Ankara Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı 2. Bölge Amirliği Kurtuluş İstasyonunda 2023 yılı Eylül ayında tanışan ve hayatlarını birleştiren Selinay ve Emre Kıstır çifti aynı istasyonda itfaiye eri olarak görev alıyor. Çift, farklı yıllarda Ankara Büyükşehir Belediyesinin yaptığı itfaiye eri alım sınavlarına girerek çalışmaya başladı. Evlenmeden önce iş yerinde arkadaş olarak tanışan çift farklı vardiyalarda görev alıyor. Hem mesleklerini hem hayatlarını paylaşan Kıstır çifti ayda 10 gün aynı evde birbirini görürken mesai saatlerinde ise görev devir esnasında karşılaşıyor. Ev işlerinde birbirlerine yardımcı olan çift, bu duruma alıştıklarını söylüyor.
2022 yılında ABB’nin açmış olduğu itfaiye eri sınavına katıldığını, daha sonra mülakata girmeye hak kazandığını, ardından sözlü ve spor olarak değerlendirildikten sonra itfaiye eri olarak çalışmaya başladığını belirten Selinay Kıstır, “İşe başlamadan önce biz de çok ön yargılıydık. Kendi açımızdan tedirginliklerimiz oluyordu. Kendimizce ‘nasıl karşılanacak’ diye sonuçta erkek egemenliğinde bir mesleğiz. İlk başlarda çok zor oldu sahada çok fazla tepki gördük ‘kadından itfaiyeci mi olur’ diye. Kadın arkadaşlarımızla birlikte belirli bir zamanı aştığımız için ön yargıyı kırdık. Kurumumuzda da daha çok destek gördüğümüz için daha çok motivasyon gördüğümüz için artık gittiğimiz olaylarda tecrübe edinerek ekibimizle işler başardıkça kendimizi daha iyi oluyor ama yer yer zorlandığımız yerler oluyor. Artık biz de işimizi yapıyoruz” diye konuştu.
Eşiyle farklı vardiyalarda olduğunu söyleyen Selinay Kıstır, “Öncesinde iş arkadaşı olarak tanıştık. Daha sonra arkadaş ortamında sohbetimiz ilerledi, vakit geçirmeye başladık ve evlenmeye karar verdik” dedi.
Eşiyle farklı vardiyalarda çalıştığını ifade eden Selinay Kıstır, “Bizim çalışma sistemimiz 24/48 esaslı çalışıyoruz. 3 vardiya olarak çalışıyoruz. Ben birinci posta olarak çalışıyorum eşim ikinci posta olarak çalışıyor. Ayda denk geldiğimiz süre sayısı 10 gün, ben nöbete geliyorum o dinleniyor ben nöbetten çıkarken ise o işe gelmiş oluyor, içtimalarda karşılamış oluyoruz. Bazen eşimi 10 günden az gördüğüm de oluyor. Biz aynı işe denk geldiysek mutlaka olağanüstü durumlarda denk geliyoruz. Denk gelme süremiz ise kısa o esnada birbirimizi de görmüyoruz çünkü koruyucu ekipmanlarımız var. O yüzden birbirimizi tanımıyoruz” diye konuştu.
2020 yılında göreve başladığını belirten Emre Kıstır ise, “KPSS puanım yeterli geldiği için 2020 yılında mülakatlarda hak kazandım. 2020 yılında Eylül ayında göreve başladım. Ben işe başladığımda onlar daha yoktu. Gündüz personelleriydi kendisi vakit geçirdikçe birbirimizle anlaştığımızı gördük. 2023 Eylül ayında da evlendik” ifadelerini kullandı.
Mesai saatlerinde aklının eşinde olduğunu dile getiren Emre Kıstır, “Tabi bizim de mesleğimiz gereği zorlanıyoruz ama burası profesyonel bir iş ve o gözle bakıyoruz. Biz zaten acil durumlarda karşılaşıyoruz. Orada da herkes işini yapıyor. İşimizi profesyonel olarak yapıyoruz” dedi. – ANKARA
]]>Tepebaşı Belediyesi, engelli bireylerin topluma dahil olması, kendilerini geliştirmeleri ve özgüvenlerini kazanmaları adına gerçekleştirdiği projeler ile Türkiye’de ilk olan çalışmaları hayata geçiriyor.
Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi
Tepebaşı Belediyesi Engelliler Sosyal Yaşam Merkezi, zihinsel yetersizliği bulunan bireylerin günlük yaşama adaptasyonlarını artırmak üzere çalışmalarını sürdürüyor. 2009 yılından beri faaliyet gösteren merkezde, öz bakım ve günlük yaşam becerileri, akademik dersler, sanat eğitimi, ritim, drama, spor, halkoyunları gibi alanlarda eğitim ve öğretim faaliyetleri gerçekleştiriliyor. Tamamen ücretsiz olan merkezde eğitim alan, 18-70 yaş arası zihinsel yetersizliği bulunan 24 bireyin ulaşımları da eğitmen eşliğinde Tepebaşı Belediyesi tarafından karşılanıyor.
Gökkuşağı Kafe Türkiye’ye örnek oluyor
Özel bireylerin toplumla bütünleşmesinin amaçlandığı Gökkuşağı Kafe projesi, Türkiye’ye örnek olmaya devam ediyor.
2011 ve 2012 yıllarında faaliyete açılan Gökkuşağı Kafe, 2 farklı merkezde zihinsel yetersizliği bulunan bireyleri toplumla bütünleştirirken bireylerin de özgüven kazanmasını sağlıyor. Özel bireylerin servis yaptığı bir alan olarak hizmet veren Gökkuşağı Kafeler ile bireylerin gelişiminin takip edilebileceği akademik çalışmalara zemin hazırlanıyor. Öte yandan proje ile bireylerin ailelerinin yaşadığı zorlukların azaltılması noktasında da fayda sağlanıyor.
Türkiye’de bir ilk hayata geçirildi
Tepebaşı Belediyesi, İbrahim Ethem Kesikbaş Engelliler Montaj Atölyesi’nin ardından Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi (EOSB) ile birlikte Türkiye’de bir ilk olarak Engelliler Montaj Atölyesi’ni de hayata geçirdi.
“Üretene engel yok” sloganıyla Tepebaşı Belediyesi ve EOSB iş birliğiyle faaliyete geçirilen Engelliler Montaj Atölyesi’ndeki özel bireyler, aldıkları eğitimlerin ardından üretime katkı verirken, düzenlenen birçok etkinliğe de katılarak sosyal becerilerini geliştirme imkanına sahip oluyor. Bünyesindeki bireylerin gösterdiği gelişim ve başarı ile de dikkat çekmeyi sürdürdüğü atölye, gençlerin Eskişehir’de faaliyet gösteren fabrikalarda istihdam edilmesini de sağlıyor.
Bireylerin yaptığı çalışmalar arasında ise kit sıralama, profil, su tahliye borusu kapakları, beyaz eşya arka destek parçası, ocak düğmesi, menteşe pimi, led, köşe koruyucu, hazne kapağı, menteşe, ayarlı ayak, ocak sabitleme, ocak yedek parça paketleme bulunuyor. Bugüne kadar 2 atölyede toplam 17 milyon 685 bin738 adet demonte parçanın montajını özel bireyler tarafından gerçekleştirdi
“İstihdam edilen gençlerimizin sayısı arttıkça biz de çok mutlu oluyoruz”
Tepebaşı Belediye Başkanı Dt. Ahmet Ataç, “Türkiye’nin popülasyonuna baktığınızda engellilerimizin oranı yüzde 12-13 civarında. Gençlerimizin çalışmaya ihtiyacı var. Çalışmak onlara öyle iyi hissettiriyor ki; azimle ve profesyonelce çalışıyorlar ve çok mutlu hissediyorlar. Onlar bizim yüz akımız. Bu tip projelerimiz ile özel gençlerimize fırsat eşitliği sağlarken ekonomik getiri de kazandırmış oluyoruz. Bu sayede gençlerimiz toplum içindeki yerlerini biliyor, becerileri gelişiyor, özgüven kazanıyor ve ekonomik getirileri oluyor. Projelerimizde bu değerlere yer vermeyi çok önemli buluyoruz. Üstelik istihdam edilen gençlerimizin sayısı arttıkça biz de çok mutlu oluyoruz. EOSB’de yer alan atölyemizi birlikte hayata geçirdiğimiz EOSB Başkanı Sayın Nadir Küpeli’ye ve bu projede bizlere destek olan fabrikalara da teşekkürlerimi sunuyorum. Bu güzel çalışmanın, diğer OSB yönetimlerine de örnek olmasını diliyorum” diye konuştu. – ESKİŞEHİR
]]>7 kişilik araca 17 göçmen sığdırdılar
ANKARA – Araç Kiralamacıları Konfederasyonu Başkanı Asım Kızmaz, kiraladıkları araçlarla doğu illerinde yasa dışı insan kaçakçılığı yapıldığını ifade etti.
