(TBMM) – CHP NiğdeMilletvekiliÖmer Fethi Gürer, TBMM Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, “Meclis olarak yapacak işlerimiz yok mu? Haftaya 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmenlerimizin özlük hakları ile düzenleme ihtiyacı var. Öğretmenlere 24 Kasım için önceki bakanın bir ikramiye sözü vardı. Aradan geçen sürede bu müjde hiç gelmedi. Keşke bu kanun teklifinin içinde her yıl öğretmenlere 24 Kasım’da bir maaş ikramiye verilsin müjdesi olsaydı” dedi.
TBMM Genel Kurulu’nda Ateşli silahlar ve yetkisiz çakar kullanımına ilişkin ceza hükümleri ile iç güvenlik alanında düzenlemeler içeren 46 maddelik Dahiliye Memurları Kanunu ve Bazı Kanunlar ile 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin ikinci bölümü görüşmeleri devam ediyor.
CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Kanun teklifinin 13 maddesi Anayasa Mahkemesi tarafından hukuksuz bulunarak iptal edilen maddelerden oluşuyor. Son bir ayda Meclis’e gelen kanun tekliflerinde Anayasa Mahkemesi’nin iptal ederek yeniden görüştüğümüz madde sayısı, kanun teklif sayısı 50’nin üzerinde. Bugün komisyona gittim. Orada da yine 13 tane Anayasa Mahkemesi’nden gelen kanun teklifi yeniden görüşülüyor. Meclis bu tür hukuksuzluğa neden alet ediliyor? Anayasa Mahkemesi iki yıllık sürede iptal ettiği için iki yıl süresince Anayasa Mahkemesi’nin hukuksuz bulduğu kanun ne yazık ki bu ülkede uygulanıyor. Böyle bir durumu içimize nasıl sindiriyoruz? Sonrasında iptal edilen maddelerde küçük değişiklikler yaparak hukuksuzluğun arkasından dolanmaya çalışıyoruz.
“Meclis’in saygınlığına gölge düşürüyoruz”
Bakınız teklif neler içeriyor; kaymakamlık sınavları, ateşsiz sınavlar, Afet Başkanlığı ek göstergesi, lisans mezunu astsubay hakları, araç kiralama, jandarma ve sahil güvenlik düzenlemesi, araç çakarları, özel güvenlik, yabancılara geçici ikamet, dernek lokalleri, mahalle bekçileri… Bu torba teklifini bari temel kanun teklifi olarak arkadaşlarımız getirsin de bir inandırıcılığı olsun. Bakanlık bürokrasisi hazırlıyor, bakan kendi kanun teklifini sahiplenemediği için milletvekili arkadaşlarımızın imzalarıyla da Meclis’e geliyor. Meclis’in saygınlığına gölge düşürüyoruz.
Meclis olarak yapacak işlerimiz yok mu? Haftaya 24 Kasım Öğretmenler Günü. Öğretmenlerimizin özlük hakları ile düzenleme ihtiyacı var. Öğretmenlere 24 Kasım için önceki Bakan’ın bir ikramiye sözü vardı. Aradan geçen sürede bu müjde hiç gelmedi. Keşke bu kanun tekliifnin içinde her yıl öğretmenlere 24 Kasım’da bir maaş ikramiye verilsin müjdesi de olsaydı. Bir nedenle öğrenciliği bırakmak zorunda kalıp okumak isteyen gençlerimize af gelseydi. Bu gençlerimiz yeniden okulda bulunsun. Zaten çoğu mezun oldu mu iş bulamıyor ama en azından evde bir diploması olsun. Anne baba sevinsin. Burslarla ilgili, 2 bin liralık burs öğrencinin ihtiyacını karşılayacak bir tutar değil. Burs artırımıyla ilgili bir kanun teklifi olsaydı da hep birlikte bunu destekleseydik.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Sayyiğit, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, kaybolduktan 18 gün sonra Van Gölü kıyısında cansız bedeni bulunan 21 yaşındaki Rojin Kabaiş’le ilgili yürütülen soruşturmayı değerlendirdi.
Rojin’in ailesiyle bağı ve kaybolduğu günkü davranışları incelendiğinde şüpheli bir durumun göze çarpmadığını dile getiren Sayyiğit, “Böyle bir vakada aslında saatler değil dakikalar bile kritikken, ailesine bir gün sonra haber veriliyor; kolluk güçlerine geç bilgi aktarılıyor; havanın kararmasıyla arama çalışmaları durduruluyor. Olayın başından sonuna kadar söz konusu vaka intihar ön kabulüyle ele alınıyor. Kamuoyuna da sıradan bir intihar vakası olarak yansıtılmaya çalışıldı.” diye konuştu.
Olaya yönelik şüphelilerin üzerine gidilmediğini, arama kurtarma çalışmalarının etkin bir şekilde gerçekleştirilmediğini ileri süren Sayyiğit, genç kızın bedeninde darp izlerinin olduğunun bilindiğini belirterek, “Rojin Kabaiş dosyası ‘intihar’ denilerek kapatılamaz. Biz kadınlar, buna asla izin vermeyeceğiz.” dedi.
“Ömer Öcalanİmralı ziyareti gerçekleştirirken olması manidar”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, TUSAŞ’ın Kahramankazan’daki yerleşkesini hedef alan terör saldırısını lanetlediğini belirterek, “Sivil siyaset alanında demokratik çalışmalar yapmaya çalışan bizler için kabul edilemez bir saldırı. Kürt meselesinin çözümü noktasında adımlar atılırken, milletvekili arkadaşımız Ömer Öcalan, İmralı ziyareti gerçekleştirirken bu tür hadiselerin olması, son derece manidar ve üzücü. Meselenin silahla halledilemeyeceği apaçık ortadayken, halen bu tür saldırıların olması kabul edilemez.” değerlendirmesinde bulundu.
Bölgenin barıştan başka bir çaresinin olmadığını ifade eden Gergerlioğlu, “Sıkıntılar, çatışmalar, çıkmaz yollar olabilir fakat bunları bir şekilde siyaset içinde konuşarak, birlikte tartışarak, çözümler bulmaya çalışarak aşacağız. Başka bir çaremiz yok.” diye konuştu.
“Yenidoğan çetesi” soruşturmasına da değinen Gergerlioğlu, “Biz performans sistemini hep eleştirdik, kabul etmedik. Sayıya değil, kaliteye bakılması gerektiğinin altını hep çizdik.” dedi.
Bu konularda Sağlık Bakanlığına ilettiği yazılı soru önergelerine yanıt alamadığını anlatan Gergerlioğlu, “Onlardan birine cevap verilseydi, yüzlerce bebek ölmemiş olabilirdi.” ifadesini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>AK Parti Gümüşhane MilletvekiliCelalettin Köse, toplantının ardından yaptığı açıklamada, görev sürecinde gerçekleştirilen ve hedeflerindeki projeler hakkında bilgilendirmede bulundu.
Kelkit ilçesi Sadak köyünde devam eden Satala Antik Kenti kazısının 2027 sonuna kadar ödenek problemi yaşanmadan devam edileceğini belirten Köse, Satala Antik Kenti’nden çıkartılan Geç Roma Dönemi’ne ait “Lorica Squamata” modeli zırhın 3 yıl süren restorasyon çalışmalarının ardından Gümüşhane Kent Müzesi’nde sergilenmeye başladığını aktardı.
Köse, “1800’lü yılların sonunda İngiltere’ye götürülen, oradaki British Museum’da sergilenen Afrodit heykelinin, iki ülke bakanlıkları arasındaki resmi yazışma süreçlerini başlatılıp Gümüşhane Müzesinde sergilenmesi için çaba göstereceğiz. Bunun da çalışmalarını başlattık.” ifadelerini kullandı.
Kentte sağlık alanında yapılan çalışmalara değinen Köse, ??????? Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığından Gümüşhane İl Özel İdaresi’ne 400 ton ücretsiz bitüm desteği olduğunu, bir ton bitümün 20 ton asfalt yaptığını kaydetti.
Köse, asfaltlama çalışmaları hakkında bilgi vererek, şöyle devam etti:
“Havalar iyi giderse Kasım ayının 15’ine kadar İl Özel İdaresinin depolarında 400 ton asfalta dönüştürülecek bitümü var. Gümüşhane’nin dört bir tarafında asfalt çalışmaları başlatıldı. Gümüşhane’nin en uzak köylerinden merkeze kadar asfalt çalışması yapılıyor. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, bizim bölgeden oluşu, Gümüşhane’nin kara yolları ağını çok iyi biliyor olması neticesinde bize önemli katkılarda bulundu. Allah’ın izniyle şehir geçişi projesi de yapılacak.”
Köse, Gümüşhane’nin güzelliklerini turizme kazandırmak için çalışmak, çabalamak gibi görev ve sorumlulukları olduğunu vurgulayarak, “Bir kısmını başardık. Hedeflerimiz var. İnşallah onları da başaracağız. Çakırgöl, Santa Harabeleri, Taşköprü Yaylası, Krom Vadisi, Camiboğazı Yaylası, Karaca Mağarası, Torul cam seyir terası, Artabel ve Zigana, her birini birbiriyle bağlantılı turizm destinasyonları haline getirebilirsek, birbirine bağlayabilmek, hedeflerimiz arasında bu da var.” diye konuştu.
Gümüşhane- Bayburt Havalimanı’ndaki çalışmalar hakkında bilgi veren Köse, “Çalışmalar önümüzdeki seneden itibaren devam edecek. Pist tamamlandı. Kule tamamlanmak üzere. Terminal binasının da yapılmasıyla havalimanı açılmış olacak.” dedi.
Toplantıya, İl Genel Meclisi Eşref Balki, Merkez İlçe Başkanı İbrahim Taş, Gençlik Kolları Başkanı Umut Tokel, STK temsilcileri ve basın mensupları katıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>(İSTANBUL) – İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç, yeni adli yılın başlaması nedeniyle Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’nde yaptığı açıklamada, “AYM’nin ‘Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde’ olduğuna ilişkin kararı derhal uygulanmalı, meslektaşımız HatayMilletvekili Av. Ş. Can Atalay serbest bırakılmalıdır” dedi. İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Ali Gürbüz de, “Yargı bağımsızlığına, avukatların özgürce mesleklerini icra etmelerine yönelik saldırılar, demokrasi ve özgürlükler adına kara bir leke olarak tarihimize kazınmaktadır” açıklamasını yaptı.
İstanbul’da yeni adli yılın açılışı nedeniyle Bakırköy Adliyesi’nde tören düzenlendi. Törene İstanbul Valisi Davut Gül’ün yanı sıra il protokolü, İstanbul’daki adliyelerde görevli savcı ve hakimler katıldı. Bakırköy’deki törenin ardından İstanbul Barosu 2024-2025 adli yılının ilk iş gününde İstanbul Adalet Sarayı’nda basın açıklaması düzenledi. İstanbul Barosu Başkanı Filiz Saraç yaptığı açıklamada şunları söyledi:
Görevi başında şehit edilen avukatları saygı ve rahmetle anıyoruz
“Adalet ve hak mücadelesine yüreğini ve emeğini koymuş meslektaşlarımızın, hakim ve savcıların, adliye personelinin, tüm yurttaşlarımızın yeni adli yılını kutluyoruz. Yeni adli yılın; Avukatların öldürülmediği, şiddete uğramadığı, mesleğimizin ifası için gittikleri adliyelerde, cezaevlerinde, göç idarelerinde ve karakollarda engellenmediği, ekonomik sorunlarının çözüldüğü bir adli yıl olmasını temenni ediyoruz. Mesleklerini ifa ettikleri sırada görevleri başında şehit edilen Av. Ersin Arslan, Av. Servet Bakırtaş ve tüm meslek şehitlerimizi saygıyla anıyoruz.
Ülkemizde yargıya güven kalmamıştır
Ülkemizde bugün yargı bağımsızlığı ve yargıya güven kalmamıştır. Yeni adli yıla girerken ne yazık ki yargının daha da bağımlı hale geldiği ve yargı makamlarının önemli konularda mevcut iktidardan bağımsız karar veremediği örneklerle dolu ve yargıya güveni temelinden sarsan, hukuk devletini derinden yaralayan, tutukluluğun gözdağı, cezalandırma ve baskı aracı olarak kullanıldığı dönemlerden geçiyoruz.
Can Atalay serbest bırakılmalıdır
Geçen adli yıl boyunca ülkemizde temel hak ihlalleri artarak devam etmiştir. Yargılamalardaki temel hak ihlalleri konusunda karar veren Anayasa Mahkemesi (AYM) kararlarının uygulanmaması, yargı sistemine ve hukuk devletine büyük zarar vermiştir. AYM’nin ‘Can Atalay’ın milletvekilliğinin düşmesinin yok hükmünde’ olduğuna ilişkin kararı derhal uygulanmalı, meslektaşımız Hatay Milletvekili Av. Ş. Can Atalay serbest bırakılmalıdır.
İfade özgürlüğü de büyük darbeler aldı
Geçen dönemde ifade özgürlüğü de büyük darbeler almıştır. Sosyal medya platformlarından biri gerekçesi açıklanmadan erişime kapatılarak yurttaşların ifade ve haberleşme özgürlüğünün engellendiği gibi bu yapılırken karar gerekçeleri açıklanmayarak yurttaşın hem gerekçeli karar hakkı hem de yargısal denetim engellenmiştir.
Depremlere ilişkin yargılamalarda cezasızlık politikası terkedilmelidir
Afetlerde en önemli yaşam hakkı ihlal edilmektedir. 6 Şubat depreminin büyük acısını yaşadık. 17 Ağustos’un üzerinden çeyrek asır, 6 Şubat’ın üzerinden 1,5 yıl geçmesine rağmen afetin yönetiminde bir yol alınmamıştır. Depremlere ilişkin yargılamalarda cezasızlık politikası terk edilmelidir. Etkin şekilde soruşturulmalı, sorumlular zincirindeki herkes yargı önüne çıkarılmalıdır.
Yargıda KDV olmaz
Yargılama harç ve tebligat giderlerine yapılan zamlar, hak arama özgürlüğünü kısıtlamakta ve yurttaşlarımızın adalete erişim hakkını ihlal etmektedir. Yargı hizmetinden yararlanmak her yurttaşın hakkıdır. Yargıda KDV olmaz. Olmamalıdır! CMK ve Adli Yardım hizmetlerinde vergi tamamen kaldırılmalıdır. Yoksul yurttaşlarımızın adalete erişimini sağlayan ve başvurucuların yüzde 91’i kadın yurttaşlarımız olan Adli Yardım sisteminin güçlendirilmesi büyük önem taşımaktadır. Ancak bu sistemde özveriyle görev yapan meslektaşlarımızın emeklerinin karşılığı olan vekalet ücretleri Bakanlık tarafından aylardır ödenmemektedir.
İstanbul Barosu olarak, 146 yıllık çizgimize uygun olarak hukukun üstünlüğünü savunmaya ve adaletsizliklere karşı durmaya kararlıyız. Yeni adli yılın, adaletin bağımsız ve tarafsız ve herkes için eşit şekilde işlediği bir yıl olmasını diliyoruz. Meslektaşlarımızın ve yargının tüm paydaşlarının, emekçilerinin adli yılını tekrar kutluyor, başarılı bir dönem bekliyoruz.”
“Hukuk devleti ayaklar altında”
İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı ve ekim ayında yapılacak seçimlerde baro başkanlığına aday olan Avukat Ali Gürbüz de adli yıl açılışıyla ilgili bir açıklama yaptı. Türkiye’de hukuk devletinin ayaklar altında olduğunu vurgulayan Gürbüz, “Yeni bir adli yıla girerken, adaletin kutsal ışığını savunan, hukukun üstünlüğüne inanan ve mesleğimizi onurla icra eden siz değerli meslektaşlarımı en içten duygularımla selamlıyorum. Adalet arayışı yolculuğumuzda bir kez daha bir araya geliyoruz ve bu yolda yürümekten asla vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha hatırlatıyoruz.
Avukatlık, yalnızca bir meslek değil, bir onurdur. Bu onur, hakikatin peşinde koşmaktan, adaleti savunmaktan ve hukukun üstünlüğünü korumaktan gelir. Avukat, toplumun vicdanıdır. Bizler, bu vicdanı susturmaya çalışan her türlü baskıya, keyfiliğe ve hukuksuzluğa karşı dimdik durmalıyız.” dedi. Gürbüz’ün açıklaması şu ifadelerle devam etti:
“Yargı bağımsızlığına yönelik saldırılar, demokrasi ve özgürlükler adına kara bir leke olarak tarihimize kazınmaktadır”
“Ancak ne yazık ki, son yıllarda ülkemizde hukuk devleti ilkesinin ayaklar altında olduğunu, hukukun üstünlüğü ilkesinin yerini keyfi uygulamaların, baskının ve adaletsizliğin aldığını görmekteyiz. Yargının bağımsızlığına, avukatların özgürce mesleklerini icra etmelerine yönelik saldırılar, demokrasi ve özgürlükler adına kara bir leke olarak tarihimize kazınmaktadır. Bu adli yıl açılışında, mesleğimizi ve hukuku savunmanın, her zamankinden daha önemli ve elzem olduğunu biliyoruz. Biz avukatlar, adaletin, özgürlüğün ve eşitliğin yılmaz savunucuları olarak, bu ilkelere zarar veren her türlü girişime karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz.
“Hukukun üstünlüğüne inancımızı en güçlü şekilde savunacağız”
Yeni adli yılda da, meslektaş olmanın onurunu, birlikteliğimizin gücünü ve hukukun üstünlüğüne olan inancımızı en güçlü şekilde haykıracağız. Bu vesileyle, hukukun üstünlüğünü sağlamak için yorulmadan çalışacağımızı, adaleti savunmanın ve korumanın her zaman önceliğimiz olacağını bir kez daha beyan ediyorum. Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere miras bıraktığı devrimler, Cumhuriyetimizin temel değerleri ve laiklik anlayışı, yolumuzu aydınlatan en güçlü rehberimiz olmaya devam edecektir. Atatürk’ün ‘Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir’ sözünden ilham alarak, hukuk devleti ve laiklik ilkesine sahip çıkacağımıza, ülkemizin aydınlık geleceği için mücadelemizi sürdüreceğimize olan inancımız tamdır.
Yaşasın adalet, yaşasın hukuk, yaşasın Avukatlık! Adli yılımız kutlu olsun.”
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Karaca, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde unutulmaz bir anı yaşadıklarını, Başkanlık Divanında ilk kez 3 kadın milletvekilinin yer aldığını söyledi.
Karaca, “Bu önemli tarihsel kilometre taşı, kadınların temsil gücünü ve cinsiyet eşitliğini ön plana çıkarıyor. Başkanlık Divanında 3 kadının bir araya gelmesi, kadınların seslerini duyurmasını sağlayarak toplumun her kesiminde eşitlik ve kapsayıcılık için örnek teşkil ediyor.” dedi. Karaca, bu tarihsel olayın, kadın temsilinin artışını, toplumsal cinsiyet eşitliğini güçlendirme çabalarını destekleyeceğine inandığını dile getirdi.
TBMM Başkanvekili Karaca, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Ankara Milletvekili Ahmet Fethan Baykoç, “Siyonizm sorunu, Filistin gerçeği”, DEM Parti Şanlıurfa Milletvekili Ferit Şenyaşar “Şanlıurfa’nın yerel sorunları” ve CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan “6 Mayıs 1972’de gerçekleştirilen idamların 52. yılında Deniz Gezmiş, Yusuf Arslan, Hüseyin İnan” konularında birer konuşma yaptı.
