CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Tayyip Bey’in, koruması için geçen sene ocak ayında 99 milyon lira, bu sene ocak ayında yüzde 160 artışla 250 milyon lira para harcanmış. Bunu bir güne indirirseniz, 8,3 milyon oluyor. Yani 492 asgari ücret. Yani 10 bin liralık emekli maaşından 838 emekliye 1 ayda verilen para Tayyip Bey’in korunması için bir günde harcanıyor. Bu kadar büyük orduyla gezmek, 500 araçla gezmek. Uçaklar, helikopterlerle kendini korutmanın hiçbir manası yok. Sana koruma değil millete iş, AŞ lazım. Senin aklını başına alman lazım” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, yerel seçim çalışmaları kapsamında Osmaniye’yi ziyaret etti. Özel burada halka hitap etti ve partisinin adayları için oy istedi. Osmaniyeli olan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye kolunu incitmesinden dolayı memleketinden geçmiş olsun dileklerini ileten Özel, “Osmaniye’de siyasi ayrılıklar olur, tartışmalar da olur belki. Ama Osmaniye’nin insan yanı kuvvetlidir. Osmaniye, birbirini seven, vatanını seven, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan insanların kentidir Osmaniye” dedi.
“EMEKLİNİN KIŞKIRMAK İÇİN AYAĞA KALKMAK İÇİN BANA MI İHTİYACI VAR”
Emeklilerin yaşadıkları ekonomik darboğaza dikkat çeken Özel, AKP iktidara geldiğinde emeklilerin maaşlarının asgari ücretin 1,5 katı olduğunu, bu orana hiç dokunulmasaydı şimdi emeklilerin en düşük 10 bin değil 26 bin lira maaş almaları gerektiğini vurguladı. Özel, Erdoğan’ın “emekliyi enflasyona ezdirmem” sözlerini anımsatarak “Enflasyon oranında zam yapacağım dedi. Enflasyonu TÜİK’e hesaplattı, zammı ona göre verdi. TÜİK neyin kısaltması, ‘Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu.’ Tayyip Beyi üzmedi ama sizi üzdü. Enflasyon yüzde 120. TÜİK 68 hesaplıyor. Tayyip Bey en düşük emekliye bu sene yüzde 33 verdi. 7 bin 500 lirayı 10 bin lira yaptı. O kadar. Şimdi iğneden ipliğe her şeye zam. Bana diyor ki birisi de çıkmış otobüsün üstüne, emekliyi kışkırtıyor. Tayyip Bey doğru söylüyor, ben geldim, emeklilerin diyarına onları sana karşı kışkırtmaya geldim. Emekli, 8 çeyrek altın alıyorken senden önce, şimdi 2,5’e düştüyse bu emeklinin kışkırmak için, ayağa kalkmak için bana mı ihtiyacı var” diye konuştu.
Emekli bayram ikramiyelerinin muhalefetin baskısı sonucu verildiğini hatırlatan Özel, 2018’de verilen bin liralık ikramiye ile 2024 için belirlenen 3 bin lirayı kıyasladı. Özel, şunları söyledi:
“HERKESE PARA VAR, EMEKLİYE YOK”
“O beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyordu. Şimdi ayın 2’si ile 4’ünde yatıracaklar bayram ikramiyelerini, dün açıkladılar. 3 bin lira alacaksınız. Al 3 bin lirayı git kasaba 6 kilo kıyma alıyor. Sadece 6 yılda senin sofrandan, buzdolabından, tencerenden, Ramazan’ın yemeğinden, aşından, bayram sofrandan, evlatlarının kursağından 18 kilo kıymayı eksiltmişler. Bu memlekette kime böyle davranıyorsunuz? Herkese para var, emekliye yok. Diyorum ki gel emekli kart çıkaralım. En düşük emekli maaşı, hadi 1,5 asgari ücret. Onu sonra biz yaparız. Gel hep beraber bir asgari ücret yapalım. Emekliye 7’şer bin lira seyyanen zam verelim. Emekli kartla elektrik, su, doğal gaza indirim yapalım.
