İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’nın Çubuk ve Pursaklar ilçelerinde esnaf ziyareti yaptı. İYİ Parti Çubuk Belediye Başkan Adayı Korkan Merki için oy isteyen Akşener, “Bu arkadaşlara destek verip elimden tutun. Ona verdiğiniz oy bana yarayacak. İktidar 2028’e kadar yerinde duracak ama nasıl hazır ola geçip sizin karşınızda duracak göreceksiniz…Bana göre seçimler, seçmenin bayramı. Bir tek şey rica ediyorum, ne olur şuculuk, buculuk üzerinden oy vermeyin. Allah rızası için size faydası olacak kişiye oy verin” dedi.
İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’nın Çubuk ve Pursaklar ilçelerinde esnaf ziyaretinde bulundu. Akşener’e Parti Sözcüsü Kürşad Zorlu, Çubuk Belediye Başkan Adayı Korhan Merki ve Pursaklar Belediye Başkan Adayı Zekeriya Esrarı eşlik etti.
“ÜÇ YIL ESNAF GEZDİM”
Esnaf ziyaretine takı dükkanını ziyaret ederek başlayan Akşener, “Ben bir farklılık yaptım. Seçimden evvel üç yıl esnaf gezdim. Buraya uğrayamamış olabilirim ama Çubuk’ta da gezdim. Edirne’den Hakkari’ye kadar gezdim. Başka bir partiyi yermedim, kendi partimi övmedim. Tamamen özne siz oldunuz. Oy istemeye geldim” dedi. Esnaf ise Akşener’e “Oy vereceğiz inşallah” yanıtını verdi. Gözlük dükkanında oy isteğini yineleyen Akşener, “Bütün partiler gibi oy istemeye geldik. Umarım diğer genel başkanlar da buraya gelir” diye konuştu.
“TUT ELİMDEN BAK NELER OLUYOR”
Akşener, tütün dükkanını ziyareti esnasında İYİ Parti Çubuk Belediye Başkan Adayı Korkan Merki için oy isteyerek “Bu arkadaşlara destek verip elimden tutun. Ona verdiğiniz oy bana yarayacak. İktidar 2028’e kadar yerinde duracak ama nasıl hazır ola geçip sizin karşınızda duracak göreceksiniz. Tut elimden bak neler oluyor” dedi. Dükkan sahibi ise Akşener’e “CHP’den ayrıldığınız için memnun olduk. İnşallah” diye konuştu.
“EN İYİ ÇALIŞAN OYUMUZA TALİP”
Ayakkabı dükkanını ziyaret eden Akşener, “Bana göre seçimler, seçmenin bayramı. Bir tek şey rica ediyorum, ne olur şuculuk, buculuk üzerinden oy vermeyin. Allah rızası için size faydası olacak kişiye oy verin” dedi. Esnaf ise Akşener’e şunları söyledi:
“Kişilerin veya partilerin sempatizanı değiliz. Biz çalışana, hizmet edene, bu ülkeyi sevene, bu ülkenin istikbali için gerçekten bir şeyler yapana oyumuzu değil, canımızı bile feda ederiz. Bizim için parti veya kişi önemli değil. Hizmet önemli. En iyi çalışan, bu ülke için faydalı şeyler yapacağını gösteren ya da söyleyen, ispatlayan bizim oyumuza talip” dedi.
