Bakan Bak, Malatya’daki programı kapsamında Vali Ersin Yazıcı, Büyükşehir Belediye Başkanı Selahattin Gürkan ve AK Parti Malatya milletvekilleri Bülent Tüfenkci ve İhsan Koca ile Selçuklu dönemi mezarlığı Kırkkardeşler Şehitliği’ni ziyaret ederek dua etti.
Melekbaba Gençlik Merkezi’ne geçen Bakan Bak, burada gençlerle curling oynadı.
“Şehrim için, gençlik için ilk oyum AK Parti’ye” programında gençlere hitap eden Bakan Bak, gençlik yılları ve okul hayatını anlattı.
Üniversitede dersler verdiğini, mühendislik yaptığını anlatan Bak, hep siyasetin içerisinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında olduğunu, Erdoğan’dan insanlara destek olmayı, yardımcı olmayı öğrendiğini ifade etti.
Siyasi hayatı hakkında da bilgi veren Bak, gençlerin bu süreçte ülke için çok kıymetli olduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın engelleri aşarak siyasette yol alan biri olduğunu, önüne ne engel koydularsa hep milletin, gençlerin desteğiyle aştığını hatırlatan Bak, “Gençlere milletvekili olma hakkını 18 yaşına indiren Cumhurbaşkanı’mızdır. Başörtüsü engelini kaldıran Cumhurbaşkanı’mızdır. Yapılmaz denen şeyleri yapan Cumhurbaşkanı’mızdır.” diye konuştu.
“Biz çılgın Türkleriz”
Erdoğan’dan öz güvenli olmayı öğrendiğini belirten Bakan Bak, şöyle konuştu:
“Biz Türk mühendislerinin yapabileceğini öğrendik. Ben yurt dışına giderken bana şunu söylemişti: ‘Bize lazım olanları al gel.’ ve bize öz güveni aşılayan odur. Biz yaparız. Ben gittiğim zaman da orada yurt dışında çalışırken de benim emrimde dört beş tane mühendis çalışırdı. Çünkü ben iyi bir mühendistim. Bize hep şunu söylediler. ‘Alman mühendisi yapar, İngiliz mühendisi yapar, Amerikan mühendisi yapar, onlar çok iyi yapar, onlar her şeyi yapar.’ Öyle bir şey yok. Bakın burada bir Türkiye var. Onların ‘siz yapamazsınız’ dediği, bize vermek istemedikleri pek çok şeyi biz yaptık. Kamerayı vermediler, kamerayı yaptık. İnsansız hava aracını vermediler, ‘Bozuk’ dediler. Şöyle dediler, böyle dediler, operasyonlarda vermediler? Ne oldu? Sayın Cumhurbaşkanı’mızın bu noktada savunma sanayine verdiği destekler var. Şimdi ne yapıyoruz? Kaan’ı da yapıyoruz. Kim yapıyor? Türk mühendisi yapıyor. Biz çılgın Türkleriz. Engel tanımayız. Yolumuzu açarız, yolumuza devam ederiz.”
Bak, her zaman Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yanında yer alan Malatya’nın 31 Mart’ta da destek vereceğine inandığını belirtti.
Türkiye’nin dört bir yanında 50 gençlik kampları olduğunu, geçen yıl 300 bin gencin bu gençlik kamplarından faydalandığını belirten Bak, “Dene yap atölyeleriyle, kodlamayla, yazılımla çok güçlü bir Türkiye var. Özellikle de Sayın Cumhurbaşkanı’mızın önderliğinde spor devrini yaşamaktadır Türkiye. Türkiye’nin dört bir yanında spor tesisleri yapıyoruz, stadyumlar yapıyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakanlık olarak en önemli çalışmalarından birinin bağımlılıkla, uyuşturucuyla, kötü alışkanlıklarla mücadele olduğunu dile getiren Bak, “Ailelere diyoruz ki çocuklarınızı spor tesislerimize getirin, gençlik merkezlerimize getirin, gençlik kamplarımıza getirin, çocuklarımız diğer arkadaşlarıyla kaynaşsın. ve kendilerini geliştirecek işler yapsınlar.” diye konuştu.
