Çocukluktan itibaren dövüş sporlarıyla ilgilenen 51 yaşındaki Murat Akaltun’un, tekvando, boks, muay thai ve kick boksta çok sayıda dünya, Avrupa, Balkan, Akdeniz ve Türkiye şampiyonluğu bulunuyor.
Kick Boks Milli Takımı’nda 15 yıldır antrenörlük yapan Akaltun’un 3 çocuğu da babalarının izinden giderek bu spora başladı.
Yaklaşık 12 yıldır kick boks yapan 18 yaşındaki Fatma Nursev Akaltun, bir dünya, bir Avrupa ve 6 Türkiye şampiyonluğu yaşadı. 17 yaşındaki Muhittin Akaltun da bir kez dünya, bir kez Avrupa ve 5 kez Türkiye şampiyonu oldu. Ailenin en küçüğü 8 yaşındaki Mehmet Muratcan Akaltun da alt minik kategorisinde Türkiye şampiyonu olmayı başardı.
Murat Akaltun: “Çok gurur verici bir durum”
Murat Akaltun, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yıllardır sporun içerisinde olduğu için çocuklarının da kendisinden etkilendiğini söyledi.
Çocuklarının neredeyse spor salonunda büyüdüğünü anlatan Akaltun, şunları kaydetti:
“Çocuklarının uluslararası platformlarda Türkiye’yi temsil ederek, şanlı bayrağı göndere çektirme şerefine nail olması herkesin rüyası, hayalidir. Hakikaten de tarifi imkansız bir duygu. Mesela biz ailecek ilk şampiyonluğu Fatma ile tattık. O gün ağlamıştım yani. Sevincimden, gururumdan ağlamıştım. Muhittin’de de aynı sevinci yaşayıp, ağladık. Sonuç itibarıyla hem ülkemiz hem ilimiz hem ailemiz adına çok gurur verici bir durum. Yetiştirdiğim çocuklarım ülkemizi temsil etmiş, bayrağımızı göndere çektirmişler. Bu tarifi imkansız bir duygu. Biraz aşka benzer, anlatılmaz yaşanır.”
Fatman Nursev: “Aramızdaki rekabet bizi hırslandırıyor”
Fatma Nursev Akaltun da turnuvalara kardeşleriyle evde, babasıyla da salonda hazırlandığını ifade etti.
Şu an Avrupa Şampiyonası için hazırlık yaptığını belirten Fatma Nursev, “Doğal olarak kardeşlerimle de aramızda bir rekabet oluşuyor. Kendi aramızda evde de maçlar yapıyoruz. Aramızdaki rekabet de bizi daha çok hırslandırıyor, daha çok teşvik ediyor ve daha iyi hazırlanmamızı sağlıyor.” diye konuştu.
Muhittin Akaltun: “Babam sağ olsun, her şeyimizi ona borçluyuz”
Muhittin Akaltun da kardeşleriyle aynı sporu yapmanın faydalarını gördüğünü belirterek, “Babamın başarıları hem benim gurur kaynağım hem de spora başlangıç sebebimdir. Yani babam olmazsa biz şu anda buralara gelemezdik. Biz zaten gözümüzü spor salonunda açtık. Küçüklüğümüzden beri bu sporu yapıyoruz. Babam sağ olsun, her şeyimizi ona borçluyuz.” ifadelerini kullandı.
Mehmet Muratcan Akaltun ise iyi bir boksör olmak istediğini belirterek, “Çok çalışacağım. Ağabeyimi ve ablamı geçeceğim.” dedi.
Annelerinin heyecanı başka
Anne Birsen Akaltun da ailesinin başarısıyla gurur duyduğunu dile getirdi.
Şampiyona dönemlerindeki heyecanlarının farklı olduğunu anlatan Birsen Akaltun, “Çok heyecanlı geçiyor. Onları dışarı maçlara göndermek güzel. Gelmelerini beklemek daha heyecanlı. Çok şükür sonucunu da güzel alıyoruz Murat hoca sayesinde. Güzel evlatlarım, güzel sonuçlara doğru gidiyorlar. Darısı daha güzel yerlere inşallah.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>Erdoğan, partisinin Ankara’da Başkent Millet Bahçesi’nde düzenlediği mitingte konuştu. Erdoğan’ın konuşmasıhnın satır başları şöyle:
“Sözlerimin hemen başında dün Moskova’daki bir konser salonuna yönelik gerçekleştirilen terör saldırısı dolayısıyla ülkem ve milletim adına Rusya hükümetine taziyelerimizi iletiyoruz. Masum sivilleri hedef alan bu menfur terör saldırısını şiddetle kınıyoruz. Terör kimden gelirse gelsin, faili kim olursa olsun kabul edilemez. Terörün kanlı ve kalleş yüzünü çok iyi bilen bir ülke olarak Rus halkının acısını milletçe, devletçe paylaşıyoruz.
Ankara’ya ve Ankaralılara 14-28 Mayıs seçimlerinde Cumhur İttifakı’na verdikleri samimi destek için teşekkür ediyoruz. Milletvekilliğinde yüzde 47, Cumhurbaşkanlığı’nda yüzde 49’luk oy oranlarıyla milli irade bayrağını Başkent’in burcuna bir kez daha diktiniz. Esasen, bizim Ankara ile aramızdaki gönül bağına baktığımızda bu oranların çok daha ilerisinde olduğunu görüyoruz. İnşallah 31 Mart’ta Ankara ile aramızdaki muhabbetin derinliğine uygun bir sonuçla bunu telafi edeceğiz. Başkentimize de böylesi yakışır.