AK Parti Ankara Milletvekili Baykoç, bugün barbarlığın medeniyete, kutsal olmayanın kutsal olana, İsrail’in insanlığa ve insan haklarına savaş açtığını belirterek, “Siyonizm sorundur, Filistin gerçektir.” dedi.
CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının eylemleri nedeniyle değil fikirleri nedeniyle idam edildiklerini ifade ederek, “Deniz Gezmiş ve arkadaşları anayasayı ortadan kaldırdıkları için değil anayasa tam uygulansın dedikleri için idam edildiler.” diye konuştu.
Genel Kurulda “1400 sene” tartışması
Akdoğan’ın, “Ey zalimler, ister kaymakam olun ister vali, ister hakim olun ister savcı, ister vekil olun ister bakan, boşa çiğniyorsunuz yalan dünyayı. 1400 senedir yapıyorsunuz bunu. Nesimi’nin derisini yüzerken yaptınız bunu. Hallac-ı Mansur’u asarken yaptınız bunu. Kubilay’ın başını keserken yaptınız bunu.” sözleri Genel Kurulda tartışmalara neden oldu.
AK Parti milletvekilleri, Akdoğan’ın “1400 senedir” sözleriyle ne demek istediğini açıklamasını istedi.
AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, “1400 senedir demek bu ülkenin Müslümanlarına çok ciddi iftira ve hakaret etmek demektir.” diyerek, Akdoğan’ın özür dilemesini istedi.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının asılması için o dönem Meclis’e bir kanun teklifi geldiğini anımsatan Usta, kanun teklifine CHP’den 28 milletvekilinin kabul oyu verdiğini anımsatarak, “O zaman bu idama evet oyu veren CHP’li 28 milletvekili utanmayacak da kim utanacak.” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın, Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamına toplam 48 ret oyu verildiğini, bunlardan 47’sinin CHP oyu olduğunu söyledi. Bunların içinde İsmet İnönü ve Bülent Ecevit’in oylarının da olduğunu, bununla gurur duyduklarını ifade eden Günaydın, “273 kabul var. O kabulün içerisinde 28 CHP’linin de oyu var. O 28 CHP’linin 1972’deki oylarının doğru olmadığını buradan açıkça ifade ediyoruz. Bu 28 oyun dışında ‘evet’ diyen 273 oy kalkmış, kimin müktesebatından kimin geçmişini takip ediyor bunlar?” şeklinde konuştu.
AK Parti ve CHP milletvekilleri arasındaki tartışmanın devam etmesi üzerine TBMM Başkanvekili Karaca, birleşime ara verdi.
Aranın ardından Karaca, milletvekillerine yerlerinden söz verdi. Bu sırada AK Parti ve CHP milletvekilleri arasında tartışmanın sürmesi üzerine Karaca, birleşime bir kez daha ara verdi.
Tartışma arada da devam etti.
]]>AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Aldatmaz, seçildikten sonraki bölgede yürütülen çalışma ve gerçekleştirilen hizmetler hakkında değerlendirme toplantısı düzenledi. Toplantının açılış konuşmasını yapan AK Parti İl Başkanı Yaşar Arslan, konuşmasında yerel seçimleri hatırlatarak, seçilen tüm belediye başkanlarına başarı diledi. Arslan, seçim yarışı geride bıraktıklarını hatırlatarak, “Bartın seçmeni, Bartın’ın merkezinde, ilçelerinde ve beldelerinde verdiği kararlarla yeni bir dönem başlattı. Bu dönemin Bartın’ın merkezi, beldeleri, ilçeleri ve tüm Türkiyemiz için hayırlı olsun. Bartın bizim ortak paydamız. Bartın’ımızın menfaati olacak her şeyde, biz teşkilatımız, milletvekilimizle birlikte evet demeye hazırız. Tüm seçilen belediye başkanlarına başarılar diliyorum. Siyasette muhalefet etmek de vardır. Bartın’ın hayrına olacak her işin, projenin yanında olmak istiyoruz. O minvalde hareket edeceğiz” dedi.
İsrail Başbakanı Binyamin Netenyahu’ya tepki göstererek konuşmasını tamamlayan Arslan, kendisinden sonra mikrofonu bırakacağı AK Parti Bartın Milletvekili Yusuf Aldatmaz’ı anons etmek istedi. Dili sürçen Arslan, “Şimdi sözü, sayın milletvekilimiz Yılmaz” diyerek, 27. Dönem Milletvekili ve şu anki Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un ismini anons etti. Hatasının farkına varan ve duraksayan Arslan, salondakilerin kahkaha atması üzerine ise gülmekten kendisini alıkoyamadı. Arslan, “Buraya çıkmadan önce Sayın Bakanımız ile telefonla aradı. Çok selamları var. Onu da ifade edeyim. Şimdi sözü sayın milletvekilim Yusuf Aldatmaz beye veriyorum” dedi.
Milletvekili Yusuf Aldatmaz ise, Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un 16 yıl boyunca milletvekilliği yaptığını hatırlatarak konuşmasına başladı.
Yapay zeka ile sel simülasyonu oluşturuldu
Aldatmaz, yaklaşık 1 yıl önce milletvekili seçildiğini ifade ederek, tüm bakanlıkların, belediyelerin bölgeye yaptığı, devam eden ve yapacağı yatırım ve hizmetler hakkında bilgiler verdi. Aldatmaz, Bartın Irmağı’nın yol açtığı sel ve taşkınların önüne geçilmesini öngören ıslah projesini anlattı. Aldatmaz, yapımı devam eden ve eleştirilere neden olan cam duvarın da yer aldığı Bartın Irmağı ıslah projesi hakkında sorulara ve eleştirilere de cevap verdi. Bartın’da 500 yılda meydana gelen sel felaketlerinde tespit edilebilen yağış miktarı, su seviyesi, debisi, etkilediği alan, hasar gibi elde edilen verilerin bilgisayara girilmesi ile yapay zeka tarafından 2 boyutlu hidrodinamik model ortaya çıkarıldığını kaydeden Aldatmaz, ortaya çıkan verilerin gerçek, güncel verilerle örtüştüğünü de ifade etti.
Sel kapanları, baraj ve ırmak kenarlarındaki bariyerlerin de yer aldığı projenin hayata geçirilmeden önceki yani ırmağın şuan ki mevcut durumunda sel olması halinde ortaya çıkacak görüntüleri simülasyon ile gazetecilere gösteren Aldatmaz, oluşacak hasarlar ve tespit tahminlerini de anlattı. Aldatmaz, yapımına başlanan bariyerlerin tamamlanmasının ardından ise aşırı yağışlarda ortaya çıkacak simülasyon görüntülerini de izletti. Aldatmaz, hazırlanan model görüntülerine göre projenin tamamlanması ile Bartın’ın selden kurtulacağına dikkat çekerek, proje ile yapılacak çalışmalar hakkında detaylı teknik bilgi ve verileri de paylaştı. Projenin Bartın’da seli önleme projesi olduğuna vurgu yapan Milletvekili Aldatmaz, detaylı sunumun sonunda yaptığı konuşmada ise, “Bu proje Bartın ırmağının 40 metre olan yatağının, sel geldiğinde 90 metreye çıkartma projesidir. Bartın ırmağına zarar vermeden sel sularının şehir içerisine girmesini önleme projesidir. Örnekleri Avrupa’da vardır. Türkiye’de Bartın ırmağının benzeri yoktur, Bartın sellerine özgün başka bir ırmak da yoktur. Belki Türkiye’de ilk olacaktır. Bu proje Bartın için ilk olacaktır” dedi. – BARTIN
]]>EMEP Milletvekili Sevda Karaca, CHP Milletvekili Okan Konuralp, DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk ve TİP Milletvekili Ahmet Şık, ODTÜ’de Bahar Şenliklerinin yasaklanmasına karşı eylem yapan öğrencilerle Meclis’te ortak basın açıklaması yaparak destek verdi. Öğrenciler adına konuşan Mete Efe Akyüz, “ODTÜ öğrencileri olarak, irademiz rektörlük tarafından tanınana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi buradan bir kez daha beyan ediyoruz” dedi.
ODTÜ öğrencileri, Bahar Şenliklerinin yasaklanmasına karşı sürdürdükleri eylemlerini Meclis’e taşıdı. EMEP Milletvekili Sevda Karaca, CHP Milletvekili Okan Konuralp, DEM Parti Milletvekili Sevilay Çelenk ve TİP Milletvekili Ahmet Şık’la birlikte Meclis’te basın toplantısı yapan ODTÜ öğrencileri “Kazanana kadar yan yana mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
KARACA: ODTÜ’DE YAŞANANLAR TÜM ÜNİVERSİTELERDEKİ DURUMU GÖSTERİYOR
EMEP’li Karaca, ODTÜ’nün köklü tarihinin yalnızca bilimsel başarısıyla değil, aynı zamanda devrimci geleneği ve öğrenci mücadelesiyle de yazılan bir tarih olduğunu vurguladı. Üniversiteleri adeta bir şirket gibi yönetmek, bilimsel alanları darphaneye, bilim insanlarını darphane memurlarına çevirmek için üniversitelerde başlatılan neoliberal dönüşümün, özellikle 2015 sonrasında farklı bir nitelik de kazandığını söyleyen Karaca, “Çoğu üniversitede değil topluluk, kulüp kurarak öğrencilerin bilimsel, akademik, sanatsal, kültürel, sportif etkinlikleri kendi özgüçleri ile yürütmesi, üç öğrencinin yan yana gelmesine bile tahammül edilemiyor” dedi. Karaca, ODTÜ’de son yıllarda baskıcı uygulamaların arttığına dikkat çekti.
KARACA: MEVZU YALNIZCA “ŞENLİK” DEĞİL
Karaca, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geleneksel hale gelen üniversite Bahar Şenliklerini önce şirketlerin PR etkinliklerine dönüştüren, yavaş yavaş da ortadan kaldıran bu anlayış, 34 senedir büyük bir ısrarın ve emeğin ürünü olan ODTÜ Bahar Şenliklerine de gözünü dikmiş durumda. Bu yıl, ODTÜ Rektörlüğü Bahar Şenliği’nin düzenleyicisi olan Uluslararası Gençlik Topluluğu’ndan habersiz bir biçimde Bahar Şenliği’nin iki güne indirileceği ve Devrim Sahnesi’nin şenlik programında yer almayacağını ilan etti. Gerekçe ise: ‘Kampüsün ekosistemini, temizlik, güvenlik ve sürdürülebilirliğini korumak’… Bakın biz bu ifadelerin aynısını herhangi bir şirketin internet sitesindeki misyon ve vizyon sekmesinde görebiliriz. Üniversitelerin bir şirket, atanmış rektörlerin birer CEO olarak görüldüğü bu dönemde, bu ifadeler şaşırtıcı değil.
Bu yasakçı yönetimin, ‘Gençler bu sene eğlenmeyiversin’den öte daha sistematik bir politikaya hizmet ettiğinin altını çizmek isteriz. Geriye dönüp birkaç yıla bakacak olursak; birlikte vakit geçirilen alanlardaki bankların, sandalyelerin toplatılmasından, Devrim Stadyumu’nun akşam saatlerinde kilitlenmesine, amfilerin, sınıfların, fakültelerin ders saatleri dışında kullanıma kapanmasından, özellikle kadın yurtları olmak üzere giriş-çıkış denetimi ve yoklama-savunma baskısına, topluluk kapatmadan, topluluk olanaklarının kısıtlanması ve etkinliklerin engellenmesine, öğrencilere gerekçe dahi gösterilmeden gelen soruşturmalar, mevzunun yalnızca ‘eğlence’ olmadığını gösteriyor.”
ÖĞRENCİ AKYÜZ: İRADEMİZ TANINANA KADAR MÜCADELE EDECEĞİZ
ODTÜ’de Bahar Şenliği ve Devrim Stadyumu’na sahip çıkan 70’i aşkın bileşen adına konuşan Mehmet Efe Akyüz, 34 yıldır kampüste gerçekleştirilen Bahar Şenliği’nin Devrim Sahnesi’nde yapılmaması için bahanelerle karşı karşıya kaldıklarını, sorunun çözümü için rektörlükle görüşme taleplerinin olumlu karşılanmadığını söyledi. Akyüz, “Biz ODTÜ’lüler olarak ‘Devrim’siz şenliğin düşünülemeyeceğini ve şenliğin 35 senedir olduğu gibi bu sene de tüm unsurlarıyla yapılması gerektiğini rektörlüğe ilettik. ODTÜ öğrencileri olarak, irademiz rektörlük tarafından tanınana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi buradan bir kez daha beyan ediyoruz” dedi.
KONURALP: TAKSİM’İ 1 MAYIS’A KAPATANLARIN ANLAYIŞI ODTÜ’DE
CHP Milletvekili Okan Konuralp, Devrim Stadyumu’nun bu ismi almasının tarihini hatırlatarak şunları söyledi:
“Hüseyin Aslan, Yusuf İnan, Taylan Özgür ve Alpaslan Özdoğan,Mustafa Yalçıner ve Mete Ertekin tarafından ODTÜ’deki stadyuma devrimci kişiliği nakşedilmiştir. 36 yıldır ODTÜ Bahar Şenlikleriyle de anılmaktadır. Nasıl ki Taksim 1 Mayıs ile yeniden gündemimize gelmişse, Taksim’de simgeleşen emek hareketinin, mücadele birikiminin tarihsel dönemeci olmuşsa, ODTÜ Devrim Stadyumu da 40 yıllık mücadelenin mekanlarından olmuştur. İlgili merciler nasıl ki Taksim’i yasaklama girişiminde bulunuyorsa, ODTÜ Rektörlüğü de aynı tutumu gösteriyor. Aynı anlayış ODTÜ’de sürüyor. Umarım rektörlük bu kararından döner, biz elimizden gelen her türlü desteği öğrencilere vereceğiz. ODTÜ Stadyumu yine yeniden ODTÜ’nün tarihsel birikimine uygun olarak, bu sene baharı karşılayacak öğrencilerin stadyumuna dönüşür.”
]]>
(ANKARA)- TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin Adalet Bakanlığı başta olmak üzere kamuda istihdam politikasının araştırılması önerisi reddedildi. CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, “İlde birinci olanlar mülakatta elenmiş, o ilde sonuncu olanlar yükseltilmiş, müdür yapılmış. Sizin ne vicdanınız ne insafınız var. Türkiye’nin cumhuriyet kazanımlarını sattığınız yetmiyormuş gibi şimdi de insanların emeklerini çalıyorsunuz. Bu insanlar ailelerini geleceği için sabahlara kadar çalışmışlar. ‘İntiharın eşiğindeyiz’ diyorlar” diye konuştu.
TBMM Genel Kurulu’nda, CHP’nin “Adalet Bakanlığı’nda göreve alınmalar başta olmak üzere kamuda istihdamın kayırmacı politikalar üzerine kurulması” ile ilgili araştırma önergesinin gündemin önüne çekilmesine ilişkin grup önerisi reddedildi.
“İNSANLARIN EMEKLERİNİ ÇALIYORSUNUZ”
Önergenin gerekçesini açıklayan CHP Gaziantep Milletvekili Hasan Öztürkmen, şunları söyledi:
“Büyük Atatük, ‘Cumhuriyet bilhassa kimsesizlerin kimsesidir’ demiştir. Cumhuriyet’in sağladığı olanaklarla Bartın ilinin Ulus ilçesi Ulukaya köyünde doğan, babası emekli öğretmen, annesi ev hanımı olan Sayın Adalet Bakanı, Cumhuriyet’in sağladığı bu ortamdan yararlanarak her Türk vatandaşına sağlanan olanaklardan yararlanarak bugün o koltuğa oturmuştur ancak Cumhuriyet’in sağladığı bu olanakları her Türk vatandaşına eşit oranda sağlamaktan geri kalmıştır. Sayın Adalet Bakanı’ndan adalet beklemeyi bıraktık, adalet mensuplarına bile adaletsiz davranmaktadır. Türkiye’nin her tarafından yüzlerce, binlerce Adalet Bakanlığı mensuplarının feryatları bugün her yerde inlemektedir. Bize ulaşan Adalet Bakanlığı mensupları Bakanlığın yaptığı meslekte yükselme sınavında haksızlığa uğradıklarını beyan etmektedirler. Elimizde sayısız örnek var. 94 almış, 88 almış sınavda başarılı olmuş ancak mülakatta elenmişler. O ilde birinci olanlar mülakatta elenmiş, o ilde sonuncu olanlar yükseltilmiş, müdür yapılmış. Aynı sorun Emniyet mensuplarında da var. Bu haksızlıkları yapmaktan bir türlü vazgeçmiyorsunuz. Sizin ne vicdanınız ne insafınız var. Türkiye’nin cumhuriyet kazanımlarını sattığınız yetmiyormuş gibi şimdi de insanların emeklerini çalıyorsunuz. Bu insanlar ailelerini geleceği için sabahlara kadar çalışmışlar. ‘İntiharın eşiğindeyiz’ diyor. Ben gazi babama bakmak için sabahlara kadar hem ona baktım hem çalıştım’ diyor. Almış olduğu 94 puana rağmen atanamadı, il sonuncusu atandı. Yenileceksiniz, sonunuz geliyor. Bu kibirden vazgeçin. “
“ÜLKEMİZİN EN BÜYÜK SORUNU ADALETTİR”
Saadet Partisi Grubu adına söz alan Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan ise şunları söyledi:
“Elbette bir ülkenin temeli adalettir. Ne hazindir ki ülkemizin de en büyük sorunu adalettir. Bugün KHK’lıların mağdur kaldığı durumları, eşlerin birbirinden yüzlerce, binlerce kilometre uzakta hapis yatırılarak mağdur edilmek istendiği bir dönemi ve AİHM’in pek çok kararına rağmen diretmenin hukuksuzluğunu izah etmek mümkün değil. İtibar saraylarda, uçaklarda, yüksek adliye binalarında aranıyor olsaydı belki bugün ülkemiz adil sayılırdı ama adalet hukukla, hukukun üstünlüğüyle hele ki kamunun vatandaşlar arasından ayrım gözetmeksizin baba rolünde kucaklayıcı bir tavrı ile mümkün olur. Adalet Bakanlığı kendi personeline, kendi çalışlarına bile bu hukuksuzluğu yaşattığını net bir şekilde göstermiştir.”
“MÜLAKATI MÜLAKAT GİBİ YAPACAĞIZ’ DİYEREK İTİRAF ETTİLER”
İYİ Parti adına konuşan Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu şu ifadeleri kullandı:
“Ben Bursa’da yıllarca eğitim sendikacılığı yaptım en son Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ‘mülakatları kaldıracağız’ vaadinin üzerinde neredeyse bir yıl geçecek olmasına rağmen ne dedi, ‘artık mülakatları mülakat gibi yapacağız’ dedi. Bu bir itiraftı. Bu geçmişte yapılan bütün mülakatların kul hakkına girdiğinin adaletsiz olduğunu, liyakatsizlerin torpillilerin atandığı ve kamuda kadrolaşmanın, tarikatlara cemaatlere verilen ayrıcalığın da bir göstergesiydi.”
