
Atlantik Okyanusu’nda 21 gün altı acemi denizci ile hayatta kalma mücadelesi veren Kerkhofs, “İnanılmaz bir deneyim yaşadım. Artık benim için karada yaşam daha güzelleşti” dedi.

Proje için teklif geldiğinde oğlu Ciro ve ailesini düşünen Kerkhofs, yapım ekibine ‘Ölmeyeceğime dair bana söz veriyor musunuz?’ diye bir e-posta gönderdi. Daha sonra ekip, ünlü yıldızı ikna etti.

Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu “Blue Talks” etkinliği, üst düzey diplomatik katılım ve ortak çevresel eylem için önemli bir platform görevi görecek.
Bizim Dünyamız Vakfı Başkanı Kahraman Halisçelik’in moderatörlüğünde düzenlenen panele, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçisi Gustavo Campos Fallas, Fransa’nın Ankara Büyükelçisi Isabelle Dumont, BM Barış Üniversitesi Daimi Gözlemcisi Büyükelçi David Fernandez Puyana ve İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesinden Prof. Dr. Bayram Öztürk konuşmacı olarak katıldı.
Bozay, burada yaptığı konuşmada, diplomasinin iklim kriziyle daha ilgili bir alan olması gerektiğini belirterek, bunun bütüncül ve kapsamlı şekilde ele alınmasının önemine işaret etti.
Karayipler’den Doğu Asya’ya, Fransa’dan Türkiye’ye bütün aktörlerin iklim kriziyle mücadelede rol almasının ehemmiyetine dikkati çeken Bozay, “İklim değişikliğine karşı mücadele ederken aynı safta olmalıyız.” dedi.
Bozay, küresel ısınmayı 1,5 derece ile sınırlama hedefine ulaşılamama ihtimaline dikkati çekerek, iklim değişikliğinin gıda güvenliğiyle ilişkili olduğunu vurguladı
Fallas da okyanusların korunmasında özellikle komşu ülkelerle çalışmalar yürüttüklerini belirterek, Kosta Rika’nın batısında Büyük Okyanus, doğusunda ise Karayip Denizi’nin bulunduğunu anımsattı.
Ülkesinin okyanus konusunda ileri çalışmalar gerçekleştirmesine ilişkin Fallas, “En önemlisi bilinçlenmek. Okyanus ile insan ve toplum arasındaki ilişkinin ne olduğunu bilmek önemli. Okyanusları dikkatlice korumamız gerekir zira, günümüz ve geleceğimiz buna bağlı. Toplumları da bu tarz etkinliklere katılmaya ve bu konuları daha çok konuşmaya davet ediyorum.” diye konuştu.
“Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı”
Dumont da Türkiye’nin bölgede son derece önemli bir ülke olduğunu söyleyerek, okyanus ve iklim değişikliği noktalarında Türkiye ile işbirliğinin büyük katkı sağladığını aktardı.
Okyanusların plastiklerle dolu olduğunu vurgulayan Dumont, “Türkiye’de ‘Sıfır Atık’ projesi yürütülüyor ve oldukça başarılı. Fransa’da ise bu tarz adımlar için yasal kararlar gerekiyor. İnsanlar, ‘gelin atıklar için faydalı bir şeyler yapalım’ diyemiyor.” diye konuştu.
Büyükelçi Puyana da iklim değişikliği ile mücadeleyi konu alan çalışmaların önemine değinerek, iklim değişikliğinin yol açtığı güvenlik kaygılarının dikkate alındığını aktardı.
İklim değişikliğiyle mücadeleyi ele alan, barış ve güvenliğin korunmasını sağlayan çok çeşitli çalışmaların olduğunu kaydeden Puyana, iklim krizinin sadece gelecek için tehdit oluşturmadığının, bugün de ciddi bir tehdit olduğunun altını çizdi.
Puyana, söz konusu tehdidin küresel istikrarsızlığı, iş dünyasını ve birçok alanı etkilediğini vurguladı.
Öztürk, Türkiye’nin kıyı şeridi, denizleri, ekosistemi ve ülkede yaşayan deniz canlıları hakkında katılımcılara bilgi vererek, Türkiye’de iklim değişikliğine bağlı olarak yaşanan sorunlara dikkat çekti.
