
Kayseri, Niğde ve Nevşehir’de kar nedeniyle yarın eğitime ara verildi.
AA’da yer alan habere göre Kayseri Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada, kentte eğitim öğretime, özel eğitim kurumları ve kurslar dahil 1 gün ara verildiği belirtildi.

Açıklamada, kamu kurumlarında görevli engelli ve hamile personelin de izinli sayılacağı kaydedildi.
Kayseri Valisi Gökmen Çiçek, sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, “Sevgili öğrenciler ilimizde devam etmekte olan yoğun kar nedeniyle 25 Kasım’da okullarımız 1 gün süreyle il genelinde tatil edilmiştir. Vali amcaları olarak tüm öğrencilerimizin bu kar tatilini kitap okuyarak ve kar topu oynayarak geçirmelerini rica ediyorum.” ifadelerini kullandı.

NİĞDE
Valilikten yapılan açıklamada, kar ve buzlanma nedeniyle il genelinde eğitime 1 günlüğüne ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, hamile ve engelli kamu personelinin de idari izinli sayılacağı ifade edildi.

NEVŞEHİR
Nevşehir Valiliğinden yapılan yazılı açıklamada ise bölgede aralıklarla devam eden kar, olası buzlanma riski ve olumsuz hava koşulları nedeniyle resmi ve özel okullarda eğitim ve öğretimin 25 Kasım Pazartesi günü tatil edildiği belirtildi.

ADANA
Adana’nın Feke, Saimbeyli ilçelerinde de köy okullarında Tufanbeyli ilçesinde ise tamamen eğitime 1 gün ara verildi.
Feke ve Saimbeyli ilçe kaymakamlıklarından yapılan açıklamada, “Olumsuz hava şartları nedeni ile köy okullarında eğitime pazartesi günü ara verilmiştir” denildi.
Tufanbeyli Kaymakamlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada ise tüm okullarda eğitime 1 gün ara verildiği bildirildi.
Açıklamada, kamu kurumlarında görevli engelli, hamile, kronik hastalığı bulunanlarla çocuğu kreş veya anaokuluna devam eden annelerin de yarın idari izinli sayılacağı bildirildi.
Haber Kaynak : SABAH.COM.TR
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>Büyükşehir Belediyesinden yapılan açıklamaya göre, toplantı, Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Hilmi Güler başkanlığında Meclis Salonunda düzenlendi.
Güler, 19 Eylül Stadyumu alanına yapılacak olan Millet Bahçesi’nin ihalesinin yıl başına kadar yapılacağını belirtti.
İnşallah Ordu’nun otopark sorununun büyük oranda çözüleceğini vurgulayan Güler, “Aynı zamanda sığınak olarak kullanılmasıyla da güzel bir alan olacak. Ankara’da güzel çalışmalar yaptık. Bunun müjdesini vermek istiyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle bir süreliğine uçuşlara kapanan Ordu- Giresun Havalimanı ile ilgili değerlendirmede bulunan Güler, “Havalimanın bakımını yapacak olan müteahhitti ile görüştük. Kolaylık sağlayacaklar ve süreyi kısaltacağız. Bu sayede mağduriyet de azalmış olacak.” ifadelerini kullandı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>ORDU’nun Çatalpınar ilçesinde 15 yaşındaki sürücü O.E.’nin kullandığı ‘patpat’ diye bilinen tarım aracının devrilmesi sonucu annesi Esme Ekin (39) yaşamını yitirdi, kendisi ile kardeşi E.E. yaralandı.
Kaza, saat 20.00 sıralarında Çatalpınar ilçesine bağlı Kıran Mahallesi’nde meydana geldi. İddiaya göre, O.E. yönetimindeki patpat, sürücüsünün direksiyon kontrolünü yitirmesi sonucu devrildi. Sürücü ile patpatın kasasında bulunan annesi Esme Ekin ve kardeşi E.E., yaralandı. İhbarla kaza yerine polis ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerinin yaptığı ilk müdahalenin ardından Fatsa Devlet Hastanesi’ne kaldırılıp, tedaviye alındı. Esme Ekin, doktorların tüm müdahalesine rağmen yaşamını yitirdi. O.E. ve E.E.’nin ise durumunun iyi olduğu öğrenildi.
Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.
Haber Kaynak : SONDAKIKA.COM
“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”
]]>CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, madencilik faaliyetleriyle ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi. Torun, araştırma önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:
“Ülkemizde vahşi bir yayılma içerisinde olan madencilik faaliyetleri her geçen gün yeni insanlık ve çevre facialarına yol açmaktadır. Madencilik çok sıkı kurallar ve düzenlemeler çerçevesinde yürütülmesi gereken, hassas bir sektör olmasına karşın Türkiye’de madencilik bir katliam sektörüne dönüşmüştür. Siyanürle altın arama çalışmaları toprağımızı, suyumuzu ve havamızı tehlikeye atmakta, maden sahalarının kontrolsüzce genişlemesi ve işçi sağlığına yönelik önlemlerin alınmaması maden emekçilerimizin canlarına mal olmaktadır. Erzincan İliç’te yaşanan ihmaller faciası da en son örneklerden birisidir. Yalnızca altın madenleri değil taş ocakları ve diğer cevherler için açılan madenler insanlarımız ve doğamız için tehdit unsurları haline gelmiştir.
“ORDU’NUN YÜZDE 74’Ü MADENLERE RUHSATLANDIRILMIŞ DURUMDADIR”
Türkiye’de fındık üretiminin merkezi olan ve eşsiz doğası ile tanınan Ordu’nun yüzde 74’ü madenlere ruhsatlandırılmış durumdadır. Ordu adeta madenlere parsellenmiş durumdadır. Sekiz ilçede ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Fatsa, Çatalpınar, Çamaş, Gülyalı, Gürgentepe, Kabadüz, Karataş, Ulubey ruhsat oranlarının yüzde 100’e yaklaştığı ilçelerdir. Orman alanlarının yüzde 65’i madenler için ruhsatlandırılmıştır. Ordu’da bulunan uluslararası koruma kriterlerine göre belirlenen ve nadir flora ile fauna barındıran, dünya ölçeğinde önemli ekosistemler olan Önemli Doğa Alanları’nın yüzde 80’i madenler için ruhsatlandırılmıştır. Tarım alanlarının yüzde 76’sı madenler için ruhsatlandırılmıştır. Meralarının yüzde 64’ü madenler için ruhsatlandırılmıştır. Ordu’nun nadir canlı tür çeşitliliği, doğal ve kültürel özellikleriyle tabiatı koruma alanı, milli park gibi statülerle koruma altına alınmış alanlarının yüzde 91’i madenlere ruhsatlıdır. Korunan alanların içinde yer alan arkeolojik sit alanlarının yüzde 94’ü ve tohum-meşcere alanlarının tamamı madenlere ruhsatlıdır.
“RUHSAT VERME SÜREÇLERİNDE USULSÜZLÜK VE HUKUKSUZLUK YAŞANDIĞINA İLİŞKİN BULGULAR VARDIR”
Maden işletmesi kurulması için ruhsatlandırılan arazilerin çoğunluğunda kurulan ve kurulacak maden ocaklarının ekonomik olarak artı değer sağlamayacağı yıllar öncesinden bilindiği halde Ordu’nun taşına, toprağına maden ruhsatı verilmesinin sebepleri anlaşılamamıştır. Maden sahalarındaki cevher rezervlerinin sınırlı miktarlarda olması sebebiyle madenlerden elde edilen gelirin yatırım ve işletme maliyetini karşılayamayacağı öngörülmektedir. Rezervleri yetersiz ve çevre katliamına davetiye çıkaran bu maden sahalarına ısrarla ruhsat çıkartılması daha farklı soruları da beraberinde getirmektedir. Söz konusu madenlere ruhsat verilmesi süreçlerinde çok sayıda usulsüzlük ve hukuksuzluk yaşandığına ilişkin çeşitli bulgular kamuoyunun bilgisine sunulmuş olmasına karşın söz konusu aykırılıklar herhangi bir resmi sürece konu olmamıştır.
“BAHAR MADENCİLİK SANAYİ VE LİMİTED ŞİRKETİ İÇİN İŞLETİLEN SÜREÇ BAŞTAN SONA ŞAİBELİDİR”
15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain FETÖ darbe girişimi sonrasında devlet tarafından el konulan ve kayyum atanan KOZA Altın A.Ş. isimli firmanın 2007-2013 yılları içerisinde bütün altın işletme işlerini Bahar Madencilik Sanayi ve Limited Şirketi’ne ihalesiz olarak devrettiği bilinmektedir. Söz konusu şirketin yönetim kurulu başkanının çok sayıda arazide maden arama izinleri için başvurduğu ancak yürütülen istihbarat soruşturmasının ardından şirketin FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilerek başvurular reddedilmiştir. Başvuruları reddedilen Bahar Madencilik Sanayi ve Limited Şirketi, ismini Bahar Madencilik ve Sanayi Anonim Şirketi olarak değiştirilerek şirketin yönetim kurulu başkanlığına önceki başkanın kardeşi getirilmiştir. Söz konusu değişikliklerin ardından şirkete ilişkin istihbarat raporlarının olumlu hale getirildiği ve üst düzey siyasilerin on milyonlarca lira rüşvet aldığı iddia edilmiştir. Bir diğer deyişle şirket, limited şirketten anonim şirket statüsüne geçirilip yönetim kurulu başkanı değiştirilerek FETÖ kırmızı listesinden çıkmayı başarmıştır. Bu süreçlerin işleyişi baştan sona şaibelidir.
“FATSA’DA MADEN GENİŞLETİLMESİNE İZİN VERİLEMEMESİNE RAĞMEN YENİ CEHENNEM ÇUKURLARI AÇMA GİRİŞİMLERİ BULUNDUĞU İDDİA EDİLMEKTEDİR”
Bütün bu hukuka aykırılıklara karşın konuya ilişkin herhangi bir yasal süreç başlatılmamış ve Bahar Madencilik çok hassas bölgelerde siyanürle altın madenleri işletmeye devam etmiştir. Şirketin işlettiği altın madenlerinden birisi de Fatsa’da bulunmaktaydı ve Fatsa yıllarca felaketin eşiğinde yaşadı. Fatsa’da devasa bir ormanlık alanı kazarak adeta bir krater çukuru oluşturan şirket, maden sahasını genişletme talebinin reddedilmesi üzerine şimdilik Fatsa’dan çekilmiş olsa da işlettikleri çok sayıda maden sahası olduğu bilinmektedir. Fatsa’da altın madeni alanının genişlemesine izin verilmemiş olmasına rağmen şirketin orada yeni cehennem çukurları açmak için girişimlerde bulunduğu iddia edilmektedir.
“MEVZUATA AYKIRI İZİNLER İLE MADENCİLİK YAPAN FİRMALARIN TESPİT EDİLMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINI ARZ EDERİZ”
Ordu’da ve Türkiye’nin dört bir yanında ilgili mevzuata aykırı izinler ile madencilik faaliyeti yürüten bütün firmaların tespit edilmesi, hukuka aykırı işletilen maden sahalarının kapatılması, ekonomik değeri bulunmayan maden sahalarında israfa son verilmesi, usulsüzce iş yapan firmalara maden ruhsatı verilmesinin önüne geçilmesi yoluyla maden emekçilerimizin ve ülkemizin doğal zenginliklerinin korunması ve hukuka aykırılıklara göz yuman devlet görevlilerinin yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.”
]]>
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı ile TBMM’nin açılışının 104. yıl dönümü kutlamaları Meclis’te büyük coşkuyla gerçekleşirken, 23 Nisan için özel olarak hazırlanan marş da davetlilere dinletildi.
AK Parti İstanbul Milletvekili Yücel Arzen Hacıoğulları tarafından bestelenen marş, TBMM’de etkinliklerin başlangıcında 4 çocuk solist tarafından seslendirildi.
Marşın hazırlanma sürecini AA muhabirine anlatan Hacıoğulları, 23 Nisan 1920’nin, Anadolu halklarının bir millet olmaya karar verdikten sonra birleşerek Meclis’i oluşturduğu tarihin adı olduğunu söyledi. Hacıoğulları, “Bizler 104 yıl önce, bir millet olmaya karar verdikten sonra kendi varlığımızı, istiklal ve hürriyet yürüyüşümüzü bu Meclis çatısı altında devam ettirdik.” diye konuştu.
“23 Nisan Marşı bu duygularla çıktı”
Marşların esas itibarıyla ordulara yazıldığını belirten Hacıoğulları, şöyle konuştu:
“İstiklal Marşı’mız, millet olarak mutabakat metnimizdir, üzerinde hemen her halkın, her oluşumun hemfikir olduğu çok önemli bir millet mutabakat metnidir. Mehmet Akif, İstiklal Marşı’mızı kahraman Türk ordusuna yazmıştı çünkü marşlar ordulara yazılır. Marş bir ordu ritmidir. Mehterden farkı, mehter merhametlidir. Mehter durur ve düşünür, nereye bastığına bakar. Orduların durdurulamaz bir tarafı vardır. Ordular emri aldıktan sonra yürürler.
23 Nisan Marşı’nı, ekim ayından bu yana katil İsrail’in katlettiği binlerce çocuğun oluşturduğu yetimler ordusuna, kahraman Türk milletinin çocuklarına atfettim. O kutlu yürüyüşe, bizi ve bütün dünya mazlumlarını istiklal ve hürriyete kavuşturacak olan o kutlu yürüyüşe atfettim. 23 Nisan Marşı bu duygularla çıktı. 23 Nisan Marşı’nın sözlerine baktığınızda hem Akif’e hem Nazım Hikmet’e hem Abdurrahim Karakoç’a hem de üstat Necip Fazıl Kısakürek’e gizli gizli selamların verildiği bir metin olduğunu hemen görürsünüz.”
23 Nisan Marşı’nı TBMM’deki odasında hazırladığını anlatan Hacıoğulları, “Ne kadar sürdü sorusuna Picasso’nun verdiği cevabı vereyim; 53 yıl artı bu marşı yaptığım süre.” dedi.
Hacıoğulları, 23 Nisan Marşı’nın bestelenmesine vesile olan TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş ve Meclis Genel Sekreteri Talip Uzun’a teşekkür etti.
Marşın çok sahiplenildiğini dile getiren Hacıoğulları, “Numan Bey çok sevdiğini söyledi. Sağ olsun, Cumhurbaşkanı’mıza da övgüyle bahsetmiş. Milli Eğitim Bakanımız Yusuf Tekin, marşı öğrencilerle buluşturdu. O da çok sevdi. Marş iyi, sıkı, sözleri itibariyle derin. İnşallah sevilecektir, bundan eminim.” ifadelerini kullandı.
Marşın ilk seslendirildiği gece yaşanan coşkuya işaret eden Hacıoğulları, şöyle devam etti:
“Finalde Filistin bayrağının açıldığı nokta, marşın pik yaptığı yerdi. Orada doğrusu çok heyecanlandım. İnsanlar da çok karşılık verdiler. Bizde ‘dinleyen söyleyenden ariftir’ diye bir söz var. Siz istediğiniz kadar ağzınızı açın, söylediklerinize kulak uzanmamışsa karşılık gelmez. Böyle bir marşa ihtiyacımız olduğunu izleyiciden aldığım tepkiden anlamıştım. Şu an iyi gidiyor.”
Hacıoğulları, 15 Temmuz’a ve 30 Ağustos Zafer Bayramı’na ilişkin de bir çalışma yapma fikrinde olduğunu söyledi.
]]>Fındıktan sonra en önemli geçim kaynağının arıcılık olduğu Ordu’da 3 bin 500 üretici yaklaşık 600 bin kovanda bal üretiyor.
Mayısın ilk haftasından itibaren yayla yolcuğuna başlamayı planlayan arıcılar, bir yandan kovan ve çerçeveleri tamir ediyor, diğer yandan da yaylada arı bakımı için gerekli malzemeleri tedarik etmeye çalışıyor.
Ordu Arıcılar Birliği Başkanı Akın Çiftçi, AA muhabirine, kentte arıcılığın yaygın olduğunu, her yıl ortalama 20 bin ton bal üretildiğini söyledi.
Ülkenin en çok bal üreten illerinin başında Ordu’nun geldiğini belirten Çiftçi, 3 bin 500 arıcının yaklaşık 600 bin kovanda üretim yaptığını ifade etti.
Çiftçi, kovan varlığı bakımından Ordu’nun ikinci sırada olduğunu anlatarak, ” Türkiye’de en çok bal üretilen illerden birinin Ordu olmasının başlıca sebebi çok fazla gezginci arıcımızın olması. Ege, Akdeniz, Doğu, Güneydoğu ile İç Anadolu Bölgesi’nde üretim yapan arıcılarımız var.” dedi.
Ordulu arıcıların genelde çiçek balı ürettiğini dile getiren Çiftçi, ayrıca çam, kestane, ayçiçeği ve üçgül balı üretildiğini belirtti.
Çiftçi, binbir emekle arıcılık yapan üreticilerin bu günlerde yoğun bir göç hazırlığında olduğuna dikkati çekerek, şu değerlendirmede bulundu:
“Şu anda arıcılarımız arılarına göç öncesi bahar beslemesi yapıyor. Kek ve şurup vererek arılarını göçe hazır hale getiriyorlar. Bazı arıcılarımız kovan ve çerçevelerini yeniliyor. Bazıları ise gerekli tedarikleri hazır hale getirmeye çalışıyor. Yaklaşık 2 bin gezginci arıcımız göçe hazırlanıyor. Mayıs ayı itibarıyla arıcılarımız yeni sezonun üretimine başlayacaklar.”
Kokarca zararlısı uyarısı
Bölgede sıkça görülmeye başlayan ve fındığı tehdit eden kokarca zararlısı nedeniyle birçok arıcının daha erken göç edebileceğini vurgulayan Çiftçi, “Fındık üreticileri kokarca zararlısına yönelik yoğun bir şekilde bahçelerinde ilaçlama yapıyor. Bu ilaçlar arıcılarımızı da olumsuz etkiliyor. Bundan dolayı arıcılarımızın önemli kısmı daha erken göç edebilir.” diye konuştu.
Çiftçi, Ordulu gezgin arıcıların birçok bölgeye göç ederek arıcılık faaliyetinde bulunduklarını belirterek, “Arıcılarımızın gittiği illerin başında Hakkari, Van, Erzurum, Şırnak, Siirt, Muş, Erzincan, Kars, Ağrı, Sivas ve Yozgat geliyor. Türkiye’nin hemen hemen 50 ilinde Ordulu arıcılarımızı görmek mümkün.” ifadelerini kullandı.