“1 NİSAN OLDU MU, ERTESİ GÜNE YAPACAK BİR ŞEY YOK. AMA BİR GÜN ÖNCE YAPACAK BİR ŞEY VAR”
Size lazım olan parayı İliç madenine veriyor. Size lazım olan parayı dönüyor, beşli çetesine, yol müteahhitlerine, geçiş garantili köprülere, kur korumalı mevduatçılara veriyor, emekliye gelince ‘yok’ diyor. O zaman emekliye para yoksa, 31 Mart’ta Tayyip Erdoğan’a ve adayına oy var mı? 31 Mart’ta hem namuslu, dürüst, çalışkan bir belediye başkanı, 33 yaşında, pırıl pırıl Serkan Karayiğit’i seçeceğiz. Hem Tayyip Beye yeter kardeşim, canımıza tak etti. Bıçak kemikte. Artık biraz bizi düşün, hep zenginleri düşünme diyeceğiz. Bakın seçimin ertesi günü, 1 Nisan günü çıkıp eyvah, acı reçete geldi. Kemer sıkma geldi. Kemeri zenginler, patronlar sıkmıyor. Holding sahipleri sıkmıyor. Emekli, emekçi, esnaf, çiftçi, fıstık üreticine sıktırıyorlar. Başkasına değil. O yüzden gün 1 Nisan oldu mu, ertesi güne yapacak bir şey yok. Ama bir gün önce yapacak bir şey var.”
“OSMANİYE VE DEPREM BÖLGESİ SEÇİMLER ÖNCE VERİLEN SÖZLER TUTULMAMIŞTIR”
6 Şubat depremlerine de değinen Özel, “Bütün yerel yöneticilerin görevi doğal afetlere, sellere, her türlü doğal afete ve depreme dirençli kentler yaratmak. Serkan kardeşim seçildiğinde dirençli bir Osmaniye yaratmak için var gücü ile çalışacak. Osmaniye’de konut ihtiyacı 20 bin 502’ydi. Kaç konut teslim ettiler, 1976. Yani yüzde 9,6. Osmaniye’de 20 bin konutun, 1976’sı teslim edildi, 10 kişiden biri içeride 9’u dışarıda. Şu anda 8 bin konutun ihalesi yapıldı, kimi temelde, kimi projede, kimi kaba inşaatta. Ama 12 bin 500 konuta da daha çivi çakılmadı, ihalesi bile yapılmadı. Şimdi görünen şudur, Osmaniye ve deprem bölgesi seçimler önce verilen sözler tutulmamıştır. Yalnız bırakılmıştır” ifadelerini kullandı.
“838 EMEKLİYE 1 AYDA VERİLEN PARA TAYYİP BEY’İN KORUNMASI İÇİN BİR GÜNDE HARCANIYOR. SANA KORUMA DEĞİL MİLLETE AŞ LAZIM”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın koruma masrafına da dikkat çeken Özel şöyle konuştu:
“Tayyip Bey’in, koruması için geçen sene ocak ayında 99 milyon lira, bu sene ocak ayında yüzde 160 artışla 250 milyon lira para harcanmış. 257 milyon lirayı şöyle özetleyelim. Bunu bir güne indirirseniz, 8,3 milyon oluyor. Yani 492 asgari ücret. Yani 10 bin liralık emekli maaşından 838 emekliye 1 ayda verilen para Tayyip Bey’in korunması için bir günde harcanıyor. Tayyip Bey elbette Cumhurbaşkanısın, korunacaksın. Ancak 838 emekli maaşlı koruma AB liderlerinin bırak bir günlük koruma parası, oradaki liderlerin 10 yıllık koruma parası değil, toplamının. Bu kadar büyük orduyla gezmek, 500 araçla gezmek. Uçaklar, helikopterlerle kendini korutmanın hiçbir manası yok. Sana koruma değil millete iş, AŞ lazım. Senin aklını başına alman lazım.”
]]>
Tarım ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar 13. Bölge Müdürlüğü Erzincan Şubesi ekipleri, yaban hayatının sürekliliğini sağlamak için dron ve fotokapan gibi teknolojinin imkanlarından da yararlanarak görev yapıyor.