Burayı, bu millet bahçesini kim yaptı? Murat Kurum kardeşimiz Bakan iken o burayı yaptı. Şimdi Murat Kurum nerede? İstanbul’da. Şimdi İstanbul’u kazanmak Murat kardeşimize de yakışır. Keçiören’de de Turgut Altınok kardeşimiz birçok eserleriyle oraya damgasını vurdu, en son malum kulenin açılışını yaptık.
Mevcut Belediye Başkanı şu 5 yılda Allah aşkına siz Ankaralılara ne yaptı? Ne yaptı? Yollarımızın hali ortada, çöp, çukur, çamur. Bu CHP’nin pratiğidir. Bundan başkasını bunlar yapamaz. İstanbul da böyleydi, çöp, çukur, çamur. Onlardan devraldım. Ankara da öyle, çöp, çukur, çamur. E bunlardan artık kurtulalım. 5 yıl boşuna geçti. Onun için 31 Mart çok önemli. Ankara’yı başkentlik sıfatına uygun hizmet veremeyenlerden kurtarmanın vakti çoktan gelmiştir.
“NEDİR BU ‘YAVAŞ’LARDAN ÇEKTİĞİMİZ YA?”
Ankara daha fazla ‘yavaş’lamayı kaldıramaz. Nedir bu ‘yavaş’lardan çektiğimiz ya? Ankara’yı içine düştüğü bu sıkışmışlık, bu çaresizlik, dayatma halinden bir an önce kurtarmak gerekiyor. Ulaşımda çektiğimiz sıkıntı hepinizin malumu. Trafikte çektiğimiz sıkıntı hepinizin malumu. Öyleyse 9 gün sonra bu işin hakkını verelim, sandıkları patlatalım. Turgut Altınok kardeşimizle Büyükşehir’de, diğer adaylarımızla ilçelerde bu şehirde eser ve hizmet çağını çok daha güçlü bir şekilde yeniden başlatmak istiyoruz. Kimsenin şahsıyla alıp veremediğimiz yok.
Cumhurbaşkanınız olarak ve tüm grup, Bakanlıklar, hep beraber biz zaten üzerimize düşeni fazlasıyla yapıyoruz, yapacağız. Yerel yönetimlerle el ele vererek inşallah 1 Nisan’dan itibaren çok daha farklı bir hizmeti ortaya koyacağız.
Bu işin mahalli idareler ayağını da sağlam tutalım ki verdiğimiz emek, tahsis ettiğimiz kaynak boşa gitmesin. Ankara’yı taşlarına, dar sokaklarına bakıp gözyaşlarımızı silerek başkent yapmış olabiliriz ama Ankara’yı aynı standartlara mahkum etmeye çalışanların vizyonsuzluğuna rıza göstermek zorunda değiliz. Nüfusu pek çok ülkeden fazla Ankaramız her şeyin en iyisine, en güzeline, en modernine layıktır.
Geçtiğimiz Mayıs ayındaki seçimlerde kurulan tuhaf ittifakı hatırlıyorsunuz, altılı masa, öyle mi? Altında da ne vardı? DEM. Ne oldu? Hepsi dağıldı mı? Bu altılı masadan parlamentoya giren var mı? Bu dersi kim verdi, siz verdiniz, siz. Benim milletim istemezse hiçbir şey olmaz.
Ortada kapağını kaldırdıkça sürekli yeni şeyler çıkan bir matruşka ittifakı var. Bundan seçmenin haberi yok. Onlar da ne olup bittiğini anlamaya çalışıyor. Yeni adıyla yani çayda demlenme var ya, o dem değil ha, DEM’e oy veren vatandaşlarımız da CHP’ye gönül veren vatandaşlarımız da bu karanlık ve kirli ilişkiyi içlerine sindiremiyor.
Milletimiz 31 Mart’ta CHP’ye de demlendiği ortaklarına da kazanmak değil sadece Ak Parti’ye ve Cumhur İttifakı’na kaybettirmek için ortada dolananlara da hak ettikleri cevabı sandıkta verecektir.
Toplam 7 istasyonlu Keçiören Kuyubaşı-Esenboğa Havalimanı-Yıldırım Beyazıt Üniversitesi metro hattını yatırım programına aldık, yakında ihalesine çıkacağız. Esenboğa Havalimanı ile Kızılay’ı birbirine bağlayacak olan bu metro hattını inşallah 2028 yılında tamamlamayı hedefliyoruz. Ankara YHT Garı-Etlik Şehir Hastanesi-Ovacık metro hattının etüt projesini hazırlamaya başlıyoruz. Sincan metrosu ile Çayyolu metrosunu birleştirmeyi planlıyoruz.”
]]>HATAY – Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinde enkaz altında bir bacağını kaybeden Murat Akkoç, yeni proteziyle artık yürüyebiliyor.
