Özel, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ı 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimlerinin ardından ilk kez ziyaret etti.
Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Özel ve Yavaş, Belediye Meclis Salonu’nda CHP’nin Ankara ilçe belediye başkanları ve belediye meclis üyeleriyle toplantı yaptı. Toplantının çıkışında ise Özel ve Yavaş, basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.
ABB Başkanı Mansur Yavaş, Özel’in seçimlerin ardından hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğunu belirterek, kendisine belediye olarak yaptıkları çalışmalar ile finansal raporlara ilişkin bilgiler verdiğini anlattı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, ziyarette Yavaş’ın kendisine Ankara’nın 5 beyazını temsil eden Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ettiğini, kendisinin ise Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneğine yaptığı bağışın sertifikasını hediye ettiğini bildirdi.
Açıklamaların ardından Özel ve Yavaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı.
“Türkiye bu cendereden kurtulsun”
CHP Genel Başkanı Özel, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmesinde Gezi Parkı davası tutuklularının gündeme gelip gelmediği ve atılacak olumlu bir adım konusunda umutlu olup olmadığı sorusu üzerine, şunları söyledi:
“Bu konuda en yoğun beklenti, iş adamlarından tutun Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve Anayasa Mahkemesi kararı ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, hukuki öngörülebilirlik olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini, verilen kredinin riskinin yüksek olduğunu ve doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan bir durum olduğunu bir kere bu yönüyle anımsatalım. Yargı talimatı kendi vicdanından alsın. Yeniden yargılama mı, yargılamanın yenilenmesi mi en doğrusunu hukukçular bilir ama bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun.”
Erdoğan ile görüşmesinde hasta tutuklular konusunun gündeme gelip gelmediği sorusuna Özel, “Ben tabii kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerimi söyleyebilirim ancak Sayın Cumhurbaşkanı’nın düşüncelerini ifade etmek bana düşmez bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım ve bu konuda kendisinin gerekeni yapmasının çok yerinde olacağını nezaketli bir dille kendisinden talep ettim. Ancak kendisinin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmaya ben yetkili değilim.” yanıtını verdi.
“Bu kadar keyifli bir yemek yememiştik”
Özel, bir gazetecinin, dün Ahlatlıbel’de görüştüğü eski CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart yerel seçimleri ve Erdoğan’la görüşmesini nasıl değerlendirdiği sorusu üzerine, şunları aktardı:
“Sayın Genel Başkan’ımızla hem çok faydalı hem bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. CHP kazanınca mevcut genel başkanı da bir önceki genel başkanı da keyifleniyor. Çok keyifli bir sohbet oldu. Hem Sayın Meclis Başkanı ile hem Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığım görüşmeyle ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım, kendisinin görüşlerini aldım. O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım, almamakla doğru yapmışım. Sayın Genel Başkan’ı telefonla aradığımda görüşmeyle ilgili zaten bunu önerilerde bulundu. ‘Şu söylenebilir, şunu söylerlerse bunu hatırlatmayı unutmazsak iyi olur’ dediğine göre, görüşmeyi yanlış bulmuyor. Yoksa ‘Benim söyleyecek bir sözüm yok ne gidiyorsunuz?’ derdi. Genel Başkanlar her tweeti üstüne almazlar. İkincisi, dün de kendisiyle yaptığım görüşmenin değerlendirmesinde kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı verici, geleceğe dönük ışık tutucu bir yaklaşımı vardı. O yüzden böyle bir sorun alanımız yok. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili partinin iktidara gelmesi ile ilgili umutlarımız var. Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik.”
“Görüşmenin sonucu olumlu olursa biz de olumlu sonuç bekliyoruz”
Mansur Yavaş, Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme anımsatılarak, “Bu görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeniz gerçekleşecek mi?” şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi:
“Kamuoyu gibi ben de olumlu buluyorum. Sayın Genel Başkan’ımızın yaptığı konuşmada belediyelerimizin sorunları da Sayın Cumhurbaşkanı’mıza anlatıldı. Önümüzdeki günlerde bizim de bakanlıklarla ilgili bazı bekleyen yazılarımız var. Onlarla ilgili eğer görüşmenin sonucu olumlu olursa biz de olumlu sonuç bekliyoruz. Olumlu sonuçlanmazsa ondan sonra tekrar bir randevu istemeyi düşünebilirim. Görüşmenin sonucu inşallah olumlu olur iki taraftan da diye bekliyorum. Eğer hükümet kanadından olumlu bir yaklaşım olursa zaten problemlerimiz çözülecek, o zaman görüşmeye gerek kalmayacak.”
