Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti TBMM Grup Toplantısı’nda konuştu. Grup toplantısının hayırlara vesile olmasını dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bereket, rahmet, mağfiret ayı olan Ramazan-ı Şerif’i ve bayramı, milletçe hep birlikte huzur içinde idrak ettik. Sözlerime başlarken; milletimin, İslam aleminin ve tüm insanlığın geride bıraktığımız Ramazan Bayramı’nı bir kez daha tebrik ediyorum. Bayramın bereketini aileleri, komşuları ve dostlarıyla paylaşarak, bu mübarek günleri ihya eden tüm kardeşlerimizden Allah razı olsun diyorum” dedi.
Bayram boyunca 18 ayrı devlet-hükümet başkanıyla görüştüğünü belirten Erdoğan, “Hem milletimiz adına onların bayramlarını tebrik ettik, hem de Gazze başta olmak üzere gündemimizdeki meseleleri ele aldık. Rabbimden millet olarak hepimizi hayırla, sağlıkla, huzurla, esenlikle daha nice bayramlara ulaştırmasını niyaz ediyorum. Biliyorsunuz, bayramdan önce 31 Mart Pazar günü, bir demokrasi bayramı olan mahalli idareler seçimlerini gerçekleştirdik. Seçimlerin ülkemiz genelinde, huzur ve sükünet içinde icra edilmesinden duyduğum memnuniyeti burada öncelikle ifade etmek istiyorum” açıklamasını yaptı.
Alınan güvenlik tedbirleri sayesinde, birkaç müessif hadise dışında seçimlerde herhangi bir asayiş sorunu yaşanmadığına dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, şunları söyledi:
“Doğudan batıya, güneyden kuzeye yurdumuzun dört bir köşesinde vatandaşlarımız sandığa giderek, iradelerini özgürce ortaya koydu. Bölücü örgüt yandaşlarının seçmeni baskı altına almaya yönelik faşizan teşebbüsleri de amacına ulaşamadı. Rekabet seviyesi yüksek bir kampanya döneminden sonra seçim günü milletimizin sergilediği demokratik olgunluk, gerçekten takdire şayandı. Ülkemiz aleyhine yürütülen onca kampanyaya rağmen demokrasimizin, bir sandık sınavından daha başarıyla çıkmasını sağladık. 85 milyon olarak ‘birlikte var’ olduğumuzu, ‘hep birlikte Türkiye’ olduğumuzu tüm dünyaya yeniden gösterdik.”
31 Mart mahalli idareler seçimlerinin hayırlı olması temennisinde bulunan Erdoğan, “Seçimlerin demokrasimize yakışır şekilde gerçekleştirilmesini temin eden seçim kurullarımıza, kolluk kuvvetlerimize, sağlık personelimize ve sandık görevlilerine buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Hiç şüphesiz burada en büyük takdiri yol ve dava arkadaşlarım hak ediyor. AK Parti teşkilatları hem kampanya dönemi boyunca, hem de sandık günü olağanüstü bir fedakarlıkla çalıştı, mücadele etti, emek verdi. Teşkilat mensuplarımız Ramazan ayında iftar programlarıyla, ev ve esnaf buluşmalarıyla, çarşı-pazar ziyaretleriyle, sokak sokak, mahalle mahalle, köy köy dolaşarak halkımızla birlikte oldular. Ezcümle; partimize, davamıza ve mücadelemize güçlü destek veren her bir kardeşime buradan en kalbi şükranlarımı sunuyorum. Rabbime, şahsıma böyle vefalı, böyle gayretli ve samimi yol arkadaşları bahşettiği için bir kez daha hamd ediyorum. AK Parti teşkilatlarıyla birlikte, 15 Temmuz gecesi FETÖ’cü alçaklara karşı meydanlarda kurduğumuz Cumhur İttifakı da son seçimlerden alnının akıyla çıkmıştır. İttifakımızın; devletimizin güvenliği, milletimizin birliği ve demokrasimizin geleceği için ne kadar önemli olduğu bir kez daha anlaşılmıştır. Buradan, Cumhur İttifakı olarak birlikte hareket ettiğimiz, omuz omuza beraber mücadele verdiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi’nin Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’ye ve Ülkücü kardeşlerimize de teşekkür ediyorum” diye konuştu.
“Bir sandık sınavını daha başarıyla veren İttifakımız, Türkiye’nin bekasının teminatı olmayı sürdürecektir” diyen Erdoğan, “Bizim siyasetimizin temel vasfı, demokrasinin mihenk taşı olan sandığın itibarının korunması ve güçlendirilmesidir. Sonuçlardan azade olarak sandığın gücüne güç katan her seçim, Türkiye ve Türk milleti için tarihi bir kazanım demektir. Ülkemiz, son 21 yıldır maruz kaldığı tüm vesayet girişimlerinin üstesinden bu anlayışla hareket ettiği için gelebilmiştir. Daha önce de ifade ettiğim gibi; sandıktan çıkan takdir hangi yönde olursa olsun saygındır, makbuldür, başımızın üstünde yeri vardır. Siyasetçinin, milletin iradesini küçümseme, yok sayma, görmezden gelme hakkı yoktur ve olamaz. Bize oy versin veya vermesin, sandığa giderek iradesini ortaya koyan tüm vatandaşlarımıza müteşekkiriz, minnettarız. Milletimizin takdiriyle göreve gelen belediye başkanlarını da ayrıca tebrik ediyor; kendilerine şehirlerimize hizmet yolunda başarılar diliyorum. İktidar olarak milletimizin hayrına yaptıkları işlerde, bugüne kadar olduğu gibi belediye başkanlarımıza destek olmaya devam edeceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
“31 Mart seçimleri, son 20 yıldaki en düşük katılımlı yerel seçim olarak kayıtlara geçmiştir”
Yüksek Seçim Kurulu’nun kesin sonuçları açıklamasının ardından 31 Mart mahalli idareler seçim maratonunun tamamlanacağını ifade eden Erdoğan, Yüksek Seçim Kurulu’nun şimdiye kadar 3 ilçe ve 4 belde olmak üzere 7 yerde seçimlerin yenilenmesine karar verdiğini aktardı. Erdoğan, “İnşallah bu yerleşim yerlerinde vatandaşlarımız 2 Haziran Pazar günü bir kez daha sandık başına gidecek, tercihlerini yapacaklardır. AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak şimdiden bu seçimlere hazırlanacağız. 31 Mart seçim sonuçları birçok zaviyeden kapsamlı değerlendirmeyi hak ediyor. Bu seçimlerin ilk göze çarpan özelliği katılım seviyesinin düşüklüğüdür. Yüzde 78 katılım oranıyla 31 Mart seçimleri, son 20 yıldaki en düşük katılımlı yerel seçim olarak kayıtlara geçmiştir. Bunun sebepleri üzerinde hassasiyetle duruyoruz ve duracağız” dedi.
Erdoğan, 2019 yerel seçimlerine kıyasla yaklaşık 7 puanlık gerilemenin üzerinde diğer siyasi partilerin de durması gerektiğine inandıklarını belirterek, “Geçersiz oylar da eklendiğinde 15-16 milyon seçmenin iradesi sandığa yansımamıştır. Katılım oranının düşüklüğü, partimizin oylarını da olumsuz etkilemiştir. Henüz 10 ay önce yapılan seçimlerde bize ve ittifakımıza büyük teveccüh gösteren, yüzde 52,2 ile bizlere güçlü destek veren insanlarımızın önemli bir kısmının sandığa gitmekten imtina ettiğini görüyoruz. Bunun altında yatan nedenleri de en ince detayına kadar analiz ediyoruz. 31 Mart seçimleri yüzde 40,5 oy oranıyla Cumhur İttifakı’nın üstünlüğüyle sonuçlanmıştır. Bu seçimlerde milletimiz; 12 büyükşehir, 12 il, 346 ilçe ve 169 belde olmak üzere toplam 539 belediyenin emanetini AK Parti’ye vermiştir. Cumhur İttifakı’ndaki ortağımız Milliyetçi Hareket Partisi de 8 il, 113 ilçe ve 96 belde belediyesi kazanmıştır. Böylece Cumhur İttifakı; 12’si büyükşehir, 20’si il, 459’u ilçe, 265’i belde olmak üzere toplam 756 belediyeyi yönetme sorumluluğunu üstlenmiştir. Türkiye’deki bin 400 belediyenin yarıdan fazlası, yüzde 54,3’ü önümüzdeki 5 yıl süresince Cumhur İttifakı tarafından yönetilecektir” ifadelerini kullandı.
“Hatay üzerinden sosyal fay hatlarımızla oynamaya kalktılar”
“Cumhur İttifakı’nın ‘gerçek belediyecilik’ vizyonunu tercih eden tüm kardeşlerime şükranlarımı sunuyorum” diyen Erdoğan, “Tabii burada Hatay’a özel bir parantez açmak durumundayım. Biliyorsunuz Hatay, 6 Şubat depremlerinden beri en çok örselenen, sürekli siyasi tartışmalara meze edilen şehrimiz oldu. Hatay’la aramızı bozmak için çok uğraştılar, pek çok iftira attılar. Hatay üzerinden sosyal fay hatlarımızla oynamaya kalktılar. 31 Mart seçimleriyle Hatay, kendi üzerinden oynanan bu kirli senaryolara karşı tavrını çok net bir şekilde ortaya koymuştur. Cumhur İttifakı’na ve AK Parti’ye duydukları güven dolayısıyla Hatay’ımıza ve Hataylı vatandaşlarıma özellikle teşekkür ediyorum. Ancak, ana muhalefet partisinin, Hatay’ın iradesini gasp etme girişimleri son dakikaya kadar devam etmiştir. Yüksek Seçim Kurulu’nun baskı altına alınması dahil her yol denenmiş, ‘ölülere oy kullandırıldığı’ gibi akla ziyan pek çok yalan söylenmiştir. CHP’nin milli idare hazımsızlığı ayyuka çıksa da, Yüksek Seçim Kurulu, bu hezeyanlara karşı son noktayı koymuştur” açıklamasını yaptı.
Erdoğan, önümüzdeki dönemde Hatay’ı ziyaret ederek, Hataylı vatandaşlara teşekkürlerini ifade edeceklerini belirterek, “Bunun yanında bize güvenen diğer şehirlerimize layık olabilmek için her zamankinden daha fazla çalışacağız. Elini vicdanına koyan herkesin kabul edeceği gerçek şudur; AK Parti olarak 21 yıllık iktidarlarımız boyunca yatırım yaparken, eser üretirken, insanımızın yaşadığı yerlere hizmet götürürken, bugüne kadar seçim sonuçlarını önümüze almadık, almayız. İnşallah bundan sonra da farkımızı yine eserlerimizle, icraatımızla ve hayata geçirdiğimiz projelerimizle göstereceğiz” dedi.
Özellikle depremzede şehirlerin süratle yeniden ayağa kaldırılmasının, gündemlerinin ilk sırasında yer almayı sürdüreceğinin altını çizen Erdoğan, “6 Şubat sonrasında artık bir beka meselesi olarak gördüğümüz depreme hazırlık çalışmalarını da yakından takip edeceğiz. Milletimiz bize sadece şehirlerini yönetme değil, aynı zamanda pek çok yerde kendi adına başkalarını denetleme görevi de tevdi etmiştir. Milletimizin, Belediye Meclislerinde bize denetim yetkisi verdiği illerimizde inşallah bu görevimizi en güzel şekilde yerine getireceğiz. Şehirlerimizin kaynaklarının terör örgütlerine, reklam ajanslarına, açgözlü fırsatçılara, tufeylilere değil, orada yaşayan insanlarımıza harcanmasını temin için gereken her şeyi yapacağız” şeklinde konuştu.
“Bölücü terör örgütünün şehirlerimize ve vatandaşlarımıza tekrar musallat olmasına kesinlikle fırsat vermeyeceğiz”
Bölücü terör örgütünün şehirlere ve vatandaşlara tekrar musallat olmasına kesinlikle fırsat vermeyeceklerini ifade eden Erdoğan, “Sandık günü, siyasetçinin ve siyasi partilerin karne günüdür. 31 Mart tarihinde milletimiz, tüm siyasi partilerin mahalli idarelerdeki son 5 yıllık karnesini kendilerine takdim etmiştir. Seçim sonuçlarından herkes kendisine göre dersler çıkaracak, elbette kendi iç muhasebesini yapacaktır. Sonuçlara bakarak, bunun bir yerel seçim olduğunu unutup şımaranlar, pervasızlaşanlar, hatta farklı heveslere kapılanlar olduğunu görüyoruz. Birileri kendilerince, ‘yerel iktidar’, ‘merkezi iktidar’ diye Türkiye’de ikili bir yapı ihdas etmeye çalışıyor. Bu tarz söylemler, DEM’lendikleri ittifak ortaklarına diyet borcu ödeme hamleleri değilse, ham bir hayalden ibarettir. 81 ilimizde tek bir iktidar vardır, o da 14-28 Mayıs seçimleriyle milletin ülkeyi yönetme vazifesi verdiği Cumhurbaşkanı ve kabinesidir” dedi.
Erdoğan, Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nin görevi başında olduğunun altını çizerek, “Sapla samanı karıştırmaya çalışanları, daha fazla vakit kaybetmeden bu gerçekle yüzleşmeye davet ediyorum. Siyasetin ve ülkenin gündeminin içi boş tartışmalarla meşgul edilmesini doğru bulmuyoruz. Biz Türkiye’ye ve milletimize daha iyi hizmet edebilmek adına ne yapılması gerekiyorsa, onu yapmanın derdindeyiz. Burada evvelemirde şu hususun altını çizmek isterim. Demokrasi, öncelikle halkın iradesini kabullenmek, milletin takdirine boyun eğmek, milletin tercihiyle zıtlaşmamak demektir. Muhalefet gibi rakamları eğip bükerek, tabir yerindeyse kırk dereden su getirerek analizler kasmak bize yakışmaz. Milletin sandıkta verdiği mesajları herkesten önce bizim doğru okumamız, tüm boyutlarıyla objektif olarak bizim değerlendirmemiz gerekiyor. Hiçbir komplekse kapılmadan bu muhasebeyi yapmak, gerektiğinde canı pahasına bizim yanımızda duran aziz milletimize karşı görevimizdir. Şurası tartışmasız bir gerçektir ki; milletimiz, bizden kapsamlı, samimi ve cesur bir özeleştiri yapmamızı istemiştir” değerlendirmesini yaptı.
