(ANKARA) – Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıklamasından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm Batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum. Daha önce de pek çok kez ifade ettim, biz dostlarımızın sayısını arttırmanın peşindeyiz. Bölgemizdeki hiçbir ülkeyle çözülemeyecek sorunumuz yok. Diyalog ve müzakerenin açamayacağı kapı olmadığı inancındayız” dedi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, kabine toplantısının ardından konuştu. Erdoğan’ın konuşmasından satır başları şöyle:
“HAMAS’IN ATEŞKESİ KABUL ETTİĞİNİ AÇIKLAMASINDAN MEMNUNİYET DUYDUK”
“Bizim telkinlerimizle Hamas’ın ateşkesi kabul ettiğini açıklamasından memnuniyet duyduk. Şimdi aynı adım İsrail tarafından da atılmalıdır. Tüm Batılı aktörleri İsrail yönetimine baskı yapmaya çağırıyorum. Daha önce de pek çok kez ifade ettim, biz dostlarımızın sayısını arttırmanın peşindeyiz. Bölgemizdeki hiçbir ülkeyle çözülemeyecek sorunumuz yok. Diyalog ve müzakerenin açamayacağı kapı olmadığı inancındayız. Yeter ki hüsnüniyetle yaklaşılsın, diplomasiye imkan tanınsın. Gerisi biraz gayret, biraz fedakarlıkla mutlaka gelecektir.
“MİLLETİN YÜREĞİNE ATEŞ DÜŞÜRENLER HUKUK ÖNÜNDE HESAP VERECEK”
2024 yılını can ve mal kaybı yaşamadan geçirebilmemiz devletimizin çabaları yanında vatandaşlarımızın da dikkatli olmasına bağlıdır. Dikkatsizlik, tedbirsizlik ve ihmaller sebebiyle son dönemde yüreğimizi yakan birçok hadise yaşadık. Beşiktaş Gayrettepe’de 29 işçi kardeşimiz göz göre göre hayatını kaybetti. Antalya’da bir insanımızın vefat ettiği, yedi kişinin yaralandığı teleferik faciası meydana geldi. Ardından İstanbul Küçükçekmece’de belediyenin açıp öylece bıraktığı su dolu çukura düşen beş yaşındaki bir evladımız boğularak can verdi. Öncesinde de benzer müessif olaylarla karşılaştık. Basit önlemlerle veya dönemlerde engellenebilecek insani dramları tekrar tekrar yaşamak istemiyoruz. Bu konuda hükümetiyle, belediyesiyle, vatandaşıyla hepimize sorumluluk düşüyor. İlgili bakanlıklarımız denetimlerini bundan sonra yoğunlaştıracak. Milletin yüreğine ateş düşürenler, hukuk önünde hesap verecek. Başka türlü bu acıların tekerrürünün önüne geçemeyiz.
“SARAÇHANE’DE YANSIYAN BAZI GÖRÜNTÜLER 1 MAYIS’IN RUHUNA GÖLGE DÜŞÜRMÜŞTÜR”
Açıkçası 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nün Beşiktaş’taki gibi iş cinayetlerinin gündeme taşındığı bir gün olmasını beklerdik. Ancak birkaç vicdan sahibi kuruluş dışında bu konuları konuşan olmadı. 1 Mayıs, Türkiye’nin 78 ilinde 210 etkinlikle şölen havasında kutlandı. Lafa gelince emekçinin hakkını savunduğunu iddia eden kimi kuruluşlar, işçi bayramını polisimize taş ve sopalarla saldırarak kutlamayı tercih etti. Samimi çağrılarımıza rağmen Saraçhane’den yansıyan bazı görüntüler 1 Mayıs’ın ruhuna gölge düşürmüştür. Siyasette ve toplumda yumuşama istemeyen marjinal odaklara maalesef malzeme verilmiştir. Bundan kimsenin memnun olmadığına inanıyorum. Siyasetten emekliye sevk edilenler dahil, kimi çevrelerin 31 Mart sonrası yapıcı atmosferi zehirlemek için yoğun bir uğraş içinde olduğu anlaşılıyor. 15 Temmuz sonrası oluşan Yenikapı ruhunu kontrollü darbe iftirasıyla kısa sürede dinamitleyenlere fırsat vermememiz gerekiyor. Muhalefetin de sorumluluk bilinciyle hareket ederek tek sermayesi gerilim ve kutuplaşma olanların oyunlarına gelmemesini bekliyoruz. Bu vesileyle bir kez daha Türkiye yüzyılının inşasına alın terleriyle destek olan tüm işçi kardeşlerimin 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü’nü tebrik ediyorum. Şehir eşkıyalarının azgınlıklarına rağmen soğukkanlı duruşlarını koruyan polislerimizi kutluyor, hepsinin tek-tek alınlarından öpüyorum.
“EKONOMİ PROGRAMIMIZI KARARLILIKLA UYGULUYORUZ”
Bölgemizdeki savaşlar ve krizler bizi zorlasa da, ekonomi programımızı kararlılıkla uyguluyoruz. İstihdam oranlarında olumlu haberler gelmeye devam ediyor. Şubat ayında işsizlik oranımız yüzde 8,7 olarak gerçekleşti, ancak işgücü piyasamızda bir dengesizlik oluştuğunu görüyoruz. Özel sektörümüzün en çok şikayet ettiği konuların başında işçi bulamamak geliyor. Bundan sonra iş gücü piyasasında ihtiyaç duyulan beceri ve yetkinlikleri geliştirmeye odaklanacağız. 5 yıl aradan sonra toplanan 13. Çalışma Meclisi sorunların tespiti ve çözüm yolları bakımından gayet faydalı oldu.
“ENFLASYONU TEK HANEYE DÜŞÜRMEKTE KARARLIYIZ”
Hayat pahalılığı ve geçim sıkıntısını çözmek için gerekli adımları atıyoruz. Doğru politikalarla enflasyonu tek haneye düşürmekte kararlıyız. Bunu daha önce yaptık, inşallah yine başaracağız. Enflasyon geriledikçe milletimizin cebindeki paranın satın alma gücü de artacaktır. Bizim amacımız geçici rahatlamalarla sorunu ötelemek değil, 85 milyonun tamamı için kalıcı refah artışını sağlamaktır. Seçim döneminde popülizme meyil etmeyerek ekonomi politikamıza olan güvenimizi ortaya koyduk, bundan geriye dönüş olmayacaktır. Hedeflerimize ulaşmak için para, maliye ve gelirler politikalarımızı ahenk içinde yürütüyoruz. Verimliliği artırmak ve ekonomimizi daha rekabetçi kılmak için yapısal reformlara hız kazandıracağız. Teknolojik ve stratejik yatırımları teşvik için 3 yıllık periyotta toplam 300 milyar liralık yatırım taahhütlü avans kredisini devreye almıştık. Bugüne kadar toplam büyüklüğü 1 trilyon 281 milyar liraya ulaşan 210 yatırım için ön başvuru yapıldı. Enflasyon oranlarının genel olarak öngörülerimizle uyumlu, ancak gıda ve hizmetler gibi bazı alanlarda hala yüksek seyrettiğinin farkındayız. Yıllık enflasyon yaz aylarından itibaren inşallah düşüşe geçecektir. Konut ve araç piyasasında oluşan fiyat balonu sönmeye başlamıştır.
DIŞ TİCARET DENGESİ
Toparlanan büyüme sayesinde dış ticaret dengesi önemli ölçüde iyileşti. Şubat’ta yıllık cari işlemler açığı geçen senenin aynı dönemine göre 24,5 milyar dolar azalarak 31,8 milyar dolara geriledi. Altın ve enerji hariç cari denge ise Şubat ayında yıllık 36 milyar dolar fazla verdi. Turizmde ilk üç ayı rekorlarla tamamladık. 9 milyonu aşan ziyaretçi sayımızla yaklaşık 9 milyar dolar turizm geliri elde ettik. 2024 yılı için hedefimizi 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir olarak belirlemiştik. İlk 3 aylık rakamlara baktığımızda hedeflerimize doğru emin adımlarla ilerlediğimizi memnuniyetle ifade etmek isterim.
ORTA VADELİ PROGRAM
Orta Vadeli Programımız hamdolsun başarılı bir şekilde çalışıyor. Ülkemizin risk primi 700 baz puan seviyelerinden 290 baz puan seviyesine geriledi. Politikalarımızı uyguladıkça risk primimiz daha da düşecek. Son 1 yılda ülkemize 16,8 milyar dolar net portföy girişi oldu. Bankacılık sektörü ve reel sektörün dış borç çevirme oranları yükseliyor. Geçen yıl Mayıs ayında 97,1 milyar dolar brüt rezervlerimiz 27 milyar dolar artışla 124.1 milyar dolara çıktı. Dünya Bankası, İslam Kalkınma Bankası, Asya Altyapı ve Kalkınma Bankası’yla önümüzdeki dönem de 50 milyar dolara yakın kaynağı kalkınma projelerimizde kullanacağız.
“TÜRKİYE EKONOMİDE BELİRLEDİĞİ HEDEFLERE DAHA ÇOK ÜRETEREK, DAHA ÇOK İHRACAT YAPARAK VARABİLİR”
Kredi derecelendirme kuruluşları da teker teker not artırımına gidiyor. Burada kritik bir hususu ifade etmek istiyorum. Türkiye ekonomide belirlediği hedeflerine ancak daha çok üreterek, daha çok ihracat yaparak varabilir. Biz çevremizdeki ülkeler gibi zengin yeraltı kaynaklarına sahip değiliz. Petrolümüzü, doğal gaz ve madenlerimizi yeni yeni keşfetmeye, işlemeye, ülkemiz ekonomisine kazandırmaya başladık. Terörden temizlediğimiz Gabar’da petrol üretimimiz günlük 40 bin varili geçti. İnşallah yılsonuna doğru bu rakam 100 bin varile ulaşacak. Yenilenebilir enerjinin sepetimizdeki oranı da aynı şekilde artıyor. Ancak bunlar enerjide dışa bağımlı olduğumuz gerçeğini değiştirmiyor. Enerji faturamız büyümemize paralel olarak kabarıyor. Dolayısıyla, bir taraftan üretip, yeni pazarlara ihraç ederken, diğer taraftan da içeride tasarruf kültürünü yaygınlaştırmamız gerekiyor. Daha az kaynak kullanarak, daha büyük etki oluşturacak projelere ağırlık vereceğiz. Buna kamu olarak inşallah biz öncülük ve rehberlik edeceğiz.
Kamuda taşıtlar, binalar, haberleşme giderleri, cari harcamalar, hizmet içi eğitimler, yurt dışı seyahatler, kamu istihdamı gibi pek çok alanda tasarruf kültürünü güçlendirecek adımlar atacağız. Burada amacımız kamuda verimlilikten taviz vermeden ülkemizin kaynaklarının katma değeri yüksek alanlara yönlendirilmesidir. Hem vatandaşlarımıza sunulan hizmetlerin kalitesini artıracağız hem de bunu bütçeye yük oluşturmadan, hatta tasarruf ederek gerçekleştireceğiz. Ekonomi yönetimimizi bu konuda gerekli çalışmaları tekemmül ettirmek üzere talimatlandırdım.
“TÜRKİYE YÜZYILI MAARİF MODELİNİN EĞİTİM SİSTEMİMİZİN NİTELİĞİNİ HER AÇIDAN YÜKSELTECEĞİNE İNANIYORUM”
Son olarak bugünkü Kabine Toplantımızda ekonomi ve dış politika yanında eğitimi ve müfredat konusunu da değerlendirdik. Bakanlığımızın kamuoyunun inceleme ve önerilerine açtığı Türkiye yüzyılı maarif modeli inşallah evlatlarımızın geleceğe çok daha donanımlı, erdemli, başarılı ve şuurlu bir şekilde hazırlanmasını sağlayacaktır. Tek tipçi, yasakçı, formatlayıcı, katı ideolojik eğitim anlayışı yerine, eğitim modelimizi soran, sorgulayan, sanata, bilime, spora, edebiyata önem veren milli ve manevi değerleri kuşanmış bireylerin yetiştirilmesi hedefiyle zaman zaman güçlendirmemiz temel bir ihtiyaçtır. Türkiye yüzyılı maarif modelinin eğitim sistemimizin niteliğini her açıdan yükselteceğine inanıyorum. Bakanlığımızın web sayfasından teklif, tenkit ve kıymetli fikirlerini bize ileten 57 bini aşkın kurum, kuruluş ve kişiye gönülden teşekkür ediyorum.
Bugün ayrıca atama bekleyen öğretmen adaylarımızın durumunu da mütalaa ettik. Milli Eğitim Bakanımız, Hazine Bakanımız ve ekonomi kurmaylarımıza son bir kez daha görüşecek, ardından öğretmen adaylarımızı bilgilendirecek Bakanlığımız yarın atamaya esas branş dağılımlarını, başvuru takvimini ve süreci paylaşacaktır. Fazla zaman kaybına tahammülümüz yok, kısa zamanda inşallah atamayı da bilhassa Bakanımız açıklayacaktır.”
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Nisan ayına ilişkin dış ticaret rakamlarını açıkladı. 2024 Nisan ayı ihracatı geçen yılın aynı ayına göre yüzde 0,13 oranında artarak, 19 milyar 271 milyon dolar olarak gerçekleşti. İthalat ise, Nisan ayında yıllık bazda yüzde 4,2 oranında artarak, 29 milyar 171 milyon dolar olarak gerçekleşti. 2024 Nisan ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre, yüzde 13,3 oranında artışla 9,9 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2,7 yüzde puan azalışla yüzde 66,1 olarak gerçekleşti.
“Kalıcı ateşkes sağlanıncaya kadar İsrail ile olan tüm ticaret durduruldu”
Dış ticaret rakamlarını açıklamadan önce konuşmasına İsrail ile olan ticaretin durdurulmasına ilişkin bilgi vererek başlayan Bakan Bolat, “Gazze’de 7 aydan bu yana devam eden katliam ve soykırım karşısında İsrail ile ekonomik ilişkilerde yeni bir aşamaya geçme kararı alındı. Baştan bu yana ikili ve çok taraflı diplomasi ile ateşkesi sağlama ve oradaki masum sivil halkın, yerleşim yerlerinin böylesine acı ve yıkıcı tablo ile karşılaşmaması için Türkiye olarak elimizden gelenin fazlasını yaptık. Dünyada bu konuda en çok gayret gösteren ülkelerin başında geliyoruz. İsrail’in kalıcı bir ateşkes yapmaması ve refah bölgesindeki insanlarının durumunun kötüleşmesi karşısında, devletimizin aldığı karar gereği dün itibariyle kalıcı ateşkes sağlanıncaya kadar İsrail ile olan tüm ticaret durduruldu” dedi.
“2024 Nisan ayındaki ihracatımız, tarihsel olarak en yüksek ikinci Nisan ayı ihracatı oldu”
Bakan Bolat, “2024 Nisan ayı dış ticaret rakamlarına gelince, ihracatımız 2023 yılının aynı ayına göre yüzde 0,13 oranında artarak, 19 milyar 271 milyon dolar olarak gerçekleşti. Yıllık bazdaki artış hızının yavaşlamasının en önemli sebebi, Nisan ayındaki 1 haftalık Ramazan Bayramı tatilinin neden olduğu takvim etkisidir. Hafta içinde, hafta sonlarına göre daha çok ihracat yapılmakta olup, Ramazan Bayram tatili ve 23 Nisan resmi tatilinin hafta içine denk gelmesi sebebiyle, yıllık bazda sınırlı bir artış kaydedildi. Bununla birlikte, 2024 Nisan ayındaki ihracatımız, tarihsel olarak en yüksek ikinci Nisan ayı ihracatı oldu” ifadelerini kullandı.
İthalatın ise, Nisan ayında yıllık bazda yüzde 4,2 oranında artarak, 29 milyar 171 milyon dolar olarak gerçekleştiğini söyleyen Bakan Bolat, “Küresel fiyatlardaki artıştan kaynaklanan enerji ve kıymetli metal ithalatındaki yükseliş, Nisan ayı ithalat artışında etkili oldu. 1 haftalık Ramazan Bayramı ve 23 Nisan tatili nedeniyle, takvim etkisi de ithalattaki sınırlı artış üzerinde de etkili oldu. Böylelikle, 2024 Nisan ayında dış ticaret açığı bir önceki yılın aynı ayına göre, yüzde 13,3 oranında artışla 9,9 milyar dolar oldu. İhracatın ithalatı karşılama oranı ise 2,7 yüzde puan azalışla yüzde 66,1 olarak gerçekleşti” açıklamalarında bulundu.
“İthalatta ise aşağı yönlü seyrin devam ettiği görülmektedir”
Bakan Bolat, ihracatta 2023 yılı ikinci yarısından itibaren görülen olumlu seyirin 2024 yılında da devam ettiğinin altını çizerek, “2024 yılının ilk dört ayında ihracat, 2023 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 2,7 oranında artışla 82 milyar 873 milyon dolara yükseldi. İthalatta ise aşağı yönlü seyrin devam ettiği görülmektedir. 2024 yılının ilk dört ayında ithalat, 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,9 oranında azalışla, 113 milyar 117 milyon dolara geriledi” diye konuştu.
“Dış ticaret açığı Ocak-Nisan döneminde yüzde 30,5 azalarak 30,2 milyar dolara geriledi”
2023 Nisan ayında dış ticaret açığının 8,7 milyar dolar, 2024 yılı Nisan ayında ise 9,9 milyar dolar olduğunu belirten Bakan Bolat, “2023 yılı Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığı 43,5 milyar dolar iken, 2024 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 30,5 azalarak 30,2 milyar dolara geriledi. 2023 yılı Ocak-Nisan döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 65,0 iken, 2024 yılı Ocak-Nisan döneminde yüzde 73,3’e yükseldi” şeklinde konuştu.
Bakan Bolat, 2024 yılının Nisan ayında yıllıklandırılmış ihracatın 257,6 milyar dolar olduğunu ifade ederek, “2023 yılının tamamında ihracatımız 255,4 milyar dolar olmuştu. Dolayısıyla, Nisan ayında negatif takvim etkisine rağmen, yıllıklandırılmış bazda ihracatımızdaki artış trendinin devam ettiği görülmektedir. İthalat düşüşündeki eğilim 2024 yılı Nisan ayında da devam etmiş, yıllıklandırılmış ithalatımız 350,7 milyar dolar olmuştur. 2023 yılının tamamında ithalatımız 361,8 milyar dolar olmuştu” dedi. – İSTANBUL
]]>Bolat, TİM Dış Ticaret Kompleksi’nde düzenlenen toplantıda nisan ayı ihracat verilerini açıkladı.
Konuşmasına dün gece duyurulan İsrail’le ticaretin durdurulması kararını anımsatarak başlayan Bolat, Gazze’de devam eden katliam ve soykırım karşısında İsrail ile ekonomik ilişkilerde yeni bir aşamaya geçme kararı alındığını söyledi.
Bolat, baştan bu yana ikili ve çok taraflı diplomasi ile ateşkesi sağlama, masum sivil halkın ve yerleşim yerlerinin acı ve yıkıcı tabloyla karşılaşmaması için Türkiye’nin elinden gelenin fazlasını yaptığına işaret ederek, şunları kaydetti:
“Dünyada bu konuda en çok gayret gösteren ülkelerin başında geliyoruz. İnsani yardımlar konusunda da baştan bu yana büyük bir duyarlılık gösterdik ve dünyada en çok yardım eden ülke konumuna ulaştık. İsrail’in aradan geçen sürede kalıcı ateşkes ve sıkışmış çok zor durumda olan kardeşlerimizin yardımlara ulaşması ile imar çalışmaları noktasındaki uzlaşmaz tutumunun devamı üzerine 9 Nisan’da hükümetimizin aldığı karar gereği 54 ürün grubunda 1019 üründe Türkiye’den ihracatın durdurulması, gümrük işlemlerinin yapılmaması kararı uygulanmaya başlanmıştı.
Aradan geçen bu süre zarfında ateşkes olması beklenirken tam tersine olmaması, uzlaşmaz tutumun devamı ve Refah bölgesindeki insanların durumunun ağırlaşması karşısında devletimizin ilgili kurumlarının aldığı karar gereği dün itibarıyla ihracatta ve ithalatta İsrail’e yönelik, kalıcı ateşkes sağlanıncaya ve Gazze’ye yardımların kesintisiz şekilde ulaşılması serbest bırakılıncaya kadar uygulanacak. Filistinli kardeşlerimizin bu karardan etkilenmemesi noktasında da kendileriyle alternatif düzenlemeler konusunda teknik görüşmeleri yürütüyoruz, onlarla bu konuda mutabıkız.”
“İthalatımız 29 milyar 171 milyon dolarda kaldı, onu da 30 milyar dolar bandının altında tutmayı başardık”
Küresel ölçekteki ekonomik gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulunan Bolat, 2023 yılının dünya ekonomisi için çok zor geçtiğini anımsattı. Bolat, Türkiye’nin dünyadaki rakipleri arasında olumlu yönde ayrıştığına dikkati çekerek, Türkiye’nin 2023 verileri hakkında bilgi verdi.
Bakan Bolat, nisan ayı ihracat verilerine ilişkin şunları söyledi:
“Nisan ayında ihracatımız 19 milyar 271 milyon dolara yükseldi, bu yüzde 0,13’lük artışa tekabül ediyor. Sınırlı artışın en önemli nedeni, nisan ayının ilk yarısı içindeki yaklaşık 1 haftalık Ramazan Bayramı tatilinde fabrikaların kapalı olması. İthalatta yüzde 4,24’lük artış gerçekleşti. İthalatımız 29 milyar 171 milyon dolarda kaldı, onu da 30 milyar dolar bandının altında tutmayı başardık. 9,9 milyar dolarlık bir dış ticaret açığımız oluştu, ihracatın ithalatı karşılama oranı da yüzde 66,06 seviyesinde kaldı. 1 haftalık kayıp olmasaydı 22-23 milyar doların üzerinde bir ihracatı yakalayabilirdik. 2024 yılının ilk dört ayını 2023 yılının aynı dönemi ile mukayese ettiğimizde Türkiye’nin mal ihracatı yüzde 2,74 arttı ve 82 milyar 373 milyon dolara yükseldi.
Geçen yıla göre yaklaşık 2 milyar dolarlık bir fazlalık söz konusu, ithalatımızda ise 11 milyar dolar azalış sağladık. 2024 yılının ilk dört ayında ithalat, 2023 yılının aynı dönemine göre yüzde 8,9 oranında azalışla 113 milyar 117 milyon dolara geriledi. Bunun anlamı şu; Türkiye’nin dış ticaret dengesi 4 ayda yaklaşık 30 milyar dolar seviyesine geriledi. 2023 yılı Ocak-Nisan döneminde dış ticaret açığı 43,5 milyar dolardı. 2023 yılı Ocak-Nisan döneminde ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 65 seviyesindeydi bu yıl aynı dönemde yüze 73,26’ya yükseldi. Bu da Türkiye’nin döviz yeterliliği açısından, dış ticaret açıklarını azaltıp dış ticarette istikrarlı bir sürece girmesi anlamında olumlu bir gelişme. Dış ticaret açığımızdaki azalış oranı yüzde 30,5 olarak gerçekleşmiştir, ihracatçılarımıza teşekkür ediyoruz. 267 milyar dolarlık OVP hedefini gerçekleştirme inancımızı koruyoruz.”
“2024 yılı Nisan ayında yıllıklandırılmış dış ticaret açığı 93 milyar dolara geriledi”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, yıllık bazda ihracatın ilk dört ay sonunda,12 aylık toplamda 257,6 milyar dolara yükseldiğini, ithalatın da yıllıklandırılmış olarak 350,7 milyar dolara indirilmesinin başarıldığını aktardı.
2024 yılı Nisan ayında yıllıklandırılmış dış ticaret açığının 93 milyar dolara gerilediğini dile getiren Bolat, önemli fasıllarda ihracat performansının gücünü koruduğunu söyledi.
Bolat, “2024 yılı Ocak-Nisan döneminde, bir önceki yılın aynı dönemine göre, makine ihracatı yüzde 0,4 artarak 13,1 milyar dolar, motorlu kara taşıtları ihracatı yüzde 4,6 artarak 10,3 milyar dolar ve enerji ihracatı yüzde 35,6 artarak 6 milyar dolar olarak gerçekleşti.” dedi.
2024 Ocak-Nisan döneminde Avrupa Birliği’ne (AB) ihracatın 35 milyar dolar ile toplam ihracatın yüzde 42,3’ünü oluşturduğunu bildiren Bolat, AB’de Ocak-Şubat döneminde toplam ithalatın yüzde 14,2 azaldığı düşünüldüğünde ihracattaki artışın önemli olduğunu dile getirdi.
Bolat, “Yakın ve Orta Doğu’ya ihracatımızda önemli bir sıçrama var. 2024 Ocak-Nisan döneminde yüzde 17,3 artışla 14,4 milyar dolar olmuştur. Aynı dönemde, İslam İşbirliği Teşkilatı üye ülkelerine ihracatımız ise yaklaşık yüzde 9,5 artışla 21,2 milyar dolara yükseldi. En fazla ihracat yaptığımız ilk beş ülke ise sırasıyla Almanya, ABD, İngiltere, İtalya ve Irak oldu.” bilgisini verdi.
“İthalatımızda ilk grup ülkeler Rusya, Çin, Almanya, İtalya ve ABD”
Bolat, Ocak-Nisan 2024 döneminde altın ithalatının, alınan tedbirlerin etkisiyle geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 55 azalarak 5,3 milyar dolar seviyesinde gerçekleştiğini, enerji ithalatının ise yüzde 12,5 azalışla 23 milyar dolar olduğunu söyledi.
Diğer bir sevindirici hususun ise TL ile yapılan ithalattaki artış olduğunu dile getiren Bolat, Ocak-Nisan döneminde TL ile ithalatın toplam ithalat içindeki payının yüzde 7 olduğunu aktardı.
Bolat, “İthalatımızda da ilk grup ülkeler Rusya, Çin, Almanya, İtalya ve ABD oldu.” dedi.
“Yıllıklandırılmış cari işlemler açığımız şubat itibarıyla 31,8 milyar dolara geriledi”
Bolat, “Türkiye’de 52 milyar dolar dış ticaret fazlası verilen hizmetler ticaretinde geçen yıl 100 milyar doları devirdik, bu yıl, 110 milyar dolara ulaşmayı hedefliyoruz. Yılın ilk dört ayında iyi başladık, ilk 2 aylık veriler ortaya çıktı, 2024 yılı Ocak-Şubat döneminde hizmetler ihracatımız, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 10’luk artış göstererek 13 milyar dolar seviyesine çıkmıştır.” diye konuştu.
Mal ve hizmet ticaretindeki tüm bu olumlu gelişmelerle, 2023 yılı Mayıs ayında 60,1 milyar dolar olarak gerçekleşen yıllıklandırılmış cari işlemler açığının, sonraki aylarda 28,3 milyar dolar azalarak şubat ayı itibarıyla 31,8 milyar dolara gerilediğini söyledi.
Bolat, “Biz Bakanlık olarak ihracatçılarımızın yanındayız, yanınızda olmaya devam edeceğiz.” dedi.
]]>(ANKARA) – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) verilerine göre, yüzde 0,9 oranında azalışla 173,6 milyar dolar olarak oldu. Tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2023 yıl sonuna göre yüzde 5,5 oranında artarak 36,4 milyar dolara yükseldi.
TCMB, şubat ayına ilişkin kısa vadeli dış borç istatistiklerini açıkladı. Buna göre; şubat sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2023 yıl sonuna göre yüzde 0,9 oranında azalışla 173,6 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 69,9 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 4,5 oranında azalarak 57,7 milyar dolara geriledi.
Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2023 yıl sonuna göre yüzde 10,9 oranında artarak 13,9 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 4,4 oranında azalarak 19,1 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 1,9 oranında azalışla 20,3 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 9,2 oranında artışla 16,5 milyar dolar düzeyinde oldu.
ÖZEL SEKTÖRÜN KISA VADELİ DIŞ BORCU 91,2 MİLYAR DOLAR
Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2023 yıl sonuna göre yüzde 4,8 oranında azalarak 51 milyar dolar oldu. Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2023 yıl sonuna göre yüzde 5,5 oranında artarak 36,4 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 3,3 oranında azalarak 91,2 milyar dolar oldu.
Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 0,2 oranında azalarak 95,4 milyar dolar, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 4,2 oranında azalarak 74,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2023 yıl sonunda 1,6 milyar dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2024 Şubat sonu itibarıyla 3,3 milyar dolar oldu. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 500 milyon dolar olarak görüldü. 2024 Şubat sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 51’i dolar, yüzde 22,2’si Euro, yüzde 10,8’i TL ve yüzde 16,0’ı diğer döviz cinslerinden oluştu.
VADESİNE 1 YILDAN AZ KALAN KISA VADELİ DIŞ BORÇ STOKU 227,5 DOLAR
2024 Şubat sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 227,5 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu stokun 19,1 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 22, Merkez Bankası’nın yüzde 20,2, özel sektörün ise yüzde 57,8 oranında paya sahip olduğu görüldü.
]]>
ERDOĞAN 13 YIL ARADAN SONRA IRAK’TA
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 13 yıl aradan sonra Irak’a resmi ziyaret gerçekleştirdi. Erdoğan, başkent Bağdat’taki havaalanında resmi törenle karşılandı. İkili ve heyetler arası görüşmelerin ardından iki ülke arasında ticaret, turizm, eğitim, sağlık, güvenlik, bilim ve teknoloji, yatırım, gençlik ve spor gibi farklı alanlarda 26 işbirliği anlaşması imzalandı.
KALKINMA YOLU ANLAŞMASI İMZALANDI
Bunlardan birisi de Kalkınma Yolu Anlaşması oldu. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Irak Başbakanı Muhammed Şiya es-Sudani ile Kalkınma Yolu Anlaşması’nın imza törenine katıldı. İki liderin himayesinde; Irak, Türkiye, Katar ve BAE arasında, Kalkınma Yolu Projesi’nde iş birliğine ilişkin 4’lü mutabakat zaptı imzalandı. İşte anlaşmanın tüm detayları…

BÖLGENİN YENİ “İPEK YOLU”
Türkiye’yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak olan Kalkınma Yolu Projesi, ‘Yeni İpek Yolu’ olarak tanımlanıyor. Projenin getirisi ise 20 milyar dolar olması hedefleniyor. Kalkınma Yolu Projesi’nin ilk ayağı olan liman, aynı zamanda Fırat ve Dicle nehirlerinin denize dökülmeden önce birleştiği Şattülarap’ın ağzında yer alıyor. Limandan başlayarak Divaniye, Necef, Kerbela, Bağdat ve Musul’dan geçerek Türkiye sınırına uzanacak demir yolu ve kara yolu hatlarını ihtiva eden projenin, Türkiye sınırından Mersin Limanı’na erişim sağlaması ve karayoluyla İstanbul üzerinden Avrupa’ya ulaşması öngörülüyor.

AVRUPA’DAN KÖRFEZ’E KADAR GENİŞ BİR BÖLGEYİ ETKİLEYECEK
Projenin geçtiği güzergahın tasarımını PEG Infrastructure isimli İtalyan şirketin yürüttüğü Kalkınma Yolu, Musul’dan sonra Ovaköy üzerinden Türkiye’ye giriş yapacak. Kalkınma Yolu Projesi, 1200 kilometrelik demir yolu ve otoyol ile Türkiye’yi Basra Körfezi’ndeki Faw Limanı’na bağlayacak. Yeni İpek Yolu olarak tanımlanan proje, Avrupa’dan Körfez ülkelerine kadar geniş bir bölgeyi etkileyecek ve ortak fayda üretecek.

PROJENİN 2029’A KADAR TAMAMLANMASI BEKLENİYOR
Basra’dan başlayan bu güzergâh, Irak’ın önemli şehirlerinden geçtikten sonra Irak, Türkiye ve Suriye’nin temas noktasından Türkiye’ye girecek ve Mersin Limanı’ndan Avrupa’ya devam edecek. Maliyeti yaklaşık 20 milyar dolar olan projenin, plana göre 2029’a kadar tamamlanması bekleniyor. Irak böyle bir tutarı sağlama konusunda yetersiz ve dolayısıyla projenin gidişatı kesinlikle yabancı yatırıma bağlı.
PROJENİN BAŞ AKTÖRLERİ TÜRKİYE, BAE VE IRAK
Türkiye ve Irak arasında “Yeni İpek Yolu” olması hedeflenen projenin, Irak hükümetinin tek başına yüklenemeyeceği 17 milyar dolarlık devasa bir maliyeti bulunuyor. Bu nedenle Türkiye, Körfez ülkeleri ve Çin’in, projenin finansmanına ve tamamlanmasına katkısı bekleniyor.

“BÖLGESEL BARIŞA DA HİZMET EDECEK”
Nitekim şubat ayında BAE ziyareti esnasında konuya ilişkin temaslarda bulunan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “(Kalkınma Yolu Projesi ) Konunun baş aktörleri Türkiye, BAE ve Irak. Bu yol, bölgemizin yeni bir İpekyolu haline gelecek, bölgesel barışa da hizmet edecek.” yönündeki ifadeleriyle bölgesel aktörlerin projenin paydaşı olacağı mesajı vermişti. Dışişleri Bakanı Fidan da 13 Eylül 2023’te Irak, BAE, Türkiye ve Katar’ın proje konusunda yoğun görüşmeler içerisinde olduğunu söylemişti.

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin, mart ayında yaptığı açıklamada, projeyle ilgili Türkiye ile iyi bir görüşme içerisinde olduklarını ve büyük finansmana ihtiyaç duyulduğundan çeşitli ülkelerin projeye yatırım yapmaya katılabileceğine dikkati çekerek, projeye yatırım yapmayı düşünen Körfez ülkelerinin olduğunu kaydetmişti.

Kalkınma Yolu Projesi’nde Türk ve Irak hükümetleri, devam eden çalışmalara ek olarak 23,8 milyar dolarlık yatırım yapacak. Türkiye, bu yatımları demir ve kara yolları için gerçekleştirecek. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, Kalkınma Yolu Projesi kapsamında yürüttüğü çalışmalarla ülkeden geçen 2 bin 88 kilometrelik demir yolu bağlantısı için 615 kilometrelik yeni hat, 1912 kilometrelik kara yolu koridoru içinse 320 kilometrelik yeni otoyol yatırımı planladı.

5,8 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM
Söz konusu demir yolu ağının 439 kilometresi mevcut durumda iken 1034 kilometresi devam ediyor, 615 kilometresi ise planlanıyor. Planlanan demir yolu ağları Gaziantep-Ovaköy arasında bulunuyor. Bu demir yolu için 5,8 milyar dolarlık yatırım yapılacak.
Proje kapsamında ülkeden geçen kara yolu 1912 kilometre olacak. Söz konusu kara yollarının 1592 kilometresi mevcut durumda bulunurken, 320 kilometresi için planlama yapıldı. Şanlıurfa-Ovaköy arasında planlanan kara yolunun yatırım tutarı 2 milyar dolar olarak öngörülüyor.
]]>Türkiye Tanzanya İş Forumu Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tanzanya Birleşik Cumhuriyeti Devlet Başkanı Samia Suluhu Hassan’ın katılımı ile gerçekleşti. Toplantıda Türkiye ve Tanzanya arasında yapılacak olan ticari ilişkiler hakkında açıklamalarda bulunan Yılmaz, “Afrika kıtası ile 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2023 yılında 37 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönem zarfında ihracatımız 2,1 milyar dolardan 22 milyar dolara; ithalatımız ise 3,3 milyar dolardan 15 milyar dolara ulaşmıştır. Tanzanya’dan ülkemize Cumhurbaşkanı düzeyinde 14 yıl sonra yapılan bu ilk ziyaretin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tanzanya ile 2003 yılında yaklaşık 11 milyon dolar olan ikili ticaret hacmimiz, 2023 yılında 346 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir” dedi.