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, Ankara Büyükşehir Belediyesi (ABB) Başkanı Mansur Yavaş’ı 31 Mart Mahalli İdareler Genel Seçimleri’nin ardından ilk kez ziyaret etti. Basına kapalı gerçekleşen görüşmenin ardından Özel ve Yavaş, Belediye Meclis Salonunda CHP’nin Ankara ilçe belediye başkanları ve belediye meclis üyeleri ile bir toplantı yaptı. Toplantının çıkışında ise Özel ve Yavaş basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. ABB Başkanı Mansur Yavaş, Özel’in seçimlerin ardından hayırlı olsun ziyaretinde bulunduğunu ve kendisine belediye olarak yaptıkları çalışmalar ile finansal raporlara ilişkin bilgiler verdiğini kaydetti.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise ziyarette Yavaş’ın kendisine Ankara’nın 5 Beyazı’nı temsil eden Ankara tavşanı, Ankara balı, Ankara keçisi, Ankara kedisi ve Ankara güvercinini simgeleyen bir plaket takdim ettiğini, kendisinin ise Atatürkçü Düşünce Derneği ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ne yaptığı bağışın sertifikasını hediye ettiğini bildirdi.
“Ben de olumlu buluyorum”
Açıklamaların ardından Özel ve Yavaş, basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Mansur Yavaş, Özgür Özel ile Cumhurbaşkanı Erdoğan arasındaki görüşme hatırlatılarak, “Bu görüşmeyi nasıl değerlendiriyorsunuz? Sizin Recep Tayyip Erdoğan’la görüşmeniz gerçekleşecek mi?” şeklindeki soruya, şu yanıtı verdi:
“Kamuoyu gibi ben de olumlu buluyorum. Genel Başkanımızın yaptığı konuşmada belediyelerimizin sorunları da Cumhurbaşkanımıza anlatıldı. Önümüzdeki günlerde bizim de bakanlıklarla ilgili bazı bekleyen yazılarımız var. Onlarla ilgili eğer görüşmenin sonucu olumlu olursa biz de olumlu sonuç bekliyoruz. Olumlu sonuçlanmazsa ondan sonra tekrar bir randevu istemeyi düşünebilirim. Görüşmenin sonucu inşallah olumlu olur iki taraftan da diye bekliyorum eğer hükümet kanadından olumlu bir yaklaşım olursa zaten problemlerimiz çözülecek o zaman görüşmeye gerek kalmayacak.”
“Yargı talimatı kendi vicdanından alsın”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’la görüşmesinde Gezi Parkı Davası tutuklularının gündeme gelip gelmediği ve atılacak olumlu bir adım konusunda umutlu olup olmadığı sorulan Özel, “Bu konuda en yoğun beklenti, iş adamlarından tutun Türkiye’nin ekonomisi iyiye gitsin isteyen herkesin beklentisidir. Gezi Davası, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararı ve Anayasa Mahkemesi kararı ayrı ayrı uygulanmadığı için Türkiye’de hukukun üstünlüğü olmadığını, hukuki öngörülebilirlik olmadığını, insanların önünü göremediğini böyle bir ülkeye yatırım yapılamayacağını, kredi verilemeyeceğini, verilen kredinin riskinin yüksek olduğunu ve doğrudan ekonomiye dahi olumsuz etkisi olan bir durum olduğunu bir kere bu yönüyle hatırlatalım. Yargı talimatı kendi vicdanından alsın. Yeniden yargılama mı? yargılamanın yenilenmesi mi? En doğrusunu hukukçular bilir ama bu bir yol bulunsun, Türkiye bu cendereden kurtulsun” dedi.
“Cumhurbaşkanının düşüncelerini ifade etmek bana düşmez”
Erdoğan ile görüşmesinde hasta tutuklular konusunun gündeme gelip gelmediği sorusunu yanıtlayan Özel, “Ben tabii kamuoyuna mal olmuş konularda kendi düşüncelerini söyleyebilirim ancak Cumhurbaşkanının düşüncelerini ifade etmek bana düşmez bu sorunun muhatabı kendisi. Ben büyük dramı anlattım ve bu konuda kendisinin gerekeni yapmasının çok yerinde olacağını nezaketli bir dille kendisinden talep ettim. Ancak kendisinin değerlendirmelerini kamuoyuyla paylaşmaya ben yetkili değilim” ifadelerini kullandı.
“Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik”
Dün Ahlatlıbel’de CHP eski Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile yaptığı görüşmede Kılıçdaroğlu’nun 31 Mart’taki seçimleri ve Erdoğan’la görüşmesini nasıl değerlendirdiği sorulan Özel, şunları aktardı:
“Genel Başkanımızla hem çok faydalı hem de bugüne kadar en rahat ve en keyifli yemeğimizi yedik. İki taraf da kazanan tarafta sonuçta. CHP kazanınca mevcut genel başkanı da bir önceki genel başkanı da keyifleniyor. Çok keyifli bir sohbet oldu. Hem Sayın Meclis Başkanı ile hem de Sayın Cumhurbaşkanı ile yaptığım görüşmeyle ilgili kendisine bilgi verdim. Detayların önemli bir kısmını paylaştım, kendisinin görüşlerini aldım. O Twitter meselesiyle ilgili ben onu hiç üstüme almamıştım almamakla doğru yapmışım. Sayın Genel Başkanı telefonla aradığımda görüşmeyle ilgili zaten bunu önerilerde bulundu. ‘Şu söylenebilir, şunu söylerlerse bunu hatırlatmayı unutmazsak iyi olur’ dediğine göre, görüşmeyi yanlış bulmuyor. Yoksa ‘benim söyleyecek bir sözüm yok ne gidiyorsunuz?’ derdi. Genel Başkanlar her tweeti üstüne almazlar. İkincisi, dün de kendisiyle yaptığım görüşmenin değerlendirmesinde kendisinin son derece yapıcı, son derece katkı, verici geleceğe dönük ışık tutucu bir yaklaşımı vardı. O yüzden böyle bir sorun alanımız yok. Bundan sonra partiyle ilgili, partinin geleceğiyle ilgili partinin iktidara gelmesi ile ilgili umutlarımız var. Çok defa yemek yedik, bu kadar keyifli bir yemek yememiştik.” – ANKARA
]]>İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya İstanbul Fuar merkezinde düzenlenen Motobike İstanbul fuarının açılış törenine katıldı. Bakan Yerlikaya törende yaptığı konuşmada fuarın dünyada ki önemli motosiklet fuarlarından biri olduğunu ve kendisinin de 7 yıldan bu yana motosiklet kullandığını belirterek “Pandemi sürecinden sonra tüm dünyada motosiklet kullanımı arttı. Son 10 yılda motosiklet sayısı ülkemizde yüzde 77,7, 2020’den bu yana motosiklet sayımız yüzde 49 artmış” diye konuştu. Motosiklet sayısının geçtiğimiz yıllara göre artış gösterdiğini belirten Yerlikaya, “Ülkemizde motosiklet sayısının önceki yıl 4 milyon 141 bin olduğunu bu sayının geçtiğimiz yıl sonunda 5 milyon 79 bine ulaştığını ve Şubat sonu itibariyle sayımız 5 milyon 221 bin 760. Bu motosiklet ailesinin yüzde 82’si 30 büyükşehirde. İstanbul birinci sırada, Antalya, İzmir, Manisa ve Muğla ilk 5 vilayet motosiklet kullanıcıları açısından” dedi.
Motosiklet kazalarına dikkat çeken Bakan Yerlikaya, “2023 yılında 89 binin üzerinde motosikletliler kazaya karışmış bu kazalarda maalesef 107 bin 725 vatandaşımız yaralanmış, bin 301 vatandaşımız hayatını kaybetmiş. 2022 yılına göre can kayıplarındaki artış yüzde 30 gibi bir rakam. 2023 yılında ölümlü veya yaralamalı kazaların yüzde 38’ine motosikletliler karışmış. Türkiye geneli ölümlü kazların yüzde 20’si motosiklet sebebiyle olan kazalar. Kazaların yüzde 93’ü, can kayıpların yüzde 76’sı yerleşim yerleri içinde şehir içlerindeki cadde ve sokaklarda meydana geliyor. Antalya, İstanbul, İzmir, Hatay, Muğla maalesef en fazla ölümlü kazanın olduğu bir şehirlerimiz. Motosiklet kazalarının en fazla yüzde 44 ile yandan çarpma, yüzde 20 ile devrilme, savrulma takla atma ve arkadan çarpma yüzde 9 olduğunu aktaran Yerlikaya, “Ölümlü kazaların yüzde 78’i motosiklet sürücülerinin kusurlu olduğu. Kusurların dağılımında ise en fazla yüzde 48,5’uğu aracın hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak, kuralını ihlal ettiğini söylüyor. Yaş aralığı 21-30 yaş gurubu gençlerimiz trafik kazalarında 361 can kaybı olmuş. Bu işin olmazsa olmazı birinci meselesi eğitim, eğitim, eğitim. Eğitim şart. Eğitim almak zorundayız. ‘Ben bu işi çok iyi biliyorum’ dediğiniz an, kaza yapma riski en fazla hissedilen andır. Her zaman kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.” Yerlikaya, trafik denetimlerinin sayısının fazla olduğunda ölümlü kazaların sayısın da azalma olduğunu, geçtiğimiz yıl trafikte 51 milyon 117 bin 237 araç denetim yapıldığını hatırlatarak denetimleri artıracaklarını söyledi. Denetim noktalarından kaçılmaması uyarısında bulunan Yerlikaya, denetimden kaçmak istenirken yapılan kazaların sayısının da az olmadığını kaydetti. 2023 yılının ölümlü trafik kazaları ve ölen vatandaş sayılarımız 2022 yılına göre yüzde 19 arttığını söyleyen Yerlikaya, motosiklet plakalarının radar da görülmesine yönelik çalışmaları olduğunu belirtti.
Bakan Yerlikaya, fuar açılışını ilk olarak emniyet ve jandarmanın motorlu denetim yapan ekiplerinin stantlarını ziyaret etti. Burada polis ve Jandarma ekipleriyle birlikte fotoğraf çektirdikten sonra fuarda bulunan diğer stantları gezdi. – İSTANBUL
]]>İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenen “Motobike İstanbul 2024” fuarının açılışında konuşan Yerlikaya, 7 yıldan beri fırsat buldukça motosiklet kullandığını ve bu konuda sık sık eğitim aldığını söyledi.
Pandemi sürecinden sonra tüm dünyada motosiklet kullanımının arttığını dile getiren Yerlikaya, “Son 10 yılda motosiklet sayısı ülkemizde yüzde 77,7, 2020’den bu yana motosiklet sayımız yüzde 49 artmış.” diye konuştu.