Karşılarındaki tablonun tevile gerek duymayacak kadar net olduğunu söyleyen Erdoğan, “AK Parti olarak biz de bu tablonun çok iyi farkındayız. Milletimizin mesajlarını baş tacı ederken, sadece bununla kalmayacak, bu mesajların gereğini de mutlaka yerine getireceğiz. AK Parti’nin ayırıcı vasfı kendi doğru ve yanlışlarını analiz edebilen, kendi yaptıklarını ve yapamadıklarını doğru değerlendirebilen bir parti olmasıdır. Milletin talepleri ve tenkitleri doğrultusunda kendi bünyemizde gerekli değişimi gerçekleştirecek, daha da güçlenmiş, kuvvet ve enerji toplamış bir şekilde yolumuza devam edeceğiz. Aslımıza, köklerimize, iradesiyle ve desteğiyle bizi bu makamlara taşıyan aziz milletimize, bizi var eden ilkelerimize çok daha sıkı sarılacağız. Şunun da bilinmesini isterim: Bizim lügatimizde böbürlenme yoktur; millete tepeden bakma, milletle arasına duvarlar örme, mesafe koyma asla ve asla yoktur. Her zaman söylüyorum, biz bu milletin ta kendisiyiz” diye konuştu.
“Partimizin tökezlemesini bekleyen rakiplerimizi asla sevindirmeyeceğiz”
Siyaseti birilerine imtiyaz sağlamak, makam, mansıp, koltuk ve unvan dağıtmak için de yapmadıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Hangi konumda olursak olalım hepimiz, bu makamlarda milletimize ve Türkiye’ye aşkla hizmet etmek için bulunuyoruz. Bu konuda oluşan zafiyetleri süratle gidermek boynumuzun borcudur. Bakılmadık, incelenmedik, üstü açılmadık hiçbir nokta bırakmadan, muhasebe ve murakabe sürecimizi neticelendireceğiz. Bize destek olanlarla birlikte sandığa gitmeyenlerin, gidip farklı tercihte bulunan vatandaşlarımızın da mesajlarını, en doğru biçimde okuyacak, değerlendirecek, gelecek dönemdeki yol haritamızı belirlerken bunlardan muhakkak istifade edeceğiz. Ama bu süreci, partimizin geleneklerine, hareketimizin kurucu esaslarına ve davamızın prensiplerine uygun şekilde yöneteceğiz. Partimizin tökezlemesini bekleyen rakiplerimizi asla sevindirmeyeceğiz. Küçük hesaplar ve küçük tuzaklar peşinde koşanların sinsi oyunlarına gelmeyeceğiz. Başarımızı başarımız, üzüntümüzü üzüntümüz gören dünyanın dört bir yanındaki mazlumları hayal kırıklığına asla uğratmayacağız” dedi.
“Büyük bir davanın temsilcileri olduğumuzun şuuruyla önümüzdeki dönemi yeni bir şahlanışın dönüm noktası haline getireceğiz” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kim ne derse desin, AK Parti, bu ülkenin, bu milletin partisi olmayı, kendi insanımızla birlikte gönül coğrafyamızdaki yüz milyonların umudu olmayı sürdürecektir. Allah’ın izni, aziz milletimizin takdiriyle daha nice yıllar boyunca Türkiye için çalışmaya, eser ve hizmet üretmeye, evlatlarımızın hayallerini gerçekleştirmeye devam edeceğiz. Bundan hiçbir yol ve dava arkadaşımın, partimize gönül veren hiçbir teşkilat mensubumuzun şüphe duymamasını istiyorum” ifadelerini kullandı.
“Biz bugünlere bir anda gelmedik. Biz bu noktaya yenilgi yenilgi büyüyerek geldik”
Erdoğan, partililere hitap ettiği konuşmasında, “AK Parti’yi değerlendirirken, nereden geldiğini ve hangi istikamete ilerlediğini bir an olsun aklımızdan çıkarmayacağız. Kutlu bir hareket, uzun bir yürüyüş, sabırlı bir mücadele, 14 Ağustos 2001’de, AK Parti olarak görünmüştür. Biz nevzuhur bir hareket değiliz. Biz partilerden bir parti değiliz. Biz bugünlere bir anda gelmedik. Bu hareketin, bu partinin temelinde, ismi bilinen ya da bilinmeyen yüzlerce, binlerce fedakarın, cefakarın, kahramanın emeği var, alın teri vardır. Biz dikensiz bir gül bahçesinde de yürümedik, yürümüyoruz. Bu geldiğimiz noktaya düşe kalka geldik. Biz bu noktaya yenilgi yenilgi büyüyerek geldik. Baskılar gördük, zulümlere maruz kaldık, işkencelerden geçtik, hapislerde yattık, darbeler yedik; partilerimiz kapatıldı, yasaklandık, kovulduk, ötelendik, haksızlığa, hukuksuzluğa, zorbalığa uğradık. Ancak hiçbir zaman umudumuzu yitirmedik, sabrımızı kaybetmedik, asla ve asla yılgınlığa kapılmadık. İman varsa imkan var dedik, Allah büyüktür dedik, en hüzünlü anlarımızda, ‘Allah’ın yardımı yakındır’ dedik, her seferinde düştüğümüz yerden doğrulduk, kalktık ve yolumuza kararlılıkla devam ettik. Şimdi bakıyorum, AK Parti’nin son yerel seçimde aldığı oy oranları üzerinden bir taraf sevinç çığlıkları atıyor, bir taraf olumsuz, karamsar bir tablo çiziyor” diye konuştu.
Teşkilatların moralini bozmaya yönelik bir kampanya yürütüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şunu çok net ifade etmek isterim. Bunlar, AK Parti’nin nasıl bir parti olduğunu anlamamışlar. Bunlar, nereden nasıl geldiğimizi, nereye yürüdüğümüzü anlamamışlar. Bu hareketin, kökleri çok derinde ve ufku çok geniş bir hareket olduğunu kavrayamamışlar. Beyler, bayanlar! Şunu herkes görsün ve bilsin: Biz bitti demeden hiçbir şey bitmez. Biz bu ülkenin en dinamik partisiyiz. Heyecanımız ilk günkü gibi dipdiri. Biz, üye sayısı itibarıyla Türkiye’nin en büyük partisiyiz. Her anlamda muazzam bilgi birikimine, tecrübeye sahibiz. Biz seçmenin mesajını okuruz, doğru okuruz, gerekeni yaparız, arızaları düzeltir, eksikleri giderir, tekrar yola koyuluruz. Kimse sevinmesin, kimse umutlanmasın, kimse farklı hevesler peşinde koşmasın. Biz buradayız, sapasağlam, dimdik, en güçlü halimizle, elhamdülillah ayaktayız” şeklinde konuştu.
“Milletimiz dışında hiç kimsenin yönlendirmesine ihtiyacımız yok”
Bu seçim sonuçlarını fırsat bilerek, AK Parti’yi yıpratmaya, AK Parti’nin dengelerini bozmaya kalkışanları da gayet iyi bildiklerini söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Eleştiri, tamam. Özeleştiri, tamam. Ama, AK Parti’yi, özellikle de fedakarlık abidesi olan AK Parti teşkilatını, eleştiri ya da özeleştiri maskesi altında hırpalamaya kalkışanlara da asla müsaade etmeyiz. Medyadan, sosyal medyadan, televizyon ekranlarından AK Parti’ye ayar vermeye çalışanlara kesinlikle rıza göstermeyiz. Milletimiz dışında hiç kimsenin yönlendirmesine ihtiyacımız yok. Partimizin ilgili kurulları her türlü detayı değerlendiriyor. Buradan muhalefete de ekmek çıkmaz; AK Parti üzerinden kendilerine şahsi ikbal devşirme emelleri olanlara da ekmek çıkmaz. Bakanlarımız, siz değerli milletvekillerimiz, bütün teşkilatımız, bugünden itibaren hep birlikte halkımızın içine gireceğiz, başımız dik, özgüvenimiz yüksek, umudumuz tam bir biçimde milletimize hizmeti sürdüreceğiz. Başkaları ne yaparsa yapsın, biz işimize bakacağız, önümüze bakacağız, Türkiye Yüzyılı vizyonumuzu nasıl gerçekleştiririz, buna bakacağız. Menzile kilitlenmiş ok misali hedeflerimize odaklanacağız. Çok açık söylüyorum, bu harekette şımarıklık olamaz. Bu harekette milletten, milletin değerlerinden, milletin ahvalinden, milletin gündeminden kopma asla olamaz. Aynı zamanda; bu harekette yeise yer yoktur. Bu harekette umutsuzluğa asla yer yoktur. Bu hareket, korkakların omuzlayacağı bir hareket değildir. Muhasebemizi yapar, hatalarla aramıza mesafeyi koyar, nerede kalmıştık der ve kaldığımız yerden yolumuza daha güçlü bir şekilde revan oluruz” dedi.
Sandıktan çıkan mesajlar ve yaptıkları değerlendirmeler ışığında gerekli adımları atmaya başladıklarını vurgulayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bundan sadece 10 ay önce, 28 Mayıs’ta milletimiz bize yetki verdi. Önümüzdeki 4 yıl boyunca milletin verdiği bu yetkiyi, milletin emanetini, milletin yüklediği mesuliyeti omuzlarımızda dirayetle taşıyacağız. Milletimizin bizden ve hükümetimizden beklentilerini çok iyi biliyoruz. Artık seçimin de olmadığı önümüzdeki 4 yıl içinde enflasyonla mücadelemizi inşallah zaferle sonuçlandıracağız. Geçmişte yaptık, yine yapacağız. Terörle mücadeleden asla taviz vermeyecek, içerde ve dışarda ülkemizin, milletimizin güvenliğini daha korunaklı hale getireceğiz. Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren meselelerde geri adım atmadan haklarımızın peşinde olacağız. Bununla kalmayacak, geçmişte olduğu gibi, bugün de, yarın da, bölgemizin, dünyanın barışı için katkı sunmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, İsrail – Filistin konusundaki eleştirilere de sert tepki gösterdi. Erdoğan, “Terör devleti İsrail, 7 Ekim’den bu yana, hem Gazze’de, hem Batı Şeria’da insanlık dışı bir soykırımı icra ediyor. İsrail, Batı’dan aldığı koşulsuz destekle, büyük bir şımarıklık, büyük bir pervasızlık içinde, insanlık tarihine şimdiden utançla yazılmış bir katliam yürütüyor. Şimdi, seçim sürecinde de, seçim sonrasında da, bir takım merkezlerden, şahsıma ve partimize yönelik bazı insafsız, izansız ithamlarda bulunuldu. Bu ithamların, bu alçak iftiraların, üzülerek söylemeliyim ki, bazı çevrelerde karşılık bulduğunu, hatta bize karşı kullanıldığını da gördük. Birileri, yalan olduğunu bal gibi bildikleri iddialar üzerinden bizi, partimizi, hükümetimizi ve Türkiye Cumhuriyeti Devletini töhmet altında bıraktı. Hatta bazı sözde partiler bizim bu konuda nasıl tavır takındığımızı bildikleri halde bizi eleştiri yağmuruna tuttular. Bakınız bunu gerçekten söylemek istemezdim. Bunu söylemeye gerek duymazdım ama mecbur kaldım. Hiç kimse, ne şahsımın, ne de bu kutlu kadronun Filistin meselesindeki hassasiyetini sorgulayacak kalibrede, kapasitede değildir. Bizim hayatımız Filistin mücadelesiyle geçmiş, bizim hayatımız Filistin davasıyla anlam bulmuştur. Biz, birileri gibi Filistin’in yerini, Gazze’de yaşanan zulmü, Filistinli kardeşlerimize yönelik işgal ve katliam politikasını 7 Ekim’de öğrenmedik. Yarım asrı bulan siyasi hayatımızın her bir safhasında Filistin’i kutlu bir emanet gibi daima yüreğimizde taşıdık. Bu hareket, bu parti, diğer birçok ilkenin yanında, Filistin davasını sorgusuz, sualsiz, şartsız omuzlama ilkesi üzerinde yükselmiştir. Şunu da belirtmek durumundayım. Biz, Filistin davasını sadece savunmuş değil, bu uğurda çok ağır bedeller de ödemiş bir hareketiz, böyle bir kadroyuz. Hafta sonu Filistin davasının lideri misafirim olacak. Beraber dertleşeceğiz, konuşacağız. Unutmayın! 12 Eylül darbesi, Konya’daki Kudüs mitinginin ardından geldi. Unutmayın! 28 Şubat darbesi, Sincan’daki Kudüs Gecesi’nin ardından geldi. Unutmayın! MİT’e yapılan operasyon, 17-25 Aralık darbe girişimi, 15 Temmuz ihaneti, Siyonizm’in uşağı, vatan haini FETÖ tarafından, bizim Filistin hassasiyetimizi kırmak için yapıldı. Bakınız, biz bundan 15 yıl önce hiç kimse cesaret edemezken, Davos’ta katillerin yüzüne açık yüreklikle ‘one minute’ dedik. Dünyada hiç kimse konuşamazken, biz çıktık ‘Hamas bir terör örgütü değil, bir direniş gurubudur’ dedik. Birleşmiş Milletler kürsüsünden son 70 yılda İsrail’in Filistin’in topraklarını nasıl adım adım işgal ettiğini haritalarıyla ortaya koyduk. En zor zamanlarında Filistinli kardeşlerimizin yanında olduk. Elimizdeki tüm imkanları Filistin için, Gazzeli mazlumlar için seferber ettik. Burada çok açık ve net söylüyorum Milli Mücadele sırasında Türkiye’deki Kuva-yi Milliye ne ise, Hamas da işte aynen odur” dedi.
İsrail’in katliamına tepkisini bir kez daha ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunu söylemenin de bir bedeli olduğunun elbette farkındayız. Böyle bir dönemde hakkı ve hakikati haykırmanın zor olduğunu biliyoruz. Ama bütün dünya bilsin, anlasın, idrak etsin. Ne suikast girişimlerinize, ne darbe girişimlerinize, ne ekonomik saldırılarınıza, ne de algı operasyonlarınıza boyun eğmeyeceğiz. Tayyip Erdoğan olarak tek başıma kalsam dahi, Allah ömür verdikçe Filistin mücadelesini savunmaya, mazlum Filistin halkının sesi olmaya devam edeceğim, devam edeceğiz. 14 bin çocuğu öldürdüler, 14 bin çocuk! Bunlar Hitler’i çoktan geçtiler. 14 bin masum çocuğun ölümünü görmeyip, ‘Hamas terör örgütüdür’ diyerek İsrail’in gözüne girmeye, İsrail’e yaranmaya çalışanlara inat, biz Filistin’in bağımsızlık mücadelesini her şartta, her koşulda cesaretle savunacağız. Arkadaşlar, biz sırtımızda yumurta küfesi taşıyoruz. Biz devlet yönetiyor, 85 milyonun emanetini taşıyoruz. Bazı adımlarımız görünmüyor olabilir. Bazı yaptıklarımızı anlatamıyor olabiliriz. Ancak, çıkıp da bizim Filistin hassasiyetimizi sorgulayanlar, er ya da geç mahcup olacaklar, rezil olacak, tarih önünde nasıl bir haksızlık yaptıklarını göreceklerdir. Bu vesileyle bir kez daha buradan Gazze’yi, tüm Filistin’i, Filistin’in şanlı istiklal direnişini gönülden selamlıyorum” diye konuştu.