“21’inci Yüzyıl Afrika ve Türkiye yüzyılı olacaktır”
Türkiye, Afrika kıtasının her alanda gelişmesine ve ilerlemesine katkıda bulunmaya devam ettiğini vurgulayan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Afrika kıtası ile 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2023 yılında 37 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönem zarfında ihracatımız 2,1 milyar dolardan 22 milyar dolara; ithalatımız ise 3,3 milyar dolardan 15 milyar dolara ulaşmıştır. Tanzanya’dan ülkemize Cumhurbaşkanı düzeyinde 14 yıl sonra yapılan bu ilk ziyaretin hayırlara vesile olmasını diliyorum. Tanzanya ile 2003 yılında yaklaşık 11 milyon dolar olan ikili ticaret hacmimiz, 2023 yılında 346 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.
Türk müteahhitleri günümüze kadar Tanzanya’da 6,4 milyar dolar değerinde 14 adet proje üstlenmiştir. İyileşen yatırım ortamı ve olası iş birliği fırsatları, Türk firmalarının Tanzanya’ya olan ilgisini artırmaktadır. Ticaret hacmimizi ilk etapta 1 milyar dolar seviyesine çıkarmayı hedefliyoruz. 21’inci Yüzyıl Afrika ve Türkiye yüzyılı olacaktır. Yaşlanmadan zenginleşmek lazım. Bazı kıtaların bazı ülkelerin Avrupa gibi yaşlandığını görüyoruz. Yaşlanmadan zenginleşmek lazım. Bunu da Afrika’nın başaracağına inanıyorum. Tanzanya ekonomisi geçen yıl yüzde 6 büyüdü. Türkiye olarak biz de geçen yıl yüzde 4,5 büyüdük. Dünya ise 3 büyüdü” şeklinde konuştu.
“Türkiye-Tanzanya ikili ticari, ilişkilerinde ulaşılan rakamların aşılacağına inanıyorum”
Ülkemiz firmalarının Tanzanya’da üstlendiği büyük çaplı projelerin gelecek vadetmekte ve örnek olmakta olduğunu belirten Yılmaz, “Özellikle Türk inşaat sektörü açısından özellikle konut, alışveriş merkezleri, kongre ve konferans merkezleri ile yol ve köprü inşasına yönelik iş imkanları olduğunu biliyoruz. Bu doğrultuda iş insanlarının aralarında kuracakları yeni bağlantılar önemlidir. Dün Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettikleri gibi; Türkiye-Tanzanya ticari ilişkilerinde potansiyelimizi tam olarak kullanmanın zamanı artık gelmiştir.
Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek, Türkiye-Tanzanya ikili ticari, ekonomik ve yatırım ilişkilerinde bugün ulaşılan rakamları önümüzdeki dönemde çok rahat bir şekilde aşacağınıza inanıyorum. Bu değerli iş forumu vesilesiyle Türk yatırımcıları Tanzanya’da yatırım yapmaya teşvik ediyorum” dedi.
Toplantıya, Tanzanya Endüstri ve Ticaret Bakanı Dr. Ashatu K. Kijaji, Büyükelçi Mehmet Güllüoğlu ve Iddi Seif Bakari, Ticaret Bakan Yardımcı Mustafa Tuzcu, DEİK/Türkiye-Tanzanya İş Konseyi Başkanı Erdem Arıoğlu, Tanzanya Özel Sektör Kurumu Başkanı Angelina Ngalula ve iş dünyasının temsilcilerinin katıldı. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, İstanbul’da bir otelde düzenlenen Türkiye-Tanzanya İş Forumu’nda yaptığı konuşmada, Türkiye’nin Afrika kıtasının her alanda gelişmesine ve ilerlemesine kardeşlik temelinde katkıda bulunmaya devam ettiğini söyledi.
Kıtada 62 noktaya uçan THY, TİKA, Maarif Vakfı ve Yunus Emre Enstitüsü gibi kurumlar eliyle kardeş kıta ve oradaki halklarla daima gönül gönle olduklarını kaydeden Yılmaz, Afrika’da 2002 yılında 12 olan büyükelçilik sayısının bugün 44’e ulaştığını, Ankara’daki Afrika büyükelçiliklerinin sayısının ise 2008 yılı başında 10 iken bugün 38’e yükseldiğini aktardı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Afrika Ülkeleriyle Ticari ve Ekonomik İlişkilerin Geliştirilmesi Stratejisi” ile daha da artan temasların hem kıta ülkeleriyle olan güçlü siyasi ve dostluk bağlarında hem de ekonomi, ticaret ve yatırım ilişkilerinde kendisini gösterdiğine işaret ederek, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) tarafından Afrika ülkeleriyle kurulan iş konseylerinin sayısının 48’e ulaştığını belirtti.
Afrika’daki Türk yatırımlarının piyasa değerinin 10 milyar doları aştığını dile getiren Yılmaz, kıtada faaliyet gösteren müteahhitlik firmalarının bugüne kadar piyasa değerinin yaklaşık 87 milyar dolar olan 1885 projeyi üstlendiğini anlattı.
Afrika ülkeleriyle ticari ilişkilerin karşılıklı anlayış ve kazan-kazan ilkeleri temelinde her geçen gün geliştirdiklerine dikkati çeken Yılmaz, “Afrika kıtası ile 2003 yılında 5,4 milyar dolar olan ticaret hacmimiz 2023 yılında 37 milyar dolara ulaşmıştır. Bu dönem zarfında ihracatımızın 2,1 milyar dolardan 22 milyar dolara, ithalatımızın ise 3,3 milyar dolardan 15 milyar dolara yükseldiğini görüyoruz. Bunlar çok önemli gelişmeler ama hala katedecek çok mesafemiz var. Bunu da ifade etmek isterim.” diye konuştu.
Yılmaz, Türkiye’nin Afrika’yla ilgili bakış açısının son derece güçlü olduğunun altını çizerek, şöyle devam etti:
“Biz, 21. yüzyılın ‘Türkiye Yüzyılı’ ve ‘Afrika Yüzyılı’ olacağına inanıyoruz. Afrika son derece genç ve dinamik bir kıta. Geçmişte Kalkınma Bakanı olarak uzun süre görev yaptım. O dönemde de hep altını çizerdim. Nüfus dinamikleri çok önemli. 21. yüzyılda dünyadaki nüfus artışının yarıya yakının Afrika’dan geleceği düşünülüyor. ve bu nüfus, genç, dinamik nüfus daha iyi eğitimle ve girişimci bir kültürle dünya ekonomisine katıldığında hem dünya ekonomisinin gelişimine güç verecektir hem de Afrika’yı çok farklı bir seviyeye taşıyacaktır. Buna yürekten inanıyorum.”
“Yaşlanmadan zenginleşmek lazım”
Yaşlanmadan zenginleşmek gerektiğini vurgulayan Yılmaz, bazı kıtaların ve ülkelerin Avrupa başta olmak üzere yaşlandığını gördüklerini söyledi.
Yılmaz, bu yaşlı kıtaların zenginleşmişlerse yaşlı nüfuslarıyla idare edebileceğini vurgulayarak, “Ama hem yoksul hem de yaşlı olursanız işte o çok kötü. Dolayısıyla yaşlanmadan zenginleşmek lazım. Bunu da Afrika’nın başaracağına ben yürekten inanıyorum.” ifadelerini kullandı.
Tanzanya’nın son dönemde yaptığı reformlar ve elde ettiği yüksek büyüme oranıyla Türkiye’nin Afrika ilişkilerinde önemli ve ayrıcalıklı bir konuma sahip olduğunu dile getiren Yılmaz, bu ülkeye yönelik geliştirdikleri dostluk ve kardeşlik ikliminin kendilerini daha çok birbirine bağladığını, aralarındaki engel ve mesafeleri ortadan kaldırdığını söyledi.
Yılmaz, Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan ile heyetinin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a gerçekleştirdiği ziyaretin ikili ilişkilerini daha da ileriye taşıyacak, tarihi önemde bir kilometre taşı olduğunun altını çizerek, dün Ankara’da verimli toplantılar yapıldığını, çok önemli anlaşmalar imzalandığını anlattı.
Tanzanya’dan Türkiye’ye Cumhurbaşkanı düzeyinde, 14 yıl sonra yapılan bu ziyaretin hayırlara vesile olmasını dileyen Yılmaz, dost ülke Tanzanya ile 2003 yılında yaklaşık 11 milyon dolar olan ikili ticaret hacminin, 2023 yılında yaklaşık 350 milyon dolar seviyesine ulaştığını bildirdi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Türk müteahhitleri günümüze kadar Tanzanya’da 6,4 milyar dolar değerinde 14 adet proje üstlenmişlerdir. Son derece önemli bir rakam olduğunu görüyoruz. İyileşen yatırım ortamı ve olası işbirliği fırsatları, Türk firmalarının Tanzanya’ya olan ilgisini artırmaktadır. Dünya çapında rekabetçi, kurumsal ve uzmanlaşmış yapısıyla Türk firmaları, Tanzanya’nın altyapı ve yatırım ihtiyaçları için işbirliğinde öne çıkmaktadır.” dedi.
“Türkiye, Afrika’ya çok farklı bir perspektifle yaklaşıyor”
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:
“Şunun da altını çizmek isterim: Türkiye olarak bizim geçmişimizde bir sömürgecilik bagajı yok çok şükür. Türkiye, Afrika’ya çok farklı bir perspektifle yaklaşıyor. Kazan-kazan prensibiyle yaklaşıyor. Gittiği her yerde firmalarımız o ülkeye de değer katıyorlar. Oradaki işletmeciliğin, girişimciliğin gelişmesine katkıda bulunuyorlar. Oradaki iş gücünün niteliğini bir taraftan artırıyorlar. Bu anlamda Türk firmalarının hem ticari hem de ikili ilişkilerimiz anlamında son derece olumlu katkılarda bulunduğunu ifade etmek isterim.”
Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan’ın önlerine 1 milyar dolar ticaret hedefi koyduğunu belirten Yılmaz, kamu ve özel sektör olarak birlikte çalıştıklarında bu hedefi yakın zamanda yakalayacaklarına ve çok daha ötesine geçeceklerine inandığını belirtti.
Türk firmalarının Tanzanya’da üstlendiği büyük çaplı projelerin gelecek vadettiğini ve örnek olduğunu kaydeden Yılmaz, enerji, madencilik, ulaştırma, turizm, tarım, gıda, yenilenebilir enerji ile müteahhitlik sektörleri başta olmak üzere Türkiye-Tanzanya işbirliklerini genişletecek pek çok fırsat alanı bulunduğunu, Türk inşaat sektörü açısından özellikle konut, alışveriş merkezleri, kongre ve konferans merkezleri ile yol ve köprü inşasına yönelik iş imkanları olduğunu bildiklerini dile getirdi.
Bu doğrultuda iş insanlarının aralarında kuracakları yeni bağların ve işbirliklerin önemine işaret eden Yılmaz, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye-Tanzanya ticari ilişkilerinde potansiyellerini tam olarak kullanmanın zamanının artık geldiğine yönelik ifadelerini aktardı.
“Bu potansiyeli en iyi şekilde değerlendirerek, Türkiye-Tanzanya ikili ticari, ekonomik ve yatırım ilişkilerinde bugün ulaşılan rakamları önümüzdeki dönemde çok rahat aşacağınıza inanıyorum.” diyen Yılmaz, hedeflerinin iki ülkenin artılarını öne çıkararak, kardeşlik, dostluk ve karşılıklı anlayış temelinde yeni işbirliği imkanları yaratmak olduğunu dile getirdi.
Ortak amacın, tesis edilecek olan iş ve yatırım süreçlerini kolaylaştırmak olduğuna dikkati çeken Yılmaz, gelecekte de iş ve yatırım forumları, iş konseyi toplantıları ve karşılıklı ticaret heyeti gibi farklı organizasyonlarla işbirliği imkanlarını artırmaları gerektiğini sözlerine ekledi.
Forum, oturumlarla devam ediyor
?Programa, Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Tanzanya Sanayi ve Ticaret Bakanı Ashatu Kijaji, Türkiye’nin Darüsselam Büyükelçisi Mehmet Güllüoğlu, DEİK Başkanı Nail Olpak, DEİK Türkiye-Tanzanya İş Konseyi Başkanı Erdem Arıoğlu ile iş dünyasından bazı davetliler katıldı.
Tanzanya Cumhurbaşkanı Hassan, Ticaret Bakanı Bolat ve DEİK Başkanı Olpak da programda konuşma yaptı.
Açılış programı, protokol üyelerinin aile fotoğrafı çektirmesiyle sona ererken forum oturumlarla devam ediyor.
]]>Bakan Bolat, Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Pakistan’ın Ankara Büyükelçisi Yusuf Cüneyd’in ev sahipliğinde ülkenin Milli Günü nedeniyle düzenlenen iftar programına katıldı.
Türkiye ile Pakistan arasındaki ilişkilerin bin yılı aşkın tarihi köklere dayandığını vurgulayan Bolat, iki ülkenin de dünyanın önde gelen, büyük ve güçlü imparatorluklarının mirasına sahip olduğunu söyledi.
Bolat, iki ülke arasındaki eşsiz ve kalıcı kardeşlik bağının diplomasinin ötesi uzandığını dile getirerek, “Bu bağ ortak değerlere, ortak hedeflere, birbirlerinin tarihine ve kültürüne dair derin bir anlayışa dayanır. Bu anlayışla da dostluğumuz, ilişkilerimiz ve ittifakımız her geçen gün güçlenerek devam ediyor. Pakistanlı kardeşlerimizin Kurtuluş Savaşı’mız sırasında ülkemize sağladığı desteklerini de her zaman hatırlayacağız.” ifadelerini kullandı.
Siyasi ilişkilerin yanı sıra Türkiye ile Pakistan arasındaki ekonomik işbirliğinin mevcut durumundan da büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden Bolat, ticari ilişkilerin yıllar içerisinde geliştiğine dikkati çekti.
Bolat, son üç yıl içerisinde iki ülke arasındaki karşılıklı ticaret hacminin 1 milyar doları aştığına işaret ederek şunları kaydetti:
“İnanıyoruz ki, geçtiğimiz yıl yürürlüğe giren Mal Ticareti Anlaşmamız, ikili ticaretimize ciddi bir ivme kazandıracaktır. Bu ivme sayesinde, liderlerimizin belirlediği 5 milyar dolarlık ikili ticaret hacmine orta vadede ulaşmayı hedefliyoruz. Ayrıca, 1 milyar doları aşan doğrudan yabancı yatırımla Türkiye, Pakistan’daki en büyük yabancı yatırımcılardan biri konumundadır. Çeşitli sektörlerde faaliyet gösteren çok sayıda Türk şirketinin Pakistan’da yatırımları var. Bunların hem ihracat hem de istihdam açısından Pakistan ekonomisine katkılarını görmekten büyük mutluluk duyuyoruz.”
“Müteahhitlerimiz 3,4 milyar dolar değerinde 72 proje üstlendi”
Müteahhitlik hizmetlerinin de önde gelen işbirliği alanlarından birisi olduğunu anlatan Bolat, “Çok sayıda Türk firması Pakistan’da başarılı projeler gerçekleştiriyor. Müteahhitlerimiz, bugüne kadar bölgede 3,4 milyar dolar değerinde 72 proje üstlenmiş ve başarıyla tamamlamıştır.” diye konuştu.
Bolat, Pakistan’ın yeni hükümeti ile beraber istikrarlı ekonomik büyüme sürecinde Türk yatırımcıların müteahhitlik sektöründe yeni katkılar yapacağına inandığını belirterek, yakın gelecekte Türk iş insanlarından oluşan büyük bir heyetle Pakistan’ı ziyaret edeceklerini bildirdi.
Söz konusu ziyaret kapsamında, Ortak Görev Gücü platformunun ikinci toplantısını gerçekleştireceklerini duyuran Bolat, Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in teklifi olan platformun, ekonomik işbirliği kapsamındaki mevcut ve potansiyel alanların koordinasyonunda hayati bir rol oynayacağına vurgu yaptı.
Bolat, bir diğer önemli işbirliği alanının da savunma sanayii olduğunun altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Bu alanda her iki ülke olarak birlikte çalışıyoruz. Türkiye ve Pakistan, bölgelerinde barış ve istikrarın sembolü olan iki güçlü ülke olarak terörle mücadele, bölgesel güvenlik, insani yardım ve ekonomik dayanışma alanlarında işbirliğine her zaman devam edeceklerdir. Pakistan Milli Günü’nü yürekten kutlarken, iki ülke arasındaki köprü dostluğa olan bağlılığımızı burada bir kez daha ifade etmek istiyorum. İki ülkenin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve Muhammed Ali Cinnah’ı rahmetle yad ediyorum. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif’in liderliğinde iki ülkenin daha ileri düzeyde işbirliğine ve dayanışmaya çalışacağını ifade etmek istiyorum.”
]]>Daha öncesinde de yaptığı çalışmalarla belediyecilik noktasında az da olsa tecrübesi olduğunu söyleyen İYİ Parti Melikgazi Belediye Başkan Adayı Sedat Kılınç, “Biz neredeyse 3 aydır sahadayız. İlk açıklanan belediye başkan adaylarından biriyiz ve açıklanır açıklanmaz da biz sahaya çıktık. Bugüne kadar çok ciddi anlamda vatandaşlarımızın önce sorunlarını dinlemek için sahada dolaştık. Vatandaşlarımızın problemlerini, sorunlarını dinledik. Zaten birçok mahalleye hakimiz. Yaptığımız iş icabı birçok mahallede geçmişte yaptığımız işler var ve belediyecilik noktasında da biraz tecrübemiz var. Çünkü biz yıllardır altyapı, park, yeşil alan ve üstyapı gibi çalışmaların hepsini yıllardır yapıyoruz. Belediyeler daha kentsel dönüşüme başlamadan biz kentsel dönüşüm projeleri hayata kazandırdık Kayserimizin birçok mahallesinde. Konuya vakıfız ama vatandaşlarımızın farklı problemleri de var bu noktada da dinledik. Bugüne kadar Melikgazi bölgesinde 100 bin vatandaşımızla temas ettik. 7 bine yakın iş yeri ziyaretimiz oldu. Çok ciddi bir performans ile çalıştık. Gece demedik gündüz demedik” dedi.
“Yıllık 6 milyar dolar gideri engelleyeceğiz”
Kılınç, yıllık yurtdışından 6 milyar dolarlık kağıt ithalat yapıldığını ve tarıma dayalı endüstri projeleri ile bu giderin önüne geçilebileceğini söyleyerek, “Belediyenin görevleri, görev tanımları arasında bulunduğu, ilçe, belde, şehir her nere ise oranın refah seviyesini arttırmak da var. O yüzden biz endüstriyel projelere önem verdik. Hatta endüstriyel projelerden de ülkemizde en hızlı büyüyebileceğimiz, en hızlı dünya ile rekabet edebileceğimiz bir alan var. Bunun da altını çizmek istiyorum; tarıma dayalı endüstri. Biz zaten tarım ülkesiyiz. Yani tarıma dayalı endüstriyi yapıp eğer buradan hem çiftçi sayımızı arttırır, gelirini arttırır, oradaki ürettiği ürünü de endüstriyel anlamda sanayi kısmını da biz belediye olarak çözersek şehrin refahı artıyor. Nasıl artıyor dersek; endüstriyel kenevirden kağıt fabrikası projemiz var. Bu proje o kadar önemli ki çünkü bizim yıllık 3 milyon ton kağıt ithalatımız var. Yurtdışından 3 milyon ton kağıt alıyoruz. 1 buçuk milyon ton da selüloz alıyoruz. İkisinin toplam maddi değeri 6 milyar dolar. Kayser’inin ihracatı 3 milyar dolar. Kayseri’nin bütün sanayisini topladığınızda ihracat 3 milyar dolar fakat şu anda 6 milyar dolar kağıt ithal ediyoruz. Biz endüstriyel kenevirden önce selüloz daha sonra da kağıt üreteceğiz. 6 bin kişiye istihdam sağlayacağız. 120 bin dekar alanı tarıma kazandıracağız ve biz Melikgazi Belediyesi olarak iştirak halinde yapacağız. Bu projeyi hayata geçirdiğimizde hem çalışanlara 52 bin TL maaş vereceğiz hem de Melikgazi Belediyesi’nin gelirini neredeyse 5 katına çıkaracağız sadece bu projeyle” ifadelerini kullandı.
“Yardıma muhtaç sayısını düşüreceğiz”
Sedat Kılınç, belediye başkanlığı sürecinde sosyal destek verilen sayısını düşürürlerse başarılı olduklarını ispatlayacaklarını söyleyerek, “Üreten belediyecilik sloganıyla üreteceğiz biz ve mevcutta dar gelirli olanlar ki; asgari ücretli olup da 1-2 çocuğu olan hele bu çocukların eğitim süreci de devam ediyorsa yaşam hakkı yok kirada oturuyorsa. Emekli olup kirada oturuyorsa karnını doyurma şansı yok. Biz o vatandaşları düşünmek zorundayız. Bugün baktığımızda ülkemizde mültecilere Suriye’de 1 milyon konuttan bahsediliyor. Yine bu sığınmacılara sosyal yardımlar hala akıyor ve hala çok ciddi manada ülkemize bir külfeti var. Biz ne yapacağız? Biz bütün desteğimizi önce kendi milletimize, önce öz milletimize, önce bizim asgari ücretlimize, bizim emeklimize yapacağız. Onları kiradan kurtarmazsak yaşama şansları yok. O yüzden tek katlı, müstakil, 95 metrekare kapalı alanlı 2+1 100 metrekare de bahçeli, hafif çelikte maliyeti uygun aylık 4 bin TL taksitlerle dedik. Teslimata kadar da 3 bin TL’den fazla ödeyemezler. Burada ödeme yapamayacak olan vatandaşlarımıza da destek sağlayacağız. Belki de hiç para almadan projelerden aktaracağımız para ile bunu yapabileceğiz. Önce kendi vatandaşlarımıza yardım edip daha sonra diğerlerine yardım edeceğiz. O yüzden biz o 5 bin evi ilk etapta yapacağız. Şu anda maalesef ülkemizde açlıkla imtihan edilen bir nüfus var ve biz onlar için bu projeleri gerçekleştireceğiz. 5 yılın sonunda başarılı bir belediye başkanı ya da ülke yönetimi şöyle bir şey söylerse hüsrana uğramış olurlar; “Biz göreve geldiğimizde şu kadar kişiye sosyal yardım veriyorduk, şu kadar arttırdık” diyorsak başarısızlığımızı kendi ağzımızla itiraf etmiş oluruz. Biz bu sosyal projeleri yapacağız ama ben 5 yıl sonunda şununla övüneceğim; sosyal yardıma ihtiyaç duyan sayısını yüzde 90 oranında düşürdük. 100 kişiye veriyorsak artık 10 kişiye veriyoruz. Bunu başarabilirsek, o zaman fakirliği önlemiş oluruz ve başarılı bir belediye başkanı oluruz” dedi. – KAYSERİ
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Muş ziyaretinin ardından Bingöl’ün Solhan ilçesine gelerek vatandaşlara hitap etti. Yerel seçimlerde hizmetin ön plana çıktığını aktaran Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Mayıs ayında bir masa kurmuşlardı hatırlarsanız, 6’lı masa. Ne oldu masaya şimdi? Dağıldı, gitti. Çünkü sağlam temeller üzerinde oluşturulan bir masa değildi bu. Karşıtlık üzerinden oluşturulan, yıkma üzerine oluşturulan bir masaydı. Cumhur İttifakı ise öyle değil, geniş bir mutabakata sahip, temel değerlerde bir araya gelmiş mutabakat. Yerel seçimler, siyasetten ziyade hizmetin ön plana çıktığı seçimlerdir. Genel politikalar artık belirlendi, meclisimiz seçildi, hükümetimiz seçildi. Hemen sonrasında hükümet kuruldu, yeni hükümet sistemimizin de avantajıyla hiç vakit kaybetmeden işlerimizi yapmaya başladık. Güçlü bir kabinemiz var. Bütün meselelerde elimizden gelen tüm gayreti sarf ediyoruz. Kolay bir dönemde değiliz, dünyanın ekonomi olarak, ticari olarak, tarihi ortalamalarının altında seyrettiği bir dönemdeyiz. Bir taraftan da çatışmalar, kavgalar var bölgemizde. Kuzey tarafta Ukrayna, Rusya savaşı çok yıkıcı bir savaş olarak devam ediyor. Güneyimizde hepimizin içini burkan, hepimizin içine büyük acılar salan Gazze’deki hadiseleri izliyoruz. Tam olarak istediğimiz istikrar hiçbir şekilde oluşmuş değil. Bütün bunlara rağmen, Türkiye yoluna devam ediyor” dedi.
“104 milyar dolar ilk hesaplarımıza göre bir maliyetle karşı karşıya kaldık”
6 Şubat depremlerinin ardından ilk hesaplamalara göre 104 milyar dolarlık bir maliyet olduğunun altını çizen Yılmaz, “Geçen sene bir de tarihimizin en büyük deprem afetini yaşadık. 11 vilayetimiz, 14 milyon nüfusumuz bu büyük afetten etkilendi. 104 milyar dolar ilk hesaplarımıza göre bir maliyetle karşı karşıya kaldık. Allah’tan böyle güçlü bir devletimiz var, güçlü liderimiz var ve bu yükün altından Türkiye olarak kalkıyoruz. En gelişmiş dediğimiz ülkeler bile böyle bir durumla karşılaştıklarında sıkıntı yaşarlar. Biz çok şükür bu yükü de kaldırıyoruz, depremzede kardeşlerimizin yaralarını sarıyoruz. Şuana kadar 80 bine yakın konut, hak sahiplerine teslim edildi. Daha üzerinden bir yıl geçti bu hadisenin, bu yılın sonuna kadar 200 bin konutu teslim edeceğiz ve inşallah önümüzdeki yıldan itibaren daha da hafifleyerek bu yükü kaldıracağız” diye konuştu.
Savunma sanayinde ihracat hedefi 7 milyar dolar
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, açıklamasını şu şekilde tamamladı:
“Bütün bunlara rağmen, dünyadaki ekonomik krizlere rağmen, bölgemizdeki savaşlara rağmen, depreme rağmen Türkiye geçen sene yüzde 4,5 büyüdü. Dünya yüzde 3 büyüdü, Türkiye yüzde 4,5 büyüdü. Geçen istihdam rakamları açıklandı 9.4, işsizlikte bir puan geçen yıla göre düşüş oldu. İhracatımız artıyor, turizm gelirimiz artıyor, savunmaya sanayinde yeni yeni başarılar ortaya çıkıyor. En son KAAN da uçtu. Mavi göklerle buluştu. Geçen sene sadece savunma sanayinde 5,5 milyar dolar Türkiye ihracat yaptı. Geçmişte paramızı vererek alamazdık bu takım ürünleri, şimdi Türkiye artık dünyaya teknolojik ürünler satıyor. Bu sene inşallah, 7 milyar dolar bekliyoruz. Bu yıl savunma sanayi ihracatından sadece. Dolayısıyla Türkiye yoluna devam ediyor.”
Programa, AK Parti Bingöl milletvekilleri Feyzi Berdibek ve Zeki Korkutata, Bingöl Belediye Başkanı Erdal Arıkan, AK Parti İl Başkanı Yılmaz Seven, Solhan Belediye Başkanı Abdulhakim Yıldız, AK Parti İlçe Başkanı Nazmi Çalışan, Arokonak Belediye Başkanı Mustafa Döner ve vatandaşlar katıldı. – BİNGÖL
]]>Bolat, Çorlu Ticaret ve Sanayi Odasında düzenlenen iş dünyası ile buluşma toplantısında, organize sanayi bölgelerinin çok olmasının Türkiye’nin dönüşümünü gösteren önemli göstergeler olduğunu vurguladı.
Türkiye’nin büyümeye devam ettiğini ifade eden Bolat,”Milli gelirimizin 2002’de 230 milyar dolar olduğunu düşünürsek geçen yıl 1 trilyon 118 milyar doları aştığımız söylersem bu milli gelirin yaklaşık dört buçuk katı arttığının delilidir. Yani, bir Türkiye’ye dört buçuk Türkiye ekonomisi daha eklenmiş demektir üretim anlamında. Bu kendiliğinden olmadı ki. Siyasi istikrarla oldu. Güçlü siyasi istikrar, güçlü ekonomi yönetimiyle oldu. Halkımız bunu görüyor. Gördüğü için de 17 tane seçim zaferi hediye etti. Allah’a şükür. Çalışan, üreten, halka hizmet edeni, halkımız daima baş tacı ediyor.” ifadelerini kullandı.
Bolat, gelişen ve büyüyen Türkiye’de halkın refah düzeyinin arttığını, 2002 yılında 3 bin 608 dolar olan milli gelirin geçen yıl 13 bin 110 dolar olarak dört katı artış gösterdiğini aktardı.
Türkiye’de son 20 yılda ortalama yıllık 1 milyon ile 1 milyon 400 bin arasında daire satıldığını aktaran Bolat, şunları kaydetti:
“Bu daireleri Avrupalılar veya dışarıdakiler gelip almıyor. Bizim insanımızı alıyor. Türkiye’de 2002 yılında 4 milyon otomobil toplam 7 milyon araç varken şu anda 15 buçuk milyonu otomobil toplam 27 milyon araç tescili var. Bu araçlar yollarımızda. Zaten trafik sıkışıklıklarını görüyoruz. 30 bin kilometre duble yollar yapıldı. Binlerce kilometre otoyol yapıldı. Binlerce kilometre hızlı trenler yapılıyor. 400 tane tünel yapıldı, viyadükler yapıldı. Tüp geçitler yapıldı. Onlarca büyük köprüler yapıldı. Bunlar niçin yapılıyor? Ticaret artsın diye. Vatandaşımız rahatça ulaşım yapabilsin, işine gitsin, memleketine gitsin, ticaretine gitsin, tatiline gitsin diye yapıldı.”
Bolat, Trakya’nın Türkiye’nin Avrupa’ya ve dünyaya açılan kapısı olduğunu dile getirdi.
Türkiye ihracatının yüzde 45’inin bölgedeki gümrüklerden yapıldığını vurgulayan Bolat, “Türkiye’nin ihracatının yüzde 45’i Çorlu’dan geçiyor Tekirdağ’dan geçiyor, Edirne’den geçiyor, Kırklareli’nden geçiyor. Bu şehirlerimize büyük değer kazandırıyor. İş yapılıyor, ticaret, lojistik, Türkiye’nin lojistik sektörü değerli arkadaşlar 100 milyar dolara ulaştı. Lojistikten kazandığımız para, döviz 40 milyar dolara ulaştı.” dedi.
Türkiye’nin ihracatının 256 milyar dolar olduğunu bunun yüzde 94’ünü de sanayi ürünlerinin oluşturduğunu belirten Bolat, ürünlerin Avrupa ülkeleri, ABD ve Kanada gibi ülkelere satıldığını aktardı.
Bolat, ürünlerinin kaliteli olması nedeniyle önemli ülkelerin ihracat için Türkiye’yi tercih ettiğini, Türkiye’nin 12 bin ürün ihraç ettiğini belirtti.
Türkiye’nin üretmeye, yatırım ve ihracat yapmaya, döviz kazanmaya devam ettiğini anlatan Bolat, şunları kaydetti:
“Bizim 2022’de 97 milyar dolar, 2023’te 69 milyar dolar bir enerji faturamız var. Sanayi büyüyor, ülke büyüyor, gelişiyor. Bundan 20 sene önce evlerde klima yoktu, iş yerlerinde klima yoktu. Artık her yerde klima var. Klima nasıl çalışır? Elektrikle çalışıyor. Bu elektriği nasıl üreteceğiz? Doğal gazla üretiyoruz, kömürle üretiyoruz, rüzgarla, güneşle, hidrolik suyla üretiyoruz, jeotermalle üretiyoruz. Bir ülkenin gelişmesinin en önemli göstergelerinden birisi de elektrik üretimidir. Bakın arkadaşlar elektrik yıllık üretimimiz 2002’de yaklaşık 90 milyar kilovatsaatteyken, 330 milyar kilovatsaatte yükseldi 20 senede.”
Türkiye’nin önemli krizleri başarıyla atlattığını da ifade eden Bolat, hep birlikte çalışarak problemlerin üstesinden geleceklerini anlattı.
Toplantıya, AK Parti Milletvekilleri Mestan Özcan, Gökhan Diktaş, Çiğdem Koncagül, İl Başkanı Ali Gümüş oda başkanları ve iş insanları katıldı.
]]>31 Mart’ta gerçekleştirilecek Mahalli İdareler Seçimine sayılı günler kala Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz Kocaeli’de bir dizi ziyaretlerde bulundu. Önce Kocaeli Valiliği ve Büyükşehir Belediyesini ziyaret eden Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ardından iş insanları ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz toplantıda yaptığı konuşmada, “Dünya, son 3-4 yıl büyüme ve ticaret açısından tarihsel ortalamaların altında. Önce pandemi, sonrasında toparlanma süreçleri bunun yol açtığı enflasyon, enflasyona karşı ülkelerin ortaya sıkı para politikaları, bütün bunlar büyümeyi, ticareti daraltmış durumda. Bir taraftan da dünyada rekabet var. O rekabetin getirdiği yeni korumacılık eğilimleri var. Bunların getirdiği ticareti daraltıcı etkiler söz konusu. Diğer yandan maalesef savaşlar, çatışmalar yaşıyoruz. Ukrayna-Rusya savaşı, bu anlamda bütün dünyayı küresel ekonomiyi, özellikle Avrupa’yı çok etkileyen bir gelişme oldu. Diğer yandan Körfez’de hepimizin içini yakan manzaralar, özellikle Gazze’de yaşananlar. Bunlarda olumsuz gelişmeler olarak karşımızda duruyor” diye konuştu.
“Geçen yıl Türkiye ekonomisi yüzde 4.5 büyüme kaydetti”
6 Şubat depremine değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Geçen yıl tarihimizin en büyük depremini yaşadık. Onun yaralarını sarmaya çalışıyoruz. Çabuk unutuyoruz maalesef. Üzerinden bir yıl geçti. Acil müdahaleler yapıldı bitti ama henüz depremin yaralarını tam anlamıyla sarmış değiliz. Kalıcı şekilde rehabilitasyonu sağlamak belli zaman alıyor. Bunu da üç başlıkta yapıyoruz. Kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Altyapıyı rehabilite ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik, sosyal hayatı canlandırmaya çalışıyoruz. Bu üç başlık altında çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Geçen yıl ve bu yıl yoğun bir mesai harcıyoruz. Gelecek yıldan itibaren inşallah yükümüz hafifleyerek devam edeceğiz. Bütün bu şartlar altında küresel ekonomide yüzde 3 civarında büyüme varken, geçen yıl Türkiye ekonomisi yüzde 4.5 büyüme kaydetti. İlk defa tarihimizde 1 trilyon dolar seviyesini geçmiş oldu. Milli gelirimiz 1 trilyon 119 milyar dolar oldu. Kişi başına gelirimiz ise 13 bin 110 dolar seviyesinde gerçekleşti. Yaşadığımız şartları dikkate aldığımızda bunlar önemli rakamlar” şeklinde konuştu.
“Geçen yılın son çeyreğinde sabit sermaye yatırımlarımızdaki artış yüzde 10.7 oldu”
Büyümenin kompozisyonunu da dönüştürme çabalarının olduklarının altını çizen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, “Enflasyonu desteklemeyen, dezenflasyona daha çok destek olan bir büyüme kompozisyonu hedefliyoruz. Bu çerçevede tüketim harcamalarının nispi payının azalmasını, yatırımın ve ihracatın büyümemize daha fazla katkı vermesini arzu ediyoruz. Bu yönde bir politika setimiz var. Bu yönde de gelişmeler olduğunu ifade edebilirim. Geçen yılın son çeyreğinde sabit sermaye yatırımlarımızdaki artış yüzde 10.7 oldu, çeyreklik bazda söylüyorum. Makine teçhizat yatırımlarındaki artış ise yüzde 14 gerçekleşti. Bunlar olumlu rakamlar. Yatırımın büyümemizde, milli gelirimizde daha fazla pay aldığını gösteren rakamlar. Tüketim harcamalarımız da belli bir zaman sürecinden sonra ilk defa tek haneli büyümelere düşmüş oldu. Yine yüksek tüketimimiz var. Ama en azından bir tek haneye düşmüş oldu” ifadelerini kullandı.