Özellikle kış aylarında yem bulmakta zorlanan yaban hayvanları için sivil toplum kuruluşlarının da destekleriyle yemleme çalışması yapan ekipler, bölgede fotokapanlarla yaban hayvan popülasyonunu takibe alıyor.
Avlaklarda kaçak avcıların izini süren, vatandaşların ihbarlarını güvenlik güçleriyle değerlendiren ekipler, bu konuda usulsüzlüğe izin vermiyor.
Sürekli sahada olan ekipler, çalışmaları sayesinde, nesli koruma altındaki yaban keçileri başta olmak üzere bölgedeki birçok yaban hayvanının popülasyonunun da artmasını sağlıyor.
Erzincan Doğa ve Koruma Milli Parklar Şube Müdür Vekili Kadir Kahraman, AA muhabirine, il genelinde av kontrol ve koruma faaliyetlerinin 24 saat esasına göre devam ettiğini söyledi.
Erzincan’ın yaban hayvan çeşitliliği ve zenginliği bakımından Türkiye’nin sayılı illeri arasında yer aldığını ifade eden Kahraman, av kontrol ve koruma faaliyetlerinin aralıksız sürdüğünü belirtti.
Geçen yıl 63 kişiye 6 milyon 870 bin lira ceza uygulandı
“Kent genelinde geçen yıl 63 kişiye kaçak avlanmaktan idari işlem yaptık. Bu kişilere toplam 6 milyon 870 bin lira idari para cezası ve tazminat uyguladık.” diyen Kahraman, özellikle kış mevsiminde hem müdürlük hem de sivil toplum kuruluşlarından aldıkları destekle yaban hayatını yemleyerek doğal yaşama destek olmaya çalıştıklarını anlattı.
Kurum olarak yaralı yaban hayvanlarının tedavilerini de gerçekleştirdiklerini aktaran Kahraman, “Gerek ekiplerimiz tarafından gerekse duyarlı vatandaşlar tarafından bulunan yaban hayvanların tedavilerini yapıyoruz. Tedavilerin ardından sağlığına kavuşan yaban hayvanlarını tekrar doğal ortamlarına bırakıyoruz. Doğada artık hayatına devam edemeyecek yaban hayvanlarını ise rehabilitasyon merkezlerine gönderiyoruz.” diye konuştu.
“Amacımız, gelecek nesillere örnek olmak”
Doğu Anadolu Yaban Hayatını Koruma ve Avcılık Federasyonu Başkanı Yücel Bingöl de DKMP’nin denetimlerini desteklediklerini, esas konunun sürdürülebilir avcılık olduğunu belirtti.
“Yaban hayatı bittiği yerde bunu tekrar yerine koymanız mümkün değil.” ifadesini kullanan Bingöl, federasyon olarak özellikle kış aylarında yaban hayatı için yemleme programları yaptıklarını belirtti. Bingöl, “Amacımız, gelecek nesillere örnek olmak. Doğa varsa insan vardır. İnsanın olmadığı yerde doğa da olmuyor.” diye konuştu.
Kaçak avcılığı hiçbir şekilde onaylamadıklarını vurgulayan Bingöl, vatandaşların kaçak avcılık yapanlara karşı duyarlı olmalarını istedi.
Federasyonun hukuk danışmanı Alp Zekeriya Bingöl de avcılığın doğa sporlarının farklı dallarını barındırdığını belirtti.
Avlaklardaki denetimin önemini anlatan Bingöl, şunları kaydetti:
“Avcılık sadece yaban hayvanın öldürülmesi gibi değerlendirilmemeli. Bu spor aslında kampçılık, doğa yürüyüşü gibi birçok farklı spor dalını da içinde barındırmaktadır. Bunlarla birlikte bu sporu yaptığınızda aslında avcılıktan da biraz çıkmış oluyorsunuz. Avcılık sporunu yaparken önemli iki konu var. Biri eğitimi ikincisi ise avcının sahadayken gerekli denetimlerin yapılması. DKMP şube müdürlüğü ekipleri avlaklarda gerekli denetimleri yaptıklarında çok güzel sürdürülebilir avcılık yapılacaktır.”