Araç Kiralamacıları Konfederasyonu Başkanı Asım Kızmaz, konfederasyona bağlı rent a car firmalarından araçların ‘düğün ve cenaze’ gibi bahanelerle kiralandığını belirterek, mevcut araçlarla doğu illerinde insan kaçakçılığı yapıldığını iddia etti. Kızmaz, 7 kişilik arabalara 17 göçmenin bindirildiğini, göçmenlerden kişi başı para alındığını, yakalanmaları halinde ise arabalarının 9 ay boyunca bağlandığını dile getirdi.
“‘Van’da düğüne gidiyorum ya cenazeye gidiyorum’ gibi bahanelerle araçlar kiralanıyor”
Kızmaz, İhlas Haber Ajansı muhabirine yaptığı açıklamada, bu tür olayların başlarına sık sık geldiğini ifade ederek, “Rent a car firmasına şahıs araç kiralamak için geliyor. Gerekli kriterlere ve güvenlik prosedürlerine bakıyoruz ve aracı kendilerine teslim ediyoruz. Fakat bu işi artık alışkanlık haline getirdikleri için onlar da başka birisiyle anlaşmışlar; bizden kiraladığı aracı başka birine teslim ediyor ve doğu illerine aracın gideceğini beyan ediyorlar. ‘Van’da düğüne gidiyorum ya cenazeye gidiyorum’ gibi bahanelerle araçlar kiralanıyor” diye konuştu.
“Aracımız 7 kişilik fakat bu arabanın içerisine 17 kişi sığdırmışlar”
Kaçakçıların, arabaları aracı kişilerle anlaşıp kiraladıklarını ve arabayı kiralayan kişilerden belli bir miktar para karşılığında devraldıklarını söyleyen Kızmaz, “Bunlar doğuda bu işi ticaret haline getirmişler. Son edindiğim bilgiye göre kişi başı 3 bin dolar civarında bir rakama insanları kaçırıyorlarmış. Bunu da orada öğrendik. Bizim aracımız 7 kişilik fakat bu arabanın içerisine 17 kişi sığdırmışlar. Bunu 3 bin dolar çarpı 17 olarak üzerinden hesap ettiğimizde bu kişiler bizim gibi 25 rent a car’dan daha fazla para kazanmış oluyor. Biz aracımızı günlük bin ile bin 500 lira civarında kiralıyoruz ama bu adamlar kişi başı 3 bin dolar karşılığında 17 kişi kaçırabiliyor” ifadelerini kullandı.
“Suçu bizim arabamız işlemiyor”
Kızmaz, 7 yıl içerisinde doğu tarafında kaçakçılık nedeniyle günde ortalama 5 kiralık araca el konulduğuna vurgu yaparak, “Bunu sadece doğu illerinde değil de Türkiye geneline bakarsak en son bir arabamız Gebze’den kiralandı ve Van’a gitti. Bundan önceki araç Ankara’dan kiralanarak Diyarbakır’a gitti. Orada da sigara kaçakçılığından bağlandı arabamız. Birisi göçmen kaçakçılığı yapıyor, diğeri sigara kaçakçılığı yapıyor. Bu suçu da bizim rent a car arabamız işlemiyor. Nihayetinde bu arabayı kiralayan kişiler işliyor. Dolayısıyla kanun maddelerini buna göre düzenlemek gerekiyor” açıklamasında bulundu.
“Arabalarımızın bağlandığında aylık 25-30 bin lira zarar ediyoruz”
Kızmaz, yaşanan olayların ardından en çok mağdur olan tarafın araç kiralama şirketlerinin olduğuna dikkati çekerek, “Aylık fiyatta eğer araçlarımızı hesap edersek, 25 ile 30 bin lira civarında kiralık araçlarımızın bedeli var. Arabamız 9 ay yattığında bu rakam ortaya çıkıyor. Bu sadece bizim zararımız. 9 ay sonra arabaya ulaştığımızda arabanın ya tekeri patlamış oluyor ya aküsü bitmiş oluyor ya da motoru karıncalanmış oluyor. Yani orada bir masraf daha çıkmış oluyor. Bundan tabi devlet de zarar görüyor. Devlete 9 ay boyunca firma tarafından KDV vergisi gibi ödenemiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Kızmaz, bu tür olaylarda araç kiralama şirketlerinin mağduriyetlerinin giderilmesi için yani yasaların çıkarılması gerektiğini söyleyerek, kiralanan araçla yapılacak herhangi bir yasa dışı eylemde ruhsat sahibinin değil, sadece aracı kiralayan kişinin sorumlu olması gerektiğini kaydetti.