“2026’ya geldiğimizde ise tek haneli enflasyonlara yeniden ulaşacağız”
Temel meselenin fiyat istikrarı, enflasyon olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Enflasyonla ilgili olarak kararlı şekilde mücadelemizi başlatmış durumdayız. Politikalarımızı güncellemiş durumdayız. Bir taraftan para politikasıyla, diğer yandan maliye politikasıyla ve yapısal reformlarla, 3 sütunlu politikayla enflasyonla mücadele ediyoruz. Ancak şunu açık yüreklilikle söylememiz lazım, tüm dünyada enflasyonla mücadele zaman alır. Bu bize özgü bir şey değil. Belli seviyeye gelmiş olan enflasyonu düşürmek süreç meselesidir. Kararlı şekilde mücadele edilmesi gereken bir hadisedir. Biz de hemen hükümeti kurduktan sonra yani Mayıs seçimlerinden sonra bu mücadeleye başladık. Geldiğimiz noktada aylık bazda etkileri görmeye başladık. Ocak, Şubat ayında sadece bu yılın bir miktar beklentilerimizin üstünde oldu. Nitekim Merkez Bankamız hemen bu konuda pozisyon aldı. Sıkılaştırıcı bir takım tedbirler aldı. Yeniden patikamıza dönülmesi noktasında tedbirleri hemen devreye soktu. Beklentimiz şu; Mayıs ayından sonra Haziran ayı enflasyonunun çıkmasıyla birlikte hep birlikte yıllık bazda düşüşü göreceğiz. Aylık ivme kayıpları daha önceden olacak. Ama yıllık düşüş Haziran-Temmuz gibi gerçekleşmiş olacak. Belirgin bir düşüşü, yılın ikinci yarısında göreceğiz. Dezenflasyon süreci başlayacak. 2025 yılında orta vadeli programımızdaki hedefimiz yüzde 15 civarında enflasyon. 2026’ya geldiğimizde ise tek haneli enflasyonlara yeniden ulaşacağız. Bunu da laf olsun diye söylemiyoruz. Bunun planını, programını, politika setini oluşturmuş durumdayız ve kararlı şekilde de bunu hayata geçiriyoruz. Hep birlikte de sonuçlarını göreceğiz” dedi.
“Dövize erişimde problemimiz yok, döviz ihtiyacımız azalmış durumda”
Geçen yıl cari işlemler açığında ciddi düşüş olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Geçen yıl Mayıs ayında cari açık 60 milyar dolara kadar çıkmıştı. Son dönem ciddi yavaşlamaya girdi, yıl sonunu 45 milyar dolar cari açıkla kapattık. Ocak ayında ihracat dengesinin ve olumlu gelişmeler etkisiyle 37.5 milyar dolara kadar düştü. Şubat ayının rakamları henüz çıkmış değil ama beklentimiz 32-33 milyar dolarlara kadar cari açığımızın gerilemesi. Yani geçen yılın ortalarıyla mukayese ederseniz cari açığımızda neredeyse yarı yarıya düşüş olduğunu söyleyebiliriz. Dolayısıyla Türkiye’nin döviz ihtiyacı da azalmış durumda. Bir taraftan da yeni şartlar altında dış finansmana erişimde de çok daha kolay bir döneme girdiğimizi ifade edebiliriz. CDS dediğimiz ülke risk birimlerinin düşmesi hem özel sektörün, hem kamu sektörünün döviz kaynaklarına, finans kaynaklarına erişiminde oldukça kolaylaştırılmış durumda. Bankacılık sistemimiz borçlarını çok rahat şekilde yenileyebiliyor. Dolayısıyla dövize erişimde problemimiz yok, döviz ihtiyacımız da azalmış durumda, temellerimiz bu anlamda sağlam. Buna rağmen son dönemde oluşturulmaya çalışılan spekülatif hava var. Bunu kimsenin prim vermemesi gerekiyor. Rakamlar ortada döviz ihtiyacımız azaldı, dövize erişimimiz arttı ve cari işlemlerde iyi gidiyoruz. Geçen yıl hizmet gelirlerimiz de gayet iyi gerçekleşti. 100 milyar dolar civarında hizmet gelirimiz oldu. Bunun için de geçen yıl turizmden 54 milyar doları aşan gelirimiz oldu. Bu da bizim için çok kıymetli. Bu yıl da 60 milyon turist, altmış milyar dolar turizm geliri diyoruz. İnşallah buna da ulaşırız” diye konuştu.
“32 milyon 222 bin kişilik istihdama ulaşmış olduk”
Dış ticarette baktığınızda geçen yıl ihracatımız 256 milyar dolar oldu. Bu yıla da ihracatımız iyi başladı. Ocak-Şubat döneminde Şubat dönemi yıllıklandırılmış 12 aylık ihracatımız 259 milyar dolara yaklaştı. Dolayısıyla ihracatımızda da iyi gidiyoruz. İş gücü piyasalarında, istihdamda da geçen yılı iyi kapattık. TÜİK son ocak rakamlarını açıkladı. 32 milyon 222 bin kişilik istihdama ulaşmış olduk. Bu da tarihimizin en yüksek seviyelerinde, istihdam oranı dediğimiz rakam yani çalışanların çalışma çağındaki nüfusa oranı yüzde 49’a ulaştı. Tarihimizin yine en yüksek istihdam rakamına ulaşmış olduk. Geçen yılın en üst yıllık bazda işsizlik oranı çıkmış değil. Ama aylık bazdaki rakamlardan şunu rahatlıkla söyleyebiliriz; geçen yılı tek haneli bir işsizlikle kapattık. Bu da sevindirici. Özellikle son dönemlerde kadın istihdamına, genç istihdamında hızlı artışlar görüyoruz” şeklinde konuştu.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, İş Dünyası Buluşması Kapsamında iş insanları ile Kocaeli Kongre Merkezi’nde bir araya geldiği toplantıya Vali Seddar Yavuz, Büyükşehir Belediye Başkanı Tahir Büyükakın, milletvekilleri ve çok sayıda iş insanı katıldı. – KOCAELİ
]]>Bakan Bolat; Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Genel Başkanı Mahmut Asmalı ve MÜSİAD Ankara Başkanı Hasan Fehmi Yılmaz ile Altındağ Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen MÜSİAD Ankara Geleneksel İftar Programı’na katıldı.
MÜSİAD’ı, Anadolu’dan dünyaya uzayan yolculuğunda gösterdiği başarı dolayısıyla tebrik eden Bolat, derneğin 34 yıl önce başlayan serüveninde emeği geçen tüm kurucu, başkan ve üyelere teşekkür etti.
Bolat, 2002’de 238 milyar dolar ile devralınan ekonomik büyüklüğün, 1 trilyon 118 milyar dolara ulaştığına işaret ederek, “2002’de 3 bin 608 dolar olan kişi başına milli gelirimizin, 2023’te 13 bin 110 dolara yükselmesi artan ekonomik büyüklüğün vatandaşlarımıza, onların refah düzeylerine ve satın alma güçlerine yaptığı katkıyı göstermektedir.” diye konuştu.
Pandeminin ardından 14 çeyrektir ekonominin kesintisiz büyüdüğüne dikkati çeken Bolat, 2023 yılının yüzde 4,5 büyüme ile kapatıldığını belirtti. Mal ihracatında 2002’deki 36 milyar dolardan, 2023’te 7,5 kat artışla 256 milyar dolara, hizmetler ihracatında 2002’de 14,5 milyar dolardan 7 kat artışla 100 milyar dolara yükseldiğinin altını çizen Bolat, bu rakamların Cumhuriyet tarihinin rekorları olarak kaydedildiğini aktardı.
“Türkiye Yüzyılı vizyonu ile yola devam ediyoruz”
Bolat, dış ticaret ve cari işlemler açığını kapama konusunda büyük adımlar atma noktasında olunduğuna değinerek, “Geçen mayıs ayında 122,5 milyar dolar olan 12 aylık dış ticaret açığımızı, şubat itibarıyla 93 milyar dolara ve yine geçen mayıs ayında 60 milyar dolar olan cari açığımızı, ocak ayı itibarıyla 37,5 milyar dolara düşürmeyi başardık. İnşallah şubat rakamları açıklandığında, cari işlemler açığımızın 32 milyar dolar civarına düştüğünü göreceğiz. İstihdamın 19 milyon kişiden, 32 milyon 200 bin kişiye yükselmesi, Türkiye’nin dünya ekonomi liginde cari fiyatlar ve döviz kurları bazında 17. sıraya, satın alma gücü bazında 11. sıraya yükselmesi, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan liderliğindeki kadroların 21 yıldır durmak bilmeden çalışmalarıyla mümkün olmuştur.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye Yüzyılı vizyonu ile yola devam edildiğini dile getiren Bolat, Bakanlık olarak Türk Eximbank kaynaklarıyla ihracatçılara bu yıl 50 milyar dolarlık kredi ve sigorta desteği sağladıklarını bildirdi. Kurumlar vergisinin ihracatçılar için 5 puan düşürüldüğünü aktaran Bolat, Merkez Bankası kaynaklarından yüzde 50 sübvansiyonlu reeskont kredileri olanağı tanıdıklarını vurguladı. Bakanlığın yıllık bütçesinin yüzde 60’ını da ihracat desteği olarak sunduklarını kaydeden Bolat, şu ifadeleri kullandı:
“Seçime sayılı günler kala kampanyalar devam ediyor. Ankara’nın, Türkiye’nin bu hızlı gelişmesine paralel olarak, Ankara’yı dünya başkenti yapabilecek projelerle iddiasını ortaya koyan Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı Turgut Altınok ile altın bir dönem yaşatacağını ümit ediyoruz ve bu noktada sizlere güveniyoruz. Kadir Gecenizi şimdiden tebrik ediyorum, bayrama da hep birlikte sağlıklı, huzurlu ve mutlu bir şekilde ulaşmayı yüce Allah’tan niyaz ediyorum.”
]]>Bergama ilçesinde kurulan Batı Anadolu Serbest Bölgesi’nin açılışında konuşan Bolat, buranın Türkiye’nin 19. serbest bölgesi olduğunu belirtti.
Bolat, “Çok geçmeden burada fabrikaların hepsi tamamlanmış olacak. Çevreye duyarlı yatırımlarla yenilenebilir enerjinin tam ortasında olduğumuz bu güzel Bergama’da ülkemizin ekonomisine üretim olarak, yatırım olarak, istihdam olarak ve ihracat olarak çok büyük katkılar sunacaktır.” dedi.
Bakan Bolat, Türkiye’de ilk serbest bölgenin Turgut Özal tarafından 1985 yılında Mersin’de açıldığını anımsattı.
Bugüne kadar 18 serbest bölgede 7,5 milyar dolarlık yatırımlar yapıldığını belirten Bolat, “100 bin kişilik istihdam serbest bölgelerde yer almaktadır. 2 bin 111 firma bu 18 serbest bölgede yer almakta. Bunların içinde de aşağı yukarı yüzde 20’lik bir istihdam ESBAŞ tarafından sağlanmaktadır. Bu açıdan Bergama Serbest Bölgesi’nin de inşallah başarılı olacağına yürekten inanıyoruz. 2 bin 111 firmanın 548’i yabancı firmalardır. Buraya da inanıyoruz ki yabancı firmalar büyük bir ilgi göstereceklerdir.” diye konuştu.
Bolat, serbest bölgelerin kurulması, hazırlanması ve işletilmesinden sorumlu bakanlık olarak gerek işletici firmalar gerek de serbest bölgelerde yer alan firmalarla son derece koordineli bir şekilde çalıştıklarını anlattı.
Serbest bölge yatırımlarına çok önem verdiklerini belirten Bolat, şunları kaydetti:
“18 serbest bölgemizden geçen yıl elde ettiğimiz ihracat geliri 12 milyar 700 milyon dolara ulaştı. Bu sene de ilk 2 ayda yüzde 10 civarında serbest bölgelerimizden yapılan ihracatta artış bulunmaktadır. Geçen yıl 18 serbest bölgemizin ülkemiz ekonomisine kattığı ticaret hacmi 31 milyar dolardır. Aşağı yukarı üçte birinden fazla yüzde 35’i ihracat geliri olarak elde edilmiştir. Serbest bölgelerimizde araştırma geliştirme yoğun, yüksek katma değerli inovasyon ve teknoloji odaklı malların ve hizmetlerin üretilmesi temel hedeflerimiz arasındadır. Hem üretim hem ihracat hem de ülkemize döviz kazandırmak, bu serbest bölgelerin kurulmasındaki en önemli hedeflerin arasında yer almaktadır.”
Bolat, 21 yıldır Türkiye’nin mal ihracatını 36 milyar dolardan 256 milyar dolara, hizmetler ihracatını 14 milyar dolardan 100 milyar dolara, milli geliri 230 milyar dolardan bir trilyon 118 milyar dolara çıkardıklarını söyledi.
Türkiye Yüzyılı’nda dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmek için çalışmalarına devam ettiklerini söyleyen Bolat, iş dünyasından 31 Mart seçimlerinde Cumhur İttifakı’nın İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ ve Bergama Belediye Başkan adayı Sadık Doğruer’e destek istedi.
İzmir Valisi Süleyman Elban da sanayicilere böyle bir alanın tanımlanmasının önemli olduğunu, bölgenin kentteki iş insanlarına hayırlı olmasını diledi.
Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adayı Hamza Dağ, Bergama’nın potansiyelini ortaya çıkaracak bir serbest bölgeye kavuştuğunu, 120 firmanın faaliyet göstereceği bölgede 20 bin kişinin çalışacağını söyledi.
Stratejik konumu, tarihi ve kültürel mirası, zengin doğal kaynakları ile İzmir’in uluslararası ticaretin kalbinde yer almayı hak ettiğini belirten Dağ, “Bizim gayemiz İzmir’i bir taraftan vatandaşlarımızın keyif aldığı bir şehir yaparken diğer taraftan tarımıyla, turizmiyle, sanayisiyle sadece kendine yetebilen değil, Türkiye’nin itici güçlerinden biri haline getirmek. Projelerimizin İzmir’i ve bölgemizi sadece ticaretin merkezi değil kültürel ve turistik bir merkez haline getireceğine inanıyoruz. İnanıyoruz ki bu hayallerimizi gerçeğe dönüştürdüğümüzde yerli ve yabancı yatırımcı yatırım yapmak için sıraya girecek. İnanıyoruz ki bu projelerimize hayat verdikçe artık bu şehrin gençleri iş bulmak için başka şehirlere göç etmek zorunda kalmayacak.” dedi.
ESBAŞ Yürütme Kurulu Başkanı, BASBAŞ Üst Yöneticisi ve Yönetim Kurulu Başkan Vekili Dr. Faruk Güler de ESBAŞ’ın serbest bölgecilikteki 35 yıllık deneyimi BASBAŞ’a aktaracağını söyledi.
BASBAŞ’ın yaklaşık 2,5 milyon metrekare büyüklüğündeki arazi üzerine kurulduğunu, bölgede 2 yıldır altyapı çalışması yaptıklarını anlatan Güler, şunları kaydetti:
“30 yıllık ihtiyaçları dikkate alarak 1,5 milyon metrekaresini fabrikalarımızı yapmak için hazırladık. Gümrük kapımız dahil tüm kamu binaları bitti. Kullanıma açıldı. Fabrika inşaatları başladı. Bitmek üzere olan fabrika inşaatlarımız da var. İlk fabrikamız mayıs ayının başında üretime başlıyor. 4 milyon dolar ticaret hacmimiz olacak. 2 milyar dolar ihracatımız olacak. Yaklaşık 2 milyar dolarlık da yabancı ve yerli yatırımcı olacak. Bunlar hep gelecek. 2024 yılında fabrikaların devreye alınmasıyla yaklaşık 20 milyon dolar ihracat yapacağız. Bu bölgede 500 kişi çalışıyor. 2025 yılı sonunda 75 milyon dolar ihracat gerçekleştirip 1000 kişiye istihdam sağlayacağız.”
Açılış törenine AK Parti İzmir İl Başkanı Bilal Saygılı, İzmir Ticaret Odası (İZTO) Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, İzmir Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Işınsu Kestelli, Ege Bölgesi Sanayi Odası Başkanı Ender Yorgancılar, Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkanı Jak Eskinazi, Bergama Belediye Başkanı Hakan Koştu ve iş dünyası temsilcileri katıldı.
]]>TCMB, ocak ayına ilişkin kısa vadeli dış borç istatistiklerini açıkladı. Buna göre; ocak sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stoku, 2023 yıl sonuna göre yüzde 0,2 oranında azalışla 174,9 milyar dolar oldu. Bu dönemde, bankalar kaynaklı kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,2 oranında artarak 69,9 milyar dolar olurken, diğer sektörlerin kısa vadeli dış borç stoku yüzde 2,7 oranında azalarak 58,8 milyar dolara geriledi.
Bankaların yurt dışından kullandıkları kısa vadeli krediler, 2023 yıl sonuna göre yüzde 5 oranında artarak 13,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşti. Banka hariç yurt dışı yerleşiklerin döviz tevdiat hesabı yüzde 2,3 oranında azalarak 19,5 milyar dolar, yurt dışı yerleşik bankaların mevduatı da yüzde 1,4 oranında azalışla 20,4 milyar dolar olarak kayıtlara geçti. Ayrıca, yurt dışı yerleşiklerin TL cinsinden mevduatları geçen yıl sonuna göre yüzde 10,8 oranında artışla 16,8 milyar dolar düzeyinde oldu.
ÖZEL SEKTÖRÜN KISA VADELİ DIŞ BORCU YÜZDE 93,1 MİLYAR DOLAR
Diğer sektörler altında yer alan ithalat borçları, 2023 yıl sonuna göre yüzde 3,4 oranında azalarak 51,7 milyar dolar oldu. Borçlu bazında incelendiğinde, tamamı kamu bankalarından oluşan kamu sektörünün kısa vadeli borcu 2023 yıl sonuna göre yüzde 3,4 oranında artarak 35,7 milyar dolar olurken, özel sektörün kısa vadeli dış borcu yüzde 1,4 oranında azalarak 93,1 milyar dolara geriledi.
Alacaklı bazında incelendiğinde, özel alacaklılar başlığı altındaki parasal kuruluşlara olan kısa vadeli borçlar yıl sonuna göre yüzde 0,7 oranında artarak 96,2 milyar doları, parasal olmayan kuruluşlara olan borçlar yüzde 2,3 oranında azalarak 75,9 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. 2023 yıl sonunda 1,7 milyar dolar olan kısa vadeli tahvil ihraçları, 2024 Ocak sonu itibarıyla 2,4 milyar dolar oldu. Aynı dönemde resmi alacaklılara olan kısa vadeli borçlar 373 milyon dolar olarak görüldü. 2024 Ocak sonu itibarıyla, kısa vadeli dış borç stokunun döviz kompozisyonu yüzde 50,5’i dolar, yüzde 22,5’i Euro, yüzde 10,8’i TL ve yüzde 16,2’si diğer döviz cinslerinden oluştu.
2024 Ocak sonu itibarıyla, orijinal vadesine bakılmaksızın vadesine 1 yıl veya daha az kalmış dış borç verisi kullanılarak hesaplanan kalan vadeye göre kısa vadeli dış borç stoku, 225,4 milyar dolar düzeyinde gerçekleşti. Söz konusu stokun 19,6 milyar dolarlık kısmı, Türkiye’de yerleşik bankaların ve özel sektörün yurt dışı şubeleri ile iştiraklere olan borçlarından oluştu. Borçlu bazında değerlendirildiğinde, toplam stok içinde kamu sektörünün yüzde 21,0, Merkez Bankası’nın yüzde 20,5, özel sektörün ise yüzde 58,5 oranında paya sahip olduğu görüldü.
]]>
Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat bir dizi program için İzmir’e geldi. İzmir Adnan Menderes Havalimanına iniş yapan Bakan Bolat, burada AK Parti il teşkilatı ve partililer tarafından karşılandı. Daha sonra ‘Üç Kademe Yönetim Kurulu Üyeleri’ ile toplantıya dahil olmak üzere AK Parti İzmir İl Başkanlığı’na geçti. Bakan Bolat toplantının ardından il başkanlığında teşkilat buluşmasına katıldı. Buradaki programlarını tamamladıktan sonra Çiğli’de İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi ziyareti gerçekleştirerek Yönetim Kurulu ile toplantı düzenledi. Ramazan ayını tebrik ederek konuşmasına başlayan Bakan Bolat, “Organize Sanayi Bölgeleri Türkiye’mizin sanayileşme gelişiminde çok büyük bir önem taşıyor. Kümelenme projeleri ile gelişen organize sanayi bölgesi yatırımları AK Parti’nin 21 yıllık döneminde çok büyük bir ilerleme sağladı. Türkiye’de 190 kadar organize sanayi bölgesi varken bu rakam, 348’i Sanayi ve Teknoloji Bakanlığında olmak üzere 34’ü de Tarım ve Orman Bakanlığında olmak üzere toplam 382 organize bölgemiz var. Buralar kümelenmenin ve sektörel ilerlemelerin hızlandığı ve sanayimize, üretimimize, ihracatımıza büyük katkı veren yerler. İzmir Atatürk Organize Sanayi Bölgesi de bu anlamda pozitif bir örnek teşkil ediyor. Türkiye’nin 10’uncu büyük organize sanayi bölgesi ve 2,5 milyar dolarlık ihracatın da 1 milyar dolarlık ithalatı ile Türkiye’ye 1,5 milyar dolarlık pozitif katkı sağlıyor. İzmir’in tamamında bu olumlu gelişmeyi görüyoruz. Yaklaşık 24 milyar dolar ihracatı olan İzmir’in 13 milyar ithalatı var. Ülkemize tam 11 milyar dolar olumlu pozitif cari fazla kazandıran güzide bir şehrimiz” cümlelerini aktardı.
Sanayinin gelişmesinde hem yerli üretimin artışının hem de ihracat pazarlarının artışının büyük bir önem taşıdığının altını çizen Bakan Bolat, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak ihracatımızı arttırma noktasında çok sayıda faaliyetler yapıyoruz. Geçen yılda rekor bir ihracat rakamıyla 256 milyar dolar mal ihracatı olarak, 100 milyar dolar hizmet ihracatı olarak kapamıştık. Bu sene inşallah hedefimiz, 267 milyar dolar mal, 110 milyar dolar hizmet ihracatı şeklinde ülkemize 377 milyar dolar döviz kazandırmak” ifadelerine yer verdi.
“Reeskont kredileri, Exim Bank’ın kredi ve sigorta sistemleri ile ihracatçılarımıza yardım ediyoruz”
“Ticaret Bakanlığı olarak gerek ihracat destek modüllerimiz gerekse Merkez Bankamızın kaynakları üzerinden ihracatçılarımızı reeskont kredileri, Exim Bank’ın kredi ve sigorta sistemleri ve bakanlık olarak bütçemizden yaptığımız destek programları ile tüm ihracatçılarımıza yardımcı olmaya gayret ediyoruz” diye sözlerini sürdüren Bakan Bolat, şunları kaydetti:
“Türkiye ekonomisinin dinamosu olan bütün sektörler çok önemli ama sanayi sektörü de milli gelirimiz 3’te birini, ihracatımızın yüzde 94’ünü oluşturan çok önemli bir sektör. Bu güzel sanayi bölgesinin genişlemesi yatırımlarını artması noktasında her zaman desteğimi hükümet olarak sanayicilerimize devam edecek.” – İZMİR
]]>Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Mahfi Eğilmez, 26.3 trilyon TL (TUİK’in kabul ettiği kurla böldüğünüzde 1 tilyon 119 milyar dolar) bir Gayrı safi milli hasıla (GSMH) rakamı çıktığını hatırlattı. Buna, sığınmacıların ürettiği mal ve hizmetlerin dahil olduğunu vurgulayan Eğilmez, “Ancak kişi başı geliri hesaplarken sığınmacıları nüfusta yok sağdığımız için nüfusumuz daha az görünüyor ve 13 bin 110 dolar olarak kişi başı gelir daha yüksek çıkıyor. Oysa sığınmacıları dahil ederek hesapladığımda 11 bin dolara geriliyor. Yıllık olarak hane halkı tüketim oranımız ise yüzde 12.8 olarak açıklandı. Bu da tüketim artışımızın gelirimizden daha fazla olduğunu gösteriyor” dedi.
Martta açıklanan ekonomik göstergeler arasından büyüme oranı ve turizmin olumlu olduğunu dile getiren Dr. Mahfi Eğilmez, yüzde 4,5 açıklanan 2023 büyüme oranını iyi olarak nitelendirdi. Diğer göstergeleri de paylaşarak Türkiye’nin yüzde 67’lik enflasyonuyla Arjantin ve Lübnan’ın ardından üçüncü sırada olduğunu açıkladı. Prof. Dr. Işın Çelebi de 4,5’lik büyüme oranının hizmetler sektöründeki büyümeden kaynaklandığına işaret ederek tarımdaki büyümenin 0,5 ile gelecek için çok ciddi bir tehlike olduğunu anlattı.
“Kredi kartı taksit sayıları kısıtlandı ama tüketimin önüne geçilemiyor”
Eğilmez, en son açıklanan yüzde 67’lik enflasyon oranı ile Türkiye’nin, yüzde 254’lük Arjantin ve yüzde 177’i ile Lübnan’dan sonra üçüncü sırada geldiğini belirtti. Enflasyonun yapışık hale geldiğine de değinen Eğilmez, sokaktaki vatandaş enflasyon ile ciddi mücadele olmadığını görünce iç tüketimini kısmıyor. Kredi kartı taksit sayıları kısıtlandı ama tüketimin önüne geçilemiyor. Maliye politikası gevşekse ve yarı sıkı para politikanız varsa önleyemezsiniz. Sokağın davranışı da fiyatları artırıyor. Sarmaldan çıkılamıyor” açıklaması yaptı.
“Cari açık geçen yıla göre 7.8 milyon dolar düştü”
Geçen yılın bütününde 143 milyar lira olan bütçe açığının 2024 yılında şimdiden 151 milyar liraya ulaştığına işaret eden Eğilmez, “Ocak, Şubat nakit açığı 405 milyar liraya yükseldi. Bu bütçeyi de zorluyor. Türkiye’nin 2023’ün ilk 3 aylık verisine göre 483 milyar dolar toplam dış borcu var. 12 aylık 37 buçuk milyar dolarlık bir cari açığımız var, düşüyor. İhracatta 500 milyon dolarlık bir artış oldu. 2023 Ocak’ına göre ithalatta 7,6 milyar dolarlık bir düşüş var. Bunun yaklaşık 4 milyar doları, altın ithalatındaki düşüşten kaynaklanıyor. Böylece cari açığımızda Ocak’ta 7,8 milyar dolarlık bir düşüş yaşadık” bilgisini verdi.
“Turizmde olumlu bir gelişme var”
Eğilmez turizm 2022’de 46,5 milyar dolar olarak gelirini, 2023 yılında 54,3 milyar dolar olarak kapattığını söyledi. Merkez Bankası’nın 1 Mart 2024 itibariyle 130,9 milyar dolar brüt rezervi olduğunu da değinen Eğilmez, “Yılbaşına göre 10,1milyar dolar düşüş oldu. Net rezervlerde 14 buçuk milyar dolarlık bir düşüş var. Swap harici net rezervlerde ise 10,3 milyar dolarlık bozulma var ki bunun sonucunda swap harici net rezervlerimiz eksi 47,8 milyar dolara geldi” dedi.
“Faizi yüzde 75’e çıkarmak enflasyonun önüne geçilmesini sağlar”
Enflasyonla mücadele de farklı yöntemler denenebileceğini anlatan Eğilmez, en kötüsünün enflasyonu takip etmek olduğunu söyledi. Eğilmez, “Merkez Bankası, faizi yüzde 45 yerine bir anda yüzde 75’e çıkarabilir. Böylece sistemi önce bir sarsarsın ve oradan geriye gelirsin. Böylece enflasyonun önüne geçerek önemli bir etki oluşturabilir. Bu şekilde farklı yöntemler denenebilir” şeklinde öneride bulundu.
“Üretim ve verimliliğini artırmalı ve teknolojiye yatırım yapmalı”
Türkiye’nin en önemli ilkesinin hukuk devleti olması gerektiğinin altını çizen Çelebi, “Bundan ne kadar uzaklaşmışsak rasyonellikten o kadar kopmuşuz. Oysa Türkiye, dünyayla rekabet gücünü artırmalı. Üretim ve verimliliğini artırmalı ve teknolojiye yatırım yapmalı. Enflasyon Mayıs’a kadar 70’e çıkacak. Merkez Bankası yılsonu hedefini tutturabilmesi için geri kalan aylarda 2.5’ün üstüne çıkmamalı. Bütçe açığı artmış. Sadece sıcak para girişi ile sağlanamaz, kalıcı yatırım lazım” görüşlerini dile getirdi.
“Seçim kampanyanları harcamaları topluma açıklansın”
Altınbaş Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Işın Çelebi, son olarak kayıt dışı ekonomiden uzaklaşarak dolaylı vergilerin ve harcamalarının acilen azaltılmasını önerdi. Seçim kampanya maliyetlerinin de Nisan’dan itibaren şeffaflıkla açıklanmasını isteyerek “Dünyada 2023 yılında 1,3 trilyon dolar temettü dağıtımı oldu. 1 trilyona dolara yakın şirket birleşme ve satın alması oldu. Ne yazık ki, Türkiye’ye hemen hemen hiç kaynak girişi olmadı. Biz dünyaya adaleti sağlayacağız, herkese açık ve net olacağız mesajını verelim. Seçim kampanyalarında herkes seçim harcamalarını nereden temin ettiğine, kaynaklarını nereye harcadığına kadar açıkça topluma açıklasın. İşe Nisan’ın ilk haftasında buradan başlayalım” dedi. Böylece toplumun ve yurtdışındaki insanların güveninin artacağını öne sürdü. – İSTANBUL
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Elazığ’da “İş Dünyası Buluşması” programına katılarak açıklamalarda bulundu
-” Hizmet gelirlerinde geçen yılı 100 milyar dolarla kapattık”
-” Türkiye ekonomi, ilk defa bir trilyon eşiğini açmış oldu ve trilyon dolarlık ekonomiler ligine Türkiye katılmış oldu”
-” Geçen yılın ilk yarısında cari işlemler açığımız 60 milyar doların üzerindeydi. Yılı, 45,4 milyar dolarla kapatmış olduk”
“Bankamızın brüt rezervleri 8 Mart itibariyle 130,5 milyar dolar seviyesinde”
“1 trilyon 28 milyar lira bütçemize deprem harcamalarıyla ilgili ödenek koymuş durumdayız”
“Terör en büyük zararı bu Doğu ve Güneydoğu bölgelerine verdi, inanıyorum ki, Doğu ve Güneydoğu’nun büyüme hızı Türkiye ortalamasının da üstünde olacak”
ELAZIĞ – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Geçen yılın ilk yarısında cari işlemler açığımız 60 milyar doların üzerindeydi. Yılı, 45,4 milyar dolarla kapatmış olduk. Yani ciddi anlamda bir gerileme oldu ve milli gelire oranı da cariye açığın 4,1 civarında oldu. Bu iyileşme ocak ve şubat aylarında da devam ediyor. Ocak ayı rakamları çıktı. Burada 37,5 milyar dolara düşmüş durumda. Şubat ayında daha da gerilere, 32, 33 milyarlara düşmesini bekliyoruz. Cari açık meselesi, Türkiye’nin uzun dönemi, en önemli meselelerinden biridir. Buradaki iyileşme gerçekten sevindirici. Özellikle hizmet gelirlerinde geçen yılı 100 milyar dolarla kapattık” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, birtakım ziyaretlerde bulunmak üzere Elazığ’a geldi. İlk olarak bir düğün salonunda düzenlenen iftar programına katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz burada Elazığlılarla bir araya geldi. Ardından bir otelde gerçekleştirilen “İş Dünyası Buluşması” programına katılan Cevdet Yılmaz burada, Elazığlı iş insanlarına hitap etti.
“Cari açık meselesi, Türkiye’nin uzun dönemi, en önemli meselelerinden biridi”
Türkiye’nin özellikle cari işlemleri hakkında rakamsal veriler paylaşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ” Enflasyonda belirgin bir düşüşü göreceğiz. Bu mücadele uzun soluklu, orta vadeli bir mücadele. Dolayısıyla yaptığımız yeni politikalarımızın etkisini belli bir süreç içinde, aşama aşama göreceğiz. 2024 ikinci yarısındaki bu düşüşlerden sonra iki 2025’te orta vadeli programımıza göre yüzde 15 civarında bir hedefimiz var. 2026 yılında ise tek haneli rakamlara yeniden ulaşmayı hedefliyoruz. Yine son dönem sevindirici olan bir gelişme, cari işlemler açığımızda ciddi gerileme söz konusu. Geçen yılın ilk yarısında cari işlemler açığımız 60 milyar doların üzerindeydi. Yılı, 45,4 milyar dolarla kapatmış olduk. Yani ciddi anlamda bir gerileme oldu ve milli gelire oranı da cariye açığın 4,1 civarında oldu. Bu iyileşme ocak ve şubat aylarında da devam ediyor. Ocak ayı rakamları çıktı. Burada 37,5 milyar dolara düşmüş durumda. Şubat ayında daha da gerilere, 32, 33 milyarlara düşmesini bekliyoruz. Cari açık meselesi, Türkiye’nin uzun dönemi, en önemli meselelerinden biridir. Buradaki iyileşme gerçekten sevindirici. Özellikle hizmet gelirlerinde geçen yılı 100 milyar dolarla kapattık. Bu da önemli. Türkiye mal ticaretinde açık veren ama hizmet ticaretinde fazla veren bir ülke. Burada turizm gelirlerimiz de 54,3 milyar doları buldu. Ziyaretçi sayımız 57 milyonu geçti. 2024’te de 60 milyon turist, 60 milyon dolar turizm hedefimiz var. Bu da cari açığımıza önemli katkılar da bulunuyor. Sermaye girişleri de geçen yıl olumlu yönde seyretti. 2022 yılında portföy kaleminde 13,7 milyar dolar çıkış varken 2023’te 8,3 milyar dolar finans girişi gerçekleşti. Bu da finansal akımlar anlamında önemli. Bütün bunlarla birlikte orta vadeli programda 2024 için ön gördüğümüz cari açığın milli gelire oranı anlamında 3.1’lik rakamın rahatlıkla yakalanabileceğini hatta bundan da daha iyi bir performans gösterebileceğimizi düşünüyoruz” şeklinde konuştu.
“Trilyon dolarlık ekonomiler ligine Türkiye katılmış oldu”
Geçen yıl itibariyle Türkiye ekonomisinin 1 trilyon 119 milyar dolar bir büyüklüğe ulaştığını belirten Yılmaz, ” Türkiye olarak yine son 21 yıla baktığımızda, ortalama yıllık büyüme hızımız yüzde 5.4 olmuş, dünyadan 1.8 puan daha yüksek büyümüşüz. Bir yıl için belki bu çok büyük bir rakam değil diyebilirsiniz ama bu 21 bir yıllık dönem için birikimli olarak baktığımızda Türkiye’yi dünyada farklı bir yere taşıdığını da ifade etmek isterim. Türkiye ekonomisi iki bin yirmi 2023 yılında büyüme eğilimini devam ettirmiştir. Son çeyrek itibariyle yüzde dört büyümüş. On dört çeyrek kesintisiz büyümesini devam ettirmiştir. Yıl geneli büyüme hızımız ise geçen yıl itibariyle yüzde 4.5 olarak gerçekleşti. Orta vadeli programda biz 4.4 demiştik. Bu rakam programımızın da bir miktar üstünde bir büyümeyle 2023 yılını kapatmış olduk. Türkiye ekonomi, ilk defa bir trilyon eşiğini açmış oldu. Trilyon dolarlık ekonomiler ligine Türkiye katılmış oldu. Kişi başına gelirimiz ise 13 bin 110 seviyesine yükseldi. Bu rakamlarla baktığımızda ekonomimiz dünyanın on yedinci büyük ekonomisi, nominal dolar bazında satın alma gücüyle hesaplandığında ise bu daha da yüksek. On birinci büyük ekonomi konumundayız. Bunlar dünyanın bu zor şartlarında sevindirici rakamlar. Geçen yıl yaşadığımız depremi, bölgemizde yaşanan jeopolitik gelişmeleri, savaşları da dikkate aldığımızda gerçekten Türk ekonomisi gücünü bu dönemde ortaya koydu, diyebiliriz. Yine sevindirici olan 2023 yılının son çeyreğinde sabit sermaye yatırımları yüzde 10,7 bir artış sergiledi ve çift haneli büyüdü. Burada da beş çeyrektir devam eden büyüme trendi var. Yatırımların artması ve büyümemizi, yatırımların olumlu etkilemesi yine sevindirici. Bunun içinde de makine teçhizat yatırımlarının artış oranı çok çarpıcı. Son çeyrekte yüzde 14 makine teçhizat yatırımlarında bir artış var. Burada da 17 çeyrektir devam eden bir büyümemiz söz konusu. Bunlar da sevindirici hadiseler. Büyümenin kompozisyonu açısından, yatırımın büyümeye açısından ve gelecek potansiyel büyümemiz açısından çok önemli rakamlar” diye konuştu.
