CHP’li Gürer, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi artan kurbanlık fiyatlarını bu sefer küçükbaş hayvan fiyatları üzerinden değerlendirdi.
“EMEKLİ DE KURBAN ALABİLSİN”
Gürer, koyun fiyatlarının geçen seneye göre yüzde 100 oranında arttığı bir ortamda emeklilere verilecek bayram ikramiyesi tutarının asgari ücret seviyesinde olması ve emeklinin Kurban Bayramı’nda bir kurbanlık alabilmesinin sağlanması için kanun teklifi verdiğini belirtti. Gürer, “Bir emekli bir koyun alacak olsa bir maaşını vermek zorunda. Ortalama bir koyun alacak olsan 10 bin liranın altında koyun yok. Geçen yıl en yüksek fiyat bu fiyatın altında idi. Koyun kilosu fazla olan, biraz büyüğünü olsun istenirse 12 bin-14 bin lira aralığında bir tutarı gözden çıkarmak gerekiyor. Farklı illerde bu fiyatlar değişiyor. Nakliye ile sevk ve büyük kent hayvan pazar giderleri eklenirse fiyatlar daha da artıyor. Koç fiyatları 20 bin liraya dayanmış bulunuyor. TBMM Başkanlığı’na sunduğumuz kanun teklifimizde Kurban Bayramı’nda verilen ikramiye tutarını asgari ücrete (17 bin liraya) çıkarın, emekli de kurban alabilsin diyoruz” diye konuştu.
“KÖYDE 8 SÜRÜ VARKEN ŞİMDİ 2 SÜRÜ KALDI”
Küçükbaş kurbanlık fiyatlarının geçen seneye göre arttığını belirterek güncel küçükbaş kurbanlık fiyatlarını açıklayan üretici Ertuğrul Koç, “Koyunun canlı baskül fiyatı 300 lira. Geçen seneye bakarak, geçen sene bu koyunlar 5 bin lira idi, şimdi ufaklar 10 bin lira oldu. Orada koçlar var, onlar 10 bin lira idi, şimdi 20 bin lira oldu. Şu anda 10 bin liranın altında koyun yok. 500 davar, 8 sürü vardı bu köyde, bu köy 60 hane. Şimdi köyde iki sürü var, 100 tanesi bizde, 100 tanesi de başka birinde. Başka da yok, sürü bitti, her köyde bitti” dedi.
CHP’li Gürer, küçükbaş hayvan fiyatlarındaki artışın girdi fiyatlarıyla alakalı olduğunu, vatandaşın bu işten üretici para kazanıyor gibi görmesine karşı artan yem fiyatları, veteriner gideri ve işçi ücretleriyle üreticinin de para kazanamadığını belirtti. Üretici Ertuğrul Koç ise “Kurban fiyatlarının artması hem yemle ilgili hem de enflasyonla ilgili. Asgari ücret 9 bin liraydı, şu an 17 bin lira. Her şey arttı, yüzde 100 enflasyon var Türkiye’de. Bizde kazanamıyoruz. Ben 10 bin liraya sattığım hayvanı geri 9 bin liraya alamıyorum. Koyunu 6 ay danayı 1 yıl besliyoruz kesime gelmesi için. 6 ay boyunca yem yedirmek zorundayız, bakım giderleri de ahır giderleri de arttı, sürekli artıyor” diye konuştu.
“HEM ÜRETEN HEM TÜKETEN ŞİKAYETÇİ”
Gürer, AKP iktidarının politikalarını eleştirerek hayvancılığa gerçekçi destekler verilmesi gerektiğini belirtti. Gürer, “Besicilik yapan da zararda, tüketici de pahalıya ürün alıyor, ama sistemdeki giderler özellikle de yem gideri başta olmak üzere devlet sübvanse etmiyor. Bu durumda kurbanlık fiyatlarının artmasına sebep oluyor. Kurban Bayramlarının özelliği de kurban kesip, kurban etini fakir fukaraya dağıtmak gerekir. Ama emekli, dar gelirli bu fiyatlara kurban alması çok zor. Üretici de ‘Yetiştiriciler olarak biz bu işten para kazanmıyoruz. Biz de mağduruz’ diyor. Hem üreten hem tüketen durumdan şikayetçi. Kurban Bayramı’nda özüne uygun kurban keserek kutlamakta artık sabit ve dar gelirli ile emekli için çok zorlaştı” ifadesini kullandı.
