DRONLAR KUZEY KORE ASKERLERİNİ AVLADI
Görüntülerde, kamikaze dronlarla hedef alınan Kurshchina bölgesindeki Kuzey Koreli askerlerin açık bir alanda kaçmaya çalıştığı anlar yer aldı. Askerlerin dronları ateş açarak etkisiz hale getirmeye çalıştığı da görüldü.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>“Songbun” adı verilen bu sert sistemde bireyler, Kim hanedanlığına yakınlık ya da karşıtlık düzeyine göre belli sosyal sınıflara ayrılıyor.
Korece’de köken ya da soy anlamına gelen “Songbun” sisteminde kişinin konumu; doğum yeri, gıda ve sağlık hizmetlerine erişim için gidebileceği bölgeler, hangi eğitim kurumlarında ya da işlerde çalışabilecekleri gibi hayatlarının pek çok alanını etkiliyor.
Kuzey Koreli akademisyen ve aktivist Yeonmi Park’ın ifadesiyle bu, “Değerinizin atalarınız ve akrabalarınızın faziletleri ya da kusurlarına bağlı olarak belirlendiği” bir sistem.
Sosyalist rejim altında tüm vatandaşlarına eşit fırsatlar sunduğunu savunan Pyongyang yetkilileri varlığını reddetse de, ülkeden kaçanlar ve bazı uzmanlar, geçtiğimiz yıllarda bu sınıf sisteminin varlığını doğrulayan pek çok tanıklık ve belgeye ulaştıklarını öne sürüyor.
20’inci yüzyılın ilk yarısında Kore, Japonya’nın sömürüsü altındaydı ve kabaca dört sınıfa ayrılıyordu: Soylular, kıdemli teknisyenler, halk ve toplumdan aforoz edilenler.
İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra Kore, Japonya’nın sömürgesi olmaktan çıkıp komünist Kuzey ve kapitalist Güney olarak ikiye bölündü. Bu ayrılma, Kore Savaşı (1950-53) ile perçinlendi ve iki rakip devlet arasında aşılamaz bir sınır oluştu.
Kuzey Kore’yi kuran, ülkenin ilk lideri Kim Il Sung (şimdiki lider Kim Jong Un’un dedesi), Sovyetler Birliği lideri Joseph Stalin’in çizgisindeki bir proletarya sistemini savunduğu iddiasıyla diktatörlük rejimini sağlamlaştırdı.
İdeolojiye bağlı bir fişlemeye ve sürekli tasfiyelere dayalı bu yapıda, bazı insanlar ve bazı aileler şüpheli konumundaydı.
Öte yandan ailesinde Japonya’ya ya da Güney’e karşı savaşmış eski askerler, veya Komünist Parti üyesi olanlar, avantajlı sınıfa düşüyordu.
Dindarlar, Güney Koreli akrabaları bulunanlar, büyük ya da küçük toprak sahipleri ile tüccarlar ise muhtemel vatan hainleri olarak görülüyordu.
Uzmanlara göre 1960’lı yıllarda hükümet, soy geçmişine göre vatandaşları sınıflara ayıran kapsamlı devlet kayıtlarını tamamladı.
‘Haeksim’: Rejime sadık olanlar
Çoğunluğu ülkeden kaçmış olan Kuzey Koreli bazı uzmanlar, Songbun sisteminde üç ana sınıf olduğunu, bazıları ise alt kategorilerin sayısının 50’ye ulaştığını söylüyor.
“Öz” ya da “çekirdek” anlamına da gelen “haeksim” ismi verilen bu üst sınıftakiler, Kim hanedanlığına bağlılığı bilinen, güvenilir bulunan vatandaşlar.
Japonya sömürgeciliğine karşı ya da Kore Savaşları’nda savaşmış olanlar ile, kendisi ya da bir aile bireyi tek partide yetkili veya üye olanlar da bu gruba dahil. On yıllar boyunca Kim ailesine sıkı bir şekilde sadık kalmış olanlar da öyle.
Bu sınıftakilere tanınan belli ayrıcalıklar var. En gelişmiş şehirlerde yaşayabiliyor, üniversiteye gidebiliyor, en iyi hastanelerde tedavi görüp, en iyi işlerde çalışabiliyorlar.
Önemli bir bölümü başkent Pyonyang’da yaşama hakkına da sahip. Kuzey Kore nüfusunun yaklaşık yüzde 12’si bu şehirde yaşıyor ve önemli bir bölümü bu sınıfa tabi.
