Olay, dün KuruçeşmeFatih Mahallesi 32. Sokak’taki 5 katlı binanın 2. katında yaşayan emekli polis memuru H.A.’nın (60) evinde meydana geldi. İddiaya göre, uzun süredir kanser hastalığıyla mücadele eden ve tedavi gören emekli polis memuru H.A., beylik tabancasıyla kafasına ateş etti. Silah sesini duyan eşi odaya girip H.A.’yı kanlar içinde görünce durumu 112 Acil Çağrı merkezine bildirdi. İhbar üzerine olay yerine sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından ağır yaralı şekilde H.A. Kocaeli Devlet Hastanesine kaldırıldı. Tedavisi devam eden emekli polis memurunun hayati tehlikesinin devam ettiği öğrenildi.
Öte yandan, H.A’nın 2 gün önce aile üyelerinin evden çıkmalarını istediği ancak ailesinin bunu yapmadığı bildirildi. H.A’nın ağrılarına dayanamadığı için intihara kalkıştığı öğrenildi.
Olayla ilgili soruşturma sürüyor. – KOCAELİ
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Yaklaşık bir yıl önce TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yürürlüğe giren emeklilikte yaşa takılanlar (EYT) düzenlemesiyle 8 Eylül 1999 tarihinden önce çalışanlar emeklilik hakkı kazanmıştı. EYT düzenlemesinin yürürlüğe girmesinden sonra merak edilen SGK 2023 yılı istatistikleri de geçtiğimiz günlerde yayımlandı. Buna göre 2023 yılında SSK kapsamında 1 milyon 925 bin, BAĞ-KUR kapsamında 183 bin, Emekli Sandığı kapsamında da 86 kişiye yaşlılık aylığı bağlandı. Yaşlılık aylığı bağlanan toplam kişi sayısı 2 milyon 193 bin 791 oldu. Açıklanan istatistikleri İhlas Haber Ajansı’na değerlendiren Sosyal Güvenlik Başuzmanı İsa Karakaş, en az memur kesiminin emekli olduğunu açıkladı.
“2 milyon 193 bin emeklinin yaklaşık 1 milyon 800 bini EYT’li”
EYT düzenlemesiyle 2023 yılı sonu itibariyle 2 milyon yüz 193 bin kişinin emekli olduğunu belirten Karakaş, “Fakat 2 milyon yüz 193 bin kişinin tamamı EYT’li değil. Çünkü SGK’nın istatistiklerine baktığımız zaman önceki yıllara genel olarak 380 binle 440 bin arası zaten emekli çıkması söz konusu. Dolayısıyla bu ortalama rakam 440 bin civarı dediğimiz taktirde 2023 yılında emekli olanların sayısı da 2 milyon 193 bin olduğuna göre bu durumda 1 milyon 750 binle 1 milyon 800 bin arası EYT’li 2023 yılında emekli oldu” şeklinde konuştu.
“2 milyon yüz 193 bin emeklinin 1 milyon 925 bin SSK’lı”
EYT düzenlemesiyle emekli olanların çoğunun SSK’lı olduğunu ifade eden Karakaş, “SGK verilerine göre 1 milyon 925 bin SSK’lı emekli var. Bu oran Bağ-Kur’da 182 bin civarında olduğu görülmekte. Memurlarda ise 86 bin civarında emekli var. Bu rakamlara baktığımız zaman EYT’den en çok faydalanan kesimin özellikle SSK’lıların, işlerinin olduğunu söyleyebiliriz. Bağ-Kur’lar neden emekli olmadıklarına baktığımız zaman, prim borçlarından Emekli olamadıklarını söyleyebiliriz. Her ne kadar çok cazip şartlarla prim yapılandırması yapmış olsa bile özellikle esnaf kesimi borçlarının ödeyemediğinden dolayı emekli olamadı” diye konuştu.
Karakaş, Bağ-Kur SSK prim eşitlemesi ile 9000 bin olan Bağ-Kur prim gün sayısının 7200 güne indirilmesiyle Bağ-Kur’lu emekli sayısının artacağını da sözlerine ekledi.
“EYT’den en az yararlanan memurlar”
EYT düzenlemesinde en az yararlanan kesimin memurların olduğunu dile getiren Karakaş, “Neredeyse EYT’den emekli olan memur sayısı yok gibi. 2 milyon 193 bin olan toplam emeklilerin içerisinden memur emeklisi olan 86 bin kişiye baktığımızda son derece az olduğunu görüyoruz. Çünkü memurlar ikramiyelerine çok büyük bir etki yaptığından, 3600 ek göstergeyi beklemelerinden, seyyanen zammın emekli maaşlarına yansımaması ve hem çalışırken aldıkları maaşla emekli olduktan sonra aldıkları maaş arasında bir uçurumun olması nedeniyle emekli olmaya sıcak bakmıyorlar” ifadelerine yer verdi.
“1 milyondan fazla EYT’li daha emekli olabilir”
Karakaş, 2025 ocak ayına kadar 1 milyondan fazla EYT’linin daha emekli olabileceğine vurgu yaptı. Karakaş, “Bunun da nedeni SSK’lı EYT’liler 25 yıllık sigortalılık süresini beklediklerinden dolayı emekli olamamışlardı. 25 yıllık sigortalılık süresinin dolacak olması ve ayrıca memurlara 3600 ek göstergenin verilmesi ile matrah bazında düzeltmeler olması bunu başlıca nedenleri arasında. Yine Bağ-Kur prim indirimi yani pirim gününün 9000 binden 7200 güne düşmesi halinde 1 milyona yakın Bağ-Kur’lu esnafın faydalanması göz önünde bulundurulduğu zaman bu rakam 1 milyonun çok üzerinde olacağı söylenebilir” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>Büro Memur-Sen Genel Başkanı Yusuf Yazgan, yaklaşık 5,3 milyon kamu çalışanını ilgilendiren 3600 ek gösterge düzenlemesi ve CHP başvurusuyla Anayasa Mahkemesi tarafından; kamu görevlilerinin toplu sözleşme ikramiyesinden faydalanabilmesi için yüzde 2 barajını aşan sendikalara üye olma şartının çalışanların, üye sayısı yüzde 2’nin üzerinde olan sendikalara üye olmaya yönelebileceğinin ‘meşru görülmemesi’ nedeniyle iptali hakkında açıklamalarda bulundu.
“Toplu sözleşme ikramiyesi bir kazanım olarak oluşturulmuştu”
Yazgan, Toplu Sözleşme ikramiyesinden, sendikalara üye olan kamu çalışanlarının yararlandığını ve bunun Türkiye’de sendikacılığı, teşvik etmek için toplu sözleşmede konulmuş bir hak olduğunu belirtti. Yazgan, buna benzer uygulamaların farklı alanlarda da yapıldığını dikkati çekerek, “İşçi sendikalarında dayanışma aidatı var, işçi sendikasına yetkili olan, sendikaya üye olan işçiler, yetkili olmayan sendikalara olan işçiler, burada dayanışma aidatı ödüyorlar. Yani yetkili sendikanın haklarından yararlanabilmek için dayanışma aidatı ödüyorlar. Siyasi partilerde de belirli baraj var. O barajı geçen siyasi partilere yardım yapılıyor, demokratikleşmeyi özendirmek amaçlı bir destek veriliyor. İşte kamu çalışanları açısından da memurlar açısından da sendikamız Büro Memur-Sen ve konfederasyonumuz Memur-Sen tarafından toplu sözleşme ikramiyesi bir kazanım olarak oluşturulmuştu” ifadelerini kullandı.
“Kamu çalışanlarının cebinden toplu sözleşme ikramiyesi ortadan kaldırıldı”
Söz konusu kazanımın CHP tarafından Anayasa Mahkemesine götürüldüğünü ve Anayasa Mahkemesi bununla ilgili bir İptal karar verdiğini söyleyen Yazgan, “Kamuda çalışan sendikalı sendikasız memur arasında hiçbir fark kalmadı. Çok az üyesi olan sendikalara üye olan memurlarla yetkili olan sendikaya üye olan memur arasında bir fark bulunmuyor bu düzenlemeyle birlikte. Biz bunun yeniden düzenlenmesini bekliyoruz. Bir taraftan da bu bir toplu sözleşme kazanımıydı. Topu sözleşme kazanımının yeniden yürürlüğe girmesini istiyoruz” diye konuştu.
“Cumhurbaşkanımız toplu sözleşme ikramiyesi hakkında müjde verdi”
Konunun Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da iletildiğini ifade eden tabii bu konu iletildiğini söyleyen Yazgan, ” İstanbul’da Yüzyılın Emekçileri adlı bir iftar programı düzenlendi. Orada bizler de iştirak ettik. Sayın Cumhurbaşkanımız orada müjdeyi verdi. Bu düzenlemeyle ilgili ne gerekiyorsa yapılacağını ifade etti. Cumhurbaşkanımız verdiği sözlerin arkasında duran bir lider. Bu hakkın yeniden kazanılmasını istiyoruz. Yetkili olan sendikanın toplu sözleşmede emek veren, ter akıtan ve sorumluluk üstlenen sendikanın elbette bir artısı olması lazım” diye konuştu.
“CHP’yi anlamakta zorlanıyoruz”
Yazgan, kamuoyunda toplu sözleşme ikramiyesinden gelen paraların sendikalara gittiği gibi yanlış bir algı olduğunu söyleyerek, söz konusu paraların tamamen sendikalara üye olan kamu çalışanlarına verildiğini aktardı.
Kamu çalışanlarının Aylık 360 lira kayıplarının olduğunu söyleyen Yazgan, “Bu hakikaten üzüntü verici bir durum. Onun için biz buradan CHP ye de bir çağrıda bulunmak istiyoruz. ‘Kamu çalışanlarıyla ilgili emekçilerle ilgili meseleleri hemen anayasa mahkemeye mahkemesine götürmekten vazgeçin. Daha önemli konular varsa bunları götürün.’ Yani siyasi partiler burada hazine yardımı alıyor, işçi sendikaları burada dayanışma aidatı alıyor da memur sendikalarının yetkili olan sendikalarının sendikalarına üye olan üye olan kamu çalışanlarının 360 lira ekstradan cebine para girmesi nasıl bir rahatsızlık vermiş olabilir? CHP de bunu da anlamakta zorlanıyoruz” açıklamasında bulundu.
“Cumhurbaşkanı Erdoğan en kısa sürede 3600 ek göstergenin verileceğini ifade etti”
Yazgan birinci dereceye gelmiş kamu çalışanlarının yararlandığı 3600 ek gösterge hakkında da açıklamalarda bulundu. 3600 ek gösterge hakkının kazanımı ve kapsamının genişletilmesi için birçok eylem yaptıklarını söyleyen Yazgan, Toplu Sözleşme görüşmeleri döneminde bunun güvenceye alındığını ve kapsamının da genişletildiğini sözlerine ekledi.
Yazgan 3600 ek gösterge konusunun da Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletildiğini aktararak, “İstanbul’daki iftar programında Cumhurbaşkanımız bu konuyla ilgili de bir müjde verdi. Bu konunun da bir an önce çözümleneceğini birinci dereceye gelmiş tüm kamu çalışanlarına 3600 ek göstergenin verileceğini ifade etti. Bu da çok önemli bir ve değerli bir açıklama. Bu 2 konu kamu çalışanları için önemli bir konu. Bu konunun tabii takipçisiyiz inşallah. En kısa sürede bu konunun yasalaşarak kamu çalışanlarının ve sendikalarımızın bu konuda bir nefes alması sağlanır diye düşünüyorum” ifadelerine yer verdi. – ANKARA
]]>BBP Genel Başkanı Mustafa Destici, Bolu’nun Gerede ilçesinde partisi tarafından düzenlenen iftar yemeğine katıldı. İlçede bulunan bir otelde düzenlenen iftar yemeğine Destici’nin yanı sıra partisinin ilçe belediye başkan adayı Akif Allar ile parti yöneticileri ile vatandaşlar katıldı. Salona girişte partililere eliyle yemek dağıtan Destici, daha sonra partilileri selamladı. İftar yemeğinin ardından konuşan Destici, Cumhur İttifakı’nın bir parçası olduklarını belirterek, “Cumhur İttifakı, 15 Temmuz hain darbe gecesi kuruldu. 2017 referandumunda birlikte olduk. 2018 seçimlerini birlikte kazandık. 2019’da birlikte olduk. Daha geçtiğimiz yıl 2023 seçimlerini yine Cumhur İttifakı olarak birlikte kazandık. Ve şimdi 2024 yerel seçimlerindeyiz. Cumhur İttifakı’nın şu an 3 partisi var. İş birliği yaptığımız yerler var, ayrı ayrı girdiğimiz yerler var. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde, Ankara Büyükşehir Belediyesi’nde ve bütün büyükşehir belediyelerinde iş birliği yapıyoruz. Bolu ve Gerede belediyesinde Cumhur İttifakı’nın ayrı ayrı adayları var. Bizim de burada kazanacak bir adayımız var. Bir başka dedikodu daha var. İktidar belediyesi olmazsa yatırım gelmezmiş. Biz Cumhur İttifakıyız zaten. Onun için Cumhurbaşkanı bizim adayımızdı. Bunların hepsi boş laflar. Sadece seçimi kazanmak ve koltuğu muhafaza etmek için söylenmiş sözlerdir” diye konuştu.