]]>Elazığ’da yaşayan Gülsüm Aydın’ın 6 yaşındaki kızı Fatma, hayata gözlerini açtığı ilk gün “kelebek hastalığı” ile tanıştı. Kesin bir tedavisi olmayan hastalık nedeniyle en küçük bir dokunuşta bile cildinde soyulma ve yaralar oluşan Fatma Aydın’ın, hastalığı nedeniyle yaşıtları gibi koşup oynayamıyor. Ellerinde ve ayaklarında oluşan yaraların sonucunda ayak parmakları birbirine yapışan Aydın, annesinin yardımıyla ellerini kullanmaya başladı. Nadir hastalıkla mücadele eden kızının vücudunda oluşan yaralarını doktor misali sarmaya çalışan anne ise bir gün kızına korkmadan sarılabileceği günün hayalini kuruyor.
“Korkmasınlar, kelebek hastalığı bulaşıcı değildir”
Dışarı çıktıkları zaman vatandaşlardan gelen olumsuz tepkilerin kendilerini üzdüğünü dile getiren Gülsüm Aydın, “Epidermolysis büllosa adıyla kelebek hastalığı bulaşıcı bir hastalık değil. Herhangi bir tedavisi yok ama araştırmalarda, bir umudumuz var. Dışarı çıktığımız zaman vatandaşlarımızın bakış açıları çok farklı oluyor. Acıyarak bakan da oluyor, kızın yandı mı diyen de oluyor. Çoğu zaman ağlayarak, üzülerek eve geldiğimiz ve kızımın dışarıya soğuduğu vakitler oluyor. İyi karşılayan esnaflarımız, vatandaşlarımız da oldu. Vatandaşlarımız da yani acıyarak bakmasınlar, çocuklarını kızımı gördüğü zaman çekmesinler, uzaklaştırmasınlar. Herhangi bir AVM’ye girdiğimiz zaman tavırlarına daha çok dikkat etmeleri lazım. Yani bu konuda çok üzülerek eve dönüyoruz. Derneğimiz var. Allah razı olsun dernek başkanımız, Kelebek Çocuklar Derneği Fuldan Uras altı buçuk sene önce kendisiyle tanıştık ve onlarla birlikteyiz. Sağ olsunlar bugün üç kız kardeşler ‘kelebeklerimizin meleği’ olarak geçiyorlar. Yani Fatma onlara meleklerim diyor. Banyoda çok zorlanıyoruz. Banyoya girdiğimiz zaman hep ağlayarak çıkıyoruz. Yani bir tek ben değil komşu da sesini duyuyor, dua ediyorlar. Kızımın ağlamasından rahatsız olan komşularımız da oluyor, haklarını helal etsinler. Yani kolay değil, hak veriyorum gece sabaha kadar ağlayan bir çocuğu sesi duyuyorlar. Yani zor oluyor. Bakımı olsun, medikal eksiği olunca dile getiremiyorsun. Üzülüyorsun. Maddi manevi çok zengin bir hastalık diyeyim” dedi.
“Ben çocuğuma sarılamıyorum”
En büyük hayalinin kızına sıkı sıkı sarılmak olduğunu dile getiren anne Aydın, “Gönüllü insanların sayesinde oluyor tabii ki bunlar da. Elbette yapıyorlar ki bunlar geliyor ama sayımız çok az ve yardımcı olabilirler. Daha çok duyarlı olabilirler. Biz yardım konusunda paylaşımlar yaptığımız zaman acıyarak değil de kendileri de duyarlı olup paylaşım yapsalar çok seviniriz. Hem daha farkındalık oluşur. Bu çocukları her bir birey paylaşırsa çevreden daha çok duyulmuş olur daha çok görmüş olur. Kimse aşağılayarak veya acıyarak bakmaz. Yani bu çocuğun eve mutlu dönmesi varken neden hüzünlü dönsün. Ben çocuğuma sarılamıyorum. Kendim istediğim gibi koklayamıyorum, öpemiyorum, sarılamıyorum, dokunamıyorum. Yani çok zor gerçekten biz annenin yani bir babanın evladına, ablasının ise kardeşine sevgisi, gösterememesi, sarılamaması ve öpememesi çok zor. Gerçekten çok zor bir duygu. İstediğimiz gibi sarılıp öpmeyi çok isterdim Ablası her zaman ‘ ne zaman iyileşecek, tedavisi çıksa ve iyileşse de el ele tutup yürüdüm parka gitsem’ diyor. Vatandaşlarımızdan da bekliyoruz. Maddi ve manevi hiçbir beklentimiz yok. Çok şükür, Allah her türlü yardım ediyor. Borç da olsa bir şekilde gideri karşılıyoruz. Biz sadece güler yüz bekliyoruz” diye konuştu. – ELAZIĞ
]]>KONYA – Konya’da birçok fırında başlatılan ‘askıda ekmek’ uygulamasından yola çıkan bir özel eğitim kurumu öğretmenleri, öğrencilerin çözemediği soruların çözümü için ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında kaynaşmanın ve paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözemedikleri soruyu askıya asarak farklı öğrencinin çözümlemesi sağlanıyor.
