(İSTANBUL) – İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu iş yerinde istismar eden 60 yaşındaki sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu iddiasıyla yargılanmasına Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde başlandı. Duruşma savcısı, mütalaasını açıkladı. Mahkeme duruşmayı 4 Haziran 2024 tarihine erteledi. Bir sonraki duruşmada karar verilmesi bekleniyor.
Geçen yıl mayıs ayında okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı ortaya çıktı. Sanık hakkında hazırlanan iddianame, mahkemece kabul edildi. Metin Şenay, bugün hakim karşısına çıktı. Sadece vekaletnamesi olan avukatlar salona alındı. Koridorda kalan izleyiciler, “Çocuklar vatandır, vatanına sahip çık” şeklinde slogan attı. Sanık Diyarbkır Cezaevinden SEGBİS sistemiyle duruşmaya katıldı. Ayrıca iki mağdurun yakınları katıldı.
Duruşmada sanık Metin Şenay’ın ifadesi alındı. Ayrıca duruşmada mağdur çocuklarıdan birinin pedegog eşliğinde beyanları alındı. Mağdur annelerinden biri duruşmada sinir krizi geçirdiği öğrenildi. Anne salondan çıkarıldı.
Duruşma savcısı mütalaasını açıkladı.
Mahkeme heyeti sanığın tutukluluğuna devamına hükmederek duruşmayı 4 Haziran 2024 tarihine erteledi.
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede, şüpheli Metin Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi. Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi. Şüphelinin ayrıca “çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi de istendi.
]]>“OĞLUM BABASININ YAPTIKLARINI ANLATINCA HEMEN POLİSE GİTMEDİM”
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, sanık Ender Saraç ve avukatları, müşteki Benan Saraç ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı katıldı. Duruşmada söz verilen müşteki Benan Saraç, sanığın oğluna cinsel istismar amacıyla bir eylem gerçekleştirdiğine şahit olmadığını söyledi. Oğlunun kendisine babası tarafından istismar edildiğini söylediğinde ilk etapta inanmadığını ve durumu sorguladığını anlatan Benan Saraç, “Bu yüzden hemen polise, savcıya gitmedim. Babasına sinirli olduğunu biliyordum. Babasının benimle yaptığı kavgalardan dolayı psikolojisinin etkilendiğini biliyordum. Bu sinirle ve hiddetle yapmış olabileceğini düşündüm” dedi.
BENAN SARAÇ ŞİKAYETÇİ OLMADI
Müşteki Saraç, oğlunun raporlu olduğu gün okula gitmek istediğini, kendisinin de izin verdiğini belirterek, bir süre sonra kendisini arayan okulun psikolojik danışman ve rehber öğretmenin istismar olayını bilip bilmediğini sorduğunu aktardı.
Öğretmene konudan haberdar olduğunu söylediğini, Ender Saraç’ı neden şikayet etmediğinin sorulduğunu ifade eden müşteki Saraç, şunları kaydetti: “Babasına kavgalarımızdan dolayı sinirli olduğunu biliyordum, bu sebeple olabileceğini söyledim. Ender’le boşanma aşamasındaydık. Kendisi boşanmaya yaklaşmadı, dava açmak için avukat tuttuğumu söyledim ama avukat mağduru oldum, dava açamadım. Evladımı böyle bir olayda yakacak durumda değildim. Çocuğumu sorgulamaya devam ettim. Okula rehberliğe gidince başka çarem kalmadı, oğlumun yanında olmak zorunda kaldım. Sonrasında mecburen şikayetçi oldum. Nihayetinde oğlum bana gerçeği itiraf etti. Böyle bir olayın yaşanmadığını söyledi, tahmin ettiğim gibi oldu. Babasının benimle olan tartışmalarından dolayı oğlum iç dünyasında ona öfkeliydi.” Benan Saraç, cinsel istismar suçundan şikayetçi olmadığını ve davaya katılmak istemediğini söyledi.
ENDER SARAÇ: EVDE BANYO DAHİL HER YERDE KAMERA VAR, İDDİALARI REDDEDİYORUM
Söz alan sanık Ender Saraç ise oğluna şiddet uyguladığı iddialarının doğru olmadığını savunarak, “Sadece üstü kokuyorken çocuğumu tutarak banyonun önüne kadar getirdim. Bir de çok zayıflamıştı, vegan olmuştu, zorla omega-3 verdim. Evde çıplak dolaştığım iddiaları yalandır, evde 24 saat banyo dahil olmak üzere kamera var. Bu iddiaları reddediyorum” dedi. Olaydan dolayı maddi manevi zarar gördüğünü dile getiren sanık Saraç, beraat talebinde bulundu.
TEMSİLİ KAYYIM ATANDI
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı, müşteki annenin şikayetçi olmaması nedeniyle mağdur çocuğa temsil kayyımı atanmasını talep etti. Duruşmada görüşü sorulan Cumhuriyet savcısı da mağdurun 15 yaşından küçük olması ve annesinin şikayetçi olmaması nedeniyle yargılama sırasında çocuğa temsil kayyımı atanmasını istedi. Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, 15 yaşından küçük mağdur çocuk M.S’ye, kendisini temsil edemeyecek olması nedeniyle temsil kayyımı atanmasına hükmetti.
Bunun için sulh hukuk hakimliğine müzekkere yazılmasına karar veren heyet, M.S’nin bir sonraki celse dinlenmesine hükmederek duruşmayı erteledi.
İDDİANAMEDEN
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, 5 Aralık 2023’te mağdur çocuk M.S’nin okuldaki öğretmenlerine babası Ender Saraç’ın kendisine cinsel istismarda bulunduğunu anlatması üzerine okul idaresinin tuttuğu tutanakların polise bildirildiği ve bunun üzerine soruşturma başlattığı kaydediliyor.
Çocuğun alınan ilk ifadesinde babası hakkında cinsel istismar suçlamasında bulunduğunu, sonraki beyanında ise annesi ve kendisine kötü davrandığı için babası hakkında bu yönde suçlama yaptığını, istismarın olmadığını söylediği ifade edilen iddianamede, anne Benan Saraç’ın ifadesinde de eşinin kendisine ve çocuklarına psikolojik ve ekonomik şiddet uyguladığını, mağdur oğluna karşı herhangi bir cinsel davranışına şahit olmadığını söylediği aktarılıyor.
İddianamede, mağdur çocuğun şeref ve namusunu ilgilendiren bir konuda sanığa iftira atmasını gerektirir ciddi bir neden bulunmadığı ifade edilerek, mağdurun ilk ifadesinin samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğu dile getiriliyor.
İddianamede, sanık Ender Saraç’ın, “çocuğun cinsel istismarı” suçundan 12 yıldan 22 yıl 6 aya kadar hapisle cezalandırılması isteniyor.
]]>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, Manisa’da hizmet veren toplu ulaşım kooperatiflerinin başkan ve yöneticilerini ağırladı. Kooperatif başkanları, Başkan Zeyrek’i tebrik ederek, görevinde başarılar diledi. Konuklarına ziyaretleri nedeniyle teşekkür eden Başkan Zeyrek, kooperatif başkanları ve yöneticileriyle yaşanan sorunlar ve çözümleri noktasında görüş alışverişinde bulundu. Kooperatiflerin ve toplu taşıma esnafının sorunlarını bildiğini ve çözümü için çalışma yürüttüklerini belirten Başkan Zeyrek, “Sorunlarınızı seçim döneminden beri biliyorum. Çözümleri de yine bu masadan yapacağımızın sözünü vermiştim. Sizlerin mağduriyetini seçim zamanında devamlı gördüm. Geçmişte yapılmayanları hep birlikte nasıl yaparız, bunları konuşmamız gerekiyor. Bugün bu odada konuşuyoruz bunları ama yarın ben kooperatifleri ziyaret edeceğim orada konuşacağız. Belki toplantı salonunda üyelerinizin de bulunduğu bir toplantı yapacağız” dedi.
“Siz güzel hizmet etmeye bakın”
Amacının ortak aklı oluşturmak olduğunu ifade eden Başkan Zeyrek, “Benim amacım, ortak aklı oluşturmak, sizi mağdur etmemek. Bu işten para kazanıyoruz, hepimiz evimize ekmek götürüyoruz. Bizim elimize bakan şoförlerimiz olsun, onları mağdur etmemek gerekiyor. Bu sırada duraklarda bekleyen yolcuları, vatandaşlarımızı da mağdur etmememiz gerekiyor. Onlara kaliteli bir hizmet vermemiz gerekiyor. Belediye bütçesinin el verdiği oranda da sizin bu zararınızı gidermek de benim boynumun borcu. Seçim döneminde de ben hep bunu söyledim. Siz güzel hizmet etmeye bakın. Tabii ki para kazanacaksınız ve ben bunun önünü açacağımın sözünü vermiştim. Bu çerçevede yaklaşık 2 gündür birçok matematik yaptık. İstanbul, İzmir, Kocaeli bu işi nasıl yapıyor, bunları inceledik. Kilometre başına hak ediş sistemine geçelim, siz para işini düşünmeyin, sadece vatandaşa iyi hizmet etmeyi düşünün. Buna yönelik de matematiksel olarak birçok şey çalıştık. Ben size ‘Biz bunu yapacağız’ demeyeceğim. Böyle bir şey yok. Ben size bunları sunayım, siz de bir çalışın, kendi matematiğinizi yapın; ortak noktada buluşuruz diye düşünüyorum” diye konuştu.