“BIRAKIN AĞAÇKAKAN GİBİ HİZMET ETMEK ZORUNDA OLANLARI GAGALAYIM”
Akşener’in ziyaret ettiği bir dönerci esnafı ise “Malum ekonomik problemler. Her şey ortada. Hiçbirini konuşmaya gerek yok. Benim söylememe gerek yok. Herkes durumları biliyor. Siz de farkındasınız. Siz bizden daha çok biliyorsunuz” diye dert yandı. Akşener ise şöyle konuştu:
“En büyük istihdamı sizler yaratıyorsunuz. Hem de üretileni satıyorsunuz. Hem tarımda hem sanayide her alanda… Ben sizlere dikkat çekmek amaçlı üç sene gezdim. Tamamen özne siz oldunuz. Sesinizi duyurmaya gayret ettim. Siyaset aşırı derecede yumruklaşmayı gerektirecek durum değil. 2023’te seçim oldu, oyunu kullanırken bana dedin ki ‘Ey Meral Hanım, seni ve partini muhalefet yapıyorum. Benim avukatım olacaksın’. İktidara da döndün dedin ki ‘Seni de iktidar ediyorum. Sen de hizmet edeceksin’, Seçim olmamış olsa ben yine buraya gelecektim. Bu sefer oydan bahsetmeden, Fatih derdin ne, diyecektim. Sesin olacaktık. Uzun bir zamandır iş, itişip kakışıp yürüdüğü için sizi çırak çıkarıyor. Ben biraz daha neşeli bir sistem içerisinde işi götürmeye çalışıyorum” dedi.
Sözlerini Pursaklar Belediye Başkan Adayı Zekeriya Ersari için oy isteyerek tamamlayan Akşener, “Oraya verdiğiniz oy bana yarayacak. 2028’e kadar o kadar çok süre var ki. Bırakın ağaçkakan gibi hizmet etmek zorunda olanları gagalayım. Güçlendirin beni” diye konuştu.
]]>
Mersin Suphi Öner Öğretmenevi’nde Kanat Önderleri Buluşması’na katılan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, seçimden ekonomiye kadar birçok konuda açıklamada bulundu. Yılmaz, “Biz her zaman milletimizle iç içe siyasi hareket olduk. Milletin içinden çıkan dış siyasete geçmiş ve her fırsatta milletimize geri dönüp istişareler gücümüzü milletten alıyoruz. Milletin desteğinden arıyoruz. Bütün politikalarımızda milletimize göre şekillendiriyoruz. Halkımızın, milletimizin, bizden beklentisi neyse, önceliği neyse bizim rakamımız doğru çıkıyor. Önceliklerimizi o belirliyor. Bu istişarelerimizi de hem genel de hem yerelde devam ettiriyoruz. Mersin’in gerçekten çok muazzam potansiyeli var. Türkiye’nin en bu anlamda öncü illerinden birindeyiz. Tarımıyla, turizmiyle, ihracatta lokomotif konumuyla Akdeniz’in incisi olan Mersinimizdeyiz. Dünyanın halini sizlere anlatmama gerek yok herhalde. Bir taraftan savaşlar, çatışmalar, gerginlikler, diğer taraftan pandemi sonrası toparlanmaya çalışan bir dünya. Ekonomide ciddi sıkıntıların yaşandığı bir dünya. Bütün bunlara rağmen biz güçlü bir şekilde yolumuza devam ediyoruz. Seçim beyannamelerimizde ortaya koyduğumuz vaatleri birer birer hayata geçirmek için her türlü çabayı sarf ediyoruz. Buna dönük planlar, programlar, eylem planları hazırlıyoruz. Biz bir takım başka siyasi anlayışlar gibi laf ola beri gele yaklaşımıyla hareket etmiyoruz. Ne diyorsak onu belli bir program çerçevesinde, bir eylem planı çerçevesinde bütçesini, finansmanını düşünerek gerçekçi bir şekilde ortaya koyuyoruz. Halkımızın da bize güveninin en önemli sebeplerinden bir tanesi bu. Genel prensibimiz söylediğimiz şeyi yapmak.Yapamayacağımız şeyi de söylememek. Olağanüstü bir şey olur bir şey yapamazsınız. Onu anlarız ama hiçbir şekilde altını doldurmadan seçmene, halka sadece sözle yaklaşmaya çalışmanın siyasete olan güveni erittiğini yıprattığını da biliyoruz. Dolayısıyla biz her zaman bu anlayışla hareket ettik. Böyle devam edeceğiz. Milletimizin önceliği neyse bizimki de odur dedim. Bu anlamda enflasyonla kararlı bir mücadele yürütüyoruz” ifadelerini kullandı.
