ANKARA – Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla koltuğunu temsili olarak Şehit Pilot Levent Öztürk’ün 11 yaşındaki kızı Elif Naz Öztürk’e devretti.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Göktaş, TBMM’nin açılışının 104’üncü yıl dönümü ile 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı dolayısıyla şehit ve gazi çocukları, Çocuk Hakları Komite Üyeleri ve bakanlık hizmet modellerinden yararlanan ailelerin çocuklarıyla Bakanlıkta bir araya geldi. Çocuklarla yakından ilgilenen Göktaş, onlarla sohbet etti, çocukların sorularını yanıtladı.
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın TBMM’nin kuruluşunun 104’üncü yıl dönümüne tekabül ettiğini hatırlatan Göktaş, “Ben dünyanın hiçbir yerinde Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın kutlandığını görmedim. Dünyanın hiçbir yerinde Çocuk Bayramı yokken, Türkiye’mizde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün vizyonuyla böyle bir gün çocuklarımıza armağan edilmiş. Biz de bu vesileyle bir aradayız. Ben bugün için hepinize teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramınız kutlu olsun. Nice güzel bayramlar olsun.” ifadelerini kullandı.
Bağımsızlık uğruna şehit olan kahramanlara da rahmet dileyen Bakan Göktaş, onların emanetlerine sahip çıkmaya devam edeceklerini vurguladı.
Göktaş, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın vizyonuyla Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda çocuklar için gece gündüz demeden çalışmaya devam edeceklerini belirterek, “Bugün bu makamlarda bizler varız yarın sizler olacaksınız. Yarın bu ülkenin mühendisleri, profesörleri, bakanları, milletvekilleri sizler olacaksınız.” dedi.
“Canla başla çalışacağız”
Bakan Göktaş, makamını temsili olarak Şehit Pilot Levent Öztürk’ün 11 yaşındaki kızı Elif Naz Öztürk’e devretti. Öztürk, Cumhuriyet’in 100’üncü yılında çok özel bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı kutladıklarını belirterek, şunları kaydetti:
“Bu yıl 3 Şubat’ta düşen helikopterin pilotu emekli Albay Levent Öztürk benim babamdı. Bu sebepten ben hem buruk hem de gururla 23 Nisan’ı kutluyorum. Böylesi güzel bir bayrama sahip olduğumuz için mutluyuz. Bir bayram olarak kutladığımız bu günü bizlere armağan eden Mustafa Kemal Atatürk’e ve kahraman büyüklerimize teşekkür ediyorum. Onların bize bıraktığı bu mirası geleceğe taşıyacağız. Bizler de, bizden sonra gelecek çocukların tıpkı bugünkü gibi neşeyle bayramlarını kutlayacakları bir ülke için canla başla çalışacağız. Güzel bir geleceğe sahip olmamız için bizlere verilen emeği karşılıksız bırakmayacağız. Bugün sizden aldığımız bu görevi ileride bizler de gelecek nesillere devredeceğiz.”
“Dünyada savaşlar olmamasını isterim”
Bakan olarak ilk talimatı ve talebinin ne olacağının sorulması üzerine Elif Naz Öztürk, “Ben geleceğimizin iyi olmasını isterim. Herkesin iyi bir gelecekte olmasını ve şu an olduğu gibi dünyada savaşlar olmamasını isterim. Benim yapacağım budur.” cevabını verdi.
Konuşmaların ardından söz alan çocuklar ise Gazze’deki savaşın durdurulması ve oradaki çocukların güvenliği ve huzurunun sağlanmasını diledi.
Çocuklarla birlikte “23 Nisan Kutlu Olsun” şarkısını söyleyen Göktaş, onlarla sohbet etti ve çeşitli hediyeler takdim etti. Çocuklar için savaşsız bir dünya diledi. Öte yandan Göktaş, makamını devrettiği Elif Naz Öztürk’ü tören öncesinde “Hoş geldiniz Sayın Bakanım” diyerek selamladı.
Kabuldeki tüm çocuklarla tek tek tanışan Bakan Göktaş yan yana oturan iki çocuğun isimlerinin Kerem olduğunu öğrenince “O zaman iki Kerem’in ortasında ben bir dilek tutayım” diyerek, çocuklar için savaşsız bir dünya diledi. Göktaş, “Başta Gazzeli kardeşlerimiz olmak üzere dünyada savaş mağduru bütün çocukların bir an önce barışa ve huzura ermesini diliyorum.” ifadesini kullandı.