“Cebinize giren parada asla gözüm olmayacak”
Geçmişte yapılan yanlış uygulamalara da son verileceğini dile getiren Başkan Zeyrek, “Araçlarınızın arkasında eski başkanın size direttiği fotoğrafları ve baskıları vardı. Bence çok yanlış bir uygulama. Yani otobüs sizin, o da sizin bir gelir kapınız. Benim, sizin cebinize giren parada asla ve asla gözüm olmayacak. Hatta sizin cebinizin dolması için de elimden gelen ne gerekiyorsa yapacağım. Çünkü siz para kazanın ki, daha kaliteli araçlarımız olsun, daha kaliteli araç ve hizmet verin ki vatandaşlar mutlu olsun” dedi. – MANİSA
]]>22 Haziran 2020 tarihinde şikayet üzerine Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma devam ediyor. 3 kişilik bilirkişi heyetinin incelemeleri tamamlandı. Şikayetler üzerine yapılan çalışmalar ile hazırlanan 140 sayfalık bilirkişi rapor, soruşturma dosyasına eklendi.
Müştekilerin bir kısmının perakende kuyumculuk yaptığı, müştekilerin sanıklara altın, değerli maden, döviz ya da Türk Lirası verdikleri yer alan raporda, bu konunun müşteki beyanları ve sanık savunmaları ile sabit olduğu belirtildi.
Müştekilerin beyanlarına göre sanıklara verilen altın ve döviz miktarının suç tarihindeki değerinin Diyarbakır ili Huzur Polis Merkezinde alınan beyanlara göre 37 milyon 126 bin 100 lira 54 kuruş olduğu ifade edilen raporda, şunlar kaydedildi:
“Ancak bu beyanlar dışında müşteki katılan ve mağdur olarak adlarına yer verilen kişilerin gerçek mağduriyetlerinin soyut beyanlar dolayısıyla tespit edilemediği, dosya kapsamında yer alan Aklama Raporu’na göre, sanıkların elde ettikleri haksız menfaat miktarının ise tespit edilemediği, müştekilerin sanıklara altın ya da parayı kimi zaman elden verdikleri ve bir kısmını geri aldıkları, ancak söz konusu altın ve para trafiği banka üzerinden yapılmadığı için, müştekilerin zararının tam olarak tarafımızdan tespit edilemediği. Zira dosya kapsamında altın ve para alış verişine ilişkin ‘bilgi fişi’, ‘kartvizit’, ‘kağıt’ şeklinde belgeler bulunduğu, ancak bunların doğruluğunun tarafımızdan anlaşılamadığı, bankalardan alınan veriler ile yapılan ticari alışveriş boyutlarının, tarihlerinin belirlenemediği, hangi gönderilen paranın hangi alış için olduğu veya hangi ödenen paranın hangi alışverişe ait olduğunun tespitinin mümkün olamadığı. Sanıkların ‘kar elde edecekleri yönünde kanaat uyandırarak oluşturdukları güven duygusuyla müştekileri aldatıp’ altın ve para aldıklarının sabit olması halinde nitelikli dolandırıcılıktan söz edilebileceği, buna karşılık sanıkların müştekilerden altın ve dövizleri aldıkları esnada ‘hileli davranışlarının bulunmadığının kabulü halinde’ dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceği. Bu ihtimalde ticari ilişki (hukuki ihtilaf) ya da güveni kötüye kullanma suçundan söz edilebileceği, özellikle sanıkların banka hesaplarındaki paraların tamamının çekilmesi, işyerindeki altın ve paranın alınarak, bilgisayar da dahil olmak üzere valize konulup, iş yerinden ayrılma eyleminin kastın belirlenmesinde dikkate alınabileceği, bu hususun takdirinin delillerle doğrudan temas eden yüce mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatlerine varılmıştır.”
“Bilirkişi raporunda somut bir delil bulunmamaktadır”
Sanık avukatlarından Fatih Bulut, bilirkişi raporunda somut bir delil bulunmadığını söyledi. Avukat Bulut, “140 sayfalık bilirkişi raporu incelendiği zaman raporda sadece müştekilerin soyut beyanları ve herhangi bir somut delilin, emarenin olmadığını, bilirkişi raporunun sonuç kısmı incelendiğinde olayın ticari bir boyutunun ilerisine gitmediği, her hangi bir şekilde haksız bir menfaat tespit edilemediğini, müvekkillerimin ticari faaliyetleri kapsamında yaşadıkları zorluklardan kaynaklı olarak içine düştükleri mağduriyeti açıkça ortaya çıktığı görülmektedir. Buna rağmen müvekkillerimiz halen bugün itibariyle de tutuklu yargılanmaktadırlar. Bizim beklentimiz, adaletin iki yönü vardır. Hem müştekiler arasında olan yönü, hem de sanıklar arasında olan yönü. Önemli olan nokta, suça konu herhangi bir fiili işlememiş insanların koruma tedbirleriyle mağdur edilmemesi, bu durum masumiyet karinesinin bir gereğidir. Kamuoyuna ısrarla vurgulamak ve belirtmek istediğimiz olgu, Zerya Kuyumculuk davasının herhangi bir şekilde bir müvekkil-sanıklar tarafından haksız menfaat temini olmadığı, tamamen ekonomik zorluklarından kaynaklı bir süreç olduğu bu raporla da gün yüzüne çıktı. Bir an önce hukuki sürecin müvekkillerin fiili durumlarına uygun şekilde yürümesini talep ediyoruz” dedi.
28 Mart’ta Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada, tutuklu sanıklar Serdar Adıgüzel ve Zülfikar Ortaç’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verilmişti. Duruşma, 10 Haziran 2024’e ertelenmişti. – DİYARBAKIR
]]>İstanbul Bağcılar’da geçen yıl 11 yaşındaki kız çocuğunu işyerinde istismar eden sucu Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu belirlendi. 60 yaşındaki sanık hakkında hazırlanan iddianamede yüzlerce yıl hapis cezası istendi.
24 Mayıs 2023 günü okuldan çıkan 11 yaşındaki M.Y.’yi aracıyla kendisine ait su dükkanına götürüp burada alıkoyan ve taciz eden Metin Şenay’ın çok sayıda çocuğa cinsel saldırıda bulunduğu tespit edildi. Dükkandaki ses yalıtımlı özel oda görüntülenirken Şenay’ın istismar görüntülerini kayda aldığı öğrenildi. 60 yaşındaki sanık hakkında hazırlanan iddianamede görevli mahkemece kabul edildi. Metin Şenay 7 Mayıs’ta hakim karşısına çıkacak.
ÇOCUKLARI, “SANA ÇOK ACI VERİRİM, GEREKİRSE ÖLDÜRÜRÜM” DİYEREK TEHDİT ETMİŞ
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nca hazırlanan iddianamede, “Metin Su” isimli işyeri sahibi Metin Şenay’ın yıllardır aynı yerde su dağıtımı yaptığı ve bu nedenle yaşı küçük çocuklar tarafından da tanındığı belirtildi. 24 Mayıs 2023 günü mağdur çocuğun okuldan çıkıp evine dönmesi gerekirken dönmemesi üzerine ailenin kolluk kuvvetlerine ihbar ettiği ve kemara kayıtları incelendiğinde mağdur çocuğu Metin Şenay’ın aracına bindirdiği tespit edildiği ve Şenay’ın işyerine gelen ekiplerin incelemelerde şüphelinin gece 3 sıralarında işyerinden çıkarak tedirgin davranışlar sergilediği aktarıldı. Bunun üzerine polis ekipleri Şenay’a müdahale ettiği, şüphelinin çocukla ilgili sorulara cevap vermediği belirtildi. Şenay’ın işyerine giren ekiplerin içerden çocuk sesi duyması üzerine işyerinde yatak odası olarak tarif edilen alanda gizli bir bölmede mağdur çocuğun kilitli ve ağlar vaziyette bulunduğu aktarıldı.
