Mahkeme – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 10 Sep 2024 22:36:00 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Atatürk Anıtı’na Saldırı: 4 Yıl 4 Ay Ceza https://www.haber28.com.tr/ataturk-anitina-saldiri-4-yil-4-ay-ceza/ https://www.haber28.com.tr/ataturk-anitina-saldiri-4-yil-4-ay-ceza/#respond Tue, 10 Sep 2024 22:36:00 +0000 https://www.haber28.com.tr/ataturk-anitina-saldiri-4-yil-4-ay-ceza/ Kayseri’de Atatürk Anıtı’na satırla saldırarak zarar veren dayı ve yeğeni 4 yıl 4 ay ceza aldı.

Geçtiğimiz 16 Haziran’da meydana gelen olayda; Y.K. ve yeğeni Z.A., Cumhuriyet Meydanı’ndaki Atatürk Anıtı’na balta ile vurarak zarar verdi. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, sanıkları yakalayarak gözaltına aldı. Gözaltına alınan iki şüpheli, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Bugün 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, sanıkların akıl sağlıklarının yerinde olduğu belirlendi. Savcı, sanıkların ‘Alenen Atatürk’ün hatırasına hakaret’ suçundan cezalandırılmalarını talep etti. Savcı, sanıkların bayram günü yaptıkları eyleme; “Putlarınızı yıkacağız” ve “Demirden adama neden tapıyorsunuz” şeklinde açıklamalarıyla motive olduklarını belirtti.

Sanıklardan Y.K., olayın anlık duygularla gerçekleştiğini ve hakaret suçlamasını kabul etmediğini ifade ederken, Z.A. ise hakaret suçunu kabul etmediğini ve eylemlerinin inançları doğrultusunda olduğunu söyledi.

Mahkeme, sanıkları toplamda 4 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırdı ve cezaevinde geçirdikleri süreyi dikkate alarak tahliye edilmelerine karar verdi. – KAYSERİ

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ataturk-anitina-saldiri-4-yil-4-ay-ceza/feed/ 0
AYM, Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’u İncelemeye Aldı https://www.haber28.com.tr/aym-hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunu-incelemeye-aldi/ https://www.haber28.com.tr/aym-hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunu-incelemeye-aldi/#respond Thu, 05 Sep 2024 11:00:52 +0000 https://www.haber28.com.tr/aym-hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunu-incelemeye-aldi/

ANAYASA Mahkemesi (AYM), sahipsiz hayvanlara yönelik düzenlemeler içeren ‘Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile ilgili CHP’nin iptal başvurusunu esastan inceleme kararı aldı. AYM önünde toplanan hayvanseverler yasanın iptal edilmesini istedi.

CHP, 2 Ağustos’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17 maddelik yasanın 16 maddesinin iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle AYM’ye başvurdu. AYM, CHP’nin başvurusuyla ilgili bugün ilk incelemesini yaptı. Yüksek mahkeme dava dosyasının esastan incelenmesine ve yürütmeyi durdurma talebinin esas inceleme aşamasında karara bağlanmasına karar verdi.

AYM ÖNÜNDE TOPLANDILAR

Öte yandan AYM önünde toplanan hayvanseverler, söz konusu düzenlemenin iptal edilmesini istedi. Grup adına açıklama yapan Hayvanların Yaşam Hakları Konfederasyonu Başkan Yardımcısı Haydar Özkan, “Kanunun ana hedefi kısırlaştırmaydı; ama maalesef ne hükümetin kendi belediyeleri ne de iktidar belediyeleri kısırlaştırma yapmadı. Merkezi hükümetse bu kısırlaştırmayı yaptıramadı. Merkezi hükümet görev yaptıramadığı için bugünkü yasa ile 7527 sayılı ‘katliam yasası’ ile belediyelere tekrar öldürme yetkisini verdi. Resmen belediyelere ‘öldürebilirsiniz’ dediler. Anayasa Mahkemesi mensuplarına diyoruz ki, ülkemize sürülen bu kara lekeyi, ülkemize getirilen bu katliam yasasını asla ve asla onaylamanız mümkün değildir. Onun için bu yasayı insanlık adına, vicdan adına, doğa ve çevre adına ve İslam adına lütfen geri çeviriniz, kabul etmeyiniz, iptal ediniz. Bu yasanın iptal edilmesini yüce Türk adaletinden bekliyoruz” dedi.

‘100’DEN FAZLA HAYVAN ÖLDÜ’

Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu ise “İptali talep edilen 7527 sayılı yasa yürürlüğe girdiği 2 Ağustos 2024 tarihinden itibaren, yasanın gündeme alındığı 5 Eylül 2024 tarihine kadar kamu yararına aykırı olan, telafisi mümkün olmayacak sonuçlara yol açmış olup, bu konuda baromuza yapılan ihbarlar ve haricen tespit ettiğimiz vakalar Anayasa Mahkemesi’nin dikkatine sunulmuştur. Bu belgelere göre bu sürede bilinen 100’den fazla hayvan ölmüştür. Yasanın niçin esas yönünden anayasaya aykırı olduğunu tespit ettiğimiz neticeler meydana gelmiş ve yasa yürürlükte kaldığı her geçen gün, bu neticelerin meydana geleceği öngörülmektedir. Yüzlerce hayvanın ölmesi ve eziyete maruz kalmasının önlenmesi, ancak ve ancak Anayasa Mahkemesi’nin yürütmeyi durdurma kararı vermesi ile mümkün olacağından, anayasaya açıkça aykırı olan ve iptali istenen hükmün iptal davası sonuçlanıncaya kadar yürürlüğünün de durdurulması gerektiği kanaatine vardığımızı saygıyla bildiririz” diye konuştu.

Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/aym-hayvanlari-koruma-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanunu-incelemeye-aldi/feed/ 0
Soma’da 10 yıl önceki maden faciası davası ertelendi https://www.haber28.com.tr/somada-10-yil-onceki-maden-faciasi-davasi-ertelendi/ https://www.haber28.com.tr/somada-10-yil-onceki-maden-faciasi-davasi-ertelendi/#respond Sat, 03 Aug 2024 02:12:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=29123 HABER: FATİH ÖZKILINÇ/ OSMAN BEKAR – KAMERA: KERİM UĞUR

(MANİSA)- Manisa’nın Soma ilçesinde 10 yıl önce 301 madencinin hayatını kaybettiği maden faciasına ilişkin 28 kamu görevlisinin yargılandığı davanın ilk duruşması, bugün Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Dava 12 Eylül 2024 tarihine ertelendi.

Soma’da 301 işçinin yaşamanı kaybettiği Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında meydana gelen facianın 10’uncu yılında kamu görevlilerinin yargılanmasına başlandı. Soma 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen, 28 kamu görevlisinin yargılandığı davanın ilk duruşması yapıldı. 28 sanıklı davanda sanıklar M.G ve E.B ile diğer sanık müdafileri, İzmir Barosu ve Manisa Barosu temsilcileri, faciada yaşamını yitirenlerin aileleri ile avukatları katıldı.

SANIK M.G “BEN NİYE BURADAYIM, ANLAMIŞ DEĞİLİM”

Duruşmada savunmasını yapan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi M.G Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında 2011 yılında iş verenin isteğiyle teftişte bulunduğunu söyledi. Bilirkişi raporunun 2012 yılında değişen 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanuna göre hazırlandığını ifade eden M.G, kendisinin denetimlerinde söz konusu maden oacağında bir eksikliğin yer almadığını belirterek “Ben niye buradayım, anlamış değilim” dedi. M.G’nin bu sözü üzerine duruşma salonunda bulunan bulunan aileler tepki gösterirken mahkeme başkanı aileleri sessiz olmaları konusunda uyarıda bulundu.

SANIK E.B BERAATINI İSTEDİ

Savunmasını yapan bir diğer isim olan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı İş Müfettişi E.B ise Soma Kömür İşletmeleri A.Ş.’ye ait maden ocağında son denetimini 2014 yılının şubat ayında yaptığını belirterek mevzuata uygun olarak denetimlerini yaptığı kaydederek teftişinde maden ocağında mevzuata aykırı bir durum tespit etmediğini söyledi. Yaptığı teftişlerde görevini layığıyla yaptığını belirten E.B, üzerine atılı suçları kabul etmediğini ifade ederek beraatını istedi. E.B ardından söz alan bazı sanık vekilleri ise davanın zaman aşımına uğradı yönünde savunmada bulundu.

“BU BİR ALELADE BİR İŞ CİNAYETİ DEĞİL”

Ailelerin avukatları ise davaya katılım talebinde bulunarak söz konusu davasının görevsizlikle Soma Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesini istedi. Davaya Manisa Barosu olarak müdahil olmak istediklerini belirten Manisa Barosu Başkanı Ümit Rona ise “Bu bir alelade bir iş cinayeti değil, iş kazası değil bu büyük bir katliamdır. Vicdani ve tarihsel sorumluluğumuz var. Manisa Barosu Başkanlığı olarak Avukatlık Kanunun 76. maddeden aldığımız güçle insan haklarını korumak ve savunmak ve aynı zamanda hukukun üstünlüğünü savunmak ve korumak görevi barolara kanunla verilmiş olduğundan dolayı Manisa Barosu Başkanlığı olarak bu davanın tarafı olmak istiyoruz. Katliamda hayatını kaybedenlerin yakınları olan ailelerin burada katılma taleplerinin de kabul edilmesi gerekir” dedi.

Dosyanın suç tanımlamasının dosyanın içeriğiyle uyuşmadığını da belirten Rona, dosya ile ilgili verilecek cezanın ağır ceza mahkemesinin görev alanına girdiği ve mahkemenin görevsizlik kararı vermesini talep etti.

Duruşmada söz faciada yaşamını kaybedenlerin yakınları ise 10 yıldan bu yana adaleti bulamadıklarını belirterek davaya müdahil olmak istediklerini söyledi.

BAROLARIN KATILIM TALEBİNE RET

Mahkeme heyeti Manisa Barosu, İzmir Barosu ve Bağımsız Maden İş Sendikasını’nın müdahil olma taleplerini ret ederek ailelerin davaya müdahil olma ve davanın görevsizlikle Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmesine ilişkin taleplerin ise incelenerek değerlendirilmesine karar vererek davayı 12 Eylül 2024 tarihine erteledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

SOMA ADLİYESİ’NDEN DETAY

]]>
https://www.haber28.com.tr/somada-10-yil-onceki-maden-faciasi-davasi-ertelendi/feed/ 0
Bahçeli’den Sinan Ateş Cinayeti İddianamesi Açıklaması: “Chp’sinden İp’ine Kadar Malum Partiler Neyi Biliyorsa Acilen Mahkemeye Yetiştirmelidir” https://www.haber28.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/ https://www.haber28.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/#respond Thu, 01 Aug 2024 09:12:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28889

(ANKARA)- MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, eski Ülkü Ocakları Başkanı Sinan Ateş cinayetine yönelik hazırlanan iddianameye yöneltilen eleştirilere yanıt verdi. Bahçeli, “Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şu görüşlere yer verdi:

“Olgunlaşmak demek, hiçbir şeye şaşırmamak demektir. Geldiğimiz bu aşamada gördüğümüz, yaşadığımız ve şahit olduğumuz ne varsa bizi şaşırtmıyor, şaşkınlığa sürüklemiyor. Fırsatını buldukları anda, kavramların içini boşaltan, değerleri çarpıtan, anarşi mekaniğini çalıştıran, istismar çarkını çeviren odakların bayağı dayatmaları bile sıradanlaşmakla kalmamış, hiç kimsenin ilgisini çekmeyecek boyutlara gelmiştir. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmek için çırpınan şehir eşkıyasının meselesi ne emek ne de dayanışmadır. Tıpkı ağababaları Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir.

“İŞLERİNE GELİNCE İNSAN HAKLARI BİLİRKİŞİLİĞİ YAPIYORLAR”

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olma kararı çok önemli bir adımdır. Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. İsrail’in Gazze katliamı geçtiğimiz hafta sonunda; Almanya, Fransa, Küba, Kanada, ABD, Arnavutluk başta olmak üzere pek çok ülkede protesto edilmiştir. Sivil ve masum bir halka reva görülen hunhar ve barbar saldırılar lanetlenmiştir. İsrail vatandaşları da hükümetlerini kınamakta, saldırıların durmasını talep etmektedir. Birçok ülkede üniversite öğrencileri ayaktadır. ABD’deki bir üniversitede yapılan mezuniyet töreni sırasında, öğrenciler, mezuniyet cübbeleri üzerindeki kefiyelerle Filistin bayrağı açmış, soykırım karşıtı sloganlar atmışlardır. Demokratik ve meşru gösterilere zorbalıkla karşılık veren, öğrencilere ters kelepçe vuran, gözaltı uygulaması yapan bazı ülkelerin hali pür melali rezalettir, melanettir. Hani nerede özgürlük ve insan haklarına riayet? İşlerine gelince insan hakları bilirkişiliği yapan ve bu konuda raporlar ve ev ödevleri hazırlayan ülkelerin, işlerine gelmedi mi hak ve hukuk ihlallerinde sınır tanımamaları utanç duyulacak bir ikiyüzlülüktür.

“NETENYAHU’NUN BEDEL ÖDEMESİ ARTIK HUKUK NAMUSUDUR”

Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netenyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netenyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden önşartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır.

“KUTUPLAŞMA YERİNE KUCAKLAŞMAK LAZIM”

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyacağımızı hiçbir komplekse veya kuşkuya kapılmadan ifade etmek isterim. Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. Nitekim kapımıza değil de, kalbimize vuranı buyur ederiz. Siyasette köprü kurmak yerine duvar inşa edersek yanlışa düşeceğimizi herkesin idrak etmesinde yarar vardır. Sıkılı yumrukların açılması, çatık kaşların normalleşmesi, sertlik yerine yumuşamanın hakim olması, bunun da sürdürülebilirliği halisane dileğimizdir.  Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir.

“OSMAN KAVALA’NIN SERBET KALMASI İÇİN SİPARİŞ SÜREÇ DEVAM EDİYOR”

Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir. Türkiye’de yargı yetkisini Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemelerdir. Anayasa’nın 138’inci maddesine göre; Hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında Yasama Meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez. Bir davada sanıkların, tanıkların veya mağdurların lehlerine veya aleyhlerine olacak şekilde yargı yetkisi kullananlara baskı yapmak, talimat vermek suçtur. Bu suç şikayete bağlı bir suç da değildir. Bilhassa Gezi Parkı Davası’nda hüküm alan Osman Kavala’nın yeniden yargılanması ya da serbest bırakılması hususunda kamçılanan sipariş bir süreç devamlı surette ilerletilmektedir.

“DAVAMIZI YARGILAMAK İÇİN KUYRUĞA GİRDİLER”

Devletin üç unsuru vardır. İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir. Hayatlarında tek bir defa ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. Televizyon ekranlarında mahkeme yargılanamaz.  CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır.”

]]> https://www.haber28.com.tr/bahceliden-sinan-ates-cinayeti-iddianamesi-aciklamasi-chpsinden-ipine-kadar-malum-partiler-neyi-biliyorsa-acilen-mahkemeye-yetistirmelidir/feed/ 0 MHP Lideri Bahçeli: (Sinan Ateş davası) “Beklentimiz, iddianamenin kabul edilip yargılamanın başlamasıdır; kimin elinde hangi belge varsa mahkeme ile… https://www.haber28.com.tr/mhp-lideri-bahceli-sinan-ates-davasi-beklentimiz-iddianamenin-kabul-edilip-yargilamanin-baslamasidir-kimin-elinde-hangi-belge-varsa-mahkeme-ile/ https://www.haber28.com.tr/mhp-lideri-bahceli-sinan-ates-davasi-beklentimiz-iddianamenin-kabul-edilip-yargilamanin-baslamasidir-kimin-elinde-hangi-belge-varsa-mahkeme-ile/#respond Thu, 01 Aug 2024 07:36:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28868 Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, Sinan Ateş cinayeti davasına ilişkin, “Beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır” dedi.

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, partisinin Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Grup Toplantısı’nda konuştu. 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü intikam gününe tahvil etmenin ne emek ne de dayanışma olduğunu dile getiren MHP lideri Devlet Bahçeli, “Marx gibi, hayatlarında tek bir fabrikaya girmemiş, tek bir emekçinin elinden tutmamış bu güruhun aklı rehinli, iradesi ipotekli, vicdanı da tutsaktır. 1 Mayıs’ta yalnızca görevini yapan ve sağduyulu tavrı sebebiyle övgü alan Türk polisine düşmanca saldıranlar, nefretle muamele edenler, biliniz ki, haçlı kalıntısı ve düşman bakiyesidir. Emek gücü, bir kimsenin çalışma ve mal üretme kudretidir. Hayatları miskinlik, tembellik, hainlik ve tufeyli utanmazlıkla geçen küçük bir azınlığın 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nde sahneye çıkıp Taksim’e yürüme ve burada gösteri yapma gayesi her şeyden evvel maksatlıdır, maşalıktır, madrabazlıktır. Emek ve Dayanışma Günü’nü ülkemin her yerinde kutlamak mümkündür. Peki bu Taksim ısrarı niyedir? Buradaki amaç nedir? Emek ve dayanışmayla Taksim’in ne alakası vardır? 1 Mayıs 1977’deki acıklı ve vahim hadiselerin tekrarı mı planlanmaktadır? Taksim inadının altında yatan hesap nedir? Emek kutsaldır, emekçilerimiz saygındır, hepsi de başımızın üstündedir. Ne var ki, emekle, emekçiyle, üretimle, alın teriyle, helal kazançla hiçbir bağ ve bağlantısı olmayan üç beş haydudun 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü terörize etme çabası, en başta emek ve emekçi düşmanlığına hizmettir. Cumhuriyet Halk Partisi’nin, DEM’in ve marjinal partilerin bu düşmanlığa çanak tutmaları kimin kiminle yol yürüdüğünün tevsik ve teyit edilmiş özetidir” ifadelerini kullandı.

“Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır”

Türkiye’nin, Uluslararası Adalet Divanı’nda İsrail aleyhine açılan soykırım davasına müdahil olmasını önemli bir adım olarak nitelendiren Bahçeli, “Geçen hafta İsrail’e yönelik ticaretin durdurulması da ülkemizin insani ve vicdani çerçevede ne alırım, ne kaybederim çetelesi tutmadan yaptığı muazzam bir siyasi hamledir. Böylelikle Türkiye’nin İsrail’le ticaretini diline dolayıp fitne çıkaranların hesabı bozulmuştur. 4-5 Mayıs 2024 tarihlerinde Gambiya’nın başkentinde yapılan İslam İşbirliği Teşkilatı 15’inci Zirvesi’nde ülkemizin görüşleri açık yüreklilikle seslendirilmiştir. Bu kapsamda, Dışişleri Bakanımızın İslam ülkelerine direkt söylediği ‘İsrail’i durdurmalıyız, ya barışla ya da zorla’ sözleri kararlı ve korkusuz bir mesajdır. Netanyahu ve yönetimi için hesap günü yakındır. Bundan kaçış ve kurtuluş diye bir şey söz konusu değildir. 35 bin masumun dökülen kanı Netanyahu’yu inşallah boğacaktır. Dünyada en sağır edici ses acı çeken bir mazlumun suskunluğudur. Mazlumun suskunluğunu ise hiç kimse yanlışa yormamalıdır. Hem Türkiye hem de dünyada pek çok ülke zalim İsrail’e karşı ayaktadır” diye konuştu.

Bahçeli, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Cani Netanyahu lehine Uluslararası Ceza Mahkemesi’ne baskı yapmaya başlayan Batılı ülkelerin insanlık değerleriyle çelişmek şöyle dursun, bu değerlere açık açık cephe aldığı bariz bir gerçektir. Bizim bu çifte standartçı ahlaksızlığa karnımız tok, yüzümüz dönüktür. Kim ne yaparsa yapsın, insanlık zulme karşı birleşmiş ve bilenmiştir. Bu gelişmeler yaşanıyorken, Kahire’de yürütülen ateşkes ve rehine takası anlaşmasının çıkmaza girmesi çok tehlikelidir. Refah’a operasyon tehdidinden geri adım atmayan Netanyahu müzakere sürecini dinamitlemektedir. Gazze’ye yönelik saldırıların kesilmesini açıkça ihtiva etmeyen bir anlaşmanın kalıcı ve kabul edilebilir olması elbette düşünülemeyecektir. İsrail yönetiminin ateşkes çabalarını sabote etmek için beyhude gerekçeler uydurması, esir takasına eşzamanlı olarak Gazze’ye saldırıları sonlandırma talebine kapalı durması soykırımın devamına işarettir. Gazze’de savaşın sona ermesine yanaşmayan Netanyahu’nun bedeli ödemesi artık bir insanlık ve hukuk namusudur. Birleşmiş Milletler çok acil devreye girmelidir. İsrail askerleri işgal edilen bölgelerden ön şartsız çıkmalıdır. Zira bölge bıçak sırtındadır. Masumlar adına inisiyatif üstlenmesi gereken ABD yönetiminin, Suudi Arabistan’la planlanan savunma anlaşmasına İsrail ile diyalog şartı koyması zulmü cesaretlendiren bir skandaldır. İki devletli çözüme bir destek verip bir burun kıvıran, bugün söylediğini yarın çiğneyen ABD yönetiminin güvenilmez politikaları cinayet ve katliamları maalesef teşvik etmektedir. Bazen yüksekte zannettiklerimizin, aslında eğilemeyeceğimiz kadar alçakta olduğunu görmek hayatın tuhaf bir cilvesidir. Gazze dünya için turnusol kağıdıdır ve bu süreç kimin medeni, kimin insani, kimin merhametli, kimin adil, kimin adalet ve hukuk yanlısı olduğunu gözler önüne sermiştir. Bugüne kadar hiçbir güç zulümle abat olmamış, olamamıştır. Türk milleti onun bunun ne diyeceğine aldırış etmeden, zalimlere ve zulüm tufanına sonuna kadar karşıdır. Çünkü Türk milleti tarih, kültür ve medeniyet açısından dünya çapında eşsiz ve rakipsizdir. Her gün bir fincan kahve fiyatının yarısıyla geçinmeye çalışan 1 milyar insandan mütevellit mazlumların sesi, nefesi, hatta demir yumruk olmak için Lider Ülke Türkiye diyoruz.”

“Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır”

Bahar aylarıyla beraber siyasette de bahar mevsiminin doğuşundan memnuniyet duyduklarını belirten MHP lideri Bahçeli, “Kutuplaşmak yerine kucaklaşmak lazımdır. Ortak akılla hareket ederek ülkemizin temel meselelerine kafa yormak, milli birlik ve dayanışmanın muteber imkanlarıyla mesafe almak bizim de arzu ve amacımızdır. İnsanı içtenlikle ve ilgiyle dinlemek yine insana en büyük ikramdır. Dinlenecek sözün doğru olması, milli ve manevi değerlerimize uygun düşmesi en makul ve mantıklı yoldur. Siyaset kavga arenası değil, konuşma ve düğümleri çözme sahasıdır. Sözün ateşiyle münakaşa ve muharebe etmek yerine; akıl ve ahlaki mutabakat ve müzakereyle Türkiye’mizin yükseliş sürecine herkes destek vermelidir. Türk ve Türkiye Yüzyılına müzahir tavır ve tutum geliştirmek her siyasi parti ve siyasetçi için milli sorumluluktur. DEM’lenmek yerine kantı, yani şekerli suyu tercih etmek, bundan da yudum yudum içmek akla en yatkın seçenektir. Cumhurbaşkanımızla CHP Genel Başkanı’nın görüşmesinin esasını es geçip boş koltukla meşgul olanların boşa ve boşluğa düşmeleri pek tabii kendi bilecekleri bir şeydir. Biz boşlukla ve boş yapanlarla değil, ülkesi ve milleti için dolu heves ve heyecanları olanların ne söylediğine, neyi hedeflediğine bakıyor, bununla ilgileniyoruz. Ancak bazı kilit mahiyetli tartışma konularıyla ilgili de görüşümüzü paylaşmak istiyoruz. Bir defa siyasetin yumuşama ve normalleşmesinin vasatı Türkiye ve Türk milletinin ortak değerleri, ortak çıkarları, ortak geleceğidir. DEM’lenenlerin ayılması bir başka düşüncemiz ve temennimizdir” şeklinde konuştu.

Türkiye’de yargı yetkisinin Türk milleti adına kullanan bağımsız ve tarafsız mahkemeler olduğunu hatırlatan Devlet Bahçeli, “Anayasa’nın 138’inci maddesine göre, hakimler, görevlerinde bağımsızdırlar; anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi, yargı yetkisinin kullanılmasında mahkemelere ve hakimlere emir ve talimat veremez; genelge gönderemez; tavsiye ve telkinde bulunamaz. Görülmekte olan bir dava hakkında yasama meclisinde yargı yetkisinin kullanılması ile ilgili soru sorulamaz, görüşme yapılamaz veya herhangi bir beyanda bulunulamaz. Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” açıklamasında bulundu.

“Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım”

Bahçeli konuşmasına şöyle devam etti:

“Neymiş, CHP Genel Başkanı, Avrupa Parlamentosu’nu ziyaret ettiğinde, ‘saati sorunca, sen önce Kavala’yı çıkar’ cevabını almış. Anlamadığımız şudur, Sayın Özel’in kolunda saati yok mudur? Haydi yok diyelim, beraberindeki arkadaşlarında da mı yoktur? Sayın Özel’in saati sormak yerine PKK’ya ve FETÖ’ye verilen destekleri muhataplarının yüzüne vurması gerekmez miydi? Türkiye hukuk devletidir, yargımız bağımsız ve tarafsızdır demesi taşıdığı sorumluluğa uygun düşmez miydi? AB’li politikacıların kara propagandasına kulak verip bunları ham haliyle ülkemize taşıyacağına Türkiye’nin egemen devlet onuruna korkusuzca sahip çıkması doğru olmaz mıydı? Bırakın Kavala’yı da kanun kaçağı FETÖ’cüleri ve PKK’lıları Türkiye’ye ne zaman teslim edeceksiniz sorusunu soramaz mıydı? Sayın Özel saati merak ederse, rahat olsun, bana sorabilir, köstekli saatimi açar, kendisiyle açık açık da paylaşırım. Kavala sevdalısı bazı kalemşörler de, ‘Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarını uygulamayan bir Türkiye, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymayan bir Türkiye, Avrupa Konseyi tarafından yaptırım tehdidi ile karşı karşıya olan bir Türkiye, peki bu kime yarar?’ diye adrese teslim bir soruyla gündem tayin etmeye hevesleniyor. Ne yapalım, boyun mu eğelim? Yarı sömürge bir ülke olmaya tamam mı diyelim? Avrupa istedi diye adalet ve hukuk şerefini iki paralık mı edelim? Şu iddialara bakar mısınız; ‘Gezi davasında ceza verilmesine esas teşkil eden ve ortadan kaldırılmak istendiği iddia edilen Türkiye Cumhuriyeti hükümetinden kastedilen ‘Başbakan’ ve ‘Bakanlar Kurulu’muymuş. Eğer yapılan itirazlar reddedilirse Gezi sanıkları, karşı çıktıkları anayasa değişikliği ile getirilen sistemden yararlanacaklarmış. Yeni hükümet sisteminde yürütme gücü Bakanlar Kurulu tarafından değil, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi tarafından kullanılmaktaymış. Başbakan ve Bakanlar Kurulu, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi içinde yaşatılmıyormuş. Suçun mağduru olan hükümet, yasa ve Anayasa’dan çıkarılmış. Ortada mağduru olmayan bir suç kalmış. Mağduru olmayan suç olmazmış. Emin olunuz, bunları kaleme alan şahıs doğrudan doğruya Osman Kavala serbest bırakılmalıdır dese en azından daha tutarlı ve omurgalı bir açıklama yapmış olurdu.”

Devletin üç unsuru olduğuna dikkati çeken Bahçeli, “İlki millet, ikincisi ülke, üçüncüsü de egemenliktir. Bunların dayanağı da hukuktur. Türkiye Cumhuriyeti bir hukuk devletidir. Suç ‘eski sistemde işlendi, yeni sistemde geçersizdir’ demek, devleti ve milleti bilmeyen, bilse de hasıraltı eden tetikçilerin ve kimliksizlerin harcıdır. Mahut ve malum bir cinayet davasının hazırlanan 145 sayfalık iddianame dolayısıyla, Milliyetçi Hareket Partisi ve Ülkü Ocaklarına iftira atan, kan ve çamur sıçratan alçaklar koalisyonu, ne hikmetse devlet ve millet karşıtlarına kucak açmakta, methiyeler düzmektedir” dedi.

“Mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır”

Sinan Ateş davasında hazırlanan iddianameye ilişkin konuşan Bahçeli, “Hayatlarında tek bir defa Ülkücünün hakkını, hukukunu ve haysiyetini gözetmeyen mihrakların partimizi ve Ülkü Ocaklarını bir cinayetle anma teşebbüsleri ayrıca değerlendirilmesi gereken şerefsizce bir saldırganlıktır. Bugüne kadar niye iddianame hazırlanmadı diye sordular. İddianame hazırlandı, içi boş dediler. Davamızı yargılamak için kuyruğa girdiler. Milliyetçi Hareket Partisi olarak beklentimiz şudur; mezkur iddianame ilgili mahkeme tarafından kabul edilip yargılama süreci derhal başlatılmalıdır. Kimin elinde hangi belge ve bilgi varsa mahkemeye sunmalıdır. Hatta şahit olarak dinlenmek isteyenlere mahkeme kapısı açılmalıdır. CHP’sinden İP’ine kadar malum partiler neyi biliyorsa acilen mahkemeye yetiştirmelidir. Abdestten şüphesi olmayanın namazından şüphesi olmaz. Çiğ süt içmeyenin karnı da ağrımaz. Bakalım hukuki süreç Ankara’da mı bitecek, yoksa Pensilvanya’ya mı dayanacak, hodri meydan, hep beraber göreceğiz. Bilinmesini özellikle isterim ki, ellerinde binlerce Ülkücü şehidimizin kanı olanların feriştahı gelse biz de yaprak dahi kımıldamaz, kımıldamayacaktır” açıklamasında bulundu.

Bahçeli, şöyle devam etti:

“Fuzuli’nin dediği gibi, ‘Herkesin bir derdi var, kimi anlatır dilini yorar, kimi susar yüreğini yakar’. Yüreğimiz yansa da dilimizi bunlara karşı artık yormayacağız. Devlette sürekliliği yok sayanların, devlet sisteminin hukuki, tarihi ve siyasi alt yapısını kurcalayanların iç işgal cephesinde konuşlandıklarını söylediğimizde, sorarım sizlere yanlış mı yapıyoruz? Hata mı ediyoruz? Türkiye’nin itibarını, istikbalini ve saygınlığını Osman Kavala’ya bağlayanlar korkunç bir bühtanın failleri değildir de nedir? Bize göre, bunlar Türkiye’nin istiklal haklarına kast eden azgınlaşmış işbirlikçilerdir. Mahkum olmuş Kavala’ya ‘içeride tutuluyor’ diye yazıp konuşanlar tek kelimeyle devlet ve millet muhalifidir. Bunların anlayışına göre Türkiye uluslararası baskı ve dayatmalara teslim olmalı, süngü düşürmeli, diz çökmelidir.”

“Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek”

MHP ve Cumhur İttifakı’nın şer ve şirret emel sahiplerine sonuna kadar direneceğini belirten Bahçeli, “Bu sefillerin örneklerine maalesef her dönem tesadüf edilmiştir. Fakat Türk Devri’nde, Türkiye Yüzyılı’nda bunların suyu kesilecek, üredikleri ideolojik bataklık mutlaka kurutulacaktır. Bugün Kavala şakşakçılığı yapanların, yarın terörist Demirtaş’ı, diğer gün ise İmralı canisini gündeme taşımaları mukadderdir. Böylelikle geriye ne devletin hükümranlık kazanımları ne de Türkiye’nin varoluş hakları kalacaktır. İstenen budur. Hedeflenen budur. Proje budur. Ülkemizde siyasi iklimin değişmesi ve baharın gelmesine vurgu yapanların amacı devlet ve millet düşmanlarının serbest bırakılmasıdır. Bu bahar değil, kara kıştır, fırtınadır, devletin ve milletin ağır yara almasıdır. Milliyetçi Hareket Partisi ve Cumhur İttifakı şer ve şirret emel sahiplerine müsaade etmeyecek, sonuna kadar direnecektir” diye konuştu. – ANKARA

]]>
https://www.haber28.com.tr/mhp-lideri-bahceli-sinan-ates-davasi-beklentimiz-iddianamenin-kabul-edilip-yargilamanin-baslamasidir-kimin-elinde-hangi-belge-varsa-mahkeme-ile/feed/ 0
1 Mayıs’ta Taksim’de Tutuklamalar: CHP’den Tepki https://www.haber28.com.tr/1-mayista-taksimde-tutuklamalar-chpden-tepki/ https://www.haber28.com.tr/1-mayista-taksimde-tutuklamalar-chpden-tepki/#respond Tue, 30 Jul 2024 21:12:19 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28504 (İSTANBUL) – CHP Genel Başkan Yardımcısı Özgür Karabat, 38 kişinin 1 Mayıs’ı Taksim’de kutlamak istediği için tutuklanmasına ilişkin; “1 Mayıs’ta gözaltıların hemen ardından İçişleri Bakanı’nın mahkemeyi etkileyecek şekilde yaptığı açıklamalar neticesinde gözüküyor ki mahkeme de iktidarın bu baskısından etkilenmiş ve hukuksuz bir tutuklama süreciyle karşı karşıyayız” dedi.

1 Mayıs’ı Taksim Meydanı’nda kutlamak isterken Saraçhane, Beşiktaş, Şişli ve Beyoğlu gibi semtlerde polisle karşı karşıya gelen ve gözaltına alınan 65 kişiden 38’i tutuklandı.

CHP Genel Başkan Yardımcıları Özgür Karabat, Pınar Uzun Okakın ve Sevgi Kılıç, Parti Meclisi Üyesi Erbil Aydınlık, Yüksek Disiplin Kurulu üyesi Ali Emre Telci ve milletvekilleri Fethi Açıkel ile Ali Gökçek’ten oluşan CHP heyeti, tutuklamalara tepki göstermek için Çağlayan Adliyesi’ndeydi. Taksim’deki kutlamalara ilişkin Anayasa Mahkemesi kararı olmasına rağmen hukuksuz bir süreçle 38 kişinin tutuklandığına dikkati çeken Karabat, Adliye önünde şu açıklamayı yaptı:

“Anayasa Mahkemesi’nin kararı çok net. 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasını engellemek aslında anayasal bir hak ihlali. Binlerce yurttaşımız, bu anayasal garantiyle Taksim’e yürümek ve 1 Mayıs’ı kutlamak için Saraçhane’de toplandı. Bir kısmı daha Saraçhane’ye gelmeden gözaltına alındı. Bugün 1 Mayıs kutlamalarında gözaltına alınan 60 yurttaşımız ve Cumhurbaşkanı’na hakaretle suçlanan 5 yurttaşımız savcılığa sevk edildiler. Bunların neticesinde 52 vatandaşımız tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. 52 vatandaşımızdan 38’i tutuklandı.

“TUTUKLAMAYI GEREKTİREN BİR DURUMUN OLUŞMADIĞINI HEPİMİZ GÖRÜYORUZ”

Mahkeme kararına bakınca suç konusu işlerin; Cumhurbaşkanı’na hakaret, toplantı gösteri yasasına muhalefet, polise mukavemet ve örgüt propagandası olduğunu ve vatandaşların bu suçlardan tutuklandığını görüyoruz. Bu suçların hemen hemen hepsi üst sınırdan cezalandırılsa dahi infazı yok denecek kadar az. Yani aslında tutuklamayı gerektiren bir durumun oluşmadığını hepimiz görüyoruz. 1 Mayıs’ı kutlamak anayasal bir haktır. Dolayısıyla Taksim 1977 olayları toplum hafızasında Anayasa Mahkemesi’nin dediği gibi önemli bir yer tutmaktadır ve Taksim Meydanı’nda 1 Mayıs’ı kutlamak da bir anayasal haktır.

“GÖZALTINA ALINANLARIN KOLLARINDA DARP İZLERİ OLDUĞUNU GÖZLEMLEDİK”

Bugün gözaltından sonra tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edilen yurttaşlarımızın mahkemesini takip ettik ve bazı şeylere yakından tanıklık ettik. Kolu kırılmış yurttaşlarımızı gözlemledik. Gözaltına alınan kadınların tuvalet ihtiyaçlarını gideremediğini, kollarında darp izlerinin olduğunu ne yazık ki gözlemledik. Dolayısıyla aslında burada yaşananın bir düşmanlık olduğunu, bir cezalandırmayla karşı karşıya olduğumuzu gözlemliyoruz. 1 Mayıs’ta gözaltıların hemen ardından Vali’nin yaptığı açıklamada ‘Yarına kalır ama yanına kalmaz’ ifadeleri, aynı şekilde İçişleri Bakanı’nın mahkemeyi etkileyecek şekilde yaptığı açıklamalar neticesinde gözüküyor ki mahkeme de iktidarın bu baskısından etkilenmiş gözüküyor ve hukuksuz bir tutuklama süreciyle karşı karşıyayız. Yarın bu tutuklamalara itiraz edilecek. Biz de kamuoyu nezdinde hem 1 Mayıs kutlamalarının bir hak olduğunu hem 1 Mayıs’ın Taksim’de kutlanmasının bir hak olduğunu ve tutuklanan yurttaşlarımızın da hukuki sürecini yakından takip edileceğini kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/1-mayista-taksimde-tutuklamalar-chpden-tepki/feed/ 0
Kahramanmaraş Ezgi Apartmanı davasında sıcak gelişme https://www.haber28.com.tr/kahramanmaras-ezgi-apartmani-davasinda-sicak-gelisme/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmaras-ezgi-apartmani-davasinda-sicak-gelisme/#respond Tue, 30 Jul 2024 01:12:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28351 Kahramanmaraş Ezgi Apartmanı davasında sıcak gelişme

Av. Şen: “Adalet er geç yerini bulacak”

Ezgi Apartmanı davası 12 Temmuz’a ertelendi

KAHRAMANMARAŞ – Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde yıkılan ve 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı davasının 3. duruşması görüldü. Duruşma sonrası açıklamada bulunan Av. Ersan Şen, “Adaletin er ya da geç yerini bulacak” dedi.

Kahramanmaraş Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuklu sanık binanın fenni mesulü M.T ile tutuksuz sanık müteahhit Y.A. katıldı. Tutuklu sanık iç mimar E.D. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile duruşmaya katıldı.

Duruşmada sanık ve müşteki avukatları ise hazır bulundu.

İnşaat yapı ruhsat veren tanık M.D. “Biz sadece binanın enini boyunu ölçüp yola göre kot bilgileri kontrol ederdik tamamlandıktan sonra yapım izni verilirdi. Binanın inşaat aşamasında kontrol edilmiyordu 2003 yılından sonra çıkan genelge ile inceleme başlatıldı” dedi.

Soru üzerine apartmanın çatı katında bulunan yerin sonradan yapıldığı ifade eden Tanık M.D, “O tarihteki yönetmeliğe göre ortak mekan olarak kullanan yerde hesaplamaya katılmıyordu ve çatıda yapılan yer ile ilgili yoğunluğa dahil olmadığı için göz yumuyorduk. Yönetmeliğe uygun ise izin veriyorduk” dedi.

İnşaata kullanım izin belgesini veren tanık F.Y ise “Kahramanmaraş Belediyesi’nde 1985 ve 2005 yıllarımda görev yaptım. İmar ve harita mühendisi olarak görev de yaptım. O yıllarda inşaatların yapımı sürecinde yerinde kontrol yapılmıyor ancak şikayet edilirse denetimler yapılıyordu Ezgi apartmanında aynı prosedür uygulandı” dedi.

Dönemin imar müdürü Tanık V.Ç. belediyede çalıştığı dönemde yaptığı çalışmaları anlattı. Bir inşaatta bağımsız bölümler ve duvar değiştirilebilir mi ? sorusu üzerine tanık V.Ç, “Değiştirilebilir bir mahsuru yok” dedi. Tanık beyanlarına karşı katılan vekillerin sırasıyla beyanları alındı.

Daha sonra mahkeme başkanı gelen bilgi ve evrakları okudu. Sanık fenni mesul M.T. ise verdiği beyanda üzerine atılı suçları kabul etmeyerek beratını talep etti. Binanın müteahhitti tutuksuz sanık Y.A. binaya kaçak kat yapmadığını ifade ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Daha sonra iç mimar tutuklu E.D. savunma yaparak suçlamaları kabul etmedi.

Av. Ersan Şen ise kırmızı bülten talebine tepki göstererek, “Adalet er ya da geç yerini bulacak” dedi.

Mahkeme, dosyadaki bilgi ve evrakları inceledikten sonra sanıkların beyanlarını dinledi ve kararını açıkladı.

Duruşma sonrası açıklama yapan Av. Ersan Şen, “Duruşmada uzun süren tanık dinlemeleri ve münakaşaların ardından mahkeme, dosyanın tekemmül ettiğine karar verdi. Dosyada bulunan iş raporları ve bilimsel mütalaalara itirazlar oldu. Mahkeme artık delil değerlendirmesine geçti. Mahkeme, dosyayı inceleyerek dosyanın bir üniversite veya teknik uzmanlar heyetine gönderilmesine karar verdi. Bu heyet, Ezgi Apartmanı’nın depremde yıkılmasının başka etkenlerle mümkün olup olmadığını inceleyecek ve rapor hazırlayacak. Mahkemenin dosyanın eksiksiz olduğunu belirterek rapor beklenecek” dedi.

Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren duruşmada, tutuklama ve dosya ile ilgili savunmaların alındığını ve iki önemli karar verildiğini açıklayan Av. Şen, “Mahkemenin dosyayı bir üniversite veya heyete gönderme kararının ardından davanın gelecekteki seyri belirlenecek.

Dava sürecinin oldukça stresli ve uzun geçti. Adaletin yerini bulması ve maddi haklara ulaşılması için ellerinden gelen gayreti gösterdik. Ezgi Apartmanında hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diliyorum. Mahkemenin adil bir karar vereceğine inanıyoruz. Davanın dördüncü duruşması için bekleyiş devam ediyor. Tarafların beyanları alınacak ve mahkeme süreci adalete ulaşmak için devam edecek. 12 Temmuz tarihinde yapılacak olan dördüncü duruşmanın sonuçlarını merakla bekliyoruz” dedi.

Mahkeme, raporun yeniden bilirkişiye gönderilmesini, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını ve duruşmanın 12 Temmuz tarihine ertelenmesini açıkladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmaras-ezgi-apartmani-davasinda-sicak-gelisme/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta Ezgi Apartmanı davasının 3. duruşması görüldü https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-ezgi-apartmani-davasinin-3-durusmasi-goruldu/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-ezgi-apartmani-davasinin-3-durusmasi-goruldu/#respond Mon, 29 Jul 2024 23:36:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28327 Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerde yıkılan ve 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı davasının 3. duruşması görüldü. Duruşma sonrası açıklamada bulunan Av. Ersan Şen, “Adaletin er ya da geç yerini bulacak” dedi.

Kahramanmaraş Adliyesi 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen davaya tutuklu sanık binanın fenni mesulü M.T ile tutuksuz sanık müteahhit Y.A. katıldı. Tutuklu sanık iç mimar E.D. ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı.

Duruşmada sanık ve müşteki avukatları ise hazır bulundu.

İnşaat yapı ruhsat veren tanık M.D. “Biz sadece binanın enini boyunu ölçüp yola göre kot bilgileri kontrol ederdik tamamlandıktan sonra yapım izni verilirdi. Binanın inşaat aşamasında kontrol edilmiyordu 2003 yılından sonra çıkan genelge ile inceleme başlatıldı” dedi.

Soru üzerine apartmanın çatı katında bulunan yerin sonradan yapıldığı ifade eden Tanık M.D, “O tarihteki yönetmeliğe göre ortak mekan olarak kullanan yerde hesaplamaya katılmıyordu ve çatıda yapılan yer ile ilgili yoğunluğa dahil olmadığı için göz yumuyorduk. Yönetmeliğe uygun ise izin veriyorduk” dedi.

İnşaata kullanım izin belgesini veren tanık F.Y ise “Kahramanmaraş Belediyesi’nde 1985 ve 2005 yıllarımda görev yaptım. İmar ve harita mühendisi olarak görev de yaptım. O yıllarda inşaatların yapımı sürecinde yerinde kontrol yapılmıyor ancak şikayet edilirse denetimler yapılıyordu Ezgi apartmanında aynı prosedür uygulandı” dedi.

Dönemin imar müdürü Tanık V.Ç. belediyede çalıştığı dönemde yaptığı çalışmaları anlattı. Bir inşaatta bağımsız bölümler ve duvar değiştirilebilir mi ? sorusu üzerine tanık V.Ç, “Değiştirilebilir bir mahsuru yok” dedi. Tanık beyanlarına karşı katılan vekillerin sırasıyla beyanları alındı.

Daha sonra mahkeme başkanı gelen bilgi ve evrakları okudu. Sanık fenni mesul M.T. ise verdiği beyanda üzerine atılı suçları kabul etmeyerek beratını talep etti. Binanın müteahhitti tutuksuz sanık Y.A. binaya kaçak kat yapmadığını ifade ederek üzerine atılı suçlamaları kabul etmedi. Daha sonra iç mimar tutuklu E.D. savunma yaparak suçlamaları kabul etmedi.

Av. Ersan Şen ise kırmızı bülten talebine tepki göstererek, “Adalet er ya da geç yerini bulacak” dedi.

Mahkeme, dosyadaki bilgi ve evrakları inceledikten sonra sanıkların beyanlarını dinledi ve kararını açıkladı.