“Merkez Bankamızın brüt rezervleri 8 Mart itibariyle 130,5 milyar dolar seviyesinde”
Kredi derecelendirme kuruluşu olan Fitch’in, ülke notunu bir kademe yükseltmesi sonucu pozitif etkilerin yaşandığını ifade eden Yılmaz, “İş gücü piyasası, istihdam anlamında da ocak ayında işsizlik oranı yüzde 9.1 seviyesinde gerçekleşti. İstihdamımız ise 32 milyon 222 bin seviyesine ulaştı. Özellikle burada kadın istihdamının artışının önemli bir kaybın olduğunu ifade etmek isterim. Geçen yıl, 2023’teki işsizlik oranı henüz tam yıllık baza çıkmış değil ama bütün bu gelişmelerle şunu rahatlıkla söyleyebiliriz ki geçen yılı tek haneli bir işsizlik rakamıyla kapatmış olduk. Hem ekonomik anlamda hem sosyal anlamda önemli. Merkez Bankamızın brüt rezervleri 8 Mart itibariyle 130,5 milyar dolar seviyesinde. Bir yandan da Türkiye’nin ülke CDS risk biriminde ciddi bir düşüş var. Geçen yılın ortalarında 700 baz puan seviyesine kadar yükselmişti. Geldiğimiz noktada 300 baz puan civarında, bazen altında bazen bir miktar üstünde ve çok ciddi anlamda bir düşüş oldu. Bunun önümüzdeki dönemlerde daha da iyi noktalara gitmesini bekliyoruz. KKM dediğimiz kur korumalı mevzuat, burada da yine geçen yıl Ağustos ayında 3.4 trilyon lira seviyesine kadar yükselen bir rakam söz konusuydu. Geçtiğimiz aylarda önemli bir çözülme oldu. Yaklaşık 1.1 trilyon bir azalmayla 2.3 trilyon civarına düşmüş oldu. Bu da önemli bir husus. Fitch adındaki kredi derecelendirme kuruluşu notumuzu bir kademe yükseltti, görünümünü de pozitife çevirdi. Bu eğilimin de devam edeceğini düşünüyoruz” diye konuştu.
“Yıl sonunda inşallah 200 bin deprem konutunu teslim etmiş olacağız”
Son olarak geçtiğimiz yıl Türkiye tarihinin en büyük afetini yaşadığını anımsatan Yılmaz bölgede yaraların sarılması adına çalışmaların aralıksız devam ettiğini belirterek, ” Deprem afeti yaşadık. Bu afetten 11 ilimiz, 14 dört milyon insanımız doğrudan etkilendi. Tüm ülkemiz etkilendi. Burada da ülkemiz için ilk hesaplamalarımıza göre 104 milyar dolarlık bir maliyet oluştu. Bunun da ağırlıklı kısmı 2023 ve 2024 dört yıllarında, 2025 yılında başlayarak azalan şekilde bu harcamalar devam edecek. İnşallah depremin yaralarını saracağız. Türkiye güçlü bir ülke. Bir siyasi istikrarımız var. Bütçemizi iyi yönetiyoruz. Dolayısıyla depremin yaralarını da en etkili şekilde sarıyoruz. Bugüne kadar da depremle ilgili yoğun bir çalışma içinde olduk. Geçen yıl yaptığımız harcama merkezi idareden 960 milyar Türk lirasını buldu. Bu yıl 1 trilyon 28 milyar lira bütçemize deprem harcamalarıyla ilgili ödenek koymuş durumdayız. Bunları da hayata geçiriyoruz. Hak sahiplikleri belirlendi, inşaatlarımız devam ediyor. Şuana kadar 46 bin civarında genel itibariyle konut ve birim edildi. Yıl sonunda inşallah 200 bin konutu teslim etmiş olacağız. Önümüzdeki dönemde inşallah yeni projelerle bir taraftan kamunun yapacağı işlerle bir taraftan da kamunun destekleyeceği, teşvik edeceği yatırımlarla yolumuza devam edeceğiz. Özellikle doğu ve Güneydoğu bu dönemde çok güzel bir huzur ve güven ortamına kavuştu. Yıllar maalesef terörden dolayı bu potansiyeller yeterince harekete geçmemiştir. Şimdi bu huzur ve güven ortamında ben inanıyorum ki, Doğu ve Güneydoğu’nun büyüme hızı Türkiye ortalamasının da üstünde olacak. Çünkü uzun yıllardır kullanılmamış bir potansiyel harekete geçiyor. Terör en büyük zararı bu bölgelere verdi. Terörün bitmesinin en büyük faydalarını da bu bölgelerimiz görecek” dedi.
]]>Bakan Bolat, resmi davet üzerine bulunduğu başkent Londra’da İngiltere İş ve Ticaret Bakanı Kemi Badenoch’un yanı sıra İngiliz ve Türk iş insanları ile görüşmelerinin ardından, AA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Türkiye ve İngiltere’nin askeri ve siyasi açıdan iki güçlü ortak olduğunu, ekonomi ve ticaret alanında da güçlü ilişkileri bulunduğunu dile getiren Bolat, iki ülke arasındaki mevcut serbest ticaret anlaşmasının İngiltere’nin Avrupa Birliğinden ayrılması sonrasında karşılıklı ticaretin yasal bir zemine oturması için yapıldığını anımsattı.
Bolat, söz konusu anlaşmanın 2021 başında yürürlüğe girdiğini ve Kovid-19 salgını şartlarında dahi oldukça başarılı ilerlediğini kaydederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Karşılıklı ticaretimiz 19 milyar dolara yükseldi ve bu ticarette geçen yıl itibarıyla Türkiye 6 milyar dolar fazla kazandı. Ama ticaret yıllar içinde değişebiliyor. Önemli olan karşılıklı ticaretteki ivmenin devam etmesi. Mevcut serbest ticaret anlaşması sanayi ürünlerini kapsıyordu. Hizmetler sektörünü, yani eğitim, sağlık, fuarcılık, bankacılık, telekomünikasyon, taşımacılık, kara, hava, deniz ve demir yolu taşımacılığı ve turizm sektörlerini de dahil etmek, ortak yatırımları kurala bağlamak ve teşvik etmek, geliştirmek ve tarımsal ürünlerde de karşılıklı bazı tavizlerin elde edilmesi zeminini konuşmak üzere STA’nın güncellenmesi müzakerelerini her iki ülke birbirine teklif etti.”
Bolat, Londra’da mevkidaşı Badenoch ile bu süreci başlattıklarını belirterek, müzakerelerin zaman alabileceğini, İngiltere’nin yoğun bir seçim dönemine girdiğini ancak teknik düzeyde müzakerelerin 10 Haziran’da Londra’da başlayacağını söyledi.
“UKEF, demir yolu ve yenilenebilir enerji projelerine 4 milyar dolar finansman sağladı”
Bakan Bolat, söz konusu yeni alanlarda her iki ülkenin fayda sağlayabileceği ve kazan-kazan ilkesi temelinde bir STA için müzakerelerin yapılacağını ifade ederek, şunları söyledi:
“Biz kendi ülkemize azami fayda ve avantaj sağlamaya çalışacağız. Onlar da kendi ülkeleri için masaya taleplerini koyacaklar. Yani iki taraf da bu taleplerde anlaşamazsa zaten anlaşma olmaz. Mevcut serbest ticaret anlaşması devam eder, sanayi ürünlerinde. Ama iki ülkenin de kazan kazan ilkesiyle ticaretlerini artırabileceği bir ortam ve şartlar oluştuğu takdirde de anlaşmaya varılır.”
Bolat, Türkiye’nin Birleşik Krallık ile turizm haricinde dahi 5 milyar dolarlık hizmetler ticareti bulunduğunu belirterek, üçüncü ülkelerdeki müteahhitlik hizmetlerinde her iki ülke firmalarının birlikte çalışması noktasında iki ay önce İstanbul’da bir niyet mektubu imzalandığını anımsattı.
Bu kapsamda Türk ve İngiliz firmalarının birlikte iş yapmasının teşvik edileceğini dile getiren Bolat, “Yine, Birleşik Krallık resmi İhracat Kredi Kuruluşu (UKEF) Türkiye’de demir yolu projeleri ve yenilenebilir enerji gibi bazı önemli projelere 4 milyar dolar civarında finans desteği verdi. Bu da ülkemizde bu projelerin tamamlanması açısından büyük önem arz ediyor. Kendilerine bu iş birliğinin devamını istediğimizi belirttik.” diye konuştu.
20 milyar dolar hedefi
İki ülke arasında 19 milyar doları bulan ticaret hacminin dünya ticaretinin küçüldüğü ve küresel ekonominin durgunluk içinde olduğu bir dönemde gerçekleştiğini belirten Bolat, “İlk planda bu seneki hedefimiz 19 milyar doları aşarak karşılıklı ticarette 20 milyar dolara ulaşmak.” dedi.
“Türkiye’nin savunma sanayi üretimi ve ihracatı 5 yılda geometrik hızla büyüyecek”
Ticaret Bakanı Bolat, Türk Hava Yollarının Airbus’a verdiği uçak siparişini anımsatarak, bazı modellerin ağırlıklı İngiltere’de yapılacağını ve bazı uçaklarda İngiliz motor şirketinin motorlarının bulunacağını belirterek, “Dolayısıyla İngilizler Türkiye ile ekonomik ilişkilerin artmasına büyük önem veriyor.” ifadesini kullandı.
Türkiye’nin de savunma sanayisi ürünlerinde Avrasya’da önemli bir üretim ve tedarik ülkesi haline geldiğine işaret eden Bolat, şöyle konuştu:
“Türkiye dostlarına ya da kendisinden ürün almak isteyenlere ‘sana şunu dayatırım ya da ambargo uygularım’ gibi dostane olmayan yaklaşımlar hiçbir zaman uygulamıyor. Bu anlamda da Türkiye güvenilir bir tedarikçi ve satıcı ülke konumunda. Savunma sanayimizin önünde daha çok güzel günler var. İnşallah daha büyük hedeflere ulaşacağız. Önümüzdeki 5 yıllık süreçte Türk savunma sanayisi üretimi ve ihracatı adeta geometrik bir hızla büyüyecek, gelişecek ve ülkemize de teknoloji ve katma değer katacak. Aynı zamanda savunma sanayisinde, ihracat pazarlarında ürün ortaya koyduğunuz ve bu da alıcı bulduğu zaman, ülkenizin genel sanayisine çok büyük değer veriliyor.”
]]>ERKAN KARACA
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, “Şimdi diyelim ki bugün dolar 33 lira peki bugün ki 33 liralık kur piyasanın kendi dengesinde oluşmuş bir kur mu? Yoksa acaba Merkez Bankası bu sabahtan itibaren 2-3 milyar dolar satış yaptı da kuru ancak 33’te mi tutuyor. Bunu bilmek hepimizin hakkı, bunu bilmek milletin hakkı… Eğer bunu bir avuç insan biliyorsa, eğer hükümete yakın olanlar biliyorsa, geniş kitleler bilmiyorsa bu halkı aldatmaktır. Bu, birilerine haksız kazanç sağlamaktır. Devletin verileri şeffaf olur, açık olur. Bir anda bütün millet duyar. Devlet böyle yönetilir” dedi.
DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan, seçim çalışmaları kapsamında Çorum’a geldi. Bir otelde düzenlenen basın toplantısında il ve ilçe belediye başkan adaylarını tanıtan Babacan, “Meşhur bir 128 milyar dolar hikayesi vardı hatırlıyor musunuz? ‘128 milyar dolar nerede’ diye. O arka kapıdan satışlar. Rakam 400 milyar doları geçti bugün itibariyle, hala da devam ediyor. Ekonomi yönetimi değişti hala devam ediyorlar çünkü bu tür yanlış uygulamalar aynı eroin gibidir, uyuşturucu gibidir. Bir kere yapmaya başlarsanız o bağımlılıktan kurtulamazsınız” diye konuştu.
Ali Babacan, şunları söyledi:
“2018’den bu yana partili, taraflı Cumhurbaşkanı tek imzayla ülkeyi kafasına estiği gibi yönettiğinden bu yana Merkez Bankası bağımsız değil. Merkez Bankası talimatla iş yapıyor. Faizi indir diyor indiriyor, bindir diyor bindiriyor ve Merkez Bankası karşılıksız para basıyor. Sadece seçimden bu yana kadar kur korumalı mevduatın kur farkı için Merkez Bankası’nın karşılıksız para basıp da mevduat sahiplerine ödediği rakam bir trilyon lirayı geçti. Bakın bütçede bu yıl tarım desteğinin miktarının tamamı 91 milyar sadece kur korumalıya Merkez Bankası’nın karşılıksız para basıp da ödediği bir trilyon. Çiftçiye verdiğinin zaten 11 katını kur farkı diye ödüyor devlet. Para bastırınca da enflasyon oluyor. Karşılıksız para basan bir ülkede enflasyon düşer mi ya? Bunu gizli yapıyorlar bakın açıklamıyorlar. Ne kadar para bastıklarını söylemiyorlar. Biz işi bildiğimiz için Merkez Bankası’nın bilançosuna şöyle bir derinlemesine giriyoruz çıkıyoruz ve anlıyoruz ki bunlar para basıyor çünkü rakamlar ortada. Gizledikleri zannediyorlar ama biz girip çıkıp rakamları ortaya çıkartıyoruz. 1 trilyon lira ve Merkez Bankası’nın yaptığı gizli saklı bir işte arka kapıdan döviz satarak piyasaya müdahale ederek yani kuru bastırmak buna da ne zaman başladılar, birinci damat döneminde başladılar ve hangi gün ne kadar sattıklarını söylemeden gizli gizli doları baskı altında tutmaya başlıyorlar.
“ARKA KAPI DÖVİZ SATIŞLARI 400 MİLYAR DOLARI GEÇTİ”
Meşhur bir 128 milyar dolar hikayesi vardı hatırlıyor musunuz? ‘128 milyar dolar nerede’ diye. O arka kapıdan satışlar. Rakam 400 milyar doları geçti bugün itibariyle, hala da devam ediyor. Ekonomi yönetimi değişti hala devam ediyorlar çünkü bu tür yanlış uygulamalar aynı eroin gibidir, uyuşturucu gibidir. Bir kere yapmaya başlarsanız o bağımlılıktan kurtulamazsınız. O bağımlılıktan kurtulmak da irade meselesidir. Onun için ben şu an ki ekonomi yönetimini defalarca uyardım. Bakın arkadaşlar dedim yanlış yapıyorsunuz. Daha evvelki yanlış uygulamaları siz niye devam ettiriyorsunuz. TÜİK yalan söylüyor. Gerçek enflasyonu açıklamıyor. TÜİK’in açıkladığı enflasyon gerçeğin yarısı kadar. Emeklilerde ancak o kadar zam alabiliyor. Onun için emekliler fakirleşiyor, yoksullaşıyor. Gerçek hayat çok pahalı aldığı zam gerçek enflasyonu karşılamıyor. Bu kadar basit hesap yani. TÜİK’e doğru rakamı çıkarttırmıyorlar, gizliyorlar. Merkez Bankası’nın bastığı parayı açıklamıyorlar gizliyorlar. Merkez Bankası’nın arka kapıdan sattığı dövizi gizliyorlar açıklamıyorlar.
“ÜLKEYİ RAHMETLİ ÖZAL DÖNEMİNİN ÖNCESİNE GÖTÜRÜYORLAR”
Ben ekonominin başındayken 11 yıl boyunca Merkez Bankası’nda toplam satılan döviz 8,5 milyar dolardır. Böyle arka kapı falan yoktur. Merkez bankası şeffaf açıktır. 8,5 milyar doları, 11 yılın toplamında 8,5 milyar doları bunlar 5 yılda 400 milyar dolara çıkardı rakama bakın. Biz o gün yaptığımızın hepsini açıkladık. Şeffaf bugün girip bakın merkez bankasının web sitesine bak 2009’da şu kadar sattım. 2010’da şu kadar sattım gün gün rakam bellidir ama 2018 yılından beri Merkez Bankası’nın hiçbir şeyi açıklanmıyor. Şunu bilmek hepimizin hakkı bugün dolar kuru diyelim ki 33 lira ve biliyorsunuz ekran kurlarıyla piyasa kurları arasındaki bantlarda da farklar oluşmaya başladı. Aynı onu kötü dönemlere rahmetli Özal’dan önceki durumlara sokuyorlar ülkeyi rahmetli Özal’dan önce öyle iki kur vardı ya bir piyasa kuru vardı bir ekran kuru vardı. Aynı hale getiriyorlar ülkeyi. Şimdi diyelim ki bugün dolar 33 lira peki bugünkü 33 liralık kur piyasanın kendi dengesinde oluşmuş bir kur mu? Yoksa acaba Merkez Bankası bu sabahtan itibaren 2-3 milyar dolar satış yaptı da kuru ancak 33’te mi tutuyor. Bunu bilmek hepimizin hakkı, bunu bilmek milletin hakkı. Eğer bunu bir avuç insan biliyorsa, eğer hükümete yakın olanlar biliyorsa, geniş kitleler bilmiyorsa bu halkı aldatmaktır. Bu, birilerine haksız kazanç sağlamaktır. Devletin verileri şeffaf olur, açık olur. Bir anda bütün millet duyar. Devlet böyle yönetilir.
“VATANDAŞ KAYGILARINDA HAKLI”
Gerçekten seçim sonrası için vatandaşlarımızın her türlü kaygısı haklı çünkü yeni bakan arkadaşımız ne dedi; ‘bir önceki seçimlerde kuru bastırmışlar’ dedi. Biz şöyle bıraktık dedi. 18 liradan çıktı 30’a şu anda da kuru bastırdıklarıyla ilgili bir sürü emare var. Onun için hangi şehre gitsem döviz bürolarının önünde kuyruklar var ve sarrafların da oldukça yoğun olduğunu görüyorum. Bu ekonomiye güvensizliğin işaretidir. Ben ekonominin başındayken Türkiye’de yüzlerce döviz bürosu kapandı biliyor musunuz çünkü milletin dövizle alakası kalmadı artık. Kendi paramız milli paramız değerli ve her kesin saygı gösterdiği inandığı güvendiği bir para birimi haline geldi. Döviz büroları sinek avlıyordu. İn cin top oynuyordu. Zarar ediyoruz diye kapattılar. Yüzlercesi kapandı o dönemde. Şimdi önünde kuyruklar oluşuyor. Bizim şu anda bu hükümetin söylediği hiçbir şeye güvenimiz yok. Ne yapıp ne yapmayacaklarına yönelik kendilerinin de bir fikirlerinin olduğuna ben inanmıyorum. Battı balık yan gider hesabı. Dolayısıyla seçim öncesinde de seçim sonrasında da bu hükümetin ne olacağını ben bildiğini zannetmiyorum. Allah bu milleti korusun. Allah bu milletin yüzüne baksın. Gerçekten bu kadar yönsüz, bu kadar bilinçsiz, ve bu kadar aldatmaya ve göz boyamaya dönük bir yönetim tarzını Türkiye daha önce görmemişti.”
]]>Ticaret Bakanı Bolat, Esenyurt’ta “Sanayici ve İş İnsanları ile İstişare Toplantısı”na katıldı.
Bolat, burada yaptığı konuşmada, 31 Mart Yerel Seçimlerinin önemine vurgu yaparak, “halka hizmet etmek Hakk’a hizmet” düsturundan hareketle görevlerini yaptıklarını ifade etti.
Bolat, AK Parti’nin Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Öncü’yü 2004’ten beri tanıdığını belirterek, Esenyurt’un Türkiye’nin en büyük ilçesi olduğunu ve il bazında Türkiye’nin 25 iline eş değer olduğunu söyledi.
“Esenyurt’u yeniden eserler yurdu yapmak için canla başla gayret ediyoruz”
Bakan Bolat, büyük bir il büyüklüğünde olan Esenyurt’un çok güzel hizmetler alması gerektiğine vurgulayarak, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 1994’te belediyecilikte dönüm noktası olarak başlattığı “halkçı belediyecilik”, “çevreci belediyecilik”, “sosyal belediyecilik”, “eser belediyeciliği”, “hizmet belediyeciliği” anlayışının 2004’ten sonra Esenyurt’ta da yer bulduğunu dile getirdi.
Bolat, yapılan hizmetlerle Esenyurt’un “Eseryurt” haline geldiğini kaydederek, şöyle devam etti:
“31 Mart’ta da Esenyurt’u yeniden eserler yurdu yapmak için canla başla gayret ediyoruz. Top sizde, Esenyurtlu kardeşlerimizde. Eksiğimiz olabilir, gediğimiz olabilir. Ama çok önemli bir karar vereceksiniz. Hem Esenyurt için hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi için. Geçen seçimden sonra bir mukayese fırsatı ortaya çıktı. Bu mukayeseye göre bakın. İstanbul’a, Esenyurt’a kim ne kattı? Ulaşımda, kentsel dönüşümde, çevrecilikte, kültür merkezleri, kongre merkezleri, bilim merkezleri, gençlik merkezleri, spor salonları, okullar, yenilenmesi anlamında hastaneler, bütün vatandaşa dokunan bütün bu hizmetlerde AK Parti ve Cumhur İttifakı belediyeciliği, İstanbul’a da Türkiye’ye de Esenyurt’a da çok büyük değerler kattı.”
Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Özgür’ün geçmişinin tertemiz, çalışkan, belediyecilik tecrübesi olan bir aday olduğunu aktaran Bolat, bu bölgenin insanı olduğunu ve projeleriyle Esenyurt’a büyük değerler katacak hizmetleri olacağını kaydetti.
“Gerçek, modern, vatandaşın yaşayabileceği örnek şehirler son 20 yılda yapıldı”
Bakan Bolat, Murat Kurum’un 15 sene TOKİ’de çok büyük hizmetler yaptığını anımsatarak, “Kahramanmaraş depremi ne kadar yıkıcı ve can alıcı oldu maalesef. TOKİ binalarında çizik yoktu. TOKİ’nin yaptığı bütün kamu binalarında çizik olmadı ve aynı Murat Kurum, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda da 5 yıl boyunca kentsel dönüşüm projelerini hızlandırdı, meydana gelen afetlerde anında orada günlerce kaldı. Birkaç ay içinde o afetlerin izlerini ortadan kaldırdı.” diye konuştu.
Bolat, Kurum’un çok güzel vaatler olduğuna dikkati çekerek, İstanbul’un deprem açısından riskli bir bölge olduğunu ve Kurum’un ilk etapta 650 bin konutu yenileyeceğini söyledi. Ayrıca Bolat, Kurum’un kiraların düşmesi için 100 bin rezerv konut yapacağını ve bu şekilde ihtiyacı olan vatandaşlar açısından kira derdini hafifletecek bir çözüm ortaya koyduğunu anlattı.
Bolat, 2019’dan önce İstanbul’a 250 kilometreden fazla raylı sistem yapıldığının altını çizerek, gerçek, modern, vatandaşın yaşayabileceği örnek şehirlerin son 20 yılda yapıldığını vurguladı.
Cumhurbaşkanı’nın hiçbir vatandaşı ve şehirleri arasında ayrımcılık yapmayan bir politika izlediğini aktaran Bolat, “İBB son 5 yılda 8 kilometre metroyu zor bitirirken, her ay Cumhurbaşkanı’mız yeni bir metro hattının Ulaştırma Bakanlığı eliyle yapılmasını bitirdi ve açılışını yapıyor. Yarın da Kirazlı-Bakırköy açılıyor. Havalimanı-Gayrettepe açıldı. Halkalı-Havalimanı açılıyor. Her yerde bir hizmet var, Sabiha Gökçen-Pendik metro hattı açılışı yapıldı. Daha başka hizmetler de gelecek.” şeklinde konuştu.
Bolat, 31 Mart’ta Esenyurt’ta Hamit Özlü’nün, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde de Murat Kurum’un seçmenlerin desteğiyle zafere ulaşacağını belirtti.
“Cari açığı ocakta 37-38 milyar dolara, şubatta 32 milyar dolar seviyelerine düşürmüş olacağız”
Bakan Bolat, Ticaret Bakanlığı olarak neler yaptıklarına değinerek, mal ve hizmet ihracatından ithalata, ithalatın düzgün yapılmasından yasa dışı yollarla ihracata zarar verilmesini engellemeye kadar bakanlık olarak çalışmaları anlattı.
Bolat, Türkiye’nin mal ihracatını 2002’de 36 milyar dolar olduğunu ve geçen yıl 256 milyar dolar ile rekor kırdıkları bilgisini paylaştı. Yeni yılın üzerinde 2 ay geçtiğini ve yıllık olarak 258,5 milyar dolar sınırında olduklarını kaydeden Bolat şunları söyledi:
“Hazirandan bu yana her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk, bir tek eylül hariç. Ağustostan bu yana her ay ithalatımızı azaltmayı başardık. Dış ticaret açığımızı azaltmayı başardık. Hazirandan şubat sonuna kadar 30 milyar dolar dış ticaret açığımızı azalttık. Mayısta 60 milyar doların üzerinde olan cari açığımızda aralık sonunda 45 milyar dolara düşürdük. Ocak ayı rakamı 13 Mart’ta açıklanacak. 37-38 milyar dolara düşürmüş olacağız. Şubat cari açığı da 13 Nisan’da açıklanacak. O zaman da inşallah 32 milyar dolar seviyesinde cari açığımızı düşürmüş olacağız. Bu ne demek arkadaşlar? Bu şu demek. Daha fazla üretim, daha fazla yatırım, daha fazla istihdam demek. Daha fazla döviz kazanmak, döviz rezervlerimizin daha iyi durumda olması demek. Döviz kurunun aşırı baskı altında kalmaması demek. Bakın dün gece rating kuruluşu Fitch, Türkiye’nin kredi nasıl yükseltti.”
“Enflasyonla mücadele bizim birinci önceliğimiz”
Bakan Ömer Bolat, salgınla başlayan, Rusya-Ukrayna savaşıyla devam eden ve depremle karşı karşıya kalınan büyük sıkıntılarla fiyat artışları noktasında enflasyonun yükselişine şahit olduklarının altını çizdi.
Bolat, “Ama Cumhurbaşkanımız geldiği günden beri 2002 sonundan beri vatandaşlarımızın işçi, memur, emekli, çiftçi, esnaf, hiçbir zaman enflasyonun altında mağdur olmamaları için ücret artışlarını enflasyon üstü refah payı olarak verdi. Enflasyonla mücadele de bizim birinci önceliğimiz, yeni hükümetimiz döneminde. Bunu da canla başla yapıyoruz. Hazine ve Maliye Bakanı para, kredi, maliye politikaları üzerinden, Merkez Bankası yine para, kredi, döviz kuru politikalar üzerinden Ticaret Bakanlığı olarak da biz de denetimler ve sektörel düzenlemelerle bu mücadeleyi bütün hükümet olarak yapıyoruz.” açıklamalarında bulundu.
Ticaret Bakanlığı olarak, 2023’te 1,5 milyar dolarlık ihracattan fedakarlık gösterdiklerini dile getiren Bolat, patates, soğan, domates, salça, ayçiçek ham yağ ve zeytinyağında ihracatı biraz frenlediklerini kaydetti.
Bolat, “Sebebi içeride vatandaşlarımız aşırı şişirilmiş fiyatlarla karşılaşmasın diye. Şeker de yine öyle ve dikkat ettiyseniz bu seçimde, bu kış ne ayçiçek yağında, ne şekerde, ne simitte, ne soğanda, ne patateste, ne domateste, ne salçada seçimlere yönelik tiyatro yapamadılar. Simit üzerinden bir operasyon çekmeye çalıştılar. Bir gece yüzde 50 artışla 24 saatte geri aldırdık o simit fiyatı artışını. 210 gram ekmeği 8 lira tarife uygularken 100 gram simite 15 lira fiyat çekmeye kalktılar, engellendi. Onu bütün Türkiye’ye yayacaklardı ve bu seçimin kampanyasını simit çay üzerine kuracaklardı. Engel olunca şaşırdılar.” dedi.
“2023 sonuna kadar esnaflarımıza verilen toplam destek 468 milyar liraya ulaştı”
Ticaret Bakanı Bolat, ramazan öncesi fiyatlarda büyük zıplamalar olmasın diye bütün gıda firmalarını dolaştıklarına dikkati çekerek, mega centerler, hal ve ticaret borsalarına varıncaya kadar bu noktada önemli çabalar sarf ettiklerini söyledi.
Bolat,”Çünkü enflasyonla mücadele tek başına yapılacak bir iş değil. Sizlere de önemli görevler düşüyor. Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlardan alışveriş yapmayacağız. Bilinçli tüketim, bilinçli tüketici anlayışıyla vatandaşa haksız fiyat uygulamaya çalışan, zulmetmeye çalışanla asla ticaret yapmayacağız. Bu kadar basit. Biz her zaman yanınızdayız. Tüketici hakem heyetleriyle yanınızdayız. İl ticaret müdürlükleriyle yanınızdayız. Denetçi sayımızı 1500 kişi artırdık bütün Türkiye’de. Onlar ramazan öncesi çalışıyorlar. Ramazanda da devam edecekler.” ifadelerini kullandı.
Bolat, hizmet ihracatı rakamlarını paylaşarak, 2002’den bu yana 7,5 artırarak 14,5 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkardıklarını dile getirdi. Milli gelirin 230 milyar dolardan 1 trilyon 118 milyar dolara çıkardıklarını anımsatan Bolat, bunun vatandaşın gelirinin arttığı anlamına geldiğini belirtti.
Esnafa AK Parti döneminden 152 milyon lira finansman kredi desteği yapıldığını ve 2002’de bir firma başına 5 bin lira verildiğini söyleyen Bolat, konuşmasını şöyle tamamladı:
“O günkü dolar karşılığı 3 bin, 3 bin 500 dolar. AK Parti döneminde 2023 sonuna kadar esnaflarımıza verilen toplam destek 468 milyar lira. 2002’den önce devlet faizin yüzde 20’sini sübvanse ediyordu. Bu dönem yüzde 50’si sübvanse ediliyor. Şu anda ticari kredi faiz maliyetinin yarısından fazla, yüzde 25’i bu desteklerden faydalanıyor esnaflarımız. Geçen yaz 500 bin liraydı firma başına limit. Sonra 650 bine çıkardık. 2 hafta önce 750 bin liraya çıkardık firma başına. 750 bin liranın karşılığı ne biliyor musunuz arkadaşlar? Yaklaşık 25 bin dolar firma başına esnaflara destek veriliyor. 5 yılda ödenecek, 6’şar ay vadeyle ve maliyetsiz sabit yüzde 25, 26’yı geçmiyor. Eski borcu varsa yine alabilir. Yeni düzenlemelerden biri de bu. 850 bin basit usulde olan esnafların vergi muafiyeti iki sene önce kaldırıldı.”
Ticaret Bakanı Bolat’ın yanı sıra, AK Parti’nin bazı İstanbul Milletvekilleri, Esenyurt Belediye Başkan Adayı Hamit Öncü ve Cumhur İttifakı’nın temsilcileri etkinliğe katıldı.
]]>Esenyurt Nene Hatun Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıya Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul Milletvekilleri, Ak Parti Esenyurt Belediye Başkan adayı Hamit Öncü, ilçe STK temsilcileri, çok sayıda sanayici ve iş adamı katıldı.
Toplantıda konuşan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak aslen dış ticarette ihracatımızın arttırılması, mal ve hizmetler acentamızın arttırılması, ithalatta da makul ve gerekli olan ithalatın düzgün yapılması ama Türkiye’ye yasa dışı yollarla ya da aldatılan yöntemlerle ithalat yapılarak yerli ve milli üretime zarar verilmesinin de karşısında olmak bizim hedeflerimiz arasındadır” dedi.
Gümrüklerde kaçak ticarete izin verilmemesi önemli görevler arasında yer aldığını belirten Bolat, “Gümrüklerin etkin ve hızlı çalışması, yasadışı, kaçak ticarete ve uyuşturucu ticaretine izin verilmemesi en önemli görevlerimiz arasındadır” ifadelerini kullandı.
“Haziran ayından bu güne Eylül ayı hariç her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk”
Konuşmalarına devam eden Bakan Bolat, “İç ticarette çıkardığımız sektörel düzenlemelerle, yönetmeliklerle ticareti adil, rekabetçi bir şekilde yapılması ve tüketici haksız muamelelerle karşı karşıya kalmaması, stokçuluk, karaborsacılık, fahiş fiyat gibi uygulamalara karşı yoğun denetim ve baskılarla sonuç alınarak vatandaşın mağdur edilmemesi çabaları içindeyiz. Haziran ayından bu güne Eylül ayı hariç her ay ihracatımızı arttırma fırsatı bulduk. Ağustos’tan bu güne her ay ithalatımızı azaltmayı başardık, dış ticaret açığımızı azaltmayı başardık. Haziran ayından Şubat ayı sonuna kadar 30 milyar dolar dış ticaret açığımızı azalttık. Mayıs ayında 60 milyar doların üzerinde olan cari açığımızı da Aralık ayı sonunda 45 milyar dolara düşürdük. Ocak ayı rakamları 13 Mart’ta açıklanacak, 37 – 38 milyar dolara düşürmüş olacağız. Şubat ayı cari açığı da 13 Nisan’da açıklanacak inşallah o zamanda 32 milyar dolar seviyesine cari açığımızı düşürmüş olacağız” şeklinde konuştu
“Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlarla alışveriş yapmayacağız”
Ticaret Bakanı Ömer Bolat daha sonra, “Biz Ticaret Bakanlığı olarak, bir buçuk milyar dolar ihracatı fedakarlık gösterdik, 2023 yılında, patates, soğan, domates, salça, ayçiçek yağı, zeytinyağında bu ürünlerde ihracatı frenledik. Sebebi de ülke içerisinde vatandaşlarımız, aşırı şişirilmiş fiyatlarla karşılaşmamasıdır. Dikkat ettiyseniz bu seçimde ne ayçiçek yağında, ne şekerde ne simitte, ne soğanda, ne patateste, ne domateste, ne de salçada seçimlere yönelik tiyatro yapamadılar. Ankara’da simit üzerinden bir operasyon çekmeye çalıştılar bir gece yüzde elli artışla, 24 saatte yapılan zammı geri aldırdık. 210 gram ekmeği 8 TL fiyatını uygularken 100 gram simite 15 TL fiyat yazmaya kalktılar biz engelledik. Bunu tüm Türkiye’ye yayarak simit çay üzerinden siyaset yapacaklardı engel olunca şaşırdılar. Ramazan öncesi fiyatlarda bir anda büyük artışlar olmasın diye tüm gıda firmalarını dolaştık. Bu noktada önemli çabalar sarf ediyoruz. Kim vatandaşı kazıklamak istiyorsa onlarla alışveriş yapmayacağız. Bilinçsiz tüketici anlayışıyla vatandaşa haksız fiyat uygulamaya çalışan, zulüm etmeye çalışanlarla asla ticaret yapmayacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>Bakan Bolat, İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) tarafından İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen Texhibition Fuarı’nın açılışında, tekstil ve hazır giyimin bu topraklardaki ilk sanayi sektörü olduğunu ifade etti.
