Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>
Bu yılın 100 en pahalı eseri örneğin toplamda yaklaşık 1,8 milyar dolara alıcı buldu. 2023 yılında bu rakam 2,4 milyar dolardı; 2022’de ise 4,1 milyar dolar gibi rekor bir seviyeye ulaşmıştı. Sadece bir eser-René Magritte’in L’empire des lumières( 1954)-100 milyon dolar eşiğini aşmayı başardı. Geçtiğimiz yıl iki, 2022’de ise altı eser bu eşiği aşmıştı.

Mayıs ayında New York’ta düzenlenen açık artırmalar, Christie’s web sitesine yapılan siber saldırıya rağmen 1,4 milyar dolarlık bir satış gerçekleştirdi. Ancak Haziran ayında Londra’daki açık artırmalar zayıf bir performans sergiledi ve Kasım ayındaki New York müzayedeleri ise temkinli bir hava içinde geçti. Sotheby’s, Christie’s ve Phillips toplamda 1,3 milyar dolar değerinde sanat eseri sattıbu, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 40’lık bir düşüş.

HONG KONG’UN YÜKSELİŞİ
Hong Kong pazarı bu yıl yeniden öne çıktı. Yılın en pahalı 10 eserinden üçü bu pazardan geldi. Ayrıca Christie’s ve Bonhams Hong Kong’da yeni merkezler açarken, Sotheby de yeni bir ‘Maison’ başlattı. Bu yıl, kadın sanatçıların eserleri de önemli satışlarla dikkat çekti. İlk 50’ye giren dört eser Leonora Carrington, Georgia O’Keeffe ve Joan Mitchell’e aitti. Carrington’ın Les Distractions de Dagobert (1945) eseri, Mayıs ayında Sotheby’s New York’ta 28,5 milyon dolara alıcı bularak sanatçının müzayede rekorunu kırdı.
2024’ÜNEN PAHALIESERLERİ
René Magritte, L’empire des lumières (1954) satış fiyatı: 121,16 milyon dolar. Bu eser, Magritte’in ünlü ‘Empire of Light’ serisinin en büyük tablolarından biri olup, gece ve gündüz imgelerini yan yana getiren rüya gibi bir sahne sunuyor.
2. Ed Ruscha, Standard Station, Ten-Cent Western Being Torn in Half (1964) satış fiyatı: 68,26 milyon dolar. Amerikan tüketim kültürüne ironik bir yorum getiren bu eser, sanatçının en pahalı tablosu olarak kayıtlara geçti.

3. Claude Monet, Nymphéas (1914–17) satış fiyatı: 65,5 milyon dolar. Monet’nin Giverny bahçesinden esinlenerek yaptığı bu tablo, 17 dakikalık yoğun bir açık artırmanın ardından satıldı.
4. Jean-Michel Basquiat, Untitled (ELMAR) (1982) satış fiyatı: 46,48 milyon dolar. Mitoloji ve insan mücadelesini ele alan bu eser, Basquiat’ın en ikonik yapıtlarından biri olarak dikkat çekti.
2024 yılı, müzayede dünyasında belirsizliklerle dolu olsa da Sürrealizm’den modern sanata kadar pek çok kategori yeni rekorlarla taçlandı. Bu trendlerin önümüzdeki yıl nasıl şekilleneceği ise merak konusu. 2025’te sanat dünyasının yeniden yükselişe geçmesini beklemek hayalperestlik mi olur? Bekleyip göreceğiz.
YILIN İKONU AÇIKLADI
50 yıllık müzik kariyerine son verme kararı alan ve görme kaybı yaşayan Grammy ödüllü şarkıcı Elton John, yılın İkonu seçildi. 77 yaşındaki efsane sanatçı, inancı, özel hayatı ve merhum annesiyle ilişkisi hakkında birçok açıklamada bulundu.

“Yeni bir plak, yeni bir kitap, yeni bir fotoğraf almanın heyecanını hiç kaybetmedim” diyen Elton John, bir daha asla müzik yapmamak ile bir daha asla müzik dinlememek arasında seçim yapmak zorunda kalsaydı, dinlemeye devam etmeyi seçeceğini belirtti.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Londra Yunus Emre Enstitüsü’ndeki (YEE) serginin açılışına, Türkiye’nin Londra Büyükelçisi Osman Koray Ertaş, KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin, Londra YEE Direktörü Mehmet Karakuş, sergiyi hazırlayan Mine Kar ve Cem Kar ile davetliler katıldı.
