Bursalı Fiat Egea Amerika’ya gidince isim değiştirip Fiat Tipo olmuş! İşte farklı markaların ikiz modelleri
Bazen üretim maliyetlerini azaltmak bazense pazardaki açığı kapatmak bazense hedef kitle farklılığı sebebiyle markalar ortak üretimler yapabilir. Bunun dışında bir marka aynı otomobili farklı model isimleriyle de satabilir. Bizde sizler için bahsi geçen ikiz otomobilleri derledik.
Zirve değişti! Golf artık en çok satılan otomobil değil
1- Fiat Egea/ Fiat Tipo
Türkiye pazarının Bursalı ezber bozan sedanı Fiat Egea ile başlıyoruz. Fiat Türkiye içerisinde ve birkaç pazarda Egea ismini tercih ediyor. Ancak Amerika pazarına gittiğinizde Egea değil Tipo ismiyle otomobil yer alıyor. Burada marka kullanıcıların eskiden sevdiği bir model ismini kullanarak kullanıcı alışkanlıklarını bozmamış. Ayrıca bölgeye göre uygun farklı donanımları da Tipo modellerine eklemiş.
2- Fiat Doblo/ Ram ProMaster
Yine Bursalı bir modelle devam ediyoruz. Yeni modeli artık gurbetçi olsa da Fiat Doblo’nun bir önceki nesli Amerika’da Ram çatısı altında satılıyordu. Ram o dönem Fiat çatısı altındaydı. Geçtiğimiz aylardaki yeniden yapılanma ile birlikte Steallantis çatısına geçen Ram, Doblo’nun panjur ve logolarını değiştirerek Amerikan pazarında ProMaster modelini satışa sundu.
3- Renault Clio/ Mitsubishi Colt
Bursa’dan dünyaya satılan 2 sevilen model var. Renault Clio ve Mitsubishi Cold. Marka ve model isimleri farklı olsa da iki otomobil aslında ikiz kardeşler. Renault ve Mitsubishi tarafından geçen yıl imzalanan yeni anlaşma ile Clio ve Cold modeli ikiz kardeş oldular. Türkiye pazarında sadece Clio yer alsa da Avrupa pazarında Clio ve Cold rekabetini görüyoruz.
4- Peugeot 301/ Citroen C-Elysee
Peugeot 301 ve Citroen C-Elysee aşkını duymayan yoktur. Türkiye’de her iki model de oldukça seviliyor ve satıldı. Özellikle filoların gözdeleri olan bu modeller ortak platform üretimi anlaşmalarının sonucu. Sadece ızgara, tampon ve direksiyon gibi parçaları farklı olan iki model de ortak üretim metodunun bir sonucu.
5- Ford Tourneo Connect/ Volkswagen Caddy
Biri Alman diğeri Amerikan. Nereden geliyor bu benzerlik? Eskiden “Alman Ford’u” diye bir tabir vardı bilenler bilir. O dönem Almanya’da Ford fabrikası vardı ve bu fabrikada üretilen Ford’lar diğerlerine göre daha az işçilik hatalarına sahipti. Daha sonrasında o fabrika kapandı ve Alman Ford’u tabiri geçmişte kaldı.
Ancak yeni Volkswagen ve Ford ortaklığı bu anıları tekrar canlandırabilir. Zira yeni Volkswagen Caddy ve Ford Tourneo Connect ikiz kardeş sayılırlar. Ford ve Volkswagen yaptıkları ortak üretim anlaşması ile ticari araç üretimlerini birleştirdi. Bu kapsamda yeni Ford Toruneo Connect ve Volkswagen Caddy büyük oranlarda birbirlerine benziyor hatta ikiz kardeşler bile diyebiliriz.
]]>Türkiye İhracatçılar Meclisi tarafından açıklanan son ihracat verilerine göre hazır giyim ve konfeksiyon sektörü mart ayı ihracatını 1 milyar 618 milyon 456 bin dolarla tamamladı. Ocak-Mart döneminde kaydedilen değer ise, 4 milyar 539 milyon 463 dolar. Sektör, bu rakamla geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 12,5’lik bir düşüş yaşadı. Ancak, Türkiye’den alımları azaltan Avrupalı sektör temsilcilerinin Türkiye’ye yeniden ‘yeşil ışık’ yakması, 2024 rakamları için sektöre umut verdi.