Duruşma sonrası açıklama yapan Av. Ersan Şen, “Duruşmada uzun süren tanık dinlemeleri ve münakaşaların ardından mahkeme, dosyanın tekemmül ettiğine karar verdi. Dosyada bulunan iş raporları ve bilimsel mütalaalara itirazlar oldu. Mahkeme artık delil değerlendirmesine geçti. Mahkeme, dosyayı inceleyerek dosyanın bir üniversite veya teknik uzmanlar heyetine gönderilmesine karar verdi. Bu heyet, Ezgi Apartmanı’nın depremde yıkılmasının başka etkenlerle mümkün olup olmadığını inceleyecek ve rapor hazırlayacak. Mahkemenin dosyanın eksiksiz olduğunu belirterek rapor beklenecek” dedi.

Gecenin ilerleyen saatlerine kadar süren duruşmada, tutuklama ve dosya ile ilgili savunmaların alındığını ve iki önemli karar verildiğini açıklayan Av. Şen, “Mahkemenin dosyayı bir üniversite veya heyete gönderme kararının ardından davanın gelecekteki seyri belirlenecek.

Dava sürecinin oldukça stresli ve uzun geçti. Adaletin yerini bulması ve maddi haklara ulaşılması için ellerinden gelen gayreti gösterdik. Ezgi Apartmanında hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet diliyorum. Mahkemenin adil bir karar vereceğine inanıyoruz. Davanın dördüncü duruşması için bekleyiş devam ediyor. Tarafların beyanları alınacak ve mahkeme süreci adalete ulaşmak için devam edecek. 12 Temmuz tarihinde yapılacak olan dördüncü duruşmanın sonuçlarını merakla bekliyoruz” dedi.

Mahkeme, raporun yeniden bilirkişiye gönderilmesini, sanıkların tutukluluk hallerinin devamını ve duruşmanın 12 Temmuz tarihine ertelenmesini açıkladı. – KAHRAMANMARAŞ

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-ezgi-apartmani-davasinin-3-durusmasi-goruldu/feed/ 0
İsias Davası İkinci Duruşmasında Ara Kararlar Açıklandı https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-ikinci-durusmasinda-ara-kararlar-aciklandi/ https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-ikinci-durusmasinda-ara-kararlar-aciklandi/#respond Tue, 23 Jul 2024 21:48:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27141 HABER: DİLAN KUTLU KAMERA: DURSUN ALKAYA

(ADIYAMAN) – Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İsias davasının ikinci duruşmasındaki ara kararlara ilişkin konuşan Avukat Hasan Esendağlı; “Bugünkü duruşmanın ana eksenini oluşturan Gazi Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporu üzerindeki tartışma ve eleştiriler dikkate alınarak mahkeme dosyanın tekrardan yeni bir üniversiteye, yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmek üzere gönderilmesine karar verdi. Bilirkişi raporu hayati önem taşıyan bir delil niteliğindedir” dedi.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İsias davasının ikinci duruşmasında Mahkeme Heyeti, ara kararı açıkladı. Tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt ve Erdem Yıldız’ın tutukluluk hallerinin devamına karar verildi.

Ara kararların açıklanmasının ardından aileler ve avukatları Adıyaman Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Avukat Hasan Esendağlı, şunları söyledi:

“KONUNUN TEKRARDAN BİLİRKİŞİYE HAVALE EDİLMESİ BUGÜNÜN EN ÖNEMLİ GELİŞMESİ”

“Mahkeme ara kararlarını okuyup davaya devam edilmek üzere 12 Haziran tarihine erteledi. Ara kararlar genel itibarıyla bugünkü öngörülerimizle uygun bir şekilde çıktı. Öncelikle tutuklu sanıklar Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt ve Erdem Yıldız’ın tutukluluk hallerinin aynen devamına karar verildi. Bozkurt ailesinin SEGBİS yoluyla duruşmaya bağlanması noktasında karar verildi. Bunun yanı sıra Erdem Yıldız’ın da kendisinin de mahkemede hazır bulunma isteğini belirtmesi üzerine gelecek celse mahkemede hazır bulunmasına karar verildi. Başta KKTC olmak üzere, diğer tüzel kişilerin, baroların katılma talepleri reddedildi.

Her şeyden önemlisi bugünkü duruşmanın ana eksenini oluşturan Gazi Üniversitesi’nden gelen bilirkişi raporu üzerindeki tartışma ve eleştiriler dikkate alınarak mahkeme dosyanın tekrardan yeni bir üniversiteye, yeni bir bilirkişi raporu düzenlenmek üzere gönderilmesine karar verildi. Birtakım müzarekelerini, yazışmaların yapılmasına ilişkin usul kararlarını da verdikten sonra davayı 12 Haziran’a erteledi. 12 Haziran tarihi itibarıyla bu bilirkişi raporunun hazır olması olasılığı zayıf, bu beklenmiyor ancak arkası bayram tatili olduğu için mahkeme oraya mevcut diğer işlemlerin devamıyla alakalı bir duruşma yapmak üzere 12 Haziran’ı belirledi. Bilirkişi raporu hayati önem taşıyan bir delil niteliğindedir Türkiye yargılamalarında. Dolayısıyla konunun tekrardan bilirkişiye havale edilmesi bugünün en önemli gelişmesidir.”

“ÇOCUKLARIMIZI, SEVDİKLERİMİZİ ÖLDÜRDÜLER, BUNUN CEZASINI ÇEKECELER”

Adıyaman’daki depremde kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya şöyle konuştu:

“Dava sürecimizin çok uzun ve zorlu olacağını ilk günden beri söylüyoruz ama gördünüz, buradayız. Ara kararlar açıklandı, sürpriz bir karar olmadı fakat biz aileler olarak mücadelemize devam edeceğiz. Sanık avukatlarının elinde hiçbir şey yok, gerçekler ortada. Bizim aldığımız raporlarla bütün gerçekler göz önünde zaten. Ellerinde hiçbir şey kalmadı, son çabalamalarını yapıyorlar. Kazanamayacaklar; çocuklarımızı, sevdiklerimizi öldürdüler, bunun cezasını çekeceler. Raporlarla gerçekler ortadadır. Orada bir cinayet işlendi, bunun cezasını çekecekler. Kıbrıs olarak bu davaya devam edeceğiz. Bu davadan emsal karar çıkaracağız. Mücadelemiz bitmedi, sanık avukatları bittiğini sanıyorlarsa yanılıyorlar. bizi yıldıramazlar.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-ikinci-durusmasinda-ara-kararlar-aciklandi/feed/ 0
İsias Davası Devam Ediyor… Mahkeme, Üç Uzmanın Dinlenilmesine Karar Verdi https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/ https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/#respond Tue, 23 Jul 2024 07:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27105 HABER: DİLAN KUTLU

(ADIYAMAN) – 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Adıyaman’da yıkılan İsias Otel ile ilgili davanın ikinci duruşması devam ediyor. Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş ise, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme, üç uzmanının dinlenilmesini karar verdi. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, tutuksuz yargılanan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.

Adıyaman 3. Ağrı Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmayı KKTC Başbakanı Ünal Üstel, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, iktidar ve ana muhalefet parti milletvekilleri de duruşmayı takip ediyor.

Duruşma, SEGBİS üzerinden bağlanan sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Mahkeme Başkanı, tutuklu sanıK Ahmet Bozkurt’un sunulan yeni raporlara ilişkin savunmasını aldı.

İsias Otel’de yaralanan iki kişinin daha şikayetçi olması üzerine birleşen dosyaya ilişkin sanık Ahmet Bozkurt’a savunması soruldu. Sanık Ahmet Bozkurt, “aleyhimdeki suçlamaları kabul etmiyorum” diyerek bir önceki savunmasını tekrarladı. Sanık Bozkurt, Gazi Üniversitesi ve KTÜ’nün raporlarında asli kusurlu olduğunun sorulması üzerine “Ben bunların hiçbirini kabul etmiyorum inşaati yaparken her türlü malzemeyi kullandım. Malzemeleri hassasiyetle seçtim. Normal paranın 3 katını harcayarak malzeme tahsis ettim betonda da yine öyle” savunmasında bulundu.

YILDIZ: “BENİM ÇALIŞMA DÖNEMİMDE HİÇBİR TADİLAT YAPILMADI

Sanık Erdem Yıldız, birleştirilen dosyayailişkin bir savunma yapmadı ve Gazi Üniversitesi raporuna  ilişkin ise “Hiçbir yıkılan binada kolon kirişe zarar vermediğinden dolayı kimse suçlu bulunamaz. Hiçbir yerde kaçak kat yok hep ilave kat geçiyor. Ben 2001’den sonra yapılan bir tadilattan sorumluyum. Ama yapılan hiçbir tadilat yok” iddiasında bulundu.

Sanık Erdem Yıldız, “2001’den sonra alınan ruhsatın baştan aşağı hatalı olduğunu beyan ederken evrakta sahtecilik yapıldığını” öne sürdü.

OTELİN SAHİBİ BOZKURT: “RAPORUN BAZI KISIMLARINA KATILMIYORUM”

Sanık Mehmet Fatih Bozkurt da “Raporlara ilişkin aleyhimize olan kısımlara katılmıyorum” iddiasında bulunarak bir önceki duruşmada verdiği ifadeleri tekrar ettiklerini beyan etti ve “Şimdiye kadar bilirkişi bir kabahat bulmadı son bilirkişi bir suç bulmuş ama” dedi.

AİLELER SANIKLARIN “OLASI KASTTAN YARGILANMASINI” İSTEDİ

Duruşmada hayatını kaybedenlerin aileleri de sanıklardan şikayetçi oldu ve sanıkların olası kasttan yargılanmalarını istedi.

“OĞLUMUN ÜZERİNE KÜREK KÜREK TOPRAK ATILMASINI İZLEDİM”

Osman Çetintaş’ın annesi duygusal anlar yaşadı ve “Oğlumun şimdi ekmek parası, yaşam kavgası içinde olması için ömrümü verirdim. Kalitesiz bir binada can verdi oğlum. Ben oğlumun üzerine kürek kürek toprak atılmasını izledim. Benim oğlum yaşamaktan keyif alan bir çocuktu 29 yıl bunun için uğraştı. Sanıklardan şikayetçiyim” dedi.

Otelin yan binasındaki otoparkı işleten tanıklardan Murat Kuştepe, “Ben binanın yan tarafında otopark işletiyorum. Otelin içini daha önce görmemiştim, anlaşmamız vardı benim otoparkımı kullanıyorlardı. Gittiğimde otel benim arabamın otelin yan binasının altında benim otoparkım. Arabam otoparktaydı depremde otel otoparkımın üzerine yıkılmıştı” diye konuştu.

ÜÇ UZMAN RAPORU MAHKEMEYE SUNULDU

Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme Başkanı kısa bir değerlendirmenin ardından oy birliği ile üç uzmanı dinlemeye karar verdiğini açıkladı.

“YÖNETMELİĞE UYULMAMASINA RAĞMEN RUHSAT ALINDI”

Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Yonca Hürol, yönetmeliğe uyulmamasına rağmen ruhsat alındığını belirterek, “Betonarme perde duvarlarının depremlerde yük aldığını belirterek perde duvarların kesilmesinin riskli olduğunu” söyledi. Sanık Erdem Yıldız ise “perde kesilmiş dediler ancak öyle bir perde duvarı yok” iddiasında bulundu.

“İLK 20 SANİYEDE 59 KOLON GÖÇTÜ”

Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhan Şensoy, şunları söyledi “Kolon etriyelerinde sıklaştırmalar yapılmadığı enkazlardan alınan birçok örneklerden sabitti. Bir diğer unsur tadilat projesinde asansör eklenmesi. 1998 yönetmeliğinde deprem yüklerinin yüzde 75’inin perdeler tarafından taşınması maddesi var ancak perdelerin yüklerinin taşınmasına baktğımızda yüzde 30 olduğunu gördük. Apartman her halükarda 98 yönetmeliği kuralının çerçevesinde ilk 20 saniyede 59 kolonun göçtüğünü gördük. Kolonları incelediğimizde etriyelerin yetersizliğinden dolayı kolonlara gelen kısımlarda ani göçmelerin olduğunu” söyledi. Şensoy, “Binanın özellikle 16. saniye göçtüğünü” belirtti.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesinde bu sabah başlayan İsias davasının ikincisi duruşmasında savcı mütalaasını sundu. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, adli kontrol şartı ile serbest olan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.

“BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİLER AKP’DEN ADAY”

Mütalaanın ardından savunma yapan mağdur avukatları Gazi Üniversitesi’nin raporundaki eksikliklere dikkat çekerek mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu talep etmesini istedi. Gazi Üniversitesi’nin raporunun bilimsellikten uzak olduğu vurgulandı. Raporun iki akademisyen tarafından hazırlandığı, bunlardan birinin ise Bozkurt Ailesinin üyesi olduğu ve bu kişinin de AKP’den aday olduğu ifade edildi. Böyle bir durumun varlığının tarafsızlık ilkesine gölge düşürdüğü dile getirildi. Yeni bir raporun İstanbul Teknik Üniversitesi veya ODTÜ gibi teknik üniversitelerden alınmasını isteyen avukatlar, kamu görevlileriyle ilgili yeniden bilgi istenmesini talep etti.

“TAHLİYE EDİLEN SANIKLAR TUTUKLANSIN” TALEBİ

Mağdur avukatları, tahliye kararı verilen Efe Bozkurt ve Halil Bağcı’nın yeniden tutuklanmasını talep etti. Efe Bozkurt’un mazeretsiz mahkemeye katılmaması sebebiyle kaçtığı kanaatinde olunduğunu belirten avukatlar, aksini kanıtlamanın mahkemenin görevi olduğunu vurgulayarak derhal tutuklanmasını istediler.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/feed/ 0
Belçika’da Alkol Testi Pozitif Çıkan Sürücü, Sarhoş Hasta Sendromu Nedeniyle Beraat Etti https://www.haber28.com.tr/belcikada-alkol-testi-pozitif-cikan-surucu-sarhos-hasta-sendromu-nedeniyle-beraat-etti/ https://www.haber28.com.tr/belcikada-alkol-testi-pozitif-cikan-surucu-sarhos-hasta-sendromu-nedeniyle-beraat-etti/#respond Fri, 19 Jul 2024 00:02:02 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26192 Belçika’da, trafik kontrolleri sırasında birkaç kez kanında yüksek oranda alkol bulunduğu tespit edilen ve ehliyetine el konan erkek sürücü, karara itiraz ettiği mahkemede beraat etti.

Bağımsız kurumlarca verilen iki farklı sağlık raporunda, 40 yaşındaki sürücünün, vücudun şekeri otomatik olarak alkole dönüştüren “Sarhoş Hasta Sendromu”na (auto-brewery sendromu) sahip olduğu belirlendi.

Belçikalı kamu yayıncısı VRT’ye göre, ilk kez 2019 yılındaki bir trafik kontrolünde, kanında yüksek oranda alkole rastlanan sürücü, içki içmediğini savundu.

Polis tarafından ehliyetine el konan ve para cezası verilen sürücü, 2022 yılının Nisan ve Mayıs aylarında iki kez daha ‘alkollü araç kullanmaktan’ suçlu bulundu.

Yapılan kontrollerde, Belçikalı sürücünün kanında, yaklaşık 8 ila 14 kadeh arasında içkiye denk gelen, binde 2,09 promil alkole rastlandı.

Bir bira fabrikasında çalışan Belçikalı sürücü, alkollü olarak direksiyon başına geçmediğini öne sürdü.

Her seferinde ehliyetine 15’er gün el konan sürücü hakkında Brugge Mahkemesi’nde dava açıldı. Sürücü alkol içmediği savunmasını tekrarladı.

Buna rağmen, trafik kontrollerinde kanında yüksek oranda alkol bulunduğunu söyleyen sürücü, bunun nedeninin belirlenmesi için doktora başvurdu.

İki ayrı hekim tarafından yapılan inceleme sonucu, Belçikalı sürücünün “sarhoş hasta sendromu” (auto brewery sendromu) adı verilen bir rahatsızlığa sahip olduğu belirlendi.

“Bağırsak fermantasyonu” olarak da bilinen ve oldukça nadir görülen bu hastalığa yakalanan kişilerde, vücuttaki şeker, otomatik olarak alkole dönüşüyor.

Yani bir başka deyişle, bu kişiler hiç içki içmese dahi sarhoş olabiliyor.

Duruşma öncesi iki bağımsız hekim tarafından yapılan sağlık testlerinde Belçikalı sürücü, 24 saat boyunca şekerli yiyeceklerle beslendi ve alkollü içecek içmedi.

‘Dünya çapında yaklaşık 20 hasta var’

İnceleme sonucu, 40 yaşındaki sürücünün vücudu, karbonhidratları büyük oranda alkole dönüştürdü.

Mahkeme tarafından atanan üçüncü bir hekim de, yaptığı incelemede aynı sonuçları elde etti.

Bunun üzerine mahkeme, Belçikalı sürücünün, varlığından haberdar olmadığı, öngöremediği, önleyemediği bir rahatsızlıktan muzdarip olduğunu belirterek, “mücbir sebep” gerekçesiyle beraatine karar verdi.

Brugge Mahkemesi hakimi, sürücünün yorgunluk veya bilişsel sorunlar gibi herhangi bir alkol zehirlenmesi belirtisi yaşamadığını da vurguladı.

Belçikalı sürücünün avukatı Anse Ghesquière, VRT’ye, “Soru aslında böyle bir durumun etkilerinin ne olduğudur. Bu konuda söylenecek çok az şey var çünkü tıp bilimi bu konuda neredeyse hiçbir şey bilmiyor. Dünya çapında yalnızca yirmi kadar vaka biliniyor” dedi.

Mahkeme, savcılığın, sürücünün tamamen trafikten men edilmesi talebini de reddetti.

Hakim, erkek sürücünün, bol miktarda protein ve az karbonhidrat içeren özel bir diyet veya gönüllü alkol kilidi gibi önlemler alması gerektiğine karar verdi.

Sarhoş Hasta Sendromu nedir?

Belçikalı Toksikolog Jan Tytgat’a göre, bağırsaklar steril bir ortam değil. Bazı insanlarda bağırsakta fermente olan mayalar ve bakteriler daha baskın olabiliyor. Bunun sonucu da, kişilerin aldıkları şeker, vücutta alkole dönüşüyor.

Normal bir insan vücudunda her zaman oldukça küçük miktarlarda alkol bulunduğunu vurgulayan Tytgat, bunun binde 0,003’ü geçmediğini belirtiyor.

Şeker (diyabet) hastalarında veya karaciğer sirozu olan kişilerde bu miktar biraz daha yüksek olsa da, alkol sınırı yine de yasal sınırın altında kalıyor.

Brugge Mahkemesi’ndeki davayı “istisnai” olarak tanımlayan Tytgat, “30 yıldır polis mahkemeleri için testler yapıyoruz ve böyle bir dosyayla hiç karşılaşmadım” dedi.

Klinik biyolog olan Lisa Florin de, VRT’ye yaptığı açıklamada, içki içilerek emilen alkol ile vücut tarafından üretilen alkol arasında hiçbir ayrım yapılamayacağını söyledi.

Bunun oldukça nadir bir durum olduğunu belirten Florin, “Tam olarak belirlenmesi çok zor olduğu için, tahmin ettiğimizden daha sık gerçekleşebilir. Hiçbir şikayeti olmayan kişilerde bu gözden kaçabilir” görüşünü dile getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/belcikada-alkol-testi-pozitif-cikan-surucu-sarhos-hasta-sendromu-nedeniyle-beraat-etti/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta meydana gelen depremde hayatını kaybedenlerin aileleri Adalet Bakanı ile görüştü https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-meydana-gelen-depremde-hayatini-kaybedenlerin-aileleri-adalet-bakani-ile-gorustu/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-meydana-gelen-depremde-hayatini-kaybedenlerin-aileleri-adalet-bakani-ile-gorustu/#respond Thu, 11 Jul 2024 23:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24862 HABER: MEHMET OFLAZ – KAMERA: ÜNAL AYDIN

Kahramanmaraş’ta 6 Şubat 2023’te meydana gelen depremlerin ardından 72 kişiye mezar olan Adıyaman Grand İsias Otel’de evlatlarını kaybeden Ruşen Karakaya ve Pervin İpekçioğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. ANKA Haber Ajansı’na konuşan Ruşen Yücesoylu Karakaya, “İsias, Türkiye’de emsal bir dava olacak. Bir emsal karar çıkacak ve çocuklarımızı kaybetmemizin bedelini katiller ödeyecek. Adalet bakanımıza da yanımızda olduğu için, destek olduğu için, davamızı takip ettiği için sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz” dedi. Pervin İpekçioğlu ise “Biz evlatlarımızı kaybettik ama dimdik ayaktayız. Çünkü bu kişilerden hesap soracağız. Bunun bir bedeli var, bunu ödeyecekler” diye konuştu.

Kahramanmaraş merkezli depremlerde KKTC’li sporcuların ve tur rehberlerinin de aralarında bulunduğu 72 kişiye mezar olan Adıyaman’daki Grand İsias Otel davasının ikinci duruşması 26 Nisan’da Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.

Duruşma öncesi kızı Selin’i kaybeden Ruşen Yücesoylu Karakaya ile kızı Serin’i kaybeden Pervin İpekçioğlu, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ile görüştü. Aileler görüşme sonrası ANKA Haber Ajansı’na konuştu.

“DAVADA SON GELİŞMELERLE İLGİLİ BİLGİ VERDİK”

Ruşen Yücesoylu Karakaya, şöyle konuştu:

“Biz bugün burada Adalet bakanımızla görüşmek için geldik. Biz Kıbrıslı aileler olarak, Adıyaman’da Grand İsias Otel’de 35 canımızı kaybettik. Çocuklarımızı, canlarımızı, en değerlilerimizi kaybettik. 14 aydır adalet mücadelesi veriyoruz. Kıbrıs’ta Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneği’ni kurduk. Bir çatı altında tüm aileler adalet mücadelemizi çok güçlü bir avukat ekibimizle devam ettiriyoruz.

Ona davada yaşanılanları, davada son gelişmelerle ilgili bilgi verdik. Zaten kendisi davaya çok hakimdir, davamızı takiptedir. Yılmaz Bey’in kendisi de Kıbrıs’a gelip çocuklarımızı, kayıplarımızı ziyaret edip bize taziyelerini bildirmişti. Bugün bizi kabul etmesi bizim için, Kıbrıslılar için önemli bir değerdir. Adalet mücadelemiz sonuna kadar devam edecek. İsias, Türkiye’de, Adıyaman’da emsal bir dava olacak. Bir emsal karar çıkacak ve çocuklarımızı kaybetmemizin bedelini katiller ödeyecek. Adalet bakanımıza da yanımızda olduğu için, destek olduğu için, davamızı takip ettiği için sonsuz teşekkürlerimizi iletiyoruz. Aileler olarak bu davanın peşini bırakmayacağız. Her sorumlunun, bu otelin yapımında yanlış yapan, usulsüzlükle hareket eden herkesin en ağır cezayı alması için mücadelemize devam edeceğiz.”

“BAKANA ADALET İSTEĞİMİZİ TEKRARLADIK”

Pervin İpekçioğlu ise şunları kaydetti:

“Bugün, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç Bey’le görüşmek üzere Ankara’dayız. Bakan beyle görüştük, davada geldiğimiz noktayı, gelişmeleri aktardık. Tabii ki hep bir ağızdan, omuz omuza Kıbrıs-Türkiye halkı olarak adalet isteğimizi tekrarladık. Kıbrıs’ta adalet isteğimiz çığ gibi büyüyor. ve bunu 26 Nisan’da hep birlikte güçlü bir şekilde orada olarak dile getireceğiz. Adalet isteğimizi hep tekrarlıyoruz ama bu adalet kavramının içini doldurmak gerekir. Adil bir karar çıkması gerekir. Çünkü İsias’ta Kıbrıs geleceğini kaybetti. 11-16 yaş arasındaki çocuklarımızı kaybettik. Bu çocuklar Kıbrıs Türk toplamına şekil verecek, yön verecek kapasiteye sahip zeki çocuklardı.”

EFE BOZKURT VE HALİL BAĞCI’NIN TAHLİYE EDİLMESİNE TEPKİ

Mahkemeye, Gazi Üniversitesi’nden bilirkişi raporu geldiğini hatırlatan İpekçioğlu, “Mahkeme heyeti, bu rapora dayanarak Efe Bozkurt’u ve Halil Bağcı’yı tahliye etti. Tabii her ikisi de aslında tahliye kararı verilmeyecek olan kişiler. Çünkü Efe Bozkurt, İsias şirket ortaklarından biri, Halil Bağcı ise 3 sayfalık raporla apartmandan otele çevrilen ve eksik evrakı tamamlayan imza sahibi olan fenni mesul. Bu kişinin kusursuz olması zaten mümkün değil. Çünkü Halil Bağcı’nın 3 sayfalık raporu olmasaydı apartmandan otele çevrilecek olan belge tamamlanmamış olacaktı ve yapı ruhsatı alınamayacaktı. Göz göre göre Gazi Üniversitesi, Halil Bağcı’yı nasıl kusursuz addetti bunu gerçekten hukuki anlamda yorumlamak mümkün değil” ifadelerini kullandı.

“BU KİŞİLERDEN HESAP SORACAĞIZ”

İpekçioğlu, şöyle konuştu:

“Türkiye’de 6 Şubat’ta binlerce insan öldü, binlerce masum can aslında arsız insanlar yüzünden hayatını kaybetti. Biz İsias’ın emsal bir dava olması için uğraşıyoruz. Çünkü bizim canlarımız gitti, gidenler gitti geri gelmeyecek ama bundan sonra böyle bir felaket yaşanmaması için uğraşıyoruz. Bakan Yılmaz Tunç da bizimle birlikte olduğunu, yanımızda olduklarını söylediler. Tabii ki bu bize güç verir. Gücümüze güç katar. Zaten güçlüyüz. Biz evlatlarımızı kaybettik ama dimdik ayaktayız. Çünkü bu kişilerden hesap soracağız. Bunun bir bedeli var, bunu ödeyecekler.”

“ADALETE IŞIK TUT” YÜRÜYÜŞÜ GERÇEKLEŞTİRECEKLER

19 Nisan tarihinde Kıbrıs’ta “Adalete Işık Tut” yürüyüşü gerçekleştireceklerini hatırlatan Ruşen Yücesoylu Karakaya, “Bütün Kıbrıs halkı tek yürek bir şekilde bu davayı her gün bizimle birlikte takip ediyorlar. Her gün bizim çocuklarımızla yatıp, bizim çocuklarımızla kalkıyorlar. Biz yine ‘Adalet Işık Tut’ diyerek meşalelerimizle bir adalet yürüyüşü gerçekleştireceğiz. Türkiye Cumhuriyeti mahkemelerine güvendiğimizi, Türkiye Cumhuriyeti’nden adalet istediğimizi çığlıklarımızla onlara duyuracağız. Bu davanın peşinde olduğumuzu tekrar bu mesajı vereceğiz.” diye konuştu.

“YARGI DOĞRU ŞEKİLDE İŞLERSE EMSAL KARARLAR ÇIKACAKTIR”

“Adıyaman halkı sonuna kadar yanımızda” diyen Karakaya, şöyle devam etti:

“Adıyaman halkı bizimle birlikte mahkemeye geliyor, bizimle birlikte saatlerce mahkemeyi dinliyor, bizimle birlikte ağlıyorlar, Adıyaman halkına bize destek oldukları için buradan çok teşekkür ediyorum. Sadece Adıyaman halkı da değil, Türkiye’nin her bir yerinden Ankara’dan, İzmir’den, İstanbul’dan, Manisa’dan, Antalya’dan her yerden bize büyük bir destek var. Çünkü biliyorlar ki Şampiyon Melekler aslında tüm Türkiye’de olan kayıpları simgeliyorlar. Bu dava emsal bir dava olduğunda adalet yerini bulacak. Türkiye’de bazı şeyler değişecek. Mısra Öz her zaman yanımızdaydı, biz de her zaman Mısra hanımın yanındaydık. O artık ailemizin bir parçası. O da bizimle birlikte ağlıyor, bizimle birlikte mücadele ediyor. Biz de onun davasında sonuna kadar yanındayız. Tüm deprem davaları neredeyse aynı davalar, herkesin sorunu ve derdi aynı. Raporlar, bilirkişi raporları, mahkemenin aldığı kararlar… Biz sadece yargının doğru bir şekilde uygulanmasını istiyoruz. Biz bir ayrıcalık istemiyoruz. Yargı doğru şekilde işlerse, mahkemeler doğru karar verirse zaten emsal kararlar çıkacaktır.”

NE OLMUŞTU?

Kahramanmaraş merkezli depremlerde Adıyaman’da bulunan Grand İsias Otel’de KKTC’den voleybol turnuvası için gelen aralarında sporcu, öğretmen, antrenör ve Türkiye Turist Rehberler Birliği üyelerinin de bulunduğu 72 kişi hayatını kaybetmişti.

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı, iddianamede şüphelilerin “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıl 8’er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar cezalandırılmalarını talep etmişti.

3 Nisan’da görülen duruşmada mahkeme heyeti, tutuklu yargılanan Ahmet Bozkurt, Mehmet Fatih Bozkurt, Efe Bozkurt, statik proje müellifi Halil Bağcı ve fenni mesul ve statik proje müellifi Erdem Yıldız’ın tutukluluklarının devamına; tutuksuz yargılanan Bilge Açık, Seda Bozkurt Zeren, Şule Bozkurt Özbek, Ulviye Bozkurt, Hasan Aslan, Mehmet Göncüoğlu’nun ise adli kontrol tedbiriyle tutuksuz yargılanmalarının devamına karar vermişti.

Mahkeme, yapılan tutukluluk incelemesinde otelin sahibi Ahmet Bozkurt’un oğlu Efe Bozkurt ve Halil Bağcı’nın, yurt dışı yasağı ile adli kontrol şartlarıyla tahliyesine karar vermişti.

Davanın ikinci duruşması 26 Nisan 2024 Cuma günü yapılacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-meydana-gelen-depremde-hayatini-kaybedenlerin-aileleri-adalet-bakani-ile-gorustu/feed/ 0
Antalya’da Kiracı, Kira Artışı Anlaşmazlığı Nedeniyle Evden Çıkarıldı https://www.haber28.com.tr/antalyada-kiraci-kira-artisi-anlasmazligi-nedeniyle-evden-cikarildi/ https://www.haber28.com.tr/antalyada-kiraci-kira-artisi-anlasmazligi-nedeniyle-evden-cikarildi/#respond Tue, 09 Jul 2024 06:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24399 Antalya’nın Kepez ilçesinde kira artışındaki anlaşmazlık nedeniyle mahkemeye başvuran kiracı, dava sürecinde ev sahibinin “5 yıldır kira ödemediler” şikayetiyle açtığı icra davasıyla evi tahliye etmek durumunda kaldı. Mahkeme, kiracının 60 bin lira kira bedeli ödemesine karar verdi.

Düdenbaşı Mahallesi’nde ikamet eden bir çocuk sahibi Uğur ve Fatoş Kanık çifti ile 5 yıldır oturdukları evin sahibi Ramazan Y. arasında, kira zammı nedeniyle anlaşmazlık başladı.

İddiaya göre, Kanık ailesinin yüzde 25 zam artışını kabul etmeyen mülk sahibi Ramazan Y, evin boşaltılmasını istedi.

Ev sahibinin bu anlaşmazlık nedeniyle kendilerini sürekli rahatsız ettiğini, evlerinin kapı camını kırarak içeriye zorla girmeye çalıştığını iddia eden Kanık ailesi, savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Bunun üzerine ev sahibi Ramazan Y. de kiracısından 5 yıldır ödeme alamadığı iddiasıyla icra takibi başlattı.

Kanık ailesinin kirayı elden ödediklerini ispat edememesi üzerine mahkeme, evin tahliyesine ve yasal faiziyle 60 bin lira kira bedelinin ödenmesine karar verdi.

Fatoş Kanık, AA muhabirine, Düdenbaşı Mahallesi’ndeki evde oturmaya başladıklarında ev sahibi ile kirayı elden ödenmesi konusunda anlaştıklarını iddia etti.

Geçen yıl mart ayında kira zammı nedeniyle ev sahibi ile anlaşmazlık yaşamaya başladıklarını ileri süren Kanık, “Ev sahibi, eşi, kızı ve damatları evimizi bastı. Bunun üzerine şikayetçi olduk. Bizim şikayetimizden bir süre sonra ev sahibi noterden ihtar çekerek icra takibi başlattı. Kirayı ödediğimizi ispat edemedik.” dedi.

Fatoş Kanık, “Mülk sahibi evinde 5 yıldır kira vermeden oturduğumuzu iddia etmiş. İcra mahkemesinde iki duruşma yapıldı. Mahkeme karşı tarafa ‘5 yıl boyunca kira almıyorsunuz da niye ilk yıl evden çıkarmak için icraya vermedin’ diye sormadı. Bizim de ne görüşümüz alındı ne de kirayı ödeyip ödemediğimiz soruldu. Mahkeme bize tahliye kararı verdi. Tahliye kararına uyarak evi boşalttık. Üstüne ödediğimiz kiraları tekrar ödememiz için 60 bin lira ödeme emri geldi. Şu anda icralık olduk. Yani elden aldıkları paraları da almadım diyerek bizden tekrar talep ediyorlar. Bu şekilde bir çıkmaza girdik.” ifadelerini kullandı.

Kanık, kiracılara ev sahibine yapılan ödemeleri bankadan açıklamalı bir şekilde yapmaları tavsiyesinde bulundu.

Uğur Kanık ise saldırıya uğradıklarını, parmağından cam kesiği nedeniyle yaralandığını, üstüne bir de ödedikleri kira bedelin tekrar istenmesi ile mağdur olduklarını iddia etti.

“Borcu yoktur davası açacağız”

Kanık ailesinin avukatı Şafak Baysal da müvekkilleri ile ev sahipleri arasında “Kira zammının yetersiz” olmasından kaynaklanan “ev basılması olayı” nedeniyle ev sahibi Ramazan Y, eşi R.Y, kızı G.Ö. ve damatları hakkında suç duyurusunda bulunduklarını ve davanın sürdüğünü belirtti.

Bu süreç devam ederken müvekkillerinin icra şokuyla karşı karşıya kaldığını ifade eden Baysal, şöyle devam etti:

“Ev sahibi suç duyurumuzun üzerinden 3-4 ay geçtikten sonra ‘2018’den 2023’e kadar 5 yıllık bir süre boyunca hiç kira ödemediler’ gerekçesiyle icra takibi başlattı. Müvekkilimin elden ödemeyi ispatlayamaması nedeniyle tahliye gerçekleşti. Yasal faizle beraber 60 bin liralık borç yükümlülüğü altına da girdiler. Müvekkillerimin ev sahibiyle en baştaki sıkıntısı, kira borcu değil, kira artışının ev sahibince beğenilmiyor olmasıydı. Bu durum karşısında menfi tespit davası dediğimiz borcu yoktur davası yoluna başvuracağız.”

Ev sahibi, kiracı tarafından eşinin darbedildiğini öne sürdü

Ev sahibi Ramazan Y. ise kiracısı Uğur Kanık’ın eşini darbettiğini, evi boşaltırken de kapı ve pencerelere zarar verdiğini öne sürdü.

Elden kirayı aldığını kabul etmeyen Ramazan Y, mahkemenin 5 yıllık kira bedelinin tarafına ödenmesine karar verdiğini kaydetti.

Ev sahibi ile kiracı arasında yaşanan tartışma anları güvenlik kamerasınca kaydedilmişti. Mahkemeye de sunulan görüntülerde kiracının oturduğu dairenin kapısına gelen kişilerin cama sert cisimle vurması yer alıyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyada-kiraci-kira-artisi-anlasmazligi-nedeniyle-evden-cikarildi/feed/ 0
Borusan Otomotiv, Arızalı Mini Cooper’ın Masraflarını Karşılamak Zorunda Kaldı https://www.haber28.com.tr/borusan-otomotiv-arizali-mini-cooperin-masraflarini-karsilamak-zorunda-kaldi/ https://www.haber28.com.tr/borusan-otomotiv-arizali-mini-cooperin-masraflarini-karsilamak-zorunda-kaldi/#respond Thu, 20 Jun 2024 03:12:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21827 Beylikdüzü’nde yaşayan Erkan Küçük, 2011 yılında sıfır aldığı Mini Cooper marka aracı sürekli arızalanınca, bakımların yapıldığı yetkili servis Borusan Otomotiv ile davalık oldu. 7 yıl süren davada mahkeme, tüketiciyi haklı bularak aracın masraflarının karşılanmasına karar verdi.

Erkan Küçük isimli vatandaş, 2011 yılında Borusan Otomotiv’den Mini Cooper marka araç satın aldı. Aracın bakımları konusunda titiz davranan Küçük, yıllar boyu yetkili servis olan Borusan Otomotiv’i tercih etti.

Erkan Küçük, 30 Mart 2017 tarihinde motor arızası vermesi üzerine arabasını yetkili servise götürdü Servis, aracın bakımlarını yaptıktan sonra 2 bin 553 liralık bir fatura çıkardı. Arabasını teslim alan Küçük, 9 kilometre yol yaptıktan sonra tekrar aynı motor arızası verdiğini gördü. Tekrar geri götürülen araç için yetkili servis bu kez 6 bin 193 liralık bir fatura çıkardı. Yeniden aracını yaptırarak teslim alan Küçük, 22 Nisan 2017 tarihinde Beylikdüzü istikametinde ilerlerken sorun yaşadı. Araçtan beyaz duman gelmesi üzerine tekrar servisin yolunu tutan Küçük, bu kez büyük bir şok yaşadı. Serviste yapılan incelemenin sonunda aracın motorunun değişmesi gerektiği ve yaklaşık 75 bin lira masrafın olacağı söylendi.

Borusan’ın Mini Cooper marka aracının motoru için sıfır kilometre fiyatından fazla fiyat çıkması üzerine şaşkına dönen Küçük, konuyu mahkemeye taşıdı. 7 yıl süren mahkeme geçtiğimiz hafta 30 Mart 2024 tarihinde sonuçlandı. Bakırköy 13. Tüketici Mahkemesi, yetkili servisin aracın tamirinin yaparak sahibine teslim etmesine karar verdi. Davalı tarafın itiraz, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi tarafından reddedildi ve karar kesinleşti.

“22 gün içerisinde 3 kez aynı motor arızasını verdi”

Yaşanan süreci ve hukuk mücadelesini anlatan Erkan Küçük, araç sahiplerine de tavsiyelerde bulundu.

Tüm bakımları Borusan yetkili servisinde yapılan aracın 22 gün içerisinde 3 kez aynı motor arızası verdiğini ifade eden Küçük, “2011’de aldığımız aracımız 30 mart 2017 tarihinde arıza ışığının yanması üzerine servise götürdük. Servis aracımızı aldı bakımını yaptı. 2 bin 553 TL fatura ile aracımızı bize teslim etti. Biz arabayı aldıktan 9 km sonra aynı ışık yeniden yandı. Biz arabamızı 14 Hisan 2017 tarihinde tekrar servise götürdük. Servis bu sefer bize 6 bin 193 liralık bir fatura ile yeniden aracımızı teslim etti. 22 Nisan 2017 tarihinde Beylikdüzü istikametine gelirken bu sefer aracımızdan beyaz duman gelmesi üzerine yeniden servisi aradık. 22 gün içerisinde aynı arızayı verdi aracımız. 22 Nisan tarihinde aracımızı yeniden servise teslim ettik. Servis aracın incelemelerini yaptı ve ‘sizin aracınızın motoru bitmiş’ dedi. Aracın alındığı günden arıza yaptığı güne kadar tüm bakımları servis tarafından yapıldı. Arabanın o günkü bedeli 65 bin liraydı. Bize çıkarılan fatura 75 bin lira. Şaka yapıyorlar zannettik. Sonra baktık ki ciddiler. Ondan sonraki süreçte işi mahkeme yoluna götürmeye karar verdim. Dava süreci 7 yıl sürdü. Avukatlarımız sağ olsun. Ben de inat ettim ve bu konuda emsal karar olsun diye sürdürdüm. Geçtiğimiz hafta mart ayında tam 7 yıl olmuş karar 24 Mart 2024 çıktı. Sonuç olarak mahkeme aracın yapılarak teslim edilmesine karar verdi” ifadelerini kullandı.

“Arabanın garantisi bitti, ben ilgilenmiyorum deme hakkı yok hiçbir servisin”

Geçen süredeki aracın değer kaybıyla alakalı olarak yeniden mahkeme sürecine taşınacağını ifade eden Küçük, “O da yeni bir dava süreci olacak büyük ihtimalle. Beklerim, sorun değil artık. Bekleyeceğim başka yapacak bir şey yok. Sıfır araç alacaklar araçlarını yetkili servis dışında hiçbir yere elletmesinler. Garantisi bitse dahi. Haklarını sonuna kadar arasınlar. Mahkemenin verdiği karar emsal niteliğinde. Şunu söylüyor, arabanın garantisi bitse dahi, arabaya verdiğin hizmetten sen mesulsün. Arabanın garantisi bitti ben ilgilenmiyorum deme hakkı yok hiçbir servisin. Ancak bu şekilde hakkımızı arayarak bir noktaya geleceğimize inanıyorum” diye konuştu. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/borusan-otomotiv-arizali-mini-cooperin-masraflarini-karsilamak-zorunda-kaldi/feed/ 0
İçişleri Bakanı: Türkiye’de 92 Milyar Liralık Mal Varlığına El Konuldu https://www.haber28.com.tr/icisleri-bakani-turkiyede-92-milyar-liralik-mal-varligina-el-konuldu/ https://www.haber28.com.tr/icisleri-bakani-turkiyede-92-milyar-liralik-mal-varligina-el-konuldu/#respond Sat, 15 Jun 2024 08:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21043 Gözaltına alınan sosyal medya fenomenleri hakkında konuşan İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, “Toplamda da Türkiye’de 92 milyar liralık mal varlığına MASAK raporundan sonra mahkeme el koydu. Bu araçları biz kimden aldık? 421 organize suç örgütünün taşınır taşınmaz mal varlığı hakkında İstanbul Emniyetimiz savcılığa, savcılıkta ilgili mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de dedi ki biz bu müracaatı yerinde gördük. Bu taşınır araçları İstanbul Emniyetine tahsis ettik” dedi.

İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya AK Parti Esenyurt ilçe Başkanlığını ziyaret etti. Bakan Yerlikaya’ya İçişleri Bakan yardımcısı Mehmet Sağlam, AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel ve AK Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü eşlik etti. Bakan Yerlikaya AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından Esenyurt Koza Mahallesi’ndeki bir otelde iftar programına katıldı.

” MASAK raporundan sonra toplamda 92 milyar liralık mal varlığına el konuldu”

Geçtiğimiz dönemlerde operasyonlarla gündeme gelen ve mal varlıklarına el konulan sosyal medya fenomenleri hakkında konuşan Yerlikaya, “Fenomenler vardı nerede şimdi? Bizim kimsenin malında mülkünde onu da nasıl değerlendirdiği bunla bir derdimiz yok. Ama bir şikayet var ve MASAK bunları inceledi ve haydan gelmiş huya gidiyor diyorsa dur diyoruz biz. İnceliyoruz savcımıza arz ediyoruz. Savcımızda mahkemeye iletiyor. Mahkeme de gelin bu şekilde diyor. Toplamda da Türkiye’de 92 milyar liralık mal varlığına MASAK raporundan sonra mahkeme el koydu. Bu araçları biz kimden aldık? 421 organize suç örgütünün taşınır taşınmaz mal varlığı hakkında İstanbul Emniyetimiz savcılığa, savcılıkta ilgili mahkemeye müracaat etti. Mahkeme de dedi ki biz bu müracaatı yerinde gördük. Bu taşınır araçları İstanbul Emniyetine Tahsis ettik. İstanbul Emniyetine tahsis edildikten sonra bende dedim ki bizim insanımıza eziyet edip, malından mülkünden haksız yere el koyduğu ve biz bunu çökerttik adalete teslim ettik. Anahtarını onlardan aldıysak, biz de bunu kahraman polisimize trafik devriyesi yapalım dedik. Bu sadece İstanbul’a değil dünyada da yazılı basına ve sosyal medya da çıktı. Verilen mesaj çok büyüktü. İster bu ülkeden gel, ister başka ülkeden ol. İster yerel, ister ulusal olsun. Eğer organize suç örgütü iseniz biz eninde sonunda size diz çöktürürüz. Adalete teslim ederiz. Varsa arabanız onun da anahtarını alırız ve polisimize devriye arabası yaparız” diye konuştu.

“Demokratik bir şölene hazırlanıyoruz”

AK Parti Esenyurt İlçe Başkanlığı ziyaretinin ardından ‘ İstanbul’un Huzuru, Esenyurt’un Huzuru’ iftar buluşmasına katılan Yerlikaya, 31 Mart yerel yönetimler seçimleriyle ilgili olarak, “Bir demokratik şölene hazırlanıyoruz. Özgür bir ortam. Herkes sevdiği, inandığı ve daha önceden belediye başkanı olanlar yaptıklarını ve bundan sonra yapacak olduklarını, onun yerine ben geleyim diye ortaya çıkan tüm adaylar da bizimle beraber yürürseniz biz bu şehri nasıl bir noktaya getireceğiz diye sizlere aynı bu sahnede olduğu gibi arz-ı hal edildi. Demokrasi böyle güzel bir nimet. Allah bize bu nimetin kıymetini bildirsin” şeklinde konuştu.

“Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız”

Geçtiğimiz günlerde Etiler’de ünlü bir restorana düzenlenen silahlı saldırıyla ilgili de açıklamada bulunan Yerlikaya, ” Daha dört gün önce, bir motosikletin arkasından bir mekana bir edepsizlik yaptılar. Kurşun sıktılar. 2. Gün akşam, hepsini ben paylaştım doğru adalete. Öyle taşeron motosikletin arkasında işini iyi yapmış diğer esnaflardan daha iyi müşteriyi memnun eden bir esnada şekil yapmak var mı kardeşim öyle bir şey. Sen kimsin? Kimsin sen? Bu noktada değerli kardeşlerim 112 çağrı. Bakın el elden üstündür. Biriz beraberiz. Arsızlarla, hırsızlarla mücadelede elbirliği yapmalıyız. İstihbaratımız var her şeyimiz var ama ben 5 günde çözeceğimi 5 saatte çözmek istiyorum” dedi.