Büyükelçi Ertaş, buradaki konuşmasında,”Burada büyük bir emek var ve bu emek, sadece bir hayatı değil bir davanın hikayesini anlatıyor. Biz burada kendisini ülkesine adamış bir liderin hayatını görmüyoruz, aynı zamanda zarif bir beyefendinin hayatını, bir barış insanının hayatını, insanı merkeze koyan, duygu yönü güçlü bir bireyin hayatını görüyoruz.” dedi.
Denktaş’ın ülkesi için her türlü mücadeleyi veren kararlı bir isim olduğunu dile getiren Ertaş, Denktaş’ın 1983’te Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde yaptığı konuşmanın Türk diplomatlar için de bir ders niteliğinde olduğunu söyledi.
Ertaş, Denktaş’ın sadece Kıbrıs Türkleri için değil milyonlarca Türk için de ilham kaynağı olduğunu belirtti.
KKTC’nin Londra Temsilcisi Keskin de Denktaş’ın Kıbrıs Türk tarihinde önemli bir iz bıraktığını vurgulayarak, “Denktaş bir hukukçu, bir politikacı ve bir diplomat olarak tüm hayatını Kıbrıs Türk halkının hak, eşitlik ve özgürlük davasına adadı.” diye konuştu.
Denktaş’ın herkesin saygısını kazanmış bir şahsiyet olduğunu belirten Keskin, “Bu sergi, Kıbrıs Türk halkının özgürlük ve bağımsızlık mücadelesini de anlatmış oluyor.” dedi.
Keskin, Denktaş’ın oğlu ve eski KKTC Dışişleri Bakanı Serdar Denktaş’ın gönderdiği mesajı okudu.
Londra YEE Direktörü Karakuş, serginin Denktaş’ın sanatçı yönünü de anlattığına dikkati çekerek, “Bu anlamda, Türk kültürünü, sanatını ve tarihini tanıtan bir kurum olarak böyle bir sergiye ev sahipliği yapıyoruz.” ifadesini kullandı.
Sergiyi hazırlayan Cem ve Mine Kar da serginin Denktaş’ın fotoğraf arşivindeki 50 bine yakın fotoğraf arasından seçilen 250 fotoğraftan oluştuğunu söyledi.
İkili, fotoğrafların yanında o anlara ilişkin Denktaş’ın sözlerinin de yer aldığını belirtti, serginin internet ortamında da gezilebileceğini ifade etti.
Kıbrıs tarihini de anlatan sergide, Denktaş’ın kendi kamerasıyla çektiği fotoğraflar da yer alıyor.
Londra YEE’de 30 Kasım’a kadar açık kalacak sergi, hafta içi 10.00 ile 16.00 saatleri arasında ziyaret edilebilecek.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Kartal, İngiltere Parlamento Binası’nda defile gerçekleştiren ilk tasarımcı olarak moda tarihine geçti. Ayrıca, “Make a Wish”, “Boot Out Breast Cancer” ve David Beckham’ın kurduğu “Kirsty Club” gibi önemli derneklerle iş birliklerine imza atarak sosyal sorumluluk projelerinde de aktif rol oynadı. 2019 yılında Türkiye’de yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınlarla beraber tasarladığı koleksiyonunu Londra Moda Haftası’nda sundu. Aynı yıl, III. Sultan Selim’in İngiliz Amiral Nelson’a armağan ettiği elmas çelenkten ilham alarak hazırladığı 2019 İlkbahar/Yaz Koleksiyonu, büyük ilgi gördü.
Kartal, İngiltere’de sağlık profesyonellerini desteklemek için düzenlenen “Styled with Thanks” bağış kampanyasında yer alan tek Türk moda tasarımcısı olarak tanınıyor. Lady Gaga, Kylie Minogue, Bebe Rexha gibi ünlü isimlerle çalışan Kartal, Manchester Moda Festivali’nde ‘İngiltere’nin En İyi Moda Tasarımcısı’ ödülünü kazandı ve Bolton Council tarafından “Onur Ödülü”ne layık görüldü.
Bunun yanı sıra, Birleşik Krallık’ın 15 yardım kuruluşunu çatısı altında toplayan Afetler Acil Durum Komitesi ile iş birliği yaparak Türkiye’deki depremzedeler için özel bir tişört tasarladı ve 100 milyon sterlinlik bağış toplanmasına öncülük etti. 2021 yılında ise The Royal Ascot’un ilk Türk Moda Kurulu Başkanı olarak seçilen Kartal, bu görevini sürdürürken genç moda öğrencilerine de ilham veriyor. Ayrıca, İngiltere Parlamentosu tarafından 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde seçilen “100 Güçlü Kadın” listesinde yer aldı.