Destici, emeklilere verilecek bayram ikramiyesinin yetersiz olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“2010 referandumunda anayasa değişikliğinde o zaman AK Parti’ye madem bu anayasa değişikliği yapılıyor o zaman bizim birkaç tane talebimiz var dedik. Bunlardan bir tanesi memura sendika hakkı veriliyor emekli memura yok. O zaman emekli memurlar da normal memurların toplu sözleşme hakkından yararlansınlar dedik. Onların maaşı ne kadar artıyorsa emekli memurunda o kadar artsın. Bunu kabul ettirdik. En son ocakta ne oldu. Önce bir zam açıklandı. Memur emeklisine 49.25, işçi, Bağ-Kur, SGK emeklisine yüzde 37.5. Biz dedik olmaz. Bunu da 49.25 dedik ve sonuçta 49.25. Yeter mi yetmez. En düşük emekli maaşının bir asgari ücret olan 17 bin TL’ye çıkarılmasını bir kez daha buradan haykırıyoruz. Emeklilere bayram ikramiyesi olarak 3 bin TL açıklandı. Enflasyona göre baktığımızda bunun en az 5 bin TL olması gerekiyordu. Biz diyoruz ki bu ramazan ayı için 5 bin TL olsun. Kurban Bayramı için en azından bir küçükbaş koyun ve keçi alıp kurban kesmesi için Kurban Bayramı ikramiyesinin 10 bin TL olmasını teklif ediyoruz. Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’e de buradan sesleniyorum; elini vicdanına koy, emeklinin hakkını ver”
]]>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Yüzyılı’nın Emekçileri İftar Programı’na katıldı. Haliç Kongre Merkezi’nde gerçekleşen programda yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Erdoğan, çalışanları enflasyona ezdirmediklerini belirterek, “Çalışmak kadar emeğinin karşılığını da hakkıyla almanın öneminin hepimiz şuurundayız. İşçinin ücretini teri kurumadan önce ödeyiniz’ buyuran bir inancın mensupları olarak zaten başka türlü hareket etmemiz beklenemez. İzinden gittiğimiz atalarımızda işçinin hakkının verilmesi hususunda hep itinayla davranmışlardır. Kanuni Sultan Süleyman Süleymaniye Camii’nin inşaatında çalışan işçilerin ücretinin günlük olarak verilmesini emretmiş bunun için inşaatın ortasına bir hesap çadırı kurdurmuştur. Cami inşaatının tamamlanmasından sonra bu güzel hatırayı yaşatmak adına 1792 yılında Çadır Çeşmesi yaptırılmıştır. İBB Başkanlığımızdan itibaren biz de görev aldığımız her yerde çalışanların haklarının teslimi için çaba harcadık. Ülkemizde 1 Mayıs tarihi uzun yıllar gerginliğin, çatışmanın ve 1977 yılındaki menfur olayın sembolü olarak anıldı. Bu tarihi 2008 yılında resmen Emek ve Dayanışma günü 2009 yılından itibaren de remi tatil ilan ederek işçilerimiz ile dayanışmamızı gösterdik. Enflasyona karşı çalışanlarımızı ezdirmeme bir diğer prensibimizdi. Özellikle son yıllarda üst üste yaşadığımız salgından bölgesel savaşlara küresel ekonomik krizlerden asrın felaketi olan 6 Şubat depremlerine rağmen duruşumuzdan taviz vermedik. 2024 yılında da bu hassasiyetimizi muhafaza ediyoruz” dedi.
“Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik”
“Bölgesel krizlerin ve istikrarsızlıkların yol açtığı mali yükü en az şekilde insanımıza yansıtmanın derdindeyiz” ifadelerini kullanan Erdoğan, “Bu anlayışla bir sosyal koruma ücreti olan ve çalışma hayatındaki ücret politikaların en alt sınırını temsil eden asgari ücret 17 bin liraya çıktı. Böylece asgari ücrette bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100 oranında artış oldu. Asgari ücret desteğini 700 liraya çıkararak ödemeyi sürdürüyoruz. Memurlarımızın aylıklarında ise 2024 yılı Ocak ayında enflasyon farkıyla birlikte yüzde 50’ye yakın bir artış sağladık. Bu rakamlarla en düşük memur maaşı 2002 yılına göre reel olarak yüzde 300 oranında nominal olarak ise 84 kat artış gösterdi. Aynı şekilde katlanarak artan emekli sayımıza rağmen emeklilerimizin ücretlerinde de çok önemli iyileştirmeler yaptık. Daha önce olmayan bayram ikramiyesi bu uygulamayı getirerek emeklilerimize bayram sevinci yaşattık. Geçen sene emeklilerimizden gelen talepler doğrultusunda her bir emeklimize tek seferlik 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Ramazan bayramı ikramiyelerini 2-5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız. Devletimizin deprem bölgesiyle ilgili yükümlülükleri azaldıkça artan kaynağı emeklilerimiz ve çalışanlarımız başta olmak üzere milletimizin istifadesine sunmaya devam edeceğiz. Bunun yanında enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek tüm toplum kesimlerinde daha kalıcı refah artışı sağlayacağız.”
“Memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken muhalefet bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor”
“Emeğin karşılığı kadar önemli bir diğer konu emeğin müdafaasıdır” diyen Erdoğan, “Çok kritik rol üstlenen sendikalarımız ve konfederasyonlarımız yine bizim dönemimizde rahat bir nefes alabilmiştir. Sendikacılık ile işçi işveren ilişkilerinin düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarımız geçmişte hak ettiği değeri ve ilgiyi görememiş ihmal edilmişti. Son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. İşçilerde sendikalaşma oranı 2024 Ocak istatistiklerinde yüzde 15’i geçti. Memurlarda sendikalaşma oranı ise yüzde 74 oranına yükseldi. Her toplu görüşmemizde yeni imkanlar getirerek memurlarımızın haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz. Ülkemiz ve milletimiz yararına attığımız her müspet adımda olduğu gibi burada da muhalefetin engellemeleriyle karşılaşıyoruz. Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. 7. dönem kamu toplu sözleşmesiyle üye sayısı yüzde 2’yi geçen sendikaların mensuplarına aylık 538 lira ödeme yapıyorduk. Bu düzenleme ana muhalefet partisinin başvurusundan dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından geçenlerde iptal etti. Bu iptal kararıyla ikramiyeden yararlanan 2 milyona aşkın kamu görevlimiz maalesef 345 lira daha az aylık alacak. Bu da 2 yıllık toplu sözleşme sürecinde memurumuzun 8 bin 280 lira kaybı anlamına geliyor. Biz memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken muhalefet ise bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi bize karşı kışkırtmak için meydanlarda atıp tutuyorlar ama mahkeme kapılarını aşındırmaktan da maalesef geri durmuyorlar. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Geçtiğimiz yıl yaptığımız 3 bin 600 ek gösterge düzenlemesiyle ek göstergelerini yeniden belirlenmesini sağlamıştık. 3 bin 600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. Bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz. Çalışma Meclisimizin çalışma hayatının gelecek yüzyılı temalı 13. toplantısını önümüzdeki aylarda gerçekleştirmeyi planlıyoruz” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi’nde düzenlenen “Türkiye Yüzyılı’nın Emekçileri İftar Programı”nda yaptığı konuşmada, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığından itibaren, görev aldıkları her yerde çalışanların haklarının teslimi için çaba harcadıklarını söyledi.
Türkiye’de 1 Mayıs tarihinin uzun yıllar gerginliğin, çatışmanın ve 1977 yılındaki menfur olayın sembolü olarak anıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu tarihi 2008 yılında resmen Emek ve Dayanışma Günü, 2009 yılından itibaren de resmi tatil ilan ederek, işçilerle dayanışmalarını gösterdiklerini ifade etti.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, enflasyona karşı çalışanları ezdirmemenin bir diğer prensipleri olduğunu belirterek, özellikle son yıllarda üst üste yaşadıkları salgından bölgesel savaşlara, küresel ekonomik krizden “asrın felaketi” olan 6 Şubat depremlerine rağmen bu duruşlarından taviz vermediklerini, 2024 yılında da bu hassasiyetlerini muhafaza ettiklerini vurguladı.
Bölgesel krizlerin ve istikrarsızlıkların yol açtığı mali yükü en az şekilde insanlara yansıtmanın derdinde olduklarını anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu anlayışla bir sosyal koruma ücreti olan ve çalışma hayatındaki ücret politikalarının en alt sınırını temsil eden asgari ücretin 17 bin liraya çıktığını dile getirdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, böylece asgari ücrette bir önceki yılın aynı dönemine göre yaklaşık yüzde 100 oranında artış olduğuna dikkati çekerek, asgari ücret desteğini 700 liraya çıkararak, ödemeyi sürdürdüklerini kaydetti.
“Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik”
Memurların aylıklarında ise 2024 yılı Ocak ayında enflasyon farkıyla birlikte yüzde 50’ye yakın bir artış sağladıklarını anımsatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu rakamlarla en düşük memur maaşının 2002 yılına göre reel olarak yüzde 300 oranında, nominal olarak ise 84 kat artış gösterdiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, aynı şekilde katlanarak artan emekli sayısına rağmen emeklilerin ücretlerinde de çok önemli iyileştirmeler yaptıklarını belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Daha önce olmayan bayram ikramiyesini, bu uygulamayı getirerek emeklilerimize bayram sevinci yaşattık. Geçen sene emeklilerimizden gelen talepler doğrultusunda her bir emeklimize tek seferlik 5’er bin liralık ödeme gerçekleştirdik. Bu yıl emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de yüzde 50 artışa gittik. Ramazan Bayramı ikramiyelerini inşallah 2 ila 5 Nisan tarihleri arasında emeklilerimizin hesaplarına yatırmış olacağız. Devletimizin deprem bölgesiyle ilgili yükümlülükleri azaldıkça artan kaynağı emeklilerimiz ve çalışanlarımız başta olmak üzere, milletimizin istifadesine sunmaya devam edeceğiz. Bunun yanında enflasyonu yeniden tek haneli rakamlara düşürerek, tüm toplum kesimlerinde daha kalıcı refah artışı sağlayacağız.”
“Bu yanlışın müsebbiplerine sizler de gereken cevabı vermelisiniz”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, emeğin karşılığı kadar önemli bir diğer konunun ise emeğin müdafaası olduğunu vurgulayarak, bu süreçte çok kritik rol üstlenen sendikaların ve konfederasyonların, yine kendi dönemlerinde rahat bir nefes alabildiklerini ifade etti.
Sendikacılık ile işçi, işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarının geçmişte hak ettiği değeri ve ilgiyi göremediğini, ihmal edildiğini anlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettiklerini aktardı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, sendikalaşma oranlarına ilişkin, “İşçilerde sendikalaşma oranı 2024 Ocak istatistiklerinde yüzde 15’i geçti. Memurlarda sendikalaşma oranı ise yüzde 74 oranına yükseldi. Her toplu görüşmemizde yeni imkanlar getirerek, memurlarımızın haklarını iyileştirmeyi sürdürüyoruz.” bilgisini paylaştı.
Ancak ülke ve millet yararına attıkları her müspet adımda olduğu gibi burada da muhalefetin engellemeleriyle karşılaştıklarını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle konuştu:
“Toplu sözleşme ikramiyesi bu kazanımlardan birisidir. Yedinci Dönem Kamu Toplu Sözleşmesiyle üye sayısı yüzde 2’yi geçen sendikaların mensuplarına aylık 538 lira ödeme yapıyorduk. Ancak bu düzenleme ana muhalefet partisinin başvurusundan dolayı Anayasa Mahkemesi tarafından geçenlerde iptal edildi. Bu iptal kararıyla ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimiz maalesef 345 lira daha az aylık alacak. Bu da 2 yıllık toplu sözleşme sürecinde memurumuzun 8 bin 280 lira kaybı anlamına geliyor. Biz memurlarımızın haklarını genişletmek için gayret ederken, muhalefet ise bunları Anayasa Mahkemesine götürerek budamaya çalışıyor. Çalışanlarımızı ve emeklilerimizi bize karşı kışkırtmak için meydanlarda atıp tutuyorlar ama mahkeme kapılarını aşındırmaktan da maalesef geri durmuyorlar. Bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak üzerimize düşeni mutlaka yapacağız. Ancak bu yanlışın müsebbiplerine sizler de gereken cevabı vermelisiniz.”
“3600 ek gösterge düzenlemesini genişletme sözümüzü önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz”
Cumhurbaşkanı Erdoğan, geçen yıl yaptıkları 3600 ek gösterge düzenlemesiyle çalışan ve emekli 5,3 milyon kamu personelinin ek göstergelerinin yeniden belirlenmesini sağladıklarını, yine bazı istisna kadrolar dışında tüm kamu görevlilerinin ek gösterge rakamlarını 600 puan artırdıklarını dile getirdi.
Yardımcı hizmetler sınıfında çalışanlara da ilk defa ek gösterge verdiklerine işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Birinci dereceye yükselen tüm memurlarımızın faydalanacağı şekilde 3600 ek gösterge düzenlemesini genişleteceğimizi duyurmuştuk. İnşallah bu sözümüzü de önümüzdeki dönemde hayata geçireceğiz.” diye konuştu.
Çalışma hayatının en önemli istişare mekanizmalarından olan Çalışma Meclisi Toplantısını en son 2019’da emek dünyasının tüm temsilcileriyle bir araya gelerek gerçekleştirdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, Çalışma Meclisi’nin “Çalışma Hayatının Gelecek Yüzyılı” temalı 13’üncü toplantısını gelecek aylarda gerçekleştirmeyi planladıklarını duyurdu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerini tamamlarken, birliğin, dirliğin ve bereketin sembolü olan iftar sofralarını şereflendirdikleri için katılımcılara teşekkür ederek, her birine kazasız, belasız, verimli ve huzurlu çalışmalar diledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a konuşmasının ardından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan tarafından masa saati hediye edildi.
Programa katılan işçiler ve kamu görevlileri de hat sanatıyla hazırlanan ve Necm Suresi 39. ayetin yer aldığı tabloyu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a takdim etti.
Bir işçinin kız çocuğu Cumhurbaşkanı Erdoğan’a kağıda çizdiği bir resmi hediye etti. Erdoğan da harçlık verdiği çocuğun elini öptü.
Programa, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, İstanbul Valisi Davut Gül, TİSK Genel Başkanı Özgür Burak Akkol, Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Hak-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye Kamu-Sen Genel Başkanı Önder Kahveci, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ile çeşitli sektörlerde çalışan işçiler ve kamu görevlileri katıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın katılımcılarla hatıra fotoğrafı çektirmesinin ardından program sona erdi.
