Anadolu Ajansının (AA) “Global İletişim Ortağı” olduğu, Belek Turizm Bölgesi’ndeki NEST Kongre Merkezi’nde düzenlenen Antalya Diplomasi Forumu 2024’te, moderatörlüğünü Adalet ve Hukukun Üstünlüğü Uluslararası Enstitüsü İcra Sekreteri Steven Hill’in yaptığı panele, Somali Devlet Bakanı ve Dışişleri Bakan Vekili Ali Ömer Muhammed, Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Kasım Araci ile Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Fatma Ceren Yazgan konuşmacı olarak katıldı.
Muhammed, ülkesinin terörizmden ciddi anlamda yara aldığını ve terörle mücadele etmeye devam ettiklerini söyledi.
Somali’de 1990’da hükümetin düştüğünü ve 16 yıl boyunca yerel yönetimlerin söz sahibi olduğunu hatırlatan Muhammed, 11 Eylül 2001 sonrası terörle mücadele yöntemlerinin uygun olmayan bir adımla yapıldığını aktardı.
Muhammed, terör örgütleriyle mücadelede için diplomasinin gerekli olduğunu vurgulayarak, “Somali’de biz diplomasiyi farklı şekilde uygulamaya başladık. Öncelikle partnerlerimize ulaştık ve farklı platformlarda yakın müttefiklerimizi bir araya getirdik. Kaynakları ve siyasi imkanları bir araya getirdik. Örneğin; 5 üyesi olan bir kurulumuz var; Türkiye, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, İngiltere ve ABD. Bunların arasında bizlere siyasi destek sağlıyorlar aynı zamanda da güvenlik desteği sağlıyorlar. İkinci olarak komşularımıza ulaştık.” diye konuştu.
“Kapsamlı şekilde terörle nasıl mücadele edebiliriz?” sorusuna yönelik konuşan Muhammed, diplomasiden faydalanmak gerektiğini, terör örgütlerinin bir inancı, bir ideolojiyi kendilerine bir sebep olarak görebildiklerini anlattı.
“Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı”
Muhammed, ekonomik fırsatlar yaratmak için de diplomasiye ihtiyaç olduğuna işaret ederek, diplomasinin çok boyutlu ve katmanlı olduğuna dikkati çekti.
Bakan Vekili Muhammed, Türkiye ile Somali arasında son olarak imzalanan “Savunma ve Ekonomik İşbirliği Çerçeve Anlaşması”na ilişkin soruya yönelik, şunları kaydetti:
“Bu kesinlikle çok önemliydi çünkü güvenlik gücümüzü artırdı. Savunma kuvvetlerimizin eğitilmesi vesairesi konusunda zaten Türkiye’den uzun yıllardır savunma alanında destek alıyorduk. Ama bu çok daha iyi, bizim elimizi çok da güçlendiren bir gelişme oldu.
Deniz güvenliğimizi 1970-80’lerde test etmeye çalıştık ama 1990’lardaki hükümet sorunları sebebiyle denizlerimizin güvenliğini kaybettik.
Arkasından yaşanan sorunlarla yani korsanlığa kadar her türlü yasa dışı aktivite yaşandı. Bu anlaşma özellikle Somali’nin deniz güvenliğini tesis etmeye yönelik. Somali’nin ekonomik kalkınma potansiyeli aslında denizlerinde, petrol olsun, balıkçılık su ürünleri olsun, burada ciddi bir potansiyel var ve anlaşma her şeyden önce deniz güvenliğini sağlamaya yönelik.”
Terörle mücadelede bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli”
Irak Ulusal Güvenlik Müsteşarı Araci, ülkesinin terörle etkin şekilde mücadele ettiğini vurgulayarak, terör sonrası toplumu rehabilite etme aşamasına geçtiklerini, Irak topraklarını terörden kurtardıktan sonra ailelerin normal hayata geçmesi için entegrasyon ve rehabilitasyon süreci yürüttüklerini anlattı.