6 Şubat Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinin yıkıma uğrattığı şehirlerden Hatay’da kaldığı enkaz altında bir bacağını kaybeden 47 yaşındaki Murat Akkoç’a, merkezi İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan İrade Adımları Derneği tarafından ücretsiz olarak protez bacak takılarak fiziki tedavisi yapıldı. Kaybettiği bacağına protez takılan Akkoç, artık yürüyebiliyor.
“4.17’de her şeyimizi kaybettik”
Asrın felaketine Hatay merkez Antakya ilçesindeki işyerinde yakalanan ve dışarı çıktıklarında bina üzenlerine devrilen, ikinci depremi de enkaz altında yaşayan 47 yaşındaki Murat Akkoç, “6 Şubat’ta 4.17’de her şeyimizi kaybettik. Sevdiklerimizi, evimizi, arabamızı, malımızı, mülkümüzü her şeyimizi kaybettik. Sevdiğimiz insanları, ayağımı kaybettim. Sevdiğim insanlar kolunu kaybetti, iki bacağını kaybetti” dedi.
“Enkaz altında kendimi değil sevdiklerimi düşündüm”
Restoranların saat 04.00’te kapandığını, temizlik sonrası kahve içmeye başladıklarını hatırlatan Akkoç, “Depremde 4.17’de iş yerindeydim. İş arkadaşımla kahve içiyorduk. Deprem olduğunda biz binadan uzaklaştık. İş yerinden çıktık, ikinci caddeye kadar yetiştik, kafamı kaldırdığımda gökyüzü parlaması oldu. Bembeyaz bir gökyüzü parlaması, o esnada binaya baktığımızda bina üstümüze geldi. Tabii kaçamadık, yerin su gibi kaynaması, sağa sola vurması bizi enkaz altında bıraktı. 14 saat enkaz altında kaldım. İkinci depreme enkazda yakalandım. 7,6 depreminde enkaz altındaydım. Enkaz altında kendi canımı değil, sevdiklerimi düşündüm. Hep aklım onlardaydı. Ben o esnada ayaklarımı çıkarmaya çalıştım ama çıkartamadım. Ayağımın üstüne kolon düşmüş. Bir metrelik alanda 5 arkadaştık. Kimisi kolundan, kimisi ayaklarından, kimisinin kafatası çatlamıştı. Belli bir süre sonra sesimizi duyurduk ve bizi enkazdan çıkardırlar” ifadelerini kullandı.
Önce parmakları, sonra bacağı kesildi
Enkaz altından kurtulduktan sonra ailesine haber vermeye çalıştığını, 15 kişilik ailesinin depremde hayatını kaybettiğini öğrendiğini hatırlatan Murat Akkoç, hayatta kalan abisinin kendisiyle ilgilendiğini ve ambulansla hastaneye kaldırdıklarını söyledi. Hatay’daki hastaneden Adana Şehir Hastanesi’ne, buradan özel bir hastaneye gönderdiklerini hatırlatan Akkoç, kendisinin istemesi üzerine İstanbul’da bir hastane sevk edildiğini belirtti.
Akkoç, önce parmaklarının kesildiğini hatırlatarak, “Kestikten sonra enfeksiyon durmadı. Durmayınca kırık yerden kestiler. Üç operasyon geçirdim, 2,5-3 ay hastanelerde yattım” diyerek yaşadıklarını anlatı.
“Yürümeyi özlemiştim”
Hastaneden protez için İrade Adımları Derneği’ni tavsiye ettiklerini söyleyen Akkoç, “Protez benim hayatımı çok değiştirdi. Çünkü yürüyemiyordum, tek ayakla bastonların desteğiyle yürüyordum. İnsan suyunu bile kalkıp dolduramıyordu. Tek ayakla çok zor. Ama protez gerçekten benim hayatımı çok değiştirdi. Yürümeyi özlemiştim. Protez olunca ayağa kalktık çok şükür” diye konuştu.
“Ampüte olduktan sonra bile hedefinden şaşmadı”
Murat Akkoç’un depremde kızı hariç tüm yakınlarını kaybettiğini hatırlatan Fizyoterapist Renim Elşeyh, “Bu hayatta tek kalan kızını en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefleyen Murat bey, ampüte olduktan sonra bile bu hedeften şaşmayarak bizim verdiğimiz tüm egzersizlere uyarak tez zamanında dengesini tuttu ve protezle düzgün bir şekilde yürüyebildi” dedi.
“Aktif spor yapan biriydi”
Protez Ortez Teknikeri Samet Yılmazer ise Murat Akkoç’ın dernek merkezine ilk geldiğinde kendisindeki o üzüntüyü hissettiklerini vurgulayarak, “Çünkü Murat Bey gerçekten aktif bir hastaydı. Hastalığından önce aslında çok aktif spor yapan bir bireydi. Bunun için Murat Bey’e buna yönelik biz protez seçmeliydik. Kendisiyle gereken görüşmeleri ve muayeneleri yaptık. Daha sonra ölçü aşamasına geçtik ve ölçümüzü aldık. Gereken şekilde uygulama süreçlerini işledik. Kurulumu gerçekleştirdik. Bir tez soketi hazırladık” diye konuştu.