]]>İstanbul’da yaşayan Öztürk ailesi, 30 yıl önce dünyaya gelen oğulları Köksal’ın down sendromlu olduğunu öğrendi. Çocuğunun gelişimi ve eğitimi için mücadele eden baba Öztürk, emekli olduktan sonra 2010’da ailesiyle memleketi Trabzon’a döndü.
Down sendromlu çocuğu olan aileleri tek çatı altında bir araya getirmek için girişimlerde bulunan 65 yaşındaki Öztürk, 2017’de Trabzon Down Sendromu Derneğini kurdu. Kendisiyle aynı durumdaki ailelerle gönül birliği yapan Öztürk, özel bireylerin gelişimi için kamu kurumlarıyla işbirliği yaparak çalışmalar yürütüyor.
Dernek çatısı altında kurulan halk oyunları ve tiyatro ekibinde görev alan down sendromlular, Trabzon’un yanı sıra İstanbul ve Samsun’da gösteri düzenledi.
Zafer Özel Eğitim Uygulama Okulunda eğitim alan özel bireyler, derneğin girişimleriyle bazı iş yerlerinde de çalışmaya başladı.
İki çocuk babası Öztürk, AA muhabirine, ilk çocuğu Köksal’ın doğumunun ardından down sendromlu olduğunu öğrendiğini söyledi.
O güne kadar hastalığın ne olduğunu bilmediğini dile getiren Öztürk, “Ne olduğunu araştırdığımda ‘Genetik bir farklılık’ dediler, testlerini yaptırdık, normal bir çocuk gibi değildi. 5 yaşında yürüdü. Şu güne kadar hala net olarak konuşamıyor, Köksal’la hayatımız bu şekilde başladı. 2010’a kadar eğitimleri İstanbul’da devam etti. Emekli olunca Trabzon’a geldik.” dedi.
Öztürk, oğlunun eğitimine Trabzon’da devam ettiğini belirterek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Okulda diğer ailelerle tanıştık, dernek var mı, yok mu, araştırdık. ‘Niye derneğimiz olmasın?’ diye kurucu başkan olarak derneğimizi kurduk. Derneğimizle güzel işler yaptık, halk oyunları, tiyatro gösterileri ve sosyal etkinlikler yaptık. Çocuklarımız burada mutlu oluyor. Bizim çocuklarımız hep evlere kapalı. Aslında onları ne kadar sosyal faaliyetlere katarsak çocuklarımızın gelişimi o kadar güzel oluyor.”
“Ailelerimizin bize ulaşmasını istiyoruz”
Down sendromlu ailelerle çocukları sayesinde tanıştıklarını dile getiren Öztürk, “Biz, burada diğer ailelerle Köksal’ın, Cihan’ın veya Gülcan’ın sayesinde tanıştık. ‘Damdan düşenin halini damdan düşen anlar.’ diye bir atasözümüz vardır. Onun gibi bir şey. Down sendromlu çocuklarımız bize yük değil. Benim evimin gülü Köksal veya Cihan da öyle, Gülcan da öyle ailelerini tanıyorum. Bunlar bizim için sıkıntı değil.” ifadesini kullandı.
Öztürk, dernekte tiyatro ve folklor grupları olduğunu kaydederek, yakında “down kafe” açılacağını ve çocuklarının orada çalışacağını anlattı.
Down sendromlu çocuğu olanlara seslenen Öztürk, “Ailelerimizin bize ulaşmasını istiyoruz. Biz onlara yardımcı oluyoruz. Yeni doğan çocuğu olan ailemiz internetten bizi bulabiliyor. Onlara da hastanede yardımcı oluyoruz, bizim yaşadıklarımızı yaşamıyorlar. Aileler bize ulaşırsa bütün sosyal faaliyetlerden de faydalanırlar.” diye konuştu.
Derneğin yönetim kurulu üyesi Hakan Bahçekapılı ise oğlunun down sendromlu olduğunu belirtti.
Trabzon’daki diğer derneklerle ortak projeler yürüttüklerini ifade eden Bahçekapılı, şunları söyledi:
“Çocukların tanınması, sokakta rahat hareket etmesi, ailelerin onları sahiplenmesi noktasında etkinliklerin yararlı olduğu düşüncesindeyim. Bu çocuklar her şeyimiz. Topluma kazandırılmaları adına, sosyal, kültürel ve sportif faaliyetler çok önemli. Hepimizin bir zorunluluğu var ve o zorunluluk bizi bir araya getirdi. Sorunlarımız ve çözüm noktalarımız aynı.”