“Gençlerimize güveniyoruz”
Gençlere güvendiklerini, gençlerin de Cumhurbaşkanı Erdoğan’a çok destek verdiğini dile getiren Bak, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Biz gençlerimize güveniyoruz. İnşallah gelecekte de çok güzel işler yapacağız. Büyüyen, genç, güçlü bir Türkiye var. Türkiye Yüzyılı gençlerin yüzyılı olacak, Türkiye Yüzyılı sporun yüzyılı olacak, Türkiye Yüzyılı teknolojinin yüzyılı olacak. Biz büyüyen, gelişen, güçlü Türkiye istiyoruz. Bakın asla şunu unutmayalım. Recep Tayyip Erdoğan asla kimseden emir almaz. Sadece ve sadece rükuda eğilir. Hep dik durur. Diklenmeden dik durur. Milletine güvenir. Milletin adamıdır, sessiz yığınların sesidir, kimsesizlerin kimsesidir. O yüzden dünyada siyaset tarihinde üst üste 17 seçim kazanan, inşallah 18 seçimi kazanacak olan bir liderdir Recep Tayyip Erdoğan.”
]]>Dünyanın en köklü tasarım ve mühendislik yarışmalarından biri olarak bilinen ve ilki 1981 yılında ABD’de yapılan Formula Student, otomotiv ve motor sporları endüstrisine henüz öğrenciyken sektörel anlamda kalifiye eleman yetiştirmek amacıyla her yıl 20’den fazla ülkede 800’ü aşkın takımın katılımıyla gerçekleştiriliyor.
Takımlar, statik etaplarda, ürettikleri araçları ve proje aşamasında geçtikleri süreçleri Formula 1 gibi yarış serilerinden tanınmış yetkili jürilere sunuyor. Dinamik etaplarda ise araçların takım üyeleri tarafından belirli koşullarda kullanılmasıyla çeşitli ölçütlerde değerlendirmeler yapılıyor.
ESTÜ’nün çeşitli fakültelerinde öğrenim gören 65 öğrencinin üyesi olduğu ESTÜ Racing Kulübü de Formula Student için Prof. Dr. Hikmet Karakoç ve Dr. Öğr. Üyesi Erdem Özyurt’un akademik danışmanlığında yaklaşık bir yıl önce içten yanmalı motora sahip yarış aracı tasarlayarak üretti.
Geçen yıl ilk kez katıldıkları Çekya’daki Formula Student’ta 15’inci olan gençler, bu sene 29 Temmuz’da Romanya’nın Bacau ve 5 Ağustos’ta Çekya’nın Most şehirlerindeki yarışlar öncesi araçlarını geliştirmek için uğraş veriyor.
“İçten yanmalı araç” kategorisinde yarışlara katılacak genç mühendis adayları, ESTÜ Rektörlüğünce tahsis edilen atölyede yaklaşık 8 aydır mekanik, elektrik kontrol ve organizasyon olmak üzere 3 departmanın koordineli çalışmasıyla ilerliyor.
Haftada iki gün atölyede çalışıyorlar
Kulübün kuruluşundan bu yana iki yıldır akademik danışmanlığını yapan Dr. Öğr. Üyesi Erdem Özyurt, AA muhabirine, bu seneki yarışlarda geçen yılın üzerine çıkarak derece elde etmek istediklerini söyledi.
Takımın kurucu kaptanı Makine Mühendisliği Bölümü 2’nci sınıf öğrencisi Murathan Pekacar da çoğunluğu mühendislikten olsa da farklı bölümlerden öğrencilerin disiplinli bir yapıda çalıştıklarını anlattı.
Üniversite hayatına devam ederken kendilerini bu çalışmalarla geliştirdiklerini belirten Pekacar, “Otomobil sporlarında içten yanmalı bir araçla yarışmak hepimizin tutkusu. Aynı zamanda biz öğrenciler için de büyük bir deneyim fırsatı. İlk dönem haftada bir gün çalışıyorduk, ikinci dönem haftada iki gün çalışmaya başladık. Yaz aylarında da atölyemizde sabahlıyoruz. İlk senemizde araç çıkarabilmek için bu eforu sarf ettik. Aynı şekilde bu seneki hedefimizi yakalayabilmek için bu disiplinle çalışmamız gerekiyor.” diye konuştu.
Pekacar, Formula Student’ın dünya genelinde mühendislik ve tasarım öğrencileri için en prestijli organizasyonlardan olduğunu vurguladı.