Tekstil ve konfeksiyon sektöründe yılın ilk 2 ayında ciddi bir iyileşmenin sinyallerinin alındığını dile getiren Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tekstil ve hammadde ihracatında ocak ve şubatta yüzde 6’lık artış var. İhracatımız 1 milyar 587 milyon dolar oldu ve inşallah 2023 yılındaki 9 milyar 456 milyon dolar seviyesini aşacağız. Konfeksiyon sektöründe azalma trendi de minimuma doğru yaklaştı. Yüzde 4,5’ti. Onlar da ilkbahardan itibaren inşallah baharı görmeye başlayacak ve Avrupa’daki, Amerika’daki talebin de artışıyla beraber konfeksiyonda da rakamları iyileştireceğiz. 2023’te tekstil ve konfeksiyon yaklaşık 33 milyar dolar ihracat yaptılar. Allah sizlerden razı olsun. Bu başarıdan dolayı hükümetimiz adına sizi tebrik ediyoruz. Değerli arkadaşlar biz Ticaret Bakanlığı olarak ihracatçıların yanındayız. Bütçemizin yüzde 60’ını size tahsis ediyoruz.”
İhracatçılara sağlanan destekler
Bolat, tekstil ve konfeksiyon sektörünün “Yeşil Mutabakat”a uyumunun öneminden bahsederek, Avrupa Birliğine ihracat yaparken dezavantajlı duruma düşülmemesi için yeşil dönüşüme uyumun çok önemli olduğunu vurguladı.
Bu konuda verdikleri destekleri anlatan Bolat, kısa süre önce hayata geçirilen Yeşil Mutabakat’a Uyum Projesi Desteği kapsamında şirketlerce alınan danışmanlık hizmeti giderlerinin 10 milyon liraya kadar Ticaret Bakanlığı tarafından destekleneceğini anlattı.
Bolat, ihracatçılara yönelik kurumlar vergisinde sağlanan avantajlardan ve Türk Eximbank tarafından verilen finansmandan bahsederek, “Eximbank’ın sermayesi 9 ay içinde üçüncü defa artırıldı. Turquality tanıtım projesi desteğinde yaptığımız değişikliklerle tekstil ve hazır giyim ihracatçılarına tanıtım ve marka desteği vereceğiz. Tekstilin merkezi olan deprem bölgesindeki illerimiz için Turquality destek programlarını bir yıl daha uzattık.” diye konuştu.
“Türkiye, 2023 yılında 1 trilyon 119 milyar dolar milli gelire ulaştı”
Ticaret Bakanı Bolat, Türkiye’nin tekstil, hazır giyim ve diğer ilgili sektörlerde üretim ve tedarik üssü olmaya devam ettiğini söyledi.
Kovid-19’un tedarik zincirinin önemini ortaya çıkardığını dile getiren Bolat, “(Salgın) Türkiye’nin 2-3 günde tedarik, lojistik yapan ve çok kaliteli ürünler satabilen bir ülke olduğunu gösterdi ve ihracatımıza büyük bir destek ve motivasyon sağlamış oldu.” diye konuştu.
Bolat, Türkiye’nin yüzde 4,5 büyümeyle 2023’ü Avrupa Birliği ülkeleri arasında birinci, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) ülkeleri arasında ikinci, G20 ülkeleri arasında dördüncü sırada kapattığını kaydederek, Cumhuriyet tarihinde 1 trilyon dolar eşiğinin ilk kez aşıldığını ve 1 trilyon 119 milyar dolarlık milli gelire ulaşıldığını anlattı.
Türkiye’nin kişi başına milli gelirinin 13 bin 110 dolara yükseldiğini kaydeden Bolat, “Tabii bazıları, seçim de var ya, sürekli kriz edebiyatı, felaket tellallığı yapmaya çalışıyor. İmalat Satın Alma Müdürleri göstergesine göre PMI, şubat ayında 50,2’ye yükseldi. Biliyorsunuz 50 dengedir. 50’nin üstüne çıkınca imalat sanayi gaza basmaya başlamış demektir.” ifadelerini kullandı.
Bu göstergenin 8 ay sonra ilk defa 50’nin üstüne çıktığına işaret eden Bolat, şubatta imalat sanayisi kapasite kullanma oranının yüzde 77 olduğunu açıkladı.
Bolat, “Zaten yüzde 78, yüzde 79’u görmek hemen hemen çok zor. Yeni yatırımlar gerektiriyor. Yani imalat sanayisi çalışıyor. Sanayi üretimi aralık ayında 5 aydan sonra ilk defa bir önceki aya göre büyük bir artış gösterdi. Yüzde 2,4 arttı. Yıllık bazda da yüzde 1,6 arttı.” diye konuştu.
Bolat, istihdamın 2023 yılında 913 bin kişi arttığını ve 32 milyon 100 bin kişiye ulaştığını belirterek, işsizlik oranının aralıkta yüzde 8,8’e gerilediğini söyledi.
Genç nüfusta işsizlik oranının yüzde 15,5’e gerilediğini, istihdam oranının yine bir rekor oran olan yüzde 53,1’e yükseldiğini dile getiren Bolat, “255,8 milyar dolar mal ihracatıyla yılı kapamıştık.” dedi.
Bolat, ithalatta gerileme sağlamayı başardıklarını ve ihracatın ithalatı karşılama oranının yüzde 75’e yükseldiğini, dış ticaret açığında iki ayda 13,5 milyar dolar tasarruf sağladıklarını, mayısta 122,5 milyar dolar olan dış ticaret açığının şubatta 93 milyar dolara gerilediğini kaydederek, 9 ayda 29 milyar dolar gerileme sağladıklarını söyledi.
Bakan Bolat, Türkiye’nin dövize ihtiyacının azaldığını, dış ticaret açığının ve cari işlemler açığını kapatarak bunu başardıklarını sözlerine ekledi.
Konuşmalarının ardından açılış kurdelesinin kesildiği törene İstanbul Valisi Davut Gül, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe ve İTHİB Başkanı Ahmet Öksüz ile çok sayıda davetli katıldı.
]]>Girişimci İşadamları Vakfı (GİV) tarafından Bahariye Mevlevihanesi’nde düzenlenen “Girişimci Buluşmaları” toplantısında konuşan Sırakaya, 2002 yılında AK Parti’nin seçimleri kazanmasıyla milletin iradesinin iktidara geldiğini söyledi.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Milletin iradesinin üzerinde güç tanımadım” diyerek darbe girişimleri ve engellemelere karşı dik bir duruş sergilediğini ifade eden Sırakaya, AK Parti ve Erdoğan’ın millete rağmen değil milletle birlikte siyaset yaptığını belirtti.
AK Parti döneminde, devletin yüceltilerek her şeyin üzerinde görülen bir anlayıştan milletin yüceltilip öncelendiği bir anlayışın hakim olduğunu dile getiren Sırakaya, bu dönemde bir diğer önemli hususun ise milletin öz güven kazanması olduğunu kaydetti.
Türkiye’nin yatırım ve ticaretine ilişkin rakamlar paylaşan Sırakaya, “Bütün Cumhuriyet tarihi boyunca gerçekleşmiş olan doğrudan yatırım 15 milyar dolarken, bu miktar 100 milyar dolarların üzerine çıkarıldı. Türkiye’nin ticaret hacmi 87 milyar dolarken bu 617 milyar dolara çıkarıldı. Türkiye’deki ihracat rakamları 35 milyar dolar seviyesindeyken bugün artık 255 milyar dolar seviyelerinde.” ifadelerini kullandı.
Üretim ve ihracatın önemine dikkati çeken Sırakaya, bugün 57 İslam ülkesinin toplam ihracatının 1 trilyon 700 milyar dolarken, Almanya’nın ise tek başına ihracatının 1 trilyon 600 milyar dolar olduğunu belirtti.
Petrol ve doğal gaz ihracatı düşüldüğünde İslam ülkelerinin toplam ihracatının 550 milyar dolar civarında olduğunu aktaran Sırakaya, bunun 255 milyar dolarının ise Türkiye’ye ait olduğunu kaydetti.
Bugün dünyada adaletsizliğin çok net görüldüğünü vurgulayan Sırakaya, Birleşmiş Milletlerin (BM) yapısını eleştirerek, şöyle konuştu:
“Dünyada zulüm ortamını sonlandıracak uluslararası bir yapıdan bahsedemiyoruz. BM’nin kendisi adaletsizlik içerisinde boğuşurken dünyaya adalet dağıtabilme imkanı asla söz konusu değildir. BM’nin 5 tane daimi üyesi var. 198 ülkenin bir araya geldiği BM Genel Kurulu var ama hiçbir hükmü yok. Uluslararası Adalet Divanı’nın aldığı kararı uygulayabilmek 5 daimi üyenin iki dudağı arasında. Dünya 5 ülkeye mahkum. Bu 5 ülkenin içerisinde 1,2 milyarlık Afrika yokken 500 milyonluk Avrupa’dan iki temsilci var. Kültürler arası ilişkiye baktığımız zaman 4 Hristiyan ülkesi var ama 1,5 milyarlık İslam aleminden bir ülke yok. Ne demografik, ne kültürel, ne dini, ne coğrafi olarak bir adalet yok. Yanlıştan doğru üretme imkanı yoktur.”
Girişimci ruhun önemine dikkati çeken Sırakaya, adaletin sağlanması için bunun önemli olduğunu ifade etti.
Yurt dışında Türkiye’nin uzun yıllarca “Turkish delight”, “Turkish kebap”, “Turkish hamam” ile bilindiğini belirten Sırakaya, bugün 130 ülkeye ve 346 noktaya uçan THY’nin bulunduğunu dile getirdi.
Bunun sadece uçuş ağı olarak düşünülmemesi gerektiğini belirten Sırakaya, “THY dışında 161 olan dış temsilcilik sayımızın 261’e ulaştığını görüyoruz. Dünyada en fazla temsilciliği olan üçüncü ülkeyiz. 2002 yılında Afrika’daki büyükelçilik sayımız toplam 12 idi. Bugün bu rakam 42. Bu temsilcilik sayıları aynı zamanda sizin gibi girişimci insanların oraya gittikleri zaman muhataplarının olması ve ticaretimizi şekillendirebilecek bir altyapının, ağın oluşmasını sağlamaktadır.” diye konuştu.
GİV Genel Başkanı Mehmet Koç, vakıf olarak girişimcilik ekosisteminin gelişmesi için çalıştıklarını ifade ederek, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu her alanda ellerinden geleni yaptıklarını dile getirdi.
Türkiye’de girişimciler için sağlanan imkanların ABD dahil dünyanın hiçbir yerinde olmadığını belirten Koç, Türkiye’nin üretim ve pazar olarak değerli bir ülke olduğunu söyledi.
Program sonunda Koç, Sırakaya’ya İstanbul’un fethine ilişkin tablo hediye etti.
]]>Bakan Bolat, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneğince (MÜSİAD) Suudi Arabistan’ın başkenti Riyad’da gerçekleştirilen 27. IBF Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu kapsamında düzenlenen Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılışında konuştu.
Bolat, kongrenin ve fuarın Türk ve Suudlu iş dünyası üyelerine ticaret ve yatırım açısından çok büyük faydalar sağlayacağına işaret ederek, Türkiye ile Suudi Arabistan arasında var olan kardeş ve dostça ilişkilerin siyaset, ekonomi, ticaret, yatırım, turizm ve kültür gibi her alanda çok daha ileri seviyelere yükselmesine büyük katkılar sunacağını vurguladı.
Ticaret Bakanlığı olarak Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın gerçekleştirilmesine destek verdiklerini dile getiren Bolat, Türk firmalara yurt dışı fuarlara katılmaları için sundukları desteklerden bahsetti.
İhracatçılara hem yurt dışında hem de Türkiye’de sundukları desteklerin devam edeceğinin altını çizen Bolat, sözlerini şöyle sürdürdü.
“Bugünkü Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nda yapı ve inşaat, kapı ve pencere, iklimlendirme, elektrik, aydınlatma, gıda, kozmetik, makine, ambalaj, mobilya tekstil, sağlık, mutfak ekipmanları ve hizmetler alanlarında Türk firmalar ürünleri sergiliyor. 27. IBF Türkiye-Suudi Arabistan İş Forumu ise dünyanın diğer ülkelerinden gelen Müslüman iş insanlarının Suudi Arabistanlı ve Türk meslektaşlarıyla buluşmalarına ve iş yapmalarına büyük katkı sağlayacaktır. Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ilişkiler çok iyi düzeyde ilerlemektedir.”
Bolat, iki ülke liderinin karşılıklı ziyaretlerinden bahsederek, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdülaziz ile Veliaht Prens Muhammed Bin Selman’ın bu konudaki kararlı ve yüksek iradesine işaret etti.
“Orta vadede 10 milyar dolar karşılıklı ticaret için var gücümüzle çalışacağız”
Bakan Bolat, Türkiye ile Suudi Arabistan arasındaki ticaret hacminde yaşanan artışa değinerek, Suudi Arabistan Ticaret Bakanı Macid el-Kasabi ve diğer mevkidaşlarıyla yaptıkları görüşmelerde çok önemli projelerin gündeme geldiğini söyledi.
Ticaret hacmindeki artışın süreceğini dile getiren Bolat, “2024, Allah’ın izniyle, Türkiye-Suudi Arabistan arasındaki ekonomik ilişkilerde altın bir yıl olarak yerini alacaktır. Zaten yılın ilk 2 ayında da Türkiye olarak bizim ihracatımızda yüzde 56’lık bir artış gerçekleşmiştir. Orta vadede 10 milyar dolar, uzun vadede de 30 milyar dolarlık karşılıklı ticaretimiz için var gücümüzle çalışacağız.” diye konuştu.
Bolat, özellikle inşaat, inşaat malzemeleri ve savunma sanayisi ürünlerinde, muhtelif projelerin devreye alınmasıyla beraber, karşılıklı ticaret ve yatırımlarda çok büyük bir sıçrama yaşanacağını söyledi.
İki ülke arasında son yıllarda gerçekleşen ekonomik ziyaretlerden ve etkinliklerden bahseden Bolat, çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdiklerini, iş forumları, iş konseyi toplantıları ve alım heyeti gibi programlar düzenlendiğini anlattı.
“İslam ülkeleri ile ticaretimiz 2023’te 132 milyar dolara yükseldi”
Ticaret Bakanı Bolat, tüm dünyada olumsuzluklar ve sıkıntılar yaşanırken Türkiye’nin ihracatını artırmaya ve büyümeye devam ettiğini belirterek, Türkiye’nin gayrisafi milli hasılanın tarihte ilk defa 1 trilyon doları aşarak 1 trilyon 119 milyar dolara yükseldiğini kaydetti.
İhracatta ve dış ticarette son 20 yılda yaşanan gelişmeleri ve ilerlemeleri anlatan Bolat, mal ihracatının 256 milyar dolara, hizmet ihracatının ise 100 milyar dolara yükseldiğini söyledi.
Bolat, “2028 için vizyonumuz mal ihracatında 375 milyar dolar, hizmetler ihracatında da 200 yüz milyar dolara ulaşmak. Tüm üreticilerimizle ve ihracatçılarımızla var gücümüzle çalışacağız.” dedi.
Geleneksel pazarları arasında yer alan AB, ABD ve OECD ülkelerinin yanı sıra İslam ülkeleri ile ihracatı geliştirme ve uzak ülkeler stratejisi sayesinde bu hedefe ulaşmak için çalıştıklarını dile getiren Bolat, Türkiye’nin İslam ülkeleri ile gerçekleştirdiği ticaret konusunda verileri paylaştı.
Bolat, 2002’de 10,7 milyar dolar olan Türkiye’nin bütün İslam ülkeleri ile ticaretinin 2023’te 12 kat artışla 132 milyar dolara yükseldiğini vurguladı.
Suudi Arabistan ile ekonomik ilişkilerde geçen yıl bir sıçrama yaşandığını ifade eden Bolat, şunları kaydetti:
“Körfez-Arap İş Birliği Konseyi’nden ülkemize gelen doğrudan yabancı yatırımlar 2002’de 227 milyon dolar iken, 2022’de 16,2 milyar dolara; İslam İşbirliği Teşkilatı’ndan ülkemize gelen yatırımlar ise 2002’de 296 milyon dolar iken, 2022’de 21,4 milyar dolara yükselmiştir. Öte yandan ülkemizden Körfez-Arap İşbirliği Konseyi’ne doğrudan yabancı yatırımlar 2002’de 22 milyon dolar iken, 2022’de 171 milyon dolara; İslam İşbirliği Teşkilatı’na yatırımlarımız 2002’de 1,4 milyar dolar iken, 2022’de 5,4 milyar dolara yükselmiştir. Bunun yanında Türkiye Suudi Arabistan’dan 2 milyar dolardan fazla yatırımı çekmeyi başarmıştır. Ayrıca geçen ay İstanbul’da gerçekleşen Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu’nda eğitimi desteklemek amacıyla Suudi Kalkınma Fonu ve Hazine ve Maliye Bakanlığımız arasında 55 milyon dolarlık kalkınma kredisi anlaşması imzalanmıştır.”
“Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetleri 2023 yılında 3 milyar dolara ulaştı”
Türkiye’deki uluslararası sermayeye sahip şirket sayısının 2002 yılında 5 bin 600 iken 2023 yılında 80 bin 500’e yükseldiğini belirten Bolat, Türkiye’ye yapılan yabancı yatırımların ise 2003-2023 yıllarında 262 milyar dolara, Türkiye’den yurt dışına yabancı yatırımların da 60 milyar dolar seviyelerine ulaştığını aktardı.
Bolat, Türkiye’nin Körfez-Arap İş Birliği Konseyi ülkelerinde 716 proje ile 74 milyar dolarlık müteahhitlik hizmeti verdiğini, Suudi Arabistan’daki müteahhitlik hizmetlerinin ise 2023 yılında 16 proje ile yaklaşık 3 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Türkiye’nin turizm açısından Arap bölgesi için önemli bir destinasyon olduğunu vurgulayan Bolat, Suudi Arabistan’dan ülkeye gelen turist sayısının 2023 yılında 820 binin üzerine çıkarak önemli bir seviyeye geldiğini belirtti.
Açılış konuşmalarının ardından Bakan Bolat ve Suudi Arabistan Ticaret Bakanı el-Kasabi ile beraberindekiler Türk İhraç Ürünleri Fuarı’nın açılış kurdelesini kesti. Açılışın ardından bakanlar ve beraberindeki heyet fuar alanını ziyaret etti. Türk ihracatçı ve üreticileriyle sohbet eden Bolat, iş insanlarıyla fotoğraf çektirdi.
]]>Şimşek, BloombergHT ve Habertürk ortak yayınında, ekonomideki gelişmelere ilişkin soruları yanıtladı.
Orta Vadeli Program’da (OVP) fiyat istikrarı, mali disiplin ve sürdürülebilir cari açık hedeflerinin olduğunu dile getiren Şimşek, piyasaları bozmamak için Kur Korumalı Mevduat’tan (KKM) kademeli çıkış öngördüklerini söyledi.
Rezervin önemine de değinen Şimşek, “Bir yıl ve daha kısa vadeli borcumuz kadar rezerv düzeyine ulaşmak istiyoruz.” diye konuştu.
Fiyat istikrarını, mali disiplini, sürdürülebilir dış açığı kalıcı hale getirecek yapısal reformların gündemlerinde olduğunu belirten Şimşek, “Program çalışıyor. Bazı alanlarda öngördüğümüzden daha güçlü şekilde çalışıyor. Önemli olan piyasa aktörlerin programa inanmasıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
Şimşek, risk primiyle bunun özetlendiği kanısında olduğuna işaret ederek, Türkiye’nin risk priminin 600-700 bandından yaklaşık 300 civarına indiğine dikkati çekti. Bunun Türkiye’nin dış kaynağa makul maliyetlerde erişmesinin önünü açtığını söyleyen Şimşek, “Türkiye’nin ağustosa kadar risk primi, gelişmekte olan ülkelerin çok üzerindeydi. Risk priminin 700’den 300’e inmiş olması bence piyasanın bu programa inandığını gösteriyor.” dedi.
Türkiye’ye finansman girişine de değinen Şimşek, “Geçen senenin ilk 5 ayında net portföy çıkışı 2,9 milyar dolar. Haziran-aralık döneminde ise 11,4 milyar dolar net portföy girişi var. O dönemde reel sektör ve altyapı için proje kredi girişi 8,8 milyar dolar. Türkiye geçen sene piyasalardan tahvil ihracıyla 10 milyar dolar yüksek faizle borçlandı ama artık faizler ciddi şekilde aşağı indi.” ifadelerini kullandı.
“Cari açık, şubat ve mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına inecek”
Geçen mayıs ayında 98,5 milyar dolara inen rezervlerin şu anda 130 milyar doların üzerine çıktığını vurgulayan Şimşek, döviz dönüşümlü mevduatın da dikkate alınması durumunda rezervlerdeki artışın 60 milyar dolar civarında olduğunu söyledi. Kısa dönemde güçlü bir dönüşün çok nadir olduğuna işaret eden Şimşek, programın rezerv, güven ve risk primi boyutunun iyi çalıştığını belirtti.
Bankaların, reel sektörün rollover rasyolarının yükseldiğini anlatan Şimşek, “Büyümede dengelenme, büyümenin kompozisyonunda değişiklik, enflasyonu ve cari açığı kalıcı şekilde aşağı çekmemizi sağlayacak temel koşuldur.” şeklinde konuştu.
Şimşek, yurt içi talebin ve net ihracatın büyümeye etkisine de değinerek, “2023’ün 4’üncü çeyreğinde yurt içi toplam talebin büyümeye katkısı 4,6 puana iniyor. Net ihracatın etkisi eksi 0,6 puan. Bu senenin ilk çeyreğinde, elimizde iki aylık rakamlar var, net ihracatın etkisi pozitife dönmüştür. Bizim de zaten istediğimiz bu. Net ihracatın etkisi pozitife dönsün, iç talep ılımlı hale gelsin.” değerlendirmesinde bulundu.
Mayıs ayında 12 aylık cari açığın 60 milyar doların üzerinde olduğunu, aralıkta ise açığın 45 milyar dolara gerilediğini söyleyen Şimşek, ilk iki aylık dış ticaret açığında geçen seneye göre 13,2 milyar dolarlık iyileşme olduğuna işaret etti. Şimşek, cari açığın şubat ve mart aylarında 30-35 milyar dolar aralığına ineceğini bildirdi.
Program çalışmasıyla cari açığın daraldığını, büyümenin kompozisyonun değiştiğini ifade eden Şimşek, “Ana hedefimiz enflasyonun düşmesi. Bugünkü enflasyon rakamı son 12 ayın enflasyon rakamıdır. Önümüzdeki 12 ayın enflasyon rakamıyla ilişkisi zayıftır. Önümüzdeki 12 ay enflasyon düşecektir. Çok net bir şekilde piyasalar, ‘Biz inanıyoruz. enflasyon düşecek.’ diyor. Ona göre fiyatlama yapıyorlar.” dedi.
“Enflasyonu yükseltecek adım atmayacağız”
Şimşek, enflasyon eğiliminin ortaya koydukları hedef patikasıyla uyumlu gittiğine dikkati çekerek, şunları kaydetti:
“2024’ün ilk yarısı dahil yıllık enflasyon yüksek kalacak dedik. Çünkü, baz etkisi var ve para politikası gecikmeli olarak çalışır. Para politikasının enflasyonu çıpalayacak seviyeye gelmesi daha yeni. 2024’te geçici olarak 2023’ün enflasyonunu besleyen faktörler ortadan kalkacak. Para politikası çalışacak. Kurda reel olarak herhangi bir değersizleşme öngörmüyoruz. Deprem etkisi sistemden çıkacak, vergilerin etkisi seriden çıkacak. Dolayısıyla enflasyonun ineceğini düşünüyoruz.”
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) ekibine de destek veren Şimşek, “İlave tedbirler olacak mı?” sorusuna şu yanıtı verdi:
“Enflasyonu yükseltecek adım atmayacağız. Vatandaşımıza, piyasamıza, iş alemine de sürpriz yapmayacağız. OVP’de maliye politikasıyla ilgili ortaya koyduğumuz vizyon neyse onu uygulayacağız. Programda, ‘Vergi istisnalarını gözden geçireceğiz, istisnalarda verimli etkin olmayanlarla ilgili çalışma yapacağız.’ deniliyor. KDV, kurumlar ve gelir vergisi oranlarında genel bir artış olmayacak. Motorlu Taşıtlar Vergisi’ne ilişkin yeni bir düzenlemeyi aklımızın ucundan bile geçirmedik.”
“Bütçe açığını program hedefinin altına çekmek için çaba içindeyiz”
Şimşek, kayıt dışılıkla mücadele ve bazı istisnaların verimli olup olmadığının gözden geçirilmesi dışında özel bir çalışmaları olmadığını söyledi.
Harcamalarda rasyonelleştirmeyi başlattıklarını dile getiren Şimşek, “Harcamaları gözden geçiriyoruz. İdeal olan sıfır tabanlı bir bütçe sistemi. Vatandaş bizden tasarruf ve kamu harcamalarını kontrol altına alınmasını istiyor, haklı. Biz de vatandaşın bu beklentisiyle uyumlu hareket ediyoruz. Ankara’daki Hazine binamız, Konya’daki depremden sonra kolonları çatladı. 20 kişilik uzman ekip geldi, inceledi ve çok riskli çıktı. Bir metrekare yer kiralamadık. Yaklaşık 2 bin kişi kendi bünyemizde, Maliyenin diğer binalarına yerleştik.” ifadelerini kullandı.
Şimşek, taşıtlar konusunda tasarruf edilmesi için yaptıkları çalışmaları da anlatarak, bu konuda hassas olduklarını, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce çıkarttığı bir tasarruf genelgesi bulunduğunu kaydetti.
Kurumlara dezenflasyon alanında destek olacaklarını belirten Şimşek, şu değerlendirmede bulundu:
“Bizim bir bütçe hedefimiz var, geçen sene tutturduk. Geçen sene bütçe hedefi milli gelire oran olarak yüzde 6,4’lük bir açıktı. Biz yüzde 5,2 ile kapattık. Bu sene de ağırlıklı olarak deprem etkisiyle, açık öngörüsü yine milli gelire oran olarak yüzde 6,4 ama o tür bir rakamı görmek istemiyorum. Gelir İdaresiyle, diğer birimlerle çalışıyoruz. Ortaya güçlü bir performans koyacağız. Bütçe açığını öngördüğümüz program hedefinin çok altına çekmek için yoğun çaba içindeyiz. Gelecek seneden itibaren de bütçe açığını kalıcı şekilde milli gelire oran olarak yüzde 3’ün altına çekeceğiz. Böylece Türkiye’nin afetlere karşı imkanını artıracağız.”
Şimşek, yapısal, dijital, yeşil ve sanayide dönüşüm için “aktivist bir sanayi politikası”na geçiş yaptıklarını ifade ederek, bütün bunlar için kaynağa ihtiyaçları olduğunu dile getirdi. Bu kaynağı da bütçe disiplinini sağlayarak elde edeceklerini vurgulayan Şimşek, “Bu kaynakları biz bundan sonra üretken alanlara daha fazla aktaracağız. Yani sanayide dönüşme, dijital dönüşüme, yeşil dönüşüme… Para politikasına maliye politikası olarak en güçlü desteği geçen seneden itibaren verdik. Bütçe açığının öngörülerinin çok altında olması demek aslında dezenflasyona destek demek.” diye konuştu.
(Sürecek)
]]>Partisinin Muğla aday tanıtım mitingi için Muğla’ya gelen Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, Marmaris’te iş adamları ve STK temsilcileri ile bir araya geldi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, STK temsilcileri ile gerçekleştirdiği toplantıda yaptığı konuşmada, 31 Mart mahalli idareler seçimleri arifesinde il mitinglerine devam ettiklerini belirterek, “Bugün de Muğlalı vatandaşlarımızın misafiriydik. Bizi bir kez daha bağrına basan Muğlalı kardeşlerimize teşekkür ediyorum. İl ziyaretimizi vatandaşlarımızla buluşmanın yanında iş dünyamızın ve sivil toplum kuruluşlarımızın nabzını tutma vesilesi olarak da görüyoruz. Türkiye’yi yatırım, istihdam, üretim, ihracat ve cari fazla yolu ile büyütme stratejimizi kararlılıkla uyguluyoruz. Geçen sene yaşadığımız deprem felaketine ve bölgemizde patlak veren çatışmalara rağmen hamdolsun hedeflerimizden kopmadık” dedi.
“2024 yılında hedef 60 milyon turist, 60 milyar dolar gelir”
Türkiye’nin 2024 yılını rekor turist sayısı ile kapattığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizmde 2023 yılını rekor ziyaretçi sayısı ve gelirle kapattık. Bu sene hedefimiz 60 milyon turist sayısı ve 60 milyar dolar gelir. Turizm geliri ve ihracatta yakaladığımız ivme hız kesmeden devam ediyor. Geçen yıl 256 milyar dolarla tarihimizin en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Ocak ve şubat ihracat rakamlarımız da oldukça iyi geldi. Şubat ayında ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına kıyasla yüzde 13,6 artarak 21 milyar doları aştı. Şubat ayında 12 aylık ihracat, yüzde 6 artışla 259 milyar doları buldu. Büyüme tarafında da olumlu tablo devam ediyor. Geçtiğimiz sene yüzde 4,5 büyüme oranıyla Avrupa Birliği ülkeleri içinde ilk sırada yer aldık. Milli gelirimiz 1 trilyon dolar sınırını geçerek tarihimizde ilk kez 1 trilyon 119 milyar dolara ulaştı. Böylece çok kritik bir psikolojik etabı aşmayı başardık” dedi.
“Üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz”
“Bölgede çatışmaların durulup, istikrar arttıkça inşallah daha iyi yerlere geleceğimize inanıyorum” diyen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Enflasyon ve hayat pahalılığı meselesi, tüm dünya gibi bizim de başımızı ağrıtan en önemli konu. Covid-19 salgını ile başlayan, bölgesel çatışmaların olumsuz etkileriyle derinleşen enflasyon hususunda vatandaşlarımızın karşılaştığı sıkıntıların hepsinin farkındayız. Dış dinamikler ve genel ekonomik gelişmelerle birlikte fırsatçılıktan ve tamahkarlıktan da kaynaklanan bu sorunu mutlaka çözeceğiz. Piyasa gerçeklerinden kopuk bir şekilde fahiş fiyat arttırarak insanımızın lokmasına göz dikenlerle mücadelemiz sürecektir. Fiyat istikrarı ve anti enflasyonist yaklaşımdan taviz vermeden büyüme odaklı ekonomi programımız doğrultusunda gerekli adımları atıyoruz ve atacağız. İnşallah yılsonuna doğru uyguladığımız politikaların etkilerini somut olarak hissetmeye başlayacağız. Bu süreçte üreten, ihracat yapan, çalışan ekonomimize katkı veren herkesin yanında olmayı sürdüreceğiz” dedi.
“Tüm zorlukların üstesinden gelmesini bildik”
Türkiye olarak son yıllarda elde edilen kazanımların arka planında siyasi istikrar ve güven ortamının korunmasının olduğunu açıklayan Erdoğan, “Geride bıraktığımız 21 yıl içerisinde terör saldırılarından darbe girişimine, sokak olaylarından tabi afetlere kadar pek çok sıkıntı yaşadık. Bir başka ülkenin başına gelse yerle yeksan olmasına yol açacak nice sınama ile nice badireyle karşı karşıya kaldık. Birileri bizim daha önceki dönemlerde ülkeyi yönetenlerin başına geldiği gibi tökezleyeceğimizi, hedeflerimizden vazgeçeceğimizi, statükoya teslim olacağımızı düşündü. Ama biz tüm bu zorlukların üstesinden alnımızın akıyla gelmeyi başardık. Son olarak 14-28 Mayıs seçimleriyle ülkemizin güven ve istikrarını hedef alan bir senaryoyu daha yırtıp attık. İşte sizler de takip ediyorsunuz. Daha düne kadar Türkiye’yi birlikte yönetmekten bahsedenlerin ülkemize güya barış, huzur ve demokrasi getirmeyi vaat edenlerin ‘Halil İbrahim sofrası kurduk’ diyerek milletin gözünü boyayanların, velhasıl kendi içlerindeki kavgayı, çekişmeyi ve rekabeti örtmek için hayal satanların ne hallere düştüklerini hepimiz görüyoruz. Ortak değer ve prensipler yerine şahsi çıkarları üzerinde ittifak yapanlar esen ilk rüzgarda darmadağın oldu. Bizim kendileriyle ilgili olarak dile getirdiğimiz eleştirilerin çok daha fazlasını bugün eski ittifak ortaklarına bizzat kendileri söylüyor. Demek ki milletimizin verilmiş sadakası varmış. Milletimiz, 14-28 Mayıs’taki tercih ile Türkiye’nin son 21 yılda çok ağır bedeller ödeyerek elde ettiği kazanımlara sahip çıkmıştır. Ülkemiz altın değerinde bir 5 yıl daha kazanmıştır. Bunu en iyi, en doğru, en etkili şekilde değerlendirmemiz gerekiyor” dedi.
“Türkiye yüzyılı inşasını yerel ve merkezi yönetimlerin el ele vermesi ile gerçekleştirebiliriz”
Türkiye yüzyılının inşasını ancak merkezi idare ve yerel yönetimlerin el ele verip uyum içinde çalışması ile gerçekleştirileceğini açıklayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bunun en çarpıcı örneği depreme hazırlık çalışmalarıdır. Bir taraftan 6 Şubat’ta yaşadığımız büyük felaketin izlerini silerken, diğer taraftan da şehirlerimizi daha dayanıklı hale getirmemiz çok önemlidir. Kentsel dönüşüm projeleri ve şehircilik altyapımızın yenilenmesi başta olmak üzere ülkemizin afetlere karşı hazırlıklarını süratle tamamlamak istiyoruz. Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklar olarak biz ülkemizi bir an önce depreme hazırlayalım derken, yerel yönetimler aksi istikamette çaba gösterirse kaybeden şehirlerimiz ve vatandaşlarımız oluyor. Aynı şekilde biz hizmet ve eser siyaseti için koştururken mahalli idareler istismar siyaseti ile hareket edince kaybeden yine şehirlerimiz oluyor. Muğla’da, İzmir’de, Hatay’da yıllardır Ankara ve İstanbul’da son 5 senedir bu acı gerçekle maalesef yüzleşiyoruz. Öyle ki, bu şehirlerimizde işlerin daha fazla kötüye gitmemesi, insanımızın daha fazla zorluk çekmemesi için biz sorumluluk üstlendik. Normalde belediyelerin görevi olan hizmet, yatırım ve eserleri de çoğu zaman bakanlıklarımız vasıtasıyla biz yaptık, yapıyoruz. Marmaris ve Fethiye körfezinin balçıktan temizlenmesi için gönderdiğimiz iki adet tarama ve dip temizleme gemisi dün Marmaris limanına ulaştı. Gemilerimiz inşallah bu hafta tarama çalışmalarına başlıyor. Turizmle birlikte diğer alanlarda da şehrimizin ve ilçemizin yanında olmayı sürdüreceğiz. Tabii asıl umudumuz 31 Mart’ta yerelde bir değişimin başlamasıdır. Marmaris başta olmak üzere tüm ilçeleriyle Muğla’mızı da Cumhur İttifakı’nın gerçek belediyecilik vizyonuyla buluşturmayı arzu ediyoruz. Büyükşehir Belediyesi’nde Aydın hocamızla, Marmaris’te Serkan Yazıcı kardeşimizle el ele vererek inşallah şehrimizi hak ettiği yerlere getireceğiz” dedi. – MUĞLA
]]>Bolat, Adıyaman’da bir otelde düzenlenen şubat ayına ilişkin dış ticaret verilerinin açıklandığı toplantıda, depremden etkilenen Adıyaman’daki esnafa Halkbank üzerinden 1 yıl içinde 937 milyon lira, deprem illerinde ise toplam 6,7 milyar lira kredi kullandırıldığını söyledi. Bolat, Türk Eximbank tarafından da Adıyamanlı ihracatçılara kredi vermeye devam ettiklerini belirtti.
Türkiye’nin 2023’ü yüzde 4,5’lik reel büyüme ile kapattığını anımsatan Bolat, “Türkiye Cumhuriyeti’nin 100 yıllık tarihinde ilk defa 1 trilyon dolarlık barajı geçerek, 1 trilyon 119 milyar dolar milli gelire ulaştık. Kişi başına milli gelirde de yine Cumhuriyet tarihimizin en yüksek rakamı olan 13 bin 110 dolara ulaştık.” dedi.