(Bitti)
]]>Türkiye’nin birçok şehrinden Bursa’ya gelerek seslerini duyurmak isteyen polis emeklileri, 15 Temmuz Demokrasi Meydanı’nda buluştu. Basın açıklaması gerçekleştiren emekli polisler eğitim farkı gözetmeksizin tüm polislere 3600 ek gösterge verilmesini talep etti. Polis Emeklileri adına konuşan Şahin Göçen, “Çalışırken bile aldığı ücretle geçim sıkıntısı yaşayan polisin, emekli olduğunda yarı yarıya düşen maaşı ile geçinebilmesinin imkanı yok” dedi.
“Emekli olan polislerin yarı yarıya düşen maaşla geçinebilme şansı yoktur”
Göçen sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz emekli polisler devletimizin bekası için yıllarca hiçbir karşılık beklemeden gece gündüz hafta sonu bayram seyran demeden çok zor şartlar altında çalıştık. Devletimizin bekası Milletimizin huzuru için her türlü suç ve suçluyla canımız pahasına mücadele ettik. Bu uğurda çok şehit verdik gazi verdik ama hiçbir zaman yılmadık ve yıkılmadık. Çalışırken bile aldığı ücretle geçinemeyen geçim sıkıntısı yaşayan polis, emekli olduğunda yarı yarıya düşen maaşıyla geçinebilmesinin imkanı yoktur. Biz emekli polisler çalışırken aramızda hiçbir ayrım yapılmadan çalıştık. Ancak büyük bir mücadele sonucu almış olduğumuz 3600 ek göstergede büyük bir haksızlık yapılmıştır. Yüksekokul ve fakülte mezunlarının ek göstergeleri 3600 e çıkarılmasına rağmen ortaokul ve lise mezunu emekli polislere 3600 ek gösterge verilmemiştir. Bu çok büyük bir adaletsizliktir. Eğitim farkı gözetilmeksizin bir defaya mahsus astsubaylara verildiği gibi Ortaokul ve Lise mezunu emekli polislere de 3600 ek göstergenin verilmesini talep ediyoruz. Yüksek okul ve fakülte mezunu emekli polislerin ek göstergelerinin 4200’e yükseltilmesini emekli olduğumuzda kesilen emniyet hizmetleri tazminatının ve aile yardımının emeklilikte de verilmesini talep ediyoruz”
“Polis emeklilerinin maaşı asgari ücretin altında kaldı”
Türkiye’de ağır ekonomik şartlara dikkat çeken Göçen “Çalışan ve emekli tüm kesimler bu ağır hayat şartları altında ezilmekte büyük sıkıntılar yaşamaktadırlar. Bugün büyükşehirlerimizde ortalama bir dairenin kirası 15 bin lira civarındadır. Birçok emeklinin maaşı asgari ücretin altında kalmıştır. 3600 ek göstergeden faydalanamayan ortaokul mezunu 30 yıl hizmeti olan emekli bir polis memurunun maaşı 16 bin 700 lira olup ek ödemeler çıkarıldığında kök maaşı 14 bin liradır. Asgari ücretin 17 bin lira olduğu düşünüldüğünde emekli polislerin açlık sınırının altında bir hayat sürdürdükleri açıkça görülmektedir. 2023 yılında yapılan son artışlarla çalışan ve emekli memur arasındaki maaş farkı çok açılmıştır. Eskiden 7 ila 8 bin olan fark bugün yaklaşık 25 bin lira civarındadır. Tarihte ilk defa memur ve memur emeklisi ayrıştırılmış memura verilen seyyanen zam memur emeklisine verilmemiştir. Bu çok büyük bir haksızlık ve büyük yanlıştır. Yapılan bu yanlıştan bir an evvel dönülmesini ve memura verilen 12 bin lira seyyanen zammın memur emeklisine de verilmesini hükümetimizden talep ediyoruz” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>Memur-Sen Konfederasyonu tarafından, CHP’nin iptal talebiyle açılan dava ile Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından sendika üyesi memurlara ödenen ‘Toplu Sözleşme ikramiyesinin’ iptal edilmesi üzerine, CHP Genel Merkez Binası önünde eylem gerçekleştirildi.
“Memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur”
Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın, burada yaptığı konuşmada yaklaşık 2 milyon memura verilen aylık 538 lira gelirin iptal edildiğini ve memurların mağdur edildiğini söyleyerek, “Toplu Sözleşme İkramiyesine ilişkin hüküm CHP’nin basiretsiz, sorunlu ve sorumsuz muhalefet anlayışının bir tezahürü olarak, Anayasa Mahkemesi’ne İlgili mevzuat hükmünün tamamının iptali için başvurmasıyla, mahkeme tarafından, evrensel hukuk kurallarıyla açıkça çelişen mesnetsiz gerekçelerle iptal kararı verilmiş, memurların aylık 345 lira, yıllık 4 bin 150 lira hak kaybına uğramasına neden olunmuştur. Yani CHP, 2 milyon 200 bine varan memurun cebindeki 345 liranın çekilmesine, aylıklarının düşmesine, hakkının, hukukunun yok edilmesine neden olmuştur” ifadelerini kullandı.
“Amacınız tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız?”
CHP tarafından konu ile ilgili yapılan açıklamalara da cevap veren Yalçın, “Sebep oldukları bu haksız ve mağdur edici sonuçtan bir de utanmadan, Sıkılmadan, Hicap duymadan Memur-Sen’i sorumlu tutmaya kalkıyor. Gerçekleri çarpıtarak kamuoyunu yanıltmaya yönelik açıklamadan imza attığı iptal başvurusundan habersiz olduğu ve telaşla, Mağdur ettikleri 2 milyondan fazla kamu görevlisinin Sorumluluğundan kaçtıkları anlaşılmaktadır. Şimdi soruyorum size dava dilekçesi ortada. Amacınız, iddia ettiğiniz üzere tüm sendikalı kamu görevlilerinin 538 lira almasını sağlamaksa neden aylık 190 lira tutarındaki toplu sözleşme desteğinin iptali için de dava açtınız. Anayasa Mahkemesi bu talebinizi de yerinde bulsaydı bugün 190 lira bile alınmıyor olacaktı” açıklamasında bulundu.
“Ana Muhalefet Partisi emekçinin yanında olur”
Yalçın, CHP’nin ana muhalefet partisi olarak emekçilerin haklarını savunması gerektiğini dile getirerek, “Memurun bu ayki kaybı 750 milyon. Türkiye’de 135 siyasi parti var, Hazine yardımını sadece yüzde 3 barajını geçenler alabiliyor, CHP olarak 2024’de barajı geçtiğiniz için hazineden alacağınız 1 milyar 8 yüz milyon lira parayı hak kaybına neden olduğunuz memurlara verecek misiniz? Memurun zararını tazmin edecek misiniz? Oluşturduğunuz boşluğu, ‘Önerge verdik bak’ diyerek illüzyonla atlatamazsınız. Dünyanın her yerinde Ana muhalefet emekçinin yanında olur, toplu Sözleşmelerde biz mücadele ederken hiç yanımızda göremedik sizi. Bu nasıl ana muhalefet” diye konuştu.
“Bakan Işıkhan tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük”
Anayasa Mahkemesi’nin kararı sonrasında Memur-Sen olarak hükümet yetkililerine çağrıda bulunduklarını ve Toplu Sözleşme kazanımlarının korunmasını talep ettiklerini ifade eden Yalçın, “Çok geçmeden 1 saat içinde, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı tarafından yapılan açıklamada çağrımızın karşılık bulduğunu gördük. Sayın Bakan, Anayasa Mahkemesi’nin bu hukuksuz ve garabet kararının hatalı ve yanlışlığına vurgu yapmış, bu noktada gerekli adımları atacaklarını beyan etmiştir. Kamu görevlisi arkadaşlarımız müsterih olsunlar” diye konuştu.
Konuşmanın ardından Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın ve Konfederasyona bağlı sendika başkanları tarafından, CHP Genel Merkez Binasının kapısına siyah çelenk bırakıldı. – ANKARA
]]>“İŞ POZİTİF İLE 1 AYDA 30 BİN KADIN İSTİHDAMI”
Cumhuriyet’in ikinci yüzyılına mührünü vuracak bir projenin hayata geçirildiğini dile getiren Bakan Işıkhan, “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan himayelerinde ‘İş Pozitif Kadın İstihdamı Projemizin’ açılışını gerçekleştirdik. Proje kapsamında, 10 bakanlığımızın proje ortağı olduğu, tüm kamu ve özel sektör kuruluşları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki istihdam eşleştirme süreçlerini kayıt altına alacak, İş-Pozitif adı altında bir bilgi sistemi kurduk. 9 Şubat’ta başlattığımız İş-Pozitif ile daha 1 ay olmadan 30 binden fazla kadının işe yerleşmesini sağladık. Kadınların kayıtlı olarak çalışma hayatına aktif olarak katılımlarının artırılması, hibe, teşvik, kredi ve muafiyetler aracılığıyla kadın girişimciliğinin yolunun açılması ve aynı zamanda işverenlerin de teşvik edilmesine önemli katkılar sağlamış olacağız. Önümüzdeki süreçte, kadın istihdamını artıracak çalışmalarımız hususunda ise üzerinde duracağımız konu başlıklarına bakacak olursak; eğitim ve beceri geliştirme, kadınları teşvik eden finansal indirimler, girişimcilik ve KOBİ destekleri, kadın işletmelerine destek, kadınlar için özel istihdam programları. Şu an Adana’nın da dahil olduğu bölge illerimizin kadın istihdam oranlarına baktığımızda yüzde 24’e ulaştığını görüyoruz. Bölge illerimizin istihdama katılım oranları ise yüzde 28’in üzerindedirö diye konuştu.
“MEMURLARA VERDİĞİMİZ HAKLARI İPTAL ETTİRDİLER”
Bakanlık olarak memurların, işçilerin haklarını korumak önceliğinde olduklarını anlatan Bakan Işıkhan, şöyle konuştu: “Bildiğiniz gibi memurlarımız, birlikte imzaladığımız toplu sözleşmelerle önemli kazanımlar elde etmişlerdir. Toplu sözleşme ikramiyesi, bu kazanımlardan birisidir. Geçtiğimiz yıl 7’nci Dönem Kamu Toplu Sözleşmesi ile memurlarımız için ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ aylık 707 gösterge rakamının memur aylık katsayısıyla çarpımı tutarında belirlenmişti. Buna göre, hizmet kolunda toplam kamu görevlisi sayısının en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine aylık 538 TL ödeme yapıyorduk. 2 milyonu aşkın memurumuz bu kapsamda ödemeden faydalanıyordu. Ancak memurlarımızın bu önemli toplu sözleşme kazanımını, CHP, Anayasa Mahkemesi’ne götürmüş ve maalesef bu ödemeye ilişkin düzenleme dün itibarıyla Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmiştir. Buna neden olan CHP’dir. Bu iptal kararıyla, ikramiyeden yararlanan 2 milyonu aşkın kamu görevlimizin aylıklarında, maalesef 345 TL azalma meydana gelecektir.
“CHP ZİHNİYETİ MAALESEF HİÇ DEĞİŞMİYOR”
CHP, daha önce de sendika üyesi kamu görevlilerine ödenen toplu görüşme primini Anayasa Mahkemesi’ne götürerek iptal ettirmişti. CHP zihniyetinin bu hakları iptal ettirmesi son derece anlaşılmaz bir tutumdur. Ama milletimiz CHP’nin bu tutumuna alışkındır. Daha önce öğrencilere verilen bursları iptal ettiren, memurların toplu görüşme primini iptal ettiren CHP, şimdi de emekçilerimizin kazanımı olan toplu sözleşme ikramiyesini iptal ettirmiştir. Toplumdaki her kesimi ‘istismar edilebilir’ olarak gören, her şeye muhalif bu CHP zihniyeti maalesef hiç değişmiyor. Ama kamu görevlilerimiz müsterih olsun ve şunu iyi bilsin; bize göre yanlış olan bu kararla ilgili olarak da gerekli adımları atma noktasında üzerimize düşeni mutlaka yapacağız.
]]>Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’nin iptal talebiyle açılan dava ile Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından sendika üyesi memurlara ödenen ‘toplu sözleşme ikramiyesinin’ iptal edilmesi üzerine basın açıklamasında bulundu. Yalçın, toplu sözleşme ekramiyesini düzenleyen mevzuatın 2022 yılında kanun koyucu tarafından değiştirildiğini, yapılan değişiklikle sendikal örgütlenmenin güçlendirilmesi hedeflenerek, kamu görevlilerinin en az yüzde 2’sini üye kaydeden sendikaların üyelerine miktarı toplu sözleşmeyle belirlenecek tutarda ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ ödenmesi hükmü getirildiğini hatırlattı. Kanunda yapılan değişiklik sonucunda 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de toplu sözleşme ikramiyesinin aylık 538 lira olarak ödenmesini yetkili konfederasyon olarak sağladıklarını söyleyen Yalçın, “Aynı kanuni düzenlemede kamu görevlisi sayısının yüzde 2’sini üye kaydedemeyen sendikaların üyelerine ise 3 ayda bir 570 lira tutarında toplu sözleşme desteği ödenmesi hüküm altına alınmıştı. Kamu görevlileri hakem kurulu kararıyla değişikliğe gidilerek, bu kişilere toplu sözleşme desteğinin aylık 190 lira ödenmesi kararlaştırılmıştı” bilgilerini aktardı.
“2 milyondan fazla memurun kazancı CHP eli ve AYM kararıyla ceplerinden çekildi”
Yalçın, CHP’nin ilgili mevzuat hükmünün tamamının iptaline yönelik başvurusu ile Anayasa Mahkemesi tarafından ‘toplu sözleşme ikramiyesi’ne ilişkin fıkranın iptal edildiğini belirterek, yapılan iptal ile toplu sözleşmede kararlaştırılan ilave ödemenin tartışmaya açıldığını ve farklı yorumlar yapılmasına sebebiyet veren bir garabete neden olduğunu ifade etti. Yalçın, AYM’nin kararının sendika üyesi bütün kamu görevlilerinin ‘aylık sadece 190 liralık toplu sözleşme desteği alacağına’ ilişkin yanlış yorumlara neden olduğunu dile getirerek “Bu yorumun anlamı 2 milyon 150 binden fazla memurun CHP eli ve Anayasa Mahkemesi kararıyla kazanımlarının yok edilmesi, paralarına el konulması ve aylık 345 liranın ceplerinden çekilmesidir” ifadelerini kullandı.
