Yazılı ve uygulamalı sınavların ardından itfaiye erleri, 4 ay süren eğitim sürecini tamamladı. Ata Eğitim Merkezi’nde gerçekleşen programla, sınavlardaki toplam başarı derecelerine göre 50 itfaiye eri görev yeri tercihi yaptı. Mersin Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, İtfaiye Dairesi Başkanı Fuat Tuğluoğlu, şube müdürleri ve ailelerin katıldığı programda, konuşmaların ardından itfaiye erlerinin 4 aylık eğitimlerinden kesitler izlendi. Ardından itfaiye erleri, alanda kurulan parkurlarda çeşitli kaza senaryolarında kurtarma tatbikatları yaptı. Grup amirliklerindeki ihtiyaçlar doğrultusunda ve alınan puanlara göre yapılan yerleştirmeye göre merkezde 32, Tarsus’ta 8, Anamur’da 6 ve Mut’ta 4 kişi görevlendirildi.
“Tamamen şeffaf ve liyakate uygun olarak personel alındı”
Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Olcay Tok, alımı yapılan 50 itfaiye erinin eğitimlerini tamamlayarak göreve başladıklarını ifade etti. Personel alımının tamamen şeffaf ve liyakate uygun olarak yapıldığını kaydeden Tok, “Büyükşehir Belediye Başkanımızın öncülüğünde Ata Eğitim Merkezi’ni kurduktan sonra, uygulamalı eğitimler tüm personelimize verilmeye başlandı. Personelimiz ilk yardım, kuleden indirme, yaralı kişiyi yüksek yerden indirme, yüksek yere çıkma ve yangına müdahale yaptılar. Geçen sene de 100 memur almıştık. Toplam 150 personelin 106’sı, burada gördüğünüz tüm eğitimin hepsini yapabilecek düzeyde. Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesini daha da kuvvetlendirdik. Olaylara çok seri ve uygun bir şekilde müdahale edecek düzeye geldiler. Bu eğitimler düzenli olarak devam edecek” dedi.
Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığına, 133 itfaiye eri, 60 zabıta memuru alımı için 2. kez yazı yazdıklarını ve onay beklediklerini belirten Tok, “Talep ettiğimiz memurları da alırsak, onların eğitimlerini de vereceğiz. Mersin’deki tüm yangınlarda, arama-kurtarmalarda, geçen sene yaşadığımız gibi büyük afet olaylarında, güçlü bir Mersin Büyükşehir Belediyesi İtfaiyesi olacak. Evet şu anda da güçlüyüz ama daha da güçlenmek istiyoruz” diye konuştu.
“Halkımızın malını, canını kurtaran teşkilat olarak görevimize devam edeceğiz”
İtfaiye Daire Başkanı Fuat Tuğluoğlu, ilk yapılan alımlarda itfaiye erlerini direkt göreve başlattıklarını ve bu süreçte eğitimlere devam ettiklerini, son alımlarda ise 4 aylık eğitim sonrası göreve başlattıklarını ifade etti. Tuğluoğlu, Başkan Vahap Seçer’in itfaiye teşkilatının gerek personel gerek araç ve malzeme ihtiyacı konusunda hiçbir zaman kendilerini yalnız bırakmadığını belirterek, “Ata Eğitim Merkezi’ni de başkanımızın sayesinde Mersinimize kazandırdık. Umarım burada hem kendi itfaiyeci arkadaşlarımızı eğiteceğiz hem de diğer kurum ve kuruluşlardan gelen talepleri karşılayacağız” şeklinde konuştu.
Programda itfaiye erlerine de seslenen Tuğluoğlu, “Bileğinizin hakkıyla, Türkiye’nin en liyakatli sınavını geçerek geldiniz ve 4 ay eğitim aldıktan sonra kadroya katılacaksınız. Biz sizi Mersin’in 30-35 yılına hizmet edecek personel olarak görüyoruz. Zaten iyi olduğunuz için buradasınız. Mersin’e en iyi hizmet personeli kazandırdığımıza inanıyoruz. Bizim inanmamızdan öte, sizin bunu hareketlerinizde, faaliyetlerinizde veya girdiğiniz olaylarda göstermeniz gerekecek. O yüzden size güvenimiz ve inancımız tam. Her zaman halkımızın malını, canını kurtaran teşkilat olarak görevimize devam edeceğiz. Biz her zaman Mersin halkının yanında olacağız” ifadelerini kullandı.
