Murat Kurum, Küçükçekmece’de düzenlenen Caferiler ile Sahur Sofrası programında vatandaşlara hitap etti.
“Caferi kardeşlerimizin hiçbir endişesi olmayacak. Sizlerle birlikte eyleme geçeceğiz. Ne eksiğimiz varsa, ne sorunumuz varsa masada oturacağız, birlikte karar vereceğiz” diye konuşan Kurum, göreve geldiklerinde inanç özgürlüğüne sahip çıkacaklarını belirtti.
İstanbul’un 72 milletten insanın barış ve huzur içinde yaşadığı kadim bir şehir olduğunu, hizmet anlayışlarında kimin nereli olduğu veya neye inandığı hususlarına bakmadıklarını dile getiren Kurum, herkesin belediyecilik hizmetlerinden eşit ve adil yararlanmasını esas aldıklarını söyledi.
Milletin her anında hep yanında olacaklarını vurgulayan Kurum, “Bu söz, onların verip de tutmadıkları sözlere benzemez. Bu söz, eser adamlarının sözüdür. Bu söz, sağlam adamların sözüdür. Bu söz, Murat Kurum sözüdür.” ifadelerini kullandı.
İBB Başkan adayı Kurum, bakanlık yaptığı dönemde afetlerle ilgili yaptıkları çalışmaları aktardı.
Bu acıların bir daha yaşanmamasını istediklerini, yaşanmaması adına da çalışıp çabalayıp İstanbul’u depreme hazır hale getirmek istediklerini belirten Kurum, “Burada yapılması gereken tek şey, depremle mücadele etmektir. Gerçekten bir milli güvenlik meselesidir, beka sorunudur. Bu sorunu halletmek için de çalışmak gerekir, çabalamak gerekir.” değerlendirmesini yaptı.
Murat Kurum, “asrın felaketi” olarak nitelendirilen 6 Şubat 2023’teki Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından vatandaşlara verdikleri sözleri tuttuklarını, 3 ayda 180 bin konutun inşasına başladıklarını, 1 yılın ardından afetzedelerin yeni evlerine yerleşmeye başladıklarını aktardı.
“Burada mesele İstanbul, mesele İstanbul’un geleceği”
Çaresizlik kadar zor bir durumun olmadığının altını çizen Kurum, “O yüzden biz kaderimizi hep birlikte çizmek zorundayız. Mücadele edeceğiz, üstümüze düşen vazifeyi yapacağız, takdir Rabb’imizindir ama bekleyip duramayız, burada mücadeleyi 31 Mart’ta sandığa gittiğimizde birlikte vereceğiz. Sandığa gittiğimizde İstanbul’da deprem çilesi bitsin mi, trafikte yaşadığımız o sorun artık İstanbul’un gündeminden tamamen kalksın mı, bunun kararını vereceğiz. Burada mesele İstanbul, mesele İstanbul’un geleceği.” diye konuştu.
Kurum, mevcut İBB yönetiminin verdikleri sözleri tutmadığını kaydederek, “Hani her şey güzel olacaktı? Hani herkes mutlu olacaktı, huzurlu olacaktı? Nerede bu sözler, hepsi unutuldu.” ifadelerini kullandı.
Caferiler Derneğinin bulunduğu alanın avlusunun yapılması gerektiğini, gençlerin spor tesisine ihtiyaç duyduğunu anlatan Kurum, göreve geldiğinde bu hizmetleri hayata geçireceğini dile getirdi.
“Küçükçekmece’nin hali ortada”
Murat Kurum, Küçükçekmecelilerin mevcut İBB yönetimi tarafından yalnız bırakıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Küçükçekmece’nin hali ortada, 5 yıllık süreçte maalesef bizim bıraktığımız dönemden geriye gitmiş. Halbuki ne uğraşlar verdik. Ben burada yaşadım, burada çalıştım. Birçok sokakta emeğim var, alın terim var. Okullar, hastaneler, konutlar, parklar yaptım. Üstüne sen de bir şey koy. Sel olduğunda buraya geldim. Milletvekiliyim, vatandaşlarımızın ne ihtiyacı var diye geldim, baktım ne ilçe belediyesi var ne de Büyükşehir Belediyesi var.”
Programa, TBMM Adalet Komisyonu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Cüneyt Yüksel, Cumhur İttifakı Küçükçekmece Belediye Başkan adayı Aziz Yeniay, Türkiye Caferileri lideri Selahattin Özgündüz, Caferilik İnancını Tanıtma, Araştırma ve Eğitim Derneği Başkanı Hasan Babur ile vatandaşlar katıldı.
]]>Tokat Hüseyin Akbaş Spor Salonu yanında halka seslenen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan konuşmasına, 15 yıl önce bugün seçim çalışmaları sırasında içerisinde bulunduğu helikopter düşerek vefat eden eski Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu’nu anarak başladı. Erdoğan, “Bugün vefatının 15. seneidevriyesi olan merhum Muhsin Yazıcıoğlu kardeşimi rahmetle yad ediyorum. Merhum Yazıcıoğlu’nu cesaretiyle, yiğitliğiyle, dava adamlığıyla ve milli iradenin yanındaki sarsılmaz duruşuyla her zaman hatırlayacağız. Rabbim Muhsin kardeşimin ruhunu şad mekanını cennet eylesin” dedi.