“Türkiye’nin artık ucuz değil, katma değeri yüksek marka üretmemiz gerekiyor”
Hazır giyimdeki ivmenin yükseldiğini yakından takip ettiklerini belirten DOSABSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Nilüfer Çevikel, “Ancak son dönemde, bilhassa tekstildeki spekülasyonlara çok fazla takılmamak gerektiğini düşünüyorum. Bizim derdimiz aslında, 3’üncü dünya ülkeleriyle değil, daha önceden de gündeme getirdiğimiz gibi, bizim acil bir şekilde artık markalaşmamız gerekiyor. Çünkü, Türkiye artık ucuz arazinin, ucuz işçiliğin ve devletin sübvanse ettiği enerji maliyetlerinin ve ham maddenin bulunduğu bir ülke değildir” şeklinde konuştu.
“Rakibimiz Avrupa ülkeleri”
Başkan Çevikel konuşmasını şöyle sürdürdü;
“Bizim rakibimiz Avrupa ülkeleridir. Dolayısıyla böyle ortamda biz çok üretip çok kazanmak değil, aslında daha yenilikçi, daha teknolojik ve daha nitelikli ürünler üretip katma değeri yüksek ürünlerle marka olarak dünya liderliğine oynayabilecek durumdayız. Bugün tekstilin Mısır, Türkmenistan veya başka ülkelere taşınması konusu 10 sene sonrada konuşulacak. Bu ülkelerin yerini başka ülkeler alacaktır. Çünkü bu ticaretin bir gereğidir. Siz nerede ucuz ürün buluyorsanız, oradan alırsınız. Ancak Türkiye sanayi devrimini tamamlamaya yakın bir ülke olarak hedefi çok daha ileride olmalıdır. Bizim önümüzdeki en önemli süreç markalaşmadır. Hazır giyimde de elbette sektörün yukarı yönlü ivme kazanması çok normal olarak algılıyorum. Çünkü Türk sanayisi hem Avrupa’nın hem de diğer kıtaların gözbebeğidir.”
“Hedefimiz, dünya markalarına ürün üretmek değil, dünya markası olmak”
Bursa’nın kumaş üretiminde öncü olduğunu ifade eden Başkan Çevikel, “Bursa, Türkiye’nin tekstil ve kumaşta kalbi olduğu gibi, dünya içinde önemli bir bölgedir. Çünkü bu bölge, her kalitede ürünü, yenilikçi ve katma değeri yüksek ürünleri üretebiliyor. Bu düşüncede Bursa, hem Türkiye’ye hem de diğer ülkelere örnek olmuştur. Ben önümüzdeki dönemde, yakın zamanda inanıyorum ki, Türkiye’den ciddi markalar çıkacaktır. Ucuz üretim istediği yere kaysın. Doğu veya 3’üncü dünya ülkelerine kaysın. Bizim ilgilendiğimiz nokta, dünyanın en iyi markalarına artık ürün üretmek istemiyoruz. Hedefimiz, dünya markası olmaktır. Dünyadaki üreticilere, bizim ürünleri yaptırmak istiyoruz. Bu çerçevede, Türk tekstil sektörünün şuanda bir dönüm noktasında olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Türk Patent ve Marka Kurumu 2023 yılına ait sınai haklar verilerini açıkladı. 2023 yılında Türk Patent ve Marka Kurumuna yerli ve yabancı 16 bin 433 patent, 3 bin 400 faydalı model, 183 bin 149 marka ve 58 bin 76 tasarım olmak üzere toplam 261 bin 58 başvuru yapıldı. İstanbul, patent başvurularında 3 bin 526 başvuru ile ilk sırada yer aldı.
Verileri değerlendiren Destek Grup Yönetim Kurulu Başkanı Kemal Yamankaradeniz, “Ülke ekonomisindeki ticari aktörlerimiz artık marka, patent, tasarım, faydalı model tescili gibi kavramların önemini daha iyi kavradı ve buna göre hareket ediyor. Vekil firma olarak yıllar içinde gösterdiğimiz çaba neticesinde bu farkındalığı oluşturmayı başardığımızı görüyoruz. TÜRKPATENT verilerine göre 2023 yılında yerli yabancı toplam patent başvurularında yüzde 3,64′ lük yaşandı. Dünya genelinde her geçen gün ihracat fırsatlarının, markalara, AR-GE’ye yapılan yatırımların artması şirketlerin daha inovatif ve öncü olmalarını zorunlu kılıyor. Bu da aslında hem ülkemizde hem dünyada sektörümüzdeki pazarın büyüdüğünü kanıtlıyor” dedi.
Uluslararası patent başvurularında yüzde 25 artış
Yamankaradeniz sözlerine şöyle devam etti: “TÜRKPATENT’in açıkladığı güncel verilere göre, Türkiye’de faaliyet gösteren yerli firmalar 2023 yılında 155’i PCT (uluslararası patent başvurusu), 234’ü EPC (Avrupa patent başvurusu) olmak üzere toplam 389 uluslararası patent başvurusu yaptı. 2022 yılında başvuru sayısı toplam 312 idi. Buna göre 2023 yılı başvuruları yaklaşık yüzde 25 (dörtte bir) oranında bir artış gösterdi. Bu da Türkiye’de yükselen fikri ve sınai haklar bilincinin küresel ölçekte yansımasını gösteriyor.”