“Ana muhalefet partisi, oluşturduğu hak kayıpları ve mağduriyetler ile tahammül sınırlarını aşmıştır”
Yalçın, geçmiş dönemlerde de CHP tarafından yapılan başvurularla memurlara ödenecek sendika ödeneği, din görevlilerine ilişkin İLİTAM uygulaması ve sağlık çalışanlarına yönelik ön lisans programlarından mezun olanlara lisans tamamlama eğitimi gibi düzenlemelerin de Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiğini sözlerine ekledi. CHP’nin yapmış olduğu iptal başvurularının hak kayıplarına neden olduğunu söyleyen Yalçın, “Neye, nasıl iptal davası açacağını bile bilmeyen, ana muhalefet partisi sıfatıyla sahip olduğu yetkiyi etrafı kırıp dökerek zarar vermekte kullanan sorumsuz muhalefetin oluşturduğu hak kayıpları ve mağduriyetler tahammül sınırlarını aşmıştır” dedi.
“Can alıcı sorun Anayasa Mahkemesi’nin memur sendikacılığına bakış açısıdır”
Yalçın, Anayasa Mahkemesi’nin CHP’nin başvurusuyla yanlış bir karar aldığını söyleyerek, “Memurun toplu sözleşme ikramiyesinden mahrum bırakılması çabası yanında bir diğer can alıcı sorun, Anayasa Mahkemesi’nin memura, memur sendikalarına ve memur sendikacılığına bakış açısıdır. Mahkeme, üyelik aidatını, sendika ile üyesi arasındaki bağın bir unsuru olarak değil, üyeye yüklenmiş ‘mali külfet’ olarak görmekte, düğmeyi en baştan yanlış iliklemektedir. Bu hatalı ve çarpık anlayış, ‘kamu görevlilerinin gelirlerinden üyelik ödentisi kesilmesinin sendika hakkının kullanılması bakımından caydırıcı nitelikte olduğu’ tespitinde de kendini göstermektedir” ifadelerine yer verdi.
“Sendikal örgütlenmeyi ödüllendiren düzenleme, CHP’nin başvurusu ve AYM’nin kararıyla ortadan kaldırıldı”
Ayrıca Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararın evrensel normlara, çalışma ilişkilerine ve sendikacılığa karşı ne kadar yabancı kalındığının ispatı olduğunu iddia eden Yalçın, “Toplu pazarlık masasında emekçinin direncini ve pazarlık gücünü artıran, birlik olmaktan kaynaklanan etkiyi kuvvetlendiren ve sendikalaşma oranını yükseltici bir etki oluşturan, aynı zamanda örgütlenmeyi ödüllendiren bir düzenleme, CHP’nin başvurusu ve Anayasa Mahkemesi’nin kararıyla ortadan kaldırılmış, kamu görevlileri nezdinde olumsuz tartışmalara neden olmuştur. Verilen kararın dikkate değer tek yönü, Anayasa Mahkemesi’nin kamu görevlisine, kamu görevlileri sendikacılığına ve genel olarak sendikacılığa bakış açısındaki bu çarpıklığı, ön yargıları, hatalı varsayımları ortaya koymasıdır” şeklinde konuştu.
“Bakanlık yetkililerinden toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğine yönelik açıklama bekliyoruz”
Yalçın, toplu sözleşmelerin ‘özerkliği’ çerçevesinde 7’nci Dönem Toplu Sözleşme hükümlerinin halen yürürlükte olduğunun altını çizerek, “CHP’nin basiretsizliği, Anayasa Mahkemesi’nin mesnetsiz ve yanlış kararı nedeniyle memurların mağduriyetine sebep olacak hatalı yorumlara kapı aralanmamalıdır diyoruz. Başta Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile Hazine ve Maliye Bakanlığı olmak üzere hükümet yetkililerinden kamu görevlileri arasında an be an artan olumsuz tartışmalara son verecek, halen yürürlükte olan toplu sözleşme hükümlerinin uygulanmaya devam edileceğine yönelik açıklamayı bir an evvel yapmasını bekliyoruz” dedi.
“Örgütlü gücün ve yetkinin hukukunu koruyan köklü değişiklikler bir an önce hayata geçirilmeli”
Memurların haklarının ve kazançlarının korunması için gerekli adımların atılması gerektiğini vurgulayan Yalçın, “TBMM ve siyasi irade, 4688 sayılı Kamu Görevlileri Sendikacılığı Kanunu’nda günün şartlarına, evrensel ilkelere, örgütlenme özgürlüğüne dair eksiklikleri görmeli, sendikal mücadelenin, örgütlü gücün ve yetkinin hukukunu koruyan köklü değişiklikleri hiç zaman kaybı olmadan bir an önce hayata geçirmelidir” açıklamasında bulundu. – ANKARA
]]>Bağcılar Belediyesi Halk Sarayı’nda düzenlenen Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) Buluşması’nda konuşan Kurum, Memur-Sen’in 20-30 yıllık değil 1000 yıllık kadim bir duruş olduğunu söyledi.
Kurum, göreve geldiklerinde İstanbul için “eşit hizmet, adaletli düzen” diyen bir belediyecilik anlayışı sergileyeceklerini vurgulayarak, yoksullara yardım edeceklerini, yetimlere sahip çıkacaklarını, muhtaçlara destek olacaklarını kaydetti.
Açık ve şeffaf olacaklarını, temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceklerini dile getiren Kurum, “Medeniyetimizin emrettiği ilkelerle çalışacak, İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız.” ifadelerini kullandı.
Kurum, hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağını belirterek, şöyle devam etti:
“Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptı hatırlayın. Bizim Rabia işaretimizle aklı sıra dalga geçerek, kendince Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kibri aklının önüne geçmiş mevcut CHP’li İBB başkanı milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor. Bak buradan net söylüyorum, senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, senin itirazın tek bayrağa, senin itirazın tek millete, senin itirazın tek vatana. 31 Mart’ta, bu aziz millet, o eller, öyle bir demokrasi tokadı atacak ki öyle bir sallayıp seni tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu anlayacaksın. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek, onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz.”
“Memurların hak arama mücadelesine destek vereceğiz”
CHP döneminde İBB’den çıkarılmaları eleştiren Kurum, 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceklerini vurgulayarak, şöyle konuştu:
“Memurların hak arama mücadelesine destek vereceğiz. İBB’den çıkarılan, haksızca görevden alınan tüm kardeşlerimizi görevlerine geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz kırıldı, üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz.”
“Memur kardeşlerimin 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız”
Murat Kurum, memur çocukları için kreşler yapacaklarını, memurlara yönelik toplu ulaşımda iyileştirmeleri hayata geçireceklerini belirterek, “Yine sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım.” şeklinde konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin metro yatırımlarıyla ilgili performansını da eleştirerek, 10 metro ihalesinin 3’ünün mevcut yönetim tarafından iptal edildiğini anlattı.
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın da “Sayın Kılıçdaroğlu ‘Emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı 1400 sözleşmeliyi işten çıkardı ve sonra da kıyımlar devam etti.” diye konuştu.
Programa, Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir ve Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk de katıldı.
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Bağcılar’da düzenlenen Memur-Sen İstanbul Teşkilat Buluşması’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Program’a Kurum’un yanı sıra Bağcılar Belediye Başkanı Abdullah Özdemir, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur-Sen İstanbul İl Başkanı Cesur Öztürk ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
“Emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur”
Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduklarını belirten Murat Kurum, büyükşehir tazminatı bekleyen memurların destekçisi olacağını söyledi. 31 Mart akşamı emekçilerin sevineceğini ifade eden Kurum, “Kıymetli Memur-Sen Başkanım buradaki kardeşlerimizin tercümanı oldu. Çok duygulu bir konuşma yaparak emekçimizin bizden beklentisini ifade etti. Büyükşehir’de yaşayan tüm emekçilerimizin tazminatı da teminatı da Murat Kurum’dur. Bu kardeşiniz sizin her zaman yanınızda olacak. Sizlerin eksiği, ihtiyacı, beklentisi, talebi neyse onu gerçekleştiren tarafta olacak. Biz böyle gördük, böyle öğrendik ve bundan sonra da bu anlayışla çalışacağız. Sizlere şöyle bir bakıyorum ve görüyorum. Bu salondaki kardeşlerimizin gözlerinde 31 Mart’ın coşkusu, heyecanı ve zaferin müjdesi var. İyi ki varsınız, iyi ki Memur-Sen’imiz var. İyi ki dava arkadaşlarımız var. 31 Mart akşamı herkes sevinecek, işçi emekçi kardeşimiz sevinecek. 31 Mart akşamı İstanbul’u özgürlüğüne kavuşturacağız. 5 yıldır üzülen, kırılan İstanbul’un 571 yıllık onurunu gururunu Memur-Sen’li kardeşlerimizle ayağa kaldıracağız” dedi.
“Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık”
“Yol arkadaşlığımız İstanbul’da da devam edecek” diyen Murat Kurum, “Memur-Sen, 20-30 yıllık değil, 1000 yıllık kadim bir duruştur. Tüm hizmet kollarıyla ve Genç-Memur-Sen’iyle 1 milyonu aşan üye sayısıyla Türkiye’mizin en büyük sivil toplum kuruluşu olan büyük Memur-Sen ailesiyle her zaman gurur duyduk. Sizlerin başarılarından her zaman mutluluk duyduk. Bugün, Memur-Sen’imiz kurulduğu günkü kararlılık, sabır ve samimiyet daha da güçlenerek yoluna devam ediyor. Bakanlık dönemimde her fırsatta beraberdik. Afetlerde, aşılmaz dağların eteklerini birlikte tırmandık. Yangınlarda, geçilmez sarp yolları birlikte aştık. Sellerde, en kötü anlarda birbirimize omuz verdik. Allah’ın izniyle bu yol arkadaşlığımız İstanbul’umuzda da devam edecek” şeklinde konuştu.
“Emekçimizin İBB hizmetlerinden faydalanması için adımlar atacağız”
Kurum, ideal şehir ve model İstanbul vizyonunu, “Biz belediyeciliğin nasıl olması gerektiği konusunda, sizlerin ve medeniyetimizin rehberliğini çok kıymetli görüyoruz. Çünkü biz ideal bir şehir, model bir İstanbul istiyoruz. Bizim medeniyetimizde ideal şehir, her şeyden önce değerler etrafında şekillenir. Şehir adaletli bir toplumsal düzeni sunmalıdır. Komşuluk hukukunu korumalıdır. Eşitliği ve insan haklarına saygıyı eksiksiz karşılamalıdır. İnşallah göreve geldiğimizde her bir İstanbullu için ‘eşit hizmet, adaletli düzen’ diyen bir belediyecilik yapacağız. İstanbul’umuzda, toplumsal dayanışmayı en yüksek seviyeye çıkaracağız. Yoksullara yardım etmek, yetimlere sahip çıkmak, muhtaçlara destek olmak en büyük şiarımız olacak. Tüm işlerimizde açık ve şeffaf olacağız. Temel insan haklarına en yüksek saygıyı göstereceğiz. Her vatandaşımızın onur ve haysiyetini koruyacağız. Doğal kaynaklarımızı gelecek nesillere emanet olarak bırakma düşüncemizi, daima muhafaza edeceğiz. Bilgiye, eğitime, kültüre, sanata ve sağlığa çok önem vereceğiz. Sağlık çalışanlarımızın ihtiyaçlarını gidereceği adımlar atacağız. Hastane çalışanlarımızın, şehir hastanelerinde kalan hasta yakınlarının kantinlerden kurtularak İBB hizmetinden faydalanmasını sağlayacağız. Ulaşımda da, konut fiyatlarının düşeceği alanda da emekçimizin yanında olacağız. İnancımızın bir gereği olarak hoşgörü ve çeşitliliği daima önemseyeceğiz. İnsanımızın yaradılışına, fıtratına ters tek bir şehircilik adımı dahi atmayacağız. Buranın altını çiziyorum. Kendi menfaatimizi değil, İstanbulluların menfaatini gözeteceğiz. İşte medeniyetimizin emrettiği bu ilkelerle çalışarak İstanbul’un 571 yıllık onurunu, gururunu düştüğü yerden yeniden ayağa kaldıracağız” sözleriyle anlattı.
“Bugün İstanbul’u yönetenlerde güvenilir adam duruşu yok”
İstanbul için ‘medeniyetin başkenti’ ifadesini kullanan Murat Kurum, “Peki yeniden ayağa kalkmanın formülü nedir? İnancımızın emri olan emanet şuurudur, şehre hizmetin ekseni olan şehreminliktir. Açık söylüyorum. Bugün İstanbul’u yönetenlerde emanet şuuru, güvenilir adam duruşu yoktur” diyerek mevcut İBB yönetimini ve yöneticilerini eleştirdi.
