İlçede yaşayan, bir süre önce Mimarlar Odası Konya Şubesi tarafından meslekte 50’inci yılını doldurmasından dolayı teşekkür plaketi verilen mimar Sabit Kasapoğlu’nun evinin bir odası aile fertleri ile çok az kişinin bildiği birçok ilginç ve sıra dışı koleksiyonları barındırıyor. Çocuklarına ve aile fertlerine ait ne varsa küçük yaşlarından itibaren hatıra olarak biriktiren ve saklayan Kasapoğlu’nun koleksiyonları arasında en ilginçleri olan evlatlarına ait “Çocuklarımdan bir parça” diyerek biriktirdiği diş çıkarttığı dönemden kalan dişler ile diş filmleri de yer alıyor.
“Çocuklarımla ilgili ne varsa biriktirdim”
Sabit Kasapoğlu, 4 çocuğunun olduğunu ve çocuklarının çıkardığı dişleri de sakladığını ifade etti. Hepsini ayrı kutularda sakladığını ifade eden Kasapoğlu, çocuklarının göbek bağlarını da sakladığını söyledi. Kasapoğlu, geçmişte oğlunun uzattığı saçları da sakladığını belirtirken, ayrıca, annesinin evlenmeden önceki kızlık dönemine ait saçlarını da muhafaza ettiğini ifade etti. Kasapoğlu, uzun yıllar önce bir yakınının boğazına kaçan ve yaptığı müdahale sonrası çıkardığı balık kılçığını bile atmayıp o günlerden hatıra olarak sakladığını kaydetti. Koleksiyonunda pul, eski para, çocuklarına ait ne varsa her türlü eşya ve malzeme, oyuncaklar, kıyafetler, eski eşyalar, aile fertlerine ait saçlar, eski nüfus cüzdanları, eski kap kacaklar, devrin aydınlatmalarının da yer aldığını anlatan Kasapoğlu, odasına sığmayan evin depo ve ardiye bölümlerinde de farklı birçok malzemeyi bulundurduğunu belirtti. Kasapoğlu, “Çocuklarımla ilgili neler varsa biriktirdim. İlk giydikleri ayakkabılar, dişleri, bana ait değeri olan her şey, kullandığım aletler, pense, tornavida. Bana lazım olabilecek her şeyim var biriktirdiklerim arasında. Günümüzde de ihtiyaç olursa yeri geldi mi bunları hala kullanıyorum. Günümüzde kullanmadığım şeyler ise kazma ve balta diyebilirim” dedi.
“Sakladıklarımızın hepsi de bizim için çok değerli”
İlginç ve sıra dışı koleksiyon hikayesi hakkında bilgiler veren Kasapoğlu, uzun yıllardan beri kendisine göre değer verdiği her şeyi atmayıp biriktirdiğini aktardı. Çocuklarının 4 veya 5 yaşlarında dişlerinin çıkmasının ardından bu hevesin kendisinde başladığını anlatan Kasapoğlu, bu koleksiyonların muhafazası için de evinin bir odasını özel olarak ayırdığını kaydetti. Koleksiyonuyla ilgili olarak, “Bende yok yok” diyen Sabit Kasapoğlu, “En değerli şeylerimin iyi kötü hepsi burada. Aşağıda depolar, ardiyeler var. Oralarda da var, buraya sığmayan. Beyşehir’in 6 veya 7 tane sokak çeşmesi vardı eskiden, benim çocukluğumda. Bir tanesi bende muhafaza oluyor. Biraz kırığı döküğü var ama saklıyorum. Neden saklıyorum? Bu konuya gelince; benim için bunlara paha biçilmez. Başkaları için ne ifade eder, takdir onların. Kimseyi zorlayamam, burada kitaplar var, oyuncaklar var, halı üzerine yapılan bir Atatürk’ümüz var, ilk Atatürk, bir bende değil birçok yerde de vardır muhakkak ama bende de var. Bu malzemeler içinde tarihlerini tam bilemediğim burada saat, takvim, yuvarlak bakır kaplar var. Devrin aydınlatma aletleri, sefer tasları, çay semaveri var, yok yok diyebiliriz. Eski telefonlar var. Bizim evde kıymet verdiğimiz hiçbir şey atılmaz, saklıyoruz, sadece çöpleri atıyoruz. Sakladıklarımızın hepsi de bizim için çok değerli şeyler” şeklinde konuştu.