Ayrıca, bu yarışları duyurabilmeyi hedeflediklerini aktaran Pekacar, “Bu doğrultuda sponsorluk için firmalarla, kurumlarla iletişim kurarak bilinirliği artırmaya çalışıyoruz. Firmaların yaklaşımı gayet olumlu.” dedi.
“Türkiye’yi ve üniversitemizi temsil edecek olmak bizi motive ediyor”
Ekibin organizasyon birimi şefi Endüstri Mühendisliği Bölümü 3’üncü sınıf öğrencisi Kadir Uğurlu, Romanya ve Çekya’daki yarışlar için pratik tecrübelerle kendilerini geliştirdiklerini dile getirdi.
Araçlarının yarışlarda aerodinamik ve tasarım konusunda öne çıktığına dikkati çeken Uğurlu, şöyle devam etti:
“Gerçekten büyük bir zaman yönetimi var. Oldukça komplike işlerle uğraşıyoruz. Öğrendiğimiz teknik detayları burada uygulama fırsatı buluyoruz. Pratiğini yaptığımız her bilgiyi bünyemize katıyoruz. Buradan edindiğimiz bilgilerle sürekli kendimizi güncelliyoruz. Bu işin bize sağladığı motivasyon ve gelişim duygusunun yanı sıra biz bu yarışmalarda derece elde ederek ülkemizde bu sektörde ne kadar iyi işler çıkarılabileceğini görmek istiyoruz.”
Organizasyon birimi üyesi Endüstri Mühendisliği 1. sınıf öğrencisi İrem Nur Özdemir ise geçen yıl katıldıkları yarışta önemli deneyim elde ettiklerini belirtti.
Bu sene üzerine yoğunlaştıkları sorunlardan biri olan araç ağırlığını düşürme konusunda önemli mesafe katettiklerini anlatan Özdemir, “Aracın üzerinde en ufak bir katkımız olduğunda kendi adımıza mutlu oluyoruz ve gururlanıyoruz. Bu sene Çekya ve Romanya’da yarışacağımız için zorlu bir etaba hazırlanıyoruz. Bu etabın sonunda belli bir karşılık alacağımıza ve dereceye gireceğimize inanıyoruz. Orada Türkiye’yi ve üniversitemizi temsil edecek olmak bizi motive ediyor.” ifadesini kullandı.
]]>Verimli ovalara sahip Samsun’da tarımsal üretimin arttırılması için hazırlanan projelerden kadın çiftçilerin yararlanmaları sağlanıyor.
Doğu Karadeniz Projesi Bölge Kalkınma İdaresi Başkanlığı (DOKAP), Orta Karadeniz Kalkınma Ajansı (OKA) Samsun Büyükşehir Belediyesi işbirliği ile yapılan projelerde kadın çiftçilere destek olan Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde görevli kadın ziraat mühendisleri, saha çalışmalarıyla kadın çiftçileri yalnız bırakmıyor.
Büyükşehir Belediyesi Tarımsal Hizmetler Dairesinde görevli Ziraat Mühendisi Hicran Çıkış Kanca, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Samsun’un tarım şehri olduğunu ifade etti.
Tarımsal Hizmetler Dairesinde aynı birimde 5 mühendisten 4’ünün kadın olduğunu ifade eden Kanca, “Belediyemize yapılan başvuru ve talepleri alıyoruz. Sonra arazide ihtiyaç nerededir, eksiklik nerededir, nasıl katkı sağlayabiliriz diye bir planlama yapıyoruz. Tarımsal kurum ve kuruluşların da bizden talepleri oluyor.” dedi.
Son 5 yılda 7 bin kadın çiftçi desteklendi
Uygulanan projeler için başvuruların birçoğunun kabul edildiğini ve çiftçilerin desteklendiğini dile getiren Kanca, 2019 yılından buyan destek verdikleri 14 bin 966 çiftçiden 7 bininin kadın çiftçi olduğu ifade ederek, şunları kaydetti:
“Önder olunacak bir konuda biz mutlaka çiftçiyi destekliyoruz, yalnız bırakmıyoruz. Yaptığımız projelerde kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Kadınlar projelere el attıkları zaman son derece kanaatkarlar ve daha azimliler. O yüzden daha sürdürülebilir oluyor. Kadınlarla yürüttüğümüz projelerin mutlaka devamı geliyor. Kadın ailenin temeli, direği olduğu için kırsal alanda ailesinin kalmasını sağlıyor. Ailesini kırsalda tutuyor. Haliyle de bir aile işletmeciliği oluyor. Bu nedenle biz kadın çiftçilerimizi kırsalda destekliyoruz.”
