Tahran’ın tehditkar yorumları üzerine Amman Pazar günü İran Büyükelçisi’ni çağırdı.
Fars haber ajansı, İran silahlı kuvvetlerinin “Siyonist rejime karşı cezalandırıcı saldırı sırasında Ürdün’ün hareketlerini dikkatle izledikleri” ve Ürdün’ün müdahale etmesi halinde “bir sonraki hedef” olacağı uyarısı yapıldığını bildirdi.
İsrail ile sınırı olan Ürdün, en fazla sayıda Filistinliyi barındıran ülke ve tarihsel olarak bölgedeki en büyük destekçileri olarak görülüyor. Gazze’deki savaşa karşı eleştirel bir tutum sergileyen ülkenin lideri Kral Abdullah bölgeye hava yoluyla yardım ulaştırılması çabalarını açıkça destekledi.
Bu tutum Ürdün kamuoyunda da yankı bulmuş, çoğu Filistinli mülteci olan binlerce kişi Amman’daki ABD Büyükelçiliği önünde son iki haftadır Washington’un İsrail’e desteğini protesto etmek için gösteri yapmıştı.
14 Nisan günü erken saatlerde Amman hükümeti, krallığın güvenliği için ülkenin hava sahasına giren nesnelerin “icabına bakıldığını” belirten bir dizi açıklama yayımlayarak pozisyonunu netleştirmeye çalışırken, sosyal medyada krallığın rolüyle alay eden ve tepki gösteren yorumlar paylaşıldı.
Beyrut’ta yaşayan tanınmış İranlı siyasi yorumcu Sharmine Narwani sosyal medya platformu X’te Kral 2. Abdullah’ın İsrail ordusu üniforması giydiği bir fotoğrafı paylaştı ve altına şu notu düştü:
“Abdul Bin-Hüseyin, İbranilerin kralı”
İsrailli yorumcu Mairav Zonszein ise X’te şu paylaşımı yaptı:
“İsrail’de bu sabahın en önemli manşeti Ürdün Hava Kuvvetleri’nin İsrail’e giden insansız hava araçlarını hava sahasında durdurması, özellikle de Ürdün’den gelen saldırıları hatırlayan İsrailliler için dikkat çekici.”
Yorumcu, diplomatik anlaşmaların “istikrar için hayati önem taşıdığını” belirterek 1994’te imzalanan ve iki ülke arasında son yıllarda gerginleşen ilişkilere rağmen hala geçerli olan Ürdün-İsrail barış anlaşmasına atıfta bulundu.
Filistinli bir yorumcu ise İran’ın saldırısı ardından “İran’ın insansız hava araçlarını engellemeye çalışan Arap ülkesini hatırlayın” diye yazdı.
Bir başka haber yorumcusu ise şu paylaşımda bulundu:
“Ürdün Kralı İran’a ait bir avuç insansız hava aracının düşürülmesine yardım etti. Bu adam sözde bir Arap lideri ve karısı da Filistinli. Bundan daha büyük bir skandal olamaz. Bunlar, İsrail’i korumak ve askeri üslere ev sahipliği yapmak için Batı tarafından yerleştirilen ‘kraliyet’ aileleri.”
İsrail karşıtı protestolara atıfta bulunan paylaşımlar
Filistin asıllı Amerikalı bir yorumcu Kral Abdullah’ın bir resmini paylaşıp altına ” Google, bana bir Arap haininin resmini göster” diye yazarken, bir başkası buna “Hava sahanızdan geçen silahlı insansız hava araçlarını engellemek sizi hain yapmaz. Sizi hava sahasını koruyabilen bir ulus yapar” diye cevap verdi.
Filistinli-Amerikalı film yapımcısı Alexandra Miray, İsrail’in yardımına koştuğu için Kral 2. Abdullah’ı öven ve onu “gerçek bir dost” olarak niteleyen İsraillilerin bir dizi “Teşekkür” mesajına yanıt olarak “Bunun sonu iyi olmayacak” dedi.
Miray devamında “Keşke Amerikalılar [Başkan] Biden’ın bölgede nasıl bir karmaşa yarattığını anlayabilseler. Tarihe en kötü kışkırtıcı olarak geçecek” ifadesini kullandı.
Film yapımcısı son haftalarda Amman’da İsrail Büyükelçiliği yakınlarında düzenlenen İsrail karşıtı büyük protestolara atıfta bulunarak, göstericilerin krallığın İsrail ile tüm bağlarını koparması yönündeki çağrılarını, Faslıların son aylardaki büyük gösterilerde yaptıkları benzer çağrılarla paralellik kurdu.
