(ELAZIĞ) -İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Yönetim Kurulu Osman Avcıl, depremlerle birlikte yıpranan bina sayısındaki artışa dikkat çekti. Avcıl, “Deprem kuşağında olan ülkemizde çok acilen bir dönüşüme gidilmesi gerekiyor. 4-4,5 milyon civarında bir çürük stokumuz var. Ancak Türkiye enflasyon, faiz anlamında ciddi problemler yaşıyor. Bir an önce ekonominin düzelmesi, faiz dengesinin sağlanması lazım. Böyle bir ülkede kentsel dönüşüm olamaz. Hükümet bile bunun altından kalkamaz” dedi.
İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu (İMKON) Yönetim Kurulu üyesi ve kentsel dönüşüm uzmanı avukat Osman Avcıl, kentsel dönüşümde yaşanan sıkıntılarla ilgili açıklama yaptı. Mevcut koşullarda kentsel dönüşüm yükünün çok büyük olduğunu ve devletin bile bu yükü kaldırmakta zorlanacağını belirten Avcıl, özellikle İstanbul’da büyük bir depremin beklendiğini hatırlatarak bir an önce çürük yapı stokunun yenilenmesi gerektiğini ifade etti.
“BÖYLE BİR ÜLKEDE KENTSEL DÖNÜŞÜM OLAMAZ. HÜKÜMET BİLE BUNUN ALTINDAN KALKAMAZ”
Ülkede faiz ve enflasyon politikaları anlamında büyük problemler yaşandığını belirten Avcıl, şunları söyledi:
“Deprem kuşağında olan ülkemizde çok acilen bir dönüşüme gidilmesi gerekiyor. Her ilin, ilçenin kendi özelinde, özellikle de İstanbul’un acilen kentsel dönüşüm anlamında ciddi adımların atılması lazım. Ülkemizde 7 milyon civarında çürük yapı stoku vardı. 15-20 yıllık süreçte bunun yaklaşık 3-3,5 milyonu dönüştürüldü. 4-4,5 milyon civarında bir çürük stokumuz var. Bunun acilen dönüşüme alınması lazım. Ancak geldiğimiz noktada dünyanın ve Türkiye enflasyon, faiz anlamında ciddi problemler yaşıyor. Bu enflasyon, bu faizin döviz ve altının belirsiz olduğu bu zamanda, ekonominin dalgalı olduğu böyle bir zamanda; müteahhitler de vatandaşlar da böyle büyük maliyetlerin altından kalkamaz. Kesinlikle kentsel dönüşüme en büyük bir darbeyi vurur. Bir an önce ekonominin düzelmesi, faiz dengesinin sağlanması lazım. Faizin gündemimizden kalkması gerektiği aşikardır. Böyle bir ülkede kentsel dönüşüm olamaz. Hükümet bile bunun altından kalkamaz. Böyle bir yapıda kentsel dönüşüm bir hayal olur. Bu enflasyon ve ekonomik yapıyla giderse, en büyük ihanet böyle yapılmış olur ülkeye. Vatandaşlar çürük evlerde oturmak zorunda kalır, en ufak bir depremde can ve mal emniyetini kaybetmiş olur. Bir an evvel ekonomi düzelmeli. Hükümetin bazı destekleri vereceği söyleniyor. Ama bunun altından devlet de kalkamaz. Böyle bir enflasyon ve faiz yapısı altında devlet de çöker, çok zor ilerler.”