]]>Burak KESKİNCİ/ BEYOĞLU’ndaki Ceneviz Surları’nın Harup Kapı bölümü üzerinde bulunan yaklaşık 700 yıllık tarihi kitabenin, İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca 2019’da İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne taşınmasına karar verildi. Hırsızlığa karşı demir bir kafeste tutulan kitabe, önündeki dar yoldan geçiş yapan araçlar sebebiyle tahrip olma riskiyle karşı karşıya. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin ” Cenevizlilerden kalan bire bir buçuk metrelik anıtsal değeri olan kitabe maalesef kötü durumda. Burayla ilgili kararı ilgili koruma kurulundan aldırmıştık, mevcut durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması, yerine replikasının konulması kararı alınmıştı. Restorasyonda bu müdahale maalesef yapılmamış” dedi. İBB’den yapılan açıklamada; Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına devam edildiği ve replikanın henüz hazır olmadığı ifade edildi.
Beyoğlu’nda Galata Kulesi’ne yakın bir bölgede bulunan, Yanıkkapı Sokak’ta yer alan yaklaşık 700 yıllık Ceneviz armalı tarihi kitabe; hırsızlık ve çevresel tahribattan korunması için uzun bir süredir demir kafeste tutuluyor. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği’nin de başvurusuyla 2019 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı İstanbul 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nca Ceneviz Surları’nda yer alan tarihi kitabenin replikasının yapılarak; orijinal eserin İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılmasına karar verildi. Alandaki restorasyon çalışmaları ve İstanbul Restorasyon Konservasyon Merkez ve Bölge Laboratuvarı’nda hazırlanacak replika kitabenin aynı noktaya yerleştirilmesi işlemlerinin ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nce gerçekleştirileceği öğrenildi. Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, alanda İBB ekipleri tarafından yaklaşık bir yıl önce gerçekleştirilen restorasyon çalışması sonrasında eser aynı yerinde muhafaza edilirken, kapı ve eser çevresindeki demir korkuluk, gergi ve statik destek ekipmanları da genişletildi belirtti. Daha önce; küçük bir çerçeve içerisinde bulunan kitabenin; çevresindeki demir çerçeve de büyütüldü. Çevre sakinleri ise dar bir sur kapısında yer alan kitabenin, altından geçen araçlar sebebiyle olası bir kaza veya sürtmede, tahribata uğrama riskine vurgu yaptı. Yakınında, metro istasyonunun da yer aldığı, surların bulunduğu nokta otopark olarak da kullanılıyor. Tarihi eserin yer aldığı alan havadan da görüntülendi. İBB’den yapılan açıklamada, Ceneviz surlarında gerçekleştirilen restorasyon çalışmasına etaplar halinde devam edildiği ve replikanın henüz hazır durumda olmadığı, hazır olduğunda orijinal kitabenin müzeye taşınacağı belirtildi. Taşınma tarihi ve demir çerçevenin genişletilmesi hakkında ise bilgi verilmedi.
“RESTORASYONA RAĞMEN KÖTÜ DURUMDA”
Mimari Restorasyon Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı Mimar Serhat Şahin, “Maalesef restorasyon yapılmasına rağmen kötü durumda. Gerekli ilgi gösterilmemiş gibi. Biz, Mimari Restorasyon ve Kültür Varlıklarını Koruma Derneği Başkanı olarak ilgili koruma kurulundan karar aldırdık. Mevcut kötü durumundan dolayı İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılması yerine replikası konulması kararını aldırdık. Restorasyon yapıldığı sırada bu müdahale maalesef yapılmamış. Önemi şurada dediğimiz gibi 700 yıllık bir kitabeden bahsediyoruz” şeklinde konuştu.
