Çorum Organize Sanayi Bölgesindeki fabrikasında arıcılık sektörüne yönelik makine ve ekipman üreten Mehmet Vahdettin Küçükbenli, ihracat yaptığı Almanya ve İsviçre’deki arıcılardan gelen talep üzerine, “Çerçeve Yıkama ve Bal Mumu Geri Dönüşüm Makinesi” üretti.
Almanya’dan arıcılar Ralf Kolbe ve Michael Blum ile İsviçre’den Severin Hummel’ın AR-GE desteği verdiği makinenin seri üretimine Çorum’daki fabrikada başlandı.
Üç ülkeden sektör temsilcilerinin işbirliği yaptığı makine, Arıcılık Malzemeleri ve Arı Ürünleri Sanayiciler Derneğince “inovasyon ödülü”ne layık görüldü.
Elektrikle çalışan makine, çerçevelerin batırıldığı bölüm, eriyen bal mumunun toplandığı bölüm ve bal mumunun sıvı hale dönüştürüldüğü bölüm olmak üzere 3 hazneden oluşuyor.
100 derece kaynar suyun iki hazne arasında devridaim yaptığı makinede, üzeri petekle kaplı çerçeve ilk hazneye batırılıp çıkartılıyor. Daha sonra eriyerek suya karışan bal mumu, devridaim sayesinde ikinci hazneye aktarılıyor. Burada biriken erimiş haldeki bal mumu filtre yardımıyla makineden alınarak, sıvı hale dönüştürülmek üzere üçüncü hazneye naklediliyor. İşlemler sonucu eriyen bal mumu, geri dönüşüm için petek fabrikasına gönderiliyor. Temizlenen çerçeveler de tekrar kullanılabiliyor.
Mehmet Vahdettin Küçükbenli, AA muhabirine, makineyi kısa sürede Almanya, Avusturya, İtalya ve Türkiye’deki arıcılık fuarlarında tanıttıklarını ve bu ülkelerden sipariş aldıklarını söyledi.
Makinenin hem petekteki bal mumunun geri dönüşümünü sağladığını hem de çerçevelerin temizlenmesini çok hızlı yaptığını belirten Küçükbenli, “Yeni ürünümüzle amacımız, bal mumunun ülkemize, arıcımıza geri dönüşümünü sağlamaktır, aynı zamanda çerçevelerin dezenfekte edilmesiyle arı hastalıklarından korunmasını sağlamaktadır. Buna benzer bazı makineler var ama bizim yaptığımız makine, 50 saniyede bir çerçeveyi temizleyebiliyor. Diğer yöntemde çerçeveler kazan içine konularak 1,5 saatlik temizlik işlemi yapılıyordu.” dedi.
Hasat döneminde balı alınan petekte yaklaşık 250 gram bal mumu kaldığına dikkati çeken Küçükbenli, şöyle devam etti:
“Normalde bal mumundan yüzde 50 geri dönüşüm sağlanabiliyor ama bizim yaptığımız makineyle yüzde 100’e yakın geri dönüşüm elde edebiliyoruz. Çok esmer peteklerde olmasa da taze peteklerde yüzde 100’e yakın geri dönüşüm sağlıyor. Bir kovanda 20 çerçeve süzüldüğünü düşünürsek, bir tanede 200-250 gram kadar kara peteğimiz oluyor. Bundan da geri dönüşme sağladığımız zaman 4 kilogram kadar kara petek elde etmiş oluyoruz.”
Küçükbenli, Almanya ve İsviçre’den sektör temsilcilerinin ürünün gelişimine önemli katkı sağladığını, işbirliği yapmaya devam edeceklerini kaydetti.
Almanya’da yaklaşık 2 bin kovanla arıcılık yapan Ralf Kolbe ise uzun zamandır sektörde olduğunu, hep böyle bir makine geliştirmek istediğini anlattı.
Beklediklerinden çok daha iyi bir makine geliştirdiklerini vurgulayan Kolbe, “Bizim çerçevelerde kullandığımız bir ilaç var. Arılar bu ilacı temizlemek zorunda kalıyordu. Bu makineyle çıtaları yüzde 100 temizlediğimiz için artık arılar temizlik yapmak zorunda kalmayacak. Bu makine hem arılar hem de arıcılar için kolaylık sağlıyor.” ifadelerini kullandı.
]]>Bakan Kacır, Yalova’nın Çiftlikköy ilçesinde bulunan Yalova Makine OSB’de düzenlenen törene katıldı. Burada konuşma yapan Bakan Kacır, üretim ekosisteminin yükselen yıldızı Yalova’nın yeni nesil organize sanayi bölgesinde açılışlara katılmaktan dolayı mutluluk duyduğunu dile getirdi. Yalova’nın sanayiciler için bir cazibe merkezi haline geldiğini anlatan Kacır, makine sektörünün 22 yılda ihracatını 12 kat artırarak 25 milyar dolara çıkardığını söyledi.