“OHAL SON BULDU, MÜLAKAT SÜRÜYOR”
DEM Parti Batman Milletvekili Zeynep Oduncu ise şunları söyledi:
“Batman İl binamıza bir polis baskını olduğu bilgisini aldık şu an. Polislerin elinde parti binasına dair herhangi bir arama kararı olmadığı halde hukuksuz bir şekilde il binamızın içine girerek bina aranmış, il eş başkanlarımız ve avukatlar olmadan il binamızı aramaya başlamışlardır. Gelen görüntülere de baktığımızda tamamen bir talan, tamamen bir usulsüzlük uygulaması ile karşı karşıya kalınmıştır. Yapılan arama değil resmen zorbalıktır. Şunu unutmayın biz bu Meclis’in üçüncü büyük partisiyiz. CHP’nin önergesine gelecek olursak bugün yine bir hırsızlıktan, emek hırsızlığından bahsediyoruz. Mülakat adı altında kamuda liyakatten ziyade sadakati esas alan bir göreve getirme şeklinden bahsediyoruz. Biliyoruz ki mülakat sistemi 15 Temmuz’un ardından getirildi. OHAL güya son buldu ama onunla gelen mülakat sistemi devam ediyor.”
“NEPOTİZMİN KRALI CHP’DE”
AKP Tokat Milletvekili Mustafa Arslan ise eleştirilere şu yanıtı verdi:
“Adalet Bakanlığı Görevde Yükselme ve Ünvan Değişikliği Sınavı’nda başarılı olan 2 bin 35 kişi mülakata girmeye hak kazanmıştır. Yazılı sınav sonucu başvurduğu ilde birinci olan 275 adaydan büyük bir kısmı sınavda başarılı olmuştur. Yine mülakat yapılmadan puan sıralamasına göre alım sırasına göre başarılı olabileceklerin de büyük kısmı mülakatta başarılı olmuştur. Başarısız olan adayların görev yaptığı birimin kriterlerine göre esas alınarak 100 tam puan üzerinden değerlendirme yapılmıştır. Mülakatla ilgili değerlendirmeyi CHP Grubu istediği için hatırlatmak isterim ki son günlerde belediyelerde yapılan atamaların nasıl yapıldığı ortada. CHP’nin kazandığı belediyelerde yapılan atamaların tamamı ortada. Nepotizmin kralı CHP’de.”
]]>
KÜTAHYA – AK Parti Kütahya İl Başkanı Mustafa Önsay, Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap’ın “Şehir Hastanesi göstermelik açıldı” şeklindeki sözlerine sert tepki gösterdi.
Basın toplantısı düzenleyen Önsay, Kasap’ın Kütahya’ya yapılan her hizmetti “Görmezden gelip” kıyasına eleştirdiğini ifade etti. Önsay, “Bütün emekleri görmezden gelip, üstünü kapatıp, ‘AK Parti’ye gol atacağım’ diye ‘Tayyip Bey’e laf edeceğim’ diye gelip Kütahya Şehir Hastanesini konuşmak bence bu şehre yapılmış büyük bir kötülüktür. Bu noktada tekrar uyarıyorum, bunu yapmasınlar, yoksa bu ifadelerimi daha da sertleştireceğim” diye konuştu.
Önsay, Kasap’ın geçmişte de Kütahya Zafer Havalimanı yatırımını da sürekle eleştirerek, şehri zor durumda bıraktığını dile getirdi.
Önsay, “Bugün duyuyoruz, bir tane Kütahya milletvekilimiz ‘Ya oradaki makineyi buraya mı getiriyorlar? ‘ diyor. Şunu anlamaları gerekiyor, yani sen bir milletvekili olarak mesele nedir, burada yapılan iş nedir, bunu bir konuşmadan araştırman lazım. Burada kamu – özel ortaklığı ile yapılmış bir hastane var ve bu hastane Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Şu anda Sağlık Bakanlığı yönetiyor, yani Sağlık Bakanlığı hem Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesine hem Şehir Hastanesine sahip ve biz bugün bir başhekimle ikisini beraber yönetiyoruz. Burada yapılan işi başka türlü göstermeye çalışmak hakikaten büyük bir aciziyet. Biz vekilimizden şunu beklerdik. Bütün bunlar konuşulurken halk ‘Devlet Hastanesi yıkılıyor, neden yıkılıyor?’ dediğinde ‘ben defalarca bunun önüne geçtim, burası depreme dayanıksız, burayı bir an önce yıkın, yıkmıyorsunuz diye hükümeti eleştirmiştim, en sonunda yıktılar’ diye söylemesi lazım ama onun yerine Şehir Hastanesine bir şekilde kara çalma noktasına gidiyor. İşte Kütahya’nın problemi bu, yani bu şehre bir şey kazandırma noktasında muhalefetin, iktidarın, vekillerin, muhalefetin il başkanları, iktidarın il başkanları, teşkilatlar, tamamen aynı hedefte yürümesi lazım, seçim bitmiş daha on gün olmuş yirmi gün olmuş, bir seçim yokken bile, yakın gelecekte bir seçim gözükmezken bile, bir siyaset yapıyorum diye Şehir Hastanesini karalamanın, bu şekilde hareket etmenin, ben bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Bunlar şehre zarar veriyor. Şimdi yine başladı, duymuşsunuzdur, görüyorsunuzdur, bizim Türkiye’nin her yerinde Kütahya’daki Zafer Havalimanı’na benzer birçok havalimanı var ama bunların hiçbirisi Türkiye’de gündem olmazken sağ olsun bizim bu muhalefet olduğunu söyleyen vekiller sayesinde, sanki Türkiye’de Zafer Havalimanı’ndan başka o konumda olan başka bir yapı yokmuş gibi devamlı bunu ortaya çıkararak örnek haline getirdiler. Şimdi 23 ilde Şehir Hastanesi var. Hiçbir ilde Şehir Hastanesi, efendim şöyle mi oluyor, oraya hasta gidince böyle mi oluyor şeklinde söylentiler yokken, bizim burada bu başladı. Bu yanlış arkadaşlar, bunu yapmayalım. Bu şehre bunu yapmaya Kimsenin hakkı yok. Sonra biz Kütahya’dan bir taleple gittiğimizde bize bürokrasi diyor ki, ‘Sizin orada zaten bir havalimanı yaptık başımıza gelmeyen kalmadı’ şimdi de, ‘Bir Şehir Hastanesi yaptık, başımıza gelmeyen kalmadı’ diyecekler. Buna ne hakkınız var, bu nasıl bir memleket sevdasıdır. Bu nasıl Kütahya’yı sevmektir. Bu nasıl Kütahya’ya hizmet etmektir. Ben bunu hiç anlamıyorum. Bunu ne Afyon milletvekili yapar, ne Eskişehir milletvekili yapar, ne Uşak Milletvekili yapar. Bunu yaparsa ancak maalesef Kütahya milletvekilleri yapar. Yazıktır ya, bu şehri bu şekilde kötülemeye, bu şekilde kötü örneklerin şehri haline getirmeye izin vermeyelim. Bu kadar Zafer Havalimanı’nı kötüledin eline ne geçti senin. Çok şükür Sağlık İl Müdürlüğümüz çalışanlarımız büyük bir gayretle bugün orayı açıp öbür gün diğerini kapatıp, ertesi gün orada işe devam ettirebilirler. Ne yaşadık, hiçbir şey yaşamadık ama bütün bu gayretleri bütün bu emekleri görmezden gelip üstünü kapatıp AK Parti’ye gol atacağım diye Tayyip Bey’e laf edeceğim diye gelip Kütahya şehir Hastanesine konuşmak bence bu şehre yapılmış büyük bir kötülüktür. Bu noktada tekrar uyarıyorum, bunu yapmasınlar yoksa bu ifadeleri daha da sertleştireceğim. Biz bu şehre yeni bir hastane yapmak istiyoruz, 8 yataklı bir hastane hedefimiz var. Bir şey söyleyeceksen bununla ilgili söyle, bir artı koymak için çalış. Olan her şeyi yok saymak, olan her şeyi kötülemekle bu milletin bu Kütahya’nın moralini bozmaktan başka yaptıkları hiçbir şey yok. 10 yıldan beri bu şehir, Şehir Hastanesi bekliyor, açıyoruz, aynı gün tezvirata başladılar. Yok ‘Seçimi alelacele açtılar’ ne alakası var. Biz orada 28 Mart’ta gelip açılış töreni mi yaptık. AK Parti bayrakları mı astık, ne yaptık yani. Eğer biz acele açacak olsaydık Sayın Cumhurbaşkanımız Buraya geldiğinde 28 Şubat’ta açardık” ifadelerini kullandı.
]]>Basın toplantısı düzenleyen Önsay, Kasap’ın Kütahya’ya yapılan her hizmetti “Görmezden gelip” kıyasına eleştirdiğini ifade etti. Önsay, “Bütün emekleri görmezden gelip, üstünü kapatıp, ‘AK Parti’ye gol atacağım’ diye ‘Tayyip Bey’e laf edeceğim’ diye gelip Kütahya Şehir Hastanesini konuşmak bence bu şehre yapılmış büyük bir kötülüktür. Bu noktada tekrar uyarıyorum, bunu yapmasınlar, yoksa bu ifadelerimi daha da sertleştireceğim” diye konuştu.
Önsay, Kasap’ın geçmişte de Kütahya Zafer Havalimanı yatırımını da sürekle eleştirerek, şehri zor durumda bıraktığını dile getirdi.
Önsay, “Bugün duyuyoruz, bir tane Kütahya milletvekilimiz ‘Ya oradaki makineyi buraya mı getiriyorlar? ‘ diyor. Şunu anlamaları gerekiyor, yani sen bir milletvekili olarak mesele nedir, burada yapılan iş nedir, bunu bir konuşmadan araştırman lazım. Burada kamu – özel ortaklığı ile yapılmış bir hastane var ve bu hastane Sağlık Bakanlığı’na devredildi. Şu anda Sağlık Bakanlığı yönetiyor, yani Sağlık Bakanlığı hem Evliya Çelebi Eğitim Araştırma Hastanesine hem Şehir Hastanesine sahip ve biz bugün bir başhekimle ikisini beraber yönetiyoruz. Burada yapılan işi başka türlü göstermeye çalışmak hakikaten büyük bir aciziyet. Biz vekilimizden şunu beklerdik. Bütün bunlar konuşulurken halk ‘Devlet Hastanesi yıkılıyor, neden yıkılıyor?’ dediğinde ‘ben defalarca bunun önüne geçtim, burası depreme dayanıksız, burayı bir an önce yıkın, yıkmıyorsunuz diye hükümeti eleştirmiştim, en sonunda yıktılar’ diye söylemesi lazım ama onun yerine Şehir Hastanesine bir şekilde kara çalma noktasına gidiyor. İşte Kütahya’nın problemi bu, yani bu şehre bir şey kazandırma noktasında muhalefetin, iktidarın, vekillerin, muhalefetin il başkanları, iktidarın il başkanları, teşkilatlar, tamamen aynı hedefte yürümesi lazım, seçim bitmiş daha on gün olmuş yirmi gün olmuş, bir seçim yokken bile, yakın gelecekte bir seçim gözükmezken bile, bir siyaset yapıyorum diye Şehir Hastanesini karalamanın, bu şekilde hareket etmenin, ben bir anlamı olduğunu düşünmüyorum. Bunlar şehre zarar veriyor. Şimdi yine başladı, duymuşsunuzdur, görüyorsunuzdur, bizim Türkiye’nin her yerinde Kütahya’daki Zafer Havalimanı’na benzer birçok havalimanı var ama bunların hiçbirisi Türkiye’de gündem olmazken sağ olsun bizim bu muhalefet olduğunu söyleyen vekiller sayesinde, sanki Türkiye’de Zafer Havalimanı’ndan başka o konumda olan başka bir yapı yokmuş gibi devamlı bunu ortaya çıkararak örnek haline getirdiler. Şimdi 23 ilde Şehir Hastanesi var. Hiçbir ilde Şehir Hastanesi, efendim şöyle mi oluyor, oraya hasta gidince böyle mi oluyor şeklinde söylentiler yokken, bizim burada bu başladı. Bu yanlış arkadaşlar, bunu yapmayalım. Bu şehre bunu yapmaya Kimsenin hakkı yok. Sonra biz Kütahya’dan bir taleple gittiğimizde bize bürokrasi diyor ki, ‘Sizin orada zaten bir havalimanı yaptık başımıza gelmeyen kalmadı’ şimdi de, ‘Bir Şehir Hastanesi yaptık, başımıza gelmeyen kalmadı’ diyecekler. Buna ne hakkınız var, bu nasıl bir memleket sevdasıdır. Bu nasıl Kütahya’yı sevmektir. Bu nasıl Kütahya’ya hizmet etmektir. Ben bunu hiç anlamıyorum. Bunu ne Afyon milletvekili yapar, ne Eskişehir milletvekili yapar, ne Uşak Milletvekili yapar. Bunu yaparsa ancak maalesef Kütahya milletvekilleri yapar. Yazıktır ya, bu şehri bu şekilde kötülemeye, bu şekilde kötü örneklerin şehri haline getirmeye izin vermeyelim. Bu kadar Zafer Havalimanı’nı kötüledin eline ne geçti senin. Çok şükür Sağlık İl Müdürlüğümüz çalışanlarımız büyük bir gayretle bugün orayı açıp öbür gün diğerini kapatıp, ertesi gün orada işe devam ettirebilirler. Ne yaşadık, hiçbir şey yaşamadık ama bütün bu gayretleri bütün bu emekleri görmezden gelip üstünü kapatıp AK Parti’ye gol atacağım diye Tayyip Bey’e laf edeceğim diye gelip Kütahya şehir Hastanesine konuşmak bence bu şehre yapılmış büyük bir kötülüktür. Bu noktada tekrar uyarıyorum, bunu yapmasınlar yoksa bu ifadeleri daha da sertleştireceğim. Biz bu şehre yeni bir hastane yapmak istiyoruz, 8 yataklı bir hastane hedefimiz var. Bir şey söyleyeceksen bununla ilgili söyle, bir artı koymak için çalış. Olan her şeyi yok saymak, olan her şeyi kötülemekle bu milletin bu Kütahya’nın moralini bozmaktan başka yaptıkları hiçbir şey yok. 10 yıldan beri bu şehir, Şehir Hastanesi bekliyor, açıyoruz, aynı gün tezvirata başladılar. Yok ‘Seçimi alelacele açtılar’ ne alakası var. Biz orada 28 Mart’ta gelip açılış töreni mi yaptık. AK Parti bayrakları mı astık, ne yaptık yani. Eğer biz acele açacak olsaydık Sayın Cumhurbaşkanımız Buraya geldiğinde 28 Şubat’ta açardık” ifadelerini kullandı. – KÜTAHYA
]]>Miroğlu, Bursalı’ya tepki gösterdiği açıklamasında şu ifadeleri kullandı:
“Bir milletvekilinin halka karşı sorumluluğu bir yasama yılıyla sınırlı değildir. Milletvekilinin ülkesine karşı ahlaki ve vicdani sorumluluğu bana kalırsa ölünceye kadar devam eder. Yasama yılı bittiğinde bugün artık özgürlüğüme kavuştum diye düşünen milletvekili, o makama hiç inanmamış demektir. Ve ülkemizin içine sürüklendiği vasatlık -vekil olduğunun bilinciyle hareket eden vekillerimizi tenzih ederim- son yıllarda geldi, TBMM seçimlerini de vurdu.
“Milletvekilliği itibar satın almanın mümkün hale geldiği bir alana dönüştü”
Liyakat, siyasi temsil gibi vasıflar rafa kaldırıldı. Milletvekilliği çeşitli karmaşık ilişkilerden ‘aklanmak’ ve ‘netameli bir geçmişi silmek ve itibar satın almanın mümkün hale geldiği bir alana dönüştü. Manzarayı umumiyeye bakan herkesin, rahatlıkla ‘bu iş demek bu kadar ucuz ‘ diyebileceği bir alan! Oysa ilk meclisin kuruluşundan başlayarak meclisimize giren vekillerimizin her biri roman olabilecek kadar güçlü hayat hikayelerine bakarsanız, gerilemenin ve düşüşün ne boyutlarda olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.
Devir, kabul edelim ki, o makama inanmadan oturmayı, o makamı her kapıyı açacak bir maymuncuk olarak kullanmayı amaçlayanların ve başkaları tarafından o makama oturtulmayı her nasılsa rahatlıkla başaranların devridir artık. Milletvekilliği hiçbir meslek grubuyla eşdeğer değildir. Adı üstünde milletin vekili!
“İnsanlar bunu mesele eder”
Venezuelalı bir turistin İstanbul’da Nusret’te et yemesini sorun etmez kimse, haber değeri bile olmaz ama halkı yoksulluktan ülkesini terk ederken Venezuela Devlet Başkanı Maduro (üstelik sosyalist!) İstanbul’da Nusret’te görülürse bunu mesele eder insanlar. (Nitekim öyle de oldu, hatırlayın.)
Türkiye’de de bunca yoksulluk varken ve her iki vekilin partisi son seçimde yerelde iktidarı kaybetmekle kalmamış bir de ‘kan ve ruh kaybettiği’ liderinin dilinden ifade edilmişken, partiye oy veren ve üye olan milyonlarca insan nefesini tutmuş ne olacak diye beklerken, böyle bir süreçte gerçekleşen Monaco ve Maldivler tatiline de yurt içindekilere de bakarlar insanlar ve sorgularlar her bakımdan!
“Mesele, durumun milletin vekili olmanıza yakıştırılamaması”
Sizin çıktığınız tatilde faturayı ödeyecek zenginlikte olmanız değildir mesele, milletin vekili olmanıza durumun yakıştırılamamasıdır. Milletvekili seçilmişseniz özel hayatınız, ve başka vasıflarınızla kamuoyunun önünde yaşamayı kabullenmişsiniz demektir. Milletvekili bir sosyal medya fenomeni gibi davranamaz. Malumunuz, kişinin kendini ‘ifşa etmesi” sosyal medyanın insanı adeta mecbur kıldığı bir ‘merak ve hoşlanma’ alanına dönüştü.
Son iki hadisede de bu ifşa tutkusunun yol açtığı zarar- ziyanı hep beraber yaşamış olduk ve en büyük zararı da bu vekillerimiz ve partileri görmüş oldu ki unutulacak gibi de değil hadise. Milletvekili sevincini, acısını, insanlığın ortak değerlerini hatırlatmaya hizmet edecekse özel hayatına ilişkin anları ve zamanları da paylaşır elbette, gerisi ona kalır, ama ‘ifşa etmez’.”
AK PARTİ’DEN GELEN DİĞER TEPKİLER
Eski AKP Milletvekili Mehmet Metiner de AKP’li Orhan Miroğlu’nun paylaşımını alıntılayarak Bursalı’ya tepki gösteren isimlerden oldu. Mehmet Metiner paylaşımında “Daha nelere şahit olacağız. En çürümüş kurumların başında ahbap-çavuş-talimat ilişkisiyle yürüyen medya geliyor. O yüzden yeni bir medya düzeni şart dediğimde o birileri hop oturup hop kalkıyor” ifadelerini kullandı.
AKP Hatay Milletvekili Abdülkadir Özel kendisine ait sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla Bursalı’ya tepki gösterdi. Özel, paylaşımında, “Hem halktan sokaktan kopuk hem de yediğini gezdiğini paylaşacak kadar görgüsüz…” dedi.
