
Olay Tekirdağ Çerkezköy’de yaşandı. Bir fabrikada çalışan Sami Erdem, Atatürk Caddesi’nde bir bankanın ATM’sinden para çekmek istediği sırada, ekranda “paranızı alınız” yazısını fark etti. ATM haznesinde duran parayı gören Erdem, kısa bir şaşkınlık yaşadı.

Parayı saydığında yüklü miktarda olduğunu tespit eden fabrika işçisi, paranın sahibi gelir diye bir süre ATM önünde bekledi. Ancak kimse gelmeyince, parayı Gazi Polis Merkezi’ne teslim etmeye karar verdi.
GÜNÜN EN ÖNEMLİ MANŞETLERİ İÇİN TIKLAYIN

Olay yerine gelen polis ekipleriyle birlikte merkeze giden Sami Erdem, bulduğu parayı tutanakla polis ekiplerine teslim etti. Polis, bankamatikteki işlem hareketlerine bakarak, paranın sahibini bulmak için çalışma başlattı. Duyarlı davranışı nedeniyle Sami Erdem’e teşekkür edildi.

Parayı bulduğunda şaşkınlık yaşadığını belirten Sami Erdem, “Parayı saydıktan sonra bir süre bankamatik önünde bekledim.,
Tekirdağ’da tomar tomar para bulan işçiden “İnsanlık ölmemiş” dedirten hareket!