“Yüzündeki o gülücükler bizi de mutlu etti”
Bu tez soketi taktıklarında Murat Akkoç’un umudunu görebildiklerini vurgulayan Yılmazer, “Uygulama süreci gerçekten zor geçmişti. Ama kendisindeki değişim sürecini görünce biz de mutlu oluyorduk. Güzel bir uygulama sürecinden sonra nihai soketi elde ettik. Tam bir protezin kurulumu tamamladık. Murat Bey’in yüzündeki o gülücükler bizi de mutlu etmeye başlamıştı. Umarım bir daha böyle bir afet yaşanmaz. Tüm Türkiye’ye geçmiş olsun” diyerek açıklamasını noktaladı.
]]>6 Şubat Kahramanmaraş merkezli asrın felaketinin yıkıma uğrattığı şehirlerden Hatay’da kaldığı enkaz altında bir bacağını kaybeden 47 yaşındaki Murat Akkoç’a, merkezi İstanbul Beylikdüzü’nde bulunan İrade Adımları Derneği tarafından ücretsiz olarak protez bacak takılarak fiziki tedavisi yapıldı. Kaybettiği bacağına protez takılan Akkoç, artık yürüyebiliyor.
“4.17’de her şeyimizi kaybettik”
Asrın felaketine Hatay merkez Antakya ilçesindeki işyerinde yakalanan ve dışarı çıktıklarında bina üzenlerine devrilen, ikinci depremi de enkaz altında yaşayan 47 yaşındaki Murat Akkoç, “6 Şubat’ta 4.17’de her şeyimizi kaybettik. Sevdiklerimizi, evimizi, arabamızı, malımızı, mülkümüzü her şeyimizi kaybettik. Sevdiğimiz insanları, ayağımı kaybettim. Sevdiğim insanlar kolunu kaybetti, iki bacağını kaybetti” dedi.
“Enkaz altında kendimi değil sevdiklerimi düşündüm”
Restoranların saat 04.00’te kapandığını, temizlik sonrası kahve içmeye başladıklarını hatırlatan Akkoç, “Depremde 4.17’de iş yerindeydim. İş arkadaşımla kahve içiyorduk. Deprem olduğunda biz binadan uzaklaştık. İş yerinden çıktık, ikinci caddeye kadar yetiştik, kafamı kaldırdığımda gökyüzü parlaması oldu. Bembeyaz bir gökyüzü parlaması, o esnada binaya baktığımızda bina üstümüze geldi. Tabii kaçamadık, yerin su gibi kaynaması, sağa sola vurması bizi enkaz altında bıraktı. 14 saat enkaz altında kaldım. İkinci depreme enkazda yakalandım. 7,6 depreminde enkaz altındaydım. Enkaz altında kendi canımı değil, sevdiklerimi düşündüm. Hep aklım onlardaydı. Ben o esnada ayaklarımı çıkarmaya çalıştım ama çıkartamadım. Ayağımın üstüne kolon düşmüş. Bir metrelik alanda 5 arkadaştık. Kimisi kolundan, kimisi ayaklarından, kimisinin kafatası çatlamıştı. Belli bir süre sonra sesimizi duyurduk ve bizi enkazdan çıkardırlar” ifadelerini kullandı.
Önce parmakları, sonra bacağı kesildi
Enkaz altından kurtulduktan sonra ailesine haber vermeye çalıştığını, 15 kişilik ailesinin depremde hayatını kaybettiğini öğrendiğini hatırlatan Murat Akkoç, hayatta kalan abisinin kendisiyle ilgilendiğini ve ambulansla hastaneye kaldırdıklarını söyledi. Hatay’daki hastaneden Adana Şehir Hastanesi’ne, buradan özel bir hastaneye gönderdiklerini hatırlatan Akkoç, kendisinin istemesi üzerine İstanbul’da bir hastane sevk edildiğini belirtti.
Akkoç, önce parmaklarının kesildiğini hatırlatarak, “Kestikten sonra enfeksiyon durmadı. Durmayınca kırık yerden kestiler. Üç operasyon geçirdim, 2,5-3 ay hastanelerde yattım” diyerek yaşadıklarını anlatı.
“Yürümeyi özlemiştim”
Hastaneden protez için İrade Adımları Derneği’ni tavsiye ettiklerini söyleyen Akkoç, “Protez benim hayatımı çok değiştirdi. Çünkü yürüyemiyordum, tek ayakla bastonların desteğiyle yürüyordum. İnsan suyunu bile kalkıp dolduramıyordu. Tek ayakla çok zor. Ama protez gerçekten benim hayatımı çok değiştirdi. Yürümeyi özlemiştim. Protez olunca ayağa kalktık çok şükür” diye konuştu.
“Ampüte olduktan sonra bile hedefinden şaşmadı”
Murat Akkoç’un depremde kızı hariç tüm yakınlarını kaybettiğini hatırlatan Fizyoterapist Renim Elşeyh, “Bu hayatta tek kalan kızını en iyi şekilde yetiştirmeyi hedefleyen Murat bey, ampüte olduktan sonra bile bu hedeften şaşmayarak bizim verdiğimiz tüm egzersizlere uyarak tez zamanında dengesini tuttu ve protezle düzgün bir şekilde yürüyebildi” dedi.
