Jeopark Belediyeler Birliği Meclis Toplantısı için Kula’ya giden Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Ferdi Zeyrek, ilçede mahalle muhtarlarıyla bir araya geldi. Mahalle muhtarlarının sorunlarını ve taleplerini dinleyen Başkan Ferdi Zeyrek’e toplantıda Kula Belediye Başkanı Hikmet Dönmez de eşlik etti.
“31 MART’TA SİYASET BİTTİ”
31 Mart itibarıyla siyasetin bittiğini vurgulayan Başkan Zeyrek, “Seçim döneminde beni veya bir başka adayı desteklemiş olabilirsiniz. 31 Mart itibarıyla o defter kapandı, siyaset bitti. 1 Nisan sabahında artık sadece Manisa’da yaşayan 1,5 milyon için çalışacak, sizler de köylerinizde yaşayan vatandaşlarımız için hep birlikte çalışacak ekip arkadaşlarını oluşturduk. Bizim tek bir amacımız var. Manisa’mdaki yaşayan herkese eşit, adil ve şeffaf hizmeti sunmak, onlara daha yaşanılabilir bir kent oluşturmak, depreme, doğal afetlere dirençli kentler ile sosyal hayatlarını ve aynı zamanda Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden bekledikleri hizmeti sağlamak benim öncelikli görevim olacak” diye konuştu.
“ŞEFFAF BİR YÖNETİM ANLAYIŞI OLACAK”
Önümüzdeki 5 yıllık süreçte çok şeffaf bir yönetim anlayışının olacağını kaydeden Başkan Zeyrek, “Artık Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin internet sitesine girdiğinizde aylık yapılan harcamalardan tutun da yapılan yatırımların seviyesine kadar, ihalelerin canlı yayınına kadar her şeyi görebileceksiniz. Şeffaflık bizde olmazsa olmaz. Adaletli olacağız, herkese eşit olacağız. Bu köyün nüfusu az, buradan bize oy gelmiyor anlayışı 31 Mart itibariyle bitti. Artık herkes hak ettiği hizmeti alacak Manisa Büyükşehir Belediyesi’nden. Bunu nasıl yapacağız, hizmet edecek olan bütçemiz oranında nüfusa göre dağılımla sağlayacağız bunu. Manisa Büyükşehir Belediyesi’nin yıllık bütçesinden Kula ne kadar faydalanacağını bilecek. Kula’da yaşayanlar da nüfus yoğunluğuna kadar hangi parayı alacaklarını bilecekler. Bu sizin köyünüze kaç lira para düşüyorsa oradaki köylünün vatandaşın istekleri doğrultusunda bu parayı Manisa Büyükşehir Belediyesi olarak harcayacağız. Öncelik sıralamasını orada yaşayan sizler bilirsiniz. Köylerimizin ihtiyaçları çoktur. Ama bunların en öncelikli olanlarını belirlememiz gerekiyor. Öncelikten başlayarak daha sonrasında planlı ve düzenli bir şekilde yapmak benim en büyük hayalim ve amacım olacak” şeklinde konuştu.
“BİR AYDIR YOĞUN BİR ŞEKİLDE ÇALIŞIYORUZ”
Su, altyapı ve kanalizasyon sorunlarının büyük sıkıntılar arz ettiğini kaydeden Başkan Zeyrek, “Bunları çözebilmek için bir aydır yoğun bir şekilde çalışıyoruz. Çözümleri konusunda da projeler ve fikirler oluşmaya başladı. Bu çözümleri gerçekleştirebilecek finansmanları gerek AB fonlarından gerek Dünya Bankası’ndan gerekse İller Bankası ile görüşmelerle bunları da oluşturmaya başladık. Çok kısa bir sürede reaksiyon gösterip altyapı sorununu sırayla ve planla çözmeyi düşünüyorum” ifadelerini kullandı.
“İLK 2 TON SU 1 LİRA OLDU”
Olağanüstü MASKİ Genel Kurulu kararıyla ilk 2 ton suyun 1 lira olmasını sağladıklarını ifade eden Başkan Zeyrek, “1 Mayıs itibariyle de şehrimin her yerinde ilk 2 ton insani su kullanım hakkı 1 liradan sağlandı. 45 metreküpe kadar da yüzde 30 indirim sağlanıyor. 46 metreküpün üstü de var. 4 kişilik aile bir ayda 8 veya 10 metreküp su kullanıyor. 46 metreküpe girildiğinde de bağ bahçe sulamaya kadar gidiyor bunun üstü. Artık bu insani su kullanım hakkı değildir, bu bir ticarethaneye dönüyor. O yüzden dolayı 46 metreküp ve üzerindeyse indirim uygulanmadan metreküpü 72 liradan kullanılmaya devam edilecek” dedi.