Panelin sonunda iklim değişikliğine dikkat çeken video gösterildi.
Bizim Dünyamız Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler (BM) Barış Üniversitesi işbirliğiyle, Dışişleri Bakanlığı ve Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçiliği destekleriyle düzenlenen “Blue Talks” etkinliğine, Dışişleri Bakan Yardımcısı ve AB Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay??????? ile Kosta Rika, Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkenin Ankara büyükelçileri katılıyor.
Her yıl düzenlenmesi planlanan etkinlik, okyanusların iklim dayanıklılığındaki önemine odaklanacak ve etkinlikte üst düzey yetkililer ile uzmanların görüşlerine yer verilecek.
]]>Anadolu Ajansının (AA) Global İletişim Ortağı olduğu ve ilk kez düzenlenen “Blue Talks” etkinliği “Değişimin İçinde: Okyanus Eylemi ve İklim Değişikliği” temasıyla Ankara’da başladı.
Bizim Dünyamız Vakfı tarafından Birleşmiş Milletler (BM) Barış Üniversitesi işbirliğiyle düzenlenen etkinliğin açılışında konuşan Bozay, okyanuslarda meydana gelen değişimlerin günlük hayatımızı etkilediğini belirterek, sularda yaşayan birçok türün tehlike altında olduğunu aktardı.
Okyanuslarda yaşanan sorunların çözüme kavuşturulması için sürdürülebilir adımların atılması gerektiğine işaret eden Bozay, “Bunları da geleceğimiz için beraber yapmalıyız. Okyanus konusunda daha çok bilinçlenmeliyiz. Tüm bunların ele alınması için bugün burada toplandık.” dedi.
Bozay, iklim haritasının siyasi haritayla aynı olmadığını ifade ederek, “Okyanus; enerji, tarım ve ulaşım gibi birçok alanda temel kanallardan birisini oluşturuyor. Dolayısıyla okyanuslara ihtiyacımız var. Mevcut durum devam ederse ciddi sorunlar yaşayabiliriz.” değerlendirmesinde bulundu.
Türkiye’de yeşil dönüşüme ilişkin çok sayıda projenin hayata geçirildiğini vurgulayan Bozay, yakın zamanda İklim Değişikliği Dijital Merkezi’nin de faaliyete başlayacağını söyledi.
Bozay, sözlerini şöyle sürdürdü:
“İsrafın önüne geçilmesi, atıkların geri dönüşüm ile yeniden kullanılmasının sağlanması için Sayın Emine Erdoğan’ın himayesinde 2017’de başlatılan ‘Sıfır Atık’ projesi ülkemizin dönüm noktası projelerinden oldu. Projenin en başından bu yana çok çalışıyoruz. Atıklardan geri kazanım oranını 2035’e kadar yüzde 60’a çıkarmayı hedefliyoruz. ‘Sıfır Atık’ projesi sayesinde 498 milyon ağaç kesilmekten kurtarıldı, ülke ekonomisine 185 milyar TL geri kazandırıldı, 5,9 ton sera gazı salınımı önlendi. En önemlisi de 20 milyon insan konuya ilişkin eğitim gördü.”
Türkiye’nin iklim meselelerinde çalışmalarına devam edeceğini kaydeden Bozay, uluslararası işbirliği vurgusunu yineledi.
Kosta Rika’dan ekolojik denge vurgusu
Kosta Rika Dışişleri Bakanı Arnoldo Andre Tinoco, video mesajında, dünyadaki oksijen oranının yaklaşık yüzde 50’sinin okyanuslarda üretildiğini vurgulayarak, bunun insan hayatı için ne kadar önemli olduğuna işaret etti.
Okyanuslara her yılı milyonlarca ton çöp atıldığını belirten Tinoco, yasa dışı balıkçılığın okyanusların ekolojik dengesine zarar verdiğini söyledi.
Tinoco, okyanuslardaki kirliliğin farkında olduklarını belirterek, 7-8 Haziran’da, Kosta Rika’da “Değişimin İçinde” adlı okyanuslara ilişkin yüksek seviyeli etkinlik düzenleyeceklerini aktardı.