Mersin’in yeni itfaiye erleri görevlerine hazır
İtfaiye Eri Emirhan Yücel, itfaiye eri alımı için Ordu’dan geldiğini ve çok başarılı bir sınav süreci geçirdiğini anlatarak, Tarsus’ta görev yapacağını söyledi. Yücel, “Buraya geldiğim zaman korkularım vardı ama alımın çok şeffaf ve liyakatli bir şekilde olacağını gördüm. Sınava ve ardından parkura girdik. Herkesin fiziki yeteneklerini ölçtüler. Sonra bu puanları harmanlayıp, liyakatli bir şekilde bizi buraya aldılar. 4 aylık eğitim sürecimiz oldu ve güzel bir mezuniyetle de eğitimimiz bitti. Yangın söndürme, yüksekten iniş, araç içinden kurtarma ve araç altındaki yaralıyı çıkartma gibi parkurlarla, gelen velilerimize ve konuklarımıza bunu gösterdik” dedi.
Son alımda kazanan tek kadın itfaiye eri Eda Avşar ise “Bu alımın şeffaflığından dolayı Başkanımız Vahap Seçer’e çok teşekkür ederim. Her şey göz önündeydi. Burada çalışma arkadaşlarımız, ekip amirlerimiz çok iyiydi, çok şeffaf davrandılar. Herkes eşit bir şekilde parkur denedi. 15 Ocak’ta sınavı kazandık ve 4 aylık bir eğitim sürecimiz oldu. Çok güzel bir eğitimdi” dedi. – MERSİN
]]>(MUĞLA) – Deniz, Kara, Hava Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı unsurlarının katıldığı KURTARAN-2024 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci ve Basın Günü, senaryo gereği su yüzüne çıkma kabiliyetini yitiren denizaltının kurtarılmasıyla tamamlandı. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Ercüment Tatlıoğlu ve ilk kadın amiral Tuğamiral Gökçen Fırat’ın yanı sıra tatbikata 16 ülkeden 35 yabancı gözlemci katıldı.
Deniz Kuvvetleri Komutanlığı’nın ev sahipliğinde 24-30 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen KURTARAN-2024 Tatbikatı’nın Seçkin Gözlemci ve Basın Günü Marmaris Aksaz sularında yapıldı.
16 ÜLKEDEN 35 YABANCI GÖZLEMCİ
Marmaris Aksaz Limanı’ndan hareket eden TCG ALEMDAR Denizaltısı Akdeniz’e açıldı. Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Tatlıoğlu, ilk kadın amiral Tuğamiral Fırat’ın yanı tatbikata sıra ABD, Azerbaycan, Bangladeş, Bahreyn, Bulgaristan, Brezilya, Fas, Güney Afrika, Hollanda, Malezya, Mısır, Mozambik, Pakistan, Suudi Arabistan, Tayland ve Umman’dan olmak üzere 16 ülkeden 35 yabancı gözlemci katıldı.
Bu yıl yedincisi yapılan tatbikat hakkında bilgi veren Albay Necati Koray Salar; tatbikatın amacının satha (su yüzüne) çıkma kabiliyetini yitiren bir denizaltı gemisi personelinin NATO üyesi ülkeler ve diğer ülkelerin katılımıyla Deniz Kuvvetleri Komutanlığı envanterindeki kurtarma unsurlarıyla kurtarılması, NATO üyesi olmayan ülkeler ile denizaltıdan personel kurtarma konusunda yapılabilecek ortak kurtarma faaliyetleri için yöntemler geliştirmesi, denizaltı tahliye ve kurtarma harekatında ortaya çıkabilecek yaralanma senaryolarına uygun tedavilerin yapılması olduğunu belirtti. Salar devamında “Kurtaran-2024 Tatbikatı, Türk Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından planlanan, Kuzey Deniz Saha Komutanlığı tarafından icra edilen ve bu yıl yedinci olarak Marmaris/Aksaz bölgesinde icra edilen fiili denizaltından personel kurtarma tatbikatıdır. Tatbikat süresince üç farklı sahada dibe oturmuş üç denizaltıya milli kurtarma gemileri müdahalede bulunulacaktır. Tatbikatın hedef kitlesi denizaltı arama kurtarma harekatında görev alan yüzer, dalar, uçar unsurlar ve teşkil edilmiş karargahlardır” dedi.