]]>
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaklaşan Kurban Bayramı öncesi emeklilere verilecek 3 bin TL tutarındaki bayram ikramiye tutarının, ekonomik kriz ortamında çok düşük kaldığını ve Kurban Bayramı’nda olsun emeklilerin rahat bir bayram süreci geçirmeleri ve kurban alacak maddi imkanın sağlanması için bayram ikramiyesi tutarının asgari ücret tutarında olması için Kanun Teklifini TBMM Başkanlığına sundu.
Gürer, “Bayram ikramiyesi ile 3 kilo pirzola alınıyor. Kurbanlık koyun alınabilmesi için bayram ikramiyesi asgari ücret olmalıdır. Bayramda olsun emekli yüzünü güldürün” diye konuştu.
“AKP İKTİDARI EKONOMİK KRİZİN FATURASINI EMEKLİYE KESTİ”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Ülkemizde yaşanan ekonomik kriz ortamı, enflasyonun yükselmesi ve alım gücünün düşmesi gibi etkilerle özellikle emeklileri olumsuz yönde etkilemiştir. AKP iktidarı döneminde, emeklilerin ihtiyaçları sürekli göz ardı edilmiş, emekli maaşlarındaki artış ile enflasyon artışı arasındaki makas giderek açılmış ve bu durum emeklilerin temel ihtiyaçlarını karşılamalarını zorlaştırmıştır. Fiyatların artmasıyla birlikte emekli maaşlarının yetersiz kalması, emeklilerin geçim sıkıntısı yaşamasına neden olmuştur. Dolayısıyla, AKP iktidarı ekonomik krizin faturasını özellikle dar gelirli vatandaşlar ve bu kesimin çoğunluğunu oluşturan emeklilere kesmiştir.” dedi.
“BAYRAM İKRAMİYESİYLE EMEKLİ KURBAN ALABİLMELİ”
Emeklilerin Kurban Bayramı’nda olsun ekonomik kaygılardan uzak bir bayram geçirmesi gerektiğini ve verilen bayram ikramiyesi tutarının yetersiz olduğunu belirten CHP’li vekil Ömer Fethi Gürer, şunları kaydetti:
“Emeklilere verilen bayram ikramiyeleri, özellikle Ramazan ve Kurban Bayram’larında, ekonomik kaygılardan uzak bir bayram geçirmelerini sağlayacak düzeyde olmalıdır. Ancak, özellikle yaklaşan Kurban Bayramı için belirlenen 3 bin TL gibi düşük bir ikramiye miktarı kabul edilemez bir durumdur. Zira, en düşük emekli maaşı 10 bin TL olduğu bir dönemde ve ekonomik krizin etkilerinin arttığı bir ortamda, birçok emeklinin kurbanlık alabilme olasılığı ortadan kalkmıştır. Bu durumda, en düşük kurbanlık fiyatlarının 12 bin TL ila 15 bin TL arasında olacağı göz önünde bulundurulduğunda, bayram ikramiye tutarının revize edilmesi kaçınılmaz bir gerekliliktir.
“EMEKLİNİN YÜZÜ BAYRAMDA OLSUN GÜLSÜN”
TBMM Başkanlığına sunduğum bu teklifle ekonomik krizin bu denli ağır yükü altında kalan emeklilerimiz yüzü bari bayramda gülsün. Emeklilere verilen bayram ikramiyesi tutarının asgari ücret seviyesine çıkarılması, emeklilerin bayram sürecinde ihtiyaçlarını karşılayabilmeleri adına önemli bir adım olacaktır. Böylelikle, emekliler bayramı ekonomik olarak bir nebze rahat geçirebilirler. Ayrıca, ekonomik olarak zor durumda olan emeklilerin bu dönemi daha rahat geçirebilmeleri ve maddi sıkıntılarının bir nebze olsun hafiflemesi sağlanmış olacaktır. Bu adım, toplumsal refahın ve emeklilerin yaşam standartlarının kısa bir süreliğine de olsa iyileştirilmesi yönünde önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.”
]]>CHP’li Gürer, “Kurban Bayramı yaklaşıyor, büyükbaş hayvanlarda da kurbanlık satışları başladı. Kurban fiyatları geçen yıla göre yüzde 100’e yakın artış göstermiş bulunuyor. Bir yıl içinde özellikle yemdeki artış, ahır giderleri, aşılar ve veteriner giderleri artış hayvan fiyatlarını katladı” dedi.