Açıklamasında Tinoco, söz konusu etkinlikte insanların temiz, sağlıklı ve sürdürülebilir bir çevreye erişim hakkının korunmasına yönelik kararlılığın ele alınacağını kaydetti.
Tinoco, etkinliğin, işbirliğinin okyanusların ve gezegenin korunması için önemini gösterecek “tarihi fırsat” olduğu değerlendirmesinde bulunarak, herkesi “Değişimin İçinde” etkinliğine davet etti.
“Blue Talks”
BM Barış Üniversitesi işbirliğiyle, Dışişleri Bakanlığı ve Kosta Rika’nın Ankara Büyükelçiliği destekleriyle düzenlenen “Blue Talks” etkinliğine, Bozay ve Tinoco’nun yanı sıra Fransa, Japonya ve Birleşik Arap Emirlikleri gibi birçok ülkenin Ankara büyükelçileri katılıyor.
Etkinlikte “Okyanusta Sıfır Atık, Değişimin İçinde” (Zero Waste on the Ocean, Immersed in Change) ve “İklim Görüşmelerini Geliştirmede Diplomasiden Faydalanmak” (Utilizing Diplomacy in Advancing Climate Negotiations) konulu paneller düzenlenecek.
“Değişimin İçinde: Okyanus Eylemi ve İklim Değişikliği” temasıyla düzenlenen “Blue Talks” etkinliğinde, küresel düzeyde kritik öneme sahip iklim diplomasisi ele alınacak.
Her yıl düzenlenmesi planlanan etkinlik, okyanusların iklim dayanıklılığındaki önemine odaklanacak ve etkinlikte üst düzey yetkililer ile uzmanların görüşlerine yer verilecek.
]]>Çakaroğlu, arkadaşlarıyla, TEKNOFEST aracılığıyla geliştirdiği “Kutup Gözlemleri ve İklim Değişikliği Analizi için Yerli Mikro Uydu Geliştirilmesi” projesiyle, 2022’de TÜBİTAK’ın düzenlediği Lise Öğrencileri Arası Kutup Araştırma Projeleri Yarışması’nda Türkiye üçüncülüğü elde etti.
Projeyle TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Enstitüsüne davet edilen Çakaroğlu, yaklaşık bir yıldır İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği bölümünde araştırma asistanı olarak çalıştı. Çakaroğlu bu sürede okyanus tabanlarının topoğrafik ölçümlemesi (batimetri) üzerine geliştirdiği projelerle, iklim ve deniz bilimlerindeki tecrübesini artırdı.
Çakaroğlu, yürüttüğü faaliyetleri sayesinde, Japonya’daki Sasakawa Barış Vakfı (SPF) çatısı altındaki Okyanus Politikası Araştırma Enstitüsü (OPRI) tarafından düzenlenen “Uluslararası Okyanus Bilinci Geliştirme Projesi”ne davet edildi.
“Batı Pasifik Bilim Seferi” ismiyle 8-24 Mart’ta gerçekleştirilen proje kapsamında Çakaroğlu, dünya genelinde lise ve üniversitelerden seçilen 25 kişilik ekiple Batı Pasifik Okyanusu’nda yaklaşık iki hafta süren yolculuğa katıldı.
Çakaroğlu, Türkiye’den Japonya ve Batı Pasifik’e uzanan serüveninin detayları ile geleceğe yönelik düşüncelerini AA muhabirine anlattı.
2 bin deniz mili yol
İki hafta süren yolculuğun “kimi zaman kolay, kimi zaman zor” geçtiğini kaydeden Çakaroğlu, bu sürede yaklaşık 2 bin deniz mili yol katettiklerini belirterek, ulaştıkları ada ülkesi Palau’da halkın kendilerini sevinçle karşıladığını söyledi.
Çakaroğlu, “Çok renkliydi. Çiçekli kolyeler verdiler, bizim için pankart açtılar. Kapanış seremonisine eski devlet başkanı ve bakanları ile bürokrasi ve iş dünyası temsilcileri katıldı. Palau Çevre Bakanı direkt bana telefon numarasını verdi. Bir bakanın şahsi telefon numarasını alabilmek beklemediğim bir gelişmeydi.” dedi.
