Bursa Yemek Sanayicileri Derneği (BUYSAD) Başkanı Coşkun Dönmez, kırmızı ve beyaz ette hızla yükselen fiyatların sadece arz-talep dengesizliği, girdi maliyetlerinin yüksekliği ile açıklanamayacağını, her yıl Ramazan ayı öncesinde başlayıp kurban bayramına kadar süren spekülatif etkileri göz ardı edilemeyeceğini vurguladı. Dana etinin 560 lira bütün tavuğun da 120 liraya yükseldiğini ve artışın durmadığını ifade eden Dönmez, “Bu fiyatlarla vatandaş evine ne kırmızı ne de beyaz et alamaz. Endüstriyel yemek sektörü de bu fiyatlarla ilke menü fiyatlarını sabit tutamaz. Daha fazla dayanacak gücümüz kalmadı. Çok acil önlemler bekliyoruz” dedi.
Ticaret Bakanlığı’nın önceki gün aldığı kararla 1 Mayıs 2024 tarihinden 31 Aralık 2024 tarihine kadar, aylık bazda azami 10 bin ton, toplamda ise bu yılsonuna kadar 80 bin ton olacak şekilde beyaz et ihracatına kısıtlama getirmesini olumlu bir adım olarak gördüklerini söyleyen Coşkun Dönmez, 2024 yılının ilk aylarıyla birlikte tavuk eti fiyatlarındaki artış hızının enflasyonun, yem ve enerji gibi maliyet kalemleri ile döviz kurundaki aylık fiyat değişimlerinin çok ötesine geçtiğine dikkat çekerek, “Kırmızı et fiyatları yükselince beyaz ete olan talep arttı. Bunun üzerine beyaz et fiyatları da anormal artmaya başladı. İthalat kısıtlaması olumlu ama kırmızı et içinde önlem gerekiyor” dedi.
Başkan Dönmez, Türkiye’de tarımsal üretimin zaten istikrarsız bir çizgide olduğunu, hem dünyada hem Türkiye’deki olumsuz gelişmelerin kırmızı et fiyatlarını sürekli artırdığını kaydetti. Fiyat artışlarının herhangi bir maliyet artışına dayanmadan özellikle Ramazan ayı öncesinde başlayarak Kurban Bayramına kadar devam etmesin fırsatçılık olarak nitelendiren Başkan Dönmez, spekülatörlere karşı devletin daha ciddi önlemler alması gerektiğini söyledi. Dönmez, artan fiyatlar karşısında canlı hayvan ve kırmızı et ithalatının acil olarak başlatılmasını, ayrıca Et ve Süt Kurumu’nun da piyasayı dengeleyecek adımlar atmasını istedi. Dönmez Endüstriyel yemek sektörüne Et ve Süt Kurumu tarafından uygun fiyatlı et, süt ve süt ürünleri vermesi gerektiğini de belirterek, “Maalesef artan fiyatlar yüzünden çok yakında kırmızı ve beyaz etli menülere veda etmek zorunda kalabiliriz. Bunu önlemenin yolu endüstriyel yemek sektörünün kırmızı ve beyaz ette desteklenmesinden geçiyor. Bu konuda hızlı bir çözüme ihtiyaç var” diye konuştu.
Kırmızı et fiyatlarındaki yükselişin birçok nedeni olduğunu, maliyet artışları, pandemi ve dünyadaki savaşların etkisini görmezden gelmediklerini kaydeden Başkan Coşkun Dönmez, “Tüm bunlar yetmiyormuş gibi, Ramazan ayı ve Kurban Bayramı bahane ederek fırsatçılık yapanlara hoşgörüyle yaklaşmamamız mümkün değil. Endüstriyel yemek sektörü olarak zaten tarımsal gıda fiyatlarındaki artıştan en çok etkilenen sektörüz. Kırmızı ve beyaz et de bizim en önemli hammaddemiz. Durup dururken fırsatçıların fiyatları yükseltmesiyle bizim de maliyetlerimiz değişiyor. Müşterilerimize karşı sorumluluklarımız var. Ama bu artışları biz de fiyatlara ansıtmak zorunda kalıyoruz” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Toplantının açılışında yaptığı konuşmada23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’na değinen GTO Meclis Başkanı M. Hilmi Teymur, bir milletin varlığının ve temellerinin sağlamlığının çocukların sağlıklı ve bilinçli yetiştirilmesiyle başlayacağını vurguladı.