“Aktif spor yapan biriydi”
Protez Ortez Teknikeri Samet Yılmazer ise Murat Akkoç’ın dernek merkezine ilk geldiğinde kendisindeki o üzüntüyü hissettiklerini vurgulayarak, “Çünkü Murat Bey gerçekten aktif bir hastaydı. Hastalığından önce aslında çok aktif spor yapan bir bireydi. Bunun için Murat Bey’e buna yönelik biz protez seçmeliydik. Kendisiyle gereken görüşmeleri ve muayeneleri yaptık. Daha sonra ölçü aşamasına geçtik ve ölçümüzü aldık. Gereken şekilde uygulama süreçlerini işledik. Kurulumu gerçekleştirdik. Bir tez soketi hazırladık” diye konuştu.
“Yüzündeki o gülücükler bizi de mutlu etti”
Bu tez soketi taktıklarında Murat Akkoç’un umudunu görebildiklerini vurgulayan Yılmazer, “Uygulama süreci gerçekten zor geçmişti. Ama kendisindeki değişim sürecini görünce biz de mutlu oluyorduk. Güzel bir uygulama sürecinden sonra nihai soketi elde ettik. Tam bir protezin kurulumu tamamladık. Murat Bey’in yüzündeki o gülücükler bizi de mutlu etmeye başlamıştı. Umarım bir daha böyle bir afet yaşanmaz. Tüm Türkiye’ye geçmiş olsun” diyerek açıklamasını noktaladı. – HATAY
]]>Ekrem İmamoğlu, “Sevgili rakibim, müstakbel aday arkadaşımız geçenlerde yüzde 87 projeleri başardı dedi. Sonra bir notla düzeltmeye çalıştı ama onu da başaramadı. Ama yüzde 87 başardı deyince ben arkadaşlarıma siz mi yanlış hesapladınız, bizimki 3-4 puan az çıkmıştı çünkü. Arkadaşlarımı 3-4 gün çalıştırdım, vallahi onun dediği doğru çıktı. Yüzde 87’ymiş meğerse. Allah razı olsun, bize yardımcı oldular. Yüzde 87 ile projeleri başardığımızı bir kez daha bize hesaplatarak bize ispat ettirdiler. Buradan müstakbel rakibime, değerli, sevgili adaya teşekkür ederim.” ifadelerini kullandı.

ELEŞTİRMEK İSTERKEN GAF YAPMIŞTI
Murat Kurum, katıldığı bir etkinlikte Ekrem İmamoğlu’nu eleştirmek isterken “Verdiğiniz sözlerin ancak yüzde 87’sini gerçekleştirdiniz” ifadelerini kullanmıştı.
Kurum’un bu ifadelerine ekibi müdahale etmiş ve not iletmişti. Notu okuyan Murat Kurum, “Ben ‘CHP’li İstanbul yönetiminin verdiği sözlerin yüzde 87’sini tutturdu’ demişim galiba. Ya böyle bir şey olma ihtimali var mı? O tutmadığı taraf…” ifadeleriyle durumu düzeltmeye çalışmıştı.

“PROJELERİMİZİ ANLATMAYA DEVAM ETSİN”
Ekrem İmamoğlu, Kurum’a ettiği teşekkürü bununla da sınırlı bırakmadı.
“Bir teşekkürü de, bir deprem anında İstanbul’un 11 şehre nasıl koştuğunu anlattığı için kendisine teşekkür ederim. Projelerimizi anlatmaya devam etsin, yeni projelerimizi de anlatabilirler çünkü hepsi doğru projeler. Öyle 650 bin konut gibi uydurma işler değil.” dedi.
Murat Kurum, katıldığı bir canlı yayında 6 Şubat depremlerini kastederek “11 ilde deprem oldu. İstanbul 11 ile koştu. İstanbul Türkiye’ye yeter” ifadelerini kullanmıştı.

MURAT KURUM’A ‘SIFIR NOKTASI’ YANITI
Ekrem İmamoğlu, rakibi Murat Kurum’un eleştirilerine de, “O kadar sıfırla teslim aldık ki, geçen demiş ya müstakbel rakibim; sevgili aday arkadaşımız hani ‘sıfır noktasından aldılar ve bitirdiler’ diye. Doğru birçok şeyi sıfır noktasından aldık. Kreşler sıfırdı 100’e ulaştı, öğrenci yurtları… 5200 öğrenci şu an misafirimiz. Kent lokantalarından yeni doğan destek paketine, üniversite öğrencilerimize burstan ders atölyelerine…

Bütün bunlar eşi benzeri görülmemiş çok önemli ve gerçekten çok değerli çözümler. Ama bizim sosyal adalet vizyonumuzun yalnızca bir yönünü gösteriyorlar. 180 bin kişinin özel sektörde iş bulmasına aracılık eden bölgesel istihdam ofislerimize, çiftçilere, üreticilere, balıkçılara İBB tarihinde ilk kez vermeye başladığımız desteklere, mahalle bakkallarına ve onları da destekleyen yardım alan vatandaşlarımızın da hızlıca bağ kurabileceği ‘Halk Bakkal’ projesi gibi… Özellikle işlerimize bakarsanız sosyal adalet vizyonumuzun yönünü de buradan görebilirsiniz.
Biz yoksulluğun sürdürülüp siyaseten istismar edilmesini değil sonlandırılmasını hedefleyen bir anlayışla çalıştık. İnsanlarımız belediyeden aldığı yardım ve destekle değil çalışarak, üreterek kazandığı parayla rahatça yaşayabilsin diye yenilikçi çözümler geliştirdik.” ifadeleriyle yanıt verdi.