Patent başvurularının zirvesinde yine İstanbul yer alıyor
TÜRKPATENT’ e göre, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi İstanbul tüm başvurularda ilk sırada. Patent başvurularında 3 bin 526, başvuru ile ilk sırada yer alan İstanbul’u yine büyükşehirler takip ediyor. Patent başvurularında ikinci sırada 1327 başvuru ile Ankara, üçüncü sırada 509 başvuru ile Bursa, dördüncü sırada 429 başvuru ile İzmir ve beşinci sırada 415 başvuru ile Kocaeli yer alırken; Hakkari, Sinop ve Kilis, sadece 1’er patent başvurusuyla listenin en sonlarında yer alan illerimiz oldu. Bayburt ise 2023 yılında hiç patent başvurusu yapılmayan tek il olarak dikkat çekiyor.
Marka başvurularında İstanbul liderliğini sürdürüyor
Marka başvurularının illere göre dağılımına baktığımızda ise; 71 bin 801 başvuru yapan İstanbul’u 14 bin 368 marka başvurusuyla Ankara, 11 bin 378 başvuruyla İzmir, 7 bin 412 başvuruyla Bursa ve 6 bin 179 başvuruyla Antalya izliyor. Ardahan ise 15 başvuruyla son sırada yer alıyor.
Tasarım başvurularında ise bir önceki yılın verilerine göre sıralamalarını ilerleten iller Kayseri ve Antep
Tasarım başvurularında ise 20623 başvuru ile İstanbul başı çekerken; Bursa 4 bin 650 başvuru ile ikinci, Ankara 3 bin 709 başvuru ile üçüncü, Kayseri 3 bin 464 başvuru ile dördüncü, Gaziantep ise 2 bin 754 başvuru ile beşinci sırada yer aldı. Erzincan ise 2023 yılında hiç tasarım başvurusu yapılmayan tek il oldu.
Faydalı modelin dikkat çekeni ise Konya
Faydalı model başvurularında 931 başvuru ile İstanbul başı çekiyor; 403 başvuruyla Ankara, 262 başvuruyla Bursa ve 246 başvuruyla İzmir izlerken, Konya’nın 174 başvuruyla beşinci sıraya yerleşmesi dikkate değer bir unsur oldu. Bitlis ve Ardahan ise 2023 yılında hiç faydalı model başvurusu yapılmayan iller olarak listenin son sıralarına yerleşti.
Yerli patent ve faydalı modelde en çok başvuru yapılan alan: Motorlu kara taşıtı
TÜRKPATENT NACE kodu verilerine göre, 2023 yılında yerel patent ve faydalı model başvurularında motorlu kara taşıtı, römork ve yarı römork imalatı, büro makineleri ve bilgisayar imalatı, mobilya imalatı; başka yerde sınıflandırılmamış diğer imalatlar, tıbbi ve cerrahi teçhizat ile ortopedik araçların imalatı ve eczacılık ürünlerinin, tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı ilk beş sırada yer alıyor. Yurt dışından Türkiye’ye gelen yabancı patent ve faydalı model başvurularında ise; eczacılık ürünlerinin, tıbbi kimyasalların ve botanik ürünlerinin imalatı, diğer özel amaçlı makinelerin imalatı, ana kimyasal maddelerin imalatı, tıbbi ve cerrahi teçhizat ile ortopedik araçların imalatı ve genel amaçlı diğer makinelerin imalatı yer alıyor.
İhracatta yenilikçi atılımlar için katma değerli ürünlerle markalaşma şart
Marka, patent ve tasarım sayılarının ülkemiz sanayisinin gelmiş olduğu gelişmişlik düzeyi ile doğru orantılı olmadığını belirten Yamankaradeniz, “Daha fazla katma değerli ürün üretimi, daha yüksek teknolojili üretim anlamına gelmektedir. Bu nedenle, bu yenilikleri patentle veya faydalı model başvuruları ile koruma altına almak ve değer oluşturmak, ülkemizi ve firmalarımızı zenginleştirir. Böylece, ihracattaki tonaj rakamları aynı kalsa bile birim fiyatı artacağından yapılan toplam ihracat rakamımızda artış olacaktır. Bu da cari açığın daha az oluşması ve enflasyon rakamlarının aşağıya doğru gelmesine olumlu katkı sağlayacaktır. Dolayısıyla, bu yeni teknolojilerle dünya pazarlarına açılan markalarımızın Türk malı dolaşım miktarının artması, uluslararası markalaşmanın çok olumlu yansımaları olacaktır” dedi. – İSTANBUL
]]>Kalabaklı köyünde gerçekleştirilen törende konuşan Dardanel Yönetim Kurulu Başkanı Niyazi Önen, dün düzenlenen törenler ile 18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yılını büyük bir coşkuyla kutladıklarını söyledi.