Ada ülkesine vardıklarında, Türkiye ve Japonya’nın bulunduğu Kuzey Yarımküre’deki kış mevsimi ortalamasının oldukça üstünde, 32 derece sıcaklıkla karşılaştıklarını söyleyen Çakaroğlu, sefer boyunca 3 projeye odaklandıklarını kaydetti.
Seferdeki üç proje
Düşük maliyetli GNSS modülü vasıtasıyla “troposferik su buharı kestirimi” projesi için teknenin üstüne kurduğu antenle veri kaydını kesintisiz 14 gün boyunca yaptığını belirten Çakaroğlu, “Türkiye’ye döndüğümüzde veriler, Antarktika’da kaydettiğimiz verilerle karşılaştırılacak. Bu sayede farklı bölgelerdeki iklim değişikliğinin dünyamızı nasıl etkilediğini bileceğiz. İlk projem çok başarılı geçti.” dedi.
Çakaroğlu, farklı sensörlerle barometrik basınç, bağıl nem ve sıcaklık dahil meteorolojik verilerin ölçümü projesi için kaydettiklerini ise sadece Antarktika ile sınırlı kalmayıp, dünyanın farklı yerlerindeki verilerle karşılaştırmayı planladıklarını belirterek, “Geçmiş yıllara kıyasla, 2024’teki değişikliğin etkisini daha net anlayabileceğiz.” ifadesini kullandı.
İklim bilinci amacıyla sefer boyunca mini video blog çekimi projesi yürüttüğünü de anlatan Çakaroğlu, “Genç arkadaşlarımıza ilham olmak için her gün video çekmeye çalıştım. Anlatabileceğim çok anı biriktirdim.” diye konuştu.
“Okyanus zorlu koşullara sahip”
Çocukluğundan beri yelkencilik ve denizcilikle ilgilendiğini ve 14 yaşından beri tüplü dalış yaptığını belirten Çakaroğlu, Türkiye’yi çevreleyen denizlerle, sefere çıktığı okyanusu kıyasladı:
“Pasifik Okyanusu çetin koşullara sahip. Yokohama’dan çıktığımızda ilk 2 gün ‘yerimizden kalkamadık’ desek yeridir. Yaklaşık 25 kişilik ekipten en az 15 kişi deniz tutması yaşadı. Dalga boyu yüzünden 2 gün boyunca Mikawa koyuna sığınmak zorunda kaldık. Koydan ayrılınca karşı rüzgar nedeniyle tekrar koya sığındık. Okyanus zorlu koşullara sahip. Hiç beklemediğiniz anda yağmur yağıyor, fırtına çıkıyor, dalga vuruyor.”
Türkiye’yi çevreleyen iç denizlere kıyasla okyanus koşullarının daha zor olduğunu dile getiren Çakaroğlu, “Aynı zamanda da mükemmel bir canlı yaşamına sahip. Türkiye’de nadir görebileceğimiz canlılara, deniz yaşamına tanıklık etmiş olduk. Yolculuk boyunca balinalar, yunuslar gördük. Rüzgar sakin olduğunda, deniz sakin olduğunda çok keyifli. 14 gün hem motor hem yelken açarak seyahat ettik.” dedi.
Sefer boyunca “beklemedikleri birçok şeyle karşılaşmalarının” ekip çalışmasını öğrenmelerinde fayda sağladığını ifade eden Çakaroğlu, “Yelken eğitimi aldık. Sabah 06.30’da kalkıp sabah egzersizi yaptık, güverte yıkadık. Yarım Hindistan cevizleriyle güverte yıkıyorduk. ‘Happy hour’ dediğimiz bir temizlik saati vardı. Bir buçuk saat boyunca herkes farklı bölümleri temizliyordu. Hepsi bize bir şeyler kattı, ekip çalışmasını öğretti. Orada öğrendiklerimi kendi projelerimde de kullanıp arkadaşlarıma da anlatacağım.” şeklinde konuştu.
TEKNOFEST fırsatı
Teknolojiye ilgisinin TEKNOFEST’le başladığını ve TEKNOFEST sayesinde TÜBİTAK’taki bilim insanlarıyla tanışıp çalışma imkanı bulduğunu kaydeden Çakaroğlu, bilim seferi projesini, TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü (KARE) aracılığıyla öğrendiğini söyledi.