Gelen giden olmadıktan sonra bu para ihtiyacı olan birinin olabilir diye düşündüm ve polisi arayıp durumu anlattım” dedi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Asayiş Daire Başkanlığı koordinesinde vatandaşları telefonla arayarak kendisini kamu görevlisi olarak tanıtıp dolandırıcılık yapan şüphelilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. Isparta Emniyet Müdürlüğü’ne bağlı Asayiş Şube Müdürlüğü ekipleri, Isparta merkezli olarak Adana, Bursa, İstanbul, İzmir, Samsun ve Şanlıurfa’da eş zamanlı operasyon gerçekleştirdi. Şanlıurfa’da bir iş yerine yapılan operasyonda 3 milyon 874 bin lira ele geçirildi. İş yerinde bulunan 3 şüpheli yakalanırken, şüphelilerden İ.Y. ve R.U. çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. K.B. isimli şüpheli ise adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. Ayrıca dolandırıcılıktan elde edilen paraların aktarıldığı banka hesabı sahibi, banka hesabını kullandıran ve banka hesabı temin eden C.Y.E., İ.A., E.D., S.G., D.Y., C.D., B.B., C.V., O.T.K., Y.K., B.G., F.T. ve D.H. isimli şüpheliler de yakalandı. 7 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanırken, S.G., D.Y., O.T.K. ve D.H. adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. B.B. ve B.G.G. isimli şüpheliler ise Isparta Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından serbest bırakıldı. Şüphelilerden M.F.Ö., E.A., E.B. ve V.O.’nun farklı illerde meydana gelen dolandırıcılık suçlarından tutuklu bulundukları öğrenildi.
21 ilde vatandaşların toplam 11 milyon 69 bin 33 lirası dolandırılmış
Şüphelilerin Isparta’da karıştığı 9 olayda toplam 1 milyon 523 bin 800 lira, İstanbul’da 6 olayda toplam 3 milyon 285 300 lira, İzmir’de 3 olayda toplam 773 bin 220 lira, Bitlis’te 3 olayda toplam 533 bin 150 lira, Antalya’da 2 olayda toplam 300 bin lira, Bursa’da 2 olayda toplam 1 milyon 972 bin 500 lira, Şanlıurfa’da 2 olayda toplam 748 bin 550 lira, Ankara’da 1 olayda 84 bin 280 lira, Adıyaman’da 70 bin lira, Balıkesir’de 221 bin 425 lira, Eskişehir’de 320 bin lira, Gaziantep’te 360 bin lira, Giresun’da 237 bin 566 lira, Kocaeli’de 103 bin 400 lira, Konya’da 131 bin 972 lira, Kırıkkale’de 87 bin 670 lira, Manisa’da 101 bin 500 lira, Zonguldak’ta 160 bin lira, Van’da 54 bin 700 lira haksız kaçan elde ettiği, Tokat ve Çanakkale 1 olayın gerçekleştiği ancak zararın olmadığı belirlendi. Operasyon sonucunda 21 ilde meydana gelen 41 olayda toplam 11 milyon 69 bin 33 lira dolandırıcılık yapıldığı tespit edildi.
Operasyonlarda 17 adet cep telefonu, 1 adet bilgisayar, 16 adet sim kart, 1 adet flash bellek, 1 adet modem ve 1 adet CD kart ele geçirildi. Yakalanan 20 şüpheliden 13’ü nitelikli dolandırıcılık suçundan tutuklanırken, 5 şüpheli adli kontrol şartı ile 2 şüpheli ise Cumhuriyet Savcılığınca ifadelerinin alınmasının ardından serbest bırakıldı. – ISPARTA
]]>(ANKARA) – Ankaralı minibüsçüler, artan maliyetler ve akaryakıt fiyatlarının masraflarını karşılamadığını belirterek, kendilerine destek verilmesini istedi. 25 yıldır minibüs şoförü olduğunu belirten Durbey Arıcı, “Esnafa mazotu 20 liradan versinler ben yolcuyu 17 liraya taşıyayım” dedi. 15 yıldır şoförlük yapan Mustafa Yancı ise “Sıkıntı büyük. Asıl sorun sistemin çöktüğünün, bu sistemin insan fıtratına aykırı olduğunun göstergesidir. Uygulanan sistem zengini zengin, fakiri de en diplere vuran bir sistemdir” diye konuştu.
Ankaralı minibüsçü esnafı akaryakıt ve artan maliyetlerden dertli. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Ulus Bentderesi Dolmuş Durakları minibüs şoförleri mazotun pahalı olduğuna, sanayi giderlerinin yüksek olduğuna ve hayat pahalılığına dikkat çekti.
“YERİ GELİYOR EVİME EKMEK PARASI GÖTÜREMEYECEK DURUM OLUYOR”
25 yıldır minibüs şoförü olduğunu belirten Durbey Arıcı, “Mazot 40-43 lira oldu. Dolmuş 17 lira bizim gücümüz yetmiyor. Çoğu arkadaşımız arabalarda çalışmaya şoför bulamıyor, mal sahipleri çalışıyor. Lastik, bakım, sigorta ve kaskoya güç yetmiyor. Yeri geliyor evime ekmek parası götüremeyecek durum oluyor. Açız. Ekmeğimizi bu işten çıkartıyoruz. Baba mesleği başka iş yapamıyoruz. Mesleğimiz bu. Biz çok kötü durumdayız. Bize bir güzellik yapsınlar” dedi.
“MAZOT DÜŞSÜN BEN YOLCUYU 17 LİRAYA TAŞIYIM”
Arıcı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “Açız, ihtiyacımız var” diye seslendi. Dolmuş fiyatlarına zam gelmesine istemeyen Arıcı, “Mazot düşsün ben yolcuyu 17 liraya taşıyayım. Esnafa mazotu 20 liradan versinler ben yolcuyu 17 liraya taşıyım. Bana zam geldiğinde benim yolcu sayım düşecek. Ulus’a adam gezmeye geliyor, gelemeyecek. Bizi kurtarmıyor” diye konuştu.
Sanayiye güç yetmediğini vurgulayan Arıcı, “2 bin liraya yaptırdığım bakım 7 bin lira oldu. Kasko 20 bin liraydı, geçen ay 56 bin liraya yaptırdım. Sigortayı 19 bin liraya yaptırdım. Bir adet lastiği bin liraya alıyorduk 2 bin lira oldu. Masraflar acayip arttı” dedi.
“YA MAZOTA İNDİRİM YAPACAK YA DESTEKLEME VERECEK”
15 yıldır minibüs şoförü olduğunu belirten Mustafa Yancı, “Genelde dolmuşçu esnafının özelde de Türkiye Cumhuriyeti’nde yaşayan vatandaşların en büyük sorunu şu anda uygulanan ekonomik sistem. Bu sisteme bağlı olarak vatandaştan yüzde 55 civarında vergi alınıyor. Yüzde 48’i faize gidiyor. Bu toplanan paralar vatandaşın cebinden çıkıyor” diye konuştu.
Mazota gelen zamlardan dolayı minibüs esnafının mağdur olduğunu söyleyen Yancı, şunları söyledi:
“Mazot 7 lirayken 10 liraya yolcu taşıyorduk. Şu anda mazot 43 lira biz 17 liraya gofret parasına yolcu taşıyoruz. Sanayide en ufak işlem bin lira, iki bin liradan başlıyor. Bir baskı balata değiştirmeye kalksan 8-10 bin liraya patlıyor. 4 tane enjektör 50 bin lira. Ne sanayiye güç yetirebiliyoruz ne arabalarımızda çalıştıracak şoför bulabiliyoruz. Zaten bir amele yevmiyesi olmuş bin 500 TL. Arabaların hasılatı amele yevmiyesine denk gelmez hale geldi. Bir sürü aile bu işten ekmek yiyor, bu mağduriyeti bir şekilde çözmeleri lazım. ya mazota indirim yapacak ya destekleme verecek. Gerçekten çok mağdur haldeyiz. Dolmuş gözde bir meslekken şuanda adam akıllı insan gelip bu işi yapmıyor. Eskiden bir günlük hasılatla bir haftalık evin masrafını çıkartıyordum. Şimdi 5 gün çalışıyorum ve hasılattan para yemek şartıyla evi geçindirmeye çalışıyorum.”
MİNİBÜS ŞOFÖRÜNDEN EKONOMİK SİSTEME SERT ELEŞTİRİ
Yancı açıklamasının devamında, “Sadece dolmuş zammı değil. Her şey aldı başını gidiyor. Sıkıntı büyük. Sıkıntı sadece belediye ile alakalı değil. Asıl sorun sistemin çöktüğünün, bu sistemin insan fıtratına aykırı olduğunun göstergesidir. Uygulanan sistem zengini zengin, fakiri de en diplere vuran bir sistemdir. Orta direk diye hiçbir şey kalmadı. Devlet vergi toplayacak, ceza kesecek, insanları sömürecek yer arıyor. Şimdiden sonra ne yapacaklar onu da biz bekliyoruz” diye konuştu.
“ESNAFIN HALİNİ ANLAYAN YOK”
Murat Demirci ise “Şu an biz çok kötü durumdayız. Minibüsçü para kazanmıyor. Sanayiye gidiyoruz sanayiye güç yetiremiyoruz. Mazota desen öyle. Hiçbir şeyin yanına varamıyoruz. Her şeye zam geliyor. Biz minibüsçüye gelmiyor. Biz bunun çözülmesini istiyoruz. Şu anda dolmuşçuluk bitmiş vaziyette” dedi.
Ümit Tokat da şöyle konuştu:
“Kazandığımız sanayi masraflarına yetmiyor. 1 senedir zam alamadık. Şu anda esnafın halini anlayan yok. Bir senedir 17 liradan yolcu taşıyoruz. Ama sanayiye gidiyorsun 2-3 katı oldu. Büyüklerimizin buna bir çözüm bulmaları lazım. Sesimizi duyarlarsa ne mutlu.”
“DOLMUŞ ÜCRETİNİN 25 LİRA OLMASINI BEKLİYORUZ”
Ahmet Günler, dolmuşçu esnafına sahip çıkılmadığını belirterek, “Çoğu arkadaşımız borçlarından dolayı arabasını satıp gitti” dedi.
Özkan Can Parlak, dolmuş ücretinin 17 lira ve mazotun 42 lira olduğunu söyleyerek, “Araçlarımızın yaktığı mazot aldığımız para bizi dengelemiyor. Dolmuş ücretinin 25 lira olmasını bekliyoruz. Fakat 25 lira olmasının ardından 6 TL’lik mazot zammı var. 42 liralık mazot 48 lira olacak. Zam talebinde bulunduk. Zammı istiyoruz.”
]]>(iZMİR) İzmir Balçova Pazar Yeri’nde yurttaş fiyatlardan dert yandı. Bir vatandaş, “Hayat çekilecek gibi değil. Bir emekli maaşıyla ne yapabilirsin? Esnaf da ağlıyor. Üretici de tüketici de herkes ağlıyor. Bunun sonu nereye gidecek?” diye isyan etti.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) nisan ayı enflasyon rakamlarını açıkladı. TÜİK’e göre enflasyon nisan ayında yüzde 69,80’e yükselirken, aylık enflasyon ise yüzde 3,18 oldu. Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) ise nisanda enflasyonu aylık yüzde 5,02, yıllık yüzde 124,35 olarak hesapladı.
İzmir Balçova Pazar Yeri’nde ise vatandaşlar fiyatlara tepki gösterdi. ANKA Haber Ajansı’na konuşan vatandaş, “Hayat yani çekilecek gibi değil. Bir emekli maaşıyla ne yapabilirsin? Bu kadar halk, bu kadar millet, bu kadar esnaf… Esnaf da ağlıyor. Üretici de tüketici de herkes ağlıyor. Bunun sonu nereye gidecek? Ne olacak? Meçhul” dedi.
“ALDIĞIMIZ 10 BİN LİRA MAAŞLA GEÇİNMEYE GÜCÜMÜZ YETMİYOR”
Bir diğer vatandaş ise “Pahalı, hem de aşırı pahalı. Güç yetmiyor aldığımız 10 bin lira parayla, kiraya mı, yemeğe mi çoluk çocuğa mı alışverişe mi yetirelim. Allah yardımcımız olsun” şeklinde konuştu.
Başka bir vatandaş da “Fiyatlara yetişilecek gibi değil. Ne alırsan 50 lira. 50 lira burada para değil. Hani nerede bu hükümet? Hükümet gelmiyor pazarı yoklamaya. O da yok. Cebine koyuyorsun 500 lira bir şey alamıyorsun işte. 500 lira gitti. Ne var burada? Domates, limon, salatalık, bir de çilek, marul alabildik. Başka bir şey yok. İşte bitti. Vallahi gitti işte 500 lira para. Bir kayısı alamadık” dedi.
“ASGARİ ÜCRETLİ NE ALABİLİR?”
Pazar esnafı ise “Ne almaya kalkarsan 30 TL, 40 TL, 50 TL, 70 TL fiyatlar. İnsanlar alamıyor. Biz de esnaf olarak satamıyoruz. 3 kilo domates koyduk tezgaha 50 TL. Kilosu 15 TL, 12 buçuk TL diyoruz, malı satamıyoruz. İnsanlar yüksek diyorlar. Alım gücü yok diyorlar. ya asgari ücretle çalışıyor adam diyor ben geçinemiyorum. E tabii ki buna göre de halk alışveriş yapamıyor. Herkes mağdur. İş olmuyor. Ondan sonra hiç satış olmuyor. Millet rahatça alışveriş yapamıyor. Elini uzattığı zaman ateş pahası, ‘alamıyoruz, fiyatlar çok yüksek, alım gücümüz yok’ diyor. Millet geçinemiyor. Gerçekten akşamüstü görürseniz insanlar ezik çürük ürünleri topluyor. O durumdalar. Ne alırsan al bir kilosunu 30 TL’nin aşağısından bir şey alamıyorsun. Biz peynirini, zeytini karıştıramıyoruz Sadece meyve sebze için konuşuyoruz. En ucuz olan şey 25 TL. E ne alabilir gariban adam? Asgari ücretli ne alabilir ki? Yani bir pazara gelmesi için, alışveriş yapması için en azından bin 500 – 2 bin TL haftalık gelip pazar masrafı için ayarlaması lazım. O da yok. İnsanlarda o güç yok yani” ifadelerini kullandı.
“VATANDAŞ DA ALIM GÜCÜ KALMADI”
Bir diğer pazarcı ise “Vatandaş da alım gücü kalmadı. Bazıları bir tane iki tane limon alıyor. Bu pazara gelen vatandaşlar çoğunlukla emekli. Dolaşıyorlar, belki pazarda iki tur atıyor ondan sonra alışveriş yapıyor insanlarımız. Yani onlara da hak vermek gerekir” diye konuştu.
Pazar esnafı da “Çoğunlukla patates soğan gidiyor ama yani hep hüsran. Milletle alışveriş yapamıyor. ya da istediği kadar alamıyor. 5 kilo alan artık 1 kilo alıyor, 1 buçuk 2 kilo alıyor” şeklinde konuştu.
“BOŞ YARIM PAZAR ARABASIYLA DÖNÜYORUZ”
Bir yurttaş ise “İşte gördüğünüz gibi 70 lira taze fasulye. Ne yemek pişireceğiz, ne yiyeceğiz bilmiyoruz. Alabildiğimizi alabiliyoruz. Alamadığımızı boş yarım pazar arabası gidiyoruz. Söylememize gerek yok anca geçinebiliyoruz. Bir hafta geliyorsak bir hafta gelemiyoruz. Evden idare ediyoruz” ifadelerini kullandı.
“HER ŞEY PAHALI”
Bir diğer yurttaş ise “Yani her şey pahalı, para yetmiyor. 10 bin lirayla emekli maaşıyla nereye? Ev kirası, çoluk çocuk var. Yani bunları düşünmek lazım değil mi? Allah sonumuzu hayır etsin. Gittikçe de kötü mü olacak? Onu da bilemiyoruz. Hayat şartları çok zor” dedi.
“BUGÜN HİÇBİR ŞEY ALAMADIM”
Bir diğer vatandaş “Bugün hiçbir şey alamadım. Akşamüstünü bekleyeceğim. Yaprak alayım dedim. 100 lira. Patatesin kilosu 20 lira. Limonun kilosu 20 lira. Akşamüstü saat 6’dan sonra geleceğim. Ne emeklim var ne bir şey. Allah herkese yardım etsin. Devletimiz bizim gibi insanlara böyle yardım etsin. Benim emeklim yok, bir şeyim yok. Allah herkese yardım etsin” dedi.
Almanya’da yaşadığını söyleyen bir vatandaş da “Yurt dışından geliyorum. Burada yaşamıyorum. Ama gördüğüm fiyatlar yüksek. Almanya ile kıyasladığımız zaman Almanya’dan daha yüksek diyebilirim. Allah buradakilere yardım etsin” diye konuştu.
]]>(İZMİR) – İzmir’in kiraz üretim merkezlerinden olan Kemalpaşa ilçesinde Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray ile üreticiler sorunlarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı. Artan maliyetlerin ve bahçe ile market arasındaki fiyat farkının üreticiyi olumsuz etkilediğini belirten Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, “Bugün bir toplama maliyeti 30-35 lira kiloda. Pazara götürdüğünüzde en iyi kirazı 50 liraya satarsanız en düşük, kiraz 20 lira olursa bu işin içinden nasıl çıkılır? Yani bu insanlar ne yapacak? Bu sene 70, 80 liranın altında kiraz satılırsa üretici bu işin altından kalkamaz. Biz bundan sonraki nesillere artık bu kirazı belki fotoğraflarda gösterecek seviyelere geleceğiz. 5-10 seneye kalmaz kirazı da yurt dışından ithal edersek şaşırmam” dedi.
Üreticinin sesinin duyulmadığını belirten Kemalpaşa Ziraat Odası Başkanı Bülent Oray, kiraz fiyatlarının düşüklüğünden yakındı. “Bugün baktığımızda ürünlerimizde bir zirai kalıntı yok. Pazarımızı etkileyecek olumsuzluklar yok. Bu işi ticaretine yapanlar yurt içinde hadi ekonomiye bağlıyor ama yurt dışında dolarla satıldığı için dolar çok yüksek. Niye hala bu fiyatlar yerlerde? Biz anlamış değiliz, anlam vermiş değiliz. Dilimizin döndüğünce yıllardır bunun mücadelesini veririz. Bunun söylemlerini söylüyoruz ama üreticinin sesini duyan yok. Ama bu vurdum duymazlık Kemalpaşa’daki üreticilerimizin kiraz üretiminin sonu olacaktır” diye konuştu.
TARLADA 70, MARKETTE 1200 LİRA
“Biz bundan sonraki nesillere artık bu kirazı belki fotoğraflarda gösterecek seviyelere geleceğiz” diyerek açıklamalarını sürdüren Oray, şunları ifade etti:
“Üretici gerçekten çok haklı. Daldaki kiraz el ile oraya konulmuyor. Bir emek sarf ediliyor, bir alın teri dökülüyor. Yani bugün bir toplama maliyeti 30-35 lira kiloda. Pazara götürdüğünüzde en iyi kirazı 50 liraya satarsanız en düşük kiraz 20 lira olursa bu işin içinden nasıl çıkılır? Yani bu insanlar ne yapacak? Yani tabii ki haklı olarak biz üreticinin temsilcisiyim ve dilimin döndüğü kadar bunları anlatmak için mücadele veriyorum ama belli yerlerden de belli tepkileri de alıyoruz. Bir kıyaslama yapmak lazım. Yani bunu ben vekillerimize söyledim. Marketteki raftaki fiyattan geriye doğru bir bakılsın. Yani bu işin ticaretini, nakliyesini, ambalaj işini yapan ve üretici ayağına kadar gelsin bu. O aradaki makasta para dağılımına bir bakalım. 10 kilometre ilerimizde büyük bir market var. 250 gram kiraz 295 lira. Bunun kilograma vurduğunuzda 1200 lira. Ama üreticinin cebine giren o kirazın parası 70 lira. Anlam verecek bir durum yok. Yani bunu siz birebir maliyette yapıyorsunuz. Masraf koysanız kar koysanız, döküldüğünü koysanız o rakamlara ulaşamaz. Yazık günahtır yani bu üreticilerin yani bu şekilde bir durumun içine sokulması.
“ÇİFTÇİLER ÜRETMEZSE BU İNSANLAR NE YİYECEK?”
Bugün çiftçiler üretmezse bu insanlar ne yiyecek? Yani bugün bir ayakkabıyla idare edebiliriz ama yemek yemek zorundayız. Nasıl bir kiraz üreticisi böyleyse domates, biber de aynı şekilde. Sadece kirazın toplama maliyeti 35 lira. Bunun bir o kadar da yıl içindeki masrafları var. İlaç var, gübre var. Bugün bu bahçeyi nisan ayında başlıyoruz biz sulamaya. Yağmur yağana kadar. Ekim, kasım ayına kadar suluyoruz. Bugün bir saat suyun maliyeti 250 lira. Kirazı topladık mı bizim işimiz bitmiyor. Yıl boyunca biz bu mücadeleyi yine yapıyoruz. İlaçlama yine yapılıyor. Araziyi işlemek için mazot yine kullanılıyor. Bu sene 70, 80 liranın altında bu kiraz satılırsa üretici bu işin altından kalkamaz.”
“ÜRETENLE ÜRETMEYEN ARASINDA BİR FARK YOK”
Oray, tarımsal desteklerin üretene verilmesi gerektiğini de belirterek, “Devlet tarafından mazot, gübre desteği veriliyor. Üretene de aynı parayı alıyor, boş tarlası olan da. Yani üretenle üretmeyen arasında bir fark yok. Yani kayıt altına alınacaksa alsın. Bütün masrafları aynı bir esnaf gibi düşünülsün. Ne kadar masrafı varsa yazsın ondan sonra da karından sonra devlet vergi alsın. Şunu anladım; Kemalpaşa için ilerleyen yıllarda tarım düşünülmüyor. İşte imara açılsın, sanayi bölgesi olsun, liman yakın, İzmir yakın, potansiyel olarak rant güzel. Bunun savaşıyla işte insanlar bu fiyat dar boğazından dolayı bu üretimsel taraftan çıksın isteniyor” ifadelerini kullandı.
“ÜRETİCİ ÇILDIRMIŞ VAZİYETTE”
Kemalpaşa’da bir kiraz üreticisinin para etmediği gerekçesiyle kirazlarını hayvanların yemesi için boş araziye döktüğü sosyal medyadaki görüntülerle ilgili de açıklamalarda bulunan Oray, şunları kaydetti:
“Bununla ilgili tüketiciler tarafından da çok olumsuz bir şekilde tepki verildi ama ben orada üreticiyi haklı buluyorum. Yani tabiri caizse üretici çıldırmış vaziyette. Niye? Bir beklentisi var. Yılda bir sefer bu ürün alma şansı var. İyi bir şekilde değerlendirmek zorundasınız. Ona göre geçimini sağlıyor. Şark kurnazlığı yapıp buradan ucuza alıp da tüketiciye pahalı vermenin anlamı yok. O 20 lira olan kirazı bugün en yakınımızdaki İzmir’deki pazar yerlerine gittiğimizde 100 liradan aşağı bulamıyorsunuz. İşçilik diye bir şey yok. Sadece kasayla alıp götürüyor, kiloyla satıyor. Yani o bile aldığı maliyetin üzerine bir kar koyup da satıyor. Ama burada ‘üretici senin maliyeti kaç para?’ denilmiyor. Yani bu sene üretici yıl içinde yapmış olduğu masraflarını alabilse karlı. İmkanı yoksa, kredi çekemiyorsa ne yapacak? Borcu varsa nasıl ödeyecek? En kötü ihtimal buradaki araziler satılıp gidecek. Bugün nasıl uzak doğu meyveleri yurt dışından geliyorsa 5-10 seneye kalmaz kirazı da yurt dışından ithal edersek şaşırmam. O üreticinin veryansını, sıkıntısı bu.”
“BÖYLE GİDERSE KÜÇÜK ÇİFTÇİ KALMAZ”
Maliyetlerin çok ağır olduğunu dile getiren kiraz üreticisi Hasan Ali Oray ise “Masraflarımız ağır, gübre pahalı, elektrikli pahalı. Devlet Su İşleri’nin kuyuları var. Oradan sulama yapıyoruz. Elektrik zamlandığı zaman bu sefer sulama maliyetleri de artıyor. Kiraz bitince bizim işimiz bitmiyor. Mücadelemiz yine devam ediyor. İlaçlamasıdır, sulamasıdır, gübrelemesidir. Yani düşündürüyor. Bugün kızımı okula göndermedim, kova çekiyor bugün burada. Yani biraz maliyetleri düşürebilir miyiz? Eşim, annem seçiyor. Yani zararın neresinden dönersek kardır gibi düşünüyoruz. Böyle giderse benim 50-60 dönüm arazim var. 5 dönüm yerimi satarım. İki, üç sene daha gider ama çocuklarım için çok zor yani. Bu işi yapamazlar böyle giderse. Küçük çiftçi kalmaz. Bu sene adamın sade kirazı varsa ne düğün yapabilir, ne o çocuğunu okula gönderebilir, ne doğru düzgün harcama yapabilir. Hiç bir şey yapamaz. Şu andaki amacımız şimdiye kadar bahçenin içine döktüğümüz masrafı almak. Başka bir şey düşünmüyoruz” diye konuştu.
“KENDİ BAHÇEMİZİN İÇERİSİNDE İŞÇİDEN DAHA AZ PARA KAZANIYORUZ”
Kiraz üreticisi Mehmet Murat Akgün de “Bu sene kirazda rekoltemiz çok düşük. Benim üç tane çocuğum var. Birisi liseye gidiyor. Bulunduğumuz bölgede lise yok. Ben çocuğumu nasıl liseye göndereceğim onu düşünüyorum. Buradan artık siz pay biçin. İnsanlarımız pay biçsin. Rekoltemiz çok düşük. İşçi maliyetlerimiz yarı yarıya. Ben üç, dört günden bu yana kiraz topluyorum. Topladığım kirazın ücretinin yarısını işçiye veriyorum, yarısını da kendim alıyorum. Kendi bahçemizin içerisinde işçiden daha az para kazanıyoruz şu an için. Sulama maliyetleri bir dahaki dönemdeki hastalık maliyetleri bunlar hariç. İşimiz bu sene çok zor. Yetkililerden beklediğimiz işte kredilerdir. Faiz ertelemesidir. ‘Ben yılı nasıl tamamlayacağım?’ onun düşüncesindeyim. Tek sıkıntım bu” dedi.
]]>Çal Belediyesi’nin CHP’li Belediye Başkanı Ahmet Hakan, önceki dönemden devir aldıkları borçla ilgili olarak açıklama yaptı. “Açıklama yapmamız farz oldu” diyen Başkan Hakan, “Astığımız borç listesi dışarıdadır. Borç 73 milyon kusurdur. İddia edildiği gibi değil demişler. Biz halkı bilgilendirmek için bunu yapıyoruz. Bizden sonra gelen başkanda asabilir. İftar yemeğiyle başlayalım. Bunu belediyeler verebilir. Bunu dini vecibelere dayandırmak doğru değildir. Adaylık sürecinde söylemler olmuştur. İftar faturası önümüzde. Önce ihale sonra sponsor olduğu söylendi. O vatandaşın Gazze’ye yardım ettiği söylendi. Faturalanmış günlük ihaleye çıkılmış. 19 günlük fatura 2 milyon 500 bin üzerindedir. Masa sandalye kiralanmış. Keşke kiralanacağına satın alınıp Çal Belediyesinin olsaydı. Resmiyetin dili yazıdır. Mesajları cebimden ödemek istedim. ’12. aya kadar sözleşmemiz var’ dediler. Ama ben yine de kendi mesajlarımı kendimden ödedim. Başka anlaşmalar var. Bu da seçime yakın tarihte yapılmıştır. SGK’yı yapılandırarak ödenebilir hale getirdik. 900 bin lira üzerinde ödeme yaparak, yapılandırmayı bozdurmadık. Niçin düzenli ödemiyorsunuz da iş tehlikeli duruma geliyor. Kadınlar Günü’nü önemsiyoruz. 8 Mart ile ilgili biz de girişimde bulunduk. Emekçi kadınları çekerek sosyal medyada yayınlayarak onure ettik. Karanfil verdik, çanta da hediye ettik. 166 bin 400 liralık bir fatura var. Bu kadar paraya karanfil dağıtılacağına, kadın kooperatiflerinin ürünlerini sergilesek daha iyi olmaz mıydı? Bizim için kadınlar çok değerli. İhtiyaç sahiplerine yemek konusunda da sağ elin verdiğini sol el görmesin olmaz mıydı? 198 bin liralık yemek faturası daha var elimizde. 19 bin liralık mobilya faturası var. Partinin ilçe binasına alınmış. Odun dağıtımı ile ilgili 438 bin liralık fatura var. Bundan sonraki süreçte ihtiyaç sahiplerini kaymakamlıkla birlikte belirleyip yardım edeceğiz. Biz astığımızın arkasındayız” dedi.
“Kutuplaşmanın bir anlamı yok. İşi tadında bırakmak gerek” diyen Başkan Hakan, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:
“Seçimler Çal’a yakışır geçmiştir. Sonradan sıkıntılar olmuştur. Kimseyle kişisel husumetimiz yok. Biz yola çıkarken şeffaf olacağız dedik. Yeşil Çal’ın alacağı var denildi. Ama 2016 dan beri alınmamış. Para pul olmuş. Aranmayacak, alınmayacak diye notlar var. Başkan talimatıyla para alınmayacak, aranmayacak diye notlarla karşılaştık. Bugün son kez konuşacağım. Cevap vermeyeceğim. Proje odaklı çalışacağım. 16 ayda borçları minimal düzeyi indireceğiz. 16 ay sonra borcu 7 milyon liraya kadar indirmeyi hedefliyoruz. Bayıralan Baklançakıralan yolu taş döşeme 2 milyon 500 bin kusurdur. Yol için kroki çizilmiş ancak bir tane imza yok. İmar yolu olmayan yere nasıl taş döşediniz? Diye sorduk. Bize yap dediler. Biz karşı çıkmamıza rağmen yapıldı. Yanıtı aldık. Alacaklı geliyor para istiyor. Ben ‘Resmi olmayan bir şeyin ödemesini nasıl yapacağım’ dedim. Bunu yaptıran kudret nedir ya? Sonra ‘Fethi Beyi yedirmeyiz’ diyorlar. Biz kimseyi yeme derdinde değiliz. Son 6 ayda işe girenleri çıkardık. İçlerinde 2 tane de yeğenim var” – DENİZLİ
]]>Balıkesir Büyükşehir Belediyesi, Türkiye’nin en borçlu belediyeleri arasına girdi
BALIKESİR – CHP’nin 75 yıl sonra kazandığı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde ortaya çıkan borç, 31 Mart seçimlerinden sonra bugüne dek açıklanan tüm rakamları geride bıraktı. Önceki yönetimin, 2024 bütçesi 12 milyar lira olan belediyeyi 15,5 milyar lira tutarında devasa bir borçla devrettiği açıklandı. CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, “Asla ‘enkaz devraldık’ demeyeceğiz. Mazeret değil, iş üreteceğiz. Verdiğimiz sözlerin tamamını tutmak için kaynak bulacağız, gece gündüz çalışacağız” dedi.
31 Mart yerel seçimlerinde Ahmet Akın’ın sandıktan çıkardığı yüzde 51,1 oy oranıyla 75 yıl sonra CHP’nin yeniden kazandığı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde borç durumu da netleşti. Edinilen bilgiye göre, CHP’li Başkan Ahmet Akın göreve gelir gelmez talimat vererek belediyenin şirketleri dahil bütün birimlerinin mali durumlarıyla ilgili kapsamlı bir çalışma yaptırdı. Çalışma kapsamında belediyeye ait tüm birimlerde kalem kalem borç yükünün ne olduğu konusunda hesaplamalar yapıldı. Buna göre Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin 31 Mart 2024 itibarıyla toplam borcunun yaklaşık 15,5 milyar lira olduğu belirlendi. Genel bütçe borçlarının 10 milyar 766 milyon 85 bin lira, BASKİ borçlarının 3 milyar 492 milyon 819 bin lira, şirketlere ait borçların da 1 milyar 170 milyon 79 bin lira oluğu Balıkesir Büyükşehir’de AK Partili yönetimin ardında bıraktığı toplam borcun iştirakler dahil 15 milyar 428 milyon 985 bin lira olduğu kaydedildi.
AK Partili yönetimin kullandığı Balıkesir Büyükşehir bütçesinin 2024 yılının ilk 3 ayında ise 1 milyar 774 milyon lira tutarında açık verdiği belirtildi. 2023 yılının tamamı ve 2024 yılının ilk üç ayında doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların sayısı 3 bin 40’a ulaşırken açık ihale ve pazarlık usulüyle yapılan ihale sayısı 553 olarak gerçekleşti.
BASKİ dahil 800 araç kiralaması yapıldığı kaydedilen Balıkesir Büyükşehir’de yeni dönemin başlamasıyla birlikte ulaşan ihbarların ardından Teftiş Kurulu’nca araştırma başlatıldığı belirtildi. Ayrıca, yeni yönetim borç durumunu belediye binasına asarak halkı da bilgilendirdi.
“Mazeret değil, iş üreteceğiz”
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir halkının büyük bir borçla karşı karşıya olduğunu belirterek, şunları ifade etti:
“Görevi devralır almaz mali tablonun ortaya konulması talimatını vermiştim. Belediyenin mali durumu ortaya çıktı. 31 Mart’tan sonra bugüne kadar açıklananlar arasında en yüksek borç yükü Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde. Fakat bu durum bizi durdurmayacak, yavaşlatmayacak ve Balıkesir’e canla başla hizmet etmekten alıkoyamayacak. Asla ‘enkaz devraldık’ demeyeceğiz. Mazeret değil, iş üreteceğiz. Bu kadar borca rağmen Balıkesir’in bugüne kadar alamadığı hakkını alıp Balıkesirli hemşerilerimize iade edeceğiz. Verdiğimiz sözlerin tamamını tutmak, projelerimizi eksiksiz şekilde hayata geçirmek için kaynak bulacağız, gece gündüz çalışacağız. Balıkesir’i yönetme görevine biz talip olduk. Hemşehrilerimiz de bu görevi en iyi yapacağını düşündükleri kişi olarak beni Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine getirdi. Şimdi Balıkesir’imiz için bu görevin gereğini layıkıyla yapma zamanıdır.”
]]>31 Mart yerel seçimlerinde Ahmet Akın’ın sandıktan çıkardığı yüzde 51,1 oy oranıyla 75 yıl sonra CHP’nin yeniden kazandığı Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde borç durumu da netleşti. Edinilen bilgiye göre, CHP’li Başkan Ahmet Akın göreve gelir gelmez talimat vererek belediyenin şirketleri dahil bütün birimlerinin mali durumlarıyla ilgili kapsamlı bir çalışma yaptırdı. Çalışma kapsamında belediyeye ait tüm birimlerde kalem kalem borç yükünün ne olduğu konusunda hesaplamalar yapıldı. Buna göre Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin 31 Mart 2024 itibarıyla toplam borcunun yaklaşık 15,5 milyar lira olduğu belirlendi. Genel bütçe borçlarının 10 milyar 766 milyon 85 bin lira, BASKİ borçlarının 3 milyar 492 milyon 819 bin lira, şirketlere ait borçların da 1 milyar 170 milyon 79 bin lira oluğu Balıkesir Büyükşehir’de AK Partili yönetimin ardında bıraktığı toplam borcun iştirakler dahil 15 milyar 428 milyon 985 bin lira olduğu kaydedildi.
AK Partili yönetimin kullandığı Balıkesir Büyükşehir bütçesinin 2024 yılının ilk 3 ayında ise 1 milyar 774 milyon lira tutarında açık verdiği belirtildi. 2023 yılının tamamı ve 2024 yılının ilk üç ayında doğrudan temin yöntemiyle yapılan alımların sayısı 3 bin 40’a ulaşırken açık ihale ve pazarlık usulüyle yapılan ihale sayısı 553 olarak gerçekleşti.
BASKİ dahil 800 araç kiralaması yapıldığı kaydedilen Balıkesir Büyükşehir’de yeni dönemin başlamasıyla birlikte ulaşan ihbarların ardından Teftiş Kurulu’nca araştırma başlatıldığı belirtildi. Ayrıca, yeni yönetim borç durumunu belediye binasına asarak halkı da bilgilendirdi.
“Mazeret değil, iş üreteceğiz”
Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, Balıkesir halkının büyük bir borçla karşı karşıya olduğunu belirterek, şunları ifade etti:
“Görevi devralır almaz mali tablonun ortaya konulması talimatını vermiştim. Belediyenin mali durumu ortaya çıktı. 31 Mart’tan sonra bugüne kadar açıklananlar arasında en yüksek borç yükü Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde. Fakat bu durum bizi durdurmayacak, yavaşlatmayacak ve Balıkesir’e canla başla hizmet etmekten alıkoyamayacak. Asla ‘enkaz devraldık’ demeyeceğiz. Mazeret değil, iş üreteceğiz. Bu kadar borca rağmen Balıkesir’in bugüne kadar alamadığı hakkını alıp Balıkesirli hemşerilerimize iade edeceğiz. Verdiğimiz sözlerin tamamını tutmak, projelerimizi eksiksiz şekilde hayata geçirmek için kaynak bulacağız, gece gündüz çalışacağız. Balıkesir’i yönetme görevine biz talip olduk. Hemşehrilerimiz de bu görevi en iyi yapacağını düşündükleri kişi olarak beni Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanlığı görevine getirdi. Şimdi Balıkesir’imiz için bu görevin gereğini layıkıyla yapma zamanıdır.” – BALIKESİR
]]>Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu, Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda ile beslenmenin yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamaları dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Nisan 2024 sonuçlarını açıkladı.
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’nun paylaştığı araştırma sonuçları şöyle:
“Açlık sınırı nisanda bir önceki aya göre 208 lira azalırken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 1.134 liralık artışla 38 bin 316 liraya çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 925 lira arttı. Son bir yıllık dönemde ise açlık sınırı 8 bin 258 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 19 bin 318 lira ve yoksulluk sınırı ise 27 bin 575 liralık artış kaydetti.
AÇLIK SINIRI
Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar nisanda bir önceki aya göre 257 lira, yıllık olarak ise 2 bin 532 lira artarak 5 bin 997 lira oldu.
Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 11 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 173 liralık artışla 422 liraya yükseldi.
Bir önceki aya göre 79 lira artarak 4 bin 385 liraya yükselen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada son bir yılda ise 1.618 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para nisanda 281 lira azalarak, geçen yılın aynı ayına göre ise 1.088 lira artarak 1.886 lira, sebze harcaması ise önceki aya göre 350 lira azalarak, geçen yılın aynı ayına göre ise 908 lira artarak 2 bin 447 lira oldu.
Ekmek-un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama nisanda 43 lira artarak 1.541 liraya yükselirken, pirinç ve bulgur harcamaları 21 lira artarak 826 liraya çıktı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 30 lira artarak 552 lirayı buldu.
Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama nisanda önceki aya göre 45 lira azalarak 1.247 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 27 lira artarak 586 liraya çıktı.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre nisan ayında açlık sınırı yetişkin erkek için 5 bin 807 lira, yetişkin kadın için 4 bin 599 lira, çocuk için 3 bin 310 lira ve genç için de 6 bin 214 lira oldu.
Açlık sınırı bu yılın ilk dört aylık döneminde ise toplam 3 bin 407 lira artış kaydetti.
GIDA DIŞI HARCAMALAR
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini ‘yoksunluk hissi duymadan’ karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da nisanda 38 bin 316 liraya kadar yükseldi.
Nisanda dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları 1.707 liraya, barınma (kira dahil) harcamaları 8 bin 756 liraya çıktı. Ev eşyası harcamaları 4 bin 906 lira, sağlık harcamaları 1.629 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 11 bin 986 liraya yükseldi. Haberleşme harcamaları 1.232 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.182 liraya, eğitim harcamaları 815 liraya, tatil-otel harcamaları 4 bin 12 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar da 2 bin 92 liraya çıktı.
Gıda dışı harcamalar bu yılın dört aylık dönemde ise 7 bin 962 lira artış gösterdi.
YOKSULLUK SINIRI
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise nisanda 925 lira daha artarak 58 bin 205 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında yılın ilk dört ayındaki artış ise 11 bin 368 lira oldu. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 27 bin 575 lira olarak gerçekleşti.”
]]>TBMM Genel Kurulu’nda, Saadet Partisi’nin kamu kurumlarındaki israfın araştırılması önerisinin görüşmeleri sırasında CHP ve MHP’liler arasında Manisa Büyükşehir Belediyesi ile ilgili tartışma yaşandı. CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, “Biz engel olmasaydık eğer 500 milyon parayı Manisa Belediyesi’nin bütçesinden 150 milyon parayı da Manisa Belediyesi’ne bağlı MASKİ’nin bütçesinden ödemeye kalkışacaktınız” dedi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Akdoğan’ın söylediklerinin “çarpıtma” olduğunu savunarak “Yapılması gereken harcamalar yapılır. Bunda bir yanlışlık görürseniz de hukuk yolu açıktır” diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu, bugün TBMM Başkanvekili Celal Adan başkanlığında toplandı. Saadet Partisi’nin kamu kurumlarındaki israfın hangi boyutlara ulaştığının tespit edilmesi için verdiği araştırma önergesinin gündemin önüne alınmasına ilişkin grup önerisinin görüşmeleri sırasında belediyelerin borçları gündeme geldi.
CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, yerel seçimlerin ardından AKP ve MHP’den CHP’ye geçen belediyelerdeki borçlara dikkat çekerek, şunları söyledi:
“2 MİLYON LİRAYA SÜTLÜ TATLI, 2 MİLYON LİRAYA SU BÖREĞİ”
“Üsküdar Belediyesi 2 milyon TL sütlü tatlı almış. 19 Mart’ta ihalede de 2 milyon liraya su böreği almışsınız. 31 Mart’ta yerel seçimler bitmiş 5 milyon TL’lik porselen kupa ihalesi yapmışsınız. Tuzla Belediyeniz 2 Nisan’da 62 milyon liralık bir ihale yapmış. Denizli Belediye Başkanımız Bülent Nuri Çavuşoğlu 45 arabayı Denizli meydanına dizdi. Ne oldu da bize bol gelen size dar geldi anlamıyorum. Tam onu anlamıştık Yunus Emre Belediyemiz, büyükşehir belediyesi olmamasına rağmen 48 arabayı meydana dizdi, ‘Bunlar bizi fazla geldi’ dedi. Yenişafak, Türkiye ve Sabah gazetesinin yılda 426 milyon lira aldığı Kastamonu Belediyesi’nde bu iş kesildi. Cizre Belediyesi’nin devrini bir saat geciktirdiniz, bir saat içinde 30 milyon parayı belediyenin kasasından çıkarttınız. Manisa Belediyesi’nde biz engel olmasaydık eğer 500 milyon parayı belediyenin bütçesinden 150 milyon parayı da Manisa Belediyesi’ne bağlı MASKİ’nin bütçesinden ödemeye kalkışacaktınız” dedi.
AKÇAY: “YANLIŞLIK GÖRÜRSENİZ HUKUKİ YOL AÇIKTIR”
Sataşma gerekçesiyle söz alan MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, Akdoğan’ın Manisa Büyükşehir Belediyesi’ne ilişkin sözlerinin “çarpıtma” olduğunu savunarak “Bir dönemde yapılan harcamaların daha sonra kazanan belediye başkanları tarafından yerine getirilmesi gerekir. Manisa’da şu oldu maalesef. Daha seçim gecesi, seçim sonuçlanmadan, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin muhasebe yetkilileri aranıp hakaret, tehdit edildi, küfredildi. Harcamalara imza atılmaması konusunda tahkir edildi. Memurlar baskı altına alındılar. Yapılması gereken harcamalar yapılır. Bunda bir yanlışlık görürseniz de hukuk yolu açıktır” ifadelerini kullandı.
AKDOĞAN: “ÖDENMESİ GEREKEN BİR ŞEYSE ÖDERİZ”
Akdoğan ise “Küfür de şiddet de tehdit de yok. Ama Belediye Başkanımız gitti, Manise Belediyesi’nin önünden şu çağrıyı yaptı: Siz bu ödemeyi yapamazsınız. Seçimi 31 Mart’ta seçimi kaybetmiş, 1 Nisan’da apar topar 650 milyon lira ödeme yapmış, kaçıyor mu? Biz göreve geliyoruz ödenmesi gereken bir şeyse öderiz. Ödenmemesi gereken bir şeyse ödemeyiz. 650 milyon lira, 1 katrilyona yakın para… Seçimi kazanan belli, kaybeden belli. Neyi beklemiyorlar, bekleyecekler, gelen ödeyecek. Yangından mal kaçırır gibi halkın parasını sağa sola savurmak yok” yanıtını verdi.
]]>
CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, belediyelerin önceki dönem borçlarıyla ilgili araştırma önergesi verdi. Tanal, TBMM Başkanlığı’na sunduğu araştırma önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:
“NÜFUSU 100 BİNİ BİLE BULMAYAN İLÇELERDE MİLYONLARCA LİRA BORÇ BIRAKILDI”
“Cumhur İttifakı çatısı altındaki AKP, MHP ve kayyumlardan devralınan il ve ilçe belediyelerinin borç yükü, halkın parasının nasıl çarçur edildiğini gözler önüne sermektedir. Nüfusu 100 bini bile bulmayan birçok ilçe belediyesinin dahi geride milyonlarca lirayı bulan borç bıraktığı görülmektedir. Kimi il ve ilçelerde kişi başına düşen borç miktarı 10 bin lirayı aşmaktadır.
Meclis Araştırması açılması talebimizi birtakım örneklerle gerekçelendirsek: AKP’den CHP’ye geçen Denizli Büyükşehir Belediyesi’nin, 11 milyar 130 milyon 969 bin lira borcu olduğu ortaya çıkmıştır. AKP’den CHP’ye geçen Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nin toplam borcunun ise 15 milyar lira düzeyinde olduğu bilgisi, basına yansımıştır. Balıkesir Belediyesi’nde edindiği henüz borçla ilgili kesin çalışmanın tamamlanmadığı, hesaplamaların devam ettiği, belediyenin borç kalemleri ve toplam miktarının önümüzdeki günlerde kamuoyuyla paylaşılacağı yönündeki bilgi de basında yer almaktadır.
575 bin nüfuslu Kütahya Belediyesi’nin ilk meclis toplantısında toplam borç, 1 milyar 717 milyon lira olarak açıklanmıştır. MHP’li rakibini yenilgiye uğratarak Kütahya Belediye Başkanlığı görevini devralan CHP’li Eyüp Kahveci, ‘Nasıl bir belediye aldığımızı anlatmak zorundaydık’ diyerek, belediyenin AKP tarafından iflasa sürüklendiğine vurgu yapmıştır.
AKP’den CHP’ye geçen, sarayları andıran binasıyla, lüks banyolarla gündeme gelen İstanbul Sancaktepe Belediyesi’nin borcu, 1 milyar 946 milyon 726 bin 113 liradır.
MHP’den CHP’ye geçen Bartın Belediyesi, 251 milyon 301 bin 346 lira borç, AKP’den CHP’ye geçen Kilis Belediyesi 502 milyon lira borç, MHP’den CHP’ye geçen Ankara Gölbaşı Belediyesi 1 milyar 60 milyon 235 bin 863 lira borç, yine MHP’den CHP’ye geçen Antalya Alanya Belediyesi 1 milyar 122 milyon 258 bin 556 lira borç, AKP’den CHP’ye geçen Tuzla Belediyesi 1 milyar lira borç geride bırakmıştır.
MHP’den CHP’ye geçen Amasya Belediyesi’nin 529 milyon 264 bin 778 lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Edirne Keşan Belediyesi’nin 483 milyon 337 bin 475 lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Bursa Mustafakemalpaşa Belediyesi’nin 328 milyon 899 bin 609 lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Trabzon Ortahisar Belediyesi’nin 800 milyon lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen İzmir Kiraz Belediyesi’nin 332 milyon 51 bin 621 lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Kahramanmaraş Elbistan Belediyesi’nin 334 milyon 921 bin 947 lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Nevşehir Ürgüp Belediyesi’nin 68 milyon 857 bin 814 lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Afyonkarahisar Dinar Belediyesi’nin 125 milyon 924 bin 227 lira borcu, CHP tarafından AKP’den devralınan Antalya Kaş Belediyesi’nin 400 milyon lira borcu, AKP’den CHP’ye geçen Denizli Tavas Belediyesi’nin 61 milyon 122 bin 157 lira borcu bulunmaktadır.
Ayrıca DEM Parti’nin kayyum yönetiminden devraldığı Mardin Büyükşehir Belediyesi’nin 3 milyar 502 milyon 489 bin 545 lira, Siirt Kurtalan Belediyesi’nin 165 milyon lira, Siirt Belediyesi’nin 456 milyon 853 bin 781 lira, Şanlıurfa Suruç Belediyesi’nin 176 milyon 997 bin 954 lira borcu olduğu kamuoyuna açıklanmıştır.
MHP’den İYİ Parti’ye geçen Isparta Yalvaç Belediyesi’nin 47 milyon 682 bin 503 liralık borç bilgisi, AKP’den MHP’ye geçen Afyonkarahisar Bolvadin Belediyesi’nin 424 milyon 43 bin liralık borç bilgisi, AKP’den MHP’ye geçen Kastamonu İnebolu Belediyesi’nin 45 milyon 927 bin 762 liralık borç bilgisi, AKP’den MHP’ye geçen Kütahya Gediz Belediyesi’nin 262 milyon 692 bin 156 liralık borç bilgisi de basında yer almıştır.
AKP’nin yeniden kazandığı, ancak yönetimin değiştiği belediyeler de dahi borç batağı, örtbas edilmeyecek, kamuoyundan gizlenmeyecek düzeydedir. AKP’li Malatya Büyükşehir Belediye Başkanı Sami Er, meclis toplantısında, Malatya Belediyesi’nin 17 milyar 80 milyon liralık borcu olduğunu belirtmiştir. Göreve başladığı ilk gün, kredi çekerek personel maaşı ödemesi yaptıklarını söyleyen Başkan Sami Er, görevi devraldığı bir önceki AKP’li Belediye Başkanı Selahattin Gürkan’a tepki göstermiştir.
“TBMM ÜZERİNE DÜŞEN GÖREVİ YERİNE GETİRMELİ”
Belediyelerde çarçur edilen, yandaşlara aktarılan, kişisel servete dönüştürülen her kuruşun hesabı sorulmalıdır. Belediyelerin borç bataklığına sürüklenmesi, belediye kaynaklarının yanlış kullanımı, belediyelerce vatandaşlara kaliteli hizmet için harcanması gereken paraların amaç dışı değerlendirilmesi, belediyelerin toplamda ne kadar borcu olduğu ve bu borçların hangi kalemlerden oluştuğu konusunda TBMM üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.
Ülkemizde ‘Her yapılanın, yapanın yanına kar kaldığı’ anlayışının değişmesi gerekmektedir. Bu sebeple ilgili anayasa hükümleri ve yasal düzenlemeler doğrultusunda, kamu tüzel kişiliğine sahip belediyeleri zarara uğratan belediye başkanları ve belediye yöneticilerine, oluşan kamu zararının rücu edilmesi, ertelenmeyecek, elzem bir durumdur.”
]]>(İZMİR)- İzmir’de esnaf, vatandaşın alım gücünün her geçen gün düşmesinin işlerini etkilediğini belirterek günü kurtarmaya çalıştıklarını söyledi. Dükkan kiralarını ödemekte zorlandıklarını belirten esnaf, umudunu yurt dışından gelen turiste bağladı. Bir esnaf, “Bize taze kan lazım. Çünkü yerlinin alım gücü yok. Adam 10 bin lira emekli maaşı alıyorsa ne alabilir? İnsanlar sadece aç aç geziyor, yemek bile yiyemiyor, doğru dürüst. Bize turist lazım” dedi.
Fiyat artışları ve vatandaşların satın alma gücünün her geçen gün düşmesi İzmir’de de esnafı olumsuz etkiliyor. ANKA Haber Ajansı’na konuşan esnaf; piyasasının durgun olduğunu, idare etmeye çalıştıklarını, kira ödemekte zorlandıklarını ve güçlerinin kalmadığını söyledi.
“İDARE ETMEYE ÇALIŞIYORUZ”
Ayakkabı satıcısı Ayhan Metin, “Esnafın işi zor. Maaşlar belli, insanların önceliği gıda. Akabinde zaruri olmadıkça giyim ikinci planda. Alım gücünün düşük olması nedeniyle işler çok hareketli değil. Ciro bazında geçmiş yıllara göre belki dengeliyoruz ama ürünün maliyet değerinin yüksek olduğunu düşünürsen esnafın kar marjı düşük. İdare etmeye çalışıyoruz” dedi.
“KİRAYI ZOR YETİŞTİRİYORUM”
Esnaf Gürdoğan Çamlı ise “Piyasa durgun. İyi olacak diye bekliyoruz ama zor. Milletin cebinde para yok. Geçim sıkıntısı çok yüksek. Emekli maaşları çok düşük. Asgari ücret deseniz ona keza. İnsanlar zor geçiniyor bu durumda alışveriş yapmalarını bekleyemiyoruz. Yaz aylarında yurt dışından turist gelirse bir şeyler yapmayı planlıyoruz. Ben burada 20 senedir esnafım. İki tane yan yana mağazam var, toptan yerim var, hepsinin kirasını şu an zor yetiştiriyorum. Yok yani, masrafım çıkmıyor. İşçi ücretlerini zor yetiştiriyorum. Durumlar sıkıntılı, İzmir geneli böyle. Pek tat yok. İnsanlar karşıdan bakıyorlar, alamadan gidiyorlar. Peynirin kilosu olmuş 400 lira, etin kilosu olmuş 600 lira. Çok zor ben sadece kendi açımdan bakmıyorum; emekliye de çalışana da bakıyorum gerçekten zor” şeklinde konuştu.
“BİZE TURİST LAZIM”
Tekstil ürünleri satıcısı Serkan Alp de “Siftah yok, dükkanlar bomboş. Bütün esnaf arkadaşlar oturuyor. Bize taze kan lazım. Çünkü yerlinin alım gücü yok. Adam 10 bin lira emekli maaşı alıyorsa ne alabilir? İnsanlar sadece aç aç geziyor, başka bir şey yok. Eline bir simit alıp yiyerek geçiyor. Yemek bile yiyemiyor, doğru dürüst. Bir gün iş yapıyorsan bir ay oturuyorsun. Bize turist lazım” diye konuştu.
“İNSANLAR ARTIK TEDİRGİN OLARAK LOKANTAYA GİRİYOR”
Lokantacı Ali Haydar Keskin de “İşler hiç iyi değil, çünkü insanların alım gücü yok. İnsanların maaşları gittikçe düşüyor. Her gün her şeye zam geliyor. Dün bir kilo taze fasulye aldım, 80 lira. Ben burada kime ne vereyim. Ucuz versem ben batacağım. Kiralar yüzde yüz artıyor. Alım gücü herkes için çok zor. Esnaf için de öyle. Vergi, sigorta, işçi parası var. Artık gücümüz kalmadı. İnsanlar artık tedirgin olarak lokantaya giriyor. ‘Ne yiyeyim acaba, kaç para’ diye korkuyorlar. Bir de burası Alsancak. Sıkıntı çok büyük. Et koymuyorum atık, et yemeğini kaç liraya satacağım ben? Kıymaya her gün zam geliyor, geçen hafta 30 lira zam geldi. Tüpe zam geliyor. Yansıtsak müşteri kaçıyor, yansıtmasak biz içeri giriyoruz. Biz hep tedirginlik içerisindeyiz ne yapacağımızı şaşırdık” ifadelerini kullandı.
GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
RÖPORTAJLAR
Ayakkabı satıcısı Ayhan Metin
Esnaf Gürdoğan Çamlı
Tekstil ürünleri satıcısı Serkan Alp
Lokantacı Ali Haydar Keskin
ÇARŞIDAN VE ESNAFLARDAN DETAYLAR
]]>
CHP Manisa Milletvekili, TBMM Tarım Orman ve Köyişleri Komisyonu Üyesi Bekir Başevirgen, üretici fiyatlarıyla market fiyatları arasında oluşan fahiş fiyat farklarına dikkat çekti. Başevirgen, üretici fiyatlarıyla market fiyatları arasında 4 katı fark olduğunu söyledi.
Başevirgen yaptığı yazılı açıklamada, “TÜİK verilerine göre tarım ürünleri üretici fiyat endeksi geçen yılın aynı dönemine göre yıllık yüzde 61,87, bir önceki aya göre ise yüzde 5,57 oranında arttı. En yüksek yıllık artış yüzde 170,17 ile yağlı meyvelerde olurken, yüksek fiyat artışlarını koyun, keçi ve işlenmemiş süt takip etti. Sebzeden meyveye, etten süte kadar vatandaşlarımızın yaşamak için tüketmesi gereken gıdaların fiyatları el yakıyor. Bu fiyatlarla vatandaşların gıdaya erişimi bile imkansız hale geldi” ifadelerini kullandı.
Hem üreticinin hem de tüketicinin en büyük sorunlarından birinin üretici fiyatlarıyla market fiyatları arasındaki uçurum olduğunu belirten Başevirgen, “Çiftçilerimizin ürünleri, market raflarında 3 hatta bazı ürünlerde 4 katı fiyatına yer buluyor. Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB) verilerine göre Mart ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 378 ile limonda görülürken, limondaki fiyat farkını yüzde 255,2 ile kuru incir, yüzde 245,9 ile patlıcan, yüzde 232,4 ile yeşil soğan, yüzde 184,3 ile maydanoz takip etti. Üreticide 3 lira 50 kuruş olan limon markette 16 lira 73 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 408 lira 48 kuruşa, 15 lira 88 kuruş olan patlıcan 54 lira 93 kuruşa, 10 lira 17 kuruş olan yeşil soğan 33 lira 81 kuruşa, 4 lira 33 kuruş olan maydanoz 12 lira 31 kuruşa satılıyor” dedi.
“VATANDAŞLARIMIZ NE DANA ETİNİN NE TAVUK ETİNİN NE DE SEBZELERİN YANINA YANAŞABİLİYOR”
Üretici fiyatlarıyla, market fiyatlarına ilişkin verileri de paylaşan Başevirgen şunları söyledi:
“TZOB verilerine göre; Mart ayında markette 39 ürünün 15’inde fiyat artışı yaşandı. Mart ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,2 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat artışını yüzde 45,7 ile sivri biber, yüzde 16,2 ile tavuk eti, yüzde 7,9 ile kuzu eti, yüzde 7,8 ile dana eti takip etti. Rekor üstüne rekor kıran fiyatlar, vatandaşlarımızın temel gıda ürünlerinden oluşuyor. 17 bin liralık asgari ücret, 10 bin liralık emekli maaşıyla vatandaşlarımız ne dana etinin ne tavuk etinin ne de sebzelerin yanına yanaşabiliyor. Dana eti ve tavuk etini bir kenara bırakıp sadece sebze fiyatlarındaki değişime bakacak olursak; limonun üreticideki kilogram fiyatı 3 lira 50 kuruş, haldeki fiyatı 8 lira 50 kuruş, pazar fiyatı 15 lira 8 kuruş, market fiyatı ise 16 lira 73 kuruş.
Yine sofraların değişmez sebzelerinden biri olan patlıcanın üreticideki kilogram fiyatı 15 lira 88 kuruş, haldeki fiyatı 36 lira 40 kuruş, pazar fiyatı 46 lira 67 kuruş, market fiyatı ise 54 lira 93 kuruş. Yeşil soğanın üreticideki demet fiyatı 10 lira 17 kuruşken markette 33 lira 81 kuruş. Marulun adedi üreticide 12 lira 71 kuruşken markette 34 liraya kadar yükselmiş durumda. Sebzelerdeki üretici ve market fiyatları arasındaki fahiş fark baklagillerde de benzerlik gösteriyor. Yeşil mercimeğin üreticideki kilogram fiyatı 26 lira 40 kuruş, markette 67 lira 18 kuruş. Nohut, üreticide 29 lira 44 kuruş, markette 73 lira 96 kuruş. Kırmızı mercimek üreticide 17 lira 50 kuruş, markette 43 lira 30 kuruşa yer buluyor.”
“TÜM YÜK VATANDAŞIMIZIN SIRTINA YÜKLENDİ”
Başevirgen, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın asgari ücrete Temmuz’da ara zam gelmeyeceğine ilişkin açıklamalarını da hatırlatarak, “Yine tüm yük vatandaşımızın sırtına yüklendi. Milyonlarca vatandaşımızın tek derdi bir sonraki ayı getirebilmek. Asgari ücretin açıklanmasının üzerinden henüz 4 ay geçmesine rağmen açlık sınırının altına düşen ücretlerle çalışmaya mahkum edilen yurttaşlarımız, 8 ay daha yeni asgari ücret için bekleyecek. Her geçen gün yoksulluğun altında biraz daha ezilecek” dedi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Meclisi’nde İETT Genel Müdürlüğü’nün 2023 Yılı Faaliyet Raporu kabul edildi. İETT Genel Müdürü İrfan Demet, faaliyet raporuyla ilgili yaptığı bilgilendirmede, “Akaryakıt giderlerimizin yüzde 38’i KDV ve ÖTV’den oluşmaktadır. Bu vergi yükünün bize yıllık maliyeti yaklaşık 3.7 milyar liradır. Sadece bu vergi yükü ile ; 1 yılda 550 adet yeni otobüs alınabilmekte, 5 yılda ise İETT filosu tamamen yenilenebilmektedir. 2015 yılında yüzde 68 olan yolculuk başı gelirin gideri karşılama oranı, yıllara sari artan maliyetler sebebiyle 2023 yılında yüzde 35’e düşmüştür. Gelir ve gider arasındaki bu fark 2023 yılı sonunda 16 milyar lirayı aşmıştır. Gelir ve gider arasındaki bu mali yük, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz tarafından karşılanarak sübvanse edilmektedir” dedi.
İBB Meclisi nisan ayı toplantılarının ikinci oturumu, Meclis 1’inci Başkanvekili Nuri Aslan Başkanlığı’nda İBB Saraçhane binasında yapıldı. İETT Genel Müdürlüğü Faaliyet Raporu’nu İETT Genel Müdürü İrfan Demet sundu. Demet yaptığı sunumda şunları söyledi:
“YILDA 478 MİLYON KM KAT EDİLEREK 1 MİLYAR 340 MİLYON YOLCULUK GERÇEKLEŞTİRİLMEKTE”
“Nüfusu ile Avrupa’nın 23 ülkesinden büyük olan, kıtaları birbirine bağlayan İstanbul’umuzda, toplu ulaşımın yaklaşık yüzde 54’ü lastik tekerlekli ulaşım ile gerçekleşmektedir. Dünyanın farklı metropollerinde, birden farklı kurum bu hizmeti sağlarken, İstanbul’da İETT, 153 yıllık geçmişi, bilgi birikimi ve tecrübesi ile bu hizmeti tek başına sunmaktadır. 2 yıl önce yüzde 60 seviyesinde olan bu oran, İstanbul’da raylı sistem yatırımlarının hayata geçmesi ile azalmakta ancak, İETT’nin raylı sistemlere ve deniz ulaşımına entegrasyonunu sağlayan yeni hatları devreye alması nedeniyle yolcu sayısı artmaktadır. Şehrin merkezinden, ücra köşelerine kadar, özel taşımacılık ile beraber toplam 6 bin 652 araçla; – 832 farklı hatta, günlük 62 bin sefer yapılmakta, – yılda 478 milyon km katedilerek, toplam, 1 milyar 340 milyon yolculuk gerçekleştirilmektedir. İETT olarak filomuzda; – 2 bin 704 otobüs, – 702 metrobüs ve – Adalar İlçemizde, 230 elektrikli araç olmak üzere, toplam 3 bin 636 aracımız bulunmaktadır. Özel Taşımacılık Filosunda; – 2.111 Özel Halk Otobüsü, – ve 905 kooperatif aracı olmak üzere toplam 3 bin 16 araç mevcuttur. İETT araç filomuzu artırmak gayesiyle yeni araç yatırımlarımızı hızlandırdık. Bu sayede, 2019 yılında 3 bin 65 olan araç sayımızı, 2023 yılında 3 bin 406 adede ulaştırdık.
“YÜZDE 11 YOLCU KAPASİTESİNİ YÜZDE 20 ORANINDA ARTIRDIK”
Böylece İETT araç filomuzu yüzde 11, yolcu kapasitesini yüzde 20 oranında artırdık. İstanbul genelinde, 17 farklı garajımız ve 73 peron alanımız bulunmaktadır. Araçlarımızın günlük sefer hazırlıkları, bakım ve onarımları, iç ve dış temizlikleri, yağ ve yakıt ikmalleri, dezenfekte işlemleri, parklanmaları, sonrasında denetim – kontrol ve sefere verme işlemleri, bu 17 farklı garajımızda yapılmaktadır. Yıllık yolculuk sayısı artmaya devam etmektedir. 2023 yılında özel taşımacılıkla beraber toplam yolculuk sayısı, 2022 yılına göre 90 milyon daha artarak 1 milyar 340 milyona ulaşmıştır.
“ŞEFFAFLIK KONUSUNDA REKORA İMZA ATTIK”
İETT olarak, şeffaflık konusunda da rekora imza attık. 2023 yılında gerçekleştirdiğimiz 8,6 milyar lira tutarındaki ihalelerimizin yüzde 99.5’ini açık, Kamu İhale Kurumu mevzuatına uygun, şeffaf ve tüm isteklilerin katılabileceği şekilde gerçekleştirdik. İstanbul’un en önemli toplu ulaşım hatlarından olan, günde yaklaşık 1 milyon yolcu taşıyan, metrobüs hattındaki araçlarımızı yenilemek ve konforu artırmak amacıyla önemli çalışmaları hayata geçirdik. 2022 yılında; 100 adedi 21 metre uzunluğunda, tek körüklü, 200 yolcu kapasiteli, 60 adedi, 25 metre uzunluğunda, çift körüklü, 280 yolcu kapasiteli, 2023 yılında ise 92 adet yine yüksek kapasiteli metrobüs alarak toplam 252 adet yerli üretim, konforlu, yüksek güvenlik donanımlarına sahip metrobüslerimizi İstanbul’a kazandırdık. Metrobüs filomuzda olduğu gibi, otobüs filomuzu da yenilemek gayesiyle çalışmalarımızı hızlandırdık. 12 metre uzunluğunda, 100 yolcu kapasiteli, Dijital Kamera Ayna sistemli, Anlık Şoför Duygu Durum Analizi ve Yolcu Sayma Sistemleri olan, Elektronik Fren ve Dijital Sürücü Ekranları bulunan – Araç verilerini anlık olarak Filo Yönetim Merkezi ile paylaşabilen, Şoför Kaza Uyarı Donanımları bulunan, Telemetri Sistemi’ne veri aktarabilen, 150 otobüsün alımını gerçekleştirdik.
“DEPREME DAYANIKLI PERONLARIMIZI İNŞAA EDİYORUZ”
Metrobüs garajlarımızı, yeni hizmete aldığımız uzun ve yüksek yolcu kapasiteli araçlarımıza uygun hale getirmek için, depreme dayanıklı, çelik yapı ile inşa ettiğimiz 4.160 m2’lik daha kapalı bakım onarım alanı mayıs ayı sonunda hizmete alınacaktır. Şoförlerimizin daha verimi çalışabilmesine imkan sağlayabilmek amacıyla, İstanbul’un bir çok noktasında bulunan peronlarımızı çok daha modern, çağdaş mimariye uygun, konforlu ve deprem dayanıklı olarak yeniden inşa ediyoruz.
“ADALAR İLÇESİNDE TOPLAM 230 ELEKTRİKLİ ARACIMIZ İLE HİZMET VERİYOR OLACAĞIZ”
Adalar Elektrikli araç yatırımlarımız kapsamında; 150 km menzile sahip, yüzde 100 elektrikli, sıfır emisyonlu, çevreci, geniş iç ve bagaj hacmine sahip, sessiz ve konforlu ulaşım imkanı sunan 50 adet Adamini aracımızı daha 2023 yılı itibarıyla yolcularımızla buluşturduk. Yine Adalar elektrikli araç yatırımlarımız kapsamında, 60 adet Adabüs aracımız teslim alınmış olup; bu araçlar; İETT markalı, 120 km menzile sahip, engelli erişime uygun, yüzde 100 elektrikli ve çevreci, hızlı şarj olabilen, sessiz ve konforlu ulaşım imkanı sunan kamera ve telemetri sistemleri ile donatılmış, mevsim şartlarından etkilenmeyen karosere sahip bu modern araçlarımız nisan ayı sonunda Adalar’da hizmete başlamış olacaktır.
“İETT TARİHİNDE İLKLERİ GERÇEKLEŞTİRMEYE DEVAM EDİYORUZ”
Köklü kurumumuzda ilk kez, 2020 yılında başlattığımız kadın şoför uygulamamız, İstanbulluların memnuniyeti ile karşılandı. Gerek yolcu geri bildirimlerinde, gerekse şoförlerimizin iş performansında gördüğümüz memnuniyeti, İstanbul’a yayabilmek amacıyla, kadın şoförlerimizi artırdık. Kurumumuzda, kadın çalışan sayımızda yüzde 100, kadın yönetici sayımızda ise yüzde 164’lük bir artışı sağladık. Hedefimiz; hali hazırdaki 155 kadın şoför sayımızı daha da yukarı çıkarmak.
“İSTANBUL’DA YÜZDE 97 ENTEGRASYON ORANINA ULAŞMIŞ DURUMDAYIZ”
Nüfus artışı ve yeni hat talepleri, İETT’mizin yeni ve nitelikli şoför ihtiyacını da beraberinde getirmektedir. Ayrıca emektar personelimizin emekliye ayrılacak olması da, yeni personel ihtiyacını doğurmaktadır. İETT olarak; Kurumumuza yeni şoförleri kazandırmak ve taşeronda çalışan şoförleri de ailemize katmak, Onların da çalışma koşullarını, İstanbul Büyükşehir Belediyesi güvencesine alarak iyileştirmek amacıyla çalışmalarımızı başlattık. 2023 yılında da 789 şoförün taşerondan kadroya geçişini sağladık ve özlük haklarında yüzde 75 iyileşme gerçekleştirdik.
“MOBİLİTE PROJESİ OLAN DİJİTAL DÖNÜŞÜM PROJEMİZİ BÜYÜTÜYORUZ”
Dünyanın en büyük mobilite projesi olan Dijital Dönüşüm Projemizi büyütüyoruz. Daha önce İstanbul’daki 3 bin 41 özel halk otobüsünde tamamladığımız; şoförlerin duygu durum analizini yaparak, yorgunluk ve uyku hali tespiti yapabilen, emniyet kemeri takmama, telefonla konuşma, dikkati yola vermeme gibi istenmeyen durumları otomatik olarak tespit edebilen ve filo yönetim merkezinden izlenebilen sistemimizi, şimdi tüm İETT araçlarımızda uygulamaya başlıyoruz.
“İETT ŞOFÖRLERİMİZ BİR GÜNDE DÜNYANIN EN GENİŞ ÇEVRESİ OLAN EKVATORU TAM 32 KEZ TUR ATACAK KADAR MESAFE KAT EDİYOR”
Kentimizin ve ülkemizin geleceği olan çocuklarımızla, İETT’nin sosyal sorumluluk projesi kapsamında yeni nesil ulaşım sistemleri ve çevreyi daha iyi koruyabilme konusunda eğitim çalışmalarına başladık. İstanbul Kalkınma Ajansı ile birlikte Sürdürülebilir Hareketlilik Eğitim Merkezi Projesini başlattık. Proje ile bir otobüsümüzü, simülasyonlar ve animasyonlarla desteklenen bir eğitim aracına dönüştürdük. Toplu ulaşım ve yaya ulaşımı kuralları, yeni nesil ulaşım sistemleri, çevreci yakıtlar, enerji tasarrufu, sürdürülebilir ulaşım ve kentsel mobilite gibi konularında verdiğimiz eğitim ile şuana kadar 11 bin 250 öğrencimize ulaştık. İETT şoförlerimiz, şehrin her noktasında 7 gün 24 saat hizmet veriyor. 1 günde dünyanın en geniş çevresi olan ekvatoru, tam 32 kez tur atacak kadar mesafe kat ediyor. Böylesine zor ve kıymetli bir görevi yapan İETT şoförlerimizi 9 farklı kategoride değerlendiriyor İstanbullulardan en çok memnuniyet ve teşekkür alanları ödüllendiriyor, onların motivasyonlarını artırmayı hedefliyoruz.
“100 BİN KM’DE 2 MİLYON 500 BİN LİRALIK YAKIT TASARRUFU SAĞLAYACAK”
Elektrikli araç yatırımlarımıza da hız vereceğiz. Bu çerçevede 12 metre uzunluğunda, yüzde 100 elektrikli, – Çevreci ve yüzde 60’ın üzerinde yakıt tasarrufu sağlayan 100 elektrikli otobüs alımı çalışmalarımıza başladık. İstanbul’da bir ilke imza atıyoruz. 40 metre uzunluğunda, 420 yolcu kapasiteli, yüzde 100 elektrikli, sıfır emisyonlu, – otonom sürüş kabiliyetli, – çift yönlü sürücü kabinli, metro konforunda yeni nesil metrobüs aracımız için çalışmalarımıza başladık. Bu kapsamında getirdiğimiz ilk aracımızın test çalışmaları hızla devam ediyor. Test neticeleri istediğimiz gibi tamamladığında, çok yüksek yolcu kapasitesine sahip, konforlu, sessiz ve ferah yolculuk imkanı sunan, çevreci, yeni metrobüs araçlarımızı şehrimize kazandırmayı hedefliyoruz. Hızlı şarj edilebilen bu araçlar 100 bin km’de 2 milyon 500 bin liralık yakıt tasarrufu sağlayacak ve çevreye 1 yılda 300 ton karbon salınımının önüne geçmiş olacak. Motor ekonomik ömrünü tamamlamış 50 otobüsün yüzde 100 elektrikliye dönüşümünü gerçekleştireceğiz.
“GELİR VE GİDER ARASINDAKİ BU MALİ YÜK, İBB TARAFINDAN KARŞILANARAK SÜBVANSE EDİLMEKTEDİR”
Tam yolcu bilet fiyatları da, yıllara göre olarak geçmişten bugüne azalış göstermiştir. 2012 yılında 1.1 dolar seviyesinde tam yolcu bilet fiyatı, günümüzde 0,5 dolar seviyesindedir. 2023 yılı Mayıs ayında akaryakıt ortalama fiyatı 18,92 lira idi. 2023 yılı Ağustos ayına geldiğinde yaklaşık yüzde 100 artarak 37,4 liraya gelmiş, 2024 yılı Nisan ayında ise güncel akaryakıt fiyatı 42,13 lira seviyesine ulaşmış olup, son 1 yıldaki bu artış oranı yüzde 123’dür. Akaryakıt fiyatlarındaki artış bu kadar yüksekken, akaryakıt giderlerimizin yüzde 38’i KDV ve ÖTV’den oluşmaktadır. Bu vergi yükünün bize yıllık maliyeti yaklaşık 3.7 milyar liradır. Sadece bu vergi yükü ile 1 yılda 550 adet yeni otobüs alınabilmekte, 5 yılda ise İETT filosu tamamen yenilenebilmektedir. Bu yüksek enflasyonist ortamda, personel giderinden akaryakıt ve bakım onarım giderlerine kadar tüm maliyetlerimiz artmaktadır. 2015 yılında yüzde 68 olan yolculuk başı gelirin gideri karşılama oranı, yıllara sari artan maliyetler sebebiyle 2023 yılında yüzde 35’e düşmüştür. Gelir ve gider arasındaki bu fark 2023 yılı sonunda 16 milyar lirayı aşmıştır. Gelir ve gider arasındaki bu mali yük, İstanbul Büyükşehir Belediyemiz tarafından karşılanarak sübvanse edilmektedir.