Cezaevlerinde yatan 310 bin tutuklunun yüzde 33’ünün uyuşturucu suçlarının olduğunu ifade eden Yerlikaya, “Çocuklarımızı, gençlerimizi ve geleceğimizi zehirlemeye cüret eden yine paradan başka hiçbir şeye tapınmayan bu densizlere ne yapıyoruz? Şafakta da gün batımında da planlı ve sokakta olanlara da her zaman bunları yakalayıp adalete teslim etmekte kararlıyız ve çalışıyoruz. Cezaevinde 310 bin yatanın yüzde 33’ü bunlardan. Burada Türkiye’de benim görev yaptığım 10 ay süresince 114 ton adet olarak 38 milyon adet, kök olarak 156 milyon kök ele geçirildi. 4 bin 744 kişi tutuklandı. 2 bin 403 adli kontrol var. Ama size bugün farklı bir şey söylemek istiyorum. Bununla ilgili en büyüğünden en küçüğüne Limanlardan balıkçı barınaklarına, marinalardan kara deniz ve havayolu kapılarından her yerden ve her saatte bir öncekinden daha diri ve daha azimli mücadele ediyoruz ki bir gencimizi dahi bununla ilgili o içinden çıkılması zor olan duruma düşmesini istemiyoruz. Amerika teslim olmuş. Avrupa Birliği teslim olmuş. Belirli bir miktarda üzerinde çıktıysa cezası yok. Belirli köşeler yapmışlar oralarda kullanabilirsin. Bizim medeniyet inanç değerlerimizle bunu yapamayız. Biz eşrefi mahlukatız. Akıl devre dışı kaldığı zaman ne oluruz biz? Her türlü suçun kapısı sonuna kadar aralanır. Buna izin verebilir miyiz” diye konuştu.

“Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor”

İftar programından sonra yaptığı konuşmada düzensiz göçmenlerle mücadele konusuna da değinen Bakan Yerlikaya, “Düzensiz göçle ilgili, İstanbul’da 10 ayda nereden nereye geldik. 103 mobil göç aracı verdik buraya. Turistlerimizi rahatsız etmeden ve 1 milyon 88 bin yasal olarak kalanlar var. Onları da tedirgin etmeden. Bunu biz bulduk. Biz dünyanın en büyük 15. Şehriyiz. Avrupa Birliğinde ve komşu ülkelerde bunu örnek almaya başladılar. Bakın bunların içinde parmak izi tarayıcısı, bir tercüman ve göç uzmanı var. ve şu an Avrupa birliğinin tüm ülkeleri tebrik ediyor. Onlar da örnek aldılar” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/icisleri-bakani-turkiyede-92-milyar-liralik-mal-varligina-el-konuldu/feed/ 0
Rize’de Mahkeme, Deterjana Dayanaklı Olmayan Mutfak Tezgahı İçin Ayıplı Mal Kararı Vermedi https://www.haber28.com.tr/rizede-mahkeme-deterjana-dayanakli-olmayan-mutfak-tezgahi-icin-ayipli-mal-karari-vermedi/ https://www.haber28.com.tr/rizede-mahkeme-deterjana-dayanakli-olmayan-mutfak-tezgahi-icin-ayipli-mal-karari-vermedi/#respond Fri, 14 Jun 2024 04:24:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20807 Rize’de yaşayan bir vatandaşın deterjana dayanaklı olmayan mutfak tezgahı nedeniyle açtığı davada mahkeme, mutfak tezgahı için “Ayıplı mal değil” kararı verdi.

Rize’de yaşayan Alaattin G., satın aldığı mutfak tezgahının yemeğe ve bulaşık deterjanına maruz kaldığında aşınma yaptığını ve kendisine ayıplı mal satıldığını öne sürerek tezgahı yaptırdığı kişiye dava açtı. Mahkeme, tezgahta kullanılan mermerin sıradan deterjanlarda dahi yüzeyinin bozulabilecek taşlardan olduğunu ancak kullanım hatasından kaynaklı bu duruma geldiği tespiti gerekçesiyle davanın reddine hükmetti. Alaattin G.’nin avukatı ise “Suya ve deterjana dayanıklı olmayan mutfak tezgahının ayıplı olmadığına karar verildi. Mahkeme, fıkra gibi bir karar vermiştir” dedi.

Rize’de yaşayan Alaattin G., 2022 yılında mutfağı için Halil İbrahim O.’ya tezgah yaptırdı. İddiaya göre, Alaattin G.’nin yaptırdığı yeni tezgahında en ufak bir yemek dökülme sonucu iz kaldı ve kısa bir süre içinde tezgahta aşınma meydana geldi. Bunun üzerine Alaattin G., avukatı Emrullah Gözcü aracılığıyla Pazar Asliye Hukuk Mahkemesi’ne başvurarak tezgahı satın aldığı Halil İbrahim O.’ya dava açtı.

“Tezgahın ayıplı olduğu üzerine yoğurt döküldüğünde dahi leke tutmasından anlaşılır niteliktedir”

Mahkemeye sunulan dava dilekçesinde, “Mutfak için olağan kullanıma uygun, her evde kullanılan temizlik ürünleri dışında herhangi bir kimyasal madde kullanmıyorum. Tezgahımı alanında uzman bir ustaya gösterdim. Aldığım yazıda, kullanılan mermerin mutfak tezgahı olma niteliğinde ve materyalinde olmadığı ifade edildi. Tüketici olarak bu ürünü satın alırken herhangi bir leke tutmayacağı, aşınma yaşanmayacağı tarafımıza söylenmiş, kısa bir süre sonra da fotoğraflardan görüleceği üzere tezgahta aşınmalar meydana gelmiştir. Tezgahın ayıplı olduğu üzerine yoğurt döküldüğünde dahi leke tutmasından anlaşılır niteliktedir. Mahkemece uzman mühendis bilirkişi olarak görevlendirilerek tezgahın ayıplı olup olmadığının tespitini istiyorum” ifadelerine yer verildi.

Bilirkişi tezgahta kullanılan mermerin suya ve güneşe dayanıklı olmadığını ancak kişisel kullanıma bağlı bozulmalar olduğuna karar verdi

Tezgahın ayıplı olup olmadığının tespiti için dava dosyası bilirkişiye gönderildi. Hazırlanan bilirkişi raporunda, “Yapılan incelemede mutfak tezgahında kullanılan mermerin ‘verde guatemala’ adıyla bilinen Hindistan menşeli yeşil renkli bir mermer olduğu ve bu malzemenin yüzeyinin çok hassas olduğu, suya ve güneşe karşı dayanıklı olmadığı görülmüştür. Tezgahın kimyasal birleşimli malzeme değil sıradan kullanımı olan deterjanlarda dahi yüzeyinin bozulabilecek taşlardan olduğu, keşif sırasında da mermerin kenarında ve yüzeyinde matlaşma ve bozulma olduğu, bu kısımlarında kimyasal birleşimli bir maddeye maruz kaldığı gözlemlenmiştir. Mutfak tezgah mermerinin üretimden kaynaklı bir hatasının olmadığı, kişisel kullanıma bağlı olarak temizlik ürünlerinden ve malzemenin yapısından kaynaklı yüzeyinde bozulmalar meydana gelmiştir” denildi.

Dava reddedildi: “Kullanım hatasından dolayı bu duruma geldiği tespit edilmiştir”

Kararını açıklayan Pazar (Rize) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, ürünün ayıplı mal olmadığı gerekçesiyle Alaattin G.’nin davasını reddetti. Mahkeme gerekçeli kararında, “Bilirkişi, tezgah için kullanılan mermerin suya ve güneşe karşı dayanıklı olmadığı, sıradan deterjanlarda dahi yüzeyinin bozulabilecek taşlardan olduğu ancak bazı kısımların kimyasal birleşimli bir maddeye maruz kaldığı ve üretimden kaynaklı bir hata olmadığı yönünde görüş vermiştir. Mutfak, tezgah mermerinin kişisel kullanıma bağlı temizlik ürünlerinden ve malzemenin yapısından kaynaklı yüzeyinde bozulmalar meydana gelmiştir. Mahkemece yapılan inceleme sonucunda ürünün ayıplı mal niteliğinde olmadığı, cinsi gereği kullanım hatasından dolayı bu duruma geldiği tespit edildiğinden davanın reddine karar verilmiştir” ifadelerine yer verdi.

“Fıkra gibi bir karar”

Karara itiraz eden Alaattin G.’nin avukatı Emrullah Gözcü, “Suya ve deterjana dayanıklı olmayan mutfak tezgahının ayıplı olmadığına karar verildi. Devletimiz reform üstüne reform yapsın, kanunu uygulayanlar düzelmedikçe sonuç adaletsizlik. Mahkeme, fıkra gibi bir karar vermiştir” dedi. – RİZE

]]>
https://www.haber28.com.tr/rizede-mahkeme-deterjana-dayanakli-olmayan-mutfak-tezgahi-icin-ayipli-mal-karari-vermedi/feed/ 0
UAD’nin İsrail’e yönelik ihtiyati tedbir kararları ve önemi https://www.haber28.com.tr/uadnin-israile-yonelik-ihtiyati-tedbir-kararlari-ve-onemi/ https://www.haber28.com.tr/uadnin-israile-yonelik-ihtiyati-tedbir-kararlari-ve-onemi/#respond Thu, 13 Jun 2024 09:00:48 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20704 İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Abdullah Musab Şahin, UAD’nin 28 Mart 2024’te açıkladığı yeni ihtiyati tedbir kararlarını ve önemini AA Analiz için kaleme aldı.

***

7 Ekim’den bu yana İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırıları devam ediyor.

Bu süreçte çözüm arayışları noktasında sırasıyla Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) ve Uluslararası Adalet Divanı (UAD) öne çıkarıldı.

Bu uluslararası organlar, gelen taleplere veya yoğun kamuoyu baskısına bağlı olarak sıklıkla gündeme geliyor. İsrailli siyasetçilerin bireysel sorumluluğu açısından UCM, silahlı çatışma halinin sona erdirilmesi içinse BMGK yetkili. Geçtiğimiz aylarda Barolar gibi çeşitli kuruluşların ve bireylerin UCM savcısı Karim Khan’ı harekete geçirmek maksadıyla UCM’ye belge sunduğu görüldü. Yani, UCM’ye yönelik baskılar devam ediyor. Öte yandan süreç boyunca BMGK ivedi ateşkes karar tasarılarını sıklıkla müzakere etti. Bu müzakereler genellikle Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) vetosu sebebiyle kesildi. Geçtiğimiz dönemdeki tasarılardan farklı olarak bu hafta BMGK tarafından Ramazan ayı süresince ateşkesi öngören bir tasarı kabul edildi. ABD ise tasarının müzakereleri aşamasında veto hakkını kullanmak yerine çekimser kalmayı tercih etti.

UCM ve BMGK’ya yönelen teşebbüslerin yanında uluslararası kamuoyunun Güney Afrika’nın geçtiğimiz senenin son günlerinde Uluslararası Adalet Divanı (UAD) nezdinde Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne dayanarak açtığı davaya ilgi gösterdiği görülüyor.

Güney Afrika’nın başvurusu üzerine ihtiyati tedbirlere ilişkin duruşmalar 11 ve 12 Ocak 2024’te yapıldı. UAD kısa süre içinde büyük oranda Güney Afrika’nın talebine uygun olarak ihtiyati tedbirleri kapsayan bir karar verdi. İsrail’in mahkemenin ihtiyati tedbir kararlarına uymaması ve Refah’a yönelik saldırıların başlayacağına ilişkin kullanılan beyanlar sebebiyle Güney Afrika tarafından 6 Mart 2024’te ihtiyati tedbirlerin kapsamının genişletilmesi ve mahkeme tarafından ek ihtiyati tedbirlerin kararlaştırılması talep edildi. İsrail tarafından bu talebin reddedilmesi gerektiğine yönelik beyan sunulduysa da UAD 28 Mart 2024’te yeni ihtiyati tedbirlere karar verdi.

Neden ek ihtiyati tedbir kararı verildi?

Mahkemenin bu ek kararı, İsrail’in devam eden saldırgan tutumlarının bir neticesi. İlk olarak hatırlamak gerekir ki, 26 Ocak 2024’te mahkeme tarafından kararlaştırılan ihtiyati tedbir kararlarının uygulanıp uygulanmadığını görmek için bir denetim mekanizması kurulmuştu. Denetimin yapılabilmesi için İsrail’in mahkemeye kararları uygulayıp uygulamadığı yönünde rapor sunması kararlaştırılmıştı. İsrail’in bu raporu kendisine verilen sürenin son günlerinde mahkemeye sunduğu İsrailli siyasetçilerin beyanlarından anlaşılıyor. Bununla birlikte, ilgili rapor UAD tarafından kamuoyuyla paylaşılmadı. Bu sebeple, raporun içeriği bilinmese de mahkemenin ek ihtiyati tedbir kararı vermesi aslında İsrail’in sunduğu raporun mahkeme nezdinde tatmin edici bulunmadığı şeklinde değerlendirilebilir.

İlave olarak, kararın gerekçesini anlamak için 28 Mart 2024’te açıklanan ek ihtiyati tedbir kararı metnini de incelemek gerekiyor. İlgili metin kapsamında önceki ihtiyati tedbir kararlarının verildiği 26 Ocak 2024’ten bu yana Gazze şeridinde gıda ve diğer temel ihtiyaçlardan mahrumiyet durumuna bağlı olarak yaşam koşullarının gittikçe kötüleştiği vurgusu yapılıyor. Öte yandan, önceki tedbir kararlarının verildiği dönemin aksine Gazze Şeridi’nde artık “kıtlık” riskinin olmadığı, “tam manasıyla kıtlığın” başladığı ifadesi de ilgi çekici.

Kararlaştırılan ihtiyati tedbirler neler?

Karar metni kapsamında ilk olarak 26 Ocak 2024 tarihli ihtiyati tedbirlerin teyit edildiği görülüyor. Bu tarihte alınan karar kapsamında İsrail’in soykırım teşkil eden fiillerinin sona erdirilmesi, bu amaca yönelik gerekli tedbirlerin alınması, insani yardıma ilişkin ivedi tedbirlerin alınması ve delillerin yok edilmesinin engellenmesi gibi hususlar düzenlenmişti. Bunlara ilave olarak, yeni tedbirler de Soykırım Sözleşmesi’nin hükümlerine bağlı olarak, ayrıca kıtlık ve açlığın başlaması da dikkate alınarak kararlaştırıldı.

İlave tedbirlere yönelik karar metninin yukarıda bahsedilen gerekçelere uygun bir şekilde insani yardımın sağlanmasına yönelik olduğu anlaşılıyor. Ayrıca UAD oy birliğiyle, BM ile tam işbirliği içinde Gazze halkına gıda, su, elektrik, hijyen ve tıbbi bakım da dahil olmak üzere tüm ihtiyaçların sağlanması için kara geçiş noktalarının kapasitesinin artırılmasına ve geçiş noktalarının gerektiği sürece açık tutulmasına karar verdi.

Bunun dışında, İsrail ordusunun insani yardımın ulaşımını engellememesi ve Soykırım Sözleşmesi hükümlerinden doğan yükümlülüklerine uygun davranmasına karar verildi. Önceki ihtiyati tedbir kararına benzer şekilde İsrail’in kararın yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 1 ay içinde mahkemeye rapor sunması suretiyle bir denetim mekanizmasının tesis edildiği de görülüyor.

Karar nasıl değerlendirilir?

Ek ihtiyati tedbirlere yönelik karar, İsrail’in hukuka aykırı eylemlerinin devam ettiğinin ve daha önceki karara uygun olarak İsrail’in gerekli tedbirleri almadığının UAD tarafından tescili şeklinde anlaşılabilir. Kararın bir diğer gerekçesi, değişen şartlar sonucu başlayan kıtlık ve buna bağlı olarak artan salgın hastalık riskidir. Bu endişenin İsrail’in askeri operasyonlarının bir sonucu olarak kabul edildiği anlaşılıyor. Bu kapsamda, UAD nezdinde ilerleyen dönemde soykırım yargılamaları yapılacağından, İsrail’in eylemleri mahkeme tarafından soykırım kastını gösteren eylemler olarak kabul edilebilir. Özetle, soykırım yargılaması başlamadan önce mahkeme soykırım suçunun unsurlarına ilişkin gerekçelerini somutlaştırıyor. Divan üyelerinin çoğunluğu tarafından kıtlık ve insani erişimin engellenmesiyle soykırım suçu arasında doğrudan bağ kurulması oldukça önemli.

UAD’nin kararının ateşkes çağrısı içermemesi garipsenmemeli. Silahlı çatışma hali İsrail ve Hamas arasında sürüyor. Hamas ise UAD’nin yetki alanı dışında bir aktör olduğundan, Divan’ın vereceği bir ateşkes kararı yalnızca İsrail’i kısıtlayabilirdi. Bu sebeple ihtiyati tedbirlere ilişkin önceki kararlarda olduğu gibi mahkemenin yetki alanı dışına çıkmama eğilimini sürdürdüğü görülüyor. Ateşkese yönelik çağrılar noktasında UAD yerine BMGK rol üstleniyor. Zaten UAD’nin kararı kapsamında da BMGK’nın 25 Mart 2024’te aldığı ateşkes çağrısına atıf yapıldığını görüyoruz.

[İstanbul Medipol Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Av. Dr. Abdullah Musab Şahin]

Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uadnin-israile-yonelik-ihtiyati-tedbir-kararlari-ve-onemi/feed/ 0
Başakşehir’de Kedi Öldüren Sanığın Cezasına İtiraz Edildi https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-olduren-sanigin-cezasina-itiraz-edildi/ https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-olduren-sanigin-cezasina-itiraz-edildi/#respond Thu, 13 Jun 2024 08:36:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20700 Başakşehir’de sitenin asansöründe “Eros” isimli kediyi öldürdüğü için yeniden yargılanan sanık İbrahim Keloğlan’ın “evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 2 yıl 6 hapse çarptırılmasına ilişkin mahkeme kararına savcılıkça, cezanın az olduğu gerekçesiyle itiraz edildi.

Savcılıkça İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne sunulan itiraz dilekçesinde, sanık İbrahim Keloğlan’ın olay tarihinde, site sakinleri ve müşteki tarafından beslenip bakımı yapılan kediye asansör içerisinde tekme vurduğu ve kedinin can havliyle koridora kaçtığı belirtildi.

Dilekçede, sanığın kedinin kaçmasını engelleyecek şekilde, koridor kapılarını kapattığı ve defalarca kendisinden kaçmaya çalışmışsa da kediyi tekmelemekten ısrarla vazgeçmediği ve sürekli olarak öldürmeye yönelik eylemine devam ettiği anlatıldı.

Dilekçede, Hayvanları Koruma Kanunu’nun birinci maddesinde belirtilen kanunun amacı da dikkate alınarak, sanık hakkında takdiren ve tehdiden, üst hadden hapis cezası verilmesi gerekirken ceza adaletine ve kamusal vicdana uygun olmayacak şekilde temel ceza tayinine gidildiği kaydedildi.

Savcılık dilekçesinde, “canavarca hisle”, “hunharca eziyet çektirerek”, “yoğun kast altında işlenen” eyleme yönelik üst hadden ceza verilmemesi durumunda hangi daha vahim eylem ve hadiseye bu miktar ceza verileceğinin de anlaşılamadığına dikkati çekildi.

Sanığın, eylemi gerçekleştirme biçiminde olayın son derece ağır ve vahim olduğuyla ilgili bir kuşku olmadığı vurgulanan dilekçede mahkemenin kararında, kastın yoğunluğu, canavarca his, eziyet çektirerek evcil hayvanın öldürülmesinin kamusal ve toplumsal vicdanları yaralamasına karşın maddenin öngördüğü ölçülere göre temel cezanın belirlenmediği belirtildi.

Temel ceza belirlenmesinde yanılgıya düşüldü

Dilekçede, temel cezanın belirlenmesinde şikayetçi olup olunmaması ile zararın karşılanıp karşılanmamasına bakılmadığına, sanığın olay sonrasında gösterdiği kişilik özelliklerinin (pişmanlığını) ölçüt olarak sayılmadığına işaret edilerek, tüm bu açıklamalar ışığında temel cezanın belirlenmesinde yanılgıya düşüldüğü ifade edildi.

Her ne kadar Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 62. maddesi uyarınca cezada takdiren indirim yapılmışsa da sanığın duruşmadaki mahkemeyi etkilemeye yönelik tutum ve davranışlarının takdiri indirim nedeni olarak dikkate alınmayacağının altı çizilen dilekçede, sanığın canavarca hisle ve eziyet çektirerek eylemini gerçekleştirmesi, suçun işleniş biçimi, güttüğü amaç ve kastının yoğunluğu da dikkate alındığında, TCK’nın 62. maddesinin yetersiz gerekçeyle uygulanmasının usul ve yasalara aykırı olduğuna dikkati çekildi.

Savcılık istinaf dilekçesinde, mahkemece üst hadden ceza verilmemesi, sanık hakkında TCK 62. maddesinin uygulanması, mahkumiyet hükmüyle birlikte sanığın tutuklanmaması sebepleriyle, usul ve esas yönünden kararın kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle, istinaf başvurusunun kabulüyle hükmün bozulması, bununla birlikte sanığın tutuklanmasına karar verilmesi talep edildi.

Ne olmuştu?

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca hazırlanan iddianamede sanık İbrahim Keloğlan’ın “bir ev hayvanını veya evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan 6 aydan 4 yıla kadar hapsi istenmişti.

İddianameyi kabul eden mahkeme, yargılama sonunda sanığa 1 yıl 3 ay hapis cezası vererek, hükmün açıklanmasını geri bırakmıştı.

Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı bu karara itiraz etmişti.

İtiraz üzerine dosyaya bakan ağır ceza mahkemesi, hükmün açıklanmasının geriye bırakılması kararının kaldırılmasına ve dosyanın Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’ne iade edilip sanığın yeniden yargılanmasına karar vermişti.

Küçükcekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi yeniden yargılamasında, sanığın “evcil hayvanı kasten öldürme” suçunu işlediği sabit olduğu gerekçesiyle 3 yıl hapse çarptırmıştı.

Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkilerini takdiri indirim sebebi kabul eden mahkeme, cezayı 2 yıl 6 aya indirmişti.

Mahkeme, her ne kadar kuvvetli suç şüphesini gösteren somut deliller bulunsa da sanığın aldığı ceza, delillerin toplanmış olması, karartılacak herhangi bir delil bulunmayışı, bu aşamada tutuklanmasının orantılılık ilkesine aykırılık teşkil edeceği gerekçeleriyle sanık Keloğlan hakkında karar kesinleşinceye kadar yurt dışına çıkışının yasaklanması suretiyle adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kedi-olduren-sanigin-cezasina-itiraz-edildi/feed/ 0
Hrant Dink davası Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden görüldü https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yargitayin-bozma-karari-sonrasi-yeniden-goruldu/ https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yargitayin-bozma-karari-sonrasi-yeniden-goruldu/#respond Sat, 08 Jun 2024 05:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=20026 Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 78 sanığın yargılandığı davanın, Yargıtay’ın 15 sanık hakkında verdiği bozma kararının ardından yeniden görülmesine devam edildi.

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuklu sanıklar Okan Şimşek, Gazi Günay, Veysal Şahin ile tarafların avukatları katıldı. 4’ü tutuklu 11 sanık ise bulundukları şehirlerden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya bağlandı.

Duruşmada görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, dosyanın kapsamlı olması nedeniyle mütalaasını hazırlamak üzere süre isteyerek tutuklu sanıkların bu hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürlüğü’nde görevli olan sanık Veysal Şahin, o dönem uzman çavuşluk yaptığını, görevinin duyduğu bilgileri amirine iletmek olduğunu söyledi.

Cinayetten 6 ay önce Yasin Hayal’in akrabası olarak bildiği Coşkun İğci’den, cinayet bilgisini başçavuş Okan Şimşek ile öğrendiklerini anlatan Şahin, bunu aktardıkları dönemin Trabzon Jandarma İstihbarat Şube Müdürü Metin Yıldız’ın “Bunu aşırı sağ masasına iletin, ben de talimat vereceğim.” dediğini söyledi.

“2006 Temmuz’da sadece istihbari bilgi aldım, o bilgiyi de saklamadım”

Bunun üzerine yapılan toplantıya kendisinin girmediğini, sanıklardan Okan Şimşek’in toplantıda durumu anlattığını kaydeden sanık Şahin, “Komutan Ali Öz’e de iletilmiş. Sonrasında bana bu konuda hiçbir talimat verilmedi. Namusum ve şerefim üzerine yemin ederim ki bilgim bu. Toz zerresi kadar dahilim yok. Bu cinayetin hiçbir safhasında bulunmadım. 2006 Temmuz’da sadece istihbari bilgi aldım, o bilgiyi de saklamadım. Cinayeti planlayanları, adı geçenleri tanımıyorum, irtibatım yok. Hayatımızı karartılar. Burada maddi ve manevi kayıplarla 5 yılımızı ziyan ettiler. Haberi aldığımız anda bildirdik, bir can sonuçta, hemen söyledik.” ifadelerini kullandı.

Şahin, tutuksuz yargılanmak istediğini belirterek, tahliyesini istedi.

Söz verilen diğer tutuklu sanıklar da tahliye talebinde bulundu.

Ara kararını açıklayan mahkeme heyeti, tutuklu sanıklar Gazi Günay, Hasan Durmuşoğlu, Muharrem Demirkale, Okan Şimşek, Osman Gülbel, Veysal Şahin ve Yavuz Karakaya’nın üzerlerine atılı suçların niteliği, tutukluluk sürelerinin azami sınırı geçmemesi ve mevcut delilleri dikkate alarak bu hallerinin devamına karar verdi.

Dava dosyasının mütalaa hazırlanmak üzere ikinci kes Cumhuriyet savcılığına gönderilmesini karara bağlayan heyet, sanık Faruk Sarı hakkındaki yakalama kararının beklenmesine hükmetti.

Duruşma 31 Mayıs’a ertelendi.

Davanın geçmişi

İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi 26 Mart 2021’de Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’in öldürülmesine ilişkin FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, eski savcı Zekeriya Öz, gazeteciler, jandarma ve eski emniyet görevlilerinin de aralarında bulunduğu 6’sı tutuklu, 13’ü firari 78 sanığın yargılandığı davayı karara bağlamıştı.

Mahkeme, aralarında dönemin kamu görevlileri tutuklu sanıklar Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer’in de bulunduğu 26 sanığı 3 yıl 4 ay ila ağırlaştırılmış müebbet arasında değişen hapis cezalarına çarptırırken, aralarında eski İstihbarat Daire Başkanı Sabri Uzun ve dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah’ın da bulunduğu 39 sanık hakkında düşme ve beraat ile ret kararı vermişti.

Mahkeme heyeti ayrıca, haklarında yakalama kararı bulunan, FETÖ elebaşı Fetullah Gülen, Ekrem Dumanlı ve Zekeriya Öz’ün de aralarında bulunduğu 13 firari sanığın dosyasını ayırmıştı.

Haklarında ceza verilen sanıklar ile cezaların yetersiz olduğunu öne süren Dink ailesi avukatları karara itiraz etmiş, dosya İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince ele alınmıştı.

Daire, 5 Mayıs 2022’de, sanıklar, avukatları ve müdahillerin yaptığı istinaf başvurularını incelemiş, yerel mahkemenin kararını usul ve yasaya uygun bulmuştu.

Yargıtay 3. Ceza Dairesi, 62 sanık yönünden temyiz incelemesi yaptığı dosyaya ilişkin kararını 21 Haziran’da açıklamıştı.

Eski emniyet müdürleri Ali Fuat Yılmazer ve Ramazan Akyürek’e “tasarlayarak kasten öldürme” suçundan verilen ağırlaştırılmış müebbet hapisleri onayan Daire, diğer sanıklar hakkındaki “tasarlayarak kasten öldürme”, “tasarlayarak kasten öldürmeye yardım”, “silahlı terör örgütüne üye olma”, “silahlı terör örgütüne yardım” suçlarından verilen mahkumiyetlerin bazılarını onarken, bazı sanıklar hakkında verilen cezaları ise az bularak bozmuştu.

Daire, bu kapsamda bozma hükmü kurduğu sanıklar eski subay Muharrem Demirkale, eski Trabzon İl Jandarma Komutanı Ali Öz, Osman Gülbel, Yavuz Karakaya, Bekir Yokuş, Hasan Durmuşoğlu, Faruk Sarı, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya, Okan Şimşek, Gazi Günay, Veysal Şahin, Volkan Şahin, Şükrü Yıldız ve Mehmet Ali Özkılınç yönünden dosyayı yerel mahkemeye göndermişti.

Öte yandan, Dink’in öldürülmesine ilişkin dönemin Trabzon İl Emniyet İstihbarat Şube Müdürlüğünde görevli eski polis memurlarının aralarında bulunduğu sanıklar Hasan Durmuşoğlu, Mehmet Ayhan, Onur Karakaya ve Osman Gülbel’in yargılanmasına ilişkin açılan yeni dava bu dosya ile birleştirilmişti.

Bu iddianamede sanıkların, ihmali hareketleri nedeniyle Dink’in ölümüne neden oldukları, “kasten öldürme” suçundan İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandıkları ve aldıkları cezanın Yargıtay kararıyla da kesinleştiği ifade edilerek, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin anayasal düzenini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmaları isteniyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/hrant-dink-davasi-yargitayin-bozma-karari-sonrasi-yeniden-goruldu/feed/ 0
Mahkeme Kararına Rağmen Vatandaşlar Yol Kenarı Otoparklarına Para Ödüyor https://www.haber28.com.tr/mahkeme-kararina-ragmen-vatandaslar-yol-kenari-otoparklarina-para-oduyor/ https://www.haber28.com.tr/mahkeme-kararina-ragmen-vatandaslar-yol-kenari-otoparklarina-para-oduyor/#respond Sat, 18 May 2024 23:00:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18584 Mahkeme kararına rağmen vatandaş yıllardır zoraki ödüyor

Yol kenarı otoparklarından para alınması kararını mahkeme yıllar önce iptal etti ama Eskişehir’de vatandaşlar ödemeye devam ediyor

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen otopark davasında zaman aşımından beraat etti

Avukat Pınar Turhanoğlu Gücüyener: “Karara bir gün dahi uymadılar”

ESKİŞEHİR – Eskişehir’de mahkeme kararına uymayarak yol kenarı otoparklarından para alınması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan hakkında dava açılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in davası zaman aşımından düştü.

Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ekrem Birsen, 2012 yılında evinin bulunduğu Sakarya Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararının iptali talebi ile idare mahkemesine dava açtı. Açılan davada mahkeme “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. UKOME’nin mevzuata göre mahkeme kararını uygulaması gerekiyordu.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen başkanlığındaki UKOME kararı ile Sakarya 1 Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararı iptal edildi. Ancak bir gün sonra tekrar toplanan UKOME, yeniden caddenin otopark olmasını kararlaştırdı. Ekrem Birsen, yapılanın yargı kararını uygulamamak anlamına geleceği gerekçesiyle duyurusunda bulundu. Bunun üzerine açılan davada Büyükerşen, Yakup Çolak, Mahmut Korhan Koyuncu, Selattin Arpacı, Ümit Güney, Soner Özkan, Nedret Coşkun, Ali Bircan Süzen, Erkan Kırcı, Remziye Eser, Niyazi Solak, Mithat Arslan, Ahmet Kahraman beraat etti. Beraat kararını Ekrem Birsen’in avukatı Pınar Turhanoğlu Gücüyener, “Yargı Kararını Fiilen İşlevsiz Kılmak Suretiyle” suçun işlendiği gerekçesiyle üst mahkemeye taşıdı. Yargıtay’a giden dosya hakkında, “yürütmenin durdurulmasına konu kararı iptal ettikten sonra aynı konuda karar almak suretiyle anılan yargı kararını fiilen işlevsiz kılmak suretiyle atılı suçu işledikleri” gerekçesi ile beraat kararının bozulmasına oy birliği ile karar verildi. Dosya, yeniden görülmesi için 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme heyeti, görülen son duruşmada ise dosyanın zaman aşımına uğraması nedeniyle dosyanın düşmesine karar verdi.

“Biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz”

Dava hakkında konuşan Avukat Pınar Turhanoğlu Gücüyener, yaşanan süreç ve gelişmeler hakkında şunları söyledi:

“Bugün bu davanın son duruşması yapıldı. ve sanıklar beraat etti. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları, 12 yıllık bir yargılamadan sonra zaman aşımı nedeniyle beraat ettiler. Bildiğiniz gibi yol kenarı otoparkının iptali ve vatandaşların bu yönde artık ödeme yapmamasıyla ilgili bir karar vermişti İdare Mahkemesi. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları bir gün saat 11.30’da toplanıp bu kararı uygulama yönünde karar aldılar. Ertesi günü saat 11.30’da toplanıp kararın uygulanmasına fiilen olanaksız hale getirerek caddeyi tekrar otopark olarak ilan ettiler. 2012 yılında şikayet ettik, 2024 yılı içindeyiz. Geldiğimiz yılda artık yargılama hala devam ettiği için Yargıtay’ın ‘görevi kötüye kullanma nedeniyle suçlular. Buna karşın beraat kararı verilemez’ demesine rağmen bu kimseler hakkındaki dava düştü. Uzun yargılama nedeniyle davanın düşmüş olması ve vatandaşların geçtiğimiz bu yıllarda otopark nedeniyle para ödüyor olmuş olmasını biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz.”

“Karar bir gün dahi uygulanmadı”

Bölge İdare Mahkemesinin cadde otoparkını iptal etme kararına bir gün dahi uyulmadığına dikkat çeken Gücüyener, “Eskişehir’de Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen’in açtığı davayla biz bugünkü duruma gelmiştik. Yol kenarı otoparkı iptal edilmişti. Ama karar bir gün dahi uygulanmadı. Kararı uygulamayanlar bunun karşılığında bir ceza da görmediler. İçinde bulunduğumuz durum bu. Vatandaşlar hala ödeme yapmaya devam ediyorlar. ve haktan, hukuktan, adaletten bahseden insanlar zaman aşımı nedeniyle cezasız kalırken, bununla ilgili topluma herhangi bir hesap verme zorunluluğu da hissetmiyorlar.

]]>
https://www.haber28.com.tr/mahkeme-kararina-ragmen-vatandaslar-yol-kenari-otoparklarina-para-oduyor/feed/ 0
Manisa’da polis lojmanında öldürülen kadın için dava başladı https://www.haber28.com.tr/manisada-polis-lojmaninda-oldurulen-kadin-icin-dava-basladi/ https://www.haber28.com.tr/manisada-polis-lojmaninda-oldurulen-kadin-icin-dava-basladi/#respond Sat, 18 May 2024 21:12:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18568 Manisa’nın Demirci ilçesinde polis lojmanında başından tabanca ile vurulmuş halde bulunan güzellik salonu işletmecisi Yeşim Akbaş’ın (27) ölümüne ilişkin tutuklanan komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız’ın (28) ‘kadına karşı kasten öldürme’ ve ‘kamu görevine ait araç ve gereçleri suçta kullanma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılması istemiyle açılan davanın ilk duruşması Salihli ilçesinde gerçekleştirildi.

Manisa’nın Demirci ilçesindeki polis lojmanında geçen yıl 14 Nisan’da, saat 08.00 meydana gelen olayda, güzellik salonu işleten Yeşim Akbaş’ı başından vurulmuş halde buldu.

Yeşim Akbaş, yapılan ilk müdahalesinin ardından hastaneye kaldırılırken hayatını kaybetti. Yeşim Akbaş’ın vurulduğu tabancanın komiser yardımcısı Yıldız’a ait olduğu belirlendi. İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından gözaltına alınan Yıldız, sevk edildiği hakimlikte adli kontrol şartıyla serbest kaldı. Cumhuriyet savcılığının itirazı üzerine 19 Nisan’da İzmir’in Bayraklı ilçesinde gözaltına alınan Doğan Can Yıldız, tutuklandı.

Salihli Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde gerçekleştirilen ilk duruşmaya tutuklu sanık Doğan Can Yıldız ile Yeşim Akbaş’ın ailesi ve davaya gönüllü olarak müdahil olan Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ni temsilen avukatlar katıldı. İlk duruşmada, sanık tutuklanan komiser yardımcısı Doğan Can Yıldız tüm suçlamaları reddederken, Yeşim Akbaş’ın psikolojik sorunları olduğunu öne sürerek intihar ettiğini söyledi. Duruşmada dinlenen tanıklar ise Yeşim Akbaş’ın hayat dolu bir insan olduğunu, intihar etmesinin mümkün olmadığını belirtti.

Mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verirken, Yeşim Akbaş’ın ölümüne neden olan merminin vücuda girdiği nokta itibariyle ayrıntılı bir inceleme yapılması ve Yeşim Akbaş’ın sağlık durumuna ilişkin ayrıntılı inceleme talep etti. Mahkeme, istenilen bilgi ve belgelerin toplanılması için duruşmayı 31 Mayıs 2024 tarihine erteledi.

Duruşma çıkışı Salihli Adliyesi önünde Avukat Barış Özbay ve anne Aysun Akbaş, açıklama yaptı.

“Pişmanlık ve üzülme halinde değil

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği temsilcilerinden İzmir Barosu’na kayıtlı Avukat Barış Özbay, duruşma sonrası yaptığı açıklamada “İlk duruşmada, sanık en baştan olduğu gibi suçlamaları hiçbir şekilde kabul etmedi. Bununla birlikte herhangi bir pişmanlık ve üzülme hali ile tavır ve tutumda olmadı. Ayrıca merhumun hatırasına saygısızlık yaparak, Yeşim Akbaş’ın psikolojik sorunları olduğunu, intihar etmesinin dışında bir seçeneğinin olmadığını söyledi. Biz, bu iddianın doğru olmadığını, zira Adli Tıp Raporu’nda da mermi kovanının girdiği giriş açısı itibariyle yani sanık olmadan hayatın olağan akışına aykırı olacağı yönünde bir itiraz ve beyanda bulunduk. Dosya kapsamında dinlenen tüm tanıklarda Yeşim Akbaş’ın hayat dolu bir insan olduğunu, hayvan sever olduğunu, yaşama sevinci ile dolu olduğunu beyan ettiler. Ölüm anından 15-20 dakika dahi önce iş yerindeki cihazların bakım ve onarımı için bir kişiyle görüştüğünü mahkeme heyetine sunduk. Biz bu sürecin takipçisi olacağız. Mahkeme, tutukluluğun devamı yönünde karar vererek duruşmayı 31 Mayıs 2024 tarihine erteledi” dedi.

Özbay ayrıca, mahkeme merminin girdiği nokta itibariyle ayrıntılı bir inceleme yapılması yönünde değerlendirmesinin olduğunu ifade etti.

“Ben kızımın düğününü yapacaktım”

Yeşim Akbaş’ın annesi Aysun Akbaş ise “Karşı taraf kızımın psikolojisinin bozuk olduğu iftirasında bulunarak suçlamaları kabul etmedi. Benim kızım kendini öldürecek bir kız değil. 2 işyeri olan, maddi sıkıntısı olmayan hayatı ve insanları seven, müzikle uğraşan, hayvanları seven, dünya kadar kitabı olan bir kızdı. Ben o kişinin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Kızım yerinde rahat uyusun. Ben kızımı gelin edeceğim, düğününü yapacağım diye ümit ederken, 26 yaşındaki çocuğumu toprağa verdim. Tutuklunun en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Böyle insanlar dışarıdaki başka insanlara zarar vermesin” diye konuştu. – MANİSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/manisada-polis-lojmaninda-oldurulen-kadin-icin-dava-basladi/feed/ 0
Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı’nın davası zaman aşımından düştü https://www.haber28.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskaninin-davasi-zaman-asimindan-dustu/ https://www.haber28.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskaninin-davasi-zaman-asimindan-dustu/#respond Sat, 18 May 2024 04:12:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18544 Eskişehir’de mahkeme kararına uymayarak yol kenarı otoparklarından para alınması nedeniyle görevi kötüye kullanma suçundan hakkında dava açılan Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’in davası zaman aşımından düştü.

Eskişehir Esnaf ve Sanatkarlar Odası Başkanı Ekrem Birsen, 2012 yılında evinin bulunduğu Sakarya Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararının iptali talebi ile idare mahkemesine dava açtı. Açılan davada mahkeme “yürütmeyi durdurma” kararı verdi. UKOME’nin mevzuata göre mahkeme kararını uygulaması gerekiyordu.

Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen başkanlığındaki UKOME kararı ile Sakarya 1 Caddesi’nin otopark olarak kullanılması kararı iptal edildi. Ancak bir gün sonra tekrar toplanan UKOME, yeniden caddenin otopark olmasını kararlaştırdı. Ekrem Birsen, yapılanın yargı kararını uygulamamak anlamına geleceği gerekçesiyle duyurusunda bulundu. Bunun üzerine açılan davada Büyükerşen, Yakup Çolak, Mahmut Korhan Koyuncu, Selattin Arpacı, Ümit Güney, Soner Özkan, Nedret Coşkun, Ali Bircan Süzen, Erkan Kırcı, Remziye Eser, Niyazi Solak, Mithat Arslan, Ahmet Kahraman beraat etti. Beraat kararını Ekrem Birsen’in avukatı Pınar Turhanoğlu Gücüyener, “Yargı Kararını Fiilen İşlevsiz Kılmak Suretiyle” suçun işlendiği gerekçesiyle üst mahkemeye taşıdı. Yargıtay’a giden dosya hakkında, “yürütmenin durdurulmasına konu kararı iptal ettikten sonra aynı konuda karar almak suretiyle anılan yargı kararını fiilen işlevsiz kılmak suretiyle atılı suçu işledikleri” gerekçesi ile beraat kararının bozulmasına oy birliği ile karar verildi. Dosya, yeniden görülmesi için 4. Asliye Ceza Mahkemesine gönderildi. Mahkeme heyeti, görülen son duruşmada ise dosyanın zaman aşımına uğraması nedeniyle dosyanın düşmesine karar verdi.

“Biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz”

Dava hakkında konuşan Avukat Pınar Turhanoğlu Gücüyener, yaşanan süreç ve gelişmeler hakkında şunları söyledi:

“Bugün bu davanın son duruşması yapıldı. ve sanıklar beraat etti. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları, 12 yıllık bir yargılamadan sonra zaman aşımı nedeniyle beraat ettiler. Bildiğiniz gibi yol kenarı otoparkının iptali ve vatandaşların bu yönde artık ödeme yapmamasıyla ilgili bir karar vermişti İdare Mahkemesi. Yılmaz Büyükerşen ve bürokratları bir gün saat 11.30’da toplanıp bu kararı uygulama yönünde karar aldılar. Ertesi günü saat 11.30’da toplanıp kararın uygulanmasına fiilen imkansız hale getirerek caddeyi tekrar otopark olarak ilan ettiler. 2012 yılında şikayet ettik, 2024 yılı içindeyiz. Geldiğimiz yılda artık yargılama hala devam ettiği için Yargıtay’ın ‘görevi kötüye kullanma nedeniyle suçlular. Buna karşın beraat kararı verilemez’ demesine rağmen bu kimseler hakkındaki dava düştü. Uzun yargılama nedeniyle davanın düşmüş olması ve vatandaşların geçtiğimiz bu yıllarda otopark nedeniyle para ödüyor olmuş olmasını biz artık kamu vicdanına bırakıyoruz.”

“Karar bir gün dahi uygulanmadı”

Bölge İdare Mahkemesinin cadde otoparkını iptal etme kararına bir gün dahi uyulmadığına dikkat çeken Gücüyener, “Eskişehir’de Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Ekrem Birsen’in açtığı davayla biz bugünkü duruma gelmiştik. Yol kenarı otoparkı iptal edilmişti. Ama karar bir gün dahi uygulanmadı. Kararı uygulamayanlar bunun karşılığında bir ceza da görmediler. İçinde bulunduğumuz durum bu. Vatandaşlar hala ödeme yapmaya devam ediyorlar. ve haktan, hukuktan, adaletten bahseden insanlar zaman aşımı nedeniyle cezasız kalırken, bununla ilgili topluma herhangi bir hesap verme zorunluluğu da hissetmiyorlar.” – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/eskisehir-buyuksehir-belediye-baskaninin-davasi-zaman-asimindan-dustu/feed/ 0
Nazlı Sinem Erköseoğlu Davası: Can Paksoy Üçüncü Kez Beraat Etti https://www.haber28.com.tr/nazli-sinem-erkoseoglu-davasi-can-paksoy-ucuncu-kez-beraat-etti/ https://www.haber28.com.tr/nazli-sinem-erkoseoglu-davasi-can-paksoy-ucuncu-kez-beraat-etti/#respond Sat, 18 May 2024 03:24:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18536 Beyoğlu’nda, bir apartman boşluğunda cansız bedeni bulunan Nazlı Sinem Erköseoğlu’nu öldürdükleri iddiasıyla yargılandıkları davada 2 kez beraat eden iki kardeşten biri olan Can Paksoy hakkında mahkeme heyeti üçüncü kez aynı karara hükmetti.

19. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya, tutuksuz sanık Can Paksoy ve tarafların avukatları ile maktulün ailesi katıldı.

Duruşmada savunma yapan Can Paksoy, suçsuz olduğunu iddia ederek, hakkındaki suçlamaları kabul etmedi.

Yargıtay’ın yerel mahkemenin verdiği iki beraat kararını görmezden geldiğini öne süren Paksoy, “Karşı tarafın acısını anlıyorum ama ben suçsuzum. 14 yıl üzerime yapıştırılmaya çalışılan bu lekeyle geçti. İş hayatımda, özel hayatımda herkes ‘Bu adam, bu suçu işledi mi?’ diyor.” dedi.