24 yaşındaki down sendromlu Cihan Bahçekapılı da ailesinin kendisine destek olduğuna işaret ederek, “İyiyim, çok mutluyum. Evde her gün spor ve diyet yapıyorum. Dernekte arkadaşlarım var. Tiyatro da var, ben de inşallah oyuncu olacağım. Arkadaşlarımla dernekte halk oyunları oynuyorum.” dedi.
]]>2 çocuk babası görme engelli Ömer Öztürk, 2 ay önce günlük yaşamını kısıtlayan nefes darlığı ve baygınlık şikayetiyle Sağlık Bilimleri Üniversitesi Ahi Evren Göğüs Kalp ve Damar Cerrahisi Eğitim ve Araştırma Hastanesine başvurdu.
Kardiyoloji kliniğinde yapılan tetkiklerde, kalp hastası Öztürk’ün kalp kapağının değiştirilmesine karar verildi.
Prof. Dr. Turhan Turan, AA muhabirine, Ömer Öztürk’ün ek sağlık problemleri olduğunu belirterek, “Aort damarında doğuştan bir darlık vardı (aort koarktasyonu). Literatürde 60 yaşın üstünde böyle bir hasta yok. Onun için kasıklardan girilip aort damardan ilerlenerek yapılamayacaktı. Böyle durumlarda bu işlem boyun damarından girilerek yapılabiliyor. Daha önce de çok defa yapıldı. Ancak boyun damarlarında da açı olarak sol taraf bizim için daha uygun.” dedi.
Prof. Dr. Turan, hastanın sol tarafında da problemler olduğuna değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Hastanın sol tarafta daha önce takılan kalp pili vardı ve damar çapı yeterli genişlikte değildi. Soldaki beyne giden bir diğer damarda plak vardı. Bu nedenlerle soldan girişim mümkün olmadığı için işlemi, açısı cihaza uygun olmayan sağ taraftan yapmak durumunda kaldık. Bunun da yapıldığı hastalar var literatürde ama bu hastanın aort kapakçığı üç yaprakçıklı olması gerekirken doğuştan ikiliydi ve ciddi düzeyde kireçlenmişti, buna biz biküspit aort diyoruz ki bu cihazın sağdan yerleştirilmesini ekstradan zorlaştıran bir durumdu. Ayrıca mitral kapak darlığı vardı, sol ventrikülü (karıncık) ciddi hipertrofikti (kalp kası kalınlaşması). Ek problemleri nedeniyle hasta sıra dışıydı. Riskliydi ama başarılı oldu, hastamız da iyi.”
Operasyon öncesi ekibiyle ciddi şekilde çalıştıklarına dikkati çeken Turan, “Birçok durumun bir arada olduğu ve literatürde az rastlanır bir hasta. Çalıştık, çözüm yollarını kendi aramızda tartıştık. Türkiye’de başka merkezlerde de bu işi yapan daha tecrübeli hocalarımız var. Onlarla da konuştuk, fikir alışverişinde bulunduk. Sonuçta ciddi hazırlık gerektiriyordu, operasyon öncesi yaklaşık bir ay hazırlığımız oldu. İşlemi yaptık, bir problemimiz olmadı Allah’a şükür.” diye konuştu.
“Birkaç güne hastayı taburcu edeceğiz”
Turan, operasyonu 5’i hekim 10 kişilik ekiple gerçekleştirdiklerini kaydederek, “Ameliyat biraz stresli geçti, alışık olduğumuz ya da her zaman yaptığımız bir vaka değil. Hatta literatürde tam bir örneğini bulamadık. Yaklaşık 1,5 saat sürdü. İşlemden çıktığımızda gördüğümüz önemli bir problemimiz yoktu. Birkaç güne hastayı taburcu edeceğiz.” dedi.
Hastanın ek problemleri ve yaşı nedeniyle az görüldüğü için operasyonu literatüre yazmaya hazırlandıklarını aktaran Turan, şunları söyledi:
“Hastaya hazırlanırken literatüre baktık. Bu tip hastalıkların olduğu ayrı ayrı hastalar var ama bütün bu problemlerin bir arada bulunduğu bir hasta yok bildiğimiz kadarıyla. Ayrı ayrı o hastalara ne yapmışlar, nasıl yapmışlar, onlardan da yararlandık. Biz de bunu literatürde yayınlayacağız ki bir başka meslektaşımız da böyle bir vakayla karşılaşırsa bu tecrübemizden yararlansın.”
Öztürk’ün oğlu Ahmet Öztürk ise bir aydır hastanede olduklarını dile getirerek, “Hocalardan Allah razı olsun, çok yardımcı oldular. Şu anda durumu iyi, memnununuz.” ifadesini kullandı.
]]>