Projeye katılmasında, TEKNOFEST’in sunduğu “iletişim ağı fırsatının önemini” vurgulayan Çakaroğlu, “TEKNOFEST’in birçok ödülü var ama ödülden daha çok TEKNOFEST ‘network imkanı’ sağlıyor. İlk katılımda belki bir şey elde edemeyebilirsiniz ama her katılımınızda yeni bir şey öğreneceğimiz garanti.” dedi.
Daha önce Antarktika’da denedikleri projede sonuç elde ettiklerini belirten Çakaroğlu, “Türkiye’nin Pasifik’e seferi olmadığı için daha önce Pasifik Okyanusu’nda bu deneyleri yapamamış ve veri karşılaştırma imkanı elde edememiştik. Temel motivasyonum, bu deneyleri burada gerçekleştirmek oldu.” şeklinde konuştu.
Türkiye’deki arkadaşlarını teşvik edecek
Aynı bilim seferine Türkiye’den katılan lise öğrencisi 15 yaşındaki Eylül Ünal, proje dolayısıyla kültür ve bilgi alışverişi yaptıklarını ve yeni çevre edindiğini belirterek, “Hedefim, günümüzdeki sorunlara yeni bir çözüm yöntemi geliştirmek. Öğrendiklerimi uygulayabilmek güzel olacak.” ifadelerini kullandı.
Bilim seferi boyunca katıldığı aktiviteler vesilesiyle sertifikalar kazandığını kaydeden Ünal, “Zevkli bir projeydi. Bana çok şey kattı. Çevre sorunları sadece benim değil bütün insanların öğrenmesi gereken bir şey.” dedi.
Ünal, benzer bilim seferleri ve projelerine katılmaları için Türkiye’deki öğrenci arkadaşlarını teşvik edeceğini söyledi.
“Okyanus okur yazarlığı” ve “liderlik kabiliyeti”
“Batı Pasifik Bilim Seferi”ne uzman eğitmen olarak katılan OPRI Araştırma Görevlisi Tanaka Hajime de katılımcı öğrencilere iki hafta boyunca çeşitli alanlarda eğitim verdiklerini anlattı.
Katılımcı öğrencilerin, sefer esnasında “okyanus okur yazarlığı” geliştirme fırsatı bulduklarını ve “liderlik kabiliyeti” kazandıklarını kaydeden Tanaka Hajime, “Bilim seferine Türkiye’den katılan gençlerin projemize büyük katkı sağladığını düşünüyorum.” dedi.
]]>12’nci sınıf öğrencisi Çakaroğlu, 2022’de TÜBİTAK’ın düzenlediği Lise Öğrencileri Arası Kutup Araştırma Projeleri Yarışması’nda arkadaşlarıyla geliştirdiği “Kutup Gözlemleri ve İklim Değişikliği Analizi için Yerli Mikro Uydu Geliştirilmesi” projesi ile Türkiye üçüncülüğü elde etti.
Aynı proje ile TÜBİTAK Uzay Teknolojileri Enstitüsüne davet edilen Çakaroğlu, yaklaşık bir yıldır İstanbul Teknik Üniversitesi Geomatik Mühendisliği Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu’nun araştırma asistanı olarak çalışıyor.
Liseli genç bu sürede Güney Okyanusu, Antarktika ve okyanus tabanlarının topoğrafik ölçümlemesi (batimetri) üzerine geliştirdiği projelerle, iklim ve deniz bilimlerindeki deneyimini artırdı.
Yaman Çakaroğlu, yürüttüğü çalışmalar sayesinde Japonya’daki Okyanus Politikası Araştırma Enstitüsü (OPRI) tarafından düzenlenen Uluslararası Okyanus Bilinci Geliştirme Projesi’ne davet edildi.
8-24 Mart’ta gerçekleştirilecek proje kapsamında Çakaroğlu, dünya genelinde lise ve üniversite düzeyinden seçilen 25 kişilik ekiple Batı Pasifik Okyanusu’nda yaklaşık 20 günlük bilim seferine katılacak.
