Müziği – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 21 Apr 2024 23:00:30 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Müzisyen ve besteci Can Canel, Hollywood ve Türkiye’de birçok filmin müziğine imza atıyor https://www.haber28.com.tr/muzisyen-ve-besteci-can-canel-hollywood-ve-turkiyede-bircok-filmin-muzigine-imza-atiyor/ https://www.haber28.com.tr/muzisyen-ve-besteci-can-canel-hollywood-ve-turkiyede-bircok-filmin-muzigine-imza-atiyor/#respond Sun, 21 Apr 2024 23:00:30 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15225 Müzisyen ve besteci Can Canel, Hollywood ve Türkiye’de birçok filmin müziğine imza atıyor.

Son olarak “Türkler Çıldırmış Olmalı 2: Mavi Vatan” komedi filminin müziklerini yapan genç müzisyen, film müziği yolculuğunu, aldığı eğitimleri ve içinde bulunduğu projeleri AA muhabirine anlattı.

Çocukluktan beri hep sinemacı olmak istediğini ve yönetmenliğe ilgi duyduğunu belirten Canel, “İleri yaşlarda müzikle tanıştım. Lise zamanında Berklee Müzik Koleji’nin yaz okuluna gitmiştim. Orada film müziği eğitimi vardı. Sinema aşkından dolayı film müziği yapmaya kesin olarak karar verdim.” dedi.

Canel, ABD’de film müziği ve kompozisyon alanındaki eğitiminin ardından Los Angeles’ta film müzikleri alanında 3 yıl çalıştığını söyledi.

“Hayranlık duyduğum isimler: John Williams, Howard Shore ve Hans Zimmer”

Sinemada müziğin önemine vurgu yapan Canel, ABD’de müzisyen Emir Işılay’la çalışma imkanı olduğuna işaret ederek, şunları söyledi:

“Netflix’te, Dream Works’un bir animasyonun orkestrasyonlarını yazdım. Oraya yönelik devam eden işler hala var. National Geographic’te benim bir müziğimi kullandılar. Yurt dışında yapılan işlerle burası arasında çok fark var. Orada genelde daha iyi bir iş ortaya çıkarmak adına bu işe daha çok bütçe ayırıyorlar. Burada biraz daha o konuda eksikler var. Ama onu da inşallah genç müzisyenler olarak biz değiştiririz. Bana en çok ilham veren John Williams olabilir. Bütün bestecilerin, hayranlık duyduğu bir isim. Küçük yaşta hep onun yaptığı film müziklerini dinleyerek büyüdük. Onun dışında aşırı önem verdiğim Yüzüklerin Efendisi serisinin bestecisi Howard Shore ve Hans Zimmer. Bunlar benim gerçekten sevdiğim, hayranlık duyduğum isimler.”

Can Canel, film müziklerinin çoğu zaman kısa sürelerde ya da bir koşturmacayla yapıldığına dikkati çekerek, “Her ne kadar yaratıcılık kısmını korumaya çalışsam da bir noktada, ister istemez fabrikaya bağlıyor. Her gün masa başı iş gibi oluyor. Bunun için en güzeli o yaratıcılık kısmını kaybetmemektir.” ifadelerini kullandı.

“En iyi müzik iki tarafın da çok iyi anlaşmasından geliyor”

Film müziklerinde önceden daha çok orkestra müziğinin baskın olduğunu ancak bugünlerde hibrit ya da elektronik müziğin daha fazla tercih edildiğini aktaran müzisyen Canel, şunları kaydetti:

“Pek çok projede müzisyenler yapımcı ve yönetmenler tarafından yönlendiriliyor. Bir istek var. Ne istediklerini biliyorlar, söylüyorlar, örnek veriyorlar. Dolayısıyla bence ortaya çıkan en iyi müzik, iki tarafın da çok iyi anlaşmasından geliyor. Bunun da bir sürü örneği var. John Williams’ın Star Wars’un müziklerini yaparken George Lukas’la anlaşması, Christopher Nolan’ın Hans Zimmer’le olan çok iyi ilişkisi… Aslında bir yönetmen ne istediğini biliyorsa ve bunu güzel bir şekilde anlatabiliyorsa bence müzisyen de o kadar adrese teslim bir şey yaratıyor ki böyle unutulmaz, akılda kalıcı şeyler çıkıyor.”

