(ANKARA) CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, Tokat’ın Sulusaray ilçesinde meydana gelen deprem sonrası depremden etkilenen köyleri ziyaret ederek, bölge halkının eksiklerini ve meydana gelen hasarı inceledi. Deprem konusunda TBMM’de yaptıkları çalışmaları hatırlatan Durmaz, “5 yıllık deprem seferberliği planı önermiştik. Deprem kapımıza dayandı hala önlem planı yok” dedi.
CHP Tokat Milletvekili Kadim Durmaz, dün Tokat’ın Sulusaray ilçesinde meydana gelen 5.6 büyüklüğündeki deprem sonrası depremden etkilenen köyleri ziyaret ederek yurttaşların durumlarıyla ilgili bilgi aldı. Durmaz, TBMM’de deprem konusuna defalarca dikkat çektiklerini ancak gereken önlemlerin alınmadığını söyledi.
“TOKAT’IN DEPREM RİSKİ DEVAM EDİYOR”
Kadim Durmaz, şunları söyledi:
“Olası depremler için acil önlemler alınmazsa bedeli çok ağır olacak. Türkiye’de 18 şehir, 80 ilçe ve 502 köy aktif fay hatları üzerinde bulunuyor. Deprem bu ülkenin gerçeği iken, hiçbir önlem alınmaması, binaların yapım aşamasında mütteahhitlerin vicdanına ve ranta prim verilmesi bugünkü sonuçları doğurdu. Doğru bir deprem yönetimi ağır sonuçların ortaya çıkmasına engel olacaktır. Tokat’ın deprem riski devam ediyor. Tokat; Kelkit Vadisi Türkiye’de depremlerin yoğun yaşandığı bölgelerden biri hatta en önemlisi Kuzey Anadolu Fay Hattı üzerindedir. Kelkit havzasında yer alan Tokat ve ilçeleri son 2000 yılda en az 30 depremle sarsılmış, en acılarını ise 1939, 1942 ve 1943’de yaşamış, taş üstünde taş kalmamış, şehirler haritadan silinmiştir. Deprem için ne gibi önlemler alındı, binalara hasar tespiti yapıldı mı sorularını defalarca sorduk. TBMM’de Tokat’ın depremselliğinin araştırılması için komisyon kurulmasını istedik. ‘Önlem alınmaz ise ağır bedeller ödeyeceğiz’ dedik. Ülkemiz de ilimiz de ne yazık ki depreme hazırlıklı değil. Daha önce deprem seferberliği çağrısı yapmıştık, bu seferberlik çağrısını yineliyorum; Tokat’ı maden projelerinin talanına terk edersek, deprem gerçeğini kabul etmeyip doğamıza sahip çıkmazsak, kent politikasını insan ve yaşam odaklı yürütmezsek depremler can almaya devam eder. Şeffaflık, adalet, eşitlik ilkesi ile deprem gerçeği araştırılmalı, deprem için toplanan her bir kuruşun hesabı verilmeli ve deprem için toplanan vergiler deprem önlemleri için harcanmalı.”