Üreticiler sezondan umutlu
Altınordu ilçesinde bal üreticisi Ercan Yıldız ise 250 kovanla göç hazırlığını sürdürdüğünü söyledi.
Kovanlarını Erzurum’a götüreceğini anlatan Yıldız, “Şu anda Ordu’da bahar ayı iyi geçiyor. Arılarımız iyi gelişiyor ancak göç edeceğimiz yerdeki mevsim bizim için çok daha önemli. 3,5 ay yaylalarda kalacağız. Sezondan umutluyuz, güzel bir sezon geçirmeyi diliyoruz.” dedi.
Arıcı Emin Kılıç da sezon öncesi son hazırlıkları yaptıklarını dile getirdi.
Yaklaşık 600 kovanla üretim yapan Kılıç, “Mayısın ikinci haftası itibarıyla Ordu’dan göç etmiş olacağız. Çok iyi bir sezon bekliyoruz. Mevsim şartları istediğimiz gibi giderse çok yüksek rekolte ve kalitede bal üreteceğimizi düşünüyoruz.” diye konuştu.
]]>Ordu Büyükşehir Belediye Meclisi, 31 Mart yerel seçimlerinin ardından ilk toplantısını Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in Başkanlığında gerçekleştirdi.
Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan toplantının açılış konuşmasını yapan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, yeni dönemin hayırlı olmasını temennisinde bulunarak, bir kez daha başkan seçilmenin onurunu kendisine yaşattıklarını için Ordu halkına teşekkürlerini sundu.
“Güzel bir demokrasi örneği verildi”
Yargı denetiminde yapılan seçim neticesinde güzel bir demokrasi örneğinin Ordu’da verildiğini belirten Başkan Güler konuşmasında şu ifadelere yer verdi:
“Bugün nasip oldu, güzel bir seçimden sonra gayretlerinizle demokrasi örneği veren Ordu’muz burada Büyükşehir Belediyemizin meclisini sizlerin de katılımıyla gerçekleştiriyoruz. Bu onuru ve güzellikleri bizlere nasip eden halkımıza teşekkür ediyorum. Yargı denetiminde yapılan seçimler neticesinde kimsenin burnu kanamadan güzel bir demokrasi örneği verildi. Ordu’yu sizin değerli katkılarınızla buradan yöneteceğiz.”
“Ayrımız, gayrımız yok, uyum içinde çalışacağız”
Önümüzdeki 5 yıllık süre boyunca ayrım yapmaksızın Ordu’yu yaşanılabilir bir kent olma yolunda birlikte hazırlayacaklarını da ifade eden Başkan Güler, tüm imkanlarını Ordu için kullanacağını söyledi.
Başkan Güler şöyle konuştu:
“Çok kıymetli Valimiz ve sizlerle; demokrasinin uygulamalı olarak en iyi şekilde çalışmalarını gerçekleştireceğiz. Bu dönemde önemli olan iki ilkeye oldukça dikkat edeceğiz. Bunlardan birisi fırsat eşitliği. Yatırımların daha az yapıldığı ilçelerimiz var buralara biraz daha ağırlık vereceğiz. İkincisi ise uyum içinde çeşitlilik, herkes burada fikrini demokratik bir şekilde belirtecek. Ayrımız gayrımız yok. Yine yeni bir kavram da kendi kendine yeten bir şehir olsun istiyoruz. Tüm imkanlarını ile Ordu’yu ekonomik olarak büyüteceğiz”
“Az laf çok iş yapacağız”
Yeni dönemde yapacakları yatırımları iki ana başlık altında toplandıklarının altını çizen Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, şöyle konuştu:
“Bu dönemde çalışmalarımızı iki ana gruba ayırdık. Bunlardan bir tanesi yaşam kalitesi açısından şehircilik. Yani yol, su gibi belediyecilik faaliyetleri. İkincisi de şehir ekonomisi. Üreten bir Ordu olsun istiyoruz. Denizi, tarımı, çevreyi yeterince kullanmamız lazım. Burası yaşanılabilir ilk 10 şehir arasına girebilir. Bunun dışında afete dirençli kentler kapsamında Ordu’yu afete dirençli kent yapacağız. Heyelanımız, selimiz oluyor. Yine deprem konusunda sahillerden başlayarak bütün binalarımızı taramaya başladık. Bunları ele almamız lazım. İmkanlarımız ve güçlü bağlantılarımız var. Sizlerin de katkılarıyla yaşanılabilir bir kent yapacağız. Yine liman kenti olarak da Rusya- Ukrayna savaşından sonra burası bir lojistik merkezi olsun istiyorum. Bunun için sadece klasik belediyecilik faaliyetleri ilgili değil bunu zaten yapacağız, Ordu’nun kalkınması açısından lojistik bir merkez olmasını sağlayacağız. Hem Karadeniz- Akdeniz yolu hem Akkuş-Niksar yolu çalışmaları ile imkanları birlikte gerçekleştireceğiz. Ordu’yu ülke ekonomisini yürütür gibi sizlerle demokratik kurallara göre yöneteceğiz. Fazla konuşmayacağız az laf çok iş yapacağız. Herkes bizim nazarımızda huzur içinde çalışsın. Hiçbir ayrımız gayrımız yok. Çalışmalarımızı inşallah birlikte yapacağız. Önümüzde güzel bir dönem var. 2019 yılında başlarken pandemiyi düşünmemiştik. Depremi düşünmemiştik. Baktığınızda 2-2,5 yıl çalıştık. İnşallah güzel bir dönemi birlikte gerçekleştireceğiz.”
Başkan Vekili, Katip ve Encümen Üyeleri belli oldu
Açılış konuşmasının ardından gerçekleştirilen meclis toplantısında gizli oylama ile meclis başkanvekilleri, katip üyeler ve encümen üyesi seçimi yapıldı. Yapılan oylama neticesinde 1. Başkan Vekilliğine Celal Tezcan, 2. Başkanvekili Hüseyin İnanır seçildi.
Asil 2. Divan Katip Üyeliğine ise Neşe Akgül Tiyaloğlu ve Macit Çoşgun seçilirken yedek katip üyeleri ise Hasan Baday ve Tuncay Uzunçakmak oldu.
Yine Encümen Üyeliklerine ise Celal Tezcan, Aşkın Baş, Hüseyin Hakkı Serdar, Halil Çetinkaya ve Neşe Akgül Tiyaloğlu seçildi. – ORDU
]]>CHP Ordu Milletvekili Mustafa Adıgüzel, Perşembe Kıyı Düzenleme ve Rekreatif Amaçlı Dolgu Projesi’ için açılan dava sonrasında ÇED sürecinin durdurulduğunu duyurdu. Adıgüzel yaptığı açıklamada, “Bir coğrafya insanı ve tarihi ile birlikte değerlendirilir, sadece toprak, su, hava ve diğer jeolojik bileşenleri ile değil. Ordu’nun Altınordu sahili de Ordu halkının deniz kültüründen, kent yaşamından, tarihinden ayrı değerlendirilemez” dedi.
Adıgüzel, şunları söyledi:
“AKLA DA BİLİME DE ZİYANDI”
“Dolgu zeminler deprem etkisinde oldukça sorunlu alanlardır. Kuzey Anadolu fay hattına 40 km mesafede, hatta doğrudan altında yeni diri faylar tespit edilen bir yerde, geçmişteki Fatsa depreminin ve Erzincan depreminin Ordu kent merkezinde yaptığı hasar ortada iken tamamen alüvyon deltası olan Ordu kent merkezinin kıyı şeridine dolgu planı akla da bilime de ziyandı. Dolgu planlanan alanlardan biri de teleferiğin başlangıç noktasının 20 metre kenarı olup binlerce ton kaya kütlesi buraya bombardıman edilirken, o teleferiği kullanan insanlar da riske edilecekti. Antalya’daki kaza daha yeni bir örnekti. İskeleden Melet ağzına kadar tüm girişimler mahkeme kararları ile durdurulmuşken, yargı kararını takmayan faaliyete devam eden bir belediye yönetim anlayışının Ordu halkı ile inatlaşmasının sonu ise bellidir. Burası bu kentin kalbidir. Ordu halkı bu kentin doğal özelliği ve güzelliği üzerine yapay çirkinliklere asla müsamaha göstermeyecektir. Ordu halkı deniz ile arasına kimseyi daha önce sokmadı yine sokmayacaktır.
“ORDU BELEDİYE BAŞKANINI AKLISELİME DAVET EDİYORUM”
Şehirle deniz arasına, kıyı ile Ordu halkı arasına konulacak her bir kürek toprak bu şehre de bu şehrin insanlarına da ihanettir. İşte bu yüzden dün Çevre Bakanlığında bu projenin OBB tarafından yapılan ÇED başvurusunda İDK toplantısına katılmıştık. Yukarıda özetlediklerimi anlatmıştım. Ordu’nun hakkını Ordu Çevre Derneği Başkanı Ertuğrul Gazi Gönül ve Av. Haluk Türkmen abimizle birlikte savunmuştuk. Az önce bildirilen karar ile ÇED süreci birbiri ile ilişik iki proje için de durdurulmuştur. Melet Nehri ve tüm Altınordu sahiline bir saldırı daha püskürtülmüştür. Bir defa daha Ordu halkı, Ordu kent kültürü ve doğa hakları kazanmıştır. Bu mücadeleyi inanılmaz bir dirençle yürütüp bu noktaya taşıyan Ordu Çevre Derneğimiz ve kıymetli başkanı Ertuğrul Gazi Gönül ve Av. Haluk Türkmen başkanım başta olmak üzere tüm çevre örgütümüze, aktivistlere, medyaya ve tüm Ordu halkına çok teşekkür ediyorum. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanını da bundan böyle aklıselime davet ediyorum.”
]]>Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler:
“Bu seçimin kaybedeni yok, kazananı var. Ordu kazandı”
ORDU – 31 Mart yerel seçimlerinde güven tazeleyerek yeniden Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Dr. Mehmet Hilmi Güler, mazbatasını alarak yeni döneme başladı. Başkan Güler, mazbata aldıktan sonra yaptığı açıklamada, “Ordu, bu 5 yılda bambaşka bir noktaya ulaşacak. Biz hiç kimseyi ayırmadan çalışmalarımızı yapacağız. Lafla vakit geçirmeden iş yapacağız” dedi.
31 Mart 2024 Yerel Seçimlerinde Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Dr. Mehmet Hilmi Güler, İl Seçim Kurulu’nda gerçekleşen törenle mazbatasını aldı. İl Seçim Kurulu Başkanı Serdal Sağlam’dan mazbatasını alan Başkan Güler, burada yaptığı konuşmada seçim sürecinde emeği geçen herkese teşekkür etti.
“Seçimler, barış ve huzur içinde gerçekleşmiştir”
Seçimlerin bir demokrasi şöleni olduğuna vurgu yapan Başkan Güler, “Seçimler demokrasinin şöleni şeklinde gerçekleşiyor. Özellikle ülkemizde bağımsız yargının huzurunda yapılan seçimler, barış ve huzur içinde gerçekleşmiştir. Burada Türk demokrasisi ve Ordu’muz çok önemli bir imtihan vermiştir. Bundan dolayı Türk demokrasisini ve bütün unsurlarını kutluyorum” diye konuştu.
“Ordu’muz çok güzel hizmetlere vesile olacak”
Ordu’da yepyeni bir sayfa açarak güzel hizmetler gerçekleştireceklerini ifade eden Başkan Güler, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Dünyadaki bütün seçimler inceleyen biri olarak Türk milletinin oyu, her bireyinin oyu son derece değerli ve aynı zamanda namusu ifade ediyor. Bizde ona uygun olarak namuslu, ahlaklı ve erdemli davranışta bulunarak çok şükür sonunu getirdik ve bu başarılı sonuca ulaştık. Teşkilatımız burada çok önemli bir başarı örneği göstermiştir, hepsine teşekkür ediyorum. Özellikle hanımlara çok teşekkür ediyorum. Bundan sonraki bu 5 yıllık emaneti, Allah nasip ederse sizlerle beraber yepyeni bir sayfa açarak devam edeceğiz. Ordumuz çok güzel hizmetlere vesile olacak. Sizlerin verdiği oylara veren vermeyen herkese hizmet ederek ayrım gözetemeyerek bunu göstereceğiz.”
“Ordu kazandı”
Seçimlerin kaybedeninin olmadığına ve kazananın Ordu olduğuna dikkat çeken Başkan Güler, konuşmasını şöyle tamamladı:
“Bu seçimin kaybedeni yok, kazananı var. Ordu kazandı. Başta Cumhurbaşkanımız olmak üzere halkımıza ve ittifakımıza teşekkür ediyorum. 50 yıllık çalışma hayatımdaki tecrübemle bu seçimin çok farklı bir seçim olduğunu gördük. Ama hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Ordumuzun farkı bunu hepimiz iliklerimizde yaşayarak hissedeceğiz ve alçalmadan yükseleceğiz. Ordu bu 5 yılda bambaşka bir noktaya ulaşacak. Biz hiç kimseyi ayırmadan çalışmalarımızı yapacağız. Lafla vakit geçirmeden iş yapacağız.”
Düzenlenen törene AK Parti Ordu Milletvekili Mustafa Hamarat, MHP Ordu Milletvekili Naci Şanlıtürk, AK Parti Eski Ordu Milletvekili Şenel Yediyıldız, geçmiş dönem Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Engin Tekintaş, AK Parti İl Başkanı Selman Altaş, AK Parti Ordu İl Kadın Kolları Başkanı Ayşegül Baysal, MHP Ordu İl Başkanı Mehmet Özçelik, ilçe belediye başkanları, partililer ve çok sayıda vatandaş katıldı.
]]>Bir giyecek mağazasının müdürlüğünü yapan Asfan, “askeri yardımcı” olarak çalışacağını düşünüyordu.
YouTube’da ayda 100 bin Rupi (1207 ABD Doları) veren yüksek maaşlı bir iş ilanı görmüştü. Altı ay sonra sürekli oturma izni de alacaktı.
Ağabeyi İmran BBC Pencapça’da yaptığı açıklamada “Ukrayna cephesine gönderilmeyecekti ve sadece ordu karargahında yardımcı olarak çalışacaktı” dedi.
Asfan’ın daha sonra Ukrayna sınırından kendilerini aradığını, pasaportuna el konulduğunu ve savaşmaya zorlandığını anlattığını söyledi.
İmran, kardeşinden iki ay boyunca haber alamadı. Bilgi almak için Rusya’daki Hint Büyükelçiliğini aradığında kardeşinin öldüğünü söylediler.
İmran “Kardeşim ölmüşse, cenazesi derhal buraya getirilmeli. Babam ve eşi gerçekten kaygılı” diyor.
Asfan geride eşini ve iki yaşından küçük iki çocuğunu bıraktı.
Aileleri, son günlerde orduda “yardımcı” olarak çalışmak üzere Rusya’ya giden en az iki Hint erkeğin öldüğünü söyledi.
Benzer bir YouTube videosu 23 yaşındaki nakışçı Hemil Manguyika’nın Aralık’ta Rusya’ya gitmesine neden oldu.
Hindistan’ın batısındaki Gujarat eyaletinde yaşayan babası Ashwin “Hemil’e orduda yardımcı olarak çalışacağı ve üç ay eğitim alacağı söylendi. Ama Rusya’ya gittikten sonra savaşmak üzere eğitildiğini anladı” diyor.
‘Büyük insan kaçakçılığı şebekesi’
Hindistan geçtiğimiz günlerde gençleri iş vaadiyle Rusya’ya götürüp, Ukrayna’da savaşmaya zorlayan “büyük bir insan kaçakçılığı şebekesini” ortaya çıkardığını açıkladı.
Merkezi Soruşturma Bürosu şu ana dek 35 dolayında erkeğin Rusya’ya gönderildiğini belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, savaşmaya zorlanan her bir Hint vakasının Moskova’yla “güçlü bir şekilde ele alındığını” söyledi.
Rusya’ya gidenlerin çektiklerini anlattığı videolar da sosyal medyada görülmeye başlandı.
Bu ay paylaşılan bir videoda yedi Hint erkek, hükümetlerinden dönüşlerine yardımcı olmalarını istiyor. Turist vizesiyle Rusya’ya gittiklerini ama şimdi Rus ordusunda savaşmalarının istendiğini anlatıyorlar.
Yardım isteyenlerden biri Gagandeep Singh.
Annesi Balwinder Kaur’a göre, Rus Ordusu’nda savaşmazsa 10 yıl hapis cezası alacağı söylendi.
BBC Pencapça’ya konuşan Kaur “Her gece oğlumuzdan bir mesaj ya da telefon gelir diye bekliyoruz. Ukrayna Savaşı’nda çarpışmak üzere cepheye gönderildiklerini söylüyor. Hepimiz çok kötü durumdayız” diyor.
BBC’ye konuşan diğer Pencaplı aileler de dolandırılan çocuklarının Rusya’ya gitmeden önce turist vizesiyle ya Dubai’ye ya da Belarus’a gittiklerini anlatıyor.
Kurbanlar ve aileleri aracıların yolculuk için 300 bin rupi (3621 ABD Doları) istediklerini ve birkaç ay orduda geçirdikten sonra Rus pasaportları vaat ettiklerini söylüyor.
En az 254 yabancı öldü
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Ukrayna Savaşı’nın Rusya açısından 350 bin ölü ve yaralıya mal olduğunu söyledi, ancak net rakamlar vermedi.
BBC Rusça, 46.678 askerin öldüğünü teyit etti. Bu durum, Rus silahlı güçlerinin neden artan oranda yabancıları orduya katmak istediklerin açıklıyor.
2022’de Rusya Savunma Bakanlığı ile en az bir yıllık sözleşme imzalayıp, altı ay boyunca savaşanlar, oturum ya da son beş yıl Rusya’da yaşamak gerekmeksizin Rus vatandaşlığına başvurma hakkı kazanıyordu.
Ocak ayında, Rusya lideri Vladimir Putin, süreci daha da basitleştiren bir yönerge imzaladı.
Çoğu yabancı savaşçı, başta Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan gibi Orta Asya cumhuriyetlerinden gelen ekonomik göçmenler.
Rusya için savaşanlar arasında Küba, Nepal, Hindistan, Suriye, Irak, Sırbistan, Afganistan, Somali, Sri Lanka ve Malezya vatandaşları da bulunuyor. Toplam sayılarının binlerce olduğu söyleniyor.