Konya’da bir özel eğitim kurumu ‘askıda ekmek’ kampanyasından yola çıkarak ‘askıda soru pano’ uygulaması başlattı. Öğrenciler arasında paylaşma duygusunun arttırılması amaçlanan uygulama ile öğrenciler, çözümleyemedikleri soruyu panoya asarak farklı bir öğrenci tarafından çözümlenmesi sağlanıyor. Panoda bir süre boyunca çözüm bulamayan soru ise sınıf ortamında öğretmen eşliğinde çözüme kavuşturuluyor.
“O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor”
Çözülemeyen soruların bu uygulama sayesinde çözüm bulduklarını ifade eden eğitim kurumu öğrencilerinden Muhammed Yahya Karakol, “Askıda soru uygulaması bence gayet güzel bir uygulama. Nedeni ise insanlar gerçekten bazen vakit bulamıyor. Birbirilerini denk düşüremiyorlar veya ben burada hocamı bulamadığım zaman sorumu asıyorum hocam çözemese bile bir arkadaşım çözüyor. Beni tanıyorsa bana getiriyor, beni tanımıyorsa askıya asıyor. Bu süreçte de arkadaşlarımla iletişime geçmiş oluyorum hem de sorularım çözülüyor. Bende birkaç kere astım çözülmesi beni çok mutlu etti. Öğrenciler için çok güzel bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Buradaki arkadaşlarımızın çözemediği sorular gerçekten çok zor. O yüzden çözülen soruların herkese bir faydası oluyor” dedi.
Askıda soru panosunun kendisine faydalı olduğunu belirten Mehmet Muhammed Sönmez ise, “Askıda soru uygulaması ile ilk olarak sosyalleşme, ikincisi ise daha çok soru tarzı görme fırsatımız oluyor. Buradaki sorular özel sorular olduğu için daha nitelikli sorular oluyor. Bir soru bankasını taramaktansa burada zor soruların çözümü ile incelemek daha güzel bence” şeklinde konuştu.
“Uygulamanın hem eğitime, hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük”
Bu uygulamayla birlikte öğrencilerin çok fazla soru tipi gördüğüne dikkat çeken Rehberlik Uzmanı Özcan Aladağ, “Bu sayede öğrenciler yapamadığı zor olan seçilmiş soruları panoya asıyorlar ve bazen arkadaşları onlarında yapamadığı zor soruları ise sınıfta öğretmenlerinin anlatımıyla tüm sınıf olarak çözüyorlar. Bu sayede öğrencilerimiz çok fazla soru tipi görmüş oluyor ve öğrenciler arasında kaynaşmanın, arkadaşlığın, paylaşma duygusunun arttığını gördük. Bu da öğrencilerimiz açısından güzel bir uygulama oldu. Bazı öğrencilerde öğretmen ve arkadaşlarına soru sormakta çekince içerisindeydiler bu sayede öğrenci, ismini yazarak panoya soruyu astığı zaman belki de bir arkadaşı ile muhatap olmadan sorusunu çözdürmüş oluyor. Bu uygulamanın hem eğitime hem öğretime hem de arkadaşlık bağının güçlendirilmesi anlamında katkılarını gördük. Tabi askıda soru uygulaması ecdadın askıda ekmek uygulamasından gelen bir uygulama. Öğrenciler ilk gördüğü zaman şaşırdılar. Bu panonun ne işe yaradığını merak ettiler ama rehberlik servisi bu panonun işlevi ve amacının anlattığı zaman oldukça iyi bir ilgi ile karşılaştık. Bu sayede öğrenciler fazlaca soru tipi görüyorlar. Sınava hazırlık sürecinde motivasyonunu arttırmış oluyorlar” ifadelerini kullandı.
“Öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor”
Matematik Öğretmeni Abdullah Öztürk de, “Öğrencilerin genellikle bir kişi tarafından çözülemeyen sorular değil, bir öğrenci bir soruya takıldıysa birkaç hatta daha fazla öğrenci buna takılmış olabilir. Öğrenci bu sayede aklına gelmeyen belki karşılaşmadığı ama takılabileceği soruları bu panoda görüyor. Çözümlerini de görüyor. Bu sayede diğer öğrenciler gibi çözmese bile soruyu öğrenmiş oluyor daha önce karşısına geldiği için. Bu sorular aslında kitaplarda öğrenciler tarafından yapılamayan seçilmiş sorular” şeklinde konuştu.