]]>Kurum, Bayrampaşa’da MHP Seçmen İletişim Merkezi (SİM) açılışında yaptığı konuşmada, her zaman millete hizmet anlayışında olduklarını ve millete sırtını yaslayarak çalıştıklarını söyledi.
Hiçbir zaman kirli ittifakların içerisinde olmadıklarını dile getiren Kurum, “Ay yıldızı bayrağımız için, bu ülkemizin her bir karış toprağı için canla başla mücadele verdik. Bu uğurda şehitler verdik, bu uğurda gazilerimiz oldu. Ama bir gün olsun başımızı öne eğmedik. Hep büyük ve güçlü Türkiye ideali için, büyük ve güçlü Türkiye hedefleri için Cumhur İttifakı’mızla el ele vererek ülkemizin yarınları için aşkla, şevkle çalıştık.” diye konuştu.
Kurum, hiçbir zaman bahane üretmeyeceklerini, mazeret belediyeciliği yapmayacaklarını vurgulayarak, “Biz gerçek belediyecilik yapacağız. Milletimizle el ele vereceğiz, milletimiz, ülkemiz için gece gündüz koşturacağız. Biz sahada olacağız, milletimizin yanında olacağız ve çalışacağız.” ifadelerini kullandı.
Cumhur İttifakı ile girdikleri her seçimde galip geldiklerini belirten Kurum, 15 Temmuz gecesi kurdukları ittifakta, birliktelikte Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin kardeşlik hukuku içerisinde çalıştığını dile getirdi.
Murat Kurum, kendilerine yakışanın, ülkenin geleceği için çok daha güçlü adımlar atmak olduğunu belirterek, 5 yıldır ötekileştirilen, boş verilen, bir basamak olarak görülen İstanbul için Cumhur İttifakı ile sokak sokak, mahalle mahalle çalışacaklarını söyledi.
Herkese gideceklerini dile getiren Kurum, “31 Mart akşamı tüm İstanbul kazanacak. 31 Mart akşamı Eren Bülbül’ün annesi, Aybüke öğretmenin annesi kazanacak. 31 Mart akşamı kimse kaybetmeyecek, İstanbul kazanacak, İstanbullular kazanacak. Hep birlikte İstanbul’un o 5 yıldır üzülen, yorulan 571 yıllık onurunu, gururunu hep birlikte ayağa kaldıracağız, fetret devrini hep birlikte bitireceğiz, yeniden dirilişini, yeniden yükselişini hep birlikte başlatacağız.” şeklinde konuştu.
“Meselesi Türkiye, meselesi İstanbul Murat başkanın”
TBMM Başkanvekili Celal Adan ise Murat Kurum’un kirli ittifaktan bahsettiğini, milletin bu kirli ittifakın farkında olduğunu söyledi.
Muhalefetin birbirine girdiğini, birbirlerinin aleyhinde konuşa konuşa siyaset kurumunu yıprattıklarını belirten Adan, “‘Allah onları bizden uzak tutsun’dan başka yapacağımız bir dua yok. İstiklal Marşı söylemeyen bir partinin desteğiyle Allah bize belediye başkanlığı nasip etmesin. İstanbul’un belli ilçelerinde, Türkiye’nin belli vilayetlerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisi, İstiklal Marşı söylemeyenlerle ittifak kurdu. Bunlara müsaade edeceğiz mi?” diye konuştu.
Adan, Murat Kurum’un genç yaşından beri hayatını milletine adamış biri olduğunu vurgulayarak, “Siyaseti çok eski yıllardan beri yapan bir arkadaşınız olarak Allah’a şahitlik ederim ki meselesi Türkiye, meselesi İstanbul Murat başkanın. Bakanlık döneminde yapmış olduğu bütün icraatlarda milletin aleyhine oluşmuş hiçbir karar yok. Dünyanın en büyük felaketiyle, depremle karşılaştık. O bölgelerde Murat başkanın imzasıyla yapılan binalarda ufak bir boya bozuntusu bile yok.” ifadelerini kullandı.
AK Parti Grup Başkanvekili Mehmet Emin Akbaşoğlu da durmadan, duraklamadan çalışacaklarını, en güzel hizmetleri, eserleri İstanbullunun emrine amade kılacaklarını belirterek, “Yapılan anketlerde Cumhur İttifakı’nın adaylarının her noktada başta olduğunu ve bu milletin iradesiyle de 1 Nisan sabahı kolları sıvayarak sizin emrinize amade olacağını görüyoruz.” dedi.
Konuşmaların ardından kurdele kesilerek MHP Seçmen İletişim Merkezi’nin açılışı yapıldı.
Açılışa, AK Parti İstanbul İl Başkanı Osman Nuri Kabaktepe, MHP İstanbul İl Başkanı Sertel Selim, Cumhur İttifakı’nın Bayrampaşa Belediye Başkan adayı İlknur Kovaç Bayraktar ile çok sayıda kişi katıldı.