Mağdur çocuğun üzerinde ve duvarlarda kan lekeleri görülmesi üzerine çocuğun cinsel istismara maruz kaldığının anlaşıldığı ve şüpheli Şenay’ın duvara yapıştırmış olduğu, “Söz dinlemesi kesinlikle yapılacak, kesinlikle bağırma, konuşurken fısıltıyla konuş, sağa sola zarar verme, dükkana biri gelirse kesinlikle konuşma, ayrıca ben ne dersem yap. Sözümü dinlemezsen çok acı veririm ve çok döverim, gerekirse öldürürüm bence” şeklinde notlarının olduğu tespit edildiği aktarıldı. Bir mağdur çocuğa, “İlk önce senin kafana sıkarım, sonra kendi kafama sıkarım, gideriz bu hayattan” dediği diğer mağdur çocukları da ölümle tehdit ettiğinin anlaşıldığı belirtildi. Öte yandan iddianamede şüpheli Metin Şenay’ın telefonunda çok sayıda çocuk pornosu ve internet aramalarının olduğu belirlendiği anlatıldı.
METİN ŞENAY HAKKINDA YÜZLERCE YIL HAPİS TALEBİ
İddianamede şüpheli Şenay’ın ilk mağdura yönelik işlediği “Zincirleme olarak cebir, tehdit veya hile kullanarak çocuğu cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 10 yıl 6 aydan 36 yıl 9 aya kadar, “Zincirleme şekilde 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 63 yıldan az olmayacak ceza ve “Müstehcen yayınların üretilmesinde çocukları kullanmak” suçundan 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Metin Şenay’ın, eşinin yeğeni olan iki mağdur çocuğa yönelik 2019-2023 yılları arasında işlediği, “Zincirleme olarak cebir veya hile kullanarak çocuğa cinsel amaçla hürriyetinden yoksun kılma” suçundan ayrı ayrı 18 yıl 4 aydan 62 yıl 1 aya kadar, “Zincirleme olarak üçüncü derece kayın hısımlığı bulunan 12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan ayrıca 63 yıldan az olmayacak bir ceza ve “müstehcen yayınların üretiminde çocukları kullanmak” suçundan da ayrı ayrı 8 yıl 9 aydan 17 yıl 6 aya kadar hapsi istendi.
Sanık Şenay’ın son mağdur çocuğa karşı 24-25 Mayıs 2023 tarihinde işlediği “Cebir, tehdit veya hile kullanarak silahla ve cinsel amaçla çocuğu hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 6 yıldan 21 yıla kadar, “12 yaşını tamamlamamış çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 27 yıldan az olmamak üzere ve “Müstehcen yayınların üretminde çocukları kullanmak” suçundan da 5 yıldan 10 yıla kadar hapsi istendi.
Şüphelinin ayrıca kamuya karşı işlediği “Çocukların kullanıldığı müstehcen görüntüleri depolamak ve bulundurmak” suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, bazı kişilerin Pendik’te açtıkları emlak şirketi üzerinden ilan sitelerine daire satışı ilanı verip, sonradan görüştükleri vatandaşlardan kapora alarak dolandırıcılık yaptıkları ihbarına yönelik çalışma yürüttü.
Çalışmalarda, söz konusu şirket çalışanlarının, geçmiş yıllarda kiraya verdikleri evlerin satış durumunu takip etmeye devam ettikleri, ev sahiplerince farklı firmalar aracılığıyla satışa çıkarılmasını fark ettikten sonra geçmişten ellerinde bulunan ev fotoğrafları, tapu kaydı gibi belgelerle bu evleri sahiplerinin bilgisi olmadan internet üzerinden satışa sundukları tespit edildi.
Mevcut kiracıları tanımalarından dolayı evleri müşterilere gösterirken samimi ortam oluşturan şüphelilerin mağdurlara güven verdiği de belirlenirken, şüphelilerin aynı zamanda evin satış fiyatını piyasanın altında tutup, “bu fiyata kaçırmayın, bu fırsat kaçmaz” diyerek mağdurları ikna ettiklerini ve “ön ödeme” adı altında mağdurlardan para alarak haksız kazanç sağladıkları da saptandı.
Aynı yöntemle 7 farklı eylem gerçekleştirildiğini de ortaya çıkaran ekipler, eş zamanlı operasyonla biri kadın 6 şüpheliyi gözaltına aldı. İş yerindeki aramada bir tabanca ele geçirildi.
Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adliyesine sevk edildi.
Savcılıktaki ifadelerinin ardından tutuklanma talebiyle sevk edildikleri hakimlikçe, 6 şüpheliden 5’i tutuklandı, biri hakkında adli kontrol uygulandı.
Mağdurlar polise teşekkür etti
Ev satışı vadiyle kandırıldıklarını belirten müştekilerden Mustafa Alkama, kardeşi için Sultanbeyli’den ev baktıkları ve dolandırıldıklarını söyledi.
İnternetten bir daire bulduğunu ve kardeşiyle bakmaya gittiklerini anlatan Alkama, şöyle konuştu:
“Emlak ofisinde daireyi 935 bin liraya satın almak üzere anlaştık. 10 bin lira kapora teklif ettim, kabul etmediler. Paramızı toplamak için 20 gün müsaade istedik, kabul ettiler. 135 bin lira kapora verdik, sözleşmemizi yaptık. Bunlar kardeşimin iş yerine gelerek, ucuza daire verdiklerini, iyilik yaptıklarını, ticaretle uğraştıklarını, paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyip kardeşimin beynine öyle bir giriyorlar ki…’Bak biz sana iyilik yaptık, sen de bize iyilik yap, 20 gün bekletme, eline ne geçerse ufak ufak bize ödeme yap, hatta biz başkasını satıp senin kaporanı verelim.’ demişler.”
Şüphelilerin daire almak için altınını bozduran kardeşinden 600 bin lira aldıklarını belirten Alkama, kendisinden de ilgisi olmadığı halde 14 bin lira tapu harcı yatırmasının istenmesi ve tapu dairesinden böyle mesaj gelmemesi nedenleriyle kuşkulandığı, sonra polise giderek bu kişilerden şikayetçi olduğu bilgisini paylaştı.
Alkama, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teşekkür ederek, mağduriyetlerinin giderilmesini beklediğini de sözlerine ekledi.
290 bin lira kapora verdi
Müştekilerden Nilüfer Apak da Kartal’dan almak istediği ev için 290 bin lira kapora verdiği için mağdur edildiğini söyledi.
Aynı gün alacağı daire ilanının başka bir firmada olduğunu fark ettiğini, görüştüğü daire sahibinden de bu satıştan haberi olmadığını öğrendiği ve daireyi almaktan vazgeçmesine rağmen parasını geri alamadığını aktaran Apak, haklarında şikayetçi olduktan sonra korkan şüphelilerin daha sonra parasını peyderpey ödediğini anlattı.
Apak, parasını geri almasına rağmen şikayetinden vazgeçmeyeceğini vurgulayarak,”İnsanları bu konuda uyarıyorum, çok dikkatli olsunlar. Aynı zamanda Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliğine çok teşekkür ediyorum. Çok ilgilendiler, çok hızlı bir şekilde bu işi bitirdiler.” dedi.
]]>İstanbul Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliği ekipleri, bazı kişilerin Pendik’te açtıkları emlak şirketi üzerinden ilan sitelerine daire satışı ilanı verip, sonradan görüştükleri vatandaşlardan kapora alarak dolandırıcılık yaptıkları ihbarına yönelik çalışma yürüttü.
Çalışmalarda, söz konusu şirket çalışanlarının, geçmiş yıllarda kiraya verdikleri evlerin satış durumunu takip etmeye devam ettikleri, ev sahiplerince farklı firmalar aracılığıyla satışa çıkarılmasını fark ettikten sonra geçmişten ellerinde bulunan ev fotoğrafları, tapu kaydı gibi belgelerle bu evleri sahiplerinin bilgisi olmadan internet üzerinden satışa sundukları tespit edildi.
Mevcut kiracıları tanımalarından dolayı evleri müşterilere gösterirken samimi ortam oluşturan şüphelilerin mağdurlara güven verdiği de belirlenirken, şüphelilerin aynı zamanda evin satış fiyatını piyasanın altında tutup, “bu fiyata kaçırmayın, bu fırsat kaçmaz” diyerek mağdurları ikna ettiklerini ve “ön ödeme” adı altında mağdurlardan para alarak haksız kazanç sağladıklarını da saptandı.
Aynı yöntemle 7 farklı eylem gerçekleştirildiğini de ortaya çıkaran ekipler, eş zamanlı operasyonla biri kadın 6 şüpheliyi gözaltına aldı. İş yerindeki aramada bir tabanca ele geçirildi.
Zanlılar, emniyetteki işlemlerinin ardından Anadolu Adliyesine sevk edildi.
Mağdurlar polise teşekkür etti
Ev satışı vadiyle kandırıldıklarını belirten müştekilerden Mustafa Alkama, kardeşi için Sultanbeyli’den ev baktıkları ve dolandırıldıklarını söyledi.