“İstanbul’u CHP zulmünden kurtaracağız”
Erdoğan konuşmasında Tokatlılardan İstanbul içinde destek isteyerek, “31 Martta Tokat’ta çıkacak sonuçla sadece Tokat’ın yerel yöneticilerini seçmekle kalmayacaksınız. Aynı zamanda sandıkta yapacağınız tercihle tüm Türkiye’ye ve tüm dünyaya da önemli bir mesaj vereceksiniz. Geçen yılki seçim sürecinde gördünüz. Ben sizden bir şey daha isteyeceğim. İstanbul’da Tokatlı nüfusu yüksek. Öyleyse İstanbul’da ki tüm hemşerilerinizi sizden aramanızı rica ediyorum. Zira Tokatlılar ağırlığını koyarak İstanbul’da Murat kardeşimizi seçtirerek İstanbul’u CHP zulmünden kurtaracağız” dedi.
“Mesele Tayyip Erdoğan meselesi değildir, mesele doğrudan Türkiye’dir”
Erdoğan konuşmasında bu coğrafyadaki Türk varlığından rahatsız olanların aradan geçen bin yıla rağmen kinlerinin diri olduğunu ifade ederek, “Türkiye’nin ilkeli ve adil duruşuyla bölgesinde ve dünyada artan gücünü hazmedemeyenler şu anda pusuda bekliyor. Biz Türkiye 100 yılı hedefiyle daha ileri noktalara gözümüzü dikmişken birileri ülkemizi elimizdeki kazanımlardan etmek için tökezlememizi bekliyor. Akıl ve irfan sahibi herkes biliyor ki Mesele Tayyip Erdoğan meselesi değildir. Mesele AK Parti değildir. Mesele Cumhur ittifakı değildir. Mesele doğrudan Türkiye’dir. Türk milletidir. Bunların nezlinde somutlaşan hak ve hakikat davasıdır. Milletimizin dünyanın bu müstesna coğrafyasında varlığından öylesine rahatsızlar ki aradan bin yıl geçmiş olmasına rağmen kinleri halen dipdiri. Bu gerçeği bizzat yüzümüze söyleyen batılı devlet adamları gördüm. Allah’ın yardımı ve milletimizin desteğiyle her saldırıyı savuşturarak, mücadeleyi asla bırakmayarak bu hevesleri boşa çıkarttık. İnşallah 31 Mart’ta bir kez daha milletimizin desteğini alarak Tokat’ta da, İstanbul’da da Ankara’da da Türkiye’ye bu namı salacağız. Ülkemizin Türkiye 100 yılı yolculuğunu hızlandıracağız” şeklinde konuştu.
“Kandilden talimat alıyorlar”
CHP’nin DEM ile ittifakına değinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Kaldin’den talimat aldıklarını ifade ederek, “Menfaat hesabını her şeyin üzerinde tutarak ülkeye de zarar veriyorlar. Sırf üç beş belediye fazla almak uğruna DEM’le girdikleri ittifaka kimlerin hoşnut ettiğini görüyorsunuz değil mi? Talimat nereden geliyor? Kandil’den. Uygulama Ankara’da, İstanbul’da, Mersin’de ortaya çıkıyor. Zaten DEM dediğiniz yapı geçmişten beri partiymiş gibi davranan bir örgüt aparatı. Sahne önünde olanların bu partide yetkisi ve sözünün ağırlığı yok. Bu parti Ankara’daki genel merkezinden değil İstanbul’daki sapkın ideolojik yapılar ile Kandil’deki terör baronları tarafından yönetilmektedir. Bu gerçek ortadayken kendilerini meşru muhatap yapma gayretleri beyhudedir. Parti yönetiminin Önce her ülke hem millete hatta hem de kendi tabanına siyasi irade sahibi olduğunu ispatlaması gerekiyor. Biz terör meselesini bitirmek için her yol ve yöntemi denerken bunların kapını da gördük. Örgü militanları tarafından tokatlanan siyasetçilerle, particilik, belediyecilik yapılamaz. CHP’nin böyle bir partiyle birlikte yol yürüme belediye başkanlığı verme, belediye bürokrasisini paylaşma hesabına girmesi, anlaşılır gibi değil. İnşallah 14, 28 Mayıs’ın tamamlayıcısı olacak. 31 Mart’tan sonra ülkemiz bu çorak ve çarpık muhalefet anlayışının da tasfiyesine şahitlik edecektir” dedi.
“Emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz”
Erdoğan konuşmasında emeklilere sağladıkları desteklere değinip emeklinin yanında olmayı sürdüreceklerine vurgu yaparak şunları söyledi:
“Sıkıntılı dönemlerde en büyük refah kaybına, çalışanlar ile biliyorsunuz, emeklilerin yaşadığının farkındayız. Emeklilerimizin yükünü hafifletmek için bir defaya mahsus beş bin lira ödenmesinden yüzde 50’yi bulan maaş artışlarına bayram ikramiyelerinin yüzde 50 artırılmasından banka promosyonlarına kadar elimizden geleni yapıyoruz. Son olarak kamu bankalarımız aylık miktarına göre promosyon tutarını 8 ila 12 bin liraya kadar yükselti. Bbugün itibariyle başvuruları da almaya başladı. Özel bankalar da bu tutarların altında zaten kalmayacaktır. Emeklilerimizin Ramazan Bayramı ikramiyesini ise 2 ila 5 Nisan arasında hesaplarına yatırıyoruz. İnşallah bundan sonra da emeklilerimizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Ülke olarak yaşadığımız sıkıntıların, muhalefetin yaptığı gibi lafla çözülmeyeceği açıktır. Fiyat istikrarını sağlamadan yapılan maaş zam daha cebe girmeden nasıl eridiğini en iyi sizler biliyorum. İnşallah yılın ikinci yarısından itibaren enflasyonun düşmeye başladığını göreceğiz. Bütçe imkanlarını genişletmek için hazırlıklarımız var. Önümüzdeki yıldan itibaren çalışanlarımızın ve emeklilerimizin alım gücünü eskisinin üstüne çıkartmaya başlayacağımıza inanıyoruz.”
Erdoğan konuşmasının ardından il ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıttı. – TOKAT
]]>Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (AHBV) Asya Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezince (ASYAM) düzenlenen ve moderatörlüğünü Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Nakip’in yaptığı “İsrail-Filistin Savaşı ve Orta Doğu Çıkmazı” başlıklı panele, Filistin’in Ankara Büyükelçisi Mustafa ile AHBV İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Siyaset ve Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tevfik Erdem konuşmacı olarak katıldı.
Etkinlik, 18 Mart Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 109. yıl dönümü münasebetiyle saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Panelin açılışında konuşan ASYAM Müdürü Prof. Dr. Varis Çakan, İkinci Dünya Savaşı’nın ardından bütün dinlerin, hoşgörünün ve barışın yaşandığı Filistin coğrafyasının 3’e bölündüğünü anımsatarak, Filistinlilerin haksız ve adaletsiz bölünüşe karşı İsrail’e çok ciddi tepkiler verdiğini dile getirdi.
Çakan, İsrail’in yasa dışı Yahudi yerleşimcilerle Filistin topraklarını işgal etmeye devam ettiğini ve bunun dünyada büyük tepkilere yol açtığını hatırlattı.
İsrail’in uluslararası hukuku hiçe saydığını vurgulayan Çakan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında oluşan dünya düzeninde “kurban edilen bölgelerden birinin” Filistin olduğunu söyledi.
Çakan, o günden bu yana o coğrafyada insanlığın vicdanının yaralanmaya devam ettiğini kaydederek, “Yıllardır Filistin halkına silahlarla ve tanklarla saldıran İsrail, 7 Ekim 2023’ten itibaren tekrar bu coğrafyada büyük bir kıyıma başladı. Böyle bir zamanda dünya güçleri ve dengeleri açısından da önemli coğrafya Filistin’deki bu gözyaşı ve kan bir türlü durdurulamamaktadır.” ifadelerini kullandı.
Açılışta konuşan AHBV Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Metin Orbay da yüz yıllardır devam eden bu çatışmada kaybedenin hep Filistin halkı olduğunu aktararak, bu çatışma kültürünün gelecek nesilleri de etkilediğini, bölgesel ve küresel etkileri olduğunu ifade etti.
Orbay, Birleşmiş Milletler (BM) ve küresel güçlerin sorumluluklarını yeri getirmemeleri nedeniyle kısa sürede bir çözüme ulaşılmasının zor olduğunu belirterek, küresel güçlerin bölgede ateşe benzin taşır gibi olduğunu ve söylemden öte eylem gerektiğini vurguladı.
“İsrail bölgede projeyle çizilmiş bir devlettir”
Büyükelçi Mustafa da tarihin detaylı anlaşılması ve anlatılması gerektiğini, Filistin’deki olayların 107 yıllık uzun bir tarihe sahip olduğunu ifade etti.
Balfour Deklarasyonu ile başlayan sürecin rastgele olmadığına dikkati çeken Mustafa, bu projelerin hazırlandığını ve iyi çalışıldığını kaydetti.
Mustafa, geçmişte Osmanlı Devleti’ni hedef alan güçlerin Filistin’i de hedef aldığını ve bunun yüz yıllarca devam ettiğini belirterek, diğer güçlerin bölgede İsrail gibi yabancı bir yapının kurulmasının bütün birlik ve beraberliği olumsuz etkileyeceğini düşündüklerini söyledi.
“İsrail bölgede projeyle çizilmiş bir devlettir, Batılı güçlerin çıkarı içindir. Filistin halkı bunun kurbanı oldu.” diyen Mustafa, 7 Ekim 2023’ten sonra da “emperyalizm devletinin” İsrail’e destek verdiğini çünkü bölgedeki en büyük projesinin İsrail olduğunu ifade etti.
Mustafa, 1917’den bu yana açıkça direndiklerini ve hakları için savaştıklarını vurgulayarak, “Siyonizm işgali sadece Filistin’le kalmıyor, Filistin dışına da çıkıyor. İsrail parlamento girişinde yazdığı gibi, onların hedefi Fırat’tan Nil’e kadardır.” dedi.
Onların projelerinin başarılı olmama sebebinin de Filistin halkının direnişi olduğunu vurgulayan Mustafa, Filistinliler savaşmasaydı “emperyalizm devletlerinin” daha geniş alanda hedeflerini uygulamaya başlayacaklarını söyledi.