Tüm dünyada sanayileşmenin ve inovasyonun itici unsuru olan makine sektörünün kritik teknolojilerin milli olarak geliştirebilmesi, yüksek teknoloji alanlarında rekabetçi ürün ve hizmetler sunmasını bir tercihten öte zorunluluk olarak gördüklerini anlatan Kacır, şöyle konuştu:
“Bugüne kadar makine ve makine aksam imalatı için yatırımları için 9 bin 400’den fazla yatırım teşvik belgesi düzenledik. 491 milyar lira sabit yatırımı teşvik ederek 182 binden fazla nitelikli istihdamın önünü açtık. Sektörümüzün Ar-Ge ve yenilik kapasitesinin gelişimi için teknoparklarımızda halihazırda faaliyet gösteren 486 teknoloji girişimimize, 170 Ar-Ge ve 36 tasarım merkezimize bugüne kadar 20,5 milyar lira destek sağladık. Katma değerli üretimi artıracak, cari açığı azaltacak projeleri, Ar-Ge aşamasından yatırıma kadar desteklediğimiz Teknoloji Odaklı Sanayi Hamlesi Programı çerçevesinde makine sektöründe 18 projeyi destekliyoruz. Önümüzdeki dönemde girişimcilerimizle el ele Ar-Ge kapasitemizi güçlendirmeye, ikiz dönüşümü başarıyla uygulayarak sektörümüzün küresel rekabetçiliğini daha üst seviyelere çıkarmaya devam edeceğiz. Küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği bir dönemde iç pazarda artan makine ve teçhizat yatırımlarıyla, güçlü ve ihracat performansıyla makine sektörümüz, ülkemizin üretim odaklı kalkınmasında yeni başarı hikayeleri oluşturmaya devam edecek.”
Son 22 yılda büyük bir atılım gerçekleştirdiklerini söyleyen Kacır, planlı sanayileşme hamlesiyle OSB’lerin sayısının 192’den 361’e çıkardıklarını ve OSB’si olmayan bir il bırakmadıklarını kaydetti. Büyük sanayi kentlerine komşu olmasına rağmen OSB’si olmayan Yalova’ya 4 OSB kurulmasını sağladıklarını ifade eden Kacır, buralarda 5 bine yakın kişinin çalıştığını söyledi.
“Yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz”
Yalova’nın kalkınmasında önemli rol üstlenen Makine İhtisas OSB’nin 5Y olarak adlandırdığı yenilikçi, yeşil, yüksek teknoloji, yalın ve yerli yaklaşımıyla tüm Türkiye’de örnek teşkil edecek bir model oluşturmayı başardığını ifade eden Kacır, “Bugün de Yalova Makine İhtisas OSB bünyesinde toplam 847 milyon lira yatırımla hayata geçirilen 5 üretim tesisinin ve 3 sosyal donatı projesinin açılışını gerçekleştiriyoruz. Toplam yatırım tutarı 6 milyar lirayı aşan 20 fabrikanın ve 3 OSB sosyal donatı projesinin temelini atıyoruz. Önümüzdeki dönemde Yalova’nın sanayide ve teknolojide başarı grafiğini daha yukarıya taşıyacak yatırımların önünü açmaya devam edeceğiz” dedi.
Konuşmaların ardından Bakan Kacır, Vali Hülya Kaya, AK Parti Yalova milletvekilleri Ahmet Büyükgümüş, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk, Yalova Makine OSB Yönetim Kurulu Başkanı Direnç Özdemir ve il protokolüyle ilk olarak 20 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin temelini attı. Protokol ardından ise 5 fabrika ve 3 sosyal donatı projesinin açılış kurdelesini kesti. – YALOVA
]]>Manisa Büyükşehir Belediyesi, “Kadın Kooperatiflerimize ve Mahallelerimize Makine ve Ekipman Desteği” projesiyle çiftçilere ve kadın kooperatiflerine dev bir destek daha sağladı. Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen törenle kadın kooperatiflerine ve çiftçilerin kullanımına sunulmak üzere mahalle muhtarlıklarına makine ve ekipmanları teslim edildi. Törene Manisa Valisi Enver Ünlü, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, İl Emniyet Müdürü Fahri Aktaş, Manisa Celal Bayar Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Rana Kibar, MHP İl Başkanı Cüneyt Tosuner, Şehzadeler Kaymakamı Fatih Genel, Manisa Tarım İl Müdürü Metin Öztürk, Ticaret Borsası Başkanı Sadık Özkasap, Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin daire başkanları, kadın kooperatiflerinin temsilcileri, mahalle muhtarları ve vatandaşlar katıldı.
Büyükşehir Belediyesi’ne teşekkür etti
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşının okunmasının ardından Manisa İl Tarım Müdürü Metin Öztürk bir konuşma yaparak üreticiye yapılan destekler için Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve ekibine teşekkür ederek, 2024 yılı içinde de verilen desteğinde bütçe bazında artarak devam etmesi talebinde bulundu.
Dünya Kadınlar Günü’nü kutladı
Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün, törende yaptığı konuşmasında kadınlar gününü kutlayarak başladı. Başkan Ergün, “Bugün, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Tabi ki, 1 gün değil, her gün kadınların günü. Öncelikle tüm kadınların, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.” dedi.
“Destekte bulunacağız”
Kadın Kooperatiflerine desteklerinin devam edeceğini belirten Başkan Ergün, “Kadın kooperatifleri, dernekleri ve sivil toplum örgütleriyle daima omuz omuza çalıştık. Bugün de Manisa’mızda hizmet veren 19 kadın kooperatifine üretim kapasitelerini arttırmak, iş gücünü hafifletmek ve girdi maliyetlerini azaltmak amacıyla makine ve ekipman desteği sağlayacağız. Daha önce de, projesi Büyükşehir Belediyemiz tarafından hazırlanan ve Zafer Kalkınma Ajansı SOGEP kapsamında başarılı bulunan ‘Kadınlar Üretiyor Ekonomi Canlanıyor’ Projesi’yle de kadın kooperatiflerinin üretim merkezlerinin ihtiyaçlarının giderilmesi ve üretilen ürünlerin alternatif satış kanalları üzerinden piyasaya sunulması hedefiyle 6 adet kadın kooperatiflerine önemli bir destek sağlamıştık” dedi.