İnternetten bir daire bulduğunu ve kardeşiyle bakmaya gittiklerini anlatan Alkama, şöyle konuştu:
“Emlak ofisinde daireyi 935 bin liraya satın almak üzere anlaştık. 10 bin lira kapora teklif ettim, kabul etmediler. Paramızı toplamak için 20 gün müsaade istedik, kabul ettiler. 135 bin lira kapora verdik, sözleşmemizi yaptık. Bunlar kardeşimin iş yerine gelerek, ucuza daire verdiklerini, iyilik yaptıklarını, ticaretle uğraştıklarını, paraya ihtiyaçları olduğunu söyleyip kardeşimin beynine öyle bir giriyorlar ki…’Bak biz sana iyilik yaptık, sen de bize iyilik yap, 20 gün bekletme, eline ne geçerse ufak ufak bize ödeme yap, hatta biz başkasını satıp senin kaporanı verelim.’ demişler.”
Şüphelilerin daire almak için altınını bozduran kardeşinden 600 bin lira aldıklarını belirten Alkama, kendisinden de ilgisi olmadığı halde 14 bin lira tapu harcı yatırmasının istenmesi ve tapu dairesinden böyle mesaj gelmemesi nedenleriyle kuşkulandığı, sonra polise giderek bu kişilerden şikayetçi olduğu bilgisini paylaştı.
Alkama, İstanbul Emniyet Müdürlüğüne teşekkür ederek, mağduriyetlerinin giderilmesini beklediğini de sözlerine ekledi.
290 bin lira kapora verdi
Müştekilerden Nilüfer Apak da Kartal’dan almak istediği ev için 290 bin lira kapora verdiği için mağdur edildiğini söyledi.
Aynı gün alacağı daire ilanının başka bir firmada olduğunu fark ettiğini, görüştüğü daire sahibinden de bu satıştan haberi olmadığını öğrendiği ve daireyi almaktan vazgeçmesine rağmen parasını geri alamadığını aktaran Apak, haklarında şikayetçi olduktan sonra korkan şüphelilerin daha sonra parasını peyderpey ödediğini anlattı.
Apak, parasını geri almasına rağmen şikayetinden vazgeçmeyeceğini vurgulayarak,”İnsanları bu konuda uyarıyorum, çok dikkatli olsunlar. Aynı zamanda Asayiş Şube Müdürlüğü Dolandırıcılık Büro Amirliğine çok teşekkür ediyorum. Çok ilgilendiler, çok hızlı bir şekilde bu işi bitirdiler.” dedi.
]]>Kültür Turizm Bakanlığı tarafından çıkartılan Turizm İşletme Belgesi yönetmeliği sonrasında Tekirdağ’ın Süleymanpaşa ilçesinde kapatılması beklenen 63 pansiyon işletmecisi Kültür Turizm İl Müdürlüğü önünde basın açıklaması yaptı. Pankartlar ile Kültür Turizm İl Müdürlüğü önüne gelen işletmeciler, çıkartılan yönetmelikle mağdur olduklarını, belgeyi alamadıklarını ve mağduriyetlerinin giderilmesini talep etti.
Konuyla ilgili açıklama yapan İşletme sahibi Gökhan Taşkıran, “Bizler Tekirdağ’da konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletme sahipleriyiz. Bizler bu işletmeler bizim ailelerimize ait apartmanlarda ya da kiraladığımız yerlerde konaklama faaliyeti gerçekleştiren işletmeleriz. Bu alan da çalışırken bizler, belediyeden iş yeri açma ve çalıştırma ruhsatlarını almış bulunmaktayız, bağlı bulunduğumuz vergi dairelerinden vergi levhamızı almış durumundayız, aynı zamanda çalıştırdığımız arkadaşlarımızın SGK gibi yükümlülüklerini yapmış bulunuyoruz. Aynı zamanda konaklama faaliyetli işletmelere getirilen Konaklama vergilerini ödüyoruz. Turizm katkı payı vergisini ödüyoruz. Fakat bakanlığımızın son dönemlerde çıkartmış olduğu Turizm İşletme Belgesini maalesef ki alamıyoruz. Bunun için de ilçe belediyesi, il turizm müdürlüğü arasında maalesef git gel yapılmak suretiyle oyalanıyoruz. Bizler vergisel anlamda tüm yükümlülüklerimizi yerine getirmemize rağmen maalesef ki bu turizm işletmesi belgesini alamıyoruz ve yıllardır çalıştırdığımız, alın teri döktüğümüz işletmelerimizin kapanması gibi bir durumla karşı karşıyayız. Biz buradan mağduriyetimizin giderilmesini istiyoruz” dedi.
Taşkıran, “Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy’un televizyonlara çıkıp bizleri durumda bırakacak bu yönetmeliği anlatırken kullandığı kelimeleri size söylemek istiyorum. Diyor ki ‘Siz bir konutta yaşıyorsunuz, düşünsenize yan dairenize hiç tanımadığınız kişiler girip çıkıyor. Bunların kayıt altına alınması gerekiyor’ deniliyor. Burada ki işletme sahiplerinin hepsi kayıt altında, kolluk denetimi altında biz bu faaliyetleri yürütüyoruz. Sonrasında konuşmasında şunu söylüyor, “Giren çıkan kişinin kimlik bildirimi yapılmıyor’ deniliyor. Ama bizim işletmelerimizin hepsinde Online kimlik bildirim sistemine sahibiz. İşletmelerimizde konaklayan tüm misafirlerin kimlik bildirimleri anlık yapılıyor. Kayıt dışılıktan ve vergi kaybından bahsediyor bakanımız haklıdır ama yine burada ki işletmelerin tamamı vergi mükellefidir. Dolayısıyla Sayın Bakanımız bunu aslında 100 daireli, 200 daireli büyük rezidanslarda günlük kiralama yapılan yerleri kayıt altına alınması maksadıyla yapılırken bu yönetmelik, bizim gibi ufak konaklama faaliyetli işletmeleri de kapsayarak mağdur etmektedir. Biz sayın bakanımızın niyetini derdini çok iyi anlayabiliyoruz ama bizim gibi ufak yerlerin de bu yönetmeliğe sokulmasıyla bizleri mağdur ediyor. Biz bu mağduriyetimizin giderilmesi hususunda gereğini rica ediyoruz” diye konuştu.
Pansiyon İşletmecisi Cüneyt Demir ise, “Bizim ruhsatlarımızda günü birlik konaklama evi yazıyor. Hal bu ki diğer ilçelerde olduğu gibi pansiyon ruhsatı verilmiş olsaydı zamanında. Burada ki insanların hiç birisinin bir mağduriyeti olmayacaktı. O zaman biz basit konaklama belgelerimizi alacaktık, basit bir şekilde çözecektik. Ama bugün ne Süleymanpaşa Belediyesi bu konuda adım atıyor, ne de bakanlık bu konuda çözüm üretiyor. Biz de ortada kurbanlık koyun gibi bekliyoruz. Ne zaman gelip işletmelerimizi kapatacaklar, mühürleyecekler diye. Şöyle bir durum var, yaz geliyor, bir dünya insan geliyor bunların konaklaması var bu anlamda da sıkıntı var. Bizi mağdur ediyorlar ama her hangi bir alt yapı hazırlıkta yok. Nerede konaklayacak insanlar” ifadelerini kullandı.
Yönetmeliğin çıkması sonrası mağdur olan işletme sahipleri, basın açıklamasının ardından sessiz bir şekilde dağıldılar. – TEKİRDAĞ
]]>Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşunun işbirliğinde gerçekleştirilen ’27. Yılında 28 Şubat Mağdurlarının Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nın sonuç raporu, Memur-Sen Genel Merkezi’nde düzenlenen basın toplantısı ile açıklandı. 28 Şubat’ta mağduriyet yaşayan öğrenciler, toplantı sonrasında İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulundu. Öğrenciler, darbe sebebiyle mezuniyetlerinin geç olmasından dolayı birçok mağduriyet yaşadıklarını söylediler.
“Devlet Güvenlik Mahkemesinde idamla yargılandım”
27 yıl önce Malatya’daki İnönü Üniversitesinde öğrenim gören Mine İpek Yeter, Malatya’nın 28 Şubat’ta pilot il seçildiğini belirterek, “Türkiye’deki tüm üniversitelerde yasaklar uygulandı ama İnönü Üniversitesinde biraz daha farklı oldu, çünkü rektörümüz bir paşaydı. Dolayısıyla oradaki güvenliği de jandarma sağlıyordu. Bizler orada fiziki, psikolojik birçok şiddete rastladık. Ben Devlet Güvenlik Mahkemesinde (DGM) yargılandım, idamla yargılandım. Birçok kez gözaltına alındım. Gözaltına alıp bizi askeriyeye götürüyorlardı. Gözaltına alınma sebebimiz başörtülü bir şekilde derslerimize alınmadığımız için arkadaşlarımızla beraber kampüs bahçesinde oturma eylemlerimiz olurdu. Oturma eylemlerimizden rahatsızlık duydukları için, herhangi bir tepki göstermemiz gerektiği için orada gözaltına alınıp ya kışlaya götürülüyorduk. Ciddi fişlemeler yaptılar. Buralara numara koyarak fotoğrafımızı tek tek çektiler. Gözaltında olduğumuz süre zarfında kamera görüntümüzü aldılar. Aynı zamanda birçok evrağa parmak izimizi aldılar. Orada bir polis dedi ki, ‘Bundan sonra sizin çocuklarınız asla ne polis olabilecek ne subay.’ Nasıl bir fişlemede bulundularsa bunu bize ifade etti” dedi.
“Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler”
Yaşanan olayların ardından üniversite ile iletişimlerinin kesildiğini belirten Yeter, “Hiçbir şekilde giremedik. Yıllar sonra hükümetimizin çıkarmış olduğu aflarla üniversitelerimize dönüp eğitimlerimizi tamamladık. Birçok arkadaşımız, Cumhurbaşkanımızın yasakları kaldırması sonucu eğitimlerine başörtülü bir şekilde devam ettiler. Bir insana zorla başını örttürmek ile açtırmak aynı ideolojinin ürünleri. Birbirinden çok da farklı değil. Bugün ülkemizde isteyen istediği kıyafetle eğitimini alabiliyor. Aldığı eğitim doğrultusunda çalışabiliyor. Bu noktada ülkemizde yasakların kaldırılmasında tüm arkadaşlarımız ve bizler iyi ki o mücadeleyi yaptık, ülke tarihinde bir şeyler değişti” dedi.
“Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti”
Üniversiteden 12-13 yıl aradan sonra mezun olabildiklerini aktaran Yeter, “Mezun olduktan sonra tabii ki birçok şart değişmişti. Memurluğa girme yaşı, sınavlar, sınavların isimleri, kapatılan bölümler gibi. En önemlisi arkadaşlarımızın yaşları ilerlemişti. Hükümetimiz ile gerçekleştirdiğimiz birçok çalışma oldu. Onların desteğiyle öğretmenlikteki 40 yaş sorunu kaldırıldı. Aslında arkadaşlarımız için bu da yeterli olmuyor. O dönem mezun olsalardı daha basit sınavlarla öğretmen olabileceklerdi. Hala da üniversiteden atılan, sonra af ile bitiren kardeşlerimizin mağduriyetleri devam etmekte. Bu anlamda mağduriyetlerin çözüleceğinden umutluyuz. Onlar da çözülürse çok daha güzel olacak. Bu mücadele tarihe sorunsuz bir şekilde geçmiş olacak” diye konuştu.
“Bütün Türk halkı mağdur edilmiştir”
O dönemde Süleyman Demirel Üniversitesi Burdur Eğitim Fakültesi’nde eğitim gören Emine İlyas ise, öğrenciyken çeşitli cezalar alarak mahkeme kararlarıyla eğitim haklarının engellendiğini söyledi. İlyas, şu ifadelere yer verdi:
“Başörtüsü yasağının kalkması 10-13 yılımızı aldı. 2010 yılından sonra üniversitelerimize geri döndük. 2014-2015 yıllarında diplomalarımızı almaya başladık. Aradan bu kadar yıl geçtikten sonra mezun olabilsek de birçok mağduriyet devam etti. 28 Şubat darbesi görünürde muhafazakar, dindar kesime yaşatılmış darbe gibi görünse de aslında bütün Türk halkı mağdur edilmiştir. Burada sadece dindar kesime uygulandığı algısı oluşturuluyor kaygısı da var bende. Şu anda Türk halkının, hepimizin bütün darbelere karşı daha hassas olmamız lazım. Bu darbeler, ekonomik olarak, eğitim hayatında ve sosyal hayatta geride bırakan bir olay olarak karşıma çıkıyor.” – ANKARA
]]>Türk siyasi tarihinde 28 Şubat 1997’de “Post modern darbe” olarak gerçekleşen darbede mağdur olan Şerife Kaya, darbenin 27’inci yıl dönümünde yaşadıklarını İhlas Haber Ajansı’na anlattı. O dönemde sağlık personeli olarak çalışırken mobbing uygulanan ve işi elinden alınan Kaya, yaşadıkları mağduriyetlerin yıllar sonra telafi edilmeye başlandığını belirtti.
Aynı zamanda 28 Şubat Gönülleri Platformu Başkanı olan Şerife Kaya, Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nde çalışan ve içlerinde kendisinin de bulunduğu 10 sağlık personeline, başörtülü çalışmaları sebebiyle soruşturma açılmasıyla birlikte mağdur olduğunu dile getirdi. Kaya, 11 yıllık devlet memuru olarak görev yaptığı esnada işten uzaklaştırıldığını söyleyerek, “28 Şubat döneminde ben sağlık alanında yetiştirilmiş ve memuriyetinin 11’inci yılında, en verimli dönemimdeyken başörtülü çalışmaya devam ettiğim için işten uzaklaştırıldım. Daha sonra sürgün gibi bir takım sıkıntılarımız oldu, aylıktan kesme gibi cezaları da aldım. Ayrıca 1988’in Haziran ayında Orman Fakültesine bir sürgün yapıldı” diye konuştu.
“Bize ‘başınızı açarsanız istediğiniz yerde çalışacaksınız’ dediler”
Kaya, 28 Şubat döneminde bir ikna odaları varlığından da söz ederek, “Aslında 28 Şubat döneminde Nur Sertel’in üniversite kazanan öğrenciler için oluşturulan özel bir mekanı vardı, ikna odaları diye. Ama aslında bulunduğunuz her yer bir ikna odasına dönüşebiliyordu. Orman fakültesinin o dönemdeki Dekanı bize şöyle bir ikna yoluna gitti, ‘çocuklar istediğiniz yerde istediğiniz imkanlarla istediğiniz şartlarda ve istediğiniz konumda çalışacaksınız, yeter ki başınıza açın’ diye bize böyle açık çek verdi. Bu okulların açılmasıyla birlikte bu defa Gökçeada’da Su Ürünleri Fakültesinin bir birimi vardı. Biz oraya sürüldük. Ondan sonra da yaklaşık 2 ay sonunda da ihraç kararımız geldi” ifadelerini kullandı.
“1 lira bulamadığım için dışarı çıkamadığım zamanlar oldu”
Kaya, yaşanan mağduriyetlerin sonucunda uzun yıllar işsiz ve parasız kaldıklarını söyleyerek, “13 yıl sürdü devlet memuriyetim. 13 yıl boyunca ayakları üzerinde duran eve ekmek parası götüren bir şahısken, birdenbire parasız pulsuz kaldım. O dönemler 1 milyon liraydı bir abonman bileti, bugünün parasıyla bir lirayı bulamadığım için dışarıya çıkamadığım çok zaman oldu. 8 yıl doğru düzgün işim olmadı. Çok farklı sektörlerde çalışmak zorunda kaldım.
“Rahşan Affı’ndan yararlanamadık”
Yaşanan mağduriyetlerin ardından haklarını savunmak için mahkemeye başvurup davalar açtıklarını da sözlerine ekleyen Kaya, “2000 yılında bir Rahşan affı çıkmıştı. Rahşan affından o dönem içerisinde terörle iltisaklı onlar tecavüzcüler, katiller herkes yararlandı. Fakat biz o genel aftan bizde yararlanıp kendi görev kurumumuza geri dönmek için başvuruda bulunduğumuzda, kurumumuz ‘siz af kapsamında değilsiniz’ dedi. Biz de Danıştay’a dava açtık. Danıştay tabi ki af kapsamında değildir demedi sonuçta devletin bir kurumuyuz, çelişecek. Ama başka bir hukuku ayaklar altına alan bir karar imza attı, ‘siz ah kapsamındasınız fakat idare takdir yetkisini kullanmıştır’ dedi” açıklamasında bulundu.
Kaya, bağlı oldukları idarenin takdir yetkisini 14 yıl sonra kullandığını söyleyerek, 2012 yılının aralık ayında işine yeniden kavuştuğunu dile getirdi. – ANKARA
]]>Olay, geçtiğimiz ay Şehitkamil ilçesi Karşıyaka Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, mahallede 19 yıldır kuyumculuk yapan Mustafa Taner Ş. ve Halil İbrahim Ş. isimli iki kardeş, 2024 Ocak ayının başında iş yaptıkları 30 kişiyi arayarak ellerindeki altınları yatırım için getirmelerini ve bunun karşılığında da kısa sürede karla fazla altın vereceklerini söyledi. Vatandaşların altınları getirmesinin ardından kuyumcu kardeşler ortadan kayboldu.
Kaçmak üzereyken yakalandılar
Kardeşlere uzun süre ulaşamayan vatandaşlar dolandırıldıklarını fark ederek şikayetçi oldu. Olayla ilgili çalışma yapan polis ekipleri, dolandırıcılık olayıyla ilgili 2 kardeşi yurt dışına kaçmak üzereyken yakalayarak gözaltına aldı. Tamamlanan yasal işlemlerinin ardından adli mercilere sevk edilen 2 kardeş tutuklanarak cezaevine gönderildi.