“YERLEŞİM ALANLARI GÖZDEN GEÇİRİLMELİ”
Durmaz, TMMOB Jeoloji Mühendisleri Odası Deprem Danışma Kurulu’nun hazırladığı 15 Mart 2021 tarihli ‘Fay Üzerinde Yaşayan Kentlerimiz: Tokat Raporu’na dikkat çekti. Durmaz, şunları ifade etti:
“Tokat kent merkezi dahil Pazar, Almus, Reşadiye, Niksar ve Erbaa ilçeleri ile onlarca köy ve beldemiz ile Kelkit Çayı üzerinde inşa edilen hidroelektrik santralleri (HES)’nin fay zonu üzerinde veya çok yakınında bulunmaktadır. Mevzu bahis raporda Tokat’ın büyük ölçüde ortasından geçen Behzat deresinin çökeltmiş olduğu alüvyon bir zemin üzerine oturmakta olduğu, deprem dalgalarının bu tür zayıf zeminler tarafından büyütülerek binalara iletildiği bilgisine dikkat çekilmektedir. Tokat gibi deprem kuşağında yer alan kentlerimize ilişkin bilgilendirmelerin etkin yapılması, yerel ve merkezi otoritelerin bu yönde kapsayıcı adımlar atması, deprem risklerinin topluma ve ilgililere doğru anlatılması büyük önem arz etmektedir. Bu anlamda doğal ve tarihsel yapısıyla göz bebeğimiz olan, bilhassa tarihin birçok döneminde depremlerden zarar görmüş Tokat gibi kentlerimizin, deprem zararlarından etkilenmesinin önlenmesi amacıyla bir dizi çalışmanın acilen hayata geçirilmesi gerekmektedir. Tokat Valiliği ve Tokat Belediyelerine büyük sorumluluk düşmektedir. Bu kapsamda da başta merkezi hükümet olmak üzere Tokat Valiliği ve Tokat Belediyelerine büyük sorumluluk düşmektedir. Başta diri fayların yerinin yerleşime uygunluk açısından hassas olarak uluslararası ölçütlere göre belirlenme çalışmalarının ivedilikle hayata geçirilmesi gerekmekte, akabinde de Tokat’ta birçok yerleşim alanının uygunluğunun gözden geçirilmesi gerekmektedir. Bu çalışmalar yürütülürken ilgili STK ve devlet kuruluşlarının da sorumluluk alması beklenmektedir. “
]]>
Kaza, sabah saat 10.30 sıralarında Adapazarı ilçesi Şirinevler Mahallesi Adnan Menderes Caddesi üzerinde Ormanpark önünde bulunan yaya geçidinde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, Adapazarı istikametinde ilerlemekte olan kadın sürücü S.K. kontrolündeki 54 SA 697 plakalı Volkswagen marka otomobil, yaya geçidinden yolun karşısına geçmek isteyen 23 yaşındaki Sena E.’ye çarptı. Çarpmanın etkisi ile metrelerce yükseğe savrulan genç kadın, kanlar içerisinde kaldı. Çevredeki vatandaşların yardım için bölgeye koştuğu kazanın haber verilmesi üzerine adrese sağlık ve polis ekipleri sevk edildi. Olay yerine ulaşan sağlık ekiplerince ilk müdahalesi yapılan yaralı kadın Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar olduğu öğrenilen genç kadının hastanedeki tedavisinin devam ettiği öğrenilirken kazaya ilişkin inceleme başlatıldı.
Korkunç kaza kamerada: Koşmaya başladı ama kaçamadı
Öte yandan, kaza anı ise cadde üzerinde bulunan bir işletmenin güvenlik kamerasınca saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, genç kadının yaya geçidinden karşıya geçmeye çalıştığı esnada hızla gelen otomobili fark ettiği son anda koşmaya başlaması ancak otomobilin kadına çarpması yer aldı. Çarpmanın şiddeti ile yayanın metrelerce yükselerek yere savrulduğu ve otomobil sürücüsünün ise araçtan inerek şoka girdiği, çevredeki vatandaşların da kaza yerine koştuğu anlar da görüntülere yansıdı.
“Burada sürekli kaza oluyor, bu kaçıncı bilmiyorum”
Yaşanan olayı anlatan işletme sahibi Bayram Budak, “İş yerinde içeride çalıştığımız esnada gelen kaza sesi üzerine dışarıya çıktık. Çünkü bu kazalara maalesef alıştık ve bıktık. Burada sürekli kaza oluyor ve bu kaçıncı kaza bilmiyorum. Maalesef yaya geçidinde çok fazla yayaya çarpıyor araçlar. Kaza sesini duyunca hemen refleks olarak dışarıya çıktım ve o esnada yaralının maalesef ağzından, burnundan kan geldiğini gördüm. Durumu 112’e bildirdim, nabzını kontrol ettik ve yaralı kadına sorular sorarak bilincini açık tutmaya çalıştık. Öncesinde tepki vermedi ve korktuk. Hastane yakın tek tesellimiz o hemen olay yerine ambulans geldi, müdahalede bulundular” dedi.