Üretici Ertuğrul Koç da “750 kilo bir tosun 210 bin liraya satıyoruz. Geçen yıl bu hayvan 95-100 bin liraydı. Geçen yıl yemin çuvalı 250 liraydı, şimdi 600 lira oldu. Geçen yıl bakıcı aylığı 15 bin liraydı, şimdi 30 bin lira oldu. Geçen yıl ilaç 150 liraydı, bu yıl 350 lira oldu. Yani, ilaç arttı, yem arttı, ahır gideri arttı, işçilik arttı, veteriner masrafları arttı ve bu yüzde 100’lük artış hayvan maliyetine yansıdı” diye konuştu.
“TULUMTAŞ’TA HAYVANCILIK YAPAN İKİ KİŞİ KALDI”
Gürer, hayvancılık yapan küçük aile tipi işletmelerde çok ahırın boş olduğunu yerinde gidip gördüğünü ifade etmesi üzerine üretici Ertuğrul Koç, “Ben 40 senedir bu işle uğraşıyorum. Bizim köyde benimle beraber bir kişi var, diğerleri sattılar hayvanlarını. Tulumtaş’ta hayvancılık yapan iki kişi kaldı köyde. 30 hane vardı, hepsi hayvancılık yapıyordu, herkes de hayvan vardı. Şimdi iki kişi de kaldı, çünkü bu işi sürdürmek çok zorlaştı. Yükünü çekmek isteyen azaldı. Yem giderleri pahalı, işçilik giderleri pahalı. Bu işi yapmak isteyen böyle giderse kalmayacak” dedi.
Gürer, “Büyükbaş hayvanlarda yetişkinlerin fiyatları 210 bin TL’yi buluyor. Geçen yıl 80 bin liraya kadar büyükbaş kurbanlık vardı, bu yıl ise katlamış” derken; üretici Ertuğrul Koç, büyükbaşların bulunduğu bölümlerde hayvanları göstererek şöyle konuştu:
“Bu yıl danalar 110 bin liradan başlıyor. En ufak hayvan erkek tosun 110 bin lira. Büyükbaş hayvanlar kilosuna göre fiyat değişiyor. Ahırda kurbanlık hayvanlarımız bölüm bölüm ayırdık. Bir grup kurbanlık 140-150 bin lira, diğer bölümdekiler 135-140 bin lira. Holstein Simental, onlarda 120 bin lira. Geçen yıl bu hayvanların fiyatı 40-45 bin lira aralığındaydı. Farklı bölümde cinsine, kilosuna göre hayvanları müşteri daha iyi görsün diye ayrı ayrı koyduk. Geçen yıl 55 bin lira olan hayvan giderlerinden dolayı bu yıl 110 bin lirayı buldu. Bakım masrafı çok arttı. Besici olarak emeğimizi de katarak fiyat koysak bu rakamları da aşar. Piyasada bakın giderleri, her şey ikiye katladı. Geçen yıl 200 lira olan şey, bu yıl 400 lira oldu. Bu hayvan 450 kilo besili hayvan, erkek tosun yüzde 65 randıman verir. Yüzde 65 demek, 100 kiloda 65 kilosu et olur. Zayıf hayvan da yüzde 50’ye düşer, erkek hayvan yüzde 60-65 randıman yapar. 100 kilo gelen hayvanın en az 65 kilo eti olur.”
“KÖYLERİMİZİ KALKINDIRMALIYIZ Kİ TÜRKİYE’DE TARIM, HAYVANCILIK BİTMESİN”
Gürer, hayvancılıkta desteklerin artırılması ve planlı bir politikanın uygulanması, yemin sübvanse edilmesi gerektiğini söyledi. Besici Ertuğrul Koç, “Yemde destek var, yeme az bir destek veriyorlar, o da kurtarmıyor yani. O da az oluyor. Yemin sübvanse edilmesi lazım, yüzde 50 destek olması lazım, yüzde 10 veriyorlar” dedi.
Hayvancılıkta yaşanan sorunlara değinen Gürer, “Hayvancılık giderek sorunlu hale geliyor. Artık bu işi yapanların sayısı geçmişe göre çok azaldı. Tulumtaş köyünde 30 hanede hayvan vardı, şimdi iki hanede hayvan var. Hayvancılık yapanlar hayvancılıktan vazgeçiyor, elde kalan hayvanlarını da maliyeti yüksek olunca satmakta da zorlanıyor, kurban için bekliyorlar. Kurbandan sonra hayvanları satınca, yerine yenisini koymakta zorlanacaklar” diye konuştu.