Bolat, Türkiye’nin büyüme performansı ile Avrupa Birliği ülkeleri içinde birinci, OECD ülkeleri içinde ikinci, G-20 ülkeleri içinde ise 4. sırada olduğuna dikkati çekti. Deprem nedeniyle 6 milyar dolarlık net bir ihracat kaybı olduğuna da işaret eden Bolat, “Bu olmasaydı geçen yılı 262 milyar dolar ihracatla kapatabilecektik.” diye konuştu.
Hükumet olarak dış ticaretteki başarılı tabloyu devam ettirmekte kararlı olduklarını vurgulayan Bolat, ihracat ve ithalatın etkin, hızlı ve kanunlara uygun şekilde yapılmasını sağlama noktasında 7 gün 24 saat çalıştıklarının altını çizdi.
Yıllıklandırılmış dış ticaret rakamları hakkında da bilgi veren Bolat, yıllıklandırılmış dış ticaret açığının şubat sonu itibarıyla 93 milyar dolar olduğunu söyledi. Bolat, “Bu seviyeye mayıs ayındaki 122 milyar dolardan geldik. 9 ayda dış ticaret açığımızı yaklaşık 29 milyar dolar azalttık. İhracatın ithalatı karşılama oranı 67,5’ten yüzde 73,6’ya yükseldi.” dedi.
Geçen yılın mayıs ayında 60,2 milyar dolar seviyesinde olan cari açığın, aralık sonunda 45,2 milyar dolara gerilediğini hatırlatan Bolat, “13 Mart’ta cari açığı Merkez Bankası açıklayacak. Allah’ın izniyle 40 milyar doların altına geleceğiz. Ocak cari işlemler tablosu açıklandığında, 38-39 milyar dolarları görebileceğiz. Şubat sonu cari açığı da 13 Nisan’da açıklanacak. 13 Nisan’da da inşallah, 30 milyar doların biraz üzerine cari açığımız gerilemiş olacak. Bunun anlamı şu; dövize ihtiyaç noktasında bir baskı ortadan kalkacak. Döviz kuruna olan baskı da azalacak.” diye konuştu.
“İngiltere ile müjdeli bir gelişmeyi duyuracağız”
Bolat, yaklaşık 10 gün sonra Almanya ve İngiltere’de önemli temaslar yapacaklarının bilgisini vererek, “İngiltere ile müjdeli bir gelişmenin de kamuoyuna duyurusunu yapacağız.” ifadesini kullandı.
Dünyanın her tarafına ihracat yaptıklarını bildiren Bolat, yılın ilk iki ayında motorlu kara taşıtlarında 5 milyar dolarlık ihracat yapıldığını kaydetti.
Altın ithalatı azaldı
Bolat, makine ihracatının iyi gittiğini belirterek, “Avrupa Birliği’nde (AB) 27 ülkenin ithalatı geçen yıl yüzde 16 düştü. Buna rağmen AB’ye ihracatımızı artırmayı başardık. İthalatta da alınan tedbirlerin etkisiyle ilk iki ayda altın ithalatı yüzde 75,5 azalışla 2,2 milyar dolar seviyesinde tutuldu. Enerji ithalatımızda yüzde 20’lik bir azalışla 12,5 milyar dolar oldu. Motorlu kara taşıtları ithalatımız ise 4,7 milyar dolara geriledi.” değerlendirmesinde bulundu.
Türk lirası ile yapılan ithalatın sevindirici olduğunu belirten Bolat, bu kalemin yüzde 38’lik artışla 151 milyar liraya ulaştığını söyledi.
Türkiye’nin AB’ye 17,1 milyar dolarlık ihracat yaptığını, AB’den ise 17,2 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdiğini ifade eden Bolat, AB ile Türkiye arasındaki ticaretin dengeli olduğuna vurgu yaptı.
Bolat, hizmetler sektörünün de cari işlemler açığının kapanmasına katkı veren önemli bir sektör olduğunu bildirdi. Hizmetler sektöründe bu yılki ihracat hedefinin 110 miyar dolar olduğunu anımsatan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini söyledi.
Bakan Bolat, göreve geldiklerinden bu yana Türk Eximbank’ın sermayesinin 3 defa artırıldığına vurgu yaparak, “Eximbank geçen yıl ihracata 42 milyar dolarlık kredi desteği ve sigorta desteği sağlamıştı. Bu yılki hedefi 50 milyar dolar.” dedi.
Türk Eximbank’ın sermayesi artırıldı
Bolat, İhracatı Geliştirme AŞ’nin (İGE) ihracatçılara 65 milyar lira kefalet sağladığını belirterek, geçen ayın ortasında Hazine ve Maliye Bakanlığının desteği ile Türk Eximbankın sermayesinin 11,8 milyar lira artırıldığını anımsattı. Bolat, söz konusu sermaye artırımının ihracatçılar için 120 milyar liralık finansman imkanı anlamına geldiğine işaret etti.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının (TCMB) ise ihracatçılar için reeskont kredisini 3 milyar 50 milyon liraya yani 10 katına çıkarttığına işaret eden Bolat, şunları kaydetti:
“Kurumlar vergisi ihracatçılar için 5 puan indirildi. Yeşil ekonomiye uyum paketi çerçevesinde ihracatçılarımıza yönelik 5 yıl süresince, danışmanlık hizmetleri almaları için firma başına 10 milyon liraya kadar yeşil mutabakata uyum proje desteği kararı çıktı ve uygulanmaya başlandı. İhracatımızı yüksek teknolojili düzeylere çıkarma hedefindeyiz. İnovasyon, yatırım, üretim, katma değer, marka gibi katma değeri artıran unsurların yer aldığı ihracatı başarmaya kararlıyız.”
(Bitti)
]]>Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, Şubat ayı dış ticaret rakamlarını Adıyaman’da açıkladı. Adıyaman Valiliğini ziyaret eden ve burada şeref defterini imzalayan Bakan Ömer Bolat, dış ticaret rakamlarını açıkladı.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “2024 Şubat ayı dış ticaret rakamlarına gelince, ihracatımız bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 13,6 oranında artarak 21 milyar 86 milyon dolar gerçekleşmiştir. Böylece Cumhuriyet tarihimizin en yüksek Şubat ayı ihracat değerine ulaştık. Şubat ayı itibarıyla son 12 aylık ihracat ise yüzde 1,6 oranında artışla 258,7 milyar dolar olarak gerçekleşerek 2023 yıl sonundaki tarihi rekor düzey bir kez daha aşılmıştır. İthalatımız ise Şubat ayında yüzde 8,5 oranında azalarak 28 milyar 87 milyon dolar gerçekleşmiştir. Dış ticaret açığının Şubat’ta geçen yılın aynı ayına göre yüzde 42,3 azalarak, 7 milyar dolara geriledi. İhracatın ithalatı karşılama oranı da 14,6 puan artışla yüzde 75,1’e yükseldi. Şubat sonunda yıllık olarak ihracatımızda 258,7 milyar dolara ulaştık. Aralık sonunda 255,8 milyar dolardı. İhracatçılarımız ilk 2 ayda ekstradan 3 milyar dolar ihracat başarısı gösterdi. Yıllıklandırılmış ithalatımız 351,8 milyar dolara geriledi” dedi.
Bakan Bolat, konuşmasının devamında, “Küresel ticaretteki bu durgun seyre ve deprem felaketine rağmen 2023 yılında Türkiye ekonomisinde yatırım, üretim, istihdam ve ihracat devam etmiştir. 2023 yılının dördüncü çeyreğinde yüzde 4,0 oranında Gayri Safi Yurtiçi Hasıla (GSYH) artışı ile Türkiye ekonomisi, yüksek oranlı büyüme performansını kesintisiz 14 çeyrektir sürdürmüştür. 2023 yılında ise ekonomik büyümemiz yüzde 4,5 oranında gerçekleşerek yüzde 4,4 olan OVP hedefini aşmıştır. Bu büyüme performansı ile ülkemiz verisi açıklanan Avrupa Birliği (AB) ülkeleri içinde 1. sırada, OECD ülkeleri içinde 2., G-20 ülkeleri içinde ise 4. sıradadır. Böylelikle 2023 yılında nominal GSYH 1,1 trilyon dolara ulaşarak ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini aşmıştır. Bu performans ile Suudi Arabistan ve Hollanda’yı geride bırakarak dünyanın en büyük 17. ekonomisi olması tahmin edilmektedir. Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre ülke bazında nominal GSYH büyüklüğüne (dolar) göre Türkiye 2022 yılında 906 milyar dolar ile 19. sırada yer almaktadır. IMF beklentilerine göre bu sıralamanın 2023 yılında 1 trilyon 155 milyar dolar ile 17’ye yükseleceği tahmin edilmektedir. Ayrıca, 2023 yılında kişi başına düşen gelir yüzde 23 oranında artarak 13 bin 110 dolar seviyesine yükselmiştir. Sahip olduğumuz bu olumlu seyrin bir göstergesini de küresel ihracattan aldığımız payda görüyoruz. Nitekim 2021 yılında ilk defa yüzde 1 seviyesini aşan küresel ihracattan aldığımız pay, 2022 yılında yüzde 1,02’ye ve 2023 yılı ilk üç çeyreğinde yıllıklandırılmış olarak yüzde 1,06’ya yükselmiştir. Öte yandan, depremin 2023 yılında Şubat-Aralık döneminde ihracatımız üzerindeki negatif etkisini 6 milyar doların üzerinde hesaplıyoruz. Bu kapsamda, 2023 yılı ihracatımızın deprem yaşanmamış olsaydı yüzde 3,1 oranında artarak 262,2 milyar dolar olabileceği öngörülmektedir” ifadelerini kullandı. – ADIYAMAN
]]>Şubat ayı dış ticaret rakamları, Ticaret Bakanı Ömer Bolat ile TİM Başkanı Gültepe’nin katıldığı programla Adıyaman’da açıklandı.
Gültepe, programdaki konuşmasında, Adıyaman’ın da aralarında bulunduğu 11 ilin iki büyük depremle sarsıldığını anımsatarak, depremlerde hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet diledi.
Depremlerin hemen ardından devletin, milletin, ihracatçılarla tek yürek olduğunu hatırlatan Gültepe, “Birliklerimizle afetin ilk gününden bu yana var gücümüzle çalıştık ve çalışıyoruz. Bir yılda normalleşme yolunda önemli adımlar atıldı. Normalleşmenin yolu çarkların dönmesinden geçiyor.” diye konuştu.
Deprem bölgesindeki ihracat ilk iki ayda yükseldi
Gültepe, deprem bölgesinde üretim ve ihracatın çok kritik rolü bulunduğunu ve 9 bine yakın ihracatçı firmanın yer aldığını dile getirdi.
Büyük yıkıma rağmen 11 ilde 19 milyar doların üzerinde ihracat gerçekleştirildiğini anımsatan Gültepe, şöyle devam etti:
“Bu yılın ilk iki ayında ise afet bölgesindeki illerimizin toplam ihracatta artıya geçtiğini görüyoruz. İnşallah bu başarıyı yılın geneline de yayacağız. Sayın Bakanımız genel hatlarıyla şubat ayı ihracat verilerini açıkladı. Geçen ay 21,1 milyar dolar ihracat gerçekleştirdik, 2023’e göre yüzde 13,6 artıdayız. Elbette geçen yıl deprem nedeniyle ihracatta ciddi daralma yaşamıştık ama 2022’ye göre de yüzde 6 artıda olduğumuzu söyleyebiliriz. Bu rakam tarihimizin en yüksek şubat ayı ihracatı.”
Gültepe, şubat ihracatında ilk sırada 3 milyar 130 milyon dolarla yine otomotivin yer aldığını, bu sektörü 2,6 milyar dolarla kimya, 1,5 milyar dolarla hazır giyim, 1,4 milyar dolarla çelik ve 1,3 milyar dolarla elektrik-elektronik sektörünün takip ettiğini aktardı.
“Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı”
Şubat ayında 20 sektörün ihracatını artırdığını belirten Gültepe, şöyle devam etti:
“Geçen ay 64 ilimiz ihracatını artırdı. En çok ihracat yapan 5 ilimiz, İstanbul, Kocaeli, Bursa, İzmir, Ankara olarak sıralandı. Şubatta 1388 firmamız ilk kez ihracat yaptı, ihracatımıza 94 milyon dolara yakın katkı sundu. Birim ihracat değerimiz ise 1,43 dolar oldu. Avro/dolar paritesinin ihracatımıza pozitif etkisi 2024 yılında da devam ediyor. Geçen ay parite farkı ihracatımıza 63,5 milyon dolar katkı verdi. En çok ihracat yaptığımız ülkeler Almanya, ABD, İtalya, Irak ve Birleşik Krallık şeklinde sıralandı. Özellikle ABD ve Latin Amerika’ya ihracatta dikkat çekici artış söz konusu. Genel tabloda ise 146 ülkeye ihracatımız arttı. 2023 küresel ekonominin yavaşladığı bir yıl oldu, zor bir yılda ekonomimiz önemli büyüme başarısı gösterdi. Türkiye ekonomisi 2023’te uluslararası kuruluşların beklentilerinin ötesinde, yüzde 4,5 büyüdü. Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon doların üzerine çıktı. Artık küresel ekonomide yeni bir seviyedeyiz. Bu seviyenin ihtiyaçları farklı, ihracatçılardan beklentiler de farklı. Değişimin farkındayız.”
Gültepe, TİM olarak gelecek adına çalışmalarını sürdürdüklerini ve sektörlerle istişare içerisinde olduklarını anlattı.
TİM-İhracat Pazar Monitörü başlatılacak
Sektörlerle istişarelerden sonra iletişim, rekabetçilik ve planlamanın ön plana çıktığını anlatan Gültepe, şunları kaydetti:
“Bu üç başlığın bizim için önemi aynı, hepsi birbirinden hayati ve gerekli. İhracatın geçen yıl ekonomik büyümeye katkısı sınırlı kaldı. Bu sonuçta bazı sektörlerimizin rekabetçiliğini kaybetmesinin ve dış talepte daralmanın etkili olduğunu biliyoruz. Makine ve teçhizat yatırımları ise 2023’te büyümeye önemli bir katkı verdi. Hız kesmeyen yatırımları, daha çok üretim ve ihracatın müjdecisi olarak değerlendiriyorum. Burada yeni bir çalışmamızı da sizinle paylaşmak istiyorum. İhracatçılar olarak pazarlardaki talep hareketlerini ve riskleri hesaba katmak durumundayız. Biz bu gelişmeleri artık, pazartesi günü ilk sayısını yayımlayacağımız TİM-İhracat Pazar Monitörü’nden takip edeceğiz. Türkiye’de de bir ilk olan İhracat Pazar Monitörü sayesinde firmalarımız pazarlardaki tüm gelişmeleri en hızlı ve en gerçekçi veriler üzerinden takip edebilecekler.”
Programa Vali Osman Varol, ihracatçı birliklerinin yöneticileri ve ilgililer katıldı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Manisa Organize Sanayi Bölgesi’nde düzenlenen toplantıda iş dünyasıyla bir araya geldi. Burada Türkiye ekonomisine yönelik son durum hakkında bilgiler paylaşan Yılmaz, Türkiye’nin ekonomik büyümede Avrupa’nın da önünde olduğunun altını çizdi. Yılmaz, “Dünyada malum zor bir dönem yaşanıyor. Ticaretteki artış hızı tarihi ortalamaların altında. Diğer taraftan tarihimizin en büyük afetlerinden birini yaşadık. En büyük afetini yaşadık aslında geçen yıl. Tekrar Cenabı Allah’tan rahmet diliyoruz bütün kaybettiğimiz canlarımız için. Depremin yaralarını sardığımız bir dönem. Bir yandan da gerek kuzeyimizde gerek güneyimizde çok farklı jeopolitik gerilimlerin yaşandığı bir dönemden geçiyoruz. Bütün bunlara rağmen büyümemizi, ekonomik gelişmemizi devam ettiriyoruz. Türkiye ekonomisi 2022’de 5,5 büyümüştü. Son 20 ortalamamıza baktığımızda 5,4. Dünya 3,6 büyürken biz yıllık ortalama 5,4 büyümüşüz. Dünyanın 1,8 puan üstündeyiz. İlk üç çeyrek yani ilk 9 ay yüzde 4,7 büyüme kaydetti Türkiye ekonomisi. Dünya yüzde 3 civarında bir ülke. Yine dünya ortalamasının oldukça üzerinde bir büyüme performansımız var. Son çeyrekte yüzde 3,7 dahi büyüsek orta vadeli programımızdaki hedefimiz olan dört nokta dördü yakalayacağımızı düşünüyoruz” dedi.
“1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz”
Ekonominin 2023 yılında 1 trilyon dolar seviyesini geçtiğini söyleyen Yılmaz, “İlk defa bu geçen 2023’te 1 trilyon dolar seviyesini geçti ekonomimiz. Bunun geçtiğini artık görüyoruz ama tam rakamı yine ay sonunda göreceğiz. 1,1 trilyon seviyelerde bir ekonomik büyüklüğe ulaştığımızı tahmin ediyoruz. Kişi başına gelirimizin de 2022 10 bin 600 dolarlar seviyesinden 13 bin dolara yakın bir seviyeye geleceğini düşünüyoruz. Şu anki tahminlerimiz bu yönde. Ay sonunda bunu daha net bir şekilde görmüş olacağız. Reel ekonomide son derece iyi bir performans sergiliyoruz ama enflasyon dünyada da bizde de temel öncelik, temel mesele. Bir taraftan tabii resesyona düşmeden, büyümeyi tamamen etmeden enflasyonu düşürmek. Ana gündemimiz bu. Fiyat istikrarı enflasyonla mücadele. Vatandaşımızın da önceliği bizim de önceliğimiz. Dolayısıyla son dönemdeki programlarımızı buna odaklamış durumdayız. Geçen yıl yüzde 64,27 gerçekleşti. OVP’de 65 diye tahmin etmiştik. Bir miktar altında gerçekleşti. Bu yıl ocak ayında biraz yükseliş var. Bunu geçici olarak görüyoruz. Ocak ayları genelde yıllık fiyat ayarlamalarının yapıldığı diğer bir takım ücret ve fiyat ayarlamalarından dolayı 6,7 gibi geldi. Bundan sonraki aylarda kademeli bir şekilde düşmesini bekliyoruz. Özellikle yıl ortasından itibaren daha belirgin bir düşüşü göreceğimizi düşünüyoruz. enflasyonda bunun için gerekli planlarımızı, programlarımızı yapmış durumdayız. Bir taraftan para politikalarımız, bir taraftan maliye politikalarımız, yapısal reformlarla enflasyonu kararlı bir şekilde düşürme gayreti içindeyiz. Bunun da özünün şu oluşturuyor. İç tasarruf oranlarımızı arttırmak tüketimi daha sağlıklı bir seviyede sürdürmek. Kaynaklarımızı tasarruf ederek arttırdığımız kaynakları ise üretken alanlara sevk etmek. Sanayileşme gibi yatırımlar gibi alanlara bu kaynakları kanalize etmek, büyüme stratejimizin önünü oluşturuyor. Enflasyonla mücadele ederken büyümeyi de sürdürüyoruz, sürdüreceğiz. Ama büyümenin kompozisyonunu değiştiriyoruz. Tüketim ağırlıklı bir büyüme değil, daha çok yatırım, ihracat, üretim ağırlıklı bir büyüme yapısı inşa ediyoruz. Bir taraftan da cari dengemizi iyileştirme gayreti içindeyiz. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolarlara kadar çıkmıştı cari açık. 2023 yılını 45,2 milyar dolarla kapattık. Yani oldukça önemli bir iyileşme var cari açıkta” ifadelerini kullandı.
“Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var”
Hizmet sektöründe Türkiye olarak başarılı bir performans sergilendiğini söyleyen Yılmaz, “Hizmet ticaretinde daha iyiyiz. Hizmetlerde geldiğimiz noktaya baktığımız zaman 100 milyar dolar seviyelerine gelen bir hizmet gelirimiz söz konusu. Bunun için de tabii en ağırlıklı olan turizm gelirleri. Turizm gelirimiz 2023’te 54,3 milyar dolara ulaşmış durumda. Bu yıl 60 milyon turist, 60 milyar dolar hedefimiz var. İnşallah bunu da gerçekleştireceğiz. Bu rakamı az önce bahsettiğim bütün o olumsuzluklara, jeopolitik gelişmelere rağmen başardık. Kişi başı gecelemelerdeki getirinin de arttığını görüyoruz. Bu da olumlu. Yani sadece turist sayısı artmıyor. Turist başına katma değer de yükseliyor” diye konuştu.
“İhracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl”
Dünyadaki talep şartlarının olumsuzluğuna rağmen ihracatta başarıyı yakaladıklarını söyleyen Yılmaz, “Sermaye hareketlerine baktığımız zaman. Sermaye hareketlerinde de 2022’de 13,7 milyar dolar bir çıkış olmuşken ülkemizden. 2023 yılında nette 8,34 milyar dolar bir sermaye girişinin gerçekleştiğini görüyoruz. Dış ticaretimize, ihracatımıza baktığımızda 256 milyar doları yakaladık geçen yıl. Dünyadaki talep şartları olumsuz olduğu halde birçok sıkıntılar yaşandığı halde özellikle ihraç pazarımız olan Avrupa’da ciddi anlamda bir durgunluk, bir hareket olduğu halde ihracatçılarımız bunu başardılar. Sanayicilerimizi, ihracatçılarımızı tebrik ediyoruz. Gerçekten çok güzel bir performans. Tarihi bir seviyeyi de yakalamış olduk böylece” dedi.
“Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim”
Dış ticaret dengesinde iyileşmenin devam ettiğinin altını çizen Yılmaz, “Ocak ayında da ihracatın yüzde 3,6 arttığını görüyoruz bu yılın ocak ayında. İthalatın ise yüzde 26,2 azaldığını görüyoruz. Dış ticaret dengemizdeki iyileşmenin devam ettiğini söyleyebilirim. Biraz geçen yıl ticaretimizde altın ithalatının fazla olduğunu görüyoruz. Bu cari açıkta da önemli bir paya sahip. Bu yıl burada da bir yavaşlamaya bekliyoruz. İş gücü piyasalarına baktığımızda, istihdama baktığımızda en son aralık verisi açıklandı biliyorsunuz. Yüzde 8,8 aylık bazda. Yıllık veriyi yani hesaplamak biraz zaman alıyor. Henüz belli değil. Ama aralıkta gelen bu rakamla birlikte şunu artık rahatlıkla söyleyebiliyoruz. 2023 yılını tek haneli bir işsizlikle kapatmış olduk. 32 milyonu ilk defa aştı istihdamımız. İyi bir performans sergiliyoruz yine istihdamda. OVP’de 10,1 olacak demiştik. Burada pozitif bir şey var. Tek haneye düşmüş oldu. Ocak ayında da yine istihdam üretmeye devam ediyor ekonomimiz. Katılım oranı da yükseldi, 53,5’e çıktı. Kadın ve genç işsizliğinde azalma var. Özellikle genç işsizliğinde yıllık bazda 4 puanlık düşüş bizim için son derece sevindirici” diye konuştu.
Merkez bankası rezervlerinin güçlendiğini belirten Yılmaz, “Merkez Bankamızın rezervleri güçlendi. Geçen yılın ortalarında 198,5 milyar dolarlardayken bugün 134 milyar doların üzerinde bunun da daha üzerindeydi. Son dön emde bir miktar bir azalma var ama yine artmaya devam edecek inşallah rezervlerimiz. Bu rezervlerle ilgili KKM dediğimiz kur korumalı mevduatın çözülme süreci de etkili oluyor burada. Ocak ayında biraz daha yüksekti bu çözülme. KKM’de de önemli bir azalış olduğunu ifade etmek isterim. En yükseldiği dönem ağustos 2023 3,4 trilyona yükselmişti. 16 şubat itibariyle 2 trilyon 343 milyara düşmüş durumda yani 1 trilyonu aşan bir azalış söz konusu. Yaklaşık 50 milyar dolar burada bir düşüş söz konusu. Bunu da finansal piyasalarda istikrarsızlığa yol açmadan aşamalı bir şekilde, dikkatli bir şekilde gerçekleştiriyoruz. Dolayısıyla bir taraf bu çözümler süreci devam ediyor” dedi.
Son 20 yılda en önem verdikleri konunun bütçe disiplini olduğunu belirten Yılmaz, “Bütçe disiplini anlamında da kararlı bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Son 20 yılın en önemli özelliklerinden biri nedir derseniz bütçe disiplinine verilen önemdir. Gerçekten bu konuda Cumhurbaşkanımız son derece titiz bir yaklaşım sergiledi. Avrupa’dan birçok ülkeden çok daha iyi bir performans sergiledik son 20 yılda. Geldiğimiz noktada bir miktar bütçe açığımızda artış var. Onun da temel sebebi deprem depreme yaptığımız harca Geçen yıl OVP’de bütçe açığının milli gelire oranını 6,4 diye tahmin etmiştik. Gerçekleşme bundan çok daha iyi oldu doğrusu. 5,4 gerçekleşti. Yani düşündüğümüzden daha düşük bir bütçe açığıyla kapattık. Bu 5,4’ün 3,8 puanı sadece deprem harcamalarından kaynaklanıyor. Geriye kalan sadece 1,6’sı normal diyelim bütçe açığı. Bu da master kriteri denen Avrupa Birliği’nin en fazla yüzde 3 olmalı kriterinin oldukça altında. Dolayısıyla bütçede de disiplinli bir şekilde devam ediyoruz. Bu sene yine depreme önemli bir kaynak ayırmış durumdayız. 1 trilyonun üzerinde bütçemizde gerek deprem yaralarının sarılması, gerekse şehirlerimizin afetlere, depreme daha hazırlıklı hale getirilmesi noktasında yatırımlarımız var. Bunlar bütçe açısından yapısal bozulma oluşturmayan açıklardır. Çünkü belli bir süre bu harcamaları yaparsınız. Sonra devam edersiniz yolunuza. Dolayısıyla bunlar yapısal bozulma oluşturmazlar. Bir de şunun altını çizmek lazım. Deprem harcamaları yatırım niteliğinde harcamalar sonuçta ülkemizi geleceğe daha güvenli daha dirençli şehirlerle hazırlayan harcamalar. Bunlar konusunda gerekli adımları atıyoruz. Depremle ilgili hiçbir fedakarlıktan kaçınmıyoruz. Konutları teslim etmeye başladık biliyorsunuz ama sadece konutlardan ibaret değil. Bir taraftan kalıcı konutlar inşa ediyoruz. Diğer yandan altyapıyı tamir ediyoruz. İşte yolu, suyu, doğal gazı, eğitim, sağlık tesisleri. Bunları tamir ediyoruz. Diğer taraftan da ekonomik sosyal hayatı canlandırıcı harcamalar yapıyoruz. Sanayinin, tarımın, istihdamın artması için gayret ediyoruz. Bunu da devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, konuşmasının ardından iş dünyasıyla basına kapalı toplantısına devam etti.
Toplantıya Manisa Valisi Enver Ünlü, AK Parti Manisa Milletvekili Ahmet Mücahit Arınç Arınç, MOSB Yönetim Kurulu Başkanı Sait Türek, MHP Grup Başkanvekili ve Manisa Milletvekili Erkan Akçay, AK Parti MKYK Üyesi Doç. Dr. Ayşe Nevin Sert, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Cengiz Ergün ve Yunusemre Belediye Başkanı Mehmet Çerçi katıldı. – MANİSA
]]>Ticaret Bakanı Bolat Türk Eximbank yeni hizmet binası açılış törenine katıldı
İSTANBUL – Ümraniye’de, Türk Eximbank yeni hizmet binası açılış töreni düzenlendi. Açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Bolat, “Eximbank’ın sermayesi Temmuz ayından bu yana 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu. Bugün biz iki müjdeyi birden yaşıyoruz. Hem yeni binaya geçiş, hem de Eximbank’ın sermayesi 11,8 milyar lira artırılarak 35 milyar 700 milyon liraya çıkarılmış oldu. Bu 11,8 milyar lira sermaye arttırmanın anlamı 120 milyar lira ilave kredi imkanı demektir. Hayırlı uğurlu olsun inşallah” dedi.
Türk Eximbank Genel Müdürlük yeni hizmet binası açılış töreni Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla Ümraniye’de gerçekleşti. Açılış törenine aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı ve Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih,Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da katıldı.
“Eximbank’ın sermayesi 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu”
Açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Yeni genel müdürlük binasının açılışı da Eximbank için yeni bir ferahlık, yeni bir büyüme, yeni bir hamle olacaktır. Eximbank’ın büyümesi, gelişmesi demek ihracatçılarımızın, ihracatımızın büyümesi ve gelişmesi demektir. Yeni yeni genel müdürlük binasına geçiş on yıl içerisinde bankanın insan kaynağında yüzde 50’ye yakın bir artış anlamına gelecek demektir. Yeni faaliyetlerle ve büyüme ile yeni yeni insan kaynağı ihtiyacı da ortaya çıkacaktır. Eximbank bu yeni genel müdürlük binasıyla gelenleri çok güzel, ihtişamlı bir şekilde karşılamış olacak. Bina içerisinde yaptığı güzel faaliyetlerle, finansman imkanlarıyla da gücüne güç katacaktır. Türk Eximbank’ın 2022 yılında ihracatımıza aşağı yukarı 45 milyar dolar destek sunduğunu biliyoruz. 2023 yılında 42 milyar dolar bir destek sunmuştu. İnşallah bu yıl 50 milyar dolar bir destek sunulması hedeflenmiştir. Eximbank’ın sermayesi temmuz ayından bu yana 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu. Bugün biz iki müjdeyi birden yaşıyoruz. Hem güzel ve ihtişamlı yeni binaya geçiş, hem de Eximbank’ın sermayesi 11,8 milyar lira arttırılarak 35 milyar 700 milyon liraya çıkarılmış oldu. Bu 11,8 milyar lira sermaye arttırmanın anlamı 120 milyar lira ilave kredi imkanı demektir. Hayırlı uğurlu olsun inşallah” diye konuştu.
“İhracatçı sayılarımızı 150 bine çıkartacağız”
Konuşmasının devamında Bakan Bolat, “1973 bu yana 50 yıl geçti. O zaman yıllık 1 milyar doları anca geçiyorduk.1987 Ekim ayında ihracatta aylık 1 milyar doları geçtik. Bayram ediyorduk. Artık günlük 1 milyar dolar ihracat yapıyoruz. İnşallah hedefimiz 2030 yılına kadar günlük 1 buçuk milyar dolarlık ortalama rakamları yakalamaktır. Bunu da Türkiye İhracatçılar Meclisi’ndeki ihracatçılarımızla birlikte yapacağız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’ndaki ihracatçılarımızla, Sanayi ve Ticaret Odalarında, sivil toplum kuruluşlarındaki ihracatçılarımızla beraber yapacağız. Bugüne kadar nasıl başardıysak bundan sonra da inşallah daha başarılı olacağız. 2022 yılını 255,8 milyar dolar mal ihracat hedefiyle kapatmıştık. Dün itibariyle 257,6 milyar dolara ulaştık. Yani 50 günde 1,8 milyar dolar artırdık yıllık ihracatımızı. Hizmet ihracatımızda 100 milyar dolarla kapamıştı geçen yılı. Orada da hedefimiz 110 milyar dolar, mal ihracatında hedefimiz 267 milyar dolar. Şu anda iki aylık performansımız bu hedeflerin rahatlıkla ulaşılacağını göstermektedir. Ümit ederiz ki Yine bölgede, dünyada büyük jeopolitik gerilimler, savaşlar, salgınlar olmasın. Allah korusun böyle şeyler ortaya çıkmasın. Bugün itibariyle bu noktada iyi gidiyoruz. Bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayılarımızı da 150 bine çıkartacağız. Yılda ortalama yüzde 7’lik bir artış var. Geçen yıl 138-139 bin civarında ihracatçımız vardı. Bu yılı da 150 bin ihracatçıyla kapatacağız” dedi.
]]>Türk Eximbank Genel Müdürlük yeni hizmet binası açılış töreni Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat’ın katılımıyla Ümraniye’de gerçekleşti. Açılış törenine aynı zamanda Hazine ve Maliye Bakan Yardımcısı ve Türk Eximbank Yönetim Kurulu Başkanı Osman Çelik, Vakıfbank Genel Müdürü Abdi Serdar Üstünsalih,Türk Eximbank Genel Müdürü Ali Güney, Ümraniye Belediye Başkanı İsmet Yıldırım da katıldı.
“Eximbank’ın sermayesi 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu”
Açılış töreninde konuşan Ticaret Bakanı Prof. Dr. Ömer Bolat, “Yeni genel müdürlük binasının açılışı da Eximbank için yeni bir ferahlık, yeni bir büyüme, yeni bir hamle olacaktır. Eximbank’ın büyümesi, gelişmesi demek ihracatçılarımızın, ihracatımızın büyümesi ve gelişmesi demektir. Yeni yeni genel müdürlük binasına geçiş on yıl içerisinde bankanın insan kaynağında yüzde 50’ye yakın bir artış anlamına gelecek demektir. Yeni faaliyetlerle ve büyüme ile yeni yeni insan kaynağı ihtiyacı da ortaya çıkacaktır. Eximbank bu yeni genel müdürlük binasıyla gelenleri çok güzel, ihtişamlı bir şekilde karşılamış olacak. Bina içerisinde yaptığı güzel faaliyetlerle, finansman imkanlarıyla da gücüne güç katacaktır. Türk Eximbank’ın 2022 yılında ihracatımıza aşağı yukarı 45 milyar dolar destek sunduğunu biliyoruz. 2023 yılında 42 milyar dolar bir destek sunmuştu. İnşallah bu yıl 50 milyar dolar bir destek sunulması hedeflenmiştir. Eximbank’ın sermayesi temmuz ayından bu yana 7 ay içerisinde üçüncü defa artırılmış oldu. Bugün biz iki müjdeyi birden yaşıyoruz. Hem güzel ve ihtişamlı yeni binaya geçiş, hem de Eximbank’ın sermayesi 11,8 milyar lira arttırılarak 35 milyar 700 milyon liraya çıkarılmış oldu. Bu 11,8 milyar lira sermaye arttırmanın anlamı 120 milyar lira ilave kredi imkanı demektir. Hayırlı uğurlu olsun inşallah” diye konuştu.
“İhracatçı sayılarımızı 150 bine çıkartacağız”
Konuşmasının devamında Bakan Bolat, “1973 bu yana 50 yıl geçti. O zaman yıllık 1 milyar doları anca geçiyorduk.1987 Ekim ayında ihracatta aylık 1 milyar doları geçtik. Bayram ediyorduk. Artık günlük 1 milyar dolar ihracat yapıyoruz. İnşallah hedefimiz 2030 yılına kadar günlük 1 buçuk milyar dolarlık ortalama rakamları yakalamaktır. Bunu da Türkiye İhracatçılar Meclisi’ndeki ihracatçılarımızla birlikte yapacağız, Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’ndaki ihracatçılarımızla, Sanayi ve Ticaret Odalarında, sivil toplum kuruluşlarındaki ihracatçılarımızla beraber yapacağız. Bugüne kadar nasıl başardıysak bundan sonra da inşallah daha başarılı olacağız. 2022 yılını 255,8 milyar dolar mal ihracat hedefiyle kapatmıştık. Dün itibariyle 257,6 milyar dolara ulaştık. Yani 50 günde 1,8 milyar dolar artırdık yıllık ihracatımızı. Hizmet ihracatımızda 100 milyar dolarla kapamıştı geçen yılı. Orada da hedefimiz 110 milyar dolar, mal ihracatında hedefimiz 267 milyar dolar. Şu anda iki aylık performansımız bu hedeflerin rahatlıkla ulaşılacağını göstermektedir. Ümit ederiz ki Yine bölgede, dünyada büyük jeopolitik gerilimler, savaşlar, salgınlar olmasın. Allah korusun böyle şeyler ortaya çıkmasın. Bugün itibariyle bu noktada iyi gidiyoruz. Bu yıl sonuna kadar ihracatçı sayılarımızı da 150 bine çıkartacağız. Yılda ortalama yüzde 7’lik bir artış var. Geçen yıl 138-139 bin civarında ihracatçımız vardı. Bu yılı da 150 bin ihracatçıyla kapatacağız” dedi. – İSTANBUL
]]>Aynı zamanda Uludağ İhracatçı Birlikleri (UİB) Başkanı olan Çelik, AA muhabirine, 2022’yi 30 milyar 995 milyon 808 bin dolar dış satımla tamamlayan otomotiv endüstrisinin, geçen sene yüzde 13 artışla 35 milyar 4 milyon 230 bin dolarlık ihracatla tüm zamanların rekorunu kırdığını söyledi.