“MÜTEAHHİTLERİN NEREDEYSE YÜZDE 80’İ SAHADAN ÇEKİLDİ”
Avcıl, müteahhitlere verilecek hibelerin eşit bir şekilde dağıtımının yapılmayacağını belirterek şunları söyledi:
“Bazı güzel işler var, hibeler, faiz destekleri var. Ama bunun her tarafa eşit ve sıcak bir şekilde erişebileceğini ben düşünmüyorum. Özel müteahhitler yap-satçı dediğimiz müteahhitlerin neredeyse yüzde 80’i sahadan çekildi. Şu anda doğru dürüst müteahhit de kalmadı. Olanlarda zaten köklü, ekonomik dengesi köklü yapıdan gelen, geçmiş birikimiyle gelen müteahhitler. Ama ekonomi bu şekilde giderse bu müteahhitler de sahadan çekilir. ve vatandaşlarımız çürük yapı stoku ile baş başa kalmış olur. Bu konuda hükümeti ve yetkilileri acilen göreve davet ediyoruz. Müteahhitler denetlenemediği için de dönüşümler yapılamıyor. Müteahhitlik mesleğinin bir tanımı yok. Ceza hukuku kapsamında bir yaptırımı yok. Bir odası yok. Ekonominin lokomotifi olan bu kadar önemli bir sektörde, ülkenin ekonomisinin çoğunu yönlendiren müteahhitlik sektöründe oda yok. Biz Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı herhangi bir meslek örgütü gibi oraya üyeyiz. Halbuki KKTC’de dahi daha önceden açılmış. Orada Kıbrıs Türk İnşaat Müteahhitleri Birliği yıllar öncesinden var. Oraya üye olmayan müteahhitler iş yapamıyor. Müteahhitlik yapmak isteyen bir yatırımcı oraya gidip önce oraya üye bir müteahhitle anlaşıp kendisi yatırımcı statüsü ile ancak yapabilir. Bu kadar ciddi bir yapı var.
“MÜTEAHHİTLERİN MESLEKİ DİSİPLİN ALTINA GİRMESİ GEREKİYOR”
Türkiye’de şu anda 350 bin müteahhit olduğunu öngördük. Son iki yılda bazı yaptırımlarla bu sayı 50 bine düştü. Ama Avrupa’nın belki 10 katıyız. Tüm Avrupa’da 50 bin civarında müteahhit varken bu bizde 350 bin idi. 2019 yılında müteahhitlerin sınıflandırılmasıyla birlikte bu 50 binin altına düştü. Ama yine de Avrupa ortalamasının kat kat üzerindeyiz. Bizim bir an evvel müteahhitler odası ile beraber mesleki disiplin altına girmemiz lazım. Bu mesleği gerçekten yapan köklü firmalar ve asıl bu şekilde gerçekten ticari faaliyetlerini yürütmesi gereken müteahhitlerin önünü açılması gerekir. Müteahhitlere, asıl işi bu olan köklü firmalara, bu işi gerçekten yapmak isteyen dürüst meslektaşlarımıza da devlet yapısı ile ciddi kredi, hibe ve desteklerin verilmesi gerektiğini düşünüyoruz.”
“MÜTEAHHİTLER ODASININ KURULMASINI İSTEMEYEN ÇIKAR ÇEVRELERİ VAR”
Müteahhitlik mesleğine bir nitelik kazandırmak gerektiğini ifade eden Osman Avcıl, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Müteahhitler odasının kurulmamasının sebebini biz şöyle öngörüyoruz. 1960 yılından beri müteahhitler odası kurulmalı diye meclise hep teklifler verilmiş. Ancak her seferinde reddedilmiş. Bunun en büyük sebebi hükümetlerin şimdiye kadar müteahhitlerle işbirliği yapıp kendilerine bu anlamda çıkar sağladıklarını düşünüyoruz. Bu maalesef 50 – 60 yıldan beri gelen yanlış bir bakış açısı. Müteahhitlerle işbirliği yapıp menfaat içerisine giren hükümet yetkilileri, müteahhitler odasının kurulmasını istemiyorlar diye düşünüyoruz. Başka bir sebep yok. En başta Odalar ve Borsalar Birliği’ne bağlı bir yapı olalım. Türkiye’de nasıl odalar, borsalar birliği varsa, Türkiye Odalar ve Borsalar’a Müteahhitler Birliği eklensin. Sonra da duruma göre müteahhitler odası olsun. Nasıl ki Ticaret Odası, Sanayi Odası ayrı ise müteahhitler odası da ayrı olsun. Bunun altyapısı kurulmalı ki 7 – 8 yıl önce İnşaat Müteahhitleri Konfederasyonu öncülüğünde, Tahir Tellioğlu Genel Başkanımızla o zamanki Çevre ve Şehircilik Bakanı müteahhitler yasasını yazdılar aslında. Epey yol da kat edildi. Sonrasında ilerletilemedi.”