“2023 YILI GİDERLERİ 14 MİLYAR 885 MİLYON”
2023 yılı gider gerçekleşmeleri: 14 milyar 885 milyon 441 bin 776 Lira olmuştur. Bunun gider kalemlerine baktığımızda; Personel Giderleri 1 milyar 362 milyon 268 bin 934 lira; SGK Giderleri 185 milyon 968 bin 347 lira; Mal ve Hizmet Alım Giderleri 11 milyar 241 milyon 874 bin 458 lira; Faiz Giderleri 30 milyon 119 bin 456 lira; Cari Transferler 22 milyon 724 bin 58 lira; Sermaye Giderleri 2 milyar 42 milyon 486 bin 523 liradır.
Gelir gerçekleşmemiz ise: 11 milyar 37 milyon 454 bin 419 lira olmuştur. Gelir kalemlerine baktığımızda ise Teşebbüs ve Mülkiyet Gelirlerinin 4 milyar 721 milyon 884 bin 60 lira; Alınan Bağış ve yardımların 5 milyar 762 milyon 499 bin 839 lira; Diğer Gelirlerin 429 milyon 713 bin 737 lira; Sermaye Gelirlerinin 123 milyon 500 bin lira; Red ve İadelerin 143 bin 217 lira olduğunu görüyoruz. Açığın finansmanı ise, 3 milyar 847 milyon 987 bin 357 lira olarak gerçekleşmiştir.”
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından İETT Genel Müdürlüğü 2023 yılı Faaliyet Raporu, 97 red oyuna karşılık 160 oyla kabul edildi.
]]>GENÇAĞA KARAFAZLI
Hükümetin açıklayacağı yaş çay fiyatını bekleyen Rizeli üreticiler, açıklanacak fiyatın 20 liradan az olmaması gerektiğini ifade etti. Bir çay üreticisi, “25 lira olursa memnun kalırız” derken bir başka üretici ise, “Eğer çayın şu anki fiyatı 30 liranın da altına düşerse çaycı yandı. Hükümet özel sektörlere vereceğine ÇAYKUR desteklerini halka versin, bizim gibilere versin” diye konuştu.
Rize başta olmak üzere Artvin, Trabzon ve Giresun illerinde 210 bin çay üreticisinin temel geçim kaynağı olan yaş çaya hükümetin vereceği fiyat merakla bekleniyor. Üreticiler bir kilo yaş çay fiyatının en az 25 lira olması gerektiğini söyledi.
“ÖZEL SEKTÖR BİZİ MAĞDUR EDİYOR”
Rizeli çay üreticisi, “Ben bir çay üreticisi olarak geçen sene zaten çayın fiyatının yani beklentinin çok çok altında olduğunu gördük ve bu sene artan maliyetlerden dolayı çayın ziraat odasının açıkladığı fiyatta 17 lira bir maliyetimiz var. Bugün ben bir gübre aldım 15 bin 500 lira para ödedim bir tonuna bunun akaryakıt fiyatlarını koyarsak, enflasyonu da koyarsak, çayda şu an beklentimiz 20 ile 23 lira arası. Özel sektör bizi yıllardır mağdur ediyor devletin açıkladığının altında alıyor yine hüsrana uğrayacağımızı düşünüyorum” dedi.
“DEVLET BU KONUDA RİZELİYİ MAHCUP EDİYOR”
Çay üreticisi bir yurttaş ise “Çayların çay fiyatı 20 liradan aşağı olmaması lazım, bu kesim işine son vermeleri lazım. Kesiyoruz, çaylıklar bitti. Burada hep ezilen vatandaş biz olduk. Kendi çayımızı yevmiyeyle toplamış gibi oluyoruz ama bu 25 lira olursa memnun kalırız. Bizim çay 25 lira yapıp da kuru çayı 250- 300 lira yaptığı zaman yine vatandaştan gidiyor. Hiç Rizeli çaydan memnun olmamıştır, olmaz. Devlet şimdi bu konuda Rizeliyi hep mahcup etmiştir çaya istediğimiz değeri vermemiştir. Rizeli hiç memnun olmamıştır” dedi.
“ÇAYIMIZA UZAKTAN SELAM VERİR DURUMA DÜŞTÜK”
Bir diğer yurttaş, “Öncelikle çayın bu mecburi kesim işlerin kaldırılmasını istiyorum. Gübreye devletin mutlak ve mutlak bir destek olmasını istiyorum. Aşırı pahalı aşırı yani o fiyatlarla gübre alıp da çaya verip de çay yani çok kıymetli ama çayın değeri çok düştü. Yıllar yılı her sene bu acımasız enflasyon bizi mahvetti. Eğer çayın şu anki fiyatı 30 liranın da altına düşerse çaycı yandı. Bundan sonra artık çaya bir destek mi verir hükümet yani, özel sektörlere vereceğine ÇAYKUR desteklerini halka versin, bizim gibilere versin. Çaycılar ayakta kalabilsin yoksa çay da elimizden gidecek bu gidişte. Yani çayımıza da artık uzaktan selam verir duruma düştük” ifadelerini kullandı.
“ÖZEL SEKTÖR TEFECİ GİBİ”
Diğer çay üretici yurttaş da, “Çayın fiyatı konusunda beklentilerimiz 25 lira çünkü çayın bir gelir kaynağı olması için 25 lira bile bir insanın çaydan alacağı hani eziyetine değmeyecek bir para. Çay artık bitmiş bir ürün, Rizeli olarak diyorum. Özel sektör maalesef ki millet perişan. Kıştan çıkıyor yaza düşünce özel sektörü şöyle düşünün bir çeşit tefeci gibi devlet çayı diyelim hani asıl fiyatından alırken özel sektör geçen sene 11 lirayken devletin fiyatı özel sektör 9 lira 9 buçuk liralara kadar aldı çünkü millet kıştan çıkmış, borcu var, çaydan geçinemiyor mecburen çayını bozdurmak zorunda kalıyor” diye konuştu.
“ÇAYIN FİYATI 20 LİRADAN AŞAĞI OLMASIN”
Bir başka üretici ise “AK Parti hükümeti beni çok iyi dinlesin; kurulduğu günden beri ona oy veriyorum hiç bu zamana kadar bir şey istemedim şimdi istiyorum. Diyorum ki; çayın fiyatı 20 liradan aşağı olmasın. Eğer bu milletin gönlünü kazanmak istiyorsa, bu Rizelinin gönlünü kazanmak istiyorsa, çayın fiyatı 20 lira olsun. Sayın Cumhurbaşkanı burada ilk konuştuğu zaman ne dedi; ‘görün ben bir seçileyim bak çay paketleme fabrikalarının hep dışarıda paketlemeleri onları Rize’ye alıyorum’. Hani neredeler, bugün olanları da yıktılar. Taşlıdere’de vardı onları da yıktılar. Rize’ye bir fabrika yapsınlar, olanları da yıktılar” dedi.
]]>
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), kur korumalı mevduatların (KKM) da etkisiyle 2023 yılı için 818 milyar 182 milyon 863 bin 710 lira zarar açıkladı. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Başkentli bir yurttaş, ” ‘Kur Korumalı Mevduat’ diyerek vatandaşa zulüm ediyorlar. Yoksuldan alıp zengine verdiler” dedi. Bir emekli ise ” Merkez Bankası’nın içini boşalttılar. Boşaltınca bu hale geldi. Zaten çok kötü bir yönetim var. Türkiye, Türkiye olalı böyle bir yönetim görmemiştir” değerlendirmesini yaptı.
Merkez Bankası, kur korumalı mevduat uygulamasının (KKM) da etkisiyle 2023 yılı için 818 milyar 182 milyon 863 bin 710 lira zarar açıkladı. Başkentli yurttaşlar, Merkez Bankası’nın zararını ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.
Başkentli bir yurttaş, “Türkiye aynı olayı 1980’li yıllarda yine yaşamıştı. Bunun acısını yaşadığımız halde yeniden aynı şekilde ‘Kur Korumalı Mevduat’ diyerek vatandaşa zulüm ediyorlar. Yoksuldan alıp zengine verdiler” dedi.
“MERKEZ BANKASI’NIN İÇİNİ BOŞALTTILAR”
“Merkez Bankası sürekli başkan değiştiriyor, yönetim çok kötü. Bankanın başına işi bilenler gelmiyor” diyen emekli kadın şöyle konuştu:
“Bunların çok büyük etkisi var. Ekonomi çöktü, üretim yok. Dışarıya bağımlı bir ülkeyiz. Bütün bunlar olurken tabii ki burada Merkez Bankası etkileniyor. Halk çok etkileniyor. 10 bin lira maaşla yaşayamaz hale geldik, dibe vurduk. Gerçekten emekli perişan durumda, faizler çok yüksek. İnsanların alım gücü yok, evine et alamıyor, süt alamıyor, ev alamıyor, taşınamıyor, evlenemiyor. İnsanlar çok çaresiz. Merkez Bankası’nın içini boşalttılar tabii ki. Boşaltınca bu hale geldi. Zaten çok kötü bir yönetim var. Türkiye, Türkiye olalı böyle bir yönetim görmemiştir.”
“HEP AF İSTİYORLAR, AFFEDİLİYORLAR”
Merkez Bankası’nın sürekli başkan değiştirdiğine dikkat çeken emekli kadın, “Böyle önemli bir kurumun sürekli başkan değiştirmesi zaten bu ekonominin bu durumda olmasından dolayı. Öyle önemli bir kurumda bir başkan sürekli değişmez” diye konuştu. Emekli kadın, önceki Merkez Başkanı Hafize Gaye Erkan’ın görevden affını istediğini hatırlatarak, “Zaten hep af istiyorlar, affediliyorlar” dedi.
Emekli kadın açıklamasının devamında şunları kaydetti:
“Emekliyim, kiramı ödeyemiyorum. Oğlum var bekar evlenemiyor. Emekli maaşı 10 bin lira, kiralar 15 bin lira. İnsanlar ne yiyecek ne içecek? Elektriğini, suyunu, doğal gaz faturasını nasıl ödeyecek, gıdasını nasıl olacak? Bir kilo et 600-700 lira olmuş. Ne yapacak bu Türk halkı? Türkiye, Türkiye olalı böyle bir enflasyon, böyle bir pahalılık, böyle bir yönetim görmedi.”
“MERKEZ BANKASI İYİ YÖNETİLEMİYOR”
Kasanın ekside olduğunu belirten emekli yurttaş, “İyi bir şey değil. Merkez Bankası iyi yönetilemiyor. İşin ehli insanların gelmesi lazım. Sağ-sol partiye bakmaksızın orayı kim iyi yönetirse o kişinin yapması lazım” ifadelerini kullandı.
10 bin lira emekli maaşı aldığını söyleyen emekli kadın, “Bütün sıkıntıyı vatandaş çekiyor, olan vatandaşa oluyor. Geçinemiyorum, kızımla oturuyorum” diye tepki gösterdi.
“DOĞRU EKONOMİ POLİTİKALARIYLA İYİ YÖNETİLEBİLİRDİ”
Emekli olduğunu ve çalıştığını belirten bir başka yurttaş da Kur Korumalı Mevduat’ın bakan Nureddin Nebati döneminde hayata geçtiğini anımsatarak “Adam kendini göstermek için aralardan çıkıp bir yerlerde kendini göstermeye çalıştı. Böyle siyaset olmaz” dedi.
Üniversite mezunu iş arayan genç ise şöyle konuştu:
“Merkez Bankası’nın bu kadar açık vermesi çok üzücü. Avrupa’daki veya Amerika’daki yaşıtlarımızın alabildikleri bizim yaşımızdayken şeyleri göz önümüzde bulundurduğumuz da tabii ki insan üzülüyor. Ammavelakin Avrupa’da yaşamıyoruz, coğrafyamız ne yazık ki buna çok elverişli bir coğrafya değil. Böyle bir dönemden geçiyoruz. Daha doğru ekonomi politikalarıyla iyi yönetilebilirdi. Fakat elimizdeki bu bir genç olarak üzgünüm.”
]]>Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, engelli ve eski hükümlü vatandaşların kendi işini kurma projeleri, engellinin iş bulmasını sağlayacak destek teknolojileri, engellinin işe yerleştirilmesi ile işe ve iş yerine uyumunun sağlanması projeleri, korumalı işyeri projeleri ve engellilerin istihdam edilebilirliklerini artırmayı amaçlayan mesleki eğitim ve mesleki rehabilitasyon projelerini desteklenmeye devam edeceklerini söyledi.
Engelli ve eski hükümlü bireylerin iş gücüne katılımını desteklemek amacıyla yapılan çalışmalarda önemli bir adım atıldığını belirten Işıkhan, bu vatandaşların kendi işlerini kurmaları için sunulan hibe desteği miktarını yüzde 170’e yakın bir oranda yükselttiklerini ifade etti.
“Kendi işini kurmak isteyen engelli ve eski hükümlü vatandaşlara hibe desteklerinde enflasyonun üzerinde artış gerçekleştirildi”
Işıkhan, engelli vatandaşların kendi işini kurmaları için sağlanan kuruluş işlemleri, işletme gideri ve kuruluş (demirbaş) desteği giderlerini kapsayan hibe desteği miktarını, 150 bin TL’den 400 bin liraya; eski hükümlü vatandaşların da kendi işlerini kurabilmeleri ve istihdam edilebilmesi için verilen hibe miktarının 110 bin liradan 300 bin liraya yükseltildiğini duyurdu. Işıkhan “Yapılan artışlarla birlikte, engelli ve eski hükümlü bireylere yönelik desteklerin etkinliği artırılarak, daha fazla kişinin iş gücüne katılımı ve kendi işini kurma imkanı sağlanmış olacak” dedi.
“Kendi işini kurmak isteyen engelli ve eski hükümlü vatandaşlara 294 milyon liraya varan destek sağlandı”
Engelli vatandaşların kendi işlerini kurmalarını ve istihdam edilmelerini desteklemek amacıyla 2014 yılından bu yana 3 bin 608 projeye 183 milyon 198 bin 277 lira tutarında destek verildiğini açıklayan Işıkhan, başvuru sürecini kolaylaştırmak ve erişilebilirliği artırmak amacıyla 2021 yılından itibaren hibe başvurularını e-Devlet üzerinden almaya başladıklarını söyledi. Işıkhan, yapılan bu düzenlemelerle daha fazla vatandaşın bu imkanlardan faydalanmasının hedeflendiğini ifade etti. Ayrıca eski hükümlü vatandaşların da kendi işlerini kurmalarını ve istihdam edilmelerini desteklemek amacıyla 2014 yılından bu yana kabul edilen 2 bin 746 proje için 109 milyon 968 bin 815 lira hibe desteği sağlandığını belirtti.
Bakan Işıkhan, “İş gücü piyasasında istihdam noktasında zorluk yaşayan engelli ve eski hükümlü bireylerin kendi ayakları üzerinde durabilmelerini sağlamak amacıyla kendi işlerini kurarak üretime katkıda bulunabilmeleri için önemli politikaların başında gelen ‘kendi işini kurma hibe desteği’ uygulamamızı bu zamana kadar olduğu gibi bundan sonra da etkin bir şekilde sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu.
Engellilerin istihdamı için yapılan çalışmalara değinen Bakan Işıkhan, engelli ve eski hükümlü çalıştırmayan işverenlerden idari para cezası olarak tahsil edilen tutarları kullanmaya yetkili komisyonun aldığı kararlar doğrultusunda 2014 yılından itibaren mesleki eğitim ve rehabilitasyon, işe ve iş yerine uyum projeleri, destek teknolojileri ve korumalı işyeri projeleri için toplamda 92.7 milyon lira destek sağlandığını belirtti.
Destekler devam edecek
Engelli ve eski hükümlü çalıştırmayan işverenlerden veya işveren vekillerinden tahsil edilen idari para cezaları kapsamında 2014 yılından bugüne kadar toplamda 7 bin 238 proje için 385 milyon 897 bin 77 lira destek sağlandığını açıklayan Bakan Işıkhan, dezavantajlı gruplara yönelik desteklerin artarak devam edeceğini belirterek bugün başlayan yeni başvuruların 7 Haziran’a kadar yapılabileceğini söyledi. – ANKARA
]]>İzmir’de Ramazan Bayramı’nda tatile ve memlekete gidemeyen emekliler hayat pahalılığından, Kemeraltı Çarşı esnafı da vatandaşın alım gücünün giderek daha da düşmesinden dert yandı. İzmir Kuru Kahveciler, Kuru Yemişçiler ve Baharatçılar Odası Başkanı ve 62 yıllık işletmeci İlyas Gönen, “Bu insanlar nasıl geçiniyor diye soran var mı? Çıksınlar çarşıyı, pazarı gezsinler. 10 bin lira paranın 1 lira ettiğini görün” dedi. Emekli yurttaş ise “Bayram fakire nasıl geçer? Emekliyiz hiç alım gücümüz yok. 10 bin lira maaşla ne alınır” diye konuştu.
İzmir’de Ramazan Bayramı’nı tatile ya da memlekete gidemeden geçiren yurttaşlar, geçim sıkıntısının günden güne giderek arttığını dile getirdi. Kemeraltı Çarşı’da alışveriş yapmaya çıkan yurttaşlar fiyatların yüksek olduğunu söylerken, çarşı esnafı ise yurttaşın alım gücünün düştüğünü ifade etti.
“ÇARŞIYI, PAZARI GEZSİNLER. 10 BİN LİRA PARANIN 1 LİRA ETTİĞİNİ GÖRSÜNLER”
ANKA Haber Ajansı’na konuşan İzmir Kuru Kahveciler, Kuru Yemişçiler ve Baharatçılar Odası Başkanı ve 62 yıllık İşletmeci İlyas Gönen, küçük ve orta ölçekli esnafın ekonomik sıkıntılarına dikkat çekti. Bağ-Kur emeklisi olduğunu belirten Başkan Gönen aldığı 10 bin 700 lira maaş ile ek iş yapmadan geçimini sağlayamayacaklarını söyleyerek şunları kaydetti:
“Bayram eskiye göre zehir gibi geçti. Bu ekonomik koşullarda bayram nasıl geçti diye sormak biraz abesle iştigal. Allah bir an önce bizi idare edenlere irade nasip etsin. Mucizeler olsun, insanlar çok kötü durumda. Bilhassa ben şu anda Türkiye’de yaşayan küçük ve orta ölçekli esnaf adına konuşuyorum. İzmir Kuru Kahveciler, Kuru Yemişçiler ve Baharatçılar Odası Başkanıyım. 62 yıldır da bu gördüğünüz mekanda iş yapıyorum. Gerçekten insanlar artık kredi kartının da dibine dayandılar. Bilmiyorum nasıl çıkacağız biz bu işin içinden? İnşallah bir an önce Türkiye’miz bu karanlık, bataklıktan çıkar. Aydınlık dünyaya kavuşuruz. Söyleyecek söz bulamıyorum. Küçük ve orta ölçekli esnaf çok ama çok zor durumda. Bağ-Kur emeklisiyim. 10 bin 700 lira maaş alıyorum. Burada çalışmasak, geçimimiz olmasa biz nasıl tamamlayacağız? Bu insanlar nasıl geçiniyor diye soran var mı? Biraz çıksınlar çarşıyı, pazarı gezsinler. 10 bin lira paranın 1 lira ettiğini görün.”
“AİLEM SİVAS’TA OTURUYOR, BİR BİLET BİN 500 LİRA OLMUŞ, NASIL GİDECEĞİZ?”
Emekli yurttaş ise bayramda tatile ya da memlekete gidemediklerine vurgu yaparak, “Emekli cebinde olmayan bir parayla nereye tatile gidecek? 3 bin lira verdi. Sadaka verdi. Vermeseydi daha iyiydi. Biz emekli olarak zam istemiyoruz ama hiçbir şeye de zam gelmesin. Bugün bir köfte ekmek 200 lira. Bir ekmek olmuş 10 lira. Ekonomi düzelsin. Hiçbir şeye de zam gelmesin. Ailem Sivas’ta oturuyor, ben burada oturuyorum. Bir bilet olmuş bin 500 lira. Nasıl gideceğiz? 10 bin 500 lira emekli maaşı alıyorum ayın 26’sında, ayın 27’sinde aylık bitiyor” dedi.
“EMEKLİYİZ HİÇ ALIM GÜCÜMÜZ YOK”
10 bin lira emekli maaşı ile geçinemediğini belirten bir diğer emekli yurttaş da “Bayram fakire nasıl geçer? Emekliyiz hiç alım gücümüz yok. 10 bin lira maaşla ne alınır? Şuradan balık aldık. Misafirim geldi. Balığın kilosu 200 lira. 3 tane balık aldık. 240 lira tuttu. Hiç memnun değilim bu hükümetten. Torunlara benden hiç harçlık istemeyin diyorum. Hakikaten böyle. Gerçeği söylüyorum. Şimdi size harçlık veriyorum diye niye yalan söyleyeyim ki? Bizi bu duruma getirenler Allah’tan korksun, utansın” dedi.
“BİZ HER BAYRAM DÜKKANI AÇARIZ, BU BAYRAMDA İŞ YOK”
Bir diğer Kemeraltı Çarşı esnafı ise şehirlerarası bilet fiyatlarının yüksek olduğunu, bu nedenle çocukları ile bayramda görüşemediklerini söyleyerek, “Bayram bize göre değil, başkalarına göre bayram. Hiçbir yerden misafirim gelmiyor. Çünkü hayat pahalı olduğu için çocuklar memleketlerinden bu tarafa doğru gelemiyor. Bir bilet bin lira 2 bin lira. Nasıl gelsinler? Torunlar yerlerinde kaldı. Biz de işimize devam ediyoruz. Torunlara harçlık gönderemedik, mümkün mü göndermek?” diye konuştu. Kemeraltı’nda balıkçılık yapan bir diğer esnaf da önceki yıllarda bayramda doluluk olurken bu yıl müşterilerin az olduğunu ifade ederek, “Eski bayramlar yok, mümkün değil. Biz her bayram dükkanı açarız bu bayramda iş yok” dedi.
]]>
Bayramın ilk gününde çocuklarını eğlendirmek için lunaparka getiren Ankaralılar, oyuncak fiyatları karşısında hayal kırıklığı yaşadı. Aileler 60 lira olan bilet fiyatları nedeniyle çocuklarını ancak bir ya da iki oyuncağa bindirebildiklerini söyledi. Torunlarını eğlendirmek isteyen emekli Müşerref Gün, lunaparktaki oyuncakların ücretlerinin çok pahalı olduğunu belirterek, “Beş kişi biniyoruz 60 TL… Büyük bir para 300 TL. Ben vermiyorum parayı oğlum veriyor. Benim bütçem yetmiyor” dedi. Serkan Boran ise “Çocukların 2-3 oyuncağa binmeleri 200 TL yapıyor. Bunu daha uygun yapabilirlerdi. Çocuk onu da istiyor bunu da istiyor… Bir an önce buradan gitmek istiyoruz” diye konuştu.
Bayramlarda çocukların vazgeçilmez mekanlarından olan lunaparkta oyuncak fiyatları ailelerin bütçelerini zorladı. Bayram tatilinde çocuklarını eğlendirmek için Ankara’da Gençlik Parti içinde bulunan lunaparka getiren aileler 60 lira olan bilet fiyatlarını yüksek buldu. Aileler, bütçelerinin çocuklarını bir iki oyuncağa bindirmeye yettiğini söyledi.
“EMEKLİYİM BÜTÇEM YETMİYOR”
Bbayramda Ankara’ya gelen torunlarını eğlendirmek için lunaparka getirdiğini anlatan emekli Emekli Müşerref Gün, lunaparktaki oyuncakların ücretlerinin çok pahalı olduğunu söyledi. Gün, ” “Beş kişi biniyoruz 60 TL… Büyük bir para 300 TL. Ben vermiyorum parayı oğlum veriyor. Çocukların bayram harçlıklarını harcıyoruz. Bugün en az 5 bin liradan çıkarız gibi geliyor. Beni zorlar ben emekliyim 15 bin TL emekli maaşım. Onlar beni eğlendiriyor çünkü benim bütçem yetmiyor” dedi.
“KURU KALABALIK”
Serkan Boran ise lunaparkın ücretlerin pahalılığından yakınarak ANKA Haber Ajansı’na şunları söyledi:
“Çocukların 2-3 oyuncağa binmeleri 200 TL yapıyor. Bunu daha uygun yapabilirlerdi. Geçen geldiğimizde 40 liraydı. Bir anda 60 TL olmuş. Her şeye olduğu gibi çok hızlı bir şekilde zam gelmiş, şaşırdık. Çocuk onu da istiyor bunu da istiyor… Bir an önce buradan gitmek istiyoruz. Ailelerin bütçesi yetmeyebilir buna. Şehir dışından gelen misafirlerimiz var. Onlarla beraber yemek yiyelim desek, bittik… Bütün maaşı oraya vereceğiz. İnsanlar artık evlerinde, kuru kalabalık bu aslında. İnsanlar bir şeye binemiyor, bir şey yiyemiyor bir şey içemiyor.”
“YEMEK YEMEYİ DÜŞÜNMÜYORUZ”
Emekli Figan Yüksel ise, “İki çocuk bindirdiğiniz zaman 120 TL. Yüksek rakam. Yılda bir kere yaşanan bir olay olduğu için fedakarlık ediyoruz. Üç oyuncağa 380 TL para vermiş olduk. Yemek yemeği şu anda düşünmüyoruz. Rakamlar çok yüksek olduğu için evimizde yiyeceğiz sadece çocuklarımızı eğlendireceğiz” dedi.
“500 TL LİMİTİM VAR, BAŞKA YOK”
İnşaat işçisi olan Cengiz Pala iki çocuğunu parka eğlendirmeye getirdi. Pala, “İki oyuncağa bindirmeyi düşünüyorum. 500 TL limitim var başka yok. Bir de yemesi içmesi var bunun. Ben inşaatçı olduğum için yaklaşık evime 40 bin lira giriyor. 15 bin lirasını kiraya veriyoruz. Aylık giderimiz zaten 35 bin lira. 600-700 TL paramız gider burada” diye konuştu.
]]>ÖZGÜR DEDEOLUK
Aydın Karacasu ilçesinde bayram pazarına dönüşen haftalık semt pazarında vatandaşlar yüksek meyve ve sebze fiyatlarına dikkat çekerken; pazar esnafı alım gücünün düşmesinden dert yandı. Sebze üretilip satan 60 yaşındaki Ganime Alkan: “5 lira maydanoz. Alan satan yok. 5 liraya maydanoz satıp ev geçindireceğiz. Çiftinin hayatı bu. Ben aşağı yukarı 40 yıldır pazarcılık yapıyorum. Emekliliğim yok. Çiftçilik yaparak geçinmeye çalışıyorum. Sadece eşimin emekliliği var. Yetmiyor. 10 bin lira maaş nereye yetecek ki” diye yakındı.
Aydın’ın Karacasu ilçesindeki semt pazarında bayram alışverişi yapan vatandaşlar fiyatların yüksek olduğunu söylerken, esnaf ise vatandaşın alım gücü düştüğü için eskisi kadar satış yapamadıklarını belirtti. Karacasulu vatandaşlar şunları söyledi:
“15-20 LİRA OLMASI GEREKEN BEZELYE 35 LİRA”
-Sebze üreticisi ve satıcısı Habil Karabıyık: “Bir bayram hareketliliği var. Satışlar iyi. Allah bereket versin. Fiyatlardan alıcılar dert yanıyor ama satıcılar da dert yanıyor. Ürün yetiştirmek, pazara getirmek zor. Üretici de alıcı da zorlanıyor. Sattıklarımın yarısını kendim üretiyorum. Üretmek de zor. Girdi maliyetlerinin yüksek olması zorluyor.”
-Pazarda alışveriş yapan Hüseyin Ördek: “Pazar belli. Aldı başını gidiyor, yön yukarı. Her şey pahalı. Zorluyor tabi. Mazot öyle, gübre öyle. Saymakla bitmez. Akşama kadar muhabbet etsek bitiremeyiz. Çiftçinin ana damarı mazot 25 lira olması lazım. Gübre, yem fiyatları düşmesi lazım. 15-20 lira olması gereken bezelyeyi 35 liraya aldım. Marul mesela 20 lira 10 liraya yememiz lazım. Tütün, arpa buğday üretiyorum, hayvancılık yapıyorum. Girdi pahalı. Hem satıcıya hem üreticiye zor. Nasıl yetecek.”
“BAYRAM HAREKETLİLİĞİ YOK”
-Giysi satıcısı Mehmet Kaplan: “Bayram hareketliliği yok. İnsan var ama kuru kalabalık. Alıcı yok, bekliyoruz. Müşteriye uygun pantolonlarımız var ama iş yok. Çok gevşek. Allah sonumuzu hayır etsin inşallah.”
-Burak Toran ise: “Bayram pazarı Allah bereket versin. Çok iyi. Çok şükür. Pijama, penye, kazak herşey var.”
-Ali Uzkuç: “Çocuk giyimi, çorap, çamaşır, bebek ürünleri satıyorum. Bayram pazarı güzel. Hareket var ama fiyatlar yüksek olduğu için insanların alım gücü zayıf. Çok fazla bir alışveriş yok yani. Bayram pazarı beklediğimiz gibi değil. Kalabalık var ama insanların alım gücü düşük.”
“6 AY ÖNCESİNİ BİLE ARIYORUZ”
-Ayakkabı satıcısı Adnan Yurt: “Bu sene bayram biraz durgun malesef. Fiyat artışlarından dolayı umduğumuzu değil, bulduğumuzu almaya gidiyoruz. A’dan Z’ye her şey arttı. Hammaddeden tutun poşete, mazota kadar her şey arttı. Artmayan hiçbir şey yok şu an. Bunun hepsi bize yansıdı, biz de zorlanıyoruz. Fiyatlar yüksek geliyor insanlara. Daha az ya da daha uygun fiyatlı almaya çalışıyor. Müşteri yeni model yerine eski model almaya çalışıyor. 500-600 liralık ayakkabı yerine 300 liralık eski model ayakkabı almaya çalışıyor. Geçmiş yıllara göre fazlasıyla kötü. Her yıl daha kötüye gidiyor. Yıl değil 6 ay öncesini bile arıyoruz. Artık yıl da yok. Yarın ne olacağını belli değil ülkede. Seçimden sonra zam gelecek zam gelecek dediler. Geldi. Şimdi bayramdan sonrası için de zamdan bahsediliyor. Hep zam var. 15 yıldır ayakkabıcılık yapıyorum. En kötüsü bu yıl. Dayanabildiğimiz yere kadar dayanacağız. Asgari ücretli işe girsem neye yetecek ki, 17 bin lira neye yeter şu an. Bir markete girdiğin zaman bin- iki bin lira para bırakıyorsun. Zor kardeşim. Allah herkesin yardımcısı olsun. 400-425 liraya aldığımız malı kazandırmayacak şekilde 500 liraya zor satıyoruz. Yine günü kurtarmaya çalışıyoruz.”
“YAŞIM 60 HER GÜN ÇALIŞIYORUM, ÇİFTİNİN HAYATI BU”
-Sebze üretilip satan 60 yaşındaki Ganime Alkan: “5 lira maydanoz. Alan satan yok. Bayram hareketliliği yok. Pazar kalabalık ama boşa kalabalık. 5 liraya maydanoz satıp ev geçindireceğiz. Çiftinin hayatı bu. Başka ne yapabiliriz. Ben aşağı yukarı 40 yıldır pazarcılık yapıyorum. Kendim üretiyorum. Her türlü sebzeyi yetiştiriyorum. Patlıcan, biber, yeşillik her şey var. Maliyetler arttı. Milletin aylıklarına zam, bakkal eşyalarına zam. Bizimkiler düşük. Emekliliğim yok. Sadece çiftçilik yaparak geçinmeye çalışıyorum. Çalışarak geçinmeye çalışıyoruz. Sadece eşimin emekliliği var. Yetmiyor. 10 bin lira maaş nereye yetecek ki. Sigarayla kahve parası. Yaşım 60. Hala çalışıyorum. Her gün çalışıyorum. 10 bin lira maaş yetmez. Allah ömrümüzü alana kadar çalışacağız. Hayat çok pahalı. Bir tatlı aldık. Bin lira. Maydonoz 5, marul, kereviz, soğan 10’ar lira.”
]]>
Altın fiyatındaki yükseliş, düğünlerde altın takacak vatandaşların bütçelerini zorluyor. Düğün sezonun yaklaşmasıyla altın almayı planlayan vatandaşların tercihi, gösterişli ama gramajı hafif ürünler oluyor.
Kuyumcu İnanoğlu, geçen haftalarda altının gramının 2 bin 540 liraya kadar yükseldiğini ancak seçimlerden sonra tekrar bir gerileme yaşandığını belirtti. Çeyrek altının yaklaşık 4 bin 500 liralara yaklaştığını ifade eden İnanoğlu, “Şimdi 4 bin 50, 4 bin 100 bandında dolanıyor. Beklentimiz haziran ayı gibi altın onsunun biraz yukarı doğru çıkması, dolar da biraz yükseldiği takdirde haziran sonu gibi altının gramı 2 bin 815 lira civarında olacak. Bu da demek oluyor ki çeyrek altının 4 bin 600 liralara kadar çıkması bekleniyor” dedi.
Yüksek fiyattan altın alan vatandaşların ‘yüksekten aldık, altın düştü’ diye panik yapmamasını tavsiye eden İnanoğlu, “Tekrar gelip yerine oturacaktır. Altın zirveyi sever ve geldiği yeri asla unutmaz” diye konuştu.
“Altın, altın yılını yaşıyor”
Halkın elindeki paraya göre hareket ettiğini vurgulayan İnanoğlu, fiyatlardaki artıştan dolayı gram altının tercih edilmeye başlandığını kaydetti. Gayrimenkullerini satanların da altına yatırım yaptığına dikkat çeken İnanoğlu, “Çünkü altın 2023 yılında yaklaşık yüzde 146 civarında getiri sağladı. Beklenti 2024’te de aynı şekilde. Vatandaşın 2023’ün Kasım ayında 9 bin liraya aldığı bir cumhuriyet lirası bugün 16 bin lira bandında. Arada yüzde 50-60’lık bir fark var. Bu da ciddi bir kazanç getiriyor. Yani bir söz vardır; altın, altın yılını yaşıyor. Ama tabii ki bunlar işçilikli ürün veya takı değil. Gram, çeyrek, yarım, tam altın şeklindeki ziynet dediğimiz ürünlerdir” ifadelerini kullandı.
“Gramajı hafiflerken, gösterişi artıyor, fiyatı düşüyor”
İnanoğlu, altın fiyatındaki artışa bağlı olarak vatandaşların, gramajı ağır olan ürünler yerine füzyon yöntemiyle gösterişli ama gramajı hafifletilerek imal edilen takılara yöneldiğini söyledi. Gramajı ağır olan ürünlerin füzyon denilen yeni bir imalat sistemiyle içinin boşaltılarak, gösterişli hale getirildiğini anlatan İnanoğlu, şöyle devam etti: “Örneğin ürün içi dolu olduğu takdirde 100 gramlık bir bilezik olacaktır. Ama o bilezik füzyon yönteminin ardından 30 gram geliyor. Yüzde 70’lik bir iç boşaltma olayı gerçekleşiyor. Gramajı hafiflerken, gösterişi artıyor, fiyatı düşüyor. Tabii ki ürünlerin tamamı 22 ayar veyahut 14 ayardır. Onlardan yana herhangi bir sıkıntı yok. Sadece halkın kesesine uygun olabilecek, düğünlerini, derneklerini rahat yapabilecek, verdiği sözleri yerine getirebilmeleri sağlamaları açısından ürünleri hafiflettik.”
“Piyasada çok sahte altın var”
Vatandaşları altın alırken dikkatli olmaya çağıran İnanoğlu, “Piyasada çok sahte altın var. Düşük ayar, merdiven altı üretimler var. Bu nedenle bildik, tanıdık kuyumculardan alışveriş yapmalarını tavsiye ederiz ki insanlar mallarının arkasında dursunlar. Asla internetten alışveriş yapmasınlar. Çok dolandırıcılık var. 14 ayar diye satıyorlar; 8 ayar geliyor bazen. Hatta 8 ayar bile gelmiyor, metal geliyor, altın kaplama geliyor. Vatandaşlarımız görmedikleri altını almasınlar” dedi.
Bankalardaki altın hesaplarında da alış-satış arasındaki makasın açıldığını dile getiren İnanoğlu, bunun da vatandaşın cebine olumsuz yansıdığını, bu nedenle de ‘elleriyle tutmadıkları ve gözleriyle görmedikleri’ altını almamaları tavsiyesinde bulundu. – MERSİN
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, Mart ayı üretici ile market arasındaki fiyat değişimlerini, 5 ürünün market ve pazarlardaki fiyat değişimini, aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimlerini yaptığı görüntülü basın açıklamasıyla değerlendirdi.
Mart ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkının en fazla yüzde 378 ile limonda görüldüğünü söyleyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Limondaki fiyat farkını yüzde 255,2 ile kuru incir, yüzde 245,9 ile patlıcan, yüzde 232,4 ile yeşil soğan, yüzde 184,3 ile maydanoz takip etti. Limon 4,8 kat, kuru incir 3,6 kat, patlıcan 3,5 kat, yeşil soğan 3,3 kat, maydanoz 2,8 kat fazlaya satıldı. Üreticide 3 lira 50 kuruş olan limon markette 16 lira 73 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 408 lira 48 kuruşa, 15 lira 88 kuruş olan patlıcan 54 lira 93 kuruşa, 10 lira 17 kuruş olan yeşil soğan 33 lira 81 kuruşa, 4 lira 33 kuruş olan maydanoz 12 lira 31 kuruşa satıldı.”
Bayraktar, mart ayında fiyatı en fazla artan ürünün markette beyaz lahana, üreticide havuç olduğunu sözlerine eklerken, fiyatı en fazla düşen ürünün markette kabak, üreticide ise yeşil soğan olduğunu ifade etti.
Market fiyatlarına değinin Bayraktar, şu ifadelere yer verdi:
“Mart ayında markette 39 ürünün 15’inde fiyat artışı, 23’ünde fiyat azalışı görülürken 1 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Mart ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,2 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat artışını yüzde 45,7 ile sivri biber, yüzde 16,2 ile tavuk eti, yüzde 7,9 ile kuzu eti, yüzde 7,8 ile dana eti takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 33,5 ile kabak oldu. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 22,5 ile domates, yüzde 19,3 ile kuru incir, yüzde 18,2 ile patates izledi.”
Üreticideki fiyatlara da dikkati çeken Bayraktar, “Mart ayında üreticide 31 ürününün 10’unda fiyat artışı olurken, 12’sinde fiyat düşüşü görüldü. 9 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üreticide en çok fiyat düşüşü yüzde 46,4 ile yeşil soğanda görüldü. Yeşil soğandaki fiyat düşüşünü yüzde 29,4 ile domates, yüzde 26,6 ile salatalık, yüzde 24,9 ile patlıcan, yüzde 23,3 ile marul, yüzde 18,7 ile patates izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 55,5 ile havuçta görüldü. Havuçtaki fiyat artışını yüzde 40 ile limon, yüzde 17,6 ile kuru soğan, yüzde 17,4 ile sivri biber, yüzde 12,5 ile kabak takip etti” açıklamasında bulundu.
Üreticideki fiyat değişimin nedenlerini masaya yatıran Bayraktar, şöyle konuştu:
“Kışlık havuçta hasat Şubat ayı itibarıyla tamamlanmış olup, arz depolardan sağlanıyor. Piyasada ürün miktarındaki azalmanın yanı sıra Ramazan ayında talebin de artmasıyla havuç fiyatlarında artış yaşandı. Sezon boyunca limonda üretici fiyatları düşüktü. Hasadı devam eden dikenli limonda piyasaya sunulan ürün arzındaki azalma, sezon boyunca oldukça düşen limon fiyatının artmasına neden oldu. Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesinde hasadın bitmesi, Çukurova Bölgesinde hasadın başlamamış olması nedeniyle arzdaki düşüş fiyatları artırdı. Sivri biber ve kabakta dönemsel arzda yaşanan azalma fiyatların yükselmesine neden oldu. Yeşil soğan, domates, salatalık, patlıcan, marul, maydanoz, ıspanakta havaların sıcak gitmesi nedeniyle arzda yaşanan artış fiyatlarda düşüşe neden oldu.”
“Enflasyonla mücadele devam ederken gıda fiyatları üzerinden fırsatçılık yapılmamalıdır”
Geçtiğimiz aylarda marketlerde fiyatı düşen ürünlerin sınırlı kaydığını belirten Bayraktar, bu ay ise marketlerde 23 üründe fiyat düşüşü yaşandığını aktardı. Bayraktar, Ramazan ayı başından itibaren artan denetimler ve TZOB’un uyarılarının fiyat düşüşlerinde etkisini gösterdiğini vurguladı.
Üreticilerin ekim ve dikim döneminin başından itibaren doğal afet riskleri başta olmak üzere girdi fiyatlarının belirsizliği ve işçi bulamama sorunları gibi birçok sorunla mücadele ettiğini dile getiren Bayraktar, şunları kaydetti:
Ülkemizde hemen hemen her sektörde üretilmesi planlanan ürünün fiyatı en başta belirlenirken bunun tam aksine tarım sektöründe üreten çiftçilerimiz ürünün fiyatını hasada kadar bilmiyor. Bu yıl narenciye ve şekerpancarında yaşandığı gibi çoğu zaman fazla üretim de çiftçiye dert oluyor. Her türlü riske rağmen üretim yapan çiftçilerimizin ürettiği üründen bazı kesimlerin fazla kar beklentileri artık ortadan kalkmalıdır. Ülke olarak enflasyonla mücadele ederken gıda fiyatları üzerinden fırsatçılık yapılmamalıdır. Enflasyon artışının devam ettiği bu aylarda her kesim üzerine düşeni daha fazla yapmalıdır. Son bir ayda marketlerde gerileyen fiyatlar Ramazan ayıyla sınırlı kalmamalıdır.”
Hal kanunu işaret eden Bayraktar, şu ifadeleri kullandı:
“Kanunla perakendecilerin tüketicilere daha uygun fiyatla ürün satabilmelerine imkan tanımak adına doğrudan üreticiden ürün alma hakkı verildi. Diğer taraftan yaş meyve sebze pazarlanmasında halen aracıların varlığı devam ediyor. Pazarcı Ankara halinden aldığı ürünü satarken, çoğu market satacağı ürünü hiçbir aracı olmadan doğrudan üreticiden alarak halka sunuyor. Ancak, halen çoğu üründe market fiyatlarının daha yüksek olduğu görülüyor. Perakendeciler 5957 Sayılı Kanunla verilen ayrıcalığı üreticilerimizden değer fiyatında aldığı ürünü halka ucuza sunmak üzere kullanmalıdır. Birliğimizce Ankara’da, halkımızın temel tüketim ürünlerinde seçilen 5 ürünün, 4 farklı market ve 4 farklı pazardaki fiyatlarına yönelik çalışma yapıldı. Yapılan çalışma sonucunda işlenmeden doğrudan tüketiciye sunulan ürünlerde fiyatların fazlasıyla değişkenlik gösterdiği görüldü.”
Markette fiyatı değişen ürünlere de örnek veren Bayraktar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“1 adet kıvırcık marulun fiyatı, A markette 39,90 lira, B markette 24,95 lira, C markette 44,95 lira, D markette 19,9 liradır. 1 adet kıvırcık marulun fiyatı, A pazarda 30 lira, B,C ve D pazarlarında 25 liradır. 5 üründe market ve pazar fiyatlarına bakıldığında; Kıvırcık marulda marketler arası fiyat farkı yüzde 125,8 iken, pazarlar arası fiyat farkı yüzde 20’dir. Salkım domateste marketler arası fiyat farkı yüzde 40,6 iken, pazarlar arası fiyat farkı yüzde 25’dir. Sivri biberde marketler arası fiyat farkı yüzde 22,9 iken, pazarlar arası fiyat farkı yüzde 25’dir. Kemer patlıcanda marketler arası fiyat farkı yüzde 50,2 iken, pazarlar arası fiyat farkı yüzde 25’dir. Starking elmada marketler arası fiyat farkı yüzde 54,2 iken, pazarlar arası fiyat farkı yüzde 20’dir. Araştırmadan elde edilen veriler aynı ürünün marketler arasındaki fiyat farkının yüzde 125,8’i bulduğu, pazarlarda ise fiyat farkının bu 5 üründe en fazla yüzde 25’de kaldığı görülüyor. Tüketicilerin market ve pazarlar arasındaki değişen fiyatları göz önünde bulundurmaları ve alışverişlerde fiyat araştırması yapmaları önemlidir. Yaşanan yüksek fiyat farklarının önüne geçmek amacıyla 5957 sayılı kısaca Hal Kanunu dediğimiz kanunda değişiklik yapılarak üreticiden doğrudan alınan ürünlerde kar marjı sınırlandırılmalıdır. Yüksek fiyat konusunda yapılan denetimlerin sayısı arttırılmalı, vatandaşlarımızda karşılaştıkları yüksek fiyatları gerekli mercilere şikayet etmelidir.”
Mart ayı ve yıllık girdi fiyatlarına dikkati çeken Bayraktar, şunları kaydetti:
“Mart ayında, Şubat ayına göre fiyatlar, amonyum sülfat gübresi yüzde 3,9, amonyum nitrat gübresi yüzde 1 oranında arttı. Üre gübresi yüzde 3,4, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2,5, DAP gübresi yüzde 0,1 oranında düştü. Geçen yılın Mart ayına göre son bir yılda amonyum sülfat gübresi yüzde 35,9, üre gübresi yüzde 32, DAP gübresi yüzde 28, amonyum nitrat gübresi yüzde 24,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 20,3 oranında arttı. Mart ayında şubat ayına göre süt yemi yüzde 1,6, besi yemi yüzde 1,2, son bir yılda süt yemi yüzde 44,8, besi yemi ise yüzde 43,7 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 2,11 oranında arttı. İlaç fiyatları aylık yüzde 16, yıllık yüzde 56,6 oranında arttı. Mart ayında girdilerde yıllık değişimde en fazla fiyat artışı mazotta görüldü. Mazot fiyatı aylık olarak yüzde 0,1 artarken, son bir yılda yüzde 105,2 oranında arttı.” – ANKARA
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, seçim çalışmaları kapsamında Ortaca’ya gelerek Festival Alanı’da bir miting düzenledi. CHP İl Başkanı Zekican Balcı’nın yanı sıra Muğla milletvekilleri ve belediye başkan adaylarının da katıldığı mitingde kısa bir konuşma yapan Ortaca Belediye Başkan Adayı Evren Tezcan, “Genel Başkanımızın gelişiyle 31 Mart’ta yapacağımız kutlamayı bugün yapıyoruz. 31 Mart gecesi Cumhuriyet Halk Partisi’nin sosyal demokrat belediyeciliğini getirmeye ant içiyoruz” dedi.
“Bugün 2. yüzyılın büyük lideri, kurtuluş ve kuruluşun partisinin genel başkanı Özgür Özel’i Muğla’mızda ağırlıyoruz” diyen Muğla Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Ahmet Aras ise “Muğla Büyükşehir Belediye Başkanlığında artık canla başla, azimle, kararlılıkla hizmet etmeye hazırım. Kendime güveniyorum. Sizlerin desteği ile 31 Mart’ta seçimi hem Dalaman’da hem de Muğla’nın diğer 12 ilçesinde ve Büyküşehir’de çok güçlü şekilde kazanacağız, bundan hiç şüphemiz yok. Ortaca’da Evren kardeşim var. Evren kardeşim ile Büyükşehir Belediyesi’nin imkanlarını birleştirip Ortaca’nın ne eksiği varsa hepsini tamamlamak benim namus borcumdur. Büyükşehirle Ortaca Belediyesi’nin imkanlarını birleştireceğiz, altyapı, su, kanalizasyon, yol, otogar, kültür merkezi, kreş, yurt, huzurevi, ne gerekiyorsa sonuna kadar Ortacamız’a kazandıracağız” dedi.
“Geçen seçim kendi hatamızla kaybettik, 5 yıldır içim sızlıyor”
Konuşmasına, “Geçen seçimde kendi hatalarımız yüzünden kaybettiğimiz ve 5 yıldır içimizi sızlatan Ortaca’dayım. Bu sefer Ortaca’yı almaya geldik. Hayırlı uğurlu olsun” diye başlayan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu sefer bölünmek var mı? Ayrı düşmek var mı? Bu sefer sandıkta hep beraber olacağız, kol kola olacağız. Ortacamız’a Evren Tezcan Başkanımızı Belediye Başkanı yapacağız. Evren kardeşim Ortaca’nın evladı, Evren Ortaca’ya yakışacak. Ahmet Aras’a gelince, Muğla’da, Bodrum’da başarılı işler yaptı. Muğlalılara sorduk anketlerde en çok onu istediler. Muğla Büyküşehir Belediye Başkan adayımız oldu, sizlerin takdirleri ile 3 gün sonra inşallah Muğla’nın yeni Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras” dedi.
“Orman köylülerini hükümet yok saydı”
Konuşmasında orman köylülerine değinen Özgür Özel, “Orman köylüleri hükümetin yok saydığı bir grup. 500 bin orman köylüsü var, 3,8 milyar lira devletten alacaklı durumdalar. Bu sene enflasyon yüzde 120, TÜİK’e göre yüzde 68, ancak orman köylülerinin yaptığı hizmet karşılığı aldığı paraya yapılan zam sadece yüzde 20. Orman Genel Müdürlüğü 5 yıldızlı otellerde kamplar yapıyor, kampa katılanlara 5’er bin liralık ayakkabı hediye ediyor, orman köylüsü 30 gün çalışsa 9 bin lira para alıyor” dedi.
“Emeklilerden 18 kilo kıymayı çalıp aldılar”
Seçim sürecinde emeklilerin sorunlarını dile getirdiğini belirten CHP Genel Başkanı Özel, “Emekliler Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi iktidara geldiği gün 3 Kasım 2002’de bir buçuk asgari ücret maaş alıyordu. Ona dokunmasa, sizinle uğraşmasa, TÜİK enflasyon hesaplayacağız, enflasyona ezdirmeyeceğiz diye emekliye kandırmasalar bugün bu ücret 26 bin lira ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. O gün 8 çeyrek altın alıyordu, bugün 2,5 çeyrek altın alıyor. Emeklilere AKP iktidarı boyunca TÜİK’in rakamları ile zam aldığınız için bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Ayda 5,5 çeyrek altın cebinizden çalınıyor. Buradan 6 yıl önce 2018’de ilk kez emekli ikramiyesi almıştınız. Kemal Kılıçdaroğlu birer maaş demişti 2015’te, biz de vereceğiz dediler, 6 bayram, oyaladılar, 6 bayram hakkınızı vermediler, sonra bin lira verdiler. O gün beğenmediğiniz o bin lira 24 kilo dana kıyma alıyordu. Bugün verdikleri 3 bin lira 6 kilo dana kıyma alıyor. Sadece bayram ikramiyenizden 6 yılda 18 kilo kıyma kayıp. Bugün emekliler 1 kilo kıyma almak için sabah 4’te kuyruğa giriyor. Sizden 18 kilo kıymayı çalıp aldılar” dedi.
Kaybedilen bir şeyin kaybedildiği yerde bulunacağını belirten Özel, “Siz ne zaman kaybettiniz. Bir seçim sandığında kaybettiniz. O zaman kaybettiklerini aramak için Pazar günü sandık başına gitmeye hazır mıyız? Hakkımızı arayacak mıyız? Emekliye yapılanın hesabını sandıkta soracak mıyız” dedi.
“Limon üreticisini bu hale düşürenleri de Pazar günü hep birlikte sandığa gömeceğiz”
Çiftçinin içinde bulunduğu durumun çok vahim olduğunu belirten CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “4 liralık mazotu 19 lira yaptı geçen seçime kadar. Yapmayın dedik, yeter dedik. Dedi ki seçin beni, doları da, enflasyonu da mazotu da düşüreceğim. Seçileli 10 ay oldu ve 19 liralık mazot 44 lira oldu. Mazot ekerken lazım, dikerken lazım, biçerken lazım. Türkiye’nin en çok limon üretimi Muğla’da. Üretimin yüzde 70’i ise Ortaca’da. Bu sene limon dalında kaldı. Limon hal’de 15 lira, dalında 1,5 liraya alan yok. 50 kuruşa da alan yok. Mazot 44 lira olunca gelip toplayıp koyup götürmeye bile kurtarmıyor. Bu mazotu da çiftçiye destek vermeyenleri, narenciye ve limon üreticisini bu hale düşürenleri de Pazar günü hep birlikte sandığa gömeceğiz” dedi.
Gençlere de seslenen Özel, “Bu hükümet sizi bu ülkeden soğuttu, her biriniz yurt dışına gitmek istiyorsunuz. Her biriniz yarınlarınız için, kaybolan umutlarınızı tazelenmesini istiyorsunuz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk bu Cumhuriyeti kurdu ama genel başkanlara, milletvekillerine, belediye başkanlarına emanet etmedi, gençlere emanet etti. Biz festivalleri yasaklayan, konserleri yasaklayan, gençlerin üniversitelerini kayyum atayan, yiyeceğine, içeceğine, giyeceğine karışan bu anlayışa karşı gençlerin yanında ve arkasında olacağız. Ama bunun için 31 Mart Pazar günü gençleri kendilerine, geleceklerine, ülkelerine sahip çıkmak için sandık başına bekliyoruz” dedi. – MUĞLA
]]>CHP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Veli Ağbaba, emekli derneklerinin temsilcileriyle açıklama yaptı. Ağbaba, “Emeklinin sesi duyulmuyor. Emekli sesini sandıkta duyuracak. ‘Emekliye uçak biletinde indirim yapacağız’ diyorlar. Emekli belediye otobüsüne binemiyor. Bu tamamen emeklinin aklıyla alay etmek” dedi.
CHP Malatya Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Veli Ağbaba, emekli derneklerinin temsilcileriyle Malatya’da bir araya gelerek basın açıklaması yaptı.
“RAMAZAN’DA BİR KİLO ET 490 LİRA”
Tüm Emekliler Derneği temsilcisi, “Açız. Gerçek bu. Başka bir şey diyemeyiz. Bundan 3-4 sene önce söyledim benzin kuyruğundaydım. Benzinin litresi o zaman cüzi bir miktardaydı. O zaman ‘En iyi günlerimiz bunlar’ dedim. Bugün bir benzin 44 Lira olmuş. Mazot 44 Lira olmuş. Ne alacağız, içeceğiz, yiyeceğiz belli değil. Malatya’da ev kirası 15 bin lira. Buyur geçin. Hangi baba yiğit varsa gelsin geçinsin. Bir ayakkabı bin 500 lira. Bir file ile markete gidiyoruz 7-8 bin lira. Dün bir kilo et aldım 490 lira. Ramazan’da bir kilo et 490 lira. 10 bin lira emekli maaşıyla nasıl alacaksın” dedi.
“İNSANCA YAŞAM KOŞULLARI ORTADAN KALKTI”
Veli Ağbaba ise şöyle konuştu:
“Emekli hem aç hem de beslenemiyor, giyinemiyor. Hala 10 bin lira ile emekli geçinsin deniyor. Emekliye bir müjde verdiler, dediler ki ‘8 ila 12 bin lira arasında promosyon vereceğiz’. Sanki aylık 8 bin lira verecekmiş gibi bir müjde. Halbuki aylık 222 TL’ye denk geliyor üç yıllık bir promosyon. Birçok emekli zaten promosyon almıştı. Tekrar promosyon almaları mümkün değil. Emeklilerin insanca yaşam koşulları ortadan kalkmış durumda.
“EMEKLİ ZATEN PROMOSYON ALMIŞ, BU DALGA GEÇMEK”
Bir emekli kahveye gidemiyor, çay içmeye gidemiyor. Emekli 7 bin 500 lira alırken daha rahattı. Alım gücü daha yüksekti. Emekli 7 bin 500 lira ile 28 kilo et alabilirken, bugün 21 kilo et alabiliyor.
Emekli 104 kilo tavuk alabilirken, bugün 64 kilo tavuk alabiliyor. Emekli maaşını tavuğa göre hesaplasan 16 bin lira domatese göre hesaplasan 19 bin lira alması lazım. Emeklinin neredeyse yüzde biri promosyonunu devlet bankalarından alıyor. Zaten emekli promosyon almış. Bu büyük bir dalga geçmek.”
“EMEKLİ OTOBÜSE BİNEMİYOR”
Geldiğimiz zaman ilk işimiz emekli kıraathaneleri açmak olacak. Emekliler kahveye gidemiyor. Halk kart yapacağız. Bu kartı emeklilerimize vereceğiz. Yaşlı bakımında yardımcı olacağız. İhtiyacı olan bakıma muhtaç insanlarımızın evinin bakımını yapacağız. Emeklinin 15 bin lira ile yaşaması mümkün değil. Emeklinin sesi duyulmuyor. Emekli sesini sandıkta duyuracak. ‘Emekliye uçak biletinde indirim yapacağız’ diyorlar. Emekli belediye otobüsüne binemiyor. Bu tamamen emeklinin aklıyla alay etmek.”
“EMEKLİLERİ ALDATIYORLAR”
Bir başka emekli derneği temsilcisi ise “En büyük aldatmaca seyyanen zam. Kök maaş yerinde kalırken, seyyanen zam ile aldatmaca yapılıyor. Promosyon olayı da aldatmaca ve kandırmaca. Emekliler bunun gereğini yapacaktır. Sokak bunu gösteriyor. Artışları, rakamları göstererek aldatmaca yapıyorlar. Maaş artışı diye bir olay yok. Enflasyon yüzde 150’lere varmışken, yüzde 50 zam diye göstererek aldatıyorlar. Emekliler bunun farkına varmıştır. Bize ’10 bin lira ile geçinin’ diyenler, 10 bin lirayla üç gün geçinsinler sadece. Meclis’tekiler üç gün geçinebilecek mi acaba” diye konuştu.
]]>
SEYFİ ÇELİKKAYA
İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, tarımsal girdi fiyatlarının sürekli yükseldiğine dikkat çekerek, seçimlerden sonra fiyatların aynı kalıp kalmayacağını kimsenin öngöremediğini söyledi. Kayalar, “Geçtiğimiz Mayıs ayındaki Türkiye ile şu anda Mart ayındaki Türkiye aynı Türkiye değil” dedi.
Seçim bölgesi Yozgat’ta, yerel seçim çalışmalarını sürdüren İYİ Parti Yozgat Milletvekili Lütfullah Kayalar, Akdağmadeni ilçesinde esnaf ziyaretinde bulunduktan sonra, seçim irtibat bürosunda seçmenlerle bir araya geldi. Çiftçinin sorunlarına değinen Kayalar, et fiyatlarındaki yüksekliğin iktidarın yanlış politikalarından kaynaklandığını ifad etti.
Kayalar, şunları söyledi:
“Çiftçimizin geçtiğimiz ay sonu, haziran başındaki mazotu 18 lira, Şimdi kaç lira mazot; 44- 45 lira. Kaç ayda, 8 ayda, 9 ayda. Aynı şekilde çiftçinin tarlaya attığı gübre DAP gübresinden başlayım, en ucuzuyla başlayayım. Şu andaki fiyat artışı yüzde 70, yüzde 80’lerde, ama bakın kelimeleri bilerek kullanıyorum. Dedim ki ‘şu anda’ yani mesela Nisan’ın 5’inde aynı fiyat mı olur, bunu bilemeyiz. Siz biliyor musunuz ama tahmin ediyorsunuz. Tahmin ne yapıyorsunuz; ‘azalacak’ diye mi yapıyorsunuz? ‘Düşecek’ diye mi yapıyorsunuz? ‘Fiyatlar düşecek’ diyen bir kişi var mı? Şimdi girdisi dediğimiz mazotta böyle, gübre de böyle, hayvancılık tarafına geçsen yem de böyle. Traktör, ekipman, bakın, tamir, lastik vesaire bunlardaki artış aynı şekilde.”
“SANKİ EFENDİMİZ HAZRETLERİ BAĞIŞTA BULUNUYOR, MÜJDE VERDİ”
Yozgat Et ve Süt Kurumu satış mağazası önünde uzayan ucuz kıyma kuyruğuna da değinen Kayalar, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Yozgat’ta Et Süt Kurumunun önündeki sabah namazından sonraki kuyrukları izleyen oldu mu televizyonlarda bilmiyorum. Sabah namazından sonra ‘230 liraya et alacağım’ diye insanlar kuyrukta. Peki kasapta neden 450’de et süt kurumunda 230 lira, hiç düşüneniniz oldu mu? Mesela şöyle düşünenler olmuş; ‘Devletimiz ucuza veriyor.’ Hep böyle bir müjde açıklanıyor ya işte müjde deniyor, bayram için 3 bin lira verdik, müjde, aman ne müjde, ne kadar büyük müjde, ne kadar güzel müjde. Bir de bu müjdenin açıklanışı var. Hani bir öbür türlü de bir tabiri var bu müjdenin. Sanki efendimiz hazretleri bağışta bulunuyor, müjde verdi. Demokrasi bu mu? Onun için de burada görüşüyoruz. Onun için mi konuşuyoruz meydanlarda. Ne için konuşuyoruz, neyin mücadelesini veriyoruz. Efendimiz ihsan edecek, biri de boynunu bükecek, ‘müjde verdi’ diyecek, 3 bin lira, bayram harçlığı, bayram harçlığı oluyorsa çok iyi. Etin kilosu 450 lira, kasaptaki 450 lira. Şimdi döndük ete. Et Süt Kurumunun 230 liraya sattığı et Avrupa’da kestirilen, dikkat buyurun, Avrupa’da kendisinden ve oradan et olarak Türkiye’ye ithal edilen etler. Parantez içerisinde Avrupa’da nerede kestirildiğini kimse bilmiyor. Hani içeride çok söyleniyor ya helal helal diye. Yani bu kadar söylüyorum. Nerede? Avrupa’da kesilmiş. En çok da İspanya’da kesiliyor. İspanya’da Endülüs zamanı, tarihi falan yüz sene öncelerinde biraz böyle İslamiyet tarafı olan bir-iki şehir vardı. Orada kesilen etler şimdi geliyor Türkiye’ye 3.90 dolardan, 4 dolar diyelim. 4 dolar ne eder bugünün dolarıyla? 120 lira filan eder. 230 liraya satıyoruz. Devlet bundan bir de kar ediyor. Et Süt Kurumu devlet. Kimler ithal ediyor? Nasıl ediyor? O ayrı bir iş.
“MARKET, KASAP ÜRÜNLERİNİ NASIL UCUZLATSIN?”
Devlet şimdi buradan da kazanıyor. İnsanlar zannediyor ki ucuz et veriyor. Ucuz falan verdiği yok. Senin sırtından yine yüzde 50’ye yakın para kazandı. Ona da bir şey bulunmuş, hemen; ‘Buradan ettiğiniz kar, çiftçimize, hayvancılığın gelişmesi için yansıtacağız.’ Bu kadar da sunturlu söylenir mi bilmiyorum ama bunda ihtisas sahibi oldular. 21 senede gerçekten ihtisas sahibi oldular, doktora yaptılar.
Senin yemin çıkmış bilmem kaç liraya, besici pahalı satmak ister mi? Kazanç ister, daha ucuz versin, daha güzel, daha fazla versin, onu ister. Siz orada yanlış politika takip edeceksiniz. 21 senedir çiftçiyi görmeyeceksiniz, besiciyi görmeyeceksiniz. Tarım yapan insanları tarımın çok çeşitli kolları var, bunları görmeyeceksiniz. Ondan sonra suçu hep böyle başkasına hemen havale edeceksiniz.”
]]>
SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ın kadayıf ustası Adil Yıldırım, çocuk yaşlarda başladığı dededen kalma mesleğini geleneksel yöntemlerle devam ettirerek, halkın el yapımı kadayıf talebini karşılamaya çalışıyor. 76 yaşındaki Yıldırım, mesleği öğretebileceği işçi bulamadığını belirterek “Eskiden, ben çocukken 12-13 tane kıyıcı vardı Yozgat’ta. Şimdi iki kişi kaldık. Ben de öldükten sonra el kıyımı biter. Ben de zaten işçi bulamıyorum. Bu iş elden çıktı çıktı, çığırından çıktı. Hani her şey makineye döndü. Elde kıyma kalmadı” dedi.
Yozgat’ın bir zamanlar ünü başta Ankara, İstanbul olmak üzere yurdun büyük bölümüne yayılan el kesmesi tel kadayıfı yok olmaya yüz tuttu. Tel kadayıf üretimini Yozgat’ta ata mesleği olarak sürdüren Adil Yıldırım, dedesinden kalma tütün kesme tezgahında el ustalığıyla kıydığı kadayıfı, meydan yerindeki tezgahında tüketiciye ulaştırmaya çalışıyor. Yıldırım, oklavayla açılıp, kağıt inceliğine getirilen yufkaları, tandırda hafif ateşte pişirildikten sonra tezgahta kıyarak tel kadayıfa dönüştürüyor. Yıldırım, atalarının tütün kesmek için kullandığı tezgahı kadayıf kıymak için kullandığını, her gün saatlerce salladığı bıçağıyla hazırladığı kadayıfları müşterilerin beğenisine sunduğunu söyledi.
“BEN DE ÖLDÜKTEN SONRA EL KIYIMI BİTER”
Adil Yıldırım, baba mesleği olan kadayıf üretimini şu şekilde anlattı:
“Anamızdan doğduk, bu işin içindeyiz. Benden önce babam, babamdan önce dedem, ondan önce dedemiz tütün kıyarmış. Cumhuriyet kurulunca kadayıfa dönmüşler. Bu el kesmesi tütün havanıyla kıyılan bir madde. Eskiden, ben çocukken 12-13 tane kıyıcı vardı Yozgat’ta. Şimdi iki kişi kaldık. Ben de öldükten sonra el kıyımı biter. Ben de zaten işçi bulamıyorum. Bu iş elden çıktı çıktı, çığırından çıktı. Hani her şey makineye döndü. Elde kıyma kalmadı. Ramazan tadı kalmadı bir kere. 2000 yılından sonra Ramazan’ın tadı kalmadı. Her şeyimizden geçtik. Örf, adet, gelenek, görenek hiçbir şey kalmadı. Eskiden şu caddede her şey vardı. Kalaycı vardı, bitti. Nalbant vardı, bitti. Sayacı vardı bitti. Kadayıfçı vardı o da bitti. Her şey makineye döndü. Bir torba yapıyoruz satana kadar bir daha yapmıyoruz. Eskiden rağbet çoktu da İstanbul’dan, Ankara’dan, Kayseri’den, Tokat’tan kadayıf almaya gelirlerdi. Bahçe malzemesi almaya gelirlerdi. Parmak çörek almaya gelirlerdi. Örf, adet kalmayınca ustanın değeri kalmadı. Şimdi bir işe bakıyor, makine yapıyor, makine kıyıyor.”
“ŞİMDİ MİLLETE PAHALI AMA BİR TOR UN BİN 200 LİRA”
Geçen yıl bir kilo kadayıfı 60 liraya sattığını, bu yıl ise kadayıfın kilosunu 100 liradan satmaya çalıştığını aktaran Adil Yıldırım, girdi maliyetlerinin artmasından yakındı. Yıldırım, “Şimdi millete pahalı ama bir ton un bin 200 lira. En aşağı onun yarısı kadar da işçi masrafı biliyor. Satacaksın da 300-400 lira para kalacak. Bu para değil, ustanın kıymeti yok. Geçen sene 60 liraydı. Bu hastalık çıkmadan evvel unun torbası 85 liraydı. Şimdi bin 200 lira. Bu kadayıf da Hatap unundan başkasıyla olmuyor. Çünkü Hatap unu kaliteli bir un, görüntüsü sağlam bir un. Vatandaş gördüğü zaman imreniyor. Şimdi onun özelliği de kalmıyor. Bu iş bitecek abi, bir iki sene sürmez biter” diye konuştu.
]]>Keşan’da SKM ve esnaf ziyaretlerinin ardından Keşan TSO Konferans Salonu’nda başlayan toplantıda konuşan Bakan Bolat, Türkiye’nin Avrupa’ya ve dünyaya açıldığı 5 önemli kapının 4’ünün Edirne’de olduğuna dikkat çekerek, şunları söyledi:
“O yüzden Edirne tarihimizde başkentlik yapmış çok önemli tarihi şehrimiz olduğu kadar tarımda turizmde hizmetlerde ve eğitimde üniversitesi ile beraber çok önemli bir yer tutuyor. Hükümetimiz 21 yıl boyunca Edirne’ye kamu yatırımları olarak 111 milyar Türk Lirası yatırım yaptı. Bunun yanında 29 milyar lira çiftçilerimize tarımsal sübvansiyonlar verildi. DSİ’nin Edirne’de yaptığı projelerde ki 8 tane baraj, 55 tane sulama tesisi tamamlandı. Bunlara da 25 milyar Türk Lirası kaynak harcandı. Yani Türkiye Trakya ile Anadolu ile bir bütündür. 21 yıl önce esnaf başına 5 bin TL kredi alabiliyorlardı. O 5 bin liranın karşılığı 3 bin 300 Amerikan Doları idi. bu kredinin faiz maliyetinde devletin katkısı yüzde 20’ydi. Bunların hepsini değiştirdi hükümetimiz ve tam 4 milyon 300 bin kez esnaflarımıza krediler kullandırılmış. Bunun değeri 468 milyar Türk Lirası. Bunun karşılığı da 15 milyar dolar. Yani esnaf başını 25 bin dolar destek veriliyor. Bir müjdeyi de burada paylaşmak istiyorum; esnaflarımız bu kredileri alırken bankaların istediği bir ekspertiz ücreti vardı. 16 bin TL civarında bir rakam. 1 Nisan itibarıyla 1 yılı doldurmuş kooperatiflerimiz ve esnaflarımız ekspertiz ücretini ödemeyecek.”
“Birileri kriz edebiyatı yapıyor felaket tellallığı yapıyor, birileri de fabrika üstüne fabrika yapıyor”
Türkiye’de 21 yıldan bu yana ortalama ekonomik büyüme oranının yıllık yüzde 5,4 olduğunu belirten Bakan Bolat, “Hamdolsun Cumhurbaşkanımız her daim hükümetleri ile çalışanlarımıza, emeklilerimize enflasyonun üzerinde refah payı ücret artışlarını her daim verdiler. Allah razı olsun kendilerinden. Son 14 çeyrektir kesintisiz büyüyoruz. Esnafları dolaştık işte sanayi ve ticaret odasında sizlerle sohbet ettik. Eleman bulamamaktan yoğun bir şikayet var. Eğer bir ülkede büyüme varsa istihdam artıyor ve eleman bulamama problemi varsa o ülkenin ekonomisi iyidir. İhracatımız rekor kırdı. Cari açığımızı son 8 ayda 22,5 milyar dolar geriye çektik. Türkiye’nin Avrupa’ya yaptığı ihracatın Türkiye’nin toplam ihracatındaki payı yüzde 40. Türkiye’nin toplam ihracatının yüzde 45’e Trakya’dan, Trakya’daki gümrük kapılarımızdan geçiyor. Kendi eğitim uçağımızı, savaş uçağımızı ve beşinci nesil savaş uçağını yapan 4 ülkeden biri olduk. Bunlar çalışan üreten Türkiye’nin ayak sesleri. Birileri kriz edebiyatı yapıyor felaket tellallığı yapıyor, birileri de fabrika üstüne fabrika yapıyor. Cumhurbaşkanımızın bizlere, ülkemize çizdiği vizyon olan Türkiye yüzyılı vizyonu önümüzü aydınlatacak” dedi. – EDİRNE
]]>UĞUR İSTANBULLU
Artvin’in Kemalpaşa ilçesinde lokanta işleten Mecit Yılmaz, artan maliyetler nedeniyle para kazanamadığını belirterek, “Kıyma zaten 500 lira, kıymaya ulaşamıyorum. Eğer kıymayı bulsam kendim yiyeceğim. Kıyma kullanmıyorum ve kıymayı kaldırdım dükkandan” dedi.
Artvin’in Kemalpaşa ilçesi esnafı, artan maliyetlerden yakındı. Lokanta işleten Mecit Yılmaz, şunları söyledi:
“EKONOMİ ANLATILAMAYACAK KADAR KÖTÜ.”
“2003 yılından beri Kemalpaşa’da esnaflık yapıyorum ve zaman zaman iflas ettim, buradan gittiysem de geri döndüm esnaflık yapıyorum ve mücadele etmeye devam ediyorum. Haftanın her günü çalışıyorum. Maalesef zamlara yetişemiyoruz. Geçen sene tavuk 50 liraydı şu an 200 lira. Geçen sene 20 liraya satıyorum şu anda 50 liraya satıyorum ama zor satıyorum. Ben 70 lira desem de vatandaş 50 lira veriyor. Beni kurtarması için 100 liraya satmam lazım. İnsanlarımızın alım gücü yok. Biz Kemalpaşa’da genelde aynı insanlara hitap ediyoruz ve doğal olarak vatandaş 40-50 de dese veriyoruz maalesef ve işte ekonomi anlatılmayacak kadar kötü. Kavurmanın geçen sene tam bu zamanlarda 240 liraydı şimdi isebin 150 lira. Bunu kaça satmam gerek ki beni kurtarsın. Kavurmayı 180 liraya satıyorum ama satılması gereken para 250 lira. Bu durumda ne kadar da çalışsam para kazanamıyorum gider kalemleri çok olduğu için para bizde kalmıyor.
“BİR KİLO BİBER 75 LİRA OLABİLİR Mİ?”
Bir kilo kapya biberi 75 lira olabilir mi, bir kilo çarliston 60 lira, bir tane küçük peynir alıyorum 150 lira. Bütün bunlarla ne yapabilirsin, sonuçta hiçbir şey yapamazsın. Bana diyorlar ki; büyük lokanta aç ama ben küçük bir lokantada geçinemiyorsam büyük lokantada asla geçinemem. Büyük lokantanın giderleri daha büyük olacak. Seçim sonrasından maalesef korkuyorum çünkü çok kötü olacak. Dolarda tırmanış devam ediyor kredilerde faizler arttı. Kıyma zaten 500 lira, kıymaya ulaşamıyorum. Eğer kıymayı bulsam kendim yiyeceğim. Kıyma kullanmıyorum ve kıymayı kaldırdım dükkandan. Kavurma kullanıyorum, kaşar peynire ulaşamazsın. Un olmuş bin lira anlamıyorum, çıkmışlar televizyonlarda ezbere konuşuyorlar. Bizim yaşadıklarımızı bilmiyorlar eğer gelip bunları görseler böyle konuşamazlar. Personel çalıştırmıyorum eşimle beraber çalışıyorum. Geçen sene personel çalıştırdım içeri girdim 40 bin zarar ettim. Özellikle kışları işler düşük Kemalpaşa’da. Gürcüler geliyor yemek yiyorlar onların paraları değerli verdikleri larinin üstüne bizim paramızı veriyoruz. Onlar bizim paramızı beğenmiyorlar çünkü değeri yok bizim paramızın.”
“İNSANLARDA PARA OLMAYINCA BİZDE DE OLMUYOR”
Hopalı müttehit Selçuk Yılmaz ise şöyle konuştu:
“İnşaatçıyım Gürcistan’da ve Kemalpaşa’da çalışıyorum. Burada inşaatlarım var ama bu sefer dairelerimiz elimizde patladı. Yaptığımız evleri satamıyoruz insanlarda para yok böyle giderse batacağız, zaten batmışız. Gürcistan çok güzel biliyorsunuz paraları bizim paranın 10 katı. Orada daireler yaptım ve güzel de para kazandım. Gürcistan’da kazandığım parayı buraya getirdim burada 500- 600 daire yaptım. Bu son iki yıldır piyasa çok kötü. İnsanlarda para olmadığı gibi biz müteahhitlerde de para yok. Vatandaşta müteahhitlerde para var sanıyor oysa müteahhitlerde para yok. Ev satamıyoruz doğal olarak gelecekte ne olacağımızı da bilmiyorum ve kime oy vereceğimi de açıkçası bilmiyorum.
“DEVLET YANDAŞ MÜTEAHHİTLERE BAKIYOR”
Bu karşıda gördüğün inşaat bakın yaklaşık bir senedir yıkmışım ama yapacak gücüm yok. Önceden lokantaydı ve ufak tefek kazanıyorduk. Sokakta bakın sadece Gürcüleri görüyorsunuz ve onların paraları iyi olunca bizi bitiriyorlar. Keşke Gürcistan’dan dönmeseydim ve o 700- 800 bin doları buraya getirmeseydim. Burada bir hastane yaptılar ve maliyetini biliyorum. Hastanenin maliyetini 10 milyon dolardan bahsediyor ama inanın ben yapsam 1 milyon dolara yapacağım bu tamamen bir örnek. Benim söylemek istediğim kendi arkadaşlarına veriyorlar ve bu devlet dairelerinde hep böyle dönüyor. İş yapan müteahhitlere versinler ve bizler de maliyetlerine yapalım ama yalan söylüyorlar kendi yandaşlarına ihale veriyorlar. Verdikleri ihaleleri de abartılı fiyatlara veriyorlar bizlere hiç danışmıyorlar, oysa biz gerçek değerlerini söyleyeceğiz ve bizi de lütfen garip bırakmasınlar.”
]]>
Taşıt kredilerinde yeni vade sınırı ne kadar oldu? İşte BDDK açıklaması
Özellikle son dönemlerde bankalar kredi faizleri konusunda ciddi yükselmelere gitti. Yüzde 0,99 oranlarında değişen faizler yerine artık yüzde 2 ile 4 arasında değişen faiz oranları bankalarda konuşuluyor. Bununla beraber özellikle otomobil sektöründe 2. el ve sıfır fark etmeksizin piyasalarda yavaşlama olduğunu belirtmekte mümkün.