Dardanel’in, büyük zaferin 69’uncu yılında Çanakkale’de kurulduğunu anlatan Önen, şöyle devam etti:
“40 sene önce, 16 Nisan 1984’te buraya da çok yakın olan fabrikamızda üretime başladık. 40 yıldan beri üretiyoruz, üretmeye devam ediyoruz, yatırım yapıyoruz. Türkiye’nin ekonomisine elimizden geldiğince katkı yapmaya çalışıyoruz. Dardanel markasını burada yarattık. Ayrıca pek çok kategoride de başka markalar yarattık. Bunlarla sadece yurt içine değil, yurt dışında da ülkemizi temsil etmeye, oradan da pazar payları pazarlarından pay almaya çalışıyoruz. Şu anda 3 bin 500’ün üzerinde direk olarak çalışanımız var. Ama paydaşlarımızla, esnafımızla, çevremizdeki alışveriş, ticaret yaptığımız kişilerle birlikte bizim 35 bin kişinin yaşamına dokunuyoruz da diyebiliriz. Çanakkale’de Dardanel’den emekli olmuş binlerce kişi ve ailenin olmasından dolayı da gerçekten gurur duyuyoruz.”
Dardanel olarak şehrin tüm sosyal yaşamına dokunma gayretinde olduklarına işaret eden Niyazi Önen, yaptıkları faaliyetler içerisinde çevrenin, bölgenin sporuna, medyasına, eğitimine, sosyal ve kültürel faaliyetlerine destek olmaya çalıştıklarını dile getirdi.
Önen, “Geçen yıl yöremiz iki tane büyük yangın felaketi sonucunda ormanlarımızda ve yeşil ömrümüzde azalmalar oldu, hasarlar oldu. Tekrar yeşillendirme üzere gelecek nesillere yeşili bırakmak üzere Orman Bölge Müdürlüğümüz ile yaptığımız çalışmalar sonucunda Çanakkale’de iki bölgede, Kalabaklı ve Çanakalan bölgelerinde toplam 60 bin metrekare üzerinde 10 bin adet ağacın dikilmesi ve böylece Dardanel 40. Yıl Ormanı Hatıra Ormanı yaratmak için bir araya geldik. Bizler elimizden geldiğince yöremize katkı sağlamaya çalışacağız.” ifadelerini kullandı.
Çanakkale Valisi İlhami Aktaş da Dardanel’in bugün tüm mutfaklara giren önemli bir marka olduğunu belirtti.
Şirketin sadece Çanakkale’nin değil, ulusal ve uluslararası anlamda da önemli bir marka olduğunu vurgulayan Aktaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Çanakkale için de bir gurur markası. Gerek firması olarak, gerek Niyazi Önen ve ailesi olarak ilimizdeki diğer sosyal sorumluluk projelerinde de hep öncü oldular, yanımızda oldular. Bugün burada da onun güzel bir örneğini görüyoruz. Dün kutladığımız zaferin yaşandığı tam böyle karşı cepheye bakan bir yerde bu kadar fidanı toprakla buluşturmak, geleceğe bunları dikmek, bir nevi geleceği şekillendirmek için atılmış bir adım için aileye teşekkür ediyorum. Böyle güzel firmaların, ailelerin, işlerin, böyle güzel üretimlerin ilelebet devam etmesini istiyoruz, ümit ediyoruz. Ülkemizin kalkınması için, milletimizin refahı, mutluluğu için bu üretim faaliyeti şart. Üretimde güçlü olmamız lazım, dünyada güçlü olmak için. Bu anlamda böyle bir markayı oluşturdukları için, üretimlerine devam ettikleri için kendilerine de teşekkür ediyorum. Bu yangını hep beraber yaşadık. Maalesef çok büyük bir sayıda ağacımız yandı. Bu anlamda anlamlı bir katkı oldu bölge için. Zarar gören alanın yenilenmesi anlamında faydı bir adım olarak görüyorum.”
Konuşmaların ardından Kalabaklı’da 15 bin metrekare araziye 2 bin 500, Çanakalan’da ise 45 bin metrekarelik arazide 7 bin 500 adet kızılçam fidanı dikildi.
Törene, ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. Cüneyt Erenoğlu, Çanakkale Orman Bölge Müdürü Enver Demirci, AKUT ekibi, şirket çalışanları ve öğrenciler katıldı.
]]>