“ÇEVRESİNDEKİ KÖTÜ ŞARTLARDAN DOLAYI KARAR ALDIRDIK”
Kitabe hakkında bilgi veren Şahin, “Ortasında, Genoa’nın kurucu meleği Aziz George’un hacı var, her iki tarafında da Doria ve Meruda ailelerinin imtiyazlarını gösteren armaları bulunmakta. 2863 Sayılı Koruma Kanunu’muza göre böyle evrensel değere sahip tarihsel belge niteliğindeki bir kitabe, kapının uluslararası tüzüklere göre koruma altına alınması gerekiyor. Maalesef mevcudiyet, yakın çevresindeki kötü şartlardan dolayı 2019 yılının başında bu kararı aldırdık. İnşallah yetkililerimiz tarafından durum tekrar gözden geçirilir ve Yanıkkapı dediğimiz bu bölgedeki tek olduğunu söylediğimiz eser de, koruma ilkeleri gereği İstanbul Arkeoloji Müzesi’ne kaldırılır” diye konuştu.
“ARMA MEVCUT MÜHENDİSLİK METOTLARIYLA KALDIRILABİLİRDİ”
“Evrensel değerlere sahip bir kitabeden bahsediyoruz” ifadesini kullanan Şahin, “Mevcut şartlarla durumun uygun olmadığını söyleyebiliriz. Yapılan restorasyon çalışmalarında, tabi projeye uygun olarak kararlar alındı; ilgili koruma kurullarında alındı, müdahale şekilleri yakın çevresiyle birlikte kurullardan geçirildi. Böyle bırakılmamalıydı. Eğer böyle bir restorasyondan geçilseydi, mevcut statik sorunları da halledilip bu arma mevcut mühendislik metotlarıyla kaldırabilirdi. Kaldırılmaması tercih edilmiş. Tabi yapılsa, biz altyapısını da hazırlamıştık, koruma kurullarından geçirdik. Bu yapılabilirdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin yetkileriyle konservasyonu, replikası yapılıp, halka açılabilirdi” dedi.
“ÇALINMAYA DA MÜSAİT”
Alandaki çalışmalarla ilgili konuşan Şahin, “Yapılan uygulamalar; biz her zaman söylüyoruz, halk dilinde konuşalım; çamaşır suyundan çıkmış gibi. Derz dolgu ile yapılan restorasyon tam bir restorasyon değil. Bazı özgün malzemeleri de yeni yapılan malzemelerle, dolgu malzemeleriyle kullandığınızda özgün malzemeyi kaybediyorsunuz. Tabi bunun mevcut yerinde durması tercihimiz olurdu. Mevcut kültürel altyapımız ise buna uygun değil. Hala yerinde duruyor maalesef. Armaları ve kabartmaları da kötü hale geliyor. Çalınmaya da kötü müdahaleye de müsait. Vandallığa da uğrayabilir. Üzerindeki kabartmalar da fiziksel koşullardan dolayı yavaş yavaş eriyor. Müzede korunması gerektiğini düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“ARABALAR GEÇERKEN SÜRTEBİLİYOR”
Kitabenin bulunduğu surun yakınında dükkanı bulunan esnaf Selami Özkan “Böyle bir şeyin burada olmasına şaşırdım, güzel bir şey hemen dükkanımızın yanında demek ki tarihi bir yerin yakınında duruyormuşuz. Burada hemen hemen 8-9 aylık bir çalışma yapıldı. Buralar düzenlendi, fakat onu hiç sökmediler. Tabi arabalar geçerken sürtebiliyor, hatta bir duvar yıkıldı, tekrar yaptılar burada”dedi.
]]>DOĞAL Kaynakları Koruma Birliği’nce (IUCN) kırmızı listeye alınıp, dünyanın en çok aranan 10 balık türü arasında 2’nci sırada yer alan ‘leopar sazanı’nın varlığını kanıtlamak isteyen Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi’ndeki (RTEÜ) bilim insanlarının başlattığı keşif çalışmaları, olumlu sonuç verdi. 3 aylık uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı’ olarak da adlandırılan 2 ‘leopar sazanı’nı Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı. RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, tür için koruma planı hazırlanacağını belirterek, “Dünyada en çok aranan türü bulmanın mutluluğu ve gururunu yaşıyoruz” dedi.