Kayıplara tazminat verildiğini, işsiz ailelere iş sağlanmaya başladıklarını ve ortaya çıkan zararların hukuki anlamda giderilmesi bağlamında davalar yürütüldüğünü aktaran Araci, terör örgütü PKK/YPG’nin Suriye’de işgal ettiği bölgede bulunan vatandaşlarına yönelik ise şunları kaydetti:
“1924 Iraklı ailenin yeniden kazanımını sağlamıştır ve 5 binden fazla vatandaş (Suriye’deki) bu kamplardan kurtarılarak tekrardan Irak’a getirilmiştir ve orada rehabilite edilerek topluma kazandırılmaya çalışılmıştır. Hol Kampı içerisinde halen belli sayıda insanlar var ancak güvenlikleri de temin edildikten sonra bu insanların gönüllü şekilde dönüşünü sağlamaya çalışıyoruz. Önümüzdeki süre içerisinde entegrasyon programını da daha aktif şekilde hayata geçireceğiz.”
Araci, diplomasiyi bölgesel anlamda kullandıklarını dile getirerek, bölgede sıkıntıların büyük bir bölümünün giderildiğini aktardı.
Terörle mücadele sürecinde önemli deneyimler elde ettiklerini belirten Araci, teröre karşı çok net stratejinin olması gerektiğini söyledi.
Terörle mücadelede, ülkeler ve uluslararası arenada diplomatik işbirliklerine ihtiyaç olduğunu aktaran Araci, “Terörle mücadelede sınır aşan terörizm konusunda güvenlik ve istihbarat bağlamında bilgi paylaşımı gerçekten çok çok önemli.” dedi.
“Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor”
Güvenlik ve Araştırma Genel Müdürü Büyükelçi Yazgan da “Diplomasi, ne söylemediğimiz ile de ilgilidir.” diyerek, diplomasi ve güvenlik konularının kesişiminde samimi olmakla sessiz olmak arasında ince bir çizgi olduğunu belirtti.
Yazgan, “Tehdidin kendisi de çok hızlı ve çok örgütlü bir şekilde ortaya çıkıyor. Bugün yetmişli yıllarda da olduğu gibi terörizm hala gayrimeşru ve gayriyasal bir uluslararası ilişkiler aracı olarak kalmaya devam ediyor. O yüzden zarar görüyoruz, yara alıyoruz. Devletin vatandaşlarını koruma yükümlülüğü var ve kendi yargı bölgesindeki herkesi koruma görevi var. Bu bizim egemenlik hakkımızın da bir gereksinimi.” değerlendirmesinde bulundu.
Yazgan, terörizmin büyük güçlerin siyaseti tarafından suistimal edilmesinin neticesi olduğuna vurgu yaptı.
“Terörizm yalnızca bir yan ürün değil aynı zamanda da yanlış politikaların doğrudan sonucu.” diyen Yazgan, bunun uluslararası anlamda yanlış yönetilen politikaların sonucu olduğunu ifade etti.
]]>Asrın felaketi olarak nitelendirilen ve 11 ili etkileyen Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat depremlerinin üzerinden 1 yıl geçti. Kahramanmaraş merkezli 2 büyük deprem nedeniyle 11 şehirde çok sayıda yapı yıkılırken, binlerce vatandaş hayatını kaybetti. Depremin ilk anından itibaren ekipler AFAD koordinasyonunda deprem bölgesine sevk edildi. Yıkımın merkez üssü olan Elbistan’a görevlendirilen Aksaray AFAD ekipleri de birçok vatandaşın enkazdan sağ çıkarılmasını sağladı. Aksaray ekibinde gönüllü olarak görev yapan Doktor Nihan Başaran depremin yıldönümünde yaşadıklarını gözyaşlarıyla anlattı. Depremin 84 ve 86. saatlerinde hayata tutunan 53 yaşındaki Serpil teyze ve 9 yaşındaki Muhammed Emin’in kurtarılış hikayelerini anlatan Doktor Başaran, yaşadığı sahneleri hem sevinçle, hem de hüzünle aktardı.