“31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz”
İstanbul’un en büyük emanet olduğunu vurgulayan Kurum “İstanbul en büyük emanettir. Çünkü bu milletin mazisi, bugünü ve yarınıdır. İstanbul bize ecdadımızın, tarihin emanetidir. İstanbul bize ‘Bu şehir daima benimdir’ diyen Sultan Fatih’in emanetidir. Bu şehir bize ‘Medeniyetimizin başkenti İstanbul’dur’ diyen Erbakan hocamızın emanetidir. Bu şehir bize dava ve aksiyon adamı şanlı şehidimiz Muhsin Yazıcıoğlu’nun emanetidir. İstanbul bize ‘Kutlu İstanbul, şanlı hatıralar galerisidir’ diyen Mehmet Akif İnan’ın emanetidir. İstanbul bize bu şehrin en büyük sevdalısı liderimiz, genel başkanımız, Cumhurbaşkanı’mız Recep Tayyip Erdoğan’ın emanetidir. Ben inanıyorum ki bu emanet, 31 Mart’ta tarih şuuruna, millet şuuruna sahip olan bu emin ellere yeniden teslim edilecektir. Bunu her yerde coşkuyla görüyoruz. 31 Mart’ta gümbür gümbür geliyoruz. Yarı zamanlı belediye başkanı görecek. Onu süresiz tatile göndereceğiz. Bir de bunların eş genel başkanı var. Adı Özgür ama özgür değil. 31 Mart’ta CHP eş genel başkanlığını bırakacak ama nereye gider bilmiyoruz. Onu siyasetin tozlu raflarına göndereceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak”
İstanbul için de 650 bin konutun dönüştürülmesi gerektiğini belirten Kurum, sözlerine, “Biz sadece İstanbul’da değil, 81 ilimizin en ücra köşelerinde bile bu şuurla koşmuş adamlarız. Milletimizle el ele verdik gece gündüz çalıştık. Elazığ, Malatya ve İzmir’deki depremlerde, Antalya ve Muğla’daki yangınlarda, Kastamonu, Sinop, Rize, Bartın ve Trabzon’daki sellerde, asrın felaketinde, milletimizin tüm zor zamanlarında yanında olduk. O şehirlere sözler verdik. Muhalefet o zaman, ‘biz bunları bedava ve hızlı yapacağız’ dedi. Ne oldu? 28 Mayıs’ta milletimiz yine eserden, gerçekten yana tavrını koydu. Bunların boş vaatlerine aldanmadı. Milletimiz şunu çok iyi biliyor; AK Parti yapar. Murat Kurum söz verdiyse, gece gündüz çalışır o yuvaları yapar. 31 Mart’tan sonra da bizi arayanlar hiçbir zaman algıda, reklamda bulamayacak. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacak. Bizi arayanlar yerin üstünde dönüşüm, yerin altında metro şantiyelerinde bulacak. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacak. Bizi hiç kimse polemik yaparken göremeyecek. Bizi arayanlar temel atarken, açılış yaparken bulacak. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikoduların tarafında olmayacağız. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyerek devam etti.
“Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın rabia işareti ve Cumhur İttifakı seçmeniyle alay etmesine de tepki gösterdi. 31 Mart’taki seçimlerde vatandaşın İmamoğlu’na demokrasi tokadı atacağını söyleyen Kurum, “Bu ilgisiz ve beceriksiz belediye başkanı gibi olmayacağız. En son ne yaptığını hatırlayın. Rabia işaretimizle dalga geçerek, Cumhur İttifakı seçmenini aşağıladı. Milletimizin değerleriyle alakası olmayan, kendini bilmez adam. Kibri aklının önüne geçmiş CHP’li mevcut İBB Başkanı, milletin değerleriyle dalga geçmeye utanmıyor musun? Senin o parmakların sayısına değil, manasına itirazın var. Senin itirazın tek devlete, tek bayrağa, tek millete, tek vatana. Bu aziz millet sana, 31 Mart’ta o ellerle öyle bir demokrasi tokadı atacak ki, elini öyle sallayıp tatile gönderecek ki sen de ne olduğunu şaşıracaksın. Bizi özgürlüğe kavuşturacakmış. Sen önce dön aynaya bak, etrafında, masanda kimlerle birlikte hareket ediyorsun. Sen kimlerle yol yürüyorsun önce ona bak” dedi.
“Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız”
CHP’li İBB yönetimindeki işçi çıkartmalarını hedef alan Murat Kurum, haksız çıkartılan emekçilere seslendi. 1 Nisan itibarıyla kimseyi işinden etmeyeceğini dile getiren Kurum, “Ne dedik? İstanbul emanettir dedik. Ama bu emanet sadece bana ve teşkilatımıza bırakılmadı. Hepimizin çok çalışması gerekiyor. Mesele Murat Kurum meselesi değil. 1 Nisan’dan itibaren daima ‘Yarınından Emin, Güçlü Memur’ diyeceğim. Memur kardeşlerimizin derdini, kendi derdim yapacağım. Biz tek yürek, tek yumruk olacağız. Memurumuzun hak arama mücadelesine daima destek vereceğiz. Haksız yere görevden alınan tüm kardeşlerimizi geri çağıracağız, geri alacağız. ‘Kimseyi haksız yere işinden, ekmeğinden etmeyeceğiz, işçinin emekçinin yanındayız’ dediler. Büyükşehir belediyesinde, ilçe belediyelerinde çalışan emekçi kardeşlerim kartlarının çalışmadığını gördüler. Sebepsiz yere işten atıldıklarını gördüler. Ekmeği, emeği elinden alınan kardeşlerimiz üzüldü. Sen bir insanın ekmeğiyle neden oynuyorsun? Çocukları için, ailesi için fedakarca çalışan insanları haksızca işinden attın. Haksız yere işten atılan herkesi 31 Mart akşamı geri çağıracağız ve göreve alacağız. Kimseyi de haksız yere ekmeğinden, işinden etmeyeceğiz, biz onlar gibi değiliz” diye konuştu.
“Bunun rakibi kendisi”
İBB yönetiminin metro performansını da eleştiren Kurum, mevcut Başkana “Muhalefetten ve ilgisiz belediye başkanından İstanbul’la alakalı bir şey duydunuz mu? ‘8 kilometre metro yaptın’ diyoruz, bir şey demiyor. Çünkü o kadar yaptı. 5 bin 500 konut yaptın diyoruz sesi çıkmıyor. Çünkü o kadar yaptı. Sancaktepe’de metro yapacakmış. Sen onu benim külahıma anlat. Açılmış tünele hafriyat döken, 10 metro ihalesinin 3’ünü iptal eden sen değil misin? Millet zor zamandayken, ailem var diyerek tatile giden sen değil misin? Bizim ailemiz yok mu, işinden ettiğin insanların ailesi yok mu? Bunun rakibi kendisi.” Diye seslendi.
“İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız”
Memur ve emekçiler için hazırlanan sosyal projelerini anlatan Kurum “Çalışan memurlarımızın evlatları için her mahallemize 7 gün 24 saat esasıyla çalışan birer kreş yapacağız. Benim memur kardeşim gece mesailerinde, çocuklarını düşünmeyecek, büyükşehrin emin ellerine, şefkatli personeline teslim edecek. Gözü arkada kalmayacak. İstanbul’umuzda evden işe, işten eve gitmenin bir çileye dönüştüğü günler son bulacak. Bu yüzden İstanbul’da yaşayan memurlarımız için toplu ulaşımda iyileştirmeler yapacağız. İstanbul’da yaşamak memurlar için külfet olmayacak. Başkanımla birlikte karar alıp, uygulayacağız. Yeni metro hatları, kavşaklar, tüneller, otobüs ve metrobüslerle trafik sorununu memurumuzun, insanımızın gündeminden çıkaracağız” dedi.
“Memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız”
Memurlara konut müjdesi veren Kurum, konuşmasında “Sizlerin daha güvenli ve sağlıklı evlerde yaşaması için, afetlere dirençli bir İstanbul için 5 yılda yatay mimariyi ve komşuluk ilişkilerini esas alan 650 bin konut inşa edeceğiz. Memur kardeşlerimin de 100 bin sosyal konuttan faydalanmaları için gerekli adımları atacağız. Yüksek kiralara karşı memur kardeşlerimizi korumak ve ev sahibi yapmak için memurlara ve emekçimize özel sosyal konut projeleri yapacağız. Memurlarımızın İstanbul’da ev sahibi olması için yanınızda olacağım. Biz hep ne diyoruz; ‘İman varsa imkan da vardır.’ Bugün çözülemez denilen ne kadar sorun varsa, bu kardeşiniz çözecek. 5 yıl önce yarım bırakılan ne varsa yeniden başlatacak. 5 yıldır durdurulan İstanbul’u yeniden şaha kaldıracak. İstanbul’un sorunlarını biz çözeriz, daha önce yaptık. Geleceğimizi hep birlikte inşa edelim” ifadelerini kullandı.
“Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ dedi, belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı”
Murat Kurum’un projesi için “Sayın başkanımızın emekçilere sosyal konut, kreş gibi destekleri çok değerli” diyen Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP’li belediyenin işten çıkarmalarına da tepkisini “Geçen seçim sonrasındaki işçi kıyımı bizi çok zorladı. Biz o zaman bu seçim geçer, 5 yıl biter demiştik. Her yerde afişe edeceğimizi söylemiştik ve şimdi o zaman geldi. Bunlar sözleşmeli memuru attılar. Emekçiyi sürdüler. Sayın Cumhurbaşkanı’mıza gittik ‘bu ruhsat kötü kullanılıyor ve istifaya zorlanıyor’ dedik. Talimat verdi ve düzeltildi. Sürgünlerin önüne geçildi. Ama belediye birimleri arasında milletin başını döndürdüler. Cumhurbaşkanımız ile yaptığımız son görüşme sonrasında 460 bin kişinin kadroya geçişi oldu. 5 yıl geçti, 31 Mart’a gidiyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu ’emekçiye sahip çıkacağız’ demişti. Belediye başkanı bin 400 sözleşmeliyi işten çıkarttı ve sonra da kıyımlar devam etti. ‘Emekçiyi kucaklayacağız’ dediler, ama kundakladılar. Bizlere hizmet edenin, emekçiyi destekleyenin yanında olacağız” sözleriyle ifade etti. – İSTANBUL
]]>Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, Memur Sen Yalova Şubesi’nin açılış törenine katıldı. Burada konuşma yapan Genel Başkanı Ali Yalçın, CHP ve İYİ Parti’nin bir önceki 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde aldıkları belediyelerde emekçileri kapının önüne yığdığını belirtti. Antalya Belediyesi önünde 2 bin kişiyle eylem yaptıklarını hatırlatan Yalçın, şöyle konuştu:
“Adana Belediyesi 468 sözleşmeli memuru kapının önüne koydu. İstanbul Esenyurt’tan tutun da Odunpazarı Belediyesi’ne kadar, yanı başınızda İzmit’e kadar birçok belediye emekçileri kapının önüne koydular. İşçileri saymıyorum. İşçi sayısı çok fazla, işçi sendikaları o istatistikleri tutmuştur ama bizde sözleşmeli memur olan 5393’e tabi o günkü arkadaşları 2 satır yazı ile kapı önüne bıraktılar. ‘Görülen lüzum üzerine işinize son verilmiştir.’ bu kadar ama karşılarında Memur – Sen’i buldular. Memur Sen her yerde emekçinin hakkını korur. Eylemleri süreklilikle devam ettirdik ve arkadaşlarımızı yargı kararıyla geri döndürmeyi başardık. Kırşehir Belediyesi’nde CHP’li belediyelerin olduğu yerlerde attılar 25 kişiyi mahkeme kararıyla geri döndürdük. Bir daha attılar, yine yargıya gittik yeniden döndüler. Üçüncü kez attılar 31 Aralık tarihinde. Çünkü aralık ayında sözleşmeleri bitiyordu ve biz de gece 00.00’da yeni yıla girerken 2022’de gittik orada belediyelerin önünde herkes eğlenceyle giderken biz eylemle girdik yeni yıla. Nasıl ki Hak-İş, Bolu Belediyesi’nin önünden 10 günden fazla süre yürüyerek Ankara’ya emek ve adalet yürüyüşü yaparak, suratlarına adeta haykırarak ‘Hani siz emekçileri kucaklayacaktınız, geldiniz emek mücadelesini kundakladınız, emekçileri de kapının önüne koydunuz’ diye sesini yükseltiyse, biz nasıl ki onları bir memur sendikası olarak bizim soyadımız işçi, soyadımız memur olabilir ama ikimizin de adı emekçi. Biz aynı derdin yolcusuyuz diyerek Ankara’da Kazan’da karşıladık. Bin 500 kişiyle onları karşılayıp beraber yürüyüşle Ankara’ya kadar beraber eşlik ettik.”
“31 Mart seçimlerinde bu travmayı biz geçmişte yaşadık”
Her zaman emek ve emekçinin yanında olduklarını kaydeden Yalçın, “Çünkü bizim derdimiz emek, emekçi. Dolayısıyla kimsenin ekmeğine dokunulsun istemeyiz fakat 31 Mart seçimlerinde bu travmayı biz geçmişte yaşadık ve mücadele etmenin neticesinde en son Kırşehir Belediyesi’nde yaşadığımız tablodan sonra Sayın Cumhurbaşkanımıza, ‘Efendim belediyelerdeki, kurumlardaki bu sözleşmeli sistem sıkıntı getiriyor. 2 dudağın arasına hapsediyor. Bin 400 emekçiyi attılar, bin 500 kilometre öteye CHP’li belediye emekçiyi görevlendirme alanına sürgün yaptı. Çünkü yönetmelikte bu konuda hüküm vardı. Yapabileceğine ilişkin ruhsatı, acil ihtiyaca yönelik oradaki hükmü istismar ederek bin 500 kilometre öteye sürgün yaptılar. Pes etsin, istifa etsin ve gitsin diye ama mücadele ettik. O yönetmelik Sayın Cumhurbaşkanımız meseleyi bizim tarafımızdan izah edilmesiyle anlamasından sonra talimatıyla ortadan kalktı. 460 bin sözleşmeli bu belediyelerde yaşanan tartışmalardan sonra sesimizi yükseltmemizle beraber, Cumhurbaşkanımızın konuya el koymasıyla beraber kadroya geçti ve sözleşmeli tartışması geride kaldı” diye konuştu.