207 METRE DERİNLİĞE KADAR PERSONEL KURTARILMASI
Tatbikatta kullanılan Deniz, Hava, Kara Kuvvetleri ve Sahil Güvenlik Komutanlığı bünyesindeki platform ve sistemlere ilişkin bilgi veren Albay Salar, “Tatbikatın fiili safhası; 25 Nisan 2024 tarihinde denizaltı harekat kontrol makamınca verilen alarm mesajı ile başlamış, tatbikata iştirak eden arama kurtarma birlikleri, Aksaz Deniz Üssü’nden ileri hareket ettirilerek, satha çıkma kabiliyetini yitirmiş denizaltının aranması, tespiti ve teşhisi faaliyetleri icra edilmiştir” dedi. Salar, denizaltıdan personel kurtarma çanı ile yüzeye çıkma kabiliyetini yitiren denizaltı gemisinden bir seferde 6 personel olacak şekilde 207 metre derinliğe kadar personel kurtarılabildiğini söyledi.
Ardından Oramiral Tatlıoğlu ve beraberindeki heyet TCG ALEMDAR’da konuşlu ve tatbikatta kullanılan sistemleri inceledi. Tatbikat senaryosu gereği su yüzüne çıkma kabiliyetini yitiren denizaltı kutarıldı. TCG ALEMDAR’da bulunan uzaktan kumandalı sualtı aracı (ROV) ile tespit edilen cisimlerin denizaltı olup olmadığı ve yüzeyinde hasar bulunup bulunmadığı saptandı. Deniz yüzeyine çıkamayan denizaltının konumu sonar cihazlarıyla tespit edildi. Ardından birinci sınıf dalgıçlar aracılığıyla denizaltıya acil yaşam destek paketleri ulaştırıldı. Denizaltındaki iki yaralı tahliye edilerek gemiye getirildi. Gemiye getirilen yaralılara tıbbi müdahale yapılarak, tetkik ve basınç odası tedavileri uygulandı.
TATLIOĞLU: TATBİKATTA İMKAN VE KABİLİYETLERİMİZİN YETERLİLİĞİNİ GÖRDÜK
Tatbikat kapsamındaki senaryonun sona ermesinin ardından askerlere hitap eden Tatlıoğlu, personelin tatbikatı başarıyla icra ettiğini belirtti. Türk Deniz Kuvvetleri’nin dalgıçlık tarihinin 17’nci yüzyıla uzandığına dikkati çeken Tatlıoğlu, “17’nci yüzyılda Gelibolu civarında yaptığımız dalgıçlık çalışmaları bilinmekte. 1877-1878 Osmanlı-Rus harbinde dalgıçlarımız mayın tespit etme görevlerinde bulunmuşlardır” dedi. 1889 yılında Japonya’ya gönderilen Ertuğrul Fırkateyni’nde de dalgıçların olduğunu kaydeden Tatlıoğlu, 1951’de ABD’den alınan Kurtaran gemisi vasıtasıyla kurtarma faaliyetlerinin yapıldığını anımsattı. Tatlıoğlu devamında şöyle konuştu:
“Bugün itibariyle milli ve yerli olarak hem gemilerimizi hem gemilerimizdeki kurtarma cihazlarımızı milli ve yerli imkanlarla yaptık ve üç adet gemimizi de Alemdar, Akın ve Işın gemimizi de bu tatbikatta satha çıkma kabiliyetini kaybetmiş 3 adet denizaltıdan personel kurtarmak için kullandık. 3 bin metre derinliğine kadar dipteki enkazları ve batıkları tespit etme kabiliyetine sahibiz. 600 metre derinlikteki denizaltıya oksijen gönderebilme kabiliyetine sahibiz. Atmosferik dalış elbiselerimizle 365 metreye dalıyoruz ve 207 metre derinliğindeki bir denizaltıdan denizaltı çanımız vasıtasıyla altışar kişi olmak üzere su üzerine gelme kabiliyetini kaybetmiş olan denizaltıdan personel kurtarabiliyoruz. Bugün bu yapmış olduğumuz tatbikatta bu imkan ve kabiliyetlerimizi kullandık. İmkan ve kabiliyetlerimizin yeterliliğini gördük.”