BBC Rusça’nın verilerine göre Aralık 2023 itibarıyla Rus Ordusu için savaşan en az 254 yabancı öldü.
Aralık ayında Nepal, altı vatandaşı Ukrayna’da savaşırken öldükten sonra, Nepalli paralı askerlerin geri dönmesini istedi.
Katmandu Polisi, insan kaçakçılarının Rusya’ya turist vizesiyle sokmak için kişi başına 9 bin dolar aldıklarını söyledi.
BBC Rusça ayrıca, Rusya’da vize kurallarını ihlalden tutulan yabancıların da risk altında olduğunu belirledi.
Geçen Kasım’da, Rusya-Finlandiya sınırında vize ihlali yüzünden gözaltına alınan yabancılar Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir askeri kampa gönderildi.
40’lı yaşlarındaki Somalili Awad (gerçek adı değil) Kasım ortalarında gözaltına alındı, 2 bin ruble (20 euro) para cezası aldı ve sınır dışı edilmek üzere tutuklandı. Bu, vize ihlallerindeki standart uygulamaydı.
Gözetim merkezinde sınır dışı edilmeyi beklerken kendisine ve en az 10 yabancıya askeri temsilcilerin yaklaştığını ve “devlet işi” teklif edildiğini söyledi.
Awad, kandırılıp Rus Ordusuna yazıldığını iddia ediyor. Yapılan öneriyi tamamen anlayamadığını söylüyor.
“Hayır dedim, çünkü imzaladığım kağıt benim dilimde değildi. Ben bir mülteciyim, asker değil.
“Bir yıllık sözleşme ile eğitim ve iyi bir maaş verileceği söylendi. Ukrayna sınırına ya da savaşa gönderilmeyeceğim söylendi. Bize söylenen her şey yalandı.”
Otobüslerle Ukrayna sınırı yakınlarındaki bir kampa götürüldüler. İtirazlarından sonra tehdit azaldı. En az bir göçmen sınır dışı edildi ve Awad şimdi Rusya’da iltica başvurusunda bulundu. Hala gözetim altında ve başvurusunun görüşüleceği tarih belli değil.
BBC, Rusya İçişleri Bakanlığı’ndan yorum talebine yanıt alamadı.
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Bu partinin kurucu Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Özgür Özel onun koltuğunda oturuyor, onun emanetinde görev yapıyor. Atatürkçülerin, cumhuriyetçilerin, vatanseverlerin partisi CHP’nin adayı Zekai Sana’dır. Şöyle bir çaresizlik yok: ‘İki kötüden birini tercih edelim, Yancılara, fırsatçılara asla itimat etmeyiniz” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin Ordu İl Başkanlığı’nı ziyaret etti. Özel, ziyaretin ardından halka hitap etti. CHP lideri Özel’in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:
“İKİ ADAY, BİRBİRİNE RAKİP GİBİ GÖSTERİLİYOR AMA ASLINDA İKİSİ AYNI DALIN MEYVESİDİR”
“Ordu’nun bütün ilçelerindeki belediye başkan adaylarımız yanımızda. Hepsi birbirinden iddialı. Adaylar içinde özellikle bir adayımız var ki onu özel olarak Ordululara emanet edeceğim. Adayımız Ordu’nun tek kadın adayı Leyla Başkan. Çamaş’ta aday. Belediye başkanının kendisine karşı uyguladığı sözlü bir şiddet var. Bütün kadınlara yapılmış bir saygısızlık var. Bunun hesabını sandıkta soracağız. Ben Leyla Başkanı Çamaş’taki, Ordu’daki bütün kadınlara ve kadın haklarına saygılı bütün centilmen erkeklere emanet ediyorum. Bakın şu anda yaratılmaya çalışılan izlenimle iki aday, büyükşehirde birbirine rakip gibi gösteriliyor ama aslında ikisi aynı dalın meyvesidir. İkisi kayıkçı kavgası yapmaktadır. Bunlardan bir tanesi, altın madeninin ruhsatını verendir; öbürü de bu ruhsatı devam ettiren ve büyütendir. İkisinin birbirinden farkı yoktur.
“SANA DURURKEN ‘AK PARTİ KAZANMASIN’ DİYE KARŞISINDAKİNE OY VEREN PARTİSİNE İHANET EDER”
Bu partinin kurucu Genel Başkanı Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Özgür Özel onun koltuğunda oturuyor, onun emanetinde görev yapıyor. Atatürkçülerin, cumhuriyetçilerin, vatanseverlerin partisi CHP’nin adayı Zekai Sana’dır. Zekai Sana’ya CHP, bütün potansiyeliyle sahip çıkarsa, Atatürkçüler, cumhuriyetçiler, çevreciler, gerçek milliyetçiler Zekai Sana’ya sahip çıkarsa gücümüzle, yaratacağımız çekimle bu seçimleri biz alırız. Şöyle bir çaresizlik yok: ‘İki kötüden birini tercih edelim, efendim AK Parti kazanmasın, karşısındaki birine destek verelim.’ Karşısındaki AKP’linin tillahıdır tillahı. Eğer Zekai Sana dururken ‘AK Parti kazanmasın’ diye karşısındaki esas AK Partili Enver’e oy veren CHP’li vallahi partisine ihanet eder, billahi de partisine ihanet eder. Partinin Genel Başkanı olarak söylüyorum: Yancılara, fırsatçılara asla itimat etmeyiniz. Anlaşma diye bir şey yoktur. Bu partinin adayı Zekai Sana’dır. Bizde söz ağızdan çıkar, arka tarafta herhangi bir şey yoktur. CHP’liler sandık başına gidince muhtar adaylarına bakacak, onların içinde en Atatürkçü kimse, en cumhuriyetçi kimse ona oyu atacak. Gelecek öbür zarfı alacak, ilçede CHP’nin adayına atacak. Öbür zarfa bakacak, CHP belediye meclis üyesine atacak, büyükşehri atacak. Benim için, parti için, Kemal Kılıçdaroğlu, Deniz Baykal, Bülent Ecevit, İsmet İnönü, Gazi Mustafa Kemal Atatürk için oyunu partisine atacak.
“BÜTÜN BELEDİYE BAŞKANLARIMIZ AÇIK OCAK İŞLETMECİLİĞİNE KARŞI”
CHP, Ordu gibi bir yerde kendisine güvenmeyecek de gidip başkasına oy verecekmiş. Bir kusurumuz olduysa Zekai Bey’i birkaç hafta önce açıklamamakla oldu. Ordu’da Zekai Başkan büyükşehir belediye başkan adayımızdır. Ona oy vermek tüm CHP’lilerin namus borcudur. İki tane kötü var. Bir tanesi AK Parti’nin 10 yıl önce aday gösterdiği isim, bir tanesi beş yıl önce aday gösterdiği isim. İkisi de gitti Recep Tayyip Erdoğan’ın önüne aday adayı oldular. Hangisini seçse o partinin adayı oydu. Aday gösterilmeyince başka partiye gitmiş, şimdi ‘Bende birleşelim.’ Enver’e verilecek her oy partiye ihanettir. Buradan şunu net olarak söyleyelim: Yarın herkes, önce mal varlığını açıklayacak, bizim adaylarımız mal varlığını açıkladı ve açıklıyorlar. Rakiplerden bu açıklamaları istemek Ordulunun hakkıdır, bekliyoruz. İkincisi, bizim bütün belediye başkanlarımız yarın öbür gün açık ocakla altın işletmeciliğine karşı toplumla birlikte olacaklar. Toplumun arkasında duracaklar mı, hayır arkasında durmayacaklar, önüne geçecek, mücadele edecekler, söz veriyoruz.
“İKİ ADAY DA ALTIN ŞİRKETLERİNİN GİZLİ ADAYIDIR”
Eğer samimiyseler, Ordu’da belediye başkanlığına aday olan herkesin bu altın madenleriyle, açık madencilikle, siyanürlü madencilikle nasıl mücadele edeceğine ilişkin namus sözü vermesi gerekir. İki aday da altın şirketlerinin gizli adayıdır. Bu açık liçle İliç’teki gibi buradaki, Fatsa’daki mücadeleyi gördünüz, tarım alanlarının yüzde 70’ini, orman alanlarının yüzde 62’sini Akbelen’deki gibi delik deşik edip, ortadan kaldırıp Ordu’yu perişan edecekler. Biz altın şirketlerinin adaylarına değil, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinin adaylarına oy veriyoruz.”
]]>CHP Genel Başkanı Özgür Özel, “Partisine aday adaylığı başvurusu yapıp adaylaşmayınca bir başka partiden aday olup alternatifmiş gibi kendisini ifade edenler, Hiçbir milliyetçinin, Cumhuriyetçinin, Atatürkçünün ve CHP’linin bir oyunu dahi almayacaklardır” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ordu’da iftar programına katıldı. Burada konuşan Özel, şunları söyledi:
“SANA’NIN İKİ RAKİBİNİN YEREL İKTİDAR İÇİNDE OLDUKLARININ TAKDİRİNİ SİZLERE ARZ EDERİZ”
“Yerel seçime giderken öncelikle muhtarlara özel bir önem atfederek bu konudaki düşüncelerimi ifade ederek başlamak isterim. Çünkü yakalarında bir partinin rozeti olmaksızın, arkalarında bir teşkilatın gücü, kendileri için ayrılmış bir bütçe olmaksızın doğrudan kendileri aday olan, oy pusulalarını dahi kendileri bastırmak durumunda olan, seçildikten sonra yapacakları hizmet, kendilerinden beklenti çok yüksek olan ve bir başlarına mücadele ederek bu demokrasi savaşını veren tüm muhtarlarımıza, hangi siyasi görüşten olurlarsa olsunlar 31 Mart seçimlerinde başarılar diliyorum. Kendilerini gösterdikleri cesaret ve fedakarlıktan dolayı kutluyorum. Yerel seçim arifesindeyiz. Zekai Sana’yı size anlatacak olan ben değilim. Kendisi, fevkalade avukatlık mesleğine bağlı, Gazi Üniversitesi’nde hukuk eğitiminden ayrı, yönetim bilimleri lisans eğitimi tahsis etmiş iyi bir yönetici, Sümerbank Genel Müdürlüğünde uzun yıllar başarıyla yöneticilik yapan ve Ordu için hayalleri, hedefleri olan geçmişi temiz, pırıl pırıl, enerjisiyle, iyi niyetiyle hep birlikte bizim de bütün örgüt olarak kendisinden beklentimizin çok yüksek olduğu bir aday profilimiz. İki rakibiyle yarışıyor. 10 yıl boyunca her iki rakibinin de birbirinden hangi farkla, hangi hareket noktasından, hangi hedefe doğru Ordu’yu nasıl yürüttüklerinin, kimlerin lehine ve Ordu’nun hangi çıkarları için nasıl yerel iktidarı içinde olduklarının takdirini sizlere arz ederiz.
“17 SENE ÖNCE, ORDU’NUN KİŞİ BAŞINA DÜŞEN MİLLİ GELİRİ BUNDAN FAZLAYDI”
Ölüm saçan madenlere ruhsatı veren birisi, uzatan birisi, genişleten birisi olduktan sonra Ordu maalesef hem de ikisi de iktidar partisindeyken, belediye başkanlığı yapmışken, Ordu kişi başına milli gelirde tam 15 yıl geriye gitmişken, belki yaşadığınız kentin bu sorunu bizim kadar dikkatinizi çekmemiş de olabilir ancak Ordu’nun bu seneki milli geliri kişi başına 5 bin 78 dolar. Bu para 2007 yılında, 5 bin 200 dolardı. Yani tam 17 sene önce, Ordu’nun kişi başına düşen milli geliri bundan fazlaydı. Ordu, bu sene ‘Türkiye’nin milli geliri 11 bin dolardan 13 bin dolara çıktı’ hesaplamaları yapılırken hala geriye gitmekteyse, Türkiye’de kişi başı milli gelirde 81 il içinde 68’inci sıraya gerilemiş durumdaysa oturup hep beraber düşünmek gerekir.
“SEYİT TORUN’UN HAKİMİYETİ ZEKAİ SANA’NIN EN ÖNEMLİ YOL GÖSTERİCİSİ OLACAKTIR”
Benim bu salondaki herkesten geç tanıyıp, her biriniz kadar çok güvenip sevdiğim birisi var. Büyükşehir belediyesi olana kadar sizlere hizmet eden, Ordu’ya dokunan, turizmine dokunan, bugünkü bu muhteşem sahili sizlere bırakırken mavi bayraklı bir sahil olarak bırakan, kentin tüm yapısal sorunlarına orta ve uzun vadeli çözümleriyle etki etmiş olan ve geçmiş dönem CHP’nin 2019 yılındaki büyük yerel seçim zaferinin baş mimarı Seyit Torun’u sevgiyle, saygıyla ve minnetle selamlıyorum. Bundan sonraki dönemde, Zekai Sana Başkanımızın belediye başkanlığında, Seyit Torun’un bu geçmişi ve konulara bu hakimiyeti, şüphesiz Zekai Başkanın en önemli yol göstericisi olacaktır. Ayrıca CHP’de gençlik örgütü deyince, yerel yönetimler deyince, genç siyasetçiler deyince bir kişi aklına geliyor. Ulaş Tepe’yi geçen sefer tam 29 yaşındayken Ordu’nun en mütevazı, en şirin, en küçük ilçesine aday göstermiştik. Kendisi Gülyalı’da büyük bir başarı gösterdi ve o günden bugüne beş yıl boyunca hepimizin gururu oldu. Bu seçimlerde özellikle hem Seyit Torun, hem il başkanımız, hem milletvekilimiz Mustafa Bey’in yüreklendirmeleriyle, yine Türkiye’deki tüm genç siyasetçilerin destekleriyle, MYK ve PM’nin oy birliğiyle bu sefer kendisini Altınordu’muza aday gösterdik. Kendisini sizlere emanet ediyorum. Adaylarımız seçildiği taktirde şunu ifade etmek isterim ki sağ omuzlarındaki el Mansur Yavaş’ın eli olacaktır. Sol omuzlarındaki el de Ekrem İmamoğlu’nun eli olacaktır. Ben de Genel Başkanları olarak her projelerinde, bilhassa dünyadaki siyasi akrabalarımızla kuracakları ilişkilerde, Sosyalist Enternasyonelin Başkan Yardımcısı sıfatımla, dünyadaki temiz fonların, uzun vadeli düşük faizli yatırım kredilerinin, çevreye dayalı hibe projelerinin her birinin şahsen takipçisi olacağımı arkadaşlarımızın, siz muhtarlarımızla, meslek örgütlerimizle birlikte Ordu’nun kaderini değiştirecek adımlar atarlarken kaya gibi arkalarında duracağımın sözünü, siz hemşehrilerinin önünde ifade etmek isterim.
“ORDU, BAL ÜRETİMİNDE 17 BİN TONLA TÜRKİYE BİRİNCİSİ OLMASINA RAĞMEN SEKTÖR ZORDA”
Ordu’nun Fatsa çevreyolu projesinden başlayarak 2016’da mega proje olarak açıklanan bu projenin halen daha başlanmadığı gerçeğinden hareketle Ünye, Akkuş, Niksar yolu projesine yıllar sonra seçim öncesinde göstermelik bir temel atmanın yapıldığının bilgisiyle Ulubey, Gürgentepe, Gölköy ve Fatsa İslamdağ yolu sorunlarının halen çözülmediği gerçeğiyle Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin Sarp Demiryolu projesi konusunda yıllardır yapılan vaadin gerçekleşmemiş olduğunu da bu toplantımızda bir kez daha hatırlatmak, takipçisi olduğumuzu ifade etmek isterim. Ordu deyince akla Türkiye’nin en çok bal üreten ili olması, 17 bin tonla Türkiye birincisi olması, üretilen balın yüzde 15’inin Ordu’da üretiliyor olmasına rağmen arıcıların başta şeker olmak üzere tüm maliyet artışlarından etkilendiklerinin, sahte bal üretimiyle mağdur edildiklerini ve bu kadar temiz, hem şehir hem ülke ekonomisine katkı sağlayan sektörün zorda olduğuyla ilgili bilincimizi ifade etmek istiyorum.
“ORDU’NUN YÜZDE 74’Ü MADEN ARAMA SAHASI OLARAK TESCİL EDİLMİŞ DURUMDA”
Ordu büyük bir haksızlıkla, tehlikeyle, saldırıyla karşı karşıya. TEMA Vakfı’nın raporuna göre, Ordu ilinin toplamının yüzde 74’ü maden arama sahası olarak tescil edilmiş durumda. Tarım alanlarının yüzde 76’sı, orman alanlarının yüzde 70’i, meraların yüzde 64’ünün maden aramasına tahsis edildiği durum, bugün Ordu için en büyük tehlike. Benim mesafe olarak uzaktan ama ilgi olarak çok yakından takip ettiğim Fatsa’daki siyanürlü altın işletmesinin, milletvekillerimizin, örgütümüzün ve meslek örgütlerinin tepkileriyle durdurulmuş olmasını son derece önemsiyorum. Ancak İliç’te yaşananları göz önüne almak gerekir. Ordu’nun verimli topraklarında bu kadar tahsis son derece tehlikelidir. Hemen ileride, uçaktan geçerken görüp inanamadığım, sorduğum ve Fatsa-Ordu arasında İliç’tekinden tam altı kat büyük, açık liç usulüyle işletilmeye kalkılan o madenin ne büyük bir tehdit olduğuna dikkati çekmek isterim. Ayrıca açık liç, üzerine siyanür damlatılarak aşağıdan altının alındığı ve altının yabancı şirkete, siyanürün arseniğe dönüşerek sizin içme sularınıza karıştığı bu yönteme kim olursa olsun, bütün Orduluların isyan etmesi gerekiyor.
“KENDİSİNİ ALTERNATİFMİŞ GİBİ İFADE EDENLER, HİÇBİR ATATÜRKÇÜNÜN VE CHP’LİNİN OYUNU ALAMAYACAKTIR”
Ordu’ya seçilecek ilçe belediye başkan adaylarının da büyükşehir belediye başkan adayının da Ordu’nun doğasını namusu gibi koruyacak, açık madenciliğe karşı kendi namusunu korur gibi koruyacak namuslu kişiler olması ve Ordululardan oy isterken ilk önce bu konudaki niyet beyanlarını açıkça paylaşmaları gerekir. Bunu talep ediniz Ordulular. Bugün, bir aynanın iki yanında duran iki simetrik adayla karşı karşıyayız. Ordu’yu yüzde 74 oranında maden aramasına açan, kararnameyi imzalayan kalem, 10 yıl önce bir adayı atadı, beş yıl önce diğerini atadı. Aralarında bir fark yoktur. Herhangi birisi, partisinin adayı olsaydı, bugün Cumhur İttifakı’nın oylarıyla o talana, doğa katliamına onay vermek üzere göreve talipti. Partisine aday adaylığı başvurusu yapıp adaylaşmayınca gelip bir başka partiden aday olup sonra alternatifmiş gibi kendisini ifade edenler, hiçbir iktidar projesinin alternatifi olamayacakları gibi hiçbir milliyetçinin, Cumhuriyetçinin, Atatürkçünün ve CHP’linin bir oyunu dahi almayacaklardır.