“Mart’ın sonunda kara kış yaşattılar bize”
Sözleşmeli memurların halen işten çıkarılma tehlikesinin olduğunu sözlerine ekleyen Yalçın, şunları kaydetti:
“Bu açıdan istiyoruz ki şimdi sözleşmeli 3+1 uygulaması var. Yeni başlayanlar 3 yıl çalıştıktan sonra direk kadroya geçiyor. Süresiz sözleşmelilik kalktı ama burada yine de sözleşmeni yenilemedim kapımın önüne koyuyorum diye bir durum çıkabilir mi, çıkabilir. Onun için herkesin bu konuda uyanık olmasına ihtiyaç var. Çünkü biz emekçiyiz, emekçilerin yollara dökülmesine değil, mücadele edip, alın teri döküp ülkeye katkı sunmasına ihtiyaç var ama bunu yaptılar, bunu bize yaşattılar. Bu travmaları biliyoruz. Sayın Kılıçdaroğlu o dönem CHP’nin genel başkanıydı. Pandemi sürecinde online toplantı yaptık. Belediyelerinin, hangilerinin kaç kişiyi attığını isim isim kendisine de ulaştırdım o zaman. Dedim ki, ‘Siz teminat benim dediniz ama bütün hepsini kapının önüne koyuyorlar. Efendim niye iki cümle kurmuyorsunuz diye bu konuda itirazımızı ve isyanımızı ifade ettik. Halbuki o zaman Mart’ın sonu bahar demişlerdi, Mart’ın sonunda kara kış yaşattılar bize. Bu açıdan bu seçim sürecinin emekçilerin ekmeği ile oynanan bir süreç olmamasını temenni ediyorum. Emekçiye, ekmeye, kim sahip çıkıyorsa ona sahip çıkın, emek mücadelesini kim kucaklıyorsa ona sahip çıkın, kundaklayana değil. bu açıdan yeni sürecin ülkemize hayırlı olmasını diliyorum. “
Konuşmaların ardından Genel Başkan Yalçın, Yalova Belediye Başkanı Mustafa Tutuk ve sendika üyeleriyle birlikte Yalova Şubesi’nin açılışı kurdelesini kesti. – YALOVA
]]>Memur-Sen ve birçok sivil toplum kuruluşu tarafından 28 Şubat mağdurlarının yaşadığı sorunlar ve çözüm önerileri düzenlenen çalıştaylarda ele alınmıştı. Çalıştayın sonucunda ortaya çıkan rapor ise Memur-Sen Konfederasyonu Genel Başkanı Ali Yalçın tarafından yapılan basın toplantısında kamuoyuna sunuldu. Basın toplantısında konuşan Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ‘Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri Çalıştayı’nda önemli tespitlerin yapıldığını ve çözüm önerilerinin ortaya çıktığını ifade etti.
Yalçın, 28 Şubat mağdurlarının yaşadıkları hak ihlalleri karşısında devletin, mağdurların maruz kaldıkları ihlalleri ve failleri tespit etmesi, mağduriyetleri tazmin etmek veya zararı telafi etmesi ve hak ihlallerinin tekrarlanmaması için kurumsal reform niteliğinde gerekli adımları atması gerektiğini vurgulayarak, mağduriyetin giderilmesi adına yapılması gerekenleri şu şekilde sıraladı:
“Eğitim hayatına ara vermek durumunda kalmış ancak daha sonra eğitim hayatına devam edenlerin, ara verilen dönemden kaynaklı olarak ortaya çıkan dezavantajlı durumları giderilmelidir. Kamu hizmetlerine giriş sınavlarını kazandıktan sonra iptal edilen sınavlar nedeniyle halen hak ettiği kadro ve pozisyonlarına girememiş olanlara ilişkin atanma hakkı tanınmalıdır. Kamu görevine atanma veya yeniden atanma yönünde verilen kararlarda ilgilinin hak ihlali tespiti yapılmış tarihte geçerli kamu görevine giriş şartları haricinde başkaca bir şart aranmamalıdır. Geç atanma veya yeniden atanma nedeniyle emsallerine göre hizmet süresi eksik kalan kamu görevlilerinin açıkta geçen sürelerinin kurumda geçmiş sayılarak aylık ve çalışma/hizmet sürelerinin buna göre belirlenmeli, bu süreler mesleki ilerlemelerine yansıtılmalı, sigorta primi ve emekli kesenekleri kurumlarınca karşılanmalıdır.”
Yalçın, benzer mağduriyetlerin giderilmesi için geçmişten bugüne kadar devletin hak ve hukuk ihlalleri karşısında sorumluluğundan hareketle çıkarılan belli başlı kanunların, “Kapanmayan Yara, 27. Yılında 28 Şubat, Mağdurların Sorunları ve Çözüm Önerileri” başlıklı raporda değerlendirildiğini aktardı.
“28 Şubat mağdurlarının geçmişe dönük hakların iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi zorunluluktur”
Rapor çerçevesinde belirli önerilerin sunulduğunu açıklayan Yalçın, “Raporumuzda 28 Şubat mağdurlarının ve mağduriyetlerinin niceliksel ve niteliksel çeşitliliği dikkate alınarak, takdir hakkı ekseninde, somut mağduriyetler özelinde tasarrufta bulunacak, daha hakkaniyetli ve adil bir sonuç üretecek, etkin giderime imkan tanıyacak bir komisyonun kurulması önerilmiştir. Komisyonun teşekkülünü sağlayacak kanunda bir yetki çerçevesi önerisi getirilmiştir. Bu bağlamda, 28 Şubat mağdurları ve hak sahipleri yönünden, geçmişe dönük hakların iadesi ve mali hakların tazminine yönelik tespit ve tazmin, telafi, hak iadesi kararı alacak bir kurulun tesis edilmesi gerektiği bir zorunluluktur” değerlendirmesinde bulundu.
Yalçın, oluşturulacak komisyonun doğrudan Cumhurbaşkanlığına bağlı olması gerektiğini ve objektif, adil, hakkaniyete uygun, hukuki denetime elverişli kararlar alabilmesine imkan tanıyacak şekilde tarafsız ve bağımsız bir kuruluş olarak teşekkül edilmesi gerektiğini vurguladı.
Yalçın, Memur-Sen ve çalıştay bileşenleri olarak, ortaya koydukları raporun 28 Şubat’ın mağduriyetlerinin çözümü noktasında önemli bir adım olacağına inandıklarını sözlerine ekleyerek, mağduriyetlerin giderilmesi ve bu tartışmaların tamamen bitirilmesi adına önemli bir çaba sarf ettiklerini dikkati çekti. – ANKARA
]]>Cumhuriyetin 100. yılında kuruluşu ilan edilen Kamu Birliği Konfederasyonunun 1. Olağan Genel Kurulu gerçekleştirildi. 6 farklı iş kolunda 8 sendika ile 110 bini aşkın üye sayısıyla kamu çalışanları konfederasyonları arasında büyük yankı uyandıran Kamu Birliği Konfederasyonu 1. Olağan Genel Kurulu Ankara Büyük Anadolu Oteli’nde yapıldı. Genel Kurulda konuşan, Kamu Birliği Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Osman Kaya, “Bizler vatanı, milleti, bayrağı ve değerleri için çalışan, ülkemizin yarınları için hizmet üreten, alnının teri, yüzünün akıyla Türkiye devlet memurlarıyız. Bizler aynı minvalde kurulmuş ortak hedefe koşan milli değerlerin şuurunda hareket eden bağımsız sendikalardan oluşan Türkiye’nin En genç konfederasyonuyuz.” dedi.
Kamu Birliği Konfederasyonu Kurucu Genel Başkanı Osman Kaya, açıklamasında şu ifadelere yer verdi: “Kardeşlerim, arkadaşlarım dün artık geride kaldı. Tüm memur camiasının yarının temellerinin atan bu törene kamu birliğinin birinci olağan kuruluna hepiniz hoş geldiniz. Bugün burada bir konfederasyon olağan kurulundan ziyade memurun kendisinin yarın ve hatta tüm memurlarının evlatlarının geleceği için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Ülkemizde bin dokuz yüz doksan yıllarında başlayan Memur Sendikacılığının bugün otuz dördüncü yıl dönümü. Bu dönem belki benim yaşımdan büyük ama yaşantım ile eş değer Bugün Memur Sendikacılığındaki yol ayrımının ilk günü. Peki kimiz? Biz Ne istiyoruz? Bizler vatanı, milleti, bayrağı ve değerleri için çalışan, ülkemizin yarınları için hizmet üreten, alnının teri, yüzünün akıyla Türkiye devlet memurlarıyız. Bizler aynı minvalde kurulmuş ortak hedefe koşan milli değerlerin şuurunda hareket eden bağımsız sendikalardan oluşan Türkiye’nin En genç konfederasyonuyuz. Bizler oturdukları yerden memur hak ettiğini almalı. Memur gelecek kaygısı taşımamalı. Memur hayal kurabilmeli, kurduğu hayalini yaşayabilmeli, memur geçim sıkıntısı yaşamamalı diyenlerden değiliz. Bizler memurun hak ettiğini alması için mücadele edenleriz. Bizler memur olarak gelecek kaygısı taşıyanların da ta kendisiyiz. ” “Bizler memur olarak hayal kurabilen memur olarak kurduğu hayallere erişemeyenlerin gür sesiyiz. Bizler devletimizi temsil eden memurlarız ve devletin memuru yoksul olmamalı diyenleriz Bizler sendikacılığı gerçek manada anlatmaya, göstermeye talip olanlar ve bu doğrultuda yılmadan, eğilmeden, bükülmeden yürüyecek olanlarız. Gerçek sendikacılığı göstermeye, gerçek sendikacılığı yapmaya talip olanlarız Bizler bu yolda cennet vatanımızın doğusundan batısına kuzeyinden güneyine seksen bir vilayetimizin tamamında yetkiyi almaya talip olan birleşik bir gücüz Cumhuriyetimizin yüzüncü yılında kuruluşunu ilan ettiğimiz ve bugün genel kurulunu gerçekleştirdiğimiz kamu birliği konfederasyonumuz ile kıymetli kamu çalışanlarımızın insan onuruna yaraşır bir hayat sürmeleri için tarafsız duruşumuzla, hak mücadelemize ara vermeksizin edeceğiz. Kamu çalışanlarımızın güçlü yarınları için kurduğumuz kamu birliği konfederasyonumuzun tüm ulusumuza hayırlı ve uğurlu olmasını temenni ediyorum. Ulaşmaz zafere hedefe koşmayan Zafer sırtını döner de gider. İnandığın yolda terini dökmezsen emekler bir bir boşa gider. Kazanmak istersen sen de zaferi gürleyen sesinle doldur gökleri. Zafer dedikleri kahramanların eseri korkaktan kaçar da cesura gider Bu yolda herkes bir nefer. Alnı ak, yüzü tak gençler. Yarınlar için gençliğinden vazgeçer, geçer de bir bir hedefe inerler. Ey bu davaya gönül vermiş yüz binler. İnanın hak da bizle beraber. Vatan için Canla başla çalışan, değerli kamu çalışanları. Sizlere söz veriyorum. Bugün teslim aldığım bu emaneti kanımın son damlasına kadar canla, başla çalışıp hak ettiği yere ulaştıracağım siz değerli memurlarımızın hakları için çalışmaktan çabalamaktan, bir an olsun vazgeçmeyeceğim.”
Kamu Birliği Konfederasyonunda bir araya gelen sendikalar ise şu şekilde: Sağlık ve Sosyal Hizmetler kolunda; Genç Sağlık Sendikası, Büro, Bankacılık ve Sigortacılık Hizmetleri kolunda; Adalet Sen, Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri kolunda; Genç Eğitim Sen, TEÇ-SEN, Diyanet ve Vakıf Hizmetleri kolunda; Diva Sen, Yerel Yönetim Hizmetleri Kolunda; Genç Belediye Sen ve Basın Yayın ve İletişim Hizmetleri kolunda; Adil Haber Sen, Savunma hizmetleri kolunda; SAVDES-SEN
]]>Memur-Sen yönetim kurulu üyelerini, bağlı sendikaların genel başkanlarını ve yönetim kurulu üyelerini, İl temsilcileri ve şube başkanlarını, Genç, Emekli, Kadın ve Engelli Komisyonlarının yöneticilerini bir araya getiren Memur-Sen 8’inci Büyük Türkiye Buluşması Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla düzenlenen programda, Memur-Sen’in çalışma hayatında yaptığı çalışmalar ve geleceği dair hedefleri ele alındı.
“Sendikacılığın kitabını yazdık”
Burada bir açılış konuşması gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, ideolojileri değil, insanları merkeze alarak çalıştıklarını belirterek, “Bu bilinçle 11 Hizmet kolunda yetkili sendikalarımızla önemli mesafeler aldık. Bin 7 kazanım diyerek, yaptıklarımızı kitaplaştırarak, sendikacılığın kitabını yazdık ve kazanım skalasını ortaya koyduk. Çalışan, üreten ve yol açan bir teşkilat olarak gayretimiz devam edecek” diye konuştu.
Adil bir dünyanın emekle kurulacağını belirterek, bu çerçevede Uluslararası Emek Konfederasyonu’nun dün 1’inci Olağan kongresini gerçekleştirdiklerini hatırlatan Yalçın, 5 kıtada 127 ülkedeki emek örgütleriyle dayanışma ağı geliştirdiklerini aktardı. Yalçın, bu dayanışma zemininde dünyanın içinde bulunduğu küresel krizlere ve sorunlara karşı emek ve insan merkezli çözüm önerileri üreteceklerini de sözlerine ekledi.
Dünyanın büyük bir ekonomik krizle karşı karşıya olduğunu söyleyen Yalçın, Ortadoğu ve Avrupa’da halen savaşların devam ettiğini dile getirdi. Türkiye’nin de etrafında gerçekleşen savaşlardan etkilendiği söyleyen Yalçın, yaşanan enflasyon ve fiyat istikrarsızlığının ise alım gücünü zayıflattığını dikkati çekti.
“8 bin 77 liralık seyyanen zam güncellenerek emeklilerin de gelirlerine yansıtılmalı”
Bu durumun önüne geçmek için mücadele ettiklerini söyleyen Yalçın, “Toplu sözleşmede tekliflerimizi uzun süredir eşel-mobil sistemi üzerinden konuşuyoruz. Enflasyona yenilmemek, aldığımız gelirin 6 ay içerisinde kaybolmaması için ya 6 aylık eşel- mobil ya da 3 aylık sistemler üzerinden olsun diyoruz. Dolaylı vergi azalsın, doğrudan vergi arttırılsın diyoruz. Çok kazanandan çok, az kazanandan az vergi alınsın ve vergide adalet sağlansın istiyoruz. Dar gelirliler, emekliler açlık sınırında ve altında yaşamasın istiyoruz. Uzun süreli çalışmaktan sonra emekli olanlar, meslekten emekli oldular ama hayattan emekli olmadılar. Onun için emeklilerin alım gücü yükselmeli asgari ücretin altında emekli maaşı olmamalı. Kamu görevlileri için ödenen 8 bin 77 liralık seyyanen zam güncellenerek emeklilerin de gelirlerine yansıtılmalı diyoruz” açıklamalarında bulundu.