“ORTAK AKLA İNANAN BİRİSİYİM”
Ortak akla inanan birisi olduğunu söyleyen Başkan Zeyrek, “Sizin yaşadığınız sorunları sizden daha iyi kimse bilemez. O sorunları siz orada tespit edin, biz de yetkimiz, bütçemiz ve kanunun el verdiği oranda destek verelim. Tabii ki binalar, oyun alanları yapacağız ama öncelikli ihtiyacımız eğer altyapıysa, suysa, ekmekse, çiftçiye destekse önceliğimiz bunlar olacak. Park sonradan yapılabilir ama oradaki üreticiyi zenginleştirmek, ürününü alıp başka pazarlarda satmak bence daha öncelikli diye düşünüyorum. Sizin öncelikli gördüğünüz her türlü sorunu ben yapmak için çok çalışacağım ve bütçemi bu noktada harcayacağım. Sizin fikirlerinize ve görüşlerinize benim ihtiyacım var” diye konuştu.
]]>Bakan Yumaklı, Devlet Su İşleri (DSİ) Genel Müdürlüğü’nde düzenlenen Dünya Su Günü Programı’nda, söz konusu günün bu yılki temasının “Barış için sudan faydalanmak” olduğunu bildirdi.
Suyun yönetiminin Bakanlığına ait olduğuna işaret eden Yumaklı, “Vatandaşlarımızın evlerine 7 gün 24 saat temiz içme ve kullanma suyu ulaştırıyoruz. Sanayicimizin ihtiyacı olan suyu her daim temin ediyoruz. En önemlisi de gıdamızı üreten çiftçilerimizin ihtiyaç duyduğu suya onları kavuşturuyoruz. Burada büyük bir emek, gayret ve yatırım olduğunun altını çizmek istiyorum.” diye konuştu.
Yumaklı, suyla ilgili dün ne yapıldıysa bugün ondan daha iyisini yapmak için çalıştıklarını aktararak, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bildiğiniz gibi küresel ısınma ve iklim değişikliği, başta su kaynaklarımız olmak üzere birçok konuyu yakından ilgilendiriyor. Ülkemizin, Akdeniz Havzası’nda olması sebebiyle iklim değişikliğinden en çok etkilenen ülkeler arasında olduğunu biliyoruz. Bu etkiyi son dönemde çok yoğun şekilde hissetmeye başladık. Dünya Meteoroloji Örgütü raporuna göre, dünyanın son 10 yılı, tarihteki en sıcak 10 yıl oldu. Aşırı iklim olaylarında rekor artışlar gerçekleşti. Sıcak hava dalgaları, sel baskınları, kuraklık ve orman yangınları insan hayatını olumsuz etkiledi. Milyarlarca dolarlık ekonomik zarara sebep oldu. Bu durumun bir yansıması olarak ülkemizde bir yandan kuraklık, bir yandan orman yangınları, diğer yandan da sel felaketleriyle son dönemde karşılaşır olduk.”
Türkiye’de 2030 yılında su kaynaklarının yüzde 20 azalmasının, nüfusun da yüzde 10 artmasının beklendiğini bildiren Yumaklı, 2050’de artan nüfusla birlikte gıda ihtiyacının karşılanması için yüzde 65 ila 70 daha fazla gıdaya ihtiyaç duyulacağının, bu gıdayı üretmek için de yüzde 55 daha fazla suya ihtiyaç olacağının öngörüldüğünü söyledi.
Yumaklı, 1313 metreküp kişi başı su kullanım potansiyeliyle Türkiye’nin su stresi çeken bir ülke olduğunu belirterek, “Bu rakamın yıllar itibarıyla yavaş yavaş azalmaya devam ettiğini görüyoruz. Eğer hiçbir şey yapmazsak bu rakamın 2030 yılında 1000 metreküpün altına düşmesi, su stresi çeken bir ülkeden su fakiri bir ülkeye dönüşmemiz son derece mümkün. Altını çizelim, Türkiye su zengini bir ülke değildir.” dedi.
Su kaynaklarının korunması için gerekli çalışmaları sürdürdüklerine işaret eden Yumaklı, bu kapsamda su ve sulama alanında 2 trilyon 400 milyar liralık yatırım değeriyle 10 binden fazla projeye imza attıklarını aktardı.