Teymur, “Bakın Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 1 Mart 1922 tarihinde Meclisin açılış konuşmasında ne demiş: ‘Yetişecek çocuklarımıza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, her şeyden evvel Türkiye’nin istikbaline, kendi benliğine, milli an’anelerine düşman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzümu öğretilmelidir.’ İşte biz çocuklarımızı bu sözlerin kılavuzluğunda yetiştirmeliyiz ki onlara vatanımızın geleceğini gönül rahatlığıyla emanet edebilelim” dedi.
“Özel günlerde kepenkler açık olmalı”
Başkan Teymur’un ardından kürsüye gelen ve GTO’nun nisan ayında yürüttüğü faaliyetler hakkında Meclis üyelerini bilgilendiren GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, Gaziantep’in son yıllarda turizmde ivme kazandığını fakat bayramlar gibi özel günlerde şehre gelen turistlerin açık restoran bulmakta zorluk çektiğini ifade ederek, “Gaziantep turizmini desteklemek için bayramlar gibi uzun tatillerin olduğu dönemlerde özellikle kafe ve restoranlarımızın açık olması gerekiyor. Geçtiğimiz Ramazan Bayram’ında bununla ilgili pek çok şikayete rastladık. Kalabalık heyetlerle Gaziantep’e gelen fakat yemek yiyecek, bir çay molası verecek açık işletme bulamayan misafirlerimizi gördük. Şehrimiz son yıllarda tarih, kültür ve gastronomi turizminde ivme kazandı. Bizlerin de bunu desteklemesi gerekiyor. Şehrimizde özel günlerde kepenkler açık olmalı” şeklinde konuştu.
“Fahiş fiyatın tanımı net bir şekilde yapılmalı”
Uzun süredir ülke gündemini meşgul eden ve tepkilere neden olan fiyatlandırma politikasına da dikkat çeken Başkan Yıldırım, yaşanan tüm olumsuzlukların ana kaynağının enflasyon olduğunu ve fiyat algısının bozulduğunu söyledi.
Enflasyonist ortamın beraberinde suistimalleri de getirdiğini belirten Yıldırım, “Enflasyonun çok yüksek seyrettiği dönemlerde maalesef bunu suiistimal eden işletmeler oluyor. Fiyat algısının bozulmasıyla birlikte de bu tarz işletmeler fahiş fiyatlarla her birimize büyük zararlar veriyor. Diğer taraftan da acı bir gerçek var ortada. Tüketici olarak bizlere çok yüksek gelen fiyatların maliyet hesabı İşletme giderlerini, ham madde maliyetlerini hesapladığınızda işletmelerimizin ayakta kalabilmesi, faaliyetlerini sürdürebilmesi gerçekten de çok zor. Bugün bir restoranda içtiğiniz çorbanın maliyeti yarın değişebiliyor. Maliyetlerin artışı da her zaman fiyatlara yansıtılamıyor. Fiyata yansıtmayınca işletme zor durumda kalıyor, yansıtınca vatandaş olarak bizler zor durumda kalıyoruz. Bu tabloda fahiş fiyat tanımının net bir şekilde yapılması, suiistimallerin tespit edilip devletimizin bu konuyu takip etmesi ve çözüm üretmesi gerekiyor. Fahiş fiyat tanımının hiçbir soru işareti bırakmadan ve detaylı bir şekilde yapılması oldukça önemli. Tüm kesimlerce kabul görecek fahiş fiyat tanımı yapılmadan yasal düzenlemeye de gidilmemeli. Ne tüketici zarar görsün ne de üretici Şunu da unutmamak gerekir: işletmeler açısından en iyi terazi, en iyi ölçü yine vatandaşın kendisidir. Ödediği bedel aldığı hizmeti karşılamıyorsa en iyi cezayı da vatandaşın kendisi keser” ifadelerini kullandı.