]]>
ANKARA – Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Önümüzdeki yıllarda milyonlarca konutumuzu, özellikle metropoller başta olmak üzere dönüştüreceğiz” dedi.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından düzenlene iftar programına katıldı. İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, Müteahhitlerin sorunlarını ve gündeme dair konular ele alındı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmada ekonominin paydaşları ile sıklıkla bir araya geldiklerini ve bu buluşmaları, ekonomi politikalarını şekillendirdikleri mutfak olarak gördüklerini ifade etti.
“Bir taraftan enflasyonla mücadele ederken diğer taraftan mali disiplinli sağlamaya gayret ediyoruz”
Son yıllarda küresel düzeyde tüm dünyayı ve beraberinde Türkiye’yi de etkileyen Covid-19 salgını, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Filistin ile İsrail arasında önemli olayların yaşandığını belirterek, “Böyle büyük küresel ortamda politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Bir taraftan enflasyonla mücadele ederken diğer taraftan mali disiplinli sağlamaya gayret ediyoruz. Büyüme için dengeli bir şekilde sürdürürken cari açığı azaltmaya ve rezervlerimizi güçlendirmeye gayret ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir iradeyle desteklediği politika belgelerimiz ile ekonomiden politika belirsizlikleri azalttık. Öngörülebilirliği de arttırmış olduk, bunu da bir temel yaklaşım olarak görüyoruz. Ekonomide belirsizlikleri azalttığını öngörülebilirliği arttırdığımız sürece ekonomik aktörler de çok daha rahat bir ortamda çalışma imkanı bulmuş oluyorlar” ifadelerini kullandı.
“Türkiye trilyon dolarlık ekonomi ligine girmiş oldu”
Yılmaz, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerle Türkiye tarihinin en büyük afetini yaşamış olduklarını ve bu afetin etkilerini gidermek için hala çalışmaya devam ettiklerini belirtti. Deprem, küresel şartlar ve jeopolitik gelişmelere rağmen ekonominin büyümeye devam ettiğini ifade eden Yılmaz, “Geçen yıl dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyürken, ülkemiz yüzde 4 buçuk civarında bir büyümeyi gerçekleştirdi. Orta Vadeli Programımızda öngördüğümüz büyümenin de bir miktar üstünde bir büyüme kaydetti. Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini aştı böylece Türkiye trilyon dolarlık ekonomi ligine girmiş oldu” şeklinde konuştu.
Yılmaz ihracatın düzenli bir şekilde artmaya cari açığın ise istikrarlı bir şekilde iyileşmeye devam ettiğini vurgulayarak, “Cari işlemler hedefinde gelişmeler gerçekten sevindirici. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolar civarındaydı cari açığımız. Yılsonunu 45 milyar dolarla kapattık. Ocak ayı itibariyle bu 37 buçuk milyar dolar seviyelerine kadar düştü. Şubat’ta da iyileşmenin devam edeceğini biliyoruz. Henüz çıkmayacağını işlemler hesabı ama 32-33 milyar dolarlara kadar cari açığın Şubat hesapları itibariyle düşeceğini öngörüyoruz” açıklamasında bulundu.
Demir, alçı, elektrik malzemesi, perde, mobilya, cam, plastik boru, çivi ve boya gibi yüzlerce farklı ürünün inşaatta girdi olarak kullanıldığını ifade eden Yılmaz, sektörün 250 alanda, istihdamı yaklaşık 6 milyon civarında etkilediğini, 2023’te reel olarak yüzde 7,8 büyüyen sektörün, milli gelir içindeki oranının 2002’de yüzde 4,5 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 5,6’ya ulaştığını aktardı.
“Müteahhitlerimiz yurt dışında 389 projeyle 27 milyar 392 milyon dolar tutarında yeni iş hacmine ulaştı”
Yılmaz, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sektörünün rekabet gücüne, milli gelire, ödemeler dengesine, ihracata ve istihdama sağladığı katkı ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, “Müteahhitlerimizin yurt dışında üstlendikleri iş hacmi 2000 yılından bu yana istikrarlı olarak 20 milyar dolar üstünde bir seyirle devam ediyor. 2023’te, yurt dışında 389 projeyle 27 milyar 392 milyon ABD doları tutarında yeni bir iş hacmine ulaşılmış durumda” diye konuştu.