Tatlıoğlu’nun ardından söz alan Tuğamiral Gökçen Fırat ise tatbikatın bu yıl yedincisinin düzenlendiğini anımsatarak “Bu tatbikat 2021 yılında Dynamic Monarch NATO denizaltı arama, kaçış ve kurtarma tatbikatı ile gerçekleştirilmiş, Türk donanması da 2017 yılında Dynamic Monarch’a ev sahipliği yapmıştı” dedi.
]]>2019 yılında yapılan seçimlerde CHP’den Bilecik Belediye Başkanı seçilen Semih Şahin’in belediye yaşanan rüşvet operasyonu sonrası görevden alınırken, yerine vekaleten Melek Mızrak Subaşı bakıyordu. Şahin’in 2024 yerel seçimlerine az bir gün kalan 9 Ocak 2024 günü istifasının ardından belediye meclisi seçime gitti. Melek Mızrak Subaşı CHP’nin adayı gösterilirken, 2019 ittifak ortağı olan İYİ Parti’de bir aday çıkardı. İYİ Parti’nin adayı Mustafa Sadık Kaya AK Parti ve MHP’nin desteği ile seçime 77 kala Bilecik Belediye Başkanı oldu.
“Halka hizmet için harcanması gereken bütçe personel giderlerini dahi ödemekte yetersiz”
31 Mart günü en yakın rakibine 5 bin oy fark atan Melek Mızrak Subaşı, Bilecik Belediye Başkanı seçilirken, 77 günlük süreçte belediye işe alınanların sayısını açıkladı. Subaşı, “Böylesine kısa bir zaman zarfı içerisinde ise ihtiyaç olmadığı halde, siyasi ve kişisel hırslar uğruna, Bilecik Belediyesi bünyesine 139 kişi işe alınmıştır. Sonuçlarını düşünmeden, plansız bir şekilde gerçekleştirilen bu uygulama Bilecik Belediyesi adına şu iki önemli sonucu ortaya çıkarmıştır. Birincisi bakanlık tarafından yerel yönetimlerde uygulanan ‘Personel maaşlarının mevcut bütçenin yüzde kırkını aşmaması zorunluluğu’ ihlal edilmiştir. İkinci olarak ise fazla personel sayısının ortaya çıkardığı mali açığın doğal bir sonucu olarak şehre ve Bilecik halkına hizmet için harcanması gereken bütçenin mevcut personel giderlerini dahi ödemekte yetersiz kalmış olmasıdır” dedi.
“Bilecik şehrine ve insanlarına ait olan kaynakları bu kirli beklentiler uğruna harcamışlardır”
Subaşı, açıklamasının devamında, “Bununla birlikte işe alınan personellerden bazılarının işe dahi gelmediği fakat maaşlarını almaya devam ettikleri, çalıştırıldıkları birime dair uzmanlığı olmayan onlarca kişinin işe başlatıldığı tespit edilmiştir. Görevi devraldığımızda karşılaştığımız bu üzücü tablonun sorumlularına gelecek olursak, kişisel hırsları ve siyasi beklentileri uğruna bilerek veya bilmeyerek sorumsuz ve basiretsiz bir yönetim anlayışı benimsemiş, Bilecik şehrine ve insanlarına ait olan kaynakları bu kirli beklentiler uğruna harcamışlardır. Daha da üzücü olanı ise yalnızca iş bulma kaygısı ile hareket eden onlarca vatandaşımızın gururuyla oynanmıştır. Bu sorumsuz idarecileri ve onlara ortaklık edenleri Bilecik halkının vicdanına havale ediyoruz. Gelinen bu süreçte öncelikle şehrimizin ve Bilecik Belediyesi’nin düşürüldüğü bu durumdan yaşadığımız üzüntüyü belirtmek istiyoruz. 31 Mart seçimlerinin ardından yönetime kim gelirse gelsin hukuken alınması gereken kararlar oldukça açıktır. Bu süreçte kendim oldukça hassas yaklaşarak mağdur edilen tüm vatandaşlarımız ile ayrı ayrı görüşmüş ve izlenecek yol hakkında kendilerine bilgi vermiştir. Bilecik Belediyesi olarak Bilecik halkına ve şehrimize hizmeti önceliğimiz kabul ediyor ve yukarıda bahsi geçen sorunlar hakkında gerekli tedbirleri kanun gereği ivedilikle almak zorunda olduğumuzu kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz” dedi. – BİLECİK