Konuyla ilgili olarak yükselen ihtiyaç kredisi faizleriyle birlikte taşıt kredilerindeki oranlara da düzenlemeler getirildi. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu tarafından yeni açıklamalar ile birlikte değeri 1 milyon 600 bin lira ve üstü taşıtların kredi ile satın alımlarında vade oranlarında düzenlemelere gitti.
Türkiye’nin ikinci el otomobil pazarında lider belli oldu! Artık Fiat değil
Buna göre:
Değeri 1 milyon 600 bin lira ve altı olan taşıtlarda vade sınırı 48 ay,
Değeri 1 milyon 600 bin ile 3 milyon lira arasında olan taşıtlarda vade sınırı 36 ay,
Değeri 3 ile 4 milyon lira arasında olan taşıtlarda 24 ay,
Değeri 4 milyon ile 5 milyon lira arasında olan taşıtlarda ise vade sınırı 12 ay olarak belirlendi.
Bahsi geçen sınırlamaların açıklandığı kararda ise şöyle denildi:
Bankaların Kredi İşlemlerine İlişkin Yönetmeliğin (Kredi Yönetmeliği) 12 nci maddesinin dördüncü fıkrası ile Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin (Finansal Kurumlar Yönetmeliği) 11/A maddesinin beşinci fıkrası uyarınca,
13.06.2006 tarihli ve 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun Geçici 12 nci maddesi kapsamına giren mükellefler tarafından üretilen sadece elektrik motorlu taşıtlar için;
a) Kredi Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin üçüncü fıkrası ile Finansal Kurumlar Yönetmeliğinin 11/A maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen kredi vade sınırlarının;
Nihai fatura değeri bir milyon altı yüz bin Türk Lirası ve altında olan taşıt alımı amacıyla kullandırılan kredilerde kırk sekiz ay,
Nihai fatura değeri bir milyon altı yüz bin Türk Lirası’nın üzerinde olup üç milyon Türk Lirası’nın üzerinde olmayan taşıt alımı amacıyla kullandırılan kredilerde otuz altı ay,
Nihai fatura değeri üç milyon Türk Lirası’nın üzerinde olup dört milyon Türk Lirası’nın üzerinde olmayan taşıt alımı amacıyla kullandırılan kredilerde yirmi dört ay,
Nihai fatura değeri dört milyon Türk Lirası’nın üzerinde olup beş milyon Türk Lirası’nın üzerinde olmayan taşıt alımı amacıyla kullandırılan kredilerde on iki ay olarak belirlenmesine,
b) Kredi Yönetmeliğinin 12 nci maddesinin ikinci fıkrası ile Finansal Kurumlar Yönetmeliğinin 11/A maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen taşıt teminatlı krediler hariç, tüketicilere binek araç edinimi amacıyla kullandırılacak taşıt kredilerinde veya yapılacak finansal kiralama işlemlerinde, kredi tutarının taşıtın değerine oranının; Nihai fatura değeri bir milyon altı yüz bin Türk Lirası ve altında olan taşıtlar için yüzde yetmişi aşamamasına,
Nihai fatura değeri bir milyon altı yüz bin Türk Lirası’nın üzerinde olup üç milyon Türk Lirası’nın üzerinde olmayan taşıtlar için yüzde elliyi aşamamasına,
Nihai fatura değeri üç milyon Türk Lirası’nın üzerinde olup dört milyon Türk Lirası’nın üzerinde olmayan taşıtlar için yüzde otuzu aşamamasına,
Nihai fatura değeri dört milyon Türk Lirası’nın üzerinde olup beş milyon Türk Lirası’nın üzerinde olmayan taşıtlar için yüzde yirmiyi aşamamasına,
Nihai fatura değeri beş milyon Türk Lirası’nın üzerinde olan taşıtlar için yüzde sıfır olarak belirlenmesine,
-Bu Kararın Kuruluş Birliklerine duyurulmasına ve Kurumun internet sitesinde yayımlanmasına karar verilmiştir “
Peki siz taşıt kredilerinde vade sınırı hakkında ne düşünüyorsunuz?
]]>CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, temel gıda ürünlerine 4 yıl içinde gelen fiyat artışlarıyla ilgili “2020 yılında 60 lira olan bir kilogram etin fiyatı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ’emekliler yılı’ olarak ilan edilen 2024 yılında 600 liraya dayandı. Bu et fiyatında 4 yılda yaklaşık olarak yüzde 950 artış anlamına geliyor. Beyaz peynirin fiyatı da 4 yıl içinde 22 liradan yüzde 600’lük artışla 160 liralara kadar yükseldi. 30’lu yumurta kolisinin fiyatı 4 yılda yüzde 1000’e yakın artı. Makarna 4 yıl içinde yüzde 570 oranında zamlandı. 10 bin liralık maaşla emekli, temel gıda ürünlerine ulaşamaz hale geldi, kuru ekmeğe muhtaç edildi” dedi.
CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “emekliler yılı” olarak ilan ettiği 2024 yılında temel gıda ürünlerine gelen zamlar ve emeklilerin durumuna ilişkin yazılı açıklama yaptı. Temel gıda ürünlerine 4 yıl içinde gelen zamları hesaplayan Başevirgen, emeklilerin halinin vicdanları kanatacak bir noktaya geldiğini ifade etti.
“EMEKLİNİN GENEL BÜTÇEYE ORANLA GELİRİ 4 YILDA YÜZDE 10 AZALDI”
İktidarın bütçeyi halkın refahı için değil, cezalandırmak için yaptığını belirten Başevirgen, “Devletin bütçesi vatandaşın huzuru, refahı için yapılır. Ancak iktidarın kötü ekonomi yönetimi bütçeyi işçinin, memurun, emeklinin, çiftçinin refahı için değil; getirdiği ağır vergi yükleriyle vatandaşı cezalandırmak için yapıyor. Rakamlar yalan söylemez. 2020 yılında 1.1 trilyon lira olan genel bütçede, 343 milyon lira ile emekli maaşının genel bütçeye oranı yüzde 31’di. 2023 yılına geldiğimizde ise 6.6 trilyon lira olan genel bütçede emekli maaşları 1.4 trilyon lira ile genel bütçenin yüzde 21’i oranında kaldı” dedi.
“EMEKLİNİN HALİ VİCDANLARIMIZI KANATIYOR”
Cumhurbaşkanlığı’nın günlük harcamasıyla emeklilerin gelirlerini kıyaslayan Başevirgen, “Bir tarafta 3 bin 500 emeklinin bir aylık maaşını, 35 milyon liralık masrafıyla bir günde harcayan saray; bir tarafta ise 10 bin liralık emekli maaşıyla ucuz et, ucuz ekmek alabilmek için sabahtan akşama kadar kuyrukta bekleyen emeklilerimiz. Yıllarca bu ülkeye emek vermiş, üretmiş, katma değer katmış emeklilerin hali artık vicdanlarımızı kanatıyor. İktidarın, emeklinin gönül rahatlığıyla temel ihtiyaçlarını giderebildiği, dinlenebilecekleri huzurlu bir ortam yaratması gerekirken 16 milyona yakın emekliyi açlıkla karşı karşıya bıraktı” ifadelerini kullandı.
“2020’DE 60 LİRA OLAN ET FİYATI YÜZDE 950’LİK ARTIŞLA 2024 YILINDA 600 LİRAYA DAYANDI”
Başevirgen, 2020-2024 yılları arasında temel gıdada ki fahiş fiyat artışlarını da hesaplayarak şunları kaydetti:
“2020 yılında 60 lira olan bir kilogram etin fiyatı Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından ’emekliler yılı’ olarak ilan edilen 2024 yılında 600 liraya dayandı. Bu et fiyatında 4 yılda yaklaşık olarak yüzde 950 artış anlamına geliyor. Yine temel ihtiyaçlar arasında yer alan beyaz peynirin fiyatı da 4 yıl içinde 22 liradan yüzde 600’lük artışla 160 liralara kadar yükseldi. Sofralarımızın değişmez gıdalarından biri olan nohutta da durum farklı değil. 2020 yılında kilosunu 6-7 liraya alabildiğimiz nohut fiyatı, 2024 yılına geldiğinizde 50 liralara kadar dayandı. Nohuttaki fiyat artışı ise yüzde 600’ü geçti.
“MAKARNA 4 YIL İÇİNDE YÜZDE 570 ORANINDA ZAMLANDI”
Sofralarımızda en çok tükettiğimiz un, yumurta, makarna ve çayda da durumlar hiç farklı değil. 30’lu yumurta kolisinin fiyatı 4 yılda yüzde 1000’e yakın artı. 2020’de 14-15 lira olan 30’lu yumurta kolisinin fiyatı 150 liraya yaklaştı. 5 kilo unun fiyatı 15 liralardan 120 liraya kadar yükseldi. Unda 4 yıl içinde yüzde 700 oranında bir artış yaşandı. Yine makarna da zamlardan nasibini aldı. Makarna 4 yıl içinde yüzde 570 oranında zamlandı. Dünyanın en büyük çay üreticilerinden olan ülkemizde çay bile 4 yıl içinde yüzde 400 oranında zam gördü. 10 bin liralık maaşla emekli temel gıda ürünlerine ulaşamaz hale geldi, kuru ekmeğe muhtaç edildi.”
“ARTIK ELİNİZİ DAR GELİRLİNİN CEBİNDEN ÇEKİN”
Temel gıda ürünlerindeki zamlara rağmen emeklilerden “sabır” dilemesini bekleyen iktidarı da eleştiren Başevirgen, “Temel gıda ürünlerine gelen zamlar ortadayken, iktidarın 10 bin lirayla emeklilerin geçinmesini beklemesi ve onlardan sabır dilemesi kabul edilemez, hiçbir vicdana da sığmaz. Artık ne emeklinin ne asgari ücretlinin sabredecek hali kalmadı. İktidar simit bile alamayacak hale gelen emekliye ‘para kalmadı’ diyerek sabretmesini söylerken; bir yandan yandaşlarının vergilerini silmeye, ihalelerle zenginliğine zenginlik katmaya devam ediyor. İktidara sesleniyorum, artık elinizi dar gelirlinin cebinden çekin. Onlara hak ettikleri, insanca yaşayabilecekleri ücretleri verin” dedi.
]]>Özel, partisince Samsun Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde yaptığı konuşmada, yağmur altında meydanı dolduran Samsunlulara teşekkür etti.
Samsun’un ilk adım kenti olduğuna işaret eden Özel, “Birileri beka sorunundan bahsedip durur. Biz o beka sorununu yaşadık. Maalesef 200 yıl boyunca matbaayı getirmeyenler, donanmayı Haliç’e hapsedenler, Fatih Sultan Mehmetlerin, Kanunilerin aksine bilime, fenne değil de hurafeye yönelenler beka sorunu yaşattılar. Birileri Yıldız Sarayı’nın arka iskelesinden İngiliz zırhlısına kaçarken, birisi Bandırma Vapuru’na bindi ve buraya geldi. İlk adımı atmaya, memleketi kurtarmaya geldi. Biz onun peşinden, onun izinden yürüyoruz.” diye konuştu.
Kendileriyle kimlikler üzerinden kavga edilmek istendiğini belirten Özel, “Bizimle etnik kökenler, mezhepler, kimlikler, ayrımlar, farklılıklar üzerinden kavga etmek istiyorlar. Oysa biz şunu söyledik; ‘Evet gerekirse kavga ederiz ama kimlik üzerinden kavga etmeyiz, senin istediğin kavgayı etmeyiz.’ Emeklinin hakkını aramak için, emekçiler için, yoksullar için, esnaf için, çiftçiler için kavga edeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Emeklinin haklarını savunduklarını dile getiren Özel, “Ne kadar maaş alıyoruz emekliler? ’10 bin’ diyorlar hep beraber. Emekliler Türkiye’de 16,5 milyon kişi ve en büyük ıstırabı çekenler. Bundan 22 yıl önce Adalet ve Kalkınma Partisi iktidara geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Sizinle uğraşmasalar, düzeninizi bozmasalar bugün 17 bin lira asgari ücret, yani 26 bin lira emekli maaşı alınıyor olacaktı. Güya, ‘Emekliyi ezdirmeyiz’ dediler ama TÜİK’in hesabına göre, sözde enflasyona göre zam verdiler.” diye konuştu.
Özel, gerçek enflasyonun yüzde 120 olduğunu iddia ederek, şöyle devam etti:
“TÜİK’e göre enflasyon yüzde 68 ama emekliye, 7 bin 500 liraya yüzde 33 zam yapıp 10 bin lira verdiler. En düşük emekli maaşı bu iktidar geldiğinde 8 çeyrek altın değerindeydi. Bugün en düşük emekli maaşı 2,5 çeyrek alabiliyor. Yani emeklilerin her ay 5,5 çeyrek altın kayıpları var bu iktidar geldiğinden bugüne. Şimdi önümüzdeki ilk seçim sandığında, 31 Mart günü emekliler, sandıkta bunun hesabını sormaya var mıyız? Bu meydanın sesini duymayanlar, ‘Ekonomi yüzde 4,5 büyüdü’ diyenler, ‘Emekliler halinden memnun, Özgür efendi emeklileri kışkırtıyor’ diyenler, bu sesi duyun. Emekliler 2018 yılında 1000 lira emekli ikramiyesi alıyorlardı bayramda. O 1000 lira, o gün tam 24 kilo kıyma alıyordu. Bu bayram 3 bin lira emekli ikramiyesi yatacak ve sadece 5 kilo kıyma alınabiliyor.”
CHP’nin emeğinin karşılığını alamayan işçinin, siftahsız dükkan kapatan esnafın, hak ettiği desteklemeyi görmeyen fındık üreticisinin ve ay sonunu değil, ayın 10’unu getiremeyen emeklinin ezilmesine izin vermeyeceğini anlatan Özel, “Fındık üreticisinin derdi tasası çok. Fındıkta Türkiye dünya üretiminin yüzde 70’ini gerçekleştiriyor. Samsun’daki fındık bahçelerinde Türkiye’nin en yüksek ikinci üretimi gerçekleşiyor ancak fındık pazarı dünyada 130 milyarken, bunun yüzde 70’i 100 milyarken, Türkiye buradan sadece 2 milyar gelir elde ediyor. 98’i yabancı firmalara gidiyor. Alan bazlı destekleme var. 10 yıldır dönümünde 170 lira. O gün 2 lira 80 kuruş ödendiğinde 3 lira 60 kuruş olan mazot, bugün 44 lira oldu. Dolara da vursanız, mazota da vursanız alan bazlı desteklemenin bugünkü gibi 170 lira değil, dönüm başına en az 2 bin 500 lira olması gerekiyor.” diye konuştu.
Türkiye genelindeki gibi Samsun’da da işsizliğin başlıca sorunlardan biri olduğunu, özellikle genç işsizliğin en çok düşünülmesi gereken meseleler arasında bulunduğunu dile getiren Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bizim için beka sorunu, gençlerimizin durumudur. Dünyanın bütün ülkelerinin Türkiye üzerinde hayal kurması beka sorunu değildir. Bizim gençlerimizin dünyanın diğer ülkelerinde hayal kurması beka sorunudur. Bugün 4 gençten 3’ü bavulları kafasında toplamış, ‘Fırsatı bulursam yurt dışına gitmek, orada çalışmak, orada yerleşmek istiyorum’ diyor. İşte bunun için Türkiye’nin bir kez daha korkuya değil, kaygıya değil, yasaklara değil, aksine umuda, demokrasiye, alabildiğince özgürlüklere ihtiyacı var. Samsun’dan Türkiye’deki tüm gençlere sesleniyorum. Umudu kaybetmeyin, enseyi karartmayın, kimseden korkmayın, biz buradayız, birlikteyiz, sizinleyiz. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi Cumhuriyet Halk Partisi, bütün gençlerin partisidir. Birlikte hareket edeceğiz, birlikte kazanacağız. Buna inanın, bize güvenin.”
Staj mağdurlarına destek oldukları, onların da haklarını CHP’nin her platformda savunduğunu vurgulayan Özel, “Yerden göğe kadar haklılar çıraklık mağdurları, staj mağdurları. 15-16 yaşında sigortalı oldular, çalıştılar, primleri yattı ama işe giriş tarihi deyince, işe girdikleri tarihi kabul etmediler. O yüzden EYT çıktı, emekli olamadılar. Nereye gitsem kendilerinin sorununu dile getiriyorum. Ayrıca Bağ-Kur’lulardan 9 bin gün, SSK’lılardan 7 bin 200 ve 5 bin gün isteyen bir sistem var. Tayyip Erdoğan, 14 Mayıs seçimlerinden önce bu sorunu halledeceğinin sözünü vermişti ancak Bakan böyle bir çalışmanın olmadığını ifade ediyor. EYT mağdurlarının staj olsun, çıraklık olsun, Bağ-Kur olsun, diğer mağduriyetler olsun, tamamını unutturmadan mücadele edeceğiz. 1 Nisan’dan sonra meydanlarda, sokaklarda, yollarda emeklilerle, gençlerle, staj mağdurlarıyla yürüyeceğiz.” diye konuştu.
Özel, “Çarşamba’da biyokütleden elektrik tesisi üreteceğim’ diye dünyanın atığı, çöpünün yakıldığı Çarşamba zehirlendi, iklimi bozuldu, doğa katledildi. Bu işin tek müsebbibi vardır, o da AK Parti’nin Büyükşehir Belediye Başkan adayıdır.” dedi.
Samsun’un madenler konusunda da tehdit altında olduğunu öne süren Özel, şöyle konuştu:
“Kilometrelerce yollar açıldı, binlerce ağaç kesildi ama şu anda bile pınarların suyu kesildi, oradaki ekosistem bozulmaya başladı. Esas tehlike, altın rezervini bulduklarında aynı Akbelen gibi kimi yerde 5 bin, kimi yerde 10 bin, kimi yerde 50 bin ağaç kesecekler. Dozerlerle bütün dağı kaldıracaklar. Kaldırdıklarını üst üste koyacaklar, üstünden sülfürik asit, üstünden bütün zehirli maddeleri damlatıp altını toplayacaklar. Siyanürle altın araması yapıp alıp yurt dışına götürecekler. Siyanürlü, arsenikli suyu Samsunluya içirecekler. Böyle bir tehlikeye karşı yerel yöneticilerin halkın yanında, arkasında değil, icap ettiğinde önünde yürüyecek kişiler olması lazım. Bizim büyükşehir belediye başkan adayımız Cevat Öncü yıllarca Mühendis Mimarlar Odasında kent suçlarına, çevre suçlarına, vahşi madenciliğe karşı mücadele etmiş. Bundan sonra da Samsun’da ne siyanürlü altına ne kent suçlarına ne orman katliamına ‘evet’ demeyecek bir halk önderidir.”
Bugünün Nevruz Bayramı olduğunu hatırlatan Özel, yeni başlayan yılın umut, sağlık, mutluluk, başta Filistin olmak üzere dünyaya barış, Türkiye’ye bolluk, huzur getirmesi temennisinde bulundu.
Samsun’da adayları Cevat Öncü’nün kazanacağına inandığını belirten Özel, sözlerini şöyle tamamladı:
“Geçmişte birlikte olduğumuz, yöneticileriyle anlaşamadığımız ama yakasındaki, gönlündeki, gözündeki güneşi gördüğümüz iyi insanlar, milliyetçi demokratlar, sosyal demokratlarla birliktedir. Haramdan ve yalandan korkan muhafazakar demokratlar, bizlerle birliktedir. Kürt’üyle, Türk’üyle, Laz’ıyla, Çerkez’iyle bu memleketin bütün demokratları bizimle birliktedir ve ittifakımızın adı Samsun’da, ‘Samsun İttifakı’dır, Türkiye’de, ‘Türkiye İttifakı’dır. Türkiye İttifakı, milli takım gol atınca sevinen herkestir. Türkiye İttifakı, Filenin Sultanları şampiyon olunca, bayrağımız göndere çekilirken, İstiklal Marşı okunurken onlarla ağlaya ağlaya İstiklal Marşı söyleyen, gırtlakları düğümlenenlerdir. Türkiye İttifakı renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Samsun İttifakı renklerini rahmetli sporcularımız, kahraman Samsunsporluları rahmetle anarız, Samsunspor’dan alır. Samsun ve Türkiye İttifakı’nın renkleri aynıdır, kırmızı beyaz. Hem Samsun’u hem Türkiye’yi kazanacağız.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Giresun’da; “Fındığın dünyadaki üretiminin yüzde 70’i Türkiye’de yapılıyor ve bunun en kalitelisi Giresun’da üretiliyor. Ancak fındıkta sadece iki milyar dolarlık bir ihracat gelirimiz var. Yani 120-130 milyar dolarlık bir pazar var, pazarın yüzde 70’i bizde, basit bir hesapla 100 milyar dolarlık bir pazarın bizde olması lazım. Bizde iki milyar, geri kalan dünya devlerinde. Yani bu fındıktan biz hakkımızı alsak Ordu, Bartın, Zonguldak, Giresun, Trabzon bu fındıktan hakkını alsa sizin sırtınız yere gelmez, dünyanın en zengin üreticileri olursunuz. Hesap ortada, 100 milyarlık hacmin 50’de biri bize, 50’de 49’u dünya devi kartellere gidiyor. Alan bazlı desteklemeye, dönüme 170 lira veriyor. 10 yıldır aynı parayı veriyor. Mazot 2 lira 60 kuruş, 170 lira veriyorsun. Bugün mazot 44 lira, yine 170 lira veriyorsun. Fındık üreticisinin sesini Giresun’dan haykırıyorum: Artık yeter. Sesimizi duyun” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Giresun’da miting yaptı. Özel’e Genel Başkan Yardımcıları Ulaş Karasu ve Volkan Demir, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Samsun Milletvekili Murat Çan, Ordu Milletvekili Seyit Torun, CHP Giresun İl Başkanı Gökhan Şenyürek ve Giresun Belediye Başkan Adayı Fuat Köse ve önceki dönem Giresun Belediye Başkanı Kerim Aksu eşlik etti.
“44 LİRA MAZOTLA TARIM OLMAZ, FINDIKÇILIK OLMAZ, GEÇİM OLMAZ”
Özel’in burada yaptığı konuşmadan öne çıkanlar şöyle:
“Burası şüphesiz dünyanın en güzel, en kaliteli fındığının üretildiği yer. Ancak fındık üreticisinin derdi, tasası bitmiyor. Dört liralık mazot 19 lira olmuştu. ‘Güvenin kardeşinize dolar düşecek, mazot düşecek, enflasyon, girdi maliyet düşecek’ diyorlardı. Mazot, ben Burdur’daydım, 40 liraydı. Isparta’daydım, 41 liraydı. Antalya’da 42 lira oldu. Dün Artvin’de 43’tü. Bugün mazot, 44 liraya dayandı. Çiftçinin, köylünün artık bıçak kemiğine dayandı. Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘milletin efendisi’ dediği köylüler, memleketin en büyük çilesini çekiyorlar. Buna Giresun’dan bir itiraz yükseltmek gerekiyor. 44 lira mazotla tarım olmaz, fındıkçılık olmaz, geçim olmaz. Uzun süredir unutturdukları bir şey var: ÖTV ve KDV. Ege kıyılarındaki, Antalya’daki lüks yatlara, gezinti teknelerine, denizlerdeki gemilere ÖTV’siz ve KDV’siz verilen mazotun bugün 44 liradan çiftçiye verilmesi kabul edilemez. Buradan her söylediğimize bir kulp takan Recep Tayyip Erdoğan’a sesleniyorum: Bugün ÖTV’siz, KDV’siz mazot 27 lira. Fındık üreticisine ve ulaştırmada çalışanlara, kamyonculara, taksicilere ÖTV’siz ve KDV’siz mazot verilmesinin çağrısını yapıyorum. ve sana sesleniyorum: Hodri meydan, açalım Meclis’i, düşürelim ÖTV’yi, güldürelim yüzleri.
“ALAN BAZLI DESTEKLEMENİN DÖNÜMÜNE 10 YILDIR AYNI PARAYI VERİYOR. FINDIK ÜRETİCİSİNİN SESİNİ GİRESUN’DAN HAYKIRIYORUM”
Fındığın dünyadaki üretiminin yüzde 70’i Türkiye’de yapılıyor ve bunun en kalitelisi Giresun’da üretiliyor. Ancak fındıkta sadece iki milyar dolarlık bir ihracat gelirimiz var. Yani 120-130 milyar dolarlık bir pazar var, pazarın yüzde 70’i bizde, basit bir hesapla 100 milyar dolarlık bir pazarın bizde olması lazım. Bizde iki milyar, geri kalan dünya devlerinde. Yani bu fındıktan biz hakkımızı alsak Ordu, Bartın, Zonguldak, Giresun, Trabzon bu fındıktan hakkını alsa sizin sırtınız yere gelmez, dünyanın en zengin üreticileri olursunuz. Hesap ortada, 100 milyarlık hacmin 50’de biri bize, 50’de 49’u dünya devi kartellere gidiyor. Alan bazlı desteklemeye, dönüme 170 lira veriyor. 10 yıldır aynı parayı veriyor. Mazot 2 lira 60 kuruş, 170 lira veriyorsun. Bugün mazot 44 lira, yine 170 lira veriyorsun. Bu alan bazlı desteklemenin derhal arttırılması, ürün bazlı desteklemelerin derhal arttırılması, dört dolarlık fiyatın altındaki tüm işlemlerin men edilmesi, bu konuda cezai yaptırımlar uygulanması, fındıkçının sonuna kadar arkasında durulması, banka borçları yüzde 88 artmıştır, bu borçların en az üç yıl faizsiz yapılandırılması, bir yıl hiç ödemesiz olması gerekmektedir. Fındık üreticisinin sesini Giresun’dan haykırıyorum: Artık yeter. Sesimizi duyun.
“HAYVANCILIKLA, TARIMLA UĞRAŞANIMIZIN CANINA OKUYAN DÜZENLEMELERİ GÖZ AÇIP KAPAYANA KADAR YAPTILAR”
Bu sene Türkiye’de küçülen tek sektör tarım oldu. Zaten kötü yönetildiği için Türkiye yüzde dört buçuk büyüdü. Matrah, telafi edici bir büyüme değil ama bir yandan da tarım küçülüyor. Üç milyon hektar arazi, artık ekilmez ve dikilmez hale geldi AK Parti iktidarında. Tarım, Belçika kadar toprak kaybetti. Kendi kendine yeten bir ülkeyken hem tarım ürünlerini hem karkas eti hem canlı hayvanı hem löp eti dışarıdan gelirken gümrük vergileri de dönem dönem kaldırılarak bizim hayvancılıkla, tarımla uğraşanımızın canına okuyan düzenlemeleri göz açıp kapayana kadar yaptılar. Ama haklı beklentilerin tamamı bir yanda duruyor. 2023 yılında, 34 bin ton et ithal ettiler. 2024 yılında, 600 bin sığır ithaline izin verdiler, yapılacak. Yem fiyatları bir yılda yüzde 100 arttı. 2021’de 60 lira olan et, 2022’de 110 liraya, 2023’te 260 liraya, en nihayetinde yüzde 90 artışla bu sene 500 liraya dayandı. Sadece üç yılda, et fiyatları kötü politikalar yüzünden sekiz kat artmış durumda. Bu hepimizi etkiliyor. En çok orta direği etkiliyor. Orta diğeri artık düşük gelirli yoksullar olarak ifade edebiliriz. Eskinin orta direği emekliler, öğretmenler, memurlar, esnaflar, küçük çiftçiler artık eziliyorlar. Bundan bir buçuk ay önce, ‘Emeklinin sesini duyun’ dediğimizde, meydanlarda çok fazla emekli yoktu. Bir çağrıda bulundum; ‘Siz sesinizi duyurmaya karar verirseniz, siz meydanlara gelirseniz, benim sesime kulak verirseniz; biz, bu işi Türkiye’nin gündemine getiririz’ dedim. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kabuklar çatladı, yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. En sonunda doldurdu emekliler meydanları, haklarını istiyorlar. Hiç az değiliz, çoğuz. 16 buçuk milyon kişiyiz. Size söz veriyorum: Siz geldikçe, siz arkamızda durdukça, siz sesimize ses oldukça sizin sesinizi duyuracağız, hakkınızı söke söke alacağız.
“SÖZE KARNIMIZ TOK. SANA ÇAĞRI YAPIYORUM: HAFTAYA PAZARTESİ MECLİS’İ AÇALIM. SALI GÜNÜ EMEKLİYE ZAMMI YAPALIM. SAMİMİYSEN GEL”
Bana diyor ki ‘Özgür Efendi de çıkmış, meydanlarda emeklileri kışkırtıyor.’ Kardeşim, senin bu kadar yaptığın haksızlık, emekliyi kışkırtmıyor da bunu söylemem kışkırtıyorsa kışkırtacağım tabii. Benimle kavga etmek istiyor. Sürekli sataşıyor, hakaretler, iftiralar… Ona şunu söyledim: ‘Tamam, seninle kavga edeceğim ama senin o çok istediğin kimlik siyaseti, mezhep siyaseti üzerinden değil; ben seninle kavgayı emekliler, emekçiler, esnaflar için vereceğim. Memlekette zam, hayat pahalılığı, yoksulluk var. Beyefendilerin derdi başka. Bunları görmeyecek, başka bir kavganın içine bizi çekmeye çalışacak. Biz sosyal demokrat bir partiyiz. İşimiz gücümüz emeklidir, emekçidir, esnaftır, çiftçidir, namusuyla çalışan, vergisini veren üreticidir. ‘Yedişer bin lira seyyanen zam verelim, en düşük emekli maaşını asgari ücret edelim’ dedim, kabul etmedi. Dün çıkmış, genel sekreterleri, ‘Bir hazırlık yapılıyor, Tayyip Bey söyleyecek’ diyor. Staj-çıraklık mağduruna, Bağ-Kur’un dokuz bin güne, söz verdiği mülakata, hepsinin sözünü verdi yapmıyor. Şimdi de ‘Siz oyu bana verin, seçimden sonra ben emeklinin durumuna bakacağım.’ Yok öyle yağma. Recep Tayyip Erdoğan, kameraların önünde, Giresun’dan sana sesleniyorum: Bir buçuk aydır ısrarla söylüyorum. Diyordun ki ‘Ekonomi dört buçuk büyüdü. Herkesin keyfi yerinde, emekliyi Özgür Özel kışkırtıyor.’ Şimdi diyormuşsun ki ‘Son hafta söz veririm.’ Söze karnımız tok. Sana çağrı yapıyorum: Hodri meydan. Haftaya pazartesi Meclis’i açalım. Salı günü emekliye zammı yapalım. Samimiysen gel hadi. Bu insanların yüzünü güldürelim. Eğer bu zammı yapacaksan seçimden önce gelip o zammı yapacağız.
“‘LİMANA KÖPRÜLÜ KAVŞAK YAPACAĞIZ’ DEDİLER. MALİYET 283 MİLYON LİRA, AYRILAN ÖDENEK 10 MİLYON LİRA. 30 YILDA BİTECEK”
Giresun’a verilip tutulmayan sözler var. Güney Çevre Yolu’nu 2012’de söz verdiler. Her seçim gelip bir söz daha veriyorlar ama herhangi bir şey yapmıyorlar. Yedi ulaştırma bakanı değişmiş, hepsi Güney Çevre Yolu sözü vermiş. Bu söz tutulmamış. Siz bu trafiği çekiyorsunuz. Kentiniz bu sıkıntıları çekiyor. ‘Limana köprülü kavşak yapacağız’ dediler. Köprülü kavşakla ilgili maliyet 283 milyon lira, ayrılan ödenek 10 milyon lira. Bu hesaba göre 30 yılda bitecek o. İhtiyacın 30’da birini ödenek diye ayırmışlar. Giresun’la ilgili bu yaptıklarının tamamı ama tamamı kandırmaca. Bir tarafta birçok gerçek dışı söylemde bulunanlar var. Bir tarafta da Giresun’a gerçekten hizmet etmek için heyecan duyanlar var. Ben bütün ilçe adaylarımızı ve Giresun adayımızı yakından biliyorum, hepsine güveniyorum. Hepsi için sizlerden destek istiyorum. Fuat Köse ile ilgili şu kadarını söyleyeyim: Giresun’un bir evladı. 12 yaşından beri sanayi sitesinde, çıraklıkla girmiş, kalfa olmuş, ilgili okulları bitirmiş, kendi işini kurmuş, 10 kadar arkadaşımıza ekmek sağlıyor. Sanayinin bilinen, dürüst, temiz ve sözüne güvenilir esnafı, Giresun’daki herkesin çok sevdiği bir kardeşimiz. Ayrıca Giresun Sanayi Spor’un kadın futbol takımımın da başkanı. Sanayi yönetiminde, partimizde görev almış, hepimizin çok taktir ettiği bir kardeşimiz.
“GİRESUN, KAYIPTAN PİŞMAN”
Giresun’daki adaylık hikayesini şöyle yaşadık. İl başkanımızla konuştuk. İl başkanımız dedi ki ‘Biz geçen seçimi kendi hatalarımızdan küçük bir farkla kaybettik. Ancak Giresun bu kayıptan pişman, partililerimiz çok üzgün ama Giresun da üzgün. Hizmet yok. Kötü yönetim var. İsraf var ve Giresun CHP belediyeciliğini, dürüst, namuslu ve çalışkan belediyeciliği, hizmet belediyeciliğini geri çağırıyor’ dedi. ‘Nasıl yapalım’ dedim. ‘Uygun görüyorsanız ön seçim yapalım’ dedi. Dedim ki ‘Kerim Başkanımı bir arayım, ona fikrini bir sorayım.’ Almanya’daydı. Dedi ki ‘Çok doğru yaparsınız, il başkanımız iyi niyetlidir, çalışkandır. Ön seçim yapmak doğru bir karardır.’ Ön seçimi yaptık, ön seçimden Fuat kardeşimiz çıktı. Tekrar aradım. ‘Başkanım, Fuat Köse çıktı’ dedim. ‘Çok isabetli olmuş, duydum, sevindim, arkasındayım. Örgüt etrafında birleşir, ben de gelirim, hep beraber çalışırız, Giresun’u kazanırız’ dedi. O günden beri adayımızın yanında, arkasında, gerçek bir partili, benim de çok sevdiğim bir abim, kendisine huzurlarınızda bir kez daha teşekkür ediyorum.
“SİZ KALIRSANIZ BELEDİYE MAAŞ ÖDEYEMEZ”
İki tane video var. Birisi Mansur Yavaş’tan birisi Ekrem İmamoğlu’ndan. Siz Fuat Köse’yi, Giresun Belediye Başkanı yapıyorsunuz. Başkanın sağ omzunda Mansur Yavaş’ın eli, sol omzunda Ekrem İmamoğlu’nun eli, tam arkasında genel başkanın eli. Sonuna kadar arkasındayım. Gördüler, Fuat Köse geliyor, CHP geliyor; başlamışlar şöyle söylemeye: ‘Belediyenin durumu kötü, gelirse maaşları ödeyemez.’ Bu belediye Kerim Başkan zamanında kötü değildi. Beş yılda geldiniz, belediyeyi bu hale getirdiyseniz, siz kalırsanız belediye maaş ödeyemez. Fuat Köse gelir, evelallah bu sıkıntılı dönemi bitirir. ‘CHP gelirse belediyeden işçileri çıkaracak.’ Biz belediyeyi kaybettik -kişi kendinden bilir işi- geldi, milletin işiyle, aşıyla oynadı. Evlenmesine günler kalmış insanları kapı önüne koymaktan hiç utanmadılar. İşte belediyenin, işte Fuat başkanın yüzü. Öyle son günlerde numaradan içeri doldurduğunuz militanlar varsa bilmem. Bu tarihlerden, bugünlerden önce bu belediyeye işe girmiş kimsenin ne işiyle ne aşıyla oynarız.”
]]>UĞUR İSTANBULLU
Artvin Tüm Emeklilerin Sendikası Temsilciliği, düşük emekli maaşlarına tepki gösterdi. Sendikası adına açıklama yapan Perihan Karakuş, “Emeklilerimiz beslenemiyor. Bırakalım beslenmeyi, yatağa aç giriyor, karnını doyuramıyor. Emekliler pazar yerine gittiğinde sadece fiyatları inceliyor alışveriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu. Kasabın yolundan vazgeçtik, ekmek alamıyoruz. Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor” dedi.
Artvin’de Tüm Emekliler sendikasının çağrısıyla bir araya gelen emekliler iktidara tepki gösterdiler. Yapılan açıklamaya CHP, Halkevleri, DİSK, Eğitim- Sen, SOL Parti üyeleri ve emekliler katıldı. Açıklamayı Artvin Tüm Emeklilerin Sendikası Temsilciliği adına üyelerden Perihan Karakuş yaptı. Perihan Karakuş, şunları söyledi:
“Bugün Tüm Emeklilerin Sendikası olarak Ardanuç’tan Edirne’ye, Giresun’dan Mersin’e kadar onlarca il ve ilçede alanlardayız. Sefalete, yoksulluğa, açlığa mahkum edilmeye itirazımızı en güçlü şekilde duyurmak için alanlardayız. Son söyleyeceğimizi baştan söyleyelim; AKP ve paydaşları artık ülkeyi yönetemiyor. Ülkede yönetim krizi vardır. 22 yıldır ülkeyi yönetenler, gönüllü taşıyıcısı oldukları vahşi kapitalizmin neoliberal politikalarını acımasızca uyguladıklarıyla yetinmiyor, ülkeyi Ortaçağ karanlığına ve Ortadoğu bataklığına sürüklüyorlar. Böylece yarattıkları siyasi ve ekonomik kaostan, siyasal islamcı tek adam yönetimini yukarıdan aşağıya yapılandırdılar. Bu yönetim anlayışı emeklilere derin yoksulluk, açlık, daha doğrusu ölüm sınırında bir yaşam olarak geri dönmüştür. Yaşam koşullarımız çok kötüleşmiştir. Bugün emekliler 18. ve 19. yüzyıldaki yaşam koşullarından daha beter yaşam savaşı veriyor. Aslına bakılırsa uygulanan politika, cuntacı Kenan Evren’in bir dönem devrimcileri bir bir idam ederken söylediği, ‘asmayalım da besleyelim mi’ mantığının yeni bir türevidir. Yani aynı anlayış, bugün emeklilerin yaşam koşullarını en dibe gerileterek, yavaş yavaş yok edilmesiyle gündemdedir.
“EMEKLİLERİN TEK GİDEBİLDİĞİ YER PARKLAR”
Emeklilerimiz beslenemiyor. Bırakalım beslenmeyi, yatağa aç giriyor, karnını doyuramıyor. Emekliler pazar yerine gittiğinde sadece fiyatları inceliyor alışveriş yapamıyor. Markete gitmek karabasandan beter oldu. Kasabın yolundan vazgeçtik, ekmek alamıyoruz. Sözün özü emekliler adeta sürüm sürüm sürünüyor. Bakın şurada bir simitçiden bir bardak çay 45 lira. Emeklinin dinlenmek için simitçiden bir bardak çay içebilme şansı kalmadı. Dost sohbeti yapacağı, bir fincan kahve içebileceği bir mekan hayal oldu. Emekliler, 40 yıl hatırı kalan bir fincan kahveyi, bir kafede 40 yılda içemez duruma düşürüldü. Derin yoksulluk nedeniyle geleneklerimizi ve göreneklerimizi terk ettik. Emeklilerin tek gidebildiği yer, parklardaki belediye bankları oldu. Boş bank bulan şanslı sayılıyor. Tabii hava soğuk veya yağışlı değilse. Emeklilerin kaliteli yaşlanmasının ölçütü, banklara hapsedilen bir yaşam oldu. Bu onur, bu iktidarındır. Metruk binalarda yaşam savaşı veren emeklileri saymazsak, artık sokaklarda geceleyen, açlıktan ölen emekli haberleri sürpriz olmayacaktır. Bu gidişle, bu onur da bu iktidara ait olacaktır. İktidara sesleniyoruz; duyun bu çığlığı ve acil çözüm üretin. BİS-AR’ın araştırmasına göre açlık sınırı 20 bin 834 lirayı, yoksulluk sınırı 60 bin 757 lirayı aştı. Bekar bir çalışanın sadece yaşam maliyeti 26 bin 970 liradır. Bu hayat pahalılığında, her üç emekliden ikisinin 10 bin lira aldığı biliniyor. Bu durumda emeklilerin nasıl geçinebildiğini hesaplamak, yüzyıllardır çözülemeyen matematik probleminden zordur.
“BÜTÜN EMEKLİLERE HAKSIZLIK YAPILIYOR”
Denklem açıktır; 4 kişilik çekirdek ailenin sadece mutfak gideri açlık sınırıdır. Temel ihtiyaçlarına, giyim, ulaşım, ısınma, elektrik, su, barınma, telefon, internet, eğitim giderleri eklendiğinde asgari yoksulluk sınırında bir gelir gerekiyor. Sosyal ve kültürel aktiviteleri saymıyoruz bile. Yani yoksul yaşamak için bile 60 bin 750 liraya ihtiyaç varken, 10 bin lira ile bütün bu girdilerin karşılanmasını çözen varsa beri gelsin. 2024 Ocak ayına göre memur emeklilerinin ortalama maaşı, memur maaş ortalamasının yüzde 41,4’üdür. Bu oran 2023 yılında yüzde 70,5’di. Bu ülkenin en zor okullarından okumuş, son dereceler yükselmiş bir memur emeklisi bile, bir çalışanın beşte ikisi kadar maaş alıyorsa, sorun çok büyüktür. Bunu biz demiyoruz, bilim çevreleri diyor. Emeklinin cebinden paranın çalındığını bilim kanıtlarıyla açıklandığı sonuçta bütün emeklilere haksızlık yapılıyor. Bedelini peşin, peşin ödediğimiz emeğimizin değerlendirilmediği ortadır. Katsayı hesabında bile hile yapılıyor ve biz bunlara sessiz mi kalacağız. Buradan bütün emekli arkadaşlarıma sesleniyoruz boş vaatlere kulak asmayın, haklarınızın çalınmasına sessiz kalmayın ve demokratik tepkilerinizi gösterin ve kurtuluş kendi ellerinizdedir ve onunda yolu örgütlenmekten geçer.”
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Burdur Cumhuriyet Meydanı’nda 40 binin üzerinde vatandaşa hitap etti. Erdoğan, İstiklal şairi merhum Mehmet Akif’in mebusluğunu yaptığı Burdur’da bulunmanın bahtiyarlığı içinde olduğunu kaydetti. Isparta’da büyük bir sevgiyle karşılandıklarını dile getiren Erdoğan, “Burdurlu kardeşlerimizle hasret gideriyoruz. Meydanda ne kadar kardeşimiz var, diye sorduk. Verdikleri rakam 40 bin Maşallah. Bu ne coşku? Bu ne aşk? Aşkınız daim olsun. Coşkunuz sandıklara dolsun. Onun için 10 gün var. 10 gün sonra sandıklardayız. Burdur’u sizlerin şu coşkusunu gerçekten çok özlemiştik. Burdurlu kardeşlerimize bir şükran borcumuz var. Önce bu borcu ödemek istiyorum. Türkiye’nin son dönemdeki en önemli seçimlerinden olan o14, 28 Mayıs seçimlerinde Burdur, Allah razı olsun. Bizi yine yalnız bırakmadı” diye konuştu.
“Türkiye istikrar adası”
Ramazanı Şerif’in gelmesiyle hanelerin şenlendiğine değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Sofralarımız bereketlendi. Nasıl olsa şimdilik saleplerle işi idare ediyoruz. Yani biz Bucak’ı unuttuk mu zannediyorsunuz? Sürekli salebimizi alıyoruz, bütün misafirlerimize ikram ediyoruz. Şu seçimi atlatalım ondan sonra gerisi kolay. Başı rahmet, ortası mağfiret, sonu ebedi azaptan kurtuluş olan bu mübarek ayın manevi havasını doya doya teneffüs ediyoruz. Ailelerimizle, sevdiklerimizle, çoluk çocuğumuzla birlikte Ramazan-ı Şerifi huzurla idrak ediyoruz. Gönül coğrafyamıza baktığımızda ise yüreklerimiz dağlanıyor. Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Afganistan’a kadar kardeşlerimiz bu Ramazanı kan içinde ateş içinde maalesef acı içinde geçiriyor. Karadeniz’den komşularımız olan Rusya ile Ukrayna arasındaki savaş 2 yılı aşkın süredir devam ediyor. Savaşın kendilerine sıçrama tehlikesinden dolayı Avrupa’nın birçok ülkesinde endişe hakim. Yarın ne olacağını, krizin nerede patlak vereceğini kimse bilmiyor. Tüm bu çatışmaların ortasında Türkiye istikrar adası olarak yükseliyor. Esnafımız her sabah dükkanını gönül huzuruyla açıyor. Çiftçimiz tarlasını rahatça sürüyor. Sanayicimiz, tüccarımız, iş dünyamız, turizmcimiz, geleceğine umutla bakıyor. Fabrikalarımızda üretip, okullarımızda eğitim, hiçbir aksaklık olmadan devam ediyor” dedi.
“Enflasyon herkes gibi bizi de zorluyor”
“Sınırlarımızın hemen ötesindeki kaygıların hiçbirini bizler yaşamıyoruz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunların ne kadar büyük bir nimet olduğunu, etrafımıza baktığımızda çok daha iyi anlıyoruz. Tabii ki bunları söylerken ülkemizde her şey süt liman demiyoruz. Dünyanın her ülkesi gibi bizim de sıkıntılarımız var. Zorluklarımız var. Çözmek için uğraştığımız problemlerimiz var. Bölgemizde yaşanan çatışmalardan istesek de istemesek de bizler de etkileniyoruz. Avrupa ve Amerika dahil tek pek çok yerde son 60-70 yılın zirvelerine çıkan enflasyon oranları herkes gibi bizi de zorluyor. Tüm bunlara ilave olarak biz 6 Şubat depremlerinin yol açtığı güçlüklerle de mücadele ediyoruz. Daha bir sene önce ve 53 binden fazla insanımızın vefat ettiği depremlerin yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Ekonomik maliyeti 104 milyar dolar olan depremin ülkemiz ekonomisinde oluşturduğu baskı hala devam ediyor. Her hesabımızı buna göre yapıyoruz. Bu yılın bütçesinde deprem çalışmaları için 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Geçen yıl da bütçeden aşağı yukarı aynı tutarda harcamamız oldu. Bu rakama belediyelerimizin, vakıflarımızın ve iş dünyamızın harcamaları dahil değil” ifadelerine yer verdi.
Üzerinden zaman geçtikçe bazı şeyler unutulsa da ülke ve millet olarak büyük bir imtihanla sınandıklarının altını çizen Erdoğan, deprem bölgesini ayağa kaldırmadan hiç kimsenin gönlünün rahat olamayacağını bildirdi.
“Depremzedelerimize sırtımızı dönemeyiz”
“Evi yıkılan, düzeni bozulan, eşini, çocuğunu, anne babasını, yakınlarını, depremde kaybeden kardeşlerimize sırt dönemeyiz” diyen Erdoğan, “Depremzedelerimizi yeni yuvalarına süratle kavuşturmamız gerekiyor. Dün 30 bin 723 deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettik. Böylece 76 binden fazla kardeşimizi yeni yuvalarıyla buluşturmuş olduk. Bu rakamı inşallah yıl sonuna kadar 200 bine tamamlayacağız. Aynı şekilde depremin vurduğu illerimizi tekrar inşa etmemiz şart. Bizim de devlet olarak önceliğimiz deprem bölgesidir. Depremzede vatandaşlarımızı konteynerden kurtarıp evlerine yerleştirmektir. Kardeşlerim deprem bölgemize yoğunlaşırken elbette diğer şehirlerimizi ve buralarda yaşayan vatandaşlarımızı, asla ihmal etmiyoruz. Hayat pahalılığının yol açtığı sıkıntıların farkındayız. Özellikle emeklilerimizden gelen serzenişlere kulaklarımızı tıkamıyoruz. Gerek tek sefere mahsus yaptığımız 5 bin liralık ödemeyle gerekse yüzde 50’yi bulan maaş ve ikramiye artışlarıyla emeklilerimizin yükünü hafifletmeye çalıştık. Sadece bu ek ödeme için 300 milyar lira civarında kaynak kullandık. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini nisan ayının ilk haftasında hesaplarına yatırıyoruz. Çalışanımızı, memurumuzu, emeklimizi, enflasyona ezdirmeme ilkemize her şart altında bağlıyız” diye konuştu.
Erdoğan, kalıcı refah artışını sağlamak için enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmeleri gerektiğini bildirdi.
“Milyonlarca lira döviz var”
Daha önce bunu nasıl yaptıysak yine başaracaklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Devletimizin imkanları büyüdükçe geliri arttıkça, omuzlarındaki yük biraz daha azaldıkça ortaya çıkan kaynağı herkese adil şekilde dağıtacağız. Sizlerden biraz daha sabır, biraz daha dayanışma bekliyorum. Burdurlu kardeşlerimin, muhalefetin, laf olsun torba dolsun kabirinden sözlerine itibar etmeyeceğine inanıyorum. Burdur bunlara aldanmasın, bunların boş vaatlerine kanmasın. Bunların derdinin, ne emeklilerimiz, ne emekçilerimiz, ne de çiftçilerimiz olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunların tek bir derdi var. O da menfaatlerini korumaktır. Deste deste para balyalarından yapılan kuleleri inanıyorum ki siz de televizyonlarda izlediniz. Ortada nereden geldi ve nereye gittiği belli olmayan milyonlarca lira ve döviz var. Her televizyona çıkan farklı bir açıklama yapıyor. Acemi genel başkan dahil, parti yöneticilerinin hepsi ayrı telden çalıyor. Hiç merak etmeyin. Evelallah dik duracağız, eğilmeyeceğiz hiç kimse şüphe bulutlarını giderecek makul, mantıklı ve tutarlı bir cümle kurmuyor, kuramıyor. Meselenin daha vahim tarafı, tüm bu tartışmalar sürerken meşhur hesap uzmanının ortalıkta esamesi yok. Kim olduğunu biliyorsunuz. Ortalıkta hiç gözükmüyor, kayıp. Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar. Vaktini orada geçiriyor. Ben ne demiştim? Bay bay Kemal demiştim. Dediğin çıktı mı? Kardeşlerim, hiç kimse böyle bir skandalı üç maymunu oynayarak yetiştiremez. Hiç kimse sağa sola saldırarak hakaret ederek, bu yetmeyince de milleti kendi suçuna ortak ederek bu rezaletten kendini kurtaramaz. Çantalar dolusu, bu paraların kimden alındığı, nereye harcandığı, belgeleriyle, kayıtlarıyla şeffaf bir şekilde açıklanmak zorundadır” ifadelerine yer verdi.
“Bıraksın darbe şakşakçılığını”
“Sadece bu kadar da değil CHP’nin demden transfer ettiği adaylarından biri çıkıyor, İstanbul’un bir ilçesiyle ilgili akla ziyan sözler ediyor” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bir başka adaylarıyla ilgili şantaj dahil her türlü iddia ortada kol geziyor. Özgür efendinin bizzat kendisi ise akılla, mantıkla bağdaşmayacak, garip, darbe açıklamaları yapıyor. CHP Genel Başkanlarının telefon merakı ona da sirayet etmiş. Darbecilerden kendisine milli iradenin yerle yeksan edildiğine dair telefon gelecekmiş. Ee o da bunu ‘gençler yapıyor’ diye sevinecekmiş. Gerçi bunların devrik genel başkanları da, darbecilerin tanklarının arasından kaçmış, kahvesini Bakırköy Belediyesinde yudumlayarak işin sonucunu beklemişti. Hatırlıyorsunuz. Özgür efendi bıraksın bu darbe şakşakçılığını da çıksın önce içlerine kurt düşürdüğü CHP’li vatandaşlarımıza karşı görevini yerine getirsin. Özgür efendi yanına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nı da alsın. Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin. Gerçekten Özgürce siyaset yapmak, siyasi rüştünü ispat etmek istiyorsa Özgür efendiden beklenen tavır budur. Bunun dışında söylediklerinin milletimizin nazarında hiçbir hükmü yoktur” dedi.
“Onlar ceplerini doldurmanın derdinde”
Erdoğan, muhalefetle aralarında vizyon ve gündem farkı olduğunu vurgulayarak, “Biz şehirlerimizi büyütmenin, kalkındırmanın, insanımıza, aşkla hizmet etmenin derdindeyiz. Onlar ise ceplerini doldurmanın, koltuklarını sağlama almanın peşindedir. Mevcut CHP yönetiminden ülkemize ve milletimize fayda gelmeyeceğini hep beraber görüyoruz. Bunun için biz sadece işimize bakıyoruz, işimize odaklanıyoruz hizmet ve eser siyasetimizi devam ettirmenin yollarını arıyoruz. Bu anlayışla son 21 yılda Burdur’a 60 liranın üzerinde yatırım yaptık. Eğitimde bin 362 derslik inşa ettik. 9 bin 172 kapasiteli yüksek öğrenim yurtları açtık. 31 spor tesisi yaptık. Burdurlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, şehit yakınlarımıza, yaşlılarımıza, engellilerimize 1.5 milyar liralık kaynak aktardık. Sağlıkta 475 Burdur Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda bin 150 hastane dahil 37 sağlık tesisini hizmete açtık. 4 sağlık tesisinin yapımı sürüyor. TOKİ vasıtasıyla 691 konutu tamamladık. 276 konut yapımı devam ediyor. Riskli 8 bin 175 yapıyı dönüştürdük. 3 millet bahçesinden birini yaptık, birinin yapımına birinin de proje çalışmalarına devam ediyoruz” dedi.
Hizmetler, projeler
Burdur’a yapılan yatırım ve yapılacak projeler hakkında bilgiler veren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehrimizin 45 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu, 267 kilometreye çıkardık. Kocaelililer ve Bucak Sanayi Köprülü kavşaklarını tamamladık. Burdur, Tefenni, Çavdır, Antalya, Korkuteli, Söğüt, Burdur, Isparta, Taşkapı, Ağlasun ve Gölhisar Çameli yollarının yapımına devam ediyoruz. Bucak çevre yolunun ihalesini 28 Mart’ta yapıyoruz. Burdur- Gümüşgün arasındaki mevcut demir yolu hattını yenileyerek iyileştirdik. Hızlı tren projesi tamamlandığında Burdur ülkemiz hızlı tren ağına bağlanmış olacak. Afyon, Denizli, Isparta, Burdur demir yolunu modernize ettik. Burdur’da 17 baraj ve 2 gölet 2 içme suyu tesisi inşa ettik. 4 baraj yapımına devam ediyoruz. İnşa ettiğimiz 37 sulama tesisiyle 297 bin dekar, sanayi araziyi sulamaya açtık. Yapacağımız yeni tesislerle 29 bin dekarın üzerinde daha sulamaya açacağız. Burdurlu çiftçilerimize 19 milyar lira tutarında tarımsal hibe desteği verdik. Burdur’a bir organize sanayi bölgesi, bir araştırma geliştirme merkezi ve bir teknopark kurduk. İstihdamı desteklemek için, Burdurlu işverenlerimize 720 milyon lira prim desteği sağladık. 32 ata yadigarı eserimizi restore ettik” ifadelerine yer verdi. – BURDUR
]]>Erdoğan, partisince Burdur’da Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingdeki konuşmasında, dünyanın her ülkesi gibi Türkiye’nin de sıkıntılarının ve çözmek için uğraştıkları problemleri olduğunu belirterek, bölgede yaşanan çatışmalardan Türkiye’nin de etkilendiğini dile getirdi.
Avrupa ve ABD dahil pek çok yerde son 70 yılın zirvelerine çıkan enflasyon oranlarının herkes gibi Türkiye’yi de zorladığını anlatan Erdoğan, tüm bunlara ilave olarak 6 Şubat depremlerinin yol açtığı güçlüklerle de mücadele ettiklerini anımsattı.
Erdoğan, 53 binden fazla vatandaşın vefat ettiği depremlerin yaralarını sarmaya çalıştıklarını ifade ederek, “Ekonomik maliyeti 104 milyar dolar olan depremin ülkemiz ekonomisinde oluşturduğu baskı hala devam ediyor. Her hesabımızı buna göre yapıyoruz. Bu yılın bütçesinde deprem çalışmaları için 1 trilyon liranın üzerinde kaynak tahsis ettik. Geçen yıl da bütçede aşağı yukarı aynı tutarda harcamamız oldu. Bu rakama belediyelerimizin, vakıflarımızın ve iş dünyamızın harcamaları dahil değil. Üzerinden zaman geçtikçe bazı şeyler unutulsa da ülke ve millet olarak büyük bir imtihanla sınandığımız bir gerçektir.” diye konuştu.
Deprem bölgesini ayağa kaldırmadan hiç kimsenin gönlünün rahat olmayacağını vurgulayan Erdoğan, evi yıkılan, düzeni bozulan, eşini, çocuğunu, anne, babasını, yakınlarını depremde kaybeden vatandaşlara sırtlarını dönemeyeceklerini söyledi.
Erdoğan, depremzedeleri yeni yuvalarına süratle kavuşturmaları gerektiğini dile getirerek, dün 30 bin 723 deprem konutu ve köy evini hak sahiplerine teslim ettiklerini, böylece 76 binden fazla kişiyi yeni yuvalarıyla buluşturduklarını kaydetti.
Bu rakamı yıl sonuna kadar 200 bine tamamlayacaklarını ifade eden Erdoğan, “Aynı şekilde depremin vurduğu illerimizi tekrar inşa etmemiz şart. Bizim de devlet olarak önceliğimiz deprem bölgesidir, depremzede vatandaşlarımızı konteynerden kurtarıp evlerine yerleştirmektir.” dedi.
“Amacımız kalıcı refah artışını sağlamak”
Erdoğan, deprem bölgesine yoğunlaşırken diğer şehirleri ve buralarda yaşayan vatandaşları asla ihmal etmediklerine vurgu yaparak, şöyle devam etti:
“Hayat pahalılığının yol açtığı sıkıntıların farkındayız. Özellikle emeklilerimizden gelen serzenişlere kulaklarımızı tıkamıyoruz. Gerek tek sefere mahsus yaptığımız 5 bin liralık ödemeyle, gerekse yüzde 50’yi bulan maaş ve ikramiye artışlarıyla emeklilerimizin yükünü hafifletmeye çalıştık. Sadece bu ek ödemeler için 300 milyar lira civarında kaynak kullandık. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerini nisanın ilk haftasında hesaplarına yatırıyoruz. Çalışanımızı, memurumuzu, emeklimizi enflasyona ezdirmeme ilkemize her şart altında bağlıyız ama asıl amacımız kalıcı refah artışını sağlamaktır. Bunun için de enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmemiz gerekiyor. Daha önce bunu nasıl yaptıysak inşallah yine başaracağız. Devletimizin imkanları büyüdükçe, geliri arttıkça, omuzlarındaki yük biraz daha azaldıkça ortaya çıkan kaynağı herkese adil şekilde dağıtacağız. Sizlerden biraz daha sabır, biraz daha dayanışma bekliyorum.”
Burdurluların, muhalefetin “laf olsun, torba dolsun” kabilinden sözlerine itibar etmeyeceğine inandığını söyleyen Erdoğan, “Burdur bunlara aldanmasın, boş vaatlerine kanmasın. Bunların derdinin ne emeklilerimiz ne emekçilerimiz ne de çiftçilerimiz olduğunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Bunların tek bir derdi var, o da menfaatlerini korumaktır. Deste deste para balyalarından yapılan kuleleri siz de televizyonlarda izlediniz. Ortada nereden geldiği ve nereye gittiği belli olmayan milyonlarca lira ve döviz var. Her televizyona çıkan farklı bir açıklama yapıyor. Acemi Genel Başkan dahil parti yöneticilerinin hepsi ayrı telden çalıyor. Hiç merak etmeyin dik duracağız, eğilmeyeceğiz.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çantalar dolusu bu paraların kimden alındığı şeffaf bir şekilde açıklanmak zorunda”
Hiç kimsenin şüphe bulutlarını giderecek makul, mantıklı ve tutarlı bir cümle kuramadığını belirten Erdoğan, şöyle devam etti:
“Meselenin daha vahim tarafı, tüm bu tartışmalar sürerken meşhur hesap uzmanının ortalıkta esamesi yok. Kim olduğunu biliyorsunuz. Ortalıkta hiç gözükmüyor kayıp. Ankara’da bir apartman dairesi tutmuşlar, vaktini orada geçiriyor. Ben ne demiştim, ‘bay bay Kemal’ demiştim. Dediğim çıktı mı, çıktı. Hiç kimse böyle bir skandalı üç maymunu oynayarak geçiştiremez. Hiç kimse sağa, sola saldırarak, hakaret ederek, bu yetmeyince de milleti kendi suçuna ortak ederek bu rezaletten kendini kurtaramaz. Çantalar dolusu bu paraların kimden alındığı, nereye harcandığı belgeleriyle, kayıtlarıyla şeffaf bir şekilde açıklanmak zorundadır.”
“Özgür Efendi mantıkla bağdaşmayacak garip darbe açıklamaları yapıyor”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Sadece bu kadar da değil. CHP’nin DEM’den transfer ettiği adaylarından biri çıkıyor İstanbul’un bir ilçesiyle ilgili akla ziyan sözler ediyor. Bir başka adaylarıyla ilgili şantaj dahil her türlü iddia ortada kol geziyor. Özgür Efendinin bizzat kendisi ise akılla, mantıkla bağdaşmayacak garip darbe açıklamaları yapıyor. CHP genel başkanlarının telefon merakı ona da sirayet etmiş. Darbecilerden kendisine, milli iradenin yerle yeksan edildiğine dair telefon gelecekmiş, o da ‘bunu gençler yapıyor’ diye sevinecekmiş. Gerçi bunların devrik Genel Başkanları da darbecilerin tanklarının arasından kaçmış, kahvesini Bakırköy Belediyesinde yudumlayarak işin sonucunu beklemişti. Özgür Efendi bıraksın bu darbe şakşakçılığını da çıksın önce içlerine kurt düşürdüğü CHP’li vatandaşlarımıza karşı görevini yerine getirsin. Özgür Efendi yanına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanını da alsın Türk siyasetine bulaştırdıkları bu lekeden dolayı milletten özür dilesin. Gerçekten özgürce siyaset yapmak, siyasi rüştünü ispat etmek istiyorsa Özgür Efendiden beklenen tavır budur. Bunun dışında söylediklerinin milletimizin nazarında hiçbir hükmü yoktur.”
Sadece bu olaylara bakmanın bile kendileri ile muhalefet arasındaki gündem ve vizyon farkını ortaya koymaya kafi olduğunu söyleyen Erdoğan, “Biz şehirlerimizi büyütmenin, kalkındırmanın, insanımıza aşkla hizmet etmenin derdindeyiz. Onlar ise ceplerini doldurmanın, koltuklarını sağlama almanın peşindeler. Mevcut CHP yönetiminden ülkemize ve milletimize fayda gelmeyeceğini hep beraber görüyoruz. Bunun için biz sadece işimize bakıyoruz, işimize odaklanıyoruz. Hizmet ve eser siyasetimizi devam ettirmenin yollarını arıyoruz.” ifadelerini kullandı.
“Burdur’a son 21 yılda 60 milyar liranın üzerinde yatırım yaptık”
Burdur’a son 21 yılda 60 milyar liranın üzerinde yatırım yaptıklarını belirten Erdoğan, “Eğitimde, 1362 adet yeni derslik inşa ettik. Mehmet Akif Ersoy Üniversitesini şehrimize kazandırdık. Gençlik ve sporda, 9 bin 172 kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 31 spor tesisi yaptık. Burdurlu ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, şehit yakınlarımıza, yaşlılarımıza, engellilerimize 1,5 milyar liralık kaynak aktardık. Sağlıkta, 475 yataklı Burdur Devlet Hastanesi başta olmak üzere toplamda 1150 yataklı, 10 hastane dahil, 37 sağlık tesisini hizmete açtık. 4 sağlık tesisinin yapımı sürüyor.” bilgilerini verdi.
TOKİ vasıtasıyla 4 bin 691 konutun inşasının tamamlanıp hak sahiplerine teslim edildiğini söyleyen Erdoğan, 276 konutun ise yapımına devam edildiğini aktardı. Riskli 8 bin 175 yapıyı dönüştürdüklerini belirten Erdoğan, ilde yapılan yeni atık su tesisleriyle belediye nüfusunun yüzde 90’ına hizmet verildiğini belirtti.
Erdoğan, Burdur’daki 3 millet bahçesi projesinden birinin tamamlandığını, birinin yapımına, diğerinin de proje çalışmasına devam ettiklerini anlattı.
Ulaştırmada, 45 kilometre olan bölünmüş yol uzunluğunu 267 kilometreye çıkardıklarını söyleyen Erdoğan, yapımı devam eden yollar hakkında bilgi verdi.
Hızlı tren hattı projesi tamamlandığında Burdur’un, ülkenin hızlı tren ağına bağlanacağına işaret eden Erdoğan, sulama ve içme suyu yatırımları hakkında da bilgi verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çeltikçi’ye de doğal gaz arzını sağlayacaklarını belirtti.
Burdur’a yapılan yatırımlar ve açılan eserlere ilişkin video da miting alanında yayımlandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçimlere 10 gün kaldığını anımsatarak, “İnşallah Burdur’u pazar akşamı özellikle izleyeceğim, diğer illerimiz gibi. Burdur’u şu CHP zihniyetinden kurtaralım.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan vatandaşlardan gelen, “Tıp fakültesi istiyoruz” talepleri üzerine de “Bunu YÖK ile görüşeceğiz. Kadrolar hazırlandıktan sonra ben de imzamı atarım. Bizden öncekilerin yaptığı gibi biz yapmayacağız. Eşeği sağlam kazığa bağlayacağız, sonra da Allah’a emanet edeceğiz.” karşılığını verdi.
Notlar
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının ardından partisinin Burdur belediye başkan adaylarını sahneye çağırarak vatandaşları selamladı.
Mitinge, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Yusuf Ziya Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun ile bazı milletvekilleri de katıldı.
(Bitti)
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da; “Çay üreticisine banka seçme hakkı ve promosyon hakkı istiyoruz. Çay üreticisini gözümüz gibi biliyoruz. Gözümüzden sakınıyoruz. Arkasında duruyoruz” dedi. Özel, “Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Ramazan mübarek gün söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar. Hatta küfrediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun, sevginin ittifakıyız. Biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık. Bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz. Vicdanlarda yapıyoruz” diye konuştu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Trabzon’da halk buluşmasına katıldı. Özel’e, Genel Başkan Yardımcıları Sevgi Kılıç, Ulaş Karasu ve Volkan Demir, Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Giresun Milletvekili Elvan Işık Gezmiş, Ordu Milletvekilleri Mustafa Adıgüzel ve Seyit Torun, Rize Milletvekili Tahsin Ocaklı, Trabzon İl Başkanı Mustafa Bak, Trabzon Belediye Başkan Adayı Hasan Süha Saral, Ortahisar Belediye Başkan Adayı Ahmet Kaya ve önceki dönem Trabzon Belediye Başkanı Volkan Canalioğlu eşlik etti. Özel, şöyle konuştu:
“Şimdi Trabzon’da konuşacağım da gözüm birini arıyor. O biri olmadan konuşamayacağım. Bana emeği çok, Trabzon’a emeği çok. Ben o olmadan burada konuşamayacağım. Volkan ağabeyimiz yeni milletvekili olduğumda birlikte görev yaptığımız, memleketini seven, Trabzon’u seven, Trabzon’daki en ufak sorun için gecesini gündüzüne katan, biz gençlere de siyaseten çok örnek olmuş, altın kalpli, koca yürekli bir insandır. Bugün onu yanımızda görmek benim için en büyük mutluluk. Trabzon’dayız. Adaylarımız var ve bizi çok seven insanlarla birlikteyiz. Böyle bir günde, bu meydanda, Ramazan mübarek gün sizlerle birlikteyiz. Ramazanınız mübarek olsun, tutulan oruçlar kabul olsun.”
“ÇAYDA KARTELLEŞME TEHLİKESİ”
“Biz çayın, fındığın, emeğin, balıkçılığın en yoğun olduğu, insanlarının alnının terini çay bahçesine, fındık bahçesine, alnının terinin tuzunu Karadeniz’in tuzuna karıştıran, oradan bereket fışkırtan, o bereketle çoluğunun çocuğunun rızkını kazanan, haram ve yalandan korkan, kalbinde vatan, millet, bayrak ve Atatürk sevgisi olan güzel Trabzon’un yiğit ve mert insanları ile beraberiz. Çay üretimi dediğiniz Trabzon’da maalesef tütün de gittikten sonra çok çok önemli bir noktaya geldi. Geçtiğimiz yıllarda çay üreticisinin sorunları ile ilgili bütün milletvekillerimiz ayrı ayrı emek verdiler. Gayret sarf ettiler. Ancak geçen sene bir çay kanunu teklifi geldi. Tüylerimiz diken diken oldu. Çay-Kur’u özelleştirmek, ortadan kaldırmak, çay üreticisini büyük kartellerin emrine sokmak, adeta onların emeklerini sömürüp onları birer basit işçi haline getirmek istiyorlardı. Biz buna direndik, itiraz ettik. Artvin Milletvekilimiz Uğur Bayraktutan, İstanbul Milletvekilimiz Rizeli Mehmet Bekaroğlu, sevgili Ahmet Kaya ve Giresun Milletvekili Necati Tığlı bir çalışma yaptılar. Dört dörtlük bir çay kanunu hazırladılar. Meclis’e teklif ettiler. Bizim önerimizde öncelikle Çay-Kur’daki 6 ay çalışıp, 6 ay çalışamayan ancak verilen her işi yapmaya razı ama çocuklarına güvence isteyen Çay-Kur işçilerine kadro verilmesini teklif ediyorduk. Teklifimiz bekliyor.
“MEVSİMLİK İŞÇİLERE KADRO”
Biz mevsimlik işçilere kadro istiyoruz. Çaydaki en büyük sıkıntı taban fiyat uygulamasının olmaması. Devletin ilan ettiği çay fiyatının, Çay-Kur’un fiyatının tüm özel sektör için taban fiyat olmasını, bunun dışında alışveriş yapmanın yasaklanmasını, cezai müeyyidesinin olmasını talep ediyoruz. Ayrıca organik çay için baştan fiyat ilan edilmesini bekliyoruz. Çay üreticisi nasıl eczanede devlete ilaç veren, parasını hangi bankadan alacağına karar verdiğinde promosyon alıyorsa, çay üreticisine de banka seçme hakkı ve promosyon hakkı istiyoruz. Çay üreticisini gözümüz gibi biliyoruz. Gözümüzden sakınıyoruz. Arkasında duruyoruz. Geçen sene 11 lira fiyat, 30 kuruş primle 11 lira 30 kuruş fiyatın bugünkü halini gördüğünüzde 4 liralık mazot önce 19 lira oldu, seçimlerde verin oyu düşüreceğim mazotu, doları, hayat pahalılığını düşüreceğim dediler. Ama şimdi mazot 43 lira oldu. 11 liralık çay fiyatı geçen seneden bu seneye hakkaniyetli oranla olursa 25 lira olmalıdır. O 25 lira da taban fiyat olmalıdır.
“FINDIK’TA 4 DOLARIN ARKASINDAYIZ”
Fındığa gelince, dünya pazarı çıkmış 70 ila 130 milyar dolara. Yüzde 70’ini biz üretiyoruz ancak dünya devi şirketler bizimle kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyorlar. Fındık meselesinde çok akılcı bir projeye fındık üreticisinin birliklerinin güçlendirilmesine, uluslararası tekellerin üzerimizde oynanan oyunların kırılmasına, mazot ve ürün desteğine, 4 dolarlık kritik eşiğin altına inilmemesine, 4 doların altında fındığa işlem yapılmasına en sert tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır. Trabzon fındık demektir, fındığa verilecek para sadece bahçenin sahibine değil kentin esnafına, kentin ekonomisine, Trabzon’a yapılacak katkıdır. Fındıkta 4 dolarlık fiyatın arkasındayız, sonuna kadar takipçisiyiz.
“TRABZON EMEKLİ KENTİ”
Tabi Trabzon bir yandan emekli kenti. Trabzon’daki emekli sayısı inanılmaz bir noktaya ulaştı. Ben bundan 1,5 ay önce meydanlara ilk çıktığımda emeklilerle ilgili ilk konuşmaya başladığımızda, kimse emeklinin sesini duymuyor, sesini dinlemiyordu. O gün bir çağrı yaptım. Ben 2 emekli öğretmenin evladıyım. Emeklilerin ne çektiğini bilirim. Dedim ki emekliler, ses yükseltmeye var mısınız? Benimle birlikte olmaya, meydanlara koşmaya var mısınız? O gün yaptığımız çağrı her geçen gün bir adım ileriye gitti. Her gün yeni ayaklar eklendi ayaklarımıza. Her gün yeni kulaklar işitmeye başladı söylediklerimizi. Çoğaldık, çoğaldık. Şimdi Trabzon meydanına hep beraber bakıyoruz. Emekliler el kaldırsın. Emekliler elini kaldırsın. İşte emekliler burada haklarını arıyor, seslerini duyurmaya geldiler. Emekliler sesimizi duyuracak mıyız? Hep beraber hakkımızı alacak mıyız?
“YETER Kİ EMEKLİ HAKKINI ALSIN”
Şimdi bir kez de Trabzon’dan bu çok kritik ve çok çarpıcı bilgileri paylaşalım. 3 Kasım 2002 iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Doğru mu? 1,5 asgari ücret hiç size dokunmasalar, düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira. Ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. O 10 bin lira bakın nereden nereye gelmiş. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse, şuradaki kuyumcuya gitse, 8 tane çeyrek altın alıyor. 8 çeyrek altın. Bugün 10 bin lirayı alın aynı kuyumcuya gidin, 2,5 çeyrek altın alıyor. Şimdi teyzem, Müşerref teyze bir tane çeyrek altını kuyumcudan alsa, çantama katıyorum deyip düşürse, eve gitse bir baksa altın yok. Müşerref teyzem döner arar durur. Ben nerede kaybettim bu altını diye. Bakın emekliler Müşerref teyzem tek başına değil. Bir emekli değil tüm emekliler. Bir seferlik değil her ay. Bir çeyrek altın değil 5,5 çeyrek altın kaybettiler. Kaybetmeye de devam ediyorlar. Müşerref teyze düşürdüğü altını nerede kaybettiyse orada arıyor. Doğru mu? 5,5 çeyrek altını nerede kaybettik, bir seçim sandığında kaybettik. Kaybettiğimizi gelen ilk seçim sandığında orada arayacağız. Çünkü ses çıkarmazsan şöyle diyorlar, yahu emekliye durumu kötü diyor ama hatta diyor ki Özgür Efendi çıkmış, emeklileri kışkırtıyor. Sen 26 bin liralık maaşı 10 bin lira yap, 8 çeyrek altını 2,5 çeyrek altına indir. Fileyi boşalt. Buzdolabını boşalt. Sonra Özgür Özel emeklileri kışkırtıyor. Vallahi kışkırtmaya da varım, yollara dökmeye de varım. Yeter ki siz hakkınızı alın.
“18 KİLO KIYMA EKSİLMİŞ”
Bir başka hesap var. Biz bundan tam 9 yıl önce 2015 yılında Genel Başkanımız Kemal Bey dedi ki emeklilere birer maaş ikramiye. Dediler ki veremezsiniz. 7 Haziran’da çoğunluğu kaybettiler, 1 Kasım seçimlerine giderken dediler ki biz de vereceğiz. 3 sene kulaklarının üstüne yattılar. Yani 3 Ramazan, 3 kurban, 6 ikramiyeyi söz verdikleri halde vermediler. Sonra 2018’de seçim gelirken bin lira yatırdılar. Biz dedik ki bir maaş olacaktı, bin lira yetmez. Bakın bizim beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi bayram ikramiyesi 3 bin lira, 2 Nisan’da yatıracağım diyor. Al 3 bin lirayı. Git kasaba 6 kilo kıyma alıyor. Sizin 30 Ramazan sofranızdan, 30 iftar, 30 sahur, Gelen bayram sofranızdan, dolabınızdan mutfağınızdan, çoluğun çocuğun torunun kursağından sadece 6 senede 18 kilo kıyma eksilmiş. Git bugün 1 kilo kıyma iste kim kime veriyor? Kim kime alabiliyor? 18 kilo kıyma. Yani emekliye yapılan bu zulüm başka kimseye yapılmıyor. O yüzden isyanımız, itirazımız büyük.
100 KİLO HAMSİ ERİDİ
Bütün şehirleri geziyoruz, o şehirlerle ilgili hesaplar yapıyoruz. Örneğin şimdi sizin burada en düşük emekli maaşı geçen sene 300 kilo hamsi alıyormuş. Bu sene en düşük emekli maaşı 200 kilo hamsi alıyor. Hamsinin kasası kaç kilo? 20 kilo. Geçen sene en düşük emekli maaşı 15 kasa hamsi alıyormuş, bu sene 10 kasa hamsi alıyor. Hesap ortada. Emeklinin hesabı. Altına da vurursan, kıymaya da vurursan, hamsiye de vurursan, ha orada iki uşak var. Onlar de simide vuralım diyor. Simide de vurursan emeklinin maaşı erimiş gitmiş. Trabzon’da kiralar yüzde 100 arttı. Ortalama kira 11 bin lira. Zaten aşağıdan bağırıyordu, 10 bin liraya kiralık ev kalmadı diye. Ortalama kira 11 bin lira. Konut almaya kalktığında 3 milyon lira, taksiti de 100 bin lira. Bu vatandaş nasıl başını bir eve soksun? Çaya dedi ki 7,5 lira teyzelerimin hepsi itiraz etti. 10 diyorlar, 10 lira. Şimdi birazdan kendisinden bahsedeceğim ama Ahmet Kaya dedi ki çay her yerde 10 lira, meydanda 15 lira, 20 lira. Bazı mekanlarda 25 lira. Dedi ki emekli o meydana ancak böyle kuru kuru mitinge geliyor. ya da oturuyor, millet yiyor içiyor emekli orada oturuyor. Dedim ki Ahmet gel, Trabzonlulara bir müjde verelim. Aklımıza yattı. Bakın en önemli vaadi ben söylüyorum. Seçimden sonra da hemen gelip bakacağım.
“BİLETLER YÜZDE 60 ZAMLANDI”
Bu meydana emekliler çay bahçesi yapacak 1,5 liraya çay satacak. Trabzon emekliler çay bahçesi, 3 tane kazanı koyacak. 1,5 liraya çay satacak. Emekli kartını, nüfus cüzdanını gösterene 1,5 liraya çay vereceğiz burada söz veriyoruz. Şimdi tabi meselenin bayram geliyor, bir de otobüs bileti fiyatı var. Maşallah Trabzon kadar Trabzonlu İstanbul’da var. Türkiye’nin dört bir yanında var. Öğrencilerimiz var. Çalışanımız var. Gelin gitmiş var. Oraya gidip evlenmiş, iş bulmuş gençler var. Buraya dönmek istiyorlar. Bayramlaşmak istiyorlar. Bayram üstü bir baktık. Otobüs biletleri yüzde 60 zamlanmış. Bayrama kestir deyince 600-700 liralık biletler bin lira, bin 100 lira olmuş. Beş kişilik bir aile İstanbul’dan Trabzon’a gelse, burada anasının babasının yanında bayram geçirse, gitse. Sadece 15 bin lira. Neredeyse bir asgari ücret yol parasına gidip geliyor. Bu konuya da hızla bir çözüm bulmak gerekiyor. Seyahat özgürlüğü anayasal bir özgürlüktür. Ekonomik krizle artık insanların seyahat özgürlüğü de kısıtlanıyor. Bunu da görüyoruz. Bunu da dile getiriyoruz. İtiraz ediyoruz.
“İNSAN İLİŞKİLERİ KUVVETLİ”
Şimdi sözü getirelim Ahmet’e. Bakın 27’nici dönemde ben grup başkanvekiliyim. 2012’de geldim. Merkez ilçe başkanımızdı. Hep iletişim halinde olduk. Günü geldi milletvekili oldu 2018’de. Meclis’te her fırsatta Trabzon’un ilçelerinin sorunlarını bir dakika ile konuştu. Bizden söz istedi, gitti kürsüde konuştu. Her şeyi konuştu, Trabzon’u konuştu. Trabzon spor’u konuştu. İlçeleri, yoksulluğu, çayı, fındığı, ne dert varsa konuştu. Hatta bir gün bakanlar konuşuyor, geldi yanıma dedi ki başkanım, bunların bugüne kadar Atatürk’ümüzün yaptıklarını bir yollayım. Bir de bunların sattıklarını yollayım. Dedim ki Ahmet ya atamazsan. Dedi ki başkanım ben eski sporcuyum, niyetlendim mi yaparım. Hadi Ahmet dedim, Atatürk’ün yaptıklarını bir yolladı, fır diye gitti. Bir de bu tarafa sattıklarını yolladı. Daha valla AKP o golü çıkaramadı. Şimdi ben hep Ahmet’e baktığımda iyi bir milletvekili, çalışkan bir kardeşimiz. Ama böyle icraatçı bir yanı var. İnsan ilişkileri kuvvetli. İnşallah Ahmet, 31 Mart’ta, aramızda kalsın kimseye söylemeyin, anketlerde öndeyiz. Ahmet kardeşim 31 Mart’ta geldiğinde biliyorsunuz bu Ahmet kardeşimin bir kere geçmiş bilgisi, tecrübesi, birikimiyle Volkan abisi yanı başında bir eli onun omzunda. Ahmet’in öbür omzunda da bir el var. Onu da biliyorsunuz. Selamını aldınız il başkanından, Ekrem İmamoğlu olacak. Özgür nerede olacak, Genel Başkanı. Tam arkasında. Ahmet ne istiyorsa onu yapacağız.
“EKREM BAŞKAN 10 METRO BİRDEN YAPIYOR”
Trabzon’da yeni bir hikaye yazacağız. Trabzonlular, Ekrem İmamoğlu’nu seviyor musunuz? O da burayı seviyor, buraya katkı sağlamak istiyor. İstanbul Büyükşehir, Tonya Belediyesi’ne okul yaptı ve teslim etti. Çarşı başına beton yol yaptı, camilere yardım yaptı. Yomra’ya İYİ Partili belediye, ittifak ortağımız. Hürriyet Parkı yaptı, kent mobilyaları yaptı. Beşikdüzü’ne kütüphane yaptı. Yomra’ya ayrıca spor anıtı yaptı. Şimdi Ortahisar’a bir şey yapmak için kardeş belediyecilik protokolü yapmamız lazım. Eğer Ahmet Ortahisar Belediye Başkanı olsun, Ekrem İmamoğlu buraya yağdıracak inşallah. Yağdıracak. Kardeş belediyecilik protokolü ile burada bambaşka bir hikaye yazacağız. Trabzon’a inanılmaz hizmetler yapacağız. Şuna emin olun çok uzun süredir, burayı çantada keklik görenlerin, hizmet etmeden o yalanların, o isteyenlerin bu seçimde bütün hesapları bozulacak. İstanbul’da yaptığım, geçmişte Trabzon’da da konuştuk. AKP’lilere soruyorum buradan, Trabzon’dan meydandan soruyorum. Ekrem İmamoğlu İstanbul’da büyükşehirdeyken, AKP’nin Trabzon’da kaç milletvekili var. 4. Peki kaç Trabzonlu bakan vardı, 4 ve etti 8. Ortahisar kimde, AKP’de ve 9. Büyükşehir kimde, AKP’de ve 10. 10 tane AKP’li Trabzon’a bir hafif raylı sistem yapamadı, bir tane Trabzonlu İstanbul’a 10 tane metro yapıyor. 10 tane AKP’li bir metro yapmadı, bir hafif raylı sistem yapmamış buraya. Ekrem Başkan orada 10 metroyu birden yapıyor, 65 mi yapmış, kilometresi mi başkaymış onu tartışıyorlar. 10 metroyu birden.
“FEVKALADE TİTİZ VE ÇALIŞKAN”
Ahmet bir mühendis, onun uyumlu çalışacağı ve bir de büyükşehre ihtiyacımız var. Orada da bir başka mühendis, başka başarılı insan Hasan Süha Saral var. Karadeniz Teknik Üniversitesi’nden mezun elektronik mühendisi. Türkiye Elektrik Kurumu’nda uzun yıllar çalıştı, Enerji Bakanlığı’nda çalıştı ve bir de TÜBİTAK’ta çok önemli bir görev yaptı. Millileştirme projelerinde çalıştı. Hani diyorlar ya al sana yerli ve milli aday. Trabzon’un evladı, zeki, çalışkan ve dürüst. Ona bir işi verdiğinde arkanı dön ve git. Fevkalade titiz ve fevkalade çalışkan. Şimdi Ahmet ile el ele bu memlekete hizmet etmeye geliyorlar. Onlara bakınca ben Trabzon’u ayağa kaldıracak muhteşem bir ikili görüyorum. Onlara bakınca ben yüreği kıpır kıpır, iki çalışkan mühendis görüyorum. Onlara bakınca ben iki milliyetçi, iki Atatürkçü, iki vatansever, iki Trabzonlu güzel insanı görüyorum. Trabzon onlara sahip çıkacak, onlar da Trabzon’a sahip çıkacak. Hep birlikte ikisinin de sonuna kadar arkasında duracağız.
“TÜRKİYE KAZANACAK”
Son sözümüz şu olsun. Bir tarafta Cumhur İttifakı var. Ramazan mübarek gün söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar. Hatta küfrediyorlar. Ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun, sevginin ittifakıyız. Biz kardeşliğin ittifakıyız. Ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık. Bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz. Vicdanlarda yapıyoruz. Elbette ittifakımızda aslan sosyal demokratlar var. Ama ittifakımızda milliyetçi demokratlar var. Ahmet’i de çok seven Ahmet’in de çok saygı duyduğu ülkücü kardeşlerimiz bu ittifakın içinde var. İYİ Partili güzel insanlar, iyi insanlar var. Artık yalandan ve haramdan korkan, artık bunlardan uzak duran muhafazakar demokratlar var. Trabzon’un bütün demokratları, Trabzon ittifakında var. Türkiye’nin bütün demokratları Türkiye ittifakında var. Türkiye ittifakı, gücünü milletimizden alıyor. Renklerini bayrağımızdan ay yıldızlı al bayrağımızdan alıyor. Ay yıldızlı al bayrak göndere çekilirken, milli takım gol atınca kim seviniyorsa Türkiye ittifakındadır. Filenin Sultanları, dünya şampiyonu olunca ay yıldızlı al bayrak yükselirken, İstiklal Marşı okunurken, Filenin Sultanları ile birlikte kim ağlıyorsa, kim gözyaşı döküyorsa Türkiye ittifakındadır. Gücünü milletten, rengini bayraktan alır Türkiye ittifakı. Kırmızı, beyaz. En büyük Türkiye. Ahmet kazanacak, Hasan Başkan kazanacak Trabzon kazanacak. Türkiye ittifakı kazanacak, Türkiye kazanacak.”
]]>
Özel, Atatürk Alanı’nda partisince düzenlenen Trabzon Mitingi’nde, çay üretiminin önemi, çay üreticisinin sorunları ve hazırladıkları çay kanunu hakkında bilgilendirmede bulundu.
Taban fiyat uygulamasının olmamasının çaydaki en büyük sıkıntı olduğunu savunan Özel, “Devletin ilan ettiği çay fiyatının, ÇAYKUR’un fiyatının tüm özel sektör için taban fiyat olmasını, bunun dışında alışveriş yapmanın yasaklanmasını, cezai müeyyidesinin olmasını talep ediyoruz. Ayrıca organik çay için baştan fiyat ilan edilmesini bekliyoruz.” diye konuştu.
Özgür Özel, çay üreticine banka seçme hakkı ve promosyon hakkı da istediklerini dile getirerek, “Çay üreticisini gözümüz gibi biliyoruz, gözümüzden sakınıyoruz, arkasında duruyoruz.” ifadesini kullandı.
Çay fiyatlarını eleştiren Özel, “11 liralık çay fiyatı geçen seneden bu seneye hakkaniyetli bir uyarlama olursa 25 lira olmalıdır. 25 lira taban fiyat olmalıdır.” görüşünü paylaştı.
“Fındıkta 4 dolarlık fiyatın arkasındayız, sonuna kadar takipçisiyiz”
Özel, fındığın önemine dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Fındığa gelince orada dünya pazarı çıkmış 70 ila 130 milyar dolara, yüzde 70’ini biz üretiyoruz ancak dünya devi şirketler bizimle kedinin yumakla oynadığı gibi oynuyorlar. Fındık meselesinde çok akılcı bir projeye, fındık üreticisinin birliklerinin güçlendirilmesine, uluslararası tekellerin üzerimizde oynanan oyunlarının kırılmasına, mazot desteğine, ürün desteğine ve 4 dolarlık kritik eşiğin altına inilmemesine, 4 doların altında fındığa işlem yapılmasına en sert tedbirlerin alınmasına ihtiyaç vardır.”
Trabzon için fındığın önemli olduğunu kaydeden Özel, fındıkta 4 dolarlık fiyatın arkasında durduklarını ve bunun sonuna kadar takipçisi olduklarını aktardı.
“Emekliye yapılan bu zulüm başka kimseye yapılmıyor”
Özgür Özel, emeklilerin sorunlarına ilişkin şunları söyledi:
“3 Kasım 2002, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidara geldiği gün en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücret. Doğru mu? 1,5 asgari ücret hiç size dokunmasalar, hiç düzeninizi bozmasalar, hiç size ilişmeseler 1,5 asgari ücret bugün 26 bin lira ama bugün en düşük emekli maaşı 10 bin lira. O 10 bin lira bakın nereden nereye gelmiş. 3 Kasım 2002’de emekli en düşük emekli maaşını çekse şuradaki kuyumcuya gitse 8 çeyrek altın alıyor, bugün 10 bin lirayı alın, aynı kuyumcuya gidin, 2 bilemedin 2,5 çeyrek altın alıyor. “
Emeklilere verilen bayram ikramiyelerine yönelik de eleştirilerde bulunan Özel, şunları kaydetti:
“Bundan tam 9 yıl önce Sayın Genel Başkanımız Kemal Bey dedi ki ‘Emeklilere birer maaş ikramiye’. Dediler ki ‘Veremezsiniz’. Sonra 7 Haziran’da çoğunluğu kaybettiler. 1 Kasım seçimlerine giderken dediler ki ‘Biz de vereceğiz’. 3 sene kul haklarının üzerlerine yattılar. Yani 3 ramazan, 3 kurban, 6 ikramiyeyi söz verdikleri halde vermediler. Sonra seçim gelirken 2018’de bin lira yatırdılar. Biz dedik ki ‘Bir maaş olacaktı, bin lira yetmez’. Bakın bizim beğenmediğimiz bin lira o gün 24 kilo kıyma alıyormuş. Şimdi bayram ikramiyesi 3 bin lira. ‘2 Nisan’da yatıracağım’. diyor. Al 3 bin lirayı git kasaba 6 kilo kıyma alıyor. Sizin 30 ramazan sofranızdan, 30 iftar, 30 sahur ve gelen bayram sofranızdan, dolabınızdan ve mutfağınızdan, çoluğun çocuğun, torunun kursağından sadece 6 senede tam 18 kilo kıyma eksilmiş. Git bugün bir kilo kıyma iste, kim kime veriyor? 18 kilo kıyma, yani emekliye yapılan bu zulüm başka kimseye yapılmıyor. O yüzden isyanımız büyük, itirazımız büyük, bütün şehirleri geziyoruz, o şehirlerle ilgili hesaplar yapıyoruz.”
Özel, çay, simit fiyatları ve emekli maaşları ile kira fiyatlarına yönelik söylemleriyle konuşmasını bölen 2 kişiyi yanına çağırıp mikrofon uzattı.
Vatandaşların düşüncelerini dinleyen Özel, “Dün Ahmet Kaya (CHP Ortahisar Belediye Başkan adayı) dedi ki ‘Çay her yerde 10 lira, meydanda 15 lira, 20 lira, bazı mekanlarda 25 lira’. Dedi ki ‘Emekli o meydana ancak böyle kuru kuru mitinge geliyor ya da oturuyor millet yiyor içiyor, emekli orada oturuyor’. Dedim ki ‘Ahmet gel, Trabzonlulara bir müjde verelim’. Aklımıza yattı. Bakın en önemli vaadi ben söylüyorum. Seçimden sonra gelip bakacağım bu meydana, Ahmet emekliler çay bahçesi yapacak, 1,5 liraya çay satacak. Söz veriyorum.” dedi.
Özgür Özel, bayram üstü otobüs bileti fiyatlarının da yüzde 60 zamlandığına işaret ederek, “600-700 liralık biletler 1000 lira, 1100 lira olmuş. 5 kişilik bir aile İstanbul’dan Trabzon’a gelse, burada anasının babasının yanında bayram geçirse, gitse sadece 15 bin lira neredeyse bir asgari ücret yol parasına gidip geliyor. Bu konuya da hızla bir çözüm bulmak gerekiyor. Seyahat özgürlüğü anayasal bir özgürlüktür, ekonomik krizde artık insanların seyahat özgürlüğü de kısıtlanıyor, bunu da görüyoruz bunu da dile getiriyoruz, itiraz ediyoruz.” diye konuştu.
“Gücünü milletten, rengini bayraktan alır Türkiye ittifakı”
Partisinin belediye başkan adaylarına destek isteyen Özel, Trabzon’da yeni bir hikaye yazacaklarını ifade etti.
Özel, bir tarafta Cumhur İttifakı olduğunu dile getirerek, “Ramazan mübarek gün. Söyledikleri sözleri söylemem ama hakaret ediyorlar, iftira ediyorlar, kötü söz söylüyorlar, hatta küfrediyorlar ama biz başka bir yerdeyiz. Biz umudun ittifakıyız, biz sevginin ittifakıyız, biz kardeşliğin ittifakıyız, ötekileştirenlere inat biz kucaklaştırıyoruz. Şeytanlaştıranlara inat kardeşleştiriyoruz. Hep birlikte bir yola çıktık ve bu seçimde onların tarif ettikleri ittifakı biz meydanlarda yapıyoruz, vicdanlarda yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
CHP lideri Özel, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Elbette ittifakımızda aslan sosyal demokratlar var ama ittifakımızda milliyetçi demokratlar var Ahmet’i de çok seven, Ahmet’in de çok saygı duyduğu ülkücü kardeşlerimiz bu ittifakın içinde var. İYİ Partili güzel insanlar, iyi insanlar var. Artık yalandan ve haramdan korkan artık bunlardan uzak duran muhafazakar demokratlar var. Trabzon’un bütün demokratları Trabzon ittifakında var, Türkiye’nin bütün demokratları Türkiye ittifakında var. Türkiye ittifakı gücünü milletimizden alıyor, renklerini bayrağımızdan alıyor. Ay yıldızlı al bayrak göndere çekilirken milli takım gol atınca kim seviniyorsa, Türkiye ittifakındadır. Filenin Sultanları dünya şampiyonu olunca ay yıldızlı al bayrak yükselirken, İstiklal Marşı okunurken Filenin Sultanlarıyla birlikte kim ağlıyorsa, kim gözyaşı döküyorsa Türkiye ittifakındadır. Gücünü milletten, rengini bayraktan alır Türkiye ittifakı.”
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Çorum’da; “Para yok mu, var. Nereye gidiyor para, faize gidiyor. İmtiyazlı holdinglere gidiyor, israfa gidiyor. Emekli 150 gram kıymayı alamıyor. Yoğurdunu sütünü peynirini alamıyor. Açlık grevine mahkum edilmiş, 84 yaşındaki teyze canının çektiği bir pideyi alamıyor ama makam araçları, makam uçakları, makam konvoyları, bunlar protokol masrafları bunlar almış başını gidiyor” dedi. İsrail’le ticaret yapılmasını da eleştiren Erbakan, “Bize mi kaldı İsrail ile ticaret yapmak, İsrail’e dikenli tel göndermek” diye konuştu.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, seçim çalışmaları kapsamında Çorum’da miting yaptı. Erbakan, şunları söyledi:
“10 bin lira emekli maaşı Kayseri’den 6 kilo pastırma alıyor. Kayseri’ye gittik pastırmacılara ‘Pastırmanın kilosu bin 600 liraya kadar çıkıyor’ dedi. En kalitelisinden 6 kilo pastırma şimdi bayramda 3 bin lira daha verecek 2 kilo pastırma almıyor. Ev kirasını zaten hiç saymıyorum. Ev kirası olmadan kendi evinde otursa bile bu 10 bin lirayla sadece karnını doyurabilmesi bile mümkün değil. Bak İstanbul’da bir pazarda adaylarımız bir teyzemizle rastlaşıyor. 84 yaşında bir teyze diyor ki ‘Bak evladım cebimde 100 lira bunu dostumdan arkadaşımdan borç aldım çünkü ilaçlarım bitti, ilaçlarımı almam lazım. Bu borçla ilaçlarımı alacağım ama şuradan geçerken fırından pide öyle güzel koktu ki burnuma ama pideye 15-20 lira verirsem asıl acil olan ilaçlarımı almaya param kalmayacak’. 84 yaşında bir teyzemiz bir Ramazan mübarek gününde canının çektiği bir pideyi alamayacak noktaya gelmiş. Neden böyle oluyor, para yok mu, var. Nereye gidiyor para, faize gidiyor. İmtiyazlı holdinglere gidiyor, israfa gidiyor. Üç tane gider kalemleri var; faiz, imtiyazlı holdingler, haksız kaynak aktarılması ve aynı zamanda da maalesef kamudaki israf, lüksten, şatafattan asla ödün verilmiyor. Emekli 150 gram kıymayı alamıyor. Yoğurdunu sütünü peynirini alamıyor. Açlık grevine mahkum edilmiş, 84 yaşındaki teyze canının çektiği bir pideyi alamıyor ama makam araçları makam uçakları, makam konvoyları bunlar protokol masrafları bunlar almış başını gidiyor.
“HOLDİNGLERE PARA VAR, EMEKLİYE YOK”
Biz 14 Mayıs’tan önce söylediğimiz neydi, bakın bu yanlış yoldan dönün. Bu borç, faiz, vergi ekonomisini bırakın. Önce millet anlayışıyla milli görüşün ekonomik tedbirlerini uygulayın. Biz mutabakat metnini bu için yazdık. Spor olsun diye yazmadık. Denk bütçe yapın, kamuda israfı önleyin, imtiyazlı holdinglere kaynak aktaran hortumları kesin. Bunları yapmadılar. Aynı tas aynı hamam borç, faiz, zam, vergi ekonomisine devam ettiler. Şimdi gelince emekliye imkanım yok diyor. Emekliye ne kadar para lazımmış, 1.4 trilyon lira. 10 bin liradan emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartabilmek için peki biz Yeniden Refah Partisi olarak ne diyoruz kaç günden beri. ya bu sene hükümet olarak faize vereceğiniz para ne kadar, 1.25 trilyon lira. 10 milyon asgari ücretlinin bir senelik maaşını götürüp faize verecekler. İşte faiz canavarı bu. 1.25 trilyon lira, emekliye ne lazım, 1.4 trilyon lira. Neredeyse aynı meblağ. E bak neymiş demek ki sen bu faiz canavarından bu parayı kurtarabilseydin bu emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartabilirdin. Niye kurtaramadın denk bütçe yapmadığın için. Yeniden Refah Partisinin mutakabat metnini uygulamadığın için. Borç, faiz, zam, vergi ekonomisini aynı tas aynı hamam devam ettiğin için şimdi böyle olunca paralar canavarlara gidiyor. İsrafa, faize, imtiyazlı holdinglere ondan sonra da emekliye, işçiye, çiftçiye köylüye para kalmıyor. İşte milletimiz bundan mustarip.
“BİZE Mİ DÜŞTÜ İSRAİLLE TİCARET YAPMAK?”
7 Ekim’den bu yana TÜİK’in raporlarıyla resmi belgelerle sabit 8 milyon TL değerinde dikenli tel göndermişiz İsrail’e. Şimdi medyada İsrail’in Ramazan’da Müslümanların Mescid-i Aksa’ya giremesin diye Mescid-i Aksa’nın etrafını dikenli tellerle çevirdiğinin haberini yapıyor. Görüyor musunuz rezaleti? Türkiye’den giden dikenli tellerle Mescid-i Aksa’nın etrafını çeviriyor. Çelik, yedek parça, silah mühimmatı, giyim kuşam malzemesi, askerlerin giydikleri içlikler, ne aklınıza gelirse halen daha ihracat devam ediyor. Halen daha ticaret devam ediyor. ya bari gidip İsrail ile savaşamıyoruz da hiç olmazsa şu ticareti kesin. Oradaki Gazzeli masumlara, yavrulara bir gıda yardımı bir insani yardım ulaştırın. 6 asır Filistin’in Kudüs’ün hamisi olmuş, dünyaya adalet ve barış dağıtmış, Osmanlı’nın torunları olan bizlere bu yakışıyor mu? Bize mi kaldı İsrail ile ticaret yapmak, İsrail’e dikenli tel göndermek.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, 31 Mart Yerel Seçimler öncesi Doğu Karadeniz’deki ikinci durağı Rize oldu. Özel, Pazar Meydanı’nda seçim otobüsünden yaptığı konuşmada, Rize merkez ve ilçelerde partisindeki belediye başkan adaylarına oy istedi.
“Karıncanın bir kardeşi var, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir”
“Dünyada en çok çay üreten 5’inci ülke Türkiye iken en çok çay tüketen 1’inci ülkede biziz. Türkiye’deki çay üretiminin yüzde 55-60’ının gerçekleştirildiği bu topraklardayız” diyen Özel, “Geçtiğimiz senelerde Adalet ve Kalkınma Partisi bir çay kanunu getirmeye kalktı. Biz de teklif verdik ama AK Parti’ninki korkunç bir kanun teklifiydi. Zaten tuttular güzelim ÇAYKUR’u Varlık Fonu’na devrettiler. 1 buçuk milyonun geçim kapısı olan ÇAYKUR’u adeta özelleştirmek, büyük kartellerin eline vermek ve çay üreticisini büyük sermaye şirketlerinin işçisi haline getirmeye çalıştılar. İnsanların mesleklerini almak, geçimlerini, emeklerini, gelirlerini almak, onları işçileştirmek, profesyonel emeklerini sömürmek, tam da bu dünya düzeninin ülkemizdeki temsilcilerinin işidir. Birileri 1,5 milyon insanın geçimini sağladığı ÇAYKUR’u dünya kartellerine verip ezmek istiyorlar. Biz sizleri ezdirmeyiz. Karıncanın bir kardeşi var, onun da adı Cumhuriyet Halk Partisi’dir” ifadelerini kullandı.
“Çay fiyatı bu sene en az 25 lira olarak ilan edilmelidir”
Özel, yaş çay fiyatının bu yıl en az 25 lira olması gerektiğine vurgu yaparak, “Milletvekillerimiz bir araya gelerek Cumhuriyet Halk Partisi’nin çay kanunu teklifini hazırladılar. Bizim teklifimiz öyle yabancı şirketlerin yüzünü değil, çay üreticilerinin yüzünü güldürecek bir teklif oldu. Biz çayın bir taban fiyatı olsun diyoruz. ÇAYKUR’un ilan ettiği fiyatın altında çay almanın cezası olsun. Çay üreticisinin emeğini çalmaya çalışanlar cezasını hem Allah’tan hem devletten bulsun. Taban fiyat için de ne diyoruz, geçen sene açıklanan 11 lira ve 30 kuruşluk prim bir mana ifade etmiyor. Yüzde 120 enflasyonun olduğu yerde benzin ve mazot fiyatları her şeye iğneden ipliğe zam gelmesine sebebiyet veriyor. Geçen mayıs ayında mazot 4 liradan 19 liraya çıktığında çok pahalı diyorduk. O dönemde mazotu enflasyonu düşüreceğiz, hayatı ucuzlatacağız deniyordu ama ne oldu, benzin ve mazot 43 lira oldu bu şartlar altında 11 lira 33 kuruş olan çay fiyatı bu sene en az 25 lira olarak ilan edilmelidir. Bunun altındaki bir fiyatı asla kabul etmiyoruz” şeklinde konuştu.
“ÇAYKUR işçisine artık mevsimlik işçi statüsü istemiyoruz, kadro istiyoruz”
ÇAYKUR’un mevsimlik işçilerine kadro istediklerini ifade eden Özel, “ÇAYKUR işçileri 6 ay çalışıyorlar, 6 ay çalışmıyorlar. ÇAYKUR emekçisine Rize’nin bütün siyasetçileri, milletvekilleri, bakanlar ve Rize’ye kim geldiyse defalarca kadro sözü verildi ancak tutulmadı. Şimdi de 6 ay çalışıyorlar 6 ayda yattıkları yerden para istiyorlar diyorlar. Oysa ÇAYKUR işçisi öyle demiyor. İş verin çalışalım. 12 ay çalışmak istiyoruz diyorlar. ÇAYKUR işçisinin yanındayız. Taleplerinin arkasındayız. ÇAYKUR işçisine artık mevsimlik işçi statüsü istemiyoruz, kadro istiyoruz” dedi. – RİZE
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Yozgat Yerköy’de; “Bugün Türkiye’nin bir beka sorunu varsa o da emeklinin beka sorunudur. Asgari ücretlinin beka sorunudur. Çiftçinin, köylünün beka sorunudur. Şu mübarek Ramazan gününde insanları yüz gram peynire, yüz gram hurmaya muhtaç bir halde yaşatmak mecburiyetinde bırakıyorlar. Millete reva mı bu” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Yozgat Yerköy Belediye Başkan Adayı Mehmet Ağaoğlu’nun seçim bürosunun açılışına katıldı. Erbakan, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“14 Mayıs’taki Yeniden Refah’ın mutabakat metnindeki maddelerine uyulmadığı için bugün emekliye, memura, işçiye para yok diyoruz. Biz ne dedik, 14 Mayıs’taki mutabakatta; denk bütçe yapın, israfı önleyin, imtiyazlı holdinglere haksız kaynak aktarılmasını önleyin, Yeniden Refah Partimizin ortaya koyduğu bilim adamları tarafından hazırlanmış milli kaynak paketleri kitabındaki adımları atarak kaynak üretin ve bütün bu kaynaklarda aynen 54. hükümette Erbakan Hoca’mızın yaptıklarını söylüyoruz. Bu adımları atarak neticede elde edilecek kaynakla da milletin derdine derman oluruz. Açlık sınırının yoksulluk sınırının altında insan bırakmayın ama dinlemediler. Aynı tas, aynı hamam, borç, faiz, zam, vergi ekonomisine devam ettiler.”
“EMEKLİ MAAŞIYLA BİR HAFTA BİLE GEÇİNMEK MÜMKÜN DEĞİL”
Erbakan, emeklinin ev kirası olmadan bile 10 bin lirayla geçinmesinin mümkün olmadığını vurgulayarak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Onun için de bugün millet perişan. 10 bin lirayla sen bir ay değil bir hafta bile idare edebilmen mümkün değil. Hiç ev kirası olmasa dahi 10 bin liralık emekli maaşıyla bir haftayı bile bu insanların geçirmesi mümkün değil. Bugün Türkiye’nin bir beka sorunu varsa o da emeklinin beka sorunudur, asgari ücretlinin beka sorunudur, çiftçinin, köylünün beka sorunudur. Şu mübarek Ramazan gününde insanları yüz gram peynire, yüz gram hurmaya muhtaç bir halde yaşatmak mecburiyetinde bırakıyorlar. Millete reva mı bu? Bu aziz millet bu tabloyu hak ediyor mu? Hayır ama ne diyorlar? Diyorlar ki; ben emeklinin maaşını 10 bin liradan 17 bin liraya çıkartacaksam 1.4 trilyon lira ilave kaynak lazım diyor. Peki biz Yeniden Refah Partisi olarak ne diyoruz meydanlarda? Diyoruz ki; bu sene hükümet olarak faize vereceğiniz para ne kadar; 1.25 trilyon lira, yani faize bir senede vereceğiniz para milyonlarca emeklinin maaşını 17 bin liraya çıkartmayla aynı para. Yani neymiş, bu faiz canavarından bu parayı kurtarabilseydiniz bugün o meblağla emeklinin maaşını 10 binden 17 bin liraya çıkartabilirdik. Niye faiz canavarından bu parayı kurtaramıyorsunuz? Milli görüşün ekonomi modeline uygulamadığınız için.
“MİLYONLARCA EMEKLİYE BU PARAYI FAZLA GÖRÜYORLAR”
Yeniden Refah’ın 14 Mayıs’taki mutabakat metninde yazdığı maddeleri uygulamadığınız için borç, faiz, zam, vergi ekonomisine devam ettiğiniz için millete gelince imkan yok demeye başlıyorsunuz. Bakın 22 senede 2.6 trilyon dolar vergi topladılar. 600 milyar dolar faiz ödediler. 500 milyar dolar ilave borç yaptılar. 100 milyar dolara yakın da özelleştirmeyle devlete millete malını sattı. Ne demek bu? 3.8 trilyon dolarına mal oldular bu ülkenin bu milletin. Türk lirasına çevirirsen bugünkü kurla 130 trilyon lira yapar. 22 senede 130 trilyon lirasına bu milletin mal olacaksınız. Ondan sonra gelip emekliye 1.4 trilyonu ben sana nereden bulayım diyeceksin. Yüzde biri bu, yüzde biri. Aldığınız paranın yüzde biri. Şu milyonlarca emekliye bunu fazla göreceksiniz. O emekli de gidecek Ramazan’da ‘Canım çekiyor, mis gibi kokuyor ama bir pide alacak halim yok’ diyecek. Bu Gayretullah’a dokunur. İşte bütün bunlardan kurtuluş 54. Hükümet dönemindeki o bolluk ve bereket dönemine dönüş aynı ruhun bugünkü temsilcisi olan Yeniden Refah iktidarından geçiyor.
“BELEDİYELERİ DE BORCA VE FAİZE BATIRMIŞLAR”
Bak bugün ilçe belediyeleri yüz milyondan başlıyor borçlar. İl belediyeleri bir milyardan başlıyor. Büyükşehirler üç milyar, beş milyar, on milyar. Belediye toplam borcu 250 milyar olmuş. Aynı hükümet gibi belediyeleri de bu rantçı belediye anlayışıyla boğazına kadar borca ve faize batırmışlar. Şu iktidar partisinin belediye başkan adayları ellerinde bir malzeme kalmadığı için sağda solda gezip diyorlar ki efendim bak, sen eğer iktidar partisinden belediye başkanı seçmezse Yerköy’e hizmet gelmez, Yozgat’a hizmet gelmez. Efendim ilçene, beldene hizmet gelmez. Ne yapsın? Garibanın elinde bir malzeme kalmamış. Miting meydanları bomboş, anketler ortada, oylar kar topu gibi eriyor. Nereye gitse vatandaş emekli ateş püskürüyor. Hayat pahalılığını soruyor. Nereye gitseler İsrail’le ticarete niye devam ediyorsunuz? Gazze’deki bu vahşet karşısında hala daha İsrail’e ihracat yapmaya niye devam ediyorsunuz? Nereye gitse bunlarla karşılaşıyor. Yoklamayla, açlıkla, zorla getirilen yarısı sivil polisten oluşan miting meydanlarında bile kimse yok. Bunları gördüğü zaman ne desin? Ben şunu yapacağım, bunu yapacağım dese proje anlatmaya kalksa millet diyor ki ya 22 senedir aklın neredeydi? 22 senedir niye yapmadın? Ahlaklı belediyecilik dese rantçı belediyeciliğin kitabını yazmış kadrolara millet gülüyor. Siz kim ahlaklı belediyecilik kim? Gerçek belediyecilik dedi, ‘Yirmi senedir yalan belediyecilik mi yapıyordunuz’ dediler. Söylenecek bir şeyleri kalmayınca elinde tek bir silah kalmış, ‘Aman ha iktidar partisinden adam seçmezseniz buraya hizmet gelmezmiş’. Ne münasebet? Buna en güzel cevap milli görüş tarihinde var.”
]]>Kağıthane Hasbahçe’de önceki hafta Çarşamba günü yaşanan olayda bir sürücü iddiaya göre, yol verme tartışması nedeniyle içinde çocuk bulunan bir öğrenci servisini yol ortasında sıkıştırarak önünü kesmek istedi. Araçların fazla yakınlaşmasından dolayı servis minibüsünün aynasının kırıldığı öne sürüldü. Dakikalarca süren kovalamacanın ardından okul servisinin önüne geçerek duran şahıs, aracından inmek istedi. Bu esnada servis sürücüsü aracın yanından geçerek, “Arabada çocuk var” diyerek oradan uzaklaştı. Servis sürücüsü ve araçta bulunan çocuğun yaşadığı korku anları cep telefonu kamerasına yansıdı.
Yaşananları kayda alıp “arabada çocuk var” diye bağırdı
Görüntülerin ardından harekete geçen Sivil Trafik polisleri, yaptığı çalışmalar sonucunda iki sürücüyü de tespit etti. Okul servisinin önünü kesmek isteyen 34 BRY 293 plakalı araç sürücüsü Serdar K. isimli sürücüye “Trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirme” maddesinden bin 506 lira ve “Trafiği tehlikeye düşürecek şekilde ve saygısızca araç kullanmak” maddesinden 590 lira ceza kesildi.
Sürücülere ceza üstüne ceza yağdı
34 LSN 746 plakalı okul servisini kullanan Alp K. isimli sürücüye ise, “Trafiği aksatacak veya tehlikeye düşürecek şekilde şerit değiştirmek” maddesinden bin 506 lira, “Trafiği tehlikeye düşürecek şekilde ve saygısızca araç kullanmak” maddesinden 590 lira, “Seyir halinde cep veya araç telefonu ya da benzer haberleşme cihazlarını ele alarak kullanmak” maddesinden bin 506 lira, “Büyükşehir Belediyesi Kanunu ile Belediye Kanunu kapsamında ilgili belediye tarafından tahdit veya tahsis kapsamına alınmış ve bu kapsamda verilmiş çalışma izninin/ruhsatının süresi bittiği halde, belediye sınırları dahilinde yolcu taşımak” maddesinden 6 bin 439 lira, “Sürücü belgesi sahiplerinin, sürücü belgelerinin sınıfına göre sürmeye yetkili olmadıkları motorlu araçları sürmeleri” maddesinden 6 bin 439 lira, araç sahibine de kullandırmadan dolayı aynı miktarda 6 bin 439 lira olmak üzere toplamda her iki sürücüye 25 bin 15 lira para cezası kesildi. Ayrıca 34 LSN 746 plaka sayılı servis aracı trafikten men edildi.
Her iki sürücüye de adli işlem yapıldı
Ayrıca olayın ardından elinden yaralandığını söyleyen Alp K., hastanede darp raporu aldıktan sonra emniyete giderek şikayette bulundu. Alp K.’nın trafikte kavga yaşadığı diğer sürücü Serdar K. da şikayetçi oldu. Olayla ilgili Alp K.’ya “mala zarar verme” suçundan adli işlem yapılırken, Serdar K.’ya ise “kasten yaralama” ve “mala zarar verme” suçlarından adli işlem yapıldı. İşlemlerin ardından her iki sürücü de savcılık talimatıyla emniyetten serbest bırakıldı. – İSTANBUL
]]>Haber: MERVE GÜVEN/ Kamera: ONUR BİNGÖL
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adana’da artan otobüs bileti fiyatlarına dikkati çekerek “Bunun bir tek sebebi var. Mayıs ayında verin oyu kardeşinize enflasyon nasıl düşürülür, dolar nasıl düşürülür, faiz nasıl düşürülür, benzin, mazot nasıl düşürülür diyen birisi, 19 liralık mazotu bugün 43 liraya çıkardı. 9 ayda yüzde 118 zam yaptı. Bütün zamların sorumlusunun adı üç isimden oluşuyor. Zam, zam, zam Recep Tayyip Erdoğan” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Adana’da Büyükşehir Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Zeydan Karalar’ın proje tanıtım toplantısına katıldı.
Burada konuşan Özel, özetle şunları ifade etti:
“YALAN ATIP CHP’Yİ HEDEF GÖSTERİYORLAR”
“Adana elbette emeklisinin, çiftçisinin, köylüsünün çok olduğu bir kent. Ancak memurlarımız da var. Malum, bir yandaş sendika var. Memur-Sen. Toplu iş görüşmelerini bu sendika yapıyor. Toplu iş sözleşmesinde öyle bir madde koymuş ki sendikacılığın ruhuna aykırı. Kendisine üye olan memurlara devlet toplu sözleşme ikramiyesi verecek. Yani kendisi sendikacılıkla öne çıkmayacak, kendine üye olanlara rüşvet verecek, onu da devlete ödetecek. Önce memurlar bu işe karşı çıktı. Bunu Danıştay iptal etti. Ardından bunu Meclis’e kanunla getirdiler, kürsüden söyledik. Haksızlıktır, hukuksuzluktur, eşitsizliktir. Diğer memurların hakkını yemektir dedik, dinletemedik. Kanuni düzenlemeyi yaptılar. Görev bizde, başkası yapamıyor. Anayasa Mahkemesi’ne götürdük. Anayasa Mahkemesi aynen dediğimizi dedi. Derhal bütün memurlara bunu verin dedi. Utanmadan, sıkılmadan hem Memur- Sen hem Tayyip Erdoğan, dönüp dolaşıp CHP mahkemeye gitti, memurların 300 liralık toplu sözleşme ikramiyesine engel oldu diye yalan atıp CHP’yi hedef gösteriyorlar. Oysa diğer memurlara bunu vermeyerek, Anayasa’ya aykırı yasa yapanlar kul hakkı yiyenlerdir. Memur- Sen onların sarı sendikasıdır. Meclis açılır açılmaz bütün memurlara bu ikramiyeyi verecek düzenlemeyi yapmak Meclis’in boynunun borcudur. Bu parayı alacak herkes bu parayı CHP sayesinde almış olacaktır. Bunu herkesin böyle bilmesini isterim.
“ZAM ZAM ZAM RECEP TAYYİP ERDOĞAN”
Adana’nın dışarıdan öğrencisi çok, Adana’da dışarıdan öğrenci çok. Adana Zeydan Başkanın ifade ettiği gibi göç de alan, göç de veren bir şehir. O yüzden bayramda Adana’nın hareketliliği çok fazla. Ama 600 lira, 700 lira olan biletler bayram için kestirilmeye kalktığında bin liraya çıkıyor. Bunun bir tek sebebi var. Mayıs ayında verin oyu kardeşinize enflasyon nasıl düşürülür, dolar nasıl düşürülür, faiz nasıl düşürülür, benzin, mazot nasıl düşürülür diyen birisi 19 liralık mazotu bugün 43 liraya çıkardı. 9 ayda yüzde 118 zam yaptı. Bütün zamların sorumlusunun adı üç isimden oluşuyor. Zam, zam, zam Recep Tayyip Erdoğan. Türkiye’nin dört bir yanında ciddi sıkıntılar var. Sıkıntıların en büyüklerinden bir tanesi konut fiyatları. TÜİK şubat ayı enflasyonunu 4,53 olarak ilan etti. Bu 115 ülkenin enflasyonundan fazla. Aylık enflasyonundan değil yıllık enflasyonundan fazla. Yani TÜİK Tayyip’i üzmeyen istatistik kurumu, yüzde 4,53 enflasyon açıkladı, bu dünyadaki 115 ülkenin bir yılık enflasyonundan fazla. Türkiye genelinde kiralar yüzde 100 arttı. Adana’da ortalama ev kirası, 10 bin lira oldu. Emekli maaşı 10 bin lira, asgari ücret 17 bin lira, ev kirası 10 bin lira. Eskiden memurlar, işçiler, hele hele karı ve koca çalışıyorlarsa 3 yıl, 5 yıl, bilemedin 10 yıl sonra ev almaya kalkarlardı. Bugün en alınabilecek en basit ev 3 milyon lira. 3 milyon lira konut kredisi çekmek için 10 yıl boyunca ayda tam 100 bin lira ödemek lazım. Asgari ücret 17 bin lira. Karı, koca olsa 34 lira. Bir ev alabilmek için ayda 100 bin lira ödemek gerekiyor. Böyle bir durumda ne çalışanların, ne işçilerin, ne de bir başkasının ev sahibi olması mümkün değil.
Emekliler bu iktidardan hesap soracaklar mı? Eğer hesap sorarsanız her şey değişir. Bakın artık susma zamanı değil. Artık itiraz etme zamanı. Artık talep etme zamanı. Bu kardeşiniz öyle arkanızda, yanınızda durmaz. Önünüze geçeceğim sizin hakkınızı söke söke alacağım.”
“BU MÜLAKAT PARTİZANLIK DEMEK, KUL HAKKI YEMEK DEMEK”
Bir de genç kardeşim pankart kaldırıyordu, bu kardeşimin derdini dile getirmeden olmaz. Eskiden devlet personel alırken doğrudan alıyordu ama çok torpil dönüyordu. Rahmetli Ecevit geldi, KPSS sınavını getirdi. Sınava giriyorsun, senin dayın da senin arkandaki torpilin de kendi bilgin. Sınavı kazanırsan devlet memuru oluyordun. Tayyip Erdoğan ne yaptı? Geldi, mülakatı getirdi. Mülakat demek adam kayırma demek. Nasıl mülakat yapıyor biliyor musunuz? Soruyor, diyor ki, reis deyince aklınıza ne geliyor? Eğer Temel Reis geliyor, ıspanak yiyor derse yandın. Bay bay. Recep Tayyip Erdoğan dersen hemen devletin kapıları sana açılıyor. Bu mülakat partizanlık demek, adam kayırmak demek, kul hakkı yemek demek. Geçen seçimde söz verdiler, kaldıracağız dediler. Mülakatı kaldırmadılar, arkadaşlarımızla beraberiz, mülakat kalkana kadar iki yakamız ve elimiz Tayyip Erdoğan’ın yakasındadır. Söz veriyoruz. Ayrıca öğretmen, bu geldiğinde 80 bin öğretmen vardı, kafa tutuyordu. Madem okula yollamayacaksın, niye mezun ettin diye. Şimdi 1 milyon öğretmen var. Bir de okula yollamadığı, tayinini çıkarmadığı, atamasını yapmadığı öğretmene ne diyor? Atanamayan öğretmen, yani sanki her şey tamam da öğretmende bir kusur var. Atanamıyor. Atanmayan öğretmen yok. Tayyip Erdoğan’ın hakkını yediği öğretmen var. Hakkını yediği öğretmen.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel Antalya’da; Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek ve İl Başkanı Nail Kamacı ile halk buluşmasına katıldı.
Özel, buluşmada şunları söyledi:
“Önümüzde iki haftamız, çok çalışacağımız, hep birlikte olacağımız ve hep birlikte başaracağımız iki haftamız var. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanlığı uzun süre boyunca aynı partinin üst üste hiç kazanamadığı bir belediye. Ancak 15 gün sonra bir tarih yazacağız. Partimizi ve adayımız Muhittin Böcek’i bir kez daha Antalya’da zaferle tanıştıracağız.
“İKTİDAR ANTALYA’DAN KEPÇEYLE ALMAKTA AMA VERİRKEN ÇAY KAŞIĞI İLE BİLE VERMEMEKTE”
Antalya, bu iktidarın 22 yıldır maalesef üvey evlat muamelesi yaptığı bir şehirdir. Antalya; özellikle turizmiyle, narenciye üretimiyle, diğer sektörlerdeki üretimleriyle Türkiye Cumhuriyeti’nde inanılmaz bir milli gelir oluşturmakta ancak yatırıma gelince toplanan vergilerin onda biri Antalya’ya yatırım bütçesiyle geri dönmektedir. Yani bu iktidar Antalya’dan kepçeyle almakta ama verirken çay kaşığı ile bile vermemektedir. Antalya’nın kış nüfusu iki buçuk milyon. Antalya’ya iki buçuk milyona göre para yollayanlar Antalya’nın on altı milyonu yabancı, on milyona yakını yerli turisti, misafiri ağırlamasına büyükşehir belediyesinin, ilçe belediyelerimizin bu gelen misafirlere hizmet etmesini beklemektedirler. Belediye başkanlarımız ekipleri cansiparane gayretle bu mücadeleyi vermektedir. Antalya sesini duyurmak, bir ezberi bozmak, çiftçisinin, narenciye üreticisinin, köylüsünün, turizmde çalışan emekçilerinin, yatırımcılarının, esnafının, emeklisinin, emekçisinin sesini duyurmak durumundadır. Demokrasilerde insanlar sesini bağırarak duyuramazlar. Seçmenler sesini sandıkta duyururlar.
“TAYYİP BEY GELDİĞİNDE SİZİN DÜZENİNİZİ HİÇ BOZMASAYDI BUGÜN 26 BİN LİRA MAAŞ ALACAKTINIZ”
Türkiye’de emeklilerin çok büyük bir kısmı en düşük emekli maaşına 10 bin liraya mahkumdur. Nerede sorarsak soralım ‘Ne kadar alıyorsunuz?’ Bütün meydan 10 diye inlemektedir. Recep Tayyip Erdoğan’ın partisi iktidara geldiğinde yani, 3 Kasım 2002 günü en düşük emekli maaşı alan emekli, aldığı maaşla kuyumcuya gittiğinde 8 çeyrek altın alabiliyordu. Hesap ortada. Türkiye’de her hesap şaşar, altın hesabı şaşmaz. En düşük emekli maaşı 8 çeyrek alırken, bugün en düşük emekli maaşı sadece iki buçuk çeyrek altın alıyor. 10 bin lirayla iki buçuk çeyrek altını zor alırsınız. Bir çeyrek altın değil, beş buçuk çeyrek altın. Bir emekli değil, her emekli. Bir kereye mahsus değil, her ay beş buçuk çeyrek altın kaybetmektedir. Tayyip Bey geldiğinde sizin düzeninizi hiç bozmasaydı bugün yirmi altı bin lira maaş alacaktınız. Hatırlayın o geldiğinde bir buçuk asgari ücretti maaşınız. Siz ayda beş buçuk çeyrek altını bir seçim sandığında kaybettiniz. Tayyip Bey’in iktidar olduğu seçim sandığında kaybettiniz. Şimdi kaybettiğinizi aramaya, bulmaya, geri almaya gidecek misiniz?
“GEÇEN SENE 7 BİN 500 LİRALIK EMEKLİ MAAŞI, 536 KİLO LİMON ALIYORKEN BU SENE 10 BİN LİRALIK EMEKLİ MAAŞI, 345 KİLO ALABİLİYOR”
Bütün şehirlerde emeklilerle ilgili hesabı yaparken bir de o şehre uygun hesap yapıyoruz. Diyoruz ki geçen sene o şehrin ürünü ne durumdaydı? Bu sene ne durumda diye bakıyoruz. Emeklinin satın alma gücünü ona göre hesaplıyoruz. Ayrıca o şehirdeki insanların durumuna bakıyoruz. Şimdi Antalya deyince bir hesap yapacaksak, neyle yapmak lazım? Narenciyeyle öyle değil mi? Antalya halinden büyük kentlere portakal, limon ulaşana kadar inanılmaz zam görüyor. Antalya halinde geçen sene en düşük portakal fiyatı 8 lirayken bu yıl 20 lirayı bulmuş. Ama Ankara’ya gittiğinde 45 lira olmuş. Yine Antalya halinde en düşük limon fiyatı 5 lirayken 11 lira olmuş Ama Ankara’ya varınca 11 liralık limon, 30 lira olmuş. Tayyip Bey geldiğinde 19 lira olan mazot 42 lira oldu. Yüzde 108 zamlandı. O günden bugüne artık limon zaman zaman dalında kaldı ve para kazanamayan, mazot masrafından dolayı ürününü toplayamayan, ulaştıramayan, pazarlayamayan insanlar maalesef büyük bir çaresizlik içinde kaldılar. Geçen sene 7 bin 500 liralık emekli maaşı, 536 kilo limon alıyorken bu sene 10 bin liralık emekli maaşı, 345 kilo alabiliyor.
“EN GÜZEL VARLIKLARI YİRMİ BEŞ YILLIĞINA VAKIFLARA VERİYORLAR”
Eskişehir’de, Antalya gibi CHP’li bir belediyede yıllardır Yılmaz Büyükerşen hocamız yönetiyor. Şimdi bayrak devir teslimiyle genç bir Cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce’ye Eskişehir de uygun görürse görevi teslim edecek. Orada AK Parti’nin bir adayı var. Aslında geçen seçim İYİ Parti’den seçildi,’Ben muhalifim’ dedi. Oyları toplarken arka taraftan da AK Parti’den teşvik alıyormuş beş milyon. Seçim bitti, AK Parti’ye koştu. Diyor ki ‘Bu Eskişehir Belediyesi’ne bir gideyim. TÜRGEV’e, TÜGVA’ya, Okçuluk Vakfına, Ensar Vakfı’nı açacağım bu belediyeyi’ diyor. Muhittin Böcek olursa Antalya’nın varlıklarından, AK Partilisi, MHP’lisi, CHP’lisi hangi siyasi görüş olursa olsun Türk’ü Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i herkese eşit yararlanır. Ama Antalya Belediyesi’ne gelip de birini oturttuklarında öyle oturttuklarına da yönettirmiyorlar. Gelip ortalara çöküyorlar. En güzel varlıkları yirmi beş yıllığına vakıflara veriyorlar.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Salda Gölü’nün gizemli, önemli bir doğa harikası olduğunu vurgulayarak, “Salda Gölü’nü AKP zihniyetinin ne hale getirdiğini hep birlikte izledik. Millet bahçesi yapma hayaliyle o kıymetli sahili önce iş makinalarına ezdirdiler, ardından ihaleyle şirkete verdiler… İliç’in felaketi olan Murat Kurum, maalesef Salda’nın felaketi oldu. Onun İstanbul’un felaketi olmasına 16 milyon İstanbullu 31 Mart’ta izin vermeyecek” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burdur’da Belediye Başkan Adayı Ali Orkun Ercengiz’in Proje Tanıtım Toplantısı’na katıldı. Özel, burada yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“ÜÇ KADIN ADAYIMIZI ÖNCE BURDURLU KADINLARA, SONRA KADIN HAKLARINA SAYGILI, EŞİT TEMSİLE İNANAN BURDUR’UN ERKEKLERİNE EMNAET EDİYORUM”
“Benim için çok anlamlı bir gün. 2007 yılında Türk Eczacıları Birliği yönetimine seçildiğimde, Ali Orkun Ercengiz Başkan’a Burdur’da eczacı odası açılması gerektiğini söylemiştim. Sağ olsun, kurucu başkanımız oldu, Burdur’daki eczacılarımızı örgütledi, eczacı odası başkanı oldu. ‘Partiye kayıt oldun mu’ dedim, partiye kayıt oldu. Gün geldi, adı belediye başkanlığı için geçti, belediye başkan adayı oldu. Bugün 10 yıllık emeğinden sonra biraz önce izlediğimiz, Burdur’a yapılmış, anlatmakla bitmeyen hizmetlerle, yine izlettiğimiz çok önemli vizyon projeleriyle bizlerin, ailesinin, annesinin, rahmetli babasının, değerli eşi Hülya’nın emeklerine, sizin teveccühünüz ve güveninize layık olduğunu görüyorum. Burdur’da 15 belediye var. Maalesef partimizin iki belediye başkanı var. Ama bu seçimde CHP çok önemli bir başarıyı kovalıyor. Deneyimli, örgütten gelen, saygı duyduğumuz bir il başkanımız, değerli yöneticileri, kıymetli ilçe başkanlarımız var. Örgütümüzün birliğine, beraberliğine güveniyoruz. Adaylarımızın yaş ortalamaları 45. Hülya Gümüş, Bucak’ta 28 yaşında; Gülsüm Güçlü, Ağlasun’da 49 yaşında; Ümmühan Sinem Ulukan, Yusufça’da 27 yaşında. Üç kadın adayımız var. Üçünü de önce Burdurlu kadınlara, sonra kadın haklarına saygılı, eşit temsil ve yaşama inanan Burdur’un centilmen erkeklerine emanet ediyorum. Ali Okan Yücel, Çavdır’da 39 yaşında; İbrahim Bütün, 35 yaşında Gölhisar’da. Yanlarındayız, arkalarındayız. Onlara güveniyoruz.
“ERCENGİZ’İN YAPTIĞI HALK PLAJI, AKP’NİN ANKETİNDE BELEDİYENİN EN BEĞENİLEN HİZMETİ OLDU”
10 yıl önce o günün parasıyla 23 milyon lira, bugünün parasıyla 700 milyon gibi bir borçla belediyeyi devralıp bugün kasasına yeni yapılacak işlerle ilgili 100 milyonun üzerinde varlık yaratan, o günlerde çöp toplama ihalesi, ulaşım işleri, belediyenin asli görevindeki tüm işlerin ihaleyle yapıldığı, yandaş müteahhitlere para kazandırma sisteminden, asfalt makinasından kamyonlara kadar hepsinin alındığı, hem belediyede istihdam yaratan, hem çok daha ucuza mal eden, hem denetlenebilir şekilde belediyecilik hizmeti verilmesi CHP’nin halkçı vizyonuna ve anlayışına uygundur. Bu kadar borç nasıl kapanıyor, bu kadar hizmet nasıl yapılıyor diye merak edenler, eğer amacınız hizmet etmekse, amacınız müteahhidi zengin etmek değilse müteahhidin cebine girecek para Burdur’a hizmet olarak yansıyor. Yeni seçilecek tüm belediye başkanlarımıza örnek gösteriyor ve talimat olarak ifade ediyorum. Tabii arıtma tesisi, suyun yumuşatma tesisi, ileri biyolojik arıtma tesisi, katı atık bertaraf tesisi, yağmur suyu drenaj hatları gibi hem çevreye katkı sağlayan, hem Burdur Gölü’nün temiz su kaynağı haline dönüşmesini, temiz su sağlama noktasında çok önemli olan, gölün kurumasına karşı tedbir ayağı olan, kirletmeyen bu yaklaşımları çok önemsiyoruz. 2019 seçimlerinde, Tayyip Erdoğan Burdur Gölü için su kaynağı bulacağı sözünü vermişti. Halen suyu getirmediler, göl hepimizin yüreğini yaka yaka her gün birkaç metre daha çekilmeye devam ediyor. 2014’te Ali Orkun Ercengiz halk plajı yapmıştı. 2019 seçimlerine gidilirken AKP’nin yaptığı ankette belediyenin en beğenilen hizmeti olmuştu.
“SALDA’NIN FELAKETİ KURUM’UN İSTANBUL’UN DA FELAKETİ OLMASINA 16 MİLYON İSTANBULLU İZİN VERMEYECEK”
Bence milli meselelerimizden biri, Salda Gölü. NASA’nın bile ilgi gösterdiği, son derece gizemli, önemli bir doğa harikası. Türkiye’nin en gözde doğal güzelliklerinden bir tanesi Salda Gölü’nün bulunduğu topraklardayız. Salda Gölü ile ilgili Yeşilova Belediye Başkanımızın verdiği mücadele, Yeşilova ilçe başkanımızın verdiği mücadele, CHP’nin örgütlerinin gösterdiği çevreci ve dayanışmacı mücadeleyi Burdur halkının önünde gönülden alkışlıyorum. Türkiye’nin Maldivleri olarak bilinen, ayak basmanın yasak olması gereken Salda Gölü’nü AKP zihniyetinin ne hale getirdiğini hep birlikte izledik. Millet bahçesi yapma hayaliyle o kıymetli sahili önce iş makinalarına ezdirdiler, ardından ihaleyle şirkete verdiler. Salda’nın toprakları kararmaya, rengi değişmeye, suları çekilmeye başladı. Şimdi İstanbul’a talip olan, geçtiğimiz günlerde İliç’teki 9 evladımızı yutan o liç yığılmasına ‘çevreye zararı olmaz’ diye imza veren, altın şirketinin faaliyet alanını tam beş kat büyütmesine imza atan, İliç’in felaketi olan Murat Kurum, maalesef Salda’nın felaketi oldu. Onun İstanbul’un felaketi olmasına 16 milyon İstanbullu 31 Mart’ta izin vermeyecek inşallah. Türkiye’nin Maldivlerine beton döken, asfalt döken bu anlayıştan İstanbul’u uzak tutmak lazım. Türkiye’nin neresinde bir güzellik varsa Murat Kurum’dan, onu atayan anlayıştan, Tayyip Erdoğan’dan uzak tutmak lazım.
“OKAN BAŞKANIMIZ, SALDA GÖLÜYLE İLGİLİ GÖREVLENDİRİLMİŞ VE YETKİLENDİRİLMİŞTİR”
Bunlar yetmezmiş gibi gölü besleyen derelerin ve yeraltı sularının önüne iki gölet yapıldı. Bizler ve örgütümüz karşı çıktı. Burdurlu çevreciler karşı çıktı ve davalar açıldı. Dava devam ederken iki tane susuz baraj yapıldı, içinde bir damla su yok. Şimdi Yeşilova Belediyemize aday gösterdiğimiz Okan Başkanımız önümüzdeki dönem Salda ile ilgili tarafımdan görevlendirilmiştir, yetkilendirilmiştir, hem de bundan sonra yapacakları tarafımızdan desteklenecektir. Salda’nın en doğru şekilde kurtarılmasına yönelik projeleri çalışacağız. Dünyanın en ileri kuruluşlarından çevre ve hibe projesi için gayret göstereceğiz. Sosyalist Enternasyonal’in başkan yardımcısı sıfatıyla dünyadaki siyasi akrabalarımızın Salda Gölü’ne sahip çıkması, doğru projelendirilmesi, en uygun şartlarda hibe ya da çok düşük faizli krediler için hep birlikte çalışacağız. Salda Gölü’ne sahip çıkmak için Yeşilova Belediye Başkanımız mücadele ettikçe, iki omzunda iki eli hissedecek. Bunlardan bir tanesi Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkanımız Mansur Yavaş’ın eli olacak, diğeri İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanımız Ekrem İmamoğlu’nun eli olacak.
“SAĞLIK BAKANLIĞI’NIN HESABIYLA 4 KİŞİLİK AİLENİN RAMAZAN’DAKİ GIDA MALİYETİ 31 BİN LİRA”
Sağlık Bakanlığı bir açıklamada bulundu. En uygun fiyatlı gıdalarla sağlıklı Ramazan tavsiyelerinde bulundular. Ben inceledim. Ramazan’da, sağlıklı ve doğru beslenmenin kişi başı maliyeti 257 lira. Tayyip Erdoğan herkese ‘Üç çocuk yapın’ diyor ama çekirdek ailenin dört kişilik olduğunu düşünsek, Sağlık Bakanlığı’nın ne kira, ne elektrik, ne su, ne doğal gaz, ne telefon, ne giyim kuşam, sadece 30 Ramazan, 4 kişilik ailenin mutfak masrafı 31 bin liradır. Tayyip Erdoğan’ın 10 bin lira en düşük emekli maaşına mahkum bıraktığı emekli ailesi, sadece iki kişinin aylık Ramazan’daki gıda maliyeti 15 bin 500 liradır. Emekli ailesine verilen 10 bin lirayla emekli ailesi ancak 9 gün geçinebilir, 21 Ramazan açtır. Asgari ücretli 16 gün karnını doyurabilir, kalan 14 Ramazan açtır. Sağlık Bakanlığı sakın Ramazan’da öğün atlamayın, iftarı, sahuru böyle yapın arada mutlaka ara öğün alın diye tavsiyede bulunmaktadır. Kimin ne yiyeceğini, ne kadar yiyeceğini doğru söyleyen Sağlık Bakanı’nı atayan Recep Tayyip Erdoğan’ın 10 bin liraya mahkum ettiği emeklilerin iki eli Recep Tayyip Erdoğan’ın yakasındadır.
“BEBEK ÜRÜNLERİ ENFLASYONU DİYE BİR ENFLASYONU BURDUR’DAN TÜRKİYE’NİN DİKKATİNE SUNUYORUM”
Diğer taraftan Ali Orkun Başkan yeni doğan bebeklere, genç annelere yaptığı katkılardan bahsetti. Ben bebek ürünleri enflasyonu diye bir enflasyonu Burdur’dan tüm Türkiye’nin dikkatine sunmakla yükümlüyüm. İktidar partisi benimle kavga etmek istiyor. Onunla emeklilerin hakkı, emekçilerin hakkı, esnafın, köylünün, süt üreticisinin, gençlerin hakkı için, gencecik annelerin hakkı için kavga edeceğiz. Geçen sene bebek bisküvisi 46 liraydı, bu sene 100 lira oldu. Geçen sene 250 gram mama 90 liraydı, bu sene 245 lira oldu. Geçen yıl 156’lı bebek bezi, en ekonomiği 385 liraydı, 600 lira oldu. En uygun olduğu markette 589 lira. Düşük kalite biberon 45 liradan 112 lira oldu. En ucuz emzik 74 liradan 180 liraya yükseldi. Orta kalite bebek arabası 1700 liraydı, 3 bin 750 lira oldu. Basit bebek yatağı, en ucuzu 480 liraydı, 1280 lira oldu. Her kalemde yüzde 100’ü aşan, yüzde 150’ye ulaşan fiyatlar varken Recep Tayyip Erdoğan annelere, babalara ‘Üç-beş çocuk yapın’ diyor. Üç de beş de yapsalar sen hükümetsen, sen devletin başındaysan bu anne ve babanın enflasyona ezdirilmemesi lazım. Anneyi de babayı da bebeği de emekliyi de emekçiyi de enflasyona ezdiren sensin Recep Tayyip Erdoğan.
“EMEKLİNİN MAAŞINDAN AYDA 35 KİLO CEVİZ EZMESİNİ ALAN BİR DÜZENDE YAŞIYORUZ”
Türkiye’de son bir yılda kredi borcumuz bankalara yüzde 56 artmış ama Burdur’da yüzde 81 artmış. Herkesin durumu kötü, Burdur’un durumu daha kötü. Her yerde bir başka hesabı yapıyoruz. Ordu’da fındık, Manisa’da üzüm, Isparta’da elma, Afyon’da sucuğu konuştuk. Burdur’un meşhur ceviz ezmesi var. Ceviz ezmesinin kilosu geçen sene 100 liraymış, bu sene 250 lira. En düşük emekli maaşı geçen sene 75 kilo ceviz ezmesi alırmış, bu sene 40 kiloya düşmüş. Alım gücünün ceviz ezmesi üzerinden hesabı; her emeklinin maaşından ayda 35 kilo ceviz ezmesini alan bir düzende yaşıyoruz.”
]]>CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen, TÜVTÜRK istasyonlarında 2023 yılında 12 milyon 159 bin 664 aracın muayeneye girdiğini belirterek, “Kötü ekonomi yönetiminin bedelini 2023 yılında iki kez MTV ödeyerek yaşayan araç sahipleri, geride bıraktığımız yılda TÜVTÜRK’e de muayene ücreti için toplam 13 milyar 540 milyon 62 bin 67 lira ödedi. Bu miktar aynı zamanda 12 milyar 283 milyon 843 bin liralık 2024 Cumhurbaşkanlığı bütçesinden fazla, 6 milyar 637 milyon 60 bin liralık 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesinin ise iki katı kadar.” açıklamasını yaptı.
CHP Manisa Milletvekili Bekir Başevirgen’in, TÜVTÜRK’ün muayene rakamlarına ilişkin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesine yanıt geldi. Bakan Uraloğlu, 2023 yılında 12 milyon 159 bin 664 aracın TÜVTÜRK istasyonlarında muayeneye girdiğini bildirdi.
Başevirgen yaptığı açklamada, TÜVTÜRK’ün araç muayene istasyonlarının 20 yıllık işletim hakkını Türkiye Özelleştirme İdaresi Başkanlığından 2007 yılında 552 milyon 150 bin dolara satın aldığını hatırlattı. Araç muayene işlemlerinin TÜVTÜRK’ün tekelinde olması nedeniyle oluşan haksız rekabet ortamından vatandaşların zararlı çıktığını vurgulayan Başevirgen, “Muayene ücretlerindeki artışlar ne memur maaşlarında ne emekli maaşlarında ne de asgari ücret maaşlarında yaşanıyor.” dedi.
“10 DAKİKALIK İŞLEM KARŞILIĞINDA ALINAN ÜCRETLER NE AKLA NE VİCDANA SIĞAR”
2023 yılı muayene verilerini paylaşan Başevirgen, “Yapılan 10 dakikalık işlem karşılığında araç başına alınan ücretler ne akla ne vicdana ne de vatandaşın gelir düzeyine uymuyor.” ifadesini kullandı. Başevirgen, 2023 yılında muayene ücretlerinin otomobil, kamyonet, römork-yarı römork, özel amaçlı araç, karavan, minibüs, ambulans, itfaiye aracı için bin 130 lira 44 kuruş; otobüs, çekici için bin 528 lira 1 kuruş; motorlu bisiklet, traktör, motosiklet için ise 575 lira 84 kuruş olduğunu aktardı.
“KÖTÜ EKONOMİ YÖNTİMİNİN BEDELİ”
Otomobil sahiplerinin Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) ve muayene ücretleriyle cezalandırıldığını söyleyen Başevirgen, “Kötü ekonomi yönetiminin bedelini 2023 yılında iki kez MTV ödeyerek yaşayan araç sahipleri, geride bıraktığımız yılda TÜVTÜRK’e de muayene ücreti için toplam da 13 milyar 540 milyon 62 bin 67 lira ödedi. Bu miktar aynı zamanda 12 milyar 283 milyon 843 bin liralık 2024 Cumhurbaşkanlığı bütçesinden fazla, 6 milyar 637 milyon 60 bin liralık 2023 yılı Cumhurbaşkanlığı bütçesinin ise iki katı kadar.” ifadelerini kullandı.
“TÜVTÜRK’ÜN VATANDAŞLARDAN ALDIĞI TUTAR BİRÇOK KAMU KURUMU BÜTÇESİNDEN FAZLA”
Başevirgen, TÜVTÜRK’ün 2023 yılında vatandaşlardan aldığı tutarın Cumhurbaşkanlığı bütçesi dışında da birçok kamu kurumu bütçesinin üzerinde olduğunu belirtti. Başevirgen, bazı kamu kurumlarının 2023 yılı bütçelerine ilişkin “2023 yılında; Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bütçesi 5 milyar 480 milyon 588 bin lira, Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanlığı 7 milyar 729 milyon 120 bin lira, Sahil Güvenlik Komutanlığı 4 milyar 986 milyon 900 bin lira, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 8 milyar 75 milyon 405 bin lira, Gelir İdaresi Başkanlığı 13 milyar 8 milyon 334 bin lira, Göç İdaresi Başkanlığı 9 milyar 508 milyon 170 bin liraydı.” bilgisini verdi.
“FİYATLAR ARAÇ SAHİPLERİNİ KONTAK KAPATMAYA İTİYOR”
Başevirgen, “TÜVTÜRK’ün internet sitesinde ’10 yıllık işletim döneminde (2017-2027) araç muayene gelirlerinin yüzde 50’si devlete aktarılmaktadır’ ifadesi yer almasına rağmen gelirin ne kadarının Hazine ve Maliye Bakanlığına aktarıldığını bilmiyoruz. Bu konuda Hazine ve Maliye Bakanlığına verdiğiniz soru önergeleri de yanıtsız kaldı. Vatandaşlarımız zorunlu trafik sigortası, TÜVTÜRK’ün muayene ücretleri, MTV, akaryakıttaki fahiş fiyatlar altında eziliyor, araç sahiplerini kontak kapatmaya itiyor.” dedi.
]]>
Gürer, Niğde’de kurulan hayvan pazarını ziyaret etti. Gürer’e sorunlarını anlatan besiciler, süt ve et ile ilgili üreticiden alınan fiyatla tüketiciye sunulan fiyatlar arasındaki farklara işaret etti, maliyetlerin yüksekliğinden yakındı.
“KÜÇÜK AİLE TİPİ İŞLETMELERDE AHIRLAR BOŞALIYOR”
Besicilerle sohbet eden CHP’li Gürer, “Yem fiyatlarındaki artış nedeniyle besicilik yapanlar bu işten para kazanamadığını söylüyor. 12 ay hayvana kapalı alanda bakmak zorundalar. Çünkü mera hayvancılığı önemli ölçüde bitti. Ama çoğu yerde gittiğim zaman ahırları boş görüyorum, hayvancılık yapan sayısında ciddi bir azalma var. Biraz evvel de hayvan pazarını gezdik, artık çok kişi elindeki hayvanını sattıktan sonra bu işi gerçekleştiremeyeceğini, bırakacağını söylüyor çünkü kazanamıyoruz diyorlar.” dedi.
Besici Hacı Kahramaner “Köylerde 3-5 hayvanı olup evinin altında besleyenler, ilkel hayvancılık yapanlar hiç kalmadı. Küçük işletmeler kapandı. İki ineği vardı ya oğlunu evlendirdi sattı ya da kızını evlendirmek için hayvanını sattı. Yani artık büyük şirketlere, işletmelere kaldı. Küçük aile tipi işletmelerde hayvancılık bitiyor.” diye konuştu.
“EMEĞİMİZİN KARŞILIĞINI ALAMIYORUZ”
Gürer’in “Aşısı var, veterineri var, cumartesi-pazar tatili yok.” sözleri üzerine Kahramaner, “Bizim gecemiz de yok, gündüzümüz de yok, pazarımız da yok, tatilimiz de yok. Biz 12 ay gece gündüz bu işi yapıyoruz. Ben 7 kişi nüfusum, çocuklarım da bu hayvanın içinde, ben de bu hayvanın içindeyim gece gündüz ama kazanamıyoruz. Mesela 80 bin liraya hayvan aldık, 100 bin liraya mal ettik. Besledik, büyüttük. Biz bu hayvanı 110 bin liraya satıyoruz ama yerine 110 bin liraya hayvan alamıyoruz. Bu aradaki 10 bin liralık kazancı biz almıyoruz vekilim, devalüasyon yiyip gidiyor.” dedi.
Bunu üzerine Gürer, “Tabii hayvancılık yapan da diyor ki o raftaki et fiyatını görünce, ‘bu işten bu kadar da ben kazanayım’ ama kazanamıyor.” diye konuştu.
“DESTEKLER YETERSİZ, GİRDİLER PAHALI”
CHP’li Gürer’in “Destek alıyor musunuz?” sorusuna Hacı Yamaner, “Ne desteği vekilim, dananın kesim desteği 250 lira, yani hiçbir şey değil.” karşılığını verdi. Yamaner, erkek dana kesim fiyatının 310-315 lira arasında olduğunu söyledi.
Gürer’in, desteklerin yetersizliğinin ve yem fiyatlarındaki artışın hayvancılıkla uğraşanları zorladığını vurgulaması üzerine Yamaner, “Geçen sene 220 liraya yem aldım, 535 liraya da bu yıl aldım. Mazot giderimiz var, işçi giderimiz var. Her şey üçe katladı ama aradaki bu fiyat farkını biz yemiyoruz. Ben çocuklarımla çalışıyorum, 7 kişi. Çok zor şartlarda çalışıyorum, geceli gündüzlü çalışıyorum ama yine kazanamıyorum.” diye konuştu.
Başka bir besici ise yem fiyatlarındaki artışların et fiyatlarını etkilediğine vurgu yaparak “10 hayvanım varsa, 7’ye düşürdüm yem pahalı olduğu için. Hayvancılığı bırakan çok, yem pahalı. Şimdi ithal geliyor da et düşüyor diyorlar, yem niye düşmüyor o zaman? Yani bu yeme bağlı.” şeklinde konuştu.
“KÜÇÜK BESİCİLERİ BİTİRMEK İÇİN İTHALAT YAPILIYOR“
Yaşadıkları sorunları çay hesabıyla anlatan besici İsmail Öngörmüş de “Vekilim, çarşıda bir bardak çay 12 lira, 1 litre süt 13 lira.” dedi. Gürer’in, “Hayvan ithalatı sizi etkiliyor mu?” sorusuna besici İsmail Öngörmüş, “Etkilemez olur mu, bize sekte vuruyor. Onlar zaten bize düşmüyor ki büyük baronlar, büyük şirketler alıyor, bize vermediler ki.” karşılığını verdi.
Besici Hacı Kahramaner de “Benim 50 kapasitem var, 5 tane hayvan veriyor. 5 hayvanı ben beslesem ne olur, beslemesem ne olur. Bir çiçekle bahar gelmez. Onu büyük işletmeler alıyor. İthal gelen hayvanın da bize bir faydası yok, ancak fiyatları düşüyor. Yani küçük hayvancıyı bitirmek için ithalat yapılıyor, bizim elimizdeki hayvanlar ucuz fiyatla gidiyor, büyük hayvancılar da bunları piyasaya sürüyor. Mesela et buçuk rakama çıkıyor. Biz o esnada mezbahadan sıra alıyoruz, kestirecek adam bulana kadar et fiyatı geri düşüyor, o esnada onlar işi götürüyor, kesiyorlar.” diyerek tepki gösterdi.
“SÜT İNEKLERİ KESİME GİTMEYE DEVAM EDİYOR”
CHP’li Gürer’in süt inekleri ve düvelerin kesime gittiği sürecin iktidar tarafından doğru yönetilemediğini söylemesi üzerine besici Yamaner, hayvanını göstererek, “İşte bakın ben bu hayvanı aldım, besleyip et hayvanı olarak keseceğim. Damızlık süt ineği bu. Besleyeceğim, keseceğim. 2-3 ay bu hayvanda besi yapacağım, sonra keseceğim. Çünkü 10 kilo süt verimi var, o da bu hayvanın yediğini karşılamıyor, hayvan yediği yemin karşılığını ödemiyor.” diye konuştu.
“YEM DESTEK KREDİSİNİN FAİZİ YÜZDE 4’TEN YÜZDE 20’YE ÇIKTI”
Gürer, hayvancılığın en önemli girdi kalemi olan yem girdisinin devlet tarafından sübvanse edilmesi gerektiğini, yem ithal geldiği için döviz yükseldikçe yem fiyatının da yükseldiğini ifade etti. Besici Hacı Yamaner, “Yüzde 4 ile yem destek kredisi alıyorum, bunu yüzde 20 yaptılar. Ben önceki gün yine aynı krediyi aldım, bir de bunu artırılabilir faize döndürdüler. Yüzde 20 faiz ödüyoruz, yüzde 4’tü bu kredi, yüzde 20 yaptılar, faizi artırdılar. Yemin torbası 600 lira olur mu?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
]]>Çeşitli ziyaretlerde bulunmak üzere Van’a gelen Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, Van Valiliğini ziyaret ederek Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’dan kentteki çalışmalar hakkında bilgi aldı. Bakan Yumaklı, daha sonra burada yaptığı açıklamada, Türkiye yüzyılını üreticinin yüzyılı yapma vizyonuyla çıktıkları yolda kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm illere ziyaretlerde bulunduklarını belirtti. Tarım ürünleri üretimi açısından önemli illerden biri olan Van’ı ziyaret ettiklerini ifade eden Bakan Yumaklı, “Bu serhat şehrimizde son 21 yılda uyguladığımız politikalarla güçlü bir tarımsal alt yapının oluşmasını sağladık. Yaklaşık 38,4 milyar liralık yatırım ve desteklerle bu alt yapının oluşması sağlanmış oldu. Su ve sulama alanında da 23,5 milyar liralık yatırımla 173 tesis hizmete alındı. Kırsal kalkınma desteklerimiz de devam ediyor. Ağaçlandırma anlamında da 6,6 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olduk. Yaklaşık 1,1 milyon dekar alana sahip 14 ovamızı da koruma altına almış olduk. Van’da üretilen 18 ürün de coğrafi işaret alarak markalaşma yolunda önemli adım attı. Van’ın potansiyelini geliştirmek adına gelecek dönemde de son 21 yılda yapılandan daha planlı, daha verimli, daha ekonomik tarımsal üretim yapılabilmesi adına desteklerimiz devam edecek” diye konuştu.
Hayvancılık destekleme ödemelerinin cuma günü üreticilerin hesaplarına aktarmış olacağını açıklayan Bakan Yumaklı, “Kullanılmayan tarım arazilerinden suya göre tarım, tarımsal üretim planlaması, TÜİK ile başlayan tarım sayımı çalışması dahil olmak üzere ülkemizdeki sektör paydaşlarını etkileyecek bütün unsurları göz önüne alarak bu düzenlemeleri hayata geçirdik. Hayvancılık yol haritasını açıklamıştık. Gençlerin, kadınların ve aile işletmelerinin desteklenmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadele, sürü verimliliğini ve kalitesini artırmak adına sürünün değişimi, küçükbaş hayvanlara yapılacak olan aşıların ücretsiz şekilde tamamlanması gibi birçok husus yol haritamızda açıklanmış oldu. Ülkedeki bütün yetiştiricilerin daha verimli, daha kaliteli, daha üretken şekilde üretimlerini yapabilmesi adına hayvancılık desteklerini yeniden revize ettik. Küçükbaş hayvancılığın başkenti olan Van’dan bir müjde vermek istiyorum. Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız. Tüm üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun. Van özelinde iki müjdemiz daha olacak. Su, tarımsal üretim için son derece önemli. Van-Çaldıran Çubuklu Barajı ve Sulaması Projesi’nin ihalesini 2023 yılının sonunda yapmıştık. Hava şartları müsaade ettiğinde barajın inşasına başlamış olacağız. 50 bin dekar sulama alanına sahip. 11 yerleşim yerindeki verimli tarım arazilerini suyla buluşturmuş daha verimli ve daha kaliteli üretimin temelini atmış olacağız. Van merkez ve ilçelerinde 215 milyon lira maliyetli 11 taşkın koruma projemizi de 2024 yılı yatırım programımıza aldık. Güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer. Cumhurbaşkanı’mızın bu sözü bizim de düstur aldığımız bir husustur. Van’da bu manada güçlü tarımı oluşturmak adına üretim yapan, emek sarf eden bütün paydaşlarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – VAN
]]>Ziyaretlerde bulunmak üzere Van’a gelen Yumaklı, Van Valiliğini ziyaret ederek, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ozan Balcı’dan kentteki yatırımlar ve çalışmalar hakkında bilgi aldı.
Yumaklı, daha sonra gazetecilere yaptığı açıklamada, Türkiye Yüzyılı’nı, üretimin ve üreticinin yüzyılı yapma vizyonuyla çıktıkları yolda kuzeyden güneye, doğudan batıya tüm illere ziyaretlerde bulunduklarını söyledi.
Bugün tarımsal üretim açısından önemli illerden biri olan Van’ı ziyaret ettiklerini kaydeden Yumaklı, “Bu serhat şehrimizde son 21 yılda uyguladığımız politikalarla güçlü bir tarımsal alt yapının oluşmasını sağladık. Yaklaşık 38,4 milyar liralık yatırım ve desteklerle bu alt yapının oluşması sağlanmış oldu. Su ve sulama alanında da 23,5 milyar liralık yatırımla 173 tesis hizmete alındı. Kırsal kalkınma desteklerimiz de devam ediyor. Ağaçlandırma anlamında da 6,6 milyon fidan ve tohumu toprakla buluşturmuş olduk. Yaklaşık 1,1 milyon dekar alana sahip 14 ovamızı da koruma altına almış olduk. Van’da üretilen 18 ürün de coğrafi işaret alarak markalaşma yolunda önemli adım attı.” diye konuştu.
Van’da bitkisel üretimin geçen sürede 7 kat, süt üretiminin yüzde 133, tarımsal hasılanın da son 21 yılda 19 kat arttığını dile getiren Yumaklı, Van’ın potansiyelini geliştirmek adına gelecek dönemde de son 21 yılda yapılandan daha planlı, daha verimli, daha ekonomik tarımsal üretim yapılabilmesi adına desteklerin devam edeceğini vurguladı.
“Hayvancılık destekleme ödemelerini cuma günü üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız”
Son dönemde tarımla, tarımsal üretimle alakalı, sektörün gelişmesi ve sorunlarının çözümüne ilişkin devrim niteliğinde düzenlemelerin yapıldığını anlatan Yumaklı, şöyle devam etti:
“Kullanılmayan tarım arazilerinden suya göre tarım, tarımsal üretim planlaması, TÜİK ile başlayan tarım sayımı çalışması dahil olmak üzere ülkemizdeki sektör paydaşlarını etkileyecek bütün unsurları göz önüne alarak bu düzenlemeleri hayata geçirdik. Hayvancılık yol haritasını açıklamıştık. Gençlerin, kadınların ve aile işletmelerinin desteklenmesi, hayvan hastalıklarıyla mücadele, sürü verimliliğini ve kalitesini artırmak adına sürünün değişimi, küçükbaş hayvanlara yapılacak olan aşıların ücretsiz şekilde tamamlanması gibi birçok husus yol haritamızda açıklanmış oldu.”
Ülkedeki bütün yetiştiricilerin daha verimli, daha kaliteli, daha üretken şekilde üretimlerini yapabilmesi adına hayvancılık desteklerini yeniden revize ettiklerini anımsatan Yumaklı, bu çalışmanın yayınlanma sürecinde olduğunu, bütün üreticilerin uygulamalarını yayınlanacak olan düzenlemeler kapsamında yürütmüş olacaklarını dile getirdi.
Küçükbaş hayvancılığın başkenti olan Van’dan bir müjde vermek istediğini belirten Yumaklı, şunları kaydetti:
“Anaç koyun, keçi desteği ve sürü yenileme desteği başta olmak üzere birçok başlıkta toplam 3 milyar 870 milyon liralık hayvancılık destekleme ödemelerini bu cuma günü saat 18.00’den itibaren üreticilerimizin hesaplarına aktarmış olacağız. Tüm üreticilerimize hayırlı uğurlu olsun. Van özelinde iki müjdemiz daha olacak. Su, tarımsal üretim için son derece önemli. Van-Çaldıran Çubuklu Barajı ve Sulaması Projesi’nin ihalesini 2023 yılının sonunda yapmıştık. Hava şartları müsaade ettiğinde barajın inşasına başlamış olacağız. 50 bin dekar sulama alanına sahip. 11 yerleşim yerindeki verimli tarım arazilerini suyla buluşturmuş daha verimli ve daha kaliteli üretimin temelini atmış olacağız. Van merkez ve ilçelerinde 215 milyon lira maliyetli 11 taşkın koruma projemizi de 2024 yılı yatırım programımıza aldık. Güçlü Türkiye’nin yolu güçlü tarımdan geçer. Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu sözü bizim de düstur aldığımız bir husustur. Van’da bu manada güçlü tarımı oluşturmak adına üretim yapan, emek sarf eden bütün paydaşlarımıza teşekkür ediyorum.”
Bakan Yumaklı’ya Tarım ve Orman Bakan Yardımcısı Ebubekir Gizligider, AK Parti Van Milletvekilleri Kayhan Türkmenoğlu, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Gülşen Orhan, AK Parti İl Başkanı Emre Güray, AK Parti Van Büyükşehir Belediye Başkan adayı Abdulahat Arvas, MHP İl Başkanı Salih Güngöralp eşlik etti.
]]>Kacır, Güney Ege Kalkınma Ajansı desteğiyle hayata geçirilen Denizli Projeleri’nin Denizli Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen açılış törenine katıldı.
Konuşmasında Güney Ege Kalkınma Ajansı desteğiyle kentin nitelikli ve çok yönlü kalkınmasını sağlayacak 32 projenin hayata geçirileceğini aktaran Kacır, projelerin hayırlı olmasını temenni etti.
Son 22 yılda gerçekleştirdiği kalkınma hamleleriyle, üretimiyle, istihdamıyla, eser ve hizmetleriyle adeta tarih yazan bir Türkiye olduğunu aktaran Kacır, milli geliri 238 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara, istihdamı 19 milyondan 32 milyona, ihracatı 36 milyar dolardan 255 milyar dolara taşıdıklarını belirtti.
Bakan Kacır, şöyle konuştu:
“Piyade tüfeğini dahi üretemeyen, savunma envanteri neredeyse tümüyle dışa bağımlı bir Türkiye’yi askeri insansız hava aracı üretiminde lider, ihtiyaç duyduğu tüm kritik platformları yerli ve milli olarak geliştirebilen bir ülke haline getirdik. Savunma sanayiinde yüzde 80’leri bulan dışa bağımlılığımızı yüzde 20’lere indirdik. 60 yıl öncesinin Devrim Otomobili hayalini, devrin otomobili TOGG üreterek gerçeğe dönüştürdük. Siyasetin eksenini emek ve eser üzerinde yeniden kuran bir Türkiye var. Şimdi son 22 yılda gerçekleştirdiğimiz kazanımları Türkiye Yüzyılı ile taçlandırıyoruz.”
Son 22 yılda Denizli’deki yatırımlar için 2 bin 226 yatırım teşvik belgesi düzenlediklerini, 134,1 milyar lira sabit yatırımın ve 40 bin 600’den fazla nitelikli istihdamın önünü açtıklarını söyleyen Kacır, 594 milyon lira yatırımla 2 yeni organize sanayi bölgesi kurduklarını hatırlattı.
Kurdukları 15 AR-GE, 12 tasarım merkezi ve 1 teknoparkla Denizlili sanayicilerin, girişimcilerin katma değerli üretim yolculuğunda yanında yer aldıklarını vurgulayan Kacır, Denizli’nin 2. teknoparkını da Organize Sanayi Bölgesi’nde hayata geçireceklerini bildirdi.
TÜBİTAK’ın burs ve destek programları kapsamında 412 projeye ve 573 bilim insanına 1,2 milyar lira kaynak sağladıklarını ifade eden Kacır, Denizli’ye Deneyap Teknoloji Atölyesi kazandırdıklarını aktardı.
Kacır, Denizli’nin yerel 14 lezzetini coğrafi işaretle tescilleyerek hem üreticileri hem tüketicileri hem de kültürü koruduklarını, kalkınma ajansının mali ve teknik destek programları kapsamında 493 kalkınma projesine 866 milyon lira destek verdiğini dile getirdi.
Açılışa Vali Ömer Faruk Coşkun, AK Parti Denizli Milletvekilleri Şahin Tin, Nilgün Ök ve Cahit Özkan, Denizli Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Zolan, AK Parti Denizli İl Başkanı Yücel Güngör, öğrenciler ve davetliler katıldı.
Bakan Kacır ve beraberindekiler, konuşmaların ardından Denizli Projeleri arasında yer alan Denizli Mesleki Eğitim ve Test Merkezi’ni gezerek incelemelerde bulundu.
Güney Ege Kalkınma Ajansının 84 milyon 258 bin lira desteğiyle kentte toplam 110 milyon 385 bin lira yatırımla farklı sektörlerdeki 32 projenin hayata geçirildiği belirtildi.
]]>Uzun yıllardır ‘Geri dönüşümü anında nakde çevir’ sloganıyla poşetini getirene ekmeği ucuza satan fırıncı esnafı Oğuzkan Akbal, ekonomik değişimlere rağmen kampanyasını sürdürerek vatandaşların takdirini topluyor. Evlerde bulunan poşetlerin değerlendirilerek çevre kirliliğinin azaltılmasının amaçlandığı kampanya ile ekmek başına 1 TL indirim yapılmasıyla vatandaş şu anda 8 TL’ye satılan ekmeği 7 TL’ye alıyor. Her gün bu kampanyadan faydalanan müşteriler ekonomik anlamda da tasarruf sağlarken, fırıncı esnafı vatandaşın talebi nedeniyle maliyetine satış yapmaya devam ediyor. Yıllarca çözünmeyerek doğayı kirletmesi nedeniyle poşet kullanımının azaltılmasının çok önemli bir konu olduğuna dikkat çeken 3 fırın şubesinin işletmecisi Akbal, 2 şubesinde normalde 15 liraya satılan pideyi de 10 liradan vererek kampanyalarını arttırmaya yönelik çalışmalar gerçekleştiriyor.
“Kendi poşetiyle gelen vatandaşlarımıza ekmek başına 1 TL indirim yapıyoruz”
Eskişehir’de fırıncılık yapan Oğuzkan Akbal, ‘Poşetini getirene ekmek 7 TL’ kampanyasıyla ilgili detayları anlattı. Kampanyalarının çevre için önemli katkı sağladığını söyleyen Akbal, “Normalde bildiğiniz üzere ekmek 8 lira ama biz kendi poşetiyle gelen müşterilerimize indirim yapıyoruz. Bu arada kendi poşetiyle gelen derken yandan, manavdan veya marketten alınan sıfır kullanılmamış poşetten bahsetmiyoruz. Eski usul evinde bulunan veya eskilerin kullandığı fileler vardır, o tip kendi poşetiyle gelen vatandaşlarımıza ekmek başına 1 TL indirim yapıyoruz. Yani ekmeği 7 liraya almış oluyorlar. Bugün siz 8 liradan 5 tane ekmek alacak olsanız 40 lira ödeyeceğinize bize poşetinizle geldiğinizde 35 liraya almış oluyorsunuz. Tabii bunu aya vurduğunuz zaman da her gün 5 ekmek yiyen bir aileyi düşündüğümüzde 150 lira tasarrufu oluyor. Aynı zamanda da doğaya nereden baksanız 60-70 tane poşet daha az bırakmış oluyorlar. Bu da çevre için çok önemli bir katkı” dedi.
“Poşet kullanımını 3-5 tane demeden ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar kar”
Bahsi geçen kampanyayı uzun yıllardır sürdürdüklerini ifade eden Akbal, “Hem halkımızı yeşile teşvik etmek hem poşet tüketimini azaltmak hem de bir nebze olsun ucuza ekmek sağlayabilmek için yıllardır böyle bir kampanyamız var. Halktan çok olumlu tepkiler geliyor. Bu çabamızı ve özverimizi gördükleri için bizi takdir ediyorlar. Ayrıca ceplerinde bir miktar tasarruf sağladıkları için gayet memnun oluyorlar. Aslında poşet kullanımını düşürmek her vatandaşın doğaya ve kendi vatanına karşı bir borcu. Çünkü bu çöplerimiz maalesef 2-3 günde yok olmuyor, yıllarca çevremizi kirletmeye devam ediyor. Poşet kullanımını 3-5 tane demeden ne kadar azaltabilirsek bizim için o kadar kar dediğimiz bir yaklaşım sergiliyoruz” şeklinde konuştu.
“İyi günde de kötü günde de halkımızın yanında olmak zorundayız”
Fırıncılar olarak her şartta ekmek çıkartmak zorunda olduklarını ve bu nedenle vatandaşa destek sağlamanın kendileri için bir sorumluluk haline geldiğini vurgulayan esnaf Oğuzkan Akbal, konuşmasına şöyle devam etti:
“Az ama çok paraya satalım değil de çok çalışalım, emek sarf edelim, daha çok yorulalım ama ucuza satalım felsefesiyle iş yapıyoruz her zaman. Biz bir fırınız. Tabii ki fırınlar restoranlar, kafeler ve diğer yerler gibi lüks tüketim ürünleri satmıyor. Herkesin ekmek yemesi gerekiyor. Dolayısıyla bu da bizim sorumluluğumuz. İyi günde de, kötü günde de halkımızın yanında olmak zorundayız. Biz darbe olsa da, korona olsa da ekmek çıkartmak zorundayız. Bu ekmeği de en ucuz, en maliyetsiz şekilde nasıl vatandaşlarımıza ulaştırabiliriz diye çalışıyoruz.”
“Biz pideyi de ucuz fiyatla halkımızla buluşturmaya çalışıyoruz”
Ramazan ayının gelmesiyle pide için de bir kampanya gerçekleştirdiklerinden bahseden Akbal, “Biz 3 şubeli bir fırınız. İki şubemizde belediyeyle aynı fiyata satmaya çalışıyoruz. Şu anda 250 gram pideyi 10 liradan veriyoruz. Normalde bu pidenin fiyatı 15 lira. Yani kilosu 60 liradan tarife uygulandı. Biz pideyi de ucuz fiyatla halkımızla buluşturmaya çalışıyoruz. Aslında bu şubelerimiz halka çalışıyor denilebilir. Böylelikle bu sene de maliyetine satış yapmış olduk. Belediyenin pidesi gramaj olarak bizden biraz daha büyük ama onlara yakın bir oranda halkımıza pide vermeye çabalıyoruz. Sonuçta Ramazan paylaşım ayı. Hep ’11 Ayın Sultanı’ derler. Biz de üzerimizde böyle bir sorumluluk hissettik” ifadelerine yer verdi. – ESKİŞEHİR
]]>“HİÇ KİMSENİN GÖLGESİNDE YÜRÜYEN BİR PARTİ DEĞİLİZ”
Siyasi tavrının net olduğunu ve 31 Mart’ta gerçekleştirilecek yerel seçimlere kimsenin gölgesi altında girmeyeceklerini söyleyen Erbakan, hiçbir ittifakta yer almadıklarının altını çizerek, “Faydalı icraatlarda, milletin hayrına olacak adımlarda da destek olduk. Bundan sonra da yine aynı tavrımıza devam edeceğiz. Muhalefetin de iktidarın da hangi partiden olursa olsun, doğrusuna doğru, yanlışına yanlış diyeceğiz. Doğrunun yanında duracağız. Tabii hiç kimsenin gölgesinde yürüyen bir parti değiliz. Kendi gücüyle, kendi adaylarıyla, kendi logosuyla, kendi seçim kampanyasıyla, müstakil bir şekilde seçimlere giriyoruz ve milletimizin desteğini istiyoruz. Dolayısıyla hiç kimsenin gölgesinde değil, Milli Görüş çizgisindeyiz” diye konuştu.
“HEP AYNI HİKAYELER AMA ENFLASYONUN DÜŞECEĞİ FALAN YOK”
Hükümetin izlediği ekonomi politikasını da eleştiren Erbakan, ” Türkiye’de ürettiğin bir ürünü, üretmek için kullandığın ham maddenin malzemesinin yüzde 82’sini ithal ediyorsun. Yerli malı, Türk malı damgası ürün, yüzde 82 oranında ithal. Dış ticaret açığı 110 milyar dolar. İthalata bağımlı ekonomide, döviz arttıkça enflasyon da patlayacak demektir. Her bahar, ‘Bu bahar enflasyon düşüyor.’ Her yaz, ‘Bu yaz sonu enflasyon düşüyor.’ Her sene, ‘Bu sene sonunda enflasyon düşüyor.’ Hep aynı hikayeler ama enflasyonun düşeceği falan yok. Bir kere Merkez Bankası, ‘Yıl sonunda dolar 40 lira olacak’ diyor. Orta vadeli programda, hükümet, ‘Yıl sonunda dolar 45 lira olacak’ diyor. Doların 45 lira olduğu bir ülkede enflasyon düşer mi Allah aşkına? Bu şartlarda açlık sınırı, 19 bin lirayı geçmiş. Yoksulluk sınırı, 53 bin lira olmuş. Siz emekliye 10 bin lira maaş veriyorsunuz. İşçiye 17 bin veriyorsunuz. Zaten bütün asgari ücretli ve milyonlarca emekli, açlık sınırının altında, yoksulluk sınırının altında. Türkiye’de kaç hanenin evine ayda 53 bin liradan fazla bir gelir giriyor? Halkın yüzde 85’i yoksul, yüzde 44’ü de aç. Bunun göstergesi, ispatı; kredi kartı ve banka kredisi borçlarıdır” diye konuştu.
“AHLAKLI BELEDİYECİLİK BEREKET DEMEKTİR”
Yerel yönetimlerin önemine dikkat çeken Erbakan, Milli Görüş ve ahlaklı belediyeciliğin aynı zamanda bereket olduğunu söyleyerek, “1995’te Konya Büyükşehir Belediyesi ne yaptı? Hükümete çağrıda bulundu, ‘Kendimden önceki bütün borçları ödedim. Üstüne hizmetlerimi de yaptım. Üstüne bir de para birikti. Eğer hükümet olarak paraya ihtiyacınız varsa, Dünya Bankası’ndan, IMF’den faizle borç almayın” dedi. Dünyada bunun başka bir örneği yok. Aynı belediye, aynı şehir, gömleği çıkarınca bu sefer 1 ayda borç faizine verdiği para, 6 bin personelinin maaşından daha fazla. Boğazına kadar borca batmış. Ama Milli Görüş’ün ahlaklı belediyeciliği demek; denk bütçe demektir, borç ve faiz olmaması demektir ve bereket demektir” dedi.
]]>Memur-Sen Konfederasyonu tarafından, CHP’nin iptal talebiyle açılan dava ile Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından sendika üyesi memurlara ödenen ‘Toplu Sözleşme ikramiyesinin’ iptal edilmesi üzerine, CHP Genel Merkez Binası önünde eylem gerçekleştirildi.
“Memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur”
Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, burada yaptığı konuşmada yaklaşık 2 milyon memura verilen aylık 538 lira gelirin iptal edildiğini ve memurların mağdur edildiğini söyleyerek, “Toplu Sözleşme İkramiyesine ilişkin hüküm CHP’nin basiretsiz, sorunlu ve sorumsuz muhalefet anlayışının bir tezahürü olarak, Anayasa Mahkemesi’ne İlgili mevzuat hükmünün tamamının iptali için başvurmasıyla, mahkeme tarafından, evrensel hukuk kurallarıyla açıkça çelişen mesnetsiz gerekçelerle iptal kararı verilmiş, memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur. Yani CHP, 2 milyon 200 bine varan memurun cebindeki 345 liranın çekilmesine, aylıklarının düşmesine, hakkının, hukukunun yok edilmesine neden olmuştur” ifadelerini kullandı.
“Amacınız tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız?”
CHP tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamalara da cevap veren Yalçın, “Sebep oldukları bu haksız ve mağdur edici sonuçtan bir de utanmadan, Sıkılmadan, Hicap duymadan Memur-Sen’i sorumlu tutmaya kalkıyor. Gerçekleri çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamadan imza attığı iptal başvurusundan habersiz olduğu ve telaşla, Mağdur ettikleri 2 milyondan fazla kamu görevlisinin Sorumluluğundan kaçtıkları anlaşılmaktadır. Şimdi soruyorum size dava dilekçesi ortada. Amacınız, iddia ettiğiniz üzere tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden aylık 190 lira tutarındaki toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız. Anayasa Mahkemesi bu talebinizi de yerinde bulsaydı bugün 190 lira bile alınmıyor olacaktı” açıklamasında bulundu.
“Ana Muhalefet Partisi emekçinin yanında olur”
Yalçın, CHP’nin ana muhalefet partisi olarak emekçilerin haklarını savunması gerektiğini dile getirerek, “Memurun bu ayki kaybı 750 milyon. Türkiye’de 135 siyasi parti var, Hazine yardımını sadece yüzde 3 barajını geçenler alabiliyor, CHP olarak 2024’de barajı geçtiğiniz için hazineden alacağınız 1 milyar 8 yüz milyon lira parayı hak kaybına neden olduğunuz memurlara verecek misiniz? Memurun zararını tazmin edecek misiniz? Oluşturduğunuz boşluğu, ‘Önerge verdik bak’ diyerek illüzyonla atlatamazsınız. Dünyanın her yerinde Ana muhalefet emekçinin yanında olur, toplu Sözleşmelerde biz mücadele ederken hiç yanımızda göremedik sizi. Bu nasıl ana muhalefet” diye konuştu.
“Bakan Işıkhan tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük”
Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında Memur-Sen olarak hükümet yetkililerine çağrıda bulunduklarını ve Toplu Sözleşme kazanımlarının korunmasını talep ettiklerini ifade eden Yalçın, “Çok geçmeden 1 saat içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük. Sayın Bakan, Anayasa Mahkemesi’nin bu hukuksuz ve garabet kararının hatalı ve yanlışlığına vurgu yapmış, bu noktada gerekli adımları atacaklarını beyan etmiştir. Kamu görevlisi arkadaşlarımız müsterih olsunlar” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın ve Konfederasyona bağlı sendika başkanları tarafından, CHP Genel Merkez Binasının kapısına siyah çelenk bırakıldı. – ANKARA
]]>Özel, Afyonkarahisar’da Seçim Koordinasyon Merkezi Açılışı ve Aday Tanıtım Töreni’nde, birbirinden genç ve çalışkan adayları tanıtmaya, Türkiye’de ve Afyonkarahisar’da bir şeylerin değişeceğini dosta, dost olmayana göstermeye geldiklerini söyledi.
Bugün buraya yaş ortalamaları 47 ve 7’si de kadın olan ve her biri alanında birbirinden deneyimli, çalışkan belediye başkan adaylarıyla kucaklaşmaya ve onları emanet etmeye geldiğini belirten Özel, “Bunlardan biri de 44 yaşında bir kadın, bir Atatürk’ün kızı, Afyonkarahisar’ın kızı, sizin evladınız, benim grup başkanvekilim Burcu Köksal. Burcu’nun seçilmesini ben çok istiyorum.” diye konuştu.
“Burada da sorunları çözecek olan bir belediye başkanı lazım”
Özel, Köksal ile Mecliste 8 yıldır görev yaptığını ve kürsüde Afyonkarahisar’ın ilçelerinde, beldelerinde ve köylerinde nerede bir sorun, mağduriyet ve tutulmayan bir söz varsa hepsini teker teker dile getirdiğini ifade etti.
Artık Burcu Köksal’ın Afyonkarahisar’a hizmet etmesi ve sorunları çözmesi gerektiğini söyleyen Özel, şöyle konuştu:
“Bu AK Parti’nin belediye başkanları bu sorunları çözmüyorlar, çoğaltıyorlar. Bu sorunlar söylenmekten de çözülmüyor. Artık Afyonkarahisar’ın dayanılmaz sıkıntıları olmaya başladı. Bunun için size dirayetli, kararlı, tuttuğunu koparan, sizinle ve Afyonkarahisar ile bütünleşecek, parti siyaseti değil şehrin sorunlarını çözmek için belediyecilik yapacak enerjisi olan, dirayeti olan, Ankara’yı bilen, burada da sorunları çözecek olan bir belediye başkanı lazım. Onun adı Burcu Köksal. Anketlerde oldukça iyi çıktı. O günden bugüne her ay ölçtürüyoruz. Yükseldi, yükseldi, yükseldi şimdi geçti ve eğer bir aksilik olmaz, bu trendle giderse 1 Nisan gününün Afyonkarahisar’ın belediye başkanı Burcu Köksal’dır. Bunun olabilmesi hepimizi çok mutlu edecek. Şunun şurasında bir aydan az zaman kaldı. Bu konuda her birinizin seferberlik ilan edilmiş gibi çalışması lazım.”
“Genel iktidarı yerelden dengelemek zorundayız”
Özel, memlekette seçim heyecanı olduğunu, bununla birlikte Afyonkarahisar’da da 75 yıl sonra belediyeyi alacak olmanın heyecanını yaşadıklarını vurguladı.
Bu heyecanın önemli olduğu kadar sıkıntının da büyük olduğunu belirten Özel, şöyle devam etti:
“Ciddi bir ekonomik sıkıntı ve krizin içindeyiz. 31 Mart’a kadar hükümet bekliyor ama sonrası için Mehmet Şimşek’in dilinin altındaki baklayı duydunuz. Diyor ki ‘Sıkı para politikası uygulayıp, kemerleri sıkacağız ve acı reçeteyi içireceğiz.’ 1 Nisan oldu da eğer AK Parti yine Afyonkarahisar Belediyesini aldıysa, oyları AK Parti ve MHP aldıysa, 2 Nisan günü ne emekliyi duyarlar, ne işçiyi, ne esnafı, ne çiftçiyi, ne işsizi ve ne de öğrenciyi duyarlar. Kimseyi duymazlar. 1 Nisan olduysa ertesi gün yapacak bir şey yok. Ama 1 Nisan’dan bir gün önce 31 Mart’ta seçim var, mühür ve var yetki var. Eğer bu sefer AK Parti’ye ‘Yeter artık’ derseniz, bir sarı kart gösterip, kırmızı ışık yakar ve bıçak kemiğe dayandı derseniz, ondan sonra herkes hesabını ona göre yapacaktır. Bugün iktidardaki gücü mutlaka dengelemek, genel iktidarı yerelden dengelemek zorundayız. Bunu yapmadığımız takdirde kimsenin bizim sesimizi duyacağı yok. Ondan sonra uzun süre seçim de yok. Dönüp size bakacak kimse de yok.”
Özel, en büyük sıkıntıyı emeklilerin çektiğini, Türkiye’de insanların yüzde 70’inin en düşük emekli maaşıyla geçinmeye çalıştığını savundu.
Türkiye’nin dört bir yanında bu sorunu söylediğini belirten Özel, şunları kaydetti:
“Cepteki ve piyasadaki en büyük banknot 200 lira. Bu 200 lira 2009 yılında ilk çıktığında 131 dolar alıyordu. O dönem dolar 1 lira 35 kuruşmuş. Şimdi aynı 200 lira 6 dolar alıyor. 131 dolardan 6 dolara düşmüş paramızın değeri. Afyonkarahisar’ın en meşhur sucuğu var. Sucuğun kilosu geçen sene 395 lira, bu sene 875 lira. En düşük emekli maaşı geçen sene 7 bin 500 liraydı ve geçen sene 19 kilogram sucuk alıyordu. Bu sene 10 bin lira ama 11 kilo sucuk alıyor. Ramazan mübarek gün geliyor. Bu hükümet geçen ramazandan bu ramazana emeklinin iftar, sahur sofrasından, buzdolabından, mutfağından tam 8 kilo sucuğu çalmış. Yazıklar olsun bu hükümete.”
Özel, emeklilerin bayram ikramiyesini eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu sayesinde aldığını savundu.
Emeklilerin maaş durumuna ilişkin Özel, “Ben Tayyip Bey’e diyorum ki bir ’emekli kart’ çıkartalım. Emekliye verilmeyen 17 bin lira ile 10 bin liranın farkını her emeklinin maaşına 7’şer bin lira olarak yatıralım. Ayrıca elektrik, su ve doğal gazı emeklilere yüzde 25 ile 40 arasında indirimli verelim. O diyor ki ‘7’şer bin lirayı bile veremeyiz, 1,4 trilyon para gerekiyor, bizde böyle bir para yok’ diyor. Tayyip Bey, Türkiye Cumhuriyeti’nin hazinesinde 1,4 trilyon yoksa vay bizim halimize, sen kasayı boşalttıysan ben bilmem. Ben hesabı yaptım, 1,4 trilyon değil tam yarısı lazım. 700 milyar verildiğinde bu iş çözülecek ama ‘vallahi yok’ diyor.” ifadesini kullandı.
Programda, CHP İl Başkanı Faruk Duha Erhan ile Afyonkarahisar Belediye Başkan Adayı Burcu Köksal da konuştu.
Konuşmaların ardından CHP’nin Afyonkarahisar’daki belediye başkan adayları tanıtıldı.
]]>Özel, Lüleburgaz Belediyesi Sanat Akademisi’nde düzenlenen “Sivil Toplum Kuruluşları ve Muhtarlar Buluşması”nda, seçimlerde aday olan tüm muhtarlara başarılar diledi.
AK Parti iktidarını değiştirmeye geçen yıl yapılan genel seçimlerde çok yaklaşılmasına rağmen bunun gerçekleşmediğini anımsatan Özel, iktidarın ekonomi politikalarını eleştirdi. Özel, emekli maaşlarının yüksek enflasyon karşısında çok düşük kaldığını, bu nedenle en düşük emekli maaşının 25 bin lira olması gerektiğini dile getirdi.
Türkiye İstatistik Kurumunu (TÜİK), verilerinin gerçeği yansıtmadığı yönünde eleştiren Özel, “Bugün itibarıyla yıllık enflasyon yüzde 67. Peki gerçek enflasyon kaç? Gerçek enflasyon yüzde 130.” ifadesini kullandı.
Yarına umutla bakmak isteyen herkesi oy vermeye, 31 Mart’ta sandık başına davet eden Özel, şöyle konuştu:
“2018 yılındaki seçim başarısından sonra tek adam rejiminin yerleştiği günden sonra 2019’da İstanbul’dan, Ankara’dan başlayarak 11 büyükşehirle genel iktidarın gücünü yerelden dengelediğimiz süreçte, geçen seneki seçimlerde yüzde 51’e 49’luk duruma kadar gelip büyük bir talihsizlikle, kendi hatalarımızla o seçimi kazanamamıştık.
Yarınlara umutla bakmak isteyen ‘bu hükümet beni görmezden gelmesin’ diyen, ‘beni de hesaba katsın’ diyen herkesin 31 Mart’ta bu hükümete ‘bir dur bakalım’ demesi lazım. Türkiye’nin bütün yoksullarını, bütün işsizlerini, bütün esnaflarını, bütün çiftçilerini, bütün emekçilerini ve bütün emeklilerini 31 Mart’ta sandıkta birleşmeye davet ediyorum.”
“Türkiye ittifakı Türkiye’yi seven herkesten oy alır”
Cumhur İttifakı’nın karşısında güçlü olduklarını vurgulayan Özel, aday gösterdikleri tüm belediye başkanlarının donanımlı ve tecrübeli olduğunu belirtti.
Cumhur İttifakı’nın karşısında bu kez herkesten oy alacak Türkiye ittifakının olduğunu ifade eden Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Türkiye ittifakı, Türkiye’nin geleceğinin garantisi. Onların karşısındaki ittifakın adı bu sefer Millet İttifakı değil ama çok daha güçlüsü var, Türkiye ittifakı. Türkiye ittifakı kimden oy alır? Türkiye’yi seven herkesten oy alır. Milli takım gol atınca sevinen herkesten oy alır, Filenin Sultanları şampiyon olduğunda ağlayandan, kızlarımız ağlarken gırtlakları düğümlenen herkesten oy alır. Türkiye ittifakı, renklerini ay yıldızlı al bayraktan alır. Kırmızı beyaz renkleriyle, ay yıldızlı al bayrağıyla, vatanını, ülkesini, milletini sevenleriyle biz Türkiye’yi kucaklamaya, Türkiye’yi kurtarmaya, Türkiye’deki sıkıntı çeken herkesi kucaklamaya geliyoruz.”
Programda, CHP Kırklareli İl Başkanı Bora Terzi ile Lüleburgaz Belediye Başkanı Murat Gerenli de konuşma yaptı.
Özgür Özel, daha sonra pazar yerinde esnaf ziyaretinde bulundu. Ürünlerin fiyatlarını inceleyen Özel, vatandaşlarla sohbet etti.
Özel, vatandaşlara hitap etti
Ardından Kongre Meydanı’ndaki programa geçen Özel, burada da katılımcılara seslendi.
Emeklilerin yüzde 70’inin 10 bin lira maaş aldığını, iktidarın enflasyonu düşüreceği vaatlerinin bir türlü gerçekleşmediğini söyleyen Özel, şunları kaydetti:
“Bak Recep Tayyip Erdoğan, karıncanın kardeşi var. Onu sana ezdirtmeyiz, karıncanın kardeşi, CHP’dir, CHP’lilerdir. Dün, Recep Tayyip Erdoğan çıktı dedi ki ‘Enflasyonu düşüreceğim, yıl sonuna kadar’, geçen sene de aynı şeyi söylemişti. Ama o bunu söylediğinde 19 lira olan mazot 40 lira, 42 lira olunca, 45 liralara kadar çıkınca iğneden ipliğe her şeye zam geldi. Zam gelmeye devam ediyor. Evet, seninle istediğin gibi kavga edeceğim ama kimlik siyaseti kavgası etmeyeceğim. Sen zam, zam, zam yaparken, sen istiyorsun diye ‘dem, dem, dem’ konuşmayacağım. Emekliyi konuşacağım, esnafı konuşacağım, yoksulları konuşacağım, işsizliği konuşacağım.”
Partisinin belediye başkan adaylarına oy isteyen Özel, Lüleburgaz’da belediye başkanlığını kazanacaklarına inandığını vurguladı.
Türkiye’yi kucaklayan bir siyaset yaptıklarını dile getiren Özel, Türkiye ittifakının içinde sosyal demokratların, muhafazakar demokratların ve milliyetçi demokratların olduğuna işaret etti.
]]>ET VE SÜT KURUMU FİYATLARI MARKETİN YARISI
Ankara Ulus’taki Et ve Süt Kurumu önünde bekleyen vatandaşlar fiyatlardaki artışa tepki gösterirken ucuz et için kuyrukta beklemek zorunda kalmalarından ötürü de şikayetçi ifadeler kullandı. Ulus’ta Anafartalar Hali’nin arkasındaki iki bina arasına sıkışan satış noktasında vatandaşlar her gün uzun kuyruklar oluşturuyor. Ramazan ayı öncesinde ucuz et almak isteyen vatandaşların oluşturduğu kuyruk daha da arttı.
Bir kilo kıymanın market ve kasaptaki fiyatının 450-500, bir kilo kuşbaşının fiyatının ise 500-550 liraya dayanması nedeniyle dar gelirli vatandaşlar, Et ve Süt Kurumu’nda bir kilo et alabilmek için saatlerce kuyrukta beklemeye devam ediyor. Et ve Süt Kurumu’nda kıyma 229 TL’den, kuşbaşı ise 259 TL’den satılıyor.