Kanca, bu yıl kadınlara yönelik kesme çiçekçilikle ilgili sera kurulumu, tıbbi aromatik bitkilerin yetiştiriciliği ve geliştiriciliği, organik tarımın yaygınlaştırılması, tarımda mekanizasyonun geliştirilmesi, aronya, kivi, mavi yemiş, sebze üretimi gibi çalışmalar yaptıklarını ifade ederek, “Mesleğimiz tohumun topraktan çıkıp çimlenmesinden meyvenin ağaçta oluşumuna kadar sürüyor. Üretimin her aşamasında planlama, projelendirme ve uygulama gerekiyor. O zaman devreye mühendislik giriyor.” diye konuştu.
Kadın çiftçilere işletme girdi maliyetleri dışında eğitimlerle de destek olduklarını belirten Kanca, “Projelerimizi sonuna kadar aşama aşama kadınlar için götürüyoruz. Eğer girdi maliyetlerine ulaşamazsa en ufak bir rüzgarda, bir esintide yıkılabiliyor çiftçi. Biz fide desteğiyle başlıyoruz sonrasında biçiminde, hasadında makinelerle destek sağlayıp işin kurutma kısmında da çiftçilere destek olduk. Biz aşama aşama destek verdiğimizde kendini güvende hissediyor.” dedi.
Yağmur çamur demeden sahadalar
Kanca, proje kapsamında çiftçilerin üretim aşamalarında da yanlarında olduklarını ifade ederek, “Bizi çağırıyorlar ekim dikim yapacak bir sıkıntı yaşıyor o zaman yağmur çamur demeden koşa koşa gidiyoruz. Tarım makineleriyle ilgi bir problem yaşadı, içinden çıkamayacağı bir durum var bizi aradığında danışmanlık hizmeti veriyoruz. Biz başarıya ulaşan projelerle de çok mutlu oluyoruz. Sonuca varan başarılı projelerde bizi çok mutlu ediyor.” diye konuştu.
Tarım sektöründe kadınların başarılı olmasının tarımın sürdürülebilir olması açısından önemli olduğunu da ifade eden Hicran Çıkış Kanca, “Mesleğimi severek canı gönülden yapıyorum. Kadınların tarımda başarılı olmaları beni çok mutlu ediyor. Onlarla birlikte yağmur çamur demeden hep birlikte çalışıyoruz. Kadınlar tarım sektörüne girdikleri zaman daha mücadeleciler, daha özverililer. Çabuk vazgeçmiyorlar. Tarım sektöründe bizim yaptığımız projelere baktığımızda kadınları çok daha başarılı buluyorum. Netice ve sonuca götürdüğümüz projelerde kadın başarısı çok belirgin.” ifadelerini kullandı.
Ziraat Mühendisi Melike Üner, çiftçilere tarımsal anlamda destek verdiklerini belirterek, “Bu alanda kadın çiftçilerimizi destekliyoruz. Onların istihdama katkı sağlamalarını istiyoruz. Onlarla sahada uyum içinde çalışıyoruz. Yardım istedikleri konularda onlara destek veriyoruz.” diye konuştu.
Çalışmalara katılan Ziraat Mühendisi Hande Alan ise bitkisel üretim projeleri hazırladıklarını dile getirerek, “Çiftçilere eğitimler veriyoruz. Bu kapsamda çalışmalar yürütüyoruz. Sürekli sahadayız. Projelerimiz kapsamında çiftçilerimizi takip ediyoruz, onlara eğitim veriyoruz, destekte bulunuyoruz.” dedi.
Kadın çiftçilerden Nazike Taşpınar, yaklaşık 24 yıldır çiftçilik yaptığını anlatarak, “Bilmediğimiz şeyler var, mühendis hanımlara sorup öğreniyoruz. Her konuda destekliyorlar bizi. Bu da bizi mutlu ediyor. İlgileniyorlar, değer veriyorlar. Biz de yaptığımız işte daha mutlu oluyoruz. Bir ihtiyacımız olduğunda onlara müracaat ediyoruz, onlarda yardımcı oluyorlar. Kadın dayanışması çok önemli. Her istediğimizi rahatça sorabiliyoruz. Gelip ziyaret ediyorlar işlerimizi takip ediyorlar.” diye konuştu.