]]>“2023 YILI İTİBARIYLA KAMUOYUNDA SESLERİN ÇOK YÜKSELDİĞİNİ DUYDUK”
Yakup Odabaşı, dün yapılan belediye meclisi toplantısının ardından açıklamalarda bulundu. MHP’den devraldıkları Gölbaşı Belediyesi’nde yeni dönemde yapacakları çalışmaları anlatan Odabaşı şöyle konuştu; “Gölbaşı bizim evimiz. Gölbaşına karşı özel hassasiyetlerimiz var. Dolayısıyla burayı takip ediyoruz. Geçmişte de burada görev yaptık ve görev süresi içerisinde Gölbaşı Belediyesi verimli bir hizmet üretmiştir, burada faydalı projeler üretilmiştir ve 2019-2024 arası Gölbaşı Belediyesi tarihinin en çok hizmet yapan belediyesi olarak da tarihe geçmiştir. Dolayısıyla o günden bugün on yıl geçmiştir. Biz devrettiğimizde tabii ki Gölbaşı Belediyesi’nin günü gelmiş hiçbir borcu olmadığını, artı maaşlarını çok rahat veren, yatırımlarını çok rahat yapabilen ve hiçbir kuruma ihtiyacı olmadan kendi ayakları üzerinde duran, yatırım yapan personelin maaşını ödeyen, borcu olmayan çok rahat bir belediyedir. Kamuoyunda karşılığı olan ve ticaret erbaplarının da mal vermekte hiçbir gün sakınca görmedikleri, buraya mal vermek için herkesin yarıştığı bir belediyeydi. Tabii bu son beş yıllık süreçte özellikle, bazı belediyeyle sıkıntılar duyuyorduk. Esnafların paralarını alamadığı, faturaların ödenmediği, çok israfın yapıldığı gibi birçok iddialar duyduk. Ama son özellikle 2023 yılı itibarıyla kamuoyunda bu seslerin çok yükseldiğini duyduk. Ben tabii işin dedikodu tarafında değilim. Ama üzüldüğüm taraf şu; Gölbaşı bizim için çok özel bir yer. Hatta Ankara için, Türkiye için özel bir yer. Gölleriyle, havasıyla insanlarımızın tercih ettiği, yaşadığı bir şirin ilçe. Bu şirin ilçenin çok güzel yönetilmesi gerekir. Gelecekte insanların burada beklentilerinin çok yüksek olduğu bir ilçe. Maalesef bazı duyumlarımız vardı, devir teslimden sonra da arkadaşlarımızın tespit ettiği bazı noktalar var. Tabii daha çalışmalar yapacağız. Arkadaşlarımız mecliste Gölbaşı Belediyesi’nin borçlarıyla ilgili rakamlar paylaştılar. Bunlar tabii ilk tespitler. Devamında bu çalışmalar devam edecek.”
“ÇOK ACI VE ÜZÜCÜ BİR TABLO”
Gölbaşı Belediyesinin şu anda bin 400 civarında personeli bulunduğunu bildiden Odabaşı, sözlerine şöyle devam etti; “Geçmişte bunun çok altındaydı, özellikle ben ilk açıklamamda 350 civarı dedim ama şu anda 380 civarında olduğu… Çünkü bir de gizli çalışanlar var. Yani olmadığı halde burada görünen isimler var. Onlarla ilgili de arkadaşlarımız çalışıyor. Bu rakamları da düşünürsek aşağı yukarı bin 400 civarında personelin çalıştığı veya bu anlamda maaş aldığı görülüyor. Bunun karşılığı da borçlara baktığımızda rakam olarak bizim Mali Hizmetler Müdürlüğümüzün 4 Nisan 2024 tarihinde burayı teslim aldığımızda bize sunduğu bilgilerde 1 milyar 60 milyon 235 bin 863,66 TL.Yani yuvarlak olarak 1 milyar 60 milyon TL borcunun olduğu, eski parayla da 1 katrilyon 60 trilyon bir borç yapısı var. Bu tabii normal ödenmesi gereken.