“BÖYLE ÇAĞ ATLANIR MI?”
Kuyrukta bekleyen 73 yaşındaki Mehmet Şener, “50-100 TL indirimli alayım diye geceden gelip sırada bekliyorlar. ‘Memleket çağ atladı’ diyorlar. Böyle çağ atlanır mı be? Memleket ilerledi… Ne ilerlemesi geri gidiyor. Üç dönem oyumu verdim, helal etmiyorum onlara. Ben sabah 6 buçukta ailemden üç kişi birlikte geldik. Ramazan için ikişer kilo kıyma için burada sıraya girmişiz” dedi.
“SOFRADAN DOYMADAN KALKIYORUM”
“Evde torunlar var, babaları işsiz. Saat 5 buçukta yola düştüm ben buraya gelmeye. Neymiş bir kilo kıyma verilecekmiş. İnsan utanır şu görüntüye bakın” diyen Halis Yazıcı adlı vatandaş, “Eskiden kuyruk olurdu da ama şimdi millet sokağa çıkmasın diye buraya topluyorlar. Eti ucuza veriyor ki halk sokağa çıkmasın diye. Aldığım para 12 bin lira, 4 kişiyi geçindiriyorum. Ben sabah kalkarken sofradan doymadan kalkıyorum önce çocuklar yesin diye. Keyfinden gelen kimse yok. Kasapta kıymanın kilosu 500-600 lira. Çocuklar kıymayı ayda bir defa görmüyor” diye sitem etti.
“NAMAZI KILDIK ÇIKTIK”
Kuyruk nedeniyle daha önce et alamadan geri döndüğünü söyleyen 72 yaşındaki Fatma Yüzel de “Bugün yine kuyruğun sonundayım. Alamazsam yine döneceğim. Namazı kıldık çıktık. Ne yapayım önümüzde Ramazan mecbur alacağız. Eşimden kalan emekli maaşım var, 9 bin lira. Evim de kira” dedi.
“OĞLUMDAN HABERSİZ GELDİM…”
İsmini vermek istemeyen bir emekli ise “Kendileri sarayda bol bol her şeyi yiyorlar emekliye bir şey vermedi. Ben 5 bin 500 TL eşimden ölüm aylığı alıyorum. Yoksa buraya gelir miydim? Oğlumdan habersiz çıktım geldim, sırf et için. Geç geldiğimizde de kalmıyor” derken bir başka vatandaş ise “Kendileri paşa gibi yiyip içip yatıyorlar. Ondan sonra emekliye 10 binden fazla vermem diyorlar. Çetelere veriyorlar halka gelince hepsi de fakir” ifadesini kullandı.
Gece saat 3’te gelerek kuyruğa girdiğini söyleyen Bayram Deniz, “Hiç Allah razı olmasın. Partileri gezene kadar gelsin halkı bir dolaşsın, milletin halini görsün. Ben 10 bin lira maaş alıyorum. Bir kilo et için buradayım” diye konuştu.
“35 SENE ÇALIŞTIM ŞİMDİ ET KUYRUĞUNDAYIM”
Bir vatandaş da “Ben sabah 6’da geldim. Kasapta et 600 lira. Benim maaşım olmuş 12 bin 500 lira, kasapta et 600 lira. Bunun nesini yiyeyim, nesine bakayım? 35 sene çalışmışlığım var devlete, et kuyruğundayım şu anda. Ben 76 yaşındayım. Niye geleyim et kuyruğuna?” diye konuştu. 69 yaşında İsmail Işık, “11 bin lira alıyorum, geçinsem niye burada kuyrukta bekleyeyim. Ramazan için iki kilo et alıp idare edeceğiz” dedi.
]]>KIYMANIN KİLOSU KASAPLARDA 600 LİRAYA YÜKSELDİ
Et ve Süt Kurumu’nda 230 liraya satılan kıymanın kilosu bazı marketlerde 412, kasaplarda ise 600 liraya kadar yükseldi. Et çeşitlerinde fiyat tarifelerinin Et ve Süt Kurumu’nda, marketlerde ve kasaplarda değiştiği görülürken, fiyatlar semtten semte de değişti. Beylikdüzü’nde kıymanın kilosu 540 liradan satılırken, Başakşehir’de ise fiyatlar 600 liraya kadar çıktı. Kıyma, Et ve Süt Kurumu’nda ise 229 liraya satılıyor. Yine Beylikdüzü ilçesinde 570 lirayı bulan dana kuşbaşının fiyatı Başakşehir’de 620 liradan tezgahtaki yerini aldı. Kuşbaşı marketlerde de 500 lira olarak fiyatlandırıldı.
SUCUK MARKETLERDE 655 LİRAYA KADAR ÇIKIYOR
Öte yandan Et ve Süt Kurumu’nda 299 liraya satılan sucuk, marketlerde 615 ile 655 liradan, kasapta ise 555 liradan satılıyor. Pirzolanın kilosu ise Et ve Süt Kurumu’nda 380 lirayken, markette 600 ile 800 lira arasında değişiyor. Pirzola kasaplarda ise 830 ile 1100 lira arasında satışa sunuluyor.
“KASAPTAN EN FAZLA 100 GRAM KIYMA ALABİLİRİM”
Artan et fiyatlarıyla beraber vatandaşlar, fiyatları daha uygun olduğu için Et ve Süt Kurumu önünde uzun kuyruklar oluşturdu. Fiyatlarla ilgili konuşan Mustafa Tuzcuoğlu, “Burası uygun ama saat 05.00’te geldim, saat 10.00 oldu. 5-6 saattir 1 kilo kıyma için bekliyorum. Kasapta 600-700 liraya satılıyor. Oradan en fazla 100 gram alabilirim. Kime yetecek 100 gram kıyma. Benim evimde nüfusum 4 kişi” dedi.