]]>İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) ile Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) İstanbul Şubesi işbirliğinde düzenlenen “Mühendis Erbakan” konferansı üniversitenin Gümüşsuyu Kampüsü’nde yapıldı.
Program, Kur’an-ı Kerim tilavetiyle başladı.
İTÜ Rektörü Prof. Dr. İsmail Koyuncu, yaptığı konuşmada, üniversitenin 100 yılı geride bırakan Cumhuriyet’in bugünlere gelmesinde büyük bir pay sahibi olduğunu söyledi.
Üniversitenin 2,5 asırlık süreçte oluşturduğu ve bugün ‘İTÜ ekolü’ diye anılan nitelikli eğitimi sayesinde birçok mühendis ve mimar yetiştirdiğini belirten Koyuncu, “Bu okuldan mezun olan mühendis ve mimarlar, ürettikleri ve dahil oldukları projelerle Türkiye’nin kalkınmasında önemli rol oynadı. Ayrıca İTÜ mezunları çok iyi bir mühendis ve mimar olmasının yanında aynı zamanda iyi bir bürokrat, bilim insanı, akademisyen, girişimci, iş insanı ve sanatçıdır da. 2,5 asırlık yolculuğumuzda Anadolu’nun farklı farklı şehirlerinden gelen öğrenciler bu mekanda yetişti ve mezun oldu. Emek ve çabalarıyla İstanbul Teknik Üniversitesini bugünlere taşıyan akademisyenlerimiz, bilim insanlarımız ve öğrencilerimiz memlekete, bilime ve insanlığa eşsiz katkıda bulunmuşlardır.” diye konuştu.
Türkiye’nin mühendislik, mimarlık, bilim, sanat ve siyaset tarihine damgasını vuran birçok ismin İTÜ ailesinin birer ferdi olarak kendilerine ilham kaynağı olmaya devam ettiğini aktaran Koyuncu, “İstanbul Teknik Üniversitesinde eğitim gören ve eğitim veren bu ilham verici isimlerden bir de kuşkusuz bugün kendisini andığımız Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mızdır. Daha çok yaşadığı dönemin politik ikliminde üstlendiği başbakanlık ve başbakan yardımcılığı gibi görevlerle geniş kitlelerce tanınsa da aslında Necmettin Erbakan Hoca’mız aynı zamanda çok değerli bir bilim insanı ve öncü bir mühendistir.” ifadelerini kullandı.
Prof. Dr. Erbakan’ın akademik hayatına dikkati çeken Koyuncu, sözlerine şöyle devam etti:
“Bütün akademi serüveni boyunca yerli ve milli motor üretimi Erbakan Hoca’mızın uğrunda çabaladığı ve sayısız emek verdiği büyük bir hayaliydi. Onun planladığı bu hamleyi gerçekleştirme konusundaki istikrarlı tavrı ve hedef odaklı düşünme, tasarıyı sonuca ulaştırma meziyetleri bu hayalini gerçekleştirmesine zemin hazırlamıştır. 1953-1955 yılları arasında motorlar enstitümüz bünyesinde Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hoca’mız ve ekibi, Türkiye’nin ilk dizel motorunu üretmişlerdir. Mühendislik tarihimizde yerini alan ve AR-GE faaliyetlerinde büyük rol üstlenen bu kıymetli motor prototipi bugün kurumsal hafızamızın bir diğer sembol objeleriyle birlikte İstanbul Teknik Üniversitesindeki rektörlük binamızdaki müzemizde sergilenmiştir.”
Koyuncu, Erbakan’ın öncülüğünde ilk dizel motor prototipinden devrim otomobiline uzanan süreci aktararak, “Hocamızın bu başarı hikayesi mühendislikte azim, istikrar ve ısrarın önemini ortaya koymaktadır. Aynı şekilde ilk yerli motor üretiminden ilk yerli otomobil üretimine giden süreçteki teknik atılımlar arasındaki birikim devamlılığını bizlere göstermektedir.” açıklamasında bulundu.
“Bir döneme damgasını vurmuş Erbakan Hoca’mızı anlamak üzere buradayız”
TEKDER İstanbul Şubesi Başkanı Selim Kaya, mühendisliğin dünyayı imar etmedeki teknik bilgiye sahip olmak olduğunu belirterek, “Her imar faaliyetinin altında büyük matematiksel hesaplar, yoğun bilimsel çalışmalar ve tecrübenin getirmiş olduğu büyük bir ufuk var. Teknik elemanlık ve mühendislik insanlığın hizmeti için çalışan en önemli meslek dallarının başında gelmektedir.” şeklinde konuştu.
Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın mühendis yönüne dikkati çeken Kaya, “Şimdi burada kendi üniversitesinde, kendi isminin verildiği yerleşkede, kendi fakültesinde fikirleriyle bir döneme damgasını vurmuş, yüz binlerce genci inşa etmiş, son nefesine kadar idealleri için koşmuş, mücadele etmiş ve bedel ödemiş bir bilim adamını, bir akademisyenin her şeyden öte son asrın, en dirayetli devlet adamlarından birisi olan rahmetli Erbakan Hoca’mızı anmak ve anlamak üzere buradayız.” diye konuştu.
Kaya, Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın öne çıkan her yönünün ayrı bir çalışma konusu olduğunu dile getirerek, programda onun aslında çok da konuşulmayan, göz ardı edilen mühendis yani teknik eleman yönüyle ele alacaklarını kaydetti.
]]>Edirne Meriç Nehri üzerinde yapılan “Arşimet Burgu Türbinli Hidroelektrik Santrali”nde yaşanan beton çökmeden dolayı büyük kamu zararı yaşandı. Edirne’de şehir merkezinden geçen Meriç Nehri üzerinde elektrik üretmek için yapılan santralde yaşanan çökmeden dolayı milyon liralık beton, demir, lastik savak ve aylarca yapılan işçilik masrafları da çöp oldu.
İddiaya göre, 625 beton mikserinin doldurduğu ve yaklaşık 70 bin 500 metreküp olan beton inşaat zemini çöktü. 12 milyon Türk lirası değerinde ve 625 beton mikser kamyonlarıyla taşınan lastik savak tablesinin çökmesi nedeniyle yaşanan büyük hasar onarılmaya çalışılıyor. İşlerine son verilen mühendislerin yerine Çevre Koruma Vakfı personeli ile yapılacak Meriç Nehri zeminine Fore Kazık Sistemi ile sıkılaştırma çalışmaları ile hasar onarılmaya çalışılıyor.
Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali tesisinde test için su tutulurken ve elektrik üretimi çalışmaları başlatılırken çökmenin yaşandığı öğrenildi.
Ayrıca, ilk inşaat aşamasında ihaleyi alan firmanın yaptığı projenin yarıda kalan kısmını bıraktığı ve işin devamının Edirne Valiliği bünyesinde Çevre Koruma Vakfı imkanlarıyla sürdürüldüğü biliniyor.
Yanlış proje iddiası
Konuyla ilgili açıklama yapan Devlet Su İşleri (DSİ) Emekli Bölge Müdür Yardımcısı, Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, projenin konuşlanmış yeri Meriç Nehri hidroliği yönünden ve bölgenin kendi jeolojik yapısı açısı itibariyle yanlış olduğunu belirtti.
Trakya Üniversitesi Doğal Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Musa Uludağ ise Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nin akarsu üzerindeki dinamiklere uygun olmadığını dile getrdi.
“Bu Edirne için bir kabus durumunda”
27 yıl boyunca DSİ’de bölge müdür yardımcılığı yapan Yüksek Mühendis Hüseyin Erkin, “Bu bir yıl içinde bitirilebilecek bir projeyi. Projenin şu an konuşlanmış yeri Meriç Nehri hidroliği yönünden ve bölgenin kendi jeolojik yapısı açısı itibariyle çok büyük bir yanlışlık var. Nehir’in yasal su yönetimi, su hukuku, işletilmesi ve hükmü kanun gereği DSİ teşkilatına aittir. Su işleri teşkilatının bu konuya hiç dahil olduğunu ve herhangi bir açıklama yada tasarım kullandığını göremiyoruz. Edirne Valiliği İl Özel İdare bünyesinde Çevre Koruma Vakfı adıyla bir kurum içerisinde ihale ettirildiği ve onun ödemelerinin finans kaynağının sağladığını biliyoruz. Meriç Nehri’nin genişliği 350 metre dolayısıyla nehrin genel rutubeti ve kumu en fazla toplanması uygun olan yerde burası ve buraya bu düşünülmüş maalesef. Bunun nehrin yatağından bertaraf edilmesi lazım. Bu sistem burada birikecek kirlilikten dolayı 1-2 yıl içerisinde çalışamaz hale gelir yada verimi son derece düşer. Rastgele bir şekilde düzensiz rejimi olan Meriç Nehri gibi bir yerde böyle bir santrali yapmak pek akıl işi değil. Bu Edirne için bir kabus durumunda” dedi.