“İsrail açık bir şekilde soykırım yapıyor”
İsrail’in Filistin topraklarında kendi demografilerini korumak istediğine işaret eden Mustafa, Yahudilerin farklı ülkelerden İsrail’e göç etmelerinin desteklendiğini ve Filistinlilerin ağır bir baskıyla hicret etmelerinin sağlandığını ifade etti.
Mustafa, bütün bunlara rağmen Filistinlilerin demografik olarak güçlü olduğuna dikkati çekerek, “İsrail açık bir şekilde suç işliyor, soykırım yapıyor. Bütün oradaki altyapıyı her şeyi hedef alıyor.” ifadesini kullandı.
Şimdiye kadar 32 binden fazla şehit verdiklerini, 74 binden fazla yaralıları bulunduğunu kaydeden Mustafa, Gazze’nin yüzde 70’ten fazlasının yok edildiğini aktardı.
Mustafa, İsrail’e geçmişte destek veren devletlerin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde de veto hakkını kullanarak Gazze’deki insani yardımı engellediğini, Filistinlilerin direnişinin devam edeceğini ve zaferin onların olacağını, tarih boyunca hiçbir şeyi unutmayacaklarını ve affetmeyeceklerini belirtti.
Mustafa, onlara destek veren Arap ya da Müslüman ülkeleri de unutmayacaklarını kaydederek, “Türkiye’nin her zaman bize destek verdiğini ve sahip çıktığını asla unutmayacağız. Hem siyaseten hem sivil toplum kuruluşlarınca. Zulüm hiçbir zaman devam etmeyecek. İnşallah en yakın zamanda Kudüs’te birlikte namaz kılacağız.” diye konuştu.
“Filistin meselesinin temel kaynağı Batı’dır”
Prof. Dr. Erdem de 1914’ten sonra Filistin’in bir çıkmaza girdiğini hatırlatarak, öncesinde oradaki herkesin huzurlu şekilde yaşadığını, Filistin’in bir sorun alanı olmadığını, sorunun çözümünün basitçe işgalcilerin işgali sonlandırması olduğunu ifade etti.
Emperyalizm ve Osmanlı Devleti’nin güç kaybı nedeniyle Filistin meselesinin ortaya çıktığına işaret eden Erdem, “Bugün eğer bir Filistin meselesi varsa bu meselenin temel kaynağı Batı’dır.” dedi.
Erdem, Filistin meselesinin İslam dünyasından kaynaklanmayan ancak önüne geçemediği bir mesele olduğunu belirterek, İsrail’in kuruluş sürecinde “Irgun, Haganah ve Lehi” gibi terör örgütleri bulunduğuna işaret etti.
Erdem, İsrail ile ABD arasında da karşılıklı bir ilişki bulunduğunu, ABD’nin İsrail’in Filistin’de insanlığa karşı işlediği suçlarla ilgili hiçbir şey yapmadığını, ABD’de Yahudi lobisinin güçlü olduğunu, İsrail’in ABD’nin sağladığı askeri yardım fonlarında da görülmemiş bir ayrıcalığı bulunduğunu sözlerine ekledi.
]]>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Fatih Topkapı’da Hak-İş Teşkilat Buluşması’na katıldı. İstanbul’un son 5 yılını ‘fetret devri’ olarak nitelendiren Kurum, şehrin yeniden yükselişi için çalışacağını söyledi. İstanbul’un geleceği için işçi ve işveren örgütleriyle yaptığı görüşmelere atıfta bulunan Kurum, “Kıymetli Hak-İş’in tüm personelini sevgiyle, saygıyla, muhabbetle selamlıyorum. Bugün yine ortak sevdamız İstanbul’umuz için bir aradayız. Ortak sevdamız diyorum; çünkü buluştuğumuz tüm dostlarımızda İstanbul’un geleceği için aynı heyecanı, aynı coşkuyu ve azmi görüyorum. Dertlerimizi anlattığımız bütün kardeşlerimiz de aynı motivasyonla İstanbul’un fetret devri bitsin, yeniden yükselişi başlasın istiyorlar. Geride bıraktığımız günlerde İstanbul Sanayi Odamızda, TÜSİAD, MÜSİAD ve ASKON’umuzda, İstanbul Ticaret Borsamızda, TÜMSİAD’ımızda bu toplantının benzerlerini gerçekleştirdik. İstanbul’umuzun geleceğini konuştuk. Yine Memur Sen’imize, Türk-İş, İstanbul Ticaret Odası ve Kamu Sen’imize ziyaretler gerçekleştirdik. Hak-İş’imizle bir araya geldik. Başkanlarımızla, yöneticilerimizle, temsilci ve üyelerimizle birlikte yapacaklarımızı, ortak hedeflerimizi konuştuk” dedi.