7 Ekim’den beri şehit düşen Filistinlilere rahmet, yaralılara acil şifalar dileyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, bugün Türkiye’nin 8’inci Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın vefatının 31’inci yıl dönümü olduğunu belirterek, “Vefatının seneyi devriyesinde rahmetli Özal’ı bir kez daha minnetle, şükranla, özlemle yad ediyorum. Rahmetli Özal’ın ‘çağ atlayan Türkiye’ diyerek açtığı yoldan giderek, ülkemize ve milletimize tarihi başarıları yaşatmanın gururunu yaşıyoruz. Rabbim kendisini cennetiyle, cemaliyle müşerref eylesin diyorum” dedi. – ANKARA
]]>Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde bir araya gelen MHP’ye gönül verenlere seslenen MHP Genel Sekreteri ve Bursa Milletvekili İsmet Büyükataman, “Milletimizin kararı ne olursa olsun her zaman başımızın üzerindedir. Milliyetçi Hareket Partisi olarak bu seçimlerde milletimizin verdiği mesajı doğru okumak, tüm boyutlarıyla değerlendirmek ve milletimize daha iyi hizmet edebilmek üzere çalışmalarımıza başladık. Ekonomik sorunların sosyal ve siyasal hayata olan yansıması sonucu ortaya çıkan tepkilerin farkındayız. Bu anlamda bir önceki seçimlere göre sandığa gitme oranının da düştüğünü görüyoruz. Aziz milletimiz yerel seçimler vasıtasıyla sıkıntılarını paylaşmış, önümüzdeki sürecin gündemini belirlemiştir. Cumhur İttifakı olarak milletimizin sandığa yansıttığı tüm sorun ve sıkıntıları dikkatle inceleyecek ve inşallah her vatandaşımızı refaha kavuşturacak bir vizyonla çalışmalarımızı tüm hızıyla sürdüreceğiz” dedi.
“Türkiye, erken seçim söylemleri üzerinden oluşturulmak istenen istikrarsızlığa teslim olmayacaktır”
Seçim sonuçlarında sadece yerel yöneticilerin belirlendiğinin altını çizen Büyükataman, “Şunu unutmamak gerekir ki, Türkiye bu seçimlerde önümüzdeki beş yılın yerel yöneticilerini seçmiştir. Yani Türkiye’de bir iktidar değişikliği yoktur. Cumhurbaşkanımız ve Kabinesi görevinin başındadır. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yoluna devam etmekte ve Cumhur İttifakı’nın sarsılmaz iradesi ile yükselişini sürdürmektedir. Mahalli idareler seçimleri sonrası oluşan atmosferde siyasi fırsatçılığa soyunup erken seçim çığırtkanlığı yapanlar, Türkiye’de bir kriz ortamı oluşturmaya çalışanlar büyük bir yanılgı içerisindedir. Aziz milletimiz bu zihniyete ülkenin emanet edilemeyeceğinin kararını, Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimlerinde çok net vermiştir. Sanki iktidar değişikliği olmuş gibi yaygara koparıp milli ve manevi değerlerimize saldırmak için el ovuşturanlar bilsinler ki bu sinsi arayış hüsrana uğramaya mahkümdur. Türkiye, erken seçim söylemleri üzerinden oluşturmak istenen istikrarsızlığa teslim olamaz ve olmayacaktır. 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin hemen ardından DEM Parti İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan adayının CHP’li İmamoğlu’na yönelik ‘aldığı oylar benim demesin sakın, aldığı oylar bizim seçmenimizindir’ şeklindeki sözleri her şeyi gözler önüne sermiş, seçimlerden önce işaret ettiğimiz sinsi ittifakın adeta itirafı olmuştur. Kendi seçmeninin iradesini DEM’lendiği kapılara peşkeş çeken CHP’nin maskesi bir kez daha düşmüş, sözde ‘Kent Uzlaşısı’nın esasında ‘PKK İttifakı’ olduğu tüm açıklığı ile ortaya çıkmıştır. Ayrıca seçimlerin hemen ardından sokakları karıştırmak için ortaya çıkan, şehirlerimizi savaş alanına çevirmeye yeltenen terör yandaşlarının karanlık emelleri yine en büyük desteği CHP yönetiminde bulmuştur. Ne yazık ki CHP, terör örgütü PKK’nın çağrısı ile sokaklara çıkan bu anarşist güruha hiç zaman kaybetmeden can suyu olmuştur” ifadelerini kullandı.
MHP Bursa İl Başkanı Muhammet Tekin ise, “Geldiğimiz gelenek itibarıyla siyaseti, adanmışlık psikolojisi, inançlarımızla yapan ve kendisini hayata dair anlamlandırış biçimini idareler silsilesi çerçevesinde yorumlayan insanlarız. O itibarla bize ülkücü diyorlar. Başarı oranı sıfır veya sıfırın altında olan yerlerde ‘ben başarmak istiyorum, başaracağım’ diyen idealistler Atatürk’ün, Enver Paşa’nın ve liderimiz Devlet Bahçeli’nin ve onların çığırını açtığı siyasetin mücadelecileri yarının müjdecileri olarak siyaset bizim için daha yeni başlıyor” şeklinde konuştu. – BURSA
]]>İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim sonuçlarına ilişkin “Şüphesiz ki milletimiz en esaslı mesajını da iktidara verdi. Yıllardır ekonomideki çöküşü engelleyemeyen basiretsizliğe ‘artık yeter’ dedi. Yıllardır yanlış politikalarda ısrar eden ciddiyetsizliğe ‘artık yeter’ dedi. Yıllardır hakka giren, hukuku çiğneyen adaletsizliğe ‘artık yeter’ dedi. Ezcümle, milletimiz yıllardır ülkemizi makulde buluşturma fırsatını geri tepen Sayın Erdoğan’a ‘artık zorundasın’ dedi” açıklamasını yaptı.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, yerel seçim sonuçlarıyla ilgili açıklama yaptı. Partisinin kazanan belediye başkanlarını kutlayan Akşener, şunları söyledi:
“Şunu açıkça söylemek isterim ki seçimlerin Cumhuriyetimizin yüzüncü yılına yakışır bir olgunluk ve zarafetle tamamlanmış olmasını ülkemizin köklü demokrasi geleneği için önemli buluyorum. Biliyorsunuz demokrasilerde her konu tartışılabilir ama tek bir konu tartışılamaz o da seçmenin hür iradesiyle sandığa attığı oyudur. Milletin sandıkta gösterdiği iradedir. Çünkü demokrasinin en temel ölçütü milletin hür iradesini yansıtma şartlarına sahip olabilmesidir. İYİ Parti olarak bizim yola çıkma gerekçemiz de tam olarak bunu sağlamaktır. İlk günden beri önce millet önce memleket şuuruyla ortaya koyduğumuz siyaset anlayışımızla seçmeni her zaman velinimet olarak gördük. Milletin kararının üstünde bir kararın, millet iradesinin üstünde bir iradenin olmadığını söyledik. Milletimizin iradesini her zaman başımızın tacı bildik. Nitekim bu seçimlerde de milletimiz şimdiye kadar kesinleşen sonuçlara göre 1 il, 23 ilçe ve 7 belde olmak üzere toplam 31 yeri İYİ Parti’ye emanet etti.
“MİLLETİMİZ ESASLI MESAJINI İKTİDARA VERDİ”
Geride bıraktığımız seçimlerle birlikte milletimizin iki yumruk arasına sıkıştırılmaktan ne kadar yorulduğunu bir kez daha görmüş olduk. 2023 yılındaki seçimine göre milletimizin sandığa katılım oranındaki büyük düşüşü hiçbir siyasi görmezden gelemez. Milletimiz bu seçimlerde alışılmış kutuplaşmış alanlarına sen şucusun ben bucuyum ayrıştırmalarına ve kendi gündemlerinde olmayan suni kavgalara mecbur olmadığını sandığa gitmeyerek gösterdi. Emeklilerimiz, bu seçimlerde 10 bin liralık maaşlarıyla sefalet içinde bir yaşama mecbur olmadığını sandığa gitmeyerek gösterdi. Öğretmenlerimiz sandığa gitmeyerek gösterdi. Gençlerimiz, geleceğinin çalınmasına mecbur olmadığını sandığa gitmeyerek gösterdi. Kadınlar bu seçimlerde tencerelerin boş kalmasına mecbur olmadığını sandığa gitmeyerek gösterdi. Şüphesiz ki milletimiz en esaslı mesajını da iktidara verdi. Yıllardır ekonomideki çöküşü engelleyemeyen basiretsizliğe ‘artık yeter’ dedi. Yıllardır yanlış politikalarda ısrar eden ciddiyetsizliğe ‘artık yeter’ dedi. Yıllardır hakka giren, hukuku çiğneyen adaletsizliğe ‘artık yeter’ dedi. Ezcümle, milletimiz yıllardır ülkemizi makulde buluşturma fırsatını geri tepen Sayın Erdoğan’a ‘artık zorundasın’ dedi.
“ÖZ ELEŞTİRİMİZİ YAPACAĞIZ”
Kendisi umarım ki artık çağrılarımızın arkasında sadece milletin sesi olduğunu anlamıştır. Umarım ki artık millete rağmen siyaset yapılamayacağını öğrenmiştir. Umarım ki artık tüm Türkiye’nin Cumhurbaşkanı olması gerektiğini görmüştür. Umarım ki Sayın Erdoğan bu seçim sonucundan gereken dersi almıştır. Elbette siyaset kurumu olarak sandıklardan çıkan mesajı duymak hepimizin görevidir. Bu doğrultuda Türkiye Cumhuriyeti’nin demokratik bir devlet olma vasfı gereğince İYİ Parti olarak biz de üzerimize düşen sorumluluğu alacağız. Her zaman yaptığımız gibi seçim sonuçlarına ilişkin muhasebemizi ve öz eleştirilerimizi yapacağız. Bugüne kadar olduğu gibi bugünden sonra da milletimizin bize vermiş olduğu mesajı ve bizim için çizdiği istikamet doğrultusunda gereken adımları atacağız. Nitekim tam da bu sebeple parti tüzüğümüzün genel başkanı olarak bana verdiği yetki gereğince en kısa sürede olağanüstü seçimli kongremizi toplayacağız. Milletimizin her bir ferdi şundan emin olsun ki sandıkta ortaya konan iradeyle Türkiye için hak arayışında, huzur arayışında ve refah arayışında İYİ Parti dün olduğu gibi bugün de milletin önünde veya arkasında değil, her zaman milletimizin yanı başında olacaktır.”
]]>
Karaaslan, Samsun’da seçim çalışmalarına devam etti. Vatandaşlarla sohbet eden Karaaslan, AK Parti ve Cumhur İttifakı olarak 31 Mart seçimlerine yoğun tempoda hazırlandıklarını söyledi.
Her an sahada olduklarını vurgulayan Karaaslan, “Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde 18. seçim zaferimizi kazanmak, şehirlerimizi gerçek belediyecilik ile buluşturmak için 17 ilçemizde ve Samsun’umuz genelinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Seçimin sandıktan önce sahada kazanılacağını biliyoruz. Bu anlayışla milletvekilleri olarak, il ve ilçe teşkilatlarımızla, Cumhur İttifakı belediye başkan adaylarımızla vatandaşlarımızla iç içeyiz. Gittiğimiz her yerde Cumhur İttifakı adaylarımıza hemşehrilerimizin duyduğu güvene şahitlik ediyoruz.” diye konuştu.
“Kalkınma yerelde başlar” anlayışıyla yola çıktıklarının altını çizen Karaaslan, şöyle devam etti:
“AK Parti olarak belediyecilik ekolü oluşturarak 21 yıldır tüm şehirlerimizde ve ülkemizde sayısız başarı hikayesi yazdık. Her seçim döneminde gerçekçi vaatlerle milletimizin huzuruna çıktık ve yetkiyi aldıktan sonra vaatlerini hatırlamayanlardan olmadık. Projelerimizi birer birer hayata geçirdik. Biz verdiği sözü tutan, gerçekleştiremeyeceği vaatte bulunmayan bir siyasi hareketin mensuplarıyız. Belediyeciliğin AK Parti’nin işi olduğunu tüm kesimlere yönelik hizmetlerimizle milletimize gösterdik. Milletimizin bizden beklentisi, bizim de şehirlerimize, ülkemize kazandıracağımız daha çok hizmet var. Kritik önemdeki bu seçimleri Cumhur İttifakı’nın zaferiyle taçlandırmamızın ardından hızla yarım kalan işleri tamamlamak, yeni projeleri hayata geçirmek için görevimizin başında olacağız.”
Muhalefet belediyeleri tarafından yönetilen şehirlerin son 5 yıllık dönemde belediyecilik hizmetlerinden mahrum kaldığını anlatan Karaaslan, “Cumhur İttifakı adaylarının 31 Mart’ta seçilmesiyle bu şehirler için yeni bir dönem başlayacak. Şehirlerimizde yaşam kalitesini yükselten, insan öncelikli, hizmet odaklı anlayışı tahkim eden, gönül belediyeciliğiyle kalplere dokunan, şeffaflığa, katılımcılığa, kaliteli hizmet üretimine ve vatandaş memnuniyetine odaklanan, sahip olduğumuz kadim birikimle yenilikçi yaklaşımları buluşturarak şehircilikte yeni bir vizyon ortaya koyan kadrolar olarak milletimizin güçlü desteği ve teveccühüyle zafer Cumhur İttifakı’nın olacaktır.” diye konuştu.
Karaaslan, seçim günlerinin demokrasinin için en özel günleri olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:
“Milletimiz, sandık önüne her konulduğunda hassas terazisinde tüm tarafları tartarak tercihini yapan, demokratik olgunluğu çok yüksek bir millettir. Milletimiz 31 Mart’ta algı yönetimi yaparak 5 yıl geçirenlere, ‘Engelleniyoruz’ yalanıyla hiçbir iş yapmayanlara, belediyenin kaynaklarını doğru yönetemeyenlere, halkımızın güvenini boşa çıkaranlara, milletin oyunu çantada keklik görenlere çok büyük bir ders verecektir. 31 Mart, Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin miladı olacaktır. Tüm vatandaşlarımızdan sandığa giderek oylarını kullanmalarını özellikle istirham ediyorum. Cumhur İttifakı adaylarımıza verilecek her oy, önümüzdeki 5 yıllık dönemde yeni eser ve hizmetler olarak şehirlerimize geri dönecektir. Milletimizin iradesine duyduğumuz sonsuz güvenle 31 Mart seçimlerinin tüm şehirlerimiz ve ülkemiz için hayırlı olmasını diliyorum.”