“CHP OLARAK DÖRT DOLARI TABAN KABUL EDECEK BİR MÜCADELEYİ ORDU İLE BİRLİKTE SÜRDÜRME AZMİNDEYİZ”
Ordu, fındığın başkentidir. Fındık konusunda uzun süredir verdiğimiz mücadeleyle fındığın dört doların üzerinde tutulmasını milletvekillerimizin, örgütümüzün, sizlerin emekleri sağlamıştır. Ancak bir dünya devi fındık alıcısının rekabet kurumunda yürüyen soruşturmasının tam bu süreçte kapatılmış olması, fındık fiyatlarıyla ilgili aşağı doğru bir baskı sürecini başlatabilmesi endişesini yaratmaktadır. Biz CHP olarak dört doları taban kabul edecek bir mücadeleyi Ordu ile birlikte sürdürme azmindeyiz. Dolar olarak da hesaplasanız, mazot olarak da hesaplasanız dönüm başına desteklemenin 2 bin 500 TL olması gerektiği bugün de 1700 TL’lik 10 yıldır değişmeyen alan bazlı destekleme kabul edilebilir durumda değildir. 2B arazileriyle ilgili genel sorun, ayrıca fındık bahçelerinin de 2B’ye kaydedilmesi sorunsalını beraberinde getirmektedir. Biz bundan sonraki süreçte de fındığı gerektiğinde Meclis’te, gerektiğinde basın toplantılarında, gerektiğinde daha önce yaptığımız üç günlük fındık yürüyüşünde olduğu gibi sahada, meydanda, Ordu’da, Giresun’da savunmaya sizlerle birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”
]]>Myanmar’daki insan hakları durumuna ilişkin raporunu açıklayan Andrews, askeri yönetimin sivillere yönelik saldırılarının arttığını, cuntaya karşı daha güçlü ve koordineli uluslararası eyleme ihtiyaç duyulduğunu vurguladı.
Andrews, askeri yönetim ile etkileşime koşulsuz son verilmesi ve ileriye dönük ilk şartın “ölümlerin durdurulması” olması gerektiğini belirtti.
Myanmar’da cuntanın giderek yalnızlaştığını ancak hala son derece tehlikeli olduğunu kaydeden Andrews, “Son 5 ayda sivillere yönelik saldırılarda belirgin bir artış görüldü. Sivil hedeflere yönelik hava saldırıları 5 kat arttı.” ifadelerini kullandı.
Arakanlılara yönelik saldırılar sürüyor
Andrews, özellikle Arakanlı Müslümanların en fazla bombardımana maruz kaldığını, Myanmar’daki çoğu kişinin aksine Arakanlıların güvenli bir yere gitmelerine izin verilmediğini hatırlatarak, iki gün önce Arakan eyaletindeki bir köye gerçekleştirilen saldırıda, aralarında küçük çocukların da bulunduğu en az 23 Arakanlının öldürüldüğüne dair haberler olduğunu bildirdi.
Andrews, “Arakanlılara yönelik saldırılar ve diğer sistematik insan hakları ihlalleri, Gambiya’nın Uluslararası Adalet Divanında açtığı ve BM İnsan Hakları Konseyinin birkaç üyesinin de müdahillik talebi olan soykırım davasında verilen geçici tedbirlere rağmen azalmadan devam ediyor.” ifadesine yer verdi.
Cunta güçlerinde kitlesel kayıpların artmasının yanı sıra ayrılmalar, teslim olmalar ve asker toplama zorluklarının asker sayısının azalmasına yol açtığını kaydeden Andrews, bunu “Myanmar ordusu için varoluşsal bir tehdit” olarak nitelendirdi.
Andrews, cuntanın ülkedeki şiddetin, istikrarsızlığın, ekonomik gerilemenin ve kanunsuzluğun başlıca nedeni olduğunu da vurgulayarak Myanmar’daki kaosun bölgeyi ve dünyayı etkileyebileceği uyarısında bulundu.
Myanmar’daki binlerce kişinin komşu ülkelere kaçmaya devam ettiğini kaydeden Andrews, cunta savaş uçaklarının komşu ülkelerin hava sahasını ihlal ettiğini de belirtti.
Hükümetlerin cuntaya silah ve para arzını kesmeye yönelik adımlarını memnuniyetle karşıladığını belirten Andrews, Singapur merkezli kuruluşların silah transferlerinin 2023’te yaklaşık yüzde 80 azaldığını kaydetti.
Andrews, Myanmar’daki askeri yönetime silah ve para teminini kesme konusunda daha fazla stratejik koordinasyon çağrısında bulundu.
Arakanlı Müslümanlara etnik temizlik
Myanmar’ın Arakan eyaletinde 2012’de Budistler ile Müslümanlar arasında çıkan çatışmalarda, çoğu Müslüman binlerce kişi katledilmiş, yüzlerce ev ve iş yeri ateşe verilmişti.
Arakan’daki sınır karakollarına 25 Ağustos 2017’de düzenlenen eş zamanlı saldırıları gerekçe gösteren Myanmar ordusu ve Budist milliyetçilerin uyguladıkları kitlesel şiddetten kaçan 1 milyona yakın kişi, komşu ülke Bangladeş’e sığınmıştı.
Çok sayıda Arakanlı Müslüman, Bangladeş’in Cox’s Bazar bölgesindeki aşırı kalabalık mülteci kamplarından kaçarak diğer Müslüman ülkelere gitmek için hayatlarını tehlikeye atıp derme çatma teknelerle denize açılıyor.
Bangladeş, halihazırda 1,2 milyondan fazla Arakanlı Müslüman mülteciye ev sahipliği yapıyor.
Myanmar’daki askeri darbe
Myanmar’da 2020’deki genel seçimlerde hile yapıldığı iddialarının ortaya atılması ve ülkede siyasi gerilim yaşanmasının ardından ordu, 1 Şubat 2021’de yönetime el koymuştu.
Ordu, ülkenin fiili lideri ve Dışişleri Bakanı Aung San Suu Çii başta olmak üzere, pek çok yetkili ve iktidar partisi yöneticisini gözaltına almış ve olağanüstü hal ilan etmişti.
Ordu yönetimine karşı demokrasi taraftarları, ülkede gösteriler düzenlemeye başlamış, ordunun göstericiler üzerine ateş açması sonucu onlarca kişi tutuklanmış, yaralanmış veya hayatını kaybetmişti.
]]>HABER: EDDA SÖNMEZ/ KAMERA: HAKAN KAYA
Emekli astsubaylar, İstanbul Maltepe’de, özlük haklarını savunmak ve tazminat taleplerini dile getirmek için iktidara çağrıda bulundular. “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı atan emekli astsubaylar, yıllardır özlük hakları için mücadele ettiklerini ve mevcut hükümet tarafından oyalandıklarını belirterek “Cumhurbaşkanımız, Genelkurmay Başkanımız bizi neden sokağa döktünüz?” diye sordu.
Türkiye’nin dört bir yanından emekli astsubaylar, özlük hakları için İstanbul Maltepe’deki miting alanında bir araya geldi. Miting düzenleme komitesinin çağrısı üzerine toplanan binlerce emekli astsubay “Hak, Hukuk, Adalet” sloganı attı. Mitinge Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ da destek verdi.
Emekli astsubaylar adına basın açıklamasını yapan Deniz Kuvetleri’nden emekli Kıdemli Başçavuş Avukat Yalçın Tunçbilek, haklarını alıncaya kadar, inanç ve kararlılıkla mücadele edeceklerini belirterek, “Astsubaylar, sadece itibari anlamda değil ücret rejimi noktasında da büyük hak kayıpları ile karşı karşıya bırakılmışlardır” dedi.
Metingte okunan basın açıklaması ise şöyle:
“ORDUMUZ, MEMLEKETİN HER KÖŞESİ, HER BİR HANESİNDEN GELEN İNSAN KAYNAĞIYLA TEŞEKKÜL ETMİŞ, ASİL TÜRK MİLLETİ’NİN ADETA ÇELİKLEŞMİŞ BİR İFADESİDİR: Türk Silahlı Kuvvetlerinin vazgeçilmez unsuru kahraman astsubayların uzun yıllardır çözüm bekleyen sorunlarını ve haklı taleplerini dile getirmek üzere milletin kürsüsünden sizlere ve kamuoyuna saygıyla sesleniyorum. Mazisi şan, şeref ve zaferlerle dolu Türk Ordusunu daha nice yüzyıllara taşıyacak yenilikçi değişim ve dönüşümlerin, çağın gereklerine uygun olarak zamanında gerçekleştirilmesi önemli bir husustur. Bu bağlamda, Milletimizin bağrından çıkmış ordumuzun, geleceğinin hassasiyetle planlanması ve aidiyet duygusunu pekiştirecek çok yönlü değişim ve dönüşümlerin vakti geldiğinde yapılarak tüm TSK personeline hissettirilmesi de büyük önem arz etmektedir. Ordumuz, memleketin her köşesi, her bir hanesinden gelen insan kaynağıyla teşekkül etmiş, asil Türk Milleti’nin adeta çelikleşmiş bir ifadesidir. Toplumumuzda bu niteliği itibariyle de askerlik bir meslek değil bir yaşam biçimi olarak kabul görmüştür. Halk arasında ‘Peygamber Ocağı’ olarak da ifade edilen bu kurum tüm kamuoyu yoklamalarında halen en güvenilir kurumlarımızdan bir tanesi olarak ön sırada yer almaktadır.Türk Ordusu, milletinin zor günlerinde şefkatle yardıma koşan, yolu gözlenen, en çok güvendiği dayanağı olmuştur. Yakın zamanda yaşanan elim deprem felaketinde de tecrübe edildiği üzere, halkımız böyle durumlarda ilk olarak kendi bağrından çıkan ‘Mehmetçiği’ yanında görmek istemiştir. Sırtında bu kadar önemli manevi yükü taşıyan ordumuzun gücü, takdir edersiniz ki, tüm personelinin sahip olduğu moral ve motivasyonuyla da doğrudan orantılıdır. Türk Silahlı Kuvvetlerimizin (TSK) yakın tarihi incelediğinde; yeniden yapılanması adına 1950’li yıllardan itibaren uygulamaya geçirilen Amerikan modeli politikalar askeri anlamda modernleşme çabaları olarak görülmüş ve bu yeni yapılanmanın çeşitli sorunları da beraberinde getirebileceği karar alıcılar, kanun koyucular tarafından öngörülememiştir.
EN BAŞTAKİ SORUNLAR BÜYÜYEREK BUGÜNE KADAR SÜREGELMİŞTİR: Amerika Birleşik Devleti (ABD) ordu yapısının Türk ordusuna transfer edilmesi bazı temel yapısal sorunları da beraberinde getirmiştir. Ordumuza ithal edilen bu sistem ile, yeni ara statülerin benimsenip işlevsel hale gelmesinde zorluklar yaşanmıştır ve hala da uyumsuzluğun sorunları yaşanmaya devam etmektedir. Uyumsuzlukları olan bu ithal sistem, rasyonel ve güçlü bir yasal temelde, sorunları çözüme kavuşturulmadığı için, en baştaki sorunlar büyüyerek bugüne kadar süregelmiştir. Mevcut sistemimizdeki astsubaylar ve emeklilerinin karşı karşıya kaldığı sorunlar da bu durumun belirgin bir göstergesidir. TSK’da astsubaylar branşlarında en ihtisaslı personel olmalarının yanında liderlik ve amirlik; Kısım ve Takım Komutanlığı, Bölük Komutanlığı, Bando Komutanlığı, Karakol Komutanlığı, Bot Komutanlığı, Bölük Astsubaylığı, Saymanlık, Kısım Amirliği, Öğretmenlik, Müdürlük, Öğretim görevlisi kadroları dahil birçok sorumlulukları olan etkin vasıflı kadro görevlerinin yanında, çeşitli subay kadro görevlerini de asaleten ve vekaleten yürütmektedirler. Bunlara ek olarak astsubay statüsü kritik konumu itibari ile yıllar içerisinde daha da fazla sorumluluk taşıyan bir hale dönüşmüştür. Ancak tarihi süreç incelendiğinde bu kadar ağır sorumluluklarına karşılık statü haklarının iyileştirilmesi ve uyumu noktasında etkin yenilikler yapılamamıştır.
120 BİN EMEKLİ VE 100 BİN ÇALIŞANI VE AİLELERİYLE BİRLİKTE 1 MİLYONU AŞAN ASTSUBAY CAMİASININ ACİL ÇÖZÜM BEKLEYEN SORUNLARI NE YAZIK Kİ ÇÖZÜMSÜZ KALMIŞTIR: Astsubaylar, geniş sorumlulukları bulunan bu görevleri icra etmelerine karşın sadece itibari anlamda değil ücret rejimi noktasında da büyük hak kayıpları ile karşı karşıya bırakılmışlardır. 120 bin emekli ve 100 bin çalışanı ve aileleriyle birlikte de 1 milyonu aşan astsubay camiasının acil çözüm bekleyen sorunları ne yazık ki çözümsüz kalmıştır. Az önce bahsedilen negatif etkiler altında uzun yıllar görev hayatlarına devam ederek emekli olduktan sonra da çektikleri külfetin nimet dengesi hususunda yeterince tatminkar bir kıymet görememişlerdir. Bahse konu negatif etkiler değerlendirildiğinde; maddi eksiklerin yanında itibari kıymetlendirmeyi de esas alarak astsubaylık statüsünün; ifa etmiş oldukları görevlerin kritik öneminin daha iyi idrak edilerek, bilgi birikim ve tecrübelerinin de göz önünde bulundurularak çağın gereğine uygun bir sisteme kavuşturulması da son derece önem arz etmektedir. Bugünün ve geleceğin harp anlayışı teknoloji-yoğun sistemlerin varlığına bağlı olarak şekillenmektedir. Sadece idari konularda değil aynı zamanda tüm teknik konularda da sorumluluğu üstlenmiş, teknolojik silah, araç gereç ve malzemenin işlerliğini sağlayan ve kritik teknik görevleri icra eden astsubaylarımızın mevcut durumdaki ön lisans olan eğitim seviyelerinin lisans seviyesine çıkartılarak Türk Ordusunun, modern ve güçlü dünya orduları arasındaki yerinin pekiştirilmesi sağlanmalıdır. Siyasi ve askeri karar alma mekanizmaları bu rasyonel tercihi göz ardı etmemelidirler. Astsubayların savaş ve barış koşulları altında, yıllar içerisinde edindikleri tecrübe, bilgi ve birikimleri ile kazandıkları yetkinlik dikkate alınarak yatay nitelikli kadrolardan branşlarında ihtisaslaşmış dikey nitelikli kadrolara açık hale getirilmesi ve potansiyellerinden azami ölçüde fayda sağlanabilmesi de yine çok önemli bir husustur. Astsubaylarımız yaşadığı sorunları uzun yıllar Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altında ve birçok yazılı ve görsel medya organlarında da gündeme getirmeye çalıştılar.
ASTSUBAYLARA VERİLEN SÖZLER TUTULMAMIŞTIR: Astsubay camiasının bu talepleri ordumuzun komuta kademeleri ve hükümetlerimizce de haklı görülmüş, çözüm sözleri verilmiş ancak sonrasında herhangi bir ilerleme sağlanamamıştır. (Türk Dünyasının ünlü Yazarlarından Cengiz Aymatov ‘un dediği gibi; Bütün duyguları anlatmaya yetecek kadar kelime yoktur. Gerek de yoktur. Kelimeler mi yetersiz kalmıştır? Anlaşılmak mı istenilmemiştir, takdirini siz değerli konuklarımıza ve meslekdaşlarımıza bırakıyorum) Yakın zamanda bahse konu bu haklı talepleri tekrar duyurulabilmek adına emekli astsubaylarımızın öz çabaları ile bilimsel nitelikte bir makale çalışmasıyla önemli bir adım atılmıştır. Bu konuların değerlendirileceği bir ‘Çalıştay’ yapılabilmesi için de hala çalışmalarını azim ve kararlılıkla sürdürmektedirler.
TSK İÇERİSİNDEKİ SUBAYLARA TAHAKKUK ETTİRİLEN TAZMİNATLARIN TEMEL DAYANAK NOKTASI ANILAN PERSONELİN “AMİR” SIFATIYLA TANIMLANMIŞ OLMASIDIR: 20 Eylül 2023 tarihinde “Cumhuriyetin 100. Yılında Astsubaylar” başlığıyla yayınlanan makalede, binlerce emekli astsubayın gönüllü katılımı ile görüşlerine başvurulmuştur. Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi alanında çalışmalar yürüten kendisi de emekli bir Asb olan Öğr. Üyesi Dr. Fatih Çam tarafından kaleme alınan ve hakemli ulusal bir dergide yayınlanan çalışmanın bulguları sorunların çözümünde tarafsız ve gerçekçi bir biçimde karar alıcılar, kanun koyucular ve tüm paydaşların dikkatine sunulmuş bilimsel bir kaynak niteliğindedir. Makalede elde edilen bulgular ışığında, TSK personelinin aylık bağlama oranları ve net ele geçen maaşların toplamının tazminat faktörü üzerinden değerlendirildiği görülecektir. Tazminatlar sadece subay statüsüne bağlanan maaşlarda yer almaktadır. Aradaki farkın oluşmasındaki temel belirleyici unsur da tazminatın varlığıdır. Çünkü astsubaylarda tazminata konu bir ödeme kalemi değerlendirmeye alınmamıştır. TSK içerisindeki subaylara tahakkuk ettirilen tazminatların temel dayanak noktası anılan personelin “amir” sıfatıyla tanımlanmış olmasıdır. Astsubayların da ifa etmiş olduğu görev ve almış olduğu sorumluluklar dikkate alındığında “amir” sıfatıyla doğrudan emir-komuta yetki ve sorumlulukları olan makamları işgal ettiği açıkça görülmektedir. Bu nedenle söz konusu amir tanımına karşılık olarak statüler arası bir farklılıktan bahsetmek yeterli bir gerekçe değildir.