Yerlikaya, Türkiye’de motosiklet sayısının önceki yıl 4 milyon 141 bin olduğunu, bunun geçen yıl 5 milyon 79 bine ulaştığını aktararak, “Şubat sonu itibarıyla sayımız 5 milyon 221 bin 760. Bu motosiklet ailesinin yüzde 82’si, 30 büyükşehirde. İstanbul birinci sırada, Antalya, İzmir, Manisa ve Muğla ilk 5 vilayet motosiklet kullanıcıları açısından.” bilgisini paylaştı.
Motosiklet kazalarına ilişkin veriler
Motosiklet kazalarına dikkati çeken Yerlikaya, şöyle devam etti:
“2023 yılında 89 binin üzerinde motosikletli kazaya karışmış. Bu kazalarda maalesef 107 bin 725 vatandaşımız yaralanmış, 1301 vatandaşımız hayatını kaybetmiş. 2022’ye göre can kayıplarındaki artış yüzde 30 gibi bir rakam. 2023 yılında ölümlü veya yaralamalı kazaların yüzde 38’ine motosikletliler karışmış. Türkiye geneli ölümlü kazaların yüzde 20’si motosiklet sebebiyle olan kazalar. Kazaların yüzde 93’ü ile can kayıplarının yüzde 76’sı yerleşim yerleri içinde cadde ve sokaklarda meydana geliyor. Antalya, İstanbul, İzmir, Hatay, Muğla maalesef en fazla ölümlü kazanın olduğu şehirlerimiz.”
Bakan Yerlikaya, motosiklet kazalarının en fazla yüzde 44 ile yandan çarpma, yüzde 20 ile devrilme, yüzde 9’la da savrulma, takla atma ve arkadan çarpma şeklinde yaşandığını vurgulayarak, “Ölümlü kazaların yüzde 78’i motosiklet sürücülerinin kusurlu olduğu. Kusurların dağılımında ise en fazla, yüzde 48,5’i ‘aracın hızını yol, hava ve trafiğin gerektirdiği şartlara uydurmamak’ kuralını ihlal. 21-30 yaş gurubu gençlerimizin kazalarında 361 can kaybı olmuş. Bu işin olmazsa olmazı birinci meselesi eğitim. Eğitim almak zorundayız. ‘Ben bu işi çok iyi biliyorum’ dediğiniz an, kaza yapma riski en fazla hissedilen andır. Her zaman kendimizi geliştirmemiz gerekiyor.” ifadesini kullandı.
Trafik denetimlerinin sayısı fazla olduğunda ölümlü kazaların azaldığına işaret eden Yerlikaya, geçtiğimiz yıl trafikte 51 milyon 117 bin 237 araç denetimi yapıldığını aktardı. Yerlikaya, denetim noktalarından kaçmak istenirken de çok kaza yapıldığını anlatarak, 2023 yılının ölümlü trafik kazaları ve ölen vatandaş sayılarının 2022’ye göre yüzde 19 arttığını kaydetti.
Ali Yerlikaya, motosiklet plakalarının radarda görülmesine yönelik çalışmalarının olduğunu da belirtti.
Açılışın ardından, fuarda ilk olarak emniyet ve jandarmanın motosikletli denetim yapan ekiplerinin stantlarını ziyaret eden Yerlikaya, sonrasında gezdiği diğer stantlarda araçlar hakkında bilgi aldı.
Trabzonspor ve Fenerbahçe maçı sonrası yaşanan olaylar
Burada bazı motosikletlere binen Yerlikaya, fuardan ayrılmadan önce basın mensuplarının sorularını da yanıtladı.
Geçtiğimiz günlerde oynanan Trabzonspor ve Fenerbahçe maçı sonrası çıkan olaylara ilişkin soruşturmada gelişme olup olmadığı yönündeki soru üzerine Yerlikaya, “İlk andan itibaren bir paylaşım yaptım. Ertesi gün de onunla ilgili idari ve adli süreçle ilgili sosyal medyada paylaşım yaptım. Zaten ilgili bakanlıklar açıklamalarını yaptılar. Hep beraber sürecin nereye geleceğini göreceğiz.” dedi.
Centilmenliğin sözde kalmaması gerektiğini belirten Yerlikaya, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Oyunun güzel olması, tarafların birbirlerini kıymetli olarak görmeleri, pozitif bütün enstantaneleriyle beraber alkışlamaları, biz bunu görmek istiyoruz. Spor müsabakasından sonra ülke olarak orada görmeyi istemediğimiz bir olumsuzluktan dolayı medya, milletimiz, sporseverler, kulüpler niye sadece bu konuyu konuşalım ki? Biz güzeli konuşmak istiyoruz. Sporun birleştirici ruhunu, yapıcı ruhunu, birbirimize kaynaştıran bu yönünü görmek istiyoruz. Bunun da pek çok güzel örnekleri gösteriliyor. Onlara da minnettarım. Ama ben bunun sayısının çok çok çok artmasını istiyorum. Bunu başarabileceğimizi de biliyorum ve ‘lütfen’ diyorum.”
]]>Ankara, Washington’a siyasi atama yerine kariyer diplomatı göndererek ilişkilerin kurumsal zemine dönmesi niyetini de göstermiş oldu.