]]>Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Geylan, Nevruz Bayramı dolayısıyla bir mesaj yayımladı. Nevruz Bayramı’nın Ramazan ayına denk gelmesinin huzur ve mutluluğunu yaşadığını aktaran Geylan, mesajında şu ifadelere yer verdi:
“Nevruz, baharın gelişi, doğanın yeniden canlanması, tabiatın yenilenmesi gibi pek çok muştuyu da beraberinde getirir. Nevruz ruhu asırlardır bize yegane güç kaynağımızın birlik, beraberlik, kardeşlik bağlarımız ve dayanışma olduğunu ifade eder. Nevruz, farklı coğrafyalarda demir dağları eriten kutlu ateşin kudreti ve kuvveti ile asırlar boyu milletimizin birlik ve bütünlük içinde aynı yola revan olma, yeniden doğuş, doğruluş ve istikamet üzere kararlı duruş ile ilerlemesini temsil etmiştir. Bu çerçevede Nevruz milletimiz için pekişmiş geleneklerle her yıl büyük bir coşkuyla kutlanan kadim bir milli bayram olagelmiştir. Nevruz; aynı inanç, hissiyat, emel ve iradenin kaynağını yeniden bulmaktır, milli toparlanışın kıvancıdır. Nevruz; kadim ve müstesna köklerimizle bir kez daha kucaklaşmanın fırsatıdır. Nevruz; doğanın ve beşeriyetin tazelenmiş umutlarla yola yeniden revan olmasıdır.”
“Biz Nevruz’u Türk milletinin istiklali için anacağız”
Türk milletinin dirayetinin, direncinin ve ferasetinin üzerinde hiçbir gücün olmadığını vurgulayan Geylan, “Aziz milletimizin kadim değerleriyle, kendi öz benliğiyle, milli kültürünün derinliklerinden aldığı bilinçle her türlü zorluğu yenerek, birlik ve beraberlikle yeniden doğacak ve canlanacak bir kudret gösterdiğini biliyoruz, gördük, görüyoruz. Nevruz Bayramı kutlamaları da bu düşüncenin en güçlü simgesi, temsili ve tescili olageldi. Lakin bu hakikate rağmen Nevruz’un birleştirici, bütünleştirici ruhuna zarar verenlerin, bu güzide günün anlam ve önemine paçavralarla kastedenlerin, aramıza fitne ve nifak tohumları ekenlerin, bölücülük ve ayrımcılık söylemleri dillendirenlerin kirli emellerinin boşa çıkacağını; bu kirli ellerle, dillerle hedef birliği güderek milletimiz ve milli bekamızın önünde kenetlenenlerin elbette ki hüsran olacağını biliyoruz. Bu kirli emellere karşı biz Nevruz’u Türk milletinin istiklali için, hür ve müreffeh yarınları için, devlet ve millet bekası için ateş yakan, demir dağları eriterek çıkan ecdadımızla anacağız. Milli bir sendikacılık anlayışıyla rotasından sapmadan devam eden Türk Eğitim Senliler olarak biliyoruz ki kadim Türk kültürünün güzide geleneklerini, Nevruz ihtişamını yaşamak, yaşatmak ve geleceğe aktarmak milli sorumluluğumuzdur. Bu yıl da Nevruz dileğimiz; Nevruz’un birleştirici, bütünleştirici, dayanışmacı ruhunun daim, milli bekamızın ebediyen var olması ve dünya barışının hakim kılınmasıdır. Nevruz ateşinin ruhu milletimizin istiklalini aydınlatsın, nesillerimize güç versin, akıbetlerini açık etsin. Bu duygu ve düşüncelerle aziz milletimizin farklı coğrafyalarda, ihtişamlı Altaylar’dan mümtaz Tuna’ya, güzide Türkmeneli’nden güzel vatan Kırım’a, muazzez Türk illerinde yaşayan tüm soydaşlarımızın Sultan Nevruz’unu kutluyor, bu güzide günün huzur, esenlik, birlik ve beraberliğimizin perçinlenmesine vesile olmasını diliyorum” dedi. – ANKARA
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İstanbul’daki iftar programında konuştu, üye sayısında MHP ile İYİ Parti’yi geçmek üzere olduklarını, 31 Mart’a Türkiye’nin üye sayısı bakımından en büyük üçüncü partisi olarak gireceklerini söyledi. Erbakan, “Önce yerel yönetimlerde, arkasından 2028’de Yeniden Refah’ı, Milli Görüş’ü iktidara taşıyacağız inşallah” dedi.
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, İstanbul Yenikapı’daki Kadir Topbaş Gösteri ve Sanat Merkezi’nde partisince düzenlenen iftar programına katıldı. Partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Mehmet Altınöz’ün de yer aldığı programda konuşan Erbakan, yükselişlerinin açık bir şekilde görüldüğünü ve tasdik edildiğini söyledi.
“YÜZDE 20’NİN ÜZERİNDE OY ALACAĞIZ”
Erbakan, özetle şöyle konuştu:
“Anket firmaları, yorumcular, gazeteciler, siyaset bilimciler hatta rakip siyasi parti mensupları dahi tek bir gerçeğe işaret ediyor, tek bir hususta mutabık kalıyorlar. O da şu. Bu seçimlerde oyunu artıracak tek parti, Yeniden Refah Partisi olacaktır diyorum. Meydanlar aynı şeyi söylüyor; caddeler, sokaklar aynı şeyi söylüyor. Milletimiz hep bir ağızdan aynı şeyi söylüyor. Bu sefer Yeniden Refah diyor, bu sefer Milli Görüş diyor elhamdülillah. Türkiye’nin her köşesinden müjdeli haberler arka arkasına geliyor. Sahada, Anadolu’da, Türkiye’nin her köşesinde en güçlü esen rüzgar, Yeniden Refah rüzgarı olarak karşımıza çıkıyor. Bu yorumcular, anket firmaları, gazeteciler oyunu artıracak tek partinin Yeniden Refah Partisi olduğu hususunda mutabıklar. Tek bir konuda mutabık kalamıyorlar. Yeniden Refah oylarını artıracak ama iki misline mi çıkaracak, üç misline mi çıkaracak, dört misline mi çıkaracak; bunun tartışmasını yapıyorlar. Biz de diyoruz ki, geçen 14 Mayıs’ta bizi diğerlerinin içerisinde gösteren anket firmaları, bize yüzde 1 bile oy vermeyen anketler, bu seçimde Türkiye geneli oyumuzu yüzde 7-8 gösterdiğine göre bu seçimde Allah’ın izniyle yüzde 20’nin üzerinde oy alacağız.
“ÜYE HIZINA BİZ DAHİ YETİŞEMİYORUZ”
Bu rakamları görürseniz 31 Mart akşamı hiç şaşırmayın. Gerçekten de üye sayılarımız da bu yükselişin ve bu meydanların sesinin, Yeniden Refah rüzgarının resmi olarak ispatıdır. Bugün itibarıyla 474 bin seviyesine geldik. 6 ayda 260 binden 474 bine, 6 ayda yüzde 85 büyüme demektir. Bugün yarın Milliyetçi Hareket Partisi’ni de geride bırakacağız, 480 bin üyesi var. Bir hafta 10 gün içerisinde İYİ Parti’yi de geride bırakacağız, onların da 500 bin üyesi var. Seçimlere, 31 Mart’a Türkiye’nin üye sayısı bakımından en büyük üçüncü siyasi partisi olarak 500 binin üzerinde üyeyle gireceğiz inşallah. Şu anda günde 2 bin 500 üye artışı yaşıyoruz. Üye hızına biz dahi yetişemiyoruz. Günde 2 bin 500 demek, ayda 75 bin demek. Bu tempoyla devam edeceğiz ve seçimlerin ardından birkaç ay içerisinde bir milyon hedefine ulaşacağız. Önce 31 Mart’ta yerel yönetimlerde, arkasından da 2028’de de Yeniden Refah’ı, Milli Görüş’ü iktidara taşıyacağız inşallah.
“MİLLETİMİZ ÇÖZÜMÜ YENİDEN REFAH’TA ARIYOR”
Neden milletimiz akın akın Yeniden Refah’a koşuyor. Neden Yeniden Refah’ın rüzgarı bu kadar güçlü esiyor? Neden üye sayılarımız rekor üstüne rekor kırıyor? Neden Yeniden Refah Partisi, Türkiye’nin en hızlı büyüyen siyasi partisi haline geliyor? Üç temel sebep. Birincisi, milletimiz artık rantçı belediyecilikten bıkmış usanmış. Kibirli, millete tepeden bakan, milletle, halkla arasına duvarlar ören, mesafe koyan; rüşvete, suistimale açık, israfla, lüksle, şatafatla belediyenin bütçesini borca ve faize batıran, milletin derdiyle dertlenmek yerine makam aracının markası ve modelini düşünen, milletin derdiyle dertleneceğine makam odasındaki mobilyaları değiştirmekle uğraşan; vatandaşa değil, yandaşa çalışan, 3 liralık işleri 10-12 liraya ihale edip aradaki farkla çevresini ve akrabalarını finanse eden, zengin eden, kibirli, adaletsiz, çifte standartçı, torpilci, adamına göre muamele yapan, alın terinin, emeğinin karşılığını, hakkını vermeyen rantçı belediyecilik döneminden milletimiz bıkmış ve usanmış durumda. Bunun yerine çözümü Yeniden Refah’ta arıyor. Neden? Çünkü Yeniden Refah’ın temsil ettiği Milli Görüş belediyeciliğinin ne manaya geldiğini çok iyi biliyor da onun için.
“2002’DE BİR MİLYON HANE SOSYAL YARDIM ALIRKEN BUGÜN 4,5 MİLYON HANE ALIYOR”
89’da başlayan Milli Görüş belediyeciliği serüveni, 94’te Türkiye’nin üçte ikisinde devam eden o Milli Görüş belediyeciliğini, o ruhu milletimiz Yeniden Refah’la bulabileceğini biliyor. Onun için Yeniden Refah’a koşuyor. Samimi, ahlaklı, dürüst, merhametli, dirayetli, çalışkan, sözünün eri ve adil belediye başkanlarının ancak ve ancak Milli Görüş’le, Yeniden Refah’la iş başına gelebileceğini milletimiz biliyor. Bu nedenle akın akın Yeniden Refah’a koşuyor. Yeniden Refah’ın bu yükselişinin diğer önemli sebebi ekonomik sıkıntılar; açlık, yoksulluk, fakirlik, enflasyon, borç, zam, vergi, vergi artışları bütün bunlardan bunalan millet Yeniden Refah’a koşuyor. Bugün açlık sınırı 20 bin liraya dayandı. Emekli maaşları 10 bin lira ve asgari ücret 17 bin lira. Açlık sınırının altında. Emekli maaşı açılış sınırının yarısı seviyesi. Peki, yoksulluk sınırı ne kadar? 53 bin lira olmuş. Türkiye’de 53 bin liranın üzerinde evine gelir giren kaç hane var? Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 85’i yoksul. Yüzde 45’i açlık sınırının altında. Bunun ispatı, vatandaşın bankalara borçları. 6 milyar liradan 2,5 trilyon liraya gelmiş 20 senenin içerisinde. 40 misli artmış. 2002’de bir milyon hane sosyal yardım alırken bugün 4,5 milyon hane sosyal yardım almak mecburiyetinde kalıyor.”
]]>Bir dizi program için Rize’ye gelen Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, aday tanıtım toplantına katıldı. Erbakan Türkiye genelinde partisinin büyük bir teveccüh ile karşılandığını ifade ederek, “Bütün Anadolu’nun gittiğimiz her köşesinde, Trakya’nın her köşesinde, hem bizler hem belediye başkan adaylarımızı ve teşkilatlarımızı en açık bir şekilde görüyorum. Bizim dışımızda bizimle ilgisi olmayan anket firmaları, siyasetçiler, araştırmacılar, yorumcular, gazeteciler, siyaset bilimciler, sosyologlar hepsi hep bir ağızdan diyorlar ki ‘Sahada, Anadolu’da tek bir güçlü rüzgar var, o da Yeniden Refah rüzgarıdır. Bu seçimin yıldızı Yeniden Refah Partisi olacak ve oylarını arttıran tek parti de bu seçimde Yeniden Refah Partisi olacaktır’ diye ifade ediyor. Bizler de milletimizin teveccühünden heyecanından, bizlere olan yaklaşımından, bizleri bağrına basmasından bu sonucun olacağını açık bir şekilde görüyoruz. Aynı zamanda milletimizin bu teveccühü; meydanların dili, caddelerin, sokakların dilinin yanında Yeniden Refah Partimizin resmi üye sayısı. Bugün itibariyle 475 bine dayandı. Tabii sadece fotoğrafa değil videoya bakmak lazım. Video ne gösteriyor? Altı ayda, Eylül ayı başından mart ayına kadar, 260 binden 475 bine, yani bu 6 ayda yüzde 85’lik bir büyüme demektir. ve böyle bir büyüme başka bir siyasi partiye nasip olmuyor. Yeniden Refah Partimiz Türkiye’nin hızlı büyüyen siyasi partisidir. Milletimiz akın akın fevç fevç Yeniden Refah’a koşuyor. Değişimin adresi olarak, kurtuluşun adresi olarak, umudun adresi olarak Yeniden Refah Partimizi görüyor. İnşallah milletimizle beraber 31 Mart’ta sandıkları patlatacak ve 1 Nisan’da ahlaklı belediyecilik dönemini başlatacağız” dedi.
Erbakan, “Ekonomik sıkıntılar, yoksulluk, açlık, fakirlik, enflasyon, faiz, vergiler, zamlar milletimiz artık bunalmış durumda. 10 lira emekli maaşı demek açlık sınırının yarısında milyonlarca emekliye talim yaptırmak demek. Açlık sınırı 20 bin liraya dayandı. 17 bin lira asgari ücret demek 10 milyon asgari ücretlinin açlık sınırının altında yaşam mücadelesi vermesi demek. 53 bin lira yoksulluk sınırı. Bu hesaba göre Türkiye’de halkın yüzde 85’i yoksul, yüzde 45’i açlık sınırının altında gelire sahip. Bak bunun ispatı nerede? Sosyal yardımda. 2002’de 1 milyon haneye sosyal yardım yapılıyorken bugün 4 buçuk milyon haneye sosyal yardım yaptık. Neden Türkiye’nin nüfusu dört buçuk katına mı çıktı? Fakirlik arttı, yoksulluk arttı. 1 milyon haneye sosyal yardım yapılırken bugün gelinen noktada 4 buçuk milyon haneye sosyal yardım yapılıyor” ifadelerini kullandı.