Bursalı’nın Monaco’da yediği ıstakozun fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşmasına en sert tepki de AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci’den geldi. Birinci, Bursalı’nın paylaşımı hakkında “Herkes kendine gelsin! Ya da bu partiden defolup gitsin! Yeter!” mesajı paylaştı.
]]>Bayram tatilinde AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın Monaco Yat Kulübü’nde yediği ıstakoz, AKP’li Çankırı Belediye Başkan Adayı Hüseyin Filiz’in Maldivler fotoğrafları gündem oldu. AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci, Bursalı’ya istifa çağrısında bulunarak “‘Partimizden defolup gidin kardeşim’ konu bu kadar basit” dedi. Bir başka AKP MKYK Üyesi Orhan Miroğlu da “Milletvekilliği çeşitli karmaşık ilişkilerden ‘aklanmak’ ve ‘netameli bir geçmişi silmek ve itibar satın almanın mümkün hale geldiği bir alana dönüştü” eleştirisinde bulundu. Gelen tepkilerin ardından özür paylaşımında bulunan Şebnem Bursalı ise “Bunu fırsat bilip Antalya’daki teleferik faciasını unutturmak üzere gündem değiştirmeye çalışanları da çok iyi anlıyorum” ifadelerini kullandı.
AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı’nın, Monaco Yat Kulübü’nde yediği ıstakozun fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşması ve 31 Mart yerel seçimlerinde AKP’den Çankırı Belediye Başkan Adayı gösterilen Hüseyin Filiz’in Maldivler’den paylaştığı aile tatili fotoğrafları, siyasette tartışma yarattı. Bursalı ve Filiz’e muhalefetin yanı sıra AKP içinden de tepkiler geldi.
2 BİN LİRALIK ISTAKOZ
Bursalı’nın paylaştığı “Langouste grillée” isimli ıstakoz yemeğinin 250 gramının fiyatı, yat kulübünde yer alan “Carte Restaurant 1909” isimli restoranın menüsünde yer alan fiyat listesine göre 60 euro. 60 euro ise bugünkü kura göre 2 bin 72 Türk lirasına karşılık geliyor.
AKP MKYK ÜYESİ BİRİNCİ: “PARTİMİZDEN DEFOLUP GİDİN”
AKP MKYK Üyesi Mücahit Birinci, Bursalı’nın paylaşımına sert tepki göstererek istifa çağrısında bulundu. Birinci’nin paylamışı şöyle:
“Milletimiz geçim sıkıntısındayken, millet çareler ararken, devletimiz dişini tırnağına takmış ekonomiyi düzeltmeye çalışırken, siz gidip Monaco’da ıstakoz yiyemezsiniz, hadi yediniz bunu paylaşamazsınız! O ki paylaştınız, o zaman bu partiden istifa edeceksiniz. Sizin bu tavrınıza, bu ruh halinize hangi parti uygunsa, oraya gideceksiniz! Yer sofralarında kurulmuş, emekle, darbeler, bin bir badireler atlatmış bu partide siz ve sizin gibilere yer yok. Siz burayı babanızın çiftliği zannediyorsunuz, lakin burası halkın bağrından kopmuş, bu milletin öz evladı Recep Tayyip Erdoğan’ın partisidir kardeşim!”
“Burada artık bu tavırda olanlara yer yok! Biz, size rağmen, sizin gibileri tek tek ayıklayana kadar, ölene kadar Reisimize sahip çıkacağız. Siz, bizim tane tane topladıklarımızı, kamyonu devirerek dökmeye çalışsanız da biz, yılmadan, sizlerden ve sizin gibilerden partimizin izzetini koruyacağız. Uzun uzun yazardım, sabaha kadar yazardım, ama o fotoğraf, inanın bana, bu kadar yazmayı bile hak etmiyor. Aslında tek cümle yeter: “Partimizden defolup gidin kardeşim.” Konu bu kadar basit.”
AKP HATAY MİLLETVEKİLİ ÖZEL: “HALKTAN KOPUK”
AKP Hatay Milletvekili Abdulkadir Özel de Bursalı’ya tepki göstererek, “Hem halktan sokaktan kopuk hem de yediğini gezdiğini paylaşacak kadar görgüsüz” dedi.
AKP MKYK ÜYESİ MİROĞLU: “LİYAKAT, SİYASİ TEMSİL GİBİ RAFA KALDIRILDI”
AKP MKYK Üyesi Orhan Miroğlu da “Liyakat, siyasi temsil gibi vasıflar rafa kaldırıldı” eleştirisinde bulunarak, şu paylaşımı yaptı:
“Bir milletvekilinin halka karşı sorumluluğu bir yasama yılıyla sınırlı değildir. Milletvekilinin ülkesine karşı ahlaki ve vicdani sorumluluğu bana kalırsa ölünceye kadar devam eder. Yasama yılı bittiğinde bugün artık özgürlüğüme kavuştum diye düşünen milletvekili, o makama hiç inanmamış demektir. ve ülkemizin içine sürüklendiği vasatlık – vekil olduğunun bilinciyle hareket eden vekillerimizi tenzih ederim -son yıllarda geldi TBMM seçimlerini de vurdu. Liyakat, siyasi temsil gibi vasıflar rafa kaldırıldı. Milletvekilliği çeşitli karmaşık ilişkilerden ‘aklanmak’ ve ‘netameli bir geçmişi silmek ve itibar satın almanın mümkün hale geldiği bir alana dönüştü. Manzarayı umumiyeye bakan herkesin, rahatlıkla ‘bu iş demek bu kadar ucuz’ diyebileceği bir alan! Oysa ilk meclisin kuruluşundan başlayarak meclisimize giren vekillerimizin, her biri roman olabilecek kadar güçlü hayat hikayelerine bakarsanız gerilemenin ve düşüşün ne boyutlarda olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz.
“TÜRKİYE’DE BUNCA YOKSULLUK VARKEN…”
Devir kabul edelim ki, o makama inanmadan oturmayı o makamı her kapıyı açacak bir maymuncuk olarak kullanmayı amaçlayanların ve başkaları tarafından o makama oturtulmayı her nasılsa rahatlıkla başaranların devridir artık. Milletvekilliği hiç bir meslek grubuyla eşdeğer değildir. Adı üstünde milletin vekili! Venezüelalı bir turistin İstanbul’da Nusret’te et yemesini sorun etmez kimse, haber değeri bile olmaz, ama halkı yoksulluktan ülkesini terkederken Venezüela devlet başkanı Maduro ( üstelik sosyalist!) İstanbul’da Nusret’te görülürse bunu mesele eder insanlar. ( Nitekim öyle de oldu hatırlayın) Türkiye’de de bunca yoksulluk varken ve her iki vekilin partisi son seçimde yerelde iktidarı kaybetmekle kalmamış bir de ‘kan ve ruh kaybettiği’ liderinin dilinden ifade edilmişken, partiye oy veren ve üye olan milyonlarca insan nefesini tutmuş ne olacak diye beklerken, böyle bir süreçte gerçekleşen Monaco ve Maldivler tatiline de yurt içindekilere de, bakarlar insanlar ve sorgularlar her bakımdan!
“MİLLETVEKİLİ BİR SOSYAL MEDYA FENOMENİ GİBİ DAVRANAMAZ”
Sizin çıktığınız tatilde faturayı ödeyecek zenginlikte olmanız değildir mesele, milletin vekili olmanıza durumun yakıştırılamamasıdır. Milletvekili seçilmişseniz özel hayatınız, ve başka vasıflarınızla kamuoyunun önünde yaşamayı kabullenmişsiniz demektir. Milletvekili bir sosyal medya fenomeni gibi davranamaz. Malumunuz, kişinin kendini ‘ifşa etmesi” sosyal medyanın insanı adeta mecbur kıldığı bir ‘merak ve hoşlanma’ alanına dönüştü. Son iki hadisede de bu ifşa tutkusunun yol açtığı zarar- ziyanı hep beraber yaşamış olduk ve en büyük zararı da bu vekillerimiz ve partileri görmüş oldu ki unutulacak gibi de değil hadise. Milletvekili sevincini, acısını, insanlığın ortak değerlerini hatırlatmaya hizmet edecekse özel hayatına ilişkin anları ve zamanları da paylaşır elbette, gerisi ona kalır, ama ifşa etmez.”
DEMOKRAT PARTİ MİLLETVEKİLİ CEMAL ENGİNYURT: “ŞEBNEM BURSALI HARAMZADEDİR”
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Cemal Enginyurt, sosyal medya hesabından bir video paylaşarak, “Millet çöpten ekmek, pazardan sebze artığı toplarken zenginlerin yat kulübünden ıstakoz fotoğrafı paylaşan Şebnem Bursalı haramzadedir. Adaletiniz batsın, yazıklar olsun” ifadeleri kullandı.
YENİ ŞAFAK YAZARI VE ERDOĞAN’IN ESKİ METİN YAZARI ÜNAL: “ERDOĞAN MAHALLE YANARKEN SAÇ TARAYANLARI KAPININ ÖÜNE KOYARSA DİNDARLARI YENİDEN KAZANABİLİR”
AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın eski metin yazarı, Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal da konuya dair “Erdoğan, Külliye’den kibirle sallanan parmakları kırarsa, mesela Monako’dan ıstakoz fotosu paylaşan sızıntılarla hesaplaşırsa, mahalle yanarken saçını tarayanları kapının önüne koyarsa, dindarları yeniden kazanabilecektir” diye yazdı.
GAZETECİ FATİH ALTAYLI: “BENİM HALA MERAK ETTİĞİM İSE BUNUN YANINDA HANGİ ŞARABI İÇTİKLERİ”
Gazeteci Fatih Altaylı da dünkü köşe yazısında konuya değindi ve “Millet ekonomik krizle boğuşur, milyonlar açlık sınırında yaşarken bunu Avrupa’nın en havalı yat kulübünün terasında yemesi ve yetmezmiş gibi milletin gözüne sokarmışçasına bir de sosyal medyadan sergilemesi ayıptır. Tam bir ‘Ekmek alamıyorlarsa brioche alsınlar’ vakasıdır… Millet açken bunu yerseniz sandığa gömülürsünüz. Benim hala merak ettiğim ise bunun yanında hangi şarabı içtikleridir. Öyle ya, bu ıstakoz öyle kuru kuru yenmez” ifadelerini kullandı.
CHP’Lİ OĞUZ KAAN SALICI: “AFİYET OLSUN ŞEBNEM HANIM”
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı da yaptığı paylaşımda, “Gençler Eminönü’nde balık-ekmek yiyemezken, AKP Milletvekili Şebnem Bursalı’nın Monaco Yat Kulübü’ndeki ıstakoz ziyafeti sınıfsaldır, story atması görgüsüzlüktür, AKP kibrinin özetidir” dedi. Ayrıca Salıcı, “Afiyet olsun Şebnem Hanım. Hesap ne geldi? Enflasyon malum. Türkiye’den ucuz muydu bari” diyerek Bursalı’ya tepki gösterdi.
BURSALI “GÜNDEM DEĞİŞTİRMEYE ÇALIŞANLARI ANLIYORUM!” DİYEREK ÖZÜR DİLEDİ
Tepkilerin ardından X hesabından bir açıklama yayınlayarak “Bu hata için tüm kamuoyundan özür dilerim” diyen Bursalı’nın Antalya’daki teleferik kazası ve İstanbul’daki yangını gündeme getirmesi dikkat çekti. Bursalı’nın paylaşımı şöyle:
“Yoğun geçen seçim çalışmalarımız ardından yurtdışında yaşayan ailem ve yeğenlerimle bayram tatilini geçirmek üzere gittiğimiz bir restoranda hiç adetim olmayan bir yemek paylaşımı yapmam kamuoyunda haklı tepkiye sebep olmuştur. 30 yıllık gazeteci ve şimdi de milletvekili olarak sosyal medya paylaşımlarımda bugüne kadar yapmadığım bu hata için tüm kamuoyundan özür dilerim. Mensubu bulunmaktan onur duyduğum partim ve yolunda yürümekten her nefesimde şeref duyduğum sn Cumhurbaşkanımızın da bu sebeple hedef alınmasından dolayı üzüntüm sonsuzdur.
Asla kötü niyet taşımayan ve yazılan hiçbir ücretle yakından uzaktan ilgisi olmayan yiyecek ve konuyla ilgili samimi üzüntümü ifade ederken, bunu fırsat bilip Antalya’daki teleferik faciasını unutturmak üzere gündem değiştirmeye çalışanları da çok iyi anlıyorum!
İstanbul’un göbeğinde 29 insanımızın hayatını kaybettiği, Antalya’da göz göre göre ihmal sonucu günahsız insanlarımızın hayatını kaybettiği, yaralandığı ve saatlerce mahsur kaldığı elim olayla ilgili tek bir söz etmeyenlerin, ne amaçla bu olayı çarpıttığını da biliyoruz!”
]]>
Avam Kamarası’nda görüşülmekte olan Ceza Adaleti Yasa Tasarısı, “aşırı kötü kokma” da dahil olmak üzere rahatsızlık vermeleri halinde evsizlerin suçlu sayılmasını öngörüyor.
Muhafazakâr Partili 10’dan fazla milletvekili tasarının, sadece dilencilik yapanlara karşı işlem yapılmasını sağlayacak şekilde değiştirilmesini istiyor.
Tasarıda yer alan tedbirler 1824 tarihli ‘Avarelik Yasası’nı değiştirmeyi amaçlıyor.
Hükümet, dilenciliği ve sokakta yatmayı suç haline getiren bu yasayı yürürlükten kaldırma sözü vermişti.
Yeni yasa tasarısı, polisin sokakta yatan ve “rahatsızlık veren” evsizlere para cezası kesmesine ya da tutuklamasına olanak tanıyacak.
Ancak “rahatsız edici davranış” tanımının çok geniş olması ve tehditkar olma ya da mülke zarar vermenin yanı sıra aşırı gürültü ya da koku yayma gibi durumları da kapsaması nedeniyle tasarı eleştiriliyor.
Tasarının yasalaşması halinde, “rahatsız edici” tanımı altında evsizler hapis veya para cezasına çarptırılabilirler.
Eğitim Bakanı Gillian Keegan, en önemli şeyin insanları sokaklardan kurtulmaları için desteklemek olduğunu söyledi.
Sky News tarafından kendisine yöneltilen, “İnsanlar koktukları için tutuklanmalılar mı?” sorusuna Keegan, “Hayır, insanlar sadece koktukları için tutuklanmamalı… Ama eğer birisi agresif davranıyor ya da rahatsızlık veriyorsa o zaman durum değişir” diye yanıt verdi.
Keegan “dengeyi doğru kurmanın” önemli olduğunu ve tehditkar davranışlar ya da ATM yakınında ısrarlı dilencilik gibi şeylerin “kabul edilemez” olduğunu söyledi.
Başbakanlıktan bir sözcü, Başbakan Rishi Sunak’ın da Bakan Keegan ile aynı fikirde olduğunu belirterek, “Hiç kimsenin evsiz olduğu ve kalacak yeri olmadığı için suçlu sayılmaması gerektiği konusunda netiz, ancak aynı zamanda mevzuatımızda, halkın kendini güvensiz hissetmesine veya korkutulmasına neden olabilecek davranışların ele alınmasında polise yardımcı olmak üzere tasarlanmış hükümler bulunmaktadır” dedi.
Muhafazakar Partili milletvekili Bob Blackman, birçok milletvekilinin “sokaklarda uyumaktan başka çaresi olmayan insanları kriminalize etme etkisi” nedeniyle tasarıyı eleştirdiğini belirtiyor.
Blackman, dilenmenin ya da sokakta yatmanın tek başına rahatsız edici bir davranış anlamına gelmediğini ve polisin “toplumun korunması ile insanların dilenmesine ya da sokakta yatıp kalkmasına neden olan sorunlara karşı duyarlılık arasında denge kurması gerektiğini” belirten bir değişiklik önergesi sundu.
Muhafazakar Partili 11 milletvekili ile muhalefetten 21 milletvekili bu önerileri destekledi.
Times gazetesine göre ise 40’tan fazla Muhafazakâr milletvekili hükümetin önerilerine karşı oy kullanacaklarını açıkça ifade etti.
Ceza Adaleti Yasa Tasarısı, İçişleri Bakanı olduğu dönemde sokakta uyumayı bir “yaşam tarzı tercihi” olarak nitelendiren Suella Braverman tarafından Parlamento’ya sunuldu.
Avarelik Yasası’nın kaldırılması için partiler üstü bir kampanya yürüten Liberal Demokrat Layla Moran, hükümetin “acımasız önerilerinin” yasayı “arka kapıdan” geri getirme riski taşıdığını söyledi.
Moran, “Hükümet kendi destekçilerini dinlemeli ve evsizlerle mücadelede, evsizleri damgalama ve suçlu muamelesi yapma yerine şefkatli bir yaklaşım benimsemelidir” dedi.
Evsizler için çalışmalarıyla bilinen yardım kuruluşu Crisis, içişleri bakanını milletvekillerini dinlemeye ve “bu acımasız ve gereksiz önlemlerden vazgeçmeye” çağırdı.
]]>SEÇİM GECESİ YAPTIĞI PAYLAŞIM SORULDU
Katıldığı canlı yayında 31 Mart gecesi Gaziosmanpaşa ilçesinden yaptığı “Gece 04:00, Gaziosmanpaşa İlçe Seçim Kurulu.. Ne hak yeriz, ne de hakkımızı yediririz!” paylaşımı sorulan CHP’li Gökhan Günaydın, “Bu fotoğraf o kadar anlamlı ki, İstanbul’da 39 ilçe var, milletvekillerimizin tamamını, milletvekili olmayan Parti Meclisi üyelerimizi ilçelerin tamamına dağıttık ama yetmedi. Geçmişte milletvekilliği yapmış arkadaşlarımız var, en son kurultayda birisi ‘A’yı, birisi ‘B’yi desteklemiş, hepsine ayrı ayrı telefon ettim beni reddeden bir kişi olmadı” dedi.
“O HALDE BENİM BUNU ENGELLEMEM LAZIM”
1000 oy farkla CHP’nin önde olduğunu belirten Günaydın, şunları söyledi; “Gaziosmanpaşa’da kim vardı, Namık Tan. Bizim Washington Büyükelçimizdi. Namık Bey’e dedim ki, ‘Gaziosmanpaşa’ya gider misiniz’, ‘Ne demek, memnuniyetle giderim’ dedi. Biz niye oraya gitme ihtiyacı duyduk? Sabah saat 04.00, 1000 oy farkla Gaziosmanpaşa’yı aldık, AK Parti itiraz ediyor, sandıklar yeniden sayılıyor. Burada gördüğünüz torbalar, bazıları hala geliyor salona, bazıları ise yeniden sayım için ayrılıyor. Hem buralara nezaret etmeliyiz hem de o torbalara kirli ellerin uzanıp da oyları değiştirmesine engel olmalıyız. Biz bunların tamamının ıslak imzalı tutanaklarını almışız, tamamını taramışız, dijital ortama aktarmışız. Artık orada hiç kimse üç kağıtçılık yapamaz. Geriye bir tek şey kalıyor. İtirazla o torbaların içindeki oyları değiştirirlerse, itirazla yapılan tutanaklarda bu sonuçlar değiştirilebilir. O halde benim bunu engellemem lazım.”