Son dönemin en dikkat çeken büyükelçi atamalarından biri olan Sedat Önal’la ilgili karar, Anadolu Ajansı’nın (AA) dün akşam geçtiği bir haberle kamuoyuna duyuruldu. Haberi diplomatik kaynaklara dayandıran AA, halen Türkiye’nin BM Daimi Temsilcisi olarak New York’ta görev yapan Önal’ın Washington’a atandığını, yerine de Dışişleri Bakan Yardımcısı Ahmet Yıldız’ın getirildiğini duyurdu.
Diplomatik kaynaklar, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın her iki ismi arayarak yeni görevlerini tebliğ ettiğini söyledi.
Atamalara ilişkin Dışişleri Bakanlığından henüz resmi bir bilgilendirme yapılmadı. Atamaların resmiyet kazanması için kararnamelerin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından imzalanması ve Resmi Gazete’de yayımlanması gerekiyor.
Sedat Önal, Washington Büyükelçiliği görevini, 2021-2024 yılları arasında ABD’de Türkiye’yi temsil eden Murat Mercan’dan devralacak.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) önde gelen isimlerinden Mercan, siyasi bir karar sonucu Washington’a büyükelçi olarak atanmıştı. ABD de Türkiye’nin bu adımına eski Arizona Senatörü Jeff Flake’i Türkiye Büyükelçisi olarak atayarak yanıt vermişti.
Hükümetin Washington gibi çok önemli bir başkente siyasi atama yapması o dönem çok tartışılmış ve eleştirilmişti. Mercan sonrası Washington’a bu kez Sedat Önal gibi deneyimli bir diplomatın atanması genel olarak olumlu bulundu.
Washington’la yakın çalışan bir isim
Türkiye’nin yeni ABD Büyükelçisi, Washington’da yakından bilinen bir isim. 2018-2023 yılları arasında Dışişleri Bakan Yardımcısı olarak Avrupa Birliği (AB) ile ilişkiler dışındaki tüm siyasi dosyaları takip eden Önal, Amerikalı muhataplarıyla hem ikili ilişkiler hem de bölgesel ve uluslararası konularda mesai yaptı.
Türkiye-ABD ilişkilerinin en sıkıntılı döneminde bakanlığın iki numarası olarak görev yapan Önal, ABD ile Rahip Brunson ve S-400 krizi gibi önemli ikili gerilimlerle Suriye ve Doğu Akdeniz’den kaynaklanan bölgesel sorunların yönetiminde, muhatapları ABD Dışişleri Bakan Yardımcıları Wendy Sherman ve Victoria Nuland ile birlikte önemli rol oynadı.
Büyükelçi Önal, Türk-Amerikan ilişkilerinin özellikle 2021 sonundan itibaren normalleşmesi sürecinde de etkili oldu. Önal, Joe Biden’ın ABD Başkanı seçilmesinin ardından Türk-Amerikan ilişkilerini kurumsal düzeyde yeniden rayına oturtmayı amaçlayan Stratejik Mekanizma’nın oluşturulması sürecini Dışişleri Bakanlığı adına yürüttü.
Bu çalışmaların, iki ülke dışişleri bakanları Mevlüt Çavuşoğlu ve Antony Blinken’ın temaslarını olumlu etkilediği, Ankara ve Washington’da yapılan değerlendirmeler arasında. Bu da Önal’ın atamasının ABD’de olumlu karşılandığı yorumlarına neden oldu.
Kurumsal zemine dönüş
Diplomatik kaynakların yaptıkları değerlendirmelerde, Ankara’nın Washington için bu kez siyasi bir atama düşünmemiş olmasının önemi ön plana çıkıyor. İlişkilerde son dönemde yaşanan olumlu gelişmelerin Türkiye-ABD diyaloğunu daha kurumsal zeminde yürütme motivasyonunu güçlendirdiği kaydediliyor.
Bu süreçte, Mayıs 2023 seçimlerinin ardından Dışişleri Bakanlığı’na atanan Hakan Fidan’ın da etkisinin olduğu, Fidan’ın özellikle Blinken ile çok daha sık görüşüyor olmasının önemli olduğu değerlendiriliyor. Türk-Amerikan ilişkilerinin yürütülmesinde önceki döneme oranla iki ülke dışişleri bakanlıklarının ağırlığının artması da olumlu görülen bir başka unsur.
Stratejik Mekanizma’nın ilerki aylarda dışişleri bakanları düzeyinde ABD’de toplanması öngörülen planlar arasında. Fidan ve Blinken, en son G20 Dışişleri Bakanları toplantısı sırasında ikili bir görüşme gerçekleştirdi ve ikili planda üst düzey ziyaret takvimini ele aldı. Fidan’ın ilkbaharda ABD’yi ziyaret etmesi öngörülüyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da Temmuz ayında Washington’da yapılacak olan NATO’nun 75. Yıl Zirvesi’ne katılması planlanıyor.