Gürer’in, “İthal hayvan geliyor, bunun size faydası yok mu” sorusuna cevap veren besici Ertuğrul Koç, “O hayvanlar bizim beslediğimiz hayvanların et lezzetini vermiyor. Alıp bir süre bakıp beslemek gerekiyor da maliyetleri artırıyor” dedi.
CHP’li Gürer, “Ülkemiz besicisi en az altı ay beslediği büyükbaş hayvanın etinin tadıyla ithal gelen hayvanın etinin tadı da bir olmuyor. Yerli ırkımızı geliştirmeliyiz, kendi kaynaklarımıza dönmeliyiz. Bu anlamda besicilerimize ve süt inekçiliği yapanlara gerçekçi destekler vermeliyiz, köylerimizi kalkındırmalıyız ki Türkiye’de tarım bitmesin, hayvancılık bitmesin” ifadesini kullandı.
]]>Azerbaycan futbol tarihinde ilklere imza atan Karabağ’ı 16 yıldır çalıştıran Kurbanov, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Kurbanov, göreve başladığı ilk dönemde zor günler geçirdiklerini ve birtakım sorunlar yaşadıklarını fakat hepsinin üstesinden geldiklerini belirtti.
Takıma ilk geldiğinde Karabağ Kulübü Başkanı Abdolbari Gozal’ın kendisine, “Ben Haydar Aliyev’e bu takımı Avrupa’da tanıtacağıma söz verdim.” dediğini aktaran Kurbanov, “Bu, bir Azerbaycanlı olarak benim için büyük motivasyon oldu. Göreve bu motivasyonla başladık. İlk yılımda şampiyonluk elde edemesek de Azerbaycan Kupası’nın kazandık. UEFA’da da play-off’a kadar gittik. Bu o dönem için büyük başarıydı.” dedi.
Kurbanov, UEFA Avrupa Ligi’nde play-off etabına kaldıklarında Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’in telefonla arayarak kutladığını, bunun da kendisine ek motivasyon sağladığını vurguladı.
Karabağ adının Azerbaycanlılar için büyük önem taşıdığını hatırlatan Kurbanov, “Karabağ adını yaşatmak için yönetimle birlikte iyi bir çalışma yaptık ve çok şükür sonuçlarını bugün görüyoruz. Sorumluluk duygusuyla ve kalpten çalışıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Tecrübeli teknik adam, takımdaki yabancı oyunculara da Karabağ adının önemini anlattıklarını kaydederek, “Bizim başlıca motivasyonumuz, takımımızın ismi olan Karabağ. 2. Karabağ Savaşı’ndaki zaferimizden sonra yabancı futbolcularımız ismimizin önemini daha iyi anladı.” diye konuştu.
Azerbaycan Kupası’nın 8’li final turu maçını MOİK takımı ile Karabağ’daki işgalci rejimin bir zamanlar “başkent” olarak gördüğü Hankendi’deki şehir stadında oynadıklarını hatırlatan Kurbanov, “Bu çok büyük gündü. Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile eşi Mihriban Aliyeva da karşılaşmayı izledi. Şehit evlatları da oradaydı. Unutulmayacak gün oldu.” şeklinde konuştu.
Kurbanov, Hankendi’deki oyunun işgalden kurtarılan bölgelerde yapılacak oyunların başlangıcı olduğunu belirterek, “Ağdam’da da stat inşa edilecek. Takımımız sonunda oraya dönecek.” açıklamasında bulundu.
“Türk halkına büyük saygım ve itimadım var”
Teknik direktör Kurbanov, Karabağ takımına Türkiye’den de büyük ilgi olduğunu dile getirdi.
“Ben bir Azerbaycanlı olarak, bir Türk oğlu olarak onlara (Türk halkına) teşekkür ediyorum.” diyen Kurbanov, “Biz gerçekten kardeşiz ve her zaman birbirimizin yanında olduk. Hem sevincimizde hem de kötü günümüzde birlikte olduk. Türk halkına büyük saygım ve itimadım var. Bizi kendi takımları olarak görüyorlar. Deplasmanda çok sayıda Türk taraftar bize destek veriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
“Yenilebiliriz fakat sahadan mücadele etmeden çıkamayız”
Kurbanov, Avrupa Ligi son 16 turunda Almanya temsilcisi Bayer Leverkusen ile eşleştiklerini hatırlatırken, güçlü bir rakiple karşılaşacaklarını aktardı.
