İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin bu yıl beşincisini düzenlediği “Türkiye’nin En Hızlı Maratonu” Maraton İzmir, 5 bin 600 atletin katılımıyla koşuldu. Uluslararası Yol Yarışları kategorisinde World Athletics Label unvanlı Maraton İzmir’e 38 farklı ülkeden atletler katıldı. Yarış öncesi ve sonrası renkli görüntülere sahne oldu. Kimono giyen yarışçılar, stantlardaki görevliler ve her yaştan İzmirli, Kültürpark’ı adeta renk cümbüşüne çevirdi. Yarışın heyecanı ile müzik ve dansın keyfi, tüm katılıcılara harika saatler yaşattı.
Birincilik Kenya ve Etiyopya’ya
38 ülkeden 600 seçkin atletin katıldığı 42 kilometrelik yarışta erkeklerde Kenyalı Vitalis Kibiwot 02.11.08 derecesi ile birinciliği alırken, Etiyopyalı Sendeku Alelgn 02.13.42 ile ikinci, Kenyalı Silas Kurui 02.13.47 ile üçüncü oldu. Mustafa Kemal Bulvarı ile Karşıyaka sahilinde sabah saatlerinde başlayan şiddetli rüzgar, yarışçıların hızını ve parkurda rekorun çıkmasını da engelledi. 42 kilometrelik koşuda kadınlarda Etiyopyalı Aamelmal Tagel 02.37.26 ile birinciliği elde etti. Yine Etiyopyalı Bekelech Bedada 02.42.10 ile ikinci, Japon Suguru Oktabe ise 02.43.16 ile üçüncülüğü elde etti.
5 bin 600 sporcu koştu
Günün ilk startı sabah 07.00’de 10 kilometre kategorisinde verildi. Yaklaşık beş bin sporcu Kültarpark’taki eski İZFAŞ binası önünden saat 07.00’de start aldı. Koşucular, Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerindeki Köprü Tramvay durağından dönerek, İZFAŞ binası karşı şeridinde yarışı tamamladı. 42 kilometrelik koşunun startı saat 08.00’de yine aynı noktadan verildi. Atletler, Alsancak üzerinden Karşıyaka’ya ulaşıp Bostanlı İskelesi’ne gelmeden dönüşe geçti. Aynı parkurdan bu kez Mustafa Kemal Sahil Bulvarı üzerinden İnciraltı’na varan sporcular, Marina İzmir’den dönerek başlangıç noktasında yarışı tamamladı.
Bengisu Avcı da koşuda yer aldı
Her iki yarışın da startını İzmir Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Ertuğrul Tugay, İzmir Büyükşehir Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Dairesi Başkanı Hakan Orhunbilge, İzmir Gençlik ve Spor İl Müdürü Murat Eskici, İzmir Büyükşehir Belediyesi Spor Kulübü Başkanı Hüseyin Egeli ile ünlü teknik direktörler Ersun Yanal ile Hüseyin Eroğlu birlikte verdi. Dünyada Okyanus Yedilisi’ndeki yedi kanaldan dördünü geçen ilk ve tek Türk kadını İzmirli yüzücü Bengisu Avcı da Sidrex Koşu Takımı ile starttaki yerini aldı.