“Jeopolitik risklere göre kendimizi konumlandırmalıyız”
Konuşmasında Türkiye’nin bulunduğu konuma ve jeopolitik risklere de değinen Yıldırım, “Siyasi ve toplumsal olarak atılan her adım küresel ekonomiyi direkt etkiliyor. Ticaretin yönünü belirliyor, maliyetleri ve tedarik zincirini etkiliyor. Olayların bizim dışımızda cereyan ediyor olması da önemli değil. Sonuçta hepimiz birbirine bağlı bir sistemin parçasıyız. İran ve İsrail arasındaki gerginliğin ekonomi üzerindeki etkilerini düşünün Tüm dünya savaşın bölgeselleşme ve şiddetlenme endişesinde. Bölgedeki jeopolitik riskler ve belirsizliğin artışı risk primimizi ve dolayısıyla borçlanma maliyetlerimizi artıracaktır. Artık jeopolitik risklerin olmadığı bir dünya yok Yani aman şu jeopolitik riskler geçsin de bakarız diyemeyiz. Bu durumu yönetmeyi, kendimizi doğru konumlandırmayı öğrenmeliyiz” ifadelerini kullandı.
“Enflasyonla mücadelede bedel adil dağıtılmalı”
Enflasyonla mücadele sürecinde fiyat istikrarı ve finansal istikrarı sağlamak için öngörülebilirliğin güçlendirilmesi için mevcut ekonomi politikasının devam etmesi gerektiğini belirten GTO Başkanı Yıldırım, “Bunu yaparken de para ve maliye politikası birbirini tamamlamalı. Enflasyonla mücadelenin maliyeti şüphesiz çok ağır ama bedelin adil dağılımı çok önemli Bu bedeli sadece vatandaş, sadece iş dünyası ödememeli kamu da tasarruf yapmalı. Hükümetin ‘mevcut harcamaları daha verimli hale getirme’ vurgusu yaparak kamuda tasarrufa gidileceği açıklamasını bu anlamda olumlu buluyorum” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Toplantının açılışında Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün “Ekonomi demek, her şey demektir, yaşamak için, mutlu olmak için, insan varlığı için ne lazımsa onların hepsi demektir. Ziraat demektir, ticaret demektir, çalışma demektir, her şey demektir.” sözlerini hatırlatan ve ekonomi olgusunun her türlü gelişmeden etkileneceğini vurgulayan GTO Yönetim Kurulu Başkanı Tuncay Yıldırım, “Piyasalarda yaşanan dalgalanmalar, ticaret savaşları, doğal afetler, salgınlar, siyasi belirsizlikler ve jeopolitik gelişmeler ekonomiyi etkiliyor. Daha geçtiğimiz hafta sonu yaşanan İran-İsrail gerginliğini düşünün. Geniş çaplı bir bölgesel çatışma endişesi ile yatırımcıların risk iştahı düştü, varlık fiyatlarında oynaklık arttı. İsrail’in karşılık verebilme durumu hala küresel piyasalarda tedirginlik oluşturuyor. Kısaca vurgulamak istediğim nokta ekonominin her şeyden etkileneceği ve kelebek etkisinin varlığı” dedi.
“Şu an dev dalgalarla savaşıyoruz”
Konuşmasında çarpıcı bir ifade kullanan ve küresel sistemin her parçası birbiri içine geçmiş bir zincir gibi çalıştıkça herkesin aynı gemide olacağını belirten Yıldırım, iş insanları olarak bu ortak geminin kürek takımı olduklarını ve şu an dev dalgalarla savaştıklarını söyleyerek, “İçinde bulunduğumuz süreç bu dalgaların bizi alabora etmesini önlemek adına bir fırsat. 4 yıllık seçimsiz dönemi çok iyi değerlendirip enflasyonla mücadelede başarılı olmak zorundayız. Bu noktada ekonomi yönetiminin verdiği ‘ekonomideki yol haritasına sıkı sıkıya bağlıyız’ mesajı değerlidir. Ancak bu geminin yürümesi için kürek takımının içinde bulunduğu durum göz ardı edilmemeli” şeklinde konuştu.