Mağdurlar kayıp para ve altınlarının bulunmasını istiyor
Kuyumculuk yapan iki kardeşe kendilerinden çok güvendiklerini söyleyen mağdur vatandaşlar ise dolandırıldıkları için üzgün ve şokta olduklarını ifade ederek paralarının geri almak için yardım istedi. Kuyumcu kardeşlerin iş yeri önünde toplanan mağdurlar, kayıp para ve altınlarının bulunmasını istiyor.
“Bu kuyumcular benim 15 yıldır arkadaşım”
30’dan fazla mağdurdan biri olduğunu söyleyen Mehmet Alkan, “Bu kuyumcular benim 15 yıldır arkadaşım. Devamlı alışveriş yaptığımız bir yer. Güvendiğimiz bir insandı. 1 yıldır onunla iş yapıyorum. Son olarak Ocak 2024’te benden para istedi. ‘Nakit paranı getir bende sana daha fazla para kazandırayım’ dedi. Ben de getirip 50 tam altın parası verdim. 16 Ocak’ta benim paramı tekrar yatırdı. 2 gün sonra tekrar aradı ve dedi ki, ‘para hala duruyorsa getir sana 26 Ocak’ta 3 tane fazla altın vereyim’. Ben de tekrar verdim. Yaklaşık 3 haftadır iş yeri kapalı. Aradığımızda bize babasının rahatsız olduğunu ve İstanbul’da olduğunu söyledi. Fakat öyle bir şey yokmuş bizi dolandırıp kaçmış. 30 kişiden fazla vatandaş toplam 150 milyon TL dolandırıldı. Benim kaybım 750 bin TL. Ben polise şikayette bulundum” dedi.
“Bana baba derlerdi, 2 kilograma yakın altınımı dolandırdılar”
20 yıldan fazladır tanıdığı kuyumcuları oğlu gibi sevdiğini belirten bir diğer mağdur Mehmet Kaplan ise “Ben 20 yıldır bu insanlarla tanışıyorum. 4 yıldır beraber iş yapıyoruz. Evladım gibilerdi. Her zaman verdikleri sözde dururlardı. Bana kredi çek dediler. Bende kredi kartlarımı verdim onları kullandılar. En son bir şeylerin ters gittiğini anladığımda onlara benim kredi borçlarımı ödeyin ben hükümetle uğraştırmayın dedim. Ama hiçbir şeyi ödemeden kaçıp gittiler. Benim 2 kilograma yakın altınımı dolandırdılar. Yetkililerden hakkımızın onlardan alınıp bize tekrar verilmesini istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Bu para onun için harçlık olabilir ama fakirin serveti”
Dolandırıcı kuyumcunun ailesine seslenen mağdur Gülseren Kaplıca, “Oğlumun sadece 35 tane altını vardı. Kardeşimin de 14 altını vardı. Bu kuyumcu dedi ki, ‘o altınları bana verin, biz size daha fazla para kazandıralım, 1 ay içerisinde size tüm paranızı veririm’ diye söyledi. Ama paralarımızı aldı ve kayıplara karıştı. Çevreden duyduğumuza göre bu sadece bizi değil 30’dan fazla kişiyi dolandırmış. Bu para onun için harçlık olabilir ama fakirin serveti. Bunu ailesi duysun ve vicdanlarının sesini dinleyip parayı geri getirsin” şeklinde konuştu.
“Kendimden şüphe ederdim o insandan şüphe etmezdim”
Kendinden şüphe edeceğini fakat dolandırıcı kuyumculardan şüphe etmeyeceğini söyleyen mağdur Vakkas Aksoy, “Bu kuyumcu kardeşimizi ben 15 yıldır tanıyorum. Uzun zamandır alışveriş yaptığım bir yer. Neden buraya getirip mallarımızı verdik. Piyasadan daha uygun sayıyordu. Buranın en az 19 yıllık esnafı. Kardeşiyle beraber yapıyorlar bu işi. Biz de inandık güvendik. Çok efendi, çok dürüst bir tavırları vardı. Kendimden şüphe ederdim o insandan şüphe etmezdim. Çıksın ve bizim mağduriyetimizi karşılasın. Onun içeride tutuklu kalması bizim hiçbir işimize yaramaz. Biz sadece kayıplarımızı geri istiyoruz. Benim mağduriyetim toplam 670 gram altın” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>TOKİ konutlarının 5 senedir teslim edilememesi ve konut fiyatları ile taksitlere yapılan zamlar nedeniyle mağdur olan vatandaşların AKP Maltepe İlçe Başkanlığı önünde açıklama yapmasına polis izin vermedi. Yaşanan tartışmaların ardından TOKİ mağdurları Maltepe Meydanı’nda açıklama yaptı. Üzerinde ‘1990-2019 TOKİ’ yazılı tabutu omuzlarında taşıyarak meydana koyan TOKİ mağdurları TOKİ için gıyabi cenaze namazı kıldı.
İstanbul’da Toplu Konut İdaresi Başkanlığı’nın (TOKİ) 2019 yılında başlattığı “100 bin alt gelir grubu sosyal konut projesi” kapsamında hak sahibi olan, ancak konutlarının 5 yıldır teslim edilmemesi ve konut fiyatları ile taksitlere yapılan zamlar nedeniyle mağdur olduklarını söyleyen TOKİ mağdurları tepkilerini dile getirmek için AKP Maltepe İlçe Başkanlığı önünde basın açıklaması yapmak istedi.
POLİSLERLE MAĞDURLAR ARASINDA TARTIŞMA ÇIKTI
AKP binası önünde toplanan TOKİ mağdurlarına polisler engel oldu, açıklamanın Maltepe Meydanı’nda yapılmasını istedi. Bunun üzerine TOKİ mağdurlarıyla, polisler arasında tartışma çıktı.
“O ZAMAN BU İNSANLARI KELEPÇELEYİN GÖTÜRÜN”
Polise tepki gösteren mağdurlar, “Bu kadar polise ne gerek var. Biz sadece bize verilen hakları istiyoruz. Buradaki insanlar ve vurur, ne döker, hepsi aklı başında insanlar. Sayın müdürüm o zaman bu insanları kelepçeleyin götürün. Biz burada ne yapıyoruz yani” tepki gösterdi.
“HAKKIMIZ NEYSE BİZ ONU ARAMAYA GELDİK”
Başka bir mağdur da tepkisini “Biz mağdur hak sahipleri olarak her hafta farklı farklı yerlerde toplanıyoruz, sesimizi duyurmaya çalışıyoruz. Cumhurbaşkanımızın, Murat Kurum’un, TOKİ’nin vermiş olduğu sözler, vaatler ifşa edildiği takdirde eylem hakkımız doğmuştur. Biz burada sesimizi duyurmaya geldik. Bize verilen sözlerin, vaatlerin yerine getirilmesini istiyoruz. Biz hibe istemiyoruz, sadaka istemiyoruz. Hakkımız olanı istiyoruz. Bu kadar insan burada toplandıysa, hakkımız neyse biz onu aramaya geldik. Burada emniyet güçleri bize engel oluyor” sözleriyle dile getirdi.
TOKİ mağdurları daha sonra açıklama yapmak için 600 metre ilerideki Maltepe Meydanı’na doğru yürüyüş yaptı.
TOKİ TABUTU TAŞIYIP GIYABİ CENAZE NAMAZI KILDILAR
Sık sık “Mağdurlar burada, Murat Kurum nerede”, “Sabit taksit hakkımız söke söke alırız” sloganları atan TOKİ mağdurları, üzerinde ‘1990-2019 TOKİ’ yazılı tabutu omuzlarında taşıyarak Maltepe Meydanı’na koydu. Mağdurlar daha sonra TOKİ işletmesi için gıyabi cenaze namazı kıldı.
TOKİ mağdurları adına konuşan Fırat Balta, “Geleneksel eylemimize hoş geldiniz. Geleneksel diyorum, haftalardır buradayız sahadayız hakkımızı arıyoruz. 2019 yılında kavuştuğumuz dediğimiz TOKİ’yi maalesef aslında kaybetmişiz. 5 yıldır arıyoruz, 5 yıldır bulunamayan bir kişi artık ölmüş sayılır kanun önünde. Varisleri Sayın Cumhurbaşkanı ve Murat Kurum’a da sorduk onlar da ulaşamadılar. Biz de artık merhumun gıyabi cenaze namazını tertip ettik. İzahı olmayan şeylerin mizahı olur. 2019 yılından beri 5 senedir beklediğimiz TOKİ evlerine ulaşamamanın zorluğuyla yine buradayız. Merhum gitmeden sizden bir helallik alacağız” dedi.
HELALLİK İSTEDİ
Fırat Balta, mağdurlara “1990 yılında doğan 2019 yılında kaybettiğimiz TOKİ işletmesini nasıl bilirdiniz. Hakkınızı helal ediyor musunuz” diye sordu. Mağdurlar ise hep birlikte “haram olsun” dedi. Açıklamanın ardından TOKİ mağdurları eylemi sonlandırdı.