Yaman Çakaroğlu, AA muhabirine, Tokyo’da başlayarak Palau Adaları’nda son bulacak sefere katılma şansını elde ettiği için heyecanlı olduğunu söyledi.
Projenin iklim değişikliğinin okyanuslar üzerindeki etkilerini araştırmak ve anlamak amacıyla gerçekleştirileceğini anlatan Çakaroğlu, teknolojiye ilgisinin TEKNOFEST ile başladığını dile getirdi.
Çakaroğlu, söz konusu bilim seferi projesine ise TÜBİTAK Kutup Araştırmaları Enstitüsü’nde çalışan Sinan Yirmibeşoğlu’nun paylaşımını görerek ve gerekli belgeleri yükleyerek başvurduğunu anlattı.
Projeleri Antarktika’da da uygulanıyor
Ocak ayında projeye kabul edildiğini aktaran Çakaroğlu, şunları kaydetti:
“Yaklaşık 25 kişilik bir ekip olarak gideceğiz oraya. Sefer kapsamında 3 farklı proje yapacağız. Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu ile geliştirdiğimiz ‘troposferik su buharı kestirimi’ ismini verdiğimiz bir projemiz var. Aslında şu an bu proje Antarktika’daki seferde uygulanıyor. Projede geliştirdiğimiz düşük maliyetli GNSS modülü ile havaya karışan su buharı ve dolaylı olarak bundan dolayı su seviyeleri, iklim değişikliğine dair verileri elde etmiş olacağız.
Diğer projemizse meteorolojik verilerin ölçümü. Seferde bulundurduğumuz iki farklı sensörle barometrik basınç, bağıl nem ve sıcaklık gibi değerleri 20 günlük dönemde ölçeceğiz. Son projemiz ise iklim bilinci projesi. Sefer boyunca her gün 30-45 dakika olmak üzere ufak ufak vloglar çekerek aslında genç arkadaşlarımızı etkilemeyi amaçlıyoruz. Benim için çok gurur verici. Çünkü Türkiye’den daha önce katılan bir aday olmadı ve bu yaşta bizi aslında bir araştırmacı gibi görüp kabul etmeleri gerçekten gurur verici. Lisans ya da yüksek lisans seviyesinde elde edebileceğim tecrübeleri, araştırma deneyimini çok daha erken yaşta elde edebileceğim.”
Sefer sonrasında konuyla ilgili makale yazacağını vurgulayan Yaman Çakaroğlu, hep araştırmacı olmayı hedeflediğini, elektrik elektronik ve yan dal olarak jeoloji veya geometrik mühendisliği okumak istediğini ifade etti.
Çakaroğlu, bu kapıyı kendisine TEKNOFEST’in açtığına işaret ederek, “Öğrencilerin de bu yarışmaları katılması gerekiyor. Çünkü sadece bir ödül, bir derece getirmiyor bu yarışmalar. Çok daha büyük network imkanı getiriyor aslında. Orada standınızda sunum yaparken rastgele gelen biri TÜBİTAK’ta hoca olabilir.” dedi.???????
Yaman Çakaroğlu, desteklerinden dolayı TÜBİTAK MAM Başkanı ve Kutup Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Burcu Özsoy, enstitü ekibindeki Sinan Yirmibeşoğlu, projenin danışmanı Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu ve sponsoru ROKETSAN ile okul idarecilerine teşekkür etti.
Selbesoğlu’ndan Yaman’a övgü
Doç. Dr. Mahmut Oğuz Selbesoğlu da Yaman’ın küçük yaşına rağmen bir üniversite öğrencisi seviyesinde çalıştığını ve bu sayede dikkatleri çektiğini söyledi.
Söz konusu projenin çok değerli olduğunu ve Yaman’a çok güvendiğini belirten Selbesoğlu, “Biz kutuplarda çalışan araştırmacılar olarak Pasifik’te de araştırmaların çok kıymetli ve değerli olacağını düşündük. Şimdi kendisi gidecek ve bu çalışmaları sefer boyunca gemi üzerinden gerçekleştirecek, verileri toplayacak. Daha sonra da bunları değerlendireceğiz. Sonra da bunları rapor olarak sunacağız elbette. Hem rapor olarak hem de bir yayın olarak sunacağız.” ifadelerini kullandı.