Yeonmi Park, burada iktidara yakınlığı olan ailelerin başka ülkelere seyahat etmek ve çocuklarını Çin, Rusya ve Avrupa’ya okumaya yollamak gibi olanakları bulunduğunu ifade ediyor.
‘Choktae’ ya da ‘düşmanlar’
Ayrıcalıklı sınıfın zıttı olan “Choktae” sınıfındakiler ise, “düşman” gibi görülen ve rejimin “kirletilmiş kana sahip” insanlar olarak gördüğü kişilerdi.
Toprak sahibi ve tüccarların çocukları ve torunları, Hristiyanlar, Kore Savaşı’nda Güney’de savaşanlar ve Japon imparatorluğu Kore’yi işgali sırasında destek olanlar, yani Kuzey Kore’deki “komunist rejimin geleneksel düşmanı” olarak gördüğü insanlar bu sınıfta sayılıyor.
‘Choktae’, Hindistan’da yıllardır sistemik olarak ayrımcılığa uğrayan “Dokunulmazlar” ya da “Paryalar”a benzetiliyor. Nitekim onlar da gıda ve elektrik gibi ihtiyaçlara erişemedikleri kırsal bölgelerde yaşamak zorunda kalıyor, en zor işlerde çalışıyor ve çoğunlukla eğitim göremiyorlar.
Park, bu sınıftakilerin Pyonyang’a ayak basmasının dahi güç olduğunu; ömrü de daha kısa olan bu insanların neredeyse sürekli olarak gözetim altında tutulduklarını belirtiyor.
Çocukların önemli bir bölümü sabahları ideolojik telkin amaçlı eğitimler alıyor, günün kalanında da madenler ve tarlalarda çalışıyor.
‘Dongyo’: İki sınıfın ortasındakiler
En üst ve en alt sınıfın ortasındaki ‘Dongyo’dakilerin aileleri rejime düşman olarak görülmüyor. Ancak aile öyküleri düşünüldüğünde hanedanlığın gözünde tamamen “alnı ak” da sayılmazlar.
Rejime bağlılıkları ya belirsiz ya da kuşkulu.
Sunulan ayrıcalıklar sınırlı olsa da, bu sınıfta çok sayıda alt grup da olduğu değerlendiriliyor.
Mesela “temiz” bir aile öyküsüne sahip olan bir ‘Dongyo’, Pyongang sınırlarına yakın bir yerde hayat kurabilir ya da devlet kademelerinde ya da ortalama işlerde çalışabilir. Bazıları da, görece daha kaliteli okullarda eğitim görebilir.
Bu sınıfta olup ‘Düşman’ statüsüne yakın olan biri ise bu olanaklardan yoksun.
Uzmanlara göre nüfusun yüzde 40’ına yakınını oluşturan ‘Dongyo’lar Kuzey Kore’de en kalabalık sosyal sınıfı oluşturuyor; ‘Haeksim’ ve ‘Choktae’ gruplarının her biri de, nüfusun yüzde 30’arlık kısmını.
Ancak resmi belgelerin büyük bir gizlilik içinde tutuluyor olması, sınıfsal oranları net bir şekilde belirlemeyi zorlaştırıyor.
Peki insanlar statülerinin ne olduğunu nereden öğreniyor? Bu bilgiler nasıl kayda geçiriliyor? Bir kişinin bir gruptan başkasına geçmesi mümkün mü?
Songbun kayıtları devlet, yerel yönetimler ve polisin elinde.
Yeonmi Park, Kuzey Kore vatandaşlarının, yaşamlarını doğrudan etkileyen bu sistemi hep akıllarının bir yerinde tuttuklarını belirtiyor. Aileler, yaşadıkları yerler, çalıştıkları işler ve erişebildikleri eğitim ve sağlık kurumlarına bakarak, hangi sınıfa düştüklerini anlayabiliyorlar.
Bazıları ise, hangi Songbun’a ait olduklarını bilmek istiyor ve polis ya da devlet yetkililerine rüşvet verip kayıtlara ulaşmaya çalışıyor. Özellikle de evlilik hazırlığında olanlar.
Eğer bir kişinin statüsü evleneceği kişiden daha yüksekse, otomatik olarak alt tabakadaki eşinin statüsüne eşitleniyor.