Deprem haberini aldıktan sonra Aksaray AFAD tarafından kurulan ekibe dahil olup, kısa süre sonra yola çıktıklarını belirten Doktor Başaran, “Asrın felaketi 6 Şubat depreminden sonra olayı haber alır almaz biz kendimiz ekip oluşturmaya başladık. Daha sonrasında Aksaray’dan Elbistan’a yola çıktık. Gece saatlerinde vardığımızda tarif edilemez bir olayla karşılaştık. Tamamen yıkıntı bir şehir, insanlar, ölüler hepimiz için travma dolu bir süreçti. Ama biz gece iner inmez ekibimle beraber saha taramasına başladık. Gün aydınlandıktan sonra ekiplere dahil olduk. Orada saha çalışmalarına başladık” dedi.
Herkesin umudunu kestiği enkazdan Serpil teyzeyi tık sesi ile kurtardı
Herkesin umudunu kestiği enkazda elektronik cihazların dahi sesini duyamadığı Serpil teyzenin tık sesini duyan Doktor Başaran ve ekibi 84. saatte yapılan kurtarma çalışmalarını anlattı. Doktor Başaran, “İlk sabah bir enkazın içinde tık sesi duyduk ve ilk başta inanamadık. Çünkü tamamen yıkıntı içindeydi. Daha sonra sesi dikkatle dinleyince arada böyle betona vurur bir ses vardı. Biz yılmadık ve devam ettik. Herkes bize orada ümit olmayacağını söyledi, ses kayıtlarını dinleyince yoktu ama biz devam ettik. Saatlerce uğraştık. En son merdiven boşluğundaki 53 yaşındaki Serpil hanıma ulaştık. Ulaştığımızda bilinci bulanık ve kırıkları vardı. Kontrollü bir şekilde tüm ekiplerle birlikte Serpil teyzeyi hayata kavuşturduk” diye yaşananları anlattı.
“Enkaz içinde ilerleyerek talimatları uyguladık, 9 yaşındaki Muhammed’i sağlıklı bir şekilde çıkartmayı sağladık”
Serpil teyzenin kurtarılmasından hemen sonra başka bir canlı haberi aldıklarını ve AFAD gönüllüleri ile otostop çekerek enkaz alanına gittiklerini ve 9 yaşındaki Muhammed’in kurtarılışını anlatan Doktor Başaran, “Daha sonrasında bir haber daha geldi. 9 yaşında bir çocuk haberiydi. O sırada ben AFAD ekibi ile birlikteydim. Gitme imkanımız yoktu ve yollar tamamen kapalıydı. Yavuz’la birlikte hızlı bir şekilde otostop çekerek diğer enkaza gittik. Gittiğimizde başka doktor yoktu. Biz hızlıca olay yerine tırmandık. Anne ve 2 çocuğu oradaydı ama anne ve çocuklardan birisi vefat etmişti. Samsun ekibi ile birlikte biz orada enkaza girdik. Enkaz içinde ilerleyerek talimatları uyguladık. Muhammed’i sağlıklı bir şekilde çıkartmayı sağladık. Vücudunda çoklu kırığı vardı ve çok susuz kalmıştı. Hızlıca damar yolu açıp Muhammed’i stabilize ettikten sonra ambulansa sevk ettik” diye anlattı.
“Kendi çocuklarının yerine koyduğu çocuğun ilk isteği çay oldu”
Enkazdan çıkardığı Muhammed Emin ile ambulans içinde gözyaşı ile konuşarak onu sakinleştirmek isteyen Doktor Başaran, kendi çocuklarının yerine koyduğu Muhammed ile konuştuklarını anlattı. Başaran, “Benden tek istediği çay içmekti. Hastaneye götürdükten sonra tabii ki çay yasaktı ama sulayarak, vücut dengesini sağlayarak onu rahatlatarak onu sağlığına kavuşturduk. Yani şöyle hala andığımda bile gözyaşlarımı tutamıyorum. Ambulans içinde Muhammed ile konuşurken kendi çocuklarım aklıma geldi. Ben ikisini de anneme emanet edip çıktım. O an gözlerimin önünden hala gitmiyor. Çünkü bir hayat mücadelesi veriliyor. Kafasında kırıkları var elini tuttum ve ne istiyorsun dedim, benim de 2 çocuğum var. Tek istediği şey çay içmekti. Ailesini sordu ama ona cevap veremedim. Çok şükür Muhammed’i kurtardığımıza seviniyorum. Allah tekrarını yaşatmasın” dedi. – AKSARAY
]]>