SEMTLERDE FİYAT FARKININ SEBEBİ KİRALAR VE ÇALIŞAN MALİYETLERİ
Fiyatlardaki artıştan rahatsız olduğunu dile getiren kasap Savaş Üzek, semtler arasında değişen fiyatları ise bölgedeki kira bedellerine bağladı. Savaş Üzek, “Biz bu malı tezgaha koymak zorundayız. Satarken zorlanıyoruz. Vatandaşın alım gücüyle fiyatların artış hızı aynı oranda olmadığı için vatandaş almakta zorlanıyor. Fiyatlarımız düzenli olarak değişiyor. Marketlerle kasaplar kesinlikle aynı kefeye konulmamalı. Çünkü marketlerin temin ettiği etin kalitesi ile kasapların sunduğu et aynı değil. Marketler ve büyük toptancılar maalesef vatandaşa ithal et sunuyorlar. Vatandaşın şu an için bunu seçme şansı kalmadı. Vatandaş şu anda sofraya koyabileceği ürününü, en iyi şekilde en ucuz şekilde almaya çalışıyor. İyi semtlerde kira oranları farklı, çalışan personelin maaşı farklı. Her işletme aynı kar marjıyla çalışmak istemeyebilir” ifadelerini kullandı.
“FİYATLAR ÜZERİNDEN SPEKÜLASYON YAPIYORLAR”
Et fiyatlarındaki artışla ilgili konuşan Türkiye Kasaplar, Besiciler Et ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkârları Federasyonu Bölge Başkanvekili Veysel Günal, “Son zamanlarda 1-2 ay içinde, ete ne olduysa birden zamlar art arda geldi. Karkas 260 liraya alırken 290 oldu. 310 oldu, şu anda 325 bandına geldi. En çok zam gelen ürün kuzu oldu. Aldı başını gidiyor. Kuzu oldu 450 lira. Kasaplar 550’ye satacak. Alan haklı, satan haklı. Peki vatandaş nasıl yiyecek? Yazıktır, günahtır. Bu vatandaşın üzerinden ellerini çeksinler. 3-5 tane firma spekülasyon yapıyor. Kesmeyin, dana 300 olacak, 320 olacak. Bugün et 500 liraya dayandı. Et ve kuzu şu anda yarışıyor. Çok şükür tavuk aynı fiyatta durdu. Bir de tavuk tırmanırsa vatandaşa günah. 330 liraya aldığın karkas sana 460-470 liraya mal oluyor. Peki neyi öngörüyoruz? Biz istiyoruz ki taban düşsün, vatandaşımız et yesin. Sayın Tarım Bakanımız, büyük çiftlikleri denetledi. Bizim yeteri kadar hayvanımız var” diye konuştu.
]]>Böcek, CHP Döşemealtı Belediye Başkan adayı Menderes Dal’ın seçim koordinasyon merkezinin açılışını yaptı. Vatandaşların yoğun ilgi gösterdiği açılışa, CHP İl Başkanı Nail Kamacı, CHP Milletvekilleri Aliye Coşar, Cavit Arı, Mustafa Erdem, Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç, Muratpaşa Belediye Başkanı ve adayı Ümit Uysal ile çok sayıda vatandaş katıldı. Tören, Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Menderes Dal’ın proje vaatlerinin yer aldığı filmin izlenmesiyle başladı.
Vatandaşlara seslenen Başkan Böcek, 2019’da Turgay Gençle birlikte Döşemealtı’na hizmet için kolları sıvadıklarını belirterek, “Döşemealtı’nda 223 km içme suyu 44 km kanalizasyon, 61 km yol ve kapalı devre sulama sistemleri gibi birçok hizmet kazandırdık. Bu dönemde de Menderes Dalla birlikte çok güzel işler yapacağız. Hep birlikte Döşemealtı’na hizmet edeceğiz” dedi.
“Harmanda yüzü olmaz”
Göreve geldiğinde mazotun 6 lira olduğunu hatırlatan Başkan Böcek, şunları söyledi: “Bugün 46 liraya dayandı. Gübre pahalandı. İlaç pahalandı. Çiftçiyi ezdiren, halkın ekonomik darboğaza sokanlar altın çağdan bahsediyor. Yiğit muhtaç oldu kuru soğana bunu bileceksin. Emekliyi ezdiren sizsiniz. Ama benim çiftçim, emeklim, halkım bunu unutmayacaktır. Tarlada izi olmayanın harmanda yüzü olmaz” diye konuştu.
Çevre yollarını açmayanların ulaşım sıkıntısından bahsettiğini dile getiren Başkan Muhittin Böcek, “21 yıldır alışmışlar, seçime doğru Antalya’ya hızlı tren, otoyol ihaleleri yapılıyor, seçim sonrası unutuluyor. Vaatlerini unutuyorlar. Sonra altın çağdan bahsedeceksin. Hadi oradan diyecektir sevgili hemşehrilerim diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“Bür ton su bir ekmekten ucuz”
Büyükşehir Belediyesi olarak 3 bin 311 kilometre içme suyu hattı yaptıklarını anlatan Başkan Böcek şunları kaydetti: “Antalya’da 70 yıllardan kalma asbestli boruları değiştirdik. 514 km kanalizasyon yaptık. Hem borç ödedik hem yatırım yaptık. Bunları tasarrufla yaptık. Bizden alınanlara rağmen milletin parasını millete harcadık. Halkımıza sosyal yardımlar yapmaya çalıştık. Bir ton su bir ekmek parası dedik. Ekmek 10 lira oldu su 8 lira Antalya’da. 4 bin 14 öğrencimize 8 bin lira eğitim bursu veriyoruz. Gençlerimizin Türkiye’de kalmasını istiyoruz. Sizden aldığımız güçle aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam ediyoruz. İşimiz gücümüz Döşemealtı, işimiz gücümüz Antalya, işimiz gücümüz Türkiye.”
“Adil yönetim”
CHP Döşemealtı Belediye Başkan adayı Menderes Dal, esnaf ve vatandaş ziyaretlerinde kendilerinden en çok talep edilenlerin temel belediyecilik hizmetleri, adil, dürüst ve liyakatli bir yönetim anlayışı ve Döşemealtı’nın tarihi ve doğal zenginliklerinin korunması ve tanıtılması olduğunu söyledi. Dal, göreve geldiklerinde halkın beklentilerini en kısa sürede hayata geçireceklerini vurguladı.
“Halkçı belediyecilik”
Toplumcu, halkçı bir belediyecilik anlayışıyla eşit ve nitelikli hizmetleri tek tek hayata geçireceklerini ifade eden Menderes Dal, “Evde sağlık hizmeti sağlayacağız. Etüt merkezleri, kreşler, yaşlı bakım merkezleri, toplum merkezleri kuracağız. Üretimi destekleyecek kooperatifler kuracağız. Kırkgöz’ü gözümüz gibi koruyacağız. Yok olmaya yüz tutan Döşemealtı Halısını yaşatacağız. Döşemealtı markası oluşturacağız” dedi.
“Genç’ten birlik beraberlik mesajı”
Döşemealtı Belediye Başkanı Turgay Genç kürsüye çıkarak birlik beraberlik mesajları verdi. Genç, hem CHP Döşemealtı Belediye Başkan Adayı Menderes Dal’ın hem de Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek’in arkasında olduğunu vurgulayarak, “Kimse benden başka bir şey beklemişin. 25 yıldır ben bu partiye emek veriyorum. Başkan adaylarıma seçim sürecinde ve seçildikten sonra her türlü desteği vereceğim” dedi.
Konuşmaların ardından Döşemealtı Koordinasyon Merkezi törenle açıldı. Başkan Böcek, Antalya Nakliyatçılar, Ambarcılar ve Kamyon Galericileri Kalkınmaz ve Dayanışma Derneği Başkanı Engin Güler ve yönetimiyle bir araya gelerek, sorun ve taleplerini dinledi, projelerini anlattı.
“Korkuteli SKM açıldı”
Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı ve Başkan Adayı Muhittin Böcek, Döşemealtı’ndan sonra Korkuteli’de CHP Belediye Başkan Adayı Saniye Caran’ın seçim koordinasyon merkezi açılışına katıldı. Büyük coşkunun yaşandığı miting havasında geçen açılışta vatandaşlara seslenen Başkan Böcek, 5 yıldır ranta dönük değil halka dönük projeler gerçekleştirdiklerini söyledi. Altyapısı üstyapısı, içme suyuyla, asfaltıyla Korkuteli’nde birçok hizmete imza attıklarını belirterek, “Ben çalışmalarımı asla seçime yönelik yapmadım. Saniye Caranla el ele bütün Korkutelililerin mutluluğu için çalışacağız. Yapımı biten sebze ve meyve kurutma tesisimiz Korkuteli’ne çok yakıştı. Yakında açılışını yapacağız. Orada Korkutelili gençlerimiz ve kadınlarımız çalışacak. 100 milyona mal olan tesisimizde 250 kişi istihdam edeceğiz” dedi
“Korkuteli’ye hak ettiği değeri alacak”
Saniye Caran, konuşmasında Korkuteli’nin bir tarım ve ticaret kenti olduğunun altını çizerek, “Bugün 59 bin olan nüfusumuz yazın 4 katına kadar çıkıyor. Havası ve suyuyla çok yaşanabilir olan ilçemizde yılın her günü ticaret, tarım ve turizm yapma hedefindeyiz. Spor ve sağlık turizmi projelerimizle hak edilen değeri vermeye geliyoruz. Büyükşehir Belediyesiyle el ele verip, projelerimizi gerçekleştirmemiz gücümüze güç katacaktır” diye konuştu. – ANTALYA
]]>Özel, Bursa’da Osmangazi İlçe Başkanlığını ziyaretinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, emekli maaşlarının asgari ücret seviyesine çıkarılması gerektiğini söyledi.
TÜRK-İŞ tarafından açıklanan açlık sınırının 16 bin 200 lira civarında olduğunu belirten Özel, şöyle konuştu:
“Emekli 10 bin lira alacak, tek başına yaşıyor bile olsa açlık sınırının 6 bin lira altında yaşayacak. Bu büyük bir haksızlıktır. Recep Tayyip Erdoğan’a çağrıda bulundum, tekrar bulunuyorum. 10 bin lirayı, 17 bin 2 lira olan asgari ücret düzeyine derhal çıkarmalıyız. Ben diyorum ki en düşük emekli maaşını asgari ücret yapalım, o diyor ki ‘Bunu böyle yaparsam çalışanlara maaş ödeyemem.’ Emekli ile çalışan karşı karşıya değildir, yan yanadır. Yarın da bu çalışanlar emekli olacak. Bu emekliler de bu memleket için yıllarca çalıştılar. Herkes bir gün emekli olacak. Onları karşı karşıya getirmek büyük bir haksızlıktır ve gerçekten emeklinin halinden anlamamaktır. Sen dünyanın en pahalı arabalarına para buluyorsun. Dünyanın en pahalı 10 makam arabasından ikisi birden bunda. Avrupa’da en pahalı makam aracına binen lider Recep Tayyip Erdoğan, onun arabası diğer liderlerinkinden pahalı ama Tayyip Erdoğan’da aynısından bir de iki tane var. Avrupa’da, dünyada 13 uçağı birden olan bir cumhurbaşkanı yok. Dünyanın en pahalı uçağına para buluyor. En pahalı makam arabasına para buluyor. Dünyanın en pahalı sarayına para buluyor. Uçan saraya para buluyor. Yüzen saraya para buluyor. Kışlık saraya para buluyor. Yazlık saraya para buluyor. Emekliye para bulamıyor. Erdoğan’ın beşli çeteye bulduğu parayı emekliye bulamamasını emeklilere şikayet ediyoruz. Erdoğan’ın, saray müteahhitlerine bulduğu parayı emekliye bulamamasını emeklilere şikayet ediyoruz.”
Özel, “Erdoğan geldiğinde en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretti. Bugün 0,6 asgari ücret. Erdoğan geldiğinde emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Bugün emekli maaşı 2,5 çeyrek altın alıyor. Erdoğan geldiğinden beri emeklilerin cebinden her ay 5,5 çeyrek altını aldı. Erdoğan geldiğinde 8 çeyrek altın alan emekliye söylüyorum. Bugün 8 çeyrek altın alsan nasıl geçinirsin, şimdi nasıl geçinemiyorsun?” değerlendirmesini yaptı.
“Emekli kart” çağrısını yineleyen Özel, şunları kaydetti:
“Çok net olarak şunu ifade etmek isteriz, emekli karta ihtiyaç var. Emeklilerin kartına aradaki 7 bin 2 liranın hemen yüklenmesine ihtiyaç var. Bunun için de çok büyük bir paraya değil 780 milyon liraya ihtiyaç var. Hesabı yanıltıp 1,4 trilyon diyor, bu gerçeği yansıtmamaktadır. Erdoğan’ın sadece İliç’teki ve Türkiye’deki bütün madencilerin, iş adamlarının, holdinglerin ödemeleri gerekip de ödettirmediği vergi, emekliye lazım olan paraya yetmektedir. Sen İliç’teki katil firmadan Anagold’dan vergiyi al, holdinglerden vergiyi al, beşli çeteden vergiyi al, emekliye ver kardeşim. İşte kaynak sana ortada. Affettiğin vergileri affetmesen, vazgeçtiğin vergilerden vazgeçmesen, zenginin zenginliğine zenginlik katmasan, emeklinin sofrasına ekmek katarsın, et katarsın, süt katarsın, sobasına odun atarsın, doğal gazına para bulursun. Bu yüzden ben bu seçimin sokaktaki gündemini konuşuyorum, o da emekli yoksulluğu çalışan yoksulluğudur, kent yoksulluğudur. Biz bütün emeklileri 31 Mart’ta oy kullanırken size para bulamayan Erdoğan’a hesap sormaya davet ediyoruz. Ben bütün işçileri 31 Mart’ta oy kullanırken sizi açlığa, yoksulluğa iten Erdoğan’a hesap sormak üzere oy kullanmaya davet ediyorum. Ben esnafı, çiftçiyi, mağdurları, bütün işsizleri 31 Mart’ta bu iktidara güçlerini göstermeye ve bu iktidardan hesap sormaya davet ediyorum.”
Özel, Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Murat Kurum’u seçim çalışmaları kapsamında dün yaptığı bir ziyaret sırasındaki sözleri dolayısıyla eleştirdi.
Konuşmasının ardından Havvanur adlı SMA hastası çocuğun teyzesiyle görüşen ve kumbaraya bağışta bulunan Özel’e, CHP Bursa İl Başkanı Nihat Yeşiltaş, Bursa Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mustafa Bozbey, ilçe belediye başkan adayları, partisinin il ve ilçe yöneticileri ile partililer eşlik etti.
]]>Bugün başlayan uygulamayla ilk et alışverişini yapan 65 yaşındaki Erdal Gülle, “2 saat içerisinde kartımı aldım; bugün de geldim 500 liralık et aldım, yüzde 20 indirimle 400 lira para ödedim. Allah razı olsun belediyeden. Çok güzel, mükemmel bir hizmet. Zaten üç seçimdir kazanıyor Özlem Hanım, nereye giderseniz gidin herkes Özlem Çerçioğlu diyor. Bu hizmet emekliler için çok güzel bir uygulama. Ben iki senedir ilk defa bir kasaba et almaya giriyorum” ifadelerini kullandı.
‘Ayda bir kez alacağımıza iki kez alacağız’
38 yıl önce emekli olduğunu belirten Nevzat Uyar, “Başkanımız Özlem Çerçioğlu’nun çalışmalarını takdirle karşılıyorum, teşekkür ederiz. Ayda bir alacağımıza şimdi 15 günde bir kıyma alma şansımız olacak. Emeklilerimiz mağdur durumda, eziliyor. Bu hizmetten çok memnun kaldım” şeklinde konuştu.
Yaptığı alışverişte 200 lira daha az ödeme yaptığını hatırlatan Salih Yıldız ise duygularını “Aydın’da böyle fedakar bir başkanımız yetişmiş, ondan çok memnunum. 200 lira ucuza almak ne demek? Bu az bir şey değil. ve Ramazan ayı geliyor, bu eti tüketeceğiz. Bu uygulama her yere nasip olan bir şey değil. Televizyonlarda görüyoruz; et satılan bazı kurumlarda çok erken saatlerde 200-300 kişi sıraya girip et almaya çalışıyor. Ben beş dakika içerisinde geldim, aldım ve gidiyorum. Hayatımda Aydın’da 10 tane belediye başkanı gördüm, ama böyle bir belediye başkanı görmedim, görmem de” sözleriyle ifade etti.
‘Ramazan ayında et tüketebileceğiz’
Uygulama sayesinde ramazan ayında et tüketebileceklerini ifade eden Tahsin Pehlivanoğlu, “Bu hizmetten çok memnun kaldım. Ramazan ayında ihtiyacım olan eti aldım. Etsiz ramazan olmaz, bugün geldim ve buradan dolu dolu aldım. Bu hizmet emekliler için süper bir hizmet. Emeklilerin durumu çok kötü, et yiyemez duruma düştüler. Tüketenler tüketti, fakat biz eti tüketemedik. Teşekkür ederim, Özlem bacımız sayesinde bu etleri aldık. Bu aldığım eti dışarıda 1500 liraya zor alırdım, şu an 1200 lira. En az 1 kilo et avantajım oldu” dedi.
‘Emeklinin durumu her geçen gün kötüleşiyor’
Emekli vatandaşların durumlarının her geçen gün kötüleştiğinin altını çizen Ercan Güngör, “Bu imkanı bize sağlayanlardan Allah razı olsun. Ama bundan 10 yıl önce emekli olan arkadaşlarımın emekli maaşları asgari ücretin üç-dört katıyken şu anda maaşları asgari ücretin çok altında kaldı. Ben yeni emekliyim. Ama aynı zamanda da çalışıyorum. Evim kira olmamasına rağmen emekli maaşımın bana yetmesi mümkün değil. 10 bin lira ile geçinebilecek birisi varsa gelsin alnından öpeyim. Başkanımıza çok teşekkür ediyoruz” dedi.
‘Aydın sosyal belediyecilikte başarılı bir şehir’
Yapılan uygulama için Çerçioğlu’nu tebrik eden avukat emeklisi Hatice Dirik, “Emeklinin hali ortada, çok memnun kaldım. Çoğu insanın evine et çok zor giriyor. Belediyeler sosyal belediyecilik yapmak zorunda. Bu tür projeler çok önemli. Ben avukatlıktan emekliyim. İnsanlar gelip bir dava açacak ücreti bulamıyor, harçlar çok yüksek olduğu için dava açmaktan vazgeçiyorlar. Yaşamak mümkün değil. İnsanlar pazaryerlerinden akşam kalan sebzeleri seçiyor. Ben Aydın Büyükşehir Belediyesi’nin hizmetlerinden memnunum. Aydın sosyal belediyecilik anlamında başarılı bir şehir” şeklinde konuştu. – AYDIN
]]>Başkan Halit Özdemir, Ünye’ye 2023 yılında 19 milyon liralık ayni, 867 bin liralık ise nakdi yardımda bulunduklarını söyleyerek, doğal afet gibi durumlar için de 171 bin liralık nakdi yardımda bulunduklarını ifade etti. Başkan Özdemir ayrıca, Ünye’ye sabit bir Kan Bağış Merkezi kurulması için yoğun bir gayret içinde olduklarını ve Ünye’nin Altınordu’dan sonra en büyük ilçesi olarak sabit bir Kan Bağış Merkezi kurulması için yoğun bir hayret içinde olduklarının müjdesini verdi.
“Ünye’ye Kan Bağış Merkezi kurulacak”
Ünye’ye kan bağış merkezinin kurulacağını söyleyen Türk Kızılay Ünye Şubesi Başkanı Halit Özdemir, “Ünye Ordu’daki megapol ilçelerden bir tanesidir. Nüfus yoğunluğu Altınordu’dan sonra ikinci sırada geliyor. Bizim mobil kan araçlarımız var. Bunlar bir program dahilinde geliyorlar. Dolayısıyla Ünye’ye bir sabit Kan Bağış Merkezi kurmak istiyoruz. Araba konusu, idare ofisi ve depolama konusuyla ilgili Ünye Belediye Başkanımız bizlere çok büyük destek verdi. Yakın gelecekte inşallah sözünü ettiğimiz bu altyapı olaylarını bir birimizi destekleyerek çok yakın gelecekte ulaşmayı umut ediyoruz. Kızılay Ünye Şubesi olarak biz hem ayni hem de nakdi yardımlarda bulunuyoruz. 2023 yılında Ünye Şubesi olarak yaptığımız ayni yardımların ekonomik değeri karşılığı 19 milyon liradır. 2022 yılında bu 1 milyon lira iken, 2023 yılında 19 milyon liralık ekonomik değeri karşılığı olan birinci sınıf, defolu olmayan kullanılmamış ürünleri biz Ünye’deki muhtaçlara, kardeşlerimize ulaştırdık. Bunun dışında ise nakit olarak 867 bin TL yardımda bulunduk. Kızılay’ımızın bize tanımladığı sanal bir bütçe var. Bunu da doğal afetlerin ortaya çıkması durumunda bizden kullanmamızı istediği bir bütçedir. Bu geçen yıl 171 bin liraydı. 5 tane yangın oldu. Yangın bölgelerine gittik raporlarını çıkardık. İtfaiye raporlarını ile birlikte onları Genel Merkeze gönderdik. 1 ay içinde onlara 30’ar bin TL nakit para yardımı yapıldı. 2023 yılında ise bize tanımlanan bütçe 387 bin liradır” dedi.
Programda konuşan Ünye Belediye Başkanı Hüseyin Tavlı ise, “Kızılay nerede bir felaket, dünyanın herhangi bir yerinde deprem, sel, yangın gibi adet ve felaketlerde oralara ilk koşan, ilk oradaki ihtiyaçlara müdahale eden bir kurumdur. Yerel yönetim olarak onların sahadaki bu faaliyetlerini yürütebilmeleri adına onlara oluşturmamız gereken imkanlar noktasında ki kurumsal anlamda deponun oluşturulmasından işletme faaliyetlerinin yürütülmesi, takip sistemlerinin yürütülmesi gereken büroya kadar özellikle destekçileri olduk. Kızılay’ımızın başarılı olduğu her noktada bizlerde onların yanında olmaya çalıştık. Kızılay Başkanımız ve ekibini bu başarılarından dolayı tebrik ediyorum” diye konuştu.
Yapılan konuşmaların ardından Türk Kızılay Ünye Şubesi’ne verdikleri desteklerden dolayı basın mensuplarına teşekkür belgesi verildi. – ORDU
]]>Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, şubat ayı üretici ile market arasındaki fiyat değişimlerini, bu değişimlerin nedenlerini, narenciye üreticilerinin sorunlarını, aylık ve yıllık girdi fiyatlarındaki değişimleri, mazot fiyatındaki artışlar ve yüksek vergi oranları ile aynı marka gübrelerin bayilerdeki fiyat değişimlerini yaptığı basın açıklamasıyla değerlendirdi. Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkına dikkat çeken Bayraktar, “Şubat ayında üretici ve market arasındaki fiyat farkı en fazla yüzde 634,4 ile limonda görüldü. Limondaki fiyat farkını yüzde 572,2 ile portakal, yüzde 340,1 ile kuru incir, yüzde 259,3 ile kabak takip etti. Limon 7,3 kat, portakal 6,7 kat, kuru incir 4,4 kat, kabak 3,6 kat fazlaya satıldı. Üreticide 2 lira 50 kuruş olan limon 18 lira 36 kuruşa, 3 lira 50 kuruş olan portakal 23 lira 53 kuruşa, 115 lira olan kuru incir 506 lira 20 kuruşa, 13 lira 33 kuruş olan kabak 47 lira 90 kuruşa markette satıldı” diye konuştu.
“Markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,1 ile kuru incir oldu”
Şubat ayında markette 40 ürünün 29’unda fiyat artışı ve 11’inde de fiyat azalışı görüldüğünü belirten Bayraktar, “Şubat ayında markette fiyatı en fazla artan ürün yüzde 61,1 ile kuru incir oldu. Kuru incirdeki fiyat artışını yüzde 42,2 ile kuru kayısı, yüzde 31,8 ile fındık içi, yüzde 29 ile kuzu eti, yüzde 20,7 ile kuru üzüm takip etti. Markette fiyatı en çok azalan ürün ise yüzde 32,5 ile beyaz lahana oldu. Beyaz lahanadaki fiyat düşüşünü yüzde 16,6 ile kuru soğan, yüzde 11,3 ile salatalık, yüzde 9,7 ile patates izledi” ifadelerini kullandı.
“Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü”
Şubat ayında üreticide 32 ürününün 17’sinde fiyat artışı olduğunu ve 8’inde de fiyat düşüşü görüldüğünü dile getiren Bayraktar, “7 üründe ise fiyat değişimi olmadı. Üretici fiyatlarında kuru fasulye, nohut, kırmızı mercimek, yeşil mercimek, pirinç, kuru üzüm, kuru incirde fiyat değişimi yaşanmadı. Üreticide en fazla fiyat düşüşü yüzde 41,4 ile kabakta görüldü. Kabaktaki fiyat düşüşünü yüzde 34,7 ile limon, yüzde 18,4 ile yumurta, yüzde 18,1 ile havuç, yüzde 17,2 ile salatalık izledi. Üreticide en fazla fiyat artışı yüzde 67,3 ile kuru soğanda görüldü. Kuru soğandaki fiyat artışını yüzde 39,5 ile sivri biber, yüzde 29,7 ile kuzu eti, yüzde 21,9 ile yeşil soğan, yüzde 20,6 ile patlıcan takip etti” açıklamalarında bulundu.
“Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi”
Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesiyle fiyat artışı yaşandığını anlatan Bayraktar, şunları kaydetti:
“Kuru soğanda İç Anadolu Bölgesi’nde sezonun sona ermesi nedeniyle fiyatlarda artış yaşandı. Kuzu etindeki fiyat artışı arz ve talep değişiminden kaynaklandı. Sivri biber, yeşil soğan, patlıcan, ıspanak ve marulda dönemsel arzda yaşanan azalma fiyatların yükselmesine neden oldu. Kabak ve salatalıkta havaların sıcak gitmesi nedeniyle arzda yaşanan artış fiyatlarda düşüşe neden oldu. Havuçta talep azalmasıyla üretici fiyatları geriledi. Yumurtadaki fiyat düşüşünün sebebi arz ve talepteki değişimden kaynaklandı.”
“Narenciye üreticilerimize kullandırılacak faizsiz kredilerde limitler artırılmalı”
Zarar eden narenciye üreticilerinin bahçelerini satmak istediğini belirten Bayraktar, şöyle konuştu:
“Ürün fiyatının işçilik ücretini dahi karşılamadığı bahçelerde ürününü dalında bırakan üreticilerimiz oldu. Bir üretim sezonu emek verdiği ürünlerden yeterli gelir elde edemeyen üreticilerimizin kredi borçları faizsiz ertelenmelidir. Narenciye üreticilerimize kullandırılacak faizsiz kredilerde limitler artırılmalı, kredi masrafları alınmamalıdır. Bilindiği üzere narenciye bahçelerinin çoğunluğu sahile yakın değerli arazilerde bulunuyor. Arka arkaya ürettiği ürününden zarar eden bazı üreticilerimiz, arazilerini satmak istiyor. Bu durum ülkemizin en değerli arazilerinin imara açılma tehlikesini beraberinde getiriyor. Üreticilerimize sahip çıkmazsak narenciye bahçeleri yazlık evlere dönüşebilir. Üretmekten vazgeçen üreticilerimizi tekrar tarıma döndürmek çok zordur. Ülkemizin uzun vadede gıdada bağımsızlığının korunması için bir karış toprağın dahi kaybedilmemesi gerektiği unutulmamalıdır. Bu nedenle üreticilerimiz ürettiğine pişman olmamalıdır. Üreticilerimiz geçimini sağlayacak geliri ürününden kazanabilmelidir. Üreticilerimizin kazanmadığı narenciyede üretici market arası fiyat farkı yüzde 634,4’ü buluyor. Üreticiye pazar garantisi verilmeli, arz fazlası sorunu yaşanan yıllarda devlet adına alımlar yapılarak, marketlere tavan fiyat sözü alınarak satılmalıdır. Bu şekilde üreticilerimizin ürünü elinde kalmayacak ve tüketici markette ürünü daha uygun fiyata satın alabilecektir.”
“İlaç fiyatları aylık yüzde 3,9 arttı”
Şubat ayı aylık ve yıllık girdi fiyatlarında yaşanan değişimlere değinen Bayraktar, “Şubat ayında ocak ayına göre üre gübresi yüzde 7,6, amonyum sülfat gübresi yüzde 3,1, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 2, amonyum nitrat gübresi yüzde 0,7, DAP gübresi yüzde 0,3 oranında arttı. Geçen yılın şubat ayına göre son bir yılda üre gübresi yüzde 40,6, DAP gübresi yüzde 28,5, amonyum sülfat gübresi yüzde 28,4, amonyum nitrat gübresi yüzde 27,8, 20.20.0 kompoze gübresi yüzde 23,6 oranında arttı. Şubat ayında ocak ayına göre süt yemi yüzde 2,4, besi yemi yüzde 2, son bir yılda süt yemi yüzde 42,8, besi yemi ise yüzde 42,6 oranında arttı. Elektrik fiyatları son bir yılda yüzde 2,11 oranında arttı. İlaç fiyatları aylık yüzde 3,9, yıllık yüzde 38 oranında arttı” ifadelerine yer verdi.
“Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 103,7 oranında arttı”
Girdi fiyatlarının gıdada tüketici fiyatlarının oluşmasında en önemli etken olduğunu söyleyen Bayraktar, şunları kaydetti:
“Toprağın hazırlanmasından ekimine, ekiminden hasadına kadar tüm tarımsal işlemlerde mazot kullanılıyor. Şubat ayında girdilerde yıllık değişimde en fazla fiyat artışı mazotta görüldü. Mazot fiyatı son bir yılda yüzde 103,7 oranında arttı. Çiftçilerimiz bu aylarda yazlık ekilişleri için toprak hazırlığına başlıyor, kışlık ekilişlerde gübreleme ve diğer kültürel işlemlere devam ediyor. Son 15 günde mazotta fiyat iki kez değişti. 13 Şubat 2024 tarihinde mazotun litre fiyatına gelen 2 lira 56 kuruşluk zamla birlikte mazotun litresi 45 lira 6 kuruşa kadar yükseldi. Şubat ayının sonuna doğru yapılan indirim neticesinde mazotun litresi 42 lira 77 kuruş oldu” – ANKARA
]]>Teklif üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Antalya Milletvekili Serap Yazıcı Özbudun, teklifin “torba kanun” niteliğinde olduğunu söyledi.
Torba kanunların, Anayasa’daki hukuk devleti ilkesini ihlal ettiğini savunan Özbudun, hukuk devletiyle çelişen hususların tekliften çıkarılmasını istedi.
Özbudun, emekli bayram ikramiyesinin 3 bin liraya çıkarılmasına yönelik düzenlemenin de teklifte yer aldığını hatırlatarak, “Bu madde, metinden çıkarılıp münferit kanun teklifine dönüştürülsün. Bu bağımsız teklif metnini burada 600 milletvekili olarak oy birliğiyle kabul edelim. 3 bin lira doğru bir rakam değildir. En az 10 bin liralık ikramiye düzenlensin ve tek kanun maddesi olarak Meclis’ten derhal geçirilsin.” dedi.
İYİ Parti Afyonkarahisar Milletvekili Hakan Şeref Olgun, yargıdaki sorunların giderilmesi gerektiğini ifade etti.
Teklifin “emeklilere bayram ikramiyesi müjdesi” olarak duyurulduğunu dile getiren Olgun, kanun teklifinin çok sayıda önemli kanunda değişiklik öngördüğünü belirtti.
Kanun teklifinin hızla yasalaştırılmasının istendiğini söyleyen Olgun, “Bu kanun teklifi, maddeler arasına sıkıştırılmış Anayasa ve hukuka aykırı düzenlemeler içermektedir.” diye konuştu.
Olgun, Adalet Komisyonu’ndaki görüşmelerde muhalefet partilerinin verdiği değişiklik önergelerinin dikkate alınmadığını ileri sürdü.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna ilişkin düzenlemenin “yargı yetkisinin devri” niteliğinde olduğunu savunan Olgun, emekli bayram ikramiyesinin miktarını yetersiz bulduklarını dile getirdi.
“Türkiye Cumhuriyeti’ni yeni bir anayasa ile buluşturmak kaçınılmaz bir hal almıştır”
MHP Kırıkkale Milletvekili Halil Öztürk, hukukun üstünlüğü ilkesinin Türk milletinin vazgeçilmez unsurları arasında yer aldığını belirtti.
Türkiye’nin bir hukuk devleti olduğunu ifade eden Öztürk, 100 yıllık Cumhuriyet tecrübesinin hukuk alanında da kılavuz olduğunu kaydetti.
Öztürk, son yıllarda çok sayıda alanda adımlar atıldığını vurgulayarak, Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni önemsediklerini söyledi.
Teklif için “evet” oyu vereceklerini bildiren Halil Öztürk, şöyle devam etti:
“Darbecilerden kalma bu Anayasa artık milletimize dar gelmekte ve ihtiyaçları karşılayamamaktadır. Bizler de bu mecburiyeti sorumluluk olarak görüp gerekli adımları atmalıyız. Yapılacak çalışmalar, hukukun üstünlüğü ilkesini besleyeceği gibi Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını da yükseltecektir. Anayasa, Türkiye Cumhuriyeti’nin mutabakat metnidir. Türkiye Cumhuriyeti’ni değişen, gelişen siyasi ve sosyal şartlar çerçevesinde yeni bir anayasa ile buluşturmak, bu anlamda oluşturulacak metni Türk milletinin takdirine sunmak kaçınılmaz bir hal almıştır.”
DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Dilan Kunt Ayan, teklifte hukukun ve demokrasinin bulunmadığını iddia etti.
İktidarın “torba kanunu” Meclis’in olağanı haline getirdiğini savunan Ayan, teklifte hukuksuzlukları devam ettiren düzenlemelerin bulunduğunu, emekli bayram ikramiyesinin harçlık niteliğinde olduğunu söyledi.
“Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz”
CHP Aydın Milletvekili Bülent Tezcan, teklifin “torba kanun teklifi” olduğunu ve farklı alanlarla ilgili düzenlemeler içerdiğini belirtti.
Teklifte emekli bayram ikramiyesine yönelik düzenlemenin de bulunduğunu anımsatan Tezcan, şunları kaydetti:
“Bunun, bu pakette ne işi var? Emekli bayram ikramiyesini artırmak ihtiyaç ama bunu paketin içine sokmak bir tuzak. 2 bin lira 3 bin liraya çıkarılıyor, bir kere bu projenin sahibi biziz, CHP. 2015 yılı Haziran ayında Genel Başkanımız Kemal Kılıçdaroğlu, ‘Emekliye, Ramazan ve Kurban Bayramı’nda birer maaş ikramiye’ dedi. Kıyamet koptu. Haziran seçimleri kaybedildi, Kasım seçimlerine gidilince ‘Biz de vereceğiz’ dediler. Kopyayı bile düzgün çekemiyorsunuz.”
Teklifin komisyondaki görüşmeleri sırasında parti olarak asgari ücret seviyesinde emekli bayram ikramiyesinin verilmesini önerdiklerini anlatan Tezcan, bunun kabul edilmediğini belirtti.
“Emekliye bayram gününde asgari ücrette ikramiye vermekten neden kaçtınız?” sorusunu yönelten Tezcan, emekli bayram ikramiyesine yapılan zamla sadece bir kilogram baklava alınabileceğini söyledi. Bülent Tezcan, yargıya güvenin azaldığını öne sürdü.
Teklifin ilk imza sahiplerinden AK Parti Karabük Milletvekili Cem Şahin, teklifin yargı alanında önemli düzenlemeler içerdiğini dile getirdi.
Kanun teklifiyle, Anayasa Mahkemesinin iptal kararları doğrultusunda da düzenlemeler yapılacağını aktaran Şahin, “Teklif, 17 farklı kanunun 78 maddesinde değişiklik veya düzenleme içermektedir. Biri geçici olmak üzere toplam 42 maddeden oluşmaktadır. Teklifle, ceza yaptırımlarının etkinliğinin artırılması amacıyla adli para cezası miktarları ile kesinlik sınırları yükseltilmektedir. Kanun yoluna başvuru süreleri yeknesak hale getirilmektedir. Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat istemlerine ilişkin önemli düzenlemeler hayata geçirilmektedir.” şeklinde konuştu.
Cem Şahin, örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemenin müstakil suç olacağını, Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini belirtti.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından Yargı Reformu Strateji Belgesi ile İnsan Hakları Eylem Planının açıklandığını hatırlatan Şahin, teklifle hak arama hürriyetinin güçleneceğini, suçla etkin mücadelenin sağlanacağını, yargılamaların hızlanacağını sözlerine ekledi.
“10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır”
Genel Kurulda, teklifin tümü üzerindeki konuşmaların ardından soru-cevap bölümüne geçildi.
Milletvekillerinin soruları üzerine TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, 2018’deki düzenlemeyle Ramazan ve Kurban bayramlarında emeklilere bin lira ikramiye verilmesine başlandığını, bu tutarın 2021’de 1100 liraya, 2023’te 2 bin liraya çıkarıldığını anımsattı.
Teklifte bayram ikramiyesinin 3 bin liraya yükseltilmesinin öngörüldüğünü dile getiren Yüksel, “2018 yılından bugüne kadar 10 bayram için toplam 166,2 milyar lira bayram ikramiyesi ödemesi yapılmıştır. Emekli bayram ikramiyelerinin 3 bin liraya yükseltilmesi halinde ilave maliyet 27,5 milyar lira olarak tahmin edilmektedir. 2024 yılında toplamda 82,5 milyar lira ikramiye ödemesi yapılmış olacaktır.” bilgisini paylaştı.
Adalet Bakanlığı bünyesindeki Tazminat Komisyonuna yeni görevler verileceğini aktaran Yüksel, Komisyonun hakimlerden oluştuğunu dile getirdi. Cüneyt Yüksel, uzun yargılamadan kaynaklı tazminat istemlerinin komisyon tarafından hızla sonuçlandırılmasının amaçlandığını belirtti.
Teklifin tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından teklifin maddelerinin görüşülmesine geçildi.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, “Erdoğan bugün yaptığı konuşmada, emeklilerin hayat pahalılığını iliklerine kadar hissettiklerini de maaşlardaki adaletsizliği de kabul etti. Peki kabul etti de ne yaptı? Yıllardır olduğu gibi bir kez daha milletten sabır göstermesini istedi. Millet karnını doyuramıyor ama anlaşılan Cumhurbaşkanı milletin karnını yalanlarla doldurmaya kararlı. Neymiş, emekli aylıklarını artırırsak Türkiye’de çivi çakacak bütçe kalmazmış. Bu kesinlikle doğru değil. Çünkü bütçe, bir tercih meselesidir. Siz kaynakları, birileri hazineye hortum takacak diye hiç uçak inmeyen havalimanı yapmaya harcarsanız, yandaş patronların yüz milyonlarca liralık borçlarını tek kalemde silip gelirleri azaltırsanız, elbette ‘Emekliye paramız yok’ dersiniz. Çünkü emekli sizin için ikinci vatandaş konumunda” dedi.
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün partisinin Kütahya mitinginde, “Birileri çıkıyor emekli maaşlarına 10 bin lira, 7 bin lira seyyanen ekleyelim diyerek kendi akıllarınca emeklilerimizi tahrik ediyor. 16 milyon emeklimiz var. Emekli maaşlarına 7 bin lira eklemek demek, bütçeden yaklaşık 1,4 trilyon liralık 10 bin lira eklemek demek. 1,9 trilyon liralık bir kaynağı buraya aktarmak demektir. 2024 yılı boyunca ülkemizde tek çivi çakmasak, tüm yatırım bütçesini buraya aktarsak bile bu gideri karşılamaya yetmiyor. Aynı şekilde deprem harcamalarının tamamını bu iş için kullansak yine yeterli gelmiyor. Eğitime, sağlığa tek kuruş harcamadan her birinin tüm bütçesini buraya aktarsak ucu ucuna ya kurtarıyor ya kurtarmıyor. Askeriyle, polisiyle, eğitimcisiyle, sağlıkçısıyla velhasıl tüm işçisi ve memuruyla devletin çalışanlarının yarısından fazlasına maaşlarını vermesek o zaman belki bu ilave gideri karşılayabiliriz” dedi.
CHP Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Gamze Taşcıer, Erdoğan’ın açıklamasına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“ERDOĞAN BUGÜN YAPTIĞI KONUŞMADA, EMEKLİLERİN HAYAT PAHALILIĞINI İLİKLERİNE KADAR HİSSETTİKLERİNİ DE MAAŞLARDAKİ ADALETSİZLİĞİ DE KABUL ETTİ”
“Erdoğan bugün yaptığı konuşmada, emeklilerin hayat pahalılığını iliklerine kadar hissettiklerini de maaşlardaki adaletsizliği de kabul etti. Peki kabul etti de ne yaptı? Yıllardır olduğu gibi bir kez daha milletten sabır göstermesini istedi. Millet karnını doyuramıyor ama anlaşılan Cumhurbaşkanı milletin karnını yalanlarla doldurmaya kararlı. Neymiş, emekli aylıklarını artırırsak Türkiye’de çivi çakacak bütçe kalmazmış. Bu kesinlikle doğru değil. Çünkü bütçe, bir tercih meselesidir. Siz kaynakları, birileri hazineye hortum takacak diye hiç uçak inmeyen havalimanı yapmaya harcarsanız, yandaş patronların yüz milyonlarca liralık borçlarını tek kalemde silip gelirleri azaltırsanız, elbette ‘Emekliye paramız yok’ dersiniz. Çünkü emekli sizin için ikinci vatandaş konumunda.
“MİLLET OLARAK ERDOĞAN’A BİR TÜRLÜ YETEMİYORUZ, YETERİNCE ÇALIŞMIYORMUŞUZ”
2009 yılında emeklilerin toplam nüfusa oranı yüzde 12,6’ydı, milli gelirden aldıkları pay da yüzde 6,8’di. Yıllardan bu yana emekli sayısı artmasına karşın toplam gelirden aldıkları pay azaldıkça azalıyor. Bugün emeklilerin oranı yüzde 16’yı geçmişken aldıkları pay yüzde 4 buçuğun altına indi. Erdoğan diyor ki ‘Emekli maaşlarının artması için milletin daha çok çalışması lazım.’ Sayın Erdoğan, millet geçinebilmek için iki-üç işte, akşamları işportaya çıkıyor, emekli olan maaşı yetmediği için sigortasız çalışmaya devam ediyor. Ama millet olarak Erdoğan’a bir türlü yetemiyoruz, yeterince çalışmıyormuşuz. Bin odalı sarayın elektriğini kapasalar bile kaç emekliye istenen zammı yapabilirler. Ama beyler ne diyor, ‘İtibardan tasarruf olmaz.’
“BU MİLLET DAHA İYİ BİR YAŞAMI HAK EDİYOR. ONA BUNU REVA GÖRMEYENLERİ GÖNDERMEYE KARARLIYIZ”
Tasarrufu millet yapıyor; 1 kilo et yerine 250 gram alıyor, 1 kilo domates değil yarım kilo alıyor ama ülkeyi yönetenler lüks içinde yaşayıp emekliye gelince de ‘Para yok’ diyor. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bu ülke çok zengin bir ülke, emekliye de çalışana da para var. Mesele tercih meselesidir. Biz CHP olarak emekliden, emekçiden yana olmayı her zaman tercih ediyoruz. Erdoğan istediği kadar olmaz desin, CHP iktidarında en düşük emekli aylığının asgari ücret seviyesine nasıl çıkarılacağını, emeklinin insan onuruna yaraşır aylıkları nasıl alacağını herkes görecek. Çünkü bu millet daha iyi bir yaşamı hak ediyor. Ona bunu reva görmeyenleri göndermeye kararlıyız.”
]]>Fırıncılar, yaklaşık 6 aydır bozuk para bulmak konusunda sıkıntı yaşıyor. Son dönemlerde vatandaşların kullanımını azaltması nedeniyle bozuk para bulamayan işletmeler, diğer işletmelerden de aynı sorun sebebiyle bozuk para tedarik edemiyor. Merkez Bankasından yeterli tedarik yapamadıklarını ifade eden işletme sahipleri, ihtiyaçlarını spor salonu kantini, kahvehane ve dolmuşçu gibi küçük esnaftan yardım alarak karşılamaya çalışıyor. Bazen dilencilerden bile bozuk para istediğini aktaran esnaf, müşteriye para üstünü vermek konusunda sıkıntı yaşadığı zamanlarda zararına satışlar da gerçekleştiriyor. Fırıncılar, konuyla ilgili hem vatandaşlardan hem de yetkililerden yardım istiyor.
“Ben bazen sokaklardaki dilencilere ‘Bozuk paranız var mı’ diye soruyorum”
Eskişehir’de fırın işletmesi olan Oğuzkan Akbal, bozuk para sıkıntısının yerelle sınırlı kalmadığını belirtti. 1 liranın ve 50 kuruşun eskisi kadar değerli olmaması nedeniyle vatandaşların kullanımını azalttığını ve geri dolaşıma katmadığını dile getiren Akbal, “Dolaşımdaki bozuk parada sürekli bir düşüş oluyor. Merkez Bankası da bu sıralar sanırım daha az para basıyor ya da esnaftan ve ticaret yapanlardan talep geldiği için bozuk parayı kotalı veriyor. Dolayısıyla biraz elimiz kolumuz sıkışıyor. Bizim ekmeğimiz de şu an 7 lira. Vatandaşa 3 lira para üstü verirken bir bozuk para sıkıntısı yaşıyoruz. Müşterilerimizden o konuda destek istiyoruz. Sağ olsunlar onlar da bize evlerinde biriktirdikleri bozuk paraları getirip, bütünletiyorlar. Diğer türlü zaten şu an bozuk para bulmakta çok zorlanıyoruz. Ben bazen sokaklardaki dilencilere soruyorum, ‘Bozuk paranız varsa bütünleyelim’ diyorum. Ama onlarda da artık pek bozuk para bulunmuyor, kağıt paraya geçmişler. Biz bir ürüne 7-8 lira dediğimiz zaman o para üstünü vermekle yükümlüyüz, vermeme şansımız yok. Bozuk para bulamadığımız zaman bir yerden sonra 25 kuruşlara dönüyoruz. O da bitiyor, sonrasında ister istemez geriliyoruz. Çünkü bir insana ‘Para üstü yok, veremem. Bozuğum bulunmuyor’ diyemezsin. İster istemez ‘Nereden buluruz? Nasıl buluruz? Birisi getirir mi? diye içten içe telaş yapıyoruz” dedi.
“Bütün imkanları zorluyoruz ama bozuk para sıkıntısını çözemiyoruz”
Kadın girişimci Hatice Hancı ise bankalardan bile bozuk para tedarik edemediklerini aktararak, “Spor salonu kantini ve kahvehaneler gibi küçük esnaftan para topluyoruz, rica ediyoruz. Dolmuşçulardan bozuk para istiyoruz. Müşteriye bazen paramız çıkmayabiliyor. Ne yapıyoruz? ‘Sonra getir’ diyoruz. Müşteriye karşı ne yapabiliriz? Yani onların da yapacağı bir şey yok. Bozuk parada 6-7 aydır sıkıntı var. Eskiden öyle bir sıkıntı yoktu. Küsuratlar vardı ama para da çoktu piyasada. Vatandaşta da vardı. Şu anda vatandaşta da yok. Metal para yok, küçük paralar yok. Bizim de bazen kaybımız büyük oluyor. Müşteride olmayınca ne yapacağım? Bizde de yok. Para üstü olarak poğaça da vermiyoruz. ‘Sonra getir’ diyoruz. Mesela diyelim ki müşterinin masrafı 52 lira tuttu, ‘3 lirayı sonra getirin, getiremezseniz de canınız sağ olsun’ diyoruz. Bizim orada bir kaybımız oluyor mu? Oluyor ama yapacak bir şey yok. Ne yapalım, bulamıyoruz. Bütün imkanları zorluyoruz ama bozuk para sıkıntısını çözemiyoruz” şeklinde konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>Özel, CHP TBMM Grup Toplantısı’nda yaptığı konuşmada, Toplum Yararına Programlar (TYP) uygulanmasında görev alan yaklaşık 57 bin vatandaşın sözleşmesinin sona ermek üzere olduğunu söyledi. Geçmişte kadro sözü de verilen TYP’lilerle ilgili yasal düzenlemeye destek vermeye hazır olduklarını bildiren Özel, TYP uygulamasından yararlanan vatandaşların mücadelesinin sonuna kadar yanında olduklarını belirtti.
Türkiye Fırıncılar Federasyonunca açıklanan ramazan pidesi fiyatına değinen Özel, ramazan pidesinin gramajının düşürülüp fiyatının da 15 liraya çıkarıldığını, böylece pideye enflasyonun üzerinde zam yapıldığını ifade etti.
Ankara’da Et ve Süt Kurumu önünde oluşan kuyruğu herkesin gördüğünü vurgulayan Özel, “Buradaki insanlar çocuklarının boğazından bir tutam kıyma geçsin diye, yapılan yemekte biraz et koksun diye sabahın köründe o mücadeleyi veriyorlar. Bunların tamamına yakını ya emekli ya işsiz.” diye konuştu.
Emekliye verilen bayram ikramiyesini ilk kez partisinin gündeme getirdiğine dikkati çeken Özel, gelinen aşamada hükümetin onca hesap kitap yaptıktan sonra emekliye bayram ikramiyesi olarak 3 bin lira verdiğini anımsattı.
Emekliye bayram ikramiyesi ilk verildiğindeki 1000 lira ile 24 kilo kıyma alınırken bugün 3 bin lira ile 6 kilo kıyma alınabildiğine işaret eden Özel, “Eğer bizim dediğimiz gibi olsa, bayram ikramiyesi 17 bin lira olacak, şimdi 3 bin lira. İkramiye 17 bin lira olsa emekli 35 kilo kıyma alacak. Emekli bugün 6 kilo kıyma alabiliyor. 18 kilosu sofrasından çalınmış.” ifadesini kullandı.
“1 Nisan sonrası bir çatı altında toplayacağız”
Emeklinin durumunu takip etmeyi sürdüreceklerini aktaran Özel, partisinin belediye başkanlarının emeklilere yönelik çalışmalarını, 1 Nisan’dan sonra tek çatı altında toplamayı planladıklarını dile getirdi.
Emekliler için bir kart çıkarma teklifinde bulunan Özel, şöyle devam etti:
“Bugün AK Parti iktidarının verdiği 3 bin liranın 2 katını ihtiyaç sahibi emekliye Mansur Başkan, Ankara Kart ile veriyor. Yetmiyor, 500 lira doğal gaz parası yatırıyor, yetmiyor 1 kilo da istediği kasaptan almak üzere et parası yatırıyor. Bugün bu uygulamalar ortadayken AKP pidenin gramajından çalmakla, 5 bin lira söz verdiğini 3 bin lira yapmakla meşgul. Buradan bir çağrıda bulunuyoruz. Gelin bu kartı emekli kartına çevirelim.
Buradan bir çağrıda bulunuyoruz. Meclis’i yarın akşam üstü kapatıp, kaçmak istiyorlar. Gelin 3 gün daha çalışalım. Bir emekli kart çıkaralım. Emekli karta almaları gerekeni, hak ettikleri farkı yükleyelim. Bu milletin Meclis’i emeklisinin halinden anlar. Hiç olmazsa 15 günde bir kilo et, kıyma alacak parayı yükleyelim. Doğal gaz indirimini yükleyelim, elektrik faturasında indirim yükleyelim. Belediyelerin verdiği hizmetlerde de geçecek bir kart yapalım. Emekliye hiç olmazsa bu seneyi çıkaracak, bir rahat nefes aldıracak, ulaşımda da kullanacağı, 65 yaş için, orada kimlik filan göstermek zorunda kalmayacağı bir bütünleşik emekli kart uygulaması getirelim. Biz bununla ilgili üzerimize ne düşerse bu desteği vermeye hazırız. Ama yeter ki bir emekli kart çıkaralım.”
İşsizlik Sigortası Fonu
İşsizlik Sigortası Fonu ile ilgili düzenlemeye değinen Özel, partisinin de her zaman desteklediği bu fonun hükümet eliyle kuşa çevrildiğini, perişan edildiğini anlattı.
Kuruluş kanununa göre fonda biriken paranın başka işte kullanılamayacağını belirten Özel, hükümetin yol yapımında bile buradaki parayı kullandığını ifade etti. Daha sonra bu fonun işverene de açıldığını dile getiren Özel, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Gelinen noktada İşsizlik Sigortası Fonu’ndan işçiye ödenen para, 21,7 milyar lira. Yani fonun yüzde 18,5’i işçiye ödeniyor. Ama işverene verilen teşvik 78,5 milyar lira. Yani yüzde 67’si. Bir kumbara var. Kumbaraya kanun gereği yüzde 50 işveren, yüzde 25 işçi, yüzde 25 devlet para atıyor. Bu kumbarayı ikide bir kırıyorlar, içinden para alıyorlar. Bu paranın 18,5’ini işçiye, yüzde 67’sini işverene vermişler. İnanılmaz bir rakamla karşı karşıyayız. Kumbaraya paranın yüzde 50’sini işveren atarken, kumbaranın yüzde 67’sini almış. Böyle kanun olur mu? Peki bugün ne yapıyorlar? Kanun diyor ki İşsizlik Sigortası Fonu’nda biriken toplam kaynağın en fazla yüzde 30’u kullanılabilir. Bunu yüzde 50’ye çıkarıyorlar. Biz, işçinin kumbarasından işverene bir şey ödenmesine ilk günden beri karşı çıktık. Biz, İşsizlik Sigortası Fonu’nun sadece işçi işsiz kaldığında kullanılmasını istiyoruz. İşsizlik Sigortası Fonu, işçi işsiz kaldığında kullanılacak. Orada para birikiyor diye el atıyorlar. Bunu kesinlikle doğru bulmuyoruz. Takipçisi olacağız. Bu düzenlemeyi de en kısa zamanda Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağız.”
“31 Mart’ta korkutanlar değil, korkmayanlar kazanacak”
Özgür Özel, demokrasi tarihine postmodern darbe olarak geçen 28 Şubat’ın yıl dönümü olduğunu hatırlatarak, partisinin de kendisinin de her zaman demokrasinin yanında durduğunu, ilk andan beri gerekli tepkiyi gösterdiklerini ifade etti.
Özel, “Askeri vesayet kalktı diyorlar. Askeri vesayet iktidar üzerinde değil ama muhalefet üzerinde yaptığı açıklamalar ve tartışmalarla sürüyor.” değerlendirmesinde bulundu.
28 Şubat davasından cezaevinde bulunanların bir çoğunun yaşlı ve hasta olduğunu ifade eden Özel, bu kişiler hakkında Cumhurbaşkanının af yetkisini kullanmasını istedi. Özel, “Eğer şu kadarcık vicdan, ahlak, devlet adamlığı varsa yarın bu insanlarla ilgili af yetkini kullanır, bu ayıbı bitirirsin. Bu ayıbı bitirmezsen her zaman söylüyorum teyit edersin ki şuranda senin kalp yok, bir taş var.” dedi.
Özgür Özel, “31 Mart’ta korkutanlar değil, korkmayanlar kazanacak. 31 Mart’ta ötekileştirenler değil, ötekinin hakkının kendi hakkı gibi savunanlar kazanacak. 31 Mart’ta toplumun yarısını şeytanlaştıranlar değil, kardeş gibi hepsini kucaklayanlar kazanacak. Toplumun tamamına sahip çıkanlar kazanacak. 31 Mart’ta Türkiye kazanacak, Türkiye İttifakı kazanacak.” sözleriyle konuşmasını tamamladı.
(Bitti)
]]>CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, Tarım Kredi Kooperatifleri marketlerinde satılan Ramazan kolisi fiyatlarının bile son derece yüksek olduğuna işaret etti. Gürer, İçinde et, süt ve peynir gibi temel gıdaların yer almadığı kolilerin bile bu yıl 449 liradan satıldığına dikkat çekti. Gürer, yaptığı açıklamada söyledi:
“TARIM KREDİ KOOPERATİFİ MARKETLERİNDE RAMAZAN KOLİSİ 449 LİRA 99 KURUŞ”
“Ramazan kolisi, Ramazan ayından önce ya bir hayırsever tarafından alınır, dağıtılır ya da vatandaş Ramazan kolisi alarak Ramazan boyunca ihtiyaçlarını karşılardı. 2018 yılında Ramazan kolisi, 49 liraydı. Son 3 yıldır Tarım Kredi Kooperatifleri’ne gidiyorum, Ramazan kolisini alıyorum. 2022 yılında 169 lira; 2023 yılında 320 lira; bu yıl ise 449 lira 90 kuruştan Ramazan kolisi veriliyor ve içinde aynı ürünler var. ramazan kolisinin yanına dahi yaklaşmak sorunlu hale geldi. İçinde et, süt, peynir, zeytin; et ve sütten mamul ürünler de yok. Pişirme giderini düşünün, bunun yanı sıra soğan, sebze bunun yanına katkı olarak değerlendirdiğiniz zaman Ramazan kolisi dahi artık vatandaşın erişimi için sorunlu hale geldi.”
“ENFLASYON DURMUYOR, GIDADA FİYATLAR ARTIYOR, YANLIŞ TARIM POLİTİKALARI RAFA DA YANSIYOR”
Gürer, kolinin içindekileri inceleyerek şunları söyledi:
“2 adet çorba, 2 adet 500 gramlık makarna, yarım kilo tuz, yarım kilo çay, 1 kilo kırmızı mercimek, 1 kilo pilavlık pirinç, 1 kilo nohut, 1 kilo şeker, 1 kilo pilavlık bulgur, 830 gram salça, 1 kilo un ve 1 litre yağ bulunuyor. Bunları bir aile Ramazan boyunca değil, birkaç gün içinde tüketir. Artan fiyatlar Ramazan kolilerine de yansıdı. Tarım Kredi Kooperatifinde dahi 449 lira 90 kuruştan satılıyor. Enflasyon durmuyor, gıdada fiyatlar artıyor, yanlış tarım politikaları rafa da yansıyor. Üretici ürettiği üründen para kazanamazken tüketici pahalı ürün alıyor. Ramazan pidesinin 250 gramı 15 lira olarak açıklandı, yani kilosu 60 liraya çıktı. Pideyi, bu ürünleri pişirmek için alınacak malzemeleri de katarsanız artık mutfaktaki yangının büyüklüğünü daha net görmüş olursunuz.”
]]>Birleşik Kamu İş Konfederasyonu’nun araştırma sonuçlarına göre, şubat ayında dört kişilik bir ailenin açlık sınırı 18 bin 973 liraya, yoksulluk sınırı ise 52 bin 375 liraya yükseldi. Konfederasyon Genel Sekreteri Özgür Aras, “Açlık sınırı bu yılın ilk iki aylık döneminde toplam 2 bin 490 lira artış kaydetti… Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 23 bin 812 lira olarak gerçekleşti” dedi.
Birleşik Kamu İş Konfederasyonu, Ankara’da dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda ve gıda dışı harcamaları dikkate alarak hazırladığı aralık ayı Açlık-Yoksulluk Araştırması’nı açıkladı. Birleşik Kamu İş Konfederasyonu Genel Sekreteri Özgür Aras’ın da açıkladığı araştırma sonuçları şöyle:
“Birleşik Kamu-İş Konfederasyonu Ar-Ge birimi KAMU-AR’ın, dört kişilik bir ailenin, dengeli ve sağlıklı beslenebilmesi için tüketmesi gereken gıda ile beslenmenin yanı sıra diğer ihtiyaçlarını da insan onuruna yaraşır bir şekilde ve yoksunluk hissi çekmeden karşılayabilmesi için yapması gereken harcamaları dikkate alarak hesapladığı açlık-yoksulluk sınırı araştırmasının Şubat 2024 sonuçları açıklandı.
Açlık sınırı şubatta bir önceki aya göre 1.531 lira artarken, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama ise 2 bin 349 liralık artışta 33 bin 402 liraya çıktı. Her ikisinin toplamından oluşan yoksulluk sınırı ise önceki aya göre 3 bin 880 lira arttı. Son bir yıllık dönemde ise açlık sınırı 8 bin 714 lira, gıda dışındaki ihtiyaçlar için yapılması gereken harcama 15 bin 98 lira ve yoksulluk sınırı ise 23 bin 812 liralık artış kaydetti.
AÇLIK SINIRI
Ankara’da en fazla alış-veriş yapılan marketlerden derlenen fiyatlara göre, dengeli beslenebilmek için et- balık- yumurtaya aylık olarak harcanması gereken tutar şubatta bir önceki aya göre 554 lira, yıllık olarak ise 2 bin 579 lira artarak 5 bin 213 lira oldu. Kuru bakliyat için yapılması gereken harcama önceki aya göre 41 lira, geçen yılın aynı ayına göre ise 168 liralık artışla 409 liraya yükseldi.
|
DENGELİ VE SAĞLIKLI BESLENME İÇİN YAPILMASI GEREKEN GIDA HARCAMASI (AÇLIK SINIRI-TL) |
|||||||
|
2023 |
2024 |
Değişim (TL) |
|||||
|
Şubat |
Aralık |
Ocak |
Şubat |
Aylık |
İki Aylık |
Yıllık |
|
|
Et- Yumurta |
2.634 |
4.537 |
4.659 |
5.213 |
554 |
676 |
2.579 |
|
K. Bakliyat |
241 |
356 |
368 |
409 |
41 |
53 |
168 |
|
Süt-Yoğurt-Peynir |
2.744 |
3.725 |
3.666 |
4.239 |
573 |
514 |
1.495 |
|
Taze Meyve |
576 |
1.499 |
2.018 |
1.752 |
-266 |
253 |
1.176 |
|
Taze Sebze |
1.449 |
2.281 |
2.489 |
2.467 |
-22 |
186 |
1.018 |
|
Ekmek-Un-Makarna |
952 |
1.409 |
1.523 |
1.818 |
295 |
409 |
866 |
|
Pirinç- Bulgur |
457 |
673 |
715 |
803 |
88 |
130 |
346 |
|
Sıvı Yağ |
275 |
458 |
485 |
492 |
7 |
34 |
217 |
|
Şeker-Bal-Reçel |
708 |
1.072 |
1.074 |
1.221 |
147 |
149 |
513 |
|
Zeytin |
224 |
473 |
444 |
558 |
114 |
85 |
334 |
|
AÇLIK SINIRI |
10.259 |
16.483 |
17.442 |
18.973 |
1.531 |
2.490 |
8.714 |
Bir önceki aya göre 573 lira artarak 4 bin 239 liraya yükselen süt, yoğurt ve peynir için yapılması gereken harcamada son bir yılda ise 1.459 liralık artış oldu. Meyve için harcanması gereken para şubatta 226 lira azalarak, geçen yılın aynı ayına göre ise 1.176 lira artarak 1.752 lira, sebze harcaması ise önceki aya göre 22 lira azalarak, geçen yılın aynı ayına göre ise 1.018 lira artarak 2 bin 467 lira oldu.
Ekmek, un ve makarna gibi ürünler için yapılması gereken harcama şubatta 295 lira artarak 1.818 liraya yükselirken, pirinç ve bulgur harcamaları 88 lira artarak 803 liraya çıktı. Yağ için yapılması gereken harcama ise 7 lira artarak 492 lirayı buldu.
Şeker, bal, pekmez, reçel gibi gıda maddelerine yapılması gereken harcama Şubat’ta önceki aya göre 147 lira artarak 1.221 lira oldu. Aynı ailenin zeytin için yapması gereken harcama ise 114 lira artarak 558 liraya çıktı.
Yetişkin erkek için 2.800, kadın için 2.200, genç için 3.000 ve çocuk için de 1.600 kalori esas alınarak yapılan hesaplamaya göre Şubat ayında açlık sınırı yetişkin erkek için 5 bin 540 lira, yetişkin kadın için 4 bin 349 lira, çocuk için 3 bin 158 lira ve genç için de 5 bin 927 lira oldu.
Açlık sınırı bu yılın ilk iki aylık döneminde ise toplam 2 bin 490 lira artış kaydetti.
GIDA DIŞI HARCAMALAR
Yoksulluk sınırının belirlenmesinde gıda dışı gereksinimlerin fiyat değişimleri de esas alınarak yapılan araştırmaya göre, dört kişilik bir ailenin gıda dışındaki gereksinimlerini ‘yoksunluk hissi duymadan’ karşılayabilmesi için gereken harcama tutarı da şubatta 33 bin 402 liraya kadar tırmandı.
|
YOKSULLUK SINIRI (TL) |
|||||||
|
2023 |
2024 |
Değişim (TL) |
|||||
|
Şubat |
Aralık |
Ocak |
Şubat |
Aylık |
İki Aylık |
Yıllık |
|
|
AÇLIK SINIRI |
10.259 |
16.483 |
17.442 |
18.973 |
1.531 |
2.490 |
8.714 |
|
-Yetişkin Erkek |
2.995 |
4.813 |
5.093 |
5.540 |
447 |
727 |
2.545 |
|
-Yetişkin Kadın |
2.351 |
3.778 |
3.998 |
4.349 |
351 |
571 |
1.998 |
|
-Çocuk |
1.707 |
2.743 |
2.903 |
3.158 |
255 |
415 |
1.451 |
|
-Genç |
3.205 |
5.149 |
5.449 |
5.927 |
478 |
778 |
2.722 |
|
GIDA DIŞI HARAMALAR |
18.304 |
30.354 |
31.053 |
33.402 |
2.349 |
3.048 |
15.098 |
|
YOKSULLUK SINIRI |
28.563 |
46.837 |
48.495 |
52.375 |
3.880 |
5.538 |
23.812 |
Şubatta dört kişinin giyim ve ayakkabı harcamaları bin 555 liraya inerken, barınma (kira dahil) harcamaları 7 bin 414 liraya çıktı, ev eşyası harcamaları 4 bin 395 lira, sağlık harcamaları 1.548 lira oldu. Ulaştırma harcamaları 10 bin 40 liraya yükseldi. Haberleşme harcamaları 1.128 liraya, eğlence ve kültür harcamaları 1.103 liraya, eğitim harcamaları 708 liraya, tatil-otel harcamaları 3 bin 568 liraya ve çeşitli mal ve hizmetlerle ilgili harcamalar 1.943 liraya çıktı. Gıda dışı harcamalarda bu yılın ilk iki aylık dönemde 3 bin 48 lira artış gösterdi.
YOKSULLUK SINIRI
Dört kişilik bir ailenin insan onuruna yaraşır şekilde yoksunluk hissi çekmeden yaşayabilmesi için yapması gereken gıda ile gıda dışı harcamaların toplam tutarını gösteren yoksulluk sınırı ise şubatta 3 bin 880 lira daha artarak 52 bin 375 liraya yükseldi. Yoksulluk sınırında yılın ilk iki ayındaki artış ise 5 bin 538 lira oldu. Yoksulluk sınırında, son bir yıllık dönemdeki artış ise 23 bin 812 lira olarak gerçekleşti.”
]]>
Türkiye Fırıncılar Federasyonu Başkanı Halil İbrahim Balcı, Ramazan ayı boyunca satılacak ramazan pidesi fiyatlarını açıkladı. Balcı, Federasyonun Genel Merkezinde yaptığı konuşmada Türkiye genelinde iller bazında uygulanması düşünülen Ramazan pidesi ve ekmek fiyatlarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Balcı ülke genelinde pidenin kilogram fiyatının 60 lira geçemeyeceğini dile getirirken geçen yıl Türkiye’de pidenin kilogram fiyatının azami 33 buçuk lira olduğunu ifade etti.
“Türkiye’nin hiçbir yerinde pidenin kilogram fiyatı 60 liranın üzerinde olmayacak”
Balcı geçen yıl un fiyatının 360 lira seviyesinde olduğunu bu yıl ise 800 lira bandında çıktığını hatırlatarak, “Undaki artışın yüzde 110 olduğunu görüyoruz. Geçen sene tüm Türkiye’de uygulanan tek pide fiyatı ise 33 buçuk lira. Bu sene odalarımızla yapmış olduğumuz genelge ve görüşmeler neticesinde azami kilogram fiyatı 60 lira olacak. Dolayısıyla geçen sene 33 buçuk lira olan pide fiyatı bu sene 60 lira olarak uyguladığımızda yüzde 80 artış olduğunu görüyoruz. Giderlerimize baktığımızda yüzde 100’ün üzerinde bir artış varken yüzde 80 artışın vatandaşlarımızın da makul karşılayacağını ümit ediyorum. Ankara ilinde 250 gram Ramazan pidesi 15 liradan satılacak. Yine Antalya’da 250 gram pide 15 lira. İstanbul’da da 250 gram pide 15 lira. Fakat her ilçede ve her ilde odalarımız kendi maliyet hesabını yaparak ilgili olan esnaf odaları birliğinden fiyat alacak. Dolayısıyla o coğrafi yapıya göre vatandaşımızın arzusuna göre değişik gram ve fiyatlarla pide üretilecektir. Ama Türkiye’de hiçbir yerinde kilogramı 60 liranın üzerinde olmayacak. İstanbul’da bir yerde veya herhangi bir işletmede 250 gram 15 liraya satılırken aynı şekilde iki 330 gram pide 20 liradan satılabilecek. Geçen senenin oranlarına baktığımızda aradaki farkın yüzde 80 olduğunu görüyoruz” ifadelerini kullandı.
2002 yılında asgari ücret alan biri 920 adet ekmek alınırken 2024 yılında bu sayı 2 bin 125
Ekmek fiyatlarını da değerlendiren Balcı, “2023 yılında asgari ücret 8 bin 506 lira 6 kuruş iken 2024 yılında asgari ücret 17 bin 2 lira olmasıyla birlikte asgari ücrette yüzde 100 artış olduğunu görüyoruz. Aynı şekilde un fiyatı 380 liradan 700 lira bandına geldiğinde yüzde 84 bir artış var un fiyatında. İşletme giderlerimiz 4 bin 500 lirayken 7 bin lira bandına geldiğinde yüzde 55 bir artış söz konusu. 2023 yılında ekmeğin kilogram fiyatı 35 buçuk lirayken 2024 yılında ekmeğin ocak ayında kilogram fiyatı 40 lira. Ekmekteki artışında yüzde 14 ile sınırlı kaldığını görüyoruz. Bütün bunları değerlendirdiğimizde bakacak olursak 2002 yılında asgari ücret 184 lirayken bir kilogram ekmek 1 liraymış. Yani 184 kilo ekmek alıyorsunuz. Bu da 200 gram üzerinden 920 adet ekmek yapıyor. 2002 yılında asgari ücret alan vatandaşımız aldığı asgari ücretle 920 adet ekmek alıyor. 2024 yılında asgari ücretin 17 bin 2 lira olduğunu düşünecek olursak, ekmeğin kilogramı 40 lira olduğunda 425 kilogram ekmek alınıyor. 200 gram üzerinden baktığımızda 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Yani 2002 yılında 920 adet ekmek alınırken asgari ücretle, bugünkü asgari ücretle 2 bin 125 adet ekmek almış oluyoruz. Aradaki ekmek farkı da bin 205. Dolayısıyla burada ekmek fiyatının çok makul olduğunu görmek mümkün” diye konuştu. – ANKARA
]]>Başarır, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Türkiye’nin döviz kurundaki farktan dolayı sadece ocak ayındaki borç tutarının 101 milyar lira daha fazla olduğunu, bu durumun sadece bir ayla sınırlı kalmadığını belirtti.
İktidarın ekonomi politikalarının ülkeyi ve ekonomiyi bu hale getirdiğini savunan Başarır, “Bu borcu sadece bugün yaşayanlar ödemeyecek, doğmamış çocuklarımıza ve torunlarımıza da bu borç kalacak.” diye konuştu.
Türkiye ve Almanya’daki emeklilerin ekonomik koşullarını karşılaştıran Başarır, Almanya’daki bir emeklinin maaşı 1700 avroyken, Türkiye’deki en düşük emekli maaşının 298 avroya denk geldiğine işaret etti.
Emekli bayram ikramiyesinin 2 bin liradan 3 bin liraya yükseltilmesine yönelik düzenlemeyi eleştiren Başarır, “Fark bin lira. Çocuğuna, torununa bu bin liralık farkla emekli bayramda kıyafet, ayakkabı, pantolon alabilir mi? Alamaz. CHP olarak en azından asgari ücret kadar, 17 bin 2 lira bayram ikramiyesi verilmesini istedik. Çok şey istemedik. Açlık sınırı 22 bin lira, en düşük emekli maaşı 10 bin lira, emekli ikramiyesi 3 bin lira. Utanç verici bir tablodur bu.” ifadelerini kullandı.
Ali Mahir Başarır, 8. Yargı Paketi’nin yargıdaki hiçbir sorunu çözmediğini söyleyerek, “Türkiye’de bir adalet sorunu vardır, bu adaletsizliğin sebebi tek adamdır, yargıyı kendisine bağlamasıdır. Ondan aldığı yüzle yerel mahkeme ve Yargıtay, Anayasa ve Anayasa Mahkemesini tanımamaktadır. Ama paket olarak bize yargı değil, sarayın paketi gelmektedir. Önümüzdeki hafta tüm milletvekili arkadaşlarımız, Adalet ve Anayasa komisyonu üyelerimiz, Hukuktan Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız, hukukçu milletvekilleri uzun uzun bu konuyu konuşacaklar.” değerlendirmesinde bulundu.
Yerel seçimlerin 31 Mart’ta gerçekleşmesi durumunda 4,5 yıl seçim olmayacağına dikkati çeken Başarır, “Eğer bu iktidara bir uyarıyı sandıkta yapmazsak, yapılan bu zulmün hesabını 31 Mart’ta sormazsak, tüm haksızlıklara rağmen insanları açlığa terk eden Erdoğan’a bir şans daha verirsek 4,5 yıl geçmez. Hemen seçimden sonra iğneden ipliğe kadar her şeye katbekat zam gelecek. 31 Mart’ta sandığa gidelim. Sefalete, açlığa olan tepkiyi sandıkta verelim.” dedi.
“Tüm işletmeleri, yapıları kontrol edeceksin, fay hattı nerede bakacaksın”
CHP Grup Başkanvekili Başarır, basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki’ye Erzincan İliç’teki maden sahasının fay hattı üzerinde yer aldığı iddiasının sorulması üzerine, Özhaseki’nin bu konuyu araştıracağını söylediği aktarılarak, Başarır’a değerlendirmesi soruldu.
Başarır, “Beyefendi, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı, fay hattının geçtiğinden haberi yokmuş. Sen, Türkiye’de bırak bir madeni, tüm işletmeleri, tüm yapıları hepsini kontrol edeceksin, fay hattı nerede diye bakacaksın.” ifadesini kullandı.
Bakan Özhaseki’nin, İliç’teki maden ocağında yaşanan toprak kayması sırasında ameliyat geçirdiğini belirttiğini anlatan Başarır, Özhaseki’nin 8 gün sonra İliç’e gelmesini eleştirdi.
Ali Mahir Başarır, İliç’teki maden ocağına ÇED raporu verilmesine ilişkin bir soruya da, “Acı bir şey söyleyeyim, İstanbul’da büyük bir deprem bekleniyor. ‘ÇED raporundan mı oldu?’ Tabii ki ÇED raporundan oldu. Sen ÇED raporunu vermeseydin, tehlikeyi görseydin, o toprağın kat kat birikeceğini, siyanürün karışacağını, Fırat Nehri’nin tehlikede olacağını görseydin bu olmayacaktı.” yanıtını verdi.
Başarır, CHP’nin İstanbul ve Ankara büyükşehir belediye başkan adaylarının tanıtım fotoğraflarında CHP Genel Başkanı Özgür Özel bulunmazken, AK Parti’nin bu illerdeki adaylarının Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile karelerinin yer aldığını belirterek, “Bu bir tercih mi?” sorusuna, “İstanbul’da şöyle bir karışıklık var; Recep Tayyip Erdoğan mı, Murat Kurum mu aday belli değil. Kurum’u öne sürmüş Erdoğan ‘Asıl aday benim.’ diyor. Hele hele şu açıklamalardan sonra, İliç faciasından sonra Erdoğan sadece kendi resmini paylaşsa daha hayırlı bir iş yapmış olur.” yanıtını verdi.
]]>UĞUR İSTANBULLU
Alışveriş için Artvin Kemalpaşa’ya gelen Gürcistan vatandaşı Marina Tavatilice, “Türkiye’de fiyatlar farklı ve bizim için çok iyi, çünkü bize ucuz geliyor. Ben 13 sene İstanbul’da çalıştım ve bugün evde ne ihtiyaç var ise Türkiye’ye geliyorum alıp gidiyorum” dedi. Kemalpaşalı esnaf Musa Taşkın ise “Pahalılık fazla ve tabi bizi de üzüyor. Sadece bizi mi herkesi üzüyor. Aldığımız para yetmiyor ki” diye konuştu.
Türk lirası karşısında paraları değerlenen Gürcistan vatandaşları, Sarp Sınır Kapısından geçerek alışveriş için Artvin’e geliyor. Artvin’in Kemalpaşa ilçesinde esnaflık yapan Lamize Şanize, “Gürcü vatandaşalar gelmez ise burası komple kapanır. Gürcülere göre burası ucuz ve daha uygun aynı zamanda lira düşük ama bizim paramız daha değerli. Özellikle eczaneler ve zincir marketlere talep fazla. Ortada bir yoğunluk gözükse de işler iyi değil. Kemalpaşa’da kıyafetler Gürcüler için çok ucuz. Biz yazı bekliyoruz inşallah yazın işler iyi olur” diye konuştu.
“NE İHTİYAÇ VAR İSE TÜRKİYE’YE GELİYORUM ALIP GİDİYORUM”
Marina Tavatilice, “Tabi ki ucuz burası, Kemalpaşa’ya gidiyorum ve ben çok memnunum. Zaten gezmeye gidiyorum denize sonrasında alışveriş yapıyorum özellikle mutfak için alışveriş yapıyorum. Şehriye, pirinç, tavuk açıkçası her şeyi buradan alıyorum. Türkiye’de fiyatlar farklı ve bizim için çok iyi, çünkü bize ucuz geliyor. Ben 13 sene İstanbul’da çalıştım ve bugün evde ne ihtiyaç var ise Türkiye’ye geliyorum alıp gidiyorum” dedi.
Dolmuş şoförlüğü yapan Ferdi Kara, “Burada sınır kapısında minibüsçüyüm ve işler yılbaşından sonra biraz düştü ama yine de bir şeyler oluyor ve daha çok Gürcistan’a gidenler oluyor. Gürcülerin parası bizden daha değerli olduğu için Gürcistan’dan Türkiye’ye alışveriş yapmak için geliyorlar. Gürcistan’da fiyatlar çok yüksek, ilaç dahi. Bu yüzdende alışveriş için Türkiye’yi tercih ediyorlar. Gelmeleri bizim için de çok iyi özellikle biz minibüsçülerin ve esnafın işlerini olumlu etkiliyor” diye konuştu.
“KIYAFETLERİN FİYATINI TÜRKLERE SÖYLEMEKTEN UTANIYORUM”
Kemalpaşalı esnaf Lamize Şanize ise şunları söyledi:
“Yoğunluk maalesef yok ve işler şu an çok durgun. Türkiye’de de olduğu gibi Gürcistan’da da kriz var ve dolayısıyla kışında tabii ki etkisi var işlerin düşük olması için. Yılbaşlarında, okul ve turist sezonunda iyi çalışıyoruz ama şu anda maalesef dedim ya işler düşük ve işler gittikçe de düşüyor. Yine de Gürcü vatandaşlar geliyor ama zaten Gürcü vatandaşalar gelmez ise burası komple kapanır. Gürcülere göre burası ucuz ve daha uygun aynı zamanda lira düşük ama bizim paramız daha değerli. Özellikle eczaneler ve zincir marketlere talep fazla. Ortada bir yoğunluk gözükse de işler iyi değil. Kemalpaşa’da kıyafetler Gürcüler için çok ucuz. Biz yazı bekliyoruz inşallah yazın işler iyi olur. Şu anda mesela bunun fiyatı 200 Lari ama Türk Lirası karşılığı 2 bin lira ve bizim parada bu 60 Lari ama 600 lira Türk parası karşılığı. Ben kıyafetlerin fiyatını Türklere söylemekten utanıyorum çünkü fiyatı duyan kaçıyor. Tepki gösterenler zamlı olduğunu düşünüyor oysa fiyatlarımızda bir değişiklik yok. Maalesef Türklere kıyafet satamıyorum ama geçmişte Türklere çok kıyafet satıyordum o zamanlar liranın değeri vardı. Maalesef Türkler, 2-2 bin 500 verip de bu kıyafeti alamazlar. Bunları da boş verin 200 lira verip tişört bile alamıyor, Türklerde işte durum böyle, Gürcü gelmez ise batmışız yani.”
“ALDIĞIMIZ PARA YETMİYOR Kİ”
Kemalpaşalı Musa Taşkın, “İşler iyi olmasını istiyoruz ama yazın işler iyidir ve dolayısıyla bizde yazı bekliyoruz. Umudumuz var işlerin ileride daha iyi olacağı. Pahalılık fazla ve tabii bizi de üzüyor sadece bizi mi herkesi üzüyor. Aldığımız para yetmiyor ki yani parayı kağıttan kesip versen yetmiyor, 200 lira 20 lira sayılır artık ve her şey eskisi gibi” dedi.
]]>
İstanbul’un Kağıthane ilçesinde kurulan pazarda yurttaşlar, zamlardan dert yandı. Bir emekli, “Aşağı yukarı 2-3 senedir böyle. Bu sene tamamıyla patladı yani. Emekliyim. Zamlarla birlikte 9 bin 900 liraya oldu benim maaşım, 10 bini aşmadı. Bununla geçinirsen geçin. Allah’tan iyi ki oturacak bir evimiz var. Yoksa mahvolmuştuk. Sabır sabır ama nereye kadar sabır? İnsanlarda sabır taşı patladı diye bir nokta var” dedi.
İktidarın ekonomi politikalarının sonucunda yükselen enflasyon, yurttaşların yaşamını olumsuz yönde etkilemeye devam ediyor. Alım gücünün en çok hissedildiği semt pazarlarında da fiyatlar her hafta zamlanmaya devam ediyor. İstanbul’un Kağıthane ilçesinde kurulan semt pazarına alışverişe gelen yurttaşlar ve pazar esnafı, sorunlarını ANKA Haber Ajansı’na anlattı.
“BİR PATATES 5 LİRA”
Patates satan tezgahtar, kilosunun halde 22-23 lira olduğunu, kendisinin 15-20 liraya sattığını belirterek kar etmediğini söyledi. Esnaf, “Soğan halde de 13-14 lira, burada 15 lira. 4-5 kişi çıkıyor öyle, taneyle satıyoruz. Kilosu kaç para bunun? Diyelim 25 lira. Tartıyla kaç para geliyor bir patates? Vurduğu zaman bir patates 5 lira. Bir kilo 20-25-30 lira. Böyle bir şey yoktu eskiden, 4-5 kilo patates alınırdı” dedi.
“GEÇEN HAFTA 20 LİRA OLAN BU HAFTA 35 OLMUŞ”
Alışverişe gelen bir emekli de “Hiç memnun değiliz. Çok pahalı. Geçen hafta 20 liraya aldığım bu hafta 35 olmuş. Daha yeni geldim ama fiyatlara bakıyorum. Çok pahalı. Eksik her şey var ama çok pahalı, alamıyoruz. Emekliyim ama yorumsuzum” dedi.
“FİYATLAR SÜREKLİ DEĞİŞİYOR, YETİŞEMİYORUZ”
Bütçe olarak pazara 300 lira ayırdığını belirten bir yurttaş ise “Çok bir şey alamayacağım zaten. Kiracıyım. O kadar zor yani. Her şeyden kısıtlıyorsun. Gezme tozma yok. Önceden tek kişi çalışıyordu, 10 kişiye bakıyordu; şimdi 10 kişi çalışıyor, bir kişiye bakamıyor. Kiram şu anki şartlara göre uygun, 6 bin lira. Daha ne alacağım? Zorluyoruz bütçeyi. Alacağım bir iki bir şeyler daha. Değişiyor sürekli fiyatlar, hiç aynı değil. Yetişemiyoruz yani, mümkün değil. Zaten sabretmesek bilmiyorum, daha neler olur yani? Allah korusun, şükrediyoruz her halimize ama zamlar çok yüksek gerçekten” diye konuştu.
“MEYVE ALAMADIK”
İki çocuğuyla birlikte gelen bir baba, “Çok pahalı. Yemeklik kalmaya geldik ama alamadık, bak. Her şey 70-80 liradan başlıyor. Hesapta uygun hiçbir şey yok. Uygun yok ki. Her şey pahalı. Meyve alamadım. Nasıl yapacağız? Sadece sebze aldık. Her şeyi de 15-20 liralık aldık. Başka yok. 4 tane aldım işte. Çalışıyoruz asgari ücretle. Ev kira. Geçinemiyoruz. Ek iş yapıyoruz” dedi.
“BİR BALIK 150-200 LİRA”
Emekli bir çift de balık fiyatlarından şöyle dert yandı:
“Şuradan bir balık alalım diyoruz. Balık almaya gücümüz yetmiyor. Şurada çupraya baktım. Tanesi 120, 150, 200 lira. Aşağı yukarı 2-3 senedir böyle. Bu sene tamamıyla patladı yani. Emekliyim. Zamlarla birlikte 9 bin 900 liraya oldu benim maaşım, 10 bini aşmadı. Bununla geçinirsen geçin. Allah’tan iyi ki oturacak bir evimiz var. Yoksa mahvolmuştuk. Sabır sabır ama nereye kadar sabır? İnsanlarda sabır taşı patladı diye bir nokta var, değil mi? 3 bin lirayla (bayramda verilecek emekli ikramiyesi) bir pazar görürsün, rahat güzel bir pazarlık alayım dersen. Anca bir pazar parası. Başka bir şey yok. Ne yapabiliriz? En azından çalışıyordum. Emekli maaşına kalmamıştık. Şimdi emekli maaşına kalınca her şey otomatikman durdu. Allah yardımcımız olsun diyorum, başka bir şey demiyorum.”
“DEVLETE ALLAH AKIL FİKİR VERSİN”
Başka bir yurttaş da “Fiyat aynı, değiştiği yok. 20, 30, 35… Yemesek nasıl alacağız? Yiyoruz ki alacağız. Yapacak bir şey yok. İdare ediyoruz. Artık devlete Allah akıl fikir versin. Bir şey diyemeyiz. Allah herkese akıl versin, devlete de akıl versin. Yapacak bir şeyimiz yok. Benim eşim var, bir de bekar oğlum var. Evlenmiyor işte bu hayatın zorluğundan. Evlen diyoruz da diyor ki, ev kirası mı vereceğim, evlenip çoluk çocuğa mı bakacağım diyor. Onun için de evlenmiyor işte. Eşim ek işte çalışıyor” dedi.
“NE ARABA NE EV ALABİLİRİM, GEÇTİ”
Bir pazarcı esnafı da 25 yıldır bu mesleği yaptığını belirterek “Eskiden çok güzeldi. Ne araba ne ev alabilirim, bu eskidendi. Şimdi geçti. Ancak ekmek bulacağım, başka bir şey yok. Eskiden çok şey alıyordum ben. 3 sene oldu, her şey pahalı oldu. Üç sene. Sigorta yatır, onu bunu yatır, az bir şey kalıyor. O mazot keşke biraz ucuz olsaydı herkes memnun olurdu. Mazot biraz pahalı. Eskiden pazar çok güzeldi. Artık marketler, herkes bu işi yapıyor. Biraz zayıfladı. Millet bazen köye kaçabiliyor. İş yok İstanbul’da” diye dert yandı.
]]>SEYFİ ÇELİKKAYA
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde kebap ustası Arif Hoşgör, vatandaşın alım gücünün azalması nedeniyle 500-600 lira olan kelle ve iskele kebabını yarı fiyatına sattığını söyledi. Hoşgör, “Vatandaşımız et yesin, tavuk zaten alma gücü insanlarda kalmadı. Tavuk kemiği satılıyor bizim tavukçuda, ‘tavuk kemiği bulunur’ diye. Ben vicdanen rahatsız oluyorum. Eti alıyoruz, aldığımız fiyata da geri satıyoruz. Bizde kar amacı yok” dedi.
Yozgat’ın Yerköy ilçesinde önce sokakta, şimdi ise açtığı iş yerinde kelle ve iskele kebap satan Arif Hoşgör, vatandaşın et yemesi için kar marjından fedakarlık edip piyasanın yarı fiyatına satttığını söyledi. Hoşgör, şöyle konuştu:
“PORSİYONLARI AŞIRI FAZLA TUTUYORUM”
“35 yıldır bu işin içindeyim. Sadece kelle satıyordum, dışarıda sokakta kelle satıyordum. Baba mesleği kasaplık, ben kasabım normalde. Bütün kasaplar da beni tanır. Ben kasap açmak istemedim, sermayem de yoktu. Ufak böyle beş masalı kelle yeme yeri açmıştım. Sonra bu iskele kebabını özel yapıyordum, 10 kilo istiyorlardı, tepsiyle yapıyordum, ufak bir cüzi kar alıyordum. Çoğunlukla kelle yiyen müşterilerim ‘başka bir yiyecek yok mu?’ deyince ben bunu bir deneyeyim dedim. Deneme amaçlı yapmıştım, o da tuttu, sevdiler halkımız da. Biraz da porsiyonları aşırı fazla tutuyorum, iyi tutuyorum. İkinci isteyen olmadı daha çok şükür, iki senedir. Onun için ucuz veriyorum. Halkın gücü zaten belirli, bura küçük bir ilçe.
“KONYA’DA 3 BİN LİRA. DENİZLİ’DE 2 BİN LİRA. BENİM BURADA KİLOSU HEMEN HEMEN 700 LİRAYA GELMİYOR”
Halkın alım gücü biraz daraldığı için, ister istemez et fiyatları da aşırı arttığı için bu işi nasıl yaparız? İnsanlara eti nasıl yediririz dedik. Biz dedik ki; kar beklemiyoruz bundan. Elli porsiyondan bize beş porsiyon kalıyor, ona da elhamdülillah bereket versin diyoruz, geriye çekiliyoruz. Ama halkımız da ete doyuyor bu ara. Şu anda işlerimiz çok güzel. Cumartesi pazar açmıyoruz, ama şu anda açıyoruz, halkımızın yoğun ilgisinden dolayı. Şu ikisi bende bir porsiyon, şöylece bir porsiyon, normalde yarım kiloya denk geliyor. Yani bunu bir yiyen bir insan doyuyor, kesinlikle ikinci defaya yemiyor. Piyasada bunun kilosu 3 bin liraya da var, Konya’da 3 bin lira. Denizli’de 2 bin lira. Benim burada kilosu hemen hemen 600-700-800 liraya gelmiyor. Tartmadım ben, belki üç porsiyonu bir kilo gelir, belki dört tanesi. Önemli değil benim için. Ben de porsiyon 225 lira, yanında ekmeği, salatası, her şeyi içinde. İçecekle 250 liraya falan mal oluyor. Kelle de 225 lira. Kellemiz de kendi kırılır, nar gibidir, tertemizdir, mis gibidir. Biz kelle olursa satıyoruz, kelle olmazsa satmıyoruz. Biz de dolaba koyup dondurayım, şoka sokayım diye bir olay yok. Bizde sadece bugün kesim varsa o gün kelleyi alıyoruz. Ertesi gün satıyoruz. Başka yok. Hafta sonlarında günlük 25 kelle, 25 kilo et satıyoruz. Hafta içleri de 40-45 kilo et satıyoruz. Bazen de bir kelleyi üç kişi yiyen de var. Adam üç kişiyle geliyor, bir kelle yiyor, ne yapsın yani? Gücü ona yetiyor.”
“TAVUK KEMİĞİ SATILIYOR ARTIK, VİCDANEN RAHATSIZ OLUYORUM”
Vatandaşımız et yesin, tavuk zaten alma gücü insanlarda kalmadı. Kemik satılıyor artık, tavuk kemiği satılıyor bizim tavukçularda, ‘tavuk kemiği bulunur’ diye. Ben vicdanen rahatsız oluyorum. Eti alıyoruz, aldığımız fiyata da geri satıyoruz. Bizde kar amacı yok. Bizde çok az cüzi bir kar amacı var, Allah bereket versin diyoruz. Normal bir yevmiye gibi, öyle düşünün. Bizde tartı olayı yok. Tartımı normalde 90 gram, devletin bize sunduğu 90 gram, 100 gram arası kebap verilir diyor. 100 gramı nasıl vereyim? Küçücük bir parça, şunu ben nasıl vereyim? 200-300 liraya küçücük bir şey. Ben de diyorum ki; bunun yanına mesela şöyle vereyim 200 lira olsun diyorum. Amacım bu benim, fazla olsun, insanların karnı doysun. Dava bu. Bol bol yesinler, bol bol yesinler.”
“MARKETLERDE SATILAN KOLAJEN KEMİK SUYUDUR, ESAS KOLAJEN BUDUR”
Piyasada satılan kolajenin kemik suyu olduğunu aktaran Hoşgör, “Biz bundan bir kuruş para almıyoruz. 35 yıldır daha kuruş almadım almam da. Para getirene, tavuk, cücük, yumurta getirene hiç vermem. Ben hiç karşılığımı hiçbir şey yapmadım. Bu normalde üstteki kuyruk yağı, yemeklere konur, bu da kolajen. 35-40 kilo etten bu kadar. Marketlerde satılan kolajenler kemik suyu, esas kolajen budur. 700-800 gram çıkar çıkmaz, 40-50 kilo etten. Biz bunu, babamızın, anamızın hayrına, hastalara, kemik gelişimi olmayan çocuklara, hasta, kanser olanlara şifa niyetine, biz de bunun yanına bir ikram olaraktan veriyoruz” şeklinde konuştu.
]]>
İzmir Alsancak Sevgi Yolu kitapçı esnafı, ekonomik krize rağmen kepenk kapatmaya direniyor. 30 yıldır Sevgi Yolu’nda esnaflık yapan Tarık Bayram, “Devletin politikasına çok kızıyorum, her şeye zam yapıyorsun da kitaba zam yapma hiç olmazsa. Milleti aptallaştırmaya çalışıyor” dedi. Esnaf Esat Minaz da “Ekonomik krizle birlikte uçurum arttığından dolayı kitaplar çok pahalı, eskisine göre daha az kitap satıyoruz. Koronadan önceye göre değerlendirirsem yüzde 70 – 80 rahat bir düşüş vardır satışlarda” diye konuştu.
İzmir’de kitap denilince ilk akla gelen yerlerden biri olan Alsancak Sevgi Yolu’nu da ekonomik kriz vurdu. İğneden ipliğe gelen zamlarla birlikte düşen alım gücü kitap satışlarını da doğrudan etkiledi. Eskiden aradığı kitapları burada bulabileceğini düşünen İzmirliler artık Sevgi Yolu’nu bir geçiş güzergahı olarak kullanıyor. Sevgi Yolu esnafı, ekonomik krize ve düşen talebe karşı kepenk kapatmaya direniyor.
Yıllardır işlettiği dükkanlarını devretmek zorunda kalan ya da kazındığı parayla geçinemediği için ek iş yapan pek çok esnafın olduğunu belirten Alsancak Sevgi Yolu esnafı Esat Minaz, “Ekonomik krizle birlikte uçurum arttığından dolayı kitaplar çok pahalı, eskisine göre daha az kitap satıyoruz. Koronadan önceye göre değerlendirirsem yüzde 70 – 80 rahat bir düşüş vardır satışlarda. Çünkü 30 liralık kitap olmuş 200 lira. Bölüm kitapları satamıyoruz çünkü o kadar çok pahalı ki şu dükkanı 5 yıl öncesinde 100 bin liraya doldurabiliyorken 2 milyara dolduramazsın. O yüzden her ürünü alamıyoruz. Yoksul kesimden okuyan kesim sayısı da düştü çünkü bir dershane olmuş 100-150 bin lira, bir kitap 350 lira, gerek duymuyor. Zaten 30 yaşına kadar okuyup bir memur olsa alacağı 20 bin lira maaş ona da gerek duymuyorlar” dedi.
“HER ŞEYE ZAM YAPIYORSUN DA BARİ KİTABA YAPMA”
Kitaplara yapılan fahiş zamları yurttaşları eğitimden ve hayattan uzaklaştırılma politikası olarak değerlendiren 30 yıllık Sevgi Yolu esnafı Tarık Bayram, şöyle konuştu:
“Zaman içerisinde kitaplar pahalandıkça milletin alım gücü azalıyor bu iyi bir şey değil. Ders kitapları da ona göre pahalı, roman da pahalı, hikaye de… Biz bunlara üzülüyoruz, sıkılıyoruz. En zor iş, ikinci el kitap satmak zaten. İkinci el kitabın; kaliteli olacak, uygun fiyatlı olacak, kondisyonu düzgün olacak ve müşteriye uygun fiyat söylemek de önemli. Para zaten değer kaybettiği için bizim cebimizdeki para şimdi 10 liraysa yarın 9 liraya düşüyor. Dolayısıyla geçinmek için işte kitap bulmam lazım. Bulamazsan yok diyorsun, yok deyince daha beter. Var diyebilmek için de bayağı bir kitap almam lazım. İnsanlar internete veriyor kitaplarını. Emekli oldum ufak bir dayanağım bu…Devletin politikasına çok kızıyorum, her şeye zam yapıyorsun da kitaba zam yapma hiç olmazsa, milleti aptallaştırmaya çalışıyor.”
]]>
UĞUR İSTANBULLU
Artvin’in Ardanuç ilçesinde pazarcılık yapan esnaf da artan maliyetlerden, giderlerin yüksekliğinden şikayetçi. Emekli Taştan Altun “Köylü vatandaş olarak otun tonunu alıyoruz beş bin liraya, yağın kilosunu satıyoruz 200 liraya, alan yok, peyniri satıyoruz 150 liraya ve yine alan yok. İşte geliyoruz pazara 10 -15 kilo bir şey satabiliyoruz ve onunla da köydeki ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Biz emekliyiz alıyoruz 10 bin lira maaş onunla da hiçbir şey yapamıyoruz” dedi.
Artvin’in Ardanuç ilçesinde pazarcılık yapan esnaf da artan maliyetlerden, giderlerin yüksekliğinden şikayetçi.
“EMEKLİ MAAŞIM 10 BİN LİRA, 15 BİN LİRADA ZEYTİNDEN ALIYORUM İŞTE BİZİM HAYATIMIZ”
Emekli Taştan Altun şunları söyledi:
“Köyde yaptığımız ürünleri burada satmaya çalışıyoruz zeytin gibi ama vatandaşın alım gücü olmadığı içinde satışlarımız iyi değil. Para olanlarda var ama bizde yok. Köylü vatandaş olarak otun tonunu alıyoruz beş bin liraya, yağın kilosunu satıyoruz 200 liraya, alan yok. Peyniri satıyoruz 150 liraya ve yine alan yok. İşte geliyoruz pazara 10 -15 kilo bir şey satabiliyoruz ve onunla da köydeki ihtiyaçlarımızı karşılıyoruz. Biz emekliyiz alıyoruz 10 bin lira maaş onunla da hiçbir şey yapamıyoruz. Zeytinimizin kilosu 150 lira ve kendi imalatımız Naldöken Köyü’nde yetişiyor. Fakat satmamıza rağmen müşteri bulamıyoruz. Zeytinimiz fazla olmayınca götürüp yağda çıkaramıyoruz. Devlet destekli yeni bahçelerde yaptık ve şu an 100 kök zeytinim var. Üretime geçti ve 100 kiloya yakın zeytin alıyorum işte onunla da 15 bin lira para geçiyor elime ve ne yapılır o parayla a bir de 10 bin lira da emekli parası işte her şey ortada.”
“VATANDAŞ PARASINI FAİZE YATIRIRSA İŞTE PAZARDA İŞLER BÖYLE OLUR”
Peynirci Şener Akyüz şunları söyledi:
“Şu an fiyatlar çok yüksek ve anlayacağınız fiyatları tutamıyorlar. Bir ay öncesindeki peynir bizde 200 liraydı şimdi ise bizde 250 lira. Asgari ücrete ve emekliye gelen zamla beraber köylüde süte zam yaptı. Biz ürünü alıp pazara getiriyoruz ve araçla geliyoruz haliyle yakıt yakıyoruz. Bundan bir ay öncesinde mazot 40 lira idi ve şimdi ise 45 lira oldu. Şu an esnaflıkta zor bankalar faizleri yükseltince vatandaş parasını bankaya yatırıyor ve doğal olarak adam ‘paramı bankaya yatırayım neden ticaret yapayım’ diyor.
“HANİ FAİZ HARAMDI, OLMAZ BÖYLE BİR ŞEY”
Biz bu işi yapmamız için bir sermayemizi yatırmışız bu işe. Mecburen getirip burada satmak zorundayız ama kurtarmıyor. Yani biz de bunları satıp paramızı bankaya mı yatıralım? Bizde paramızı bankaya yatıralım çalışmayalım o zaman ve parası olan yaşasın olmayanda sürünsün artık. Bu böyle gitmez ve bizim devletimizden isteğimiz banka faizlerini düşürmesi. İnsanlar bankadan para alacak ve iş yapacak sonuçta ticaret dönecek. Hani faiz haramdı ne oldu olmaz böyle bir şey. Şu anda piyasadan para çekilmiş ve vatandaş bankadan aldığı faizle yan gelip yatıyor. Biz de peynirimizle aracımızla düşmüşüz yollara para kazanmanın peşindeyiz. Yemek pahalı, hotel pahalı ve bir hotel olmuş bin lira yemekle beraber bin 500 lira ve araca da mazot koyunca oluyor masraflar 3-4 bin lira, bunun altından çıkmak çok zor. Tekrar etmek zorundayım biz devletten faizleri düşürmesi. Düşürsün ki piyasaya hareket gelsin zaten masraflar çok yüksek.”
]]>CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, TBMM Genel Kurulu’nda geçen hafta sağlıkla ilgili torba kanun teklifinin görüşmeleri sırasında iktidar tarafından yapılan hastane ihalelerine ilişkin açıklama yaptı. Alp, şunları söyledi:
“Kütahya Milletvekili Sayın Ali Fazıl Kasap Genel Kurul’a bilgi verirken Tip 1 diyabet hastalarının sensör maliyetlerinin 2 milyar TL olduğunu söyledi, 20 bin hastanın bu sensöre ihtiyacı olduğunu ve uzun zamandır AK Parti hükümeti tarafından bu maliyetin karşılanmasına direnç gösterildiğini belirtti. Sizin 20 bin hastaya vermediğiniz 2 milyar lirayı nereye verdiğinizi ben şimdi anlatacağım. 2023 seçimlerine on bir gün kala Kars Devlet Hastanesi’nin temelini attınız mı? Attınız. İhale bedeli 1 milyar 925 milyon lira, sözleşme tarihi 4’üncü ayın 14’ü 2023. Bu tarihten sekiz ay sonra 2024 Yılı Yatırım Programı ilan edildiği zaman, Sağlık Bakanlığı bütçesinde Kars Devlet Hastanesi yapım işinin proje tutarı ne kadar? 5 milyar 35 milyon lira. Ya, bu ihale sekiz ay önce 1 milyar 925 milyon liraydı.
“20 BİN HASTAYA VERMEDİĞİNİZ PARAYI MÜTEAHHİDE 8 AY SONRA FAZLASIYLA VERDİNİZ”
Sekiz ay içerisinde müteahhide yüzde 250 artış verdiniz değil mi? 20 bin hastaya vermediğiniz parayı müteahhide sekiz ay sonra fazlasıyla verdiniz. Bunu niye verdiğinizi, niye müteahhitlere verdiğinizi konuşmamın sonrasında anlatacağım. Ben bir araştırma yaptım, bu müteahhitlerin acaba uhdelerinde bu kadar böyle ballı bir ihalesi, başka işi de var mı diye -hiç şaşırmadım tabi- Sağlık Bakanlığı bu müteahhitlere ihale yağdırmış. Uhdelerinde 500 yataklı Bingöl Devlet Hastanesi işi var. İhale bedeli 1 milyar 288 milyon lira, sözleşme tarihi ikinci ayın 6’sı 2023. Aradan on bir ay geçiyor, 2024 Yılı Yatırım Programı ilan ediliyor, on bir ay sonra Bingöl Devlet Hastanesi proje tutarı 3 milyar 771 milyon lira olarak bütçede yer alıyor; tam 3 katı.
Ya, sizin TÜİK’iniz vardı, enflasyonu yüzde 60 açıklıyordu, ne oldu? Ne oldu da müteahhit enflasyonu yüzde 300 oldu? Bitmedi, dur, müteahhit de değil, ben şimdi bunların AKP mi, MKP mi olduklarını konuşmamın sonunda anlatacağım. Bu müteahhitlere iş devam etmiş, hiç durmamış, 2023 yılında yağmış mübarek. 400 yataklı Çankırı Devlet Hastanesi… Sayın Komisyon Başkanı burada, Bakan Yardımcısı burada, cevap versin. İhale tarihi beşinci ayın 10’u, seçimden dört gün önce, apar topar, ‘İktidarı kaybediyoruz’ diye ihaleleri vermişler; bedel 1 milyar 590 milyon lira. Aradan sekiz ay geçiyor, yatırım programı açıklanıyor 2024 Yılı Yatırım Programı’nda Sağlık Bakanlığı’na ayrılan bütçe 2 milyar 817 milyon. E, hani 1 milyar 590 milyondu sekiz ay önce bu? Sekiz ayda 2’ye katlamış. E, siz emeklilere 7.500 lirayı 10.000 lira yapamıyordunuz, üçte 1 zam veremiyordunuz.
Bu ihaleler önümüzdeki sene kaç lira olacak; 5 milyar mı, 10 milyar mı, 15 mi, kaçta gözü doyacak bunların, bunların gözü kaç lirada doyacak, siz daha kaç lira kazandıracaksınız? Bak, bu da belgesi, açın bakın; açın bakın, bu da belgesi, yatırım programında yer alan belge.
Siz yirmi sene AKP’ydiniz, bugün içinizden MKP çıktı. MKP ‘Müteahhit Kalkındırma Partisi’ bunlar, müteahhit. AKP ile MKP ilişkisini de anlatayım ben size. İş yapıyorsun da 1,5 milyar liralık işi 3 milyara yapıyorsun sekiz ay sonra. Bak, vatandaşa, 20 bin kişiye vermiyorsun bu parayı, müteahhide veriyorsun. İş yapmıyorsun sen; para yapıyorsun, servet yapıyorsun, servet transferi yapıyorsun. Sen 7.500 lirayı 10.000 lira yapmadın ya, 20 bin kişiye 2.500 lira vermiyorsun. Bak, delilli, ispatlı anlatıyorum. ‘Bu MKP nedir? Bu müteahhit kalkındırma partisi ne’ diyeceksin. AKP’li siyasetçiler ile MKP’li müteahhitler arasında organik bir ilişki vardır.
Buradan ben taahhüt sektöründeki firmalara sesleniyorum: Sigorta ödeyen, vergi ödeyen, çek ödeyen, senet ödeyen, kredi ödeyen, istihdam yaratan firmalar, boşuna uğraşmayın, siz MKP’yle baş edemezsiniz çünkü AKP milletvekili gider Sağlık Bakanı… Buradan ha, bunu da hatırlatayım, Ankara Başsavcısı, uyuma, uyuma! Şu Sağlık Bakanlığı Sağlık Yatırımları Genel Müdürlüğü ihalelerine bir bak, bir bak bu fiyat farkları neden oluyormuş? Bir bilirkişi incelemesi yaptır. AKP milletvekilleri ve AKP siyasetçileri Sağlık Bakanlığı’nın bürokrasisine çok alışkınlar, giderler içeriden fiyatı öğrenirler, 1 milyar 590 lira, MKP müteahhidi için bir hazırlık yapmaya gerek yoktur, o, 1 milyar 590’ı atar çünkü sekiz ay sonra 3 milyar olacağını da çok iyi bilir. Biz sizin AKP iktidarınıza da MKP’li ortaklarınıza da gün gelecek hesap soracağız, bunu da buradan ilan ederim.”
]]>Bakan Bolat, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası’nda düzenlenen “Esnaf Buluşması”nda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki hükümetin her büyük sıkıntılarda dahi devletin imkanları ölçüsünde toplumun bütün kesimlerinin dertlerini çözme gayreti içinde olduğunu vurguladı.
Son dört yıl içerisinde, patlak veren Kovid-19 salgını nedeniyle Türkiye’de 100 binin üzerinde dünyada da 20 milyon insanın hayatını kaybettiğini, Rusya-Ukrayna savaşı çıktığını, ardından Türkiye’de 53 bin 537 kişinin yaşamını yitirdiği deprem felaketinin yaşandığını ifade eden Bolat, “Hiçbir dönemde ne parasızlık ne maaşların ödenmemesi ne finansman imkanları sunulmaması ne de hiçbir ürünün bulunamaması gibi bir durum meydana gelmedi. Ardından üç ay süren çok büyük bir seçim maratonu yaşandı. ve hükümetimiz, göreve geldiği 3 Haziran’dan bu yana 7/24 var gücüyle çalışıyor. Toplumun bütün kesimlerinin ihtiyaçlarının karşılanması, satın alma gücünün artması noktasında gayret ediyoruz.” diye konuştu.
“Türkiye’deki bütün esnafa geçen yıl kullandırılan kredi 164 milyar lira”
Bakan Bolat, 2002 yılında Halkbank kaynağından esnaf ve sanatkarlara yüzde 20 sübvansiyonla şahıs başına 5 bin lira kredi verilirken, şu anda yüzde 50 sübvansiyonla 650 bin liraya kadar kredi verildiğini söyledi.
Eskiden yatırım kredisi alamayan esnafa, bugün 1,5 milyon liraya kadar yatırım kredisi verilebildiğini aktaran Bolat, 300 bin liraya kadar da Genç Girişimci Kredisi verildiğini belirtti.
Bolat, bugüne kadar Usta Girişimci Kredisi olarak 15,5 milyon lira kredi verildiğini dile getirerek, “1950 ile 2002 yılları arasında 52 senede 152 milyon lira kredi kullandırılmış. Tabii o zaman paranın değeri ona göre daha değerliydi. Ama 2002’den bu yana 21 yılda esnaflarımıza, sanatkarlarımıza 458 milyar lira finansman desteği sağlandı. ve Antalya için 2023 yılında, geçen yıl kullandırılan finans desteği 9 milyar 800 milyon lira. Türkiye’deki bütün esnafa geçen yıl kullandırılan kredi rakamı 164 milyar lira.” dedi.
“Kadın kooperatiflerin projeleri çağrıya çıkıyor”
Bakanlığının görev alanı içinde olan kooperatif sayısının 10 bin olduğunu belirten Bolat, onlar için Kooperatiflerin Destek Programı’nı (KOOP-DES) uyguladıklarını söyledi.
Kadın kooperatiflerine ciddi hibeler verdiklerini ifade eden Bolat, “Kadın girişimcilerin üretim hayatına katılması ve gelir elde etmeleri noktasında onlara makine, ekipman ve demirbaş alımı için beş yılda bir defaya mahsus, 400 bin liraya kadar nakdi destek, sergi ve fuarlara katılmaları için de 60 bin lira ve çalıştırdıkları iki eleman için de yılda 273 bin lira hibe destek sağlıyoruz. KOOP-DES faaliyetlerimiz devam edecek. Yakında kadın kooperatiflerinin projeleri için 1-2 haftaya çağrıya çıkılıyor.” diye konuştu.
Antalya’nın turizmde büyük atılımları olan, dünyaca bilinen bir turizm cenneti olduğunu vurgulayan Bolat, Antalya’ya gelen turist sayısının geçen yıl 15 milyona yaklaştığını söyledi.
Bolat, bundan iki sene öncesine kadar 650-680 dolar olan kişi başı turist harcamasının bu yıl 960 dolara yükseldiğini vurgulayarak, bunun çok önemli bir rakam olduğunu belirtti.
Bu durumun devamı için “Turistten çok para kazanalım” anlayışı ile değil “Onlara güzel hizmet edelim ki ülkemizi güzel tanıtalım, gezdirelim, beğendirelim ki hep gelsinler” anlayışıyla turizmde çalışmak gerektiğini vurgulayan Bolat, “Yani ‘bir kere voliyi vuralım, ne olursa olsun’ anlayışı çok tehlikeli bir anlayış. Allah korusun müşteriyi, turisti kaçırırsın. Bizim esnafımız asla öyle bir şey yapmaz.” ifadelerini kullandı.
Kamu bankalarının esnaftan aldığı kredi kartı komisyonu yüzde 2,39’a düşürüldü
Bakan Bolat, yaklaşık 1,5 ay önce bakanlık olarak Türkiye Bankalar Birliğiyle bir toplantı yaptıklarını anımsatarak, orada bazı taleplerde bulunduklarını söyledi.
Esnaf ve sanatkarın post makinesinden yani kredi kartı ve banka kartıyla yapılan ödemelerden alınan komisyonları, akaryakıt istasyonlarından alınan komisyonları düşürmelerini istediklerini aktaran Bolat, “Üç tane kamu bankası bir araya geldi. ve inşallah esnaftan aldıkları kredi kartı komisyonunu yüzde 2,39’a düşürdüler. Aynı şekilde üye iş yeri ücretinde de yüzde 50 indirim yapma kararı aldılar. İnanıyorum ki üç kamu bankasının yaptığı bu önderliği diğer özel bankalar da mecbur kalacak, takip edecekler. Rekabet gereği. Esnafımız, sanatkarlarımız için gerçekten 2024 yılı başında önemli bir katkı olarak kaydedilmiş oldu.” diye konuştu.
(Bitti)
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, partisinin Ulukışla Belediye Başkan Adayı Hüseyin Toker’in seçim çalışmalarına destek vermek amacıyla gittiği ilçede, pazar yerini gezdi ve esnafla konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıla göre iki katından fazla artış yaşanan peynir fiyatlarına dikkat çekti.
“TULUM PEYNİRİ 125 LİRADAN 300 LİRAYA ÇIKTI”
Ulukışla ilçe pazarında peynir satan pazarcı esnafı geçen yıl 125-130 lira arasında satılan koyun tulum peynirinin bu yıl 300 liraya, geçen yıl 100 lira olan bidon peynirin de bu yıl 220 liraya satıldığını belirtti. Geçen yıl 170 liraya kadar çıkan Kars kaşar peynirinin bugün pazar yerinde 330-350 lira bandında satıldığına dikkati çeken esnaf, “Geçen yıl 100 lira olan tereyağı bu yıl 200 liraya çıktı. Haftaya da 230 lira olur. Marketlerde peynir fiyatları daha da pahalı. Sattıklarımızın yerine aynı parayla yenisi alamıyoruz” dedi.
“400 LİRAYA KADAR PEYNİR SATILIYOR”
Pazaryerinde peynir satan başka bir esnaf da geçen yıla göre peynir fiyatlarının yüzde 100’den fazla arttığına işaret ederek, “Burada pazar yerinde 400 liraya kadar fiyatlarla peynir satılıyor. En ucuz peynir 100 liraya sattığımız çökelek ve lor peyniri. Vatandaş, pahalı olmasına rağmen peynirler arasında en ucuz olduğu için en çok çökelek alıyor” diye konuştu.
“EMEKLİ BU FİYATLARLA NASIL PEYNİR ALACAK?”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise peynir fiyatlarındaki artışın, ülkemizde hayat pahalılığın geldiği noktası göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşlar ile emeklilerin bırakın marketleri Pazar yerinden bile peynir alamaz duruma geldiğini aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peynir, hayvancılıkla geçimi olan birçok yerde üretimi yapılagelmiştir. 5-6 kilo sütten bir kilo beyaz peynir elde ediliyor. Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatını 13,5 TL olarak belirledi. Niğde’de ise halen çiğ süt litresi üreticiden 11,5 TL olarak alınmaktadır. Yem fiyatlarındaki artış, hayvancılığın sürdürülebilirliğini zorluyor. Girdi maliyetleri ile süt fiyatları üreticiyi memnun etmiyor. Ahır giderleri artarken hayvan varlığı azaldıkça, küçük aile tipi işletmelerin sayısal azalması sütten mamül üretiminin daha çok sanayi ürününe dönüşmesine neden olmaktadır. Marketlerde markasına göre kilosu 600 liraya kadar değişen peynir fiyatları, türüne göre pazar yerinde de kilosu 400 liraya kadar tırmanmıştır. Böyle giderse, fakirin alabildiği çökelek ve lor peynirde gözde olacak. Pazarda daha çok bu peynirler satılıyor.” dedi.
]]>14 Şubat Sevgililer Günü öncesi çiçekçiler yoğun bir mesai ile çalışıyor. Türkiye’nin kesme çiçek üretiminin yüzde 45’ini karşılayan İzmir’in Menderes ilçesindeki çiçekçilerde, gül ve karanfil seralarında hasat yoğunluğu yaşıyor. Yurt içinden ve yurt dışından gelen siparişleri yetiştirmek için yoğun bir şekilde çalışan çiçekçiler, gelen talepten memnun.
Hasat için seranın yolunu tutan üreticiler, toplanan çiçekleri önce mezatta satıyor, ardından da ülkenin dört bir yanındaki alıcılarla buluşturuyor. Birçok çeşit çiçek mezatlarda toplanırken, üreticiler geçen yıl deprem sebebiyle buruk geçen Sevgililer Gününden bu yıl beklentiyi yüksek tutuyor. Mezatta tanesi 75 lira ile 150 lira arasında satışa sunulan gülün 20’li demeti 500, karanfilin 20’li demeti ise 50 liradan satılıyor.
Gül erken açtı, fiyatlar yükseldi
Gül fiyatlarının ürün miktarının az olması sebebiyle yükseldiğini aktaran İzmir Çiçekçiler Odası Başkanı Kazım Kış, “Burada vatandaşlar dükkanlarına çiçek alabilmek için birbirleriyle yarışıyor. Ürün çeşitliliği bol. Sadece İzmir’den değil Türkiye’nin her yerinden çiçek almak için gelenler var. Ürün kalitesi olarak çiçekler gayet güzel. İklim şartlarından dolayı bu yıl için güllerde biraz sorun yaşadık. Şubat’ta açacak güller ocak ayında açtı. Gül fiyatları ürün az olduğu için yükseldi. Burada bütün çiçekler açık artırma ile alınıyor. Ne kadar çok talep olursa fiyatlar o kadar çok yukarıya doğru çıkıyor” ifadelerini kullandı.
Aşıkların alabileceği en ucuz hediye ‘çiçek’
Çiçeğe olan talebin yüksek olduğunu söyleyen Kış, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Sevgililer Günü tüm dünyada kutlanan bir gün. İnşallah bu sene umudumuz iyi yönde gitmesi, bereketli geçmesi. Geçen yıl gül 75 ile 100 lira arasında satılmıştı. Bu yıl da fiyatlar birbirine yakın. Ürünün kalite ve cinsine göre fiyatlar 75 ile 150 TL arasında seyredecek. Alınabilecek en ucuz hediye çiçektir. Bugün bir gül aldığınız zaman sevdiğinizin gönlünü alabiliyorsunuz.”
Gül alacaklara tavsiye: “Elinizi çabuk tutun”
14 Şubat için gül alacaklara seslenen çiçek üreticisi Abdullah Geh, “Bu yıl çiçekler erken açtı. Sevgililer Gününde sıkıntı yaşadık. Karanfil piyasası normal piyasanın üzerinde; ama yeteri kadar umutlu olamıyoruz. Karanfilin 20 adet demet hali 50 ile 70 lira arasında satılıyor. Yazlık gülün 20 adet demet hali 200-250 TL arasında, kışlık; yani Sevgililer Günü için hazırlanan 20’li demet güller ise 500 ile 750 TL arasından satılıyor. Alıcılar Sevgililer Günü için biraz daha erken davranmalılar. Ellerini çabuk tutmalılar. Bence Sevgililer Gününü beklemesinler, piyasada gül sıkıntısı var” dedi.
“Kaliteli çiçekler daha önce satılıyor”
Seradan topladıkları çiçekleri demet haline getirip toplama merkezlerine gönderdiklerini belirten üretici Saliha Geh, “Çiçekleri toplama merkezinden nereye istersek kasa ve barkodlarla bölgelere gönderiyoruz. Giden ürünün çokluğuna göre fiyat uygun hale geliyor. Şuan özel gün olduğu için fiyatlarımız yüksek. Özellikle alıcılar son dakikaya bırakıyor. Kaliteli gül ve karanfiller aslında daha önceden satılıyor. Karanfilin üretim süreci biraz daha zor; ama gülün daha kolay” diye konuştu.
“Çiçeğin en tazesi bahçede”
Çiçek alırken yaprakların taze olmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Saliha Geh, “Çiçeklerin uçları sarı olursa daha önce kesilmiş ve daha dayanıksız oluyor; fakat hiçbir zaman bahçedeki gibi taze çiçek bulamazlar. Müşteriye ulaşana kadar uzun süreçten geçiyor. En taze çiçek bahçede” ifadelerine yer verdi. – İZMİR
]]>CHP Niğde Milletvekili Gürer, Çiftlik ilçe CHP Belediye Başkan Adayı Arif Çakıl, Azatlı belde Belediye Başkan Adayı Mehmet Akpınar, Bozköy Belediye Başkan Adayı Muammer Çelikbaş, Divarlı Belediye Başkan Adayı Sezai Avcı ile Çiftlik ilçesi ve beldelerde birlikte esnaf ziyareti yaptı ve ilçe pazarını gezdi. Gürer, pazar alışverişine çıkan vatandaşlarla konuştu. Ekonomik durumdan dert yanan vatandaşlar şunları söyledi:
“ESKİDEN ÇUVALLA ALDIĞIMIZ ÜRÜNLERİ ŞİMDİ GRAMLA VE TANE İLE ALMAYA BAŞLADIK”
Pazarda fiyatların çok pahalı olmasından yakınan bir vatandaş, “Her şey ateş pahası olmuş. İsteğimiz hiçbir şeyi alamıyoruz” derken, başka bir vatandaş da tane ve gramla aldığı sebze ve meyveleri göstererek, “Domates 50 lira olmuş. 5 tane biber, 5 tane domates ve soğan gibi ürünlere 200 liraya aldım. Eskiden çuvalla aldığımız ürünleri şimdi gramla ve tane ile almaya başladık” dedi.
“BU YAŞIMA KADAR BÖYLE PAHALILIK GÖRMEDİM”
80 yaşında olduğunu söyleyen başka bir vatandaş ise “Ben bu yaşıma kadar böyle pahalılık görmedim. Paranın hiçbir değeri kalmadı. Aldığımız sebze, meyveye maaşımız yetmiyor. İstediğimiz ürünleri alamıyoruz” diyerek pazardaki aşırı fiyat artışlarına tepki gösterdi.
Pazar yerinde ekmek arası döner satışı yapan bir esnaf ise satışların yarıya yarışa azaldığını, ne esnafın ne de pazara alışveriş için gelen vatandaşın dürüm satın aldığını ifade etti.
“KAŞIKLA VERDİKLERİNİ KEPÇEYLE ALIYORLAR”
Çocuğunun şeftali ve ceviz istediğini ancak bu ürünlerin çok pahalı olması nedeniyle alamadığını söyleyen başka bir kadın ise alışveriş için geldiği ilçe pazarından, fiyatların çok pahalı olması nedeniyle her istediğimizi alamıyoruz” dedi. Pazar çıkışında boş çantasını gösteren başka bir vatandaş ise “Emekliye zam yapıldığını söylüyorlar. Bu para neye yetecek? Kaşıkla verdiklerini kepçeyle alıyorlar. Millet biraz akıllı olsun artık” şeklinde konuştu.
“HER YIL BİR ÖNCEKİ YILI ARATTIRIYOR”
Pazar yerinde kumaş ve tekstil ürünleri satışı yapan bir esnaf da sattıkları ürünün yerine yenisini almak için satıştan elde ettikleri paranın üzerine para koymak zorunda kaldıklarını belirterek, “İlçeye ürünleri aracımla getiriyorum. Eskiden 400-500 liraya dolan yakıt deposu şimdi 3-5 bin liraya ancak doluyor. Geçen yıl satışlar bu yılkinden daha iyiydi. Her yıl biraz daha kötüye gidiyor. Her yıl bir önceki yılı arattırıyor” ifadelerini kullandı.
“200 TL’NİN ESKİ 20 LİRA KADAR HÜKMÜ YOK”
Pazarcı esnafının ve alışveriş için gelen vatandaşların sorunlarını dinleyen CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise, “Yıllardır pazar yerlerini gezerim. AKP dönemlerinde hep sıkıntı vardı. Sorunlar bu yıl daha da artmış görünüyor. Önceleri kilolarca ürün alan, torbayla meyve sebze alan vatandaşlar, fiyat artışı nedeniyle artık gramla ya da tane ile ürün alabiliyor. Vatandaş, en büyük para birimimiz olan 200 TL’nin eski 20 lira kadar hükmü yok. Bozuk paraya gerek kalmadı. Bir alışverişe en büyük banknotumuz yetmiyor, diye dert yanıyor. Emeklilerin tepkisi de çok büyük; geçinemiyoruz, açlığa mahkum edildik, bizi iktidar duymuyor. Emekliler yılı yoksulluk yılı oldu” şeklinde tepki gösterdiklerini söyledi.
“İNSANLAR EVLERİNE TANE İLE MEYVE SEBZE ALIYOR”
Girdi maliyetlerindeki artışın etiketlere yansıdığına dikkat çeken CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Nakliye masrafları her gün biraz daha artıyor. Mazot litresi 45 lira. Mersin’den getirdiği ürüne tanede yerinde aldığı ürün fiyatına nakliye kadar masrafı ekleniyor. Pazarcı da gideri çok olunca para kazanamıyorum diyor. Etiket fiyatlarının yarısını nakliye masraflarına çalışır olduk diye dert yanıyorlar. Gidişat çok kötü. İnsanlar evlerine tane ile domates, tane ile biber, gram ile sebze, meyve alıyor. Ekonomide ciddi önlemler alınmalı. dedi.
]]>ANKA Haber Ajansı, İstanbul Bağcılar’daki semt pazarında alışveriş yapan vatandaşlara mikrofon uzattı. Vatandaşlar, “İyice çöktük, bittik… Yetti artık!” sözleri ile durumu özetlerken, zamlı fiyatlar karşısında kendini tutamayan bir kadın “Ağlayarak gidiyorum pazardan ne alacağım. Evde durmuyorum yine bin lira doğalgaz parası geldi. Lahanaları dal aldım gidiyorum. Hiçbir şey alamadım. Tek başıma yaşıyorum. Bütün Lahanayı nasıl alayım. Tanesi 30 lira” dedi.
İstanbul Bağcılar Semt Pazarı’nda ANKA Haber Ajansı’na konuşan vatandaş da esnaf da artan fiyatlardan şikayet etti. Yurttaş, şunları söyledi:
“BU HAYAT ŞARTLARINDA HİÇBİR ŞEY ALAMIYORUZ. İYİCE ÇÖKTÜK, BİTTİK”
Emekli Turhan Doğan: “Hiçbir şey değişmedi. Bu hayat şartlarında hiçbir şey alamıyoruz. İyice çöktük, bittik. Bir kilo zeytin 250 lira olmuş. 40 liralık zeytin alıyorum. 50 liralık peynir alabiliyorum. Başka bir şey alamıyorum. Bu hayat şartlarında hükümetin bize vermiş olduğu zamla geçinmemizin mümkünü yok. Ne yapacağız bilmiyorum. Nerede ucuz ürün varsa ondan almaya çalışıyoruz. Hiçbir şey değişmedi. Bu hayat şartlarında hiçbir şey alamıyoruz. İyice çöktük, bittik. Başka bir şey alamıyorum. Bu hayat şartlarında hükümetin bize vermiş olduğu zamla geçinmemizin mümkünü yok. Ne yapacağız bilmiyorum. Nerede ucuz ürün varsa ondan almaya çalışıyoruz.”
“LAHANALARI DAL ALIYORUM”
Ağlayan Teyze: “Ağlayarak gidiyorum ne alacağım. Evde durmuyorum yine bin lira doğalgaz parası geldi. Allah yedirmesin. Lahanaları dal aldım gidiyorum. Hiçbir şey alamadım. Tek başıma yaşıyorum. Lahanayı nasıl alayım. Tanesi 30 lira.”
“MAAŞA ZAM YAPMADAN ALDILAR PARAYI ELİMİZDEN”
Vatandaş: “Abla niye soruyorsun pahalılığı görmüyor musun sen? Yarımşar kilo zor alıyoruz. Biberin kilosu 50 lira, domates 50 lira olmuş. Daha bunun neyini anlatayım ki ben size. Her şey pahalı. Sarımsağın kilosu 180 lira. Maaşlara zam yapıyormuş. Ne zammı ya! Maaşa zam yapmadan aldılar parayı elimizden. Bırak abla söyletme beni 50 TL’den aşağıya bir şey yok.”
“BUNLAR ÜLKENİN BAŞINA GELDİ GELELİ BU ÜLKE HEP KÖTÜYE GİTTİ”
İbrahim Korkmaz: “Bunlar ülkenin başına geldi geleli bu ülke hep kötüye gitti. Hiçbir zaman doğru düzgün bir şey yaşamadık. AKP hükümeti geldiği sürece biz mahvolduk. Bunlar gitmediği sürece bizim düzelme şansımız yok. Düzelemiyoruz. Her şey pahalı. Bir kıvırcık 40 lira, limon 20 lira. Neyi sorarsan sor hepsi pahalı. Emekli maaşına verdiği zam 2 bin 500-3 bin lira. 2 bin 500 ne zammı veriyorsun. Bu ne ya! Bu ülke senin babanın malı değil.”
“SADECE BİZİ, ‘ŞÜKÜRLER OLSUN’LA KANDIRMAYA ÇALIŞIYOR”
Pazarcı Esnafı: Ben günlük yevmiyeciyim. Günlük bin lira para alıyorum, haftanın 5 günü çalışıyorum. 5 bin lira para yapıyor. Ayda 20 bin TL yapar. 16 bin TL kira ödüyorum. Bir sebze, bir meyve, bir patates, bir soğan bir insan ağız tadıyla alsın gelsin bakalım vereceği para 3 bin TL para. Ayda 12 bin lira eder. Aldığımız maaş 20 bin liraya denk bile gelmiyor. Sigortamız bile yatmıyor. Ama insanlara geliyorsun son kelimede her zaman ‘şükürler olsun, şükürler olsun’ Sadece bizi, ‘şükürler olsun’la kandırmaya çalışıyor. Ama bu nereye kadar gidecek. Allah sonumuzu hayır etsin.”
“NE YAPACAĞIZ”
Vatandaş: “Geçen ay 7 bin 500 lira aldık. 2 bin 500 lirayı sonradan verdi. 5 bin liraya kirada oturuyorum. Geriye ne kalıyor? 5 bin lira kalsa ne olacak? Elektrik, doğalgaz, su var, pazar var, torunlar var. Ne yapacağız?”
“7 BİN 500 LİRA EMEKLİ MAAŞIYLA VATANDAŞ EV Mİ GEÇİNDİRSİN, DOĞALGAZ MI VERSİN, PAZARA MI ÇIKSIN”
Vatandaş: “Bakıp, bakıp geçiyoruz. Canımızın istediği oluyor, alamıyoruz çoğunu. Çok pahalı. Bu millet nasıl alacak, nasıl yiyecek? Maydanozu 1,5-2 liraya alıyorduk, şimdi 10 liradan aşağı yok. 7 bin 500 lira emekli maaşıyla vatandaş ev mi geçindirsin, doğalgaz mı versin, pazara mı çıksın. Pazarı altüst ettik daha bir şey alamadık.”
“SATIŞ YOK. AKŞAMA KADAR BÖYLE MİLLETİ BEKLİYORUZ”
Pazarcı Esnafı: “Müşteri alamıyor. Ben mahvoluyorum. Günlük 700-Bin lira zararım oluyor. Akşama kadar böyle bekliyoruz. Satış yok. Akşama kadar böyle milleti bekliyoruz.”
“ÇİLEK 120 LİRA NASIL ALACAK? ALLAH HERKESİN YARDIMCISI OLSUN”
Pazarcı Esnaf: “Çilek 120 lira az mı? Asgari ücret olmuş 17 bin lira, çilek 120 lira. Nasıl alacak? Allah herkesin yardımcısı olsun.”
“KIVIRCIK 40 LİRA, MAYDANOZ 10 LİRA, DEREOTU 20 LİRA YİNE KİMSE ALAMIYOR”
İdris Ağaç: “Maalesef kimse alamıyor. Ama yapacak da bir şey yok. Halk halinden memnun. Ne diyebiliriz ki. Kıvırcık 40 lira, maydanoz 10 lira, dereotu 20 lira yine kimse alamıyor. Müşteri yok. Yapacak bir şey yok.”
“KRİZ DESEN DİZ BOYU, YOLSUZLUK DESEN DİZ BOYU, HIRSIZLIK DESEN DİZ BOYU. MİLLET GEÇİM DERDİNDE”
Pazarcı Esnafı: “Her şey ucuz maşallah. Günden güne indirim oluyor. Zam olmuyor. Öyle diyorlar yani. Bir tane maydanoz olmuş 10 lira. 1 liraya bile satamıyorduk şimdi 10 lira. Mal bulunmuyor. Kriz desen diz boyu, yolsuzluk desen diz boyu, hırsızlık desen diz boyu. Millet geçim derdinde. Kira olmuş 15 bin lira. İşçi bulamıyoruz. Emekliyiz, 7-24 çalışıyoruz. Kendimizi zor idare ediyoruz.”
“SADECE SEÇİM ZAMANI GELİP BİZİM HALİMİZİ HATIRIMIZI SORUYORLAR, BAŞKA ZAMAN KİMSE UĞRAMIYOR”
Pazarcı esnafı: “2-3 haftadır işler durgun. Çünkü fiyatlar artınca vatandaşlar alamıyor. Yemesek de olur diyorlar. Yapacak bir şey yok. Onlar mağdur olunca biz de mağdur oluyoruz. Her şey almış başını gidiyor. Ekonominin sonu ne olacak bilmiyorum. İnşallah iyi olur. Hakkımızda hayırlısı ne ise o olsun. Sadece seçim zamanı gelip bizim halimizi hatırımızı soruyorlar, başka zaman kimse uğramıyor. Onu da geçtik, ekonomiyi düzeltsinler. Bari insanlar rahat yiyecek alabilsinler, rahat kirada oturabilsinler, kiralarını rahatça ödeyebilsinler. 10 bin lira emekli maaşıyla kim geçinecek? Kira olmuş 15 bin lira, emekli maaşı 10 bin lira. Eşim 10 bin lira alıyor, birlikte çalışıyoruz.”
“BİZ EMEKLİYİZ AMA PARA YOK. BANKADAN EVE GELENE KADAR PARA BİTİYOR”
Vatandaş: “Bakıyorum bu ülkenin haline satmadıkları yer yok, yemedikleri halt yok. Kazandıran bayanlardır. Erkekler değil. O partiyi kazandıran erkekler değil bayanlardır. Biz emekliyiz ama para yok. Bankadan eve gelene kadar para bitiyor. Nereye gittiğini de bilmiyorsun. Ev kiraları 15-20 bin lira.”
]]>ANTALYA Toptancı Hali’ne 2023 yılında giriş yapan sebze ve meyve miktarı, bir önceki yıla göre yüzde 36’lık düşüşle 536 bin 918 tona geriledi. Düşüşe, ‘kayıt dışı alışveriş’in sebep olduğunu söyleyen Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Hasan Yılmaz, “Kayıt dışı tüccarlar, direkt olarak üreticiyle görüşerek ürünü tarladan satın alıyor. Devlet de vergi kaybı yaşıyor” dedi.
Turizm kenti Antalya, örtü altı üretimin de merkezi olarak biliniyor. Kentte hem yüksek rakımlı yaylalarda hem de kıyıya yakın yerlerdeki seralarda üretilen sebze ve meyveler, iç piyasaya sunuluyor ve ihraç ediliyor. İhraç ürünleri arasında, domates yüzde 50’ye yakın oranla büyük yer tutarken, biber grubu, patlıcan ve diğer ürünler de ihraç edilen sebzeler arasında yer alıyor. Ürünlerin sevkiyatı tır ve uçak kargolarla sağlanıyor. Üretici, hasadını yaptığı meyve ve sebzeleri, fiyatların belirlendiği toptancı haline getiriyor. Kamyonetlere kasalarla yüklenen ürünler halde günlük olarak arz ve talebe göre fiyatlandırılıyor. Komisyoncuların aldığı ürünler tüccarlara satılıp hem iç piyasaya sunuluyor hem de ihraç ediliyor.
HALE GETİRİLEN ÜRÜNÜN TONAJINDA DÜŞÜŞ VAR
Antalya Toptancı Hali’nde 2019 yılından bu yana yıllık olarak kazanç artışa geçse de getirilen ürünün tonajı düşüş eğilimine girdi. 2019 yılında 852 bin 151 ton olan sebze ve meyve girişi 2020’de 838 bin 470 tona geriledi. Hale giren sebze ve meyve miktarı 2019-2023 yılları arasında yalnızca 2021’de artış gösterdi. 2021’de 915 bin 16 tonluk ürün girişi olurken, 2022’de ise ürün miktarı yeniden düşüşe geçip 845 bin 307 ton şeklinde gerçekleşti. Bu rakam da yüzde 36’lık gerilemeyle, geçen sene son yılların en düşük rakamı olan 536 bin 918 ton olarak kayıtlara geçti.
DÜŞÜŞ NEDENİ
Antalya Yaş Sebze ve Meyve Komisyoncular Derneği Başkanı Hasan Yılmaz, yüzde 36-40 arasındaki düşüşün hal dışında gerçekleşen kayıt dışılıktan kaynaklandığını söyledi. Normal şartlarda üreticinin hasat sonrası ürününü toptancı haline getirip buradaki komisyoncular ve tüccarlar üzerinden piyasaya sürdüğünü ve tüm bu işlemlerin resmi kayıtlara işlendiğini belirten Yılmaz, “Ancak bazı kayıt dışı tüccarlar direkt olarak üretici ile görüşerek ürünü tarladan satın alıyor. 20 liralık belge düzenleyip 2 liradan üreticiden alıp İstanbul başta olmak üzere hem iç piyasaya hem de yurt dışına ürün sevk ediyor. Bu durumda 20 liralık ürününü tarlada direkt olarak 2 liradan satan çiftçi de kaybediyor. Devlet de vergi kaybı yaşıyor. Bu oran özellikle geçen sene yüzde 36’yı buldu” dedi.
Kayıt dışılık nedeniyle ürünün hem fiyat hem de üretim yeri izinin sürülemediğini anlatan Yılmaz, bu durumun halde vergisini veren ve her türlü işlemleri kayıt altında tutmak zorunda olan esnafa zarar verdiğini söyledi.
‘KAYIT DIŞI YAPANLAR HERKESE ZARAR VERİYOR’
Halde komisyonculuk yapan Hüseyin Demir de kayıt dışılıktan dert yandı. Çalışan personelinden satın alıp tüccara pazarladığı her türlü sebze ve meyveyi kayıt altına alıp, hesabını devlete verdiğini anlatan Demir, “Vergi kaçakçılığı yapma imkanımız zaten yok. Her şeyimiz kayıt altında. Ancak kayıt dışı bu işi hal dışında yapanlar, herkese zarar veriyor. Bunların bir an önce kontrol altına alınması gerekiyor” diye konuştu.
‘TOPTANCI HALİ’NDE GÜNCEL FİYATLAR
Diğer yandan Antalya’da ara dikim dönemine girildiği için semt pazarlarında bir miktar fiyat artışı bekleniyor. Antalya Toptancı Hali’ndeki ürünlerin güncel kilogram fiyatları ise şöyle:
“Domates 22 lira, kokteyl domates 34 lira, sivri biber 34 lira, kıl sivri biber 50 lira, kılçık sivri biber 70 lira, çarliston biber 28 lira, dolmalık biber 33 lira, üç burun köy biberi 43 lira, kapya biber 30 lira, patlıcan 35 lira, kabak 27 lira, salatalık 36 lira, silor salatalık 50 lira, Kaliforniya biber 60 lira.”
]]>Kilogramı 12 liradan satılan halk arasında “kan portakalı” olarak bilinen ‘Smith Red Blood’ yurt dışında yoğun talep görüyor
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan:
“Bu ürün çok güzel ve kaliteli tanıtılması lazım”
ADANA – Türkiye’nin portakal ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılayan Adana’da halk arasında “kan portakalı” olarak bilinen ‘Smith Red Blood’un hasadı sürüyor. Kan portakal, bahçede kilogramı 12 liradan alıcı buluyor.
Türkiye’de 580 bin dönüm, Adana’da ise geçen yıla oranla yüzde 10 artarak 145 bin dönüm alanda üretimi yapılan portakalda bu sene dönüm başına ortalama 5 ton verim alınıyor. Yüreğir ilçesinde yetişen portakallar yurt içinde tüketilmesinin yanında Rusya’ya, Doğu Avrupa’ya ve Suudi Arabistan’a ihraç ediliyor. Bahçede fiyatlar ise 4 ile 5 lira arasında değişiyor.
Kan portakal yurt dışına gidiyor
Ayrıca kentte halk arasında kan portakal olarak bilinen ‘Smith Red Blood’un hasadı sürüyor. Kent genelinde bin 500 dönüm alanda ekilen portakalın şuanda bahçede kilogramı 8 ile 12 lira arasında satılıyor. Dönüm başına 5 ton verim alınan ancak yurt içinde pek rağbet görmeyen portakal, dünyanın birçok bölgesine ihraç ediliyor.
“Kış sert geçince daha da kızarıyor”
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, “Bu portakal Adana’da ekilen portakalın yüzde 1 buçuğu kadar ekildi. Buda ortalama bin 500 dönüm yapıyor. Bu cins portakalın yanında birde ‘cara cara’ cinsi var. Onunda içi kırmızı ancak dışı normal portakal gibi. Fakat ‘Smith Red Blood’un hem içi hem de dışı kırmızı. Bu portakal Ocak ayının 20’sinden sonra hasat yapılır ve Şubat’ın ortasına kadar devam eder. Kışın hava sert geçtiğinde bu portakalın rengi daha kırmızı oluyor. Hava bu sene sert geçmediği için rengi çok kırmızı olmadı” ifadelerini kullandı.
“Fiyatın düşük olması ürünün bol olmasından kaynaklanıyor”
Geçen sene ‘Smith Red Blood’un kilogramının 18-20 lira arasında değiştiğini aktaran Doğan, “Genelde bu portakal piyasada çok az tüketiliyor çok ekilmediği için. Yurtdışından bu cinse talep var. Bu portakalın kilosu geçen yıl 18-20 lira arasındaydı ancak bu yıl narenciye de hasat bolluğu yaşandığı için şuan tarlada fiyatı 8-12 TL arasında satılıyor. Yurt içinde bu portakalı çok bilen yok, bazı süper marketlerde satılıyor. Genelde diğer ürünleri gönderdiğimiz bütün ülkeler tarafından rağbet görüyor. Fiyatın düşük olması ürünün bol olmasından kaynaklanıyor” dedi.
“Tüketim alışkanlığı artmalı”
Gelecek senelerde ‘Smith Red Blood’un ekim alanının artacağını söyleyen Doğan, “Artık yüzde 6 meyil olmadan narenciye bahçesi yapılamayacak. Bu da artık Adana’da portakal ekimi olmayacak demek. Eğer eski bahçeler sökülüp yerine yeni cinsler ekildiğinde bu cins meyvenin ekileceğini düşünüyoruz. Bu ürün aslında çok güzel ve kaliteli. Fuarlarda biz bu ürünün tanıtımını yapıyoruz. Eğer halkımızda bu ürünün tüketim alışkanlığı oluşursa ekim alanı artacaktır” diye konuştu.
]]>Türkiye’de, 6 Şubat’ta Kahramanmaraş’ın Pazarcık ilçesinde saat 04.17’de 7,7 büyüklüğünde, Elbistan ilçesinde saat 13.24’te 7,6 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