ARADAKİ BÜYÜK MALİ UÇURUMUN ORTADAN KALDIRILMASI İÇİN YENİ BİR DÜZENLEME ACİLEN TESİS EDİLMELİDİR: Aradaki büyük mali uçurumun ortadan kaldırılması için yeni bir düzenleme acilen tesis edilmelidir. Bu düzenlemenin en önemli gerekçesi ise 926 Sayılı Kanun hükümlerince TSK içerisinde ‘asker kişi’ olarak tanımlanan astsubayların kamu mali yönetimi çerçevesinde ücretlendirilmesi noktasına gelince 657 Sayılı Kanun’a bağlı ‘büro memuru’ statüsünde gösterilmesidir. Arz ettiğim bu mağduriyetlerin giderilmesi için TSK bünyesindeki tüm personelin sorumluluklarını göz önünde bulunduran, insan odaklı bir ücret politikasının tesis edilmesi gerektiği ortadadır. Kamu idaresi içerisinde istihdam edilmiş tüm çalışan ve emeklileri gibi astsubaylarımızın da yaşam standartlarını yükseltmek askeri ve siyasi karar alıcıların acil çözüm bulması gereken konuların başında gelmelidir. Mali iyileştirme ve düzenlemelerin aynı zamanda astsubaylık statüsünün itibari anlamda da iyileştirilmesine doğrudan katkı sağlayacağı da inkar edilemez bir gerçekliktir. Bu mağduriyetleri giderecek olan en yetkili ve en yüce makam ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’dir. Astsubayların gerek maddi, gerek itibari anlamda haklı taleplerinin karşılanması ordumuzun gücüne güç katacaktır”
]]>Dünyada bal üretiminde 95 bin arıcısı ile önemli bir sırada yer alan Türkiye’de en çok bal üretimi Ordu’da yapılıyor. 3 bin 500 kayıtlı arıcının bulunduğu Ordu’da yaklaşık 100 bin kişi geçimini bu sektörden sağlıyor. 550 bin koloninin olduğu kentte sektör, merdiven altında üretilen sahte ballar ile tehlikeye uğruyor.
“Bir kilo balın maliyeti 126 TL”
Ordu Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Akın Çiftçi, marketlerde bal adı altında ucuza satılan ürünlerin insan sağlığını tehlikeye düşürdüğünü, arıcılık sektörünü de olumsuz etkilediğini söyledi. Çiftçi, “Arıcı birlikleri olarak her yıl olduğu gibi bu yılda bal maliyetleri üzerinde çalışmalar yapmaktayız. Buradaki en temel amacımız Türkiye’de bal üretimi yapan arıcılık işletmelerinin sürdürülebilirliğinin sağlanması, bal kalitesi ve kovan başına verimin artırılıp dünya ortalaması seviyesine çıkmaktır. Biz bir kilo balın 126 TL maliyeti olduğunu yaptığımız çalışmalarda belirlemiştik. Ancak bugün market raflarında 50-60 liraya satılan bal adı altında ürünler var. Bu ürünler olduğu müddetçe de arıcılarımızın ürettiği ürünler hak ettiği değere ulaşmıyor. Merdiven altı üretimin önüne geçilmeli ve üreticilerimiz tarafından üretilen ballar maliyetlerinin üzerinde satılmalı. Üreticinin de refah seviyesi mutlaka yükseltilmeli” diye konuştu.
“Sahte ballar ihracatta da sorunlara neden oluyor”
Çiftçi, arıcılığın sürdürülebilir hale gelmesi için denetimlerin artması gerektiğini belirterek, “Doğadaki polinasyonun yüzde 40’ı arılar tarafından sağlanıyor. Merdiven altı yani tağşişli, arı görmeden bal adı altında satılan ürünlerin ayırt edilmesi için bakanlığımız bütçe ayırarak, tanesi 3 milyon olan NMR cihazı alınmıştı. Şuanda arıcılarımız maliyetin altında bal satıyor. Arıcılarımız ürettiği ballar elinde ve bu şekilde devam ederse arıcılık bitme noktasına gelir. Sonuçta Ordu’da 3 bin 500, Türkiye’de 95 bin arıcı bu meslekten ekmek yiyor. Bu maliyetler karşısında biz bal üretemez hale geldiğimizde merdiven altı ballar böyle giderse daha da artacak. Bu merdiven altı ballar ile ilgili ihracat yönünden de sıkıntılar var. Dünyanın farklı ülkelerinden ve ihraç ettiğimiz ballar ile ilgili sıkıntılar çıkıyor. Bakanlığımız üreticisini ve doğadaki polinasyonu düşünmeli, arıcılık sürdürülebilir hale gelmeli. Bu konuda destek sağlanırsa da hem arıcılarımız kazançlı çıkar, tüketici de düzgün bal yemiş olur” ifadelerine yer verdi.
“Enzimler ile yapılan ‘sahte bal’ insan sağlığını olumsuz etkiliyor”
“Marketlerde 50-60 liraya satılan ürünlere bal dememek lazım” diyen Çiftçi, şunları söyledi:
“Bir balın sadece dolum maliyeti kavanozu ve kapağı ile birlikte 30 TL. Ancak şuan market raflarında 60 liraya ballar var. Bunların içerisinde birileri ne olduğunu anlatsın, insanlar ne yediğini bilsin. Sonuçta bunlar enzimler ile yapılıyor, enzimler ile yapılan bir ürünün insan sağlığına zararının ne olduğunun bilinmesi gerekiyor. Bu nedenle merdiven altı üretimlerin mutlaka önüne geçilmeli.” – ORDU
]]>Erdoğan, bugün Ordu’da Cumhuriyet Meydanı’nda miting düzenledi. Erdoğan özetle şöyle konuştu:
“ARAMIZA TEFRİKA SOKMAYA ÇALIŞANLARLA BUGÜNE KADAR YÜRÜMEDİK”
“Bakılmakla doyulmayın, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarı iftiharımız Ordu. Senin her ilçenin, her mahallenin, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum.
Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, ne demek istediğimi anlıyorsunuz değil mi? Bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar sakın ha, bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, hepsinden önemlisi kifayetsiz bir muhteristir.
Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor? ‘Ben seçimi kazanacağım sonra Ak Parti’ye geçeceğim’. Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz. Ak Parti ve Cumhur İttifakı, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazırdır. 31 Mart akşamı Ordu, Hilmi Güler’i ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu?
Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz.
“HERHALDE MİLLETİMİZ 17 SEÇİMDİR KARA KAŞIMIZA, KARA GÖZÜMÜZE HAYRANLIĞINDAN BİZİ SANDIKTAN BİRİNCİ ÇIKARMIYOR”
Herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor, değil mi? Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes zaten görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz.
“AK PARTİLİ BİR BÜYÜKŞEHİR VE İLÇE BELEDİYELERİ OLDUĞU ZAMAN ARTIK ORDU’NUN KILINA ZARAR GELMEZ”
Mesela, herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü? Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı? Dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz; burada Cumhurbaşkanı şu anda Ak Parti’de Erdoğan, hükümet onda. Dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada Ak Partili bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız. Samsun’dan Hopa’ya bu sahil yolunu kim yaptı? Var mıydı sahil yolu? Yok ama yaptık. Şimdi de yine aynı şekilde yola devam.
Ordu’ya son 21 yılda günümüz rakamlarıyla 139 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptık. Laf ola beri gele, 139 milyar lira.
“BİZ VARSAK DOĞAL GAZ VAR. BİZ YOKSAK DOĞAL GAZ YOK”
Bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi, kusura bakmayın açık konuşuyorum; doğal gazı nasıl getirecek? Biz varsak doğal gaz var. Biz yoksak doğal gaz yok.
Küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle ülke olarak içinden geçtiğimiz meşakkatli dönemin bir süredir milletimizi nasıl yorduğunu en iyi biz biliyoruz. Pazartesi Dubai’deydik, oradan Mısır’a geçtim, oradan döndüm ülkeme geldim. Durmak yola devam. Tabii bir de buna 6 Şubat depremlerinin ekonomimize çıkardığı 104 milyar dolarlık ilave maliyeti eklememiz gerekiyor. Bu kritik dönemde de önceliği yatırıma, istihdama, üretime ve cari fazla yoluyla hamdolsun güçlenmeye verdik. Böylece vatandaşlarımızın çalışacak iş bulabilmesine, evine ekmek götürecek rızık kapısını açık tutabilmesine imkan sağladık.
“ACI REÇETELER YERİNE DENGELİ POLİTİKALARI YEĞLEDİK”
İnsanımızı mağdur edecek acı reçeteler yerine tedrici düzelmeyi sağlayacak dengeli politikaları yeğledik. Bilhassa hayat pahalılığı ile mücadele hepimiz için oldukça zorlu geçiyor. Bu mücadelenin bedelini beraberce ödüyoruz. Merkezi yönetim bütçesini hazırlarken çalışanıyla, esnafıyla, emeklisiyle tüm kesimlerin satın alma güçlerini korumayı hedefledik. Buna rağmen ortaya çıkan dengesizlikleri de ek tedbirlerle düzeltmeye çalışıyoruz. Mesela, sadece emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin liralık ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin liraya çıkarmanın, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır. Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir.
“BAYRAM İKRAMİYESİNİ 3 BİN LİRAYA YÜKSELTECEĞİZ”
Önümüz Ramazan, arkası bayram. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz, eskiden emeklinin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Bu uygulamayı ilk defa 2018 yılında biz getirdik. Önce bin lira olan bayram ikramiyesini evvela bin 200 liraya sonra 2 bin liraya çıkardık. Önümüzdeki bayramda bu rakamı yüzde 50 artışla 3 bin liraya yükselteceğiz. Tabii ülkemizde emekli maaşı alan vefat edenlerin hak sahipleri ile birlikte 16 milyon kişi var. Yapılan her bir iyileştirmenin bütçeye maliyetini buna göre düşündüğümüzde karşımızdaki tablo çok daha iyi anlaşılacaktır.
Bizim asıl amacımız ekonomide gerçek ve kalıcı refah artışını sağlayacak güçlü bir alt yapı kurmaktır. Hayat pahalılığı sorunu çözdüğümüzde diğer alanlarda çok daha hızlı yol alabileceğimiz bir iklime sahibiz. Biliyorsunuz, iktidarımızın ilk dönemleri büyük ölçüde geçmişin eksiklerini telafi etmekle geçti.”
Erdoğan ardından Ordu ilçe belediye başkan adaylarını açıkladı. Erdoğan’ın açıkladığı adaylar şöyle:
Akkuş: İsa Demirci
Altınordu: Aşkın Tören
Aybastı: İzzet Gündoğar
Çamaş: Mahmut Ayparçası (Cumhur İttifakı)
Çatalpınar: Ahmet Özay
Çaybaşı: İsmet Yanık
Fatsa: İbrahim Ethem Kibar
Gölköy: Fikri Uludağ
Gülyalı: Medet Sipahi (Cumhur İttifakı)
Gürgentepe: Yener Yalçınkaya
İkizdere: Osman Kaygı
Kabadüz: Yener Kaya
Kabataş: Yakup Yılmaz
Korgan: Tuncay Kiraz
Kumru: Yusuf Yalçuva
Mesudiye: Cengiz Koçyiğit
Perşembe: Cihat Albayrak
Ulubey: İsa Türkcan
Ünye: Hüseyin Tavlı
]]>Cumhurbaşkanı Erdoğan, binlerce kişiye hitap ettiği Ordu mitinginde eser ve hizmet siyasetinde kendileriyle yarışacak kimseni olmadığını söyledi. Erdoğan, “Eser ve hizmet siyasetinde bizimle yarışacak kimse yok. Kara kaşımıza kara gözümüze millet bizi sandıktan çıkarmıyor değil mi? Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda programda projede yarışacak rakip tanımıyoruz. Karşımıza çıkanların bir kısmının kendilerine bile hayrı yok” dedi.
“Muhalefet kazanmak değil kaybettirmek üzerine siyaset yapıyor”
Erdoğan, şöyle devam etti: “Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes zaten görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil, bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının, bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı, kendilerine bile hayrı yok. Mesela, herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü? Yine ülkeye ve millete herhangi bir faydası olmayan partilerin bazıları da tüm stratejilerini kazanmak değil, kaybettirmek üzerine kurmuş durumdalar. Yahu senin bu ülkede tuğla üzerine tuğla koyma seviyesinde bile bir izin yoksa, milletin dertlerinden birine bile derman olacak projen veya teklifin yoksa, herhangi bir konuda geleceğe ışık tutacak fikir üretememişsen, birilerine kaybettirmekle eline ne geçecek? Bu kafanın sonu, kendini siyasetin mezat pazarında açık artırmaya çıkarmaktır”
“Hüsnü niyetle çıktığımız hiçbir yolda yaya kalmadık”
Bugüne kadar hüsnü niyetle çıktıkları hiçbir yolda yaya kalmadıklarını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Buna karşılık kafalarında ve karınlarında dolaştırdıkları kırk tilkiyle bizim önümüzü kesmek için yola çıkanların hiçbirinin de sonu hayırlı bir durakta bitmedi. Varsın onlar tilkilerinin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar. Biz, ülkemiz ve şehirlerimiz için yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz” diye konuştu.
“Ülke gündemi bizim gündemimizdir”
Depremden teröre hiçbir başlıkta en küçük bir zafiyete izin vermediklerini, kalkınma programlarından insan ve şehir meselelerine kadar her şeyi yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle ülke olarak içinden geçilen zorlu dönemin milleti yorduğunun farkında olduklarını kaydetti.
Erdoğan şöyle devam etti:
“Bunun üzerine 6 Şubat depremlerinin ekonomimize çıkardığı 104 milyar dolarlık ilave maliyeti eklememiz gerekiyor. Bu kritik dönemde de önceliği yatırıma, istihdama, üretime, ihracata verdik. Böylece vatandaşlarımızın çalışacak iş bulabilmesine, evine ekmek götürecek rızık kapısını açık tutabilmesine imkan sağladık. İnsanımızı mağdur edecek acı reçeteler yerine, tedrici düzelmeyi sağlayacak dengeli politikaları yeğledik. Bilhassa hayat pahalılığıyla mücadele hepimiz için oldukça zorlu geçiyor. Bu mücadelenin bedelini beraberce ödüyoruz. Merkezi yönetim bütçesini hazırlarken, çalışanıyla, esnafıyla, emeklisiyle tüm kesimlerin satın alma güçlerini korumayı hedefledik. Buna rağmen ortaya çıkan dengesizlikleri de ek tedbirlerle düzeltmeye çalışıyoruz”
Emekli ikramiyesi 3 bin liraya çıkıyor
Emekli ikramiyelerini arttıracaklarını da kaydeden Erdoğan, şunları söyledi:
“Mesela, sadece emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin liralık ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin liraya çıkartmanın, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır. Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz; emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz Ramazan, arkası bayram, emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de, bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına, bir artış yapmayı planlıyoruz. Biliyorsunuz, eskiden emeklinin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Bu uygulamayı ilk defa 2018 yılında biz getirdik. Önce bin lira olan bayram ikramiyesini, evvela bin 200 liraya, sonra 2 bin liraya çıkardık. Önümüzdeki bayramda bu rakamı yüzde 50 artışla, 3 bin liraya yükselteceğiz. Tabii ülkemizde emekli maaşı alan, vefat edenlerin hak sahipleriyle birlikte 16 milyon kişi var. Yapılan her bir iyileştirmenin bütçeye maliyetini buna göre düşündüğümüzde, karşımızdaki tablo çok daha doğru anlaşılacaktır.”
“Aday olduğun partiye sadakat göstermen gerekir”
AK Parti’den aday yapılmayınca başka partiden aday olanlara seslenen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu’dan örnek verdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha önce AK Parti’de siyaset yaparken muhalefet partilerine geçip aday olanlara yönelik şöyle konuştu:
“Ordu’nun bu sevgisine layık olmak için çalışacağız. Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Biz, bizimle bir olan, diri olan, kardeş olanlarla yürüdük. Bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, kifayetsiz muhteristir. Ordu hokkabazlıklara değil esere ihtiyacı var. Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var. Bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim cumhur ittifakımız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Aday olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne şehirlerine hayır gelir. Biz yola çıktıklarımızla yolumuza devam ederiz. Ordu vizyonu ile, projesi ile 31 Mart’a hazırdır. Hilmi Güler’i ile, tüm ilçe belediyeleri ile geleceğe yürüyor mu? İki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimiz ile bütünleşirsek Ordu’nun tarihi sıçramasını hiçbir engel durduramaz”
Miting alanındaki pankartlara dikkat çeken Erdoğan, “Pankartları görüyor musunuz; ‘Kim dönerse dönsün, biz dönmeyiz bu yoldan’ eyvallah. ‘Dava adamlığı önemli mülktür, ihanet edenlerde bulunmaz’, ‘Ordulu bilir işini, durmak yok yola devam’. 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonuna sıkı sıkıya sahip çıkıyor muyuz? Rabbime hamdediyorum, bana böyle yol arkadaşları lütfettiği için. Bizim siyasetimiz eser siyasetidir. Bizim CHP gibi ne tek parti utancı var ne de yalan üzerine kurulu siyaset utancı var. Hasret gidermek, vatandaşın desteğini istemek için her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz. Dün Samsun’dayız, bugün Ordu’dayız. Buradan da Giresun’dayız” – ORDU
]]>Erdoğan, partisinin Ordu Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Ordu’ya getirdikleri yatırımların saymakla bitmeyeceğini belirten Erdoğan, önümüzdeki dönemde büyükşehir belediyesiyle, ilçe belediyeleriyle, Cumhurbaşkanlığı ve bakanlıklarıyla Ordu’yu her alanda geliştirmeye, büyütmeye ve güzelleştirmeye devam edeceklerini söyledi.
Erdoğan, “Ülkemizin her gündemi bizim gündemimizdir. Milletimizin her sıkıntısının çözümü bizim sorumluluğumuzdur. Depremden teröre hiçbir başlıkta en küçük bir zafiyete izin vermiyoruz, vermeyeceğiz.” ifadesini kullandı.