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın.SOYLU’DAN KADIN HAKİME SERT ÇIKIŞ
AK Parti İstanbul Milletvekili ve eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da Gaziosmanpaşa İlçe Seçim Kurulu’na geldiğini ve kuruldaki hakimle görüştüğünü iddia eden Günaydın, “Üstelik de oraya sabık İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bizden 1 saat evvel gitmiş. Biraz önce araçsallaştırılmış yargıyı, hakimi ve savcıyı eleştirdim ya, orada da bir arkadaşımıza teşekkür ediyorum. Kendisini tanımam. Bir kadın hakim. Odasına giriyor Süleyman Soylu. Hakim, ‘Buyrun’ diyor. Hakime diyor ki, ‘Beni gördüğünüzde niye ayağa kalmadınız?’ Kadın hakim de diyor ki, ‘Çünkü ben hakimim’. Kutlamaya gitsem yanlış anlaşılacak diye kutlamadım. Hakimin yaptığı çok önemli bir şey. Hala Cumhuriyet’in böyle hakimleri var” dedi.
“3 MİLLETVEKİLİMİZ KAPI GİBİ ORADA DURUYORDU”
Soylu’nun seçim kurulunda olduğunu öğrendikten sonra Gaziosmanpaşa’ya gittiklerini ifade eden Gökhan Günaydın, “Biz il başkanlığındaydık, onu duyunca il başkanı Özgür Çelik’le hemen Gaziosmanpaşa’ya gidelim dedik. Oradaki baskıyı görünce milletvekilimiz Ali Gökçek, Pendik’teydi. ‘Rica ediyorum Gaziosmanpaşa’ya geçin’ dedim. Biz oraya ulaştığımızda 3 milletvekilimiz kapı gibi orada duruyordu. Onların yanına 2 milletvekili ve 1 il başkanı daha geldi, hadi çalsınlar bakalım” diye konuştu.
]]>CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, DEM Parti Tunceli Belediye Eş Başkan Adayı Cevdet Konak’ın, Tunceli için kullandığı “Burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var” ifadelerine tepki gösterdi. Sözlerinden dolayı Konak’ı kınayan Erol, “Tunceli’yi bir Kürdistan bölgesi olarak ifade etmek asla doğru değildir. Tunceli bir medeniyet şehridir, özgürlük şehridir, hoşgörü şehridir. Tunceli bir Cumhuriyet şehridir” dedi.
CHP Elazığ Milletvekili Gürsel Erol bugün düzenlediği basın toplantısında geçtiğimiz günlerde DEM Parti Tunceli Belediye Başkan Adayı Cevdet Konak’ın “Burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var” açıklamasına tepki gösterdi. Erol, DEM Parti Tunceli Belediye Başkan Adayı Cevdet Konak’ın sözlerini kınadığını belirtti.
“TERÖRE KARŞI TAVRIM VE MÜCADELEM BİLİNMEKTEDİR”
Gürsel Erol şunları söyledi:
“Milletvekilleri her ne kadar seçim bölgelerinden seçilmiş olsa da Türkiye Cumhuriyeti’nin temsil eden Türkiye milletvekilleridir. Bu anlamda seçildikleri bölgenin değil, Türkiye’de yaşanan olaylarla ve süreçlerle ilgili değerlendirme yapmak, açıklama yapmak ve kendisini bu konuda sorumlu hissetmek gibi bir anlayışın da olması gerekiyor. Ben 26. Dönemde Tunceli milletvekiliydim. Tunceli milletvekilliği dönemimde gerek terör örgütlerine karşı tavrım, duruşum ve onlara karşı vermiş olduğum mücadele kamuoyu tarafından bilinmekte gerekse de kentin değerlerini, inançlarını, güzelliklerini kamuoyuyla paylaşarak Tunceli’nin bir Cumhuriyet kenti, inanç merkezi olduğunu ve Tunceli’nin yaşam tarzından, eğitiminden, coğrafyasından kaynaklı bir farklılığının ve ayrıcalığının olduğunu tüm kamuoyuna yansıtmak adına önemli işler yaptığıma inanıyorum.
“TUNCELİ’NİN SORUNLARINA SAHİP ÇIKIYORUM”
Tunceli’de milletvekili sayısının 1’e düşürülmesiyle CHP’den milletvekili çıkaramadık. Şu andaki mevcut tek milletvekili şimdiki adı DEM olan partiden ama orada ideoloji bir söylemle siyaset yapılmasından kaynaklı şehrin gerçeklerini, beklentilerini, taleplerini gündeme getirmek yine bize düştü. Ben Elazığ Milletvekili olarak komşu ilimiz Tunceli’nin Cumhuriyet’e olan bağlılığı, sadakati doğrultusunda sürekli sorunlarına sahip çıkarak milletvekilliği yapma arzusu ve düşüncesi içerisinde oldum.”
“BU BİR İHANETTİR”
Erol, DEM Partili Konak’ın açıklamasına da değinerek şunları söyledi:
“Türkiye’de kurulan bütün partiler resmi sıfatı olan partilerdir. Bu partilerde görev alan siyasetçilerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve adaylarının da söylemlerine dikkat etmesi lazım. Konuşma ve açıklamalarına dikkat etmesi lazım. Toplumun değerlerini, ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik söylemler geliştirmesi gerekir. Ne yazık ki Tunceli DEM Partisi Belediye Başkan Adayı Cevdet Konak geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan hiç kimsenin ve hiçbir Tuncelilinin kabul etmeyeceği son derece aykırı bir açıklama yaptı. Bu açıklama aslında Cumhuriyet’e, görev yapmış olduğu partinin kurumsal kimliğine ve Tunceli’ye ihanettir. Tunceli’de yaşayan insanların inançlarına ve değerlerine ihanettir. Cevdet Konak, Tunceli’yi kastederek ‘burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var,’ demişti. Halbuki Tunceli bir Kürdistan ülkesi değil bir Cumhuriyet şehridir. Tunceli’de hangi eve girerseniz girin, salonda sizi iki fotoğraf karşılar, birisi o toplumun inançlarından dolayı Hz. Ali’nin resmi, diğeri ise Cumhuriyet’e olan bağlılıklarından dolayı Mustafa Kemal Atatürk’ün fotoğrafıdır. Bu ifadeleri asla kabul etmiyor ve bu durumu Cumhuriyet’e ihanet olarak değerlendiriyorum. Bir belediye başkanı adayının şimdiden bu söylemlerle, toplumda bölücü bir ifade kullanarak Cumhuriyet’e ihanet etmesini asla kabul etmiyorum.
“BU DEVLET, BU VATAN HEPİMİZİN”
Buradan Tunceli halkını bilgilendirmek istiyorum. Bu toplumun değerlerine ters düşen ve Tunceli halkının asla kabul etmeyeceği ifadeleri savunan, gündeme getiren insanları yönetici olarak seçmeyin. Belediye başkanı olarak seçmeyin. Bu devlet bizim, bu ülke hepimizin, bu vatan hepimizin. 1990’lı yıllarda bölgede güvenlik konusunda birçok sorun yaşanmıştır, doğrudur. Ama bunu devlete mal etmek, devleti suçlayıcı bir dil kullanmak doğru değildir. Tunceli’yi bir Kürdistan bölgesi olarak ifade etmek asla doğru değildir. Tunceli bir medeniyet şehridir, özgürlük şehridir, hoşgörü şehridir. Tunceli bir Cumhuriyet şehridir. Bu anlamda Cevdet Konak’ı kınadığımı, o ifadelerin asla doğru olmadığını yakışan ifade olmadığını belirterek Tunceli halkını bilgilendirmek istiyorum. Tunceli halkından bu sene Cumhuriyet Halk Partisi’ne oy vererek, Tunceli’nin Cumhuriyet kenti olarak devletin imkanlarından yararlanan bir şehir olarak katkı sunmaları konusunda destek istiyorum. Bu siyasal düşünce Tunceli’yi sürekli kötüye götürdü, ülkemizi kötüye götürdü. Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür. Üniter devlet yapısı sınırları içerisinde 85 milyon yurttaşımızın etnik kimlikleri farklı olabilir, inançları farklı olabilir ama hepimiz Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşıyız. Türkiye Cumhuriyeti’ni Kürdistan diye tanımlamak, Cumhuriyetimize ve Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerine ihanet etmektir.”
]]>
DEM Parti’nin Tunceli Belediye Başkan adayının geçtiğimiz günlerde yaptığı açıklamalara bir tepki de CHP’den geldi. CHP Elazığ Milletvekili Erol, bu söylemlerinin bir ihanet olduğunu söyledi. Tunceli Milletvekili olarak görev yaptığı dönemde hem terör örgütleriyle mücadele ettiğini hem de kentin gelişmesi ve tanınması amacıyla birçok önemli işe imza attığını aktaran Erol, “Milletvekilleri her ne kadar seçim bölgelerinden seçilmiş olsa da Türkiye Cumhuriyetinin temsil eden Türkiye milletvekilleridir. Bu anlamda seçildikleri bölgenin değil, Türkiye’de yaşanan olaylarla ve süreçlerle ilgili değerlendirme yapmak, açıklama yapmak ve kendisini bu konuda sorumlu hissetmek gibi bir anlayışın da olması gerekiyor. Tunceli’de milletvekili sayısının 1’e düşürülmesiyle CHP’den milletvekili çıkaramadık. Şu andaki mevcut tek milletvekili şimdiki adı DEM olan partiden ama orada ideoloji bir söylemle siyaset yapılmasından kaynaklı şehrin gerçeklerini, beklentilerini, taleplerini gündeme getirmek yine bize düştü. Ben Elazığ Milletvekili olarak komşu ilimiz Tunceli’nin cumhuriyete olan bağlılığı, sadakati doğrultusunda sürekli sorunlarına sahip çıkarak Milletvekilliği yapma arzusu ve düşüncesi içerisinde oldum” dedi.
“Tunceli bir cumhuriyet şehridir”
Erol, DEM Partili Konak’ın açıklamasına da değinerek bunun kabul edilemez bir ihanet olduğunu kaydetti. Erol, ” Türkiye’de kurulan bütün partiler resmi sıfatı olan partilerdir. Bu partilerde görev alan siyasetçilerin, milletvekillerinin, belediye başkanlarının ve adaylarının da söylemlerine dikkat etmesi lazım. Konuşma ve açıklamalarına dikkat etmesi lazım. Toplumun değerlerini, ülkenin birlik ve beraberliğine yönelik söylemler geliştirmesi gerekir. Ne yazık ki Tunceli DEM Parti Belediye Başkan adayı Cevdet Konak geçtiğimiz günlerde Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yaşayan hiç kimsenin ve hiçbir Tuncelilinin kabul etmeyeceği son derece aykırı bir açıklama yaptı. Bu açıklama aslında cumhuriyete, Tunceli’ye ihanettir. Tunceli’de yaşayan insanların inançlarına ve değerlerine ihanettir. Cevdet Konak, Tunceli’yi kastederek ‘Burası Kürtlerin ülkesidir, burası işgal edilmiş Kürdistan’da zulüm var.’ demişti. Tunceli bir Kürdistan ülkesi değil bir Cumhuriyet şehridir. Bu ifadeleri asla kabul etmiyor ve bu durumu cumhuriyete ihanet olarak değerlendiriyorum. Bir belediye başkanı adayının şimdiden bu söylemlerle, toplumda bölücü bir ifade kullanarak Cumhuriyet’e ihanet etmesini asla kabul etmiyorum. Buradan Tunceli halkını bilgilendirmek istiyorum. Bu toplumun değerlerine ters düşen ve Tunceli halkının asla kabul etmeyeceği ifadeleri savunan, gündeme getiren insanları yönetici olarak seçmeyin. Belediye başkanı olarak seçmeyin. Bu devlet bizim, bu ülke hepimizin, bu vatan hepimizin. Tunceli’yi bir Kürdistan bölgesi olarak ifade etmek asla doğru değildir. Bu anlamda Cevdet Konak’ı kınadığımı, o ifadelerin asla doğru olmadığını yakışan ifade olmadığını belirtmek istiyorum. Türkiye Cumhuriyeti bir bütündür. Üniter devlet yapısı sınırları içerisinde 85 milyon yurttaşımızın etnik kimlikleri farklı olabilir, inançları farklı olabilir ama hepimiz Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşıyız” diye konuştu. – ELAZIĞ
]]>Samsun’da etkinlikler, Kıranköy Kabristanlığı’nda şehitlik ziyaretiyle başladı. Samsun Valisi Orhan Tavlı, Garnizon Komutanı Tümgeneral Davut Ala, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Nihat Soğuk, protokol üyeleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri şehitlik anıtına çelenk bıraktıktan sonra şehit mezarlarına karanfil koydu. Okunan Kur’an-ı Kerim’in ardından dua edildi.
Vali Tavlı ve beraberindekiler daha sonra Asri Mezarlığı’ndaki şehitliği ziyaret etti. Vali Orhan Tavlı, Şehitlik Şeref Defteri’ni imzaladı. Şehit kabirleri ziyaret edilerek dua okundu.
Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programda ise Emine Ahmet Yeni İmam Hatip Lisesi ve Ortaokulu öğrencileri “Çanakkale Geçilmez” oratoryosunu seslendirdi. Çarşamba Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Bilal Balcı, şehitler için Kur’an-ı Kerim okudu. Samsun genelindeki imam hatip okullarının öğrencileri tarafından şehitler için okunan 248 hatimin duasını Çarşamba Anadolu İmam Hatip Lisesi öğrencisi Veli Üyür yaptı.
Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Samsun Şubesi Başkanı Necati Yılmaz, günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaparken, Türkiye Muharip Gaziler Derneği Samsun Şubesi Başkanı Ahmet Diril ise “Selam Sana Şehidim” şiirini okudu.
Programa, Vali Orhan Tavlı, AK Parti Samsun Milletvekili Orhan Kırcalı, Samsun Garnizon Komutanı Tümgeneral Davut Ala, AK Parti İl Başkanı Mehmet Köse, Samsun Üniversitesi Rektörü Mahmut Aydın, kurum müdürleri, protokol üyeleri, gaziler ve vatandaşlar katıldı.
Tokat
Tokat’ta Garnizon Şehitliği’ndeki törende, Vali Numan Hatipoğlu, Belediye Başkanı Eyüp Eroğlu, Tokat Şehit Aileleri Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İbrahim Demirel ile Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit Dul ve Yetimleri Derneği Tokat Şube Başkanı İbrahim Güleç tarafından anıta çelenk sunuldu.
Daha sonra saygı duruşunda bulunuldu, İstiklal Marşı okundu, katılımcılar şehit kabirlerine karanfil bırakarak dua etti.
Törene, AK Parti Tokat Milletvekili Cüneyt Aldemir, CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Yılmaz ile protokol üyeleri ve şehit aileleri katıldı.
Sinop
Sinop’ta Deniz Şehitliği’nde gerçekleştirilen tören, Şehitler Anıtı’na çelenk sunulması, saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
Saygı atışı yapılmasının ardından Vali Mustafa Özarslan, şehitlik şeref defterini imzaladı.
Vali Özarslan ve beraberindekiler, daha sonra şehit mezarlarını ziyaret ederek dua okudu, karanfil bıraktı.
Törene, Vali Özarslan’ın yanı sıra AK Parti Sinop Milletvekili Nazım Maviş, Belediye Başkanı Barış Ayhan, diğer ilgililer ve vatandaşlar katıldı.
Amasya
Amasya’da Tekir Dede Mezarlığı’ndaki Garnizon Şehitliği’ne çelenk bırakılmasıyla başlayan törene, Vali Yılmaz Doruk, AK Parti Milletvekili Haluk İpek, CHP Milletvekili Reşat Karagöz, Belediye Başkanı Bayram Çelik, daire amirleri ile şehit aileleri ve gaziler katıldı.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şehitlik defterini imzalayan Doruk, burada yaptığı konuşmada, şehitlerin canlarını seve seve verdikleri cennet vatanı korumanın, gelecek kuşaklara daha güçlü Türkiye bırakmanın kutsal bir görev olduğunu söyledi.
Törenin sonunda İl Müftüsü Durmuş Ayvaz ve katılımcılar, şehitler için dua etti, mezarlara karanfil bıraktı.
Kastamonu
Kastamonu Şehitliği’ndeki törende, Vali Meftun Dallı, Belediye Başkanı Rahmi Galip Vidinlioğlu, Türkiye Harp Malulü Gaziler, Şehit, Dul ve Yetimleri Derneği Kastamonu Şube Başkanı Dursun Kan tarafından anıta çelenk sunuldu.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından şehitler için dua edildi.
Şehit mezarlarının ziyaret edilmesinin ardından Halk Eğitim Merkezi Konferans Salonu’nda devam eden programda Dursun Kan günün anlam ve önemini belirten bir konuşma yaptı.
Abdurrahmanpaşa Lisesi tarafından hazırlanan programda öğrenciler şiir okudu, koro türküler seslendirdi.
Programa, Vali Meftun Dallı, AK Parti Kastamonu Milletvekili Halil Uluay, Belediye Başkanı Rahmi Galip Vidinlioğlu, kurum müdürleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.
Çorum
Çorum Şehitliği’nde Şehitler Anıtı’na çelenk sunulmasıyla başlayan törende, saygı atışı yapıldı.
Daha sonra, Vali Zülkif Dağlı, AK Parti Çorum Milletvekili Yusuf Ahlatcı, CHP Çorum Milletvekili Mehmet Tahtasız, Belediye Başkanı Halil İbrahim Aşgın, Cumhuriyet Başsavcısı Ahmet Bektaş, İl Emniyet Müdürü Arif Pehlivan, İl Jandarma Komutanı Albay Naim Çetinkaya ve şehit yakınları şehit kabirlerine karanfil bıraktı.
Daha sonra Atatürk Anadolu Lisesince Çorum Devlet Tiyatro Salonu’nda “Çanakkale Gölge Tiyatrosu” sahnelendi.
Gösterinin ardından, ortaöğretim kurumları arasında düzenlenen resim, şiir ve kompozisyon yarışmalarında dereceye giren öğrencilere ödülleri verildi.
Çankırı
Çankırı Şehitliği’nde düzenlenen törende Vali Mustafa Fırat Taşolar, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Salih Büyük, Çankırı Belediye Başkanı İsmail Hakkı Esen ile sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri anıta çelenk sundu.
Saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından Kur’an-ı Kerim okundu, günün anlam ve önemini belirten konuşma yapıldı.
Vali Mustafa Fırat Taşolar’ın Şehitlik Defteri’ni imzalamasının ardından şehitler için dua edildi, şehit mezarlarına karanfil bırakıldı.
Şehitlikteki törenin ardından Atatürk Kültür Merkezi’ndeki programa geçildi.
Programa, AK Parti Grup Başkanvekili Muhammet Emin Akbaşoğlu, Cumhuriyet Başsavcısı Oğuz Şükrü Ener, Çankırı Karatekin Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Harun Çiftçi ile kurum müdürleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ, Kadıköy Caddebostan’da halkla buluştu. Konuşmasında, Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan konuşmasını gündeme getiren İmamoğlu, “Bu cennet vatanın kurucusuna, ulu önder, kurucu liderimiz Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden bir meczup vardı; hatırlayın. Haftalardır bekliyorum, bu meczuba acaba bir savcı çıkar, bir soruşturma açar mı diye. Ama açmazlar. Bu iktidar, o meczuplardan memnun. Hatta onları ödüllendiriyorlar… Türkiye Cumhuriyeti, 100 yıllık tarihinde böyle aymazlığı, böyle sefilliği, böyle rezilliği başka hiçbir dönemde yaşamadı” dedi.
İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, iftardan sonra, CHP Kadıköy Belediye Başkan adayı Mesut Kösedağ ile birlikte ilçe turu yaptı. Dr. Dilek Kaya İmamoğlu, tüm gün boyunca olduğu gibi, Kadıköy turunda da eşi İmamoğlu’nu yalnız bırakmadı. Fener Kalamış Caddesi’nden başlayan tur; Ahmet Mithat Efendi Caddesi, Operatör Cemil Topuzlu Caddesi ve Bağdat Caddesi boyunca devam etti. İmamoğlu ve Kösedağ’ın içinde olduğu seçim otobüsü, vatandaşların yoğun ilgisi nedeniyle zaman zaman zorlukla ilerleyebildi. İmamoğlu ve Kösedağ, turun ardından, Caddebostan’da gerçekleştirilen halk buluşmasında vatandaşlarla bir araya geldi. İmamoğlu ve Kösedağ, coşkulu kalabalığa birer konuşma yaptı.
“SEN KİMSİN DE BİR AİLEYE BU KADAR LÜTUFTA BULUNUYORSUN?”
Konuşmasında, Refah Partisi eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü hedef alan konuşmasını gündeme getiren İmamoğlu, şunları söyledi:
“Sevgili dostlar, o kadar o kadar enteresan günler yaşıyoruz ki… Bu cennet vatanın kurucusuna, ulu önder, kurucu liderimiz Atatürk’e ağız dolusu hakaret eden bir meczup vardı; hatırlayın. Haftalardır bekliyorum, bu meczuba acaba bir savcı çıkar, bir soruşturma açar mı diye. Ama açmazlar. Bu iktidar, o meczuplardan memnun. Hatta onları ödüllendiriyorlar. Geçen açıkladım. Şuraya not aldım, söyleyeyim. Dedim ki; ‘Ata’mıza hakaret eden o meczubun oğlu milletvekiliniz.’ Yetmedi; ‘Diğer oğlunu Kocaeli İŞKUR Müdürü yaptınız.’ Yetmedi; ‘Damadını Sakarya’ya Çevre il Müdürü yaptınız.’ Yetmedi; ‘Abisini de kayyum atadığınız bir şirketin başına getirdiniz.’ Bakın yetmedi; ‘Abisinin damadı da eski milletvekiliniz.’ Abisinin damadının kod adı, ‘Yeliz’! Biliyorsunuz değil mi kim olduğunu? Gülüyoruz ama bu bizim ağlanacak halimiz. Bakın bu iktidar, Türkiye’nin, bu cennet vatanın, bu milletin evlatlarının layık olduğu liyakat zincirini yok etti, yok etti. Sen kimsin de bir aileye bu kadar lütufta bulunuyorsun?”
“BİZİM ARAMIZDAKİ FARK NE BİLİYOR MUSUNUZ?”
“Bizim aramızdaki fark ne biliyor musunuz? Biz, milletin evlatlarına güvenerek yola çıkıyoruz. Biz, milletin evlatlarını gözetiyor, koruyoruz. Onlar ise bir avuç insanın eş, dost, akrabanın evlatlarını korumak için koşuyorlar. Aramızdaki fark bu. Biz, bu şehirde liyakati önde tuttuğumuz için başarılıyız. Toplumun dengesini bozdular. Aileye bak. Milletvekili var. Hem de iki tane eski milletvekili. Oğlu milletvekili var. Devletin kademelerinde 5-6 insan var, sanki Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde başka bir aile yokmuşçasına. Türkiye Cumhuriyeti, 100 yıllık tarihinde böyle aymazlığı, böyle sefilliği, böyle rezilliği başka hiçbir dönemde yaşamadı. Bunu niye söylüyorum biliyor musunuz? İstanbul’u da kendi mülkleri gibi gören bu anlayışa asla izin vermeyeceğiz. Bakın bu anlayış öyle bir anlayış ki, bu şehri bölmeye çalıştılar görüşe, inanca, siyasi tercihlerine göre. Ben de eski bir Kadıköylüyüm. Bu Kadıköy’ü 25 yıl nasıl görmezden geldiklerini ben iyi biliyorum. Siz de iyi biliyorsunuz. Şahitsiniz değil mi?”
KURUM’A ‘MAHALLE’ GÖNDERMESİ
Kadıköy ve çevresinde, 5 yıl içinde yaptıkları hizmetlerden örnekler veren İmamoğlu, bugün de Uzunçayır Kavşağı ve Kemal Sunal Müzesi’ni açtıklarını hatırlattı. “Altunizade’den indiğimiz zaman, Uzunçayır’da biz bir kaos yaşarız. Oradaki kaosu sona erdirdik” diyen İmamoğlu’nun, “Oradaki kaosu, bu şehrin bütçesinden 3,5 milyar lira ayırarak, aktararak, para harcayarak bitirdik. İstediğiniz kolaylıkla Harem’e, istediğiniz kolaylıkla Bostancı tarafına, Söğütlüçeşme’den gidince… Biraz fazla mahalle ismi anlatıyorum ki arkadaşın kafası karışsın, nereyi anlatıyor diye” sözleri alanda toplanan vatandaşları güldürdü.
“BİR AVUÇ İNSANIN İSRAF VE İHANETİ DEĞİL, SİZ KAZANACAKSINIZ”
“Kurgularla, kumpaslarla, milli iradeye zarar vermek isteyen bu akılla, son ana kadar mücadele edeceğiz” diyen İmamoğlu, özetle şu ifadeleri kullandı:
“Önümüzde açıkçası 2 hafta kaldı, kalmadı. Büyük bir mücadele vermek zorundayız. İki seçenek var sevgili hemşerilerim: Kanal mı, İstanbul mu? Kanal mı, İstanbul mu? Onlar, kendi açmak istedikleri kanallarında boğulacaklar. Bakın; inanın başka seçeneğimiz yok. Partizanlık, onların tercihi. Ama biz bu şehirde, partizanlığı dayatanların değil, insanı insan olduğu için sevenlerin kazandığı bir seçim var edeceğiz. Bir avuç insanın israf ve ihaneti değil, siz kazanacaksınız. Siz, israfa ve ihanete fırsat vermeyeceksiniz. İstanbul’un rotasını onlar tam gaz geriye doğru getirmek isteyecekler; siz ise tam yol ileri diyeceksiniz. Bu seçim önemli. İstanbul’un sahibi, bu şehrin 16 milyon insanı, öyle değil mi? ‘Tapusu bende’ diyen, onda olmadığı için kendisinin, ‘ihanet ettim’ dediği ve bu şehri alamadığı için her şeyi yapan o kişilere, bir kez daha, ‘Bu şehrin sahibi, 16 milyon İstanbullu’ demeye hazır mıyız?”
“ŞERDİL BAŞKANIMIZA TEŞEKKÜR EDİYORUZ”
“Kadıköy’de değerli kardeşim, sevgili dostum Mesut Bey’le, 5 yıldır Büyükşehir Belediyesi’nde çalışıyoruz. Meclisin çok çalışkan, ‘atom karınca’ diye tarif edeceğimiz yol arkadaşlarımdan birisidir. Mesut Bey’le şunu konuştuk. Evet, 5 yıl Şerdil Başkanımız buraya hizmet etti. Şimdi bayrağı devretme zamanı. Şerdil Başkan’a teşekkür ediyoruz. Birlikte güzel hizmetler yaptık. Şimdi Mesut Başkan’la ondan daha fazla iş ve hizmet yapacağız. Size mahcup olmayacağız. Şimdi burada sözleşelim mi Kadıköylüler? Seçime kadar kapı kapı, minibüse bindiğinizde, vapura bindiğinizde, yolda dolaşırken, her gün uğradığınız esnafa güler yüzle selam verip, komşularınızdan, Kadıköy’de Mesut Başkan için -ama firesiz, ama, fakat yok- Meclis listesinde Cumhuriyet Halk Partisi listesine ve İstanbul’da Ekrem İmamoğlu dostunuza, hemşehrinize oy istemeye Kadıköy hazır mı?”
]]>Moskova’da bulunan Zafer Parkı’ndaki Anıt Camisi önünde her yıl kurulan iftar çadırındaki programa Türkiye-Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti Manisa Milletvekili Murat Baybatur, AK Parti Ankara Milletvekili Osman Gökçek, AK Parti İstanbul Milletvekili Yahya Çelik, Rusya Devlet Duması Milletvekili Biysultan Hamzayev, Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Tanju Bilgiç, Rusya Federasyonu Müslümanları Dini İdaresi Başkan Yardımcısı Ruşen Abbasov, Türkiye’nin Moskova Büyükelçiliği Din Hizmetleri Müşaviri Ömer Faruk Savuran, çok sayıda Türk ve Rus vatandaşı katıldı.
Büyükelçilik himayesinde Din Hizmetleri Müşavirliği koordinasyonunda hazırlanan iftar programı Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Rusya’da 2024’ün “Aile Yılı” ilan edilmesi nedeniyle ailenin önemine ilişkin video gösterisinin yapıldığı programda, Müslüman çocuklar dualar okudu.
Türkiye ve İslam dini hakkında mini bilgi yarışmasının düzenlendiği programda, kazananlara çeşitli hediyeler verildi.
Türkiye-Rusya Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı ve AK Parti İstanbul Milletvekili Baybatur burada programda yaptığı konuşmada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Moskova’daki Müslümanlara selamını getirdiklerini belirtti.
Ramazanın önemini anlatan Baybatur, “Ramazan vesilesiyle başta Gazze’deki kardeşlerimiz olmak üzere tüm dünyadaki mazlumlara Rabbim yardım etsin, zalimleri ıslah etsin, ıslah olmuyorlarsa kahretsin.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Ankara Milletvekili Gökçek, ramazanda Moskova’da Türk ve Rus Müslümanlarla bir arada bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, “Gazze’de çok ciddi bir sıkıntı var, bir zulüm var. Ümit ediyoruz ki, bu ramazanın sonundaki bayramla birlikte inşallah Gazze’ye de, Filistin’e de bayram gelir.” diye konuştu.
AK Parti İstanbul Milletvekili Çelik de ramazan ayının önemine dikkat çekerek, “Dünyadaki tüm Müslümanlar kardeştir. Bugün tam olarak burada bunu yaşıyoruz. Gazze’de ve dünyanın her yerinde zulüm gören bütün insanlar adına dua edelim.” dedi.
Rus Milletvekili Hamzayev, yıllar önce Moskova’da başlatılan iftar çadırı geleneğinin tüm Rusya’ya yayıldığını anlatarak “Bu, Türkiye ve Rusya’nın ortak olarak başlattığı iyi bir gelenek.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin Moskova Büyükelçisi Bilgiç, ramazanın hayatımıza sayısız güzellikler kattığını belirterek, bu ayda Müslümanlar arasında paylaşma ve dayanışma bilincinin güçlendiğini, kardeşlik, dostluk duygularının daha da pekiştiğini söyledi.
Bilgiç, “Buna en güzel örneklerden biri ülkemizin desteği ve Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynutdin’in inisiyatifiyle kurulmuş olan bu iftar çadırdır.” dedi.
Bu yılın Rusya’da “Aile Yılı” ilan edilmesinin akabinde iftar çadırında da bir ay boyunca İslam dininin aileye verdiği değerin anlatılacak olmasını çok değerli bulduğunu vurgulayan Bilgiç, “Aile kurumunun korunmasını geleceğimizin korunması olarak görüyorum. Türkiye’de de biz aile kurumunun korunmasına çok önem veriyoruz.” diye konuştu.
Aileye verilen değer açısından Türkiye ve Rusya arasında birçok benzerlik bulunmasından memnuniyet duyduğunu ifade eden Bilgiç, ayrıca aile konuları dahil olmak üzere Diyanet İşleri Başkanlığı ve Rusya Federasyonu Müslümanları Dini İdaresi arasında tesis edilmiş olan özel bağları çok önemsediğini ve bu bağları geliştirmek için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.
Rusya Federasyonu Müslümanları Dini İdaresi Başkan Yardımcısı Abbasov, “Rusya ile Türkiye Müslümanları arasında sıkı işbirliği var, bu işbirliği kapsamında çok değerli projeleri gerçekleştiriyoruz.” dedi.
]]>Bozdağ, birleşimin başında üç milletvekiline gündem dışı söz verdi.
AK Parti Sivas Milletvekili Rukiye Toy, 28 Şubat sürecinde baskılara rağmen haklarını savunduklarını dile getirerek, haklarını meşru yöntemlerle arayan bir geleneğin temsilcileri olduklarını kaydetti.
Tüm toplum kesimlerinin katkılarıyla ülkenin ihtiyaçlarına cevap verecek, insan hak ve hürriyetlerine dayanan, demokratik, sosyal, hukuk devleti niteliklerine sahip sivil bir anayasanın, her şeyin en iyisine layık milletin hakkı olduğunu vurgulayan Toy, ülkenin kalkınmasının darbelerle akamete uğradığını ve milletin özgürlüklerinin kısıtlandığını belirtti.
Toy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde milletin talihinin değiştiğini ve demokrasinin önündeki engellerin kaldırıldığını ifade ederek, “Artık hiçbir kuvvet milletimizin menfaatlerinin önüne geçerek hedeflerimizden uzaklaştıramayacak ve ülkemizi tekrar darbeler ve vesayet döngüsüne mahkum edemeyecektir.” diye konuştu.
CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer ise Eskişehir’in sorunları üzerine yaptığı konuşmada, şehirde 25 yıldır Yılmaz Büyükerşen belediye başkanı seçildiği için AK Parti iktidarının çevre yolları yapmadığını, fabrika açmadığını, kentsel dönüşümü engellediğini, belediyelerine kredi dahi verilmediğini öne sürdü.
Eskişehirlilerin, başkanlarına güvendiğini dile getiren Çakırözer, “Eskişehir’in kadınında, gencinde, yaşlısında, çiftçisinde, esnafında emeği olan, yıllarca adalet dağıtan cumhuriyet kadını Ayşe Ünlüce’yi Cumhuriyet’in 100. yılında ilk kadın büyükşehir belediye başkanımız yapacağız; yalandan dolandan uzak Kazım Kurt’u ve Ahmet Ataç’ı yine başkan yapacağız. Eskişehir’i talana, ranta asla teslim etmeyeceğiz. 31 Mart’ta yine Eskişehir kazanacak.” dedi.
İYİ Parti Trabzon Milletvekili Yavuz Aydın da “24 Şubat Trabzon’un düşman işgalinden kurtuluş günü” hakkında yaptığı konuşmada, şunları söyledi:
“Trabzon 1918’de düşman işgalinden kurtuldu fakat göç veren bir şehir olmaktan kurtulamadı. Trabzon 1918’de düşmanı yendi fakat geçim sıkıntısına mağlup oldu. Kurtuluşumuzun üzerinden yüz altı yıl geçti fakat işsizlik sorunu hala halledilemedi. Trabzon, AK Parti iktidarının gerçekleştiremediği vaatlerden ne yazık ki kurtulamadı. Neredeyse her dönem en az bir Trabzonlu bakana sahip olmasına rağmen Trabzon gereken hizmeti ne yazık ki alamamıştır. Şehrimiz yıllardır AK Parti belediye başkanları tarafından yönetilmektedir ancak hizmet ve yatırım almak konusunda sınıfta kalmıştır.”
AK Parti İstanbul Milletvekili Halit Yerebakan ise 35 yıl önce Türkiye’de bilim ve azmin, umutla teknolojinin buluştuğu ilk yapay kalp implantasyon cerrahisinin yapıldığını vurguladı.
O günden bu yana kullanıcı olmanın ötesinde biyoteknoloji, ilaç sanayi ve tıbbi cihaz üretiminde önemli atılımlar gerçekleştirildiğini belirten Yerebakan, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Geleceğe baktığımızda, Türkiye’nin sağlık endüstrisindeki bu gelişimi, kamu desteğinin artmasıyla birlikte ülkemizi sağlıkta küresel bir oyuncu yapma potansiyeline sahiptir. Ancak bugün sağlık endüstrimizin karşılaştığı engeller yalnızca teknolojik veya maddi sınırlar değil aynı zamanda uluslararası rekabet ve küresel tehditlerdir. Bu engeller karşısında sağlığın bir tehdit olmasının önüne geçmek için savunma sanayimizde olduğu gibi azim ve kararlılıkla durmalıyız. Bu alandaki başarılarımız Türkiye Yüzyılı’nda daha büyük hedeflere ulaşmamızın teminatı olacaktır. Unutmayalım ki bilimin ışığında yükselen bir toplum için araştırma ve inovasyon her zaman desteklenmelidir. Çünkü bilgi, kalkınmanın ve ilerlemenin anahtarıdır.”
]]>TBMM Genel Kurulu, TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ başkanlığında toplandı. CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın, Meclis Başkanvekili Bekir Bozdağ ve AK Parti milletvekilleri hakkında FETÖ’yle ilgili iddialarda bulunması üzerine tartışma yaşandı. Bunun üzerine TBMM Başkanvekili Bozdağ, şahsına dönük iftirayı reddettiğini dile getirdi.
“FETÖ ile mücadele eden adamım”
Bozdağ, şunları kaydetti:
“Her sıkışıldığında, Bekir Bozdağ konusu geldiğinde söylediğim sözler açılıyor. Ben onları çöplüğe, lağıma attım. Oradan elinizi soktukça eliniz de kirlenir ağzınız da kirlenir. Lütfen bunu yapmayın. Ben FETÖ ile mücadele eden adamım. Bu terör örgütünün devletten ayıklanması, temizlenmesi için gövdemizi ortaya koyduk ve bu mücadeleye Türkiye de herkes de şahittir. Sürekli bizim lağıma attığımız, defalarca reddettiğimiz o sözlerden dolayı söylediklerimiz ortada. Her defasında gündeme getirilmesi saygısızlık. 2011’de söylenmiş bir lafı, dün söylenmiş gibi defalarca temcit pilavı gibi buraya getirmenin ne alemi var? O zaman söylediğim lafı çöplüğe, lağım çukuruna attım. FETÖ terör örgütüdür, Fetullah Gülen de terörist başıdır. Benim söylediğim budur.”
Partilerden Mahmat Tanal’a tepki
Yaşanan tartışmaların ardından Bozdağ, birleşime ara verdi. Meclis Genel Kurulu’nda aranın ardından partilerin grup başkanvekilleri söz alarak TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ’a destek verdi.
MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, “15 Temmuz darbe gecesi 2016 tarihinde, 100 civarında, 100’ü aşkın, 110 milletvekili partilerden ki, Cumhuriyet Halk Partisinden Sayın Özgür Özel, yine, Milliyetçi Hareket Partisi Grup Başkan Vekili olarak ben ve bazı milletvekili arkadaşlarımı AK Parti grubundan çok sayıda arkadaşlarımız burada hep birlikte bu FETÖ alçak darbesi karşısında direnirken, bu dirence karşı daha bombalar tepemize yağarken siz kürsüdeydiniz Sayın Başkan. ve o darbeye karşı direncinizi kararlı bir şekilde nasıl gösterdiğinizin en yakın tanıklarından birisi de benim, işte Sayın Özgür Özel’dir, Sayın Mehmet Muş’tur, Sayın Levent Gök’tür ve arkadaşlarınız; kararlı, kahramanca bir tutum sergiledik ve ayrıca yine, siz Adalet Bakanı sıfatıyla konuştunuz ve bu darbe öncesi devletin kurumlarına sinsice sızmış bu alçak teröristlerin tespiti konusunda sizin Adalet Bakanı olarak Adalet Bakanlığı ve adalet kurumunun, adliye müesseselerinin içerisindeki FETÖ’cülerle nasıl mücadele ettiğinizi de millet olarak da biliyoruz” dedi.