“Muhalefetin şu anki halini görüyorsunuz”
Geçen sene mayıs ayında kritik bir seçim yaptıklarına değinen Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:
“Cumhurbaşkanımıza halkımız bir kez daha desteğini tazelemiş oldu. Diğer taraftan mecliste de Cumhur İttifakı’na güçlü bir destek verdi seçmen. ve şu anda net bir çoğunluğumuz var Cumhur İttifakı olarak. Bu şekilde de yolumuza devam ediyoruz. Cumhur İttifakı olarak biz azami müştereklerde birleşmiş bir ittifakız. İlkesel bir duruşumuz var. Tutarlı politikalarımız var. Karşımızda birbirine benzemez birtakım yapıları bir araya getirip normalde bir araya oturamayacak partileri, kişileri buluşturdular. İçeride, dışarıda bir sürü odak Türkiye’nin istikrarını bozmak için gayret sarf etti ama başaramadılar. Şu anki halini görüyorsunuz muhalefetin. Allah korusun bu zihniyetle seçimi kazanıp iktidara gelmiş olsalardı Türkiye’deki politikaların nereye savrulacağını sizin takdirinize bırakıyorum. Kendi işlerinde kavga, birbirleriyle kavga, böyle bir anlayışla Türkiye’de ne siyasi istikrar olurdu, ne ekonomik istikrar olurdu, ne de dış politikada milli menfaatlerimizi koruyabilirdik. Seçimden sonra siyasi istikrarsızlıklar bitti ve artık siyasi güven ve istikrar içinde yolumuza devam ediyoruz. Cumhurbaşkanımızın liderliğinde ortaya koyduğu vizyon çerçevesinde hem Türkiye’ye hem Mersin’imize hizmet ediyoruz. Çevreden ulaşıma, altyapıdan sosyal hizmetlere kadar her alanda Mersin’in marka değerini yükseltmek, şehrimizin değiştirmek için gayretlerimizi sürdürüyoruz.”
“Herkesin tercihine, inancına, mezhebine saygılıyız”
Kimsenin kökenine, inancına, meşrebine, hayat tarzına bakmadıklarının altını çizen Yılmaz, “Bunun üzerinden bir algı oluşturmaya çalışıyorlar. Bizim işimiz ortada. 20 senedir bu ülkeyi yönetiyoruz. Ne bir insanın inancıyla uğraştık, ne yaşam tarzıyla, ne kökeniyle tam aksine herkesi huzur içinde yaşayacağı bir ortam teşvik etme gayreti içinde olduk. Herkesin kimliğine de saygılıyız, herkesin tercihini, inancına, mezhebine saygılıyız. Yeter ki bunlar siyasi çatışma konusu haline getirilmesin. Yeter ki ülkemizin birliğine, beraberliğine zarar vermeye çalışan bir takım odakların aracına dönüştürülmesin. Bu olmadığı sürece biz hiçbir zaman hiçbir insanın kimliğiyle, inancıyla uğraşmadık. Tam aksine herkesin kimliğine saygılıyız. Herkes kendisini nasıl istiyorsa inancı neyi gerektiriyorsa o şekilde yaşasın. Kendisini ifade etsin diyoruz. Zaten kimliğini ifade edemeyen bir insan mutlu olamaz. Mutlu olmayan insanların olduğu bir toplum da kalkınamaz. Gelişemez. Dolayısıyla bizim anlayışımız budur. Biz birlik içinde vatanımızın, milletimizin gücünü artırarak bizim üzerimizde birtakım oyunlar kurgulamaya çalışanların, bu oyunlarını da boşa çıkararak yolumuza devam ediyoruz. Her kesimden, her inançtan insanımıza bunu birlikte başaracağız. Fitne fesat yapmaya çalışanlar, bölmeye, parçalamaya çalışanlar bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da hiçbir şekilde başarılı olamayacaklar. Dolayısıyla Mersin’de de biz şuna yürek inanıyoruz. Türkiye’mizin çok çeşitli bölgelerinden burada yaşayan insanımız var. Hepsinin birlik beraberlik içinde, huzur içinde birbirleriyle kucaklaşarak, kardeşlik hukuku içinde yaşayacaklarına inanıyoruz” şeklinde konuştu.