Türk-Amerikan ilişkilerinde gündem yoğun
Türk-Amerikan ilişkilerinde önemli bir eşik Ankara’nın yaklaşık 1,5 yıl beklettiği İsveç’in NATO’ya katılım protokolünü onaylamasıyla Ocak ayında aşılmıştı. Ankara’nın bu hamlesinden hemen sonra 40 yeni F-16 savaş uçağı ve 79 modernizasyon kitinin Türkiye’ye satışı için harekete geçen Washington, Şubat ayında süreci sorunsuz tamamlamış ve satışın önünü açmıştı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, 15 Şubat’ta gazetecilere yaptığı bir açıklamada, Türk-Amerikan ilişkilerindeki gelişmeleri değerlendirirken, “ABD ile aramızda bu son attığımız adımlar neticesinde olumlu bazı gelişmelerden söz edebiliriz. Şu anda Kongre’deki hava olumlu. Aynı şekilde Senato’dan da olumlu sesler geliyor. ABD ile benzer düşündüğümüz ya da üzerinde uzlaştığımız konuların sayısı artıyor diyebiliriz. Şu anda olumsuz bir gidiş yok, tam aksine olumlu bir gelişme var. Bu konuyla ilgili olarak ilgili bakanlar da bizdeki muhataplarına olumlu gelişmelerin olduğunu söylüyorlar” demişti.
Erdoğan’ın bahsettiği olumlu ortamın sonuçlarından biri de Ankara’ya son dönemde ABD’den yapılan üst düzey ziyaretlerdeki artış oldu. ABD Senatosu’ndan Demokrat Parti üyeleri Jeanne Shaheen ve Chris Murphy, hafta başında ziyaret ettikleri Ankara’da önce Dışişleri Bakanı Fidan, sonra da Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüştü.
Her iki senatör de geçmişte Türkiye aleyhine Amerikan Kongresi’nde yapılan girişimlere aktif destek vermeleriyle biliniyor. İki senatörün Ankara’ya yaptıkları ziyaret ve verdikleri mesajlar, Türk-Amerikan ilişkilerinde son dönemde artan olumlu ortamın Amerikan Kongresi’ne de yansıdığını göstermesi açısından önem taşıyor.
Bu olumlu tabloya rağmen Önal’ı yeni görevinde önemli zorluklar da bekliyor. Bunların başında ABD’nin Kuzey Suriye’de Türkiye’nin “terör örgütü” olarak tanımladığı Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) desteğini sürdürmesi geliyor.
ABD, Suriye’nin kuzeydoğusunda bulunan Irak–Şam İslam Devleti (IŞİD) örgütüyle ile mücadele etmesi için YPG’ye yıllardır siyasi ve askeri destek veriyor. Türkiye ise YPG’nin “PKK’nın Suriye ayağını” oluşturduğunu ve amacının Suriye’nin kuzeydoğusunda bir devlet kurmak olduğunu vurguluyor.
Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), Kuzey Suriye’deki YPG hedeflerine operasyonlarını artırarak bu coğrafyada “terörle mücadele” faaliyetlerinin devam edeceği mesajını veriyor.
ABD’nin bu politikasından yakın gelecekte geri adım atmasının beklenmemesi ise Ankara-Washington diyaloğunu etkileyecek bir unsur olarak görülüyor.
]]>Erdoğan, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ve Mısır ziyaretleri sonrası Türkiye’ye dönüşte uçakta gazetecilerin sorularını yanıtladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iki yıl aradan sonra ilk defa Batılı bir gazeteciye verdiği röportajda, Türkiye’nin arabuluculuğunda Ukrayna ile yaşananları anlatırken “Tam anlaşmaya varıyorduk İngiltere Başbakanı Boris Johnson girdi devreye. Ukrayna’yı yanlış yönlendirdi ve barış olmadı.” sözleri hatırlatılan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Sayın Putin’in bu açıklamalarında açık söylemem gerekirse samimiyet var. İstanbul süreci diye değerlendireceğimiz bu görüşmelerde bizler, her türlü samimi adımları attık. Bu konuda ilgili Bakan arkadaşlarım Rusya tarafıyla görüşmelerini yaptılar. Biz sonuç odaklı çalıştık ancak barış bir şekilde tesis edilemedi. Fakat biz, buradan netice alamadık diye bırakıp gidemeyiz. Barış arayışının peşini bırakmayacağız.”
“Barışa hizmet eden somut sonuçları biz sağladık”
Barışın sağlanması için ellerinden ne geliyorsa yapmaya devam edeceklerini belirten Erdoğan, “İngiltere’nin eski Başbakanı Boris Johnson barış çabalarından elini çekmeden önce beraber çalışmalar yaptık, çabalarımıza devam ettik, olmadı. Geçenlerde İngiltere Dışişleri Bakanı David Cameron ziyaretimize geldi, onunla da bu meseleleri ele aldık. Sayın Putin’in bu süreç içerisinde bizimle birebir görüş alışverişi olur veya Rusya’nın ilgili bakanları burada ayrıca devreye girerlerse onlarla da bu süreci takip eder, netice almaya çalışırız.” ifadelerini kullandı.
“Şu ana kadar Ukrayna-Rusya savaşında barışa hizmet eden somut sonuçları biz sağladık.” diyen Erdoğan, esir takasından tahıl koridoruna kadar birçok önemli gelişme yaşandığına dikkati çekti.