10 kilometrelik koşuda kazananlar belli oldu
10 kilometrelik koşuda erkeklerde sıralama Mohammad Hosein Tayebi, Ahmet Civci ve Bedri Şimşek şeklinde olurken, kadınlar ve Türk kadınlarda Tuğçe Karakaya, Natalia Kahraman, Özlem Işık bu sıralamayla yarışı tamamlandı. 10 kilometre erkekler 35-39 yaşta Osman Erkam Şafak, kadınlarda Natalia Kahraman, 40-44 yaş erkeklerde Tahsin Ersin Kurşunoğlu, kadınlarda Negin Ayromloo, 45-49 yaş erkeklerde Ahmet Bayram, kadınlarda Yasemin Karasu Dönmez, 50-54 yaş erkeklerde Oktay Ertunç, kadınlarda Leyla Erbay, 55-59 yaş erkeklerde Ayhan Duymuş, kadınlarda Gülşen Sönmez, 60-64 yaş erkeklerde Abdullah Ertekin, kadınlarda Raziye Arabacı, 65-69 yaş erkeklerde Hanis Breuninger, kadınlarda Fatma Musal, 70-74 yaş erkeklerde Mehmet Yavuz Vural, kadınlarda Aysel Ertuğ, 75-79 yaş erkeklerde İsmail Yörükoğlu, kadınlarda Türkay Atalay birincilikleri aldı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi Meclisi CHP Grup Sözcüsü Elvin Sönmez Güler, ödüllerini kazananlara teslim ederken İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Cemil Tugay’ın selamlarını getirdiğini belirterek, “Başkanımız sizlerin katılımlarından dolayı hepinize tek tek teşekkür etti. Tüm sporcularımızı canı gönülden kutluyoruz ve katılımınız için bize güç kattığınız için sizleri tekrardan tebrik ediyorum” dedi. – İZMİR
]]>67 yaşındaki antrenör Dursun Düzgün tarafından 15 yıl önce kurulan çeşitli mesleklerde çalışan, esnaf, akademisyen, emekli ve yöneticilik yapan 35 ile 70 yaş üzerindeki kişilerin bir araya geldiği Palandöken Masterler Koşu Grubu, Ramazan ayında da koşularını sürdürüyor. Haftada 3 gün salon ve atletizm tartan pistinde yaz kış demeden antrenman yapan sporcular maratonlara sistematik ve disiplin içinde hazırlanıyor. Gruba katılmak için yılda iki defa sağlık raporu ve doktor kontrolünden geçmek ise en önemli şartlardan birisi. Palandöken Masterler Koşu Grubu üyelerinin en büyük isteği ise kendilerine destek olunması.
İstanbul Maratonu’na hazırlanıyorlar
Ramazanda da antrenmanlarını aksatmayan ve kendilerini “Çılgın Dadaşlar” olarak nitelendiren atletler, Antrenör Dursun Düzgün ve koordinatörü Hikmet Maraşlı ile İstanbul Maratonu’na katılmak için iftar öncesi yaklaşık 2 saatlik çalışma yapıyor. Dursun Düzgün, sporun bir insanın en yüksek verime ulaşabilmesi için ruhen ve bedenen yapmış olduğu egzersizlerin tümü olduğunu ifade ederken, “Sporun, öğrenmenin, okumanın yaşı yok. Spor yapanla yapmayan kesinlikle bir değil. Ramazanda hepimiz orucuz ve bu halde çalışıyoruz, iftara 1-2 saat kala gelip bu performansı göstermek kimsenin harcı değil. Biz çalışıyoruz, yağ yakıyoruz, emek harcıyoruz. Herkese spor yapmasını tavsiye ediyorum. Evde, kahvede oturmaktansa gelip spor yapsınlar” dedi.
İftara doğru antrenmanları başlıyor
Beraber spor yapmayı seven, sağlık için yaşam boyu sporu seçen bir ekip olduklarını ifade eden Hikmet Maraşlı, “Bizler uzun yıllardır DSİ spor salonunda hep beraber sporla uğraşıyoruz. Sağlık için yaşam boyu spor yapıyoruz. 8-9 yıldan beri de yurt içi, yurt dışı maratonlara katılıyoruz. Maratonlar da genellikle 10, 15 veya 21 kilometre maratonlarına katılıyoruz. Yurt dışında Tataristan Kazan, Gürcistan Tiflis, Azerbaycan Bakü maratonuna katıldık. Bizler sağlığımız el verdiği sürece spora devam edeceğiz. Tüm gençliğimize bu spora yönelmelerini, birlikte koşu, yürüyüşlere katılmalarını özellikle tavsiye ediyoruz. Bizim için yaz-kış yani sıcak-soğuk, Ramazan hiç fark etmiyor bizim için. Tabii ki sağlığımızı düşünecek şekilde kontrollü bir vaziyette Ramazan’da da akşam iftara yakın belli bir saatte sporumuzu yapıyoruz. Bazı insanlar bunun acaba sağlık için çok riskli olabileceğini düşünebilir. Ama biz ölçülü bir şekilde Ramazan günlerinde iftara yakın çok harika bir koşu ve etkinlikler düzenliyoruz. İftara doğru spor yapmak çok sağlık için de çok yararlı oluyor.” şeklinde konuştu.