]]>Coğrafi Bilgi Sistemleri ve Uzaktan Algılama Uzmanı Tağıl, AA muhabirine, gittikçe artan iklim değişikliğinin etkilerinin günlük hayatta daha fazla hissedilmeye başladığını ifade etti.
Deniz suyu sıcaklığının yaz aylarından beri ortalamanın altına düşmediğini belirten Tağıl, şöyle konuştu:
“Bu yıl deniz suyu sıcaklıkları ağustos ayında 21,1 santigrat dereceyle uzun dönemli rekor kırdı. Yazdan bu yana deniz yüzey suyu soğumadan her zaman ortalamanın üstünde seyretti. Geçen ocak ayında bütün okyanuslar 21,1 santigrat dereceyle ağustos rekorunu egale etti. Şubat ayında da deniz yüzeyi sıcaklıklarının yüksek seyrettiğini görüyoruz. Bu böyle giderse temmuz ve ağustos aylarında daha da yüksek deniz suyu sıcaklıklarıyla karşılaşacağız. Geçen yıl El Nino yılına girdik buna bağlı bir yüzey sıcaklık artışıydı. El Nino ocak ayıyla birlikte kesintiye uğradı, şimdi La Nina’ya doğru bir geçiş öngörüyor ama hala okyanus sularının neden ortalamanın üstünde seyrettiğini tam olarak söyleyemiyoruz.”
Paris İklim Anlaşması ile küresel ortalama yüzey sıcaklığındaki artışı 2 derece ile sınırlandırmanın, mümkünse de 1,5 derecenin altında tutmanın amaçlandığını anımsatan Şermin Tağıl, sıcaklıklardaki 1 derecenin büyük risklere neden olabildiğini dile getirdi.
Deniz yüzeyi sıcaklıklarının sınır değerine ulaşmak üzere olduğunu vurgulayan Tağıl, “Böyle giderse yazın hem deniz yüzeyi sıcaklıkları hem de kara sıcaklıkları Paris Anlaşması’yla öngörülen 1,5 santigrat derece sıcaklık değerini aşma ihtimali yüksek gözüküyor. Rekorlardan söz ediyoruz ama uzun süreli tahminlerde yanılma payı tabii ki ihtimal dahilinde. Şimdiki durum ve kış boyunca izlediğimiz okyanus sıcaklıkları bize 2024 yazında rekorlarla karşılaşabileceğimizi gösteriyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Ocak ayı sıcaklığı yükseldi
Deniz yüzey sıcaklıklarının bu kadar yüksek seyretmesinin kara yüzeylerini de etkilediğini ve aynı zamanda derin okyanus ve deniz sularının da ısınmasına neden olduğunu anlatan Tağıl, okyanuslardaki ısı artışının deniz ekosistemleri üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu belirtti.
Türkiye’de kış mevsiminde ortalamaların üzerinde sıcaklıkların yaşandığını hatırlatan Tağıl, 2020 yılına kadar 2,9 derece olan ocak ayı ortalama sıcaklığının 2024 yılında 5 derecelere kadar yükseldiğini söyledi.
Sıcaklık artışının bitkiler üzerinde çok önemli etkiye sahip olduğunu ifade eden Tağıl, şunları kaydetti:
“Bitkilerin soğuklama dediğimiz bir dönemi var. Yani belirli bir uyuma dönemi geçirmesi gerekiyor ama maalesef bu yıl ortalamanın üzerinde sıcaklıkları yaşamamız, bitkilerin bu soğuklama dönemini kesintiye uğrattı. Meyve ağaçlarının çiçek açtığını görüyoruz. Eğer mart ayında soğuklarla karşılaşmazsak olumsuz bir durum olmayabilir çünkü bu yıl yağış ortalamanın üzerinde gerçekleşti ama mart ayında soğukla karşılaşırsak bu da meyve üretiminin düşmesine neden olabilir.”
Türkiye’de 2 yıldır “kar kuraklığı”nın yaşandığını hatırlatan Tağıl, bu durumun barajlardaki su seviyesinin düşmesine neden olacağını sözlerine ekledi.
]]>