Tarafları Türkiye’de birden fazla kez buluşturduklarına işaret eden Erdoğan, “Bunu yine yapabilir ve dış etkilerden arındırılmış, çözüm odaklı bir süreç yönetimi ile barışın kapısını aralayabiliriz.” çağrısında bulundu.
Rusya Devlet Başkanı Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’le yaptıkları görüşmelerde bu arayışlarını sürdürdüklerini bildiren Erdoğan, “Biz en başından itibaren adil barışın savaştan daha iyi olduğunu savunuyor ve bütün adımlarımızı bu anlayışla atmaya gayret ediyoruz. Yeter ki barışı isteyelim, oraya ulaşan bir yolu muhakkak buluruz.” diye konuştu.
Türkiye-ABD ilişkileri
“Türkiye’nin, İsveç’in NATO üyeliğine onay vermesinin ardından Ankara-Washington arasında olumlu bir atmosferden söz edebilir miyiz? Eğer öyleyse bu olumlu havanın FETÖ, PKK/YPG, S-400, F-35 gibi ihtilaflı meselelere de pozitif bir yansıması olur mu?” sorusuna ise Erdoğan, “ABD ile aramızda bu son attığımız adımlar neticesinde olumlu bazı gelişmelerden söz edebiliriz.” yanıtını verdi.
Şu anda Kongre’deki havanın olumlu olduğunu, aynı şekilde Senato’dan da olumlu sesler geldiğini belirten Erdoğan, şöyle konuştu:
“ABD ile benzer düşündüğümüz ya da üzerinde uzlaştığımız konuların sayısı artıyor diyebiliriz. Şu anda olumsuz bir gidiş yok, tam aksine olumlu bir gelişme var. Bu konuyla ilgili olarak ilgili bakanlar da bizdeki muhataplarına olumlu gelişmelerin olduğunu söylüyorlar. Gerek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a, gerek MİT Başkanı İbrahim Kalın’a, gerek Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanımız Akif Çağatay Kılıç’a bu konularda bu bilgileri veriyorlar. ‘Biz elimizden geleni yapıyoruz. Sayın Biden’ın ıslak imzalı mektubunu burada gördünüz.’ diyorlar. Biz de ‘Bizim de ıslak imzalı onay belgesini gördünüz. Hepsinden öte parlamentomuzdan çıkan kararı duydunuz ve bize de teşekkür üstüne teşekkürler ettiniz. Biz bundan sonrasını sizden bekliyoruz.’ dedik ve yola devam ediyoruz. Aynı şekilde İsveç Başbakanının bizi arayarak bu konudaki teşekkürü, attığımız adımın olumlu istikamette gittiğinin işaretidir.”
Deprem bölgesindeki çalışmalar
Üzerinden bir yıl geçen 6 Şubat depremlerinin ardından yaraların sarılması, konutların, şehirlerin yeniden inşa ve ihyası anlamında gelinen noktaya ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, deprem bölgesine yaptıkları ziyaretlerde vatandaşların, iktidarın kendilerini dışarıda bırakmadığını, sözünde durduğunu ifade ettiklerini anlattı.
Bölgede yapımı devam eden konutları tamamlamaya çalıştıklarını, yapımı tamamlanan konutları da sahiplerine teslim ettiklerini anımsatan Erdoğan, sözlerini tutarak, benzeri görülmemiş bir inşaat seferberliği başlattıklarını ortaya koyduklarını ifade etti.
Bunu muhalefetin de çok iyi bildiğini ifade eden Erdoğan, “Hatay’da geçen gün muhalefetin belediye başkanlarını, genel başkanlarını halk orada yuhaladı. Meydana bile sokmadı. ‘Biz size inanmıyoruz. Siz bizi aldattınız. Şimdi utanmadan yine karşımıza çıkıyorsunuz.’ dediler. Bölgede konutları, köy evlerini, ahırları peyderpey yapmaya devam ediyoruz. İnşallah bitirdikçe de bunları vatandaşlarımıza teslim ediyoruz.” diye konuştu.
Konutların alt yapısıyla, üst yapısıyla güven verdiğini dile getiren Erdoğan, şöyle konuştu:
“Depremzede kardeşlerimizi en kısa sürede güvenli, huzurlu ve dayanıklı yuvalarına kavuşturmak için gece-gündüz koşturuyoruz. Sadece ziyaret ettiğimiz 5 ilimizde, kuralarını çekerek hak sahiplerine teslim ettiğimiz konut ve köy evi sayısı 31 binin üzerindedir. İnşallah 2 ay içinde deprem bölgesi genelinde 75 bin konutun teslimini gerçekleştireceğiz. Takip eden dönemde de her ay 15-20 bin civarında konut ve köy evini hak sahipleriyle buluşturacağız. Böylece temel atmanın üzerinden bir sene geçmeden inşaatları bitirme sözümüzü önemli ölçüde yerine getirmiş olacağız. Yıl sonuna kadar hedefimiz, 200 bin evi vatandaşlarımıza teslim etmektir. Ardından bu sayıyı süratle 390 bine ulaştıracağız. Yola devam ediyoruz. Hedefimiz, halkımıza hizmetlerimizi daha etkin bir biçimde ulaştırabilmek için yerel yönetimlerde halkımızın desteğiyle çok ciddi bir başarı kazanmak. Buralarda da çalışmalarımızı en güzel şekilde sürdürüyoruz.”