“Edirne için çok önemli bir proje konumunda şu anda”
Emekli DSİ Bölge Müdür Yardımcısı Yüksek Mühendis Erkin, “Bu proje güme gider diye düşünüyorum. Burayı kim kontrol ediyor bilmemiz gerekiyor. Çünkü projenin detayını da henüz bilmiyoruz. Burayı hangi mühendislik firması kontrol ediyor, DSİ mi kontrol ediyor, kim kontrol ediyor bilmiyoruz. Edirne için çok önemli bir proje konumunda şu anda. Bir taraftan da üzülüyorum yani DSİ kurumumuzun bu şekilde böyle pasif şekilde görünmesi mutlaka bir sebebi vardır. Bunun DSİ veya ilgililer tarafından açıklanması lazım. En azından bizim yetkimiz yok ama biz yetkimizi valiliğe, belediyeye veya başka bir kuruma verdik diyebilirler. Bundan sonra olabilecek birtakım iyi veya kötü olaylar DSİ’ye fatura edilir. İlgili kurum tarafından bir an önce buraya çekin düzen verilip, eğer bir yanlışlık varsa bunun revize edilip ya da vazgeçilmesi gerekiyor” diye konuştu.
“Lisansız elektrik üretimine de aykırı şu anda gözüküyor bu proje”
Erkin, “Zararın neresinden dönersen kardır. Bunun ivedilikle DSİ tarafından yeniden düzenlenmesi varsa bir yanlışlık açıklanması gerekiyor. Mutlaka ve mutlaka bu zararın DSİ tarafından açıklanması gerek. Projenin lisanlı veya lisansız olarak mutlaka DSİ izni ile yapılması gerekiyor. Ayrıca, burada üretilecek elektrik Çevre Koruma Vakfı bünyesinde mi bir yerlere verilecek yoksa valilik bünyesinde mi bir yerlere verilecek bunun da açıklanması gerekiyor. Eğer hangi kurum bünyesinde üretilecekse Valilik mi, İl Özel İdare mi, belediye mi şimdi bunları da bilmiyoruz. Belki de vardır açıklanmıyor. Lisansız elektrik üretimine de aykırı şu anda gözüküyor bu proje. Bu proje 7 buçuk milyon Euro değerinde ihale ettirilmiş. Burada biz dua ediyoruz ki herhangi bir taşkın yaşanmasın. Eğer bir taşkın yaşanırsa o zaman her şey daha güzel bir şekilde ortaya çıkacaktır” şeklinde konuştu.
“Bu Arşimet burgusu bu dinamiklere uygun değil”
Trakya Üniversitesi Doğal Afet Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdür Yardımcısı Doç. Dr. Musa Uludağ, “Arşimet burgusu diye tanımladığımız nehir içerisinde elektrik üretimi tesisine gelmeden önce bir konuyu iyi vurgulamak lazım. Edirne ilinin Enez ilçesine olan Meriç Nehri kısmının tamamı taşkın ovasında yer alıyor. Bunun en güzel örneğini de Lastik Savaklı Arşimet Burgulu Hidroelektrik Santrali’nde daha hizmette açılmadan bir ayağının çökmesiyle gördük. Çünkü akarsu yatak içerisinde akarken yatağın içerisini temizlediğiniz zaman burgu sistemiyle dibini oyar. Oyduğu zamanda bu yapıyı kullanılamaz hale getirdi. Bir akarsu üstüne yaptığınız bir mühendislik çalışması yaptığınız yerin değil de daha yukarı havzasında veya daha aşağı havzasında farklı problemleri beraberinde getirir. Nehir üzerinde özellikle taşkın ovalarında yapılacak mühendislik çalışmaları çok hassas ve akarsuların dinamiklerine uygun şekilde planlanması gerekiyor. Bu Arşimet burgusunun bu dinamiklere uygun olduğunu açıkçası ben düşünmüyorum” ifadelerine yer verdi.
Vatandaşlardan Hüseyin Tekin, “İnşaatı görüyorum ama ne olduğunu bilmiyorum. Biz de anlamadık neden yıkıldığını” dedi. – EDİRNE
]]>