Çelik, “2018 yılında yaklaşık 32 milyar dolarlık en yüksek ihracat rakamına ulaşmıştık. Pandemiyle beraber maalesef bu rakamı bir türlü geçemiyorduk. 2022’de 31 milyar dolarlık bir seviyeye ulaşmıştık. 2023 yılı ise rekoru tekrardan kırdığımız ve 35 milyar dolarlık önemli bir değere ulaştığımız bir yıl oldu ve Türkiye’de en çok ihracat yapan sektör olduk.” dedi.
Otomotiv sektörünün 2022 hariç son 18 yılda 17 yıl ihracat lideri olduğunu hatırlatan Çelik, 2023’te tekrardan ihracatta liderlik koltuğuna oturduklarını aktardı.
“Avrupa bölgesi, en büyük pazarımız olarak devam ediyor”
Çelik, otomotiv endüstrisinin geleneksel pazarının Avrupa Birliği pazarı olduğunu hatırlatarak, şöyle devam etti:
“Avrupa Birliği pazarının, İngiltere’yi dışında tuttuğumuzda yüzde 67-68 bandında bir payı var. Avrupa Birliği’nde olmayan ülkeleri de coğrafi olarak pazarın içine koyduğunuzda yüzde 80’leri bulan bir pazar büyüklüğüne ulaşıyor. Tabii bunların içinde en büyük pazar Almanya. Devamında Avrupa’nın diğer büyük ülkeleri giriyor. İhracat yaptığımız ilk 10 pazara bakarsak bunun 8’i Avrupa bölgesi. Hatta Rusya’yı da Avrupa bölgesine katarsanız 9’u Avrupa bölgesi ülkesi. Bunların dışında ayrışan bir tek Amerika Birleşik Devletleri var. O açıdan Avrupa bölgesi, coğrafi yakınlığımızın da verdiği güçle ihracatta her zaman en öncelikli ve en büyük pazarımız olarak devam ediyor.”
“Bu yılın ihracat hedefini 39 milyar dolar olarak koyduk”
Çelik, sektörün bu yıl ihracata hızlı bir başlangıç yaptığını ve ocak ayında, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 3’lük artışla 2,8 milyar dolarlık dış satıma imza attığını belirtti.
2024 yılı için bir projeksiyon hazırladıklarına değinen Çelik, sözlerini şöyle sürdürdü:
“OİB yönetim kurulu olarak bu yılın ihracat hedefini 39 milyar dolar olarak koyduk. Bu sadece tek başına bir hedef değil. Arkasında verileri olan bir rakam olarak karşımıza çıktı. Çok yüksek bir sapma, önemli bir savaş, Allah korusun pandemi, afet vesaire gibi önemli bir problem olmazsa bu yılı da Türkiye’de otomotiv endüstrisi olarak ihracatın lideri ve 39 milyar dolar civarında bir ihracatla kapatacağımızı öngörüyoruz. Ocak ayında açıklanan 2,8 milyar dolar ihracat rakamı da ihracat hedefinin ulaşılabilirliğini pekiştiriyor.”
“Kuzey Afrika bölgesinde önemli ihracat talepleri var”
Avrupa Birliği’nin sektör için en önemli ve ana pazar olduğunu aktaran Çelik, “Otomotiv endüstrisi için ilave pazarlarda, Avrupa’nın ihracat hacmine destek olacak yeni pazarlarda büyüme hedefimizi her zaman yüksek motivasyonla koruyoruz. Özellikle Körfez ülkeleri ve Kuzey Afrika bölgesinde önemli ihracat talepleri var ve oralara yönelik özel çalışmalar yapıyoruz.” dedi.
Çelik, 5-9 Şubat’ta 23 firmanın katılımıyla Fas’a ticaret heyeti organizasyonunun gerçekleştirildiğini dile getirerek, şöyle konuştu:
“Kuzey Afrika bölgesi ve Körfez bölgesi, Rusya ve Amerika. Amerika iki bölgeden oluşmakta. Kuzey Amerika da önemli bir pazarımız, ilk 10’da ihracat olarak baktığımızda ama Güney Amerika’da istediğimiz verilere tam olarak ulaşamıyoruz. Ticaret Bakanlığımızla uzak coğrafyalara geçtiğimiz yıllarda çeşitli stratejiler belirledik ve bunun paralelinde yaklaşık 10’dan fazla etkinliğimizi uzak coğrafyaları kapsayacak şekilde yapıyoruz. Milli katılım fuarları, ticaret heyetleri, satın alma heyetleri düzenliyoruz. Ürün Geliştirme (Ür-Ge) faaliyetimiz var ve içinde 18 tane firmamız var. Bu firmalarla çeşitli satın alma ve ticaret heyetleri düzenliyoruz. Uzak ülkelere yönelik faaliyetlerimiz aslında o pazarlara olan odağımızı gösteriyor.”
Kovid-19 salgını sonrası yerli üreticilerin ilk kez diğer uzak bölge olan Çin’de bir fuara katıldığını hatırlatan Çelik, şunları kaydetti:
“Bundan sonra da her geçen yıl oradaki düzenlediğimiz etkinliği artırmayı hedeflemekteyiz. Çin ne kadar bize önemli bir rakip ve tehdit olsa da birçok ürün grubunda, o bölgenin büyük pazar olması dolayısıyla onu potansiyel olarak da görüyoruz. O açıdan Avrupa bölgesinin yüksek oranlı ihracatını koruyarak rakamsal bazda herhangi bir kayba uğramadan üstüne ilave edeceğimiz yeni pazarlara yoğun bir şekilde odaklıyız.”
]]>“Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar”
“Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”
“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik. Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak”
ANTALYA – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Türk savunma sanayisindeki başarısının uluslararası alanda övgüyle bahsedildiğini belirterek, “Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” dedi.
Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.
“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”
2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.
“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”
“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:
“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”
“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”
Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.
“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”
Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.
“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”
Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”
Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.
“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”
NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi.
]]>“2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz”
“2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak”
“Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak”
“Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz”
ANTALYA – Ticaret Bakanı Ömer Bolat, “Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz” dedi.
Bakan Bolat, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Bolat, Antalya’nın çok gelişmiş bir kent olduğunun altını çizerek, son 20 yılda ise şehrin bir büyük gelişme gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin milli gelirinin son 20 yılda 4.5 kart arttığını hatırlatan Bolat, Antalya’nın ise bunun iki katından fazla gelişme gösterdiğini bildirdi. Antalya’nın dünyanın turizm başkentlerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, “Avrupa’da, Asya’da Amerika’da bilinen turizm için çok görülmek istenen ir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine ciddi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine bakıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 134. Gelişme açısından önü çok açık. En önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta cağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler ticaret gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 6 milyonu yerlidir. 51 milyonun üçte biride Antalya’ya geldi. 30 milyon yolcuyu Antalya Havalimanı her yıl, geçen yıl itibariyle ağırladı. Buda gösteriyor ki Antalya Türkiye ölçeğinde, büyüdü gelişti. Türkiye’nin beşinci büyük ili haline geldi. 2000’de ilk 15’deydi şimdi ise ilk beşe yükseldi, buda başarıdır” ifadelerine yer verdi.
“Çift kanatlı model”
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde milli gelirin 4.5 katı arttığını kaydeden Bolat, “230 milyar dolardan, 1 trilyon 75 milyar dolara çıktı. 2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. Çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başı milli gelirde 12 bin 500-12 bin 650 dolar, oradaki son rakamı da 1 Mart’ta alacağız. Büyüme gösteriyoruz. Ali Bahar, ‘İç talep birden bire bastırılmasın, ekonomide daha dengeli bir model uygulansın’ dedi. Doğrudur. Hükümet olarak uyguladığımız model, hem dışa açık büyüme modeli hem de iç talebinde dengeli şekilde büyümeyi destekleyici bir büyüme modeli çift kanatlı, buna devam edeceğiz. 2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak” dedi.
“Dış ticaret açığımız bugün 97 milyar dolar”
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini aktaran Bakan Bolat, “Batı ülkeleri son 40 yılın çok yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 katı faizi oranlarını artırarak yüzde 00.25’den, yüzde 5 ve 5.5’lere çıkararak frene çok sert bastılar. ABD, AB’de olsun Almanya, İngiltere, Fransa hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördüm. Bizim için niye önemli, bize en çok turist gönderen, en çok ticaret yaptığımız ülkeler. AB bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusudur. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümememizi destekleyeceğiz. Bugün itibariyle günde 1 milyar dolar ihracat yapabilen ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı, 7.5 katı artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık, bugün itibariyle bunun üstüne 1.5 milyar dolar daha ekledik. Yıllıklandırılmış olarak 257.5 milyar dolara ulaştık. Haziran ayından itibaren her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana her ay dış ticaret açığımızda azalış rakamları açıklıyoruz. 110 milyar dolara çıkan 2022 dış ticaret açığını 2023’de 106’ya düşürdük bugün itibariyle 97 milyar dolardayız, yıllık bazda söylüyorum. Bu azalmaya devam edecek. Bunu ihracatımızı biraz daha artırarak zor şartlara rağmen. Dünyada bana malını gönder, bekliyorum diyen talep yok. Küresel ticarette 2023’te gerileme var, küresel büyümede durgunluk söz konusu. Biz dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışın ile yılı kapadık. 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İhracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek, hizmet ihracatına geldiğimizde ise 2000’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı Antalya’nın turizmden aldığı payı 2023’de 100 milyar dolardı. 2024 hedefimizi 110 milyar dolar. Ali Bahar’ın da söylediği gibi olağanüstü jeopolitik, yada bölgede ciddi bir siyasi askeri bir gerilim olmazsa, salgın nüksetmezse 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamalar ulaşacağız. Bunu ihracatı arttırıp, ithalatı azaltarak başaracağız” ifadelerini kullandı.
“Cari açık düşecek”
“Cari işlemler dengesi bizim için her zaman başımızı ağrıtan bir konudur” diyen Bakan Bolat, “Döviz sıkıntısına sebebiyet verir. Döviz kurları açısından sıkıntı oluşturur. O açıdan baktığımızda, mayıs ayını geçen sene şöyleydi. Dış ticaret açığımız yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı, bu ay itibariyle 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibariyle cari açığımız 60.1 milyar dolardı tavandı, 45.2 milyar dolarla 2023 cari açığı kapadık. Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz. Hizmetler sektöründe cari fazla veren bir ülkeyiz. 100 milyar dolar ihracat, 49 milyar dolar ithalat, 51 milyar dolar fazlamız var. Bu neye yaradı, dış ticaret açığı 106 milyar dolardı, onu aşağı çekmeye yaradı. Oradan 51’i çıkardık 45 milyar dolarla cari açıkta nispeten ferahladık, ama bu 30 milyar dolarak kadar nisan da geri çekilecek. Turizmin canlandığı diğer aylarda o zaman bir kere dış ödemeler dengesinde sağlam istikrarlı bir yapı kurulmuş olacak. Kredi kuruluşları Türkiye açısından olumlu raporları açıklamaya başlayacaklar. Ekonomimiz yatırım çekme noktasında daha cazip imkanlar sunmaya başlayacak” diye konuştu.
Serbest bölgelere her zaman destek verdiklerini kaydeden Bakan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini belirtti.
“20 milyon turist hedefi uzak değil”
Antalya’nın 20 milyon turist hedefinin çok uzakta olmadığını dile getiren Ticaret Bakanı Bolat, “Antalya Serbest Bölgesi’nin genişletilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. 11 bin metrekarelik alan çıkarıldı, ihtiyaç sahipleri veya talep gösterenler arasında bir rahatlama sağlayacak. Bu çalışmalarla Antalya’nın üretimi, katma değeri daha da artacak. 2023 yılında dünyada doğrudan yatırımlarda yüzde 30 daralma oldu, bizim toplam çektiğimiz yabancı yatırım miktarı 10,6 milyar dolar oldu. Şirket sayısı da 80 bin 500’dü. Sanayide de Antalya gelişme kaydetti. Antalya ölçeğini, ülkemizin yarısını getirebilmiş olursak bugün kişi başı milli gelirimizi 25 bin dolara çıkarmak içten bile değil. Doğru yoldayız” dedi.
“Esnafa destek”
Bakanlık olarak Antalya’da esnaf ve ihracat desteği anlamında destek verdiklerini aktaran Bolat, “Hükümetimiz 20 yılda Antalya’ya ulaşım alanında 93 milyarlık yatırım yaptı. Bugün Antalyalı esnaflarımızla toplantı yaptık. Onlara hükümetimizin Halk Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredisi 100 milyon ilave finansman müjdesi verdik. Yüzde 25.5’luk bir maliyetle alacaklar, pazartesi günü bu rakam gönderilmiş olacak. Birkaç hafta önce 50 milyon daha gönderilmişti böylelikle 150 milyona çıkacak. Sel felaketinde yara alan iş yerleri açısından bu çok önemli. Banka kartlarındaki komisyon oranları 5 Ocak’ta Bankalar Birliği ile toplantı yaptık. 3 kamu bankası, Ziraat Bankası bir karar aldı, banka kartındaki komisyonun oranını yüzde 2.39’a düşürdüler. Akaryakıt istasyonlarında da yüzde 2.25’e düşürdüler. Banka kartlarındaki post makinelerindeki aylık ücretlendirmeyi de yüzde 50 indirim yaptılar. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınların kurduğu kooperatiflere de ciddi oranda destek veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“Yer sorunu çekiyoruz”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın katma değerli üretimler yaptığının altını çizerek, “Türkiye’nin büyük hedefine Antalya ciddi katkı sağlamak için çalışıyor. Önün de bir kaç engel var. Kastlar arası bağlantı çok önemlidir. Bu ağları oluşturmak için bize yol, demir yolu, kara yolu ve elbette liman yada limanlar lazım. Bunlar olursa Antalya hızlı şekilde katlayacak potansiyeli var. Müteşebbis, girişimci ve sermaye var. Ekonomik bir güç var, bu güzel iklimi elimizdeki turizm, tarım, sanayiden gelen sermayeyi başka yere kaçırmadan ülkemizin istifadesine sunmak için yapabileceğimiz çok şey var. Yer konusunda sıkıntısı olan şehiriz. Şehrin yarıdan fazlası orman, önemli bir kısmı tarım arazisi kıpırdayacak yerimiz çok azalıyor. Orman vasfını kaybetmiş arazilerimiz var. Mera vasfını kaybetmiş mera yerlerimiz var. Bu alanları değerlendirerek çok ciddi hamle yapabileceğimiz potansiyellerimiz olabilir. Bu noktada desteklerinizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin 4. büyük odasıyız”
ATSO Başkanı Ali Bahar ise Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadarki en yüksek turist sayısına ulaştığını hatırlattı. Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te de yeni bir rekor kıracaklarının altını çizen Bahar, “Antalya ekonomisinin güçlü kaslarından bir diğeri de, tarımdır. Pek çok üründe ülkemizin ilk tedarikçisiyiz. Yine, pek çok üründe ciddi ihracatımız var. Ne mutlu bize ki, üretimimiz de yıldan yıla artıyor. Odamız, 141 yıldır var olan, yaklaşık 62 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, 49 meslek komitesi ile Türkiye’nin en büyük 4. oda olma özelliğine sahiptir. Türkiye’de kurulan her 20 şirketten biri Antalya’mız da kurulmaktadır. Yine İstanbul’dan sonra, en fazla yabancı şirket kuruluşunun gerçekleştiği, 2. oda konumundayız. İlimizin artan cazibesi, doğal olarak gerek yurtiçinden, gerek yurtdışından göç almamıza neden olmuştur. Son 23 yılda, Antalya nüfusu, yüzde 88 artış ile 1,4 milyondan 2,7 milyona ulaşmış, Yalova ve Tekirdağ’dan sonra nüfusu en çok artan il konumundadır. Hızlı nüfus artışı şehrimizde, çevreden imara, eğitimden sağlığa, lojistikten şehir içi trafiğine ve ticaretin gerek işleyiş, gerek denetimine kadar pek çok alanda istemediğimiz sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.
“KDV oranları”
ATSO üyelerimizden gelen en önemli başlığın KDV oranları olduğunu vurgulayan Bahar, “Sektörel farklılık gösteren bu oranların, bir işletmeye girişiyle çıkışı arasında da fark olması, reel sektörü zorlamakta, ticaretimizde büyük bir zarar oluşturmaktadır. Tek oranlı KDV’nin uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağını düşünüyor, desteklerinizi bekliyoruz. Finansa erişim konusunda geçmişe göre rahatlama görünmekle birlikte, finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviye de değiliz. Kredi kartında kesinlikle taksit sayısında sınırlama olmaması gerektiğini, bunun hem tüketiciyi hem satıcıları çok zor durumda bırakacağını buradan ifade etmek istiyoruz. Bu sınırlama beyaz eşya, hazır giyim, mobilya gibi yerli üretimin yoğun olduğu sektörlerde, üreticiye büyük darbe vurabilir” diye konuştu.
“Toplu iş yeri projesi”
Antalya’da liman sorununun artarak devam etiğine değinen Bahar, bu noktada destek beklediklerini belirtti. İkinci el araç satışı yapan işletmelerin, konut altı dükkanlara mahkum olmuş durumda olduğuna değinen Ali Bahar, “İşletmelerimiz, ilgili yönetmeliğin fiziki gereklerini karşılamadığı için yetki belgesi alamamakta, dolayısıyla kadük duruma düşmektedir. Toplu iş yerleri projemize desteğini bekliyoruz. Antalya’da hiç olmayan, olduğunda da birçok sektörün yarasına merhem, ihtiyacına cevap olacak bir konudur. Antalya’nın kuzey çevre yolu üzerinde bulunan birçok arazi, toplulaştırma için kullanılırsa, apartman altına sıkışmış, şehir içine sıkışmış ticaretin rahatlaması sağlanacağı inancındayız. Yine şehrimiz için son zamanda sık sık dile getirilen başka önemli bir konu Sağlık Turizmidir. Bu konu bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Bu farkındalıkla, sağlık turizmi için “marka olma” yolunda adımlar attık. Geçtiğimiz günlerde yurtdışından aracılar getirerek, ilgili üyelerimizle buluşturduk. Çok büyük ses getirdik” dedi.
“Ulaşım projeleri”
“Şehrimiz tarımda Türkiye’yi doyuran bir üretim üssü konumundadır” diyen Bahar, “Karayolu ve demiryolu ile şehrimizin lojistik ağlara bağlantısı, havayolu kabiliyetimiz ile kıyaslandığında çok geri sıralardadır. 2028 yılı için planlanan hızlı tren projesi, müstesna bir şehir olan Antalya’mızın en doğal hakkıdır. Çok yakında bu projenin öne alınması için bir imza kampanyası başlatıyoruz. Desteğinizi de bekliyoruz. Belediye kreşleri ile özel kreşler arasında haksız rekabet bulunmaktadır. Fiyat, fiziksel koşullar, denetimler noktasında bu rekabet daha çok hissedilmektedir. Özel kreşlerin ticaretinin korunması anlamında haksız rekabet, ortadan kaldırılmalıdır. Nasıl ki fabrikalar, oteller GES projesi yapabiliyorsa, küçük işletmelerin, bir kuyumcunun, bir sıhhi tesisatçının da, enerji kooperatifi aracılığıyla maliyetlerini düşürebileceğine inanıyoruz. Bu konuda sizlerden teşvik ve mevzuat çalışmaları bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bahar, 31 Mart seçimlerinden sonra, bir şehir meselesi haline gelen EXPO 2016 alanının değerlendirilmesini ve kent ticaretine kazandırılmasını gerektiğini sözlerine ekledi.
]]>Savunma ve Havacılık Sanayiinde Küresel Stratejiler Konferansı Antalya’nın Serik ilçesi Belek Turizm Merkezindeki bir otelde gerçekleştirildi. Konferansa katılan Ticaret Bakanı Ömer Bolat, savunma sanayi ve teknoloji konularına değindi. Bakan Bolat, batı ülkeleri ve Rusya’nın sanayi ile teknolojideki gelişmeyi en hızlı 1 ve 2’nci dünya savaşlarında sağladığına dikkat çekerek, “Çünkü yenilmemek için, savaşı kazanmak için bütün güçleriyle savunma sanayine, teknolojiye önem verdiler. O dönemlerde olumlu yansımalarını savaşlardan sonra kullandılar. Biz savunma sanayimizde başarılı olmak için asla savaş çıkartmak istemiyoruz. Ama ülkemizi de savunmak istiyoruz. Güçlü bir savunması, ekonomisi olmayan bir ülkenin ayakta kalması çok zor. Hele ki bizim coğrafyamızda çok zor. Şöyle etrafımıza bakalım jeopolitik gerilimlere, savaşlara. Çok güçlü bir savunma sanayine sahip olursak bu vize ihracat yeteneği kazandıracak savunma gücü kazandıracak, diplomatik güç kazandıracak, diğer sanayilere olumlu etkilerle üretim ve ihracat kazandıracak. Döviz geliri kazandıracak, halkımızın refahı, ülkemizin gelişimi, zenginliği artacak” dedi.
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik”
“1973’te bir milyar dolar yıllık ihracata çok sevinmiştik, 1987’de aylık bir milyar dolara çok sevinmiştik” diyerek sözlerini sürdüren Bolat, “Bugün günlük bir milyar dolara Allah’a şükür diyoruz. Ama hedefimiz günlük bir buçuk milyar dolara ulaşmak. İnşallah önümüzdeki bu 12’nci kalkınma planı döneminde 2028’de 375 milyar dolar mal ihracatı hedefimiz var” dedi.
“Hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımızı 150 bine yükseltmek”
2002’de yılında AK Parti hükümetleri olarak 36,1 milyar dolar olan mal ihracatı, 2023 sonunda 7,5 kat artışla 255,8 milyar dolara ulaştığına işaret eden Bolat, “1980’de Türkiye’de 25 bin tane şirket bin ihracat firması vardı. 2002’de 34 bin ihracatçı vardı. Bugün 140 bin ihracatçıyla bu başarı elde edildi ve hedefimiz bu yılsonuna kadar ihracatçı sayımız 150 bine yükseltmek” ifadelerine yer verdi.
“Milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor”
“Türkiye’de sanayi yok” sözlerini sert bir dille eleştiren Bolat, şunları söyledi:
“Sanayisi yok dedikleri ülkenin milli geliri 2023 yılı sonunda 4,5 katı artarak 230 milyar dolardan 1,1 trilyon dolara yükseldi. Bu milli gelirin üçte biri sanayiden geliyor. Bir nokta birin üçte birini hesaplarsak rakamı yaklaşık 350 milyar dolardan bahsediyoruz. Yine sanayi yok dedikleri ülkede 256 milyar dolar mal ihracatının yüzde 94,2’si sanayi ürünlerinden geliyor. Demek ki sanayimiz varmış ve gelişiyor, büyüyor ve ülkemize büyük katma değer getiriyor. Üretimi, milli geliri ihracatı arttırıyor. 12 bin 886 ürün ihraç ediyoruz. 240 ülke ve farklı gümrüklü bölgeye ihracat yapılıyor ve bu anlamda 70 ülkeye yaptığımız ihracatta 2023 yılında o ülkelere yaptığımız ihracatın rekorunu kırdık. 54 fasılda bir milyar doların üzerinde ihracat yaptık. 2023 sonunda 39 fasılda ihracat rekoru kırdık. 30 vilayetimiz yıllık bir milyar dolar ihracat rakamını aştılar. Şimdi faaliyet bazlı ihracat takip sistemini başlattık. Bir Ocak’ta birçok Anadolu vilayetlerimizin artışlar olacak. 2024’de 1 milyar doların üzerinde ihracat yapan vilayetlerin sayısı inşallah 40’ı bulacak diye ümit ediyoruz.”
“İhracat birim değerimizi 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik”
Bakan Bolat, “Türkiye’nin teknolojisini küçümseyenlere cevap niteliğinde söylüyorum” diyerek sürdürdüğü konuşmasında, 2002’de ihracatta orta ve yüksek teknolojili ürünlerinin toplam payı yüzde 30, 2022’de bu payın yüzde 36’ya, 2023’te ise yüzde 40,5’e yükseldiğine dikkat çekti, 2028 yılı hedefinin de yüzde 50 olduğunun altını çizdi. Bakan Bolat, “Bunun yanında kilogram ihracat birim değerimiz, 2002’de 55 sent civarındaydı, 2023’te 1 dolar 57 sente yükselttik. Savunma sanayinde bu rakam 65 dolar, kimi ürünlerde belki 10 bin doları geçmekte. Bazı konfeksiyon ürünlerinde, moda, marka ürünlerde de 70-80 doları bulan bir ihracat birim değeri olmaktadır” diye konuştu.
“Kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz”
Küresel üretimin 2023 yılında patinaj yaptığını belirten Bakan Bolat, “Özellikle Avrupa ve Amerika’da durgunluk hakimdi. Küresel ticarette bir gerileme söz konusu oldu. Küresel fiyatlardaki köpük, balon azaldı ama Türkiye’mizin mal ihracatı arttı, 256 milyar dolar hizmet ihracatı arttı. 89’dan 100 milyar dolara yükseldi. Büyümemiz de ilk 9 ayda 4,7 oldu. Şurada 14 gün kaldı. 1 Mart’ta TÜİK milli gelir rakamlarını açıkladığında inşallah 1 trilyon doların üzerinde olduğunu, kişi başına milli gelirimizin de 12 bin 500 dolarlar civarında olduğunu hep birlikte göreceğiz” dedi.
“Uluslararası alanda Türk savunma sanayisinden övgüyle bahsediliyor”
Uluslararası temaslarda her lider ve bakanın Türk savunma sanayinden övgüyle bahsettiğini aktaran Bolat, “Türk savunma sanayi araçlarını nasıl alabiliriz? İş birliği yapmak istiyoruz, birlikte üretim yapabilir miyiz?’ diye soruyorlar. Niçin biliyor musunuz? Tek taraflı olarak 1-2 tane büyük savunma sanayi ihracatçısına bağlı olmak istemiyorlar, onların ambargolarıyla, tehditleriyle, yüksek fiyatlarıyla karşı karşıya oldukları için kendilerine ambargo uygulamayan, dostça davranan, birlikte işbirliğine açık olan ve uygun fiyatlarda satış yapan alternatif bir tedarikçi buldular. Onun için bu ilgiyi ve takdiri gösteriyorlar. O yüzden savunma sanayimizin genel anlamda üretim ve ihracatta önü açık” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır”
Bolat, Türkiye’nin havacılık ve savunma sanayinde 80 bin kişi istihdam ettiğine işaret ederek, “12 milyar dolarlık üretimimiz var. 180 ülke ve bölgeye ihracat yapıyoruz. 2022’te 4,4 2023’te yüzde 27’lik artışla 5,5 milyar dolarlık ihracatlar gerçekleştirdik. Savunma sanayinde ihracatı, Türkiye’nin toplam mal ihracatından aldığı payı yüzde 2,2’ye yükselti. Bu rakamlar çok daha yükseklere sizlerin başarısıyla, bizlerin de sizlere destek olmasıyla ulaşacaktır. Türkiye savunma sanayinde ilerledikçe Türkiye’ye ambargo uygulayanlar sıra sıra bu ambargoları kaldırdılar. Son 1 ay içinde 3-4 önemli ülke bu ambargoları kaldırdı. Türkiye’nin savunma sanayisindeki başarısı tek bir alana da hapsolmuyor. Kara, hava, deniz, her unsur bu alanlarda yer alıyor. Bütüncül bir politika izleniyor. Hepsinin gereği olan alanlar var. Güçlü, gelişmiş, savunma sanayisi olan, güçlü ekonomisi ve ihracatı olan Türkiye’ye Allah’ın izniyle kimse yan bakamayacaktır” şeklinde konuştu.
“Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi”
NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi harcamalarının milli gelire oranla yüzde 2 olması gerektiği yönünde kriterini de hatırlatan Bolat, “ABD ve Türkiye dışında bunu ciddi olarak uygulayan hemen hemen hiçbir ülke yoktu. Görüyoruz ki, biraz da Rusya-Ukrayna savaşının getirdiği mecburiyet karşısında NATO ülkelerinin hepsi savunma sanayi harcamalarını hızla arttırdılar ve devam ediyorlar. Japonya bile aynısını yapıyor. Avrupa coğrafyası için Afrika’sı, orta doğusu, Asya’sı, ön Asya’sı, uzak doğu açısından Türkiye artık çok önemli bir üçüncü alternatif tedarik ülkesi haline geldi. Bu açıdan da sektörümüz inşallah daha da büyüyecek” dedi. – ANTALYA
]]>Bakan Bolat, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ATSO) Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’na katıldı. Bolat, Antalya’nın çok gelişmiş bir kent olduğunun altını çizerek, son 20 yılda ise şehrin bir büyük gelişme gösterdiğini kaydetti. Türkiye’nin milli gelirinin son 20 yılda 4.5 kart arttığını hatırlatan Bolat, Antalya’nın ise bunun iki katından fazla gelişme gösterdiğini bildirdi. Antalya’nın dünyanın turizm başkentlerinden biri olduğunun altını çizen Bakan Bolat, “Avrupa’da, Asya’da Amerika’da bilinen turizm için çok görülmek istenen ir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine ciddi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine bakıldığında ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 134. Gelişme açısından önü çok açık. En önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta cağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler ticaret gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 6 milyonu yerlidir. 51 milyonun üçte biride Antalya’ya geldi. 30 milyon yolcuyu Antalya Havalimanı her yıl, geçen yıl itibariyle ağırladı. Buda gösteriyor ki Antalya Türkiye ölçeğinde, büyüdü gelişti. Türkiye’nin beşinci büyük ili haline geldi. 2000’de ilk 15’deydi şimdi ise ilk beşe yükseldi, buda başarıdır” ifadelerine yer verdi.
“Çift kanatlı model”
Cumhurbaşkanı Erdoğan önderliğinde milli gelirin 4.5 katı arttığını kaydeden Bolat, “230 milyar dolardan, 1 trilyon 75 milyar dolara çıktı. 2 hafta sonra 1 Mart’ta 4. Çeyrek büyüme rakamları açıklandığında 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başı milli gelirde 12 bin 500-12 bin 650 dolar, oradaki son rakamı da 1 Mart’ta alacağız. Büyüme gösteriyoruz. Ali Bahar, ‘İç talep birden bire bastırılmasın, ekonomide daha dengeli bir model uygulansın’ dedi. Doğrudur. Hükümet olarak uyguladığımız model, hem dışa açık büyüme modeli hem de iç talebinde dengeli şekilde büyümeyi destekleyici bir büyüme modeli çift kanatlı, buna devam edeceğiz. 2023 yılında ilk 9 ayda yüzde 4.7 ortalamayı yakalamıştık, o civarda 4.5, 4.7 oranında bir büyüme ile inşallah kapatmak nasip olacak” dedi.
“Dış ticaret açığımız bugün 97 milyar dolar”
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini aktaran Bakan Bolat, “Batı ülkeleri son 40 yılın çok yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 katı faizi oranlarını artırarak yüzde 00.25’den, yüzde 5 ve 5.5’lere çıkararak frene çok sert bastılar. ABD, AB’de olsun Almanya, İngiltere, Fransa hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördüm. Bizim için niye önemli, bize en çok turist gönderen, en çok ticaret yaptığımız ülkeler. AB bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusudur. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümememizi destekleyeceğiz. Bugün itibariyle günde 1 milyar dolar ihracat yapabilen ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı, 7.5 katı artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık, bugün itibariyle bunun üstüne 1.5 milyar dolar daha ekledik. Yıllıklandırılmış olarak 257.5 milyar dolara ulaştık. Haziran ayından itibaren her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamlarını açıklıyoruz. Ağustostan bu yana her ay dış ticaret açığımızda azalış rakamları açıklıyoruz. 110 milyar dolara çıkan 2022 dış ticaret açığını 2023’de 106’ya düşürdük bugün itibariyle 97 milyar dolardayız, yıllık bazda söylüyorum. Bu azalmaya devam edecek. Bunu ihracatımızı biraz daha artırarak zor şartlara rağmen. Dünyada bana malını gönder, bekliyorum diyen talep yok. Küresel ticarette 2023’te gerileme var, küresel büyümede durgunluk söz konusu. Biz dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışın ile yılı kapadık. 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İhracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek, hizmet ihracatına geldiğimizde ise 2000’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatımızı Antalya’nın turizmden aldığı payı 2023’de 100 milyar dolardı. 2024 hedefimizi 110 milyar dolar. Ali Bahar’ın da söylediği gibi olağanüstü jeopolitik, yada bölgede ciddi bir siyasi askeri bir gerilim olmazsa, salgın nüksetmezse 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamalar ulaşacağız. Bunu ihracatı arttırıp, ithalatı azaltarak başaracağız” ifadelerini kullandı.
“Cari açık düşecek”
“Cari işlemler dengesi bizim için her zaman başımızı ağrıtan bir konudur” diyen Bakan Bolat, “Döviz sıkıntısına sebebiyet verir. Döviz kurları açısından sıkıntı oluşturur. O açıdan baktığımızda, mayıs ayını geçen sene şöyleydi. Dış ticaret açığımız yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı, bu ay itibariyle 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibariyle cari açığımız 60.1 milyar dolardı tavandı, 45.2 milyar dolarla 2023 cari açığı kapadık. Mart, Nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak. Hem dış ticaret açığımızı ortalama 6-7 milyar dolarda tutuyoruz, hizmetlerden sağladığımız artıyla cari açığımızı da düşürüyoruz. Hizmetler sektöründe cari fazla veren bir ülkeyiz. 100 milyar dolar ihracat, 49 milyar dolar ithalat, 51 milyar dolar fazlamız var. Bu neye yaradı, dış ticaret açığı 106 milyar dolardı, onu aşağı çekmeye yaradı. Oradan 51’i çıkardık 45 milyar dolarla cari açıkta nispeten ferahladık, ama bu 30 milyar dolarak kadar nisan da geri çekilecek. Turizmin canlandığı diğer aylarda o zaman bir kere dış ödemeler dengesinde sağlam istikrarlı bir yapı kurulmuş olacak. Kredi kuruluşları Türkiye açısından olumlu raporları açıklamaya başlayacaklar. Ekonomimiz yatırım çekme noktasında daha cazip imkanlar sunmaya başlayacak” diye konuştu.
Serbest bölgelere her zaman destek verdiklerini kaydeden Bakan Bolat, bakanlık bütçesinin yüzde 60’ını ihracatçılara verdiklerini belirtti.
“20 milyon turist hedefi uzak değil”
Antalya’nın 20 milyon turist hedefinin çok uzakta olmadığını dile getiren Ticaret Bakanı Bolat, “Antalya Serbest Bölgesi’nin genişletilmesi için çalışmaya devam edeceğiz. 11 bin metrekarelik alan çıkarıldı, ihtiyaç sahipleri veya talep gösterenler arasında bir rahatlama sağlayacak. Bu çalışmalarla Antalya’nın üretimi, katma değeri daha da artacak. 2023 yılında dünyada doğrudan yatırımlarda yüzde 30 daralma oldu, bizim toplam çektiğimiz yabancı yatırım miktarı 10,6 milyar dolar oldu. Şirket sayısı da 80 bin 500’dü. Sanayide de Antalya gelişme kaydetti. Antalya ölçeğini, ülkemizin yarısını getirebilmiş olursak bugün kişi başı milli gelirimizi 25 bin dolara çıkarmak içten bile değil. Doğru yoldayız” dedi.