“Bu millet 1994’te koşa koşa Refah Partisi’ne belediyeleri teslim etti”
Cumhuriyet Halk Partili (CHP) belediyeleri eleştiren Erbakan, “Bu millet heykelci belediyecilikten de usandı, millete tepeden bakan, kibirli, halkla arasına duvarlar örmüş, milletin derdiyle dertleneceğine makam aracının markası ve modeliyle dertlenen, millete hizmetle dertleneceğine makam odasının mobilyasını değiştirmekle uğraşan, israf lüks ve şatafatla belediyeyi borca batıran, faize batıran, çifte standartçı, adam kayırmacı, torpilci, alın terinin karşılığını vermeyen, vatandaşa değil, yandaşa çalışan, üç liralık işleri on liraya ihale. Böyle bir belediyecilik anlayışından milletimiz bıktı. Nereye gidecek? CHP’ye mi gidecek? CHP’nin ne olduğu belediyecilikte ne yaptığı 1989-1994 arasında tescilli. Millet CHP’ye o dönemde belediye verdi. 1994’te koşa koşa Refah Partisi’ne belediyeleri teslim etti. Canını zor kurtardı. Çöp, çamur çukurdan başka bir şey vermediler. İSKİ skandallarını unuttuk mu zannediyorsun? 1989’da bütün belediyeleri ANAP’tan SHP’ye verdi bu millet 1994’te canını zor kurtardı. Hepsini Refah Partisi’ne teslim etti. Denenmiş bir daha denenmez. Dünyanın en yüksek dolar faiziyle borçlanıp belediyeleri boğazına kadar borca ve faize batırıyorlar. O faizi de belediye hizmetlerine yaptıkları zamlarla millete yüklüyor. CHP’nin belediyeciliği bu. Bu millet nereye koşacak? Doğru adrese koşuyor. 1994’te Milli Görüş belediyeciliğiyle destan yazan, çığır açan, efsane hizmetleri yapan milli görüşe, Refah Partisi’ne koşuyor milletimiz. Elhamdülillah. Belediyecilikte o efsane hizmetlerin yapılabilmesi Milli Görüş ruhunun belediyelere gelmesine bağlı. O ruhun temsilcisi Yeniden Refah Partimizin belediyeleri kazanmasına bağlıdır. İnşallah milletimiz ferasetiyle bu sefer Yeniden Refah diyecek, bu sefer milli görüş diyecek ve ahlaklı belediyecilik dönemine bir Nisan’dan itibaren Rize’de de tüm Türkiye’de de kavuşacak” şeklinde konuştu. – RİZE
]]>Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan, Gaziantep’te düzenlediği basın toplantısında, 31 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde partisine ülke genelinde vatandaşlardan büyük ilgi olduğunu söyledi.
“Günlük 2 bin 500 üye artışı var”
Yeniden Refah Partisi’nin üye sayılarındaki artışın 1 yılın sonunda 1 milyon kişi olacağını belirten Erbakan, “Yeniden Refah Partimiz 31 Mart seçimlerine bin 400 seçim bölgesinde iliyle, ilçesiyle, beldesiyle ve büyükşehir ile son derece güçlü adaylarla çıkıyor. Birbirinden temiz adaylarımız seçimleri kazanmak üzere birçok yerde de seçimlerin favori partisi olarak seçimlere giriyor. Adıyaman’ımızın 5 ilçesi Kahramanmaraş’ımızın 9 ilçesinde programlar yaptık. Bu programlarda gördüğümüz milletimiz Yeniden Refah diyor. Meydanlar ve bütün bu çalışmalar sonucunda 31 Mart’ta Yeniden Refah’ın zaferini müjdeliyor. Trakya’dan Anadolu’nun en ücra köşesine kadar Türkiye’nin her köşesinden gelen müjdeli haberlerde partimizin yükselişini haber veriyor. Bugün bizim dışımızdaki kesimlerde dahi anket firmaları, siyaset bilimciler, gazeteciler bunların hepsi partimizin dip dalgasından söz ediyor. ve sahada Yeniden Refah’ın rüzgarının çok güçlü estiğini gösteriyor. Bizde teşkilatlarımızla beraber bu havayı görüyoruz. Milletimiz artık çare olarak kurtuluşun ve değişimin adresi olarak partimizi görüyor. Bunun en önemli kanıtı üye sayılarımızdaki artış. Son 6 ayda 265 binden 460 bine üye sayımız artış gösterdi. Başka bir siyasi partiye nasip olmayacak yüzde 80 oranında muazzam bir büyüme. Biz şuan üye kayıt hızına yetişemiyoruz. Günlük 2 bin 500 artış var. Ayda 75 bin yapıyor. 1 yılda 1 milyon yapıyor. Şimdi seçilere girerken 500 bini geçmiş olacağız. Türkiye’nin üye sayısı bakımından en büyük 3. Siyasi partisi olarak seçimlere gireceğiz ve 31 Mart’ta seçimlerde partimizi iktidara taşıyacağız” şeklinde konuştu.
“Yeniden Refah Partisi’nin ayak sesleri tüm Türkiye’de çok güçlü bir şekilde duyuluyor”
Yeniden Refah Partisi’nin ayak sesleri tüm Türkiye’de çok güçlü bir şekilde duyulduğunu ifade eden Erbakan, “Öncelikle uzun yıllardan beri milletimizin rantçı, heykelci ve örgütçü belediyecilikten yaşamış olduğu sıkıntılardan doğuyor. Yıllardan beri siyasi particiler milletimizi kötünün iyisini seçmeye mecbur bıraktılar. Yeni bir belediyecilik anlayışını 89 – 94’teki efsane milli görüş belediyecilik anlayışını milletimizin önüne koyamadılar. Ahlaklı belediyecilik anlayışını milletimizin önüne koyamadılar. Rantçı, heykelci ve örgütçü belediyecilikten milletimiz bıktı, usandı. Yeniden Refah Partimizin büyümesindeki diğer önemli sebep ekonomik sıkıntılardır. Bugün Türkiye’nin her köşesinde emeklimiz, memurumuz, asgari ücretlimiz ve çiftçimiz geçinememekten şikayet ediyor. Hayat pahalılığı, enflasyon, ekonomik kriz ve alım gücünün sürekli düşmesi gibi unsurlar Yeniden Refah Partisi’nin bir umut haline gelmesine vesile olmuştur. Geçen yıllar içerisinde hem belediyecilik alanındaki milletimizin beklentisini karşılamayan belediyecilik anlayışları hem de makro boyutta ekonomik alandaki milletimizin geçim derdine yol açan sıkıntılar onları bizim partimize yönlendiriyor. Yeniden Refah Partisi’nin ayak sesleri tüm Türkiye’de çok güçlü bir şekilde duyuluyor” diye konuştu. – GAZİANTEP
]]>Cumhur İttifakı’nın İstanbul Büyükşehir (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Eyüpsultan’da düzenlenen Doğu ve Güneydoğu İstişare Toplantısı’nda vatandaşlarla bir araya geldi. Programa Murat Kurum’un yanı sıra Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakan Yardımcısı Ahmet Aydın, Eski Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Eyüpsultan Belediye Başkanı Deniz Köken, AK Parti Eyüpsultan Muhammet Vanlıoğlu, Bitlis Konfederasyonu ve Doğu Güneydoğu Üst Çatı Platformu Başkanı Selim Korkmaz, Doğu ve Güneydoğu Anadolu Kalkınma Vakfı Başkanı Hüsamettin Korkutata, AK Parti Genel Merkez Seçim İşleri Başkan Yardımcısı Veysel Ayhan, milletvekilleri ve çok sayıda vatandaş katıldı. Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan program protokol konuşmalarıyla devam etti. Kurum’a konuşması sırasında vatandaşlar alkışlarla eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum vatandaşlarla sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi.
Programda konuşan Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Mustafa Akış, “Belediye başkanları her şeyi vadedebilirler ama samimiyet vadetmek herkesin harcı değil. İBB başkan adayımızın en büyük vaadi samimiyeti ve güzel kalbidir. O daha önceki görevlerinde olduğu gibi şimdi de sahicilikten hiç ödün vermedi” dedi.
“Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık”
Programda konuşan AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum “Biz İstanbul’a bakınca güçlü bir devletin izlerini, aynı medeniyetin evlatlarının kenetlenmiş ruhunu görürüz. Öyle ki İstanbul’un bir yanı Erzurum’dur, Erzincan’dır. Kars’tır, Van’dır, Bitlis’tir! İstanbul’un diğer yanı Muş’tur, Bingöl’dür, Bitlis’tir, Ağrı’dır, Elazığ’dır, Hakkari’dir, Tunceli’dir. İstanbul’dan bakınca Bitlis’in beş minaresini, Erzurum’un Çifte Minareli Medresesi’ni, Van Gölü’nün eşsiz maviliğini, Muş’un uçsuz bucaksız ovalarını, Bingöl’ün karlı yaylarını görürsünüz. Sizlere bakınca Türkiye’nin özetini görüyorum. Bu tür buluşmalarda milletimizin her ferdiyle, ülkemizin her yöresinden insanımızla muazzam gönül köprüleri kurduğunuzu görüyorum. 81 ilimizde yaptığımız hizmetlerle, kazandırdığımız nice eserlerle milletimizin teveccühüne mazhar olmuşuz. İnanın, milletimizin yüzündeki tebessüm bizim için şereflerin en büyüdüğüdür. 81 ilimize 550’den fazla ziyaret gerçekleştirdim. Doğu’da, Güneydoğu’da ayak basmadık tek bir il, tek bir ilçe, tek bir mahalle bırakmadık. Her zaman en büyük gayemiz sizlere hizmet etmek oldu. Milletimizle el ele verip Doğu’nun ve Güneydoğu’nun yarınları için çalıştık. Gittiğimiz her yerde iz bıraktık. Çünkü biz bu ülkenin her bir karışına sevdalıyız. Bu milletin her bir ferdini kendi kardeşimiz gibi seviyoruz. Bizim gecemiz gündüzümüz hep milletimiz oldu” dedi.
“Bizim işaretimizle dalga geçiyor”
Ekrem İmamoğlu’nun AK Parti’nin Rabia işareti ile dalga geçmesine tepki gösteren Kurum, “Bugün derdiyle dertlendiğimiz bu aziz İstanbul’umuz iş bilmez ellerde, beceriksiz bir yönetim altında çok zaman kaybetmiştir. İstanbul’un 5 yılı ziyan edilmiş, heba edilmiştir. Bu koca 5 yıl sadece reklamla, algıyla ve polemikle geçmiştir. İsrafı bitirdik deyip o boy boy dizdikleri arabaların ili katını hizmet aracı olarak kullandıklarını görüyoruz. İsrafı bitirdik deyip tabelalara 175 milyon reklam bütçesi ayırdıklarını görüyoruz. İsrafı dibine kadar yaptıkları ve 550 milyon harcadıkları o konserleri görüyoruz. Yarı zamanlı belediyecilik yapan, arada sırada belediyeye uğrayan başkan, dün çıkmış bizim Rabia işaretimiz için bir parmak eksilterek el mi sallanır demiş. Bu yetmezmiş gibi tüm AK Parti’mizin seçmeniyle dalga geçip Allah size akıl fikir versin demiş. Kibre bakar mısınız, bu nasıl bir kibirdir? Kibri aklının önüne geçmiş. Bizim işaretimizle dalga geçiyor. Bu işarette tek bayrak, tek millet, tek devlet, tek vatan var. Bunun neyinden rahatsız oldun? Sen bizim birliğimizden, beraberliğimizden mi rahatsız oldun? Sen git o yabancı büyükelçilerle masada olmaya devam et. Biz sen istesen de istemesen de 22 yıldır olduğu gibi milletimizde el ele kol kola yürümeye devam edeceğiz. Sen git 5 yıldır olduğu gibi yol yürüdüğün genel başkanını, il başkanını arkasından hançerlemeye devam et. Sen yine git o İstanbul’un kaynaklarını İstanbul’a değil kendi emellerin için çarçur et. 31 Mart’ta bu millet senin o eş genel başkanını da seni de süresiz tatile yollayacak” şeklinde konuştu.
“Bunların millete zerre kadar şefkati yok”
Bu seçimin iki zihniyet arasında gerçekleşeceğini belirten Kurum, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İstanbul’umuzu önümüzdeki yerel seçimde emin ellere teslim etmek yeniden şahlandırmak için çok önemli bir fırsat var. Bu yerel seçimde hizmetler yarışacak. Bu yerel seçimde eserler yarışacak. İşte milletimiz bu farkı görüyor çünkü değerli kardeşlerim her şey ayan beyan ortadadır İşte milletimiz bu farkı görüyor. Çünkü her şey ayan beyan ortadadır. Bugün seçimde iki taraf var. Bir tarafta afet anında tatil beldelerinde gezenler, diğer tarafta Fikirtepe’de, Esenler’de, Bağcılar’da, Kartal’da 75 bin yeni yuvayı inşa etmek için çalışanlar var. Bugün bir tarafta kendi geleceği için İstanbul’u kaderine terk edenler, diğer tarafta Kartal Orhantepe’de, Üsküdar’da, Beykoz’da şantiyelerde çalışanlar var. Bugün bir yanda Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne bile karşı çıkanlar ve Ayasofya müze olsun diyenler, diğer yanda Havalimanı’nı, Marmaray’ı, Avrasya Tüneli’ni yapanlar var. Bunların millete zerre kadar şefkati yok, sadakati yok. İşte bu seçim iki zihniyet arasında gerçekleşecek. Bu seçimde ya sağlıksız binalarda deprem korkusuyla beklemeyi, ya da kentsel dönüşümle huzur içinde yaşamayı seçeceğiz. Bu seçimde ya 5 yılda 5 bin konut bile dönüştüremeyenleri ya da asrın felaketinde 3 ayda 180 bin konutun inşasını başlatanları seçeceğiz. Bu seçimde ya milletin kaynaklarını çarçur edenleri ya da bizim gibi İstanbul’a her alanda 350 milyar yatırım yapanları seçeceğiz. ya İstanbul’un bütçesini kendi için harcayanları, ya da İstanbul’un kaynaklarını İstanbul için harcayanları seçeceğiz. Ben inanıyorum ki İstanbullular 5 yıldır çektikleri çileyi göz önünde bulundurarak, hizmetin ve eserin adresi olan AK Parti’mizi ve Cumhur İttifakı’mızı 31 Mart’ta rekor bir oyla seçecektir.”
“İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz”
“Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız” diyen İBB Başkan Adayı Kurum, “Bizim bu şehre dair rüyalarımızı, hayallerimizi, hedeflerimizi paylaşıyoruz. Derdi olmayanlar bizi anlayamazlar. Çünkü dert insanı yollara düşürür. İşte biz bu dertle milletimizin zor anında nasıl yanında olduysak 31 Mart’tan sonra da aynı anlayışla çalışacağız. Bizi arayanlar algıda, reklamda bulamayacaklar. Bizi arayanlar milletin yuvalarını yaparken bulacaklar. Bizi arayanlar yerin üstünde konutlarımızı yaparken, yerin altında metro şantiyelerinde çalışırken bulacaklar. Bizi arayanlar İstanbul’un 39 ilçesinde millet bahçeleri yaparken bulacaklar. Biz hiçbir zaman kirli pazarlıkların, iftiraların, dedikodular arkasında bulamayacaklar. Biz hep millet için yapan, millet için üreten tarafta olacağız. Biz hiçbir zaman sözünü yiyenlerin tarafında olmayacağız. Biz hep sözünü tutanların tarafında olacağız. Dün nasıl 81 ilimize ve İstanbul’umuza hizmet ettiysek aynı anlayışla çalışıp 1 Nisan’dan sonra da bu şehre hizmet etmeye devam edeceğiz. İstanbul’umuzu hep birlikte değiştirip güzelleştireceğiz” ifadelerine yer verdi. – İSTANBUL
]]>Yılmaz, 31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinin yaklaşmasıyla ülkenin de seçim havasına girmeye başladığını söyledi.
Bunu sokaklarda, meydanlarda ayrıntılı bir şekilde hissetmeye başladıklarını anlatan Yılmaz, “Ben de 3 gündür Samsun’dayım. Samsunumuzda ilçelerimizde seçimin heyecan ve dinamik hareketliliklerini hissediyoruz. Ama çok daha önemlisi İstanbul’da, Ankara’da, İzmir’de, büyük şehirlerimizde AK Partimizin çok büyük iddiası var.” dedi.
Halkın, kimin samimi ve içten olduğunu bildiğini anlatan Yusuf Ziya Yılmaz, şunları kaydetti:
“Kazasız belasız olsun. Rekabet, siyasetin rekabeti ölçeğinde kalsın, incitici, kırıcı, aşağılayıcı dil olmasın. Herkes yapacağı işleri anlatsın. Seçildiği takdirde o şehirlere kazandıracakları inandırıcı projeleri konuşanların kimler olduğunu zaten milletimiz çok iyi bilir. Halkımız şeyi bilir, yani kimin ne kadar içten ve ne kadar samimi, ne kadar, insanların gözünün içine bakarak konuşup konuşmadığından hemen anlar. Yani ‘bu yandan çarklı’ der, ‘bu konuşuyor ama aklı başka yerlerde’ der, samimiyetini sorgulamaya başlar. Ben yıllardır bu seçim kampanyalarında içten ve samimi olanın kazandığını gördüm. Niyeti halis olanın akıbetinin de hayır olduğunu gördüm. Bizim niyetimiz çok halis, akıbet de hayır olacak inşallah. 1 Nisan sabahı Allah’ın izniyle bu yarışın, bu koşturmanın, bu mücadelenin galibi AK Parti olacak. Cumhurbaşkanımız olacak, genel başkanımız olacak, Allah’ın izniyle… Biz, kendimizi, Cumhurbaşkanımızın 1994 yılında başlattığı yerelde hizmet belediyeciliği kampanyasını sindirmiş, içselleştirmiş, onu sadece sözle değil, hakikaten sahada, eylemlerde, hareketlerde veya aksiyonlarda ve projelerde benimsemiş olan bir siyasi hareketin mensupları olarak hissediyoruz.”
AK Parti’nin aday belirleme süreci hakkında da bilgi veren Yılmaz, “Bizim adaylarımızın belirlenmesi sürecini tamı tamamına millet belirledi. Biz millete sorduk, yani öyle kuru kuruya da yapılmış olan saha anketleriyle de değil, sahada bizzat arkadaşlarımızı, farklı şehirlerde yani kimsenin tanımadığı arkadaşlarımızı şehirlere gönderip, orada esnafla çarşıda, pazarda, bakkalda, kasapta, kuyumcuda ve berberde yaptıkları sohbetlerden elde ettikleri çıktıları biz, sahanın milletimizin dili, milletimizin bize yönelttiği tembih olarak aldık. Tembih diyorum bakın yani milletimiz bizi nasıl tembihlediyse, nasıl milletimiz bize istek ve arzularını ilettiyse, biz o istek ve arzuların dili olduk ve onun gereğini yapma yönünde de kararlarımızı aldık.” değerlendirmesini yaptı.
Dünyada ülkeler gibi kentlerin de yarıştığını, tüm ülkelerin kişi başına düşen gayrisafi milli hasılayı büyütmek için çabaladığını, savunma sanayilerini kurmak için yarıştıklarını aktaran Yılmaz, “Dünyanın çok kutuplu hale gelmesinden sonra gelişmiş ülkeler birbirleriyle acımasız ve kural tanımazca yarış içerisindeler. Ülkeler yarışırken şehirler de yarışıyor.” dedi.
Kentlerin, turizm pastasından pay almak, kişi başına düşen geliri, hayat konforunu, güvenliğini artırmak için yarıştığını dile getiren Yılmaz, “İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayımız Sayın Murat Kurum’un verdiği mücadeleyi görüyorsunuz.” ifadelerini kullandı.
“İstanbul’da depreme karşı bir güvensizlik var. Bu güvensizliği güvene döndürmeye çalışıyor.” diyen Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“İstanbul, dünyanın en büyük ve en güzel metropolü. Bu metropolün tehdidi altında olduğu depreme karşı teknolojinin, bilimin, 21. yüzyılın bu ikinci çeyreğine girmek üzere olduğumuz bir süreçte Türkiye Yüzyılı diye ifade ettiğimiz bu süreçte depreme karşı tedbir ve güvenliğin alınmasıyla ilgili mücadele Murat Kurum Bey’in en büyük amacı. Diğer depremden etkilenmiş olan 11 büyük şehrimizin kalkınması, onların yeniden ihya edilmesi ile ilgili oralardaki adaylarımızın çok güzel projeleri var.”
]]>İBB Başkan Adayı Murat Kurum, Kartal’da, Trabzon İli Şalpazarı İlçesi Fidanbaşı Köyü Kültür Yardımlaşma ve Kalkınma Derneği’nde açıklamalarda bulundu. Kurum’a ziyaretinde, Cumhur İttifakı Kartal Belediye Başkan Adayı Hüseyin Karakaya, AK Parti Kartal İlçe Başkanı Nimet Gündoğdu ve MHP Kartal İlçe Başkanı Zübeyir Kurt da eşlik etti.
Konuşmasında Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı döneminde Karadeniz’de birçok projeyi hayata geçirdiklerini hatırlatan Kurum, “Karadeniz’in iyi gününde, kötü gününde hep yanındaydık. Karadeniz’de seller oldu; biz Kastamonu’da, Rize’de, Giresun’da, Bartın’da, Trabzon’da, Araklı’da milletimizin elini sımsıkı tuttuk, hiç bırakmadık. Bir söz verdik o sözü Trabzon’da yaptığımız konutlarla tuttuk, Çömlekçi’de, Sultan Fatih’in şehri Trabzon’umuza yakışır bir kentsel dönüşüm projesini gerçekleştirdik. Trabzon Meydanı’na gittiğinizde bizim izimizi görürsünüz. Maraş Caddesi’ne gittiğinizde o binalarda yapmış olduğumuz düzenlemelerle bizim izimizi görürsünüz. Avni Aker Stadı’nın olduğu yerde bir millet bahçesiyle birlikte, Trabzonspor’umuzun başarılarının orada ilelebet dalgalanacağını o müzemizi, millet bahçesinde oynayan çocuklarımızın kuş cıvıltıları içerisinde yürüdüğüne şahitlik edersiniz” dedi.
Kurum diğer illerde yapılan projelerle ilgili de, “Rize’ye gittiğinizde, Rize merkez çarşıdaki o dönüşümde milletin, esnafın orada huzurla vakit geçirdiğini görürsünüz. Yapılan konutlarla birlikte dönüşümün gerçekleştirdiğini görürsünüz. Ayder’e gittiğinizde, o dünya güzeli Ayder’imizde yapmış olduğumuz çevre doğa koruma projesini görürsünüz. Kastamonu Bozkurt’ta selden sonraki düzenlediğimiz şehir meydanını, Giresun Dereli’de selden sonra ‘acaba bu ilçe bir daha ayağa kalkar mı?’ dediğiniz yerde, ilçenin yeni modern yüzünü görürsünüz. Ordu’ya gittiğinizde; Ordu’daki millet bahçesini ve oradaki sosyal konutlarla eserlerimizi görürsünüz. Samsun’da, Toybelen’deki sanayi sitemizi, Toybelen’de vatandaşımıza, esnafımıza hazırladığımız projelerimizle esnafımızı mutluluk içerisinde iş yaparken görürsünüz. Hülasa Karadeniz’in her ilinde bu kardeşinizin emeği var. Nerede bir sıkıntı olsa biz milletimizi yalnız bırakmadık, milletimizin elini sımsıkı tuttuk.” şeklinde sıraladı. İstanbul için gece gündüz durmadan çalışacaklarını belirten Kurum, konuşmasına, “Depremlerde, sellerde, yangınlarda beraber mücadele ettik ve şimdi tüm birikimimizle, tüm tecrübemizle, tüm liyakatli kadrolarımızla birlikte ‘Sadece İstanbul’ diyoruz. İstanbul’un meselelerine, İstanbul’un sorunlarına odaklanıyoruz” diye konuştu.
“İstanbul böyle göz ardı edilirse şu günleri mumla arayacağız”
İstanbul’un son 5 yıldır ihmal edildiğini belirten Kurum, “İstanbul’un en büyük sorunlarının başında trafik ve deprem geliyor. İstanbul’umuzda bugün trafik çile haline gelmiş. Maalesef yatırımların yapılmadığı, yapılan yatırımların durdurulduğu, yapılan ihalelerin hafriyat dökülerek iptal edildiği bir 5 yılı yaşadık. Temel atmama törenleriyle tarihe geçen bir İBB yönetimine tanıklık ettik. Bu 5 yıllık süreçte İstanbul için, Kartal için hiçbir mücadele vermeyen, ancak ikbali uğruna, geleceği uğruna, İstanbul’u basamak olarak gören bir yönetimle karşılaştık. Kendi genel başkanını sırtından hançerleyen, dava arkadaşım dediği il başkanını saf dışı bırakan, ablam dediği İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’i yolda bırakan, yolda gittiği herkesi saf dışı bırakan ve bu manada kendi ikbali uğruna İstanbul’u bir basamak olarak gören bir anlayışla şu 5 yılı geçirdik maalesef. Bu 5 yıl İstanbul için çileye dönmüş. Bir taraftan deprem korkusuyla birlikte İstanbullu kardeşlerimizin huzursuzluğunun had safhaya geldiği ve burada yaşamaktan artık mutlu olmadığı bir İstanbul’la karşı karşıyayız” sözleri ile eleştirdi. Megakent için durumun giderek kötüye gittiğinin altını çizen Kurum, “İstanbul böyle göz ardı edilirse, İstanbul’da yaşamak artık bir eziyet haline gelecek. Şu günleri mumla arayacağız, emin olun mumla arayacağız. Eğer müdahale etmezsek; trafikteki çilesi giderek artacak, eğer müdahale etmezsek deprem endişesi her geçen gün daha da artacak, eğer müdahale etmezsek gençler gelecekle ilgili umudunu kaybedecek, eğer müdahale etmezsek 31 Mart’ta kadınlar artık geleceğe olan umudunu kaybedecek. O yüzden biz şunu söylüyoruz; bu işleri yapmak aşk ister, sevda ister, samimiyet ister, liyakatli kadrolarla çalışmak ister” diye konuştu.
“Bizim aynamız, işimiz; referansımız, milletimiz”
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Kurum, 31 Mart seçimlerinin; Türkiye Yüzyılı’nı inşa etmek için önemine vurgu yaptı. Kurum, “Şöyle geriye dönüp baktığınızda Kartal’da İlçe Belediyesi’nin, Büyükşehir Belediyesi’nin yaptığı bir yatırımı görebilir misiniz? Göremezsiniz çünkü yapmadılar. Böyle bir dertleri yok. Kartal’ın geleceği adına bir hayalleri yok. O yüzden 31 Mart işte bu kararları vereceğimiz bir seçimdir” dedi.
Kurum, mevcut İBB yönetimini daha önceki söylemleri nedeniyle eleştirerek, “31 Mart’ta bir tarafta ‘Ayasofya yeniden müze olsun’ diyenler; diğer tarafta ‘Sultan Fatih’in şehrinde ezanlar ilelebet Ayasofya’da yankılansın’ diyenler var. 31 Mart’ta kirli ittifaklarla birlikte İstanbul’a talip olanlar var; diğer tarafta ittifakı 15 Temmuz’da kanla canla kurmuş olan Cumhur İttifakı var. Bir tarafta Kaan’la birlikte göğsümüzü kabartan bir duruş var; diğer tarafta ‘bu kalorifer peteğini bize niye gösterdiniz?’ diye Kaan’ımızla alay edenler var. O yüzden bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın seçimi olacak. Bu seçim, Türkiye Yüzyılı’nın yerli ve milli sanayisiyle birlikte büyümesinin kararı olacak. Bu seçim, 31 Mart’ta çocuklarımızın geleceği adına vereceğimiz kararı ve bu kararla birlikte kaderimizi belirleyecek seçim olacak. Bu seçim, bu şehirde hiçbir vatandaşımızın endişe içerisinde uyumadığı ve bu şehirde tüm riskli binaların dönüşümü için karar verildiği seçim olacak” dedi.
Hizmet Belediyeciliği anlayışı ile yollarına devam edeceklerini söyleyen Kurum, “Biz 22 yıldır Trabzonlu kardeşlerimizle birlikte yol yürüdüğüysek, bu ülkeyi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün hayal ettiği muasır medeniyetler seviyesine çıkarmak için mücadele ettiysek, bu seçimde de o mücadeleyi kaldığı yerden devam ettireceğiz. Gerisi teferruat, gerisi boştur. Bizi hiçbir zaman iftiraların, dedikoduların içerisinde bulamayacaklar. Biz hep çalışan tarafta olacağız. Hep üreten tarafta olacağız. Algı üreten tarafta hiçbir zaman olmadık. Biz hep, milletimiz istediklerini gerçekleştiren tarafta olduk. Kişinin lafına bakılmaz, bizim aynamız; işimiz. Bizim referansımız, milletimizdir. Biz bugüne kadar sırtımızı milletimize yasladık” diyerek sözlerini noktaladı. – İSTANBUL
]]>Zonguldak’ın Devrek ilçesinde AK Parti’nin seçim bürosunun açılışı gerçekleştirildi. Burada toplanan kalabalığa AK Parti Devrek İlçe Başkanı, İl Başkanı Mustafa Çağlayan, Zonguldak Milletvekilleri Muammer Avcı, Saffet Bozkurt ve Ahmet Çolakoğlu hitapta bulundu.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç seçim koordinasyon merkezinin hayırlı olmasını temenni ederken seçime kalan 37 günün ardından sandık başına gidileceğini vurguladı. Özcan Ulupınar ile 26. Dönemde parlamentoda birlikte görev yaptıklarını ifade eden Bakan Yılmaz Tunç, “37 gün kaldı. Hep beraber milletçe sandık başına gideceğiz. Belediye Başkanlarımızı, il genel meclis üyelerimizi, belediye meclis üyelerimizi, muhtarlarımızı seçeceğiz. Yerel yöneticilerimizi seçeceğiz. En doğru kararı bugüne kadar milletimiz 2023 Mayıs seçimlerinde verdiler. İnşallah o karar doğrultusunda da yerel seçimlerde de inşallah vereceklerdir. Devrek’in bir hemşerisi evladı olarak mutlaka burada açılışta bulunmam lazım dedim. Bartın’daki programlara giderken inşallah bu davet nedeniyle de Özcan Ulupınar’a da teşekkür ediyorum. Özcan Ulupınar hepinizin yakından tanıdığı bir isim. Ben kendisini eskiden beri tanıyorum. Parlamentoda beraber görev yaptık. Önemli belediye hizmetlerine Devrek’te imza attı. Bir buçuk dönem, iki dönem belediye başkanlığı yaptıktan sonra parlamentoda milletvekilliği görevi yaptı. Ara dönemdeki kayıp yılları inşallah 31 Mart’ta vereceğiniz karar sonrası süratli bir şekilde telafi edeceğiz” dedi.