53 BİN 537 KİŞİ HAYATINI KAYBETTİ
Kahramanmaraş’ın yanı sıra Hatay, Osmaniye, Adıyaman, Diyarbakır, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Adana, Malatya ve Elazığ’ı vuran asrın felaketinde 53 bin 537 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 213 kişi yaralandı.
Türkiye’nin uluslararası yardımı da içeren 4. seviye alarm verdiği deprem sonrası 93 ülkeden arama kurtarma ekipleri bölgede çalışmalara katıldı.

7 GÜN SÜREYLE OHAL KARARI ALINDI
120 bin kilometre karelik alanda 14 milyon vatandaşın doğrudan etkilendiği depremler 11 il, 124 ilçe, 6 bin 929 köy ile mahallede ağır yıkımlara yol açtı.
Ülke genelinde 7 gün süreyle milli yas ilan edilirken, deprem bölgesinde ise OHAL kararı alındı.

650 BİN PERSONEL GÖREV YAPTI
Tüm kamu kuruluşları, mahalli idareler, sivil toplum kuruluşları ve gönüllülerin seferber olduğu deprem sonrası, bölgeye su, gıda, ilaç ve giyecek başta olmak üzere tüm yaşam malzemeleri hızla gönderildi.
Depremlerde yıkılan 38 bin 901 binada arama, yaşam olduğu belirlenen 26 bin binada arama kurtarma faaliyeti gerçekleştirildi.

Bölgede müdahale çalışmaları kapsamında 11 bin 488’i uluslararası, 35 bin 250’si arama kurtarma, 142 bini güvenlik personeli olmak üzere toplam 650 bin personel görev yaptı.
Bölgede 350 çadır kent alanında 645 bin çadır, 414 konteyner kentte ise 215 bin 224 konteyner kuruldu.

BÖLGEYE 106 MİLYAR 728 MİLYON LİRA KAYNAK AKTARILDI
Geçici barınma hizmeti kapsamında bugüne kadar 349 bin haneye toplam 14 milyar 453 milyon lira “kira destek ödemesi” yapıldı. Bu kapsamda ev sahiplerine 7 bin 500, kiracılara ise 5 bin lira kira destek ödemesi devam ediyor.
Diğer yardım ve ödemelerle birlikte deprem bölgesine toplam 106 milyar 728 milyon lira kaynak aktarıldı.
Deprem bölgesinde 2 milyon 302 bin binada ve 6 milyon 227 bin bağımsız bölümde hasar tespiti yapıldı, şu ana kadar enkaz kaldırma işleminin yüzde 91’i gerçekleştirildi.

Hak sahipliği çalışmaları kapsamında, 389 bini konut, 40 bin 658’i iş yeri, ve 11 bin 531’i ahır olmak üzere toplam 441 bin 567 hak sahipliği belirlendi.
Depremzede vatandaşların yaralarının sarılması çalışmaları kapsamında deprem bölgesinde şehir merkezleri ve köylerde 307 bin konutun yapımına başlandı.
Bu kapsamda yerinde dönüşüm projelerinde konutlar için 750 bin lirası hibe, 750 bin lirası kredi, ahırlı köy evleri için 750 bin lirası hibe, 1 milyon lirası kredi ve iş yerleri için 400 bin lirası hibe, 400 bin lirası kredi 2 yıl ödemesiz ve faizsiz 10 yıl vadeyle kullanıma sunuldu.
]]>28.01.2024 10:52:12 Adana/ Ekonomi/ 20240128AW129504 (ÖZEL HABER)
Fotoğrafı İndir
Fotoğrafı İndir
Fotoğrafı İndir
Fotoğrafı İndir
Fotoğrafı İndir
IHAAW104437-EKO/28-01-2024
– Şırdan çöptü altın oldu
– Adana’da bundan 5 yıl önce günde 3 bin 500 şırdan çöpe dökülürken, son yıllarda Türkiye genelinde satılmaya başlanınca tanesi 3 liradan 100 liraya kadar yükseldi
(Fotoğraflı)
Fatih Keçe – Serkan Çetinkaya
ADANA (İHA) – Adana’da bundan 5 yıl önce günde 3 bin 500 şırdan çöpe dökülürken, son yıllarda Türkiye genelinde satılmaya başlanınca, tanesi 3 liradan 100 liraya kadar yükseldi.
Adana’nın yöresel yemeklerinden şırdanı bundan 5 yıl önce kimse bilmezken ve günde ortalama 3 bin 500’ü çöpe dökülürken, bugün şırdanın ünü Adana dışına çıktı. Bu nedenle şırdanı bulabilmek neredeyse imkansız hale geldi. Bunda hem şırdanın tüm Türkiye’ye yayılması, hem de her hayvanda bir tane şırdan olması en büyük etken. Fiyatı 5 yıl önce tane olarak 3 liradan satılan şırdan şimdilerde 100 liraya kadar çıktı. Altın gibi değerlenen şırdan artık zengin yemeği oldu.
“Şırdanı Avrupa’dan isteyen var”
Kasaplar Odası Başkanı Saruhan Yağmur, şırdan fiyatlarının çok yükseldiğine dikkat çekerek, “Hem fazla kesimimiz yok hem de iklim nedeniyle Adana’ya hayvan gelmiyor. Olan şırdanlar diğer illere gittiği için biraz kıtlık çekiyoruz. Biz de şaşkınız böyle olmaması lazımdı. Geçtiğimiz yıllarda biz şırdanı döküyorduk ama şu an zengin yemeği oldu. Fiyattaki bu yükselişle alakalı çalışmalarımız devam ediyor. Önceden ortalama günlük 3 bin 500 çöpe gidiyordu. Türkiye geneline yayıldı, hatta Avrupa’dan isteyenler var” dedi.
“Şırdan altın oldu”
Şırdancı Rıfatcan Bilgin ise şırdanın fiyatının her yıl olduğu gibi bu yıl da yükselmeye devam ettiğinin altını çizerek şöyle devam etti:
“Şırdanda her yıl olduğu gibi yükselme oluyor. Ancak bu sene fiyatlarda aşırı bir yükseliş var. Diğer illerde de satışı çoğaldığı için yükseliş aşırı oldu. Geçen yıl bu aylarda 40-45 bandında olan şırdan şu an 85 lira ancak 100 liraya satanlar da var. Çorba ve paçayı sabit tutmaya çalışıyoruz, elimizden geldiği kadar zam yapmıyoruz. Ancak şırdan fiyatı bizim elimizde olan bir şey değil. Her hayvandan bir tane çıkıyor adı üstünde sakatat ama bugün çok değerli. Resmen restoran hizmeti vermeye başladık şırdancılar olarak. Şırdan bulmakta çok sıkıntılar yaşıyoruz. Fiyatların yükselme nedeni ürünün az olmasından kaynaklanıyor. Eğer çok ucuz bir ürün olsaydı Adana’da akşam saatlerinde bitmiş olacaktı ve parası olan da erişemeyecekti. Şırdan resmen altın oldu.”
Şırdan yiyen Sevhan Öksüz ise, “Fiyatlar aşırı yükseldiği için birkaç yıldır şırdan yiyemiyorduk. Uzun zaman sonra bugün ilk defa geldik. Uzun zaman sonra yiyoruz, fiyatların yükselmesi hoş değil” dedi. Ünal Öksüz ise, “El yakıyor, cep yakıyor zaten piyasanın durumu belli yapacak bir şey yok. Müşteri sayısının artması için fiyatların biraz daha makul olması gerekiyor” diye konuştu.
Şırdan nedir
Adana’ya özgü bir yemek olan şırdan aslında bir sakatat dolması. Şırdan küçükbaş ve büyükbaş hayvanlarda sadece bir tane bulunuyor. Şırdan geviş getirenler grubundaki hayvanların midelerinin 4. kısmı diyebiliriz. Bu bölüm midenin bağırsaklardan önceki son bölümüdür.
]]>Kabul edilen maddelere göre, kısa çalışma gerekçelerine “genel salgın” durumu da eklenecek. Sigortalının kısa çalışma ödeneğinden yararlanabilmesi için gereken asgari prim ödeme gün sayısı 600’den 450’ye indirilecek.
Sigortalının kısa çalışma ödeneğine hak kazanabilmesi için kısa çalışma başlama tarihinden önceki son 120 gün hizmet akdine tabi bulunması ve son 3 yılda en az 450 gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş olması gerekecek.
Kısa çalışma ödeneği, her ayın beşinde aylık olarak sigortalının kendisine ödenecek. Ödeme tarihini öne çekmeye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yetkili olacak.
Kısa çalışma ödeneği, damga vergisi hariç herhangi bir vergi ve kesintiye tabi tutulmayacak, nafaka borçları dışında onda birinden fazlası haczedilemeyecek veya başkasına devir ve temlik edilemeyecek.
Kısa çalışma ödeneği olarak ödenen süreler, kısa çalışma başlama tarihinden itibaren 3 yıl içindeki hizmet akdi fesihlerine istinaden yapılacak işsizlik ödeneği ödemelerine ilişkin hak sahipliği sürelerinden düşürülecek.
Sigortalının kusurundan kaynaklanan fazla ödemeler, yasal faiziyle sigortalıdan tahsil edilecek, ölen sigortalılara ait fazla ödemeler geri tahsil edilmeyecek.
Uygulama, kısa çalışma başlama tarihi, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten önce olanlar hakkında da geçerli olacak. Kısa çalışma ödeneğine ilişkin hükümler 1 Mart’ta yürürlüğe girecek.
Asgari ücret desteği 700 lira olacak
İlave istihdamın sağlanması ve özel politika gerektiren kadın, genç ve mesleki yeterlilik belgesi sahibi olan işsizlerin istihdamının desteklenmesi için verilen teşvik, 31 Aralık 2025’e kadar devam edecek ve uygulamanın 31 Aralık 2026’ya kadar uzatılabilmesi için Cumhurbaşkanına yetki verilecek.
En düşük emekli aylığı, ocak ödeme döneminden itibaren uygulanmak üzere 7 bin 500 liradan 10 bin liraya yükseltilecek.
İşverenlerin iş gücü maliyetlerinin düşürülerek istihdamın artırılması ve kayıtlı istihdamın korunması amacıyla 2016’dan bu yana uygulanan asgari ücret desteği 2024’te aylık 700 lira olarak uygulanacak. Böylece asgari ücret desteği 500 liradan 700 liraya yükseltilmiş olacak.
Teklifin birinci bölümünde yer alan maddelerin kabul edilmesinin ardından Genel Kurulda, teklifin ikinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelere geçildi.
İYİ Parti Grubu adına konuşan Manisa Milletvekili Şenol Sunat, gelişmiş ülkelerde emeklilerin dünyanın her yerine geziler yaptığını söyledi. Sunat, “Bizim emeklimiz kendi memleketlerine gidemez duruma düşmüştür. Emekliler evinden, daha ucuz gıda bulmak için, kuyruklarda saatlerce beklemek için çıkabilmektedir.” diye konuştu.
MHP Kayseri Milletvekili Baki Ersoy da teklifle emeklilerin aylıklarında iyileştirme yapılmasının amaçlandığını dile getirdi.
Genel Kurula sunulacak değişiklikle de SSK ve Bağkur emeklilerinin aylıklarındaki artış oranının yüzde 49,25’e çıkarılmasının öngörüldüğünü ifade eden Ersoy, MHP olarak teklifi desteklediklerini bildirdi.
Ersoy’un konuşmasının ardından TBMM Başkanvekili Celal Adan, birleşime ara verdi. Adan, aranın ardından komisyonun yerinde olmaması üzerine birleşimi saat 14.00’te toplanmak üzere kapattı.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz, “PTT’nin 2022 Yılı Sayıştay Raporu’na göre, vatandaşın PTT’ye posta çeki ve havale için yatırdığı emanet paraların yüzde 39,58’inin kayıp olduğunu tespit ettik. 2022 yılında vatandaşlarımızın PTT’ye yatırdığı toplam tutar 8 milyar 133 milyon lira. Sayıştay raporuna göre, bu tutarın 3 milyar 219 milyon lirası kayıp. PTT’nin kasasında yok. Bankalarda yok. Hesaplarında yok. ve buradan anlıyoruz ki vatandaşın PTT’ye emanet ettiği paraya PTT sahip çıkamıyor. AK Partili yetkililer de ellerini vatandaşın cebinden bir türlü çekmiyor” dedi.
CHP Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından sorumlu Genel Başkan Yardımcısı, Gölge Bakan ve Zonguldak Milletvekili Deniz Yavuzyılmaz, vatandaşın PTT’ye yatırdığı tutardan 3 milyar 219 milyon liranın kayıp olduğunu ortaya koydu. Yavuzyılmaz, Sayıştay 2022 Yılı Denetim Raporları’na yansıyan kayıp parayla ilgili ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Yavuzyılmaz, şunları söyledi:
“VATANDAŞLARIN PTT’YE EMANET ETTİĞİ PARANIN 3 MİLYAR 2019 MİLYON LİRASI KAYIP”
“PTT’nin 2022 Yılı Sayıştay Raporu’na göre, vatandaşın PTT’ye posta çeki ve havale için yatırdığı emanet paraların yüzde 39,58’inin kayıp olduğunu tespit ettik. 2022 yılında vatandaşlarımızın PTT’ye yatırdığı toplam tutar 8 milyar 133 milyon lira. Sayıştay raporuna göre, bu tutarın 3 milyar 219 milyon lirası kayıp. PTT’nin kasasında yok. Bankalarda yok. Hesaplarında yok. ve buradan anlıyoruz ki vatandaşın PTT’ye emanet ettiği paraya PTT sahip çıkamıyor. AK Partili yetkililer de ellerini vatandaşın cebinden bir türlü çekmiyor.
“PARALARININ KAYBOLMA SÜRECİ, PTT’NİN TÜRKİYE VARLIK FONU’NA DEVREDİLDİĞİ TARİHTE BAŞLIYOR”
PTT 2017 yılında Türkiye Varlık Fonu’na (TVF) devredildi. TVF’ye devredildiğinde 641 milyon lira kar eden bir kuruluş. Ancak TVF’ye devredildikten sonra, bugüne kadar her yıl sürekli zarar ediyor. 2018-2022 yılları arasındaki 5 yılda toplam zararı 2 buçuk milyar lira. ve PTT’nin 2022 yılı raporunda beyan edilen zararı 259 milyon lira olsa da bu kayıp tutarla birlikte bu zararın 3 buçuk milyar liraya ulaşmış olduğu da görülüyor. Özellikle PTT’ye emanet edilen vatandaşların paralarının kaybolma süreci, PTT’nin TVF’ye devredildiği tarihle birlikte başlıyor.
“VATANDAŞLARIMIZ AYNI ANDA ‘BİZ PARAMIZI ÇEKMEK İSTİYORUZ’ DESELER 3 MİLYAR 219 MİLYON LİRALIK TUTARIN OLMADIĞINI GÖRECEKLER”
Vatandaşlarımız paralarını havale için ve posta çeki için PTT’ye paralarını yatırdıklarında, paralara bir faiz işlemiyor zaten. Yani aslında, sizin cebinizdeki parayı veya bir ziynet eşyanızı bir bankaya götürüp bankanın kasasına emanet etmeniz gibi, orada güvenli bir şekilde bulunsun diyerek koymanız gibi bir durum. O kasada duran, orada nakitte durması gereken bu para maalesef kaybolmuş durumda. Vatandaşlarımız PTT’ye gitseler, aynı anda ‘biz paramızı çekmek istiyoruz’ deseler burada 3 milyar 219 milyon liralık tutarın olmadığını görecekler.
“PTT YETKİLİLERİNİN AÇIKLAMA YAPMASI, AÇIKLAMAYI BELGELERE DAYANDIRMALARI ŞART”
Para nerede, nereye harcandı, neden vatandaşın emanet ettiği paraya birileri gözünü dikti, başka yere harcadı, vatandaşın parasını alıp da bir başka bankada faize mi yatırdılar, repoya mı yatırdılar, kimin zenginleşmesine aracılık etti şu an da bunlar bilinmiyor. Ama biz de konuyu takip ediyoruz. Konuyu kamuoyuna sunduk dolayısıyla PTT yetkililerinin bu konuyla ilgili bir açıklama yapması gerekiyor. Aynı zamanda, yapacakları açıklamayı belgelere dayandırmaları şart. ve bu noktada biz de soru önergeleriyle Meclis’te konunun takipçisi olacağız.
“PTT’DE KAYIP ALTIN DOSYASI VAR, DİJİTAL ARŞİV YOLSUZLUĞU VAR, KARGOMAT İŞİNDEKİ USULSÜZLÜKLER VAR”
PTT’de kayıp olan 3 milyar 219 milyon liraya ilave olarak yıllardır PTT’deki yolsuzluklar, usulsüzlükler, kamu zararlarını gündeme taşıyoruz. PTT’de kayıp altın dosyası var, dijital arşiv yolsuzluğu var, Kargomat işindeki usulsüzlükler var. Aslında kaybolan bu paraların nerelere, nasıl aktarıldığı ve kimlerin zenginleşme aracına çevrildiği de biliniyor. ve biz de konunun takipçisiyiz.”
]]>Türk Metal Sendikası’nda yapılan yazılı açıklamaya göre, 26 Eylül 2023’te başlayan görüşmelerde MESS tarafından daha önce yapılan tekliflerin kabul edilmeyerek grev kararı alındığı anımsatıldı.
MESS’in daveti üzerine MESS Genel Merkezinde bugün yapılan oturumda anlaşmanın sağlandığı belirtilerek, sözleşmeye dair şu bilgiler paylaşıldı:
“31 Ağustos 2023’ten saatlik ücreti 65 liranın altında olan saatlik ücretler 65 liraya çekildi. Bu düzenleme 89 bin 600 üyemizi ilgilendiriyor. Çekme uygulandıktan sonra tüm üyelerimizin saatlik ücretlerine yüzde 32 oranında zam yapıldı. Bunun ardından tüm üyelerimizin saatlik ücretlere 30 lira seyyanen zam yapıldı. Ardından tüm üyelerimizin her kıdem yılına, 15 yılla sınırlı olmak üzere saatlik ücretlere 2 lira zam yapıldı. Bu madde EYT’den emekli olanların ilk işe giriş tarihleri itibarıyla uygulanacak. Böylece sözleşmenin ilk altı ayı için, 1 Eylül 2023’ten geçerli olmak üzere toplamda ortalama yüzde 98 zam yapıldı. Sözleşmenin ikinci altı ayında ücretlere, 1 Mart’tan geçerli olmak üzere enflasyon korumalı yüzde 30 oranında zam yapıldı. Üçüncü altı ay zammı enflasyon ve 3 puan refah payı olarak belirlendi. Dördüncü altı ay için zam oranı ise enflasyon oranında belirlendi.”
“Sosyal haklar ilk yıl yüzde 140 artırıldı”
Sözleşmeyle tüm sosyal hakların ilk yıl yüzde 140, ikinci yıl ise yıllık enflasyon oranında artırıldığının vurgulandığı açıklamada, şunlar kaydedildi:
“Ulusal bayram ve genel tatil günleri mesaisi yüzde 100’den yüzde 125 olarak artırıldı. Ayrıca, iki gün sünnet izni alındı ve eğitim yardımı kapsamına anaokulu eğitimi de dahil edildi. Engelli üyelerimize Engelliler Günü’nde bir günlük ücretli izin verilmesi kararlaştırıldı. Böylece, taslağımızdaki çekme maddesinin tamamı, saatlik ücrete istediğimiz yüzde 80 zammın yüzdeli ve seyyanen olarak yüzde 76’sını aldık. Taslağımızda 3 lira olarak talep ettiğimiz kıdem zammını 2 lirasını aldık. Kümülatifte ise birinci altı ay için sosyal yardımlar dahil ortalama yüzde 105,1, yıllıkta ise ortalama saatlik ücretlere yüzde 157,40 artış sağladık.”
“Üyelerimize verdiğimiz sözümüzü tutuk”
Açıklamada görüşlerine yer verilen, TÜRK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Metal Sendikası Genel Başkanı Pevrul Kavlak, “Üyelerimize verdiğimiz sözümüzü tutuk, Cumhuriyetimizin 100. yılında ilk altı ay için yüzde 100’ü aşan artışla yine tarih yazdık.” ifadelerini kullandı.
Ekonomide yaşanan gelişmelerin ve enflasyonun en çok emeğiyle geçinenleri etkilediğini vurgulayan Kavlak, şunları kaydetti:
“Artan enflasyon karşısında hayatın her geçen gün pahalanması, başta ücretliler olmak üzere halkımızın büyük bir geçim sıkıntısı yaşamasına neden oldu. Böyle bir dönemde, temsil ettiğimiz metal emekçilerinin insan onuruna yaraşır bir yaşam sürmeleri için masada mücadele verdik. Üyelerimizin sendikamıza emanet ettiği alın terlerini korumak, emeğin hak ve özgürlüklerinden ve çalışma yaşamında hak ve adaletten taviz vermemek için çaba gösterdik.”
]]>İCRA VE TAPU İŞLEMLERİNE ZAM GELDİ
Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından hazırlanan “Harçlar Kanunu Genel Tebliği” Resmi Gazete’de yayımlandı. Tebliğe göre, yargı, noter, vergi yargısı, tapu ve kadastro işlemleri, konsolosluk, pasaport, ikamet tezkeresi, çalışma izni, çalışma izni muafiyeti, vize, gemi ve liman, imtiyazname, ruhsatname ve diploma, trafik gibi işlemlerden 2024 yılında alınacak harç tutarlarına zam geldi. 1 Ocak’tan itibaren bu harçların tutarı yeniden değerleme oranı olan yüzde 58,46 oranında artırıldı.
Buna göre, mahkeme başvurma harcı 195,80 lira ile 3 bin 518 lira arasında değişen tutarlarda uygulanacak. İcraya başvurma harcı 427 lira, maktu iflas harcı da 704,50 lira oldu. Tapu işlemlerinde, yapılan işlemin türüne göre, binde 11,38 ile binde 1593,9 arasında değişen harç oranları uygulanacak.
PASAPORT HARÇLARINA ZAM GELDİ
Pasaport harçları ise 6 aya kadar olanlar için bin 639 lira, 1 yıl süreli olanlar için 2 bin 396 lira, 2 yıl süreli olanlar için 3 bin 912 lira, 3 yıl süreliler için 5 bin 558 lira ve 3 yıldan fazla süreli olanlar için 7 bin 833 lira olarak belirlendi.
2023 yılında geçerli olan pasaport harç bedelleri:
VİZE HARÇLARI
Giriş vize harçları da tek giriş için 5 bin 476 lira, müteaddit giriş için 18 bin 346 liraya çıktı. Transit vize tutarları ise tek transit için 5 bin 437, çift transit için 10 bin 989 liraya yükseldi.

YURT DIŞINDAN GETİRİLEN TELEFONLAR İÇİN HARÇ 30 BİN LİRANIN ÜZERİNE ÇIKTI
Ticari mahiyette olmaksızın, yolcuların kendi kullanımları için yurt dışından getirdikleri telefonların kullanım izninden alınan maktu harç tutarı ise 31 bin 692 liraya yükseldi. 2023 yılı başında 6 bin 91 lira olan bu harç, yıl ortasında 20 bin lira yapılmıştı.
EHLİYET HARÇLARI
2024’te A sınıfı sürücü belgesi harcı 1308,40 lira olarak belirlenirken, bu tutar B sınıfı sürücü belgesi harçlarında 3 bin 945,40 lira olarak uygulanacak.
KÖPRÜ VE OTOYOLLARDA TARİFE DEĞİŞTİ
Karayolları Genel Müdürlüğü (KGM) 2024 yılında kamuya ait otoyol ve köprülere yüzde 76, Yap-İşlet-Devret (YİD) yöntemiyle yapılan otoyol ve köprülere yüzde 50 oranında zam yaptı.
Karayollari Genel Müdürlüğü tarafından işletilen otoyollarda otomobil için en düşük geçiş ücreti 9 TL, en yüksek geçiş ücreti 84 TL, boğaz köprüleri tek yön otomobil geçiş ücreti ise 15 TL olarak belirlendi. YİD projelerine ait köprülerin otomobil için geçiş ücretleri ise; Osmangazi Köprüsü’nde 290 TL, 1915 Çanakkale Köprüsü’nde 295 TL, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nde 35 TL olarak belirlendi.
MTV’YE YÜZDE 58.46 ZAM
Resmi Gazete’de yayımlanan karara göre Motorlu Taşıtlar Vergisi (MTV) 2024 yılında, 2023’ün yeniden değerleme oranı olan yüzde 58,46 oranında zamlandı.

GELİR VERGİSİ ORANLARI DA DEĞİŞTİ
Öte yandan gelir vergisindeki değişiklikler de belli oldu. Resmi Gazete’deki karara göre yeni gelir vergisi oranları şu şekilde:
GELİR VERGİSİ NEDİR?
Hukukta gerçek kişi olarak adlandırılan yani yetki kullanabilen kurumlaşmamış kişilerin elde ettiği gelirlerden alınan vergi türüne gelir verisi denir. Gelir vergisi kişinin bir yıl içinde serbest meslek faaliyetleri sonucu elde ettiği kazanç, mal satışları, gayrimenkul getirisi üzerinden alınır. Bunun dışında zirai faaliyetler ve bunun gibi kanun kapsamına giren birçok gelir de vergiye dâhildir. Tüm bunların hepsi ‘Gelir Vergisi Kanunu’ ile belirlenmiştir.
]]>AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Erdoğan başkanlığında 2023 yılının ilk kabine toplantısı 9 Ocak’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilikte yaşa takılanlar olarak bilinen, milyonlarca vatandaşın yıllardır dile getirilen sorunlarını herhangi bir sınırlamaya gitmeksizin çözüme kavuşturacak çalışmayı yakında Meclisin takdirine sunacaklarını açıkladı.
Otoyol ve köprü hizmetlerinin fiyatlarında yıl boyu herhangi bir artışa gidilmeyeceğinin müjdesini veren Erdoğan, ayrıca Aile ve Sosyal Hizmetlerde mevcut programlara ilave olarak eşi vefat etmiş kadınlar ve Roman vatandaşlar gibi ihtiyaç sahibi kesimler için sosyal konut yardımı projesi başlatacaklarını duyurdu.
Seçim tarihi
Cumhurbaşkanı Erdoğan 23 Ocak’taki Kabine Toplantısı’nda, 18 Haziran’daki Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerinin kapsamlı değerlendirmeler sonucunda 14 Mayıs 2023 Pazar günü yapılmasını her bakımdan en uygun tarih olarak gördüklerini söyledi.
Erdoğan, “Anayasa’da belirtilen usullere mütenasip şekilde ülkemizi bu tarihte seçime götürmek istiyoruz. Bu tarih güncellemesini Anayasamıza göre beşte üç çoğunlukla Meclisimiz yaparsa memnuniyet duyarız. Mecliste gereken çoğunluğun sağlanamaması halinde Cumhurbaşkanı olarak biz, seçimlerin 14 Mayıs’ta yapılabilmesini temin edecek bir takvimle kararımızı alıp süreci başlatacağız.” ifadesini kullandı.
Asrın felaketinin ardından Kabine AFAD’da toplandı
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kahramanmaraş merkezli 11 ilde meydana gelen ve asrın felaketi olarak nitelendirilen depremlerin ardından 14 Şubat’ta kabinesini, Afet ve Acil Durum Yönetimi (AFAD) Başkanlığı Merkez Binası’nda topladı.
Erdoğan, depremlere ilişkin, “Dünyadaki uzmanların tamamının da ittifakıyla Kahramanmaraş depremleri büyüklüğü, yıkıcılığı ve ardı ardına yaşanmasıyla istisnai bir tabiat olayı olarak değerlendiriliyor.” diye konuştu.
Depremden hayatını kaybeden canları geri getiremeyeceklerini ancak yaraları en kısa sürede sarmak için devletin bütün imkanlarını seferber ettiklerini vurgulayan Erdoğan, depremin yıktığı ya da oturulamaz hale getirdiği evi, her iş yerini yeniden yapıp hak sahiplerine teslim edeceklerini söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 6 Mart’ta Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde yapılan Kabine Toplantısı’nda da ilk gündem maddesi yine depremlerdi.
Toplantı sonrasında millete seslenen Erdoğan, “Deprem bölgesindeki şehirlerimizde hayat tamamen normale dönmeden bize durmak, dinlenmek haramdır. Amacımız, önümüzdeki 2 ay içinde 244 bin konutun ve 75 bin köy evinin inşasına başlamaktır. Bugün itibarıyla bunlardan yaklaşık 22 bininin inşasına geçilmiştir. Mevcut planlamaya göre, 405 bini konut ve 83 bini köy evi olmak üzere toplamda 488 bin yeni hane yaparak vatandaşlarımıza teslim edeceğiz. Hatta bu sayıya yaklaşık 40 bin binadaki 164 bin orta hasarlı bağımsız bölümü ekleyecek çalışmayı da başlatıyoruz.” diye konuştu.
6 Mart’taki Kabine Toplantısı ise 14 ve 28 Mayıs’ta yapılan Cumhurbaşkanı ve 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi öncesindeki son kabine toplantısı oldu.
Erdoğan, seçimlerin ardından 31 Mayıs’ta yapılan Kabine Toplantısı ile eski kabine üyelerine teşekkür etti.
Yeni kabinenin ilk toplantısı 6 Haziran
Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Haziran’da yeni kabinesini açıkladı ve 6 Haziran’da ilk kabine toplantısını yaptı.
Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy dışındaki bakanlar, ilk kez kabine toplantısına katıldı.
Erdoğan, seçimlerden sonraki ilk kabine sonrası açıklamasında, “Seçimin siyasi olarak kazananları elbette bellidir ama bu seçimlerde bizimle ve ittifakımızla birlikte tüm Türkiye kazanmıştır. Siyasi tercihi ne olursa olsun 85 milyonun her bir ferdi kazanmıştır.” mesajını verdi.
Recep Tayyip Erdoğan’ın 14 Haziran’da gerçekleştirilen kabine toplantısının gündeminde Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve anayasa vardı.
Erdoğan, millete seslenişinde şu değerlendirmelerde bulundu:
“Milletimiz, 14 Mayıs ve 28 Mayıs’ta iki kez ortaya koyduğu iradesiyle, eski sisteme dönüş önerilerini reddetmiştir. Parlamenter sistem tartışmaları bir daha açılmamak üzere kapanmıştır. Muhalefetin, millete ve milletin tercihlerine saygı duymayı artık öğrenmesi gerektiği kanaatindeyiz. Cumhuriyetimizin ikinci asrındaki yolculuğumuzu sivil, özgürlükçü, kuşatıcı, toplumumuzun tüm kesimlerinin sahipleneceği bir anayasanın rehberliğinde katedelim istiyoruz.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 3 Temmuz’daki kabine toplantısında, yüzde 25 ile sınırlandırdıklarını konut kira sözleşmeleri artırım oranının temmuz ayında yenilenecek konut kira sözleşmeleri için de uygulanacağını açıkladı.
Erdoğan, Türkiye Aile Destek Programı’nı 2023 yılında da devam ettirme kararı aldıklarını ifade etti.
İsveç’in NATO’ya üyeliği
Cumhurbaşkanı Erdoğan başkanlığında 24 Temmuz’da gerçekleştirilen toplantıda gündemin ilk sırasında İsveç’in NATO’ya üyeliği ve Türkiye’nin İsveç ile yürüttüğü müzakereler yer aldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İsveç’in İttifak’a üyelik süreciyle ilgili atılacak karşılıklı adımlar, ortak açıklamayla belirlendi. Meclis’imizin açılmasıyla birlikte üzerimize düşeni yapacağız. Katılım protokollerine dair nihai kararı verecek olan mercii, Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir.” diyerek parlamentoyu işaret etti.
Erdoğan’ın gündeminde deprem bölgesine ilişkin bazı ekonomik düzenlemeler de vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, depremin istihdama etkisini en aza indirilmek amacıyla başlatılan kısa çalışma ödeneğini 3 ay süreyle uzattıklarının müjdesini verdi.
Recep Tayyip Erdoğan’ın 7 Ağustos’taki kabine toplantısında, kentsel dönüşüm, deprem bölgesi ve tarım vardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülke genelinde depreme hazırlık amacıyla 6,5 milyon konutu daha dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bunun 1,5 milyonunu İstanbul’da ve en kısa sürede yapmamız ise ertelenemez bir mecburiyet halini almıştır.” ifadesini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan,15 Ağustos’a kadar çadırlarda ve tesislerde kalan afetzedelerimizin tamamını konteynerlere taşıyacaklarının müjdesini verdi.
Erdoğan, toplantı sonrasında fındık alım fiyatlarını da açıkladı. Giresun kalite fındık için kilogram başına 84 lira, levant kalite için kilogram başına 82 lira 50 kuruş olarak belirlendiğini vurgulayan Erdoğan, her bir randıman için kilogram başına ilave 1 lira 65 kuruştan başlamak üzere prim verileceğini, Tarım ve Orman Bakanlığının ayrıca üreticilere kilogram başına yaklaşık 2 lira 70 kuruş destekleme ödemesi yapacağını açıkladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 21 Ağustos’taki kabine açıklamasında ekonomide yaşanan gelişmelere dikkati çekti.
Son dönemde ekonomik göstergelerde olumlu yönde yaşanan değişikliklerin kalıcı olduğundan kimsenin şüphe etmemesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, “Ekonomideki olumlu gelişmelerin işaretlerinden biri de Merkez Bankası rezervlerimizdeki güçlü artıştır. Mayıs sonunda 98,5 milyar dolar seviyesinde olan rezervler 11 Ağustos itibarıyla 116 milyar doların üzerine çıkmıştır. Hem ekonomideki zorlukların hem hayat pahalılığının hem de 6 Şubat depremlerinin yol açtığı sıkıntıların üstesinden geleceğiz.” dedi.
Cumhurbaşkanlığı Külliyesi’nde 5 Eylül’de gerçekleştirilen kabine toplantısında Erdoğan, yıl bitmeden yapılacak sınavla 1000 hakim ve savcı yardımcısı alarak kapasite güçlendirmesi yapacaklarını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, ayrıca 2024 yılı Mart ayında ödenecek 2023 üretim yılı buğday, arpa, yulaf, çavdar, tritikale, çeltik üreticilerinin mazot ve gübre desteklerinin 2023 Ekim ayından itibaren Ziraat Bankası hesaplarında tanımlanacağını açıkladı.
Gençlere telefon ve bilgisayar yardımı
Cumhurbaşkanı Erdoğan 26 Eylül’de gerçekleştirilen kabine toplantısının ardından gençlere müjdeler verdi.
Erdoğan, üniversiteli gençlere piyasa satış fiyatı 9 bin 500 lirayı geçmeyen cep telefonu ve bilgisayarlar için toplamda 5 bin 500 liraya kadar teknolojik cihaz desteği vereceklerini duyurdu.
Evlenecek gençlerin ekonomik açıdan desteklenmesini, evliliklerinin daha sağlam temeller üzerine inşa edilmesini amaçlayan projeyle ilgili çalışmaları tamamladıklarını vurgulayan Erdoğan, ” Önümüzdeki günlerde Cumhur İttifakı’ndaki ortaklarımızla Aile ve Gençlik Bankası’na dair kanun teklifini Meclis’imizin takdirine sunacağız Yeni evlenen çiftlere, Aile ve Gençlik Bankası’ndan karşılanmak üzere faizsiz kredi imkanı sunacağız. Aile ve Gençlik Bankası gelirleri tesis edilene kadar, bu uygulamayı pilot proje olarak deprem bölgesinde başlatacağız.” dedi.
Emeklilere ek ödeme
Cumhurbaşkanı Erdoğan 9 Ekim’de yapılan kabine toplantısında emeklilere ek ödeme müjdesi verdi.
Çalışanları ve emekleri enflasyona ezdirmeme ve refah kayıplarını telafi etme sözlerini yerine getirmek için de bugüne kadar pek çok düzenleme yaptıklarını anımsatan Erdoğan, “Emeklilerimizin yaşadığı sıkıntıları çok iyi biliyorum. Kabine toplantımızda yaptığımız kapsamlı değerlendirmelerin ardından emeklilerimizi rahatlatacak yeni bir karar aldık. Emeklilerimize bir defaya mahsus olmak üzere 5 bin lira ödeme yapmayı kararlaştırdık.” dedi.
Cumhuriyetin 100. yılı
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nın ardından 31 Ekim’de gerçekleştirilen Kabine Toplantısı’nda Cumhuriyetin 100. yılı kutlamaları ve İsrail’in 7 Ekim’den bu yana saldırılarını artırdığı Filistinli mazlumlar vardı.
Cumhuriyetin 100’üncü yıl dönümünü, manasına ve önemine yakışır bir şekilde 85 milyon olarak hep birlikte büyük bir gururla kutladıklarını dile getiren Erdoğan, şunları kaydetti:
“Cumhuriyet’i salonlara ve balolara hapsedenlere, millete mal etmek yerine kendi ideolojilerinin aparatı haline getirenlere, Cumhuriyet adına bu ülkede yıllarca cumhur karşıtlığı yapanlara, velhasıl Cumhuriyet’i tapulu mülkü gibi görenlere bu tarihi yıl dönümünün nasıl idrak edilmesi gerektiğini gösterdik. İstanbul Boğazı’ndaki geçit törenimiz, donanmamızın gücünü göstermesi yanında, çok önemli stratejik mesajlar da içeriyor.” dedi.
Erdoğan’ın gündeminde, İsrail’in Filistin’e yönelik katliamları da vardı.
Avrupa ve Amerika’nın koşulsuz desteğini arkasına alan İsrail yönetiminin 25 gündür tüm dünyanın gözleri önünde insanlık suçu işlediğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
“İsrail’in doğrudan sivillere yönelik saldırıları sonucunda bugüne kadar çoğu bebek, çocuk ve kadın olmak üzere 8 bin 500 Filistinli şehit edildi. Devlet aklını tamamen yitirdiği görülen ve örgüt gibi davranan İsrail’in bir an önce durdurulması gerektiğine inanıyoruz. Gazze’de işlenen savaş suçlarının faillerinin hukuk önünde hesap vermesi için görüşmelerimiz devam ediyor.”
Erdoğan, toplantının ardından 2024 yılı burs kredi rakamlarını da açıkladı.
2024 yılı kredi ve burs rakamını lisans öğrencileri için 1250 liradan 2 bin liraya, yüksek lisans öğrencileri için 2 bin 500 liradan 4 bin liraya, doktora öğrencileri için 3 bin 750 liradan 6 bin liraya çıkarıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 20 Kasım’da düzenlenen kabine toplantısında gündem çocukları, masum sivilleri, bölgede görev yapan BM çalışanları ve gazetecileri öldüren İsrail vardı.
Erdoğan, “İsrail’in ne kadar uğraşırsa uğraşsın antisemitik yaftası vuramayacağı tek ülke Türkiye’dir. Türkiye’nin geçmişinde böyle bir utanç lekesi göremezsiniz. Çocuklara, kadınlara, yaşlılara karşı modern savaş araçlarının tamamını kullanan İsrail ve onu destekleyenler, insanlık vicdanı nezdinde yargılanacaktır. Holokost utancı, Avrupalı liderleri adeta esir almış durumda. Türkiye olarak Gazze’de akan kanın durması için seferber olmuşken Batılı ülkelerin vicdansızlığını yüzümüz kızararak takip ediyoruz. Gazze’de 7 Ekim’den beri tam anlamıyla vahşet, bin yıl önceki Haçlı işgalinde, 2. Dünya Savaşı’nda yaşananları aratmayan bir gaddarlık sergilenmektedir. Gazzeli kardeşlerimiz için toplam 800 tona varan insani yardım malzemesini bölgeye sevk ettik.” dedi.
Terörle mücadele
Cumhurbaşkanı Erdoğan 6 Aralık’ta yapılan yılın son Kabine Toplantısında, terörle mücadeleye dikkati çekti.
Türkiye’nin güneyinde, Suriye ve Irak’ın kuzeyinde bir terör yapılanmasına kesinlikle izin vermeyeceklerini vurgulayan Erdoğan, “Tel Rıfat başta olmak üzere teröristlerin kümelendiği sınırımıza yakın alanları da inşallah eninde sonunda güvenli hale getireceğiz. Operasyonlarımız neticesinde bitkisel hayata giren bölücü terör örgütünü canlandırma, yeniden palazlandırma çabalarının farkındayız. Kimin ne yaptığını, kimin kiminle iş tuttuğunu çok iyi biliyoruz. Daha önce yaptığımız gibi bir gece ansızın gelerek tüm bu senaryoları yırtıp atmaktan çekinmeyiz.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, ayrıca, ihtiyaç sahibi vatandaşlara yönelik doğal gaz tüketim desteğini, düzenli sosyal yardım programlarımıza dahil ettiklerini, yıllık 900 ila 2 bin 500 lira arasında olan toplam 8 aylık ödeme miktarını 1500 ila 3 bin 500 liraya yükselttiklerini belirtti.
]]>