Zeynep Kartal, eşi Hamit Özçelik ile birlikte iki çocuk yetiştiriyor. Oğulları Emre Özçelik, Londra Kings College’da diş hekimliği eğitimi alırken, Berke Özçelik ise Manchester’da elektrik elektronik mühendisliği bölümünde eğitimine devam ediyor.
Türk tasarımcının kariyerindeki başarılar ve sosyal sorumluluk alanındaki katkıları, moda dünyasında iz bırakmaya devam ediyor.
Haber Kaynak : HABERLER.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İngiltere’nin başkenti Londra’da temaslarına devam ediyor. Yılmaz, Türk iş dünyası temsilcileriyle Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansında gerçekleştirilen programda buluştu. Yılmaz yaptığı konuşmada, dünyada ekonomik büyümenin ve ticaretin tarihi ortalamaların altında gerçekleştiğini belirterek Türkiye’nin 2022 yılında yüzde 5,5 büyüdüğünü hatırlattı. Türkiye’nin ilk 9 ayda yüzde 4,7 büyüme kaydettiğini bildiren Yılmaz, “Orta Vadeli Programımızda (OVP) yüzde 4,4 hedefimiz var. Son çeyrekte 3,7’lik bir büyüme gelse dahi bu hedefi yakalayacağız” dedi.
“Türkiye ekonomisi ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aşmış oluyor”
Türkiye ekonomisinin ilk defa 1 trilyon dolar eşiğini aştığını belirten Yılmaz, “Satın alma gücüne göre dünyada 11’inci büyük ekonomiyiz. Nominal olarak da Uluslararası Para Fonu (IMF) tahminlerine göre bu rakamlar gerçekleşirse 17’inci büyük ekonomi olarak 2023 yılını kapatmış olacağız” ifadelerini kullandı.
Fiyat istikrarı ve enflasyonla mücadeleye ilişkin açıklamalar da yapan Yılmaz, OVP’de enflasyonu aşağı çekmenin temel öncelik olacağının altını çizdi. Ocak ayında yüksek olan enflasyonun geçici bir durum olduğunu ve yıl sonuna doğru daha farklı bir manzara ortaya çıkacağını anlatan Yılmaz, baz etkisiyle yıl ortasında yüksek enflasyon seyrinin devam edeceğini ancak yıl sonunda yıllık bazda belirgin bir düşüş gerçekleşeceği tahminini de bildirdi. Geçen yıl sonunda cari açığını 60 milyar dolar seviyesinden 45 milyar dolar seviyelerine kadar düştüğüne dikkat çeken Yılmaz, burada ihracat ve turizm gelirlerinin önemli etkisi olduğunu kaydetti.
“Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var”
Yılmaz, turizmde jeopolitik risklere ve dünyadaki talep daralmasına rağmen Türkiye’nin iyi bir yıl geçirdiğinin altını çizerek, “54 milyar doların üzerinde turizm geliri, toplamda 100 milyar dolar civarında bir hizmet gelirimiz oldu. Biz mal ticaretinde açık veren bir ülkeyiz. Hizmet ticareti ise iyi gidiyor. Bu yıl da 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir hedefimiz var. Sadece turist sayısı artmıyor, turist başına gelirimiz de artıyor. Dolayısıyla turizm sektörümüzün katma değeri yükseliyor” dedi.
“Ticaret dengemizdeki iyileşme devam ediyor”
Yılın ikinci yarısında doğrudan yabancı yatırımlardan da Türkiye’nin payını alacağının altını çizen Yılmaz, “İhracat yine bütün olumsuzluklara rağmen, Avrupa’daki duruma rağmen, 256 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Bir miktar OVP’nin üzerinde gerçekleşmiş oldu. Bu sevindirici. Dolayısıyla dış ticaret açığımızda bir miktar daralma söz konusu. Ocak ayında da yüzde 3,6 ihracat artışı var. İthalatta ise yüzde 23 civarı bir azalış var. Dolayısıyla ticaret dengemizdeki iyileşme ilk aylarda da devam ediyor” dedi.
Yılmaz, OVP’de 2023 işsizlik oranının yüzde 10,1 olduğunu ancak Aralık 2023’te bunun yüzde 8,8 oranında gerçekleştiğini belirterek, “Bununla birlikte yıllık bazda tek haneli olacağı kesinleşti. Özellikle genç işsizliğinde dört puanlık bir düşüş var. Yıllık bazda bu da sevindirici. Kadınların işgücüne katılımda da, istihdam oranlarında da artışlar söz konusu” ifadelerini kullandı.
“Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indi”
Bankacılık sektörünün uluslararası standartlar ve kanuni gerekliliklerin oldukça üstünde olduğuna işaret eden Yılmaz, ülke risk primlerinde de ciddi bir düşüş olduğunu bildirdi. Geçen sene 700 civarında olan Türkiye’nin risk priminin 300’lere indiğini anlatan Yılmaz, bunun kamunun ve şirketlerin uluslararası finansmana daha uygun şartlarda ulaşması bakımından çok önemli olduğuna dikkat çekti.
“Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz”
Merkezi idarenin yol haritasının üç ana ayağı bulunduğunu ifade eden Yılmaz, ilk ayağın para politikası olduğunu belirtti. Türk lirasının daha cazip hale getirecek bir politika izlendiğini söyleyen Yılmaz, ikinci ayağın ise maliye politikaları olduğunu belirtti. Para politikaları ve maliye politikalarının koordinasyonunun da etkili şekilde yapıldığına dikkati çeken Yılmaz, yol haritasının üçüncü ayağının yapısal reformlar olduğunu belirterek, “İlk defa OVP’ye ek olarak yapısal reformları koyduk ve çeyreklik bazda bir takvim de koyduk. Para ve maliye politikalarımızı yapısal reformlarla takviye ediyoruz. Yapısal reformlar derken kamuda olsun ekonominin genelinde olsun verimliliği artırıcı, israfı önleyici, rekabet gücünü geliştirici değişimlerden bahsediyoruz. Bunların iki türlü etkisi var. Biri doğrudan etki. Bir reform yaptığınızda 2 ila 3 yıllık bir perspektifte somut bir takım sonuç görüyorsunuz. İkincisi ise beklentiler kanalıyla etki. Yapısal reform yapan ülkeler, gelecek perspektifini güçlendirirler ve yatırımcılar bu ülkelere daha fazla güven duyarlar. Bu ikinci etki hemen tesir eder” dedi.
“Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir siyasi irade olarak bu programın arkasında durduğunu belirten Yılmaz, “Dünyanın en iyi planını, programını da hazırlasanız arkasında siyasi irade yoksa raflarda kalmaya mahkumdur. Bu programlarımıza Sayın Cumhurbaşkanımızın güçlü bir siyasi desteği var. Biz de bu destekle bütün çalışmaları sürdürüyoruz ve bunları da hayata geçireceğiz” dedi.
AK Parti’nin göreve geldiği dönemde Türkiye’nin düşük orta gelir grubunda yer alan bir ülkeyken yüksek orta gelir grubuna yükseldiğini hatırlatan Yılmaz, yüksek gelirli ülkeler sınıfına yükselme hedefini bildirdi. Bunun için kişi başına düşen gelirin 15 bin dolar olması gerektiğini söyleyen Yılmaz, “Programımızı kararlılıkla uyguladığımızda 2026’da 15 bin dolara ulaşabileceğimizi düşünüyoruz” dedi.
Yılmaz, tüketim ağırlıklı bir büyüme yerine yatırım ve ihracat ağırlıklı bir büyüme sağlama hedefine işaret ederek, bu tür büyümenin daha kaliteli ve sağlıklı olacağını belirtti. İhracatçı ve yatırımcıyı rahatlatmaya yönelik adımlara da değinen Yılmaz, “Vergi düzenimizde değişiklik yaptık. Kurumlar vergisini yüzde 25 olarak tayin ettik. Finans ve bankacılık sektörü için yüzde 30, ihracatçı firmalar için ise yüzde 20 olarak belirlendi. Dolayısıyla vergi sistemimizde de ihracatçı firmaları destekleyen bir yapı oluşturduk. Bir yandan Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi (YTAK) dediğimiz bir programı hayata geçirmeye çalışıyoruz. Teknolojik içeriği yüksek, cari açığı düşürücü etkisi olan projelere en az 1 milyar lira, on yıla kadar vadeli, düşük faizli krediler tahsis etmeye dönük bir program” ifadelerini kullandı. Yılmaz, ihracat ve yatırıma dönük desteklerin artarak devam edeceğini de vurguladı.
Yılmaz, Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle bir araya geldi
Yılmaz, Londra’daki temasları çerçevesinde İngiltere’de yaşayan Türk ve Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle de bir araya geldi. Türk toplum temsilcileriyle Londra Yunus Emre Enstitüsünde gerçekleştirilen görüşmede, Türkiye’nin Londra Başkonsolosu Bekir Utku Atahan da hazır bulundu.
Yılmaz, Kıbrıslı Türk toplum temsilcileriyle ise Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği Rezidansında bir araya geldi. Görüşmeye KKTC’nin Londra Temsilcisi Çimen Keskin de katıldı. – LONDRA
]]>