Geçtiğimiz yıllarda bazı Kuzey Koreliler, özellikle de Çin sınırına yakın bölgelerde olanlar, karaborsa üzerinden ticaret yaparak belli bir servet elde ettiler. Bu kişilerin çoğu “düşman” grubunda sayılıyor.
Bu insanların rüşvet verseler dahi sınıf atlayamayacağını söyleyen Park, “Kaderinizi değiştirmek adına hiçbir şey yapamazsınız çünkü atalarınızı siz seçmiyorsunuz” diye vurguluyor.
Park, Kim yönetiminin bu sistem üzerinden büyük bir sosyal denetim sağladığını söylüyor:
“Eğer ailenizde biri bir yanlış yaparsa, hepiniz bundan sorumlu oluyorsunuz. Birey, sadece kendisi için kendinden sorumlu değil; aynı zamanda gruptakileri de düşünmek zorunda. Bu da, bireyselliğin sonunu getirdiği gibi, en ufak bir muhalefet çabasının da önüne geçiyor”.
]]>Kim hakkındaki tek bilinmeyen de bu değil. 2011 yılında iktidara gelen Kuzey Kore lideri hakkında cevaplanmamış beş soruyu derledik.
1. Kim Jong Un ne zaman doğdu?
Kim’in doğum tarihini kesin olarak bilmiyoruz.
Oxford Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Dr. Edward Howell, “Doğduğu yılla ilgili pek çok tartışma var; 1982, 1983 ya da 1984 olabilir” diyor.
Doğum günü olduğu varsayılan 8 Ocak, Kuzey Kore’de normal bir iş günü iken, babası Kim Jong İl’in doğum günü her yıl 16 Şubat’ta Parlayan Yıldız Günü olarak kutlanıyor.
Büyükbabası Kim Il Sung’un 15 Nisan’daki doğum günü de Güneş Günü olarak kutlanıyor.
Ancak daha geniş aile konusunda pek çok ayrıntı gizemini koruyor.
Kuzey Kore uzmanı Dr. Howell, Kim’in üvey kardeşleri olduğunu ve bunlardan biri olan Kim Jong Nam’ın 2017 yılında Malezya’da suikasta kurban gittiğini söylüyor.
Kim Jong Un’un babasının en az dört farklı partneri olduğu iddia ediliyordu; ancak ilişkileri çoğunlukla gözlerden uzak tutuldu.
Annesi Ko Young Hui’nin Japonya’da doğduğu ve 1960’larda dansçı olarak çalışmak üzere Kuzey Kore’ye gittiği düşünülüyor.
2018 yılında, Ko Young Hui’nin 1973 yılında Japonya’yı ziyareti sırasında çekilmiş fotoğrafları bulundu.
2. Kim Jong Un’un eşi kim?
Bu konuda da net bilgi yok. Ri Sol Ju adında bir eşi olduğu biliniyor, ancak ne zaman evlendiklerine dair kesin bilgi yine yok; 2009’da evlenmiş olabileceklerine dair spekülasyonlar var.
Ri Sol Ju hakkında çok az şey biliniyor. Bir performans sırasında Kim’in dikkatini çeken eski bir şarkıcı olduğuna dair söylentiler gündeme gelmişti.
Bu isimde bir Kuzey Koreli sanatçı var ama aynı kişi oldukları hiçbir zaman resmi olarak teyit edilmedi.
İstihbarat yetkililerinden alıntı yapan bir milletvekili, Ri Sol Ju’nun 2005 yılında Asya Atletizm Şampiyonası için Kuzey’in amigo takımında Güney Kore’yi ziyaret ettiğine ve Çin’de şarkıcılık eğitimi aldığına inandıklarını söyledi.
Kuzey Kore, Ri’nin Kim’in eşi olduğunu söylemenin ötesinde herhangi bir ayrıntı vermedi.
3. Kim Jong Un’un kaç çocuğu var?
Burada, kesinleştirilmesi zor bir başka aile ayrıntısıyla karşı karşıyayız.
Ri Sol Ju’nun hamile olduğuna dair spekülasyonlar 2016 yılında bir süre gözden kaybolmasının ardından başladı, ancak hiçbir zaman resmi olarak doğrulanmadı.
Daha önceki iki çocuğunun 2010 ve 2013 yıllarında doğduğuna inanılıyor, ancak herhangi birinin erkek olup olmadığı ve dolayısıyla potansiyel bir halef olup olmadığı bilinmiyor.
Kuzey Kore lideri, yaklaşık 10 yaşındaki kızı Kim Ju Ae ile birçok kez kamuoyunun karşısına çıktı.