Bayer Leverkusen’in tanıdıkları bir rakip olduğunu anlatan Kurbanov, “Grup maçlarında karşı karşıya geldik. Her iki maçta da mağlup olduk. Avrupa’nın en iyi takımlarından biri. Bu gibi takımların Azerbaycan’a gelmesi, futbolun sevilmesine büyük fayda sağlayacaktır. Güçlü rakip olsalar da biz memnunuz. Yine büyük bir takıma karşı oynayacağız ve futbolcularım yine o büyük futbolu, hızı ve dinamizmi hissedecek. Taraftarlar da oyundan zevk alacak. Yenilebiliriz fakat sahadan mücadele etmeden çıkamayız.” ifadelerini kullandı.
“İlk”lere imza atan takım: Karabağ
Azerbaycan’ın Ağdam ilinin takımı olan ve 1950’li yıllarda kurulan Karabağ, Sovyetler Birliği döneminde Azerbaycan liginde oynadı.
Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsız Azerbaycan’ın takımı olarak faaliyetini sürdüren Karabağ, Ağdam şehrinin 1993’te Ermeniler tarafından işgal edilmesi nedeniyle maçlarını Bakü’de oynamaya başladı. Karabağ, Azerbaycan liginde ilk şampiyonluğunu 1993’te elde etti.
Hem kurulduğu şehri terk etmek zorunda kalması hem de finansal nedenlerle zor günler geçiren Karabağ takımına 2001’de ülkenin en büyük şirketlerinden Azersun Holding’in sponsor olmasıyla maddi sorunlar çözüldü.
Kurban Kurbanov’un 2008’de teknik direktörlük görevine getirilmesiyle Karabağ takımında yeni sayfa açıldı. Kurbanov yönetiminde 9 şampiyonluk elde eden Karabağ, 5 kez de Azerbaycan kupasını kazandı.
Karabağ, Azerbaycan tarihinde UEFA Şampiyonlar Ligi’nde gruplara kalan, UEFA Konferans Ligi’nde gruptan çıkmayı başaran ve UEFA Avrupa Ligi’nde son 16 takım arasına giren ilk takımı olarak adını tarihe yazdırdı.
]]>Büyükelçiliğin açıklaması, kayıp olduğu bildirilen 17 yaşındaki Çinli öğrenci Kai Zhuang’ın, 31 Aralık’ta Utah eyaletindeki ıssız bir yerde, bulunmasından sonra yapıldı.
Kai’nin anne ve babası, okuduğu okulun yetkililerine kendilerinden fidye istendiğini ve oğullarının kaçırıldığını gösteren bir fotoğrafının gönderildiğini söyledi.
Kai Zhuang bir çadırın içinde “çok üşümüş ve korkmuş” bir halde bulundu.
Polise göre, sanal rehin alma kurbanları, zanlılar yanlarında olmasa bile, kendilerini izole etmeye ve hatta rehin tutuluyorlarmış gibi gösteren kendi fotoğraflarını çekmeye ikna ediliyor. Zanlılar kurbanlarını, Facetime ya da Skype üzerinden gözlemliyorlar.
Daha sonra, hem kurban hem de aileleri, denilenleri yapmamaları durumunda zarar göreceklerine ikna ediliyorlar.
Polis, Kai’nin ailesinin Çin’deki banka hesaplarına 80 bin dolar fidye ödemesi yaptıklarını belirtti.
Sanal rehin alma nedir?
Amerikan Federal Soruşturma Bürosu FBI’a göre, kolluk güçleri en az 20 yıldır ‘sanal rehin alma’ olaylarını biliyor.
Birçok şekilde yapılabiliyor ama daima kurbanlar, şiddet ya da ölüm tehlikesi altında olduğuna inandıkları bir sevdiklerinin serbest kalması için fidye ödemeye zorlanıyorlar.
FBI “geleneksel” rehin alma olaylarının tersine, sanal rehin alma vakalarında kimsenin gerçekten kaçırılmadığını söylüyor. Bunun yerine hile ve tehditlerle, kurbanlar olayın ortaya çıkmasından önce hızla fidye ödemeye zorlanıyorlar.