Paksoy, müştekilerin mahkemeyi ve kamuoyunu yanıltmaya yönelik algı oluşturmaya çalıştığını savunarak, “Ben hayatımın en güzel zamanlarını neden bu karalama ve linç kampanyasıyla geçiriyorum? Heyetiniz bütün delilleri topladı. ‘Kaçtı kaçtı.’ diye hakkımda tencere tava çalanlar görsünler, hiçbir yere kaçmadım, kaçmayacağım da. Elimde vizem, pasaportum varken bunu öğrendim, kaçmadım. Adaletin er ya da geç ortaya çıkacağını biliyorum.” diye konuştu.

Sanık Paksoy, mahkeme heyetinden hakkında üçüncü kez beraat kararı verilmesini ve yurt dışı çıkış yasağının kaldırılmasını talep etti.

Maktulün babası Ergun Erköseoğlu ise sanığın yargılama sürecinde mahkemeyi yanıltıcı ifadeler verdiğini, kızının katledildiğini söyledi.

Sanığın kendilerini başsağlığı dilemek amacıyla aramadığını anlatan Erköseoğlu, “Sanık hakkında dava açılmamış olsaydı zaten kaçacaktı. Bu oyunun içinde çok şey var.” ifadelerini kullandı.

Müşteki avukatı Rezan Epözdemir de Adli Tıp Kurumu (ATK) raporlarına göre, maktulün cinsel organında sanığa ait DNA tespit edildiğini, olay yerindeki camda maktule ait parmak izi bulunmadığını, olayın intihar olamayacağını kaydetti.

Sanığın çelişkili ifadelerde bulunduğuna dikkati çeken Epözdemir, sanığın hükümle birlikte tutuklanmasını talep etti.

Duruşmada esasa ilişkin görüşü sorulan cumhuriyet savcısı, sanık ve maktulün olay tarihinden önce sosyal medya platformunda arkadaş olduklarını, suç tarihinde ise bir gece kulübünde karşılaştıklarını belirtti.

Mütalaada, bu sırada aralarındaki sohbetin ilerlediği, sanık Paksoy’un Beyoğlu’nda bulunan evine gittiği, burada maktul ve sanık arasında cinsel yakınlaşma olduğu, sonrasında tartışmaya başladıkları belirtildi.

Tartışma sonrası sanık Paksoy’un sert bir cisimle maktulün başının arka tarafına vurduğu ya da maktulün de alkollü olmasının etkisiyle yere düşerek başını sert bir yere çarptığı ifade edilen mütalaada, sanığın maktulle aralarındaki cinsel ilişkiyi kamufle etmek amacıyla çamaşırlarını ters giydirdiği, tek başına giymesi zor olan elbisesini kollarını sokmadan maktule giydirdiği, maktulün intihar ettiği algısı oluşturarak kaldıkları odanın penceresinden aşağıya attığı kaydedildi.

Mütalaada, Paksoy’un “kasten öldürme” suçundan müebbet hapisle cezalandırılmasına, hükümle birlikte tutuklanmasına ve Yargıtay’ın bozma ilamına uyulmasına karar verilmesi talep edildi.

Son sözü sorulan Paksoy, “Ben suçsuzum, bu mesnetsiz dayanaksız saçma sapan iddiaları kabul etmiyorum. Hiçbiri gerçek değil benim kimseyi öldürmek için motivasyonum yok.” dedi.

Yurt dışına çıkış yasağı kaldırıldı

Davaya ilişkin kararını açıklayan mahkeme heyeti, Yargıtay’ın bozma ilamına karşı bir önceki verdiği beraat hükmünde direnilmesini kararlaştırdı.

Sanık Paksoy’un üzerine atılı “kasten öldürme” suçu işlediğine dair mahkumiyetine yeterli, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle beraatine hükmeden heyet, sanık hakkındaki “yurt dışına çıkış yasağı” yönündeki adli kontrol tedbirini de kaldırdı.

Duruşmanın ardından basın mensuplarına konuşan baba Erköseoğlu, 14 yıldır davada sonuç alamadıklarını belirterek, sanıkların yargılama aşamasında yalan beyanları olduğunu söyledi.

Erköseoğlu verilen karara ilişkin, “Bugün, katiller ellerini kollarını sallaya sallaya bu binadan dışarı çıktılar.” değerlendirmesini yaptı.

Ailenin avukatı Epözdemir, 14 yıldır hukuk mücadelesi verdiklerini, Türk hukuk tarihinin belki en uzun süren kadın cinayeti dosyasında üçüncü defa verilen beraat kararını yine kendilerinin temyiz edeceğini bildirdi.

Yargıtay ile ilk derece mahkemesi arasında çekişme olduğunu iddia eden Epözdemir, “Zannediyorum başsavcılık da bu karara itiraz edecek. Çünkü onlar da ‘mahkumiyet’ dediler, ‘Kasten öldürme var, tutuklansın.’ dediler. Başsavcılıkla birlikte biz bu karara itiraz edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Davanın geçmişi

Nazlı Sinem Erköseoğlu’nun 26 Eylül 2010’da Beyoğlu Gümüşsuyu İnönü Caddesi’ndeki Mithatpaşa Apartmanı’nın havalandırma boşluğunda ölü bulunmasına ilişkin hazırlanan iddianamede, Mahmut Emre ve Can Paksoy kardeşlerin “kasten öldürme” suçundan müebbet hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi, 4 Aralık 2014’te, Paksoy kardeşler hakkında, Erköseoğlu’nu “kasten öldürme” veya “tedbirsizlik, dikkatsizlik neticesinde ölümüne sebebiyet verme” suçlarından “şüpheden uzak yeterli delil elde edilemediğinden” beraat kararı vermişti.

Karar, müdahil Ergun Erköseoğlu ve avukatlarınca, “usul ve yasaya aykırı olduğu” gerekçesiyle temyiz edilmişti.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, temyiz incelemesi yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesi’ne 25 Ocak 2018’te yazdığı ek tebliğnamede, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının müdahillik haklarından yararlandırılmadan hüküm kurulduğu gerekçesiyle kararın usulen bozulması gerektiği görüşünü bildirmişti.

Yargıtay dosyayı esastan bozdu

Ek tebliğnamede, “Evdeki sabit telefonun, olay gecesine ilişkin kayıtlarının getirtilerek kimlerle konuşma yapıldığının mahkemece araştırılmadığı, kafa arkasındaki yaraların maktuldeki diğer yaralarla aynı zaman diliminde veya ne kadar önce oluştuğu hususunda Adli Tıp Kurumu Genel Kurulundan rapor alınıp sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmediği, maktulün arka kısmı uzun fermuarlı olan elbisesinin fermuarını tek başına kapatıp kapatmayacağının araştırılması gerektiğinin düşünülmediği, yerel mahkemenin verdiği beraat hükmünün yasaya aykırı bulunduğu ve kararın bozulması gerektiği” ifadeleri de yer almıştı.

Temyiz talepleri ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tebliğnamesini değerlendiren Yargıtay 1. Ceza Dairesi de 23 Mayıs 2018’de yazdığı kararla Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının bu suçun “zarar göreni” olduğunu belirterek, müdahillik haklarından yararlandırılmadığını bildirmiş ve yerel mahkeme kararını usulden bozmuştu.

Yargıtay tarafından usulen bozmanın ardından dava dosyası yeniden görülmek üzere İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gelmişti.

Yargıtay’ın bozmasının ardından sanıkların yeniden yargılandıkları davada iki kardeşin de beraatlerine hükmedilmişti.

İkinci kez verilen beraat kararının ardından yeniden temyiz edilen kararda Yargıtay, Can Paksoy hakkında verilen beraat kararının bozulmasını isteyerek, “kasten öldürme” suçundan cezalandırılması gerektiğini kaydetmişti.

Yurt dışına çıkış yasağı kondu

İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesine ailenin avukatı tarafından sunulan dilekçede, mahkemenin hazırladığı tensip zaptında müebbet hapis cezası istemiyle yeniden yargılanacak sanık Can Paksoy hakkında tutuklama veya yurt dışı çıkış yasağı konmadığı belirtilmişti.

Sanığın duruşmanın yeniden yapılacağı 31 Ocak 2024’e kadar kaçma şüphesi olduğu ifade edilen dilekçede, duruşma günü beklenmeksizin sanığın tutuklanması veya yurt dışı çıkış yasağı konması talep edilmişti.

Mahkeme, bu talebin duruşmada değerlendirilmesine yönelik karar verip bunu reddetmişti.

Müşteki Erköseoğlu’nun avukatı Epözdemir de karara itiraz edip, Paksoy hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı verilmesi veya yurt dışına çıkış yasağı konulmasını istemişti.

İtirazı değerlendiren İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık hakkında yurt dışına çıkış yasağı yönünde adli kontrol tedbiri uygulanmasına karar vermişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/nazli-sinem-erkoseoglu-davasi-can-paksoy-ucuncu-kez-beraat-etti/feed/ 0
Gezi Parkı İBB’ye geri döndü https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-ibbye-geri-dondu/ https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-ibbye-geri-dondu/#respond Sun, 12 May 2024 08:36:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17782 Gezi Parkı, mahkeme kararıyla yeniden İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin (İBB) oldu. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, 12 Mart 2021 tarihinde Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından, İstanbul Taksim’deki Gezi Parkı’nın, Sultan Beyazıt Hanı Veli Hazretleri Vakfı’na devrini yasaya aykırı buldu. İBB’nin açtığı tapu iptal davasını 19 Mart 2024 tarihinde karara bağlayan ve dava konusu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediğine dikkat çeken mahkeme, vakıf adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptaline, İstanbul Büyükşehir Belediyesi adına kayıt ve tesciline karar verdi. İstinaf ve Yargıtay aşamaları da İBB lehine sonuçlanırsa Gezi Parkı tamamen İBB mülkiyetine geçecek.

İBB’nin Taksim Gezi Parkı’nın mülkiyetinin Sultan Bayezid Vakfı’na devriyle ilgili başlattığı hukuk mücadelesi sonuçlandı. İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün vakıf lehine verdiği tescil kararını bozdu. Dava konusu taşınmazların vakıf yoluyla meydana gelmediğine dikkat çeken mahkeme, parkın yeniden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tesciline hükmetti.

“NELER YAŞANDI”

Mülkiyeti İBB ait olan Gezi Parkı, Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından Vakıflar Kanunu 30.maddesinde sayılan şartların mevcut olduğu iddiasıyla, belediye uhdesinden çıkartıldı. Sultan Bayezid Hanı Veli Hazretleri Vakfı adına 12 Mart 2021 tarihinde tapuda tescil edildi. İBB derhal hukuki yollara başvurdu. Tescil işleminin hukuka aykırı olduğunu belirterek 9 Nisan 2021 tarihinde dava açtı. Dava, İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesince görüşüldü.

BİLİRKİŞİ ‘VAKIF VARLIĞI YOK’ DEDİ”

Yargı aşamasında mahkemeye, uzman ve akademisyenlerden oluşan 4 vakıf hukukçusunun bilirkişi raporları sunuldu. Raporlarda; dava konusu taşınmazlarda Sultan Bayezid Hanı Hazretleri Vakfı’nın mülkiyet hakkının bulunmadığı, vakfiyeden ilgili parsellerin vakıf yoluyla oluşturulmuş kültür varlığı olduğuna dair bir çıkarım yapılamayacağı, taşınmazların vakıf yoluyla vücuda getirilmediği ve taşınmazda vakıf kültür varlığının bulunmadığı görüşleri yer aldı.

VAKIF ADINA TESCİL MÜMKÜN DEĞİL”

Vakıflar Genel Müdürlüğü bunun üzerine gezi parkı içerisinde bir tarihte yer alan Topçu Kışlası’nın kültür varlığı olduğu itirazını mahkemeye sundu. Mahkeme, konunun bir de Topçu Kışlası açısından değerlendirilmesini istedi. Sanat Tarihi ve Arkeoloji Alanında uzman ve akademisyen 4 sanat tarihçisi bu konuda da mahkemeye görüş bildirdi. Sunulan raporda; bugün mevcut olmayan Taksim Topçu Kışlası’nın da vakıf yoluyla inşa edilmediği, yani vakıf kültür varlığı olmadığı, Taksim Topçu Kışlası’nın arşiv belgeleri üzerinden inşa sürecine ve tarihsel sürecine bakıldığında da herhangi bir belge veya yayında vakıf malı olduğuna dair ibarenin olmadığı, dava konusu taşınmazların bulunduğu parsellerde bugün herhangi bir kültür varlığının izine de rastlanmadığı; bu itibarla 5737 sayılı Vakıflar Kanunu 30. maddesinde belirtilen şartın gerçekleşmemiş olduğu ve dava konusu taşınmazın vakfı adına tescilinin mümkün olmadığı kanaati dile getirildi.

İBB ADINA TESCİL EDİLDİ”

Dosyayı karara bağlayan İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi, İBB’yi haklı bularak, Sultan Bayezid Hanı Veli Hazretleri Vakfı adına kayıtlı tapu kayıtlarının iptaline ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı adına tesciline karar verdi. İstinaf ve Yargıtay aşamaları da İBB lehine sonuçlanırsa, Gezi Parkı yeniden İBB mülkiyetine geçecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-ibbye-geri-dondu/feed/ 0
Manisa’da Üniversite Öğrencisini Öldürme Davası Gerginlikle Devam Ediyor https://www.haber28.com.tr/manisada-universite-ogrencisini-oldurme-davasi-gerginlikle-devam-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/manisada-universite-ogrencisini-oldurme-davasi-gerginlikle-devam-ediyor/#respond Wed, 08 May 2024 21:48:39 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17268 Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde kaçırmaya çalıştığı üniversite öğrencisi Hilal Sultan Kırgöz’ü sırtından vurarak ölümüne neden olduğu iddiasıyla yargılanan direksiyon eğitmeni tutuklu Önder Lafçı hakkında açılan davanın görülmesine devam edildi. Duruşma sırasında Kırgöz’ün ailesi ile sanık ailesi arasında mahkeme salonunda başlayan gerginlik adliye önüne taşarken Kırgöz ailesinin avukatı Yalçın Arcak, mahkeme çıkışında sanık yakınlarının üzerine yürüdü.

Manisa’nın Şehzadeler ilçesinde 6 Eylül 2022 tarihinde meydana gelen olayda Manisa’daki bir sürücü kursunda eğitmenlik yapan Önder Lafçı (45), daha önce direksiyon eğitimi verdiği Hilal Sultan Kırgöz’ün (21) evinin önüne gelerek Kırgöz’ün evden çıktığı sırada kaçırmaya çalıştı. Direnerek Lafçı’nın elinden kaçan Kırgöz, Lafçı tarafından tabancayla vurularak ağır yaralandı. Merkezefendi Devlet Hastanesine kaldırılan Hilal Sultan Kırgöz, buradaki ilk müdahalenin ardından da Manisa Celal Bayar Üniversite Hastanesine sevk edildi. Kırgöz, burada bir hafta yoğun bakımda tedavi gördükten sonra taburcu edildi. Kırgöz’ün sırtındaki kurşun ise Şehzadeler ilçesindeki bir özel hastanede yapılan ameliyatla çıkartıldı. İkinci kez taburcu edildikten sonra evde fenalaşan Kırgöz’un tedavisine Merkezefendi Devlet Hastanesinde devam edildi. Kırgöz, olaydan 48 gün sonra 23 Ekim’de yaşamını yitirdi.

Öte yandan, direksiyon eğitmeni Önder Lafçı’nın olayın ardından İzmir’in Buca ilçesindeki saklandığı evde yakalanırken kendisine yardım eden arkadaşları Muhammed Ç. ile Cumali C. de gözaltına alındı. Lafçı ve Muhammet Ç. tutuklanırken Cumali C. tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı.

Davada bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı

Önder Lafçı tarafından vurulan Hilal Sultan Kırgöz’ün 48 gün sonra yaşamını yitirmesi olayıyla ilgili mahkeme tarafından adli tıp kurumundan istenen bilirkişi raporu mahkemeye ulaştı. Raporda Hilal Sultan Kırgöz’ün vurulmasının üzerinden 48 gün sonra yaşamını yitirmesine rağmen ölümüyle saldırı arasında illiyet bağı kurulduğu belirtildi. Mahkeme raporun bir üst kurula gönderilerek teyit edilmesini istedi.

Öte yandan Hilal Sultan Kırgöz’ü vuran Önder Lafçı’nın, Kırgöz’ü kurtarmaya çalışan Beyti Ç. isimli mahalle sakinine de silah doğrultarak tetiğe bastığı ancak silahın patlamamasıyla Beyti Ç.’nin olaydan yara almadan kurtulduğu belirtilirken Beyti Ç.’yi öldürmeye teşebbüs suçundan da Önder Lafçı’ya ayrı bir dava açıldı. Açılan dava Hilal Sultan Kırgöz davasıyla birleştirilirken mahkeme Beyti Ç.’yi ifade vermek üzere bir sonraki duruşmaya çağırdı.

Dava 7 Mayıs 2024 tarihine ertelendi.

Adliye önünde gerginlik

Duruşma sırasında sanık ailesi ile Kırgöz ailesi arasında tartışma yaşandı. Davanın ertelenmesi sonrası Kırgöz’ün ailesiyle sanık ailesi arasında mahkeme salonunda başlayan gerginlik dışarı taştı. Adliye önünde sanık ailesinin üzerine yürümek isteyen Kırgöz’ün ailesi polis ekipleri tarafından güçlükle sakinleştirildi. Polis ekiplerinin elinden bir anlığına kurtulan Kırgöz’ün avukatı Yalçın Arcak ise sanık yakınlarıyla tartışarak üzerine yürümeye çalıştı. Polis ekipleri avukat Arcak’ı güçlükle sakinleştirdi.

“Herkes sevdiklerine gidecek ben mezara gideceğim”

Davanın ardından gözyaşlarına hakim olamayan anne Zeynep Kırgöz, “Herkes bayramda sevdikleriyle buluşacak, ben mezara gideceğim. Herkes sevdikleriyle dışarda dolaşıyor. Ama benim bayramım yok. Ben kızımı toprağa verdim. Bir bez parçasının içinde toprağa koydum. O cani açık görüşte sevdikleriyle buluşup kucaklaşacak. Ben mezara gideceğim. Adalet yerini bulsun istiyorum. Ben cehennemi yaşadım. Onların bedelini istiyorum. Adalet varsa o adaletten ben de istiyorum” dedi. – MANİSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/manisada-universite-ogrencisini-oldurme-davasi-gerginlikle-devam-ediyor/feed/ 0
Halepçe saldırısında yaralanan Iraklı pilotları tedavi eden sağlık görevlisi https://www.haber28.com.tr/halepce-saldirisinda-yaralanan-irakli-pilotlari-tedavi-eden-saglik-gorevlisi/ https://www.haber28.com.tr/halepce-saldirisinda-yaralanan-irakli-pilotlari-tedavi-eden-saglik-gorevlisi/#respond Wed, 01 May 2024 02:24:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=16347 Irak’ta Baas rejiminin 16 Mart 1988’de Halepçe kentine düzenlediği kimyasal saldırıdan yaralı kurtulup kaçtığı İran’da sağlık görevlisi olarak çalışan İsmail Ahmed saldırıdan birkaç yıl sonra katliama katılan Iraklı yaralı pilotun tedavisine insani bir görev olarak yardımcı olduğunu söyledi.

Saddam Hüseyin döneminde 36 yıl önce Irak savaş uçaklarının Halepçe’ye düzenlediği kimyasal saldırıda çoğu çocuk ve kadın 5 bin kişi hayatını kaybederken, yaklaşık 7 bin kişi yaralandı.

Saldırıda yakınlarını kaybeden Sağlık Yüksek Okulu mezunu 56 yaşındaki Halepçeli Ahmed de birkaç yıl sonra İran’da Halepçe saldırısına katılan Iraklı pilotların tedavisini gerçekleştirdi ve katliamın şahitlerinden biri olarak mahkemede bilgisine başvuruldu.

Halepçe saldırısında eşini kaybetti

AA muhabirine konuşan 56 yaşındaki Ahmed, Halepçe saldırısına ilişkin “16 Mart 1988’de 8 aile üyesi evdeydik. Saat 11.50’yi gösteriyordu. Öğle yemeğini yiyecektik. 6 aylık bebeğimleydik. Bir an deprem sarsıntısı gibi sarsıldık. Kendime geldiğimde evimizin üstümüze çöktüğünü gördüm.” ifadelerini kullandı.

Ahmed, kendine geldikten sonra aile üyelerini kontrol ettiğini ve ağır yaralı olan eşini hastaneye ulaştırmak için büyük çaba harcasa da kurtaramadıklarını üzülerek anlattı.

Saldırı sonrası geride kalan ailesi ve yakınlarıyla İran sınırına doğru hareket ettiğini belirten Ahmed, burada tedavi olduğunu ve birkaç ay sonra ise sağlıkçı olarak Tahran’da bir hastanenin acil bölümünde çalışmaya başladığını kaydetti.

İran’da çalıştığı hastanede saldırıya katılan Iraklı pilotları tedavi etti

Ahmed, Halepçe saldırısından yaklaşık 2 yıl sonra biri yaralı 3 kişinin Tahran’da çalıştığı hastanenin acil bölümüne getirildiğini belirterek, “Kimliklerini aldığım o 3 kişi de pilottu. İsimleri İbrahim, Muhammed ve Casım’dı. Kerkük Hava Üssü’nden Kirmanşah’a gelen bu pilotlar iniş izni verilmediği için havada bir süre uçtuktan sonra benzini biten uçağı otobana indirmeye çalışmışlar.” diye konuştu.

Pilotlardan birinin bu sırada yaralandığını ve onun tedavisiyle ilgilendiğini kaydeden Ahmed, güvenlik güçlerinin isteği üzerine pilotların tercümanlığını da yaptığını dile getirdi.

“Çok pişman olduklarını dile getirdiler ve ellerimi öptüler”

Ahmed, Iraklı pilotlarla konuşmalarını hatırlatarak, “Onların Halepçe saldırılarında yer alıp almadıklarını öğrenmek istedim. Katıldıklarını söylediler. Bombaladıkları şehirden olduğumu söyledim. Çok pişman olduklarını dile getirdiler ve ellerimi öptüler. Af dilediler.” dedi.

Halepçe saldırısında eşi ve yakınlarını kaybetmesine rağmen saldırıya katılan pilotları tedavi eden Ahmed, şunları söyledi:

“Bu pilotların zihinlerinde iyi bir izlenim bırakmak istedim. Onların eliyle bombalanan Halepçe’den geri kalan bedenen ve kalben yaralı olan birinin onları tedavi ettiğini bilmelerini istedim. Düşmanım bile olsa onları güzel bir muameleyle tedavi etmek gerektiğini düşündüm. Bununla birlikte Halepçeli olduğumu da bilmelerini istedim.”

“Başımdan geçenleri anlattığımda mahkeme başkanı kendini tutamayıp ağladı”

Ahmed, Tahran’da geçirdiği birkaç yılın ardından Irak’a döndüğünü ve Halepçe saldırısının sorumlularının yargılandığı mahkemeye şahit olarak katıldığını aktardı.

Mahkemede Saddam Hüseyin dışındaki birçok Baas rejimi sorumlusunun bulunduğunu anlatan Ahmed, sözlerini şöyle tamamladı:

“Ben başımdan geçenleri mahkemede anlattığımda mahkeme başkanı kendini tutamayıp ağladı. Rejim yetkilileri ve avukatları da sessiz bir şekilde başlarını öne eğip beni dinlediler. Özellikle 3 pilotun isimleri Irak hava kuvvetlerinde bulunuyordu. Mahkeme başkanı isimlerini teyit etmişti. Anlattığım hikayeyi mahkemede kimse inkar edemedi.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/halepce-saldirisinda-yaralanan-irakli-pilotlari-tedavi-eden-saglik-gorevlisi/feed/ 0
Köpekten Kaçarken Düşüp Diz Kapağı Kıran Kadına 315 Bin 441 TL Tazminat Ödenecek https://www.haber28.com.tr/kopekten-kacarken-dusup-diz-kapagi-kiran-kadina-315-bin-441-tl-tazminat-odenecek/ https://www.haber28.com.tr/kopekten-kacarken-dusup-diz-kapagi-kiran-kadina-315-bin-441-tl-tazminat-odenecek/#respond Sat, 27 Apr 2024 08:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15945 Samsun’un Atakum ilçesinde, köpekten kaçarken düşüp diz kapağı kırılan kadının açtığı davada mahkeme, köpeğin sahiplerinin 285 bin 441 lira maddi, 30 bin lira da manevi olmak üzere 315 bin 441 lira tazminat ödemesine hükmetti.

Atakum’un İncesu Mahallesi’nde 2017 yılında yürüyüşe çıkan aile hekimi F.T, bölgede bulunan köpekten korkarak komşusuna ait evin istinat duvarına çıkarken düşüp diz kapağını kırdı.

Diz kapağındaki kırık nedeniyle yaklaşık 1 yıl tedavi gören F.T, Bülent ve Nuran Petek çiftinin sahibi olduğu golden retriever cinsi köpeğin kendisine saldırdığını öne sürerek 2018 yılında Samsun 1. Asliye Hukuk Mahkemesine maddi ve manevi tazminat davası açtı.

Mahkeme, yaklaşık 6 yıl süren dava sonucunda Bülent ve Nuran Petek çiftinin F.T’ye 285 bin 441 lira maddi, 30 bin lira da manevi tazminat ödemesine hükmetti.

Petek çiftinin Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesine itirazı da kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu kanaatine varılması nedeniyle reddedildi.

Bülent Petek, gazetecilere, 10 yıl önce iş yerinin önüne gelen golden retriever cinsi köpeği sahiplendiğini söyledi.

Köpeğe “Kont” adını verdiklerini belirten Petek, “Bu hayvan 10 yıldır hiç kimseye saldırmadı. Ben bu hayvana baktığım için mahkeme bana ceza veriyor, nasıl veriyor, anlamış değilim.” ifadesini kullandı.

Olay günü F.T’nin gece komşusuna giderken köpekten korkup kendini duvardan atarken ayağının kırıldığını anlatan Petek, “Sesi duyup dışarı çıktık. Sesin geldiği yere doğru gittiğimizde komşunun bahçesinin kenarında ayağı kırık şekilde bir bayan duruyordu. Köpeğim bahçemde bağlı şekilde duruyordu. Şahidim de vardı. Bir sene sonra, ‘Sizin köpeğiniz bana saldırdı, beni ısırdı’ diye bize dava açtı.” dedi.

Köpeğinin kimseyi ısırmayacağını ve saldırmayacağını dile getiren Petek, şunları kaydetti:

“Dava sonucunda yasal faizlerle bize yaklaşık 700 bin lira ceza verdiler. Benim bu parayı ödemem mümkün değil. Bu dava yüzünden hesaplarıma haciz geldi. Biz Atakum ilçesinin yazlıklarının olduğu yerde otuyoruz, olay da orada meydana geldi. Herkesin bahçesinde köpeği var, ayrıca o bölgede başıboş bir sürü de köpek var. Kış ayında saat 21.30’da benim köpeğimin olduğunu nasıl gördüler, anlamadım. Isırdığına dair rapor versinler. Yüce adalete sığınmıştım. Hayvan sevgim başıma bunların gelmesine neden oldu. Halen köpeğe bakmaya devam ediyorum.”

Bülent Petek’in kardeşi Cemil Petek ise köpeklerinin kör ve sağırlara yardımcı olan bir tür olduğunu vurgulayarak, şunları söyledi:

“Karşı taraf Kont için, ‘Beni ısırdı, bana saldırdı’ diyor. Isırıldığına dair bir rapor yok. Bizi dava eden kişi 6 kez iş göremezlik raporu almış. Bize 30 bin lira manevi, 285 bin lira da maddi tazminat cezası verildi. Şu anda bu, yasal faizleriyle 677 bin lira gibi bir rakam oldu. Avukatımız bir üst mahkemeye dört emsal karar sunmasına rağmen bu ceza verildi. Sokaklarda sahipsiz köpekler de havlasın, vatandaş da gitsin ayağını kırsın, belediyeyi mi şikayet edeceğiz? Köpeğin doğasında var havlamak.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kopekten-kacarken-dusup-diz-kapagi-kiran-kadina-315-bin-441-tl-tazminat-odenecek/feed/ 0
Bucak’ta Gökhan Tombak cinayeti davası devam ediyor https://www.haber28.com.tr/bucakta-gokhan-tombak-cinayeti-davasi-devam-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/bucakta-gokhan-tombak-cinayeti-davasi-devam-ediyor/#respond Fri, 26 Apr 2024 00:00:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15740 Burdur’un Bucak ilçesinde 1 Aralık 2022 yılında evinin önünde kimliği belirsiz kişiler tarafından öldürülen Gökhan Tombak cinayeti davasının dördüncü duruşmasında, tasarlayarak öldürme ve tasarlayarak öldürmeye yardım etmekten haklarında ağırlaştırılmış müebbet hapis istemiyle dava açılan 6 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Burdur’un Bucak ilçesine bağlı Karaaliler köyünde Gökhan Tombak 1 Aralık 2022 günü kimliği belirsiz kişiler tarafından tüfek ile öldürülmüştü. Jandarma ekipleri tarafından yapılan incelemeler sonrasında gözaltına alınan Hasan U. (56) ve Emrah T. gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkemenin ardından tutuklanmıştı. Bir süre ceza evinde kalan iki şüpheli yeterli delil olmadığı için tahliye edilmişti.

Olayla ilgili süren davanın dördüncü duruşması bugün Burdur Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Duruşmaya tutuksuz sanıklar Hasan U. (56), Emrah T. (28), Ahmet U. (28), Ahmet S. (28), Selahattin A. (47), Muhammet A. (22), maktul Gökhan Tombak’ın yakınları ve tarafların avukatları katıldı.

Duruşmada söz verilen maktulün eşi Asuman Tombak eşine yönelik kasten öldürme eylemine gerçekleştiren kişilerin tutuksuz yargılandığını söyleyerek, “Gözümün içine baka baka gülerek geçiyorlar önümden. Onca delile rağmen tutuksuz yargılanmalarını kabul etmiyorum. Öldürenlere ve yardım edenler belli, hepsinin tutuklanmasını istiyorum” dedi.

Maktulün babası Kemal Tombak ise eylemi gerçekleştiren kişilerin Emrah T. ile Hasan U. olduğunu iddia ederek bu kişilerin cezalandırılmasını talep etti. Maktulün oğlu Kemal Tombak da, “Babamın katillerinin tutuklanmasını istiyorum” dedi.

İddia makamı mahkemede dosyadaki eksik hususların tamamlanmasını istedi.

Tanıkların dinlenmesinin ardından sanık avukatları da beyanlardaki aleyhe olan hususları kabul etmeyerek dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasını ve 3 tanığın daha dinlenmesini mahkemeden talep etti.

Mahkeme heyeti de sanıklardan Emrah T. ve Hasan U. hakkında uygulanan adli kontrol hükümlerinin uygulanmasına ve dosyadaki eksikliklerin tamamlanmasına karar vererek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

Mahkeme çıkışı açıklamada bulunan Gökhan Tombak’ın eşi Asuman Tombak, “En azından bu duruşmada sesimizi duyurabildik. Adalet inşallah yerini bulacak. Eşimin katili bir an önce bulunsun başka bir şey istemiyorum. Şüphelilerin tutuklanmasını istemiştim ama olmadı. İnşallah bir dahaki mahkemede tutuklanırlar. Adalet yerini bulsun, başka bir şey istemiyorum. Bu cinayet define ve kıskançlıktan dolayı işlendi. Eşim onlarla birlikte kazıya gidiyordu. Onu ortadan kaldırdılar” dedi.

Gökhan Tombak’ın kardeşi Gürel Tombak ise, “Mahkememiz bitti ama istediğimiz sonucu alamadık henüz. Tutuklanmalarını talep etmiştik ama tutuklanmadılar. Yine ellerini kollarını sallayarak gezecekler. Ama yine de önceki mahkemelere göre bu duruşma daha iyi geçti. Bizi dinlediler. Ama yine de üzgünüz tutuklama olmadığı için. Asuman’ın ve çocukların can güvenliği tehlikesi var. Bunlar bu saatten sonra her şeyi yaparlar. Umarım bir gelecek duruşmada tutuklama olur. Şüphelilerden hiçbiri suçunu kabul etmiyor. Elinde barut izi çıkanlar özellikle. Bu barut testi bize de yapıldı, dokunmayla çıkabilir diyorlar. Asuman her yerine sarıldı ama onda çıkmadı. Böyle iş mi olur?” şeklinde konuştu. – BURDUR

]]>
https://www.haber28.com.tr/bucakta-gokhan-tombak-cinayeti-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
Burdur’da Eşini Öldüren Kadına 15 Yıl Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/burdurda-esini-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/burdurda-esini-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/#respond Sun, 21 Apr 2024 08:12:13 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15187

MUHAMMET FATİH BAŞCI

Burdur merkeze bağlı Düğer köyünde tartıştığı eşini av tüfeğiyle vurarak öldüren Ayşe Işık, 15 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir, “10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı bıçaklanmış, zorla tecavüz edilmiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde adaletin olmadığını bütün Türkiye görsün” diyerek karara tepki gösterdi.

Burdur merkeze bağlı Düğer köyünde 28 Mayıs 2023 tarihinde eşi İsmail Işık’ı av tüfeğiyle öldüren Ayşe Işık’a (29) karşı kasten öldürme suçundan açılan davada karar duruşması yapıldı. Sanık Ayşe Işık’ın cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldığı duruşmaya taraf avukatları katıldı.

“ADALETİNİZE SIĞINIYORUM”

Mahkemede son sözü sorulan sanık Ayşe Işık, “Benim 1 yaşında epilepsi hastası çocuğum var. Adaletinize sığınıyorum” ifadelerini kullandı. Mahkeme heyeti verdiği kısa bir aranın ardından Ayşe Işık’ı önce eşe karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Haksız tahrik indirimini uygulayan mahkeme heyeti, cezayı önce 19 yıla daha sonra da 15 yıl 10 aya indirerek tutukluluk halinin devamına karar verdi.

“10 YILDIR EZİYET GÖREN KADIN, 15 YIL HAPİS CEZASI ALDI”

Kararın açıklanmasından sonra Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir, adliye koridorunda, “10 yıldır eziyet gören bir kadın bugün 15 yıl ceza almıştır. Burnu kırılmış, bacağı bıçaklanmış, zorla tecavüz edilmiştir. Burdur Ağır Ceza Mahkemesi’nde adaletin olmadığını bütün Türkiye görsün” diye tepki gösterdi.

Adliye dışında gazetecilere açıklama yapan baba Demir, “Bu adalet sarayında adaletin olmadığını bugün hep beraber gördük. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz. Bu kadının epilepsi hastası çocuğu var. Akdeniz Üniversitesi’nden raporlu. Bu çocukları bırakıp da bu işi yapmıştır. Böyle bir cezayı kabul etmiyoruz” ifadelerini kullandı.

“BU KARARI KABUL ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR”

Avukat Ahmet Onaran ise şunları söyledi:

“Bugün insan olarak, hukukçu olarak hepimizin içini yaralayan bir karara şahit olduk. Kısacası ve özeti fasit bir sürecin basit bir sonucudur bu karar. Evliliği şiddet ve tecavüzle başlayan sistematik şiddetin ortasında sürekli 10 yıl boyunca kendisine, en yakınlarına, geçenlerde 9 yaşındaki oğlu dinlendi, testisi patlayıncaya kadar maktul tarafından şiddete uğramıştır. Bu kararı kabul etmek mümkün değildir. Savcılık ve yargılama makamı olan Burdur Ağır Ceza Mahkemesi maalesef sığ bir şekilde bu dosyaya yönelmiş. Bizim dinletilmesini istediğimiz birçok tanığın dinletilmesi talebimiz reddedilmiştir. Ayşe Işık hakkında alınmasını istediğimiz sağlık raporları alınmamış, cezaevi psikoloğundan alınması gereken raporlara ilişkin beyanı olmasına rağmen savcılık aşamasında bizim de bunu talep etmemize rağmen kabul edilmemiştir. Üstünkörü bir soruşturma ve kovuşturma ile bu hak edilmeyen ceza verilmiştir. İstinaf, Yargıtay ve Ceza Genel Kurulu’nda halen bizim hukuka olan inancımızı yitirmeyeceğimiz kararlar mevcuttur. Bu hukuksuzluktan, içimizi yaralayan adaletsiz karardan istinafta, Yargıtay’da veya Ceza Genel Kurulu kararı ile dönüleceğinden umut ediyoruz. Bugün bu karara rağmen tahliye edilebilirdi. Mahkeme sığ bir şekilde düşündü. Bu kararla sadece Ayşe değil 3 çocuğu cezalandırılmıştır. Sürecin takipçisi olacağız, Ayşe’nin mücadelesinde yanında olacağız, yalnız bırakmayacağız.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/burdurda-esini-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/feed/ 0
Burdur’da Kocasını Uyurken Öldüren Kadına 15 Yıl Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/burdurda-kocasini-uyurken-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/burdurda-kocasini-uyurken-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/#respond Sat, 20 Apr 2024 22:24:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15053 Burdur’da kocasını uyurken av tüfeğiyle öldüren kadına, karar duruşmasında 15 yıl hapis cezası verildi.

Burdur’da merkeze bağlı Düğer köyünde 28 Mayıs 2023 tarihinde Ayşe Işık’ın (27) kocası İsmail Işık (32) ile aralarında çıkan tartışma sonucu cinnet geçirerek kocasını av tüfeği ile öldürdüğü olayla ilgili görülen davanın karar duruşması Burdur Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü. Mahkemeye sanık Ayşe Işık Ses ve Görüntü Bilişim Sistemleri (SEGBİS) ile bağlanırken sanık Ayşe Işık’ın akrabaları ve taraf avukatları duruşmada hazır bulundu.

Cumhuriyet savcısı tarafından sunulan mütalaada önceki duruşmalarda olduğu gibi “beden ve ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan eşi kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istendi.

Maktul avukatı ise mütalaaya iştirak ettiklerini ancak TCK 29. maddesinin uygulanmasına ilişkin maddelere katılmadıklarını, sanığın üst hadden cezalandırılmasını talep etti.

Sanık Ayşe Işık’ın avukatı ise mütalaaya katılmadıklarını beyan ederek, müvekkili Ayşe Işık’ın öncelikle beraatine, mahkeme aksi kanaatte ise TCK 27/2 maddesi uyarınca meşru müdafaada sınırın heyecan, korku veya telaş sebebiyle aşılması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına, mahkeme bu hususta da aksi kanaatte ise Ayşe Işık hakkında en üst sınırdan haksız tahrik hükümleri uygulanmak suretiyle karar verilmesini ayrıca sanık Ayşe Işık’ın adli kontrol tedbirleri uygulanarak tahliyesini talep etti.

Duruşmaya SEGBİS ile bağlanan Ayşe Işık ise, “Benim 1 yaşında epilepsi hastası çocuğum var. Adaletinize sığınıyorum” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti sanık Ayşe Işık’ın eşe karşı kasten öldürme suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına, daha sonra sanığın eylemini haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında gerçekleştirdiği gerekçesiyle TCK 29/1 maddesi çerçevesinde indirim yaparak 19 yıl hapis cezasına, daha sonra TCK 62/2 maddesi gereğince cezasında 1/6 oranında iyi hal indirimi uygulanarak 15 yıl 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verdi.

Baba karara tepki gösterdi

Duruşma sonunda Ayşe Işık’ın babası Süleyman Demir adliye koridorunda karara tepki göstererek, “10 senelik evliliğinin ilk gününden son gününe kadar eziyet görmüş bir kadın bu cezayı hak etmiyor. Bu olay istenmeden kaza ile oldu yoksa çocuklarını bırakıp neden böyle bir şey yapsın. Biz bu cezayı kabul etmiyoruz, sonuna kadar da gideceğiz” dedi.

Ayşe Işık’ın avukatı Ahmet Onaran ise yaptığı açıklamada, “Hak edilmeyen ceza verilmiştir. Ancak daha önce yerel mahkeme tarafından verilen kararların sonrasında, İstinaf Mahkemesi’nde, Yargıtay’da ve dahi Ceza Genel Kurulu kararında halen bizim hukuka olan inancımızı yitirmeyeceğimiz kararlar mevcuttur. Bu hukuksuzluktan, içimizi yaralayan bu adaletsiz karardan yüksek mahkemede, istinaf mahkemesinde, Yargıtay’da ve ya son olarak Ceza Genel Kurulu kararıyla dönüleceğini umut ediyoruz” dedi.

Olay geçmişi

Olay, 28 Mayıs 2023 tarihinde Burdur’un Düğer köyünde meydana gelmişti. Edinilen bilgiye göre sabah saatlerinde eşi İsmail Işık (32) ile aralarında tartışma sonucu cinnet geçiren Ayşe Işık (27) evde bulunan kocasına ait av tüfeği ile kocasına ateş etti. İsmail Işık başına isabet eden saçmalar nedeniyle olay yerinde hayatını kaybetti. 112 Acil Çağrı Merkezi’ni arayarak kocasını vurduğunu söyleyen Ayşe Işık’ın ihbarı üzerine jandarma ekipleri sevk edildi. Savcı ve olay yeri inceleme ekiplerinin yaptığı inceleme sonucunda İsmail Işık’ın cenazesi Burdur Devlet Hastanesi morguna kaldırılırken Ayşe Işık gözaltına alınarak çıkarıldığı mahkeme tarafından tutuklanmıştı. – BURDUR

]]>
https://www.haber28.com.tr/burdurda-kocasini-uyurken-olduren-kadina-15-yil-hapis-cezasi/feed/ 0
Mersin’de 3 yaşındaki Müslüme’nin ölümüne ilişkin hapis cezası 45 yıla çıkarıldı https://www.haber28.com.tr/mersinde-3-yasindaki-muslumenin-olumune-iliskin-hapis-cezasi-45-yila-cikarildi/ https://www.haber28.com.tr/mersinde-3-yasindaki-muslumenin-olumune-iliskin-hapis-cezasi-45-yila-cikarildi/#respond Thu, 18 Apr 2024 02:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14755 Mersin’de 3 yıl önce kaybolduktan 9 gün sonra ormanlık alanda cansız bedeni bulunan 3 yaşındaki Yörük kızı Müslüme Yağal’ın dedesi Hasan Yağal’a, ‘nitelikli cinsel saldırı’ ve ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından verilen hapis cezası 45 yıla çıkarıldı.

Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında, 10 Kasım 2021’de ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan aramalarda 9 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 3 yaşındaki Müslüme Yağal’ın ölümüne ilişkin 1’i tutuklu 4 yakınının istinaf mahkemesinde yargılandığı davada karar açıklandı.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, Müslüme Yağal’ın 19 Kasım 2021’de ölü bulunmasına ilişkin tutuklanan dedesi Hasan Yağal, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Tutuksuz sanıklar anne S. Yağal, nenesi A. Yağal ve ağabey O. Yağal ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve avukatlar da salonda hazır bulundu.

Duruşmada, cumhuriyet savcısı tarafından açıklanan mütalaada, Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dosyada Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan verilen mahkumiyet kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddi ve bu saldırı sonucu doğduğu belirlenen kız çocuğu A.Yağal’a karşı ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezanın ise kaldırılarak sanığın ‘çocuğun cinsel istismarı’ suçundan cezalandırılması talep edildi.

Mütalaada ayrıca Hasan Yağal hakkında Müslüme Yağal’a karşı ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından verilen beraat kararının bozularak, küçük kızın ölümüne ilişkin süreçte elde edilen belge ve bilirkişi raporları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılması istenilirken, anne S. Yağal’ın ise ‘suçluyu kayırmak’ suçundan cezalandırılması talep edildi.

Cinayet iddiası reddedildi

Mahkeme heyeti, Hasan Yağal’ın, ormanlık alanda ölü bulunan torunu Müslüme Yağal’a karşı işlediği ileri sürülen suçlardan verilen beraat kararlarını hukuka uygun bularak, istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi. Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan verilen 28 yıl mahkumiyet kararı ile ‘suçluyu kayırmak’ suçlamasıyla yargılanan büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’a verilen beraat kararları da mahkeme heyetince hukuka uygun bulundu.

Cezası 45 yıla çıkarıldı

Mahkeme heyeti ayrıca, Hasan Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik ‘nitelikli cinsel saldırı’ suçundan doğan kız çocuğu A. Yağal’a karşı ‘sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı’ suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezasını kaldırırken, olayın gerçekleştiği zaman, yer ve biçim ile meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığının göz önünde bulundurularak, sanığa ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçundan 9 yıl hapis cezası verdi. Ceza, suçun ‘alt soyuna karşı gerçeklemiş olması’ ve ‘birden fazla kez zincirleme suretiyle işlendiği’ gerekçeleriyle 17 yıl 12 aya çıkarıldı. Böylece dede Hasan Yağal’ın toplam hapis cezası 45 yıl 12 aya yükseldi.

Olay

Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında 10 Kasım 2021’de çadır kurdukları sırada 3 yaşındaki kızları Müslüme’nin kaybolduğunu belirten ailesi durumu ilgililere bildirmiş, çalışma başlatan ekipler 19 Kasım 2021’de ilçedeki kırsal alanda kayıp çocuğun cansız bedenini bulmuştu. Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, çocuğun tutuklanan büyükbabası Hasan Yağal hakkında ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından, tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal için de ‘suçluyu kayırmak’tan hapis cezası istenmişti.

Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023’teki karar duruşmasında dede Hasan Yağal’ın, torunu Müslüme Yağal’a karşı ‘kasten öldürme’, ‘çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ ve ‘cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’ suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraatına hükmedilmişti. Mahkeme heyeti, Hasan Yağal’a, gelini S. Yağal ve istismar sonucu doğdu ileri sürülen A.Yağal’a karşı işlediği cinsel saldırı suçlarından toplam 33 yıl 7 ay 15 gün hapis cezası vermişti. – MERSİN

]]>
https://www.haber28.com.tr/mersinde-3-yasindaki-muslumenin-olumune-iliskin-hapis-cezasi-45-yila-cikarildi/feed/ 0
İstinaf, Müslüme Yağal’ın ölümüyle ilgili davada kararını açıkladı https://www.haber28.com.tr/istinaf-muslume-yagalin-olumuyle-ilgili-davada-kararini-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/istinaf-muslume-yagalin-olumuyle-ilgili-davada-kararini-acikladi/#respond Wed, 17 Apr 2024 23:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14727 Mersin’in Gülnar ilçesinde, 3 yıl önce ailesinin kayıp başvurusunda bulunmasıyla başlayan aramalarda 9 gün sonra cansız bedenine ulaşılan 3 yaşındaki Müslüme Yağal’ın ölümüne ilişkin 1’i tutuklu 4 yakınının istinaf mahkemesinde yargılandığı davada karar açıklandı.

Adana Bölge Adliye Mahkemesi 18. Ceza Dairesinde görülen duruşmaya, Müslüme Yağal’ın 19 Kasım 2021’de ölü bulunmasına ilişkin tutuklanan büyükbabası H. Yağal, cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. Duruşma salonunda, tutuksuz sanıklar anne S. Yağal, büyükanne A. Yağal ve ağabey O. Yağal ile Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekili ve taraf avukatları hazır bulundu.

Önceki savunmaların okunmasının ardından cumhuriyet savcısı esas hakkındaki mütalaasını açıkladı.

Savcı, Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince karara bağlanan dosyada H. Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan verilen mahkumiyet kararında herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle istinaf talebinin esastan reddini, bu saldırı sonucu doğduğu belirlenen kız çocuğu A.Yağal’a karşı “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezanın kaldırılarak sanığın “çocuğun cinsel istismarı” suçundan cezalandırılmasını talep etti.

Mütalaada, H. Yağal hakkında Müslüme’ye karşı “kasten öldürme”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı”, “cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından verilen beraat kararının bozularak, küçük kızın ölümüne ilişkin süreçte elde edilen belge ve bilirkişi raporları doğrultusunda sanığın üzerine atılı suçlardan cezalandırılması istendi.

“Suçluyu kayırmak”tan hakkında beraat kararı verilen anne S. Yağal’ın da üzerine atılı suçtan cezalandırılması mütalaada talep edildi.

Mahkeme heyeti, H. Yağal’ın Müslüme’ye karşı işlediği suçlardan verilen beraat kararlarının hukuka uygun bularak, istinaf başvurularının esastan reddine karar verdi.

H. Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan verilen 28 yıl mahkumiyet kararı ile “suçluyu kayırmak” suçlamasıyla yargılanan büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’a verilen beraat kararları da mahkeme heyetince hukuka uygun bulundu.

Heyet, H. Yağal hakkında gelini S. Yağal’a yönelik “nitelikli cinsel saldırı” suçundan doğan kız çocuğu A. Yağal’a karşı “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı” suçundan verilen 5 yıl 7 ay 15 gün cezasını kaldırdı. Eylemin işlendiği zaman, yer ve biçim ile meydana getirdiği zarar ve tehlikenin ağırlığının göz önünde bulundurulduğunu açıklayan heyet, sanığı “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” suçundan 9 yıl hapis cezasına çarptırdı. Ceza, suçun “alt soyuna karşı gerçeklemiş olması” ve “birden fazla kez zincirleme suretiyle işlendiği” gerekçeleriyle 17 yıl 12 aya çıkarıldı.

Böylece H. Yağal’ın toplam hapis cezası 45 yıl 12 aya yükseldi.

Olay ve dava süreci

Mersin’in Gülnar ilçesi Yanışlı Mahallesi kırsalında 10 Kasım 2021’de çadır kurdukları sırada 3 yaşındaki kızları Müslüme’nin kaybolduğunu belirten ailesi durumu ilgililere bildirmiş, çalışma başlatan ekipler 19 Kasım 2021’de ilçedeki kırsal alanda kayıp çocuğun cansız bedenini bulmuştu.

Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianamede, çocuğun tutuklanan büyükbabası H. Yağal hakkında “kasten öldürme”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından, tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal için de “suçluyu kayırmak”tan hapis cezası istenmişti.

H. Yağal hakkında, gelini S. Yağal’a karşı “nitelikli cinsel saldırı”da bulunduğu, bu saldırı sonucunda gelininden doğduğu belirlenen A. Yağal’a karşı da “çocuğun cinsel istismarı” suçunu işlediği iddiasıyla hazırlanan ek iddianame dava dosyasıyla birleştirilmişti.

Cumhuriyet savcısı, esas hakkındaki mütalaasında, “suçluyu kayırmak”tan yargılanan tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal ve ağabey O. Yağal’ın beraatini, anne S. Yağal’ın ise cezalandırılmasını talep etmişti.

Yerel mahkeme kararı

Silifke 2. Ağır Ceza Mahkemesince 17 Ekim 2023’teki karar duruşmasında, büyükbaba H. Yağal’ın Müslüme’ye karşı “kasten öldürme”, “çocuğun nitelikli cinsel istismarı” ve “cinsel amaçla cebir, tehdit ve hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçlarından delil yetersizliği nedeniyle beraatine hükmedilmişti.

Mahkeme heyeti, H. Yağal’ı, gelini S. Yağal’a karşı “nitelikli cinsel saldırı” suçundan 14 yıl hapis cezasına çarptırmış, ceza “akrabaya karşı” ve “birden fazla işlenmesi” dikkate alınarak 28 yıla çıkarılmıştı.

Tutuklu H. Yağal ayrıca, gelinine karşı “cinsel saldırı” sonucu doğduğu belirlenen A. Yağal’a karşı da “sarkıntılık suretiyle çocuğun cinsel istismarı”ndan 3 yıl hapse mahkum edilmiş, suçun “kendi kızına” karşı işlenmesi gerekçesiyle ceza 5 yıl 7 ay 15 güne yükseltmişti.

Toplamda 33 yıl 7 ay 15 gün hapse çarptırılan H. Yağal’ın tutukluluk halinin devamına hükmedilmişti.

Mahkeme heyeti, “suçluyu kayırmak” suçlamasıyla yargılanan tutuksuz sanıklar büyükanne A. Yağal, anne S. Yağal ve ağabey O. Yağal’ın ise beraatine karar vermişti.

Duruşmada Adli Tıp Kurumu raporlarını açıklayan heyet, Müslüme’nin cinsel istismara uğradığına dair bulguya rastlanmadığını, küçük kızın kesin ölüm nedeninin belirlenemediğini ve maktulün cansız bedeninin bulunduğu bölgeye tek başına çıkamayacağının göz önünde bulundurulduğunu bildirmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istinaf-muslume-yagalin-olumuyle-ilgili-davada-kararini-acikladi/feed/ 0
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç İzmir’de Kemalpaşa Adalet Sarayı’nın temelini attı https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-izmirde-kemalpasa-adalet-sarayinin-temelini-atti/ https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-izmirde-kemalpasa-adalet-sarayinin-temelini-atti/#respond Fri, 12 Apr 2024 01:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13960 Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, İzmir’in Kemalpaşa ilçesinde Adalet Sarayı’nın temel atma törenine katıldı. Tunç, “22. dönemden itibaren Ceza Mevzuatımız, Ceza Kanunlarımız, Ceza Muhakemesi Kanunumuz, sonrasında Ticaret Kanunumuz, Borçlar Kanunumuz, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, tüm temel kanunlarımızı biz yeniledik, çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik” dedi.

Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, Sekiz Eylül Mahallesi’nde bulunan Kemalpaşa Adalet Sarayı’nın temel atma törenine katıldı. Yeni Adalet Sarayı’nın hayırlı olmasını dileyen Bakan Tunç, “Kemalpaşa adliyemizin biraz uzun süren ihale süreçleri oldu ama sonunda temel atma ve inşa sürecine geldik. İnşallah kısa süre içerisinde tamamlamak nasip olur. Burada görev yapacak olan hakim ve savcılarımız, adalet çalışanlarımız ve Kemalpaşalı hemşehrilerimiz yargı hizmetlerinin hem sunulmasında hem alınması noktasında çok daha kaliteli bir hizmeti alırlar” ifadelerini kullandı.

Adalet Sarayı’na yönelik bilgilendirmelerde bulunan Bakan Tunç, “Kemalpaşa Adliyemiz yöresel mimariye de Türk mimarisine de uygun bir şekilde gerçekleştirilecek. Yapımı altta 2 bodrum kat, zemin kat, üstte de 5 kat şeklinde, Kemalpaşa ilçemizin ihtiyacına uzun yıllar cevap verebilecek bir mimaride, hakim odaları, kalemleri, savcı odalarıyla beraber, duruşma salonlarıyla beraber modern bir Adalet Sarayı’nı Kemalpaşa ilçemize kazandırmış olacağız. Adalet mülkün temelidir. Adalet herkese hakkı olanı vermektir. Her şeyi yerli yerine koymaktır. Adalet insan onurunu korumaktır, insan haklarını korumaktır. Adaletin tecellisi için de tabii ki hukuk devleti ön şarttır. Hukuk devleti olabilmek için de yasamasıyla, yürütmesiyle, yargısıyla kuvvetler ayrılığının hakim olmasıdır ve yargının da başta uygulayacağı mevzuatın ihtiyaca cevap verecek adaletli ve hukuka uygun mevzuat olması ve bu mevzuatın uygulanacağı fiziki mekanların da adliye binalarının da adaletin vakarına uygun olması gerekir. Tabii sadece mevzuat ve fiziki kapasite elbette ki lazım ama asıl o mevzuatı, o fiziki kapasitenin içerisinde, o adliye saraylarının içinde uygulayacak olan insan unsurudur, hakimlerimizdir, savcılarımızdır ve adalet personelimizdir. Tüm bu üç unsuru da son 22 bu yana daha da geliştirmek, kapasiteyi artırmak için çok önemli mesafeler aldık. Daha öncesinde de 22. dönemden itibaren Ceza Mevzuatımız, Ceza Kanunlarımız, Ceza Muhakemesi Kanunumuz, sonrasında Ticaret Kanunumuz, Borçlar Kanunumuz, Hukuk Muhakemeleri Kanunumuz, tüm temel kanunlarımızı biz yeniledik, çağın ihtiyaçlarına uygun hale getirdik” diye konuştu.

Bakan Tunç, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla da tüm kadınların Dünya Kadınlar Günü’nü kutlayan Bakan Tunç, sözlerine şunları da ekledi:

“Adliye personelimiz, yazı işlerinde çalışan kadın personellerimiz, yazı müdürlerimiz, katiplerimiz, adalet teşkilatımıza büyük bir hizmet veriyorlar. Görev yapan kadın hakim, savcı sayımız da her geçen gün artıyor. Şu anda kürsüde görev yapan kadın hakim ve savcı sayısı yüzde 40’a ulaştı. Her geçen gün Hukuk Fakülteleri’nde okuyan kızlarımız, kadınlarımız da sayısı gittikçe artıyor. Bugün baktığımız zaman 24 bin hakim ve savcımız var. Bunun toplam hakim ve savcı sayısı içerisinde 8 bin 871’i kadınlardan oluşuyor. Yüzde 38 oranında yargı teşkilatımızda, kürsüde adaleti tecelli eden kişilerin yarıya yakını neredeyse kadınlardan oluşuyor.”

“Demokrasinin önü kesilmesin diye yapısal reformları hayata geçirdik”

Konuşmasında Anayasa’da yapılan iyileştirmelerden de bahseden Bakan Tunç, “Kadınlara pozitif ayrımcılık, çocuk haklarının korunması, çocuk istismarına karşı devlete verilecek olan görevler, tüm bunlar anayasamızda son dönemde yapılan iyileştirmeler ve düzenlemeler. Bunun yanı sıra özellikle ülkemizde bir daha darbe olmasın. Bir daha vesayetçi anlayışlar sahneye çıkmasın. Ülkenin önü kesilmesin. Demokrasinin önü kesilmesin diye anayasamızda çok önemli yapısal reformları hayata geçirdik. Bunları milletimizin onayıyla yaptık. Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısının sivilleştirilmesi, Yüksek Askeri Şura’nın yine hukuk devleti ilkesine uygun hale getirilmesi, Anayasa Mahkemesi’nin yapısının, Hakimler Savcılar Kurulu’nun yapısının yine hukuk devleti ilkelerine uygun hale getirilmesi, Devlet Güvenlik Mahkemeleri’nin kaldırılması, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması, Askeri Mahkemelerin kaldırılması, sivillerin dahi Askeri Mahkemelerde yargılandığı dönemleri yaşamıştık. Tüm bunlar kaldırıldı. Anayasamızda darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı. Sizin onayınızla bunlar kalktı. Gerektiğinde sıkı yönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı. Bunları milletimizin desteğiyle, milletimizin onayıyla kaldırdık. Darbe anayasasıyla Türkiye yüzyılına başlamak istemiyoruz. O nedenle yeni sivil demokratik bir anayasayı İnşallah 28. Dönem Parlamentomuzda bir uzlaşma sağlanarak gerçekleştirilmesini istiyoruz” ifadelerine yer verdi.

“Adliyelerimiz, adaletin tecelli ettiği yerler, fiziki kapasitenin arttırılması noktasında, teknolojinin yargının hizmetine sunulması noktasında 22 yıldan bu yana çok önemli mesafeler aldık” diyen Bakan Tunç, şu ifadeleri aktardı: “Başsavcımız bahsetti. Mesleğimizin ilk yıllarında nasıl bir tabloyla karşı karşıya kaldığını ifade etti. Merdiven altlarında kiralık binalarda yapılan duruşmalar, eski köhne binalarda, adaletin vakarına yakışmayan fiziki mekanlardı. Tüm bunları artık tarihe karıştırdık. Şimdi İnşallah Kemalpaşa’da da eskiyen adliyemizin yerine modern bir adalet sarayını yapacağız. İzmir’imizin diğer ilçelerinde de çok sayıda adalet binasını hizmete açmıştık. Yeni yatırımlarımız da var. Adli Tıp’tan Denetimi Serbestlik Müdürlüklerine varıncaya kadar çok sayıda daha yatırımı inşallah İzmir’imize kazandırmanın gayreti içerisinde olacağız.”

Bakan Tunç, 2002 yılında müstakil adli olarak bütün Türkiye genelinde sadece 78 adliyenin olduğunu, bugün ise 366 müstakil adliyemiz yer aldığını söyledi. Bakan Tunç, sözlerine şunları da ekledi:

“Bunlar eski adliye binalarına göre çok daha modern, çok daha adalete yakışır vaziyette. Toplam kapalı alan olarak müstakil adliye olarak 569 bin metrekareyken bugün 6 milyon metrekare. Yani şu 569 bin metrekare bütün Türkiye genelinin kapalı alanı. Fakat biz sadece Ankara’da inşaatı başlayan 600 bin metrekare kapalı alan tek bir adliye. Mahkeme sayılarının arttırılması noktasında da çok sayıda mesafe aldık. 2002’de 3 bin 588 mahkeme varken artan iş yükünü karşılayabilmek için de bugün itibariyle de 7 bin 118 mahkemeye ulaşılmış oldu. İdari yargıda da 146’dan 221’e çıkartıldı. Bölge Adliye Mahkemeleri’ni 2016’dan itibaren devreye aldık. 2018’de açılışları gerçekleştirildi. 15 bölgemizde de bölge adliye mahkemelerimiz görev yapıyor. Bunlardan birisi de İzmir’imizde ve çevre illere hizmet ediyor. 3 bölge adliyemizin de kararını aldık. Binaları da hazırlanıyor. Denizli’de, Tekirdağ’da ve Malatya’mızda da bölge adliye mahkemelerimizi önümüzdeki süreçte inşallah devreye alacağız. Adli tıp 6 grup başkanlığı olarak hizmet verirken Türkiye genelinde 15 bölge grup başkanlığına yükselttik. Sadece 25 ilde adli tıp hizmeti verilirken bugün 81 vilayetimizin hepsinde de şube müdürlükleri vasıtasıyla adli tıp hizmetleri veriliyor. Ceza infaz sistemimizi insan haklarına uygun bir şekilde özellikle ceza adaletini önemsiyoruz. Soruşturma, kovuşturma, dava aşaması, bunlar hepsi önemli ama toplumu suçtan korumak için ceza alanların infaz sırasında topluma alıştırılması ve ıslahına önem veriyoruz. Bu nedenle cezaevlerimizi bir iş yurtları vasıtasıyla orada yaşayan mahkumların meslek edinmeleri, tahsil görmeleri ve orada üretime destek olmaları için cezaevlerimizi artık birer fabrikaya, birer tarımsal tesislere dönüştürerek hem onların ekonomimize katkı sağlamasını istiyoruz.”

UYAP sisteminden vatandaşların da girerek dava açabildiğini ve davalarını takip edebildiklerini vurgulayan Bakan Tunç, “Avukatlarımız, hakim savcılarımız, elektronik duruşmadan elektronik tebligata varıncaya kadar artık görüntülü duruşma, cezaevlerinden yakınlarıyla görüntülü duruşma gibi teknolojinin bütün imkanlarını da yargı teşkilatımızın hizmetine sunmanın gayreti içerisindeyiz. Hakim ve savcılarımızın özellikle o binalarda, o mevzuatı hakkaniyete ve adaletin tecellisi noktasında en güzel şekilde, en doğru karara ulaşabilmeleri için de yargı kapasitemizin özellikle güçlendirilmesi gerekiyordu. 2002’de 9 bin 349 hakim savcımız varken bugün 23 bin 826 hakim ve savcımız var. Buradaki artışa baktığımız zaman ihtiyaca cevap verebilecek noktaya gelmiş bulunuyoruz aslında. Avrupa Konseyi ülkelerinin biraz aşağısındayız. Kısa süre içerisinde yeni sınavlarla, yeni alımlarla da bu kapasiteyi sayı olarak da yakalamış olacağız” ifadelerine yer verdi.

Mevcut hakim ve savcıların ve meslek öncesi hakim ve savcıların da eğitilmeleri ve daha güçlü bir şekilde kürsüde karar verebilmeleri anlamında önemli uygulamaları başlattıklarını anlatan Bakan Tunç, “Hukuk Fakültesi sıralamasını 190 binden 125 bine yükselterek, burada başarı sıralamasını yükselterek, burada okuyacak öğrencilerimizin özellikle Hukuk Fakültesinde seçerek ve sonrasında eğitimlerini daha da güçlendirerek, okul bittikten sonra da hemen diplomayı alır almaz avukatlığa başlayamayacak bundan sonra. Okul bittikten sonra bir ön elemeden geçecek. Hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanması lazım. Onu da 2024’ün Ekim ayından itibaren uygulamaya başlatıyoruz. Avukatlık stajına başlayacak olan Hukuk Fakültesi mezunlarımız artık hukuk mesleklerine giriş sınavını kazanmak zorunda. Hakim ve savcı adaylığını kaldırdık. 2 yıl sürüyordu hakim savcı adaylığı. Hakim savcı yardımcılığını başlattık. O da 3 yıl sürecek. 1 yılı Adalet Akademisi’nde eğitim, 2 yılı da hakim ve savcılarımızın, tecrübeli hakim ve savcılarımızın yanlarında hakim savcı yardımcısı olarak çalışacaklar. Yargı reformu strateji belgeleri ve insan hakları eylem planları kapsamında da yine vatandaşlarımızın ihtiyacı olan gerek ceza mevzuatıyla ilgili gerek özel hukuk mevzuatıyla ilgili çalışmaları, taslak çalışmalarını yapıyoruz ve meclisimize gönderiyoruz. Geçen hafta da 8. Yargı Paketiyle önemli düzenlemeler yapıldı. İnşallah seçimden sonra da 9. Yargı Paketimizin hazırlıkları da tamamlandı. Meclis açıldığında da 9. Yargı Paketimizi milletvekillerimizin takdirine sunmuş olacağız” diye belirtti.

Kemalpaşa’daki eksikliği de tamamlamış olacaklarının altını çizen Bakan Tunç, “550 gün süre var ama biz bunu biraz daha öne çekeceğiz. Şu anda 6 ay geçmiş durumda. 2025 yılının Haziran ayı gibi görünüyor ama inşallah 2025’in bu aylarında bu mevsimde de olabilir. Sona kaldı ama geç oldu, temiz oldu. Daha büyük, daha modern ve mimarisi de gerçekten Kemalpaşa’ya yakışacak şekilde. İçinde 13 tane duruşma salonu, 21 tane hakim odası 21 tane mahkeme kalemi, 1 başsavcı, 20 savcı, 5 savcılık kalemi var” dedi.

Konuşmaların ardından yapılan dua eşliğinde Adalet Sarayı’nın temelinin atıldığı törene, İzmir Valisi Süleyman Elban, AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, AK Parti milletvekilleri, kadınlar ve vatandaşlar katıldı. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/adalet-bakani-yilmaz-tunc-izmirde-kemalpasa-adalet-sarayinin-temelini-atti/feed/ 0
Kılıçdaroğlu’nun Bayraktar’a hakaret davası görüldü https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-goruldu/ https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-goruldu/#respond Mon, 08 Apr 2024 00:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13432 Dokunulmazlığı kalkan eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hakaret ettiği iddiasıyla yargılandığı davanın görülmesine başlandı.

İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesindeki duruşmaya, tutuksuz sanık Kemal Kılıçdaroğlu katılmazken, avukatları hazır bulundu.

Mahkeme hakimi, müşteki Erdoğan Bayraktar’ın avukatınca şikayetten vazgeçildiğine dair dilekçe sunduğunu tutanağa yazdırdı.

Söz verilen Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, TBMM’de yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılamayacağını belirterek, davada düşme kararı verilmesini talep etti.

Bu davanın en başından beri açılmaması gereken bir dava olduğunu kaydeden Çelik, mahkemelerce daha önceden verilen düşme ve durma kararlarına rağmen, halen yargılamanın sürdüğünü aktardı.

Çelik, yargılamadaki bu uzun sürecin hukuksuzluğun devamını getirdiğini savundu.

Ara kararını açıklayan mahkeme, dava dosyanın mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcısına gönderilmesine karar vererek, duruşmayı erteledi.

İddianame ve davanın geçmişi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldığı belirtildi.

İddianamede, şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı aktarıldı.

Bu kapsamda Kemal Kılıçdaroğlu’nun “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçunu işlediği belirtilen iddianamede, 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapisle cezalandırılması istendi.

İddianameyi kabul eden İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 23 Şubat 2018’te yaptığı duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce Meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, Meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri Meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine Meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verdi.

Erdoğan Bayraktar’ın avukatının itirazı üzerine dosyaya bakan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu.

Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı belirtildi.

Kararda, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği kaydedildi.

Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken, dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.

Mahkeme, yapılan yargılama sonucunda bu davada durma kararı verdi.

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni de kaybetti.

Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 suç dosyası 20 Haziran 2023’te işleme konuldu.

Bu kapsamda Bakanlık üzerinden İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.

Bunun üzerin mahkeme, dava dosyasını yeni bir esasa kaydederek, duruşma günü verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-goruldu/feed/ 0
Kılıçdaroğlu’nun Bayraktar’a hakaret davası mütalaaya gönderildi https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-mutalaaya-gonderildi/ https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-mutalaaya-gonderildi/#respond Sun, 07 Apr 2024 08:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13394 Dokunulmazlığı kalkan CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları sürecinde, iddiaları gündeme getirip eleştirirken eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hakaret ettiği suçlamasıyla açılan davada dosya mütalaaya gönderildi.

Dokunulmazlığı kalkan CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu hakkında, 17-25 Aralık yolsuzluk iddiaları sürecinde, iddiaları gündeme getirip eleştirirken eski Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’a hakaret ettiği suçlamasıyla açılan davada dosya mütalaaya gönderildi.

İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, Kılıçdaroğlu hakkındaki yasama dokunulmazlığı nedeniyle daha önce durma kararı verilen bir dosyaya yeni bilgi ve belgelerigerekçe göstererek yeni bir esasa kaydetmişti.

Bu kapsamda yeniden başlayan yargılamada mahkeme, Kılıçdaroğlu’nun ifadesinin alınması için ikamet adresi dikkate alınıp Ankara Asliye Ceza Mahkemesi’ne talimat göndermişti. Kılıçdaroğlu’nun avukatlarının dilekçe sunması üzerine tebligat 51. Asliye Ceza Mahkemesi’ne geri gönderildi. Duruşmaya Kılıçdaroğlu’nun avukatları katıldı. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı şikayetten vazgeçme dilekçesi sunduğu görüldü.

Mahkemede savunma yapan Kılıçdaroğlu’nun avukatı Celal Çelik mahkemedeki savunmasında söz konusu konuşmanın mecliste yapıldığına dikkat çekerek şunlara değindi:

“BU UZUN SÜREÇ HUKUKSUZLUĞUN DEVAMINI GETİRMEKTEDİR: Öncelikle anayasanın 83. Maddesi gereğince mecliste yapılan konuşmaların soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaması maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz. Bu dava en başından beri açılmaması gereken bir davaydı. Mahkeme tarafından verilen düşme kararı ve devamında düşme kararının kaldırılması nedeniyle hala yargılama yapılmaktadır. Yargılamada yapılan bu uzun süreç hukuksuzluğun da devamını getirmektedir. CMK 223/8 maddesi gereğince düşme kararı verilmesini talep ediyoruz.

SÖZ KONUSU KONUŞMA KOMİSYONUN GERÇEKLERİN YAYINLANMASINI ENGELLEMESİ NEDENİYLE YAPILAN KONUŞMADIR: Müvekkil tarafından yapılan değerlendirmelerin haklı olduğunu ispat yolunda gideceğiz. İspatlanabilir niteliktedir. Bu hak karşı tarafın rızası olmaksızın kullanılabilir. Delillerin toplanmasını talep ediyoruz. Yolsuzluk gerçeğini açığa çıkaran ses kayıtlarının tamamı doğrudur. Savunmamıza dayanak olan ses kayıtları üzerine bilirkişi incelemesi yapılmak suretiyle gerçek olup olmadığına yönelik tespit istiyoruz. Davanın konusu 17-25 Aralık döneminde yaşananların meclis soruşturma komisyonunun gerçeklerin yayınlanmasını engellemesi nedeniyle yapılan konuşmadır. Müşteki vekilinin şikayetten vazgeçme dilekçesine karşı diyeceğimiz bir şey yoktur.”

DOSYA MÜTALAAYA GÖNDERİLDİ

Mahkeme dosyayı mütalaayı hazırlaması için duruşma savcısına gönderilmesine karar vererek duruşmayı 2 Mayıs’a erteledi.

DAVANIN GEÇMİŞİ

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Özel Suçlar Soruşturma Bürosunca hazırlanan iddianamede, 61. Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti Çevre ve Şehircilik Bakanı Erdoğan Bayraktar’ın avukatının şikayeti üzerine Kılıçdaroğlu hakkında soruşturma başlatıldı. Şikayet dilekçesinde Kılıçdaroğlu’nun 26 Kasım 2014’te CHP’nin Beşiktaş’ta düzenlediği İstanbul Bölge Toplantısı’nda 17-25 Aralık operasyonlarıyla ilgili kullandığı sözlerde eleştiri boyutlarını aşarak hakaret içerikli ifadeler kullandığı ileri sürüldü. Soruşturma sonucunda Kılıçdaroğlu hakkında “kamu görevlisine karşı görevinden dolayı alenen hakaret” suçlamasıyla 3 ay 15 günden 2 yıl 4 aya kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.

İddianamenin gönderildiği İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 23 Şubat 2018’te yapılan duruşmada, Anayasa’nın 83. maddesi gereğince, Kılıçdaroğlu’nun sarf ettiği sözleri daha önce meclis çalışmaları ile CHP Grup Toplantıları’nda söylemiş olması, meclis çalışmalarında söylenen sözler ve ileri sürülen düşünceleri meclis dışında tekrarlamak ve açığa vurmaktan sorumlu tutulmasının o oturumdaki Başkanlık Divanı’nın teklifi üzerine meclisçe yasaklanması şartına bağlanmış olması sebebiyle davanın düşürülmesine karar verildi. Erdoğan Bayraktar’ın avukatı bu karara ilişkin olarak üst mahkeme olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine başvurdu. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Ceza Dairesi, 8 Nisan 2021’de yerel mahkemenin kararını bozdu. Üst mahkemenin kararında, yerel mahkemenin davayı karara bağlanmasının ardından, 24 Haziran 2018’de yapılan 27. Dönem Genel Seçimleri’nde, Kılıçdaroğlu’nun yeniden İzmir milletvekili olarak seçildiği, yeniden milletvekili seçilen bir kişinin Anayasa uyarınca dokunulmazlık kazandığı bildirildi. Karara, bu nedenle yasama dokunulmazlığının kaldırılmasına ilişkin dava şartı sürecinin sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi zorunluluğunun bozmayı gerektirdiği belirtildi. Yeniden görülmesine 17 Eylül 2021’de başlanan davaya tarafların avukatı katılırken dosya esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için cumhuriyet savcılığına gönderildi.

DURMA KARARI VERİLMİŞTİ

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’ne katılmayan Kılıçdaroğlu, aday olduğu Cumhurbaşkanlığı Seçimleri’ni kaybetti. Cumhurbaşkanlığı, hakkında fezleke hazırlanan ve yeni yasama döneminde milletvekili seçilenlerin dosyasını yeniden Meclis’e, milletvekili seçilemeyenlerin dosyalarını ise Adalet Bakanlığına gönderdi. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Parlamenter Suçları Soruşturma Bürosunca CHP 7. Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun da aralarında bulunduğu yeni yasama döneminde milletvekili seçilemeyenlere ait 350 dosya 20 Haziran 2023’de işleme konuldu. Bu kapsamda Bakanlık üzerinden mahkeme heyetine ulaşan evrakta Kılıçdaroğlu’nun yasama dokunulmazlığının kaldırıldığı belirtildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kilicdaroglunun-bayraktara-hakaret-davasi-mutalaaya-gonderildi/feed/ 0
Dink cinayeti davasında Ogün Samast ifade verdi: ‘Rahat ol koçum kimse sana bir şey yapmaz’ dediler https://www.haber28.com.tr/dink-cinayeti-davasinda-ogun-samast-ifade-verdi-rahat-ol-kocum-kimse-sana-bir-sey-yapmaz-dediler/ https://www.haber28.com.tr/dink-cinayeti-davasinda-ogun-samast-ifade-verdi-rahat-ol-kocum-kimse-sana-bir-sey-yapmaz-dediler/#respond Fri, 05 Apr 2024 08:13:24 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=13121 Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’i 19 Ocak 2007’de silahlı saldırıyla öldüren Ogün Samast için “Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan 10 yıla kadar hapis istemiyle yargılandığı davada ilk kez ifade verdi. Samast adliyeye siyah şapka ve gözlüklü şekilde geldi.

“Silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek” suçundan yargılanan Ogün Samast’ın davası, eski emniyet müdürleri Ramazan Akyürek, Ali Fuat Yılmazer ile azmettirici Yasin Hayal ve Erhan Tuncel’in arasında bulunduğu 11 sanıklı “Anayasayı ihlal”, “FETÖ adına suç işleme” ve “İhmali davranışla kasten öldürme” suçlarından yargılandığı davayla birleştirilmişti. İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesinde bugün görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Ogün Samast Trabzon’dan, diğer sanıklar Erhan Tuncel, Yasin Hayal, Zeynel Abidin Yavuz, Ersin Yolcu, Tuncay Uzundal, dönemin emniyet müdürleri Ramazan Akyürek ve Ali Fuat Yılmazer, Adem Sağlam Ses ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Dink ailesi avukatları ve sanık avukatları da salonda hazır bulundu.

İLK KEZ SAVUNMA YAPTI

Duruşmada ilk kez savunma yapan Ogün Samast, “Benim 2015 ve 2019’da anlattıklarım üzerine iddianame düzenleniyor. 8 yıl geçtikten sonra böyle bir iddianameye dahil edilmemi anlayamadım. Söyleyecek bir şeyim yok” dedi.

“BİLGİSAYAR OYUNU OYNUYORDUM”

İddianamede, Erhan Tuncel ile Yasin Hayal arasında geçen konuşmanın sorulması üzerine Samast şöyle konuştu; “Olaydan önce 2006 yılında Erhan Tuncel’in evinde toplandık. Erhan Tuncel ile Yasin Hayal arasında mutfakta bir konuşma geçti. Ben o sırada salondaydım. Erhan’ın, Yasin’e, ‘Ramazan ve Ali Fuat müdür arkamızda rahat ol’ gibi şeyler söylediğini duydum. İkisi arasında duyduğum konuşma bundan ibaret. Erhan’ın evine en fazla iki ya da üç kez gitmişimdir. Bilgisayar oyunu oynuyordum. Kapı açıktı ben salondaydım. Mesafe 10 metre bile yoktu. Sesli konuşuyorlardı. Ben yanlarına da gidip geliyordum zaten. Erhan’ın bu olayı bildiğini bilmiyordum. Erhan üniversite öğrencisiydi. Bizim orada okuyordu, biz de onu ziyarete gidiyorduk”

“YASİN SIRADAN VATANDAŞ DEĞİLDİ”

Yasin Hayal’in kendisini tehdit ettiğini belirten Samast, “Yasin’den korkuyordum. Yasin sıradan vatandaş değildi. McDonalds’ı bombalamıştı, silahlı eylemleri vardı. ‘Sen yapacaksın bu işi, cayarsan bedelini ödersin’ diye tehdit etti. Çok baskısı vardı Yasin’in” diye konuştu. Mahkeme Başkanı, “Seni askerle, polisle tanıştırdı mı?” Sorusuna Samast, “Hayır” diye cevap verdi.

OLAY GÜNÜNÜ ANLATTI

Olay günü takip edildiğini anlayınca Yasin Hayal’i arayarak takip edildiğini söylediğini, Hayal’in kendisine, “Onlar bizden deyip demediği sorulan Samast, “Evet. Zaten ben Şişli’ye gittiğimde arabadan indiğimden beri etrafımdaydılar. Beyaz bir araba sürekli peşimdeydi. Ben 7-8 kere vazgeçtim. Bunları savcıya anlatmıştım” dedi. Erhan Tuncel ile 3 ya da 4 kez görüştüğünü söyleyen Ogün Samast, “İlk görüştüğümüzde tanıştık. İkinci gittiğimde film izledik. Sonraki gidişimde de bu olayı konuştuk” dedi.

“KENDİ KÖYÜMDE SAKLANACAKTIM”

Mahkeme Başkanının “Hrant Dink’in resimlerini Erhan Tuncel’in çıkarttığına ilişkin sorusuna Samast, “Evet. Erhan Tuncel bunu kendi söyledi.’ Resimleri çıkarttım bakkala bıraktım’ demişti” şeklinde konuştu. Olay günü Trabzon’a neden bilet aldığı sorulan Ogün Samast, “Olay basına yansıyınca bir anda çok büyüdü. Ben de panik oldum. Kendi köyüme gidip saklanacaktım. Yapacak bir şey kalmadı. Direkt eve gideyim dedim” dedi.

“O FOTOĞRAFI OLAY YERİNDE ÇEKECEKTİM”

Samsun’da yakalandığında karakolda polisler eşliğinde elinde bayrakla çekilen fotoğrafı hatırlatan Samast “Normalde ben kaçmayacaktım. Samsun’daki o meşhur fotoğrafı orada yapacaktım. Olay yerinde bayrak açacaktım ama beni orada öldürürlerdi. O yüzden kaçtım” diye konuştu.

“HELAL OLSUN SANA KORKMA KİMSE SANA BİR ŞEY YAPAMAZ”

Mahkeme başkanı, Samast’a, “Olaydan sonra poliste, jandarmada bir ayrıcalık bir destek gördün mü?” diye sordu. Samast, “Hayır. Samsun’da o konuşmalar olmuştu, ‘Rahat ol koçum, aslansın, sana kimse bir şey yapamaz’ gibi söylemlerde bulunmuşlardı. Beni konuşturmak için öyle davrandıklarını sonradan söylediler ama öyle değildi. ‘Helal olsun sana kimse bir şey yapamaz’ dediler” dedi. Mahkeme Başkanı “Sana isim verildi mi?” Sorusuna Samast, “Verildi ama oradakiler telefonla konuşuyorlardı bazı isimlerle. Samsun Emniyet’teki ham görüntü ve ifade kayıtlarında da var bunlar. 16 yaşındaydım, polis beni almış, korkuyordum. Savcılıkta ifadeler verdim. Ama üzerinden 18-19 yıl geçti” yanıtını verdi. Ramazan Akyürek’in avukatının, “Ramazan Akyürek ile tanıştınız mı, dolaylı talimat aldınız mı” sorusuna ise Samast, “Hayır. Sadece Yasin ve Erhan arasındaki konuşmada geçti adı” diye cevap verdi.

DAVA MÜTALAA İÇİN ERTELENDİ

Mahkeme heyeti, dosyanın mütalaasını hazırlaması için savcılığa gönderilmesine karar verdi. Duruşma 29 Mayıs’a ertelendi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/dink-cinayeti-davasinda-ogun-samast-ifade-verdi-rahat-ol-kocum-kimse-sana-bir-sey-yapmaz-dediler/feed/ 0
ICC, Rus komutanlar hakkında uluslararası yakalama emri çıkardı https://www.haber28.com.tr/icc-rus-komutanlar-hakkinda-uluslararasi-yakalama-emri-cikardi/ https://www.haber28.com.tr/icc-rus-komutanlar-hakkinda-uluslararasi-yakalama-emri-cikardi/#respond Thu, 04 Apr 2024 05:12:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12939 Uluslararası Ceza Mahkemesi (ICC), Ukrayna’da savaş suçu işledikleri gerekçesiyle Rusya Hava Kuvvetleri Uzun Menzilli Havacılık Komutanı Korgeneral Sergei İvanoviç Kobylash ve eski Karadeniz Filosu Komutanı Amiral Viktor Nikolayevich Sokolov hakkında uluslararası yakalama emri çıkardı.

Rus komutanlar, Ukrayna’daki savaşta sivil hedeflere yönelik roket saldırılarından sorumlu tutuluyor.

Uluslararası mahkeme, daha önce de Ukraynalı çocukların yasa dışı bir şekilde Rusya’ya götürülmesi nedeniyle Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanlığı Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova – Belova hakkında uluslararası yakalama kararı çıkarmıştı.

Yakalama emri çıkarılan Rus komutanlar kim ve neyle suçlanıyorlar?

Hollanda’nın Lahey kentinde savaş suçlarını araştırmak amacıyla oluşturulan Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin, Salı günü yakalanmaları için haklarında uluslararası arama emri çıkarıldığını açıkladığı iki Rus komutan şunlar:

Kobylash ve Sokolov; 10 Ekim 2022 ile en az 9 Mart 2023 tarihleri arasında Ukrayna’da sivil hedeflere yönelik saldırılar nedeniye savaş ve insanlığa karşı suç işlemekle itham ediliyor.

Uluslararası Ceza Mahkemesi 2. Ön Yargılama Dairesi, Ukrayna’nın çeşitli bölgelerinde çok sayıda elektrik santrali ve trafo merkezine yönelik saldırılardan, iki Rus komutanı sorumlu tuttu.

Mahkemeye göre Kobylash ve Sokolov’un emriyle gerçekleştirilen saldırılar, sivil halka önemli ölçüde zarar verdi.

İki Rus komutanın, uluslarası savaş suçlarını düzenleyen Roma Tüzüğü’nü ihlal ettiğini belirten mahkemeye göre, Rus devlet politikası uyarınca sivil nüfusa karşı birden fazla saldırı gerçekleştirildi.

Mahkemeden yapılan açıklamada, iki Rus komutanın, “kasıtlı olarak büyük acıya; bedensel, zihinsel veya fiziksel sağlığa ciddi zarar verilmesine neden olan diğer insanlık dışı eylemlerden ve insanlığa karşı suçtan da sorumlu olduklarına inanmak için makul gerekçeler bulunduğu” belirtildi.

Rusya’ya yönelik soruşturma nasıl gündeme geldi?

Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin ardından Devlet Başkanı Vlodomir Zelenskiy, ülkesindeki savaş suçlarının yargılanması amacıyla eski Yugoslavya ve Ruanda benzeri bir özel mahkeme kurulmasını önerdi.

Ancak Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi daimi üyesi Rusya’nın veto olasılığı nedeniyle bu öneri kabul görmedi.

Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, mahkeme yerine Ukrayna’daki savaş suçlarının araştırılması için, geçen yıl Hollanda’nın Lahey kentinde “Uluslararası Ukrayna Soruşturma Merkezi”ni açtı.

AB makamlarının yanı sıra Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi ile de  işbirliği içinde çalışan merkez, Rusya’nın sivil hedeflere yönelik saldırılarına ilişkin kanıt toplamaya başladı.

Uluslararası Ceza Mahkemesi de geçen Eylül ayında savaş suçlarının araştırılması için Kiev’de araştırma ofisi kurdu.

Rusya ve Ukrayna, Roma Statüsü’ne taraf devletler değil.

Ancak Ukrayna, Roma Statüsü uyarınca, kendi topraklarında meydana gelen savaş suçlarının araştırılması için Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin yargı yetkisini kabul ettiğini iki kez açıkladı.

Kiev yönetimi, 21 Kasım 2013 ile 22 Şubat 2014 arası ve 20 Şubat 2014 sonrası Ukrayna topraklarında işlenen suçlara ilişkin uluslararası mahkemenin soruşturma yapmasını istedi.

Putin ve Lvova-Belova hakkında hangi kararlar verildi?

Uluslararası Ceza Mahkemesi, Ukrayna’nın yargı yetkisini tanıma kararının ardından, 17 Mart 2023’te Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Cumhurbaşkanlığı Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova – Belova hakkında uluslararası yakalama kararı çıkardı.

Uluslararası mahkeme, Putin ve Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkındaki yakalama kararına gerekçe olarak, Ukraynalı çocukların yasalara aykırı biçimde Rusya’ya kaçırılmasını gösterdi.

Mahkemeye göre, Ukraynalı çocukların kanuna aykırı nakledilmesi nedeniyle savaş suçu işledikleri konusunda makul gerekçeler bulunuyor.

Ukrayna, ICC’nin kararını nasıl değerlendirdi?

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, iki Rus komutan hakkında verilen tutuklama emrini memnuniyetle karşıladığını söyledi.

Zelenskiy, “Ukraynalı sivillere ve kritik altyapıya yönelik saldırı emrini veren her Rus komutan, adaletin yerini bulacağını bilmelidir. Bu tür suçların faillerinin her birinin hesap vereceklerini bilmesi gerekiyor” dedi.

Ukrayna Başsavcısı Andriy Kostin de, kararı bir “dönüm noktası” olarak değerlendirdi.

Kostin, uluslararası mahkemeye binlerce kanıt ve bilgi sağlayan savcıların, Ukrayna müfettişlerinin ve farklı Ukrayna kurumlarının aylarca süren özverili çalışmalar yaptığını belirtti.

Rusya suçlamalara ne tepki veriyor?

Rusya Federasyonu, Ukrayna’daki sivil altyapıya kasten saldırdığını reddediyor. Moskova, askeri faaliyetlerinin tamamının Kiev’in savaşma kabiliyetini azaltmayı amaçladığını, sivil nüfusu hedef almadığını öne sürüyor.

Moskova yönetimi, uluslararası mahkemenin savaş suçu ithamını, “Batı’nın Rusya’yı itibarsızlaştırmaya yönelik taraflı kampanyasının bir parçası” olarak değerlendiriyor.

Rusya, uluslararası mahkemenin Putin hakkındaki tutuklama emrine misilleme olarak ICC Başsavcısı Karim Khan ve diğer mahkeme yetkilileri hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı.

Sanıklar Lahey’e getirilebilecek mi?

Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından haklarında tutuklama emri çıkarılan Putin ve diğer üç Rus yetkilinin Lahey’e getirilmesi şimdilik pek mümkün görünmüyor.

Çünkü uluslararası mahkemenin tutuklama emrini uygulayacak kendi kolluk kuvveti bulunmuyor.

Bu nedenle, Putin ve diğer üç zanlının Roma Tüzüğü’ne taraf olan, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 123 üye ülkeden birine seyahat etmesi durumunda, haklarındaki yakalama emrinin uygulanması istenecek.

Seyahat sırasında taraf devletin yargı organlarının tutuklama kararı alması durumunda, Putin veya diğer isimlerin Lahey’e iadesi gündeme gelebilecek.

]]>
https://www.haber28.com.tr/icc-rus-komutanlar-hakkinda-uluslararasi-yakalama-emri-cikardi/feed/ 0
Uğur Kurt Davasında Polis Memuruna 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası https://www.haber28.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/ https://www.haber28.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/#respond Mon, 25 Mar 2024 04:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11395 Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) Okmeydanı Cemevi’nde cenaze beklerken başına kurşun isabet etmesi sonucu ölen Uğur Kurt ile ilgili “yaşam hakkı ihlali” kararının ardından yeniden yargılanan polis memuru S.K, “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 2 yıl 6 ay hapisle cezalandırıldı.

İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki duruşmaya sanık S.K, maktul Uğur Kurt’un ailesi ile taraf avukatları katıldı.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ile bazı partililerin de izleyici olarak takip ettiği duruşmada savunma yapan Kurt ailesinin avukatlarından Turgut Kazan, basit taksir üzerinden hüküm kurulamayacağını savunarak, sanığın olay anında atış hedefinden sapma olabileceğini öngörmesi gerektiğini söyledi.

Maktulün eşi Narin Kurt ise “Suçsuz bir insana rastgele silahla ateş ederek eşimin ölümüne sebep olduğu için adalet istiyorum. Oğlunun acısına dayanamayıp vefat eden kayınpederim ve kayınvalidem ile bir daha babasını göremeyecek oğlum için adalet istiyorum.” dedi.