CHP Grup Başkanvekili Gökhan Günaydın da CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’a tepki göstererek, “Meclis Başkan Vekilini tartışmanın içine siyasi olarak katmanın herhangi bir anlamı yoktur ve doğru da değildir. Şüphesiz, bugün açılışta olduğu gibi, tutumunuzu uygun bulmadığımız zaman usul tartışması açarız, söyleyeceğimiz sözleri dibine kadar söyleriz ama bunu uygun bir üslupla söyleriz; Meclis Başkan Vekillerini siyasi tartışmanın içine almayacak bir etkinliği hep beraber sağlarız” diye konuştu.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu ise, “Kaldı ki sizin şahsınızda zamanında söylenmiş ama sizin daha sonra bunun üzerine çok laf söylediğiniz bir konuda hadiseyi tekrar tekrar gündeme getirmek amacından saptırmaktadır mevzuyu çünkü siz -bu Gazi Meclis demokrasi hiçe sayılan o askeri ihtilal, kalkışma neticesinde- Türk demokrasisini savunmak için burada, şu kürsüde cansiperane bar bar bağıran bir bakanımızsınız ve bir saygın milletvekilimizsiniz. Dolayısıyla sizin bu konudaki hassasiyetinizi ve duruşunuzu bütün Türkiye Cumhuriyeti biliyor ve malumumuzdur ama zaman zaman sürekli olarak bu tip hususları sizin şahsınızda ya da diğer Meclis Başkan Vekillerimiz ve Meclis Başkanımız hakkında dile getirmek ki siz bağımsız bir noktada oturuyorsunuz, asla kabul edilebilir bir davranış değildir, amacından sapmaktadır. Bütün partilerin bu konuda bütün Meclis Başkan Vekillerine karşı aynı hassasiyeti gösterme mecburiyetleri vardır” diyerek Bozdağ’a destek verdi. – ANKARA
]]>Genel Kurulda Saadet Partisinin “iş sağlığı ve güvenliği”, İYİ Partinin “Sakarya Gaz Sahası Projesi”, DEM Partinin “kadına yönelik şiddet” ve CHP’nin “TRT” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, 2023 yılında 1932 kişinin iş kazasında hayatını kaybettiğini, bu sayının giderek arttığını söyledi. İş sağlığı ve güvenliği ile ilgili kanunda açıkların olduğunu savunan Kasap, “İşverenin maaşını ödediği iş sağlığı ve güvenliği uzmanından ne bekleyebilirsiniz?” sorusunu yöneltti.
Kasap, maden kazalarında Türkiye’nin Avrupa birincisi olduğunu ve Türkiye’nin durumunun birçok Afrika ülkesinden daha kötü olduğunu ileri sürdü.
Ağır ve tehlikeli iş kollarında uzaktan eğitimle, iş sağlığı ve güvenliği sertifikası verilmesini eleştiren Kasap, “Neden uygulamalı eğitimler, Milli Eğitim Bakanlığı ya da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı uhdesinde yapılmıyor da özel kuruluşlar tarafından şaibeli bir şekilde veriliyor? Bu şekilde devam ettiği müddetçe iş kazalarından, İliç’ten, Amasra’dan, Soma’dan bahsetmeme gibi bir durum söz konusu olmayacak.” diye konuştu.
-Elektronik kelepçe önerisi
İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, maden kazalarının önlenmesine ilişkin önerilerde bulundu. Tehlikeli iş sahasında çalışan işçilerin yaşanabilecek olumsuz olaylar karşısında hayatta kalmaları için zamanın önemli olduğunu vurgulayan Akalın, “Bu koşullar altında çalışan işçilerimizin, heyelan, göçük gibi durumlar karşısında yerlerinin tespiti için elektronik kelepçe gibi aygıtlar takıp, çıkarılabilir bir elektronik sistem kullanmalarının zorunlu hale getirilmesi, olası kazalar sonrası yer tespitinin hızla yapılacağı enstrümanlar kullanılması gerekmekte.” ifadelerini kullandı.
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan her yıl yüzlerce iş kazası meydana geldiğini, iktidar milletvekilleri tarafından iş kazalarının araştırılmasının engellendiğini öne sürdü. Bozan, “Eğer bu Meclis, bir irade ortaya koymuş olsaydı bu iş cinayetleri engellenebilirdi.” dedi.
CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp, CHP’nin 2019 yılında İliç’te toprak kaymasının yaşandığı maden sahasına gittiğini ve bazı tespitlerde bulunduğunu söyledi. İliç’te “Ekonomik Yer Değiştirme ve Geçim Kaynaklarını Destekleme Protokolü ile firma tarafından bölgede ikamet edenlere 130 bin lira para dağıtıldığını belirten Alp, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ne karşılığında biliyor musunuz? Destek alan köy sakinlerinin halihazırda çalışan ve ileriki süreçlerde çalışacak olan Anagold ve Alacer Gold firmalarının ortak olduğu grup ve bağlı şirketlerin sürdürdüğü ve sürdüreceği madencilikle bağlantılı projelere onay vermeleri, yardım alanların gerçek bir hak ihlali dışında hiçbir bir türlü özel, idari ve adli bir başvuruda bulunmaları o protokolle verilen 130 bin lira karşılığında yasaklanmış. Bunu biliyor muydunuz? Yasağın ihlali durumunda da o firma o köylülerden o parayı faiziyle tahsil edecek.”
“Hedefimiz, tüm riskleri minimum düzeye indirmek”
AK Parti Nevşehir Milletvekili Emre Çalışkan, maden işçilerinin güvenliğinin ve refahının her şeyden daha önemli olduğunu belirtti. “Hedefimiz, tüm riskleri minimum düzeye indirmek, tek bir çalışanımızın dahi mesleği sebebiyle hayatını kaybetmediği, sağlıklı ve huzurlu bir çalışma hayatını tesis etmektir.” diyen Çalışkan, iş kazaları sonucunda sorumluların yargı önünde hesap verdiğini, bunun bağımsız ve tarafsız Türk yargısının görevi olduğunu söyledi. Çalışkan, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu nedenle, bu süreçlerle ilgili yorum yapmamız uygun ve doğru değildir. Hem İliç’te olsun hem diğer şehirlerdeki madenlerimizde iş sağlığı ve güvenliği denetimleri ilgili bakanlığımızca yapılmaktadır. Yapılan denetimlerde iş sağlığı ve güvenliği hususunda eksiklikler tespit edilerek düzeltmesi noktasında gerekli yaptırımlar uygulanmıştır ve uygulanmaya devam edecektir. Bu vahim kazanın gerçekleşmesi noktasında müfettişler çalışmalarını sürdürmektedirler.”
Genel Kurulda “el hareketi” tartışması
AK Parti Erzurum Milletvekili Fatma Öncü, DEM Partinin grup önerisi üzerinde kürsüden söz aldığı esnada, DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca Doğan’ın, kendisine yönelik, bir kadına yakışmayan harekette bulunduğunu söyledi. Öncü, Doğan hakkında işlem yapılmasını istedi. TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ da “Görüntüleri inceleyeceğim ona göre bir karar vereceğiz.” dedi.
DEM Partinin grup önerisi üzerinde konuşmaların tamamlanmasının ardından TBMM Başkanvekili Bekir Bozdağ, iddia edilen hareketi divan üyelerinin görmediğini belirtti. Bozdağ, “TRT’nin ve Meclis TV’nin kayıtlarını incelediğimizde de herhangi bir görüntü, kayıt söz konusu değil. Bu nedenle herhangi bir işlem yapma imkanımız bulunmamaktadır.” ifadesini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Bahadır Yenişehirlioğlu da yerinden söz alarak kadın cinayetlerinin konuşulduğu esnada DEM Parti’li kadın milletvekilinin kendi milletvekillerine yönelik, “bir erkeğin bile yapmaktan hicap duyacağı” davranışı tüm milletvekillerinin gördüğünü söyledi. Yenşehirlioğlu, “Meclisin kameraları sabittir görmemiş olabilir ama bu hareketin yapılmasını yok sayamayız. Özür dilemesi gerekir.” dedi. DEM Parti’li Doğan ise Öncü’ye yönelik bir hareketinin söz konusu olmadığını söyledi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
AK Parti’nin Genel Kurul gündemi ve çalışma saatlerine ilişkin grup öneresi kabul edildi. Kabul edilen öneriye göre, Meclis bugün kamuoyunda “8. Yargı Paketi” olarak bilinen Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 659 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifini görüşecek.
Kanun teklifinin görüşmelerinin 29 Şubat 2024 Perşembe günü tamamlanamaması halinde Genel Kurul, 1, 2 ve 3 Mart 2024 tarihlerinde de çalışacak.
Kanun teklifinin görüşmelerinin 29 Şubat veya 1, 2 ve 3 Mart’taki birleşimlerin herhangi birinde tamamlanması halinde Genel Kurul, 5-6-7-12-13 ve 14 Mart 2024 tarihinde toplanmayacak. TBMM Genel Kurulu, 19 Mart 2024 tarihinden itibaren 10 gün süre ile çalışmalarına ara verecek.
]]>Saadet Partisi’nin iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşanan sorunlara yönelik araştırma önergesinin TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmesine ilişkin grup önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi. Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, çocuk işçilerin iş kazalarında hayatını kaybettiğine değinerek, “2023 yılında 1932 kişi iş cinayetlerine kurban gitti. İş sağlığı güvenliği ile ilgili çok ciddi bir yapılanmamız ve kanunsal açıklarımız var. İşverenin maaşını ödediği iş güvenliği uzmanından siz ne bekleyebilirsiniz” dedi.
Saadet Partisi’nin Türkiye’de iş sağlığı ve güvenliği konusunda yaşanan sorunlara yönelik Meclis araştırması açılmasına ilişkin önergesinin öne alınarak TBMM Genel Kurulu’nda bugün görüşülmesi önerisi, AKP ve MHP milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.
Önerinin gerekçesini açıklayan Saadet Partisi Kütahya Milletvekili Ali Fazıl Kasap, “Kütahya ilinin yüzde 90’nı maden ruhsatı almış bir il. Bu ilde 3-4 tane altın madeni var. İliç siyanür ve arsenik tehlikesi altında. İş cinayetleri Türkiye’de çığ gibi büyüyor. 2023 yılında 1932 kişi iş cinayetlerine kurban gitti. Bu sayı gün geçtikçe de artıyor. En son İliç’te 9 işçimiz diri diri gömüldü. Meslek hastalıkları hastanesi çok yakınımızda şu anda dolup taşıyor ve buralarda da yatacak yer yok. Burada zafiyet nerede? İş sağlığı güvenliği ile ilgili çok ciddi bir yapılanmamız ve kanunsal açıklarımız var. İşverenin maaşını ödediği iş güvenliği uzmanından siz ne bekleyebilirsiniz? Maaşını patronun ödediği ve sisteminde iş katip üzerinden değil yazılı olarak üç nüshalık raporla düzenlendiği bir sistemde siz iş cinayetlerinin iş kazalarının önüne geçemezsiniz” dedi.
“NEREDE DENETİM DEMEKTEN KENDİMİZİ ALAMIYORUZ”
Saadet Partisi’nin önerisi hakkında söz alan İYİ Parti Edirne Milletvekili Mehmet Akalın, şunları söyledi:
“Daha 15 gün önce, Erzincan’ın İliç ilçesinde meydana gelen kazayı hala yüreğimizde hissediyoruz. Toprak altında kalan madenci kardeşlerimizin akıbetlerinin ne olduğu hakkında fikir sahibi bile değiliz… Avrupa Birliği’nin resmi istatistik kurumu EUROSTAT ve Sosyal Güvenlik Kurumu’nun verilerine göre Avrupa ülkeleri arasında iş kazalarında en çok hayatını kaybeden işçiler maalesef Türkiye’de… Türkiye’de 2022 ve 2023 yıllarında iş kazalarında 2 bin kişiye yakın insanımız hayatını kaybetmişti… Maalesef nerede denetim demekten kendimizi alıkoyamıyoruz.”
“EL KALDIRIP İNDİREN MİLLETVEKİLLERİ YÜZÜNDEN İŞ CİNAYETLERİ ARAŞTIRILMIYOR”
DEM Parti Mersin Milletvekili Ali Bozan ise “Ülke sizin sayenizde büyük bir işçi mezarlığına dönmüş durumda. Her yıl yüzlerce iş kazası meydana geliyor. Muhalefet her hafta iş cinayetlerini gündeme getiriyor ama AKP’nin sadece el kaldırıp indiren milletvekilleri yüzünden iş cinayetleri araştırılmıyor. Eğer bu Meclis bir irade ortaya koysaydı bu iş cinayetleri engellenebilirdi. Tüm bu iş cinayetlerinin sebebi AKP iktidarının ciddiyetsiz yaklaşımıdır. O kadar ciddiyetsiz bir yaklaşımınız var ki… Meclis’in vekillerine o maden sahalarından zeytinyağı dağıttınız” diye eleştirdi.
İLİÇ’TE KAZANIN YAŞANDIĞI SAHA KİMİN?”
CHP adına konuşan CHP Kars Milletvekili İnan Akgün Alp de İliç’te yaşanan maden kazasında iktidarın tutumunu eleştirerek şunları söyledi:
“İliç’te maden kazasının yaşandığı saha kimin? Sizin uluslararası sermayeye peşkeş çektiğiniz Kanadalı şirketlerin… Peki bunların yerli işbirlikçileri kim? Sizsiniz… Sizin milletvekiliniz, sizin partinizin besleyip büyüttüğü şirketleriniz. Genel müdürlüğünü kim yaptı o şirketin? Damat Berat Albayrak yaptı. Sahibi kimdi? Sizin milletvekilinizdi… Peki o milletvekili o ihalaeyi kaptığında ne yaptı biliyor musunuz? ‘Beraber yürüdük biz bu yollarda’ diye tweet atıyordu. Ne zaman? İhaleyi kazandığı günün hemen ertesinde.”
]]>
Siyasi partiler geçici aday listelerini il ve ilçe seçim başkanlıklarına teslim etti.
AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nde 26 milletvekili, partileri tarafından belediye başkan adayı gösterildi.
264 milletvekili bulunan AK Parti, 31 Mart’ta 4 milletvekilini belediye başkan adayı olarak belirledi.
İstanbul Milletvekili Murat Kurum, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olurken, Aydın Milletvekili Mustafa Savaş ve Eskişehir Milletvekili İdris Nebi Hatipoğlu seçim bölgelerinden belediye başkan adayı olarak gösterildi. İzmir Milletvekili Ceyda Bölünmez Çankırı ise İzmir’in Konak ilçesinde belediye başkanlığı için yarışacak.
MHP milletvekillerini aday göstermedi
Mecliste grubu bulunan partilerden milletvekilleri arasından aday çıkarmayan tek parti MHP, en çok milletvekilini aday listesine koyan parti ise 7 isimle İYİ Parti oldu.
İYİ Partide Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş Adana Büyükşehir, İzmir Milletvekili Ümit Özlale İzmir Büyükşehir, Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu Bursa Büyükşehir, İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu İstanbul Büyükşehir, Balıkesir Milletvekili Turhan Çömez Balıkesir Büyükşehir, Muğla Milletvekili Metin Ergun Muğla Büyükşehir, Denizli Milletvekili Yasin Öztürk Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak bildirildi.
CHP ve Saadet Partisinden 5’er milletvekili aday
İYİ Partinin ardından milletvekilleri içinden en çok belediye başkanı adayı gösteren partiler 5’er milletvekili ile CHP ve Saadet Partisi oldu.
CHP’de Grup Başkanvekili ve Afyonkarahisar Milletvekili Burcu Köksal Afyonkarahisar Belediye Başkanlığı için yarışa girdi. Malatya Milletvekili Veli Ağbaba Malatya Büyükşehir, Kırıkkale Milletvekili Ahmet Önal Kırıkkale, Adıyaman Milletvekili Abdurrahman Tutdere Adıyaman, Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı Kastamonu Belediye Başkan adayı olarak listeye girdi.
Bir vekilin seçilmesi halinde Saadet Partisinin Meclis grubu düşecek
Saadet ve Gelecek partilerinin TBMM’de bir araya gelerek Saadet Partisi çatısı altında oluşturduğu ortak grupta yer alan 20 milletvekilinden 5’i seçimlerde aday gösterildi.
İstanbul Milletvekili Birol Aydın Saadet Partisi İstanbul Büyükşehir, Kayseri Milletvekili Mahmut Arıkan Saadet Partisi Kayseri Büyükşehir, Denizli Milletvekili Sema Silkin Ün Gelecek Partisi Denizli Büyükşehir, Hatay Milletvekili Necmettin Çalışkan Saadet Partisi Hatay Büyükşehir, Grup Başkanı ve Muğla Milletvekili Selçuk Özdağ Gelecek Partisi Manisa Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak belirlendi.
Saadet Partisi grubundan belediye başkan adayı gösterilen milletvekillerinden birinin seçilmesi halinde partinin Meclis grubu düşecek.
DEM, DEVA ve TİP 1, HÜDA PAR 2 aday ile yarışacak
DEM Parti’nin 31 Mart seçimlerinde aday listesinde yer verdiği tek isim Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş oldu. Beştaş, partisince İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak gösterildi.
Mecliste 15 milletvekili ile temsil edilen DEVA Partisi’nde Ankara Milletvekili İdris Şahin, partisinin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olarak belirlendi. Türkiye İşçi Partisi (TİP) Genel Başkanı ve İstanbul Milletvekili Erkan Baş Kocaeli’nin Gebze ilçesinde belediye başkanlığı için yarışacak. HÜDA PAR Batman Milletvekili Serkan Ramanlı Batman’dan, Mersin Milletvekili Faruk Dinç ise Diyarbakır’dan aday gösterildi.
Geçici aday listelerine göre 31 Mart seçimlerinde 19 milletvekili büyükşehir, 5 milletvekili il, 2 milletvekili ilçe belediye başkanlığı için yarışacak. İtiraz ve inceleme süreçlerinin ardından geçici aday listeleri 23 Şubat’ta, kesin aday listeleri 3 Mart’ta ilan edilecek.
]]>Genel Kurulda Saadet Partisi ile İYİ Partinin “Öğretmenler”, DEM Parti’nin “Kayyım” ve CHP’nin “Emekliler” ile ilgili grup önerileri ayrı ayrı görüşüldü.
Partisinin grup önerisi üzerinde söz alan Saadet Partisi İstanbul Milletvekili ve Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, 2023 yılının Temmuz ayında KPSS’nin yapıldığını ancak aradan geçen süreye rağmen öğretmen atamasının yapılmadığını söyledi.
Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini belirten Şahin, herkesin gözünün kulağının öğretmen atamasında olduğunu ifade etti. Şahin, “Seçimi mi bekliyorsunuz? 2022 atamalarını 2023 Mayıs ayında yaptınız. Gençlerin gelecek hayalleri üzerinden siyaset yapmayın. Ne zaman açıklayacaksınız’Gençlerimiz yeni sınava mı hazırlanacak yoksa bu atamayla mı öğretmen mi olacak? Gençleri seçim yatırımı olarak görmeye hakkınız yok.” dedi.