]]>
KAPALI OTURUM TALEBİ REDDEDİLDİ
İstanbul 34. Ağır Ceza Mahkemesindeki ilk duruşmaya, tutuksuz yargılanan Ender Saraç katılırken; Benan Saraç ve mağdur çocuk katılmadı. Duruşmada, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı avukatı ve çocuk adına baronun atadığı avukatlar ile Ender Saraç’ın avukatları da hazır bulundu. Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, müvekkilinin kişilik hakları ve çocuğun yaşının küçüklüğü nedeniyle duruşmanın kapalı yapılmasını talep etti. Ancak mahkeme, şartlar oluşmadığı gerekçesiyle kapalı oturum talebini reddetti.

“BU SUÇU KESİNLİKLE REDDEDİYORUM, TUZAKTIR”
Savunması sorulan Ender Saraç, “Kesinlikle bu suçu tümüyle reddediyorum. Bu önceden hazırlanmış tuzaktır. Ucundan kıyısından dahi geçmedim, komplodur” dedi. Oğlunun Çocuk İzlem Merkezi’nde verdiği ikinci ifadesinde tüm suçlamaları geri çektiğini söyleyen Saraç, eşi Benan Saraç ile aralarındaki boşanma sürecinin Eylül 2023’te başladığını, oğlunun okuluna giden Benan Saraç’ın, avukatı Yücel Önder ile telefonda konuşarak oğluna ne yazdırması gerektiğine dair talimat aldığını da iddia etti.
“MONTAJLANIP MUHAMMED YAKUT’A GÖNDERİLDİ”
Ender Saraç, söz konusu tutanak tutulduktan sonra Benan Saraç’ın bu tutanağı ve montajlanarak hazırlandığını öne sürdüğü video kayıtlarını, çeşitli suçlardan hakkında kırmızı bültenle arama kararı bulunan firari Muhammed Yakut’a gönderdiğini ve Yakut aracılığıyla sosyal medyada paylaştırıldığını, bu görüntülerin yapay zekayla oluşturulduğunu öne sürdü. Kendisi ve yanında çalışanlar hakkında çeşitli iftiralarda bulunulduğunu anlatan Saraç, “Bunların FETÖ bağlantısı ortaya çıkıyor. Bununla ilgili Benan Saraç organize suçlar şubesi tarafından gözaltına alındığını öğrendik. Dün de serbest bırakılmıştır. Bunların tüm iddiaları yalan” diye konuştu.

“ÇOK BÜYÜK BİR İFTİRAYA UĞRADIM”
Ender Saraç, “Çok büyük bir iftiraya uğradım. Trafik cezam bile yok. Vergi cezam yok. 40 yıllık doktorum, 200 bin hastam oldu. Bu olaylardan sonra ilk 24 saat kusmak istedim. Üzüntüden hasta oldum. Benan Saraç tarafından iki kere darp edildim. Bir keresinde öldürmeye teşebbüs etti. Bir kere boğuluyordum, son anda elemanım kurtardı. Erkek olarak negatif ayrımcılık var maalesef. Tek yapabildiğim kendimi savunmaktı. Boşanma davasından sonra çok yüksek bir para istendi. Sonra bunlar iddia edildi. Oğlum ve annesi ikinci ifadelerinde gerçeği söylüyorlar. Burada olmaktan dolayı çok üzgünüm. Çocuklarımı 4 aydır göremiyorum ve onları çok özledim” diyerek gözyaşlarına hakim olamadı. Saraç, “Türkiye’de 30 yıldır tanınan bir doktorum. Mağdur oldum. Zarar gördüm. Acilen beraatimi ve hayatımı geri istiyorum” dedi.
“MÜVEKKİLİM BİR KOMPLOYLA KARŞI KARŞIYA”
Saraç’ın avukatı Altın Mimir de davanın tarafları ile aynı apartmandan komşu olduklarını, daha sonra Ender Bey’in avukatı olarak boşanma davasını üstlendiğini, tüm olanların kurgudan ibaret olduğunu, örgütlü şekilde planlandığını ifade ederek “Müvekkilim bir komployla karşı karşıya. Boşanma davasında alamadığını bu yolla almaya çalışmış biri vardır karşıda. Kişisel hırsı uğruna evladını mağdur etmiştir. Annenin akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılmasını istiyoruz” dedi.
AİLE BAKANLIĞI AVUKATI TUTUKLU YARGILANMASINI TALEP ETTİ
Mağdur çocuğun avukatı, çocuğun ilk ifadesinde olayı detaylı anlattığını belirterek bunları yaşamadan anlatmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu öne sürdü. Aile Bakanlığı avukatı ise Ender Saraç’ın tutuklu yargılanmasını talep etti.

TANIK DİNLENDİ
Daha sonra Ender Saraç’ın komşusu avukat Murat Aksu duruşmada tanık olarak dinlendi. Aksu, 25 senedir Ender Saraç’la hem doktor, hasta hem de dostluk ilişkilerinin olduğunu, Benan Saraç ile de dolayısıyla dostluklarının olduğunu ifade ederek Benan Saraç’ın kendisini arayarak elinde kasetler olduğunu ve Ender Saraç’tan boşanmak istediğini söylediğini, bir görüntüyü ısrarı üzerine birkaç saniye izledikten sonra kendisinin dostlukları nedeniyle davayı almasının etik olmayacağını, ancak anlaşmalı boşanma isterse yardımcı olacağını Ender’le görüşeceğini söylediğini anlattı.
DURUŞMA ERTELENDİ
Mahkeme heyeti mazeret sunan Benan Saraç’ın bir defalık mazeretinin kabul edildiği ihtarında bulunarak gelecek celse dinlenmesine, mağdurun uzman eşliğinde ifadesinin alınmasına ve rehber öğretmenlerin tanık olarak dinlenmesine karar verdi. Benan Saraç’ın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının araştırılması talebini reddeden heyet, Aile Bakanlığı avukatının duruşmaya kabulüne karar verdi. Ender Saraç’ın tutuklanması talebini reddeden heyet, duruşmayı erteledi.

“YARGILAMANIN BÜTÜN GERÇEKLERİ ORTAYA ÇIKARACAĞINA İNANCIMIZ TAM”
Ender Saraç’ın avukatı Altın Mimir, basın mensuplarının soruları üzerine, “Duydunuz müvekkilimin nasıl bir komploya maruz bırakıldığını. Biz yüce Türk adaletinin yargılamasının bütün gerçekleri ortaya çıkaracağına inancımız tam. Müvekkilim gerçekten çok büyük bir iftirayla karşı karşıya bunun bütün delillerini dosyaya sunduk. Kısa sürede yargılamanın sonuçlanmasını bekliyoruz” dedi.
İDDİANAME
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede, mağdur çocuk M.S’nin 5 Aralık 2023 günü öğrenim gördüğü okuldaki öğretmenlerine, babasından cinsel istismar gördüğüne dair beyanda bulunduğu, öğretmenlerinin ve okul idaresinin tutmuş olduğu tutanakların polise bildirildiği ve savcılıkça soruşturma başlatıldığı belirtildi. Mağdur çocuğun 7 Aralık 2023 günü Çocuk İzlem Merkezinde (ÇİM) ilk verdiği ifadesinde, istismara uğradığını anlattığı, ancak 13 Aralık 2023’te ÇİM’de ek ifade vererek bu kez babasının annesine ve kendilerine kötü davrandığı için babasına ders vermek amacıyla cinsel istismara maruz kaldığını söylediğini, istismara maruz kalmadığını, şikayetçi olmadığını söylediği iddianamede yer aldı. Benan Saraç’ın da 13 Aralık 2023 tarihinde polise ek ifade verdiği, çocuğu ile yapmış olduğu görüşmede oğlunun babası hakkında yalan beyanda bulunduğunu kendisine bildirdiğini, babasını ailelerinden uzak tutmak için çocuğun babası hakkında cinsel istismar olayını uydurduğunu, bu nedenle şüpheli hakkındaki şikayetlerinden vazgeçtiklerini söylediği belirtildi. İddianamede, mağdur çocuğun ilk aşamada vermiş olduğu ayrıntılı beyanlarının samimi ve gerçeği yansıtır mahiyette olduğuna kanaat getirildiği, olay yargıya taşındıktan ve basında yer aldıktan sonra mağdur çocuğun şikayetten vazgeçmesine itibar edilmediği vurgulandı. Ender Saraç’ın “Çocuğun Cinsel İstismarı” suçundan 12 yıldan 22,5 yıla kadar hapsi istendi.