Kasapoğlu, koleksiyon olarak biriktirip sakladığı malzemelerinin yer aldığı odanın herkesin görebileceği bir alan olmadığını ama evine misafir olarak gelenlerden arzu edenler olursa kendilerine gösterdiğini de vurgulayarak, “Meraklıları az çok bilirim gelenlerden, onlara az çok gösteririm. Arzu edene gösteririm ama arzu eden çok fazla değil. Benden sonraki neslime bir hatıra olsun diye bunları biriktiriyor ve saklıyorum. Ayrıca, çocuklarımın yanı sıra eşime ait özel hatıralarım da var bu odada” diye konuştu. – KONYA
]]>Çan ilçesindeki sanayi sitesinde yıllarca esnaflık yapan 66 yaşındaki Ergüven, Çan’ın kültürel yaşamına katkı sağlamak için 10 yıl önce koleksiyon oluşturmaya başladı.
Pek çok şehri gezen Ergüven, genç kuşaklara tanıtabilmek amacıyla tarım aletlerinden çıkrık, rahle gibi ahşap malzemelere kadar çok sayıda etnografik eşya topladı.
Satın aldığı evin taksitlerini öderken etnografik eşyalar için de masraf yapan Ergüven, “dipsiz kuyu” olarak nitelediği uğraşlar sonucu binlerce parçaya ulaşan koleksiyonunu atölyesinden çıkarıp müzeye kavuşturmak için destek bekliyor.
Koleksiyoner İsmail Ergüven, AA muhabirine, yaptığı işin güzel bir hobi olduğunu, gelecek kuşaklara geçmişe ait kültürel unsurları, etnografik eşyaları göstermek istediğini söyledi.
Ergüven, 10 yılda 8 bin parçalık koleksiyon sahibi olduğunu belirterek, “Öyle bir dipsiz kuyuya düştüm ki her çeşit aletin farklı ebatlarından topladım.” dedi.
Çanakkale’nin yanı sıra Bursa, Ankara, Kayseri gibi illere giderek etnografik değeri olan eşyaları satın aldığını dile getiren Ergüven, bunların müzede yaşatılmasını arzuladığını aktardı.
Bu eserleri gelecek nesillere miras bırakmak istediğini anlatan Ergüven, “İlçemize gelen misafirler bunları görsün, kültürel bir hareketliliğimiz olsun. Buna önayak olmak istedim. İnsanlar eserleriyle ölümsüzleşirler. Eserlerim yaşasın. Çan’a kültürel bir katkı sağlamayı arzu ediyorum.” ifadesini kullandı.
“Şeker kamışı mengenesi için 5 kez Trakya’yı dolaştım”
Ergüven, Ankara ziyaretinde 1928 model bir fotoğraf makinesi gördüğünü, çocukların, gençlerin görmesi için bunu koleksiyonuna kattığını söyledi.
Yaba, tırmık ve benzeri tarım aletlerini, çan, kap kacak ve çıkrıkları topladığını ifade eden Ergüven, şöyle devam etti:
“Ulaşabildiğim, paramın yettiği her şeyi almaya çalıştım. Koleksiyonda Süryanilerin yaptığı abanoz ağacı üzerine işlenmiş telkari işçilik, gül ağacından rahle var. Yöremiz, Çan halısında güçlü bir kültürel yapıya sahipti fakat değerleri kayboldu. Bu değeri yaşatmak amacıyla Çan halımızın bir örneğini de envantere koydum. Bu halıyı tezgaha koyarak canlandırılmış şekilde çocuklarımıza, misafirlerimize göstermek istiyorum. Torunum için sünnet merasiminde gezmesi için demirden at yaptım, arkasına 5 kilovatlık jeneratör bağlayacaktım, mobil olarak gidecekti ancak mekanik eşya olarak elimde kaldı. Sadece ileri gidebiliyor, geri vitesi yok, istediğimiz hızda ilerliyor.
Bazı aletler var ki onları almaya gücüm yetmedi. Çanakkale’de aldığım dairenin parasını ödüyordum, o dairenin fiyatı kadar da bunlara masraf ediyordum. Şeker kamışı mengenesi (şeker kamışından pekmez yapımında kullanılan alet) için 5 kez Trakya’yı dolaştım. Meriç’te, Kofçaz’da, Bakırca’da, Lüleburgaz’da, bizim buralarda geze geze sorar sora buldum. Orijinal, 1927 Sütlüce, Şakir Zümre dökümü.”
Çan’daki bir etkinlikte Atatürk Meydanı’nda envanterindeki etnografik eşyaların bir bölümünü sergilediğini, özellikle demirden atın çektiği gelin arabasının büyük ilgi gördüğüne dikkati çeken Ergüven, “Bunun kamusallaşması için kapalı bir alanda odun işleri, hamur işleri, dokuma işleri, halı işlerinin bölüm bölüm anlatılmasını istiyorum. Artık müzenin zamanı geldi. Şahsi gücümle buraya kadar getirebildim. El birliğiyle çok daha güzel şeyler yapacağız.” diye konuştu.
]]>