“AYRILMAK İSTERLERSE 350 MİLYON CİVARINDA BİR KIDEM TAZMİNATI TUTUYOR”
Bir de yükümlülüklerimiz var. Yani bu personelin bir kısmı yarın ayrılacağım derse ve tazminat vereceğiz diye düşünürsek, tüm personelin ayrıldığını personelin düşünmüş olsak 350 milyon civarında da bir kıdem tazminatı tutuyor. Bunu da kattığınızda yuvarlak olarak 1 milyar 400 milyon yani eski parayla 1 katrilyon 400 trilyon gibi bir rakama ulaşılıyor ki bu Türkiye’de herhangi bir belediyede böyle bir borcun olduğunu tahmin etmiyorum. Çünkü başka ilçe söylemeden söyleyeyim; Ankara’da nüfusu 1 milyona yakın ilçeler var. Onların da borçları var ama nüfus ve borçla kıyasladığınızda Gölbaşı’nın 150-160 bin civarında nüfusu olduğunu düşünürseniz 160 bin civarında nüfus olduğunu düşünürseniz bu rakamların çok yüksek olduğunu, herhalde Türkiye’nin en borçlu, kişi başına düşen en borçlu belediyesi olduğunu söylemek mümkün. Tabii bu çok acı bir tablo, çok üzücü bir tablo.”

“HER AY 13 MİLYON 200 BİN TL FAİZ ÖDENİYOR”
Nisan ayında İller Bankası’ndan belediyeye aylık tahakkuk eden tutarın 26 milyon 600 bin lira olduğunu bildiren Odabaşı, “Aylık personel gideri maaş, vergi, SSK yaklaşık 68 milyon 800 bin lira. Yani arabaların marşına basmayacaksınız, elektriği yakmayacaksınız, suları kullanmayacaksınız, hiçbir yatırım yapmayacaksınız… Hiçbir şey yapmazsanız sadece maaş giderleri vergiler dahil 68 milyon 800 bin lira diye düşünürseniz ayrıca bir de yılbaşından itibaren belediyenin personel maaşını ödemek için üç aydır sürekli kredi alınıyor. Tabii krediler çok yüksek oranlarda, biliyorsunuz. Bunlarla da maaş ödeniyor. Bundan dolayı da 13 milyon 200 bin her ay faiz ödüyorsunuz. Niye? Alınan bu kredilerden dolayı. Bu yük daha da artacak ileride” ifadelerini kullandı.
“MAAŞ ÖDEYEMEYECEK DURUMA GELMİŞ AMA HALA PERSONEL ALMAYA DEVAM ETMİŞ”
Yakup Odabaşı açıklamasına şöyle devam etti; “Düşünebiliyor musunuz? Maaşını ödeyemeyecek duruma gelmiş bir belediye ama buna rağmen yılbaşından sonra da hala personel alıyorsunuz. Ve bu aldığınız personelde tabii geçici alıyorsunuz. İşe ihtiyacı olanları ‘Gelin işe alalım’ diyorsunuz. Bunların bir kısmı beşinci ayda bir kısmı da altıncı ayda sona erecek. Biz de dedik ki ‘Kimse işten çıkartmayacağız.’ Belediyeyi bu kadar borçlandırmışlar. Ve bu belediyenin, bu borç yüküyle ayakta kalması mümkün değil. Ayrıca tabii arkadaşlarımız çalışıyor, araştırmalar yapıyoruz. Seçim olmuş. Seçimden sonra bakıyorsun elektrik direkleri dikiliyor. Bu neyin nesi? Daha fatura gelmedi ama çalışma yapılmış, yani sürekli belediye borç borçlandırılmaya girilmiş. Bu belediye nasıl ödeyecek bunları? Yani seçimde veya seçimden sonra elektrik direği dikmenin, aydınlatma yapmamanın Gölbaşı’na ne faydası var? Seçimi kazanırsınız eğer varsa projeniz zaman içinde yaparsınız. Ama borcunu ödeyemeyen, maaşını veremeyen bir belediye hala lüks içinde, israf içinde, harcama yapıyorsa bunda bir art niyet var diye düşünmemek mümkün değil. Kamuoyunun düşüncesi de bu. Maalesef gördüğümüzde bu. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki günlerde çok daha acı tabloyla karşı karşıya geleceğiz.”
“BİZ ÇOK ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE HESAP VERECEĞİZ”
Kimseye karşı ön yargılı olmadıklarını vurgulayan Odabaşı, “Biz hakim değiliz, savcı değiliz. Ancak bize milletimizin verdiği bir yetki var; ‘Gölbaşı’nı iyi yönetin, şeffaf yönetin.’ Biz buna talip olduk. Hesap verebilir bir belediye olarak yöneteceğiz. Tabii milletimizin istediği başka şey de kendi vergileriyle oluşan harcamaların, gelirlerin nasıl harcandığının da cevabını bize sormaları en doğal hakları. Biz kendi dönemimizle ilgili çok şeffaf bir şekilde bunun hesabını vereceğiz. Ama geçmişle ilgili de bu tür yükümlülüklerimiz var. Çıkarsa bunları tabii ki kamuoyuyla paylaşacağız. Türkiye’de adaletin hala olduğuna inanıyoruz. İnşallah adalet yerini bulur diye düşünüyorum.” dedi.