72 yaşında grubun en hızlısı emekli öğretmen
Palandöken Masterler Koşu Grubu’nun en yaşlı üyelerinden birisi olan 72 yaşındaki emekli öğretmen Celal Arpacık, “Yaşamım el verdiği sürece koşuya devam edeceğim. 25 yılık spor hayatım var, son 9 yıldır koşu ile uğraşıyorum. Ramazan günlerinde kendimi koşarak daha fazla zinde hissediyorum. Geçen yıl Azerbaycan’da katıldığım yarı maratonda 21 kilometrede yaş grubunda ikinci, aynı yıl Gürcistan Tiflis’teki yarı maratonda ise birinci oldum” diye konuştu. – ERZURUM
]]>Kentte uzun yıllar atletizm, voleybol, hentbol, cimnastik ve judo gibi branşlarda uluslararası hakemlik de yapan 67 yaşındaki antrenör Dursun Düzgün, 15 yıl önce çeşitli mesleklerde çalışan ya da emekli olan 35 ile 70 yaş üzerindeki kişilerin bir araya geldiği Palandöken Masterler Koşu Grubu’nu kurdu.
Gruba katılmak isteyenlerden yılda iki defa sağlık raporu ve doktor kontrolünden geçmelerini isteyen Düzgün, haftada 3 gün salon ve atletizm tartan pistinde yaz kış demeden antrenman yaptırdığı sporcuları maratonlara hazırlıyor.
Ramazanda da antrenmanlarını aksatmayan lisanslı sporcular, antrenör Düzgün’ün 40 yıllık tecrübesiyle katıldıkları birçok maratonda yaş gruplarında ilk 3’e girip kupa ve madalya kazandı.
Kendilerini “Çılgın Dadaşlar” olarak nitelendiren atletler, antrenör Düzgün ve grup koordinatörü Hikmet Maraşlı ile İstanbul Maratonu’na katılmak için ter döküyor.
“İftara 1-2 saat kala bu performansı göstermek kimsenin harcı değil”
Antrenör Düzgün, AA muhabirine, 15 yıl önce “Çılgın Dadaşlar” olarak bilinen Palandöken Masterler Koşu Grubu’nu kurup sporcuları atletizm branşında uluslararası organizasyonlara hazırladıklarını söyledi.
Böyle bir ekibi çalıştırmaktan onur ve gurur duyduğunu ifade eden Düzgün, şöyle konuştu:
” Spor, bir insanın en yüksek verime ulaşabilmesi için ruhen ve bedenen yapmış olduğu egzersizlerin tümüdür. Sporun, öğrenmenin, okumanın yaşı yok. Spor yapanla yapmayan kesinlikle bir değil. Ramazanda hepimiz orucuz ve bu halde çalışıyoruz, iftara 1-2 saat kala gelip bu performansı göstermek kimsenin harcı değil. Biz çalışıyoruz, yağ yakıyoruz, emek harcıyoruz. 60 yıldır sporun içindeyim, atletizm ve diğer branşlarda uluslararası hakemlik yapıyorum. Sporcular genelde ‘baba’ ve ‘hoca’ diyor, beni sayıp severler, aslında çoğu benden büyük. Herkese spor yapmasını tavsiye ediyorum. Evde, kahvede oturmaktansa gelip spor yapsınlar.”