Çiftçilere de destekte bulunuldu
Başkan Ergün, kırsal kalkınmanın sağlanması üretimin artması ve ekonomik anlamda üreticilerin canlanması amacıyla desteklere devam ettiklerini belirterek, “Bugün, çiftçilerimizin ihtiyacı olan ancak satın almaları durumunda ekonomik anlamda yük olacak makinelerin 4’üncü parti teslimi için bir aradayız. 2022 yılında 2,5 milyon liralık desteğimizle 17 adet makine ve ekipmanla başlayan desteğimiz; 2023 yılı Ağustos ayında, 3 milyon liralık destekle 58 adet ve Ekim ayında da yaklaşık 2 milyon liralık 69 adet makinenin teslimini yapmıştık. 2022-2023 döneminde 7 milyon lira gibi bir yatırımla toplamda 144 adet tarım makinesini üreticimizin makine parkına kazandırmış olduk. Muhtarlarımızdan ve çiftçilerimizden gelen yoğun talepleri aldık başımızın üstüne dedik. Bu doğrultuda toplamda 173 adet daha makinenin alımını gerçekleştirdik. Bu makinelerin 165’ini mahalle muhtarlıklarımıza; geri kalan 8’ini de Gördes, Köprübaşı, Kula Ziraat Odaları ile Saruhanlı Muhtarlık İşleri Şube Müdürlüğümüze teslim edeceğiz. 4. Etap makine desteğimizin toplam maliyeti 7 milyon TL’dir. Manisa’mız sınırları içinde bulunan 19 adet kadın kooperatifimize de talepler doğrultusunda 35 farklı cins makine ve ekipman modeli ile toplamda 73 adet makine ve ekipman desteği sağlayacağız. Yapacak olduğumuz bu makine ve ekipman desteğinin toplam maliyeti de 3 milyon TL’dir. Yani sadece bugün, toplamda 10 milyon liralık destek sağlamış oluyoruz” dedi.
“390 makine ve ekipman desteği sağlamış oluyoruz”
Tarımın yoğun olduğu Manisa’da üretim kapasitesinin arttırılması amacında olduklarını belirten Başkan Ergün, “Manisa ilimiz içerisinde tarım ve üretimin olduğu bölgelerde insan gücünden ziyade makine gücünün kullanılması, bu sayede üretim kapasitesinin arttırılması ve üretimde zaman kaybının önüne geçilmesi adına başlattığımız ‘Tarım Makineleri Parkı’ ve ‘Kadın Kooperatiflerine Makine ve Ekipman Desteğ’i’ projelerimizle mahalle muhtarlıklarımıza, İlçe Ziraat Odalarımıza ve kadın kooperatiflerimize 390 adet makine ve ekipman desteği sağlamış oluyoruz. Bugüne kadar toplamda makine ve ekipman desteklerimizin miktarı 17 milyon liraya ulaşmış oluyor. Rabbim, güzel günlerde kullanmayı nasip etsin, hayırlı uğurlu olsun inşallah. Kadınlara ve çiftçilerimize yönelik desteklerimizi hiçbir zaman esirgemedik, esirgemeyeceğiz” dedi.
Kadınlar adına teşekkürlerini iletti
Türk Kadınlar Konseyi Derneği Manisa Şube Kurucu Başkanı Mübeccel Kafkaslı, tören sonrasında yaptığı konuşmasında 19 kadın kooperatifine verilen desteklerden dolayı teşekkürlerini iletti.
Kadın kooperatiflerinin stantları gezildi
Yapılan konuşmaların ardından protokol üyeleri tarafından kadın kooperatifleri tarafından Cumhuriyet Meydanı’nda açılan stantlar gezilerek üretilen ürünler ve yapılan çalışmalar hakkında bilgi alındı. Kadınlara ekipman ve makineleri teslim edildi. Protokol üyeleri daha sonra meydanda yer alan makinelerin mahallelere ve ziraat odalarına teslimlerini gerçekleştirdi. Başkan Ergün, makine ve ekipmanların teslim edileceği mahalle muhtarlıklarını ve ilçe ziraat odaları temsilcileri ile tek tek tokalaşarak makine ve ekipmanlarını teslim etti, hatıra fotoğrafı çektirdi. Başkan Ergün, dağıtımı yapılan makine ve ekipmanların hayırlı uğurlu olmasını, bereketli kazançlar getirmesi temennisinde bulundu. – MANİSA
]]>Hazır giyim ve konfeksiyon sektörü hem istihdam hem de ihracat gelirleriyle Türkiye ekonomisinin lokomotif sektörleri arasında yer alıyor. 22 bin 640 ihracatçı, 42 bin 434’e yakın imalatçının olduğu sektör, üretimde çalışan yaklaşık 700 bin kişi ile ülke istihdamında da öncelikli sektörler arasında bulunuyor. Perakende ve hazır giyim sektörüyle birlikte toplam istihdam ise 2 milyonu aşıyor.
Öte yandan hazır giyim ve konfeksiyon; Türkiye’de en fazla ihracat yapan 3’üncü sektör konumunda yer alıyor. Türkiye ise; dünyanın en fazla hazır giyim ve konfeksiyon ihracatı yapan 5’üncü ülkesi. 2023 yılında 19,3 milyar dolarlık ihracat gerçekleştiren sektör, genel ihracat içinde yüzde 7,5’lik paya sahip.
30 yılı aşkın fuarcılık tecrübesine sahip olan ve Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı ITM’i bir dünya markası haline getiren Teknik Fuarcılık, konfeksiyon ve hazır giyim sektörünün yakaladığı başarıyı sürdürülebilir hale getirmek üzere harekete geçti. Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu üyelerinin destekleri ve Konfeksiyon Otomasyon ve Makine İmalatçıları Derneği’nin (KOMİD) iş birliği ile düzenlenecek GarmentTech İstanbul Fuarı; dünyanın dört bir yanından gelecek profesyonel ziyaretçilere ve küresel alıcılara ev sahipliği yapacak.