Fizik Öğretmeni Şeref Koyuncu ise, “Bu uygulamayla birlikte daha çok birbiri ile yakınlaşma, daha çok sosyalleşme imkanı buldu öğrencilerimiz. Ben fizik öğretmeniyim bu açıdan bakıldığı zaman fizik açısından daha fazla yorum tarzı, birbirilerine yorum yapma anlamında geliştirme özelliği taşıdılar. O yüzden askıdan soruyla birlikte bu uygulamanın çok büyük bir faydası oldu” diye konuştu.
]]>Kocaeli’de üniversite öğrencilerini çamaşır yıkama sorunundan kurtarmak için 2022 yılında çamaşırhane hizmete açıldı. Öğrenciler, ücretsiz ve hijyenik ortamda çamaşırlarını yıkarken, sıra bekleme sorunu da yaşanmıyor. 6 gün boyunca açık olan çamaşırhanede deterjan da ücretsiz olarak sunuluyor. Öğrenciler kıyafetleri yıkanırken kendilerine ayrılan bölümde hem ders çalışabiliyor hem de oluşturulan küçük kütüphanede kitap okuyabiliyor. Çamaşırları yıkanan öğrenciler, kıyafetlerini kuruttuktan sonra, ütüleyerek merkezden ayrılıyor.
Yıllık ortalama bin öğrenci faydalanıyor
Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin 2022 kasım ayında açılan çamaşırhanesinden yıllık ortalama bin öğrenci faydalanıyor. Yurtta kalan öğrenciler zamandan tasarruf ederken, evde kalan üniversite öğrencileri ise elektrik ve deterjan masrafından ekonomik olarak tasarruf sağlıyor. Üniversite öğrencilerine yönelik hizmet veren kent çamaşırhanesinde 10 çamaşır makinesi, 5 çamaşır kurutma makinesi ve 2 ütü bulunuyor. Haftanın 6 günü ücretsiz hizmet veren çamaşırhane, 09.00-18.00 saatleri arasında açık. Büyükşehir personeli de öğrencilere yardımcı olurken, bekleme süresinde öğrencilere kahve ve çay ikramı da yapılıyor.
“Çamaşırlarımızın yıkanmasını beklerken ders çalışmak için de bize imkan sağlanıyor”
Yurtta kaldığını söyleyen Hayat Karakurt, “Yurtta kalıyorum. Çamaşırlarımı sıra beklemeden ve daha hijyenle yıkamak istiyordum. Arkadaşımın tavsiyesi üzerine bu çamaşırhaneye geldim ve çok beğendim. Çok sık gelerek kıyafetlerimi burada yıkıyorum. Randevu sistemi ile çalıştığı için hiç sıra sıkıntısı yaşamıyoruz. Çamaşırlarımızın yıkanmasını beklerken ders çalışmak için de bize imkan sağlanıyor. Çayımızı da içebiliyoruz. Yerin çarşıya yakın olması sebebiyle işimizi halledip tekrar dönebiliyoruz. Kıyafetlerimizi kurutup ütü de yapabiliyoruz. Kurutma makinesi yurtta genelde arızalı oluyor ve çok sıra oluyor. Bu sebeple kıyafetimi kurutamadığım zamanlar da oluyordu” dedi.
“Ekonomik açıdan rahatlatıcı oluyor”
Elektrik mühendisliği öğrencisi Fazlı Ilıca, “Arkadaşlarımla birlikte kirada kalıyoruz. Çamaşır makinemiz arızalandığı için belediyenin çamaşırhane hizmetinden faydalanmaya başladım. Deterjan da almamıza gerek kalmıyor. Ekonomik açıdan da rahatlatıcı oluyor. Çamaşır makinesi almama gerek kalmadı. Randevu sistemi ile çalışıldığı için bekleme sıkıntımız da olmuyor. Evde kurutma makinesi yoktu. Burada kurutma makinesi ve ütü kullanabiliyorum. Gerektiği zaman ders çalışabiliyorum, çay, kahvemiz var” diye konuştu.
“Randevu sistemiyle çalışıyoruz”
Çamaşırhane personeli Saliha Özdemir ise “10 çamaşır makinemiz, 5 kurutma makinemiz var. Ayrıca 2 ütümüz var. Öğrencilerimiz kıyafetlerini yıkayıp kuruttuktan sonra ütüleyebiliyor. Okul açık olduğu zaman çamaşırhanemiz daha fazla yoğun oluyor. Randevu sistemiyle çalışıyoruz. Çok ihtiyaç durumunda öğrencilerimiz randevu almadan da gelip işlerini halledebiliyor” ifadelerini kullandı.