“Daha fazla girdi maliyeti daha fazla maliyet enflasyonuna sebep olur”
Girdi maliyetlerindeki yüksekliğin maliyet enflasyonu oluşturduğuna dikkat çeken Yıldırım mevcut konjonktürde iş dünyasının durumunu şöyle değerlendirdi: “Yükselen reel ücretler işgücü maliyetlerini artırdı. Artan faizler de erişimi zaten zor olan finansmanın maliyetlerinde çok ciddi artışlara sebep oldu. Tüm bunların yanında enerji fiyatlarına zam gelme ihtimali da sanayi kesiminde tedirginlik oluşturuyor. Yüksek girdi maliyetleri altındaki üretimimiz böylesi bir maliyeti kaldıramaz. Maliyet enflasyonunun artmasına sebep olur.”
“Eksik değerlenen kur rekabet gücümüzü zayıflatıyor”
Enflasyonun altında değerlenen kurun döviz gelirini olumsuz etkilediğini söyleyen Yıldırım, “Kurdaki artışların da genel olarak enflasyonun altında kalması şu dönemde en çok ihtiyacımız olan ihracat gelirini zora sokmakta. Enflasyonun altında eksik değerlenen döviz hem enflasyonu olumsuz etkiliyor hem de küresel rekabet gücümüzü zayıflatıyor. Ekonomimizin döviz ihtiyacını karşılayabilmek için eksik değerlenen değil, gerçekçi değerlenen bir döviz kuruna ihtiyacımız var” dedi.
“Gaziantep yürürse Türkiye yürür”
TSKB Genel Müdürü Murat Bilgiç ise Gaziantep’in kendilerini her zaman heyecanlandıran en güçlü illerden biri olduğunu belirterek, “Gaziantep’in yatırım iştahı her zaman fazladır. Diğer illere göre çok daha fazla yatırım odaklısınız. Çok çevik bir iş dünyası var. Gaziantepli adını duymadığım, haritada yerini gösteremeyeceğim ülkelere mal satıyor. Bu büyük bir esneklik Borcuna sadık, kaynağı hep işinde kullanan bir şehir Türkiye yürürse Gaziantep hep ondan önde yürüyor. Durursa daha hızlı toparlanıyor” ifadelerini kullandı.
“Deprem yılı tek bir yıl değildir”
TSKB’nin deprem bölgesinin toparlanmasına katkı sunmak için bir rapor hazırladığını belirten Bilgiç, ” Depremin ardından bölge için bir rapor hazırlayarak paydaşlarımızla paylaştık. Ama biz “deprem yılı tek bir yıl değildir” diyoruz ve bölgeyi değerlendirmeye devam ediyoruz. Bölgenin rekabet noktalarını güçlendirecek bir tavsiye raporu hazırlıyoruz. Deprem sonrasında gerçekleştirdiğimiz bu ikinci ziyaretle de bölge kalkınmasına katkı sağlamak adına neler yapabiliriz konuşmak, hazırlayacağımız raporla buna yön vermek ve tüm yönetim kadromuzla birlikte sizlerin bankacılık sektöründen beklentilerini dinlemek istedik. Bankalar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi olduğumuz için de burada sizlerden gelen talepleri oraya da taşıyacağız” ifadelerine yer verdi.
Toplantının devamında TSKB Baş Ekonomisti Dr. Burcu Ünüvar dünya ve Türkiye ekonomisini piyasa ve kalkınma perspektifinden değerlendiren bir sunum yaparken, TSKB Ekonomik Araştırmalar Müdürü Dr. Feridun Tur ise deprem bölgesi ekonomisi değerlendirerek toparlanmaya yönelik tavsiyelerde bulundu.
Toplantı, sunumların ardından soru-cevap bölümüyle sona erdi. – GAZİANTEP
]]>