Çinli öğrenciler nerelerde hedef alınıyor?
Polis güçlerine göre, Batılı ülkelerde okuyan Çinli öğrenciler sanal rehin alma vakalarında hedef alınıyor.
Eylül 2023’te İngiltere’deki Güney Yorkshire bölgesi emniyetinin Sahtecilik Koordinasyon Ekibi, ülkenin kuzeyindeki Sheffield kentinde öğrenim gören yabancı öğrencilere bir uyarı yapmıştı.
Uyarıda, dolandırıcıların genelde İngiltere’de okuyan Çinli öğrencileri hedef aldığına dikkat çekilmişti.
Buna göre kurban, Çin Büyükelçiliği, Göç İdaresi, Çin Polisi ya da posta idaresinden olduğunu iddia eden bir dolandırıcı tarafından aranıyor.
Uluslararası bir suç şebekesini araştırdıklarını ve kurbanın Çin’e büyük miktarlarda para yollaması gerektiğini iddia ediyorlar.
Kurbanın kendileriyle işbirliği yapması için tehditte bulunuyorlar ve başka kimseye anlatmamasını istiyorlar.
Avustralya’daki New South Wales (NSW) eyaleti polisi, Ekim 2023’te “sanal rehin alma” dolandırıcılıklarının giderek daha sofistike bir hale geldiği uyarısında bulundu.
Dedektif, Joseph Doeihi dolandırıcılıkların Çin ana karasında tezgahlandığını söyledi.
Dolandırıcılar, kurbanı kandırıp Çinli bir yetkili rolü oynamaya da ikna edip, başka bir kurbana da yaklaşıyorlar.
Douehi “Bu dolandırıcılıklarda, kurbanlar eyaletler arası seyahate zorlanıyorlar. Hatta iş öyle bir hale geldi ki, bazı kurbanlarımızın Tayland ve Kamboçya’ya gitmeye zorlandıklarını da gördük” dedi.
Avusturalya Yayın Kurumu (ABC) NSW Polisine atıfla, sadece ekim ayında 20 ila 23 yaşındaki iki kurbanın Çinli yetkililer olduklarını iddia eden dolandırıcı şebekeleri tarafından hedef alındığını belirtti.
Kurbanlardan yaklaşık 340 bin ABD Doları fidye ödemeleri, aksi takdirde bir suça karıştıkları Çin’e sınır dışı edilecekleri söylendi.
Bir vakada da Sydney’deki 20 yaşındaki bir erkek kendisini kelepçelemeye ikna edildi ve daha sonra Şangay Polisi adına Adelaide ve Victoria’daki başka kurbanlara “resmi belgeler” götürmeye zorlandı.
Aileden 135 bin dolardan fazla fidye istendi, ancak aile reddetti ve NSW polisine ihbarda bulundu.
2020’de NSW polisi en az sekiz “sanal rehin alma” vakası ve 1 milyon 355 bin fidye ödendikten sonra bir uyarı yayımladı.
Nisan 2020’deki bir vakada da, Çinli bir aile Çin polisinden olduğunu söyleyen bir dolandırıcının Sydney’deki kızlarının kaçırıldığını söylemesi üzerine, 200 bin dolardan fazla fidye ödedi.
Soruşturmanın ardından, kadın bir gün sonra evinde güvende bulundu.
Ağustos 2023’te Japan Times gazetesi, bazı Çinli öğrencilerin dolandırıcılar tarafından benzer yöntemlerle tehdit edildiğini yazdı.
Bir vakada, Çinli bir kız öğrencinin ailesi, kızlarının saldırıya uğramış gibi göründüğü bir fotoğraf aldıktan sonra, Çin’deki bir hesaba 42 bin dolardan fazla para yatırdı.
Daha sonra örğncinin, Çin kamu güvenliği yetkilisi olduğunu söyleyen birinden telefon aldığı ortaya çıktı.
Dolandırıcı, hakkında bir tutuklama emri çıktığını söylemiş ve ailesinin tutuklanmasını önlemesi adına para vermesi için sahte bir kaçırılma hikayesi uydurması gerektiğini belirtmişti.
Polis güçleri, Çinli öğrencilerin aldıkları telefonları kontrol etmelerini, herhangi bir “resmi” talebi, Çin Konsolosluğu’nda teyit etmelerini ve hedef alınmaları durumunda ihbarda bulunmaları çağrısı yapıyor.
]]>