“GarmentTech İstanbul Fuarı’nı bir dünya markası haline getireceğiz”
Bu büyük buluşma ve iş birliğinin lansmanı amacıyla düzenlenen GarmentTech İstanbul Fuarı’nın basın toplantısı, İstanbul’da gerçekleştirildi. Sektör birlik başkanları, Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu üyeleri ve firma yöneticilerinin katıldığı toplantının açılış konuşmasını Teknik Fuarcılık Yönetim Kurulu Başkanı Necip Güney yaptı. Konuşmasına, “Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu’nun değerli üyeleri ve Konfeksiyon Otomasyon ve Makine İmalatçıları Derneği’nin (KOMİD) destekleri ve iş birliği ile gerçekleştireceğimiz fuarımızın; ülkemize ve tüm konfeksiyon sektörümüze hayırlı olmasını temenni ediyorum.” sözleriyle başlayan Güney, konfeksiyon ve hazır giyim sektörüyle ilgili bilgiler paylaştı.
Güney, “ITM Uluslararası Tekstil Makineleri Fuarı’nı bir dünya markası haline getiren organizasyon ekibi olarak bizler, yıllardır olduğu gibi bugün de yine aynı özveri, aynı titizlik ve disiplin ile GarmentTech İstanbul Fuarı’nın başarı çıtasını yükseltmek için çalışacağız. Sektör birliklerimizin desteği ve Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu üyelerimizle el ele vererek GarmentTech İstanbul Fuarı’nı da bir dünya markası haline getireceğiz” ifadelerini kullandı.
Güney, konuşmasına şöyle devam etti: “Son dönemlerde Euro bölgesinde düzenlenen fuarlar kan kaybediyor. İstanbul’da düzenleyeceğimiz fuarımız, konaklama, gastronomi ve ulaşım kolaylığı açısından katılımcı ve ziyaretçilere büyük kolaylıklar sunuyor. Ayrıca vize problemi nedeniyle Avrupa’ya giderken zorluk yaşayan ülkelerden gelecek ziyaretçiler fuarımızın ziyaretçi sayısını arttıracak. Fuarımıza Almanya, İtalya, Çin, Japonya, Mısır, Özbekistan, İran’ın aralarında bulunduğu onlarca ülkeden 400’ün üzerinde firmanın katılım göstermesini bekliyoruz. Ayrıca fuarların farklı bir sinerjisi var. Ülkelerin turizm gelirleri arasında fuarlar oldukça önemli bir yer tutuyor. Örneğin Almanya’nın yıllık fuar hacmi Türkiye’nin kat be kat üstünde. Bu nedenle Türkiye’nin fuarcılık alanında turizm gelirlerini arttırmamız şart. Fuar organizatörleri olarak bizlerin ve ilgili bakanlıklarımızın bu konuda yoğun bir şekilde çalışması gerekiyor.”
“Sektör olarak umarım nice 30 yıllar, birlikte başarılı fuarlara imza atarız”
Fuar Danışma Kurulu adına konuşma yapan Çatma Makina Yönetim Kurulu Başkanı Yavuz Çatma, 30 yıl önce kurulan Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu olarak bugüne kadar sayısız fuara imza attıklarını söyledi. Çatma, “Teknik Fuarcılık ile yapmış olduğumuz iş birliğinin sektörümüze hayırlı olmasını diliyorum. Umarım sektör olarak bundan sonra nice 30 yıllar birlikte başarılı fuarlara imza atarız. Danışma Kurulu olarak Konfeksiyon Makineleri Fuarı alanında dünyada ilk 3 fuar arasında yer alıyoruz. İş birliğimiz neticesinde ilk 2 fuardan biri olmayı hedefliyoruz. Sektör temsilcilerimize ve danışma kurulu üyelerimize destekleri için çok teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
“Fuar sayesinde yurt dışındaki fuarlara gitmek zorunda kalmayacağız”
KOMİD Başkanı Haluk Akın ise yerli konfeksyion makine üreticilerinin yurt dışındaki fuarlara giderken vize problemi yaşadığını hatırlatarak, “Fuarı, tıpkı ITM gibi bir dünya markası haline getirirsek yurt dışındaki fuarlara gitmek zorunda kalmayız. Teknik Fuarcılık firmasının, KOMİD ve Konfeksiyon Makineleri Danışma Kurulu’nun desteği ve iş birliği ile GarmentTech Fuarı’nı dünya markası yapacağına inancımız tam. KOMİD olarak üyelerimizle birlikte bu fuarın başarılı olması için elimizden gelen her şeyi yapacağız” diye konuştu.
“Konfeksiyon Makineleri Sektörünün Teknik Fuarcılık ile iş birliği yapması beni umutlandırdı”
Tekstil Makineleri ve Aksesuar Sanayicileri Derneği (TEMSAD) Başkanı Adil Nalbant konuşmasında tekstil ve konfeksiyon sektörlerinin Türkiye için öneminden bahsetti. Tekstilin dünya ile rekabet edebileceğimiz tek sektör olduğunu söyleyen Nalbant, Teknik Fuarcılık firmasının fuarcılık alanındaki tecrübesine vurgu yaptı. 2004 yılından beri Tüyap ve Teknik Fuarcılık ortaklığı, TEMSAD iş birliği ile düzenlenen ITM Fuarı’nın dünyanın alanında en önemli fuarı haline geldiğini hatırlatan Nalbant, sözlerine şöyle devam etti: “Konfeksiyon makineleri sektörünün, GarmentTech İstanbul Fuarı için Teknik Fuarcılık’la iş birliği yapmakla en doğru kararı verdiğini düşünüyorum. Fuar, sektör adına beni oldukça umutlandırdı. Bizim tekstil makineleri alanında yakaladığımız başarıyı, umarım sizler de konfeksiyon makineleri alanında yakalarsınız. Bu ekip, nasıl ITM’i bir dünya markası haline getirdiyse GarmentTech Fuarı’nı da dünya markası yapacaktır” diyerek sözlerini tamamladı.