“AK Parti’nin kurulma sebebi belediyecilikteki başarısıdır”
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994 yılında CHP’den devraldığı İstanbul’u 4,5 yılda yaşanabilir bir şehir haline getirdiğini hatırlatan Bakan Yılmaz Tunç, AK Parti’nin kurulma sebebinin belediyecilikteki başarısı olduğuna dikkat çekti. Tunç şöyle devam etti:
“Gerçek belediyecilik diyoruz. AK Parti’dir. AK Parti’nin kurulma sebebi belediyecilikteki başarısıdır. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan 1994 yılında CHP’den devraldığı belediyecilik nasıl bir belediyecilikti. Havası solunamayan, suları akmayan, çöpleri toplanamayan, yaşanılamaz hale getirilmiş bir İstanbul’du. O İstanbul’u CHP yönetiminden devraldı. 4.5 yıl gibi çok kısa bir süre içerisinde suları akan, Haliç’i temizlenen, yaşanılabilir hale getirilen, dünya projelerine adım atan bir İstanbul ortaya çıktı. İşte İstanbul’daki o başarı ne yaptı Anadolu’dan görüldü. Bu başarı Anadolu’ya dalga dalga yayıldı. CHP’nin yaşanılamaz hale getirdiği İstanbul’u yaşanılır hale getirdi dedi. 28 Şubat’ta temel hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasından mustarip olan, demokrasi standardının çok aşağıya düşürüldüğü, siyasi krizlerin, terör olayların, faili meçhullerin zirveye çıktığı o 90’lı yılların sıkıntılarından kurtulmak isteyen milletimiz çareyi İstanbul’u kurtaran Türkiye’yi de kurtarır dedi. Recep Tayyip Erdoğan’a ‘Artık sen şu partiyi kur da seni Başbakan yapalım’ dediler. Adeta AK Parti’nin kurulmasını millet zorladı. AK Parti masa başında Recep Tayyip Erdoğan ve arkadaşlarının bir parti kuralım da milletten oy isteyelim diye kurduğu bir parti değil. Bir siyaset mühendisliğinin neticesinde kurduğu bir parti değil. Bu parti millet hareketi. Erdoğan’a ‘Sen İstanbul’da 4.5 yıl öyle başkanlık yaptın ki Türkiye’ye Başbakan olursan bu ülkeyi sıkıntılardan kurtarırsın’ diyerek AK Parti’nin kurulmasını zorladı. 14 ay gibi kısa süre içerisinde iktidara geldi. Bütün partiler sandığa gömüldü.”
“Milletimiz pişman olmadı, 17 sandıkta da tercihi AK Parti’den yana kullandı”
AK Parti’nin iktidara gelmesinin üzerinden 22 yıl geçtiğini, milletin pişman olmadığını ve önüne konulan 17 sandıkta da tercihini AK Parti’den, Cumhur İttifakı’ndan yana kullandığını vurgulayan Bakan Yılmaz Tunç sözlerini şöyle sürdürdü:
“Milletimiz AK Parti’yi iktidara getirdikten sonra aradan 22 yıl geçti. Milletimiz pişman olmadı. Önüne konulan 17 sandıkta da tercihini AK Parti’den Recep Tayyip Erdoğan’dan yana ve son seçimlerde de Cumhur İttifakı’ndan yana kullandı. Neden? Bir sebep olmalı? Bu muhalefet partilerinin söylediği doğru olsaydı tekrar tekrar hem yerel seçimlerde hem genel seçimlerde hem referandumlarda hem Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde tekrar tekrar her sandığa gittiğinde tercihi Recep Tayyip Erdoğan’dan yana kullanır mıydı? 22 yılda Türkiye’nin kronikleşmiş sorunlarını teker teker çöze çöze bugünlere geldik. Hep siyasetimizin merkezine insanı koyduk. İnsanı güçlendirmek lazım dedik. İnsanlarımız eğitimden sağlığa, kültürden sosyal politikalara, adalete. Güvenliğe varıncaya kadar her alanda güçlü insan için çalıştık. İnsan güçlü olacak ki aile güçlü olsun, aile güçlü olacak ki toplum güçlü olsun dedik. İstikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin 81 vilayetini eser ve hizmet siyaseti vizyonuyla icraatlarla eserlerle donattık. Eser deyince Devrek’te aklımıza Veysel Atasoy aklımıza geliyor. Yine daha eskiye gidince Vedat Ali Özkan aklımıza geliyor. İşte o çizgi, o hizmet eser siyaseti 2001’den itibaren AK Parti bu siyaseti markalaştırdı. ve istikrarlı kalkınma hamleleriyle ülkemizin her bir köşesini yatırımlarla donattık. Dünya projeleriyle milletimizi tanıştırdık. Enerjide bağımsızlığımızı ilan ediyoruz. İşte nükleer enerji, işte doğalgaz keşfi. Burada bu doğalgaz yok muydu? Vardı. Hemen karşımızda Karadeniz’de doğalgaz vardı. Ama arayan yoktu. Aramak için yabancı şirketlere ihaleler yapılıyordu. O gemiler gidiyordu oralara. Gittik ama bulamadık deniliyordu. Ne zaman yerli ve milli gemilerimizle sismik araştırma imkanlarımızı yerlileştirdiğimizde Karadeniz’de doğalgazı keşfettik. Gabar’da dağları teröristlerden temizledik petrol fışkırdı.”
“Enerjide bağımsız olmadığımız müddetçe bu ülkenin kalkınması mümkün olmaz”
Cari açığın büyük bir kısmını oluşturan enerji giderini azaltmanın yolunun milli enerji olduğunu aktaran Bakan Yılmaz Tunç, “Milletin alım gücünü artırmak mümkün olmaz. Cari açığımızın büyük bir kısmını oluşturan enerji giderini azaltmanın yolu milli enerji. İşte doğalgazıyla petrolüyle nükleeriyle bunu sağlamanın gayreti içerisindeyiz. Yine savunma sanayimiz yüzde 80 yabancılara muhtaçtık. Terörle mücadelede o nedenle zaafiyet oluyordu. Ama şimdi yüzde 80 yerlilik oranına ulaştı. O sayede terörle mücadele de başarılı oluyoruz. Bakın güneyimizde bir terör devleti kurdurmaya çalıştılar. Buna müsaade etmedik. 30 kilometre dışarıda güvenli bölge oluşturmak için mücadele ettik. Bu uğurda şehitler verdik. Şehitlerimize buradan rahmet diliyoruz. İnşallah onların emanetlerine sahip çıkabilmek için gece gündüz çalışmaya devam edeceğiz. İnsanımızı güçlendirmeye, istikrarlı kalkınma hamleleriyle milletimizin refahını artırmaya devam edeceğiz. Demokrasinin standartlarını artırmaya devam edeceğiz. Hep hukukun üstünlüğüne inanmaya ve adaletin tesisi ve güvenilir adalet için çalışmaya hep beraber devam edeceğiz. Dünyada hakkaniyeti savunmaya mazlumu savunmaya insan haklarını savunmaya devam edeceğiz. İç politikada dengeli hakkaniyetli dış politikamızda da Türkiye eksenini oluşturmaya devam edeceğiz. Türkiye’yi terörden arındırarak her türlü şiddetten arındırarak kadınlarımızı, çocuklarımızı koruyarak huzurlu bir geleceğe çocuklarımızın gençlerimizin daha huzurlu daha müreffeh bir geleceğe taşımanın gayreti içinde olacağız. Milletimize hizmet ederken bu hizmetleri hazmedemeyen Türkiye’nin gelişmesini kalkınmasını bölgesinde lider dünyada bir lider konuma yükselmesini istemeyen şer odaklarıyla mücadele etmeye onlara fırsat vermemeye devam edeceğiz. Gezi olaylarıyla sokakları karıştırmak isteyenler, sokakta darbe arayışına girmek isteyenler başarılı olamayınca masa başında emniyet yargı darbesiyle bunu başaracaklarını zannettiler ama başaramadılar. Sonrasında terörü azdırmaya çalıştılar yine başaramadılar. Yine 15 Temmuz hain darbe kalkışmasına giriştiler milletimizin şanlı direnişiyle, Cumhurbaşkanımızın kararlı duruşuyla karşı karşıya kaldılar ve ülkemiz o şer odaklarından temizlene temizlene bu günlere geldi. Bundan sonra da bu şer odaklarına ve onların maşaları tutan ellere hiçbir zaman fırsat vermeyeceğiz. 37 gün sonra sandık başına giderken öncelikle şehrimizi en güzel kim yönetir ona bakacağız” cümlelerine yer verdi. – ZONGULDAK
]]>“Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır”
İSTANBUL – AK Parti İBB Başkan Adayı Murat Kurum Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum, “CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var” dedi.
AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum’a programda AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Öte yandan Kurum, programda basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
“İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri de yok”
İBB Başkan Adayı Kurum, “Bugün, İstanbul için aralıksız sürdürdüğümüz çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik. Her Adımda Yeniden İstanbul çağrısıyla, vatandaşlarımızla kucaklaşacağımız çalışmaların ilkini başlatmış oluyoruz. İstanbullu kardeşlerimizin bizlerden beklentilerini dinleyeceğiz. Biz milletimizin en zor anında hep yanında olduk. İstanbul’umuzun mahallelerine, sokaklarına karış karış her yerine hizmet etmeye kararlıyız. Şu anda başlatacağımız programda 40 gün boyunca teşkilatlarımızla birlikte milletimizin yanında olup projelerimizi hayallerimizi anlatacağız. CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var. Her seferinde çeşitli söylemlerle gündemi farklı konulara çekerek İstanbul’un geleceğiyle ilgili bir projeleri olmadığını görüyoruz. ‘İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıracağız’ deyip de bu sözlerin tutulmadığını görürsünüz. Diğer tarafta baktığınızda sırtını nereye rastladığını bilmediğimiz kirli kirli ittifaklarla birlikte süreci yönettiklerini görürsünüz. Biz 22 yıldır olduğu gibi hem milletimizle beraber yol yürüdük” dedi.
“Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız”
Mevcut İBB yönetiminin verdiği vaatleri gerçekleştirmediğini belirten Kurum, “Milletimizin zor gününde yanında olduk. Aziz İstanbul’umuzun her sokağında her mahallesinde olacağız çünkü bizim hayallerimiz var. Bizim hayalimiz, İstanbul’u Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri haline getirmektir. Bizim hayalimiz gençlerimize, geleceğimize, kadınlarımıza daha güvenli ve huzurlu bir İstanbul inşa etmektir. Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız. Milletimizle beraber el ele gönül gönülle yol yürüyeceğiz. Milletimizle beraber bu başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz. Artık maske düşmüştür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi şu geçtiğimiz 5 yıl içerisinde başarısız olmuştur. Verdiği vaatleri gerçekleştirmemiştir. İstanbul’u gelecek hedefleri için bir basamak olarak görmüştür. İstanbulluların beklentilerini gerçekleştirmek zorundasınız. Bu şehir dışında ki gündemler ve sorunlar sizi ilgilendirmez. Verdiğiniz sözlerin arkasında durmayarak İstanbul’a hizmet edilmez. İstanbul’a hizmet etmek aşk ister. Cumhur İttifakı’mızla birlikte milletimizle el ele gönül gönülle İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Projelerimizi 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Kandil’den işaret ettikleri ittifak kent uzlaşısı adı altında kirli bir ittifaktır”
DEM Parti ve CHP’nin ittifak yapıp yapmadığına dair soran gazeteciye Kurum şu şekilde cevap verdi: “İstanbul’da mevcut yönetim şu an ne yapacağını bilmiyor ve çaresiz bir durumdadır. Anketlerde de geriye düşmesi sebebiyle kimle nasıl ittifak içerisinde olurum derdiyle dertleniyor. Kent uzlaşısı gibi farklı gündemler getirerek bir çıkış arayışı içerisindedir. Buradaki bu güçlü ses kandili rahatsız ediyor. Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır. Masa etrafında ve altında kimin olduğunu bilmediğimiz, uzantılarının nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz bir uzlaşıdan bahsediyorlar. Milletimiz uzlaşı yapmak isteyenlere 14 ve 28 Mayıs’ta cevabını sandıkta net bir şekilde vermiştir. Milletimiz kapı arkasında o görüşmeleri yaptıklarını çok iyi biliyor. 31 Mart’ta şehitlerimizin, gazilerimizin anneleriyle birlikte kazanacağız. İstanbul için ortaya koyduğumuz hayalleri gerçekleştireceğiz. Bunların heybelerinde bir şey yok. Kandil bizden rahatsız olsun, olmaya da devam etsin. Biz Kandil’i de o yabancı iş birlikçilerini de rahatsız edeceğiz. İstanbul’un geleceği adına yapılması gerekenleri de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Biz bunlara pabuç bırakmadık”
Mevcut İBB yönetiminin Kentsel Dönüşümle ilgili projeleri engelleyip dava açmasını konusunda görüşlerini belirten gazeteciye cevap veren Kurum”Biz kentsel dönüşümü siyaset üstü göreceğiz deyip her alanda bunun siyasetini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Milletimizin yararına ne iş varsa hangi proje varsa onu mahkeme kapılarına taşıyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bunlara pabuç bırakmadık. Biz İstanbul’un geleceği adına yapılması gereken projelerimizi hızlı bir şekilde hayata geçirdik. İstanbul’un 39 ilçesinde devam eden 171 bin Kentsel Dönüşüm Projesi var. Biz İstanbul’un sorunlarıyla alakalı o iradeyi ortaya koyacağız. Marmara Deniz’inde müsilaj çıkınca plajda seferberlik ilan ettik. Tüm belediyelerimizle birlikte yapılması gereken çalışmayı 7 gün 24 saat mesai harcayarak yaptık. Sözler verildi, o gün protokol yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken arıtma tesisleriyle ilgili bir takvim süreci vardı. Ama gelinen süreçte o takvime uymadılar. Yapılması gereken arıtma projelerini gerçekleştirmediler. Üstüne üstlük bir de Haliç’te projesi, yatırımı, kredisi her şeyi hazır olan Silahtarağa Arıtma Tesisi’ni iptal ettiler. Orada dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, karşılaşmayacağınız bir ‘temel atmama töreni’ yaptılar. Yapraklardan alkış bekleyerek o törene bir de para harcadılar. O törene harcadığın parayla algı yöneteceğine milletin, İstanbul’un faydasına bir iş gerçekleştirirsin. Bunların böyle bir derdi yok. O yüzden biz Marmara’yı da koruyacağız” ifadelerini kullandı.