İbrahim Yumaklı, mavi vatanın korunması için 1744 baraj ve gölet inşa ettiklerini belirterek, içme ve kullanma suyu ihtiyacı için içme suyu tesislerini hizmete aldıklarını anlattı.
Yer altı barajları inşa ettiklerini, sulama projeleriyle bereketli Anadolu topraklarını suyla buluşturduklarını bildiren Yumaklı, şöyle devam etti:
“Tarımsal sulamada su kaynağından bitkiye kadarki mesafeyi kapalı sistemde götürmek için büyük çaba sarf ediyoruz. Bütün projelerdeki sulama sistemleri kapalı şu anda. Yüzde 35 olan kapalı devre sulama sistemlerinin oranını öncelikle yüzde 50’ye ve 60-70 oranlarına çıkarmak üzere çalışıyoruz. Üreticilerimizin de kullandıkları suyu kapalı veya basınçlı sulama sistemleriyle tarlalarına, bağlarına götürmeleri gerekiyor. Bunda da Bakanlığımız yüzde 50 hibe desteği vererek onların bu yatırımlarını destekliyor. Ulusal Su Kurulu’nun teşekkül etmesi de devletin bütün kurumlarıyla birlikte bu alandaki kararlılığının diğer bir göstergesi.”
Bu yatırımlar ve çalışmalar yapılmazsa su sıkıntısı yaşayan ülkeler arasında yer alma tehdidiyle karşı karşıya kalınacağına dikkati çeken Yumaklı, “Su zengini olmadığımız için suyumuzu verimli kullanmamız gerekir. Bu amaç etrafında, kamu kurumlarımız, sivil toplum kuruluşları ve özel sektör işbirliğinde çalışmalarımızı hız kesmeden sürdüreceğiz.” dedi.
Susuzluk, kuraklık ve sel gibi felaketlerin sınır tanımadığını aktaran Yumaklı, Türkiye Cumhuriyeti’nin, bu anlayışla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde su sıkıntısının yoğun yaşandığı ülkelerde insanları sağlıklı ve temiz suyla buluşturmak adına çalışmalar yürüttüğünü söyledi.
Yumaklı, suyun etkin ve verimli kullanılması için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eşi Emine Erdoğan öncülüğünde başlatılan “Su Verimliliği Seferberliği”ne işaret ederek, sözlerini, “Kamu-özel bütün kurumlarımızı, sivil toplum kuruluşlarımızı hülasa hiç kimseyi geride bırakmadan bu seferberliğimize devam edeceğiz. Topyekün bir seferberlik ruhuyla suyumuz daha tasarruflu ve verimli kullanacağız.” diye tamamladı.
“Suyun depolanması önem taşıyor”
DSİ Genel Müdürü Mehmet Akif Balta da dünyada tatlı su kaynaklarının sadece yüzde 1’inin kullanıma uygun olduğunu belirterek, “Alternatifsiz bu kaynağın özellikle bizim gibi yağış rejimi düzensiz ülkelerde kurak periyotlarda kullanmak üzere depolanması büyük önem taşımaktadır.” ifadesini kullandı.
DSİ’nin, 1018 baraj ve 726 gölet inşa ederek işletmeye aldığını ve toplam depolama kapasitesini 183 milyar metreküpe ulaştırdığını bildiren Balta, “Bu kapasite, özellikle iklim değişikliğiyle birlikte sıklığında artış gözlemlenen kurak dönemlerde verimli tarım arazilerimize su arzının sağlanması bakımından hayati önem taşımaktadır.” dedi.
Balta, bu yıl 527 tesisi tamamlayarak milletin hizmetine sunmayı planladıklarını aktararak, temin edilecek içme suyu miktarını 5,2 milyar metreküpten 5,4 milyar metreküpe, taşkın erken uyarı sistemi sayısını 322’den 533’e, taşkın tesisi sayısını 10 bin 697’den 11 bin 11’e, depolanan su miktarını 183 milyar metreküpten 190 milyar metreküpe ulaştırmayı hedefledikleri bilgisini paylaştı.
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Vahit Kirişci de su konusunda çok başlılık olduğunu, bu konuda mevzuat düzenlemesi yapılması veya mevzuatın tekleştirilmesi önerisinde bulundu. Suyun kullanımıyla ilgili artık “tek ses, tek yürek” olunması gerektiğini belirten Kirişci, “Bu konuda Meclis olarak üzerimize düşen bir görev olursa bunu da seve seve yerine getiririz.” dedi. Kirişci, bu konudaki AR-GE çalışmalarına hız verilmesi gerektiğini de aktardı.