Yatırımlarına yön vermek isteyen sektör profesyonelleri fuara katılacak
Yapılan açıklamaya göre, Türkiye’nin alanında en kapsamlı buluşması olacak fuarda; dikişten kesime, ütüleme sistemlerinden paketlemeye, nakıştan baskıya ve denime kadar konfeksiyon ve hazır giyim üretiminde kullanılan tüm teknolojiler sergilenecek. Özellikle Ar-Ge ve inovasyona ağırlık veren yerli ve yabancı üreticilerin küresel alıcılarla buluşacağı fuar; yeni teknolojileri uygulamak ve yatırımlarına yön vermek isteyen sektör profesyonellerini misafir edecek. Kusursuz, hızlı ve uygun maliyetli giyim üretmeyi hedefleyen, kapasitelerini artırmak ve makine parkurunu genişletmek isteyen firma yöneticileri fuara akın edecek.
Konfeksiyon ve hazır giyim sektörüne ivme kazandıracak
Avrupa ve Asya’yı birleştiren İstanbul’da gerçekleştirilen fuar, makine satışları ve yeni ticari iş birlikleri sayesinde konfeksiyon ve hazır giyim sektörüne ivme kazandıracak. Fuar sırasında gerçekleştirilecek makine satışları ve iş birlikleri ile hem Türkiye’nin hem de dünya ticaret hacminin gelişmesine katkıda bulunulacak. Katılımcı firmalar; marka bilinirliğini arttırmanın yanı sıra yeni iş birlikleri başlatma fırsatı yakalayacak.
Ulaşım ve vize kolaylığı, fuara çok sayıda ziyaretçi çekecek
Dünya tekstil ve hazır giyim ticaretinin merkezinde olan İstanbul, bu büyük buluşmaya ev sahipliği yapacak. Fuarın doğu ile batıyı birleştiren bir köprü vazifesi gören İstanbul’da düzenleniyor olması fuarı bir cazibe merkezi haline getirecek. Coğrafi konumu nedeniyle; hem Avrupa ülkelerindeki hem de Ortadoğu, Kuzey Afrika, Türki Cumhuriyetler, Balkanlar ve Asya ülkelerindeki firmalar uçakla 3 saatlik kısa bir yolculuk sonrası İstanbul’a gelip fuarı ziyaret edebilecek. Schengen vizesi problemi nedeniyle Avrupa’ya giderken sorun yaşayan İran, Cezayir, Mısır, Tunus, Fas, Pakistan, Bangladeş ve Hindistan gibi ülkelerden gelecek ziyaretçilerin Türkiye’ye gelirken bu sorunu yaşamamaları fuarın çok fazla ziyaretçi ağırlamasını sağlayacak. – İSTANBUL
]]>Nilüfer ilçesinde birlikte AR-GE, yazılım, mühendislik ve otomasyon alanlarında çalışan İbrahim Altıparmak ve Mesut Barut, salgın döneminde işlerinin yavaşlamasıyla makine imalatına yöneldi.
Ahşap işleme makineleri üzerine yoğunlaşan girişimciler, bu süreçte sektörde kullanılan makineleri geliştirerek yerli imkanlarla üretime başladı.
Kapı, mutfak kapağı, dolap, mobilya ve ahşap ev aksesuarları gibi ahşap ürünlerin imal edildiği makinelerle sektöre adım atan girişimciler, salgın sonrasında yurt dışındaki fuarlara katıldı.
Fabrikalarında 40 kişiyi istihdam ederek ürettikleri makineleri yurt içinin yanı sıra başta Kanada, İngiltere ve İrlanda olmak üzere 11 ülkeye gönderen ortaklar, pazar sayısını artırmayı hedefliyor.
Firmanın kurucu ortaklarından elektrik mühendisi İbrahim Altıparmak, AA muhabirine, salgın nedeniyle işlerin belirsiz olduğu dönemde süreci iyi değerlendirmek için araştırma yapmaya başladıklarını ve edindikleri tecrübelerle global bir marka oluşturmayı ilke edindiklerini söyledi.
Türkiye’de üretilmeyen, Avrupa’dan ithal edilen makineleri tespit ederek, gelen makinelerin analizini yaptıktan sonra geliştirerek ilerlediklerini belirten Altıparmak, “Bu bağlamda güzel modeller ortaya çıkardık ve istediğimiz başarıyı kısa zamanda elde ettik. Bu başarıyı müşterilerden aldığımız geri dönüşlerle de görmüş olduk. Yurt dışından gelen makinelerin daha gelişmiş versiyonlarını yerli imkanlarla yaparak makine ithalatını azaltmayı ve onların pazar payını ellerinden almayı amaçladık. Yurt içinde bunu başardık.” diye konuştu.
Altıparmak, ürettikleri makineleri ihraç etmek için çalışmalara başladıklarını, bu konuda da önemli mesafe kat ettiklerini söyledi.
Kaliteyi ve inovasyonu hep ön planda tuttuklarını vurgulayan Altıparmak, “3,5 yılda geldiğimiz noktada şu an üretimimizin yüzde 60’ı ihracat. Yeni yaptığımız yatırımlarla beraber hedefimiz ihracat rakamını yüzde 85’e çıkartmak.” dedi.