Yalçın, 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de kayıt altına alınan 4688 Sayılı yasanın tadili noktasında çalışmalarını sürdürdüklerini belirterek, mevcut kanunun sorunları çözmede yetersiz kaldığını ifade etti. Bu konuda 10 rapordan oluşan çalışma hazırladıklarını söyleyen Yalçın, kanunun ILO normlarına göre yeniden ele alındığını belirterek, örgütlenme özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması, dayanışma aidatının getirilmesi, grev hakkının gelmesi, hakem heyetinin adil bir kimlik kazanması, toplu sözleşmenin kapsamının genişlemesi gibi hakların kazandırılması gerektiğini sözlerine ekledi.
Yalçın, ayrıca 7’inci Dönem Toplu Sözleşme’de kayıt altına alınan, ‘1’inci Dereceye 3600 Ek Gösterge’nin hemen hayata geçirilmeli, gerektiğini de vurguladı. – ANKARA
]]>ANKARA – Memur Sendikaları Konfederasyonu (Memur-Sen) 8’inci Türkiye Buluşmasına katılan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, “Artık Türkiye’nin ikinci aslında yeni, çağdaş, katılımcı, demokratik, kapsayıcı, milli bir Anayasa bir ihtiyaç olduğu ortadadır. Bu sadece siyasi bir talep değil, toplumsal bir ihtiyaçtır” dedi.
Memur-Sen yönetim kurulu üyelerini, bağlı sendikaların genel başkanlarını ve yönetim kurulu üyelerini, İl temsilcileri ve şube başkanlarını, Genç, Emekli, Kadın ve Engelli Komisyonlarının yöneticilerini bir araya getiren Memur-Sen 8’inci Büyük Türkiye Buluşması Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla düzenlenen programda, Memur-Sen’in çalışma hayatında yaptığı çalışmalar ve geleceği dair hedefleri ele alındı.
Burada bir açılış konuşması gerçekleştiren Kurtulmuş, Memur-Sen’in 8’inci Büyük Türkiye Buluşması’nın hayırlara vesile olmasını dileyerek, Uluslararası Emek Örgütü’nün 1’inci Olağan genel Kurulu’nu gerçekleştirdikleri için de Memur-Sen Konfederasyonu’nu tebrik etti.
Kurtulmuş, Türkiye’nin ve dünyanın çok önemli bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, bu çerçevede Türkiye’nin önüne çok büyük hedefler koyması ve bunun için de gücünü azami derecede artırmasının şart olduğunu dile getirdi. Bu anlamda bürokrasinin ve kamu görevlilerinin ülkenin hedeflerini yerine getirmesi için hayati katkıları olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bu hedeflere ulaşabilmek hiç şüphesiz ki kamu organizasyonu içerisinde alın teliyle mücadele eden siz ve diğer bu konfederasyonun üyesi olmasa da mücadele eden değerli kamu görevlilerinin vazifesidir” diye konuştu.
Kurtulmuş, ülkenin hedeflerine ulaşabilmesi için memurlarda bulunması gereken niteliklerin olduğunu belirterek, bunlardan en önemlisinin liyakat ve ehliyet prensipleri içerisinde hareket edilmesi olduğunu aktardı.
“Yani kamu görevlisinin sadakati herhangi bir kuruma veya kişiye değil, bizzat milletin kendisine olmalıdır”
Kamu bürokrasisinde yer alan memur ve bürokratların en temel özelliklerinden birisinin de millete sadakat olduğunu sözlerine ekleyen Kurtulmuş, “Ehliyet ve liyakat önemlidir, gereklidir ama ehliyet ve liyakatin milletin hayrına olmasının temin edilmesi için mutlaka millete sadakatin gerçekleşmesi gerekir. Yani kamu görevlisinin sadakati herhangi bir kuruma veya kişiye değil, bizzat milletin kendisine olmalıdır. Eğer sadakat başka merkezlerde olursa ne kadar nitelikli olursa olsunlar o kamu görevlisi milletin başına nasıl bela olduğunu biz FETÖ uygulamasıyla, FETÖ’nün devletin içine sızmasıyla gördük. Onların bir kısmı da liyakatli insanlardı. Onların da güzel güzel diplomaları, onların da iyi kariyerleri vardı. Ama sadakatleri millete değil, sözde bir örgüt liderine, kendisini bir şekilde o örgütün öncüsü zanneden o şarlatana sadakat gösteriyorlardı” açıklamasında bulundu.
Kurtulmuş, milli hedefler etrafında hareket eden kamu bürokrasisinin oluşabilmesi için her bir memurun ‘Ehliyet, liyakat, millete sadakat ve millete hizmetkar olmak’ olarak tanımladığı dört temel prensibe sahip olmasının gerektiğini ifade etti.
“Kurum ve kuruluşlarının mükemmel manada işlemesi lazım”
Türkiye’nin ikinci yüzyılında hedeflerinin yüksek olması gerektiğini söyleyerek, bu hedeflere bürokrasinin, kamu görevlilerinin, iş insanlarının ve sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere hep beraber kenetlenerek ulaşabileceklerini aktardı. Türkiye’nin güçlü bir Türkiye olabilmesi için kendi içerisinde demokrasisini güçlü bir hale getirmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, “Demokratik kurum ve kuruluşlarının mükemmel manada işlediği, kamudaki görev yapan bütün devlet kurumlarının bir ahenk içerisinde hareket ettiği, herkesin yetki ve sorumluluklarının anayasadan aldığı güçle yerine getirildiği bir Türkiye’nin oluşması gerekiyor. Herkesin fikrine en açık bir şekilde söylediği ama fikrinin sınırlarının başkasının özgürlük alanlarını gasp ettiği noktada diktiğini de gayet iyi kavradığı çok güçlü bir sivil toplum kesiminin olması gerekir” diye konuştu.
“Katılımcı, demokratik, kapsayıcı, milli bir Anayasa ihtiyacı olduğu ortadadır”
Türkiye’nin toplumsal gelişmesinin önündeki engellerden birisinin de Anayasa’sının yeterli olmaması olduğunu belirten Kurtulmuş, yeni bir Anayasa yapmanın mecburiyet olduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Artık Türkiye’nin ikinci aslında yeni, çağdaş, katılımcı, demokratik, kapsayıcı, milli bir Anayasa bir ihtiyaç olduğu ortadadır. Bu sadece siyasi bir talep değil, toplumsal bir ihtiyaçtır. Bu sadece şu ya da bu siyasi durumun söylediği bir hedef değil, bu 85 milyonun ortak hedefi olarak görülmesi gereken bir alandır. Bu çerçevede niye böyle bir demokratik anayasa çalışmasına ihtiyaç var? Çok açık söylüyorum. Mevcut anayasamız defalarca değiştirilmiş olmasına rağmen anayasanın üzerinde hala 1960 altmış darbesinin izleri olan altmış bir anayasasının kurgusu mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
“Anayasa yapım sürecinin yegane ortamı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısıdır”
Anayasa değişikliğinin bir siyasi tartışma yapılmadan demokratik yollarla çözülmesi gerektiği vurgusunu da yapan Kurtulmuş, “Tabii ki işin doğru zeminde ve doğru yöntemlerle yönetilmesi ve yürütülmesini sağlayacak olan siyasettir. Bu anlamda Anayasa yapım sürecinin yegane ortamı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısıdır” dedi.
Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, araştırma merkezlerin, ve toplumda yeni bir Anayasa ilişkin sözüm var diyen herkesin harekete geçmesini ve herkesin fikirlerini paylaşması gerektiğini söyleyerek, bu çerçevede Memur-Sen’in de yeni Anayasa çalışmalarında çok kuvvetli bir destek vereceğinden emin olduğunu söyledi.
]]>Memur-Sen yönetim kurulu üyelerini, bağlı sendikaların genel başkanlarını ve yönetim kurulu üyelerini, İl temsilcileri ve şube başkanlarını, Genç, Emekli, Kadın ve Engelli Komisyonlarının yöneticilerini bir araya getiren Memur-Sen 8’inci Büyük Türkiye Buluşması Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinde gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un katılımıyla düzenlenen programda, Memur-Sen’in çalışma hayatında yaptığı çalışmalar ve geleceği dair hedefleri ele alındı.
Burada bir açılış konuşması gerçekleştiren Kurtulmuş, Memur-Sen’in 8’inci Büyük Türkiye Buluşması’nın hayırlara vesile olmasını dileyerek, Uluslararası Emek Örgütü’nün 1’inci Olağan genel Kurulu’nu gerçekleştirdikleri için de Memur-Sen Konfederasyonu’nu tebrik etti.
Kurtulmuş, Türkiye’nin ve dünyanın çok önemli bir dönemden geçtiğini vurgulayarak, bu çerçevede Türkiye’nin önüne çok büyük hedefler koyması ve bunun için de gücünü azami derecede artırmasının şart olduğunu dile getirdi. Bu anlamda bürokrasinin ve kamu görevlilerinin ülkenin hedeflerini yerine getirmesi için hayati katkıları olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, “Bu hedeflere ulaşabilmek hiç şüphesiz ki kamu organizasyonu içerisinde alın teliyle mücadele eden siz ve diğer bu konfederasyonun üyesi olmasa da mücadele eden değerli kamu görevlilerinin vazifesidir” diye konuştu.
Kurtulmuş, ülkenin hedeflerine ulaşabilmesi için memurlarda bulunması gereken niteliklerin olduğunu belirterek, bunlardan en önemlisinin liyakat ve ehliyet prensipleri içerisinde hareket edilmesi olduğunu aktardı.
“Yani kamu görevlisinin sadakati herhangi bir kuruma veya kişiye değil, bizzat milletin kendisine olmalıdır”
Kamu bürokrasisinde yer alan memur ve bürokratların en temel özelliklerinden birisinin de millete sadakat olduğunu sözlerine ekleyen Kurtulmuş, “Ehliyet ve liyakat önemlidir, gereklidir ama ehliyet ve liyakatin milletin hayrına olmasının temin edilmesi için mutlaka millete sadakatin gerçekleşmesi gerekir. Yani kamu görevlisinin sadakati herhangi bir kuruma veya kişiye değil, bizzat milletin kendisine olmalıdır. Eğer sadakat başka merkezlerde olursa ne kadar nitelikli olursa olsunlar o kamu görevlisi milletin başına nasıl bela olduğunu biz FETÖ uygulamasıyla, FETÖ’nün devletin içine sızmasıyla gördük. Onların bir kısmı da liyakatli insanlardı. Onların da güzel güzel diplomaları, onların da iyi kariyerleri vardı. Ama sadakatleri millete değil, sözde bir örgüt liderine, kendisini bir şekilde o örgütün öncüsü zanneden o şarlatana sadakat gösteriyorlardı” açıklamasında bulundu.
Kurtulmuş, milli hedefler etrafında hareket eden kamu bürokrasisinin oluşabilmesi için her bir memurun ‘Ehliyet, liyakat, millete sadakat ve millete hizmetkar olmak’ olarak tanımladığı dört temel prensibe sahip olmasının gerektiğini ifade etti.
“Kurum ve kuruluşlarının mükemmel manada işlemesi lazım”
Türkiye’nin ikinci yüzyılında hedeflerinin yüksek olması gerektiğini söyleyerek, bu hedeflere bürokrasinin, kamu görevlilerinin, iş insanlarının ve sivil toplum kuruluşları dahil olmak üzere hep beraber kenetlenerek ulaşabileceklerini aktardı. Türkiye’nin güçlü bir Türkiye olabilmesi için kendi içerisinde demokrasisini güçlü bir hale getirmesi gerektiğini dile getiren Kurtulmuş, “Demokratik kurum ve kuruluşlarının mükemmel manada işlediği, kamudaki görev yapan bütün devlet kurumlarının bir ahenk içerisinde hareket ettiği, herkesin yetki ve sorumluluklarının anayasadan aldığı güçle yerine getirildiği bir Türkiye’nin oluşması gerekiyor. Herkesin fikrine en açık bir şekilde söylediği ama fikrinin sınırlarının başkasının özgürlük alanlarını gasp ettiği noktada diktiğini de gayet iyi kavradığı çok güçlü bir sivil toplum kesiminin olması gerekir” diye konuştu.
“Katılımcı, demokratik, kapsayıcı, milli bir Anayasa ihtiyacı olduğu ortadadır”
Türkiye’nin toplumsal gelişmesinin önündeki engellerden birisinin de Anayasa’sının yeterli olmaması olduğunu belirten Kurtulmuş, yeni bir Anayasa yapmanın mecburiyet olduğunu söyledi. Kurtulmuş, “Artık Türkiye’nin ikinci aslında yeni, çağdaş, katılımcı, demokratik, kapsayıcı, milli bir Anayasa bir ihtiyaç olduğu ortadadır. Bu sadece siyasi bir talep değil, toplumsal bir ihtiyaçtır. Bu sadece şu ya da bu siyasi durumun söylediği bir hedef değil, bu 85 milyonun ortak hedefi olarak görülmesi gereken bir alandır. Bu çerçevede niye böyle bir demokratik anayasa çalışmasına ihtiyaç var? Çok açık söylüyorum. Mevcut anayasamız defalarca değiştirilmiş olmasına rağmen anayasanın üzerinde hala 1960 altmış darbesinin izleri olan altmış bir anayasasının kurgusu mevcuttur” değerlendirmesinde bulundu.
“Anayasa yapım sürecinin yegane ortamı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısıdır”
Anayasa değişikliğinin bir siyasi tartışma yapılmadan demokratik yollarla çözülmesi gerektiği vurgusunu da yapan Kurtulmuş, “Tabii ki işin doğru zeminde ve doğru yöntemlerle yönetilmesi ve yürütülmesini sağlayacak olan siyasettir. Bu anlamda Anayasa yapım sürecinin yegane ortamı Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin çatısıdır” dedi.
