İl Milli Eğitim Müdürü Murat Mücahit Yentür, İstanbul Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Cemil Bilsel Konferans Salonu’ndaki programda yaptığı konuşmada, İstanbul’un, tarih boyunca medeniyetlere ev sahipliği yapan, kültürlerin, inançların ve insanlığın buluştuğu bir liman olduğunu söyledi.
İstanbul Mektebi projesinin, kentin zengin mirasını gelecek nesillere aktaracak, onları sadece bilgiyle değil, aynı zamanda şehrin eşsiz ruhuyla da buluşturacak bir okul olduğunu belirten Yentür, “Sizler, İstanbul’un manevi mimarlarısınız. İstanbul Mektebi, sizin rehberliğinizde, öğrencilerimize bu eşsiz şehrin tarihini, kültürünü ve hoşgörüsünü aktaracak, onları milli ve manevi değerlere sahip bireyler olarak yetiştirecek bir ilim yuvasıdır. Bu mektepte, sizlerin bilgi ve tecrübeleriyle, öğrencilerimiz İstanbul’un ruhunu taşıyan, İstanbul’da yaşama kültürünü bilen bilinçli bireyler olarak yetişecekler.” diye konuştu.
İstanbul’daki her öğrencinin şehrin zengin mirasını geleceğe taşıyacak birer umut olduğunu vurgulayan Yentür, bu tohumların yeşermesinde öğretmenlere büyük sorumluluk düştüğünü dile getirdi.
“Çocuklarımızın aksanı değişiyor”
Prof. Dr. İlber Ortaylı da İstanbul’u her kesimden insanın bilmesi, yalnız en başta öğretmenlerin olması gerektiğini ifade ederek, “Maalesef İstanbul’u, içinde doğup büyüyenlerin bile büyük çoğunluğu hakkıyla bilmez” dedi.
Kendi çocukluğundaki İstanbul manzaralarına değinen Ortaylı, en dikkat çekici şeylerden birinin, herkesin “İstanbul Türkçesi” konuşması olduğunu anlattı.
Prof. Dr. Ortaylı, kültür aktarımının en önemli ayağının dil olduğunu söyleyerek, “Maalesef bugünkü İstanbul artık Türkçenin ortadan kalktığı, yabancı ve sonradan gelen kültürel zenginliklerin de iyi kullanılmadığı bir bölge haline geldi. Çocuklarımızın aksanı değişiyor, anlaşılmıyor. Bu çok büyük bir problemdir.” şeklinde konuştu.
İstanbul Mektebi’ne katılan öğretmenlere seslenen Ortaylı, “Sizin sınıfınızdaki kız çocukları gibi sessiz harfleri yutarak konuşulan bir Türkçe olmaz. Bu Türkçe nereden geliyor bilmiyorum. Sizden gelmediğini biliyorum. Anadolu’dan ya da Rumeli’den de gelmiyor. Bu büyük bir tehlikedir ve bu, Türkçeyi konuşan insanların Türklükle bağının kopma tehlikesi de giderek artıyor.” ifadelerini kullandı.
Tarihte Türklerin öğrendikleri tüm dilleri anlaşılır bir aksanla konuştuğunu ancak bugün bunun kaybedildiğini belirten Ortaylı, “Yeni nesillerin artık dünyada Türkiye’yi ve Türklüğü temsil etme kapasitesi, ağızlarını açtıkları anda bitiyor. Sizi bu konuda uyarmak isterim.” dedi.
Ortaylı, İstanbul’un, milattan önce 10 binli yıllara kadar uzanan bir tarihi bünyesinde barındırdığını dile getirerek, şunları kaydetti:
“İstanbul’u öğrencilerinize anlatırken ‘Falanca alışveriş merkezinin olduğu yer’ şeklinde değil, doğrudan doğruya eski İstanbullular gibi ‘Falan caminin, filan hanın, falanca medresenin bulunduğu yer’ diyeceksiniz. Şehzadebaşı’ndan bahsederken Nevşehirli İbrahim Külliyesi diyeceksiniz. Bilmem ne otelin olduğu yer denmeyecek. Bunların üzerinde durulması gerekiyor. Kim yapacak bunu? Öğretmenler yapacak.”
İstanbul Mektebi’nin, önemli bir eksikliği gidermeye aday olduğuna işaret eden Ortaylı, projenin, “Beyoğlu Mektebi, Üsküdar Mektebi, Eyüp Mektebi, Dersaadet Mektebi” gibi okullarla genişleyerek devam etmesini umduğunu ifade etti.