“Müteahhitlerimizi yeni pazarlarda ve katma değeri yüksek projelerde daha çok görmek istiyoruz”
Teknik müşavirlik sektörünün 137 farklı ülkeye 2023 yılında 233,4 milyon dolar hacimle hizmet verdiği bilgisini veren Yılmaz, “Söz verdiği şekilde ve tarihte işlerini teslim ederek tüm dünyada tercih edilen müteahhitlerimizi yeni pazarlarda ve katma değeri yüksek projelerde daha çok görmek istiyoruz. Özellikle firma ölçeklerinin büyütülmesiyle, firmalarımızın ortak iş yapma bilincinin artırılması, prestijli projelerin üstlenilmesinin de önünü açacaktır diye inanıyoruz” açıklamasında bulundu.
Yılmaz, müteahhit sektöründe insan kaynakları konusunun sıkça dile getirildiğini belirterek, 12’inci Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program ve Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu eylem planında bu konuya geniş bir yer ayırdıklarını, son 20 yılda mesleki eğitim konusunda çok ciddi adımlar attıklarını kaydetti.
“Kamu İhale Mevzuatı’nı uluslararası normlara uyumlu şekilde iyileştirmek önem verdiğimi bir husus”
OVP döneminde, inşaat kalitesinin yükseltilmesini teminen yapı denetim sürecinde yer alan kişi ve kuruluşların mesleki sorumluluk sigortası ve yapı müteahhitlerinin sorumluluk sigortasını yaygınlaştıracaklarına vurgu yapan Yılmaz, “İnşaat sektörünü de yakından ilgilendiren kamu alımları kapsamında, Kamu İhale Mevzuatı’nı uluslararası norm ve standartlarla uyumlu olacak şekilde iyileştirmek de yine temel politika dokümanlarımızda yer verdiğimiz bir husus. Bu çerçevede mevzuatı, dijitalleşmeyi, yenilikçiliği ve sürdürülebilirliği önceleyen satın alma yaklaşımıyla güncelleyecek, sektörel kamu alımları düzenlemesini de hayata geçireceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Afet risklerinin belli bir seviyede olduğu metropol illerde kentsel dönüşümü el birliğiyle yapmak zorundayız”
Yılmaz, kentsel dönüşüm anlamında yerel yönetimlerin çok önemli olduğunu söyleyerek, “Bu işi sadece merkezi idare veya sadece yerel yönetim olarak yapamayız. Metropol illerimiz İstanbul ve İzmir başta olmak üzere afet risklerinin belli bir seviyede olduğu, daha yüksek olduğu iller öncelikli olmak üzere mutlaka burada merkezi idare ve yerel yönetimler olarak el birliği içinde bunu başarmak durumundayız. Bizim adaylarımız da bu konuda çok güçlü programlar ortaya koymuş durumdalar. Gerek İstanbul adayımız gerek İzmir adayımız Hamza Bey, İstanbul’da Murat Bey çok güçlü programlar ortaya koymuş durumdalar ve bunların biz çok kıymetli olduğunu, mutlaka hayata geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu işleri laflarla, algılarla çözemeyiz. Somut adımlarla, somut projelerle ve ciddi kitlesel dönüşümlerle gerçekleştirebileceğimiz bir süreç bu. Burada da polemiklerle, birtakım tartışmalarla kaybedecek vaktimiz yok. İnşallah önümüzdeki dönemde bu alanda güçlü adımları hep birlikte atarız” değerlendirmesinde bulundu.
Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç ve inşaat sektörünün temsilcileri katılım sağladı.
]]>Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, Türkiye Müteahhitler Birliği tarafından düzenlene iftar programına katıldı. İstiklal Marşı ve Kur’an-ı Kerim tilaveti ile başlayan programda, Müteahhitlerin sorunlarını ve gündeme dair konular ele alındı. Yılmaz, burada yaptığı konuşmada ekonominin paydaşları ile sıklıkla bir araya geldiklerini ve bu buluşmaları, ekonomi politikalarını şekillendirdikleri mutfak olarak gördüklerini ifade etti.