“Bir önlem alındı ama yetersiz kalıyor”
Birçok kazanın meydana geldiği bölgede önlem alındığını ancak bu önlemlerin yetersiz kaldığını aktaran Budak, “Buradaki kazalar için bir önlem alındı, bazı değişiklikler yapıldı ama yetmiyor. En önemli etken, minibüslerin durağı ve o durak yaya geçidini kapattığı için yayalar sıkıntı yaşayabiliyor. Benim önerim; bu durağın belli bir mesafede ileriye taşınması ve minibüslere cep yapılması. Daha öncesinde üst geçidi dile getirdik farklı bir önlem alındı bu önlem kazaları azalttı eskiden daha fazlaydı ama yine de araçlar durmuyor. Ambulans yolu ve bu sebeple ışıkta konulmuyor buraya. Bence bir üst geçit veya minibüslere bir cep yapılması buradaki kazaları bitirecek gibi duruyor” diye konuştu.
“Güvenlik kamerası çok ürkütücü, metrelerce havaya uçmuş”
Kadının metrelerce havaya savrulduğunu aktaran Budak, “Olayın şoku ile yardım ettim ama güvenlik kamerası çok ürkütücü, metrelerce havaya uçmuş ve sürüklenmiş. Arabanın ön camı patlamıştı, ciddi bir kaza. Yaklaşık 15-20 metre sürüklenmiş yaya. Bu duruma artık söyleyecek bir söz bulamıyoruz” şeklinde konuştu. – SAKARYA
]]>Lahey’deki uluslararası mahkeme, Güney Afrika’nın İsrail hakkında açtığı soykırım davası kapsamında, 6 Mart’ta yaptığı Gazze için ek tedbir talebini kabul etti.
Uluslararası Adalet Divanı’nın Perşembe günü açıklanan ara kararında, “Gazze’deki feci yaşam koşullarının” 26 Ocak’ta verilen ara karardan bu yana daha da kötüleştiği vurgulandı.
İsrail’in operasyonları nedeniyle Filistinlilerin gıda ve diğer temel ihtiyaçlardan yaygın biçimde mahrum bırakıldığını vurgulayan mahkemenin kararında, “Gazze’deki Filistinliler artık kıtlık tehlikesiyle karşı karşıya değil, bu kıtlık başlıyor” dendi.
Birleşmiş Milletler’in en üst yargı organı olan Uluslarası Adalet Divanı’na göre 26 Ocak’ta alınan geçici önlemler, artık bugünkü koşullar için yeterli değil.
Mahkeme, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin açtığı dava kapsamında, 26 Ocak’ta aldığı ara kararda İsrail’in Gazze’deki soykırımı önlemek için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğini bildirmişti.
Uluslararası Adalet Divanı ayrıca İsrail hükümetinin herhangi bir suça ilişkin kanıtları korumak için elinden gelen her şeyi yapması gerektiğine de hükmetmişti.
Güney Afrika Cumhuriyeti, Gazze’de durumun giderek kötüleştiği gerekçesiyle 6 Mart’ta uluslararası mahkemeye başvurarak ek önlem talebinde bulundu.
İsrail, 15 Mart’ta Uluslararası Adalet Divanı’ndaki bu başvuruya ilişkin yanıtında, Güney Afrika’nın iddialarını “maddi ve hukuki açıdan tamamen temelsiz” diye değerlendirdi.
İsrail’in yanıtında, Güney Afrika’nın hem BM Soykırım Sözleşmesi’ni hem de mahkemeyi kötüye kullandığı öne sürüldü.
Ancak Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın Gazze’deki son duruma ilişkin kaygılarını yerinde buldu.
Uluslararası mahkeme, 2’ye karşı 14 oyla, içinde bulunan durumun Gazze için yeni önlemlerin alınmasını meşrulaştırdığına karar verdi.
Uluslararası Adalet Divanı’nın “bağlayıcı etkiye sahip” kararında, İsrail’in BM ile koordineli bir biçimde Gazze’ye insani yardım konusunda gerekli ve etkili önlemleri bir an önce alması gerektiği vurgulandı.
İsrail’e, Lahey’e bilgi vermesi için bir ay süre verildi
Mahkeme, İsrail’in BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ne ilişkin yükümlülüklerinin yanı sıra, Gazze’deki Filistinlilerin karşı karşıya kaldığı kıtlık ve açlığa karşı da önem alması gerektiğine hükmetti.