Dersin ardından Prof. Dr. İlber Ortaylı, katılımcıların İstanbul’un tarihine ilişkin yönelttikleri soruları yanıtladı.
Programa, İstanbul Vali Yardımcısı Ahmet Süheyl Üçer ile İstanbul Mektebi iştirakçisi akademisyen, öğretmen ve öğrenciler katıldı.
Ayrıca programda, İstanbul İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesindeki İstanbul Oda Orkestrası tarafından İstanbul şarkıları seslendirildi.
]]>Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin, mesleğinde belli bir başarıya ulaşmış kişilerin, paylaşmaya değer fikir, yaşam ve deneyimlerini, başta gençler olmak üzere paylaşmak için geçtiğimiz yıl başlattığı AntTalks söyleşileri devam ediyor. Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı’nın organize ettiği AntTalks söyleşileri çerçevesinde, tarihçi ve akademisyen Prof. Dr. İlber Ortaylı AKM Aspendos Salonu’nda, Antalyalılarla buluştu. Prof. Dr. İlber Ortaylı, söyleşisinde “Yerel Yönetimler, Türklerin çalışkanlığı, köyden şehre göçler, köylünün desteklenmesi, üniversite sayılarının fazla olması” gibi konulara değindi.
Türkiye Cumhuriyeti’nin yetiştirdiği en önemli tarihçilerden olan Prof. Dr. İlber Ortaylı, Antalya’nın bir kültürel merkez olduğunu söyledi. Antalya’nın topraklarının da çok verimli olduğunu, havanın ve iklim şartlarının tarıma çok elverişli olduğunu ifade eden Ortaylı, çiftçilerin üretim yapmaya devam etmesi ve desteklenmesi gerektiğini kaydetti.
İlber Ortaylı, “Her ülkenin kendi milli iktisadi bünyesi ve otonom yapısı olmalı. Milli iktisadi bünyenin en önemli unsurlarından biri de tarım. Antalya bu konuda önemli bir şehir. Ama ne yazık ki köylerden şehre göçler çok fazla arttı. Türkiye’deki köylüler, köylülükten uzaklaştı. Kaçınılmaz olan oldu. Bu ülkenin toprakları çok verimli, bunu kullanmalıyız. Zirai metotlar ıslah edilip, iyi zirai planlamalar yapılmalı. Çiftçinin korunması ve sübvanse edilmesi lazım. İşçi sınıfını sefaletten kurtarırsanız, hem alıcı kitlesi artar hem de halk rahatlar” diye konuştu.
Köylülere mesleki eğitim
Köylerden şehre göçün çok arttığının sık sık altını çizen Prof. Dr. Ortaylı, bunun önün geçilmediği takdirde köylerde insanların kalmayacağını, sonrasında kalabalıklaşan şehirlerde, doğa kirlenmelerinin artacağını ve oraların da yaşanamayacak hale geleceğini ve İstanbul’daki milyonların ilk kaçış alternatiflerinden birinin de Antalya olacağını söyledi.
Köylülere eğitim vermenin önemine de değinen Ortaylı, “Köylüye, doktorluk, veterinerlik, öğretmenlik gibi eğitimleri de verip, köyde kalmalarının ve köyde yaşayan insanlara gerekli hizmeti vermelerinin sağlanması lazım. Köylüyü sadece çiftçilik, hayvancılık kalıbından çıkarmalıyız. Köylü kendi kendine yetebilmeli” dedi.
“Sosyal devrim şart”
Gelecekte bazı belediyelerin bünye değişikliğine gitmesi gerektiğini söyleyen Prof. Dr. İlber Ortaylı, şunları ifade etti:
“Gelecekte belediyeler, işçi, hayvancı, çiftçi yetiştiren merkezler açmalıdır. Ayrıca bazı yetkilerin de merkezi devletten alınıp, belediyelere verilmesi gerekir. Türkiye, şehir devrimini, yani gerekli sosyal teknik devrimi başaramazsa çok sorun yaşar. Ülkeden kaçarım diyen de hiç düşünmesin, bu kadar çok insanı kimse almaz. Ayrıca Türkler çok çalışkan olduğu için, böylesine potansiyel işgücü rakibini de işlerini kaybetmemek için istemezler”.
Söyleşinin sonunda Antalya Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanı İsmail Oskay ve Kültür ve Sosyal İşler Dairesi Başkanı Okan Yavuz, Prof. Dr. İlber Ortaylı’ya çiçek ve plaket takdim etti. – ANTALYA
]]>