“Hijyen açısından öğrenciler burayı tercih ediyor”
Özdemir, sunulan hizmetin ücretsiz olduğuna dikkat çekerek, “Kocaeli Büyükşehir Belediyesi, öğrencilere nasıl katkıda bulunuruz diye düşünüp çamaşırhaneyi faaliyete geçirdi. Öğrencilerden de çok fazla rağbet var. Hijyen açısından öğrenciler burayı tercih ediyor. Elimizden geldiğince öğrencilere hizmet sunmaya çalışıyoruz. Yıllık olarak ortalama bin öğrenci çamaşırhanemizde hizmet alıyor. Okullar açık olduğu zaman daha fazla öğrenciye hizmet etme kapasitemizde var. Yumuşatıcı ve deterjan hizmetini de öğrencilere sağlıyoruz. Öğrenciler sadece çamaşırlarını getirip makineye atıyor, geri kalanı bizde. Tüm hizmeti öğrencilere sağlıyoruz” şeklinde konuştu. – KOCAELİ
]]>Dolandırıcılar her gün farklı yöntem geliştirerek tuzak kuruyor. Son günlerde dolandırıcılar attıkları mesajlarla abla, abi veya kız kardeşlerine eş aradıklarını söylüyorlar. Verilen numara mesaj atanlar ya da linki tıklayanlar tuzağa düşüyor. Sosyal medyada çok kişi bu tuzağa düştüğünü belirtiyor. Uyarıda bulunan Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Murat Kırık, “İstenen amaç; tehdit, şantaj ve korkuyla para sızdırmaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda bu hesabı engellemek ve hiçbir şekilde yazışma yapmamak son derece önemlidir. Zira para verseniz de bundan kurtuluşunuz yoktur” dedi
Son günlerde dolandırıcılar, sanal telefon numaraları veya sahte e-posta adresleri üzerinden hedef seçtikleri insanlara arkadaşlık teklifi gönderip para istiyor. Dolandırıcılar, ağabey veya kız kardeşlerine arkadaş veya eş aradıklarını belirterek mesaj atıyor. Sahte mesajların ardından bir süre sohbet eden dolandırıcılar, kişinin güvenini kazanıp konuşmayı özel konulara getirerek mağdurun fotoğraflarını ele geçiriyor. Bu görselleri yapay zekayı da kullanarak değiştirdikten sonra kişilerden şantajla para istiyor. Mağdurlar ailesine ve yakın çevresine mahcup olmamak için şikayetçi olamıyor ve dolandırıcıların ağından kurtulamıyor. Uzmanlar, arkadaşlık ve çöpçatan internet sitelerinde, mobil uygulamalarda ve sosyal medya gruplarında yer alan bu mesajlardan uzak durulması yönünde uyarıda bulunarak, bu tür durumlarla karşılaşan kişilerin mesaj atan numarayı engellemesini ve adli makamlara başvurmasını önerdi.
Son dönemlerde mesaj yoluyla başlayan dolandırıcılık olaylarının artmaya başladığını belirten Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Görsel İletişim Tasarımı Anabilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Ali Murat Kırık, “Evlilik vaadiyle erkeklerin kandırıldığı, dolandırıldığı ve mağdur edildiğine şahit oluyoruz. Ama aynı durumun kadınlar için de geçerli olduğunu ifade etmek mümkün. Arkadaşlık grupları, çöpçatan siteleri aracılığıyla dolandırıcılık işleminin gerçekleştirildiği ve siber dolandırıcıların özellikle mağdurları tuzağına düşürdüğünü görüyoruz. Burada bir kişinin kardeşiyle sizi evlendirmek istediği, bunun için de kardeşinin çekindiği, fakat bu noktada evlenme konusunda adım atmak istediği, ancak bu adımı atmak isterken de gizlilik konusunda bazı problemler yaşadığı, bundan dolayı da ağabeyini yani bu kişiyi görevli kıldığını ifade ediyor” dedi.