Canel, müziğini yapacağı filmlerin ya da dizilerin senaryosunu okuduğunu, eğer bittiyse izleyip üzerinde düşünerek demo müzikler hazırladığını, filmin müzik konseptini bu şekilde oluşturduğunu dile getirdi.

Film ve dizi müziklerindeki benzerliklerin sebebini müzisyenden kısa sürede çok iş beklentisi ya da daha önce beğenilmiş işe yakın müzik talep edilmesinden kaynaklanabileceğinin altını çizen Canel, “Burada önemli olan ortaya çıkan eserin izleyici tarafından beğenilmesi. Beğeniliyorsa hiçbir sorun yok demektir.” değerlendirmesinde bulundu.

Gelecek hedeflerinden de bahseden genç müzisyen, sözlerini şu şekilde tamamladı:

“Ben meslek anlamında ülkemde kalmak istiyorum. Benim hayalim Türkiye’den çıkacak ve dünya çapında izlenen bir projeye müzik yazmak. Şu anda da tabii çok izlenen, sevilen projelerimiz var. Bütün dünyada konuşulacak bir projeye müzik yazmak benim en büyük hayallerimden biri. Türk bir besteci olarak içeriğinin ne olduğundan ziyade, bizim ülkece dünya sinemasına kattığımız bir projede yer almak hedeflerim” arasında. Şu ana kadar birçok türde müzik yazma fırsatım oldu. Bilim kurgudan komediye, romantikten drama kadar… Bana en çok keyif veren aksiyon ve bilimkurgu türündeki filmlere müzik yazmak. Ne kadar yaratıcılık imkanımı sergileyebilirsem ondan o kadar keyif alıyorum.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/muzisyen-ve-besteci-can-canel-hollywood-ve-turkiyede-bircok-filmin-muzigine-imza-atiyor/feed/ 0
Karadenizli Sanatçı Onay Şahin: Müzikte Evrenseli Kazandıkça Yöreyi de Kaybedersin https://www.haber28.com.tr/karadenizli-sanatci-onay-sahin-muzikte-evrenseli-kazandikca-yoreyi-de-kaybedersin/ https://www.haber28.com.tr/karadenizli-sanatci-onay-sahin-muzikte-evrenseli-kazandikca-yoreyi-de-kaybedersin/#respond Tue, 27 Feb 2024 00:48:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7394 Karadenizli sanatçı Onay Şahin, halk müziğinde usta-çırak ilişkisinin önemine değinerek, “Müzikte evrenseli kazandıkça yöreyi de kaybedersin. Ben o konuda genelde yaptığım aranjede annemin-babamın hoşuna gidip gitmeyeceğine göre hareket ederim.” dedi.

Şahin, kemençe icracılığından türkü bestelemeye nasıl başladığını, iki üniversite bitirmesine rağmen neden sanatçılığa devam ettiğini ve Karadeniz müziğinin geleceğini AA muhabirine anlattı.

Trabzon’da 1981’de dünyaya gelen sanatçı, 10 aylık olarak doğduğu için doktorların kendisine “Onay” adını verdiğini belirterek, “Babam bir banka memuruydu. Çeşitli yerlere tayin edildi. Biz de Karadeniz’de çeşitli ilçeler ve şehirlerde babamın peşinde koşturduk. Sürekli okul değiştirdim, her okul değiştirmede yeni arkadaşlar yeni çevre edindim.” diye konuştu.

“İki diplomayı duvara astım, sevdiğim işi yapmaya devam ettim”

Şahin, 7 yaşına kadar babaannesiyle büyüdüğünü ve yayla kültürünü öğrenmesinde babaannesinin etkisinin çok fazla olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