Sanık polis memuru S.K. ise takdiri mahkemeye bıraktığını, başka bir şey söylemek istemediğini belirtti.

Karar

Kararını açıklayan mahkeme heyeti, “taksirle ölüme neden olma” suçundan daha önce kurduğu hükmü, AYM’nin “hak ihlali” kararı kapsamında iptal etti.

Suç vasfına yönelik karar verme görevinin AYM’ye ait olmadığı ve bu yönde bir “hak ihlali” kararı verilmediği vurgusu yapan heyet, “taksirle ölüme neden olma” suçunun işleniş şekli, özellikleri, sanığın kusur durumu ve AYM’nin “hak ihlali” kararının gözetildiğini belirtti.

Tüm bu hususlara göre sanığa ceza maddesindeki alt sınırdan uzaklaşarak 3 yıl hapis cezası öngören mahkeme heyeti, duruşmalardaki tutum ve davranışlarını takdiri indirim nedeni kabul ettiği sanığın cezasını 1/6 oranında indirimle 2 yıl 6 aya düşürdü.

Duruşmanın ardından basın mensuplarına açıklama yapan Narin Kurt, “Bir insanın hayatının, bir çocuğun babasız bırakılmasının, bir anne-babanın kanser olup ölmesine sebep olunmasının karşılığı 2 yıl 6 ay olamaz. Bu sonuç kimin vicdanını rahatsız ediyorsa herkes bu davayı üstlensin. Ben bu davayı devam ettireceğim, sonucu kabul etmiyorum.” sözleriyle karara tepki gösterdi.

Olayın geçmişi

Uğur Kurt, Okmeydanı’nda 22 Mayıs 2014’teki olaylar esnasında, bir yakınının cenaze törenine katılmak için Okmeydanı Cemevi’nde bulunduğu sırada başına mermi isabet etmesi sonucu yaralanmış ve kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetmişti.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu tarafından hazırlanan iddianamede, sanık polis memuru S.K. hakkında “taksirle öldürme” suçundan 6 yıla kadar hapis cezası talep edilmişti.

Dosyanın gönderildiği İstanbul 85. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığın “taksirle öldürme” değil, “kasten öldürme” suçundan yargılanması gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı vermiş, sanığın “olası kastla öldürmek” suçundan 20 ila 25 yıl arasında değişen sürelerdeki hapis cezasını öngören hükme göre yargılanmasını istemişti.

Dava dosyası, istenen cezanın ağır ceza kapsamında olması nedeniyle İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmişti.

Savcı 25 yıla kadar hapis istemişti

Yargılama sırasında esas hakkındaki görüşünü açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın olası kastla hareket edip Uğur Kurt’un silahla ölümüne sebebiyet verme suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapis cezasına çarptırılmasını talep etmişti.

Davayı karara bağlayan mahkeme heyeti, sanığa “taksirle ölüme neden olma” suçundan 2 yıl hapis cezası vermişti. Duruşmadaki tutum ve davranışlarını lehine takdiri indirim nedeni kabul ederek sanığın cezasını 1 yıl 8 aya indiren mahkeme, bunu da 605 gün karşılığı 12 bin 100 lira adli para cezasına çevirmişti.

Kararın ardından Uğur Kurt’un eşi Narin Kurt’un başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, “maktulün yaşam hakkının ihlal edildiğine” yönelik bir karar vererek sanığın yeniden yargılanmasına hükmetmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ugur-kurt-davasinda-polis-memuruna-2-yil-6-ay-hapis-cezasi/feed/ 0
Çanakkale’de Boşanma Aşamasındaki Eşi Ayşe Korur’u Öldüren Sanığın Telefon Kayıtları Ortaya Çıktı https://www.haber28.com.tr/canakkalede-bosanma-asamasindaki-esi-ayse-koruru-olduren-sanigin-telefon-kayitlari-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/canakkalede-bosanma-asamasindaki-esi-ayse-koruru-olduren-sanigin-telefon-kayitlari-ortaya-cikti/#respond Fri, 22 Mar 2024 07:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11014 Çanakkale’nin Ezine ilçesinde 9 Ağustos 2022 tarihinde boşanma aşamasındaki eşi Ayşe Korur’u (38), kayınpederinin evinde av tüfeğiyle vurarak öldürüp, sosyal medyadan ‘Gururlu hissediyor’ paylaşımı yapan tutuklu sanık Gencay Korur’un (41), Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde davasının 5’inci duruşması görüldü. Bilirkişi tarafından tutuklu sanık Gencay Korur’un cep telefonu incelendi. Mahkemeye sunulan raporda, Gencay Korur’un ‘aşkım’ diye kaydettiği kız arkadaşına cep telefonu kayıtlarında cinayetten bir gün sonra eşini öldürdüğünü söylediği ortaya çıktı.

Çanakkale’nin Ezine ilçesine bağlı Seferşah Mahallesi Çay Sokak’ta 2022 yılı Ağustos ayında meydana gelen olayda, Gencay Korur, boşanma aşamasında olduğu eşi Ayşe Korur’u kayınpederinin evinde tüfekle vurdu. Yaralanan Ayşe Korur, Ezine Devlet Hastanesinde yapılan müdahalelere rağmen hayatını kaybetti. Cinayetin ardından Gencay Korur, Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğü Cinayet Büro Amirliği ve İzmir Dikili İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri tarafından suç aleti ile birlikte yakalanarak gözaltına alındı. Çanakkale İl Emniyet Müdürlüğüne getirilen Gencay Korur, emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Tutuklu sanık Gencay Korur’un Çanakkale 1’nci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılanmasına başlandı. Ezine ilçesinde boşanma aşamasındaki eşi Ayşe Korur’u kayınpederinin evinde av tüfeğiyle vurarak öldüren tutuklu Gencay Korur’un Çanakkale 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesinde davanın 5’inci duruşması görüldü.

Tutuklu sanık Gencay Korur, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya hazır bulunurken, Ayşe Korur’un yakınları da duruşmaya katıldı. Duruşma da tutuklu sanık Gencay Korur’a ait telefon kayıtlarının bilirkişi tarafından incelenmesi sonucunda hazırlanan rapor mahkemeye sunuldu.

Bilirkişi raporunda Gencay Korur’un telefon rehberinde ‘Aşkım’ isimli kişiye 10 Ağustos 2022 tarihinde cinayetten 1 gün sonra yazdığı mesajlar da şu ifadeler yer alıyor:

“Gencay Korur; Ben Ayşe’yi öldürdüm, kaçıyorum.

Aşkım; Ne zaman? Hani yapmaktan vazgeçmiştin. Sen ciddi misin? O zaman neden teslim olmuyorsun da kaçıyorsun ki?

Gencay Korur; Olacağım.

Aşkım; Hani hapiste el üstünde tutarlardı, şimdi ne değişti.

Gencay Korur; Gidiyorum. Teslim olacağım.

Aşkım; Öldüğüne emin misin? Belki sadece yaralanmıştır.

Gencay Korur; ya salak salak konuşma öldü diyorum”.

Tutuklu sanık Gencay Korur, mahkemedeki savunmasında bilirkişi raporunu kabul etmediğini belirterek, “3 kızım da benden değil. Çocuklar benden değil. Eşim kimden hamile kaldı. DNA testi istiyorum” dedi. Korur’un savunmanın ardından mahkeme heyeti davayı 12 Mart tarihine erteledi.

Duruşma sonrası adliye çıkışında açıklama yapan müşteki avukatı Ahmet Erzi, “Ayşe Korur cinayetinde sanık her ne kadar namus cinayeti şeklinde cinayeti işlediğini beyan etmiş ise de telefon yazışmalarında sanığın başka kadınlarla olan samimi konuşmaları aynı zamanda birlikte olduğu kadınlara kendi eşini Ayşe Korur’u öldüreceğine dair beyanları ortaya çıkmıştı. Dolayısıyla namusa ilişkin hiçbir şey yoktur, kalmamıştır. Mevcut halden Cumhuriyet Savcımız mütalaasını hazırlamak üzere dosyanın kendisine tevdi edilmesini talep etti. Önümüzdeki celse mütalaa açıklanacak. Biz mütalaanın ağırlaştırılmış müebbet olacağından hiçbir şüphe duymamaktayız. Sanığında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alacağından şuandaki durum itibariyle hukuken de emin durumdayız. İnşallah hak ettiği cezayı alacak. Ayşe Korur’u öldürdüğünü kendi kız arkadaşına anlatıyor. Anlattıktan sonra da kız arkadaşının şöyle bir beyanı var. Diyor ki; ‘Hani öldürmekten vazgeçecektin’ yani karısını öldür meyi daha önce planlayıp, kendi kız arkadaşına anlatıyor. ve öldürdükten sonra da kız arkadaşına bilgi veriyor; ‘ben karımı öldürdüm’ diye. Cep telefonu kayıtlarında var. Sevgilisini telefonuna aşkım diye kaydediyor. Daha sonra da karım beni aldattı diye savunma yapıyor. Yani ortada bir namusa ilişkin herhangi bir durum söz konusu değil. Burada eşini aldatan da sanığın kendisi, indirim almak için dava boyunca bir takım yalanlar, iftiralar attı. Lakin bunların hiç biri de gerçeklik payı noktasında ortaya çıkmadı. Sanığın en ağır cezayı alacağından biz artık eminiz” dedi. – ÇANAKKALE

]]>
https://www.haber28.com.tr/canakkalede-bosanma-asamasindaki-esi-ayse-koruru-olduren-sanigin-telefon-kayitlari-ortaya-cikti/feed/ 0
Tekirdağ’daki tren kazası davasında duruşma 25 Nisan’a ertelendi https://www.haber28.com.tr/tekirdagdaki-tren-kazasi-davasinda-durusma-25-nisana-ertelendi/ https://www.haber28.com.tr/tekirdagdaki-tren-kazasi-davasinda-durusma-25-nisana-ertelendi/#respond Thu, 21 Mar 2024 23:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10916 Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 25 kişinin hayatını kaybettiği, 340 kişinin yaralandığı tren kazasına ilişkin 13 sanığın yargılandığı davada, mahkeme heyeti duruşmayı 25 Nisan’a erteledi.

Çorlu 1. Ağır Ceza Mahkemesince Halk Eğitim Merkezi Salonu’nda görülen davanın 19. duruşmasına tutuksuz sanıklar Çerkezköy Yol Bakım ve Onarım Şefi Özkan Polat, Köprüler Şefi Çetin Yıldırım, Demir Yolu Bakım Müdürü Turgut Kurt, hat bakım onarım memuru Celaleddin Çabuk, TCDD Üst Yapıdan Sorumlu 1. Bölge Bakım Servis Müdür Yardımcısı Levent Kaytan, Altyapıdan Sorumlu 1. Bölge Bakım Servis Müdür Yardımcısı Nizamettin Aras, yol kontrolörü Burhan Ortancıl, Bakım Servis Müdürü Mümin Karasu, Bakım Servis Alanlarından Sorumlu Müdür Yardımcısı Levent Meriçli, dönemin TCDD 1. Bölge Müdürü Nihat Aslan, mühendisler Tevfik Baran Önder, Deniz Parlak ve Kubilay Başkaya, kazada ölenlerin yakınları ve yaralananlar ile tarafların avukatları katıldı.

Duruşma, mahkemeye sunulan belgelerin okunmasıyla başladı. Mahkeme heyetindeki bir hakimin mazeret izninde olması nedeniyle duruşma, 25 Nisan’a ertelendi.

Tren kazasında hayatını kaybedenlerin yakınları, bunun üzerine mahkeme heyetine tepki göstererek bir süre salondan çıkmadı.

CHP Genel Başkanı Özel, duruşmayı izledi

Bu arada, kazada yakınlarını kaybedenlerden oluşan grup, duruşma öncesinde Bulvar Yolu Santral Işıklar mevkisinde toplandı. Grup, ellerindeki dövizlerle slogan atarak Çorlu Halk Eğitim Merkezi önüne geldi. CHP Genel Başkanı Özgür Özel de gruba eşlik etti.

Kazada kızı, kardeşi ve yeğenini kaybeden Zeliha Bilgin, gazetecilere, davada artık sonuç beklediklerini söyledi.

Kazada oğlu ve eşini kaybeden Mısra Öz de davada kararın açıklanmasını beklediklerini ifade etti.

Duruşmayı izleyen CHP Genel Başkanı Özel, duruşma sonrası basın mensuplarına yaptığı açıklamada, kazada yakınlarını kaybeden annelerin dimdik ayakta adalet aradıklarını söyledi.

Özel, “Buradaki aileler 3 yaşında kolu kopan çocuğunun kolunu geri getirebileceği için gelmiyorlar buraya. ‘Benzer bir faciaya engel olayım da ben yandım başkaları yanmasın, başka canlar toprağa düşmesin’ diye geliyor. Bundan sonra ‘hiçbir ana ağlamasın’ diye burada duruyorlar.” dedi.

Bu celsede karar çıkmasını beklediklerini ancak duruşmanın ertelenmesine anlam veremediklerini ifade eden Özel, şunları kaydetti:

“Duruşma salonu ağzına kadar doluydu. Normalde bugün karar vermeyecek olsa bunu avukatlara söylerler. ‘Şöyle bir engelim var, 2 ay sonraya duruşmayı erteleyeceğim’ der. Bu insanlara bu kadar zulüm etmez. Köylerinden evlerinden kalkıp, yaşlı gözleriyle, acılarıyla, bastonlarıyla buraya gelen bu insanlara yoklamayı alıp ‘2 ay sonraya erteledim’ demeyin. Vicdansızlıktır, korkaklıktır.”

Özel, sözlerine şöyle devam etti:

“25 Nisan günü buradan size söz olsun burada 100 kişiysek 1000 kişi olacağız, 1000 kişiysek 10 bin kişi olacağız. Bu kalabalıktan korkup kaçanlar şunu bilsinler, 25 Nisan günü ben yine buradayım. Çok daha kalabalık bir şekilde ailelerin yanında, adalet arayışında olacağız. Bu adaleti bu rayların altında bırakmayacağız.”

CHP Genel Başkanı Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı 25 Nisan’a ertelenen duruşmaya davet etti.

Özel, açıklamasının ardından Tekirdağ’dan ayrıldı.

Tekirdağ’daki tren kazası

Uzunköprü- İstanbul seferini yapan yolcu treninin 8 Temmuz 2018’de Çorlu yakınlarında vagonlarından bazılarının devrilmesi sonucu 25 kişi yaşamını yitirmiş, 340 kişi yaralanmıştı.

Davanın iddianamesinde “kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu” bulundukları gerekçesiyle sanıklar Turgut Kurt, Özkan Polat, Çetin Yıldırım ve Celaleddin Çabuk’un “birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıldan 15 yıla kadar hapisle cezalandırılması istenmişti.

Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan bilirkişi raporları ve değerlendirme neticesinde 9 Eylül 2022’de soruşturmanın genişletilmesine karar verilmiş, bu kapsamda aynı suçtan Nihat Aslan, Levent Meriçli, Mümin Karasu, Levent Kaytan, Nizamettin Aras, Burhan Ortancıl, Tevfik Baran Önder, Deniz Parlak ve Kubilay Başkaya hakkında Çorlu Ağır Ceza Mahkemesi’nde dava açılmıştı.

Dava kapsamında TCDD 1. Bölge Müdürlüğünde Bakım Servis Müdürü olan Mümin Karasu 10 Ekim 2022’de tutuklanmış, tutukluluğuna yapılan itiraz üzerine Çorlu 2. Ağır Ceza Mahkemesince 25 Kasım 2022’de hakkında yurt dışına çıkış yasağı konularak tahliye edilmişti.

Davanın 17’nci duruşmasında Cumhuriyet savcısı esas hakkındaki son görüşünde, tutuksuz 13 sanığın tamamının “birden fazla kişinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan cezalandırılmasını, Karasu, Kurt ve Polat’ın üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, üzerlerine atılı suç için öngörülen ceza miktarı dikkate alındığında adli kontrol hükümlerinin yetersiz kalacak olmasından tutuklanmalarını istemişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tekirdagdaki-tren-kazasi-davasinda-durusma-25-nisana-ertelendi/feed/ 0
İzmir’de Yahya Köşek cinayetinde sanığa haksız tahrik indirimi https://www.haber28.com.tr/izmirde-yahya-kosek-cinayetinde-saniga-haksiz-tahrik-indirimi/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-yahya-kosek-cinayetinde-saniga-haksiz-tahrik-indirimi/#respond Tue, 19 Mar 2024 07:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10576 İzmir’in Bayraklı ilçesinde Meryem-Yahya Köşek çifti ile kızları Funda Güçlü’nün öldürülmesinde sanık Ali İhsan Kılıç’ın Yahya Köşek’i öldürmek suçundan aldığı müebbet hapis cezası, istinafta haksız tahrik indirimi uygulanarak 16 yıla düşürüldü.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 24. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararına taraf avukatlarının itirazı üzerine duruşma açtı.

Duruşmaya, tutuklu sanıklar Ali İhsan Kılıç ile ağabeyi Mehmet Kılıç, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi aracılığıyla (SEGBİS) katıldı. Müşteki sanık Funda Topaloğlu ile taraf avukatları, salonda hazır bulundu.

Sanıklardan Ali İhsan Kılıç, savunmasında, maktulün Yahya Köşek’in yolunu kestiğini, kavga ettiklerini, kendisine bıçak çektiğini ileri sürdü. Kılıç, yargılanan ağabeyi Mehmet Kılıç’ın ise olayla ilgisinin bulunmadığını iddia etti.

Mahkeme başkanı, poliste ve ilk derece mahkemesindeki ifadelerinde farklılıklar bulunduğunu belirtmesi üzerine sanık Kılıç, “Şimdiki ifadem doğru.” yanıtını verdi.

Sanıklardan Mehmet Kılıç ise kardeşi Ali İhsan Kılıç ile maktul Yahya Köşek arasında yaşananları bilmediğini ve olayla ilgisinin olmadığını iddia etti.

Haksız tahrik indirimi uygulandı

Cumhuriyet savcısı, Ali İhsan Kılıç ile maktul Yahya Köşek’in daha önce kavga ettiklerini, Kılıç’a, bu suçtan verilen müebbet hapis cezasında “haksız tahrik indirimi” uygulanması gerektiği yönünde görüş bildirdi.

Savcı, diğer suçlara ilişkin sanıklara verilen cezalar ile Filiz Topaloğlu hakkında verilen beraat kararını hukuka uygun olduğunu savundu.

Yargılama sonunda mahkeme heyeti, Ali İhsan Kılıç’a, Yahya Köşek’i öldürmesi suçuna karşılık verilen müebbet hapis cezasını, haksız tahrik indirimi uygulayarak 16 yıla düşürdü.

Sanıklardan Ali İhsan Kılıç ile Mehmet Kılıç’a verilen diğer hapis cezaları ile Köşek çiftinin kızları Filiz Topaloğlu’na verilen beraat kararı ise hukuka uygun bulundu.

Olay

İzmir’in Bayraklı ilçesinde 10 Haziran 2022’de Ali İhsan Kılıç (66), komşusu Yahya Köşek (61) ile Meryem Köşek’i (57) tabancayla vurmuştu.

Kılıç, daha sonra olay yerinde anne babasına pansuman yapmak isteyen Köşek çiftinin kızları Funda Güçlü’yü (37) de silahla yaralamıştı. Hastaneye kaldırılan yaralılar kurtarılamamıştı.

Kaçan Ali İhsan Kılıç, polis ekiplerince yakalanmıştı.

Tabanca üzerinde yapılan incelemede, parmak izi bulunan Mehmet Kılıç (68) da 13 Temmuz’da tutuklanmıştı.

Yargılama süreci

Sanıklar Ali İhsan Kılıç ile ağabeyi Mehmet Kılıç hakkında hazırlanan iddianamede, komşular arasında arsa meselesinden kaynaklı 20 yıllık husumet bulunduğu belirtilmişti.

Köşek çiftinin diğer kızları Filiz Topaloğlu hakkında da sanıklara yönelik darbederek yaralama suçundan iddianame hazırlanmış, dava dosyası, Kılıç kardeşler hakkında açılan davayla birleştirilmişti.

Sanıklar arasında 5 gün önce başıboş köpek meselesi nedeniyle tartışma çıktığı da duruşmalarda sanık ve müştekiler tarafından ifade edilmişti.

Yerel mahkemenin kararı

İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıklardan Ali İhsan Kılıç’ı, Mehmet Köşek’i öldürdüğü için müebbet, Meryem Köşek ile kızı Funda Güçlü’yü öldürdüğü için de iki kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırmıştı.

Ali İhsan Kılıç’a ayrıca Filiz Topaloğlu’na yönelik, “silahla tehdit” suçundan 4 yıl hapis cezası verilmişti. Mahkeme heyeti, Kılıç’ı ruhsatsız silah bulundurmak suçundan da 2 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum etmişti.

Mehmet Kılıç ise “kasten öldürmeye yardım” ve “kasten yaralama” suçlarından toplam 31 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırılmıştı.

Mehmet Kılıç’ı yaraladığı iddiasıyla hakkında dava açılan müşteki sanık Filiz Topaloğlu’nun eylemi ise “nefsi müdafaa” olarak nitelendirilmiş ve beraatine hükmedilmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-yahya-kosek-cinayetinde-saniga-haksiz-tahrik-indirimi/feed/ 0
Pendik’te yarışan ve 1 kişinin ölümüne neden olan sanıklar yeniden tutuklandı https://www.haber28.com.tr/pendikte-yarisan-ve-1-kisinin-olumune-neden-olan-saniklar-yeniden-tutuklandi/ https://www.haber28.com.tr/pendikte-yarisan-ve-1-kisinin-olumune-neden-olan-saniklar-yeniden-tutuklandi/#respond Mon, 18 Mar 2024 21:12:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10439 Pendik’te yarışan ve 1 kişinin ölümüne neden olan sanıklar yeniden tutuklandı

-Savcı, 25 yıla kadar hapis cezası istedi

İSTANBUL – Pendik’te yarış yapan ve bir kişinin ölümüne neden olan iki sanığın yargılanmasına devam edildi. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dosya görevsizlikle Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Cumhuriyet savcısı mütalaasında sanıkların ‘Olası kastla ölüme neden olma’ suçundan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını talep etti. Tutuksuz yargılanan iki sanık yeniden tutuklandı.

Pendik Otoyolu’nda 9 Temmuz 2023 tarihinde iddiaya göre, Mehmet Yalçınve arkadaşı Doğukan Taştekin(20)’in yarışıyordu. Direksiyon hakimiyetini kaybeden Taştekin, Zeki Aktaş hakimiyetindeki ve eşi Ergül Aktaş’ında içerisinde bulunduğu araca arkadan çarparak Zeki Aktaş’ın ölümüne neden oldu. ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan yargılanan iki sanığın Asliye Ceza Mahkemesi’nde 27 Ekim tarihinde görülen duruşmasında tutuksuz yargılanmasına hükmedilmişti. Yalçın, adli kontrol hükümlerine uymaması nedeniyle tutuklanırken dosya görevsizlikle 3. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderildi. Dün görülen duruşmaya, tutuksuz sanık Doğukan Taştekin, tutuklu sanık Mehmet Yalçın, müştekiler ve taraf avukatları katıldı.

“Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Gerisini hatırlamıyorum”

Duruşmada söz verilen sanık Doğukan Taştekin, “Kazadan önce kendime bira almıştım, kendi evimde içiyordum. Moralim bozuktu arkadaşım Mehmet’in yanına gittim. Çorba içmeye gittik ama kapalıydı. Eve dönerken Mehmet önümde seyir ediyordu. Dikiz aynamdan arkamdan bir araç geldiğini gördüm. Bana çok yakın geçti. Direksiyon hakimiyetimi kaybettim. Gerisini hatırlamıyorum. Mehmet’le yarışmıyorduk. Suçsuzum” dedi.

“Aynadan baktığımda ortalık duman olmuştu”

Tutuklu sanık Mehmet Yalçın ise, “Doğukan ile kazadan önce birlikteydik. Doğukan alkol kullanıyordu ancak ben içmedim. Çorba içmeye gittik ama dükkan kapalıydı. Evimize doğru ayrı araçlarla gidiyorduk. Doğukan arkamda seyir halindeydi. Bir ses duydum. Aynadan baktığımda ortalık duman olmuştu, kaza olduğunu anladım. Yardım etmek için arabamdan inip olay yerine gittim. Olaydan bir kaç gün önce esrar içmiştim. Doğukan ile yarış yapmıyorduk. Suçsuzum, beraatimi isterim” dedi.

“Bir şeylerin ters gittiğini anladım”

Müştekinin oğlu Sefa Aktaş, “Babam beni annemle havalimanına bıraktı. Uçağa bineceğim sırada ismim anons edildi. Bir şeylerin ters gittiğini anladım. Babamın vefat ettiğini söylediler. Olay yerine gittim. Annemin kafası kanıyordu. Babamın orada vefat ettiğini gördüm. Şikayetçiyim” dedi.

Savcı sanıkların 25 yıla kadar hapsini istedi

Cumhuriyet savcısı mütalaasında, mevcut delil durumuna göre sanıkların eylemlerinin ölen Zeki Aktaş’a yönelik ‘Olası kastla öldürme ‘suçunu, yaralanan Ergül Aktaş’a yönelik ‘Olası kastla yaralama’ suçunu oluşturma ihtimaline binaen sanık Mehmet Yalçın tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi. Diğer sanık Doğukan Taştekin’in tutuklanmasını talep etti. Mütalaada sanıkların, ‘Olası kastla ölüme neden olma’ suçundan 20 yıldan 25 yıla kadar hapisle cezalandırılması istendi.

Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Mehmet Yalçın’ın tutukluk halinin devamına, tutuksuz sanık Doğukan Taştekin’in tutuklanmasına karar verdi. Duruşma, tarafların esasa ilişkin savunma yapması için süre verilerek ertelendi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/pendikte-yarisan-ve-1-kisinin-olumune-neden-olan-saniklar-yeniden-tutuklandi/feed/ 0
Antalya Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Aslı Ayan’a Verilen Köpek Kayboldu https://www.haber28.com.tr/antalya-devlet-opera-ve-bale-sanatcisi-asli-ayana-verilen-kopek-kayboldu/ https://www.haber28.com.tr/antalya-devlet-opera-ve-bale-sanatcisi-asli-ayana-verilen-kopek-kayboldu/#respond Wed, 06 Mar 2024 07:48:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8606 Antalya’da sahiplenmesi için Antalya Devlet Opera ve Bale Sanatçısı Aslı Ayan’a verilen pomerian cinsi köpek, sahibi tarafından 1,5 yıl sonra kısa süreliğine geri alınarak teslim edilmedi. Geçen süreçte köpeğin tüm bakımlarını yaptıran ve köpeğe kimlik çıkaran Ayan ise mahkemeye başvurdu. Mahkeme Ayan’ı haklı bularak köpeğin kendisine teslim edilmesini istedi. Karar karşısında sevinen genç kadın, bu kez karşı tarafın köpeğin kaybolduğunu söylemesiyle büyük üzüntü yaşadı. Kararın bir emsal teşkil ettiğini belirten Avukat Cengizhan Gököz ise, köpeğin bulunmaması durumunda manevi tazminat davası açacaklarını belirtti.

Olay, Ağustos 2019’da Muratpaşa ilçesi Çağlayan Mahallesi’nde yaşandı. Mahallede yaşayan Havva A.G., sağlık sorunlarından dolayı pomerian cinsi 2 yaşındaki Lui isimli köpeğini bakması için Antalya Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Aslı Ayan’a teslim etti. Yaklaşık 2 ay sonra Ayan’a yeniden ulaşan kadın, bu kez köpeğe bakamayacağını belirterek sahiplenmesini istedi. Ayan da bu istediği kabul ederek köpeği sahiplenip, köpeğin tüm bakımlarını yaptırarak çip taktırıp kimlik çıkardı. Aradan geçen 1-5 yıl sonra ise Havva A.G., Ayan ile tekrar iletişim kurarak bir süreliğine köpeği sevmek için geri istedi. Ayan da gelen bu teklifi geri çevirmeyerek köpeği 15 günlüğüne sevmesi için teslim etti. Uzayan süre sonunda kadın, köpeğin kendisine ait olduğunu öne sürerek geri vermedi. Aslı Ayan ise köpeği geri nasıl alabileceğini yollarını aramaya başladı. Ayan, Avukat Cengizhan Gököz’e ulaşarak yardım istedi. Avukat Cengizhan Gököz tarafından 29 Nisan 2021 tarihinde savcılığa suç duyurusunda bulunarak 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açıldı. Yaklaşık 1 yılı aşkın süren davanın ardından 2’nci Asliye Hukuk Mahkemesi 21 Haziran 2021 tarihinde köpeğin Antalya Devlet Opera ve Balesi Sanatçısı Aslı Ayan’a ait olduğunu, sahibine teslim edilmesini yönünde karar verdi. Karşı taraf ise köpeğin bu süreç içerisinde kaybolduğunu öne sürerek vermedi.

“Köpeğe çok alıştıklarını belirterek veremeyeceğini söyledi”

Yaşananları anlatan Aslı Ayan, “Lui’nin bir bakıma ihtiyacı olduğunu öğrendim. Köpeğin sahibi yoğun çalışıyordu ve ameliyat olması gerektiği için köpeği bana teslim etti. Bana ulaşarak bakabileceğimi sordular. Ben de seve seve kabul ettim, kısa bir süre önce köpeğimi kaybetmiştim. Biz de köpeği alarak ona bir yuva sağlamaya çalıştık. Daha sonra köpeğin sahibi gelerek köpeğe bakamayacağını belirterek sahiplenmemi istedi. Ben de kabul ettim ve sahiplendim. Tüm bakımlarını yaptırdım, 1,5 yıl sonra köpeğin sahibi bana tekrar ulaşarak bu kez çalışmalarının rahatladığını belirterek zaman geçirmek için benden istedi. Ben de kabul ederek verdim. Aklıma kötü bir şey gelmedi, 1 hafta sonra teslim edeceğini belirterek geri aldı. 1 hafta sonra süreci uzattı. Ben daha sonra köpeği geri istedim, bana bunun mümkün olmadığını, köpeğe çok alıştıklarını belirterek veremeyeceğini söyledi. Bu sözleri üzerine çok üzüldüm, çok canım sıkıldı” dedi.

“Bize köpeğin kayıp olduğu söylendi”

Karşı tarafla konuşmaya çalıştığını belirten Aslı Ayan, “Bunun üzerine bana ‘Lui zaten benim köpeğim, size bakın diye verdim, size değil bana ait, size vermeyeceğim’ dedi. Ben de dava yoluna gittim. Avukatımla konuşarak durumu anlattım. Bu tür durumlarda vatandaşlarımız çok fazla mücadele etmek istemiyor. Vazgeçerler diye düşünülüyor. Ben dava açarak kazandım. Umarım en kısa sürede köpeğime kavuşurum. Bize köpeğin kayıp olduğu söylendi. Şu anda ne durumdadır bilmiyorum” sözlerine yer verdi.

“Bulunamaması gibi bir durumu düşünemiyoruz”

Avukat Cengizhan Gököz ise şu ifadelere yer verdi:

“Mahkeme köpeğin sahibinin kim olacağı yönünde bir bilirkişi incelemesi yaptırdı. Mahkeme tarafından çip taktıran, onun bütün bakımlarını yaptıran müvekkilim haklı bulundu. Mahkeme köpeğin müvekkilime ait olduğunu tespit etti. Teslimine karar verdi, köpeğin kayıp olduğunu söylediler ama biz bulacağız. Bulunamaması gibi bir durumu düşünemiyoruz. Bu durumda müvekkilim çok üzülecektir. Bu durumda manevi bir tazminat ödeyebilirler, karar emsal teşkil ediyor” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalya-devlet-opera-ve-bale-sanatcisi-asli-ayana-verilen-kopek-kayboldu/feed/ 0
İzmir Tabip Odası Başkanı: Sağlıkta şiddetin caydırıcı cezalarla durdurulmasını bekliyoruz https://www.haber28.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/ https://www.haber28.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/#respond Mon, 04 Mar 2024 21:01:25 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8259

HABER: ECE AZAK – KAMERA: KERİM UĞUR

İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’a saldıran üç kişi hakkında verilen 7 yıl 6’şar ay hapis cezasını değerlendirdi. Kaynak, “İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda, İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz” dedi.

İzmir’in Torbalı ilçesinde, Aile Hekimi Ekin Hürel Günay’ı Aile Sağlığı Merkezi’nde yaşadıkları tartışmadan aylar sonra ekmek almak için durduğu fırının önünde sopalarla saldıran üç sanık hakkında görülen davada sanıklara ayrı ayrı 7 yıl 6’şar ay hapis cezası verildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Prof. Dr. Süleyman Kaynak, sanıklara verilen cezayı ANKA Haber Ajansı’na değerlendirdi.

Prof. Dr. Süleyman Kaynak, “Torbalı’da darp edilmiş bir aile hekimi arkadaşımızın mahkemesi sonuçlandı. Birinci derece mahkeme, üç saldırganın her birine yedi yıl altı ay olmak üzere bir hapis cezası öngördü. Bu aslında son derece önemli bir karar diye düşünüyorum. Çünkü sağlıkta şiddet aslında toplumun diğer alanlarında olduğu gibi özellikle de sağlık alanında günlük hayatımızı, sağlık çalışanlarını, hekimleri, hemşireleri ve tüm sağlık çalışanlarının günlük hayatını çok ciddi ve olumsuz etkileyen süreçlerden birisidir” diye konuştu.

“BU KARAR CAYDIRICI NİTELİKTE BİR KARAR KABUL EDİLEBİLİR”

Sağlıkta şiddete özendirici, sağlıkta şiddeti kolaylaştırıcı hiçbir harekette, hiçbir özendirici demeçte ve söylemde bulunulmaması gerektiğinin altını çizen Kaynak, şunları söyledi:

“Ne yazık ki şimdiye kadar kamu yöneticilerinin bir kısmı sağlıkta şiddeti meşrulaştırıcı bir söylem içerisinde de olabildiler. Bu son derece üzücüdür. Bugün verilen karar sağlıkta şiddeti aslında caydırıcı nitelikte bir karar diye kabul edilebilir. Çalışma alanının dışarısında sosyal yaşamda hekim arkadaşımız daha evvel tartışmış olduğu kişiler tarafından takip edilmek suretiyle çok ağır bir şekilde darp edilmiştir ve bu saldırganların daha sonra tutuksuz yargılanmaları ve şu anda da mahkemenin yedi yıl altı aylık her birine verilen cezayla sonuçlandırılması bir anlamda caydırıcı bir unsur olarak caydırıcı bir karar olarak görülebilir. Bu mahkeme sürecinde İzmir Tabip Odası olarak, İzmir Tabip Odası Yönetim Kurulu ve Hukuk Bürosu olarak bu davayı çok yakından takip ettik ve verilecek olan cezanın indirimlerden yararlanmaması ve olabildiği kadar üst düzeyden tutulması konusunda İzmir Tabip Odası Hukuk Bürosu’nun girişimleri mahkeme tarafından dikkate alındı. Bunun da yine çok önemli bir husus olduğunu vurgulamak isterim. Mahkemelerin bu tür caydırıcı kararları sağlıkta şiddette herhangi bir indirim yapmaksızın verilebilecek en üst düzeyden cezalarla bu saldırganları durdurmaları ve caydırmalarını bekliyoruz”

Kaynak, sağlıkta şiddetin, hekimler, hemşireler ve tüm sağlık sağlık çalışanlarının hem ruhsal hem fiziksel olarak yıpranmalarına yol açtığını ifade ederek, şöyle devam etti:

“Sağlıkta şiddet gerçekten sağlık ordumuzun yirmi dört saat kesintisiz bir şekilde tüm toplumun sağlığını iyileştirmeye yönelik çabalarını engelleyici bir etki göstermektedir ve sağlık çalışanlarının hem moral olarak hem fizik olarak tükenmelerine yol açmaktadır. Bu moralsizlik ve şiddet riski gerçekten başta hekimler, hemşireler ve tüm sağlık çalışanlarının iş barışını, iç huzurunu, çalışma ortamına heveslerini ve insanlara yardım konusundaki çabalarını engelleyici çok önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu nedenle bu kararın çok önemli olduğunu ve sağlıkta şiddet konusunda caydırıcı bir nitelik kazanacağını umuyoruz.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmir-tabip-odasi-baskani-saglikta-siddetin-caydirici-cezalarla-durdurulmasini-bekliyoruz/feed/ 0
Burdur’da Alacak-Verecek Meselesi Yüzünden İş Yerinde Cinayet https://www.haber28.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/ https://www.haber28.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/#respond Wed, 28 Feb 2024 07:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7630 Burdur’da bir iş yerinde alacak-verecek meselesi yüzünden silahla 1 kişiyi öldürüp, 1 kişiyi yaralamaktan yargılanan sanık, 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırıldı.

Burdur’da 19 Kasım 2022 tarihinde Konak Mahallesi İstasyon Caddesi’nde Osman Çelikbaş (36), iş yerine gelen Ş.A. (49) ve Şeyhmus Bakış (33) ile arasında çıkan tartışmada iki kişiyi silahla vurmuştu. Çevredekilerin 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarı üzerine olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından ilk müdahaleleri yapılan yaralılar Burdur Devlet Hastanesine kaldırılmıştı. Yaralılardan Şeyhmus Bakış hastanede tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybederken, Ş.A. ise tedavisinin ardından taburcu edilmişti. Gözaltına alınan Osman Çelikbaş tutuklanarak cezaevine gönderilmişti. Burdur Adliyesi Ağır Ceza Mahkemesi’nde karar duruşması görüldü. Duruşmada sanık Osman Çelikbaş, sanık yakınları ve avukatları, maktul yakınları ve avukatları hazır bulundu. Polis ekipleri adliye çevresinde ve mahkeme salonunda geniş güvenlik önlemleri aldı. Duruşmada savcılık makamı vermiş olduğu mütalaada sanık Osman Çelikbaş’ın tutukluluk halinin devamı ve ağırlaştırılmış kasten yaralama suçundan yargılanması talebinde bulundu.

Maktul Şeyhmus Bakış’ın ailesi, mütalaaya karşı aleyhte hususları kabul etmediklerini belirterek, sanığın cezalandırılmasını istedi.

Maktul avukatları ise mütalaayı kabul etmediklerini belirterek, sanığın eylemi gerçekleştirirken kasten öldürmeye yönelik ateş ettiğini ve olayda haksız eylemin (TCK 29) şekillerinin oluşmadığını belirterek, haksız tahrik indiriminin uygulanmaması gerektiğini, olay sonrası sanığın 112 Acil Çağrı Merkezine ihbarda bulunup yaralılara ilk müdahaleyi yapsa bile sanık hakkında gönüllü vazgeçme eylemlerinin uygulanmasının mümkün olmadığını, müteveffa hayatta olsaydı kasten yaralama hükümleriyle mahkeme kurulacağını ancak müteveffa hayatta olamadığı için bu hükümlerin mümkün olmadığını söyledi. Sanığın bugüne kadar da pişman olduğuna dair bir harekette bulunmaması ve mahkemeye yardım etmemesi nedeniyle indirim uygulanmaması talep edildi.

Tahliyesini istediler

Sanık avukatları ise duruşmada müvekkilleri hakkında meşru müdafaa hükümlerinin uygulanmasını, mahkeme heyeti aksi düşüncedeyse haksız tahrik indirimi hükümlerinin uygulanmasını, aksi halde iddia makamının mütalaasını suçun vasıflandırılması bakımından kabul ettiklerini beyan ederek, olayın öldürmeye değil yaralamaya yönelik gerçekleştirildiğini, olay günü ve öncesinde müvekkillerine karşı taciz ve tehdidin bulunduğunu, olay günü de ilk hareketin karşı taraftan geldiğini, bu yüzden sanık hakkında azami oranda indirim yapılarak tutuklulukta geçirdiği süre de göze alınarak tahliyesini, tahliye olmayacak ise adli kontrol tedbirlerinin uygulanmasını talep etti.

“Mağdur benim”

Sanık Osman Çelikbaş ise esas mağdurun kendisi olduğunu belirterek, “Ben yapılan saldırıyı bertaraf ettim. Öldürmek istesem zaten öldürürdüm. Kurşunların hepsini ayağa sıktım. Üzerime atılan suçlamayı kabul etmiyorum. Saldırı üzerine hareket ettim. Mahkemenize 3 sayfadan oluşan beyan dilekçesi ve otopsi raporunu sunuyorum. Karşı tarafın ailesine başsağlığı diliyorum. Aklanana kadar temas kurmak istememiştim, yargılama bittikten sonra taziyelerimi iletecektim ancak karşı taraf pişman olmadığımı söyleyince burada söylemek zorunda kaldım. Maktulün ailesinin tüm mağduriyetlerini gidereceğimi de ifade etmek istiyorum. Son derece üzgünüm” dedi.

Duruşma sonunda mahkeme heyeti tarafından sanık Osman Çelikbaş’a kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçundan 15 yıl hapis cezası verildi. Ardından eylemi haksız tahrik altında işlediği anlaşıldığı belirtilerek ceza 11 yıl 3 aya, daha sonra iyi hal indirimi uygulanarak 9 yıl 4 ay 15 güne düşürüldü. Sanığa silahla kasten yaralama suçundan haksız tahrik ve iyi hal indirimleri uygulanarak, 11 ay 7 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına, ruhsatsız silah kullanmaktan da 10 ay hapis, 25 gün adli para cezasına çarptırılmasına karar verildi.

Mahkeme sonrası konuşan maktul Şeyhmus Bakış’ın avukatı Kemal Aytekin, “Biz bu süreci sabırla yürüteceğiz. Bu şahıs hak ettiği cezayı en nihayetinde alacaktır” dedi.

Adliye koridorunda maktul Şeyhmus Bakış’ın annesi ise sanığın ailesine tepki gösterdi. – BURDUR

]]>
https://www.haber28.com.tr/burdurda-alacak-verecek-meselesi-yuzunden-is-yerinde-cinayet/feed/ 0
Başakşehir’de Kediye İşkence Eden İbrahim Keloğlan Hakkında Verilen Karar Kaldırıldı https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kediye-iskence-eden-ibrahim-keloglan-hakkinda-verilen-karar-kaldirildi/ https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kediye-iskence-eden-ibrahim-keloglan-hakkinda-verilen-karar-kaldirildi/#respond Wed, 28 Feb 2024 03:00:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7576 Başakşehir’de bir sitede Eros isimli kediyi dakikalarca tekmeleyerek öldüren İbrahim Keloğlan hakkında verilen karar üst mahkeme tarafından kaldırıldı. Üst mahkeme kararında kedinin kaçmaya çalışmasına rağmen sanığın eylemini ısrarlı bir şekilde devam ettirip yaklaşık 5 dakika boyunca kediyi kovalayıp tekmeleyerek ve üzerine basıp ezerek öldürdüğünü belirtti. Mahkeme verilen kararın bu tür olaylara karışan kişilere hoşgörü ile yaklaşıldığı izlenimi uyandırabileceğini belirterek “Bu tür fiillere eğilimi olan kişileri cesaretlendirebileceği gibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerini de zedeleyeceği açıktır” ifadelerine yer verildi.

Başakşehir’deki bir sitede 1 Ocak’ta meydana gelen olayda, İbrahim Keloğlan, Eros isimli kediyi dakikalarca döverek ölmesine neden olmuştu. Sanık Keloğlan hakkında Küçükçekmece 16. Asliye Mahkemesi tarafından 1 yıl 6 ay hapis cezası verilmişti. Verilen ceza iyi hal indirimi uygulanarak 1 yıl 3 aya düşürülüp hükmün açıklanması geri bırakılmıştı. Verilen karara İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi’nden avukat Hafize Hilal Koçak itiraz etmişti.

“Kedi kaçmaya çalışmasına rağmen sanık yaklaşık 5 dakika boyunca kediyi kovalayıp tekmeleyerek ve üzerine basıp ezerek öldürdü”

Dosyayı inceleyen Küçükçekmece 4. Ağır Ceza Mahkemesi, sanık İbrahim Keloğlan’ın “evcil hayvanı kasten öldürme” suçundan yapılan yargılama sonucunda Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiğini belirtti. Olaya ilişkin incelenen görüntülerde Keloğlan’ın site sakinleri ve müşteki tarafından beslenip bakımı yapılan kediyi asansörde görmesi üzerine saldırıp tekme vurduğu, kedi asansörden kaçtıktan sonra peşinden giderek koridora sıkıştırdığı, kapıları kapatıp kedinin kaçmasını engelleyerek defalarca tekme attığı, kedinin kaçmaya çalışmasına rağmen sanığın eylemini ısrarlı bir şekilde devam ettirip yaklaşık 5 dakika boyunca kediyi kovalayıp tekmeleyerek ve üzerine basıp ezerek öldürdüğü kaydedildi.

“Öldürme olayı acımasızca ve zalimce gerçekleştirildi”

Sanığın ısrarlı takip ederek yaklaşık beş dakika boyunca acımasızca ve zalimce gerçekleştirdiği öldürme olayında kusurunun ağırlığı, suçun işleniş biçimi, ortaya çıkan kastının yoğunluğu göz önüne alınarak temel cezanın üst hadde yakın olacak şekilde belirlenmesi gerektiği kararda kaydedildi.

“Sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi bu tür fiillere eğilimi olan kişileri cesaretlendirebilir”

Kararda “İşlenen suç ile verilen cezalar arasında orantısızlık olması ya da hiç ceza verilmemesi durumunda bu tür eylemlerin önlenmesini sağlayabilecek caydırıcı bir etki ortaya koymaktan oldukça uzak kalınacağı” ifadelerine yer verildi. Sanığın gerçekleştirdiği eylemin niteliği ve ağırlığı dikkate alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi, cezadan muaf tutulması sonucunu doğurabileceği belirtildi. Kararda “Ulaşılan bu sonucun bu tür olaylara karışan kişilere hoşgörü ile yaklaşıldığı izlenimi uyandıracağı ve bu tür fiillere eğilimi olan kişileri cesaretlendirebileceği gibi bireylerin bu kapsamda devlete ve adalet mekanizmalarına olan güvenlerini de zedeleyeceği açıktır” diye belirtildi.