Dünya Doğayı ve Doğal Kaynakları Koruma Birliği tarafından kırmızı listeye alınan ve Shoal adlı Doğa Koruma Örgütü tarafından dünyanın en çok aranan 10 balık türünden 2’incisi olan leopar sazanı için RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile meslektaşı Münevver Oral, keşif turuna çıktı. Bölgedeki balıkçı esnafından da destek alan bilim insanlarının 3 ay süren çalışmaları olumlu sonuç verdi. 3 ay süren uğraşların ardından bilim insanları, ‘komanda balığı’ olarak da adlandırılan 20 ve 50 santim uzunluğunda 2 ‘leopar sazanı’nı, aynı gün farklı zamanlarda Dicle ve Fırat nehirlerinde yakalamayı başardı. Ağlara takılan ve yetişkin olduğu tespit edilen ender türler, konulduğu özel fanusta incelenip, görüntü kaydı alınarak doğal yaşam ortamına geri bırakıldı. Keşif sonrası bölgede türün korunması ile ilgili planlamalar yapılması hedeflenirken, anatomik ve morfik çalışmaları tamamlanacak türle ilgili koruma eylem planı da hazırlanacak.
‘BİZ ÜZERİMİZE DÜŞENİ YAPTIK’
RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cüneyt Kaya, dünyanın en çok aranan balıklarını buldukları için gururlu olduklarını belirtti. Keşfedilen tür için koruma planı hazırlanacağını da aktaran Kaya, “Balıklar genellikle birbirine benzer. Ama leopar sazanının farklı bir özelliği var. Hiçbir türde olmayan, vücudunda, başında ve yüzgeçlerinde olan büyük siyah benekler, bu türü çok net bir şekilde karakterize ediyor. Bunun için küçük bir çocuk bile leopar sazanını rahatlıkla ayırt edebilir. Balığı bulduğumuz anda gerçekten çok sevindik. Dünyada en çok aranan birinci balığı bulmuştuk. Çok mutlu olduk. İnanılmaz bir andı. Biz üzerimize düşeni yapıp, Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Bizim bahsettiğimiz iki tür, kritik düzeyde kayıp olduğu kabul edilen türlerdendi. Bunlar çünkü yıllardır ortada yoklardı. Biz çok mutlu ve gururluyuz. Ülkemiz adına güzel işler yaptığımızı düşünüyoruz. Dünya’nın en çok aranan 2 türü bulmamız çok güzel oldu. Şimdiki hedefimizde bu türü koruyup, gelecek nesillere aktarabilmek. Leopar sazanı Dicle’nin sembolü olabilecek bir balık türü. O yüzen biz bunu korumalıyız” dedi.
‘DİCLE’DE GİRİLMEDİK AKARSU BIRAKMADIK’
RTEÜ Su Ürünleri Fakültesi Dr. Öğretim Üyesi Münevver Oral da “Dünyanın en fazla aranan, 10 balık listesine dahil edilen ülkemizde 2 tür vardı. Bunlardan biri olan ‘Batman bantlı çöpçü balığı’nı 2021 yılında bulup, literatüre kazandırmıştık. Bugün ise ikinci leopar sazanı bulmanın mutluluğunu yaşıyoruz. Uluslararası literatürde Türkiye dosyasını kapatmış olduk. Leopar sazanı, kayıp diğer türe oranla oldukça farklılık gösteriyor. Bu tür Dicle ve Fırat nehir havzasında oldukça derin ve bol oksijenli bölgede yaşıyordu. Avcı bir tür olduğundan, bu türü balıkçı desteği olmadan bulmamız mümkün değildi. Yaklaşık 3 aydır süren yoğun bir arazi çalışması gerçekleştirdik. Mesai arkadaşım Doç. Dr. Cüneyt Kaya ile birlikte oluşturduğumuz strateji ile birlikte adım adım Dicle’de girilmedik akarsu bırakmadık. Bu türü bulmak için kolay değildi gece ve gündüz çok sayıda ağ atıp çektik. Yıllardır aranan balığı aynı gece ve sabahında bulmak bizim için çok keyifliydi” diye konuştu.
]]>