“Namus sözü vermelerine rağmen on binlerce çalışanı ekmeğinden ettiler”
Murat Kurum, 2019’da göreve gelen mevcut İBB yönetiminin on binlerce işçiyi haksız yere işte attığını hatırlattı. 31 Mart’tan sonra hiç kimseyi haksız yere işten çıkarmayacaklarını vurgulayan Kurum, “Hak-İş’imizin teşkilat buluşması çerçevesinde büyükşehir ve ilçe belediye çalışanları, sağlık ve sosyal hizmet, koruma ve güvenlik, toprak ve madencilik çalışanlarıyla birlikteyiz. Haksız yere arkadaşlarınızı işinden, ekmeğinden ettiler. O zaman şunu demişlerdi; ‘Biz göreve geldiğimizde kimseyi haksız yere işten çıkarmayacağız.’ Namus sözü verdiler. Maalesef arkadaşlarınız evine ekmek götüremedi. Ailesi için, yavruları için mücadele verirken bir gün işe gittiklerinde kartlarının çalışmadığını gördüler. 2019’da iş bilmez belediye başkanı taahhüt etmişti; ‘Kimseyi işten çıkarmayacağız’ demelerine rağmen on binlerce arkadaşımızı işten attılar. Liyakatsiz yönetim anlayışını en iyi siz görüyorsunuz. Kendi işiyle, yetkinliğiyle alakalı arkadaşlarımızı farklı alanlara sürdüklerine şahitlik ediyorsunuz. Yaptıkları baskıyla o arkadaşların işten ayrılması için her türlü çabayı sarf ettiklerini sizler görüyorsunuz. Biz buna 31 Mart akşamı son vereceğiz ve onların yaptığı gibi kimseyi haksız yere işten çıkarmayacağız. Biz İstanbullu hemşehrilerimizin bizden beklentilerini yapacağız” şeklinde konuştu.
“Nasıl verdiğin sözleri unuttuysan, İstanbul da seni sandıkta unutacak”
Murat Kurum, mevcut İBB Başkanı’nın katıldığı televizyon programlarında 2019’daki verdiği vaatler sorulunca “hatırlamıyorum” demesine sert çıktı. 5 yıldır İstanbul’un gündeminde hizmetten çok bahanelerin ve algıların yer aldığını belirten Kurum, “İstanbul’da yaşamak zulüm haline geldi. İstanbul’da yaşamak çile haline geldi. 2019’da göreve gelirken birçok vaat verdiğini, bu vaatleri de unuttuğunu, hatırlamadığını tüm İstanbullular ve Türkiye gördü. Göreve gelmeden önce 230 kilometre metro yapma, yeşil alanı artırma, belediye çalışanlarına hakkaniyetli davranma, 115 bin konut dönüşümü sözü verdiler. Ama gelinen süreçte bunların hiçbirinin yapılmadığını gördük. Neyi gördük; 5 senedir algıların, iftiraların, dedikoduların arttığını gördük. Her zaman bir bahane üretildiğini gördük. Hizmetin değil algıların ardı ardına sıralandığını gördük. İstanbul’da artık maske düştü. İstanbullulara söylenen yalanların sonuna gelinmiştir. Kendisini unutan İstanbullular, sandıkta onlara verdiği sözleri hatırlatacak. Nasıl verdiğin sözleri unuttuysan, İstanbul da seni sandıkta unutacak” dedi.
“Bizi tanımıyor ama adımı duyduğunda da telaşlanıyor”
Mevcut İBB Başkanı’nın ‘Murat’ adını duyduğunda telaşlandığını söyleyen Kurum, “Ne yapacağını şaşırdı” dedi. Sunucunun aslında İBB Başkanı’nın danışmanını kast ettiğini hatırlatan Kurum, “Aziz İstanbul’umuzu seviyoruz. Tüm kültürlerin, medeniyetlerin, dinlerin, inançların birlikte yaşama arzusuyla bugünlere getirdiğimiz ve nice badireler atlatarak ikinci yüzyılı yaşadığımız bir şehir. Osmanlı’dan Selçuklu’ya uzanan, birçok medeniyetin yaşadığı İstanbul’da hep birlikte mutlu bir şekilde yaşamak istiyoruz. İnsanımız bizden çok fazla bir şey istemiyor. Ulaşımda trafik çilesini çekmediği İstanbul hayal ediyor. İstanbul’da yapılması gerekenler işler aslında belli. Türkiye Yüzyılı projemizde bu işleri 10 başlıkta paylaştık. Hem depreme hem ulaşıma ilişkin hayallerimizi paylaştık. İstiyoruz ki İstanbul’un 39 ilçesinde 650 bin konutun dönüşümünü yapalım. 230 kilometre sözü verdikleri ancak 8 kilometre yaptıkları metro hattını 650 kilometreye çıkarmak istiyoruz. Yeni yollar, yeni kavşaklar, iki yakaya yapacağımız yeni tünellerle ulaşım sorununu çözmek istiyoruz. Metroya, metrobüse binmenin külfet olduğu bir dönemi yaşıyoruz. İstanbulluların tek istedikleri zamanında evine, sevdiklerine kavuşmak. Biz bu hedeflerimizi açıkladığımızda bize ‘nasıl yapacaksınız?’, ‘650 bin konutun yapılmasına gerek yok’ dediler. Bizi tüm Türkiye tanıyor ama bu yarı zamanlı belediye başkanı tanımıyor. Adımı duyduğunda da telaşlanıyor. ‘Murat’, ‘Murat Kurum’ dendiği zaman ne yapacağını şaşırdı. O kadar telaşlı ki, televizyon programında ‘Murat’ diye bir isim duyduğunda ‘Hani nerede’ diyor. Spiker danışmanından bahsediyor; o da ‘Murat Kurum mu söyledi?’ diyor” ifadelerini kullandı.