]]>AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkan Adayı Murat Kurum, Üsküdar’da düzenlenen ‘Her Adımda Yeniden İstanbul 39 İlçe Hane Ziyaretleri Basın Açıklaması’ programına katıldı. Kurum’a programda AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, AK Parti Üsküdar İlçe Başkanı Erdem Demir eşlik etti. Programda ilgiyle karşılanan Kurum sohbet edip hatıra fotoğrafı çektirdi. Öte yandan Kurum, programda basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
“İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri de yok”
İBB Başkan Adayı Kurum, “Bugün, İstanbul için aralıksız sürdürdüğümüz çalışmalarımıza bir yenisini daha ekledik. Her Adımda Yeniden İstanbul çağrısıyla, vatandaşlarımızla kucaklaşacağımız çalışmaların ilkini başlatmış oluyoruz. İstanbullu kardeşlerimizin bizlerden beklentilerini dinleyeceğiz. Biz milletimizin en zor anında hep yanında olduk. İstanbul’umuzun mahallelerine, sokaklarına karış karış her yerine hizmet etmeye kararlıyız. Şu anda başlatacağımız programda 40 gün boyunca teşkilatlarımızla birlikte milletimizin yanında olup projelerimizi hayallerimizi anlatacağız. CHP’li İBB yönetiminin bu projelerde eleştirecekleri bir konu olmadığı gibi kendilerinin de İstanbul’un geleceğine dair bir hedefleri yok. İBB yönetiminin milletimize sunacakları bir projeleri yok. İstanbul’un geleceğine dair bir adım atmadıkları gibi atanlara da engel olmak için çabalayan bir yönetim var. Her seferinde çeşitli söylemlerle gündemi farklı konulara çekerek İstanbul’un geleceğiyle ilgili bir projeleri olmadığını görüyoruz. ‘İstanbul’a milyonlarca metrekare yeşil alan kazandıracağız’ deyip de bu sözlerin tutulmadığını görürsünüz. Diğer tarafta baktığınızda sırtını nereye rastladığını bilmediğimiz kirli kirli ittifaklarla birlikte süreci yönettiklerini görürsünüz. Biz 22 yıldır olduğu gibi hem milletimizle beraber yol yürüdük” dedi.
“Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız”
Mevcut İBB yönetiminin verdiği vaatleri gerçekleştirmediğini belirten Kurum, “Milletimizin zor gününde yanında olduk. Aziz İstanbul’umuzun her sokağında her mahallesinde olacağız çünkü bizim hayallerimiz var. Bizim hayalimiz, İstanbul’u Türkiye Yüzyılı’nın parlayan şehri haline getirmektir. Bizim hayalimiz gençlerimize, geleceğimize, kadınlarımıza daha güvenli ve huzurlu bir İstanbul inşa etmektir. Onlar hangi ittifak içerisinde olursa olsun, kimlerle masaya oturursa otursun biz hep milletin masasında olacağız. Milletimizle beraber el ele gönül gönülle yol yürüyeceğiz. Milletimizle beraber bu başarı hikayelerini yazmaya devam edeceğiz. Artık maske düşmüştür. İstanbul Büyükşehir Belediyesi şu geçtiğimiz 5 yıl içerisinde başarısız olmuştur. Verdiği vaatleri gerçekleştirmemiştir. İstanbul’u gelecek hedefleri için bir basamak olarak görmüştür. İstanbulluların beklentilerini gerçekleştirmek zorundasınız. Bu şehir dışında ki gündemler ve sorunlar sizi ilgilendirmez. Verdiğiniz sözlerin arkasında durmayarak İstanbul’a hizmet edilmez. İstanbul’a hizmet etmek aşk ister. Cumhur İttifakı’mızla birlikte milletimizle el ele gönül gönülle İstanbul’un her anında hep yanında olacağız. Projelerimizi 31 Mart akşamı İstanbullu kardeşlerimizle birlikte gerçekleştireceğiz” şeklinde konuştu.
“Kandil’den işaret ettikleri ittifak kent uzlaşısı adı altında kirli bir ittifaktır”
DEM Parti ve CHP’nin ittifak yapıp yapmadığıyla ilgili soru üzerine Kurum, “İstanbul’da mevcut yönetim şu an ne yapacağını bilmiyor ve çaresiz bir durumdadır. Anketlerde de geriye düşmesi sebebiyle kimle nasıl ittifak içerisinde olurum derdiyle dertleniyor. Kent uzlaşısı gibi farklı gündemler getirerek bir çıkış arayışı içerisindedir. Buradaki bu güçlü ses kandili rahatsız ediyor. Kandil’den işaret ettikleri ittifak ‘kent uzlaşısı’ adı altında kirli bir ittifaktır. Masa etrafında ve altında kimin olduğunu bilmediğimiz, uzantılarının nerede olduğunu çok iyi bildiğimiz bir uzlaşıdan bahsediyorlar. Milletimiz uzlaşı yapmak isteyenlere 14 ve 28 Mayıs’ta cevabını sandıkta net bir şekilde vermiştir. Milletimiz kapı arkasında o görüşmeleri yaptıklarını çok iyi biliyor. 31 Mart’ta şehitlerimizin, gazilerimizin anneleriyle birlikte kazanacağız. İstanbul için ortaya koyduğumuz hayalleri gerçekleştireceğiz. Bunların heybelerinde bir şey yok. Kandil bizden rahatsız olsun, olmaya da devam etsin. Biz Kandil’i de o yabancı iş birlikçilerini de rahatsız edeceğiz. İstanbul’un geleceği adına yapılması gerekenleri de birer birer hayata geçireceğiz” şeklinde konuştu.
“Biz bunlara pabuç bırakmadık”
Mevcut İBB yönetiminin Kentsel Dönüşümle ilgili projeleri engelleyip dava açmasını konusunda görüşlerini belirten gazeteciye cevap veren Kurum, “Biz kentsel dönüşümü siyaset üstü göreceğiz deyip her alanda bunun siyasetini yapan bir anlayışla karşı karşıyayız. Milletimizin yararına ne iş varsa hangi proje varsa onu mahkeme kapılarına taşıyan bir anlayışla karşı karşıyayız. Biz bunlara pabuç bırakmadık. Biz İstanbul’un geleceği adına yapılması gereken projelerimizi hızlı bir şekilde hayata geçirdik. İstanbul’un 39 ilçesinde devam eden 171 bin Kentsel Dönüşüm Projesi var. Biz İstanbul’un sorunlarıyla alakalı o iradeyi ortaya koyacağız. Marmara Deniz’inde müsilaj çıkınca plajda seferberlik ilan ettik. Tüm belediyelerimizle birlikte yapılması gereken çalışmayı 7 gün 24 saat mesai harcayarak yaptık. Sözler verildi, o gün protokol yapıldı. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin yapması gereken arıtma tesisleriyle ilgili bir takvim süreci vardı. Ama gelinen süreçte o takvime uymadılar. Yapılması gereken arıtma projelerini gerçekleştirmediler. Üstüne üstlük bir de Haliç’te projesi, yatırımı, kredisi her şeyi hazır olan Silahtarağa Arıtma Tesisi’ni iptal ettiler. Orada dünyanın hiçbir yerinde göremeyeceğiniz, karşılaşmayacağınız bir ‘temel atmama töreni’ yaptılar. Yapraklardan alkış bekleyerek o törene bir de para harcadılar. O törene harcadığın parayla algı yöneteceğine milletin, İstanbul’un faydasına bir iş gerçekleştirirsin. Bunların böyle bir derdi yok. O yüzden biz Marmara’yı da koruyacağız” ifadelerini kullandı. – İSTANBUL
]]>ADALET Bakanı Yılmaz Tunç, “21 yılda ülkemizi dünya projeleriyle tanıştırdık. Enerjide bağımsızlığımızı ilan etmek için doğal gazından nükleer santraline kadar adımlar attık. Savunma sanayisinde hep dışa bağımlı olan Türkiye, bugün yüzde 80 yerlilik oranını yakaladı. Eğitimde okullaşma oranları, her ile üniversite kurulması, barajlar, tüneller yapıldı. İşte bu nedenle milletimiz, konulan sandıkta tercihini Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmıştır” dedi.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç ve AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Çiğdem Karaaslan, Bartın Kültür Merkezi Salonu’nda AK Parti Bartın ve ilçe belediye başkan adaylarının tanıtım toplantısına katıldı. Toplantıda konuşan Adalet Bakanı Yılmaz Tunç, “21 yılda ülkemizi dünya projeleriyle tanıştırdık. Enerjide bağımsızlığımızı ilan etmek için doğal gazından nükleer santraline kadar adımlar attık. Savunma sanayisinde hep dışa bağımlı olan Türkiye, bugün yüzde 80 yerlilik oranını yakaladı. Eğitimde okullaşma oranları, her ile üniversite kurulması, barajlar, tüneller yapıldı. İşte bu nedenle milletimiz önüne konulan sandıkta tercihini Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti’den ve Cumhur İttifakı’ndan yana kullanmıştır. Türkiye’nin ilerlemesini kalkınmasını istemeyen şer güçler de hiç boş durmadı. 367 krizleri, parti kapatma davaları, Gezi olayları, 17-25 Aralık yargı ve emniyet darbe girişimleri, 15 Temmuz hain FETÖ kalkışması ile karşı karşıya kaldık. Terörü azdırmaya çalıştılar ve ülkeyi bir kaosa sürüklemeye çalıştılar. Tüm bunları milletimizin desteğiyle açtık ve demokrasinin standardını yükselttik. Büyük reformlar yaptık. Anayasamızda önemli değişiklikler gerçekleştirdik. Kadın haklarını güçlendirdik. Çocukların korunmasıyla ilgili düzenlemeleri anayasal güvenceye kavuşturduk. Temel hak ve özgürlüklerin alanını genişlettik. Hak arama yollarını artırdık. Bireysel başvuru yolu, kamu denetçiliğinin kurulması, bilgi edinilmesi gibi çok önemli anayasal güvencelere de milletimizin desteğini sağladık. Yargıda birliği sağladık, askeri yargıyı kaldırdık. Bu ülke, sivillerin askeri yargıda yargılandığı dönemleri yaşadı. Darbeciler yargılanamaz diye bir madde vardı anayasada, milletimizin desteğiyle kaldırdık. Sıkıyönetim ilan edilebilir diye bir madde vardı anayasada, bunları kaldırdık. Hakimler Savcılar Kurulu’nu, Anayasa Mahkemesi’nin yapısını, Yüksek Askeri Şura’nın yapısını, Milli Güvenlik Kurulu’nun yapısını daha demokratik hale getirdik. Demokratik hukuk devleti ilkesini güçlendirdik. Tüm bunlar yeterli mi? Yetmez diyoruz elbette ki. Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemiyle Türkiye’de yeni bir dönemi başlattık. Halkın doğrudan doğruya yürütmeyi belirlediği, demokrasiyi ve Cumhuriyet’i güçlendiren hükümet sistemine adım attık. İlk dönemini geride bıraktık. Şimdi ikinci dönemini yaşıyoruz. Hedefimiz anayasamızda demokratik reformların taçlandırılmasını da inşallah yeni katılımcı, demokratik, sivil bir anayasayı yaparak inşallah ‘Türkiye Yüzyılı’na başlamak istiyoruz. Bunun için de 28’nci dönem parlamentosunda bir uzlaşma sağlanır ve bu uzlaşma sayesinde de milletimize olan borcumuzu yerine getirmiş oluruz” dedi.
‘BÜTÜN BELEDİYELERE DESTEK OLUYORUZ’
Yerel yönetimlerin hükümetle uyumlu çalışması gerektiğine vurgu yapan Bakan Tunç, “Belediye başkanlarımızın uyumlu çalışması, hükümetle uyumlu çalışması konusunu söylediğimizde maalesef bunu bazı yerlere çekmeye çalışıyorlar. İşte ‘muhalefet belediyeye yardım etmeyecek misiniz? Siz bunu mu söylüyorsunuz?’ diyorlar. Tamamen bir çarpıtmadan ibaret bu, bütün belediyelere hükümet eşit oranda paylarını veriyor, nüfusa göre ve oranını ortaya koymuş. Durumuna göre hesaplanan bir kriter var ve ona göre bütün belediyelere merkezi hükümetten pay ediyor ve en büyük payı da İstanbul Büyükşehir Belediyesi alıyor. Ankara Büyükşehir ve dolayısıyla nüfusa göre verilen bir ödenek var. Ama bunun yanı sıra bazı belediye başkanlarımız özellikle hükümet ve iktidarla uyumlu çalışan belediye başkanları ise sürekli proje üreterek o projelerin hayata geçmesi için belediye bütçesinin dışında da şehrin diğer hükümet yatırımlarını ilgilendiren konularda da hem istişare halinde olduğu için bu şehirler için büyük avantaj oluyordu. Anadolu’nun değişik yerlerini geziyorsunuz ve diyorsunuz ki burada Recep Tayyip Erdoğan’la uyumlu çalışan bir belediye başkanı var. İşte o nedenle bakın burada köprülü kavşaklar var. İşte o nedenle buraya hızlı trenler geliyor. İşte bu uyum sayesinde o planlar, projeler hayata geçiriliyor. O nedenle uyumun çok önemi var. Bartın’da da inşallah Cumhur İttifakı’yla il merkezimizde ilçelerimizin tamamında ve beldelerimizde bu uyumu bu seçimde inşallah sağlamış olacağız” dedi.
Konuşmaların ardından Amasra, Ulus, Kurucaşile ilçeleri, Abdipaşa, Kozcağız, Hasankadı ve Kumluca beldelerinin belediye başkan adayları açıklanarak, hatıra fotoğrafı çektirildi.
]]>