır Ermeniler tarafından işgal edilen Azerbaycan toprakları kurtuluşa erdi. Biz güçlü olduğumuz, tek millet iki devlet kol kola girip birlik ve beraberlik içerisinde olduğu sürece bize kimse dokunamaz. Başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere huzur vermek, barış getirmek ve kim masumsa, ezilenin yanında olmak için hep beraber güçlü şekilde hareket ediyoruz. İnşallah katliamlar tekrarlanmasın. Bundan ders çıkarmak birlik ve beraberliğimizi daimi kılmak gerekiyor. Orada ölen tüm kardeşlerimiz, büyüklerimize, kadınlara, çocuklara yönelik yapılan soykırımı kınıyorum ” diye konuştu.
“Gece gündüz çalışmamız gerekiyor”
Türk milletinin asla soykırımla anılamayacağını ifade eden Başkan Osman Zolan, şöyle konuştu: “Birlik ve beraberlik içinde biz ülkemizi daha ileriye daha güzele götürmek için gayret sarf edelim. Bize düşen budur, şehitlerimizin emanetine sahip çıkmak için gece gündüz çalışmamız gerekiyor. Vatanımıza, bayrağımıza sahip çıkmak için gece gündüz çalışmamız gerekiyor. Sevgili gençler yaptığımız şeyi, en iyi şekilde yaparak ülkemize, şehrimize ve insanımıza hizmet etmek gerekiyor. Hocalı Soykırımı unutulmaması için burada anıtlar yaptık. Bizi soykırımla suçlayanlar aslında kendileri soykırım yapmıştır. Bizim ecdadımızın geri dönüp baktığımızda hiçbir soykırım, insanlık suçu ve insan hakları ihlali hiçbir girişim yapmamıştır. Halbuki bizler soykırıma uğrama noktasında bir çok girişimler olmuştur. Yürüyüşümüzü güçlendirerek el ele, kol kola vererek Allah’ım yarınımızı bu günden daha güzel etsin.”
Konuşmaların ardından Başkan Zolan ve protokol üyeleri anıta karanfil bıraktı.
]]>