“Mesele Murat Kurum değil, mesele geleceğimiz”
Murat Kurum, İstanbul’un geride kalan 5 yılda hizmetsiz kaldığını söyledi. Mevcut İBB Başkanı’nın gizli toplantılarla CHP’yi dizayn etmek için İstanbul’un kaynaklarını harcadığını söyleyen Kurum, konuşmasını şu sözlerle noktaladı:
“O CHP’nin kongrelerini dizayn etmekle uğraşırken biz 81 ile gittik. Beş yüzden fazla ziyaret gerçekleştirerek vatandaşımızın yanında olduk. Elazığlılar bilir, Malatyalılar bilir. Depremden 2 saat sonra yanlarındaydık. Kastamonu, Sinop, Bartın’da seller oldu, yine oraya gittik ve sözler verdik. Sözlerimizi de yerine getirdik. Son olarak asrın felaketinde de hemen bölgeye gittik. Onlar gizli zoom toplantıları yaparken, biz 3 ayda 11 ilde 180 bin konutun temelini atıyorduk. Çok önemli bir seçime gidiyoruz. Biz hiç algıların, polemiklerin tarafında olmadık. Sırtımızı her zaman milletimize dayadık ve milletimize hizmet ediyoruz. İstanbul’un 5 yılda yere düşürülmeye çalışılan 571 yıllık onurunu, gururunu yeniden ayağa kaldıracağız. 5 yıldır İstanbul’da taş üstüne taş koymayan, İstanbul’un tüm kaynaklarını çarçur eden, İstanbul’u basamak ve rant olarak görenleri mi; 5 yıllık bakanlık sürecinde, 9 yıllık Genel Müdürlük yaptığı süreçte 81 ile hizmet etmiş, sosyal konutlar kazandırmış, 365 bin sosyal konut yapmış, 46 bin afet konutunu günlerce bölgede kalarak verdiği sözleri tutmuş, 81 ile 72 milyon metrekare millet bahçesi kazandırmış, milletin elini sımsıkı tutmuş, acılar bitene kadar da asla bırakmamış kardeşlerinizi mi seçeceksiniz. 31 Mart’ta bunun kararını vereceğiz. Mesele Murat Kurum meselesi değil. Siyasi parti ya da ideoloji meselesi değil. Mesele geleceğimizin meselesi. Türkiye Yüzyılı’nda İstanbul’un büyüyen, lokomotif, kendi kendine yeten, herkesin birlikte huzurlu ve mutlu bir şehir olmasının kararını vereceğimiz bir seçim olacak.” – İSTANBUL
]]>Kurum, Bahçelievler’deki Cem Vakfı Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Vakıf Genel Başkanı Prof. Dr. İzzettin Doğan ile bir araya gelen Kurum’a, ziyaretinin sonunda “Gelin canlar bir olalım.” yazılı çini takdim edildi.
Murat Kurum, daha sonra Türkiye İhracatçılar Meclisine (TİM) ziyarette bulundu.
Türkiye her alanda kendisine yeten bir ülke olacaksa bunun ihracat ve üretimle olacağını vurgulayan Kurum, “Yine gençlerimiz bu ülkede geleceğe güvenle bakacaksa eğer, bunun altyapısını yapacak olan buradaki dostlarımızdır. Şubatta TİM’in 21 milyar dolarla rekor kırdığını gördük. Bu da bizi gerçekten ziyadesiyle mutlu etti. Ülkenin ihracatının, istihdamının artması şehir adına da önemli.” diye konuştu.
İstanbul’un ilçelerinde 70 gündür esnafla bir araya geldiğini anlatan Kurum, “İstanbul’u dinliyoruz. İstanbul’un 5 yıllık süreçte üzüldüğünü, kırıldığını gördük ve vatandaşımızın beklentisiyle karşı karşıyayız. Artık İstanbul gibi bir metropolde İstanbul’un sorunlarıyla ilgilenecek bir belediye anlayışı bekleniyor. İlçe belediyeleriyle uyum içerisinde çalışacak, İstanbul’a bir vizyon ortaya koyabilecek bir anlayış ve hizmeti vatandaşımız bekliyor ve bunu da her ortamda dile getiriyor.” ifadelerini kullandı.
Kurum, kentin sorun ve beklentilerini bakan ve milletvekili olduğu dönemden iyi bildiğini belirterek şöyle devam etti:
“Ben de İstanbul milletvekili olarak yapmış olduğum görevlerde, İstanbul’un birçok alanında hizmet etme fırsatına eriştim. O dönemde buradaki birçok dostumuzla birlikte çalıştık. Bakanlık yaptığımız süre boyunca bir ayağımız İstanbul’da oldu. İstanbul’un sorunlarını, problemlerini bilen, bu manada hem sanayici tarafıyla hem vatandaşımız hem üretim tarafında birçok alanda şehrin sorunlarına hakim bir kardeşinizim. İstiyorum ki 31 Mart seçimlerinde İstanbul’un geleceği adına çok önemli bir karar alalım. Yani bu mesele benim şahsi meselem değil, ülkemizin meselesi, İstanbul’un meselesi.”
“İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok”
İstanbul’da beklenen depremin Türkiye’nin milli güvenliğine, hatta bağımsızlığına yönelik bir tehdide dönüşebileceğine dikkati çeken Kurum, böylesine bir riske karşı da topyekun mücadele edilmesi gerektiğini kaydetti.
Kurum, “İstanbul’un sanayisine, üretimine ilişkin bu kararları da hayata geçirelim istiyorum. İstanbul’un bu istişareye, mütevazı duruşa ihtiyacı var. İstanbul’un kibre, ilgisiz bir belediye başkanına ihtiyacı yok. İstanbul’u, İstanbul’un üretimini, sanayisini kendi şahsı, geleceği için basamak olarak görecek bir belediye başkanına da ihtiyacı yok.” değerlendirmesinde bulundu.
Murat Kurum, mevcut İBB yönetiminin sadece taksi konusuna değil, başka birçok meseleye de ilgisiz kaldığını söyledi.
İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun açtığı Kent Lokantaları’na ilişkin de Kurum, “11 tane lokanta açmayı hizmet gören bir anlayış var. İddia ediyorum, ben 2 ayda İstanbul’un 964 mahallesinde açarım. Lokanta nedir?” dedi.
TİM Başkanı Mustafa Gültepe’nin ev sahipliği yaptığı toplantıda Kurum’a, Bahçelievler Belediye Başkanı Hakan Bahadır da eşlik etti.
]]>Çelik, merkez Yüreğir ilçesi Yavuzlar Mahallesi’nde, Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye meclis üyesi adaylarının seçim ofisi açılışında yaptığı konuşmada, 31 Mart seçimlerine az bir süre kaldığını hatırlattı.
Her gün taş üstüne taş koyarak yola devam ettiklerini ifade eden Çelik, Yüreğir ilçesinden 14 ve 28 Mayıs seçimlerinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a güçlü destek verildiğini anımsattı.
“Bunlar için mesele koltuk paylaşımı meselesiymiş”
14 Mayıs ve 28 Mayıs seçimlerinde karşılarına birtakım masaların çıktığını ancak bunların şimdi 18 parçaya bölündüğünü belirten Çelik, şöyle konuştu:
“Birbirlerine düşmanların söyleyemeyeceği sözleri, altılı, yedili masanın müttefikleri şimdi birbirlerine karşı söylüyorlar. Aslında bu hepimize bir mesaj veriyor. Suni olanla sırf koltuk paylaşımı için bir araya gelenlerle asla ve kata yol yürünmez. Bunlar 14 ve 28 Mayıs’a giderken, ‘Biz 6-7 kişi hep beraber olacağız. Türkiye’yi beraber yöneteceğiz. Türkiye’ye şöyle şekil vereceğiz, böyle yön vereceğiz’ diyorlardı. Ben de o zaman ‘Yüreğir’in sokaklarında, ‘Altılı, yedili masanın, 6-7’sinin bir araya gelmesiyle bırakın memleket yönetmeyi, çay bile demleyemez’ diyordum. Şimdi geldiğimiz noktada bunların çay bile demleyemeyeceği, birbirlerine en ağır sözleri söylemelerinden, birbirlerine adeta birer düşmanmış gibi muamele etmelerinden çıkıyor. Tabii yarın bir gün bir rant paylaşımı, bir koltuk paylaşımı olsa bütün bu ağır lafları edenlerin yine bir araya geleceğine hiçbir kuşku yok. Demek ki neymiş? Mesele, memleket meselesi değilmiş. Mesele Türkiye meselesi değilmiş. Bunlar için mesele şehirlerimiz meselesi değilmiş. Bunlar için mesele koltuk paylaşımı meselesiymiş.”
Çelik, Cumhur İttifakı’nın Yüreğir Belediye Başkan adayı Halil Nacar’ın gençler, kadınlar, esnaf, çiftçi, köylü ve emekçi için daha iyi bir Yüreğir’in ortaya çıkacağı önemli projeleri bulunduğunun altını çizdi.
Bu projelerin önemli bir kısmının bir yıl içerisinde gerçekleştirileceğini vurgulayan Çelik, çehre değişimi konusunda “Türkiye Yüzyılı”na yakışır şekilde imza atmaya devam edeceklerini belirtti.
Çelik, Cumhur İttifakı’nın Adana Büyükşehir Belediye Başkan adayı Fatih Mehmet Kocaispir ve Yüreğir Belediye Başkan adayı Nacar’ın 31 Mart’ta seçilmeleri durumunda omuz omuza vererek çok güzel projelere imza atacaklarını dile getirdi.
“Bunlar sadece fitne siyaseti yaparlar”
Muhalefeti eleştiren Çelik, “Aynı fitne, birbirleriyle uğraşma, kavga, çatışma siyaseti aynen devam ediyor. Her gün altılı, yedili masanın bir üyesi, diğerine bir laf söylüyor. Allah aşkına bunlar memlekete ne kazandırmış ki bundan sonra ne kazandırsınlar. Onlardan bir tanesi ev kadınlarımıza hakaret eden bir açıklama yapmış. Bir diğeri, kendi adayının söylediği sözleri yalanlamakla meşgul. Bir başkası kendi parti içindeki hiziplerle meşgul. Bunlar, memlekete herhangi bir eser getirmek, herhangi bir hizmet getirmek konusunda hiçbir iradeye, hiçbir vizyona sahip değiller. Bunlar sadece fitne siyaseti yaparlar. Bunlar sadece kaos siyaseti yaparlar. Bunlar sadece birbirleriyle kavga ederler. Bizse AK Parti olarak, Cumhur İttifakı olarak geleceğe güçlü bir şekilde yürüyoruz.”