“MAĞDUR CİDDİ BİR KORKU VE PANİĞE KAPILMIŞ OLUYOR”
Evlenme amacıyla ya da arkadaş bulma amacıyla bu gruplara katılan kişilerin, bu mesajlardan şüphe duymadığını belirten Murat Kırık, “Mesaj atan kişi aradan çekiliyor ve sizinle kardeşini bir araya getireceğini ama öncelikle sanal ortamdan bir yazışma meydana getireceğini ifade ediyor. Bundan sonraki süreçte duygusal yazışmalar meydana gelmeye başlıyor. Kişiyle birlikte özel bilgiler veya özel görüntülerin paylaşılması söz konusu olabiliyor. Çünkü dolandırıcılar kişinin bu noktadaki ilgisini öğrendikten sonra tuzağına düşürebilmek için sahte whatsapp mesajları ortaya koymaya başlıyorlar. Bu mesajlarda güya cinsel tacizde bulunulduğu ya da müstehcen görüntüleri karşı tarafa gönderdiği, eğer belli bir fidye vermezse bundan sonraki süreçte bu görüntüleri arkadaşıyla, çevresiyle, eşiyle, dostuyla, sosyal medyadaki gruplarda paylaşacağını ifade ediyor. Burada mağdur ciddi bir korku ve paniğe kapılmış oluyor” ifadelerini kullandı.
“MESAJA CEVAP VEREN TUZAĞA DÜŞMÜŞ OLUYOR”
Bazı internet siteleri aracılığıyla sahte yazışmaların oluşturulabildiğine dikkat çeken Doç. Dr. Kırık, “Burada kullanıcının ismini değiştirebiliyorsunuz, mesajı değiştirebiliyorsunuz, hatta telefon modeline varana dek; bir dolandırıcılık söz konusu olmuş oluyor. O sahte görseller mağdura gönderilmiş oluyor ve mağdur korkusundan dolayı istenen fidyeyi ister istemez vermek durumunda kalıyor. Vermek burada bizi daha kötü bir sonla karşı karşıya bırakıyor. Çünkü siber dolandırıcı, karşı tarafın bu konuda açığını görünce yumuşak karnından yakalamaya çalışıyor ve çok daha fazla tehdit ve şantajları devam ettiriyor. Burada bir oltalama tuzağı söz konusu. Bunu bir balık avına benzetebiliriz. Balığın yemini oltanın ucuna takıyorsunuz, oltayı sallıyorsunuz. Kimi düşürebilirse ve burada da düşürme oranı yüksek olursa, bu sefer dolandırıcılar daha fazla bu işin üstüne gitmeye çalışıyorlar. Dolayısıyla illaki bir gruba girmenize gerek yok. Çünkü bir sanal numara üzerinden, özellikle belli telefonlarda kullanılan mesajlar üzerinden bunlar gönderilmiş oluyor ve kişi bu mesaja cevap verirse tuzağa düşmüş oluyor” dedi.
“DOLANDIRICILAR YAPAY ZEKAYI KULLANIYOR”
Dolandırıcıların yapay zeka kullanarak sahte fotoğraf ve sesler oluşturabildiklerinin altını çizen Kırık, “Günümüzde yapay zeka ve teknoloji o kadar üst düzeye çıktı ki, artık sahte görselleri ya da internet ortamından görselleri araştırma devri tarihe karışmış oldu. Çünkü artık kullanıcılar ve dolandırıcılar yapay zeka kullanarak hayallerindeki kadın ve erkek profillerini çok kolay bir şekilde oluşturabiliyorlar. Geçmişte görseller aracılığıyla bir tarama yaptığımızda o görselin nerede kullanıldığını bulabiliyorduk, tespit edebiliyorduk. Dolayısıyla profilin sahte olup olmadığını tespit edebilme şansımız vardı. Ama artık yapay zeka kullanıcılara orijinal, özgün içerikler üretebildiğinden dolayı, komut bazlı içerikler üretebildiğinden dolayı karşı taraf bunu anlayamıyor” diyerek vatandaşları uyardı.
“AMAÇ TEHDİT ŞANTAJ VE KORKUYLA PARA SIZDIRMAK”
Bu tür mesajlarla karşılaşan vatandaşların ne yapması gerektiğini de anlatan Doç. Dr. Ali Murat Kırık, “Zaten istenen amaç; tehdit, şantaj ve korkuyla para sızdırmaktır. Böyle bir durumla karşı karşıya kaldığınızda bu hesabı engellemek ve hiçbir şekilde yazışma yapmamak son derece önemlidir. Zira para verseniz de bundan kurtuluşunuz yoktur. Çünkü tam tersi para verdiğinizi gören dolandırıcı, çok daha fazla bu durumu kaşımakta ve sizden çok daha fazlasını istemektedir. O korku ve paniği sezdiği an aslında onun yemi olmuş olursunuz. Başınıza gelen bu olayı emniyet güçlerimizle, bilişim savcılığıyla paylaşmanız, en azından bundan sonra yaşanacak olayların önüne geçmesi ve sizin adınız kullanılarak, farklı bir dolandırıcılık vakasıyla başka birinin karşı karşıya kalmaması açısından oldukça elzemdir” şeklinde konuştu.
]]>