Kararın kaldırılmasına karar verildi

Sanığın gerçekleştirdiği eylemin niteliği ve ağırlığı dikkate alındığında sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi cezadan muaf tutulması sonucunu doğuracağından usul ve yasaya aykırı görülerek itirazın kabulüne karar verildi. Küçükçekmece 4. Ağır Ceza Mahkemesi, Küçükçekmece 16. Asliye Ceza Mahkemesi’nin kararının kaldırılmasına hükmetti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/basaksehirde-kediye-iskence-eden-ibrahim-keloglan-hakkinda-verilen-karar-kaldirildi/feed/ 0
Julian Assange ABD’ye iade davası 20 Şubat’ta görülecek https://www.haber28.com.tr/julian-assange-abdye-iade-davasi-20-subatta-gorulecek/ https://www.haber28.com.tr/julian-assange-abdye-iade-davasi-20-subatta-gorulecek/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:12:40 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7348 Sızdırılan gizli belgelerin yayımlandığı Wikileaks’in kurucusu Julian Assange ABD’ye iade davası, 20 Şubat’ta Yüksek Mahkeme’de görülecek.

İngiltere’de 2019’dan bu yana hapishanede olan Assange’ın, ABD tarafından 2010-2011 yıllarında gizli askeri belgeleri sızdırdığı gerekçesiyle iadesi isteniyor.

Julian Assange kimdir, Wikileaks nedir?

Assange, ergenlik yıllarda bilgisayar programcısı olarak şöhret kazandı.

1995’te ülkesi Avustralya’da bilgisayar korsanlığı suçlamasıyla cezaya çarptırıldı ancak bunu bir kez daha yapmayacağına söz vermesi üzerine hapse girmedi.

2006’da Wikileaks websitesini kurdu. Wikileaks bugüne kadar on milyondan fazla gizli belgeyi yayımladığını iddia ediyor. Belgeler arasında savaş, casusluk ve yolsuzlukla bağlantılı resmi raporlar da var.

2010’da ABD ordusuna ait helikopterden çekilmiş ve Irak’ın başkenti Bağdat’ta 18 sivilin öldürülüş anını gösterdiği belirtilen bir video Wikileaks’te yayınlandı.

Bunlarla birlikte ABD ordusunun eski istihbarat analisti Chelsea Manning’in sızdırdığı binlerce gizli belge de Wikileaks’te yayımlandı.

Bu belgelere göre ABD ordusu Afganistan savaşı sırasında yüzlerce sivili öldürmüş ancak bunlar resmi raporlara girmemişti.

ABD hükümeti Wikileaks’e nasıl tepki verdi?

2019’da ABD Adalet Bakanlığı sızıntıyı ülkenin “tarihindeki en büyük gizli bilgi ifşalarından biri” olarak tanımladı.

ABD yetkililerinin avukatları, bilgilerin yayımlanmasının Afganistan ve Irak’ta adı geçen kişileri “ciddi zarar, işkence ve hatta ölüm riskiyle karşı karşıya bıraktığını” söyledi.

Assange ise dosyaların ABD silahlı kuvvetleri tarafından gerçekleştirilen ciddi ihlalleri ortaya çıkardığını ve kendisine karşı açılan davanın siyasi amaçlı olduğunu vurguladı.

Gizli bilgileri elde etmek amacıyla askeri veritabanlarına sızmak üzere komplo kurmakla suçlandı ve 18 suçtan yargılanmasına karar verildi.

ABD yetkilileri, Assange’ın ABD’ye iade işlemlerini başlattı.

Avukatları suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasıyla karşı karşıya kalacağını söylüyor. Ancak ABD hükümeti dört ila altı yıl arası bir hapis cezasının daha muhtemel olduğunu söylüyor.

Julian Assange neden ABD’ye iade edilmedi?

ABD’nin 2019’daki iade talebi bir dizi duruşmanın ardından alındı ancak Assange bu kararın bozulması için yıllarca mücadele etti.

2019’da ayrı bir suçtan Londra’nın yüksek güvenlikli Belmarsh Cezaevi’ne gönderildi ve firar geçmişi nedeniyle ABD’deki iade davası devam ederken orada tutuldu.

2021’de Yüksek Mahkeme, akıl sağlığının zayıfladığı ve ABD’deki bir hapishanede intihar edebileceği iddialarını dikkate almayarak, iadesine karar verdi.

Karar 2022’de Yüksek Mahkeme ve dönemin İçişleri Bakanı Piri Patel tarafından onaylandı.

Assange 20 ve 21 Şubat 2024’te yeniden Yüksek Mahkeme’ye çıkacak. Patel’in verdiği iznin yeniden görüşülmesini ve 2021’de alınan mahkeme kararının bozulmasını isteyecek.

Destekçileri bunun karşılaştığı son yasal sınav olabileceğini söylüyor.

Assange’ın avukatları Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) davasının 2022’de değerlendirilmesini talep etmiş, ancak mahkeme duruşma yapılmadan davayı reddetmişti.

Julian Assange neden Ekvador Büyükelçiliği’nden ayrıldı?

İsveç 2010 yılında Assange’ın ülkedeyken bir kadına tecavüz ettiği ve bir diğerini de taciz ettiği suçlamalarıyla hakkında yakalama emri çıkardı.

Assange iddiaların “temelsiz” olduğunu söyledi.

İsveç İngiltere’den tutuklanan ve kefaletle serbest bırakılan Assange’ı iade etmesini istedi.

İki yıl süren yasal mücadelenin ardından 2012’de İngiltere Anayasa Mahkemesi Assange’ın İsveç’e sorgulanmak üzere iade edilmesine karar verdi.

Ancak Assange, İsveç’e giderse ABD’ye iade edileceğini iddia ederek bunun yerine Ekvador Büyükelçiliği’nden siyasi sığınma talep etti.

Dönemin Wikileaks destekçisi Ekvador Cumhurbaşkanı Rafael Correa Assange’ın sığınma başvurusunu kabul etti.

Assange büyükelçilikte yedi yıl geçirdi ve burada şarkıcı Lady Gaga ve oyuncu Pamela Anderson dahil ünlüler tarafından ziyaret edildi.

Nisan 2019’da Ekvador’un yeni Cumhurbaşkanı Lenin Moreno, “saygısız ve saldırgan davranışları”, kişisel hijyeniyle ilgili şikayetler ve büyükelçiliğin güvenlik dosyalarına eriştiğine dair şüpheler nedeniyle Assange’ın büyükelçiliği terk etmesini istedi.

Assange, İngiliz polisi tarafından büyükelçilik içinde tutuklandı ve ardından kefalet koşullarını ihlal ederek İsveç’e iade edilmek üzere teslim olmadığı gerekçesiyle yargılandı.

Kendisine 50 hafta hapis cezası verildi.

Kasım 2019’da İsveçli yetkililer, zaman aşımı gerekçesiyle Assange aleyhindeki davayı geri çekti.

Julian Assange’ın eşi Stella Assange kimdir?

Assange, uzun süredir birlikte olduğu avukat Stella Moris ile 2022 yılında Belmarsh hapishanesinde evlendi.

İlişkileri 2015 yılında başlayan çiftin, Assange Ekvador Büyükelçiliği’nde yaşarken ebeveynlik ettiği iki çocukları var.

Stella Assange, Julian Assange’ın iadesine karşı kampanya yürüten ünlü modacı Vivienne Westwood tarafından tasarlanan bir gelinlik giyinmişti.

Törene Assange’ın babası ve erkek kardeşinin yanı sıra her iki çocuğu da katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/julian-assange-abdye-iade-davasi-20-subatta-gorulecek/feed/ 0
İzmir’de Taksici Cinayeti Davası Başladı: Sanık Suçunu İtiraf Etti https://www.haber28.com.tr/izmirde-taksici-cinayeti-davasi-basladi-sanik-sucunu-itiraf-etti/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-taksici-cinayeti-davasi-basladi-sanik-sucunu-itiraf-etti/#respond Tue, 20 Feb 2024 00:24:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6255 İzmir’de, taksici Oğuz Erge’yi 3 kurşunla öldüren Delil Aysal’ın yargılandığı davanın ilk duruşması görüldü. Sanık, mahkemede kendisine izletilen görüntülerin ardından suçunu itiraf etti, ailesiyle ekonomik sorun yaşadığı için kendisini öldürmek istediğini, daha sonra da taksiciyi tabancayla vurduğunu öne sürdü.

Gaziemir ilçesinde, 31 Ocak 2024 günü meydana gelen olayda taksici Oğuz Erge (44), soğukta üşümesin diye aldığı müşterisi Delil Aysal (19) tarafından 3 kurşunla vurularak öldürülmüştü.

Cinayet anı araç içindeki kameraya yansırken, görüntüler tüm Türkiye’yi yasa boğmuştu. “Bazı insanlara güvenmeyeceksin” dediği duyulan katilin, yaralı taksi şoförüne tokat atıp daha sonrada araçtan ayrıldığı anlar kameralara yansımıştı.

Katil hakim karşısında: Görüntüleri izledi, kabul etti

Katil Delil Aysal, ‘nitelikli kasten öldürme’, ‘nitelikli yağma’ ve ‘ruhsatsız silah taşıma’ suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle 10. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Duruşmaya; tutuklu sanık Delil Aysal, taraf avukatları, taksici Oğuz Erge’nin yakınları da katıldı.

Savunma için söz verilen katil Delil Aysal, kamera görüntülerini kabul ettiğini ancak seste oynama olduğunu ileri sürerek, “Ben taksiciye ‘kimseye güvenme’ demedim. Psikolojik sıkıntılarım var. Bu nedenle hastanede de yattım. Olay gecesi uyuşturucu hap ve alkol kullanmıştım. Silahta 5 kurşun vardı; 3’ünü taksi şoföründe, 2’sini de havaya ateş ederek kullandım. Pişman oldum” dedi.

Mahkeme başkanı: “Neden sağ kapıdan binip şoförün arkasına geçtin?”

Mahkemede, olay gününe ait Kent Güvenlik Yönetim Sistemi ve araç içi kamera görüntüleri de izlettirildi. Mahkeme başkanı Delil Aysal’a, olay günü taksiye sağ arka kapıdan binmesine rağmen neden şoförün kör noktasına gelen sol arka koltuk kısmına geçtiğini sordu. Sanık ise o an bu durumu fark etmediğini öne sürdü.

“Madde etkisindeydim”

Sanık savunmasında madde kullandığını ifade ederek, “Amacım zarar vermek değildi. Madde etkisindeydim. Sıkıntılarım vardı” derken, mahkeme heyeti, “Sen o sıkıntıların cezasını başkalarından mı çıkarttın? Olayın öncesinde de silahını çıkartıyorsun. Maktulü öldürmek için mi keyif almak için mi ateş ediyorsun? Uzun süre başında duruyorsun. Erge’nin öleceği kesin” deyince sanık Aysal, amacının kendisini öldürmek olduğunu söyledi.

Gasp iddialarıyla ilgili soruya yanıt veren Aysal, “Ben para almadım” dedi. Mahkeme başkanının, taksicinin telefonunu neden aldığı yönündeki soruya da, ailesini arayıp durumu haber vermek için telefonu aldığını söyledi.

“Babamın telefonundan beni aradı, yeri tarif etti”

Oğuz Erge’nin kızı N.E.’de (16) mahkemede konuştu. N.E., “Babamın telefonundan beni aradı, yeri tarif etti. Ağır yaralı olduğunu söyleyip ‘ambulans çağır’ dedi. Önce annemi, sonra amcama haber verdim, şikayetçiyim” dedi.

Oğuz Erge’nin 7 ay önce boşandığı eşi Nevra Karaman da, boşanmalarına rağmen eski eşinin çocukları için evin geçimini sağladığını, sanıktan şikayetçi olduklarını söyledi.

“Babam iyilik yaptı”

Bir suçtan dolayı cezaevinde bulunan Oğuz Erge’nin oğlu Mustafa Erge ise SEGBİS ile duruşmaya katılarak, “Sanık, intihar etmek istediğini söylüyor; ama taksiye maskeyle biniyor. İntihar edecek bir kişi alerjisini düşünür mü? Babam iyilik yaptı. Diyecek çok şeyim var; ancak mahkemede söyleyemiyorum. Şikayetçiyim” dedi.

Avukatı tutuksuz yargılama istedi

Delil Aysal’ın avukatı da, sanığın daha önce hastanede yattığını ifade ederek, cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığının kontrol edilmesini mahkemeden talep etti. Sanığın kaçma ihtimalinin bulunmadığını söyleyen avukat, Aysal’ın tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edilmesini istedi.

Mahkeme heyeti, sanığın tedavi gördüğünü belirttiği Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden cezai ehliyetinin bulunup bulunmadığı yönündeki raporun mahkemeye getirilmesine, olayda bugün dinlenmesi gereken iki sanığın bir sonraki celseye zorla getirilmesine karar vererek, duruşmayı 8 Mart 2024 gününe ertelendi.

Celil Anık: “Davanın takipçisiyiz”

Duruşmanın ardından İzmir Şoförler ve Otomobilciler Odası Başkanı Celil Anık, adliye önünde açıklamada bulundu. Davanın takipçisi olacaklarına vurgulayan Anık, “Gayet soğukkanlı; bazı şeyleri kabul etmiyor, gayet pişkin bir arkadaş. İnşallah bir sonraki duruşmada en ağır cezayı alır” sözlerine yer verdi. – İZMİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-taksici-cinayeti-davasi-basladi-sanik-sucunu-itiraf-etti/feed/ 0
Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/ https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/#respond Mon, 19 Feb 2024 00:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6071 Beylikdüzü’nde 4 yaşındaki oğlunu öldüren anneye akıl sağlığı yerinde olmadığı gerekçesiyle ceza verilmedi

“Sanık anne: “Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum, başka biri yaptı gibi ben yapmadım sanki”

Sanık anne: “Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum”

İSTANBUL – Beylikdüzü’nde oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldüren Sarah Olabi’nin yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Olabi’nin akıl hastası olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verirken, sanık anne duruşmadaki son savunmasında “Olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Beylikdüzü’nde 19 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu Sarah Olabi, oğlu Mohammad Tahan’ı kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldürmüştü. Olaya ilişkin yargılanan sanık Olabi hakkında karar açıklandı. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, sanık Sarah Olabi tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, sanığın suç tarihi itibariyle cezai ehliyetinin olmadığı yönünde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Davaya ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 4 yaşındaki öz oğlunu kesici delici aletle kesmek suretiyle öldürdüğünün sabit olduğunu aktardı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edildiğinden ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Mütalaada sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Olabi, mahkemeye “Yani tahliye olacak mıyım?” diye sordu. Olabi savunmasının devamında ağlayarak “Ben olaya hala inanmıyorum, olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, Olabi’nin ‘nitelikli kasten öldürme’ suçu sabit olmakla birlikte, akıl hastası olması nedeniyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verdi. Öte yandan kararı duyan sanık anne, mahkemeye teşekkür etti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Sarah Olabi’nin olay tarihinden bir hafta önce babasını ziyaret etmek için İstanbul’a geldiği ve babasının evinde kaldığı anlatılmıştı. Sarah Olabi iddianamede yer verilen savunmasında, “11 yıldır psikolojik rahatsızlığım nedeniyle ilaç kullandım. Olaydan bir hafta önce İstanbul’a annem ve bebeğimle geldik. İstanbul’da rahatsızlığım arttı. Bebeğimle beraber babamın ikamet ettiği eve gittik. Gece rüyamda kabus gördüm. Kabusta oğlumu benden alacaklarını gördüm. Almasınlar diye oğluma sarıldım ve ağzını kapattım, ağzından kan geldiğini gördüm. Yatağa bıraktım. Bebeğimi hareketsiz olarak görünce mutfağa gidip bıçak aldım ve odaya geri döndüm. Kendimi öldürmek için bileklerimi ve göğsümü kestim. Ben öldükten sonra bebeğimi almasınlar diye bebeğimi de kestim. Daha sonra kendimi kaybettim. Olanları hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde dilimin bir parçasını keserek kopan parçayı bebeğimin yanına attım. Kapının çaldığını duydum. Kimse görmesin diye kaldığım odanın kapısını açmadım. Kimseye zarar vermek istemedim. Gece gördüğüm kabustan dolayı gerçekleşti. Bebeğimi benden alacaklar diye kendimi kaybettim” ifadelerini kullanmıştı. İddianamede Sarah Olabi hakkında ‘kendisini savunamayacak çocuğu canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-4-yasindaki-oglunu-olduren-anneye-akil-sagligi-yerinde-olmadigi-gerekcesiyle-ceza-verilmedi/feed/ 0
Beylikdüzü’nde Oğlunu Öldüren Anneye Cezai Ehliyet Yok https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-oglunu-olduren-anneye-cezai-ehliyet-yok/ https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-oglunu-olduren-anneye-cezai-ehliyet-yok/#respond Sun, 18 Feb 2024 23:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=6062 Beylikdüzü’nde oğlu Mohammad Tahan’ı (4) kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldüren Sarah Olabi’nin yargılandığı davada karar açıklandı. Mahkeme Olabi’nin akıl hastası olması nedeniyle ceza verilmesine yer olmadığına karar verirken, sanık anne duruşmadaki son savunmasında “Olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Beylikdüzü’nde 19 Şubat 2022 tarihinde meydana gelen olayda, yabancı uyruklu Sarah Olabi, oğlu Mohammad Tahan’ı (4) kalbinden bıçaklayıp boğazını keserek öldürmüştü. Olaya ilişkin yargılanan sanık Olabi hakkında karar açıklandı. Bakırköy 24. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen karar duruşmasında, sanık Sarah Olabi tutuklu bulunduğu cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı. Duruşmada taraf avukatları da hazır bulundu. Duruşmada mahkeme başkanı, sanığın suç tarihi itibariyle cezai ehliyetinin olmadığı yönünde hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunun mahkemeye ulaştığını belirtti. Davaya ilişkin mütalaasını açıklayan cumhuriyet savcısı, sanığın 4 yaşındaki öz oğlunu kesici delici aletle kesmek suretiyle öldürdüğünün sabit olduğunu aktardı. Savcı, Adli Tıp Kurumu raporu ile sanığın cezai sorumluluğunun bulunmadığı tespit edildiğinden ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini talep etti. Mütalaada sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verilmesi istendi.

Mütalaaya karşı diyecekleri sorulan sanık Olabi, mahkemeye “Yani tahliye olacak mıyım?” diye sordu. Olabi savunmasının devamında ağlayarak “Ben olaya hala inanmıyorum, olanları kötü bir rüya olarak düşünüyorum. Çocuğumu kaybettim hala inanmıyorum. Başka biri yaptı gibi, ben yapmadım sanki. Ben çocuğumu seviyorum tahliye istiyorum” dedi.

Kararını açıklayan mahkeme, Olabi’nin ‘nitelikli kasten öldürme’ suçu sabit olmakla birlikte, akıl hastası olması nedeniyle sanığa ceza verilmesine yer olmadığına hükmetti. Mahkeme sanığın yüksek güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedbir altına alınmasına karar verdi. Öte yandan kararı duyan sanık anne, mahkemeye teşekkür etti.

İddianameden,

Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, Sarah Olabi’nin olay tarihinden bir hafta önce babasını ziyaret etmek için İstanbul’a geldiği ve babasının evinde kaldığı anlatılmıştı. Sarah Olabi iddianamede yer verilen savunmasında, “11 yıldır psikolojik rahatsızlığım nedeniyle ilaç kullandım. Olaydan bir hafta önce İstanbul’a annem ve bebeğimle geldik. İstanbul’da rahatsızlığım arttı. Bebeğimle beraber babamın ikamet ettiği eve gittik. Gece rüyamda kabus gördüm. Kabusta oğlumu benden alacaklarını gördüm. Almasınlar diye oğluma sarıldım ve ağzını kapattım, ağzından kan geldiğini gördüm. Yatağa bıraktım. Bebeğimi hareketsiz olarak görünce mutfağa gidip bıçak aldım ve odaya geri döndüm. Kendimi öldürmek için bileklerimi ve göğsümü kestim. Ben öldükten sonra bebeğimi almasınlar diye bebeğimi de kestim. Daha sonra kendimi kaybettim. Olanları hatırlamıyorum. Kendime geldiğimde dilimin bir parçasını keserek kopan parçayı bebeğimin yanına attım. Kapının çaldığını duydum. Kimse görmesin diye kaldığım odanın kapısını açmadım. Kimseye zarar vermek istemedim. Gece gördüğüm kabustan dolayı gerçekleşti. Bebeğimi benden alacaklar diye kendimi kaybettim” ifadelerini kullanmıştı. İddianamede Sarah Olabi hakkında ‘kendisini savunamayacak çocuğu canavarca hisle veya eziyet çektirerek kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası talep edilmişti. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/beylikduzunde-oglunu-olduren-anneye-cezai-ehliyet-yok/feed/ 0
Adana’da Hasan Alpargün Apartmanı davası ertelendi https://www.haber28.com.tr/adanada-hasan-alpargun-apartmani-davasi-ertelendi/ https://www.haber28.com.tr/adanada-hasan-alpargun-apartmani-davasi-ertelendi/#respond Fri, 09 Feb 2024 08:12:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4649 Adana’da 96 kişinin öldüğü Hasan Alpargün Apartmanı’nın yıkılmasına ilişkin açılan davanın ikinci duruşmasında tutuklu müteahhit Hasan Alpargün yaşını gerekçe gösterip serbest bırakılmasını isterken, mahkeme heyeti ek bilirkişi raporu talep edip duruşmayı erteledi. Kayıp yakını ve dava avukatı Beşir Ekinci, “Sanığın iddia ettiği kolon kesme iddiaları bu mahkemede tamamen çürütüldü. Bu iddia artık söz konusu değil” dedi.

Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depreminde Adana’nın merkez Çukurova ilçesini Güzelyalı Mahallesi’nde 96 kişinin ölümü ile sonuçlanan Hasan Alpargün Apartmanı’nın yıkılması ile ilgili açılan davanın ikinci duruşması Adana 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. “Taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan 22 yıl 6 aya kadar hapis cezası istemiyle açılan davada tutuklu yargılanan sanık Hasan Alpargün duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile katıldı.

“Kolon kesildiği için bina yıkıldı, tahliyemi istiyorum”

İlk duruşmadaki savunmasını yineleyen Alpargün, “Yasal tüm şartları sağladım. Zemin etüdü yaptırdım, iskanı zamanında aldım. Hiçbir suç ve kabahatim yoktur. İTÜ raporu da bu yöndedir. 73 yaşındayım ve hastalıklarım var, burada tedavi olamıyorum. Tahliyemi istiyorum. Benim yaptığım binada hiçbir sorun yok. Kolon kesildiği için bu bina yıkıldı” dedi.

Sanığın ardından duruşmaya katılan müştekilerin ifadeleri dinlendi. Duruşmada arama kurtarma çalışmalarına katılanlar betonların vinçle kaldırılırken dağıldığını, taşları elle kırabildiklerini belirtti.

Cumhuriyet savcısı, sanığın binanın neden yıkıldığı ve sanığın kusur durumuna ilişkin bilirkişi raporu alınması, bu aşamada sanığın mevcut halinin devamına karar verilmesi ve eksik hususların giderilmesi yönünde mütalaasını bildirdi.

Mahkeme heyeti, Alpargün’ün tutukluluk halinin devamına, binanın neden yıkıldığı ve binanın yıkılmasında müteahhit olan sanığın kusur durumuna ilişkin Konya Teknik Üniversitesinden bilirkişi raporu alınmasına ve eksik hususların giderilmesine karar vererek duruşmayı 27 Haziran’a erteledi.

“Sonuna kadar süreci takip edeceğiz”

Duruşma sonrası Hasan Alpargün Apartmanı’nda hayatını kaybedenlerin yakınları adına avukat Beşir Ekinci gazetecilere açıklamalarda bulundu. Ekinci, “Ben, meslektaşlarım ve aileler duruşmayı son ana kadar bütün dikkatimizle izledik. Mahkeme, sunduğumuz tüm delilleri, taleplerimizi, tanık beyanlarımızla beraber yeniden ve kapsamlı bir rapor alınarak dosyaya sunulmasını talep etti. Yine sanığın iddia ettiği kolon kesme iddiaları bu mahkemede tamamen çürütüldü. Bu iddia artık söz konusu değil. Ben ve arkamda görmüş olduğunuz meslektaşlarım ve aile yakınları olarak bizim gözlerimizde acı var, üzüntü var, keder var, hüzün var, ama tek bir şey yok o da korku. Hiçbir zaman da olmayacak. Sadece bu celse değil bundan sonraki bütün celselerde burada olduğu gibi yılmadan, dimdik ayakta giden canlarımızın hesabını sormak için süreci sonuna kadar takip edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Ayrıca Avukat Ekinci, sanık Hasan Alpargün, duruşmada hiçbir suçunun olmadığını öne sürdüğünü söyledi.

Alpargün Apartmanı’nda ki depremde anne, baba ve ağabeyini kaybeden Azem Yaren Coşkun ise adalet beklediklerini söyledi. Coşkun, “Mahkemenin tekrardan bilirkişi raporu aldırmasına yönelik ara karar çıkarması gerçekten bizi rahatlattı. Beklediğimiz bir karardı. İnşallah hak ettiğimiz sonucu alacağız. Bu şahsın gerekli cezayı almasını bekliyoruz” dedi. – ADANA

]]>
https://www.haber28.com.tr/adanada-hasan-alpargun-apartmani-davasi-ertelendi/feed/ 0
Balıkesir’de Şiddet Mağduru Kadının Beraat Kararı Bozuldu https://www.haber28.com.tr/balikesirde-siddet-magduru-kadinin-beraat-karari-bozuldu/ https://www.haber28.com.tr/balikesirde-siddet-magduru-kadinin-beraat-karari-bozuldu/#respond Sun, 04 Feb 2024 08:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4178

BALIKESİR’de eşi Murat Aydın’ı (31) kendisine şiddet uygulayıp, ölümle tehdit ettiği gerekçesiyle pompalı tüfekle 2 el ateş ederek öldüren Rümeysa Aydın (28) hakkında ‘meşru müdafaa’ kapsamında verilen beraat kararı, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’nce (BAM) bozuldu. BAM 1’inci Ceza Dairesi’nde yeniden yargılanan Aydın, önce ağırlaştırılmış müebbet hapse, ardından ‘haksız’ ve ‘iyi hal’ indirimleri ile bu kez 10 yıl 10 ay hapis cezasına çarptırıldı.

Olay, 2021 Ağustos ayında Karesi ilçesi kırsal Ziyaretli Mahallesi’nde meydana geldi. 2 çocuk annesi Rümeysa Aydın, kendisine sürekli şiddet uygulayıp, ölümle tehdit ettiğini iddia ettiği eşi Murat Aydın’ı pompalı tüfekle evlerinin avlusunda öldürdü. Cinayet sonrası yakalanıp, tutuklanan Rümeysa Aydın hakkında Balıkesir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan dava açıldı. 7,5 ay süren yargılama sonrası mahkeme heyeti, 4 Mart 2022’deki karar duruşmasında ‘meşru müdafaa’ kapsamında Rümeysa Aydın’a beraat kararı verip, tahliye etti.

BAM’DA BİR KEZ DAHA YARGILANDI

Cumhuriyet savcısı ile Murat Aydın’ın ailesinin avukatlarının itirazı sonucu dava dosyası, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi’ne (BAM) taşındı. İtirazın kabul edilmesi ile Rümeysa Aydın, Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi’nde yargılandı. Rümeysa Aydın ile taraf avukatlarının hazır bulunduğu duruşmada, savcının itiraz gerekçesi okundu. Gerekçede, “Yaşanan olay bir bütün halinde düşünüldüğünde, sanık istese evde bulunan tüfekle de eylemi gerçekleştirebileceği gibi, maktul evden çıktıktan sonra, evde bulunan tüfeği almak yerine olay yerinden ayrılabilirdi. Olayın gelişimine göre sanık ile maktul arasındaki mesafe, sanığın 2 el ateş etmesi, hedef alınan bölgenin göğüs kısmı olup, maktulün vurulduğu yer ve konumu ile maktulün vurulma anında elinde tüfek bulunmaması nedeniyle olayın meşru müdafaada kalmadığı anlaşılmaktadır. Eylemin işleniş şekli ile dosyada bulunan bilgi ve belgelerin, sanığın maktulü olay öncesi darbettiğine yönelik iddiaları destekler şekilde olduğu görülmektedir. Bu kapsamda sanığın ‘eşe karşı haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan’ cezalandırılması gerekmektedir” denildi.

‘TÜFEĞİ ALIP, GELECEĞİNİ DÜŞÜNDÜ’

Rümeysa Aydın da yaptığı savunmada, 2014 yılında kaçarak evlendiği Murat Aydın’ın, evlilik sonrası uyuşturucu kullanıp, kendisine sürekli olarak aile içinde şiddet uyguladığını söyledi. Eşinin, kendisini aldattığını da düşündüğünü söyleyen Aydın, olaydan önce eşinin çocuklarının odasına gelip, bardakları kendisine göstererek, ‘Buraya birileri geldi, beni aldatıyorsun’ diyerek şiddet uyguladığını, daha sonra döverek kıyafetlerini çıkartıp, vücudunda ilişki sırasında olabilecek iz aradığını belirtti.

Eşinin son 1 yıldır metamfetamin kullandığını ve halüsinasyonlar gördüğünü iddia eden Aydın, “Olaydan önce kayınvalidemi arayıp, kendisine, ‘Siz ikimizden birinin ölmesini mi bekliyorsunuz’ diye sordum. Olay günü Murat eve gelip, telefonumu karıştırdıktan sonra, kendi kafasına vurup, ‘Sen beni biriyle aldattın. Sen bittin, son duanı et’ dedi. Bahçeye çıkıp, araca yöneldi. Araçta olan tüfeği alıp, geleceğini düşündüm. Bunun üzerine içeri girip, evdeki tüfeği aldım. ‘Murat’ diye seslendim, koşarak geldi. ‘Dur artık, bana boşu boşuna işkence ediyorsun’ dedim. Elimdeki tüfeği almaya çalıştı. Bu sırada korku ve panik nedeniyle dolu olduğunu bilmediğim tüfeğin tetiğine parmağım gitti. Gözümü kapattım. Tetiğe bir kez bastım. Patlama sesi duydum. Gözümü açtığımda yere düşmüştü. Bezle yaralandığı yere tampon yapmak istedim. Bu esnada 112’yi aradım. Murat’ı vurduğumu söyleyerek ihbarda bulundum” dedi.

OY BİRLİĞİ İLE HAPİS CEZASI VERİLDİ

Tarafları dinleyen mahkeme heyeti, oy birliği ile Balıkesir 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat hükmünü bozarak, Rümeysa Aydın’a ‘eşe karşı kasten öldürme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verdi. Heyet, ‘haksız tahrik’ ve sanığın duruşmadaki ‘iyi hali’ni dikkate alarak verilen bu cezayı 10 yıl 10 aya düşürürek, adli kontrol şartı verdiği Aydın’a yurt dışına çıkış yasağı getirdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/balikesirde-siddet-magduru-kadinin-beraat-karari-bozuldu/feed/ 0
Kargocu, para karşılığı anlaştığı kadınları falakaya yatırıp görüntü çekti https://www.haber28.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti-2/ https://www.haber28.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti-2/#respond Mon, 29 Jan 2024 08:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3804 KAYSERİ’de para karşılığı anlaştığı iddia edilen kadınları falakaya yatırıp, görüntü çeken kargocu Erkan T.’ ye (35) istinaf mahkemesince ‘fazla ceza’ verildiği gerekçesiyle yeniden yargılandığı davada ‘müstehcenlik’ suçundan 1 yıl 6 ay 22 güne düşürülen hapis cezası kararının gerekçesi açıklandı. Mahkeme gerekçesinde, sanığın cep telefonunda depolanmış halde birden çok farklı tarihlerde yüklenmiş video bulunduğuna yer vererek, “Sanığın, ‘müstehcenlik’ suçunu birden fazla kez işlediği anlaşılmış, sanığın kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmiştir. Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri de dikkate alınarak ‘iyi hal’ indirimi yapılarak, hükmün açıklanması geri bırakılmıştır” görüşünde bulundu.

Melikgazi ilçesinde kargo şirketinde çalışan, evli ve 2 çocuk babası Erkan T.’nin, maddi durumu iyi olmayan kadınları evine çağırıp, gözlerine uyku bandı takarak, ayaklarını kelepçe ve eşarp ile bağlayıp, falakaya yatırdığı iddia edildi. Erkan T.’nin, falakaya yatırdığı kadınlardan ‘güzel’ dediklerine 500 TL, ‘çirkin’ dediklerine 250 TL ödeme yaptığı öne sürüldü. Erkan T., falaka görüntülerini de kayıt altına aldı. Erkan T., başka kadınlara da çektiği videoları gönderdi. Benzer teklifte bulunduğu N.K. isimli kadının savcılığa suç duyurusu sonrası Erkan T. gözaltına alınıp, adli kontrol kararı ile serbest bırakıldı.

KAMU DAVASINDAN BERAAT

Erkan T. hakkında eşi H.T.’ye eylemleri nedeniyle ‘eşe karşı eziyet çektirme’ suçundan 2 yıldan 5 yıla kadar, ‘müstehcenlik’ suçundan da 1 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde kamu davası açıldı. Davanın geçen yıl nisan ayında görülen 3’üncü duruşmasına sanık Erkan T., ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi uygulanarak 2 yıl 1 ay hapis cezasına çarptırıldı, ‘eşe karşı eziyet’ suçundan ise delil yetersizliğinden beraat etti.

İSTİNAF BOZMA KARARI VERDİ

Sanık Erkan T.’nin avukatı Ahmet Bozkurt, karara itiraz ederek, dosyayı Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi’ne taşıdı. Avukat Bozkurt itiraz dilekçesinde, söz konusu delillerin hukuka aykırı olduğunu ve davanın zaman aşımına uğradığını öne sürerek, müvekkilinin anayasal haklarının zedelendiği gerekçesiyle ceza verilmemesi gerektiğini belirtti.

Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 7’nci Ceza Dairesi, yaptığı inceleme sonrası sanığa verilen cezanın hukuka aykırı şekilde verildiğini belirterek, bozma kararı verdi. Ceza Dairesi, sanığa verilen cezada, ilgili kanun maddelerindeki alt ve üst sınırlar arasında takdir hakkının kullanılmasının gerektiği ve bu kapsamda alt sınırdan makul oranda uzaklaşılması yerine soyut ve yetersiz gerekçeyle ve fiil ile orantılı olmayacak biçimde fazla ceza tayin edildiğini belirtti. Ceza Dairesi, dosyayı yeniden yargılama yapılması için tekrar yerel mahkemeye gönderdi.

CEZASI 1,5 YILA İNDİ

Bozma kararı sonrası Kayseri 18’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde yeniden yargılanan Erkan T. duruşmaya katılmazken, avukatı Bozkurt salonda hazır bulundu. Bozma kararına aleyhlerine olan hususları kabul etmediklerini belirten Avukat Bozkurt, “Suçun yasal unsurlarının oluşmadığı kanaatindeyiz. Müvekkilin bu videoları, kendi telefonunda taşıdığına dair dosyada veri yoktur. Bu nedenle bu suçtan beraatini istiyoruz” dedi. Mahkeme hakimi, Erkan T.’yi, ‘müstehcenlik’ suçundan ‘iyi hal’ indirimi de uygulanarak 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezasına çarptırdı ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verdi.

‘ZORLA DEĞİL, RIZAYLA’

Söz konusu videolarda zorlama olmadığını söyleyen Erkan T., ilk duruşmada verdiği ifadesinde, “Eşimin rızası ile oldu. Bir kez de ismini H. olarak bildiğim bir kadın ile rızası dahilinde bir video çektim. Kimseye benzer bir uygulama yapmadım. Kimseyi zorlamadım. Bu videoyu bir yerde paylaşmadım. Çünkü bu tarz videonun yasak olduğunu öğrendim. Videoların daha sonra nasıl yayıldığını bilmiyorum. Bu videolar emniyet tarafından sızdırılmış olabilir. Hiçbir yerde paylaşmadım. Cep telefonumda tespit edilen videolar, bu tarz internet sitelerinden aldığım videolardır. Bu tarz videoları yüklerken kadınların çıplak ya da giyinik olduklarına bakmadım. Bu durum beni ilgilendirmiyordu. Bu videoları örnek olsun diye yükledim, ardından sildim. N. isimli kadına bu tarz videolar çekip, paylaşmak istediğimi söylemiştim. O da kendisinin de merak ettiğini söylemişti. Daha sonra N. ile bu tarz paylaşım yaparak para kazanacağımızı düşündüm” demişti.

‘FANTEZİ AMACIYLA 1 KEZ YAPTIK’

Eşinden şikayetçi olmadığını söyleyen H.K. ise şunları anlatmıştı:

“Bana karşı zorla bir eylemi olmadı. Bir video izletti ve bu şekilde video çekme teklifinde bulundu. İlk başta bu teklifi kabul etmedim. Fakat daha sonra kendi rızam ile bu teklifi kabul ettim. Değişiklik amacıyla bir kez yaptık. Amacımız fantezi yapmaktı. Falakaya yatırdı, ayaklarımı bağladı. Sadece acı çekiyor gibi yaptım. Kesinlikle acı çekmedim. Acı çeksem söylerdim. Şu anda salonda basın mensupları olduğu için rahat konuşamıyorum. Ama söylemek istemediğim cinsel arzular da vardı. Benim yanımda herhangi başka bir kadına, eşim benzer bir uygulama yapmadı. Yayınlayıp, para kazanmaktan bahsetmedi. Şikayetçi değilim.”

GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme, sanık Erkan T.’ye verilen 1 yıl 6 ay 22 gün hapis cezası kararının gerekçesini açıkladı. Mahkeme gerekçesinde, “Sanığın cep telefonunda depolanmış halde birden çok farklı tarihlerde yüklenmiş video bulunduğu, video içeriklerinde kimliği belirsiz kadınların bulunduğu, kadınların ayaklarından bağlı halde falakaya yatırılmış haldeyken bir erkek tarafından sopa ile ayaklarına vurulduğu, videoların bazılarında kadınların vücudunun tamamının ya da bir kısmının çıplak olduğu, kadınların cinsel dürtü uyandıracak şekilde sesler çıkarttığı, sanığın eşi ile çektiği videolardan birinin de cinsel fantezi amacıyla çekildiği, sanığın bu şekilde şiddet kullanılarak yapılan cinsel davranışları içeren videoları farklı tarihlerde birden çok kez telefonunda depoladığı, ayrıca benzer içerikli videoları farklı tarihlerde bizzat eşi ve H. isimli başka bir kadın ile çekmek suretiyle üreterek, ‘müstehcenlik’ suçunu birden fazla kez işlediği anlaşılmış, sanığın kastının yoğunluğu gözetilerek alt sınırdan uzaklaşmak suretiyle ceza tayin edilmiştir. Cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri de dikkate alınarak ‘iyi hal’ indirimi yapılarak, hükmün açıklanması geri bırakılmıştır” ifadelerine yer verdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kargocu-para-karsiligi-anlastigi-kadinlari-falakaya-yatirip-goruntu-cekti-2/feed/ 0
İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı: Uluslararası Adalet Divanı’nın İsrail kararı tarihi bir karardır https://www.haber28.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-uluslararasi-adalet-divaninin-israil-karari-tarihi-bir-karardir/ https://www.haber28.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-uluslararasi-adalet-divaninin-israil-karari-tarihi-bir-karardir/#respond Sat, 27 Jan 2024 08:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3714 İstanbul 2 Nolu Barosu Başkanı Yasin Şamlı, Uluslararası Adalet Divanının (UAD) İsrail aleyhine açılan “soykırım” davasında ihtiyati tedbir kararı vermesine ilişkin, “Divan, uluslararası hukuk kurallarının ihlal edildiğini, insani dram yaşandığını açıkça ifade etti. Bu karar tarihi bir karardır.” dedi.

Şamlı, UAD’nin, İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına ilişkin açıkladığı ihtiyati tedbir kararına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulundu.

İnsanlık vicdanının sesinin UAD’de yankılandığını dile getiren Şamlı, Divanın kısaca “İsrail’in soykırım fiillerinin durdurulması ve soykırım delillerinin korunması” kararı verdiğini aktardı.

Şamlı, “Divan, uluslararası hukuk kurallarının ihlal edildiğini, insani dram yaşandığını açıkça ifade etti. Bu karar tarihi bir karardır. Divan, taleplerden birisi olan ‘ateşkesle saldırıların derhal durdurulması’ kararı verse çok daha iyi, hukuka daha uygun bir karar olurdu. Ancak verdiği karar da bu sonucu doğuracak niteliktedir.” diye konuştu.

Birleşmiş Milletlerin (BM) Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nin 2. maddesindeki soykırım suçunu oluşturan eylemlere değinen Şamlı, bu maddenin “a” bendinde, uluslararası hukuka göre korunan tek kişinin, gruba mensup olduğu gerekçesiyle öldürülmesinin dahi soykırım suçunu oluşturduğunu vurguladı.

Şamlı, İsrail’in binlerce kadın ve çocuğu Gazzeli olduğu için bombalarla katlettiğini vurguladı.

“İslam ve Türk dünyasında bir Uluslararası Ceza Mahkemesi mutlaka kurulmalı”

UAD’nin bu kararıyla kendi meşruiyetini de kurtardığını dile getiren Şamlı, “Çünkü insanların artık uluslararası kurumlara güveni ciddi anlamda sarsılmıştı. BM başta olmak üzere uluslararası hukuk kurumları, kuruluş amacı olan insani dramları ve soykırımları durduramamıştır. Bunun sebebi bu kurumların adalete değil de bazı ülkelere hizmet edecek şekilde yapılandırılmasıdır. Bu bakımdan İslam ve Türk dünyasında bir Uluslararası Ceza Mahkemesi mutlaka kurulmalıdır. Türkiye böyle bir kuruluşa öncülük edecek güçtedir.” ifadelerini kullandı.

Yasin Şamlı, devam edecek mahkeme sürecine ilişkin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Mahkeme başkanının ifadelerine ve ihtiyati tedbir kararının mahiyetine baktığımızda, davanın esası hakkında verilecek kararın bütün dünyanın gözü önünde İsrail’in işlediği soykırım suçunun Uluslararası Adalet Divanınca karara bağlanacağı anlaşılmaktadır. Mahkeme başkanının, suç faillerinin ‘İnsansı hayvanlarla mücadele ediyoruz.’ ve benzeri beyanlarını zikretmesi hukuki bakımdan çok önemli. Zira bu beyanlar soykırım suçunun manevi unsurunun, yani soykırım işleme iradesinin olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.”

İstanbul 2 Nolu Barosunun, Uluslararası Ceza Mahkemesine sunduğu 6 klasörlük deliller arasında fail beyanları da olduğunu belirten Şamlı, şunları kaydetti:

“Yine Gazze halkının ileriye dönük yaşayacağı fiziksel ve psikolojik acılar ile Gazze’deki çocukların yaşadığı travmanın büyüklüğü tedbir kararında etkili bir gerekçe olarak ileri sürülmüştür. Bunun yanında İsrail’in bu iddiaları reddettiği şeklinde beyanlara da yer verilmiştir. Tedbir talebinin, yargıçların büyük çoğunluğuyla kabul edilmesi umut verici olsa da aynı zamanda karar sürecinin uzamaması, adil bir hüküm verilmesinde etkili rol oynayacaktır.”

“AA’nın ‘Kanıt’ kitabı soykırım suçunu gelecek nesillere aktarması nedeniyle de çok önemli”

Şamlı, Anadolu Ajansının “Kanıt” kitabının bu davalar açısından çok büyük bir delil kaynağı olduğunu söyledi.

Kitabın, Gazze’de işlenen “soykırım”, “savaş suçu” ve “insanlığa karşı suçlar” ile “saldırı suçları” anlamında bizzat Gazze’den elde edilmiş delilleri ihtiva eden çok önemli bir eser olduğunu vurgulayan Şamlı, “Bu eserin ihtiva ettiği delillerin çıkan olumlu kararda çok büyük payının olduğunu ifade etmemiz gerekir. ‘Kanıt’ kitabı soykırım suçunu gelecek nesillere aktarması nedeniyle de çok önemlidir. Baromuz, bu delil kaynağını Uluslararası Ceza Mahkemesine de sunmuştur. Bu kitapta emeği olan herkese bütün insanlar adına çok teşekkür ediyorum.” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/istanbul-2-nolu-barosu-baskani-uluslararasi-adalet-divaninin-israil-karari-tarihi-bir-karardir/feed/ 0
Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında kararını açıklayacak https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-soykirim-davasinda-kararini-aciklayacak/ https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-soykirim-davasinda-kararini-aciklayacak/#respond Fri, 26 Jan 2024 04:00:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3599 Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Güney Afrika’nın İsrail’e karşı açtığı soykırım davasında ilk kararını bugün, TSİ 15:00’te açıklayacak.

Çoğu hukukçu mahkemenin, Güney Afrika’nın ihtiyati tedbir talebini veya bazı önleyici talepleri kabul edeceğini düşünüyor.

Hollanda’nın Lahey kentinde görülecek davada Güney Afrika Dışişleri Bakanı Naledi Pandor da bulunacak.

Öte yandan İsrail, bu taleplerin reddedileceği görüşünde.

İsrail Hükümet Sözcüsü Eylon Levy “Tabii ki mahkemenin, Güney Afrika’nın yönelttiği bu tamamen absürt suçlamaları kabul edilemez bulacağını bekliyoruz” diyor.

Dava konusu nedir?