]]>ZONGULDAK Valisi Osman Hacıbektaşoğlu, kentte Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından ihtiyaç sahiplerine dağıtılan kömür çuvallarında, ‘kabul edilebilir düzeyin üstünde’ taş çıkmasıyla ilgili, süreçle ilgilendiklerini, mağduriyeti gidereceklerini söyledi. İlgili kurumların sözleşmelerinde sorun çıkması halinde telafi edileceğinin garanti altına alındığını belirten Hacıbektaşoğlu, “Dağıtılan kömürle ilgili sorun yaşayanların mutlaka vakfımıza iletmesini bekliyoruz” dedi.
Zonguldak Valiliği Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı, 2023-2024 kışı için merkez ilçede 3 bin haneden her birine 800’er kilo olmak üzere toplam 2 bin 400 ton kömür dağıtımı planladı. Kasım ayında başlayan dağıtım süreci, Türkiye Kömür İşletmeleri (TKİ) himayesinde kömür sevkiyatı yapıldıkça devam etti. Ocak ayında dağıtılan kömürlerde taş olduğunu öne süren vatandaşlardan bazısı, sosyal medyadan tepki gösterdi, bazısı da Valiliğe başvuru yaptı. Yüzde 10 ve altındaki taş oranı, kömürün yapısı gereği kabul edilebilir olsa da yapılan incelemelerde bazı kömür çuvallarından ‘kabul edilebilir düzeyin üstünde’ taş tespit edildi. Konuyla ilgili inceleme başlatan Valilik, tespit edilen 70 haneye ilave kömür desteği verildiğini ve çalışmaların sürdüğünü ifade etti.
VATANDAŞA ÇAĞRI
Yardım amacıyla devletin satın aldığı kömürlerde, taş oranının yüksek olması gibi hatalı durumlarda yapılan sözleşmenin, zararın firma tarafından telafi edilmesini garanti altına aldığını ifade eden Vali Osman Hacıbektaşoğlu, “Gerekli vasıflara sahip kömürü ihtiyaç sahiplerine dağıtıyoruz. Şimdiye kadar bize ulaşan, tespit edilen vatandaşlarımızın mağduriyetlerini giderdik. Dağıtılan kömürle ilgili sorun yaşayanların mutlaka vakfımıza iletmesini bekliyoruz. Bize ulaşan vatandaşlarımızın da mağduriyetlerini de gidereceğiz” dedi.
‘SOBA KENDİNİ ISITIYOR’
Kömür verilen M.T., “Kömür yanmıyor. Yani külü eleyemiyoruz, çünkü iri iri taşlar var. Sobanın içini komple indirip tekrar yakmamız gerekiyor. Kömür değil bu, çok değişik bir şey. Ben hayatımda hiç bu şekilde kömür görmedim. Kışın hiçbir şekilde tüp kullanmıyordum. Sobanın üstünde yemek yapıyordum. Ama şu an soba kendini anca ısıtıyor gibi. Evin içini ısıtmıyor” dedi.
‘TELAFİSİ YAPILSIN’
Kömürü yakmaya başladıktan sonra gözlemlediklerini anlatan M.T., durumun telafi edilmesi gerektiğini ifade ederek, “Kömürü kömürlüğe taşıdım. Eve çıktım ve fotoğrafladım. Çevremdeki kömür alan arkadaşlara söyledim. Onlar da aynı mağduriyeti yaşadıklarını, gitmeye çekindiklerini ‘Seneye bize kömür vermezler’ tarzında konuştular. Muhtarlarımız da dilekçe vermemi söylediler. Birkaç kişiye bundan bahsettim, yanıma geldiler. Kömüre baktılar ‘Biz, böyle kömür görmedik’ dediler. Taşı bana vermenize gerek yok. Ben sokaktan taş toplarım, yansa zaten. Kömürün bir şekilde telafisi yapılsın. Önümüz kar-kış biz ne yapacağız?” diye konuştu.
‘DİLEKÇE VEREMEYENLER VAR’
Valilikteki toplantıda sorunun gündeme geldiğini ifade eden Yeşil Mahalle Muhtarı Arif Pınar, “Yıllarca kömürcülük yaptım. Böyle kömür görmedim. Taş toprak içerisinde bir kömür. Biz kimlere kömür verildiğini bilmiyoruz. Bana mağdur olup gelenlere yardımcı olmaya çalışıyorum. Vatandaşın çoğu dilekçe veremiyor. Aynı sıkıntıyı bu sene kömür alanların hepsi yaşıyor. Dilekçe veremeyenlere de aynı şekilde kömür verilmesini istiyorum. Çünkü insanlar çekiniyor. Valilik ilave yardım yapıyor ama vatandaşın dilekçe vermesi gerekiyormuş. Kömür herkese verilmeli, dilekçe veremeyenler de var. Sıkıntı yaşıyorlar ama dertlerini anlatamıyorlar. Onun için herkese verilmeli” ifadelerini kullandı.
]]>BÜYÜKÇEKMECE’de bir engelli bakımevinde hastaya şiddet uygulayan çalışan Nuri C. ile o anları cep telefonuna kaydeden Melek P.’nin yargılanmasına başlandı. Tutuklu sanık Nuri C. savunmasında, “Yaptığım iddia edilen şeyler tamamen şaka amaçlıdır. Onun canına kastedecek birşey yapmadım” dedi. Mahkeme, Nuri C.’nin ilk duruşmada tahliye edilmesine karar verdi.
Büyükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinde görülen ilk duruşmaya tutuklu sanık Nuri C. bulunduğu cezaevinden getirilirken şikayetçi Mahmut A. ve taraf avukatları salonda hazır bulundu.
“GÖRÜNTÜLERDEKİ KİŞİ BENİM”
Nuri C. savunmasında, “Ben Büyükçekmece’deki bir bakımevinde bakım teknikeri olarak çalışırım. 2022 Aralık ayında işe girdim. Mağdur Ahmet A., yatalak hasta olarak bizim hasta bakım merkezimizde kalmaktaydı. İddianamede geçen ve yaptığım iddia edilen şeyler tamamen şaka amaçlıdır. Onun canına kastedecek birşey yapmadım. Görüntülerdeki kişi benim” dedi.
Mağdur Ahmet A.’nın kardeşi müşteki Mahmut A. ifadesinde, “Ağabeyim yaklaşık 2 senedir yatalaktır. SGK’dan gelenler, ağabeyimi bakımı için bu bakımevine yerleştirdiler. Ağabeyim hiç hareket edememektedir, bakıma muhtaçtır. Sanıklardan şikayetçiyim” dedi.
“MÜVEKKİLİM ÇEKTİĞİ VİDEOYLA EZİYET SUÇUNU AÇIĞA ÇIKARDI”
Sanık Melek P.’nin avukatı Orhan Kaya ise, “Müvekkilimin çektiği videoyla işlenen bir eziyet suçunun açığa çıkması sağlanmış oldu. Sözkonusu olayın vuku bulmasıyla kurumda işlenen ve işlenebilecek suçlara ilişkin gerekli önlemlerin alınmasında fayda sağlanmıştır. Müvekkilim kurumda 2 gün çalışmıştır. Kendisinin eziyet eylemine bir dahili de olmamıştır. Eziyet suçunun açığa çıkartılması kamu yararınadır bu nedenle özel hayatın gizlilik suçunu da oluşturmamaktadır” dedi.
TAHLİYE KARARI
Duruşmada olay tarihinde bakımevinde büro personeli olarak çalışan Anıl Rıza Kaya ise, tanık olarak dinlendi. İfadesinde, “Mağdur Ahmet A., zihinsel ve bedensel engelli hastamızdır. Yatalak hastamızdır. İhtiyaçları bakım personeli tarafından sağlanmaktadır. Tekerlekli sandalyeye bakım personeli yardımıyla oturabilmektedir, kendi başına oturamaz” şeklinde konuştu. Mahkeme, Nuri C.’nin üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimalinin bulunması, tutuklulukta geçirdiği süreyi, delillerin önemli ölçüde toplanmış olmasını gözönünde bulundurarak tahliyesine karar verdi.
İDDİANAMEDEN
Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı iddianamede sanık Nuri C.’nin mağdur Ahmet A. bakım evinde hasta yatağındayken, “Doğru söyle, seni sinkaf ederim, beni seviyor musun, bana bak, gözlerimin içine bakarak söyle” dediği aynı esnada mağduru tokatladığı belirtildi. Ayrıca Nuri C.’nin yine mağdurun cinsel organına bastırarak alay ettiği de anlatıldı. Sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde Ahmet A.’ya yönelik eziyet ve özel hayata ilişkin görüntü ve sesleri ifşa etmek suçlarını işledikleri, mağdurun eziyet suçu bakımından kendisini savunamayacak durumda olduğu da iddianamede yer aldı. Sanıklar Nuri C. ve Melek P.’nin ‘Beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı eziyet’ suçundan ayrı ayrı 3 yıldan 8 yıla, ‘Özel hayatın gizliliğini ihlal’ suçundan da yine ayrı ayrı 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıyla cezalandırılması istendi.
]]>