“Serdar başkan Mersin’e çok şey katacak”
Yerel seçimlerle ilgili de konuşan Yılmaz, “Değerli arkadaşlar, Mersin büyükşehirde Cumhur İttifakı adayımız sayın Serdar Soydan aramızda. Ben daha yakın tanıma imkanı buldum. Gerçekten çok kıymetli bir adayımız. Ben inanıyorum ki Serdar başkan Mersin’e çok şey katacak. Kişisel kariyer için değil, belli ideolojik saplantılar için değil sadece ve sadece Mersin için Mersin insanının ihtiyaçları için belediyenin imkanlarını, yetkilerini kullanan arkadaşlarımız gerçek belediyecilik yapmış olurlar. Ben inanıyorum ki gerek büyükşehir belediye başkan adayımız, gerek ilçe başkan adaylarımız bu anlayışla gerçek belediyecilikle Mersinimizi tanıştıracaklar. Daha güzel hizmetlere imza atacaklar. Mersin’in hizmete çok ihtiyacı var. Dolayısıyla önümüzdeki dönem inşallah sermayeden yiyen değil, sermayeye ilave yapan bir belediyecilik anlayışıyla hep şeffaf, hesap verebilir, hizmet odaklı bir anlayışla yolumuza devam edeceğiz. Bu şehir örneğin çok ciddi bir kentsel dönüşüme ihtiyaç var. Dirençli bir şehir oluşturmaya ihtiyaç var. Evet belediyelerimiz eminim bu konuda ciddi çalışmalara imza atacaklardır. Biz de merkezi idare olarak elimizden gelen tüm desteği vermeye hazırız. Mersinimize hizmet edeceğiz inşallah. Biz birleştiren bir siyaset, bir kardeşlik siyaseti yapacağız. Bize oy versin, vermesin, özgür iradesiyle sandığa giden, tercihini ortaya koyan herkese de saygımız sonsuz. ve herkese hizmet etme anlayışına sahibiz. Eser ve hizmet siyasetini Mersin’imizde daha üst noktalara taşıyacağız. Bu çerçevede Serdar Soydan kardeşimizin tecrübesiyle, vizyonuyla, projeleriyle Mersin’e çok katacağına yürekten inanıyoruz, yanındayız. Mersin’imizde yapacağı çalışmalara destek olmaya hazırız” diyerek sözlerini tamamladı. – MERSİN
]]>Ciddiye alınmamak trafikte öfke sebebi
İSTANBUL – Trafiğin kişide yol açtığı öfkenin altında yatan nedenler ve bu öfkeyle nasıl başa çıkılacağı hakkında önemli bilgiler paylaşan Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, ciddiye alınmadığını düşünen kişilerin trafikte daha öfkeli olduğunu belirterek, öfke kontrolü için 3 basamak kuralını önerdi.
Yoğun bir gününün ardından trafikte geçirilen sürede stres, öfke, kaygı ve can sıkıntısı gibi psikolojik durumların kişide öfke patlaması yaşanmasına neden olduğunu kaydeden İstanbul Esenyurt Üniversitesinden Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, öfke kontrolünü yönetmeyi sağlayacak önerilerde bulundu. Yapılan bir araştırmaya göre günlük hayatında haksızlığa uğradığını, ciddiye alınmadığını ve sürekli eleştirildiğini düşünen kişilerin trafikte daha çok sinirlendiğini ve öfkelendiğini belirten Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, 3 basamak kuralı ile öfkeyi yenmenin mümkün olduğunu ifade etti.