Güney Afrika, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonuyla 1948’te imzalanan BM Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiği gerekçesiyle 29 Aralık’ta Uluslararası Adalet Divanı’na başvurdu.

Soykırım kanıtlaması en zor suçlardan biri. Zira “soykırım niyeti” için insanları öldürmenin de ötesinde fiiller gerekiyor.

Bir devletin bir ulusal, etnik veya dini grubu kısmen veya bir bütün olarak yok etmek istediğinin kanıtlanması şart.

Güney Afrika’nın, İsrail’in planının veya davranış biçiminin başka hiçbir şeyle açıklanamayacağını kabul ettirmesi gerekiyor.

Birleşmiş Milletler’in (BM) en üst mahkemesi olan ICJ, devletler arasındaki anlaşmazlıklara bakıyor.

Bugüne kadar hiçbir devlet soykırımdan suçlu bulunmadı.

ICJ 2007’de Sırbistan’ın 1995’te Bosna Hersek’te 8 bin Müslüman erkeği öldürdüğü Srebrenica Soykırımı’nı önlemekte yetersiz kaldığına hükmetmişti.

İhtiyati tedbir nedir?

Bunlar, sahadaki durumun daha da kötüleşmemesi için alınabilecek geçici kararlardır.

Çoğu uzman Güney Afrika’nın, ‘hiçbir şey yapılmazsa’ büyük hayati tehditler olacağını kabul ettirmeyi başardığını düşünüyor.

Bu davanın 11-12 Ocak’taki kısmında yapılmıştı. İsrail 12 Ocak’ta savunmasını yapmıştı.

Güney Afrika mahkemeden İsrail’e Gazze’deki savaşı durdurmas ve Gazze’ye insani yardım girişindeki sınırlamaları kaldırma emri iletmesini talep etmişti.

İsrail neden Gazze’de savaşıyor?

Gazze’de Hamas’ın kontrolündeki sağlık bakanlığının verilerine göre çoğu kadın ve çocuktan oluşan 25 bin 700’den fazla kişi hayatını kaybetti.

Gazze nüfusunun yaklaşık dörtte üçünü oluşturan 1,7 milyon kişinin de evlerini terk etmek zorunda kaldığı hesaplanıyor.

Bu çatışma 7 Ekim’de Hamas militanlarının Gazze’den İsrail’e girerek sınır bölgelerinde asker ve sivillere saldırmasıyla başladı. Militanlar en az 1.200 İsrailliyi öldürdü, 240 kişiyi de rehin aldı.

İsrail buna karşılık olarak önce Gazze’ye hava saldırılarına, ardından da karadan işgale başladı.

İsrail suçlamaya ne yanıt veriyor?

İsrail soykırım suçlamasını “çok ağır bir çarpıtma” olarak niteliyor, kendisini savunma hakkı olduğunu ve Filistinli sivilleri değil Hamas militanlarını hedef aldığını belirtiyor.

ICJ ne karar verebilir?

ICJ ihtiyati tedbir kararı verebiliyor fakat bunlar, Güney Afrika’nın talep ettiği kararlardan farklı da olabilir.

Mahkeme İsrail’e uluslararası insan hakları hukukuna uyma, Gazze’ye gidecek bir araştırma heyetini kabul etme veya insani yardım üzerindeki kısıtlamaları kaldırma emri verebilir.

Mahkemenin kararlarının hukuki bağlayıcılığı var ve herhangi bir temyiz mekanizması bulunmuyor.

Öte yandan mahkeme, devletleri kararlarını uygulamaya zorlayamıyor.

Bu davanın açılması İsrail’in soykırım işlediği anlamına mı geliyor?

Hayır. Mahkeme davayı kabul edilebilir bulmuş olsa da, bugün bir ihtiyati tedbir kararı verse de davanın sonunda bir soykırım işlenmediği sonucuna varabilir.

Bir ihtiyati tedbir kararı, ortada büyük bir riskin bulunduğu ve durum tam anlamıyla incelene kadar her şeyin durması gerektiği anlamına gelir.

ICJ’de davalar yıllar sürebiliyor.

Bir ihtiyati tedbir kararı ayrıca İsrail ve destekçilerine, eylemlerinin uluslararası incelemeye tabii olduğu mesajını verecektir.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uluslararasi-adalet-divani-guney-afrikanin-israile-karsi-actigi-soykirim-davasinda-kararini-aciklayacak/feed/ 0
İngiltere’de sığınmacıların Ruanda’ya gönderilmesini engelleyen yasal itirazlar kabul edildi https://www.haber28.com.tr/ingilterede-siginmacilarin-ruandaya-gonderilmesini-engelleyen-yasal-itirazlar-kabul-edildi/ https://www.haber28.com.tr/ingilterede-siginmacilarin-ruandaya-gonderilmesini-engelleyen-yasal-itirazlar-kabul-edildi/#respond Thu, 18 Jan 2024 08:48:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2941 İngiltere’de sığınmacıların Ruanda’ya gönderilmesini engelleyen yasal itirazları durdurmayı amaçlayan tasarı, Avam Kamarası’nda 276’ya karşı 320 oyla kabul edildi. İktidardaki Muhafazakar Parti’den 11 milletvekili tasarıya ret oyu verdi. Yasa tasarısı Lordlar Kamarası’nda görüşülecek.

Tasarının Lordlar Kamarası’nda çok sert şekilde eleştirilmesi bekleniyor. Lordların reddetmesi halinde, tasarı yeniden Avam Kamarası’nda görüşülecek.

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, görevi süresince ilk kez lideri olduğu Muhafazakar Parti’de büyük bir parti muhalefetle karşılaşmıştı.

Onlarca milletvekili oylama öncesi, tasarısının yasalaşması halinde mahkemeler tarafından tekrar engellenme riski olduğu gerekçesiyle mevcut haline karşı çıkacaklarını söylemişti.

Bu milletvekilleri, tasarıda değişiklikler yapılmasını talep etmişti.

Ancak Avam Kamarası’daki oylamada sadece 11 milletvekili tasarıya ret oyu verdi.

Sunak, bazı sığınmacıların sınır dışı edilerek Ruanda’ya gönderilmesinin, küçük teknelerle Manş Denizi’ni geçerek İngiltere’ye ulaşmaya çalışan göçmenler için caydırıcı olacağını savunuyor.

Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise “”maliyetli bir aldatmaca” olarak nitelendirdiği bu plana karşı çıkıyor.

Eski Göçten Sorumlu Devlet Bakanı Robert Jenrick, Çarşamba günü yasa tasarıyla ilgili bir değişiklik önergesi sundu.

Önerge, İngiliz hükümetinin, sığınmacıların Ruanda’ya gönderilmesiyle ilgili olarak insan hakları hukukunun bazı bölümlerini görmezden gelmesine izin verilmesini öngörüyordu.

Jenrick ayrıca bakanların Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden (AİHM) son anda gelen ara kararları otomatik olarak reddetmelerini sağlayacak bir değişiklik önergesi de sundu.

Haziran 2022’de verilen bu tür bir karar sonrası, sığınmacıları Ruanda’ya götürecek uçak durdurulmuştu.

Milletvekilleri, yasa tasarısında yapılmak istenen değişiklikleri kabul etmedi. Ancak Muhafazakar Parti’den 61 milletvekili değişiklik önergesine destek verdi. Bu, Rishi Sunak’ın başbakanlık döneminde karşılaştığı en büyük parti için muhalefet oldu.

Bazı milletvekilleri tasarının değişmemesi halinde çekimser kalabileceklerini ve hatta ret oy kullanabileceklerini söyledi.

30 civarında Muhafazakar Parti milletvekilinin aleyhte oy kullanması halinde tasarı reddedilebilir, Sunak’ın otoritesi ciddi şekilde sarsılabilirdi.

Ancak sadece aralarında Jenrick ve eski İçişleri Bakanı Suella Braverman’ın da bulunduğu 11 milletvekili aleyhte oy kullandı.

Muhafazakar Parti’den 18 milletvekili oy kullanmadı. Ancak bunlardan bazıları kasıtlı olarak, çekimser kalmak yerine oylamaya katılamamış da olabilir.

Tasarıya ret oyu veren Muhafazakar Parti milletvekillerinden Danny Kruger, bazı meslektaşlarının endişelerine rağmen yasayı “siyasi bozulmayı” önlemek adına desteklediklerini söyledi.

Tasarıya karşı çıkan Sir Simon Clarke da “Muhafazakar Partili tüm milletvekilleri Ruanda politikasının başarılı olmasını istiyor. Bazılarımızın tasarıya ilişkin endişeleri kayıtlara geçti, ancak kimin haklı olduğunu tarih gösterecek” dedi.

İşçi Partisi: Maliyetli bir aldatmaca

Ana muhalefetteki İşçi Partisi ise tasarıya karşı çıktı. Partinin İçişleri Sözcüsü Yvette Cooper, politikayı şu ana kadar hiçbir sığınmacıyı Ruanda’ya gönderemeyen “maliyetli bir aldatmaca” olarak nitelendirdi.

İşçi Partisi Göç Sözcüsü Stephen Kinnock da “karşılanamaz, uygulanamaz” olarak nitelediği tasarının “yasa dışı” olduğunu söyledi.

İçişleri Bakanı James Cleverly ise savunduğu planın “İngiltere’ye yasa dışı yollardan girerseniz burada kalamazsınız” mesajını net şekilde verdiğini söyledi. Cleverly, “Bu yasa tasarısı, yasal zorluklara son vermek üzere titizlikle hazırlandı” dedi.

Öte yandan İsviçre’nin Davos kentinde konuşan Ruanda Devlet Başkanı Paul Kagame, ülkesine sığınmacı gönderilmemesi halinde İngiltere’den aldıkları parayı iade edeceklerini söyledi.

İngiltere, Doğu Afrika ülkesine bugüne kadar 240 milyon sterlin ödedi ve 50 milyon sterlin daha ödemesi bekleniyor.

İngiltere’de Yüksek Mahkeme, Kasım’da hükümetin sığınmacıları Ruanda’ya göndermek için hazırladığı ilk planın yasalara aykırı olduğuna hükmetmişti.

Yüksek Mahkeme aynı kararda, Ruanda’nın “sığınmacıların güvenliğine dair verdiği vaatlerin bir kısmını yerine getirmeyen, imzaladığı anlaşmalara riayet etmeyen bir ülke izlenimi verdiğini kaydetmişti.

Buna karşılık hükümet, Ruanda ile iltica sürecini güçlendirmek için Ruanda devleti ile yeni bir anlaşma imzalamış ve bu ülkenin “güvenli” olduğunu ilan ettiği yeni bir yasa teklifi hazırlamıştı.

Yüksek Mahkeme neden ilk Ruanda planını engellemişti?

İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Ruanda planının ilk aşamasında sığınma başvurusu yapanların Ruanda’ya gönderilmesini ve başvurularının bu ülkede değerlendirilmesini planlıyordu.

Bu yöndeki girişimleri, sığınmacıların bulunduğu bir uçak Ruanda’ya doğru havalanmak üzereyken, AİHM’in “Buna karşı açılan davalar sonlanana kadar kimse gönderilmemeli” kararıyla boşa düşmüştü.

Ardından İngiltere Yüksek Mahkemesi Kasım’da oy birliğiyle Ruanda planının hukuka aykırı olduğuna hükmetmişti.

Mahkeme, Ruanda’ya gönderilecek sığınmacıların kendi ülkelerine geri gönderilme riski altında olacağını söylemişti. Bu da İngiltere’nin taraf olduğu, işkence ve insanlık dışı muameleyi yasaklayan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ihlali anlamına geliyordu.

Kararda ayrıca Ruanda’nın kötü insan hakları sicili ve geçmişte mültecilere yönelik muamelesine ilişkin endişelere de yer verildi.

Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), mahkemeye verdiği bilgide Ruanda’nın 2020-2022 yılları arasında Afganistan, Yemen ve Suriye’den gelen kişilerin sığınma taleplerinin tamamını geri çevirdiğini söyledi.

Ruanda hükümeti ise mahkeme kararını reddetti ve “İnsani sorumluluklarımızı ciddiye alıyoruz ve bunları yerine getirmeye devam edeceğiz” dedi.

Ruanda ile yapılan yeni anlaşma neleri içeriyor?

İngiltere 5 Aralık’ta Ruanda ile yeni bir göç anlaşması imzaladı.

İçişleri Bakanı James Cleverley, bu anlaşmanın sığınma talebinde bulunmak üzere Ruanda’ya gönderilen herhangi bir kişinin geri gönderilme riski altında olmayacağını garanti altına aldığını söyledi.

Anlaşmanın hükümleri şöyle:

]]>
https://www.haber28.com.tr/ingilterede-siginmacilarin-ruandaya-gonderilmesini-engelleyen-yasal-itirazlar-kabul-edildi/feed/ 0
Konya’da MİT vaadiyle kandırılan öğrenciye cinsel istismar davasında 2 okul müdürünün tahliyesine itiraz https://www.haber28.com.tr/konyada-mit-vaadiyle-kandirilan-ogrenciye-cinsel-istismar-davasinda-2-okul-mudurunun-tahliyesine-itiraz/ https://www.haber28.com.tr/konyada-mit-vaadiyle-kandirilan-ogrenciye-cinsel-istismar-davasinda-2-okul-mudurunun-tahliyesine-itiraz/#respond Sat, 13 Jan 2024 09:12:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2539

KONYA’da, Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ vaadiyle kandırılan lise öğrencisi G.A.’ya (17) cinsel istismarda bulunup, 22 yıl hapis cezasına çarptırılan Ahmet Mandal’a (35) yardım ettikleri gerekçesiyle 8 yıl 4’er hapis cezası alan 2 okul müdürünün tahliye edilmesine, savcılık ile ailenin avukatı, bir üst mahkemeye itirazda bulundu.

Lise müdürü Harun Avcu, iddiaya göre; geçen yıl kasım ayında son sınıfta okuyan G.A. isimli kız öğrenciyi, derslerinde başarılı olduğu için, ‘Seni Milli İstihbarat Teşkilatı’na memur olarak alacağız’ diyerek kandırıp, evli ve 3 çocuk babası Ahmet Mandal ile tanıştırdı. Mandal da G.A.’ya günlerce cinsel istismarda bulundu. G.A.’nın durumu anlatmasıyla ailesi, şikayetçi oldu. Kendisini ‘MİT mensubu’ olarak tanıtan elektrik ustası Ahmet Mandal, gözaltına alınıp, 25 Kasım 2022’de ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan tutuklandı. Aynı okulda eğitim alan K.K. adlı kız öğrenci de Mandal tarafından tacize uğradığı iddiasıyla şikayette bulundu. Soruşturmada ayrıca okul müdürü Harun Avcu ile G.A. ve Mandal’ın dini nikahının kıyıldığı okulun müdürü Asuman Sahar Koleri tutuklandı. Bu süreçte Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yürütülen idari soruşturma kapsamında 2 okul müdürü de memurluktan ihraç edildi.

37’ŞER YIL HAPİS İSTEMİ

Konya Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturmada Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis ile olayla bağlantısı olduğu öne sürülen tutuksuz sanıklar Mandal’ın iş ortağı Ali Akkaş, Koleri’nin eşi M.K., dini nikahın kıyıldığı okuldaki kadın hizmetli H.K., asker B.K.’ye ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’ suçlarından hapis cezası istendi.

4 SANIĞA HAPİS, 3 SANIĞA BERAAT

9’uncu Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen 5’inci duruşmada mahkeme heyeti, Ahmet Mandal’a G.A.’ya ‘Çocuğun cinsel istismarı’ suçundan 20 yıl, K.K.’ye yönelik ise ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 2 yıl hapis cezası verip, tutukluluk halinin devamına karar verdi. Okul müdürleri Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri ile Mandal’ın ortağı Ali Akkaş, G.A.’ya yönelik ‘Çocuğun cinsel istismarına yardım etme’ suçundan 8 yıl 4’er ay hapis cezası aldı. İki okul müdürü ayrıca diğer öğrenci K.K. yönünden ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçundan 10’ar ay hapis cezasına çarptırılıp, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilerek tahliye edildi. Diğer sanıklardan Asuman Sahar Koleri’nin eşi M.K., B.K. ve H.K. ise beraat etti.

TAHLİYE KARARINA SAVCI VE AİLENİN AVUKATINDAN İTİRAZ

Ahmet Mandal, Harun Avcu ve Asuman Sahar Koleri hakkında, ‘Cebir tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma’, ‘Çocuğun nitelikli cinsel istismarı’, ‘Sarkıntılık yapmak suretiyle cinsel saldırı’ suçlarından 37’şer yıla kadar hapis istemiyle mütalaa veren mahkeme savcısı ile ailenin avukatı Mehmet Onur Güleç, tahliyelere itirazda bulundu. İtirazlar bir üst mahkeme olan 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’ne iletildi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/konyada-mit-vaadiyle-kandirilan-ogrenciye-cinsel-istismar-davasinda-2-okul-mudurunun-tahliyesine-itiraz/feed/ 0
Güney Afrika, İsrail’i soykırım suçlamasıyla Uluslararası Adalet Divanı’na götürdü https://www.haber28.com.tr/guney-afrika-israili-soykirim-suclamasiyla-uluslararasi-adalet-divanina-goturdu/ https://www.haber28.com.tr/guney-afrika-israili-soykirim-suclamasiyla-uluslararasi-adalet-divanina-goturdu/#respond Wed, 10 Jan 2024 23:48:32 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2319 Güney Afrika Cumhuriyeti’nin, “ Gazze’deki Filistin halkına soykırım yaptığı” gerekçesiyle İsrail hakkında açtığı dava, Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda bugün görülmeye başlanıyor.

Hollanda’nın Lahey kentindeki Barış Sarayı’nda (Vredespaleis) yerel saatle 10:00’da başlayacak duruşmanın ilk gününde, Güney Afrika, soykırım suçlamasına ilişkin savlarını sözlü olarak dile getirecek.

Güney Afrika Cumhuriyeti öncelikli olarak, İsrail’in Gazze’deki tüm askeri operasyonlarının derhal askıya alınması için, ihtiyati tedbir kararı verilmesini istiyor. Yüksek Mahkeme öncelikli olarak bu talebi ele alacak.

Cuma günü de, İsrail, hakkındaki suçlamalara ilişkin sözlü savunma yapacak.

İsrail’in talebi üzerine bugün ve yarın yapılacak sözlü oturumlar, birer saat uzatıldı. Duruşmalar , iki gün boyunca 10:00 – 13:00 saatleri arasında görülecek ve Uluslararası Adalet Divanı’nın internet sitesinden canlı olarak izlenebilecek.

Güney Afrika tarafından 29 Aralık’ta açılan davada, İsrail’in Gazze Şeridi’ndeki eylemlerinin “soykırım niteliğinde” olduğu vurgulandı.

Dava dilekçesinde, İsrail’in “Gazze’deki Filistinlileri daha geniş bir ulusal, ırksal ve etnik grubun parçası olarak yok etmeye yönelik özel bir niyete” sahip olduğu savunuldu.

İsrail’in, Birleşmiş Milletler Soykırım Sözleşmesi’ni ihlal ettiğini belirten Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarının derhal askıya alınması için, ihtiyati tedbir kararı çıkarılmasını istedi.

Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail hükümetinin Gazze’deki uygulamalarını kendi ülkesindeki “apartheid (ırk ayrımcılığı) rejimiyle” kıyaslıyor.

Davaya yönelik merak edilen soruları ve cevaplarını derledik:

Davayı neden Güney Afrika açtı?

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa, İsrail hükümetinin Gazze’deki uygulamalarını Güney Afrika’nın geçmişindeki apartheid rejimiyle karşılaştırarak Filistinlilere tam destek vermesinin ardından, her iki ülke arasındaki diplomatik ilişkiler askıya alındı.

Güney Afrika, Pretoria’daki İsrail Büyükelçiliği’ni kapattı.

Hem İsrail hem de Güney Afrika, Birleşmiş Milletler (BM) Soykırım Sözleşmesi’nin imzacıları olduğu için, Cyril Ramaphosa yönetimi, dava konusunda inisiyatif aldı.

1948’de imzalanan BM Soykırım Sözleşmesi, taraf ülkelere soykırım suçunu önleme ve cezalandırma yükümlülüğü getiriyor.

Güney Afrika yönetimi, bu sözleşmeden doğan yükümlülüğe dayanarak İsrail aleyhine soykırım suçlamasıyla dava açtı.

Dava neden Uluslararası Adalet Divanı’nda açıldı?

Birleşmiş Milletler’in en üst yargı organı olan Uluslararası Adalet Divanı, Uluslararası Ceza Mahkemesi’nin aksine, bireysel suçlar yerine sadece devletler arasındaki ihtilafları ele alıyor.

Bu nedenle dava Uluslararası Adalet Divanı’nda açıldı.

İsrail iddialara ilişkin ne diyor?

Duruşmada İsrail’i, eski Yüksek Mahkeme Başkanı Aharon Barak temsil edecek.

İsrail hükümeti, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin iddialarına sert bir dille karşı çıkıyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Lior Haiat, sosyal medya platformu X aracılığıyla yaptığı açıklamada, “İsrail, Güney Afrika tarafından yayılan kan iftirasını ve Uluslararası Adalet Divanı’na başvurusunu tiksintiyle reddediyor” dedi.

Sözcü Güney Afrika‘yı, “İsrail Devleti’nin yıkılması çağrısında bulunan bir terör örgütüyle işbirliği yapmakla” da suçladı.

Haiat, “Güney Afrika’nın iddiası hem fiili hem de hukuki dayanaktan yoksundur, ve Mahkeme’nin alçakça ve aşağılayıcı bir şekilde istismar edilmesini teşkil etmektedir” ifadesine yer verdi.

Güney Afrika’nın bu girişimi, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ve diğer hükümet yetkilileri tarafından da tepkiyle karşılandı.

Duruşmalarda neler bekleniyor?

Bugün ve yarın tarafları dinleyecek olan Yüksek Mahkeme, öncelikli olarak Güney Afrika’nın, İsrail’in Gazze’deki askeri faaliyetlerini derhal durdurulması talebini ele alacak.

Mahkeme, sunulacak belgeler ışığında bu talebi kabul edebilir ya da yetkisizlik kararı verebilir.

Güney Afrika Cumhuriyeti’nin mahkemeye, İsrail’in soykırım suçu işlediğine ilişkin yeterli kanıtı sunması durumundaysa, uzun bir yargılama süreci başlayacak.

Uluslararası hukuk uzmanlarına göre, soykırımın belirlenmesi karmaşık bir hukuki ve siyasi süreç gerektirdiği için, yargılama uzun zaman alabilecek.

Uluslararası hukuk uzmanı Prof. Dr. Jan Wouters’a göre, soykırımı kanıtlamak için yalnızca bir nüfus grubunun öldürülmesi değil, aynı zamanda bunun bir ırksal grubu tamamen veya kısmen yok etmeye yönelik özel bir niyetle yapıldığının da kanıtlanması gerekiyor.

BM Sözleşmesi soykırımı nasıl tanımlıyor?

Birleşmiş Milletler tarafından 1948 yılında kabul edilen “Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”ne göre, bir eylemin soykırım olarak kabul edilebilmesi için, şunları içermesi gerekiyor:

Uluslararası Adalet Divanı nedir?

Uluslararası Adalet Divanı (ICJ), Birleşmiş Milletlerin en yüksek yargı organı.

Mahkeme, Haziran 1945’te Birleşmiş Milletler Şartı ile kuruldu ve Nisan 1946’da faaliyetlerine başladı.

Yüksek Mahkeme, BM Genel Kurulu ve Güvenlik Konseyi tarafından 9 yıllık bir süre için seçilen 15 yargıçtan oluşuyor.

Mahkemenin merkezi Hollanda’nın Lahey kentindeki Barış Sarayı’nda bulunuyor.

Mahkemenin iki önemli işlevi var;

Birincisi, uluslararası hukuka uygun olarak, sözleşmeye taraf devletler tarafından sunulan hukuki ihtilafların çözümü konusunda karar almak.

Diğeri de, hukuki sorunlarla ilgili tavsiye niteliğinde görüşler bildirmek.

Uluslararası Adalet Divanı’nın vereceği kararlar bağlayıcı nitelikte ve soykırım suçları için zaman aşımı söz konusu değil.

Hamas’ın, 7 Ekim 2023’te İsrail’de düzenlediği saldırılarda 1200 kişiyi öldürmesi ve 200’den fazla kişiyi rehin almasının ardından başlayan savaş, Gazze’de insani felakete yol açtı.

Gazze’deki Hamas Sağlık Bakanlığı’na göre, İsrail’in düzenlediği hava ve kara saldırılarında çoğu kadın ve çocuk 22 binden fazla kişi hayatını kaybetti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/guney-afrika-israili-soykirim-suclamasiyla-uluslararasi-adalet-divanina-goturdu/feed/ 0
Boşanma Aşamasındaki Eşi Bıçaklayan Sanığa Verilen Cezanın Gerekçesi Açıklandı https://www.haber28.com.tr/bosanma-asamasindaki-esi-bicaklayan-saniga-verilen-cezanin-gerekcesi-aciklandi/ https://www.haber28.com.tr/bosanma-asamasindaki-esi-bicaklayan-saniga-verilen-cezanin-gerekcesi-aciklandi/#respond Mon, 08 Jan 2024 21:12:23 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2147 KAYSERİ’de boşanma aşamasındaki eşi Sinem Karadeniz’i (26) 10 yerinden bıçaklayıp, ağır yaraladığı gerekçesiyle 15 yıl hapse çarptırılan, Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden yargılanan ve cezası 7,5 yıla düşürülen Ali Karadeniz’e (30) verilen hükmün gerekçesi açıklandı. Kararda, sanık ile katılanın olay tarihi itibarıyla resmi nikahlı olarak evli oldukları ve birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün devam ettiği belirtilerek, haksız tahrik hükümlerinin uygulandığı vurgulandı.

Otomobil aksesuarları satılan iş yeri bulunan Ali Karadeniz, 30 Eylül 2019’da Kocasinan ilçesi Cengiz Topel Mahallesi’nde boşanma aşamasındaki eşi Sinem Karadeniz’i, başka biriyle yazıştığı ve bu kişiyle yan yana gördüğü iddiasıyla sokak ortasında bıçakladı. Sinem Karadeniz, çağırılan ambulansla Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne kaldırıldı. Olayın ardından kaçan Ali Karadeniz, polis ekiplerince tutuklandı.

İSTİNAF, CEZAYI YÜKSEK BULDU

Adli Tıp Kurumu raporunda Sinem Karadeniz’in vücudunda 10 adet kesici delici alet yarası olduğu belirlendi. Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde ‘eşi kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan müebbet hapis cezası istemiyle yargılanan Ali Karadeniz, 15 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Sanık avukatının, cezanın yüksek olduğunu gerekçe göstererek yaptığı itirazla dosya, istinafa taşındı. Dosyanın geldiği Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 1’inci Ceza Dairesi, kararı esastan bozarak, yeniden yerel mahkemeye gönderdi. Ceza Dairesi’nin bozma gerekçesinde, sanık hakkında ‘haksız tahrik’ indirimi yapılmadığı, cezanın fazla olduğu belirtilerek, dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi.

İstinafın bozma kararının ardından 9 Ekim 2021’de, Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde yeniden görülen davanın duruşmasında mahkeme heyeti, sanık Ali Karadeniz’i, 15 yıl hapis cezasına çarptırdı. ‘haksız tahrik’ indirimi de uygulayan mahkeme heyeti, cezanın 11 yıl 3 aya düşürülmesine hükmedip, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

YARGITAY, CEZAYI YÜKSEK BULDU

İtiraz üzerine dosya bu kez Yargıtay’a taşındı. Dosyanın geldiği 1’inci Ceza Dairesi, yaptığı incelemede bozma kararı verdi. Yargıtay, mağdur kadının, eşiyle evlilik birliği devam ederken başka birisi ile ilişkisi olduğu, bu yüzden de sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı gerekçesiyle sanık Ali Karadeniz’e fazla ceza verildiğini belirtti. Yargıtay bozma ilamında, sanığa yönelen ve ‘haksız tahrik’ teşkil eden olayların ulaştığı boyut dikkate alındığında, yerel mahkeme tarafından makul oranda ‘haksız tahrik’ indirimi uygulanarak, yeniden hüküm kurulması gerektiği görüşünde bulunuldu. Yargıtay, sanık Karadeniz’e fazla ceza verildiği gerekçesiyle, kararı hukuka aykırı bularak, dosyayı yerel mahkemeye gönderdi.

CEZASI İKİNCİ KEZ İNDİRİLDİ

Kayseri 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde bozma kararının ardından geçen yıl 29 Kasım’da sanık Ali Karadeniz, yeniden hakim karşısına çıktı. Duruşmaya mağdur Sinem Karadeniz katılmadı. Yargıtay bozma ilamına karşı sözleri sorulan sanık Karadeniz, “Diyeceğim bir şey yok. Tahliyemi istiyorum” dedi. Mahkeme heyeti, sanık Ali Karadeniz’i, ‘eşi kasten öldürmeye teşebbüs’ suçundan önce ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı. Ardından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı gerekçesiyle önce 18 yıla, ‘haksız tahrik’ ile 9 yıla, ‘iyi hal’ indirimi ile de 7 yıl 6 aya indirilmesine karar verdi. Heyet, sanığın cezaevinde kaldığı süre dikkate alınarak, yurt dışı çıkış yasağı şartıyla tahliyesine hükmetti.

GEREKÇELİ KARAR AÇIKLANDI

Mahkeme heyeti, sanık Karadeniz’e verilen 7 yıl 6 ay hapis kararının gerekçesini de açıkladı. Gerekçede sanık ile katılanın, olay tarihi itibarıyla resmi nikahlı olarak evli oldukları ve birbirlerine karşı sadakat yükümlülüğünün devam ettiğine vurgu yapılarak, “Tanık O.E.’nin soruşturma aşamasındaki beyanlarında da anlaşılacağı üzere katılanın, sanık ile evli olduğu dönemde başka bir kişi ile aynı evde yaşadığının sabit olması karşısında, bu hususun sanık lehine haksız tahrik nedeni oluşturacağı ve tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği anlaşılmış, sanığa yönelen haksız tahrikin ulaştığı boyut nazara alınarak, sanık lehine makul oranda haksız tahrik indirimi tatbik edilmiştir” görüşünde bulunuldu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/bosanma-asamasindaki-esi-bicaklayan-saniga-verilen-cezanin-gerekcesi-aciklandi/feed/ 0
Reina saldırısının üzerinden 7 yıl geçti, 39 kişi hayatını kaybetti https://www.haber28.com.tr/reina-saldirisinin-uzerinden-7-yil-gecti-39-kisi-hayatini-kaybetti/ https://www.haber28.com.tr/reina-saldirisinin-uzerinden-7-yil-gecti-39-kisi-hayatini-kaybetti/#respond Sun, 31 Dec 2023 22:12:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1583 Ortaköy’deki eğlence merkezi Reina’da yılbaşı gecesi terör örgütü DEAŞ üyesi Abdulkadir Masharipov??????? tarafından düzenlenen ve 39 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısının üzerinden 7 yıl geçti.

Beşiktaş Ortaköy’de, 2017’ye girmek için bir araya gelenlerin bulunduğu Reina gece kulübüne, “Ebu Muhammed el Horasani” kod isimli Özbekistan vatandaşı Abdulkadir Masharipov tarafından, DEAŞ terör örgütünün talimatı doğrultusunda kalaşnikof marka otomatik tüfekle saldırı yapıldı.

Kulübün kapısındaki kişilere ateş açtıktan sonra içeri giren Masharipov, polis memuru Burak Yıldız’ı şehit etti.

Masharipov’un kutlama yapan insanlara açtığı ateş sonucu, 10 Türk vatandaşı ile aralarında Suudi Arabistan, Irak, Ürdün, Suriye, Kuveyt, Hindistan, Lübnan, İsrail ve Tunus vatandaşlarının bulunduğu 29 kişi hayatını kaybederken, 78 kişi yaralandı.

Olaydan sonra çıkan kargaşayı fırsat bilen Masharipov, taksiyle kaçtı.

Yeni yıla sayılı saatler kala gerçekleştirilen kanlı baskının ardından İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Soruşturma kapsamında, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğünce oluşturulan özel ekip ve 2 bin polisin MİT’le yürüttüğü çalışmalarda, DEAŞ terör örgütünün “madafa” olarak tabir ettiği, teröristlerin barındığı 152 adrese baskın yapıldı.

Operasyonlarda yakalanan 642 kişi sınır dışı edildi

Baskınlar sonucunda, İstanbul’un aralarında bulunduğu Kayseri, Konya ve Hatay’da 61 DEAŞ şüphelisi gözaltına alınırken, 642 yabancı uyruklu kişi de kamu düzeni ve kamu güvenliği açısından tehdit oluşturdukları gerekçesiyle sınır dışı edildi.

Ekipler, kaçan Masharipov’u yakalamak için, 7 bin 200 saatlik kamera görüntüsünü izledi. Hakkında bilgi bulunmayan, yurda kaçak yollarla giriş yapan Masharipov, çalışmalar sonucunda, 16 Ocak 2017’de Esenyurt’ta bir eve düzenlenen operasyonla yakalandı.

Araştırmalarda, 27 Aralık’ta çektiği bir videoda intihar eylemi yapacağını anlattığı belirlenen saldırgan, 11 Şubat 2017’de tutuklandı.

Aldığı talimat doğrultusunda, Taksim Meydanı’na giderek, keşif amaçlı görüntü aldığı tespit edilen Masharipov’un yılbaşı gecesi meydana çıkan yolların polis tarafından kapatılması üzerine eylemi gerçekleştirmek için Reina’ya yönlendirildiği anlaşıldı.

Ayrıca, Masharipov, soruşturma esnasında yapılan sorgusunda, DEAŞ üyesi olduğunu kabul ederek, rehin olmamak için ölmeyi amaçladığını ve hakkında idam hükmü verilmesini istediğini söyledi.

Saldırgana 40 kez ağırlaştırılmış müebbet ile 2 bin 382 yıla kadar hapis istemi

Başsavcılıkça yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan iddianamede, Abdulkadir Masharipov’un “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçu ile olayda ölen 39 kişi için ayrı ayrı 40 kez ağırlaştırılmış müebbet ve 1547 yıldan 2 bin 382 yıla kadar hapisle cezalandırılması talep edildi.

Çoğunluğu yabancı 59 sanığın bulunduğu iddianamede, diğer sanıklar için 7,5 yıldan 2 bin 370 yıla kadar hapis cezası istendi.

Saldırıda hayatını kaybeden biri polis 39 kişinin “maktul”, 60’ı yabancı uyruklu 122 kişinin “mağdur” ve “müşteki” olarak yer aldığı iddianame, gönderildiği İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesince kabul edildi.

Masharipov ifade vermedi

Açılan dava kapsamında sanıklar, 11 Aralık 2017’de hakim karşısına çıktı.

Duruşmada savunması sorulan sanık Abdulkadir Masharipov, 28 Şubat 2018’de kapalı gerçekleştirilen duruşmada, yaklaşık 3 saat konuşmasına karşın olay hakkında ifade vermedi.

Davanın sanıklarından Masharipov’un eşi Zarina Nurullayeva ise eşinin evlendikleri sırada hiçbir suça karışmadığını belirterek, “Daha sonra aşırı örgütlere eğilimi başladı. Bir, iki defa bana bu DEAŞ’tan bahsetti. Biat etmek istediğini söylemişti. Aradan zaman geçti, bunu unuttuğunu düşündüm.” dedi.

Masharipov’un cezasında indirim yapılmadı

Yapılan yargılama sonucunda dava, 7 Eylül 2020’de karara bağlandı.

Mahkeme heyeti sanık Masharipov’u “Anayasa’yı ihlal” ve aralarında polis memuru Burak Yıldız’ın da bulunduğu 39 kişiye karşı “kasten öldürme” suçundan 40 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına mahkum etti.

Heyet ayrıca, sanığı 79 kişiye karşı “öldürmeye teşebbüs” ile “vahim nitelikte ruhsatsız silah taşıma” suçlarından 1368 yıl hapis ve 375 bin lira adli para cezasına çarptırıp tutukluluk halinin devamına hükmetti.

Kararda, Masharipov’un cezasında, suçun işlenmesinden sonraki ve yargılama safhasındaki davranışları, işlediği suçlara verilecek cezanın geleceği üzerindeki etkisini düşünmemesi, mahkemeyi tanımaz tutum ve davranışlarda bulunması nedeniyle indirim yapılmadığı belirtildi.

Masharipov’a yardım ettiği ve terör saldırısının planlayıcılarından olduğu gerekçesiyle yargılanan tutuklu sanık İlyas Mamaşaripov’a “Anayasa’yı ihlal etmeye yardım etme” suçundan 20 yıl hapis cezası veren heyet, sanığı ayrıca 39 kişiye karşı “tasarlayarak öldürmeye yardım etme” ile 79 kişiye karşı “tasarlayarak öldürmeye teşebbüse yardım etme” suçlarından 1432 yıl hapis cezasına mahkum etti.

Sanık Abdulkadir Masharipov’un resmi nikahlı eşi Zarina Nurullayeva ile terör örgütü içinde “kadı” olarak görev yaptığı ve eylem talimatını getirdiği belirtilen “Ebu Cihad” kod adlı tutuklu sanık Yasser Mohammed Salem Radown’un da aralarında bulunduğu 12 kişiyi, “terör örgütüne üye olmak” suçundan 12’şer yıl hapis cezasına çarptıran heyet, Masharipov’un birlikte yaşadığı Tene Traore’nin aralarında bulunduğu 3 sanığı “terör örgütüne üye olmak” suçundan 7 yıl altışar ay hapis cezasına mahkum etti.

Heyet, 23 sanığın “terör örgütüne üye olmak” suçundan 6 yıl üçer ay, sanık Celil Çelik’in ise “terör örgütüne üye olmak” ve “vahim nitelikte ruhsatsız silah taşımak” suçundan 16 yıl 3 ay hapse mahkum edilmesini kararlaştırdı.

Davadaki 7 sanığı “terör örgütüne üye olmak” suçundan dokuzar yıl hapis cezasına çarptıran mahkeme, 11 sanığın da tüm suçlardan beraatine karar verdi.

Toplamda 16 sanığın tutukluğunu, bir sanığın ise tahliyesini kararlaştıran heyet, sanıklar Celil Çelik ile Zarina Nurullayeva’nın da tutuklanmasına hükmetti.

Kayseri’de yargılanan sanık beraat etti

Öte yandan Masharipov’la bağlantılı olduğu gerekçesiyle Kayseri 4. Ağır Ceza Mahkemesince “silahlı terör örgütüne üye olma” suçundan yargılanan sanık Kulaıxı Yımaıer için delil yetersizliğinden beraat kararı verildi. Yargıtay, bu dosyada yaptığı temyiz incelemesinde, deliller kapsamında sanığın atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle yerel mahkemenin beraat kararını oy birliğiyle onadı.

Yargıtay, dava dosyasını yerel mahkemeye iade etti

Davanın kararını inceleyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 27. Ceza Dairesi, 9 Temmuz 2021’de istinaf başvurularını reddetti. Dairenin kararında, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulduğuna dair ifadelere yer verildi.

İstinaf mahkemesinin cezayı onadıktan sonra dava dosyasını gönderdiği Yargıtay da temyiz incelemesini bu yıl tamamladı.

Bazı katılanlara gerekçeli kararın usule uygun tebliğ edilmediğini belirleyen Daire, dava dosyasının yerel mahkemeye iadesine hükmetti.

İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesinin iade edilen dava dosyası üzerindeki çalışması devam ediyor.

Davanın sanığı Özbekistan’da terör listesine eklendi

???????Bunun yanı sıra Mali Suçları Araştırma Kurulu (MASAK) Başkanlığı kaynaklarından edinilen bilgiye göre, davanın sanıklarından Abuliezi Abuduhamiti hakkında, Türkiye’nin talebi üzerine Özbekistan hükümeti tarafından malvarlığını dondurma kararı alındı. Abuduhamiti’nin adı bu ülkedeki terör suçundan arananlar listesine eklendi.

Reina’da gerçekleştirilen terör saldırısı sonrasında düzenlenen operasyonlarda yakalandığı, sınır dışı edildiği ve temin ettiği sahte Kırgızistan pasaportuyla Suriye üzerinden tekrar Türkiye’ye girdiği belirlenen 1 şüpheli de Denizli’de tutuklandı.

Terör saldırısının ardından kapanan Reina’nın büyük bölümü, Boğaziçi İmar Kanunu’na aykırı yapılaşmadan dolayı Mayıs 2017’de yıkıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/reina-saldirisinin-uzerinden-7-yil-gecti-39-kisi-hayatini-kaybetti/feed/ 0
Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay’ın dosyası Yargıtay’a gönderildi https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-davasi-hukumlusu-can-atalayin-dosyasi-yargitaya-gonderildi/ https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-davasi-hukumlusu-can-atalayin-dosyasi-yargitaya-gonderildi/#respond Wed, 27 Dec 2023 21:01:16 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1269 Türkiye İşçi Partisinden (TİP) milletvekili seçilen Gezi Parkı davası hükümlüsü Can Atalay hakkında Anayasa Mahkemesince ikinci kez verilen ihlal kararını değerlendiren İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, bunun yerel mahkemece alınan karara ilişkin olmadığı gerekçesiyle dosyayı Yargıtay 3. Ceza Dairesine gönderdi.

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Anayasa Mahkemesinin Atalay hakkındaki “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma”, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile “bireysel başvuruda bulunma” haklarının ihlal edildiği kararına ilişkin değerlendirmesini tamamladı.

Heyet, Anayasa Mahkemesince verilen bireysel başvuruya konu ihlal kararının, yerel mahkemece alınan karara ilişkin olmadığını değerlendirdi.

İhlal kararının, ilgili Yargıtay Ceza Dairesince verilen tahliye talebinin reddi kararına ilişkin olduğunu bildiren heyet, dosyanın ilgili Yargıtay Ceza Dairesi önünde bulunduğu sırada Atalay’ın milletvekili seçildiğini belirtti.

Heyet, bireysel başvuruya konu ihlalin Yargıtay kararından kaynaklandığını, ayrıca bireysel başvuru yapıldıktan sonra ilgili Ceza Dairesince dosyanın esastan incelendiğini ve karara bağlandığını kaydetti.

Bu nedenle oluşan yeni hukuki durum karşısında Yargıtay 3. Ceza Dairesince yeni bir değerlendirme yapılmasının zorunlu olduğuna hükmeden heyet, dosyanın Yargıtay 3. Ceza Dairesine ulaştırılmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine oy birliğiyle karar verdi.

Kararda, “Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun”un ilgili maddelerine de yer verildi.

Söz konusu maddelerde, Anayasa Mahkemesince esas inceleme sonunda başvurucunun hakkının ihlal edildiğine ya da edilmediğine karar verildiği, ihlal kararı verilmesi halinde ihlalin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için yapılması gerekenlere hükmedildiği ancak yerindelik denetimi yapılamayacağı, idari eylem ve işlem niteliğinde karar verilemeyeceği aktarıldı.

Tespit edilen ihlalin bir mahkeme kararından kaynaklanması halinde, dosyanın ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldırmak için yeniden yargılama yapmak üzere ilgili mahkemeye gönderildiği kaydedilen kararda, “Yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunmayan hallerde başvurucu lehine tazminata hükmedilebilir veya genel mahkemelerde dava açılması yolu gösterilebilir. Yeniden yargılama yapmakla yükümlü mahkeme, Anayasa Mahkemesinin ihlal kararında açıkladığı ihlali ve sonuçlarını ortadan kaldıracak şekilde mümkünse dosya üzerinden karar verir.” hükümlerinin yer aldığı belirtildi.

Davanın geçmişi

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Can Atalay’ın “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüse yardım” suçundan 18 yıl hapisle cezalandırılmasına ve bu suçtan tutuklanmasına karar vermişti.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hukuka uygun bulmuştu.

28. Dönem Milletvekili Genel Seçimi’nde TİP’ten Hatay milletvekili seçilen Can Atalay’ın avukatları, “müvekkillerinin milletvekili seçilmesi nedeniyle hakkındaki yargılamanın durması ve tahliye edilmesi” talebiyle Yargıtay’a başvurmuştu.

Başvurunun ardından süreç devam ederken Yargıtay 3. Ceza Dairesi, Gezi Parkı davasında Can Atalay’a verilen 18 yıl hapis cezasını onamıştı.

Yargıtay’ın talebi reddetmesi üzerine Atalay, Anayasa Mahkemesine bireysel başvuruda bulunmuş, mahkeme de “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma” ile “kişi hürriyeti ve güvenliği” haklarının ihlal edildiğine ve Atalay’ın yeniden yargılanarak tahliyesine karar verilmesine hükmetmişti.

Anayasa Mahkemesince, Atalay’ın yeniden yargılanması ve tahliyesi istemiyle gönderilen dosya, yerel mahkemece karar verilmeden Yargıtay 3. Ceza Dairesine iletilmiş, söz konusu ceza dairesi ihlal kararına uymamıştı.

Anayasa Mahkemesinin ikinci ihlal kararı

Can Atalay’ın avukatları, Anayasa Mahkemesinin verdiği ihlal kararına uyulmaması nedeniyle ikinci kez bireysel başvuruda bulunmuştu.

Yapılan ikinci başvuruda yüksek mahkeme, Atalay’ın “seçilme ve siyasi faaliyette bulunma”, “kişi hürriyeti ve güvenliği” ile “bireysel başvuruda bulunma” haklarının ihlal edildiğine karar vermişti.

“Anayasa’nın 148. maddesinde sağlanan bireysel başvuru hakkının, daha önce verilen ihlal kararının uygulanmaması suretiyle ihlal edildiği” sonucuna varan Anayasa Mahkemesi, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için kararın ilgili mahkemesine gönderilmesine hükmetmişti.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gezi-parki-davasi-hukumlusu-can-atalayin-dosyasi-yargitaya-gonderildi/feed/ 0