“Bugün yaptığım işte o kültürden çok feyz alıyorum. Bir türküyü ‘Babaannem nasıl söyler?’ diye düşünerek yazıyorum. Biz orijinal Karadeniz uşağı nasıl yetişiyorsa öyle yetiştik. Çocuk yaşlarımda müzikle sadece dinleyici olarak ilgileniyordum. 13 yaşımdayken babam bir kemençe hediye etti. Müzik hayatım o kemençe ile başladı. 1999’da Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ni kazandım. Tabii İstanbul’da bir üst kültür vardı. Hele basın-yayın sektöründe Anadolu’dan gelmiş, şivesi olan bir adamın başarılı olması zordu. Okumaya geldiğimde kemençe de yanımdaydı. Eğitim hayatım devam ederken küçük çaplı çalıp söylüyordum. Mezun oldum ama annemin memur olma ısrarından dolayı tekrar üniversite sınavlarına girdim. Bu sefer sosyal bilgiler öğretmenliği bölümünü kazandım. Kemençe ve müzik daha çok profesyonel hayatıma girmeye başladı. İlk albümümü 2008’de yaptım. İkinci üniversiteyi de başarılıyla bitirdim. İki diplomayı duvara astım, sevdiğim işi yapmaya devam ettim.”

Aile ortamında Karadeniz müziğinin çokça sevildiğini İsmail Türüt, Erkan Ocaklı, İbrahim Can kasetlerini hemen alıp dinlediklerini ifade eden Onay Şahin, babasının hediye ettiği kemençenin müzisyen olmasındaki en etkili unsurlardan biri olduğunu söyledi.

Şahin, yıllarca İstanbul’da solistlerin arkasında kemençe icrası yaptığını aktararak, “Üniversite okurken yazları Uzungöl’de turistlere yönelik program yapardık. Seyfettin Çakıral solistimdi. Bir akşam Seyfettin Ağabey işe gelmedi. ‘Becerebildiğim kadar söyleyeyim’ dedim. Çıktım söyledim.” şeklinde konuştu.

Karadeniz müziğinde çok değerli usta isimlerin yer aldığına dikkati çeken Şahin, Bahattin Çamurali, Picoğlu Osman Gökçe, Katip Şadi, Hüseyin Dilaver, Rizeli Sadık gibi çok önemli saz ve söz ustaları olduğunu ifade etti.

“Sonuçta herkes bir şekilde bu sofraya bir şey koydu”

Şahin, halk müziğinin yerelden evrensele doğru yolculuğuna işaret ederek, “Benim ilk albümümü çıkardığım yıllarda Kazım Koyuncu rüzgarı esiyordu. O yerel müziği doğru aranjelerle ulusala ve evrensele taşımıştı. Bunu Fuat Saka, Resul Dindar, Volkan Konak da yapar. Müzikte evrenseli kazandıkça yöreyi de kaybedersin. Ben o konuda genelde yaptığım aranjede annemin, babamın hoşuna gidip gitmeyeceğine göre hareket ederim.” açıklamasını yaptı.

Karadeniz müziğinin başlarda sadece kemençe ve tulumun üzerine söylenen otantik icralarla başladığını, 1980-1990’lı yıllarda arabesk müziğin etkisinde kaldığını, 2000’li yıllarda ise ulusallaştığını aktaran Onay Şahin, şu değerlendirmelerde bulundu:

“Sonuçta herkes bir şekilde bu sofraya bir şey koydu. Herkes elinden geleni yapmış. Zaman zaman da müzik, sağa sola evrilmiş ve devam da edecek. Çünkü bu akan bir deredir, sabit bir şey değildir. Hepimizin artık YouTube kanalları var. Benim ayda 1 tane klip prensibim var, yılda 12 yapar. Bazen yaşadığımız sıkıntılar, savaşlar, depremler hızımızı kesebiliyor. Ben dinleyicisine göre şekillenen bir adam değilim. Benim Karadeniz müziğinden anladığım şekil, form budur. Bu şekilde yoluma devam edeceğim. Şu ana kadar 120’nin üzerinde şarkı yaptım, bunların 100’e yakını kendime aittir. Sanatçılar insanları eğlendirmek pahasına ahiretlerini riske atan adamlardır. İnşallah ben onlardan olmam. Türkücü de olsak imansız adam olmaz. Allah herkesin imanını kuvvetlendirsin.”

Şahin, halihazırda Karadeniz müziğinde başarılı olan isimler arasında Ekin Uzunlar, Ali Tetik ve Ali Alkurt gibi sanatçılar olduğunu dile getirerek, sosyal medyanın etkisiyle yöresel müziklerin artık sadece kendi yöreleriyle sınırlı kalmadığını ve diğer yöreler tarafından da çok sevildiği bilgisini paylaştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karadenizli-sanatci-onay-sahin-muzikte-evrenseli-kazandikca-yoreyi-de-kaybedersin/feed/ 0