“BELEDİYENİN TOPLAM BORCU 1 MİLYAR 60 MİLYON 235 BİN 863,66 TL”
Öte yandan Gölbaşı Belediye Meclisi’nin Nisan ayındaki üçüncü toplantısında Gölbaşı Belediye Meclis Başkanvekili Hürriyet Ergezer, belediyenin borçlarına ilişkin açıklama yaptı. Toplam borcun 1 Milyar 60 milyon 235 bin 863,66 TL olduğunu açıklayan Ergezer, gelir-gider dengesine göre belediyenin her ay 55 milyon 402 bin 6521,52 TL açık verdiğini söyledi. Paylaşılan bilgilere göre, 4 Nisan 2024 tarihi itibarıyla belediyenin borçları şöyle:
Cari Piyasa Borcu: 452 milyon 880 bin 900 TL
Ticari Banka Kredi Borcu: 199 milyon 454 bin 117,95 TL
Ticari Banka Kredi Borcu Faizi: 107 milyon 585 bin 881,55 TL
İller Bankası Kredi Borcu: 32 milyon 314 bin 292,14 TL
İller Bankası Kredi Borcu Faizi: 8 milyon 187 bin 191,65 TL
Vergi Borcu: 33 milyon 496 bin 428,22 TL
SGK borcu:4 milyon 81 milyon 354 TL
Elektrik borcu: 3 milyon 252 bin 187,78 TL
Kamulaştırmasız el atma sonu ödenecek: 15 milyon 428 bin 380,70 TL
İade edilecek teminatlar: 20 milyon 972 bin 818,70 TL
Sözleşme kesintileri: 2 milyon 181 bin 971,55 TL
Diğer çeşitli emanetler: 7 milyon 382 bin 196,20 TL
Kesilen kamu kurum payları: 13 milyon 137 bin 381,22 TL
Belediye şirketi (BELLAS) vergi/SKK ve piyasa borcu: 159 milyon 860 bin 762 TL
İller Bankası kanalıyla aylık gönderilen belediye payı ile aylık personel maaşı ve kredi taksit ödemeleri ise şu şekilde:
İller Bankası aylık tahakkuk tutarı (Nisan 2024): 26 milyon 600 bin TL
Aylık personel gideri (maaş/vergi/SKK) yaklaşık: 68 milyon 800 bin
Aylık kredi taksit ödemesi: 13 milyon 212 bin 66,76 TL
Toplam: 82 milyon 12 bin 66,76 TL
Toplam gelirin 26 milyon 600 TL, giderin ise 82 milyon 12 bin 66,76 TL olduğu aradaki farkın 55 milyon 402 bin 6521,52 TL olduğu belirtildi.
“BU OLUMSUZ TABLOYA RAĞMEN ASLA KARAMSARLIĞA KAPILMIYORUZ”
Hürriyet Ergezer, borçları açıkladıktan sonra “Biz bunları tahmin ederek geldik. Bunları şikâyet amaçlı değil, sizinle bilgi amaçlı paylaştım. Bu olumsuz tabloya rağmen asla karamsarlığa kapılmıyoruz. Biz bunun altından kalkacağımıza eminiz. Hep beraber meclis olarak başaracağımızdan şüphemiz yok” diye konuştu. Oylamanın ardından meclis toplantısı Mayıs ayında toplanmak üzere sona erdi.
]]>31 Mart yerel seçimlerinde Ankara’nın Gölbaşı ilçesinde CHP’den Belediye Başkanı seçilen Yakup Odabaşı, Türkiye’nin kişi başına en çok borç düşen belediyesinin Gölbaşı olduğunu belirtti. Odabaşı, belediyenin, yaklaşık 1 milyar 60 milyon TL borcu bulunduğunu söyledi. Odabaşı, belediyede 400 personel bulunduğunu da ifade ederek, “Gizli çalışanlar var. Yani olmadığı halde burada görünen isimler var” dedi.