Bunlarla birlikte kalkınma programlarını, yatırımları, insanların ve şehirlerin her bir meselesini yakından takip ettiklerini dile getiren Erdoğan, “Bunları söylerken önümüzdeki zorlukları da görmezden gelmiyoruz. Küresel ve bölgesel gelişmelerin etkisiyle ülke olarak içinden geçtiğimiz meşakkatli dönemin bir süredir milletimizi nasıl yorduğunu en iyi biz biliyoruz. İşte, pazartesi Dubai’deydim, oradan Mısır’a geçtim, oradan döndüm ülkeme geldim ve durmak yok yola devam. Bir de buna 6 Şubat depremlerinin ekonomimize çıkardığı 104 milyar dolarlık ilave maliyeti eklememiz gerekiyor.” diye konuştu.
Bu kritik dönemde de önceliği yatırıma, istihdama, üretime ve cari fazla yoluyla güçlenmeye verdiklerini aktaran Erdoğan, böylece vatandaşların çalışacak iş bulabilmesine, evine ekmek götürecek rızık kapısını açık tutabilmesine imkan sağladıklarını söyledi.
Erdoğan, vatandaşları mağdur edecek acı reçeteler yerine tedrici düzelmeyi sağlayacak dengeli politikaları yeğlediklerine dikkati çekerek, hayat pahalığıyla mücadelenin herkes için zorlu geçtiğini, bu mücadelenin bedelini herkesin beraber ödediğini kaydetti.
“Bayram ikramiyesini 3 bin liraya yükselteceğiz”
Merkezi yönetim bütçesini hazırlarken çalışanıyla, esnafıyla, emeklisiyle tüm kesimlerin satın alma güçlerini korumayı hedeflediklerini anlatan Erdoğan, şöyle devam etti:
“Buna rağmen ortaya çıkan dengesizlikleri ek tedbirlerle düzeltmeye çalışıyoruz. Mesela sadece emeklilerimize yaptığımız tek seferlik 5 bin liralık ödemenin, en düşük emekli maaşının sınırını 10 bin liraya çıkarmanın, maaşlarda yaptığımız yüzde 50’ye ulaşan zam oranlarının bütçeye maliyeti 300 milyar liradan fazladır. Bütçemize ek maliyet getiren bu düzenlemelerle gayemiz emeklilerimize ve çalışanlarımıza biraz nefes aldırabilmektir. Önümüz ramazan, arkası bayram. Emeklilerimizin bayram ikramiyelerinde de bütçe imkanlarını tekrar zorlama pahasına bir artış yapmayı planlıyoruz. Eskiden emeklinin bayram ikramiyesi diye bir geliri yoktu. Bu uygulamayı ilk defa 2018’de biz getirdik. Önce 1000 lira olan bayram ikramiyesini evvela 1100 liraya, sonra 2 bin liraya çıkardık. Önümüzdeki bayramda bu rakamı yüzde 50 artışla 3 bin liraya yükselteceğiz. Ülkemizde emekli maaşı alan, vefat edenlerin hak sahipleriyle birlikte 16 milyon kişi var. Yapılan her bir iyileştirmenin bütçeye maliyetini buna göre düşündüğümüzde karşımızdaki tablo çok daha iyi anlaşılacaktır. Bizim asıl amacımız ekonomide gerçek ve kalıcı refah artışını sağlayacak güçlü bir altyapı kurmaktır. Hayat pahalılığı sorununu çözdüğümüzde diğer alanlarda çok daha hızlı yol alabileceğimiz bir iklime sahibiz.”
İktidara geldikleri ilk dönemlerin büyük ölçüde geçmişin eksikliklerini telafi etmekle geçtiğini anlatan Erdoğan, “Ardından 2023 hedeflerimizde Cumhuriyet’imizin ilk asrını hangi seviyede tamamlamak istediğimizi gösterdik. Şimdi de Türkiye Yüzyılı vizyonumuzla ülkemizi siyasetten ekonomiye, teknolojiden savunmaya her alanda geleceğin dünyasına hazırlıyoruz. İnşallah 31 Mart’ta sizlerin desteğiyle seçilecek belediye başkanlarımız vasıtasıyla hayata geçireceğimiz Türkiye Yüzyılı şehirleri hedefimiz bu vizyonun ayrılmaz bir parçasıdır.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, belediye başkan adaylarını Ordu halkına emanet ettiğini belirterek, “Sizlerden tekrar söz almak istiyorum. Ordu, 31 Mart’ta sandıkları patlatıyor muyuz? Ordu, 31 Mart’ta, Ordu haritasının tamamını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyuyor muyuz? Hanımlar, 31 Mart’a kadar çalmadık kapı bırakmadan çalışıyor muyuz? Gençler, 31 Mart’a kadar her sokağı, her meydanı heyecanınızla ve gayretinizle şölen yerine çeviriyor muyuz? Ben de Ordu’nun sözünü tutacağını biliyorum, buna inanıyorum.” dedi.
Mitingden notlar
Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazası nedeniyle miting alanında müzik çalınmadı.
Miting alanına, “Ordulu bilir işini durmak yok daima ileri”, “Kim dönerse dönsün biz dönmeyiz bu yoldan”, “Dava adamlığı pahalı bir mülktür ihanet edenlerde bulunmaz”, “Trenden inenler bir daha bu trene binemeyecekler”, “Bıkmadan yorulmadan, gece gündüz durmadan, kimseyi ayırmadan durmak yok yola devam”, “Türkiye Yüzyılı’na Yüzyılın Ordu’su hazır” ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Recep Tayyip Erdoğan’ın fotoğrafları bulunan “Pazara kadar değil mezara kadar beraberiz” pankartları asıldı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın konuşmasının ardından AK Parti Ordu ilçe belediye başkan adayları sahneye tek tek çağrılarak vatandaşlara tanıtıldı. Erdoğan, belediye başkan adaylarıyla vatandaşları selamladı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, daha sonra alana inerek vatandaşlarla sohbet etti.
Mitinge, Gençlik ve Spor Bakanı Osman Aşkın Bak, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun da katıldı.
(Bitti)
]]>Erdoğan, partisinin Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Ordu Şehir Hastanesinin inşasının yüzde 93 oranında tamamlandığını belirten Erdoğan, “Yol sıkıntısı vardı, bugün Ulaştırma ve Altyapı Bakanıma da talimatı verdim. Dedim ki, ‘Yolu da süratle yapacaksın, bunu belediyeden bekleme. Hemen Ulaştırma ve Altyapı Bakanı olarak yolu da bitir ve böylece şehir hastanesiyle birlikte yolumuzu da bitirmiş olalım.’ Şu anda Ulaştırma ve Altyapı Bakanım da burada. Süratle bu işi bitirecek.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Samsun’dan Hopa’ya kadar uzanan sahil yolunu kendilerinin yaptığını anımsatarak, “Var mıydı sahil yolu, yok. Ama yaptık. Şimdi de yine aynı şekilde yola devam.” ifadesini kullandı.
Ülkeye ve millete herhangi bir faydası olmayan partilerin bazılarının da tüm stratejilerini kazanmak değil, kaybettirmek üzere kurmuş durumda olduklarını dile getiren Erdoğan, “Yahu senin bu ülkede tuğla üzerine tuğla koyma seviyesinde bir izin bile yoksa, milletin dertlerinden birine bile derman olacak projen veya teklifin yoksa, herhangi bir konuda geleceğe ışık tutacak fikir üretememişsen, birilerine kaybettirmekle eline ne geçecek? Bu kafanın sonu kendini siyasetin mezat pazarında açık artırmaya çıkarmaktır. Nitekim öyle de oluyor.” dedi.
“Niyet hayır, akıbet hayır” sözüne gönülden inandıklarını belirten Erdoğan, bugüne kadar hüsnüniyetle çıktıkları hiçbir yolda yaya kalmadıklarını ifade ederek, “Kafalarında ve karınlarında dolaştırdıkları kırk tilkiyle bizim önümüzü kesmek için yola çıkanların hiçbirinin sonu hayırlı bir durakta bitmedi. Varsın onlar tilkilerinin kuyruklarını birbirlerine bağlamakla uğraşsınlar. Biz ülkemiz ve şehirlerimiz için yaptıklarımızı ve yapacaklarımızı anlatmayı sürdüreceğiz.” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu’ya son 21 yılda 139 milyar lira tutarında kamu yatırımı yaptıklarını belirterek, şöyle devam etti:
“Eğitimde, 3 bin 909 adet yeni derslik inşa ettik. Üniversitemizi şehrimize kazandırdık. Gençlik ve sporda, 5 bin 89 kişi kapasiteli yükseköğrenim yurt binaları açtık. 3’ü stadyum olmak üzere 51 adet spor tesisi inşa ettik. Sosyal yardımlarda, ihtiyaç sahibi vatandaşlarımıza, şehit yakınlarımıza, yaşlılarımıza, engellilerimize toplam 7,3 milyar lira tutarında kaynak aktardık. Sağlıkta, yatak kapasitesi 1215’i bulan 12 hastane dahil 57 sağlık tesisi kazandırdık. Ordunun sağlıktaki amiral gemisi olacak 914 yataklı şehir hastanemizin inşası devam ediyor, yüzde 93’ü bitti. Gölköy Devlet Hastanemizle birlikte 6 sağlık tesisinin inşası, 7 sağlık tesisinin ise ihale, proje ve arsa tedarik süreci devam ediyor.”
“Fatsa millet bahçesini projelendiriyoruz”
Ordu’ya yapılan çevre ve şehircilik yatırımları çerçevesinde, TOKİ vasıtasıyla 4 bin 495 konutu tamamlayıp hak sahiplerine teslim ettiklerini hatırlatan Erdoğan, “626 konutun yapımı sürüyor. Kentsel dönüşümde, şehrimizde riskli yapı olarak belirlediğimiz 2 bin 33 bağımsız bölümün dönüşümünü gerçekleştirdik. Ordu’daki 5 millet bahçesi projemizden Gürgentepe’yi tamamladık. Kabataş, Ünye ve Altınordu’nun yapımına başladık, Fatsa’yı projelendiriyoruz.” dedi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Ordu’ya yapılan ulaştırma yatırımları kapsamında, 50 kilometreden devraldıkları bölünmüş yol uzunluğunu 150 kilometreye çıkardıklarını belirterek, şunları dile getirdi:
“Ünye Çevre Yolu’nu, Ordu-Mesudiye-Koyunhisar Yolu’nu, Ordu-Ulubey Yolu’nu ve Bolaman-Perşembe Yolu’nu yaptık. Şehrimizdeki dağları tünellerle aşarak uzakları yakın ettik. Bünyesinde 6 adet çift tip tünel, 11 adet çift köprü, 5 adet tek köprü ve 7 adet farklı seviyeli kavşağın bulunduğu Ordu Çevre Yolu’nun ilk etabını tamamladık. Kalan kesimlerini 2025 yılında bitiriyoruz. Ordu-Kabadüz, Kabadüz-Çambaşı, Ulubey-Gürgentepe-Gölköy Yolu’nu bu yıl, Korgan-Çamiçi, Terme-Ünye-Fatsa, İslamdağ-Korgan yollarını ise 2025’te tamamlıyoruz. Yıllık 2 milyon yolcu kapasiteli, Türkiye’nin ve Avrupa’nın ilk denize dolgu yapılarak inşa edilen Ordu-Giresun Havalimanı’nı şehrimize kazandırdık. Havalimanımızın yolcu trafiği geçtiğimiz yıl neredeyse 1 milyona ulaştı.”
“Ordulu çiftçiye 5 milyar lira destek verildi”
Ordu’ya tarım ve orman alanında kazandırılan yatırımlara da değinen Erdoğan, “Ordu’ya 3 baraj, 4 içme suyu tesisi, 78 taşkın koruma tesisi, 1 gölet ve 15 hidroelektrik santral inşa ettik. Korgan, Kumru ve Kırtaş barajlarının yapımı devam ediyor. Ordulu çiftçilerimize toplam 5 milyar lira tutarında tarımsal destek verdik.” ifadelerini kullandı.
Erdoğan, sanayi ve teknoloji alanında şehre yapılan yatırımları da anlattı. Ordu’ya iki organize sanayi bölgesi ve bir araştırma geliştirme merkezi kurduklarını hatırlatan Erdoğan, Ordulu iş insanlarına da 3 milyar lirayı aşan prim teşviki verdiklerini söyledi.
Enerjide, Altınordu, Aybastı, Fatsa, Gülyalı, Korgan, Kumru, Perşembe ve Ünye’ye doğal gaz arzını sağladıklarına dikkati çeken Erdoğan, “Önümüzdeki dönemde Akkuş, Çaybaşı, Gölköy, Gürgentepe, İkizce, Kabadüz ve Ulubey’i de doğal gaza kavuşturacağız. Yani bizim olmadığımız bir büyükşehir belediyesi kusura bakmayın, açık konuşuyorum, doğal gazı nasıl getirecek? Biz varsak doğal gaz var. Biz yoksak doğal gaz yok.” şeklinde konuştu.
(Sürecek)
]]>Bak, Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitingde, Bakanlık olarak Ordu’ya ve tüm Türkiye’ye gençlik merkezleri, gençlik kampları, kredi yurtları ve yaptıkları sahalarla, havuzlarla ve diğer yatırımlarla hizmet verdiklerini belirtti.
Türkiye’nin 21 yılda yaptığı yatırımlarla Avrupa’da ve dünyada en büyük spor tesisi yatırımı yapan ülke konumunda olduğunu vurgulayan Bak, milli takımın Avrupa Futbol Şampiyonası için Almanya’ya gideceğini anımsattı.
Bak, yapılan 36 stadyum, devasa tesisler, spor salonları ve yüzme havuzlarıyla Türkiye’nin bir spor ülkesi olma yolunda olduğunun altını çizerek şu değerlendirmede bulundu:
“Evet bu noktada da yine 2032 Avrupa Futbol Şampiyonası’nı Türkiye ile beraber İtalya gerçekleştirecek. Sporda da devrim var, sporun içinden gelen Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan var. Yapılan yatırımlar devam etmektedir. Dünyanın en büyük gençlik ve spor altyapısı, kredi yurtlarıyla beraber yaklaşık 950 bin gencimize, üniversitelerde okuyan gençlerimize hizmet veriyoruz.”
Ordu’yu çok sevdiklerini dile getiren Bak, “Şöyle söyleyeyim, ‘Tasalanma yiğidim zaman bizden yanadır, dünya düşman olsa da Ordu senden yanadır, Türkiye senden yanadır.’ Yolun sonuna kadar Recep Tayyip Erdoğan. Ordu’da da Cumhur İttifakı’yla beraber yine durmak yok, yola devam. Hilmi Güler başkanımızla yola devam.” diye konuştu.
“Türkiye, Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde kalkınma yolculuğunda çok daha yüksek hedeflere koşacak”
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Ordu’ya gönülden sevdalı olduklarını söyledi.
Kacır, Ordu’nun son seçimlerde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a olan güvenini bir kez daha gösterdiğine işaret ederek “Tercihini istikrardan, güvenden, refahtan ve eser siyasetinden yana kullandı. Devletimizin bekası, milletimizin huzuru, evlatlarımızın aydınlık yarınları için Cumhurbaşkanı’mızın döktüğü tere sahip çıktı. Sonuçta kazanan Ordu oldu, kazanan Türk milleti oldu.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan liderliğinde Milli Teknoloji Hamlesi yolculuğunda büyük kazanımlar elde edildiğine dikkati çeken Kacır, şunları kaydetti:
“AK Parti iktidara geldiğinde ancak 36 milyar dolar ihracat yapabilen bir Türkiye vardı. Şimdi ihracatımız ne kadar? 255 milyar dolar. İşte Türkiye bu, Türkiye’nin potansiyeli bu. Bu potansiyelde Ordu’nun önemli bir payı var artık. 22 yıl önce Ordu’da 2 organize sanayi bölgemiz (OSB) bulunuyordu. Şimdi Ordu’da 4 OSB’miz var. 22 yıl önce Ordu’da OSB’lerimizde 38 işletme faaldi, şimdi 113 fabrikanın bacası tütüyor. 1500 kardeşimiz istihdam ediliyordu, şimdi Ordu’nun OSB’lerinde 13 binden fazla kardeşimiz istihdam ediliyor.”
Kacır, Türkiye’nin, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinde kalkınma yolculuğunda çok daha yüksek hedeflere koşacağını vurgulayarak şöyle devam etti:
“Türkiye, Allah’ın izniyle Cumhurbaşkanı’mızın liderliğinde kalkınma yolculuğunda çok daha yüksek hedeflere koşacak. Türkiye bugün insansız hava araçlarında dünyada bir numaradır. Türkiye Bayraktar’ı, Akıncı’yı, ANKA’yı, Aksungur’u, Kızılelma’yı, Hürkuş’u, Hürjet’i, ATAK’ı, Gökbey’i milli imkanlarıyla üretebilen bir ülkedir. Bunda Türk milletinin mühendislerinin, Türk milletinin öz evlatlarının alın teri vardır, akıl teri vardır. İnşallah önümüzdeki dönemde, Ordu’daki gençlerimizle birlikte çok daha büyük işleri başaracağız. Bakanlık olarak bu yolculukta her daim Ordu’nun yanında olacağız.”
“Biz Ordu’ya hizmet etmeye, sizlerin güvenini boşa çıkarmamaya gayret ediyoruz”
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ise 6,5 yıl Samsun Karayolları Bölge Müdürlüğü yaptığını anımsatarak Ordu’nun her ilçesine ve köyüne gittiğini söyledi.
Ordu’da yapılan yatırımları sıralayan Uraloğlu, “Ordu’da Dereyolu, Akdeniz yolu neresidir? Ordu Topçam-Mesudiye yolunu bitirdik, trafiğe açtık. Karadeniz’i Akdeniz’e bağlamış olduk. Hayırlı uğurlu olsun, bu sene bitirdik tamamını. Ünye-Akkuş yoluna başladık. İnşallah en kısa zamanda bitireceğiz. Sonra oradan da Niksar’a doğru devam edeceğiz, o yolu bitireceğiz inşallah.” dedi.
Uraloğlu, Fatsa Çevre Yolu’nun projesini bitirdiklerini vurgulayarak şunları kaydetti:
“Orayı da programa alarak inşallah yapacağız. Ordu-Kabadüz yolumuz var. Orada, Çambaşı yolumuz var. Güçlü bir çalışmayla orada devam ediyoruz. Bir ikmal ihalesi yapmamız gerekiyor, onu da inşallah bitireceğiz. Ünye-Akkuş ve Tekkiraz yollarında çalışmalarımız devam ediyor. Ordu’nun 19 ilçesinde, merkezle 20 ilçesinde çalışmadığımız bir yer yok. Hepsinde çalışmalara devam ediyoruz. Karadeniz Sahil Yolu’nun olmadığını, Ordu Çevre Yolu’nun önemli bir bölümünü, 3’te 2’lik bölümünü bitirmediğimizi düşünün. Bugün Ordu’dan geçememiş olurduk gerçekten. Bunları yaptık. Nasıl yaptık? Cumhurbaşkanı’mızın talimatıyla yaptık. Nasıl yaptık? Sizin, Cumhurbaşkanı’mıza çok güçlü destek vermenizle yaptık.”