Fas, 2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn ile birlikte İsrail ile ilişkilerini normalleştirdi ve krallık Ekim ayından bu yana birçok İsrail karşıtı gösteriye tanık oldu.
Hükümet mesajları
Sosyal medya kullanıcıları 13 Nisan günü geç saatlerde İran’ın İHA ve füze fırlattığı haberlerine tepki gösterirken Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi ertesi sabah yaptığı açıklamada ülkesinin güvenlik ve egemenliğini korumak için gerekli tüm tedbirleri almaya devam edeceğini söyledi.
Yetkililer, İHA’ları düşürmek için İsrail ordusuna Ürdün hava sahasını kullanma izni verildiğine dair haberleri kabul etmedi.
İran’ın bölgesel rakibi olan komşu Suudi Arabistan’da ise medya, yaşanan olaylarla ilgili farklı bir tablo çizdi ve yerel kanallar İran’ın saldırılarına Al Arabiya gibi bölgesel ve uluslararası kamuoyuna da seslenen kanallardan daha az yer verdi.
Al Arabiya hem İsrail hem de İran’ın açıklamalarını aktararak ve Arapça konuşan İsrail ordu sözcüsü Avichay Adraee’yi konuk ederek gelişmelere geniş yer verdi.
İran, Lübnan, Irak, Suriye ve Yemen’den atılan İHA ve füzeleri İsrail, ABD, İngiltere ve Fransa’nın yanı sıra Ürdün’ün düşürmesiyle askeri tırmanışa on ülke dahil oldu.
]]>AA muhabirlerinin derlediği bilgiye göre, Mısır’daki yaklaşık 160 piramitten en büyükleri olan Keops, Kefren ve Mikerinos piramitleri, 4. Firavun Hanedanlığı (MÖ 3494- MÖ 2613) döneminde yaşayan krallar için mezarlık olarak inşa edildi.
İsimlerini dönemin krallarından alan piramitler, en büyüğü Keops (Kral Khufu), ortanca piramit Kefren (Kral Khafre) ve küçük piramit Mikerinos (Kral Mnkaure) olmak üzere baba, oğul ve torun mezarı olarak, başkent Kahire’nin güney batısındaki Giza kentinde yer alıyor.
Yapımının ardından Eyfel Kulesi inşa edilene kadar yaklaşık 4 bin yıl boyunca dünyadaki en yüksek yapı unvanını koruyan Keops, 230 metre genişliğinde ve 146,4 metre uzunluğundayken, zaman içinde erozyon sebebiyle yaklaşık 10 metre kısaldı.
Keops, Mısır’da bulunan piramitlerin arasında en büyük ve en eskisi olarak kabul ediliyor. Dünyanın Yedi Harikası arasında bulunan Keops, bu eserler arasında günümüze ulaşan tek yapı konumunda bulunuyor.
Yapımı yaklaşık 20 yıl sürdü
4. Firavun Hanedanlığına mensup Kral Khufu’nun kendisi için yaptırdığı Keops piramidi, her biri binlerce kilo ağırlığında kireç taşlarından inşa edildi. Yaklaşık 2,3 milyon taş bloktan oluşan Keops’un inşaatının, her gün 800 ton taşın yerleştirilmesiyle 20 yıl sürdüğü değerlendiriliyor.
Keops piramidinin içindeki kralın mezar odası ise Mısır’ın Asvan kentinden gemilerle Nil Nehri üzerinden getirildiği tahmin edilen granit taşlarından yapıldı.
Giza’daki ikinci büyük piramit olan Kefren piramidinin, Kefren’in oğlu Mikerinos tarafından yaptırıldığı tahmin ediliyor.
Boyu 143,5 metre olan Kefren’in tepesindeki koruyucu kaplamanın bozulmadan günümüze kadar geldiği görülüyor. Piramit, bu yönüyle diğerlerinden ayrılıyor. İki girişi bulunan piramidin içinde yerin altında kral odası, en üstte ise kraliçe odası yer alıyor. Piramidin en üstünde 36 ton ağırlığında koruyucu taş bulunuyor.
Giza piramitlerinin en küçüğü olan Mikerinos, 65,5 metre yüksekliğinde. Bu piramit, Mikerinos öldükten sonra oğlu Shepseskaf tarafından bitirtildi.