“İnsansız çalışabilen makineler üretiyoruz”
Altıparmak, geçen sene yurt dışında 4 fuara katıldıklarını ifade ederek, şöyle devam etti:
“Bunlardan en büyüğü (Almanya’nın Hannover kentindeki) Ligna Fuarı’ydı. Bizim sektörün en büyük fuarı, bizim de hayalimiz olan bir fuardı. Orada ürünlerimizi beğeniye sunduk. Orada aldığımız geri dönüşler hem öz güven anlamında hem de yaptığımız işte daha doğru ilerlediğimiz kanısını göstermiş oldu. İhracat rakamlarımız fuarlar neticesinde arttı. Bu sene de yurt dışındaki fuarlara katılım sağlamayı hedefliyoruz. Özellikle olmadığımız pazarlardaki fuarlara katılarak fizibilite yapmamız gerekiyor. Şu anda 11 ülkeye ihracat yapıyoruz. Kanada’ya iyi bir akışımız var. İrlanda Cumhuriyeti, İskoçya, İngiltere’ye de ihracatımız iyi. Aslında zor pazarlar. Birçok imalatçının Avrupa tarafına makine satmasının zor olduğu bir dönemde biz buralara ihracat yaptık. Modellerimiz daha çok Avrupa’da ilgi görüyor. Doğru ürün çıkardık, doğru ürünü de doğru pazarladık, talepler arttı. İhracatımız iyi bir şekilde gidiyor.”
İhracatta emin adımlarla ilerlemek istediklerini dile getiren Altıparmak, orta vadede Amerika pazarına girdikten sonra doğru üretimle süreci ilerletmeyi hedeflediklerini sözlerine ekledi.
Firmanın diğer kurucu ortağı Mesut Barut da ürettikleri makinelerin yazılımını kendi bünyelerinde gerçekleştirdiklerini belirtti.
Makinalardaki arayüzlerin standart olduğunu aktaran Barut, bir makineyi kullanan operatörün diğer modellerini de rahatlıkla kullanabildiğine dikkati çekti.
Barut, makinelerin Endüstri 4.0’a uyumlu olduğunu kaydederek, “İnsansız çalışabilen, kalifiye elemana minimum ihtiyaç duyabilecek makineler üretiyoruz. Panel ve ağaç işleme sektöründe ‘düz tabla’ dediğimiz nesting makinelerimiz insansız çalışabiliyor. Torna modeli olan makinelerimiz de kalifiyeli elemana ihtiyaç duymaksızın robot entegrasyonu şeklinde çalışabilmektedir. Şu an Endüstri 5.0 üzerine çalışmaktayız. Ürettiğimiz tüm makinelerin otomasyon sistemleri hem Endüstri 4.0 hem de Endüstri 5.0’ı desteklemektedir.” ifadesini kullandı.
Firmalarının yazılım yönünün güçlü olduğunu gösterebilmek için 5 eksenli ahşap işleme makinesi ürettiklerini anlatan Barut, bunun patentini de aldıklarını bildirdi.
Bu makineyi geliştirirken piyasada en çok ihtiyaç duyulan ve firmaların zorluk yaşadığı noktaları araştırdıklarını söyleyen Barut, “Makinede, Togg’u ağaca işledik. Yerli otomobilimiz Togg’u yerli makinemizle birleştirdik. Ürettiğimiz Togg maketini fuarlarda sergileyerek hem yerli otomobilimizi tanıtıyoruz hem de makinemizin özelliklerini, çalışma prensibini göstermiş oluyoruz. Ülkemizin hem makine konusunda hem de araç konusunda bu kadar ilerlediğini gören yabancı ziyaretçiler tarafından şaşkınlıkla izlendik. Bu makineye hem yurt içinden hem de yurt dışından çok talep oldu. Fuarda bu makinelerden ikisini yurt dışına verdik. Şu anki görüşmelerimiz devam etmekte. Üretimini yaptığımız makine Suudi Arabistan’a gidecek. Şu anda Kanada, İngiltere ve Bulgaristan’dan talep var.” diye konuştu.
]]>Uluslararası standartlarda tesisleri, kar kalitesi ve teknik altyapısı bulunan Erciyes’te kar ezme araçlarını (snowtrack) kullanan 11 kişilik ekip, pistleri daha kaliteli ve güvenli bir hale getirmek için gece mesaiye başlıyor.
Erciyes’in 2 bin 188 metre yüksekliğindeki Tekir Kapı’da bulunan tesislerinden gece karanlığında hareket eden ekip, Develi, Hisarcık, Tekir ve Hacılar kapılarındaki pistlerden 3 bin 400 metre yüksekliğindeki Ottoman Tesisi’ne kadar olan pistleri sabahın ilk ışıklarına kadar kayakseverler için hazır ediyor.
Amatör ve profesyonel kayakçıların konforlu şekilde kayak yapabileceği tesislere sahip Erciyes’in toplam 112 kilometre uzunluğundaki pistlerini hazır etmek için gayret gösteren ekip, yer yer 12 kar ezme aracının sığabileceği pistlerden birden fazla kez geçerek kilometrelerce yol katediyor.
Kar ezme aracı operatörü Eyüp Can Arıkan, AA muhabirine, Erciyes’in pistlerini en iyi hale getirmek amacıyla büyük bir gayretle çalıştıklarını söyledi.
Erciyes’in her alanda olduğu gibi pistlerinin de kaliteli olduğunu belirten Arıkan, şunları kaydetti:
“Yabancı ve yerli turistlere hitap etmesi açısından geceleri burada işe başlayıp sabahlara kadar tesislerimiz ve pistlerimizi hazır hale getiriyoruz. Hava şartları ne kadar olumsuz olursa olsun sabaha kadar her şeyin hazır olması için tüm çabamızı pistlere harcıyoruz. Buraya gelen insanlar ve turistler memnun kalsın istiyoruz . Onların güvenliği için de biz ezme işlemini gerçekleştiriyoruz. Bu makinenin özelliği kayak pistlerindeki karı düzeltmesi ve oradaki karı sertleştirmesi. Gelen misafirlerimizin düzgün pistlerde kayak yapmaları ve güvenlikleri için bu makinelerle ezme işlemini gerçekleştiriyoruz. Makinemizin ön tarafındaki küreğiyle kar olmayan bölgelere de kar çekiyoruz ve böylece her tarafta rahatlıkla kayabiliyorlar.”