Erzincan’da maden ocağındaki toprak kayması
Erzincan’daki altın madeninde meydana gelen toprak kaymasına ilişkin değerlendirmeleri sorulan Erdoğan, madende büyük boyutta bir heyelan yaşandığını, 600 civarında madencinin çalıştığı bu yerde 9 vatandaşın şu anda toprak altında olduğunu hatırlatarak, arama kurtarma çalışmalarının devam ettiğini söyledi.
İlk andan itibaren Erzincan Valisi’nin bölgede bulunduğunu, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya’nın bizzat AFAD’la birlikte olaya müdahil olduğunu belirten Erdoğan, kendileriyle BAE’ye gelen Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ı da olay yerine geçmesinin faydalı olacağını düşünerek hızlıca bölgeye gönderdiklerini anlattı.
Bugün itibarıyla İçişleri ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarının olayları yakından takip ederek çalışmaların koordinesini üstlendiğini bildiren Erdoğan, “Bu heyelanın teknik incelemeleri, soruşturmaları başladı. Soruşturmaların neticesine göre adımlar mutlaka atılacaktır. Bu aşamada önceliğimiz madencilerimize ulaşabilmek.” dedi.
“Öyle veya böyle ne yaparlarsa yapsınlar, her şey olacağına varacak”
Seçimler yaklaşırken farklı yapıdaki terör örgütlerinin saldırılar gerçekleştirdiğini söyleyen Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti:
“Bunlar her dönem, her seçim öncesi maalesef yaşadığımız olaylar. Öyle veya böyle ne yaparlarsa yapsınlar, her şey olacağına varacak. Şurada seçimlere 2 ay bile yok. Artık geri sayım başladı. MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de partisinin grup toplantısında çok açık, net bazı hususları ortaya koydu. Aynı kanaatleri ben de paylaşıyorum. Muhalefet, özellikle mülteci meselesini gündeme getiriyor. Bunların hiçbirinden onlara ekmek çıkmaz, boşuna uğraşıyorlar. 31 Mart kesinlikle bazılarının siyaset sahnesinden tamamen silindiğini göreceğimiz gün olacaktır. Nasıl ki 28 Mayıs’ta bazıları silindiyse, bazıları şu anda yarım yamalak ayakta durmaya çalışıyorsa, bunların neticesi de benzer olacak.”
Teşkilatlarıyla yoğun bir şekilde gerek büyükşehirlerde gerek illerde, ilçelerde Cumhur İttifakı olarak çalışmalarını yaptıklarını kaydeden Erdoğan, şimdi de meclis üyeleriyle ilgili çalışmaların da Ankara’da genel başkan vekilleriyle yürütüldüğünü bildirdi.
“İnşallah biz de kendilerine katılacağız.” diyen Erdoğan, “Malum benim Samsun mitingim var. Samsun bizim için çok çok önemli. Ondan sonra Giresun, Ordu mitinglerimizi yapacağız. Böylece Karadeniz’i şöyle bir toparlayalım istiyoruz.” ifadelerini kullandı.
“FETÖ bataklığını kuruttuk, sinekleri temizleme işimiz devam ediyor”
FETÖ’yle irtibatlı olduğu gerekçesiyle ihraç edilen 450 hakim ve savcının Danıştay 5. Dairesince göreve iade edildiği sürece ilişkin düşünceleri sorulan Erdoğan, “FETÖ denen bu şer şebekesinin, terör yapılanmasının belini kırdık. FETÖ bataklığını kuruttuk ancak sinekleri temizleme işimiz daha devam ediyor.” dedi.
FETÖ’nün iç yüzünü anlatmaya, onlarla her alanda mücadele etmeye devam edeceklerini vurgulayan Erdoğan, şunları kaydetti:
“Mücadelemiz bitmiş değil. Son kukla da Türkiye’ye zarar veremez hale getirilene kadar devam edeceğiz. Yüzlerindeki değişik maskeleri yırtıp atıyoruz ve bunlar böylece meydana çıkıyor. Her kılığa giren bu iradesiz şarlatanların ensesinde olacağız. Fakat Danıştay’ın aldığı bu karara da sessiz kalmamız mümkün değil. Nasıl ki Anayasa Mahkemesi’nin aldığı bazı garip kararlarda Cumhur İttifakı olarak tepkisiz kalmıyorsak, bunda da sessiz kalamayız. Ayrıca Anayasa Mahkemesi’nin almış olduğu bu kararları hazmedemiyorum. Danıştay zaman zaman yapıyor, bu tür kararlarla bizi rahatsız ediyor ama Anayasa Mahkemesi’nin sık sık bu tür kararları alması bizi ciddi manada rahatsız ediyor. Mesela Anayasa Mahkemesi bir de BTK’yla ilgili bir karar almış. Hani bunun neresinden gireceksin? Nasıl böyle bir karar alınır? Biz de bu işin üzerine üzerine gidiyoruz, gideceğiz. Danıştay’da da bu işin yine aynı şekilde takipçisi olacağız.”
(Bitti)
]]>