Düzgün, kentte yarı maraton organizasyonu düzenlenmesi için bir süre önce Gençlik ve Spor İl Müdürü Levent Çakmur ile görüştüklerini ve talebe olumlu bakıldığını dile getirdi.
“Spor yaparak gençlere örnek olmaya çalışıyoruz”
Emekli öğretmen Yurdal Topçuoğlu, yıllar önce gençleri spora teşvik etmek amacıyla “yaşam boyu spor” adı altında başladıkları sporda atletizme yöneldiğini ve 10 yıldır İstanbul Maratonu başta olmak üzere yurt içi ve yurt dışındaki organizasyonlara katıldığını belirtti.
Türkiye’deki yol koşullarının çoğuna gittiklerini söyleyen 70 yaşındaki Topçuoğlu, “Benim ve çok sayıda arkadaşımın kupası var, yaş gruplarında kesin dereceye giriyoruz. Kardiyo ve egzersiz çalışmalarıyla tamamen vücudu dayanıklı ve kuvvetli hale getiriyoruz. Antrenmanları aksatmıyoruz, ayrıca en önemlisi gençlere spor yaparak örnek olmaya çalışıyoruz. Dursun hocamız hepimizi bu denli dayanıklı yaptıysa emeği çoktur. Erzurum’da spor tesisleri çok, sporun yaşı yok. Arkadaşlarımın çoğu 50’sinden sonra spora başladı.” diye konuştu.
Spor sayesinde sağlıklı kaldığına dikkati çeken 74 yaşındaki Arslan Yakup Pirimoğlu ise “10 yıldır maraton koşuyorum, çok sayıda kupa ve madalya aldım. Gençlere örnek olmak için bu sporu yapıyorum. Bazıları ‘Bu yaştan sonra bu iş yapılır mı?’ diyor. Onlara aldırmadan devam ediyoruz. Alıştım artık, spor yapmazsam rahatsız olurum. Spora başlamadan önce şekerim 380 idi, şimdi şeker hastalığım kalmadı.” dedi.
Erzurumspor’un eski oyuncularından 71 yaşındaki Alparslan Yılmaz da ailecek sporcu olduklarını ve sporu hiç bırakmadığını anlatarak, “Antrenör Düzgün nezaretinde koşu ve kondisyon çalışmalarına devam ediyoruz. 70 yaş üzeri Türkiye şampiyonluğum, madalya ve kupalarım var. Önümüzde İstanbul Maratonu var, arkadaşlarımızla 42 kilometre koşmaya hazırlanıyoruz.” ifadelerini kullandı.
]]>İSTANBUL,
Halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığına rağmen Mardin’de düzenlenen Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci olan 42 yaşındaki Özcan Bos, “2013 yılında halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Doktorum bana bundan sonra hareketli bir hayat sürmemem, beslenme alışkanlıklarımı tümüyle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ben de günün her saati açık havada yapabileceğim, benim için en uygun olan sporun hafif tempoyla koşmak olduğunu düşündüm. Böylelikle koşu serüvenim başlamış oldu” dedi.
Edirne’de yaşayan 42 yaşındaki Özcan Bos, halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığı olduğunu öğrendikten sonra koşulara başladı ve Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci oldu. Sporcunun şimdiki hedefi ise İstanbul Yarı Maratonu’nda kendi yaş grubunda ilk 3’e girmek.
Özcan Bos’un soru-cevap şeklindeki röportajı şöyle;
– Kendinden bahsederek başlayalım. Nerede doğdun büyüdün, ne iş yaparsın? Profesyonel olarak hangi sektördesin?
“1982 yılında Edirne’nin Lalapaşa ilçesi Çömlekakpınar köyünde doğdum ve büyüdüm. Ticaret meslek lisesinden mezun olup, askerliği yaptıktan sonra Edirne Merkez’de bulunan bir akaryakıt istasyonunda çalışmaya başladım ve o yıllardan beri aynı sektörde yönetici olarak çalışıyorum.”