Uluslarası Adalet Divanı kararında, BM ile işbirliği halinde engelsiz bir şekilde gıda, su da dahil olmak üzere acil ihtiyaç duyulan elektrik, yakıt, barınma, giyim, hijyen gibi temel hizmetlerin ve insani yardımın sağlanması istendi.
Mahkeme, Gazze’deki Filistinlilere tıbbi malzeme ve tıbbi bakımı da kapsayacak bu kapıların kapasitesinin arttırılması ve açık tutulması gerektiğine de karar verdi.
Uluslararası Adalet Divanı, İsrail’in en geç bir ay içinde alınan önlemler konusunda Lahey’e bilgi vermesini de kararlaştırdı.
BM’ye göre, İsrail’in yalnızca sınırlı miktarda yardım gönderilmesine izin vermesi Gazze’nin kuzeyinde felaket koşullarına yol açıyor.
Filistinli yetkililere göre, bu durum da özellikle çocuklar başta olmak üzere sivil ölümlerini arttırıyor.
Güney Afrika Cumhuriyeti, taraf olduğu BM Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’nden kaynaklanan yükümlülükleri kapsamında, “soykırım” suçlamasıyla İsrail aleyhine dava açmıştı.
Uluslararası mahkeme, Ocak ayında başvuruyu esastan görüşmeyi kabul etti. Ancak soykırımın belirlenmesi karmaşık bir süreç gerektirdiği için, davanın uzun yıllar sürebileceği belirtiliyor.
Gazze
]]>İYİ Parti Grubu’nun Bursa’da Kayapa-Yenişehir fay hattının tespit edilmesiyle ilgili alınan önlemlerin ve konuyla ilgili çalışmaların araştırılması amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak görüşülmesi önerisi TBMM Genel Kurulu’na sunuldu. Önergenin gerekçesini açıklayan İYİ Parti Bursa Milletvekili Hasan Toktaş, şunları söyledi:
“BURSA’DA ÇEVRE BAKANLIĞI BAŞTA OLMAK ÜZERE BÜYÜKŞEHİR VE İLÇE BELEDİYELERİ İMAR PLANLARINI REVİZE ETMELİ”
“Bursa’da AFAD’ın da destekleriyle Ankara Üniversitesi, Kocaeli Üniversitesi ve Eskişehir Üniversitesi tarafından aktif faylarla ilgili yapılan araştırmada Yenişehir-Kayapa arasında 95 kilometrelik yeni bir fay hattı bulundu ve bu fay hattının da 7,3 şiddetinde deprem üretebileceği ifade edildi. Bu konudan hareketle Bursa’mızda en son 3 büyük depremden bir tanesi 1850 ve iki tanesi de 1855 yıllarında gerçekleşmiş ve ciddi anlamda yıkıcı olmuşlardır. Tarihsel sürece baktığımızda, özellikle Kuzey Anadolu Fay Hattı, Gemlik’e uzanan hat ve geçmişte İznik de yaşanmış olan çok yıkıcı tarihsel depremleri de dikkate aldığımızda, bu yönüyle Bursa’da çok ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini buradan ifade etmek istiyorum.
Marmara yıkılırsa Türkiye özellikle ekonomik ve sosyal olarak çok büyük bir sıkıntı yaşayabilir. Burada, bu yeni keşfedilen fay hattı da dahil olmak üzere, daha önce bilinen fay haritalarının imar planlarına özellikle işlenmesi gerektiğini ve kentleşmenin de, 3 milyon 350 bin nüfusu bulan Bursa’da imar planlarının da bu yönlü yapılması gerektiğini, bu konuda bir araştırma yapılması, işin ehli ve uzmanı kişiler tarafından bu konunun mutlaka irdelenmesi ve başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı olmak üzere Bursa’da büyükşehir belediyesinin ve ilçe belediyelerinin bu yönlü imar planlarını mutlaka revize etmesi gerektiğini düşünüyorum.”