Bakan Uraloğlu, katılımcılardan Ordu Büyükşehir Belediye Başkan adayı mevcut başkan Hilmi Güler’e destek isteyerek “Size uzun zaman hizmet etmiş olan Hilmi Güler ağabeyimizle, diğer bütün ilçelerde de Cumhur İttifakı adaylarımızla beraber 31 Mart’ta sandıkları patlatmaya hazır mıyız? Biz Ordu’ya hizmet etmeye, sizlerin güvenini boşa çıkarmamaya gayret ediyoruz. Ordu’nun ihtiyaçlarını biliyoruz.” diye konuştu.
]]>Erdoğan, partisinin Ordu Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenen mitinginde, vatandaşlara hitap etti.
Konuşmasına, “Boztepe’den Ordu’ya bakılmakla doyulmaz. Ordu’nun güzelliği söylemekle sayılmaz. Denizde dalgası var üstünde takası var, Allah şahit Ordu’nun millete sevdası var” dizelerini okuyarak başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Bakılmakla doyulmayan, güzelliği sayılmayan, milletine, vatanına, devletine, sevdasına, gökte uçan kuşların bile gıpta ettiği medarıiftiharımız Ordu. Senin her ilçeni, her mahalleni, sesimize sesiyle, sevdamıza sevdasıyla mukabele eden kadirşinas her bir insanını hasretle selamlıyorum.” ifadelerini kullandı.
Ordululara, Mayıs 2023 seçimlerinde Cumhurbaşkanlığında kendisine verilen yüzde 62’yi aşan, milletvekilliği seçimlerinde de Cumhur İttifakı’na verilen yüzde 61’in üzerindeki destek için teşekkür eden Erdoğan, “Bu rekor sonuçlarla Ordu, Türkiye Yüzyılı’nın öncü şehirleri arasında yer alma kararını ortaya koymuştur. Ülkeye eser kazandırma ve millete hizmet etme yolunda girdiğimiz her mücadelede kayıtsız şartsız yanımızda yer alan Ordu, safını bir kez daha şüpheye yer vermeyecek şekilde göstermiştir.” diye konuştu.
Kendilerinin de bugüne kadar olduğu gibi gelecek dönemde de Ordu’nun sevgisine layık olmak için var güçleriyle çalışacaklarını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, şöyle devam etti:
“Dün Ordu ile aramıza kimseyi sokmadık, bugün de aramıza kimseyi sokmayacağız. İstismar politikası yapanlar, aramıza girmeye çalışanlar, sakın bunlara yer vermeyin. Biz aramıza tefrika sokmaya çalışanlarla bugüne kadar yürümedik. Tam aksine biz bizimle bir olan, beraber olan, iri olan, diri olan, kardeş olanlarla beraber yürüdük, bundan sonra da onlarla yürüyeceğiz. Her kim aksini iddia ediyorsa yalancıdır, müfteridir, hilebazdır, kifayetsiz bir muhteristir. Ordu’nun siyasi hokkabazlıklara değil sadece esere ihtiyacı var, hizmete ihtiyacı var, Türkiye Yüzyılı’na hazırlanmaya ihtiyacı var.
Elbette bu ülkenin her bireyi istediği partide siyaset yapma hakkına sahiptir. Nereye giderse gitsin, hangi partide siyaset yaparsa yapsın. Bizim onlarla işimiz yok. Bizim sadece şu anda Cumhur İttifakı’mız var, AK Parti’miz var. Siyasetin namusu var. Evvela üyesi olduğun, adayı olduğun partiye sadakat göstermen gerekir. Hani eskilerin deyimiyle, eli işte gözü oynaşta olanlardan ne partilerine ne de şehirlerine hayır gelir. Biz sadece kendi partimizle, kendi ittifakımızla yol yürüyenlerden mesulüz. Ne diyor; ‘Ben seçimi kazanacağım sonra AK Parti’ye geçeceğim.’ Bizim onlarla işimiz yok. Biz yola çıktıklarımızla aynen yolumuza devam ederiz.”
“Yardımı sadece Rabb’imizden, desteği sadece milletimizden istiyoruz”
AK Parti ve Cumhur İttifakı’nın, Ordu’yu Türkiye Yüzyılı belediyeciliğinin örnek şehri yapmak için vizyonuyla, programıyla, projesiyle 31 Mart’a hazır olduğunu belirten Erdoğan, “31 Mart akşamı Ordu, Hilmi Güler ile ve tüm ilçe belediyeleriyle gümbür gümbür geleceğe yürüyor mu? Mesele bu. Siyasi hayatımızın her safhasında olduğu gibi bugün de yardımı sadece Rabb’imizden, desteği sadece milletimizden istiyoruz. Şayet iki elin parmaklarının kenetlendiği gibi birbirimizle bütünleşirsek Allah’ın izniyle Ordu’nun yapacağı tarihi sıçramayı hiçbir engel durduramaz.” dedi.
Erdoğan, alandaki, “Kim dönerse dönsün biz dönmeyiz bu yoldan”, “Dava adamlığı pahalı bir mülktür ihanet edenlerde bulunmaz” ve “Trenden inenler bir daha bu trene binemeyecekler” yazılı pankartları okuduktan sonra “Şimdi öyle bir ses vermenizi istiyorum ki ucuz numaralarla Ordu’yu kandırmaya kalkanların yürekleri titresin” diyerek alandakilere şu sözlerle seslendi:
“Ordu, 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için hazır mıyız? 31 Mart’ta Türkiye Yüzyılı şehirleri için kararlı mıyız? 31 Mart’ta gerçek belediyeciliği tercih ediyor muyuz? Bunun için seçim gününe kadar kapı kapı dolaşmaya var mıyız? Büyük ve güçlü Türkiye vizyonumuza sıkı sıkıya sahip çıkmaya var mıyız? Seçim akşamı Ordu ile Türkiye haritasını Cumhur İttifakı’nın renkleriyle boyamaya var mıyız? Rabb’im hepinizden razı olsun.”
“Ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın gayreti içindeyiz”
Her fırsatta, siyasetlerinin eser ve hizmet siyaseti olduğunu vurguladıklarını belirten Erdoğan, “Bizim ne dünün CHP’si gibi arkamızda tek parti faşizminin utancı var, ne de bugünün CHP’si gibi kendi iç kavgasından başını kaldıramayan yalan üzerine kurulu bir siyasetimiz var. Biz tüm samimiyetimizle ve gücümüzle ülkemizin önünde yeni ufuklar açmanın, şehirlerimizi de bu vizyona ayak uyduracak yönetimlere kavuşturmanın gayreti içindeyiz. Bu anlayışla hasret gidermek ve vatandaşımızın sandıkta desteğini istemek için gittiğimiz hemen her şehirde rakiplerimize meydan okuyoruz.” ifadelerini kullandı.
Dün Samsun mitingini yaptıklarını, Ordu’dan sonra, Giresun’a gideceklerini ifade eden Erdoğan, yarın da Trabzon ve Rize’de miting yapacaklarını söyledi.
Erdoğan, şunları kaydetti:
“Eser ve hizmet müktesebatı konusunda ne belediyelerde ne iktidarda bizimle yarışacak bir parti zaten mevcut değil. Öyle ya, herhalde milletimiz 17 seçimdir kara kaşımıza, kara gözümüze hayranlığından her seçimde bizi sandıktan birinci çıkarmıyor. Türkiye’nin 21 yılda nereden nereye geldiğini akıl ve vicdan sahibi herkes görüyor, kabul ediyor. Sadece bu kadar da değil bizimle vizyonda, programda, projede yarışacak bir rakip de tanımıyoruz. Seçimlerde karşımıza çıkan partilerin bir kısmının bırakın ülkeye ve şehirlerimize katkıda bulunmayı kendilerine bile hayırları yok.”
“Mesela herkesin saç saça, baş başa kavga halinde olduğu CHP’ye bakıp da başka bir hissiyata kapılmak mümkün mü?” diyen Erdoğan, şöyle devam etti:
“Şu anda biz merkezi yönetimde miyiz? Bu kardeşiniz bu ülkenin Cumhurbaşkanı mı? Dolayısıyla burada Mehmet Hilmi Güler ve ilçe belediyelerimiz seçimi kazandığı anda şunu bileceksiniz. ya burada Cumhurbaşkanı şu anda AK Parti’li Erdoğan, hükümet onda. Dolayısıyla yerel yönetimde de aynı şekilde burada AK Parti’li bir büyükşehir ve ilçe belediyeleri olduğu zaman artık Ordu’nun kılına zarar gelmez. Bunu yapacağız.”
(Sürecek)
]]>5 yıl önce sevgiyi büyütmek için yola çıktığını, çekişmeden ve kavgadan uzak kaldıklarını belirten Başkan Güler, ‘Düşünen Üreten Yarışan Ordu’ ilkesi ile yoğun bir çalışma sergilediklerini ve özellikle 2 bin 150 km yol ve 1800 km su yatırımlarında Cumhuriyet tarihinin tüm rekorlarını kırdıklarını kaydetti. Başkan Güler, bu başarıya 250 yeni iş makinesi aldıklarını, kendi asfalt plent tesisi ve beton santralleri ile taş ocakları kurarak ulaştıklarını ifade etti. Güler ayrıca yıllardır gündem olan çöp sorununu çözdüklerini hatta çöpten enerji üretecek seviyeye geldiklerini vurguladı.
“Tarımsız kalkınma olmaz”
AK Parti’nin 2024 Yerel Seçim Beyannamesi’ndeki 8 konu başlığının Ordu’da 5 yıldır uygulanan projelerle aynı olduğuna dikkat çeken Başkan Güler, “Biz o 8 maddeyi zaten kendiliğimizden yapmıştık. Bizimki yenilikçi, vizyoner bir belediyecilik. Bizim belediyeciliğimiz 5 yıl önce başlamadı. 1994 yılından beri Sayın Cumhurbaşkanımızla beraber çalıştık. Yaptığımız şeylerde bazen anlaşılmakta zorluk çekiliyor. Tavuk şu bu deniliyor ama tarımsız kalkınma olmaz. Yaptığımız çalışmalarla en küçük büyükşehir olmamıza rağmen en büyük büyükşehirle mukayese ediliyoruz. Bu hoş bir karşılaştırma” diye konuştu.
Borç tartışmalarına noktayı koydu
Ordu Büyükşehir Belediyesi’nin borcu ile ilgili tartışmalara nokta koyan Başkan Güler, geçtiğimiz günlerde yapılan meclis toplantısında plan bütçe komisyonunun borç miktarlarını açıkladığını ve konunun kapandığını vurguladı. Başkan Güler, “Bakın biz kimseyle yarışmıyoruz, kendimiz ile yarışıyoruz. Biz boş işlerle uğramıyoruz. Yanlış çoktur, doğru birdir. Tek bir doğru varken niye yanlışların doğru olduğunu ispat edelim.700’den fazla iş yaptık. Bütçe meydanda. Ben bu tür iddialara mecbur kaldıkça cevap veriyorum, yoksa onun dışında cevap vermiyorum. Boş işlerle uğraşmanın alemi yok. Tartışmayla vakit geçirecek zamanımız yok. Meclisin hem kendi denetimi var hem de Sayıştay tarafından denetliyoruz. Dolayısıyla her şey açık ortada. Plan bütçe komisyonumuzun başkanı gerek açıklamaları yaptı. Biz borç ödüyoruz, aynı zamanda borçlarımızı azalttık ve varlıklarımızı da ortaya koyduğumuz zaman 1,5 milyarlık kazancımız var” ifadelerini kullandı.
“Belde Evler’i yıkmasaydık emsal oluşturacaktı”
Altınordu Kirazlimanı Mahallesi’nde denizin kara ile birleştiği noktada daha önce yıkımı gerçekleştirilen ve yerine halkın yararlandığı sosyal tesisler inşa edilen Belde Evler alanıyla ilgili açıklamada bulunan Başkan Güler, “Benden önceki dönemi bahsetmek istemiyorum. Belde Evleri yıkmasaydık, 110 km sahili olan Ordu’da buna göz yumsaydım Altınordu’da emsal oluşturulurdu. Bütün sahili yüksek binalarla kapatacaktık. Şimdi Kirazlimanı’nda bütün Ordu’ya örneği olmayan bir tesis kazandırıyoruz” açıklamasında bulundu.
“Maliyetin altında su satışı yapıyoruz”
Su fiyatlarıyla ilgili bilgilendirmede bulunan Başkan Güler, “Su fiyatları konusunda 30 büyükşehir arasında 17. sıradayız. Bir metreküpün maliyeti bize 41 liraya mal olmasına rağmen Ordu il genelinde 772 mahallede 492 yerleşim ünitesine mesken abonelerine yüzde 80 indirimli su satışı yapılıyor. Sahilde bulunan 5 ilçemizdeki mesken abonelerine yüzde 47 indirimli, diğer 14 ilçemizdeki abonelerimize ise yüzde 60 indirimli su satışı yapılıyor. Yani maliyetinin çok altında satıyoruz. Su temel bir sorun. Keşke mümkün olsa da parasız yapsak. Ama maliyeti var. Biz göreve geldiğimizde suyun yüzde 56’sını kaybediyorduk. Biz bunu 35’e düşürdük. Sadece 1800 km su hattı yaptık” şeklinde konuştu.
“Bizim davamız pazara kadar değil, mezara kadar”
AK Parti’den aday gösterilmeyenlerin istifasını da değerlendiren Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, şöyle konuştu:
“Bu bir dava. Davanın dünü bugün makamı, koltuğu asla olmaz. Herhangi bir karşılığı asla olmaz. Hayatın sizi nereye atacağı belli olmaz. Bazen bir duvarın dibine de atabilir bazen de duvarın üstüne çıkartabilir. Biz dava bilinci ile hareket ediyoruz. Biz bu davanın en başından en sonuna kadar yer aldık. Baktığınız zaman herkes bir şey olmaya çalışıyor. Ama doğrusu bir şey yapmaktır. Zaten onu yaptığınız zaman, doğal olarak olmuş oluyorsunuz. Bunun bilincinde olmayanlar sabun köpüğü gibi değişebilir. Dediğiniz olmazsa başka bir yere geçersiniz. Yani dava bilinci çok köklü bir şeydir. Herkes bu bilince sahip olmaz”
“Bizim hedefe kitlendik”
Ordu’da 31 Mart Yerel Seçimlerinde hedefe kitlendiklerinin altını çizen Başkan Hilmi Güler, açıklamasında şunları söyledi:
“Bizim bütün amacımız daima sonuca kitlenmek. Onun için tüm ekip arkadaşlarımız ile hedefe kilitlendik. Yaptığımız çalışmaları inançla, dava ruhu ile gönüllere girerek yapıyoruz. Zaten yapmış olduğumuz bu çalışmaları ve üretilen projeleri vatandaşlarımız gördüğü için dün olduğu gibi bugünde tercihi değişmiyor. Biz eserlerimiz ile gereken cevabı zaten veriyoruz. Onun için halkımız da bunu bildiği için 20 yıldır tercihi değişmedi.”
“Biz hızımızı muhalefetin hızına göre yükseltiyoruz”
31 Mart Yerel Seçimlerinde Ordu’da Cumhur İttifakı olarak sahada çalışmalar yaptıklarının altını da çizen Başkan Güler, “Biz hızımızı muhalefetin hızına göre ayarlıyoruz” dedi.
Başkan Hilmi Güler, açıklamalarında şu bilgilere yer verdi:
“Bir Kızılderili atasözü derki; ‘Tanrım, düşmanımı güçlü kıl ki, zaferlerden şeref duyayım’. Bizim için muhalefet güçlü olursa, ondan memnun oluruz. Çünkü ona göre biz vitesimizi daha da yukarıya çıkartırız. Zaten kendimiz ile yarışıyoruz. Şu ana kadar zaten Ordu’da büyük bir hızla çalışmalarımızı yürütüyoruz. Muhalefetin biraz dişli olması bizim çalışmalarımızın daha heyecanlı olmasını sağlar. Ordu’da biz Cumhur İttifakı olarak gayet verimli ve iş birliği içerisinde çalışmalarımızı yürütüyoruz.”
“Türkiye’de beka sorunu önemli”
15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası oluşan Cumhur İttifakı birlikteliği gelecek adına önemli bir birliktelik, olduğunun altını çizen Başkan Güler, şöyle devam etti:
“Türkiye’de beka sorunu önemli. Bakınız 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası ortaya çıkan bu birliktelik ile Türkiye daha güçlü bir yapıya kavuştu. Bu hem ülkemiz için hem de yarınlarımız için çok önemli bir birlikteliktir. Burada seçimin A ya da B’nin kazanması değil, Beka sorunu çok önemlidir. Bunun içinde bizim çok güçlü olmamız gereklidir. Enerji, gıda, teknoloji ve yazılımda hep öne çıkacak hamlelerimiz olması gerekir. Bakınız biz göreve başladıktan sonra kurduğumuz şirketlerle aslında bunun yerel yansımasını yaptık. Bu bakımdan Ordu yerelde aslında çok güçlü bir şehirdir. Baktığınız zaman Ordu aslında Türkiye’nin yerele yansımasıdır. Bizim aslında şuan ki neslimiz Z kuşağı nesli değil. Bizim neslimiz, TEKNOFEST kuşağıdır.”
“Yeni yüzyıl Ordu’nun yüzyılı olacak”
Dolu dolu geçen canlı yayında Fatma Meltem Naz’ın sorularını içtenlikle cevaplayan Başkan Güler, “Yeni yüzyıl Ordu’nun yüzyılı olacak. Daha önce karanlık içerisinde olan ilçeler şimdi aydınlık içerisinde birçok ilçemizde sokaklar karanlık ve kötü durumdaydı. Biz göreve geldikten sonra bu ilçelerimizde çalışmalara başladık. Önce alt sonra da üstyapı çalışmalarını tamamladık. İlçelerimiz ışıl ışıl oldu. Şimdi bu ilçelerimize doğalgazı getireceğiz. Belediyecilik budur. Bunları kendi imkanlarımız ile yapıyoruz. Paramız da var. Çok zengin de bir belediyeyeyiz. Bunlar haricinde yeni kaynaklar da oluşturduk. Yeni arsalar üretiyoruz. Teknolojide üretiyoruz. Önemli çalışmalar yapıyoruz. Ürettiğimiz bu teknolojiyi de il dışına satıyoruz” dedi.