“Esnafa destek”
Bakanlık olarak Antalya’da esnaf ve ihracat desteği anlamında destek verdiklerini aktaran Bolat, “Hükümetimiz 20 yılda Antalya’ya ulaşım alanında 93 milyarlık yatırım yaptı. Bugün Antalyalı esnaflarımızla toplantı yaptık. Onlara hükümetimizin Halk Bankası üzerinden sübvansiyonlu kredisi 100 milyon ilave finansman müjdesi verdik. Yüzde 25.5’luk bir maliyetle alacaklar, pazartesi günü bu rakam gönderilmiş olacak. Birkaç hafta önce 50 milyon daha gönderilmişti böylelikle 150 milyona çıkacak. Sel felaketinde yara alan iş yerleri açısından bu çok önemli. Banka kartlarındaki komisyon oranları 5 Ocak’ta Bankalar Birliği ile toplantı yaptık. 3 kamu bankası, Ziraat Bankası bir karar aldı, banka kartındaki komisyonun oranını yüzde 2.39’a düşürdüler. Akaryakıt istasyonlarında da yüzde 2.25’e düşürdüler. Banka kartlarındaki post makinelerindeki aylık ücretlendirmeyi de yüzde 50 indirim yaptılar. Hayırlı uğurlu olsun. Kadınların kurduğu kooperatiflere de ciddi oranda destek veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“Yer sorunu çekiyoruz”
Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya’nın katma değerli üretimler yaptığının altını çizerek, “Türkiye’nin büyük hedefine Antalya ciddi katkı sağlamak için çalışıyor. Önün de bir kaç engel var. Kastlar arası bağlantı çok önemlidir. Bu ağları oluşturmak için bize yol, demir yolu, kara yolu ve elbette liman yada limanlar lazım. Bunlar olursa Antalya hızlı şekilde katlayacak potansiyeli var. Müteşebbis, girişimci ve sermaye var. Ekonomik bir güç var, bu güzel iklimi elimizdeki turizm, tarım, sanayiden gelen sermayeyi başka yere kaçırmadan ülkemizin istifadesine sunmak için yapabileceğimiz çok şey var. Yer konusunda sıkıntısı olan şehiriz. Şehrin yarıdan fazlası orman, önemli bir kısmı tarım arazisi kıpırdayacak yerimiz çok azalıyor. Orman vasfını kaybetmiş arazilerimiz var. Mera vasfını kaybetmiş mera yerlerimiz var. Bu alanları değerlendirerek çok ciddi hamle yapabileceğimiz potansiyellerimiz olabilir. Bu noktada desteklerinizi bekliyoruz” açıklamasında bulundu.
“Türkiye’nin 4. büyük odasıyız”
ATSO Başkanı Ali Bahar ise Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadarki en yüksek turist sayısına ulaştığını hatırlattı. Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te de yeni bir rekor kıracaklarının altını çizen Bahar, “Antalya ekonomisinin güçlü kaslarından bir diğeri de, tarımdır. Pek çok üründe ülkemizin ilk tedarikçisiyiz. Yine, pek çok üründe ciddi ihracatımız var. Ne mutlu bize ki, üretimimiz de yıldan yıla artıyor. Odamız, 141 yıldır var olan, yaklaşık 62 bin üyeye sahip, günde 40 yeni kayıt yapan, 49 meslek komitesi ile Türkiye’nin en büyük 4. oda olma özelliğine sahiptir. Türkiye’de kurulan her 20 şirketten biri Antalya’mız da kurulmaktadır. Yine İstanbul’dan sonra, en fazla yabancı şirket kuruluşunun gerçekleştiği, 2. oda konumundayız. İlimizin artan cazibesi, doğal olarak gerek yurtiçinden, gerek yurtdışından göç almamıza neden olmuştur. Son 23 yılda, Antalya nüfusu, yüzde 88 artış ile 1,4 milyondan 2,7 milyona ulaşmış, Yalova ve Tekirdağ’dan sonra nüfusu en çok artan il konumundadır. Hızlı nüfus artışı şehrimizde, çevreden imara, eğitimden sağlığa, lojistikten şehir içi trafiğine ve ticaretin gerek işleyiş, gerek denetimine kadar pek çok alanda istemediğimiz sonuçlar doğuruyor” diye konuştu.
“KDV oranları”
ATSO üyelerimizden gelen en önemli başlığın KDV oranları olduğunu vurgulayan Bahar, “Sektörel farklılık gösteren bu oranların, bir işletmeye girişiyle çıkışı arasında da fark olması, reel sektörü zorlamakta, ticaretimizde büyük bir zarar oluşturmaktadır. Tek oranlı KDV’nin uygulamadaki zorlukları ortadan kaldıracağını düşünüyor, desteklerinizi bekliyoruz. Finansa erişim konusunda geçmişe göre rahatlama görünmekle birlikte, finansmanın, yüksek mali yükünü taşıma noktasında beklenen seviye de değiliz. Kredi kartında kesinlikle taksit sayısında sınırlama olmaması gerektiğini, bunun hem tüketiciyi hem satıcıları çok zor durumda bırakacağını buradan ifade etmek istiyoruz. Bu sınırlama beyaz eşya, hazır giyim, mobilya gibi yerli üretimin yoğun olduğu sektörlerde, üreticiye büyük darbe vurabilir” diye konuştu.
“Toplu iş yeri projesi”
Antalya’da liman sorununun artarak devam etiğine değinen Bahar, bu noktada destek beklediklerini belirtti. İkinci el araç satışı yapan işletmelerin, konut altı dükkanlara mahkum olmuş durumda olduğuna değinen Ali Bahar, “İşletmelerimiz, ilgili yönetmeliğin fiziki gereklerini karşılamadığı için yetki belgesi alamamakta, dolayısıyla kadük duruma düşmektedir. Toplu iş yerleri projemize desteğini bekliyoruz. Antalya’da hiç olmayan, olduğunda da birçok sektörün yarasına merhem, ihtiyacına cevap olacak bir konudur. Antalya’nın kuzey çevre yolu üzerinde bulunan birçok arazi, toplulaştırma için kullanılırsa, apartman altına sıkışmış, şehir içine sıkışmış ticaretin rahatlaması sağlanacağı inancındayız. Yine şehrimiz için son zamanda sık sık dile getirilen başka önemli bir konu Sağlık Turizmidir. Bu konu bizim için, şehrimiz için ve ülkemiz için potansiyeli oldukça yüksek bir konudur ve biz bunun farkındayız. Bu farkındalıkla, sağlık turizmi için “marka olma” yolunda adımlar attık. Geçtiğimiz günlerde yurtdışından aracılar getirerek, ilgili üyelerimizle buluşturduk. Çok büyük ses getirdik” dedi.
“Ulaşım projeleri”
“Şehrimiz tarımda Türkiye’yi doyuran bir üretim üssü konumundadır” diyen Bahar, “Karayolu ve demiryolu ile şehrimizin lojistik ağlara bağlantısı, havayolu kabiliyetimiz ile kıyaslandığında çok geri sıralardadır. 2028 yılı için planlanan hızlı tren projesi, müstesna bir şehir olan Antalya’mızın en doğal hakkıdır. Çok yakında bu projenin öne alınması için bir imza kampanyası başlatıyoruz. Desteğinizi de bekliyoruz. Belediye kreşleri ile özel kreşler arasında haksız rekabet bulunmaktadır. Fiyat, fiziksel koşullar, denetimler noktasında bu rekabet daha çok hissedilmektedir. Özel kreşlerin ticaretinin korunması anlamında haksız rekabet, ortadan kaldırılmalıdır. Nasıl ki fabrikalar, oteller GES projesi yapabiliyorsa, küçük işletmelerin, bir kuyumcunun, bir sıhhi tesisatçının da, enerji kooperatifi aracılığıyla maliyetlerini düşürebileceğine inanıyoruz. Bu konuda sizlerden teşvik ve mevzuat çalışmaları bekliyoruz” ifadelerine yer verdi.
Bahar, 31 Mart seçimlerinden sonra, bir şehir meselesi haline gelen EXPO 2016 alanının değerlendirilmesini ve kent ticaretine kazandırılmasını gerektiğini sözlerine ekledi. – ANTALYA
]]>Bakan Bolat, Antalya Ticaret Odası’nda düzenlenen Sivil Toplum Kuruluşları İstişare Toplantısı’nda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğindeki hükümetin 21 yılda çok şeyi başardığını söyledi.
Milli gelirin 4,5 kat artarak, 230 milyar dolardan 1 trilyon 75 milyar dolara çıktığını ifade eden Bolat, “İki hafta sonra, 1 Mart’ta dördüncü çeyrek büyüme rakamları açıklandığında inşallah 1 trilyon 100 milyar dolara ulaştığımızı göreceğiz. Kişi başına milli gelirimiz de 12 bin 500 doları aştı. 12 bin 650 dolar. Orada da son rakamı 1 Mart’ta alacağız. Daha önemlisi on üç çeyrektir büyüme gösteriyoruz.” diye konuştu.
Dünya için 2023 yılının zor geçtiğini, batı ülkelerinin son 40 yılın en yüksek enflasyon oranlarıyla mücadele etmek için 20-25 kat faiz oranlarını artırdıklarını ifade eden Bolat, şunları söyledi:
“Almanya, İngiltere, Fransa, hepsinin teknik olarak resesyonda olduklarını gördük. Bizim için niye önemli? Bize en çok turist gönderen ülkeler. Bizim en çok ihracat yaptığımız ülkeler. Avrupa Birliği bütününde yüzde 41 ihracatımız söz konusu. Bu anlamda Avrupa’nın canlanması, büyümesi bizim için iyidir. Özellikle mal ve hizmet ihracatımızı arttırarak büyümemizi destekleyeceğiz. Hamdolsun 1973’te yılda bir milyar dolar ihracat yapan bir ülkeydik. 1987 ekim ayında ayda 1 milyar doları başardığımızda çok sevinmiştik. ve bugün itibariyle günde bir milyar dolar ihracat yapabilen bir ülke konumuna geldik. 2002’deki 36 milyar dolar mal ihracatımızı 7,5 artışla 256 milyar dolara çıkarmıştık. Allah’a şükürler olsun bugün itibarıyla bunun üstüne 1,5 milyar dolar daha ekledik. ve yıllıklandırılmış olarak 257,5 milyar dolara ulaştık. Haziran’dan bu yana her ay Cumhuriyet tarihimizin en yüksek aylık ihracat rakamlarını açıklıyoruz. Ağustos’tan bu yana da her ay ithalatımızda azalış rakamları açıklıyoruz.”
“Küresel ticarette 2023’te gerileme var”
Ağustos’tan bu yana her ay dış ticaret açığında azalış rakamları açıkladıklarını dile getiren Bolat, “Yıllık bazda, 2022’de 110 milyar dolara çıkan dış ticaret açığını 2023’te 106’ya düşürdük. Bugün itibarıyla 97 milyar dolardayız. Bu azalmaya devam edecek. Bunu nasıl başarıyoruz? İhracatımızı biraz daha arttırarak. Zor şartlara rağmen. Dünyada öyle ‘Bana malını gönder, bekliyorum.’ diyen bir talep yok.” dedi.
İhracatın, çok zor şartlarda, çok büyük uğraşlarla yapıldığını anlatan Bolat, şöyle devam etti:
“Dünya’da talep düştü. Küresel ticarette 2023’te gerileme var. Küresel büyümede yavaşlama var, durgunluk söz konusu. Böyle bir yılda biz Allah’a şükür dengeli bir büyüme ve makul bir ihracat artışıyla yılı kapadık. Ama 2024’te dış ticarette iddialı hedeflerimiz var. İnşallah ihracatımızı yüzde 4-5 arası artırarak, mal ihracatında 267 milyar dolara yükselmek.”
“Dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız”
Bakan Bolat, 2002’de 14 milyar dolar olan hizmet ihracatının 2023’te 100 milyar dolara çıktığını ifade ederek, bunun içinde turizm, taşımacılık, fuarcılık, sağlık hizmetleri, eğitim hizmetleri ihracatı, bilişim, danışmanlık ve yazılım sektörü gibi kalemler olduğunu söyledi.
Hizmet ihracatında 2024 yılında hedeflerinin 110 milyar dolar olduğunu dile getiren Bolat, “Olağanüstü bir jeopolitik ya da ciddi siyasi, askeri bir gerilim olmazsa, bir salgın durumu hissetmezsek, 2024 yılında dış ticarete dayalı büyümede başarılı olacağız. Daha iyi rakamlara ulaşacağız. Bunu, ihracatı mal ve hizmetlerde arttırarak ithalatı azaltarak başaracağız.” diye konuştu.
Bolat, cari işlemler dengesinin, döviz sıkıntısına neden olması açısından her zaman başlarını ağrıtan bir konu olduğunu belirterek, “Geçen sene mayıs ayında dış ticaret açığı yıllıklandırılmış olarak 122 milyar dolardı. Bu ay itibarıyla 97 milyar dolardayız. Yine mayıs ayı itibarıyla cari açığımız 60,1 milyar dolardı. Tavandı. Cari açığı 2023’te 45,2 milyar dolarla kapatıyoruz. Şu müjdeyi verebilirim; mart-nisan aylarına geldiğimizde cari açığımız 30 milyar dolara kadar gerilemiş olacak.” diye konuştu.
“Antalya, dünyanın turizm başkentlerinden biri oldu”
Bolat, Antalya’nın son 20 yılda çok büyük gelişme gösterdiğini söyledi.
Son 20 yılda Türkiye’nin milli geliri 4,5 katı artarken, Antalya’nın bunun iki katından fazla bir gelişme gösterdiğini dile getiren Bolat, şöyle devam etti:
“Antalya, dünyanın turizm başkentlerinden biri oldu. Avrupa’da, Asya’da, Amerika’da, Uzak Doğu’da bilinen ve turizm için görülmek istenen çok güzel bir şehrimiz. Ülkemizin milli gelirine çok iyi katma değer sağlıyor. Dış ticaretine baktığımızda ihracatın ithalatı karşılama oranı yüzde 130. Antalya, 2,2 milyar dolar ithalatı olan bir şehrimiz. Önü çok açık. Ama en önemlisi hizmetler ticareti ve turizmde adeta çağ atladı. Türkiye’nin 100 milyar dolara ulaşan hizmetler gelirinin 54 milyar doları turizmden geldi. 57 milyon turistin işte 5,5-6 milyonu bizim kendi vatandaşlarımız. 51 milyonun üçte biri Antalya’ya geldi. Türkiye’nin dünyaya açılan İstanbul’dan sonraki ikinci büyük kapısı. Antalya Havalimanı, 30 milyon yolcuyu geçen yıl itibariyle ağırladı. Bu da gösteriyor ki Antalya, Türkiye ölçeğinde büyüdü, gelişti, refahı arttı. ve Türkiye’nin beşinci büyük şehri haline geldi. Yani 2000 yılında Antalya ilk 15’in içinde ancak vardı. 15’ten 5’inciliğe yükselmek çok büyük bir başarı.”
Antalya Ticaret Odası (ATSO) Başkanı Ali Bahar da Antalya’nın 2023 yılında, 16 milyonun üzerinde yabancı ziyaretçi ile şimdiye kadar ki en yüksek turist sayısına ulaştığını anımsattı.
Kaliteli tesisler, nitelikli işgücü, eşsiz ören yerleri ve kültürel mirası ile Antalya’nın her yıl daha fazla ziyaretçi aldığını vurgulayan Bahar, “Beklenmedik bir gelişme olmaz ise 2024’te, yeni bir rekor kıracağız.” dedi.
Toplantıya Antalya Valisi Hulisi Şahin, AK Parti Antalya Milletvekilleri Mustafa Köse ve Kemal Çelik ile ATSO üyeleri katıldı.
]]>DEİK Türkiye-Suudi Arabistan Yatırım ve İş Forumu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in katılımı ile gerçekleşti. Toplantıda Türkiye ve Suudi Arabistan ikili ilişkilerine değinen Yılmaz, “2023 yılında ikili ticaret hacmimiz 6,8 milyar dolara ulaştı. Burada 2 yılda yüzde 50’ye yakın ticaret hacminde artış söz konusu. Ticaret hacmimizi, dengeli ve hızlı bir şekilde artırarak kısa vadede 10 milyar doların üzerine çıkarmanın gerçekçi bir hedef olduğu kanaatindeyiz. Orta vadedeki hedefimiz ise ikili ticaretimizdeki sektörel çeşitlendirerek 30 milyar dolara ulaşmak ve bunun ötesine geçmektir. Suudi firmaları bugüne kadar Türkiye’ye 2 milyar dolar yatırım yaptı” dedi.
Programa, Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Suudi Arabistan Yatırım Bakanı Khalid bin Abdulaziz Al Falih, Suudi Arabistan Turizm Bakanı Ahmed Al Khateeb, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi Başkanı Burak Dağlıoğlu ve iş dünyasının önemli isimleri katıldı.
“Suudi Arabistan ile 2023 yılında ikili ticaret hacmimiz 6,8 milyar dolara ulaştı”
Türkiye Suudi Arabistan ile olan ilişkilerimizin yeni döneminde, ticari ilişkilerimizi iki ülkenin potansiyeline yakışır noktalara getirme gayretinde olduklarını belirten Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Liderlerimizin sergilediği güçlü siyasi irade sayesinde ikili ticari ilişkilerimizi geliştirme yönünde önemli adımlar attık. Suudi Kamu Yatırım Fonu ve Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi’nin başlattığı yakın temas ve işbirliğinin ülkelerimiz için büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inanıyorum” şeklinde konuştu.
“Uluslararası doğrudan yatırımlar önemli”
Türkiye’nin ekonomik gelişimine katkı sağlayan en temel unsurlardan birinin uluslararası doğrudan yatırımlar olduğunu ifade eden Yılmaz, “Uluslararası yatırımlar, ülkemiz ekonomisinin büyümesine, teknolojik dönüşümüne, nitelikli istihdamın oluşumuna, ve ihracatımızın artmasına doğrudan etki etmiştir. Özellikle salgın sonrası süreçte Türkiye, uluslararası araştırmaların sonuçlarına göre hem tedarik hem de yatırım yeri olarak ön plana çıkmaktadır. Uluslararası yatırımlar kapsamında; teknoloji, savunma, yenilenebilir enerji, petro-kimya, finans, turizm ve konut gibi çeşitli sektörler, yatırımcılar için fırsatlar sunmaktadır” dedi.
Yılmaz, “Suudi Arabistan’dan yatırımcılara hitap eden sektörler arasında özellikle, kimyasallar, makineler, gıda ve içecek işleme, otomotiv, havacılık, ilaç ve biyoteknoloji, tıbbi cihazlar ve malzemeler, askeri üretim, yenilenebilir enerji, inşaat malzemeleri ve madencilik alt sektörleri öne çıkmaktadır. Her alanda Suudi Arabistan’ın Kamu Yatırım Fonu’nun (PIF) yatırım vizyonuyla örtüşen Türk şirketlerinin fizibilitelerini değerlendirmek üzere işbirliğine açığız” dedi.
“Suudi 2030 Vizyonu’nun bölgeye büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inanıyorum”
Suudi Arabistan’ın 2030 yılı vizyonu hakkında konuşan Yılmaz, “Suudi Arabistan, bizlerin de yakından takip ettiği 2030 Vizyonu ile ekonomisini çeşitlendirmeyi, petrole olan bağımlılığını azaltmayı ve daha sürdürülebilir bir gelecek inşa etmeyi amaçlıyor. Türkiye Yüzyılı ve 2053 vizyonlarımız ile Suudi 2030 Vizyonu’nun bölgeye büyük ekonomik faydalar sağlayacağına inanıyorum. 3,3 trilyon dolarlık bir yatırımı içeren Suudi 2030 Vizyonu kapsamında Neom, Diriyah Gate, Qiddiya ve Kızıldeniz Projesi gibi mega projelerinizde firmalarımızın aktif rol almasını istiyoruz” ifadelerini kullandı.
“Suudi Arabistan, ülkemizin değer bazında en fazla proje üstlendiği 6’ıncı ülke konumundadır”
Suudi Arabistan’ın müteahhitlik sektörü için dünyadaki en önemli ülkelerden biri olduğuna vurgu yapan Yılmaz, “Türk müteahhitleri Suudi Arabistan’da bugüne kadar 27,6 milyar dolar tutarında 402 proje üstlendi. Bu rakamlarla Suudi Arabistan, ülkemizin değer bazında en fazla proje üstlendiği 6’ıncı ülke konumundadır. Bu minvalde, özellikle Suudi Arabistan Kamu Yatırım Fonu vasıtasıyla finanse edilen dev projelerde, Türk müteahhitlerinin beceri ve kalitelerinden istifade edilmesinde yarar görüyoruz. Türk müteahhitlik firmalarının “Yeşil Mutabakat” alanındaki ilerlemelerinin de Suudi 2030 Vizyonu kapsamındaki hedeflerinizle son derece uyumlu olduğunu belirtmek isterim. Bizler de iş modellerini daha sürdürülebilir bir geleceğe doğru yeniden yapılandırıyoruz” diye konuştu.
“Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstermiştir”
Kültür ve Turizm alanında işbirliğinin gelişmesine önem verdiklerini belirten Yılmaz, “Suudi makamlarının Türk vatandaşlarının elektronik vize uygulamasına imkan tanıyan yeni düzenlemeleri hayata geçirmesinden büyük memnuniyet duyduk. Bu durum, iş insanlarımızın vize sorunlarının çözülmesine büyük katkı sağlayacaktır. Geçtiğimiz yıl, bir önceki yıla göre Suudi Arabistan’dan ülkemize gelen turist sayısı yüzde 65 artış göstererek 830 bini bulmuştur. Bu rakamı 1 milyona hatta daha da yukarı çıkartmamız gerekiyor. Suudi Arabistan’da gerçekleşecek olan World Expo 2030’a çok sayıda saygın Türk firmasının katılacak ve Türkiye’yi prestijli pavilyonumuzla temsil edeceğiz. Ülkelerimiz arasında mega projeler alanındaki işbirliğimizi artırmak istiyoruz” diyerek sözlerini tamamaldı. – İSTANBUL
]]>Ticaret Bakanı Ömer Bolat, Ankara’da bir otelde düzenlenen ‘6. Kümelenme Konferansı Çalıştayı’na katıldı. Çalıştayda yaş meyve sebzeden tohum ve sanayideki gelişmelere kadar geniş bir yelpazede konular ele alındı. Bakan Bolat, burada yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın önderliğinde kalkınma planlarının hedefler doğrultusunda gerçekleştirildiğini söyledi.
“Hizmetler ihracatımızı 200 milyar dolara çıkarma azmindeyiz”
Beş yıllık kalkınma planı hedefleri doğrultusunda toplam mal ihracatını 2028’e kadar 375 milyar dolara çıkarmayı hedeflediklerini belirten Bakan Bolat, “Hizmetler ihracatımızı da 200 milyar dolara çıkarmak azmindeyiz. Bu asla ütopik bir hedef değildir. Çalışılmış, düşünülmüş, hesapları yapılmış hedeflerdir. Zaten şükürler olsun Allah’a biz geçen yılı cumhuriyetimizin yüzüncü yılını 255,8 milyar dolar ihracatla kapatmıştık, rekor kırmıştık” diye konuştu.
2024 yılının ilk 45 gününde yıllıklandırılmış ihracatın 257,3 milyar doları aştığına dikkati çeken Bakan Bolat, “Geçen yılın rekorunun üzerine 1,5 milyar dolar daha ilave ihracatımız oluştu. Bu trendle Orta Vadeli Program’daki hedefimiz olan mal ihracatında hizmetler ihracatında da 110 milyar doları Allah’ın izniyle aşacağız, o rakamlara ulaşacağız” ifadelerini kullandı.
“Hedefimiz 2028’de orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını yüzde 50’ye çıkartmak”
Orta yüksek ve yüksek teknolojili ürünlerde de ilerleme kaydettiklerini aktaran Bakan Bolat, şöyle konuştu:
“2002 yılında yüzde 30’luk bir pay, 2022 yılında yüzde 36’lık bir pay varken geçen yılı yüzde 40,3’le kapattık. İnşallah 2028 hedefimiz orta yüksek ve yüksek teknoloji ürünlerin payını yüzde 50’ye yükseltmek olacaktır. Yine güzel bir haber. Küresel mal ihracatındaki payımız da 2002’de yüzde 0,50 iken, 2022’de yüzde 1,02’di. 2023’ün dokuzuncu ayı sonunda yüzde 1,06’ya ulaştık. 12’inci ay rakamı yakında çıktığında bu payın inşallah daha da yükseldiğini hep birlikte göreceğiz.”
Söz konusu ihracatın yüzde 94’ünün sanayi ürünleri olduğunu bildiren Bakan Bolat, 241 milyar dolarlık sanayi ürünleri ihracatı yaptıklarını vurgulayarak, daha ileriyi hedeflediklerini belirtti.
“Aylık bazda yüzde 2,4, 12 aylık bazda yüzde 1,6 artış kaydetti”
Geçtiğimiz günlerde sanayi üretimi rakamlarının açıklandığını hatırlatan Bakan Bolat, şunları kaydetti:
“Aylık bazda yüzde 2,4, 12 aylık bazda yüzde 1,6 artış kaydetti. Bu aralıktan önceki 5-6 ayda aylık baz nispeten yavaş yavaş bir artış oranı geriliyordu. Şimdi tekrar artış oranında bir ivme yakalamış olduk. İthalatımız da önemli. İthalatta da önemli çabalar içindeyiz. Ağustos ayından bu yana Allah’a şükür ithalatımızda her ay bir azalış trendi var. Dış ticaret açığımızda da ağustos ayından itibaren her ay bir azalış trendimiz var.”
Dış ticaret açığının 2022’de 100 milyar dolar olduğunu hatırlatan Bakan Bolat, 2023 yılında bu rakamın 106 milyar dolara gerilediğine dikkat çekerek, “Şu anda 45 gün içinde 2024’te 100 milyar doların altına çektik. 97 milyar dolar civarında bir dış ticaret açığımız var yıllıklandırılmış olarak. Amacımız bunu yıl sonuna kadar daha da aşağıya çekmek. Temmuz, ağustostan bu yana burada önemli tedbirler aldık” ifadelerine yer verdi.
Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın konuşmasını tamamlamasının ardından hatıra fotoğrafı çektirildi. – ANKARA
]]>TMB’de yapılan Genel Kurul’da, Birliğin yeni yönetimi belirlenirken Eren başkanlığa yeniden getirildi.
Seçimin ardından basın mensuplarına değerlendirmelerde bulunan Eren, üyelerin hem oy birliğiyle hem de geçmiş dönemi ibra ederek kendisini yeni dönemde tekrar göreve seçtiklerine dikkati çekti.
Kahramanmaraş merkezli geçen yıl 6 Şubat’ta yaşanan depremlerden dolayı yurt dışında biraz daha aktif olmaya karar verdiklerini ifade eden Eren, bir dönem işlerin durduğu Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’yle ilişkilerin yeniden ısındığının altını çizdi.
Eren, “Suudi Arabistan özellikle çok büyük atılımın içinde. Prens Selman’ın 2030 vizyonu var. Yaklaşık 3 trilyon dolarlık yatırım yapacak ülkesinde, bunun 1,4 trilyon dolarını 3 yıl içindeki inşaat olarak anlatıyor. Dolayısıyla Suudi Arabistan’a çok büyük aktiviteyle geçen yıl faaliyetlerimizi artırmaya başladık.” dedi.
Kalkınma Yolu Projesi
Eren, önemli bir pazar olan Irak’ta, geçen yıl kurulan hükümetle, bekleyen yatırımların başladığını anlatarak, şunları kaydetti:
“Bunların en önemlisi Basra Körfezi’nden Türkiye’nin sınırına kadar olan yaklaşık 12 bin kilometrelik bir demir yolu ve oto yolu ağı. Bunun çok stratejik bir önemi var. Bu yolun adı Kalkınma Yolu. Suudi Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri bu projenin finansmanını sağlamayı Irak’a taahhüt ediyorlar. Bizim Ulaştırma ve Ticaret Bakanlığımız çok yakından takip ediyor. Biz de çok yakından takip ediyoruz. Kalkınma Yolu tamamlandığında Avrupa’dan bütün transit taşımacılığın Türkiye üzerinden demir yolu ve kara yoluyla geçip Irak’tan Basra Körfezi’ne gitmesi planlanıyor.”
Eren, Kızıldeniz’de yaşanan gerilim nedeniyle deniz ticaretinin Ümit Burnu üzerinden Afrika kıtasının etrafından dolaşılarak yapıldığını hatırlatarak, “Çok ciddi bir maliyet farkı var. Bundan dolayı da bütün dünyanın ekonomisi etkileniyor. Bu yol (Kalkınma Yolu) o problemi de çözecek şekilde.” değerlendirmesinde bulundu.
Türk mühendisleri ve müteahhitleri olarak geçen yılki Irak ziyaretlerinde projeyi aynı süre içinde bitireceklerini dile getirdiklerini aktaran Eren, şu ifadeleri kullandı:
“Türkiye’de hem demir yollarında hem yap-işlet-devret otoyollarda bunu başarmış durumdayız. Ümit ediyorum ki yakın zamanda hem Suudi Arabistan’da yılda yaklaşık 10 milyar dolar hem de Irak’ta, sadece Kalkınma Yolu Projesi değil, hastaneler, okullar ve birçok ihtiyaç var. Orada yaklaşık 10 milyar dolar iş yapabilme kapasitesi oluşturursak, orta vadede, 30 ila 50 milyar dolar civarında yurt dışında yeni iş hacmini her yıl alabiliriz.”
Geçen yıl Suudi Arabistan’dan farklı alanlardan bakanların 6 kez Türkiye’ye geldiklerini belirten Eren, “Çok ciddi şekilde inşaatlara yeniden başlayacaklar. Türk firmalarını bekliyorlar. Geçtiğimiz senenin son çeyreğinde, bu görüşmelerin bir kısmı sözleşmeye bağlandı. Yaklaşık 2,7 milyar dolar sözleşmeyi imzaladık. Ama bunun yılda ortalama 10 milyar dolara çıkmasını hedefliyoruz.” dedi.
“Ukrayna’nın yeniden yapılandırılmasında rol alacağız”
Ukrayna-Rusya Savaşı’na da değinen Eren, Ukrayna’nın savaş sonrasında yeniden imar edileceğini, bu süreçte Ukraynalı makamlarla sürekli temas içinde bulunduklarını bildirdi.
Eren, “Zaten Ukrayna’da, bazı üyelerimiz üzerinden, savaş devam ederken de şantiyelerimizi açtık. Ümit ediyorum ki, Ukrayna’da savaş bir an önce biterse hem Rusya’da pazarımız çok büyük, işlerimiz var hem de Ukrayna’nın yeniden yapılandırmasında rol alacağız.” dedi.
“Kaynakçı, vinç, kepçe operatörü, kalıpçıya ihtiyacımız var”
Sektörlerdeki ara eleman sorununa da değinen Eren, bu sorunu sadece inşaat sektörünün değil, hizmet, turizm ve sanayi sektörünün de sürekli dile getirdiğini söyledi.
Şantiyelerde kaynakçı, vinç, kepçe operatörü, kalıpçıya ihtiyaç duyduklarını anlatan Eren, sözlerini şöyle tamamladı:
“Sanat okullarının, meslek liselerinin sayısı artırılmalı. Bizim senede 3 milyon beyaz yakalıya, ülkemizin ekonomik gelişimi açısından ihtiyacımız yok. Ama 3 milyondan daha fazla mavi yakalıya ihtiyacımız var. Önümüzde kritik ve zor bir ekonomik dönem var. Maliye Bakanı’mız, Merkez Bankası Başkanı’mız bunları raporlarıyla anlatıyorlar.”
Yeni yönetim kurulu belirlendi
Öte yandan 3 yıl görev yapacak TMB’nin yeni yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:
“Başar Arıoğlu, Ali Rıza Arslan, İhsan Çetinceviz, Müfit Eren, Deha Emral, Cahit Karakullukçu, Süheyla Çebi Karahan, Tevfik Öz, Erdem Tavas, Kartal Usluel, Murat Üstay ve Erdal Yenigün.”
]]>AA muhabirinin Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerinden derlediği bilgilere göre, Türkiye’nin ihracatı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 0,6 artarak 254 milyar 169 milyon 748 bin dolardan 255 milyar 808 milyon 922 bin dolara çıktı.
Türkiye, geçen sene en fazla dış satımı 21 milyar 94 milyon dolarla Almanya’ya yaptı. En fazla ihracat yapılan ülkelerde Almanya’yı ABD, Irak, İngiltere ve İtalya takip etti.
Geçen yıl Türkiye’den ABD’ye 14,8 milyar dolar, Irak’a 12,8 milyar dolar, İngiltere’ye 12,4 milyar dolar, İtalya’ya ise 12 milyar 279 milyon dolarlık ihracat yapıldı. İlk 10’da yer alan diğer ülkeler ise Fransa, Rusya, Hollanda, Birleşik Arap Emirlikleri ve İspanya oldu.
En fazla ihracat İstanbul’dan gerçekleşti
Almanya’ya en fazla ihracat 7 milyar 747 milyon dolar ile İstanbullu şirketler tarafından yapıldı.
En fazla ihracat gerçekleştiren sektör olarak ise otomotiv endüstrisi öne çıktı. Otomotiv endüstrisinin Almanya’ya dış satımı geçen yıl 4 milyar 854 milyon dolar olarak kayıtlara geçti.
Otomotivi 3 milyar 50 milyon dolarla hazır giyim ve konfeksiyon, 1 milyar 649 milyon dolarla demir ve demir dışı metaller, 1 milyar 353 milyon dolarla elektrik ve elektronik, 1 milyar 278 milyon dolarla kimyevi maddeler ve mamulleri sektörü takip etti.
“Avrupa, Türkiye için en büyük ve alternatifi olmayan bir pazar”
Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, Cumhuriyet’in ikinci 100 yılına Türkiye’yi ihracatta ilk 10 ülke arasına çıkarma hedefiyle başladıklarını belirterek, bu hedef doğrultusunda bir yandan alternatif pazarlara yönelirken diğer taraftan mevcutlardaki payları artırmak için çalıştıklarını söyledi.
Avrupa’nın Türkiye için en büyük ve alternatifi olmayan bir pazar olduğuna işaret eden Gültepe, 2023 yılında toplam ihracatın yüzde 41’inin AB ülkelerine gerçekleştirildiğini aktardı.
120 bin ihracatçıdan 20 bini Almanya ile ticaret yapıyor
Mustafa Gültepe, yıllık 1,5 trilyon dolar civarında ithalatı bulunan Almanya’da potansiyelin çok daha yüksek olduğunu kaydederek, her şeyden önce Almanya pazarını yakından tanıdıklarını ve Türkiye’den ne beklediklerini bildiklerini anlattı.
Ülke genelindeki 120 bin ihracatçıdan 20 bininin Almanya ile ticaret yaptığını dile getiren Gültepe, “Bu tablo her 6 ihracatçımızdan birinin Almanya ile çalıştığı anlamına geliyor.” diye konuştu.
Gültepe, Almanya’ya ihracatta yaklaşık otomotiv sektörünün ilk sırada yer aldığına dikkati çekerek, hazır giyim, demir ve demir dışı metaller, elektrik-elektronik ve kimya sektörlerinin öne çıktığına ifade etti.
İlk 5’teki bu sektörlere ilave olarak özellikle makine, çelik ve tekstil gibi sektörlerin de ihracat potansiyelinin yüksek olduğunu aktaran Gültepe, “Almanya pazarına yönelik projelerle tüm sektörlerimizin bu ülkeye ihracat potansiyelini maksimum düzeye çıkarmaya çalışıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Gültepe, Orta Vadeli Program’da (OVP) 2024 yılı için 267 milyar dolarlık ihracat öngörüldüğünü belirterek, “Biz de yıla 267 milyar dolar ihracat hedefiyle başladık. Hedefe ulaşmamızda Almanya’ya ihracat performansımız önemli rol oynayacak. Özellikle yılın ikinci yarısından itibaren küresel ekonomilerle birlikte Almanya ekonomisinde de canlanma bekliyoruz. Almanya’ya ihracatımızı bu yıl 22-23 milyar dolar düzeyinde tamamlayacağımızı öngörüyoruz.” şeklinde konuştu.
]]>