Aynı bölgede bulunan ve piramitleri korumak için yapıldığı düşünülen Giza Sfenksi de dünyanın en büyük tek taş heykeli olarak biliniyor. Sfenksin yüzünün kral Kefren’e ait olduğu değerlendiriliyor.
Sırrını korumaya devam ediyor
Baba, oğul ve torun için yapılan yüzlerce yıllık piramitlerin etrafında kraliçeler ve ailenin geri kalan fertlerinin de mumyalanarak gömülmesi için küçük piramitler yer alıyor. Piramitlerin çevresinde cenaze törenleri ve ayinler için yapılmış iki tapınak da mevcut.
Öldükten sonra tekrar dirilme inancının hakim olduğu antik Mısır’da krallar, öldükten sonra vücutlarının çürümemesi için mumyalanıp, ziynet eşyalarıyla gömülürdü.
Ölümlerinin üzerinden yüzlerce yıl geçmesine rağmen kralların vücutlarının çürümesini engelleyen mumyalama yöntemi ise sırrını korumaya devam ediyor.
17. yüzyılın ünlü seyyahı Evliya Çelebi de Seyahatname’sinde Mısır piramitlerinden bahsediyor.
Ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor
Geçen yıl 14,9 milyon turist tarafından ziyaret edilen Mısır, turizm gelirlerinin büyük kısmını piramitleri ziyaret eden turistlerden kazanıyor. Piramitler her yıl çok sayıda turisti çekerek, ülke ekonomisine önemli katkı sağlıyor.
Giza mezar kentindeki piramitlerin bulunduğu alan 07.00-17.00 arasında gezilebiliyor. Keops piramidi ise 12.00-13.00 saatleri arasında ziyarete kapalı oluyor.
Girişteki bilet ofisi ise 16.00’ya kadar hizmet veriyor. Piramitleri gezmenin bedeli ise kişi başı 540 Mısır lirası, uluslararası öğrenci kartına sahip kişilerin ise 270 Mısır lirası ödemesi gerekiyor. Ayrıca piramitlerin içini gezmek isterseniz bu ücret tam bilet için 900 Mısır lirası, öğrenci bileti için 450 Mısır lirasını buluyor.
Ödemeler, bilet ofisinde sadece banka kartıyla yapılabiliyor. 6 yaşın altındaki çocuklar ise geziden ücretsiz faydalanabiliyor.
Piramitlerin dışı cep telefonuyla çekilebiliyor ancak içlerinde fotoğraf çekilmesine izin verilmiyor.
Atlı fayton ve develerle gezmek mümkün
Piramitlerin bulunduğu alanın girişinde ziyaretçiler için atlı fayton ve develer bulunuyor.
Kişi başı saati 500 Mısır lirası olan atlı faytonlarla bir ya da iki saatlik gezinti yapılabiliyor. Böylece Keops, Kefren ve Mikerinos piramitlerinin dış manzarası en güzel açılardan görülebiliyor.
Piramitlerle simgesel hale gelen deve turlarının saati ise kişi başı 1000 Mısır lirasını buluyor. Sadece fotoğraf çektirmek için binmenin ücreti ise 300 Mısır lirasından başlıyor.
]]>Danimarkalılar arasında oldukça popüler olan 83 yaşındaki Kraliçe, Kopenhag sokaklarında arabasıyla gerçekleştirdiği son geçit töreninin ardından Christiansborg Sarayı’nda tahttan feragat beyanını imzalayarak 52 yıllık hükümranlığına son verdi ve oğlunu hükümdar ilan etti.
Margrethe parlamentodaki Devlet Şurası’nda tahttan çekildiğine dair bildiriyi imzalarken, yeni kral, eşi ve 18 yaşındaki en büyük oğulları yeni Veliaht Prens Christian da hazır bulundu.
Margrethe, “Tanrı kralı korusun” diyerek, gözlerinde yaşlarla odadan ayrıldı.
Daha sonra kırmızı-beyaz bayraklar sallayan Danimarkalıların huzurunda Başbakan Mette Frederiksen, parlamento ve hükümet binası olan Christiansborg Sarayı’nın balkonunda 55 yaşındaki Frederik’i yeni kral ilan etti.
Altın apoletlerle donatılmış üniformasını giymiş Frederik, gözyaşlarını geri iterek, kalabalığa el sallayarak gülümsedi.
Basın kuruluşları, törene 100 binden fazla kişinin katıldığını tahmin ediyor.