]]>Zeytinburnu’nda bir otelde gerçekleşen çalıştayda “Gazze’deki Savaşa İlişkin Bölgesel-Uluslararası Pozisyonlar ve Türkiye’nin Tutumu” başlıklı oturum düzenlendi.
Akademisyen ve araştırmacı İyad Cebir’in yönettiği oturuma, siyaset bilimci Khairy Omar, araştırmacı yazar Ahmed Hasan, akademisyenler Mehmet Rakipoğlu ve İyad Rıfai konuşmacı olarak katıldı.
“İslam ülkelerinin etrafında birleşebileceği bir konu”
Siyaset bilimci Omar, “7 Ekim’le Filistin davası tekrar tartışmanın ana merkezine döndü.” diyerek İslam ülkelerinin İsrail’in Gazze’de yaptığı katliama dikkat çekmeye çalıştığını belirtti.
Omar, ABD başta olmak üzere Batı ülkelerinin Filistinlilerin direniş hakkına sahip olmadığı tezi üzerine yoğunlaştığını söyledi.
Arap ülkelerinin İsrail ile bir normalleşme süreci başlattığını hatırlatan Omar, 7 Ekim sonrasında bu durumun değiştiğini ve “Filistin meselesinin yeniden İslam ülkelerinin etrafında birleşebileceği bir konu haline geldiğini” kaydetti.
“Türkiye’nin garantörlük yapabilecek en doğru ülke olduğu birçok ülke tarafından söyleniyor”
Araştırmacı yazar Hasan, Türkiye’nin 7 Ekim öncesinde bölgedeki sorunlar çözülmeden Filistin meselesinin çözülemeyeceği düşüncesinden hareketle çalışmalar yaptığını söyleyerek Türkiye’nin bu süreçte hem İsrail hem de Hamas ile diyalog halinde olduğunu dile getirdi.
Hasan, 7 Ekim’den sonra Türkiye’nin tavrında değişikliğin meydana geldiğini belirterek “Özellikle artık şu anda garantörlük konusundan bahsediliyor. Türkiye’nin garantörlük yapabilecek en doğru ülke olduğu birçok ülke tarafından söyleniyor.” dedi.
Savaşın yayılmasının hem Türkiye’nin hem de diğer bölge ülkelerinin çıkarına olmayacağını vurgulayan Hasan, “Dolayısıyla Gazze’deki mesele sadece Gazze meselesi değil, Hamas meselesi değil. Türkiye, bu savaşın durması çok önemli olduğu için çaba sarf ediyor.” ifadelerini kullandı.
ABD, Rusya ve Çin’in tutumu
Akademisyen Rakipoğlu, küresel aktörlerden bahsederken hem zorluk hem de kolaylık olduğunu belirterek “Kolaylık şu, hepimiz biliyoruz aslında, Amerika’nın tutumunu anlatmaya gerek yok. Zorluk da şu, görmediğimiz noktalar var aslında.” diye konuştu.
Rakipoğlu, ABD’deki üniversitelerin hiç de anlatıldığı kadar özgür olmadığını, bu okullarda Filistin yanlısı veya İsrail karşıtı herhangi bir eylem yapan kişinin direkt antisemitizm ile damgalandığını söyledi.
Çok fazla kayıp verilmesine rağmen bugün herkesin Filistin meselesini konuşmasının direniş gruplarının başarısı olduğunu ifade eden Rakipoğlu, artık bu konuda “İsrail sorunu” kavramının kullanılması gerektiğini dile getirdi.
Rakipoğlu, 7 Ekim sonrasında ABD Başkanı Joe Biden’ın Orta Doğu politikasının başarısızlığının görüldüğünü, Washington’ın küresel imajının yerle bir olduğunu söyledi.
Çin ve Rusya’nın Filistin politikasına değinen Rakipoğlu, “İkisi de Batı hegemonyasına, özellikle Amerika’nın hegemonyasına karşılık Filistin’e yönelik politika belirliyor.” dedi.
“İsrail Batı’nın bir aparatı”
Suudi Arabistan ve Körfez ülkelerinin tutumunu ele alan akademisyen Rıfai, “İsrail Batı’nın bir aparatı” diyerek Filistin meselesinin Müslüman dünya için merkezde olduğunu söyledi.
Rıfai, Suudi Arabistan’ın bölgesel ve küresel politikalarını 2030 vizyonu çerçevesinde şekillendirdiğini ve bu vizyonun gerçekleşmesi için bölgede herhangi bir çatışma yaşanmasını istemediğini ifade etti.
Körfez ülkelerinin istikrarsızlığının İsrail’in işine yarayacağını belirten Rıfai, bu kapsamda Suudi Arabistan ve İran arasındaki sorunların ortadan kaldırılmasının önemli olduğunu dile getirdi.
]]>