Öğretmen atamalarında mülakat uygulamasının kaldırılmasına yönelik sözler verildiğini, bu sözlerin tutulmadığını belirten Şahin, “Derdimiz mülakatın olmadığı liyakatin esas alındığı, dayısı olanın değil hak edenin kazandığı, adaletli bir düzeni tesis etmek.” ifadesini kullandı.
“Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı”
İYİ Parti Antalya Milletvekili Aykut Kaya, “atanamayan öğretmen” ve “mülakat” konusunun öğretmenlerin sorunlarının başında geldiğini bildirdi. Yüz binlerce öğretmenin atama beklediğini kaydeden Kaya, planlama yapılmadığı için her yıl eğitim fakültelerinden 40-50 bin öğretmenin mezun olduğunu, bu sayının giderek arttığını aktardı. Kaya, “Seçimden seçime ‘Şu kadar bin öğretmen atayacağım’ diyerek bu sorunu çözemeyiz. Mülakatsız 100 bin öğretmen ataması yapılmalı hemen akabinde eğitim fakültelerinde eğitim sisteminin arz ve talep dinamiklerini dikkate alan planlama yapılması acil bir ihtiyaç.” diye konuştu.
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, öğretmen atamalarında yapılan mülakatların “rezalet” olduğunu ve çığırından çıktığını savundu. Gergerlioğlu, “Yüzlerce genç intihar ediyor. Bu gençlerin vebalini kim ödeyecek?” dedi.
“Atanamayan öğretmenleri inşaatlarda görmek istemiyoruz”
CHP Tekirdağ Milletvekili Nurten Yontar da 22 yılda göreve gelen her Milli Eğitim Bakanının sistemi değiştirdiğini, gelen bakanın giden bakanı arattığını ifade etti.
Öğretmen atamasına ilişkin sözler verildiğini vurgulayan Yontar, bu sözlerin tutulmadığını belirtti.
Öğretmen atamasında uygulanan mülakatlara yönelik eleştirilerde bulunan Yontar, “Donanımlı ve eğitimli gençlerimiz yazılı sınavlarda en yüksek sınavı almalarına rağmen mülakatla eleniyor. Bu çocukların hayatını çalmak kimsenin haddi değildir. Atanamayan öğretmenleri, inşaatlarda, marketlerde, pazarlarda çalışırken görmek istemiyoruz. Onları öğrencileriyle okullarda görmek istiyoruz.” diye konuştu.
AK Parti Konya Milletvekili Orhan Erdem ise “atama bekleyen öğretmenler” üzerinden siyaset yapıldığını bildirdi. Komisyonlarda ve Genel Kurul’da yapılan konuşmalarda “atanamayan öğretmen sayısının 500-600 bin olarak lanse edildiğini” ancak bu rakamın doğru olmadığını vurgulayan Erdem, şöyle devam etti:
“Plan ve Bütçe Komisyonunda bakan beye ‘son atamada kaç bin öğretmen atama için başvurdu?’ diye sordum. Bana gelen cevap 125 bin. ÖSYM’ye sorduğumuzda 300 bin civarı bir öğretmenin KPSS’ye girdiğini görüyoruz. Ama kimse AK Parti iktidarı döneminde kamuya 800 bin öğretmen alınıp, dışarıda kalanlar da var ama özelde de 200 bine yakın öğretmenin çalıştığını hesaba katmıyor. Haklı olarak her atama döneminde özelde çalışan öğretmenlerimiz de devlette görev almak ister. Sizlerin söylediği kadar olmayan başvuruların da buradan kaynaklandığını görüyoruz.”
Kürsüye boş çay bardağı ve simitle çıktı
Partisinin emeklilerle ilgili grup önerisi üzerinde söz alan CHP Adana Milletvekili Müzeyyen Şevkin, kürsüye boş çay bardağı ve simit ile çıkarak, “Emeklinin sadece çay ve simit alması halinde 9 bin lira gideri var. Allah’tan korkun. Soruyorum size 10 bin lira yeter mi?” dedi.
Görüşmelerin ardından yapılan oylamalarda CHP, DEM Parti, İYİ Parti ve Saadet Partisinin gündeme ilişkin grup önerileri kabul edilmedi.
Genel Kurulda daha sonra sağlık alanında düzenlemeler içeren Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin 2. Bölümü’nün görüşmelerine geçildi.
]]>TBMM Genel Kurulunda, Sağlıkla İlgili Bazı Kanunlarda ve 663 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nin görüşmelerine devam ediliyor.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerinde Saadet Partisi Grubu adına söz alan Bursa Milletvekili Cemalettin Kani Torun, hekimlerin iş yükünün arttığını söyledi.
Sağlık sisteminin ana unsuru olan personele yapılan ödemenin düştüğünü savunan Torun, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet dolayısıyla “beyaz kod” başvurusunun yükseldiğini öne sürdü.
İYİ Parti Kocaeli Milletvekili Lütfü Türkkan, sağlık sisteminde bozulmalar yaşandığını iddia etti.
Muayene randevusu alınmasında vatandaşların sorunlar yaşandığını dile getiren Türkkan, “Hekimler 5 dakikada bir muayene yapmak zorunda, bazen bu 2 dakikaya düşüyor. Bir hekim, bir hastayı 2 dakikada nasıl muayene edecek?” diye sordu.
Sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yaşandığını anımsatan Türkkan, hekimlerin muayene yapmaya korktuğunu savundu.
Hekimlerin mobbing ve şiddet yüzünden yurt dışına gitmenin yollarını aradığını ileri süren Türkkan, “Hekimlerin gördüğü şiddet konusunda toplumda bireylerin yeterli tepkiyi göstermediğini düşünüyorum.” ifadesini kullandı. Lütfü Türkkan, teklifin yeterli hizmetleri verecek maddeleri içermediğini söyledi.
“Ebelerin normal doğuma daha aktif katılmalarına imkan tanınmıştır”
MHP Bursa Milletvekili Fevzi Zırhlıoğlu, teklifin 10 farklı Kanun’da değişiklik öngördüğünü bildirdi.
Sağlık hizmetlerinin yaygınlaştırılması ve kalitesinin artırılmasına yönelik önemli gelişmelerin sağlandığını vurgulayan Zırhlıoğlu, sağlık alanında fiziki ve beşeri alt yapının iyileştirildiğini anlattı.
Zırhlıoğlu, sağlık hizmetlerinin geliştirilmesinin, sağlık çalışanlarına verilen önem ve değerle doğru orantılı olduğunu vurgulayarak, şöyle devam etti:
“Teklifle, mesleğini serbest olarak icra eden diş hekimlerinin ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş hekimi çalıştırılabilmelerine, ebelerin görev tanımlarının güncellenmesine ve normal doğuma daha aktif olarak katılmalarına imkan tanınmıştır. Pek çok konu başlığını içeren kanun teklifi vatandaşlarımızın daha etkin sağlık hizmeti almasını sağlamak, sağlık çalışanlarımızın çalışma şartlarının iyileştirilmesi, sağlık sistemimizin daha iyi, etkin ve verimli işlemesi için hazırlanmıştır.”
DEM Parti Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu, teklifte yer alan diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin bulunduğunu hatırlatarak, verilecek ücretlerin belirlenmesi gerektiğini kaydetti.
Kamudaki diş hekimi sayısının artırılması gerektiğini belirten Gergerlioğlu, teklifle ilaç sektörünün karlarının artmasının kolaylaştırıldığını savundu.
“Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu”
CHP Uşak Milletvekili Ali Karaoba, teklifin sağlık çalışanlarının haklarını savunmaktan uzak olduğunu öne sürdü.
Diş tabiplerinin, ağız ve diş sağlığı muayenehanelerinde diş tabibi istihdam edebilmesine yönelik düzenlemenin olumlu olduğunu ifade eden Karaoba, bu düzenlemeyi yetersiz bulduklarını söyledi.
Ali Karaoba, “Acil servislerimiz Türkiye’nin her yerinde dolu. Acil servislere başvuru sayısı diğer ülkelerle karşılaştırdığımızda beş kat daha fazla. Acil tıp uzmanlarımız, canla başla çalışırken bile vatandaşların talebine yetişemezken bu alanın yoğun bakım yan dal uzmanlık programına dahil edilmesi acil uzman hekim sayısını azaltacaktır. Yan dal yapan uzman kendi ana dalında hasta bakamamaktadır.” diye konuştu.
AK Parti Kocaeli Milletvekili Sadettin Hülagü, kanun teklifiyle Türkiye’nin sağlık alanındaki rekabet gücünün korunması için çeşitli düzenlemeler yapılmasının amaçlandığını vurguladı.
Teklifle, Sağlık Bilimler Üniversitesinin kadrolarına yönelik belirleme işleminin Sağlık Bakanının yetkisinden çıkarıldığını ifade eden Hülagü, “Dünyada tıbbın gelişmesiyle hekim uzmanlık alanları ileri seviyelere ayrılmış, bu bölümler yan dal olarak adlandırılmıştır. Yan dal eğitim uzmanlıklarında üç yıllık bir süre var. Bu eğitim yılını tamamlamayan kişilere kesinlikle sertifika verilmesi söz konusu değildir. Yüzde 20 oranında daha fazla tazminat almaları sağlanarak bu alandaki ihtiyacın giderilmesi düşünülmüştür. Kanun teklifi, sağlık alanındaki vizyon çalışmalarımıza yeni bir hız verecektir. ” ifadelerini kulandı.
Sadettin Hülagü, teklifle ilaç ve tıbbi cihaz mevzuatı ve malpraktis uygulamalara ilişkin de düzenlemelerin yer aldığını kaydetti.
Teklifin birinci bölümünün tümü üzerindeki görüşmelerin tamamlanmasının ardından maddelerin görüşülmesine geçildi.
]]>İYİ Partili milletvekili Yasin Öztürk, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan adayı ilan edildi
İYİ Parti Genel Başkanı Akşener:
“Nasıl bir belediye başkanlığı yapacağını anlatmasını Yasin reise bırakıyorum”
DENİZLİ – İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak milletvekili Yasin Öztürk’ü açıkladı. Öztürk, partisinden belediye başkan adayı olarak açıklanan 6. milletvekili oldu.
İYİ Parti Denizli İl Teşkilatı, 31 Mart Mahalli ve İdari Seçimleri’nde Denizli adaylarının tanıtımı için Nihat Zeybekci Kongre ve Kültür Merkezi’nde aday tanıtım toplantısı düzenledi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından zeybek gösterisi ile başlayan programa İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener de katıldı. Açılış konuşmasını yapan İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı olarak Denizli Milletvekili Yasin Öztürk’ü açıkladı. Çok ayrıntıya girmeyeceğini ve nasıl bir belediye başkanlığı yapacağını Yasin Öztürk’ün anlatmasını istediğini ifade eden Akşener, 2028 seçimlerinde iktidar olabilmek için yerel seçimlerde belediye kazanmaları gerektiğini vurguladı.
“Meselemiz Erdoğan değil, sistemin değişmesi”
Konuşmasında 2028 genel seçimlerini kazanma vurgusunda bulunan Akşener, bir partilinin “Parlamenter sisteme tekrar dönecek miyiz?” sorusuna, “Bizim bu yolculuğumuzun gerekçesi o. Ben neden 2018’de el sıkışayım, neden kendi başımıza gitmeyelim. 2019’de niçin bir başka partiye ‘Gel beraber bir berber dükkanı kuralım’ diyeyim de çırak çıkalım. İstanbul ve Ankara’nın alınması, 2023 seçimlerinde bu ucube sistemin değiştirilmesine yönelik önemli bir umuttu. Dolayısıyla İYİ Parti olarak önce yerel seçimlerde, sonra 2028 seçimlerinde bu sistemi değiştireceğimiz kaydıyla yolumuza devam ediyoruz. Allah’ın izniyle seçimi kazanacağımıza inanıyorum. Ondan sonra hiç beklemeden çok hızlı bir şekilde parlamenter demokrasiye geçiş sağlanacak. Burada kimse bizim düşmanımız değil. Bu sistemin başına arkadaşlarımdan birini de koysak bir sene sonra kafayı yer. Meselemiz Erdoğan’ın gitmesi, yerine bir başkasının gelmesi değil, bu sistemin değişmesidir” cevabını verdi.
İYİ Parti 6. milletvekilini belediye başkan adayı ilan etti
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İstanbul Milletvekili Mehmet Satuk Buğra Kavuncu, İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına İzmir Milletvekili Ümit Özlale, Adana Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Adana Milletvekili Ayyüce Türkeş Taş gösterildi. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına Bursa Milletvekili Yüksel Selçuk Türkoğlu ve Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığına ise Balıkesir Milletvekili Turhan Özmez aday olarak gösterilen milletvekili oldu. İYİ Parti’nin Denizli Milletvekili Yasin Öztürk ise Genel Başkan Meral Akşener tarafından Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı gösterildi. İYİ Parti, 31 Mart seçimlerinde en fazla milletvekilini belediye başkan adayı gösteren parti oldu.
Denizlili hemşehrilerinin kendisini çok iyi tanıdığını ifade eden İYİ Parti Milletvekili ve Denizli Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Yasin Öztürk, “Bizde Denizli’mizin sorunlarını çok iyi biliyoruz. Yaparsa Yasin yapar dedirtecek kadar çalışkanız, kararlıyız ve inançlıyız. Bu inanmışlığın verdiği sorumlulukla milletimizden yetki istiyoruz. Denizli’miz 20 senedir ihmal edildi, var olan sorunlar yok sayılıp göz ardı edildi. Ülkemizin önemli ihracat şehirlerinden biri olan Denizli, bu konuda hak ettiği desteği görmemiştir” şeklinde konuştu.
İYİ Parti’nin Denizli ilçelerinde adayları ise Acıpayam’da Mahir Altuğ, Babadağ’da Ali Atlı, Baklan’da Celal Tuyji, Bekilli’de Kemal Karaman, Beyağaç’ta Sevhan Demirel, Bozkurt’ta Zafer Kocaman, Buldan’da Mustafa Gülbay, Çameli’de Sezai Turhan, Çardak’ta Mehmet Çakmak, Çivril’de İsmail Çorbacıoğlu, Güney’de Alaattin Gümüş, Honaz’da Osman Çaybaşı, Merkezefendi’de Fatih Coşkun, Pamukkale’de Türkay Berberoğlu, Sarayköy’de Ahmet Çelikak, Serinhisar’da Şükrü Averi, Tavas’ta Emin Barıner oldu. İYİ Parti, Kale ve Çal ilçelerinde ise belediye başkanlığı için aday açıklamadı.
]]>TBMM Başkanı ve İstanbul Milletvekili Numan Kurtulmuş’un Kuzey Atlantik Antlaşmasına İsveç Krallığının Katılımına İlişkin Protokolün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Teklifi bugün TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü.
ŞAHİN: GELECEK PARTİSİ OLARAK NATO ÜYELİĞİNE KARŞI DEĞİLİZ
İsveç’e NATO üyeliği yolunu açan protokolle ilgili kanun teklifinin görüşmelerinde Saadet- Gelecek Grubu Başkanvekili İsa Mesih Şahin Genel Kurul’da yaptığı konuşmada, “Türkiye’nin önümüzdeki dönemde bölgede ve uluslararası arenada yalnızlaşmaması ve dışlanmaması adına Gelecek Partisi olarak İsveç’in NATO üyeliğine karşı çıkmadığımızı beyan etmek istiyorum” dedi.
KAYA: “KAPALI KAPILAR ARDINDA VERİLEN SÖZLER…”
Saadet Partisi Genel Başkan Yardımcısı Mustafa Kaya ise, “Kapalı kapılar ardında verilen sözlere… Komisyonda oturan arkadaşlarımızın samimiyetinden şüphe etmiyorum ancak şunu net olarak söyleyeyim, bu komisyona verilen sözlerin hiçbir anlamı yoktur, burada irade bu millettedir, milletin vekillerindedir; ‘hayır’ diyerek gücümüzü gösterelim. İsveç’in NATO üyeliğine karşı durarak aslında ne tür oyunların kurulduğu gerçeğini ortaya çıkaralım diyorum. Saadet Partisi olarak kararımızın ‘hayır’ olacağını buradan ifade ederim” diye konuştu.
ZORLU: “GELECEĞE YÖNELİK TEMENNİLER MANZUMESİNDEN İBARETTİR”
İYİ Parti Sözcüsü Kürşat Zorlu da “Türkiye, NATO ve İsveç arasında hazırlanmış olan mutabakat metni de geleceğe yönelik bir temenniler manzumesinden ibarettir” diyerek ‘Hayır’ oyu kullanacaklarını söyledi.
SALICI: “NATO’NUN CAYDIRICI GÜCÜNÜ ÖNEMSİYORUZ”
CHP İstanbul Milletvekili Oğuz Kaan Salıcı oylama öncesi Genel Kurul’da yaptığı konuşmada şunları söyledi:
“Biz güvenliği sadece askeri değil aynı zamanda siyasi bir mesele olarak görüyoruz. Siyasi yönden bakıldığında CHP’nin tutumu son derece açıktır. Demokratik ilkeleri esas alan, hukukun üstünlüğünü denetleyen bir sistemin doğruluğuna inanıyoruz. Gerginliklerin silahlı yoluyla değil, diplomatik müzakereler yoluyla çözülmesi gerektiğine inanıyoruz. Nükleer silahlardan arınmış bir güvenlik konseptini her platformda destekliyoruz. Barış istikrar ortamını bozan her türlü tehdide karşı NATO’nun caydırıcı gücünü önemsiyoruz. NATO’nun yeni üyelerinin katılımıyla genişlemesini destekliyoruz. Bu nedenle de bugün oylamada CHP olarak İsveç’in NATO’ya katılımına ‘evet’ diyeceğiz.”
ENGİNYURT: “CUMHURBAŞKANIMIZI DESTEKLİYORUM, ‘HAYIR’ DİYORUM”
Demokrat Parti Genel Başkan Yardımcısı Cemal Enginyurt, ise “İsveç PKK sevicidir, İsveç Kandilcidir. İsveç FETÖ’cüleri destekler, PKK’lılara parasal yardım yapar. Bunu Cumhurbaşkanımız söyledi. Ben de onu destekliyor ve ‘hayır’ diyorum” dedi.
BAŞ: “BİZ NATO’NUN KENDİSİNE KARŞIYIZ”
TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Biz, NATO’nun kendisine karşıyız, Türkiye’nin NATO üyeliğine karşı, NATO’nun genişlemesine de karşıyız ” dedi.
EMEP Partisi Genel Başkanı İskender Bayhan da “Türkiye’deki bütün NATO üsleri kapatılmalıdır. Türkiye NATO’dan çıkmalıdır” ifadelerini kullandı.
Görüşmelerin tamamlanmasının ardından yapılan açık oylamaya 346 milletvekili katıldı. 287 milletvekili kabul, 55 milletvekili red, 4 milletvekili de çekimser oy kullandı. Oylamaya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de katıldı. DEM Parti milletvekilleri kanun teklifini protesto etti. “NATO’ya, işgale, savaşa hayır” dövizleri gösterdi. CHP ve Gelecek Partisi kanun teklifine ‘evet derken Saadet Partisi, İYİ Parti ve TİP ‘hayır’ oyu verdi.
]]>