]]>4 Temmuz Mahallesi 204. Cadde üzerinde yer alan 4 katlı binanın 4. katında 22 Nisan 2023’de meydana gelen olayda iddiaya göre Emre T. (30), ağabeyi Murat Can T’yi (32) uykuda bıçaklayarak öldürüp kaçtı. Evden yaklaşık 1 kilometre uzaklaşan Emre T., şüpheli tavırları ve elindeki bıçakla devriye gezen polis ekiplerinin dikkatini çekti. Kendisini durduran polis ekiplerine “Ağabeyimi öldürdüm” diyerek cinayeti itiraf eden Emre T. gözaltına alındı. Murat Can T.’nin olay yerinde hayatını kaybettiği tespit edildi. Emre T’nın ağabeyinin boğazını ve cinsel organını kestiği ortaya çıktı.
“Savunma yapmayacağım”
Emre T’nin Kocaeli 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “abiyi canavarca hisle eziyet çektirerek öldürme” suçundan yargılanmasına başlandı. Duruşmaya tutuklu sanık Emre T., avukatı ve babası N.T. katıldı. Savunması için söz hakkı verilen Emre T., “Savunma yapmayacağım. Savcılıkta savunma yaptım. Savcılıkta söylediklerim, ağabeyimin bana yaptıklarının onda biri kadardır” dedi.
“İndirim almak için mücadele vermeyeceğim”
Mahkeme başkanının “Anlatmazsan durum senin aleyhine olur” sözleri üzerine sanık, “Bu saatten sonra benim için fark etmez. İndirim almak için mücadele vermeyeceğim. İnsan kardeşini taciz eder mi? Hep sustum. Ben küçükken yatakta pantolonumu indirdi. Beni arkamdan taciz edeceği sırada annem ağlama seslerine yanımıza geldi. Bize kızdı ve tekrar aynı yatağa yatırdı. Bu durumu şu ana kadar anlatamadım, hep sustum” diye konuştu.
“Sebepsiz yere kimse ağabeyini öldürmez”
Psikolojik tedavi görüp görmediği sorulan sanık Emre T., “Psikolojik tedavi görmüyorum. Beni sakinleştiren tek şey uyuşturucuydu. Cinsel olay bir tanedir ancak ağabeyimin beni dövdüğü, tehdit ettiği zamanlar da vardır. Sebepsiz yere kimse ağabeyini öldürmez. Olaydan bir gün önce babama maruz kaldığım cinsel olayı anlattım. O gece ailecek kaldığımız eve gitmedim. Olayları babama anlattığım sırada gömleğimi yırtmıştım, sabah üstümü değiştirmek için eve gittiğimde ağabeyim bana, ‘Babama ne anlattın şerefsiz’ dedi. Sonrasında yaşananları hatırlamıyorum. Sonrası aklıma parça parça geliyor ancak hatırlamak istemiyorum” ifadelerini kullandı.
“Bıçak benim elimdeydi ama kontrol bende değildi”
Mahkeme başkanın “Ağabeyinin cinsel organını kesmenin anlamı var mıydı?” sorusuna ise sanık, “Bilmiyorum, kontrol bende değildi. Bıçak benim elimdeydi ama kontrol bende değildi” cevabını verdi.
“Şikayetçi değilim”
Olaya ilişkin dinlenen baba N.T. ise, “Olay gününe kadar oğullarım arasında birbirini öldürecek kadar husumet yoktu. Murat’ın Emre’yi dövdüğünü görmedim ancak tartışırken gördüm. Emre eve gelmediği için olaydan bir gece önce onu restorana götürdüm, birlikte alkol aldık. Emre bana, ‘Ağabeyim bana 9 yaşımda cinsel istismar teşebbüsünde bulundu’ dedi. Ben de ona, ’30 yaşına gelmişsin, neden şimdi söylüyorsun?’ dedim. Restorandan çıktıktan sonra Emre ile Murat’ı yüzleştirmek istedim ancak Emre eve gelmedi. Olay günü 08.30 gibi evden çıktım. Ben çıktıktan sonra eve Emre gelmiş ve olay yaşanmış. Olay yaşandığında evde kimse yoktu. Eşim annesindeydi, küçük oğlum da askerdeydi. Emre herhangi psikolojik tedavi görmedi. Murat ve Emre uyuşturucu madde kullanırdı. Şikayetçi değilim, diyecek bir şeyim yok. Karar sizin. Eşim olaydan 39 gün sonra rahmetli oldu” diye konuştu.
“Olay anında herhangi gürültü duymadım”
Tanık olarak dinlenen sanığın kuzeni H.T., “Aynı apartmanda ikamet ederiz. Sanık ve maktulün uyuşturucu içmelerine şahit olmadım. Emre ve Murat’ın ailemize karşı saygısızlıklarını görmedim. Kardeş arasında tartışmalarına şahit olmadım. Olay anında kendi evimdeydim, uyuyordum. Olay olduktan sonra aşağıya indim ve Murat’ın vefat ettiğini gördüm. Olay anında herhangi bir gürültü duymadım” şeklinde konuştu.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis talebi
Cumhuriyet savcısı mütalaasında, sanığın ağabeyine karşı işlemiş olduğu “canavarca hisle eziyet çektirerek tasarlayarak kasten öldürme” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmasını talep etti. Mahkeme heyeti, avukatın talebi üzerine sanığın İstanbul İhtisas Dairesine sevkinin sağlanarak, ceza ehliyetinin olup olmadığı yönünde rapor alınmasına ve tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. – KOCAELİ
]]>İstanbul Kültür ve Sanat Vakfında (İKSV) yapılan basın toplantısında konuşan Biçici, aile olarak genelde acılarla dalga geçtiklerini dile getirdi.