– Koşma fikri ne zaman başladı? Bir kırılma anı var mı? Yoksa ‘fırsat bulursam koşmaya başlarım’ mı dedin?
“Ortaokul yıllarımda amatörce okul takımında koştuğum zamanlar oldu ama asıl 4 yıl önce başladım diyebilirim. Aslında başlamamın bir dönüm noktası. 2013 yılında halk arasında şeker hastalığı denilen tip2 diyabet rahatsızlığıyla yüzleşmek zorunda kaldım. Doktorum bana bundan sonra hareketli bir hayat sürmemem, beslenme alışkanlıklarımı tümüyle değiştirmem gerektiğini söyledi. Ben de günün her saati açık havada yapabileceğim, benim için en uygun olan sporun hafif tempoyla koşmak olduğunu düşündüm. Böylelikle koşu serüvenim başlamış oldu.”
– İlk yarıştan, kürsü gördüğün ana kadar yaşadığın deneyimler nelerdi?
“İlk yarışımı 2019 Nisan ayında yaşadığım şehir Edirne’de koştum. İlk kez kürsüye 2022 yılı Kasım ayında Gelibolu’da yaş grubumda 1. olarak çıktım. İlk yarışımla ilk kürsüye çıkma zamanım arasında yaklaşık 3,5 yıl kadar bir süre var. Bu süre içerisinde pandemi dönemi de var. Sokağa çıkma yasaklarında bile koşmaya devam ettim. İlk başladığım zamanlar 10 dakika bile koşamıyordum. Tekrar tekrar aynı koşuları yapmaya devam ettikçe bu süreler uzamaya başladı. Hatta bir gün beraber koştuğumuz arkadaşlar “Bugün 21 km koşacağız sen de gel” dediler. Ben o zamana kadar hayatımda 21 km hiç koşmamıştım. Başladık koşmaya tabii ben 21 km’yi koşarak tamamlayamadım. Bacaklarımda her çeşit ağrı ve kasılmalara maruz kaldım. Ama bu olay beni asla durdurmadı ve koşamadığım bu mesafeyi 2 yıl sonrasında 26 Kasım’da Mardin’de yapılan Mezopotamya Yarı Maratonu’nda 21 km yaş grubunda 1’inci olarak tamamladım.”
– Bu yola girdiğinde ailenden ve çevrenden nasıl geri dönüşler aldın?
“Eşim bu yolda benim gerçekten en büyük destekçim oldu. O bu denli destek olup arkamda durmasaydı ben şu anki başarılarıma ulaşamazdım diye düşünüyorum. Sonuçta her gün devamlı zaman ayırmanız gereken bir durum var. Hem işte çalışıyorsun, hem zaman ayırman gereken ailen var. Bir yerden biri eksik kalıyor. Bazen bu dengeyi kurmakta zorlandığım zamanlar da olmadı değil, hatta çocuklarla daha fazla zaman geçirmek için bazen gece onlar uyuduktan sonra koşmaya gittiğim bile oldu. Çoğu zaman çevremdekilerden çok fazla koştuğum için olumsuz yorumlar aldığım oldu. Tabii ki bazen sırf bu yorumlara maruz kalmamak için koştuğumu gizlediğim zamanlar da oldu ama her şeye rağmen beni destekleyenlerin sayısı az değildi. Benim kendimce gerçekleştireceğim hedeflerim olduğu için olumsuz olan her yoruma kulaklarımı tıkadım ve motivasyonumu kaybetmedim.”
– Koşu maceranda olumlu/ olumsuz sende iz bırakan en önemli olay neydi?