Kurtulmuş, sivil toplum kuruluşlarının, üniversitelerin, araştırma merkezlerin, ve toplumda yeni bir Anayasa ilişkin sözüm var diyen herkesin harekete geçmesini ve herkesin fikirlerini paylaşması gerektiğini söyleyerek, bu çerçevede Memur-Sen’in de yeni Anayasa çalışmalarında çok kuvvetli bir destek vereceğinden emin olduğunu söyledi. – ANKARA
]]>Memur-Sen’in çağrısıyla 25 ülkeden 33 konfederasyonun katılımıyla kurulan Uluslararası Emek Örgütü’nün 1’inci Olağan Genel Kurulu Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Memur-Sen Konfederasyonu’nun ev sahipliğinde düzenlenen program, Diyanet-Sen Hatay Şube Başkanı Rıza Ateş’in Kur’an-ı Kerim tilavetinden sonra divan kurulu üyelerinin seçilmesiyle devam etti.
Burada bir konuşma gerçekleştiren Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın, kongrelerinin, başta emek kesimi olmak üzere, bütün insanlık için umudu çoğaltacak sonuçlar doğurmasını temenni etti. Işıkhan, her geçen gün krizin egemenliği altına giren bir dünyada yaşadıklarını belirterek, Emeğin, finans kapitalinin şekillendirdiği bir zeminde ifadesini bulmakta güçlük çektiğini aktardı.
“Dünyanın en büyük ekonomileri bugün resesyon sorunuyla uğraşıyor”
Hem ülkeler bazında hem de ülkeler arasında gelir dağılımında uçurum gittikçe derinleştiğini de dikkati çeken Yalçın, “Dünyanın en büyük ekonomileri bugün resesyon sorunuyla uğraşıyor. En son, Japonya ve İngiltere ekonomileri duraklamaya girdiler. Bugün Batı’da kriz yönetimi yapamayan hükümetler, savaş çağrısında bulunuyor. Jeopolitik riskler, tedarik zincirlerindeki kopuşlar sürecin o kadar kolay atlatılmayacağını gösteriyor. Emeği, sistem dışına iten, dünyanın büyük kitlelerini mağdur eden sistemin geleceği nokta burasıydı” diye konuştu.
Refahın hüküm sürdüğü batılı ülkelerde bile, dünyanın geleceğine ilişkin umutsuzluğun her geçen gün artığını ifade eden Yalçın, yabancı düşmanlığı ve savaş hazırlıklarının birer göstergesi olduğunu dile getirdi.
İnsan hayatını çok etkileyen şeylerden birinin de egemenlerin iktidar aparatı olarak kullandıkları bilginin manipüle edilmesi olduğunu söyleyen Yalçın, aynı şeyin, sistem adına oluşturulan kurumlar için de geçerli olduğunu söyledi.
Yalçın uluslararası hukuka güvenin her zamankinden daha az olduğunu vurgulayarak, “Söz gelimi, katliamcı İsrail, bizzat BM Güvenlik Konseyinde veto yetkisi olan bir ülkenin, Amerika’nın delegesinin eliyle koruma altına alınıveriyor. İsrail, Filistinlilere karşı tam bir soykırım gerçekleştiriyor. Çoğu çocuk, 30 bine yakın insanı katletti İsrail. Hastaneleri, eğitim kurumlarını, ibadethaneleri yerle bir etti. Siyonistler için bütün bunlar sıradandı. Getto ideolojileri söylüyordu katliam yapmalarını. Ama onları en çok cesaretlendiren, emperyalizmdi, emperyalist ülkelerdi. Güney Afrika öncülüğünde Uluslararası Adalet Divanı’nda açılan davayı bu noktada çok önemsiyoruz” açıklamasında bulundu.
“İsrail mallarına karşı da uzun süreli bir boykot gerçekleştirmeliyiz”
ILC olarak bu davanın takipçisi olmaları gerektiğini söyleyen Yalçın, “Ülkelerimizde insanlarımıza süreci anlatmalıyız ve en önemlisi de İsrail mallarına karşı da uzun süreli bir boykot gerçekleştirmeliyiz. Çünkü zulmün önünü ancak dayanışmayla kesebiliriz” dedi.
“İnsanı merkeze almayan hiçbir sistem adil olamaz”
Yalçın, ILC olarak insanı merkeze aldıklarını söyleyerek, “İnsanı merkeze almayan hiçbir sistem adil olamaz. Çünkü insan azizdir. İnsan, bütün varlığın bilincine vardığı için de adalete muhataptır. İnsana adil davranan bir sistem olmalı ki, çevremizde her varlık bu adaletten faydalanmalıdır. Bundan dolayı bizler, ötekileştirmenin ve ayrımcılığın olmadığı bir düzen için inanç ve vicdan özgürlüğü savunuyoruz” açıklamasında bulundu.
“1980 sonrası, ranta dayanan neoliberalizm emeği hor gördü”
Sendikacılığın en büyük baharını endüstriyel kapitalizm döneminde yaşadığını hatırlatan Yalçın, “Yani, üretimin güçlü bir şekilde dile getirildiği, emeğin bu noktada denklemin içinde yer aldığı bir zemindi endüstriyel kapitalizm. Elbette ki eskiye özlem duymuyoruz. Sömürü o dönemde de devam ediyordu. Fakat, emek kavramı, bugünkü kadar ekonomik teorilerin dayandığı denklemin dışına itilmemişti. 1980 sonrası, ranta dayanan neoliberalizm emeği hor gördü, denklemin dışına çıkardı” ifadelerine yer verdi.
Sendikaların da, özellikle uluslararası yapılar nezdinde, bu muhasebe sistemine karşı güçlü bir direniş gösteremediğini söyleyen Yalçın, konuşmasına şu şekilde devam etti:
“Bizler hep birlikte, bu çelişkileri iyi analiz edip, ona göre stratejiler geliştirdik. İdeolojilerin ötesinde, insanı merkeze alan, hizmet sendikacılığına önem verdik. Sonraki aşamada ise ’emek evrenseldir’ diyerek, dayanışmayı güçlendirmek için hep birlikte örgütlendik. Sizlerle, bu sistemin oluşturduğu anaforu dağıtacağımızı biliyor, çok teşekkür ediyorum.”
Açılış konuşmalarının ardından toplu fotoğraf çekimiyle devam eden program, basına kapalı olarak devam etti. Programa, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ve 25 ülkeden gelen 33 konfederasyonun temsilcileri katıldı. – ANKARA
]]>Işıkhan, Memur-Sen Genel Merkezinde düzenlenen ve 25 ülkeden 33 konfederasyon ile birlikte kurulan Uluslararası Emek Örgütü’nün 1. Olağan Genel Kurulu’na katıldı.
Burada konuşan Işıkhan, son bir yıl içerisinde Türkiye’nin çalışma hayatı adına atılan adımların, çalışma hayatına ilişkin gelişim hızını göstermek için yeterli olduğunu söyledi.
Elde edilen başarıda işçi, işveren ve kamu işbirliğinin payının büyüklüğüne dikkati çeken Işıkhan, “Bu yolda, özellikle de çalışma hayatı anlamında en büyük paydaşlarımız, en önemli yol arkadaşlarımız sivil toplum kuruluşlarımız ve sendikalarımız olmuştur.” ifadesini kullandı.
“Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık”
Bakan Işıkhan, sivil toplum kuruluşlarının, ortak bilinci sürdürmenin ve katılımcı bir yönetim anlayışını gerçekleştirmenin en önemli araçlarından biri olduğuna vurgu yaparak, “Geçmişte, sendikacılık, işçi, memur ve işveren ilişkilerini düzenleyen ve adil temsilini sağlayan sosyal diyalog mekanizmalarımız, hak ettiği değeri ve gerekli ilgiyi görememiş, ihmal edilmişti. Ancak son 21 yılda her alanda olduğu gibi sosyal diyalog konusunda da ciddi ilerlemeler kaydettik. Sendikal örgütlenmenin önündeki bütün engelleri kaldırdık.” diye konuştu.
Işıkhan, memurun, işçinin ve işverenin haklarının korunduğu, savunulduğu platformları, sadece çalışan, çalıştıran tarafları açısından değil, devletin ve hükümetin çalışmaları açısından da önemli bir girişim olarak gördüğünü söyledi.
Memur-Sen’in kurulduğu günden bu yana Türkiye’de milli iradeden yana onurlu bir duruş ortaya koyduğunu belirten Işıkhan, “Memur sendikacılığında yakın bir geçmişe sahip olmamıza rağmen Memur-Sen, bilgi ve tecrübesiyle sosyal diyaloğa, toplumsal uzlaşıya, çalışma hayatının yapısal sorunlarına, çözüm hususunda çok ciddi katkılar sağlamıştır.” dedi.
Bakan Işıkhan, AK Parti iktidarları döneminde kamu görevlilerinin sendikalaşma oranının sürekli artan bir seyir izlediğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“Hükümet olarak elbette en büyük temennimiz, bu oranların çok daha yüksek seviyelere çıkması ve tüm kamu çalışanlarımızın sendikalaşması yönündedir. 21 yılda toplu sözleşmeler dahil memurlarımızın sendikal haklarının, çalışma şartlarının iyileştirilmesine yönelik çok önemli adımlar attık. Bunlardan en önemlisi şüphesiz kamu görevlilerinin mali ve sosyal hakları için toplu sözleşme imkanı sunan 2010 Anayasa referandumudur. Biliyorsunuz yakın bir zamanda da 7. Dönem Toplu Sözleşmemizi imzaladık. Bu süreci de yine memur sendikalarımızın katkılarıyla başarıyla gerçekleştirdik. En önemli sosyal paydaşlarımız olan sendikalarımız her zaman demokrasimizin ve çalışma hayatımızın güvencesi olmuşlardır.”
Çalışma hayatının, toplumun tüm kesimlerini doğrudan ya da dolaylı şekilde ilgilendirdiğini belirten Işıkhan, sosyal güvenlik, örgütlenme ve toplu sözleşme gibi birçok konuda sendikaların öncü rol üstlendiğine dikkati çekti.
“Artık vizyoner bir Türkiye var”
Demokrasi, adalet ve istikrar olmadan hizmetin de üretilemeyeceğini söyleyen Işıkhan, “Türkiye’nin ekonomide zaafa uğradığı dönemlere baktığımızda görüyoruz ki bu dönemler aynı zamanda siyasi istikrarsızlıkların, belirsizliklerin olduğu, adeta milli iradenin hiçe sayıldığı dönemlerdir. Hamdolsun ki artık sadece önündeki birkaç yılın hesabını yapan değil, önündeki yüzyıllık süreci görüp, hedeflerini buna göre belirleyen vizyoner bir Türkiye var.” diye konuştu.
Bakan Işıkhan, Cumhuriyetin ikinci yüzyılının “Türkiye Yüzyılı” olacağına inandıklarını belirterek, “Bu noktada, özellikle çalışma hayatı alanında, ulusal olduğu kadar uluslararası işbirliklerinin de öneminin farkındayız. Çünkü artık iki kutuplu bir dünyada değil çok kutuplu bir dünyada yaşıyoruz. Artık insani değer yargılarına, emeğe, insan hak ve özgürlüklerine dair basmakalıp, klişe insan hakları sözlerinin, anlamını ve işlevini yitirdiği bir süreçten geçiyoruz.” değerlendirmesini yaptı.
Işıkhan, adaleti tesis etme iddiası taşıyan uluslararası kuruluşların, bir bebeğin canını dahi koruyamadığı bir dünyada, din, dil, ırk ayrımı olmaksızın tüm vicdanlı halkların bir araya gelebildiği bir dönemin tecrübe edildiğini söyledi.
Değişen ve dönüşen çağ ile birlikte birlik ve beraberlik kriterlerinin de değiştiğini belirten Işıkhan, “Mevcut paradigmaların, dünyada hemen her alanda baş göstermekte olan haksızlığın, adaletsizliğin ve zulmün acı yükünü taşıyamadığı inkar edilemez bir gerçek olarak karşımızda durmakta. Bu şartlar altında küresel birlik ve beraberliğin herkes için çok daha büyük anlamlar ifade ettiğini özellikle belirtmek isterim.” dedi.
“Şiddet zamanın ruhu olma yolunda ilerliyor”
Memur-Sen Genel Başkanı Ali Yalçın ise her geçen gün krizin egemenliği altına giren bir dünyada yaşanıldığına, şiddetin artık zamanın ruhu olma yolunda ilerlediğine dikkati çekti.
Savaşların yaygınlık gösterdiğini, toplumsal alandaki şiddetin ciddi bir sorun teşkil ettiğini ve insanların yerlerinden, yurtlarından edildiğini belirten Yalçın, iklim sorunları, yangın, sel, deprem gibi olgularla adeta bir felaketler çağına doğru sürüklenildiğini söyledi.
Yalçın, hem ülkeler bazında hem de ülkeler arasında gelir dağılımındaki uçurumun gittikçe derinleştiğine dikkati çekerek, “Dünyanın en büyük ekonomileri bugün resesyon sorunuyla uğraşıyor. En son, Japonya ve İngiltere ekonomileri de duraklamaya girdiler. Bugün Batı’da kriz yönetimi yapamayan hükümetler, savaş çağrısında bulunuyor. Jeopolitik riskler, tedarik zincirlerindeki kopuşlar sürecin o kadar da kolay atlatılmayacağını gösteriyor.” diye konuştu.
Memur-Sen Genel Başkanı Yalçın, Filistin İşçileri Sendikaları Genel Federasyonu’nun, Uluslararası Emek Örgütü’nün (ILC) kurucu kadrosunda olmasına rağmen, Filistin’de yaşanan çatışmalar nedeniyle bugünkü 1. Olağan Genel Kurul’a katılım sağlayamadığını bildirdi.
Bakan Işıkhan, konuşmaların ardından, Uluslararası Emek Örgütü’nün 1. Olağan Genel Kurulu’na katılan ülke temsilcileri ile hatıra fotoğrafı çektirdi.
]]>