“Çocuklarının hikayesini hala tam olarak bilmiyoruz” diyen Howell, Kim Jong Un’un yakın arkadaşı olan ABD’li eski basketbol yıldızı Dennis Rodman’ın 2013 yılında verdiği bir röportajda kızının adını açıkladığını hatırlatıyor.
Kuzey Kore uzmanı “Başka çocukları da var ama onlar hakkında çok az şey biliniyor. Annelerinin kim olduğunu bilmiyoruz” diye ekliyor.
Pek çok uzmanın (ve Güney Kore istihbarat teşkilatının) aksine Howell, Kim Ju Ae’nin bir sonraki lider olmak üzere yetiştirildiğine inanmıyor.
Zira henüz çok küçük ve Kim Jong Un’un nüfuzlu kız kardeşi Kim Yo Jong’un daha fazla deneyimi ve elitlerle daha iyi bağlantıları var, bu da onu kardeşinin yerine geçmesi daha muhtemel bir aday haline getirebilir.
Howell, “Kuzey Kore lideri füze fırlatmalarında, ziyafetlerde ya da futbol maçlarında kızıyla görülüyor çünkü aile babası ve yardımsever bir lider olarak görülmek istiyor” diyor.
4. Ülke bu kadar fakirken Kim Jong Un lüks içinde mi yaşıyor?
Kuzey Kore ve lideri, nükleer silahlar ve balistik füzeler geliştirmesi nedeniyle yıllardır Birleşmiş Milletler ve Batılı ülkeler tarafından uygulanan sert yaptırımlarla karşı karşıya.
Ancak Dr. Howell, Kim Jong Un’un yaptırımlardan kaçmak için elinden gelen her şeyi yaptığını söylüyor.
“Ülkede özellikle rejim tarafından kullanılmak üzere tasarlanmış bir örtülü ödenek var. Kim; kendisinin ve ailesinin lüks bir yaşam tarzını sürdürebilmesini istiyor.”
Howell, dünya çapında Kuzey Kore’ye para sağlamaya istekli ülkeler olduğuna inanıyor ve başka yollarla da fon sağlayabileceğine dair iddialar var.
Kuzey Kore’nin interneti olmayan izole bir ülke sanıldığını belirten Howell, bunun yanıltıcı olduğunu ve devlet tarafından işletilen bir interneti bulunduğunu, siber savaşın önemli bir strateji haline geldiğini ve rejimin “ekonomisini ve nükleer programını yürütmek için para çalmak amacıyla diğer ülkelerin bilgisayar sistemlerini hacklediğini” savunuyor.
5. Kim Jong Un halkını önemsiyor mu?
2020’de bir askeri geçit töreninde yaptığı konuşma Kim Jong Un’un farklı bir yönünü gösterdi.
Birliklerine pandemi ve son doğal afetlere karşı gösterdikleri çabalar için teşekkür etti. Bir noktada, ülkenin mücadelelerinden bahsederken gözyaşlarını tutamadı. Bu, bir Kuzey Kore lideri tarafından nadir görülen bir duygu gösterisiydi.
Bazı gözlemciler, ülke artan bir ekonomik krizle karşı karşıyayken Kim’in üzüntüsünü göstermeye çalışıyor olabileceğini öne sürdüler.
Bununla birlikte Kuzey Kore lideri, büyükbabası Kim İI Sung tarafından başlatılan lüks trenlerle uzun mesafeli seyahat geleneğini sürdürüyor.
Kim Jong Un’un babası Kim Jong İl’e 2001 yılındaki yolculukta eşlik eden bir Rus askeri komutan, Orient Express adlı anı kitabında bu yolculuğun zenginliğinden bahsetmişti.
“Rus, Çin, Kore, Japon ve Fransız mutfağından her türlü yemeği sipariş etmek mümkündü” diye yazmıştı. “Canlı ıstakozlar ve prestijli Bordeaux ve Burgundy şarapları da Paris’ten uçakla getiriliyordu.”
BBC’ye konuşan Kuzey Kore halkıysa, yiyecek kıtlığı nedeniyle söyledi. Uzmanlar durumun 1990’lardan bu yana görülen en kötü durum olduğunu söylüyor.
Howell’a göre “Kim Jong Un kendi baskıcı liderliğini ve rejimini korumak istiyor. Ülkesindeki 26 milyon insanı umursuyor görünmüyor.”
]]>