“Benim gibi bu sporu düzenli olarak yapanların en büyük korkusu sakatlanmaktır. Çok şükür şu ana kadar böyle bir olumsuzlukla karşı karşıya kalmadım. Fakat başladığım günden şu zamana kadar önce sağlığıma hızla kavuştum diyebilirim. Sigara ve alkol kullanıyordum, zaman içerisinde daha iyi koşabilmek için hepsini bıraktım. Bedenen yapılan bir spor olmasına rağmen her antrenmandan sonra sanki bedenime karşı borcumu ödemişçesine ruhsal olarak da bir değişim içerisine girdiğimi fark ettim. Yarışmalar için gittiğim yerlerde her ne kadar rakiplerim olsalar da iz bırakan arkadaşlık kazanımlarım oldu. Yarışma için gittiğim yerleri bu vesile ile tanımış ve gezmiş olmanın avantajını da söylemeden geçmek olmaz.”
– Geri dönsen, bu macerada değiştirmek istediğin şey ne olurdu?
“Ben bu spora 38 yaşımda başladım. Başladığımda “Yarışlara katılırım, kürsüye çıkarım” gibi hedeflerim yoktu. Şimdi bugün geriye dönme fırsatım olsa daha genç yaşta bu spora başlamak isterdim. Kim bilir belki profesyonel olur, bu alanda iyi bir kariyer yapma fırsatı yakalardım. Yani içimde geç kalmışlığın burukluğu yok değil.”
Bu hikaye nerede bitecek? Nihai hedefin ne? Ne kadar daha? ya da neyi gerçekleştirdiğinde bırakacaksın?
“Bu hikaye sanırım sağlığım el verdiği sürece devam edecek gibi, katıldığım yarışmalarda 70’li 80’li yaşlarda halen devam edenleri gördükçe bu inancım daha da güçleniyor. Bu yüzden şunu da gerçekleştireyim, bu başarı da olsun bırakırım gibi bir düşüncem hiç olmadı. Fakat önümde uzun bir yol olduğunun farkındayım. Gerçekleştirmek istediğim başarılarım ve hedeflerim tabi ki var, İstanbul Yarı Maratonu’nda yaş grubumda ilk 3’e girmek istiyorum ve benim için zor bir hedef olduğunun da farkındayım. Fakat koşuya ilk başladığımda da yarı maraton koşmak benim için zordu. İstemek ve çalışmak bir araya gelince hedefler daha yakın oluyor sanki. Bir de kendimi hazır hissettiğimde 3 saatin altındaki sürede 1 kere tam maraton 42.195 metre koşmak istiyorum.”
– Yaşadığın şeyi tam olarak nasıl tanımlarsın? Bir ispat çabası mı? Seni mutlu eden şeyi yapmak mı? Başka bir şey mi?
“Hayatım boyunca yapığım bir işten dolayı çevremdekilere bir şeyleri ispat etmek gibi bir çabam olmadı. Koşuda da aynı şey geçerli aslında. Yarışlarda her ne kadar rakiplerimizle yarışıyor, kendimizi ispatlıyor gibi görünüyor olsak da ben her yarışanın ilk önce kendisi ile yarıştığını düşünenlerdenim. Koşmak şu an için hayatımın beni mutlu eden bir parçası, bir tutku benim için. İnşallah hayatımın bundan sonraki dönemlerimde bu tutkum hep aynı sıcaklığını korur.”
– Hayatı boyunca hiç koşmamış ama içinde koşmaya dair cesaret kırıntıları olan insanlara ne söylemek istersin?
“Benim bu konuyla alakalı çok sevdiğim biz söz var. “Koşmak istiyorsanız hemen çalışmaya başlayın, hayatınızı keşke yapabilseydim diye harcamayın.’ Geç kaldım dediğinde başlasan bile hiç başlamayanların önünde olduklarını fark etmeliler bence. Tek dikkat edilmesi gereken konu doğru materyal ile koşmaktır: Bunların en önemlisi ayakkabı olmalıdır. Doğru ayakkabı ile koşulmadığı takdirde ortopedik sakatlanmalara maruz kalma riski yüksek olacaktır.”
]]>