“Ordu’yu bölge bölge ayırdık”
Yeni dönemde Ordu’ya yapılacak çalışmalardan da bahseden Başkan Güler, “Yeni dönemde Ordu adeta üretim noktası olacak. Ordu’nun yüksek ilçelerine organize sanayi bölgeleri kuracağız. Mesudiye ilçemizde Hayvan Organize Sanayi Bölgesi kurulacak. Akkuş ilçemizde Ahşap Organize Sanayi Bölgesi olacak. Aybastı ilçemiz Peynir ve Süt Ürünleri Bölgesi olacak. Alt ilçeler zaten teknoloji ağırlıklı olacak” diye konuştu.
“Altınordu rıhtım uzatılacak”
Altınordu ilçesinde bulunan rıhtımın yeni dönemde uzatılarak kruvaziyer turizmi için hazırlanacağının altını çizen başkan Güler, “Rıhtımda çalışmalarımız tamamlandı. Yeni dönemde burada hızlı bir çalışma yaparak limanı büyütüp kruvaziyer turizmi için gerekli olan tüm çalışmayı yapacağız. Şuan Ünye Limanı’nda bu çalışmaları yaptık. Ordu’daki limanda da bunları yapacağız. Bu hem şehrimiz için hem de gelecek için önemli bir yatırım olacak” şeklinde konuştu.
“Otopark meselesine el atıyoruz”
Yeni dönemde otopark sorununu mutlaka halledeceklerini kaydeden Güler, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Otoparkta rahatlık sağlayacak şekilde özel çalışmalarımız var. Örneğin millet bahçesinin altına 2000 araçlık otopark yapacağız. Daha önceki projede 416 araçlıktı. Bunu durdurarak 2000’e çıkarttık. Burası aynı zamanda sığınak olacak. Diğer taraftan Millet Düzü dediğimiz Çarşamba Pazarı altına yine otopark yapılacak. En önemli sürpriz proje ise Altınordu sahil yoluna battı çıktı yapacağız. Oradaki deniz manzaralı otoparkı Çarşamba Pazarı’nın altına alacağız. O alan müthiş bir meydan olacak. Projesi bitti. Seçimden sonra hemen çalışmalara başlıyoruz.” – ORDU
]]>Ordu’da bir araya gelen İYİ Parti üyeleri, büyükşehir belediye başkanlığına Enver Yılmaz’ın aday gösterilmesine tepki göstererek, partiden istifa ettiklerini duyurdu. Altınordu ilçesi Tahıl Pazarı mevkiinde bir araya gelen 117 kişi, hiçbir zorlamayı kabul etmediklerini belirtti. Partililer adına basın açıklaması yapan İYİ Parti Ordu İl Kurucu üyelerinden Vedat Karaman, “Çıkar için bir araya gelmedik. Bu süreçte asla şahsi bir menfaatin peşinde olmadık. Yüce Allah en büyük şahidimizdir. İkbal davasında olmadık. Sadece inandığımız yolda yürüdük. Sizleri bugün burada şahsiyetimiz, şehrimiz ve memleketimiz için topladık. 31 Mart yerel seçimlerine doğru ilerlediğimiz bugünlerde siyasi hayatımız boyunca görmediğimiz, duymadığımız, emsaline şahit olmadığımız hadiselerle karşı karşıyayız” diye konuştu.
“Bizans yıkıldı ancak oyunları bitmemiş”
Karaman, açıklamasına şöyle devam etti:
“Bizans yıkıldı fakat oyunları hala bitmemiş. Görüyoruz ki doğduğumuz büyüdüğümüz şehrimiz üzerinde ahlak yoksunu oyunlar oynanmaktadır. Fakat biz biliyoruz ki zor oyunu bozar ve biz hemşehrilerimizin aleyhine olan hiçbir oyunun içinde yer almayacağız. Bu şehirden kovularak giden, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e olan düşmanlığı herkesçe bilinen, Karadeniz’in incisi Ordu’muza kavga ve nefret tohumlarından başka bir şey ekmeyen, ardında dizi dizi şaibeler bırakan, adli merciler ile sayfa sayfa dosyaları olan, dün karşı karşıya olduğumuz, bugün mecburi bir şekilde yan yana getirilmek istendiğimiz hiçbir zorlamayı kabul etmiyoruz. Biz boynumuza tasma takmadık, biz aklımızı kiraya vermedik, biz haysiyetimizi sokakta bulmadık.”
“Geldiğimiz nokta ise bizi yok sayan, bizi değersiz gören ve bizden kul olmamızı isteyen bir süreçtir”
İYİ Parti Ordu Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Enver Yılmaz’ın parti hakkındaki sözlerine de tepki gösteren Karaman, “Kurulduğu günden bugüne İYİ Parti ile olan münasebetimiz kurumsal yapıya zarar vermeyecek şekilde ilerledi. Ne biz zarar verdik, ne biz zarar gördük. Hep fedakarca davrandık. Geldiğimiz nokta ise bizi yok sayan, bizi değersiz gören ve bizden kul olmamızı isteyen bir süreçtir. Bu şehirden kovulan, kendi partisinden dahi ciddi şaibelerle uzaklaştırılan, il ve ilçe teşkilatlarımızın hiçbirinin fikri sorulmadan 31 Mart yerel seçimleri için Ordu Büyükşehir Belediyesi adaylığına Enver Yılmaz seçilmiştir. Enver Yılmaz ‘ben olmasam Ordu’da İYİ Parti’nin kapısına kilit vurulacaktı. Ben aday olmasam İYİ Parti ilçelerde ilçe belediye başkan adayları dahi çıkartamayacaktı. Ben olmasam seçim çalışmaları yapacak paraları dahi yoktu. Onlar bana mecburdular, ben de onları değerlendiriyorum’ sözleriyle İYİ Parti ile olan bağını her yerde hiç çekinmeden dile getirmiştir” ifadelerine yer verdi.
117 kişi istifa etti
4 ilçede toplam 116 kişinin istifa ettiğini, kendisinin de destek için partinin kurucu üyeliğinden istifa ettiğini söyleyen Karaman, “İYİ Parti’den çıkan Enver Yılmaz’ın efsane Ordu spor’umuzun başkanlığı döneminde yok edilmesine, tesislerin yıkılmasına, spor kamuoyunu ikiye bölmesi de bizim istifa sebebimizdir. Ordu ilinde turizmde marka olmuş tesisleri de başkanlığı döneminde yok etmesi de istifa sebebimizdir. Ordu’da yaşayan ve alın teri ile para kazanan Alucralılara ‘Bir avuç Alucralı’ demesi ve aşağılaması da bizim istifa sebebimizdir. İstifa merciimizi Altınordu, Perşembe, Fatsa ve Ünye’de üye olan arkadaşlar da 116 kişi olarak harekete geçirdik. Ben de istifa eden arkadaşlarıma destek olarak, İYİ Parti kurucu üyeliğimden istifa ediyorum” şeklinde konuştu. – ORDU
]]>Afrika uzmanları, Sudan’da sahadaki son durumu, HDK lideri Muhammed Hamdan Dagalu’nun Afrika temaslarını ve bölünme senaryolarını değerlendirdi.
Sudanlı gazeteci ve siyasi analist Diyaeddin Bilal, “Sudan, en büyüğü dış ülkelerin gündeminin dayatılması olan birçok sorunla karşı karşıya. Bu savaşın tarafları Sudanlı olabilir ama savaşın merkezi dışarıda. Savaşı finanse eden ve savaşın devam etmesini isteyen dış taraflara büyük baskı uygulanmazsa bölünme ve iki otoritenin ortaya çıkması dahil tüm senaryolar mümkün.” dedi.
Bilal, “HDK’nin tabiatı, para karşılığında başkalarının çıkarlarına hizmet etmeye dayanır. Bu savaşa dışarıdan verilen destek durmazsa bu iş kolay kolay bitmez ve ülkenin bölünmesine yol açabilir.” ifadesini kullandı.
Diyaeddin Bilal, HDK’nin ülkenin kuzeyine ve doğusuna doğru genişleme ihtimalinin mümkün olduğunu ancak bu bölgelerde çok şiddetli bir direnişle karşılaşacağını öne sürdü.
Savaş ne zaman biterse bitsin Sudan’ın eski haline dönmesinin çok uzun yıllar alacağını belirten Bilal, “ABD’nin uluslararası ve Suudi Arabistan’ın bölgesel ağırlığı göz önüne alındığında Cidde’de yapılan müzakerelerle durum çözülemezken, çekirgelerle mücadele için kurulan bir örgütün (Doğu Afrika’da Hükümetlerarası Kalkınma Otoritesi-IGAD) bunu başarması mümkün değil.” diye konuştu.
Bilal, “Kapsamlı bir ulusal uzlaşı sağlanmazsa merkezi otoritenin tamamen çökmesi durumunda Sudan, terörizmin ve çeşitli biçimleriyle suçun en büyük yuvası haline gelebilir. Umuyoruz ki bu gerçekleşmez.” dedi.
İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Uysal ise Sudan’da yaşananların, orduya ve devlete karşı bir “ayaklanma” olduğunu düşündüğünü söyledi.
Uysal, “Bunun yarı yarıya başarılı olduğunu görüyoruz. Tabii dış destek de var. Dolayısıyla bu süreç tamamlanırsa küresel güçlerin kontrollerinde bir rejim ortaya çıkmış olacak. Bunu gerçekleştiremezlerse de Yemen veya Libya’daki gibi yine parçalı bir yapı olmuş olacak. Daha önce Sudan’ı bölenler bugün de Sudan’ın büyük potansiyelinin farkında. Daha da bölmek isteyeceklerdir.” değerlendirmesinde bulundu.
Sudan’da uzlaşma ihtimalinin zor olduğunu dile getiren Uysal, şöyle konuştu:
“Büyük ihtimalle küresel güçler ve bazı bölgesel ülkeler, HDK’nin Sudan’a hakim olmasını destekleyecektir. Ama HDK’nin zayıflaması durumunda ‘uzlaşın’ diye sesler artar. Yani Batılı güçler, HDK ilerlerken uzlaşma çabasına destek olmaz ama ordu ciddi bir zafer kazanacak veya rüzgarı tersine döndürecek bir hareket yaparsa o zaman uzlaşmayı zorlar ve baskı yaparlar.”
“HDK önderliğinde bölgesel bir hükümet ihtimali uzak”
Uluslararası Stratejik Araştırma Merkezi Kriz ve Müzakere Yönetimi Uzmanı emekli Tümgeneral Emin İsmail Meczub, müzakerelerde daha iyi pozisyon elde etmek amacıyla askeri operasyonlarını genişleten HDK’nin, yaptığı ihlaller nedeniyle halkın teveccühünü kaybettiğini belirtti.
Ülkede insani durumun “felaket” olduğuna işaret eden Meczub, Sudan vatandaşlarının, farklı yerlerde ciddi gıda, temel hizmet, elektrik, su, ilaç ve tıbbi malzeme sıkıntısı çektiğini, bunun da bölgesel ve uluslararası toplumun insani açıdan acil müdahalesini gerektirdiğini söyledi.
HDK önderliğinde belirli bir bölgenin ayrılması ve bir hükümet kurulması ihtimalini uzak gören Meczub, şunları kaydetti:
“Bu ihtimali de masaya koyacak olursak HDK, etnik ve kabilesel olarak tamamen farklı olan komşu ülkelerden destek bulamaz. Bu da aynı sorunu yaşayan bazı Afrika Birliği ve IGAD ülkelerinde benzer bir durumun yaşanmasına sebep olacak. Dolayısıyla bu durum gerçekleşirse HDK, ne yerel ne bölgesel ne de uluslararası destek bulacak.”
“Sudan’da Yemen ve Libya senaryoları muhtemel”
Sudanlı Gazeteciler Birliği Başkanı Essadık İbrahim er-Rizeygi, “Sudan’da Yemen ve Libya senaryolarının yaşanması muhtemel. Uluslararası ve bölgesel güçler, bu yöndeki arzularını gizlemiyor. Zira Sudan’da sadece iki taraf arasında değil bölge ülkelerinin de katıldığı bir savaş söz konusu.” dedi.
Darfur ve Kurdufan başta olmak üzere bazı bölgelerden özerklik talepleri gelebileceğini ifade eden Rizeygi, “Sudan’ın birçok komşu ülkesi ve bazı Körfez ülkeleri, Libya, Yemen ve Suriye’de yaşananlardan daha karanlık ve daha kötü görünen bir sonuca ulaşılması için bu savaşı amansızca destekliyor.” iddiasında bulundu.
“Arabuluculuk çabalarının başarı şansı zayıf”
Nileyn Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi ve Doğu Afrika uzmanı Dr. Şogar Beşşar da Sudan’da yaşananların Irak, Yemen ve Libya örneklerinde olduğu gibi parçalanma ve dış müdahale endişelerini artırdığını dile getirdi.
Beşşar, “ABD’nin 2024 seçimleriyle meşgul olması, Suudi Arabistan’ın Sudan dosyası gibi karmaşık dosyalarda arabuluculuk çabaları konusunda tecrübesizliği ve IGAD’ın Sudan ile ilgili daha önceki deneyimlerine dayanarak bölgesel ve uluslararası gündem ile çıkarlara göre hareket eden zayıf ve güven vermeyen pozisyonu” nedeniyle arabuluculuk çabalarının başarı şansının zayıf olduğunu kaydetti.
Sudan’daki iç savaş
Sudan, 2023’ün Nisan ortasından bu yana Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile Hızlı Destek Kuvvetleri (HDK) arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.
HDK ve ordu, Aralık 2018’deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip, yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Nisan 2019’da devrilmesinin ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer almış, 2021’de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.
Ordu ve HDK’nin, askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK’nin orduya entegrasyonu meselesinde anlaşmazlığa düşmesinin ardından nisan ortasında iç savaş patlak vermişti.
BM’ye göre, çatışmalarda şu ana kadar 12 binden fazla kişi hayatını kaybetti, 7,4 milyon kişi de yerinden edildi.
]]>Ağır maddi ve manevi tahribat bırakan iç savaş, ülkenin orta kesimleri, batı ve güneybatıdaki 9 eyalette sürüyor.
Birleşmiş Milletlere göre, çatışmalar sonucunda 12 binden fazla kişinin öldüğü, 33 binden fazla kişinin yaralandığı Sudan’da, nüfusun yaklaşık yarısına denk gelen 25 milyon kişi insani yardıma muhtaç hale geldi.
Sudan’da 7 milyonu aşkın kişi, ülke içinde yerinden edildi veya güvenlik arayışıyla komşu ülkelere gitti.
AA muhabiri, Sudan’ın doğusundaki Kızıldeniz eyaletinin başkenti Port Sudan’ın Sevra, İskan ve Selaleb mahallelerindeki devlet okullarında barınan Sudanlı savaş mağduru ailelerle görüştü.
“Sesimize kulak verin”
Batı Darfur eyaletinin Cuneyne kentinden Havva Musa, “Evsiz, barksız perişan haldeyiz. Yiyecek ve içeceğe, her türlü insani yardım malzemesine gerçekten muhtacız.” dedi.
İnsani yardımların yetersizliğinden yakınan Musa, yardımların amacına uygun şekilde dağıtılmadığını ve usulsüzlük yapıldığını iddia etti.
Musa, “Dünyanın ve uluslararası yardım kuruluşlarının sesimize kulak vermesini bekliyoruz.” ifadesini kullandı.
“Barınma en büyük sorunumuz”
Cezira eyaletinin Mesit kentinden Ahmed Ömer Ali Yusuf da savaşın başından bu yana sürekli bir şehirden diğerine göç ettiklerini söyledi.
HDK’nin Mesit’te kontrolü ele geçirmesinin ardından halkın can güvenliği endişesiyle evlerinden çıkmak zorunda kaldığını anlatan Yusuf, “Durum gerçekten çok kötü. En temel insani ihtiyaçlarımızdan mahrumuz. Yollarda geceledik. 15 günlük meşakkatli yolculuğun ardından Port Sudan’a vardık. İnsani yardım kuruluşlarından çocuklar ve yaşlılar başta olmak üzere ihtiyaçlarımızın karşılanması için destek bekliyoruz.” diye konuştu.
Yusuf, en büyük sıkıntının barınma sorunu olduğunu belirterek acil olarak çadır yardımı beklediklerini ifade etti.
“Çok yorulduk, artık barış istiyoruz”
Başkent Hartum’daki çatışmalardan kaçarak Medeni kenti üzerinden Port Sudan’a sığınan Zehra İbrahim de “Barınacak bir yer istiyoruz. Hastayım, çocuklarımız hasta ilaç istiyoruz. Yiyecek içecek ihtiyacımız var. Elimizde avucumuzda bir şey kalmadı. Bu savaştan gerçekten çok yorulduk, usandık. Artık barış istiyoruz.” dedi.
Hartum’dan kaçan Nefise İbrahim de tedavi görmeye ihtiyacı olduğunu belirtti.
İbrahim, hiçbir şeylerinin kalmadığına ve hayırseverlerden destek beklediklerine dikkati çekti.
Sudan’daki iç savaş
Sudan, 2023’ün nisan ortasından bu yana, Egemenlik Konseyi Başkanı Orgeneral Abdulfettah el-Burhan komutasındaki ordu ile HDK arasında şiddetli çatışmalara sahne oluyor.
HDK ve ordu, Aralık 2018’deki halk ayaklanması sonrasında yönetimi ele geçirip, yaklaşık 30 yıl iktidarda kalan Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’in Nisan 2019’da devrilmesinin ardından sivillerin katılımıyla oluşturulan hükümette yer almış, 2021’de ise sivil hükümete karşı birlikte darbe düzenlemişti.
Ordu ve Hızlı Destek Kuvvetlerinin, askeri ve güvenlik reformu kapsamında HDK’nin orduya entegrasyonu meselesinde anlaşmazlığa düşmesinin ardından nisan ortasında kanlı iç savaş patlak vermişti.
Suudi Arabistan ve ABD’nin aracılık ettiği dolaylı ateşkes müzakerelerinde, tarafların öne sürdüğü şartlarda anlaşamaması nedeniyle şiddet sona erdirilememişti.
]]>