Saadet Partisi Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Doğan Demir de şunları dile getirdi:
“GEMLİK’TE YENİ İMAR VE İSKAN VERİLMEMELİDİR”
“Uzmanlara göre yeni keşfedilen fay da tıpkı mevcut fay gibi maalesef şehrin ortasında yer alıyor. Dahası da bu yeni fayın Bursa Şehir Hastanesi ve stadyuma çok yakın bir konumdan geçtiği belirlenmiştir. Olası bir büyük depremde bu hastane nasıl hizmet verecek, kimsenin bir kaygısı yok mu? Asıl beka meselesi budur; deprem riski ve bu riske karşı depreme dirençsiz kentlere sahip oluşumuzdur. Deprem riskiyle ilgili maalesef hala günlük çözümler peşindeyiz, bu işin asıl çözümünü görmezden geliyoruz. Bütün gücümüzü, enerjimizi ve çabamızı depreme dirençli kentleri inşa etmek için, inşa edilmiş olanları da depreme dirençli hale getirebilmek için kullanmalıyız. Kentlerimizi, köylerimizi depreme dirençli hale getirmekten başka bir çaremiz yok.”
DEM Parti Grubu adına söz alan İstanbul Milletvekili Celal Fırat da şunları ifade etti:
“BİLİM İNSANLARININ HER GÜN ÇIĞLIKLA BAĞIRARAK İSTANBUL’DA OLMASI BEKLENEN DEPREMİN GELDİĞİNİ SÖYLEMESİNE RAĞMEN BIR ÖNLEM ALINMIYOR”
“Marmara’da olası bir depremin her an gerçekleşebileceği ve depremin şiddetinin 7 ile 8 arasında olabileceği ifade edilmektedir. Deprem bilimcilerin hazırladığı Marmara Bölgesi’nde yer alan İstanbul’un deprem risk haritasına bakıldığında ise fay hatlarına yakınlığa göre birinci derece riskli ilçeler arasında, Avrupa yakasında ve Anadolu yakasında birçok ilçenin ve milyonlarca insanın etkileneceğini hepimiz görüyoruz. Bilim insanlarının her gün çığlıkla bağırarak İstanbul’da olması beklenen depremin geldiğini söylemesine rağmen bir önlem alınmıyor. Marmara özelinde İstanbul’da deprem riski yüksek konutların sayısının kaç olduğu tam olarak bilinmemektedir. Bilim insanlarınca İstanbul’un deprem riski uyarıları doğrultusunda somut ne gibi önlemler alındığı bilinmemektedir. Marmara Bölgesi’nde bulunan hem İstanbul’da hem de Bursa’da keşfedilen fay hatlarıyla ilgili önlemler alınması gerektiği için bu araştırma önergesini destekliyoruz.”
CHP Grubu adına konuşan Karabük Milletvekili Cevdet Akay da şunları söyledi:
“DEPREM RİSKİ OLAN YERLERE AFAD’IN BU DESTEĞİ, ÖZEL HESABINDAN AKTARMASI GEREKİR”
“Biz bir çalıştay yaptık, Naci Görür hocamızı Karabük’e davet etmiştik. Karabük’te de bu çalıştay neticesinde bir fay hattının olduğunu öğrendik, 35 kilometrelik bir fay hattı var. Bu fay hattı, hakikaten Karabük bölgesini, birinci derecedeki deprem bölgesiyle ilgili nüfusun yüzde 93’ünü ilgilendiriyor. Dolayısıyla bu bölgedeki depremle ilgili önlemlerin de alınması, bu fay hatlarının, bu paleosismolojik yapısının daha doğrusu mutlaka araştırılması gerekiyor, AFAD’ın buraya ödenek ayırması gerekiyor ve bu çalışmalar neticesinde de depremle ilgili önlemlerin alınması gerekiyor. AFAD’a 1 trilyon 28 milyarlık deprem bütçesi içerisinden 671 milyar ayrıldı fakat bu yeterli değil. Bir özel hesabı var AFAD’ın ayrıca bütçe dışında, Sayıştay denetimine de tabi değil, buradan çok ciddi harcamalar yapılıyor. Başta Bursa olmak üzere, Erzincan, Karabük ve Türkiye’nin bütün bölgelerindeki deprem riski olan yerlere AFAD’ın bu desteği, bu paraları aktarması gerekir. Bu platformun da ödenek tutarlarının artırılması, bu bölgedeki çalışmaların süratle yapılması gerekir.”
İYİ Parti Grubunun önerisi AKP ve MHP millevekillerinin oylarıyla reddedildi.