“Bir taraftan enflasyonla mücadele ederken diğer taraftan mali disiplinli sağlamaya gayret ediyoruz”
Son yıllarda küresel düzeyde tüm dünyayı ve beraberinde Türkiye’yi de etkileyen Covid-19 salgını, Rusya-Ukrayna Savaşı ve Filistin ile İsrail arasında önemli olayların yaşandığını belirterek, “Böyle büyük küresel ortamda politikalarımızı hayata geçiriyoruz. Bir taraftan enflasyonla mücadele ederken diğer taraftan mali disiplinli sağlamaya gayret ediyoruz. Büyüme için dengeli bir şekilde sürdürürken cari açığı azaltmaya ve rezervlerimizi güçlendirmeye gayret ediyoruz. Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın güçlü bir iradeyle desteklediği politika belgelerimiz ile ekonomiden politika belirsizlikleri azalttık. Öngörülebilirliği de arttırmış olduk, bunu da bir temel yaklaşım olarak görüyoruz. Ekonomide belirsizlikleri azalttığını öngörülebilirliği arttırdığımız sürece ekonomik aktörler de çok daha rahat bir ortamda çalışma imkanı bulmuş oluyorlar” ifadelerini kullandı.
“Türkiye trilyon dolarlık ekonomi ligine girmiş oldu”
Yılmaz, 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerle Türkiye tarihinin en büyük afetini yaşamış olduklarını ve bu afetin etkilerini gidermek için hala çalışmaya devam ettiklerini belirtti. Deprem, küresel şartlar ve jeopolitik gelişmelere rağmen ekonominin büyümeye devam ettiğini ifade eden Yılmaz, “Geçen yıl dünya ekonomisi yüzde 3 civarında büyürken, ülkemiz yüzde 4 buçuk civarında bir büyümeyi gerçekleştirdi. Orta Vadeli Programımızda öngördüğümüz büyümenin de bir miktar üstünde bir büyüme kaydetti. Milli gelirimiz ilk defa 1 trilyon dolar seviyesini aştı böylece Türkiye trilyon dolarlık ekonomi ligine girmiş oldu” şeklinde konuştu.
Yılmaz ihracatın düzenli bir şekilde artmaya cari açığın ise istikrarlı bir şekilde iyileşmeye devam ettiğini vurgulayarak, “Cari işlemler hedefinde gelişmeler gerçekten sevindirici. Geçen yılın ortalarında 60 milyar dolar civarındaydı cari açığımız. Yılsonunu 45 milyar dolarla kapattık. Ocak ayı itibariyle bu 37 buçuk milyar dolar seviyelerine kadar düştü. Şubat’ta da iyileşmenin devam edeceğini biliyoruz. Henüz çıkmayacağını işlemler hesabı ama 32-33 milyar dolarlara kadar cari açığın Şubat hesapları itibariyle düşeceğini öngörüyoruz” açıklamasında bulundu.
Demir, alçı, elektrik malzemesi, perde, mobilya, cam, plastik boru, çivi ve boya gibi yüzlerce farklı ürünün inşaatta girdi olarak kullanıldığını ifade eden Yılmaz, sektörün 250 alanda, istihdamı yaklaşık 6 milyon civarında etkilediğini, 2023’te reel olarak yüzde 7,8 büyüyen sektörün, milli gelir içindeki oranının 2002’de yüzde 4,5 seviyesindeyken geçen yıl yüzde 5,6’ya ulaştığını aktardı.
“Müteahhitlerimiz yurt dışında 389 projeyle 27 milyar 392 milyon dolar tutarında yeni iş hacmine ulaştı”
Yılmaz, yurt dışı müteahhitlik hizmetleri sektörünün rekabet gücüne, milli gelire, ödemeler dengesine, ihracata ve istihdama sağladığı katkı ile ülke ekonomisinin lokomotif sektörlerinden biri olduğuna dikkati çekerek, “Müteahhitlerimizin yurt dışında üstlendikleri iş hacmi 2000 yılından bu yana istikrarlı olarak 20 milyar dolar üstünde bir seyirle devam ediyor. 2023’te, yurt dışında 389 projeyle 27 milyar 392 milyon ABD doları tutarında yeni bir iş hacmine ulaşılmış durumda” diye konuştu.