Biçici, babasının vefatının ardından kendi hislerinden yola çıkarak böyle bir hikayeyi kaleme aldığını, fakat filmde konuya dramatik bakmadığını söyledi.
Hikayeyi yazarken “Murat” karakterini Kaan Yıldırım’ın oynamasını düşündüğünü ve Yıldırım’ın tereddütsüz projeyi kabul ettiğini aktaran Biçici, “Filmin başından sonuna kadar Kaan’sız tek bir sahnesi yok. Biz Kaan’la rolü çok konuştuk. Hep Kaan’ın geliştirdiği, Kaan’ın daha iyi hissettiği, benim hissimden vazgeçip, senaryoyu geliştirdiğimiz, bütün oyuncuların da dahil olduğu çok fazla yer oldu. Ben bütün hikayelerin böyle gelişeceğine inanıyorum.” dedi.
Haki Biçici, Yeşilçam filmleriyle büyüdüğünü vurgulayarak, şu bilgileri verdi:
“Halen Yeşilçam’daki bütün filmlerin çok izleniyor olmasının sebebini çok basit bulmuyorum. Çok iyi kurulmuş, prova edilmiş filmler. O yüzden bizim filmle ilgili hissim aslında o Yeşilçam ekolünün bir devamı. Yani günümüz sinemasında ne oluyor, hepsini takip ediyorum. Komedi olarak çok beğendiğimiz işler var. Bizim işte kendi adıma örnek aldığım yer ise Yeşilçam ve aynı Yeşilçam’daki gibi bir izleyici kitlesine kavuşacağını düşünüyorum.”
“Her izleyenin kendi ailesinden birilerini bulacağı sıcak, tatlı bir film hayaliyle yola çıktık”
Oyuncu Erkan Kolçak Köstendil, filmin bir aile, cenaze evi komedisi olduğuna işaret ederek, “Cenaze evi ve komedi yan yana garip geliyor olabilir ama genelde cenaze günlerinde o koşuşturma, misafirlere yetişme halinin doğal, komik bir tarafı var. Bir de filmde onun üzerine ceset karışma olayı geliyor ki işler iyice karışıyor. Her izleyenin kendi ailesinden birilerini bulacağı sıcak, tatlı bir film yapma hayaliyle yola çıktık. Çekerken en eğlenmediğimiz bir film oldu diyebilirim.” diye konuştu.
Oyuncu Sarp Apak, filmde amca oğlu rolünü oynadığını aktararak, şunları kaydetti:
“Film çok standart bir aile hikayesi, aile kavramını sorguluyor. Aslında her ailenin başına gelen sıralı ölüm hikayesi. Sinir bozucu, komik bir yerden yazılmış. O yüzden film hoşumuza gitti. Umarım güzel bir gişe de yapar. Seyircilerin salondan memnun ayrılacağını düşünüyorum. Çok sıkıştırılmış bir şekilde 25 günde çektik. Orada takım ruhuyla güzel çalışıldı. Senaryoyu beğendiğim için projenin içindeyim.”
Başrol oyuncularından Kaan Yıldırım, senaryoyu çok beğendiği için hiç düşünmeden kabul ettiğini belirterek, “Biraz biz bize hissettiğimiz bir setti.” değerlendirmesinde bulundu.
“Çok konuştuk, çok paylaştık öyle bir setti”
Oyuncu Derya Karadaş da sette gülmemeye çalıştıklarını ve hikayeye hakim olmak istediklerinin altını çizerek, “Yıllardır çok çalışmak istediğim, çok beğendiğim oyuncularla bu projede olduğum için aşırı bir heyecanım var. Çok konuştuk, çok paylaştık öyle bir setti.” ifadelerini kullandı.
“Kapıcı” karakterini canlandıran Şinasi Yurtseven ise şunları söyledi:
“Prova esnasında, kayıtlarda çok güldük. Kalabalık sahnelerde oynadık, bu yüzden herkes çok kontrollü, gülmeden oynadı. Film, Türk seyircisinin seveceği bir aile yapısını anlatıyor ama aynı zamanda hiç de sevmeyeceği bir aile yapısı. İnsanlar kendi ailesinin çıkarları söz konusu olduğu zaman başkalarını harcayabiliyor. Bu filmde de biraz beni harcıyorlar. Filmde en harcanan benim. Başıma gelen kalmıyor.”
Komedi türündeki filmin hikayesi özetle şöyle:
“Murat, babasının vefatı sebebiyle hayatının en tuhaf aile buluşmasına katlanmak zorundadır. Tüm sülale rahmetliyi köylerindeki aile mezarlığına defnetmek isterken Murat bu adetlerin eskide kaldığını, İstanbul’da bu işi organize edeceğini söyler. Murat, babasını kaybetmenin üzüntüsü içindeyken, bir de bu hengamede cenaze kaybolur. Artık Murat’ın gözünde tüm aile üyeleri şüpheli durumdadır. İlaçlarını içse aslında iyi çocuk olan kuzen Hızır, rahatsız edici şekilde yardımsever kuzen Sinan, ailenin ayaklı gazetesi Çiçek, işbirlikçi kapıcı ve tüm diğer garip aile üyeleri, 24 saat süren bu hengamede Murat’ı giderek çileden çıkartır.”
]]>