]]>Lahey’deki mahkeme, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin 12 Şubat’ta yaptığı, İsrail’in Refah’taki uygulamalarının durdurulması için acil ek önlem talebine ilişkin bir açıklama yaptı.
Uluslararası Adalet Divanı, 26 Ocak’ta verdiği kararda, İsrail’in Gazze’deki soykırım eylemlerini önlemek için yetkisi dahilindeki tüm önlemleri alması gerektiğine karar vermişti.
Mahkeme yaptığı son açıklamasında bu kararın Refah için de geçerli olduğunu vurgulayarak geçici ek önlemlere gerek olmadığını bildirdi.
Uluslararası mahkemeden yapılan açıklamada, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in Gazze Şeridi’nde ve özellikle Refah’ta yaşanan son gelişmelerin “zaten bir insani kabus olan durumu katlanarak artıracağı ve bölgesel sonuçlar doğuracağı” görüşü anımsatıldı.
Açıklamada, “Bu tehlikeli durum, mahkemenin 26 Ocak 2024 tarihli kararında belirttiği ve Refah dahil Gazze Şeridi’nin tamamında geçerli olan geçici tedbirlerin derhal ve etkili bir şekilde uygulanmasını gerektirmektedir” dendi.
Uluslarası Adalet Divanı’na göre bu nedenle yeni ilave geçici önlemlerin belirlenmesine gerek yok.
Mahkeme, İsrail’in, Gazze Şeridi’ndeki Filistinlilerin güvenliğini sağlamak da dahil olmak üzere, BM Soykırım Sözleşmesi ve Uluslararası Adalet Divanı kararı kapsamındaki sorumluluklarına tam olarak uymakla yükümlü olduğunun altını çizdi.
İsrail hakkında Gazze’de soykırım yaptığı gerekçesiyle dava açan Güney Afrika, geçen Salı günü de Refah’taki duruma ilişkin acil ek önlem talebinde bulunmuştu.
Güney Afrika’nın başvurusunda, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun, “Tam zafere ulaşana kadar savaşacağız” açıklaması anımsatılarak Refah’taki askeri operasyon hazırlıklarına işaret edildi.
Güney Afrika Cumhuriyeti’nin avukatları, normalde 280 bin Filistinliye ev sahipliği yapan Refah’ın, şu anda Gazze nüfusunun yarısından fazlasını barındırdığın belirterek yarısı kadın ve çocuk olmak üzere 1,4 milyon kişinin zor koşullarda yaşadığını bildirdi.
Başvuruda, İsrail tarafından büyük ölçüde tahrip edilen evlerden ve bölgelerden Refah’a kaçan Filistinli nüfusun tahliyesi için hiçbir seçenek bulunmadığı kaydedilerek, “halkın gidecek başka yeri bulunmadığı” vurgulandı.
İsrail ise, Güney Afrika’nın bir kez daha geçici ek önlem talebinde bulunmasını “son derece tuhaf ve uygunsuz bir talep” olarak değerlendirdi.
İsrail, tarafından yapılan açıklamada, “Güney Afrika’nın 29 Aralık 2023 tarihli başvurusunun maddi ve hukuki açıdan tamamen temelsiz, ahlaki açıdan tiksindirici olduğu ve hem Soykırım Sözleşmesi’nin hem de mahkemenin istismarını teşkil ettiği yönündeki ilkeli tutumunu bir kez daha kayda geçirmektedir” görüşüne yer verildi.
Açıklamada, İsrail’in, BM Soykırım Sözleşmesi ve uluslararası insani hukuk da dahil olmak üzere ulusal hukuka riayet etme taahhüdünün geçerli olduğu ve uygulandığı savunuldu.
Uluslararası Adalet Divanı, Güney Afrika’nın soykırım suçlamasıyla açtığı davada, 26 Ocak’ta, İsrail’in Gazze’deki soykırım eylemlerini önlemek için yetkisi dahilindeki tüm önlemleri alması gerektiğine karar vermişti.
Mahkeme, İsrail’in, kendisine bağlı güçlerin Gazze’de soykırım yapmayacağını garanti etmesi gerektiğine hükmetmiş, Netanyahu hükümetinin uluslararası yasal yükümlülükleri kapsamında geçici karara uymak için alacağı önlemleri bir ay içinde Lahey’e bildirmesini istemişti.