Annesi gibi Frederik de oldukça popüler ve Danimarkalıların yüzde 80’inden fazlasının desteğini alıyor.
Kalabalığa “Annem ülkesiyle bir olmayı başardı ve bunu çok az insan yapabiliyor” dedi.
Kalabalık tezahürat yaparken elini defalarca kalbinin üzerine koyarak, “Birleştirici bir kral olmayı umuyorum. Bu, saygıyla, gururla ve büyük bir mutlulukla üstlendiğim bir sorumluluk” dedi.
Frederik’e daha sonra balkonda, koyu renk saçlarını topuz yapmış, beyaz bir elbise giyen Avustralya doğumlu eşi Mary ve çiftin dört çocuğu katıldı.
Mary, halktan gelen Danimarka’nın ilk kraliçesi.
Danimarka bir hükümdar ikinci kez görevi bırakmış oldu; sonuncusu neredeyse dokuz yüzyıl önce, 1146’da Erik III’tü.
Danimarka geleneğine uygun olarak Pazar günkü törene yabancı ülkelerin liderleri veya kraliyet mensubu davet edilmedi ve yeni hükümdar için taç giyme töreni yapılmadı ya da taht hazırlanmadı.
Ülkede hükümdarın rolü büyük ölçüde törensel. Hükümdar yasaları imzalar, resmi olarak hükümetin kurulmasına başkanlık eder ve kabineyle düzenli olarak toplanır.
‘Danimarka’nın vücut bulmuş hali’
27 yaşındaki Kopenhag sakini Aske Julius, Margrethe’yi “Danimarka’nın vücut bulmuş hali… ulusun ruhu” olarak nitelendirdi.
“Danimarka nüfusunun yarısından fazlası Kraliçe’den başka birini bilmedi” dedi.
Başkentin etrafındaki posterler ve pankartlarla, Kraliçe’ye verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür edildi.
Margrethe, görevi babası 9. Frederik’ten devraldıktan tam 52 yıl sonra tahttan çekilmeyi seçti.
Kraliçe, geleneği takip ederek, ölene kadar hüküm süreceğini defalarca söyledikten sonra, Yeni Yıl konuşmasında tahttan çekildiğini açıklayarak, Danimarkalıları şaşırtmıştı.
Kendi ailesine bile sadece üç gün önceden haber verildi.
Kararını, geçen yıl geçirdiği sırt ameliyatı sonrasında yaşadığı sağlık sorunları nedeniyle aldığını söyledi.
Margrethe kraliçe unvanını koruyacak ve ara sıra Kraliyet ailesini temsil edebilecek.
Annesi sanata olan sevgisiyle tanınan, başarılı bir yazar ve sanatçıyken Frederik, çevre konularına duyarlı, iyi bir sporcu.
Yeni kral hakkında neler biliyoruz?
Frederik gençliğinde hızlı sosyal yaşamı nedeniyle “parti prensi” olarak ün salmıştı ancak 1995’te Aarhus Üniversitesi’nde siyaset bilimi dalında yüksek lisans eğitimini tamamladıktan sonra hakkındaki algı da değişmeye başladı.
Eğitiminin bir bölümünü ABD’deki Harvard Üniversitesi’nde alan Frederik, üniversite eğitimini tamamlayan ilk Danimarka Kraliyet ailesi üyesi oldu.
Frederik daha sonra Danimarka donanmasında görev yaptı.
Doğa sporlarına da düşkün olan prens, 2000 yılında Grönland’de dört ay süren bir kayak yolculuğuna katılmıştı.
Frederik, tahta geçtikten sonra bile ‘kendisini bir kaleye kilitlemek istemediğini, kendisi gibi yaşamaya devam etmek istediğini’ söylemişti.
Frederik’in eşi Prenses Mary Avustralya doğumlu ve çocukluğunu Tazmanya’da geçirdi. Çift 2000’de Sidney Olimpiyatları sırasında bir barda tanışmıştı.
Prenses Mary bir röportajında, tanıştıklarında onun Danimarka Prensi olduğunu bilmediğini, konuşmaya başladıktan sonra birinin gelip ona “Bu insanların kim olduğunu biliyor musun?” diye sorunca öğrendiğini söylemişti.
Dört çocukları olan çift, çocuklarını devlet okullarına göndererek, olabildiğince “normal” bir çocukluk yaşatmaya çalışıyor.
]]>