Arıkan, gece saatlerinde işe başladıklarını, saat 05.00’e kadar süren işlerinin hava şartlarına göre bazen saat 11.00’e kadar devam edebildiğini aktardı.
“Sabaha kadar 600 kilometrenin üzerine çıkıyoruz”
Ekip olarak işlerini bitirdiklerinde pistlerin hazır hale geldiğini anlatan Arıkan, şöyle devam etti:
“Toplam pistlerimizin uzunluğu 112 kilometre. Durmaksızın tüm pistleri ezip kontrol ederek, sabaha hazır hale getiriyoruz. Dağ genelinde duruma göre 8 makine çalışıyoruz. 11 kişilik bir ekibiz. Çoğu pistlerimiz acemi ve profesyonel kayakçılara hitap ediyor. Bu pistlerimizin genişliği yer yer 6 makinelik veya 12 makinelik mesafeye kadar çıkıyor. Biz genişliğinden dolayı pistlerimizden bir defadan fazla, bazen 6 defa geçtiğimiz için sabaha kadar 600 kilometrenin üzerine çıkıyoruz. Bu da demek oluyor ki bizim makinelerimizin her biri dağ genelinde 100 kilometreden fazla yol yapıyor. Gece saatlerinde başlayıp sabah güneş doğana kadar devam eden çalışmalarımız buraya gelen yerli ve yabancı misafirlerimizin memnuniyeti ve güvenli bir hizmet alması içindir.”
Operatör Ahmet Aslan da turistlere Erciyes’i en iyi şekilde tanıtmak amacıyla pistleri mükemmel hale getirmek için çalıştıklarını söyledi.
]]>Temeli 1934 yılında atılan Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk sanayi kuruluşlarından SEKA Kağıt Fabrikası, restore edilmesinin ardından 2016’da müze olarak hizmete açıldı. Kağıt üretim sürecinde kullanılan makine ve teçhizatların sergilendiği müzede Dünya Fotoğrafçılık Günü olan 19 Ağustos 2022’de “Fotoğraf Teknolojileri Müzesi” de kuruldu. İzmit’te yaşayan ve 6 Ağustos 2021’de vefat eden fotoğrafçı ve yazar İlker Kumral’ın koleksiyonunda bulunan 310 fotoğraf makinesi, 2010’da Büyükşehir Belediyesi tarafından satın alındı. Kumral’ın özenle biriktirdiği ve gözü gibi baktığı bu değerli parçalar, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’ne konuldu.
İğne deliği ile fotoğraf deneyimi
163 yıllık kamera başta olmak üzere körüklü fotoğraf makineleri, filmler ve yardımcı ekipmanların sergilendiği müzede, fotoğraf ve kameranın icadına yol gösterici olan “camera obscura” alanı da bulunuyor. Karanlık oda ya da kutu olarak bilinen bu görüntü üretme mekanizmasında vatandaşlara iğne ucu genişliğindeki delikten içeri giren ışıktan nasıl görüntü oluşturulduğu gösteriliyor.
Fotoğrafın ve fotoğraf makinelerinin tarihinin anlatıldığı bilgilendirici yazılar ile donatılan müzede, en yoğun ilgi de casus makinelere gösteriliyor. Bu bölümde en dikkati çeken ürün ise 1969 yapımı “Majestelerinin Gizli Servisinde (On Her Majesty’s Secret Service)” filminde James Bond’un kullandığı “Minox B”nin aynısı fotoğraf makinesi oluyor.
İlker Kumral’ın zengin koleksiyonu sergileniyor
SEKA Kağıt Müzesi Koleksiyon yöneticisi Arkeolog Salim Saraç, Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin SEKA Kağıt Müzesi’nin matbaa bölümünde kurulduğunu söyledi. Müzede sergilenen fotoğraf makinelerinin İlker Kumral’ın koleksiyonu olduğunu ifade eden Saraç, “2010 yılında Büyükşehir Belediyemiz, İlker Kumral’dan fotoğraf makinelerini satın aldı. Zaten belediyemizin müze kurma fikri vardı. Bu fikri 2022 yılında faaliyete geçirdik” dedi.
“Depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz”
Müzede 310 fotoğraf makinesinin ve yardımcı ekipmanların sergilendiğini ifade eden Saraç, “Bir bu kadar da depoda ekipmanımız var. Farklı zamanlarda depodaki vitrine, vitrindeki depoya koyarak sirkülasyon sağlıyoruz. Toplamda bine yakın fotoğraf makinemiz bulunmaktadır. Müzemizde 1860 yılındaki körüklü fotoğraf makinelerinden başlayarak, 2011 yılındaki dijital makinelere kadar birçok eser var. Burada bunları kronolojik sıraya göre dizip, gelen insanlara makineler üzerinden fotoğrafın tarihini anlatıyoruz” diye konuştu.
“Hepsi gerçek”
Saraç, camekanlı alan içerisinde casus makinelerin de sergilendiğini kaydederek, “James Bond’un 1969 yılındaki filminde kullandığı casus makinenin bir benzeri de müzede sergilenmektedir. Minyatür makineler bölümümüz var. Özellikle Soğuk Savaş döneminde casusların kullandığı makineler var. Aslında literatürde minyatür makine diye geçer ama halk tarafından casus makineler diye bilinir. 20’ye yakın minyatür casus makineler var. Hepsi gerçek, kişilerce kullanılmış makinelerdir” ifadelerini kullandı.