Uluslarası Adalet Divanı, Hamas’a da elindeki İsrailli rehineleri derhal serbest bırakması çağrısında bulunmuştu.
]]>Konak Belediyesi, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi’yle işbirliğiyle ilçenin şehrin ortalama sıcaklığından daha yüksek ya da daha düşük sıcaklıklara sahip alanlarını belirleyerek, ısı adaları haritasını çıkarmak için harekete geçti. Küresel ısınmanın dünya çapındaki etkilerinin artık günlük hayatta daha yoğun hissedildiğine dikkat çeken Konak Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Abdül Batur, ilçedeki sıkıntılı bölgelerin tespit edileceği ısı adaları haritasına göre hızla önlem alarak gerekli çalışmaları yapacaklarını kaydetti. Konak Belediyesi ile İzmir Katip Çelebi Üniversitesi işbirliğiyle yapılacak çalışmada şehrin ortalama sıcaklığından daha yüksek ya da daha düşük sıcaklıklara sahip alanlar belirlenecek. Çalışma kapsamında son 5 yıla ait, farklı mevsimlerden elde edilen Landsat uydu görüntüleri kullanılacak, İHA uçuşlarıyla yersel ölçümler yapılacak. Detaylı yüzey sıcaklık verisi elde edilerek, yüzey sıcaklığı haritaları hazırlanacak. Elde edilecek verilerle kentin ısı adaları haritası oluşturulurken, alanlardaki ısınma ya da soğuma nedenleri etmenleriyle birlikte ortaya konulacak. Çalışma, yapılması gereken stratejik planlamalar ve yatırımlar ile geliştirilebilecek projeleri kapsayan alternatif çözüm önerilerini de içerecek. Çalışma kapsamında yenilikçi teknolojiler, çok disiplinli yaklaşımlar ve gelişmiş modelleme tekniklerinin kullanılması ve böylece mevcut uygulamaların ötesinde, önemli bir ilerleme kaydedilmesi hedefleniyor.
BATUR: GEREKLİ TÜM ÇALIŞMALARI YAPACAĞIZ
Birçok medeniyete ev sahipliği yaparak eşsiz bir tarihe sahip olan Konak’ın bugün kentin en canlı bölgelerinden biri olduğuna dikkat çeken Konak Belediye Başkanı ve İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Aday Adayı Abdül Batur, “Bu çalışmanın şehrimizin merkezi olan Konak’ta yapılmasının çök önemli olduğuna inanıyoruz. İklim değişikliğinin tüm dünyadaki etkilerini hepimiz yaşıyoruz, günlük hayatımızda yakinen hissediyoruz. Mevsimlerin değiştiğine, hiç şahit olmadığımız kadar şiddetli yağışların afetler yarattığına tanık oluyoruz. Ne yağmurlar normal yağıyor ne sıcaklıklar normal derecelerde. İklim değişikliği ve bilinçsiz şehirleşme en önemli sosyo-ekolojik sorunlardan biri ve yaşam kalitesini de ne yazık ki olumsuz etkiliyor. Kentsel ısı adaları da yarattığı sonuçlardan biri. Şehirlerde ısı adalarını oluşturan en önemli etmenlerden biri yüksek, yoğun binalar, binalarda kullanılan malzemeler ve tabii ki bacalardan, araba egzozlarından yayılan karbon salınımı. Bu çalışmada biz sorunlu yerleri tespit ederek, önlemlerin alınması için hızla harekete geçeceğiz. Çalışma kentimizin durumunu daha net olarak gördüğümüz bir harita sağlarken, neler yapabileceğimize, hangi önlemleri alabileceğimize yönelik bir önlemler paketi de kazandıracak” diye konuştu. Çalışmanın sonuçlarını ilgili tüm kurum ve kuruluşlarla paylaşacaklarını belirten Batur, “Küresel ısınma ve mevsimlerdeki anormal değişiklikler dünyamızın en büyük sorunu. Hemen harekete geçilmesi çok önemliydi ve biz bu adımı attık. Gerekli tüm çalışmaları yapmaya ve şehrimizdeki yaşam kalitesini artırmaya karalıyız” dedi.
]]>