Konuşmaların ardından Dünya Su Günü dolayısıyla organize edilen afiş ve fotoğraf yarışmasında birinci olanlara ödüllerini takdim eden Bakan Yumaklı, hazırlanan sergiyi de gezdi.
]]>Bodrum altyapısına 433.5 milyonluk yatırım daha
Muğla Büyükşehir Belediyesi Gümbet Atıksu Arıtma Tesisi’ni 9 bin 900 metreküp mevcut kapasitesini 29 bin 900 metreküp güne, Gümüşlük Atıksu Arıtma Tesisi kapasitesini de 2 bin 500 metreküpten 9 bin 900 metreküpe çıkararak 200 bin nüfusa hitap eder hale getirdi. 400 Milyon 197 bin yatırımla modernize edilen tesisler ileri teknoloji atıksu arıtma teknolojisine sahip hale geldi. Güvercinlik İçme suyu arıtma tesisi de 33.5 Milyon TL yatırımla 40 bin metreküp kapasiteden 53 bin metreküpe çıkarıldı. Modernizasyon çalışması ile tesis günlük 70 bin kişinin su ihtiyacını karşılar hale getirildi.
Başkan Gürün, “DSİ’ye arızalı hatların borcunu silin tüm sistemi yenileyelim dedik kabul görmedi. HDPE hatların borcunu sildiler burada yaptığımız çalışmalarla patlakları %85 azalttık”
Açılış töreninde konuşan Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Osman Gürün, Bodrum’da yaşanan su sorunları için DSİ’ye arızalı hatların borcunu silmeleri durumunda tüm sistemi yenileme teklifinde bulunduklarını ancak bu teklifin kabul görmediğini söylerken HDPE hatların DSİ tarafından borcunun silindiğini ve bu hatlarda yaptıkları çalışmalarla patlakları %85 azalttıklarını vurguladı. Gürün, “Bodrumumuzun önemli konularından biri de su konusu. Şuan da yeni binalara su durum belgesi vermiyoruz. Bu Türkiye’de bir ilk. Bodrum’da suyumuz yetersiz. Şuan yetkim olsa imarı durdururum. Altyapı ve içme suyu sorunları giderilip yavaş büyüme sağlanması lazım. Bu Bodrum’u geleceğe taşırken riskli bir durum oluşturuyor. Bodrum çok fazla göç alan bir kent haline geldi. DSİ hatları ile ilgili 10 yıldır mücadele veriyoruz. Üniversiteler ve bilimsel kuruluşların raporlarına göre hatların defolu olduğu ortaya kondu. Ancak dava hala devam ediyor. Biz patlayan defolu malın parasını ödemeye devam ediyoruz. Bizim istediğimiz bu defolu maldır borcunu silin ve biz tüm sistemi yenileyelim. Normalde kendileri yapmaları gerekiyor ama biz bundan vazgeçtik. Büyükşehir olarak yapalım diyoruz. Nitekim HDPE denilen boruların borcunu almayacaklarını söylediler ve hemen bunları yenilemeye başladık şimdi oradaki patlakları yüzde 85 oranında azalttık. Yine basınç düzenlemeleri ile ilgili ek ödenek oluşturarak su çıkmayan yerlere su çıkarmaya başladık. Biz bu hatlar için hem borcunu ödeyip hem yenilersek kamu zararı oluştururuz ve bu nedenle cezalandırabilirler. O nedenle borcu silinen yerlerde çalışma yaptık” dedi.
Başkan Gürün konuşmasına şu şekilde devam etti; “Geyik Barajını satın almak için müracaat ettik. Buranın suyu Termik Santrallerde kullanılıyor. İçme suyu niteliğindeki suyun burada kullanılması doğru değil. Hep beraber bu su bizim denmeli. Bizim Barajı satın alacak gücümüz var ve ödemesini yaparız. Mumcular Arıtma tesisimizde arttığımız su, tarımsal sulama için uygun nitelikte. Biz dedik ki tesisten çıkan suyu tarımsal sulamaya verelim Mumcular Barajındaki suyu ise içme suyu olarak Bodrum’a verelim. Ancak maalesef buna da izin verilmedi. Bodrum’da su kesilmesi utanç verici ancak çözüm için tüm paydaşların çalışması gerekiyor” dedi. – MUĞLA
]]>