3 basamak kuralı
Öfke duygusu yaşayan kişinin öncelikle bir trafik lambası hayal etmesini öneren Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, “Öfkeli kişi hayal ettiği trafik lambasında kırmızı ışığı ‘dur, hemen tepki verme’, sarı ışığı ‘düşün’, yeşil ışığı ise ‘karar ver, öyle eyleme geç’ şeklinde algılamalı. Yani düşünülmesi gereken arabadan inip karşı tarafa öfkeyle tepki vermenin, güzellikle uyarmanın ya da hiç bir tepki vermeden yoluna devam etmenin sonuçlarının neler olabileceğidir. Ola ki yoğun bir şeklide öfke hissediliyor ve üç basamak kuralı uygulanmadı. Bu durumda araçtan dışarı kesinlikle çıkılmamalı. Araç müsait bir yere çekilerek nefes egzersizi yapılabilir, su içilebilir ya da sakinleştirici bir müzik açılabilir. Yeniden yola çıkmak için sakinleşmek beklenmeli. Çünkü o esnada olmasa bile öfkeyle yola devam edilmesi olası bir kazaya ya da kavgaya sebebiyet verebilir” dedi.
“Trafikteki hatalı eylemleri kişiselleştirmek öfkeyi artırıyor”
Trafikte yoğun bir şeklide öfke hissedilmesinin nedenlerini anlatan Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, ” İnsanlar günlük yaşamlarında stresle karşı karşıya kalıyor. Bu stres trafikte hissedilen engellenme duygusuyla daha da artarak öfke patlamasına neden oluyor. Yapılan bir araştırmaya göre günlük hayatında haksızlığa uğradığını, ciddiye alınmadığını ya da sürekli eleştirildiğini düşünen kişilerin trafikte daha çok sinirlendiği ve öfkelendiği saptanmıştır. Bu düşünceler kişilerdeki tolerans seviyesini düşürerek tahammülsüzlüğü artırıyor. Trafikte görülen sinyal vermeme, hız yapma, sollama gibi eylemlerin birey tarafından kişiselleştirilmesi yani kendisine yapılan bir haksızlık, saygısızlık olarak algılanması öfke duygusunu artırıyor” diye konuştu.
“Öfke sinyalleri alındığında önlem almaya başlanmalı”
Öfke kontrolü için nefes egzersizi yapılmasını da öneren Uzman Psikolog Tuğçe Alemdar, “Bedenimiz öfkenin ön sinyallerini vermeye başlıyor. Nabız hızlanmaya başlıyor. Vücut ısısı artıyor ve gerilim yaşanıyor. Bu gerilimden kaynaklı baş ağrıları yaşanıyor. Kişi bunları fark ettiğinde önlem alması daha da kolaylaşıyor. Bedende bu gibi değişimler olduğunda öfke kontrolü için kişinin yavaş ve derin bir nefes almaya başlaması gerekiyor. İçinden birden 10’a kadar yavaş yavaş saydığında nabız hızı yavaşlayacaktır. Yükselen öfkenin düştüğünü fark edecektir” şeklinde konuştu.
“Öfkeye öfkeyle karşılık verilmemeli”
Öfke duyan değil de duyulan kişi olunduğunda nasıl tepki verilmesi gerektiğine de değinen Tuğçe Alemdar, “Karşı taraftan gelen bir öfke olduğunda ise kişi ‘Bu benimle ilgili değil, onun öfkesi bana karşı değil.’ şeklinde düşünmeli. Yaşamımızda çeşitli streslerle boğuşuyoruz. Trafikteki bekleme durumu, kapalı alanda kalmak ve bir yerden bir yere amaçlanan saatte varamamak kişiyi tedirgin ediyor ve stres altında bırakıyor. Böyle öfkeli bir kişiyle karşılaşıldığında öfkeyle tetiklenilmemeli. Bu gibi durumlarda nezaket korunabilir. Olabildiğince göz temasından kaçınılmalı. Böylece öfkeden de sıyrılmış olunur” dedi.
]]>