“Müteahhitlerimizi yeni pazarlarda ve katma değeri yüksek projelerde daha çok görmek istiyoruz”
Teknik müşavirlik sektörünün 137 farklı ülkeye 2023 yılında 233,4 milyon dolar hacimle hizmet verdiği bilgisini veren Yılmaz, “Söz verdiği şekilde ve tarihte işlerini teslim ederek tüm dünyada tercih edilen müteahhitlerimizi yeni pazarlarda ve katma değeri yüksek projelerde daha çok görmek istiyoruz. Özellikle firma ölçeklerinin büyütülmesiyle, firmalarımızın ortak iş yapma bilincinin artırılması, prestijli projelerin üstlenilmesinin de önünü açacaktır diye inanıyoruz” açıklamasında bulundu.
Yılmaz, müteahhit sektöründe insan kaynakları konusunun sıkça dile getirildiğini belirterek, 12’inci Kalkınma Planı, Orta Vadeli Program (OVP) ve Yatırım Ortamını İyileştirme Koordinasyon Kurulu eylem planında bu konuya geniş bir yer ayırdıklarını, son 20 yılda mesleki eğitim konusunda çok ciddi adımlar attıklarını kaydetti.
“Kamu İhale Mevzuatı’nı uluslararası normlara uyumlu şekilde iyileştirmek önem verdiğimi bir husus”
OVP döneminde, inşaat kalitesinin yükseltilmesini teminen yapı denetim sürecinde yer alan kişi ve kuruluşların mesleki sorumluluk sigortası ve yapı müteahhitlerinin sorumluluk sigortasını yaygınlaştıracaklarına vurgu yapan Yılmaz, “İnşaat sektörünü de yakından ilgilendiren kamu alımları kapsamında, Kamu İhale Mevzuatı’nı uluslararası norm ve standartlarla uyumlu olacak şekilde iyileştirmek de yine temel politika dokümanlarımızda yer verdiğimiz bir husus. Bu çerçevede mevzuatı, dijitalleşmeyi, yenilikçiliği ve sürdürülebilirliği önceleyen satın alma yaklaşımıyla güncelleyecek, sektörel kamu alımları düzenlemesini de hayata geçireceğiz” ifadelerine yer verdi.
“Afet risklerinin belli bir seviyede olduğu metropol illerde kentsel dönüşümü el birliğiyle yapmak zorundayız”
Yılmaz, kentsel dönüşüm anlamında yerel yönetimlerin çok önemli olduğunu söyleyerek, “Bu işi sadece merkezi idare veya sadece yerel yönetim olarak yapamayız. Metropol illerimiz İstanbul ve İzmir başta olmak üzere afet risklerinin belli bir seviyede olduğu, daha yüksek olduğu iller öncelikli olmak üzere mutlaka burada merkezi idare ve yerel yönetimler olarak el birliği içinde bunu başarmak durumundayız. Bizim adaylarımız da bu konuda çok güçlü programlar ortaya koymuş durumdalar. Gerek İstanbul adayımız gerek İzmir adayımız Hamza Bey, İstanbul’da Murat Bey çok güçlü programlar ortaya koymuş durumdalar ve bunların biz çok kıymetli olduğunu, mutlaka hayata geçmesi gerektiğini düşünüyoruz. Bu işleri laflarla, algılarla çözemeyiz. Somut adımlarla, somut projelerle ve ciddi kitlesel dönüşümlerle gerçekleştirebileceğimiz bir süreç bu. Burada da polemiklerle, birtakım tartışmalarla kaybedecek vaktimiz yok. İnşallah önümüzdeki dönemde bu alanda güçlü adımları hep birlikte atarız” değerlendirmesinde bulundu.
Programa Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’ın yanı sıra Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren ve Ankara Sanayi Odası Başkanı Seyit Ardıç ve inşaat sektörünün temsilcileri katılım sağladı. – ANKARA
]]>