“Film banyomuz bulunmaktadır”
Fotoğraf Teknolojileri Müzesi’nin pazartesi günleri hariç diğer günler 09.00-17.30 saatleri arasında ziyarete açık olduğunu belirten Saraç, “Ücretsiz hizmet vermektedir. Rehberlik turlarımız mevcuttur. Müzemizde ayrıca iğne deliği yani camera obscura bölümü bulunmaktadır. Ayrıca fotoğraf meraklıları için film banyomuz bulunmaktadır” şeklinde konuştu.
“Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf müzesi”
Salim Saraç, Kocaeli’de fotoğrafa ilginin yoğun olduğunu da vurgulayarak, “Kentte iki fotoğraf derneği var. Dernekler fotoğraf turlarında burayı özellikle kullanıyorlar. Vatandaşın da ilgisi güzel. İlkokul ve ortaokul öğrencilerinin de ilgisi var. Müzemize Türkiye’deki 3’üncü en büyük fotoğraf makinesi müzesi diyebiliriz” dedi. – KOCAELİ
]]>Makine İhracatçıları Birliği’nden (MAİB) yapılan açıklamaya göre, geçen yılın son çeyreğini yatay bir seyirle ve toplam 7 milyar dolar ihracatla kapatan makine ihracatı, 2024’e miktar bazında 7 bin ton, değer bazında 50 milyon dolar eksilerek başladı.
Aylık bazda evsel ve endüstriyel soğutma makineleri ile takım tezgahları ihracatında düşüş gözlenirken; içten yanmalı motorlar, tekstil ve konfeksiyon makineleri ile türbin, turbo-jet ve hidrolik sistemlerde artış yaşandı.
Ocakta en büyük iki ihracat pazarı Almanya ve ABD’ye ihracat artarken, küresel bankacılık sisteminin müdahalesi neticesinde Rusya’ya dış satımda yüzde 30’a yakın düşüş yaşandı.
Açıklamada görüşlerine yer verilen Makine İhracatçıları Birliği Başkanı Kutlu Karavelioğlu, dünyada makine üretimi ve ihracatının artmadığı 2023’ü üretimde yüzde 22,9’luk, ihracatta ise yüzde 10,6’lık yükselişle kapattıklarını anımsattı.
Türkiye’nin ana ihracat pazarı Avrupa Birliği’nde yaşanan olumsuz gelişmelere değinen Karavelioğlu, bu bölgedeki yatırımlardaki isteksizliklerden, taleplerin ertelenmesinden ve makine sektörünün üretiminin düşmesinden bahsetti.
Karavelioğlu, son yıllarda Avrupa ülkelerinin makine sektöründe Türkiye’de yetişen nitelikli işgücünü çekmeye çalıştığını kaydederek, mühendis ve yazılımcılara yönelik açık hamlelerin KOBİ’ler üzerinde yükselen sektörün geleceği açısından tehdit oluşturduğunu anlattı.
Kutlu Karavelioğlu, “Türkiye’nin makine fabrikaları önce savunma sanayimize, oradan da Avrupa’ya tasarımcı ve teknik insan yetiştirip ihraç eden bir eğitim öğretim kurumuna dönüştü; bir diploma vermediğimiz kaldı. Fikri mülkiyet meselesi bir yana, bu kayıpların işin idamesine yönelik ağır bedelleri olacağını görmek durumundayız” açıklamasında bulundu.
“YENİ SİPARİŞLERİN BİR KISMI SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK KOŞULLARINA BAĞLI OLACAK”
MAİB Başkanı Karavelioğlu, yaza doğru artması beklenilen siparişlerin bir kısmının sürdürülebilirliğe dair yeni koşullara bağlanacağına dikkati çekerek, işletmelerin Avrupa Yeşil Mutabakatı ile uyumunun öneminden bahsetti.
Bu konudaki faaliyetlerine değinen Karavelioğlu, “Sürdürülebilirlik Eylem Planı Raporumuzda çizdiğimiz yol haritasını somut pratiğe dönüştürmek ve tasarlanan reçetelerin firmalar ölçeğinde hayata geçmesine öncü olabilmek amacıyla türlü yöntem ve araçlar geliştiriyoruz. İkiz Dönüşüm UR-GE Projemiz, ihtiyaç analizi ve küme yol haritası oluşturulması konusunda Ticaret Bakanlığımızın en iyi uygulama örneği ödülüne layık görüldü” dedi.
“DESTEKLER OLMAZSA, KOBİ YAPISINDAKİ SEKTÖR KENDİ YAĞIYLA KAVRULAMAZ”
Kutlu Karavelioğlu, yüksek katma değerli ihracatçı sektörlerin, gelişmiş ülkelerin tamamında ekonominin göz bebeği kabul edildiğine vurgu yaparak, desteklerin olmaması veya devam etmemesi halinde KOBİ yapısındaki sektörün dünyanın hiçbir yerinde kendi yağı ile kavrulamayacağını bildirdi.
Karavelioğlu sözlerine, “Makine sektörümüzün pandemi öncesi 2019’a göre yüzde 70 daha fazla miktarda üretim, yüzde 40 daha fazla değerde ihracat yapar hale gelmesinde, teknoloji ve ürünlerin çeşitlenip katma değerinin ve rekabetçiliğinin artmasında, çevikliğinin ve dayanıklılığının pekişmesinde devletin koruyucu ve kollayıcı mekanizmalarının büyük rolü olduğunu hep söylüyoruz. Bu durumun ileri ülkelerden başlayarak kendi teknolojilerini geliştirmek iddiasındaki bütün ülkeler için geçerli olduğunu da sık sık yinelemek lüzumu duyuyoruz” diye devam etti.
İthalatta yaşanan artışa işaret eden Karavelioğlu, “İthalat rejiminde alınan tedbirlerin başarılı olabilmesi için Yatırım Teşvik Mevzuatımızdaki açık kapıların acilen kapatılması gerektiğini düşünüyoruz” diyerek sözlerini noktaladı.
]]>