Yakup Odabaşı, dün yapılan belediye meclisi toplantısının ardından ANKA Haber Ajansı’na açıklamalarda bulundu. MHP’den devraldıkları Gölbaşı Belediyesi’nde yeni dönemde yapacakları çalışmaları anlatan Odabaşı, şöyle konuştu:
“Gölbaşı bizim evimiz. Gölbaşına karşı özel hassasiyetlerimiz var. Dolayısıyla burayı takip ediyoruz. Geçmişte de burada görev yaptık ve görev süresi içerisinde Gölbaşı Belediyesi verimli bir hizmet üretmiştir, burada faydalı projeler üretilmiştir ve 2019-2024 arası Gölbaşı Belediyesi tarihinin en çok hizmet yapan belediyesi olarak da tarihe geçmiştir. Dolayısıyla o günden bugün on yıl geçmiştir. Biz devrettiğimizde tabii ki Gölbaşı Belediyesi’nin günü gelmiş hiçbir borcu olmadığını, artı maaşlarını çok rahat veren, yatırımlarını çok rahat yapabilen ve hiçbir kuruma ihtiyacı olmadan kendi ayakları üzerinde duran, yatırım yapan personelin maaşını ödeyen, borcu olmayan çok rahat bir belediyedir. Kamuoyunda karşılığı olan ve ticaret erbaplarının da mal vermekte hiçbir gün sakınca görmedikleri, buraya mal vermek için herkesin yarıştığı bir belediyeydi. Tabii bu son beş yıllık süreçte özellikle, bazı belediyeyle sıkıntılar duyuyorduk. Esnafların paralarını alamadığı, faturaların ödenmediği, çok israfın yapıldığı gibi birçok iddialar duyduk. Ama son özellikle 2023 yılı itibarıyla kamuoyunda bu seslerin çok yükseldiğini duyduk. Ben tabii işin dedikodu tarafında değilim. Ama üzüldüğüm taraf şu; Gölbaşı bizim için çok özel bir yer. Hatta Ankara için, Türkiye için özel bir yer. Gölleriyle, havasıyla insanlarımızın tercih ettiği, yaşadığı bir şirin ilçe. Bu şirin ilçenin çok güzel yönetilmesi gerekir. Gelecekte insanların burada beklentilerinin çok yüksek olduğu bir ilçe. Maalesef bazı duyumlarımız vardı, devir teslimden sonra da arkadaşlarımızın tespit ettiği bazı noktalar var. Tabii daha çalışmalar yapacağız. Arkadaşlarımız mecliste Gölbaşı Belediyesi’nin borçlarıyla ilgili rakamlar paylaştılar. Bunlar tabii ilk tespitler. Devamında bu çalışmalar devam edecek.”
“ÇOK ACI VE ÜZÜCÜ BİR TABLO”
Gölbaşı Belediyesinin şu anda bin 400 civarında personeli bulunduğunu bildiden Odabaşı, sözlerine şöyle devam etti:
“Geçmişte bunun çok altındaydı, özellikle ben ilk açıklamamda 350 civarı dedim ama şu anda 380 civarında olduğu… Çünkü bir de gizli çalışanlar var. Yani olmadığı halde burada görünen isimler var. Onlarla ilgili de arkadaşlarımız çalışıyor. Bu rakamları da düşünürsek aşağı yukarı bin 400 civarında personelin çalıştığı veya bu anlamda maaş aldığı görülüyor. Bunun karşılığı da borçlara baktığımızda rakam olarak bizim Mali Hizmetler Müdürlüğümüzün 4 Nisan 2024 tarihinde burayı teslim aldığımızda bize sunduğu bilgilerde 1 milyar 60 milyon 235 bin 863,66 TL. Yani yuvarlak olarak 1 milyar 60 milyon TL borcunun olduğu, eski parayla da 1 katrilyon 60 trilyon bir borç yapısı var. Bu tabii normal ödenmesi gereken.
Bir de yükümlülüklerimiz var. Yani bu personelin bir kısmı yarın ayrılacağım derse ve tazminat vereceğiz diye düşünürsek, tüm personelin ayrıldığını personelin düşünmüş olsak 350 milyon civarında da bir kıdem tazminatı tutuyor. Bunu da kattığınızda yuvarlak olarak 1 milyar 400 milyon yani eski parayla 1 katrilyon 400 trilyon gibi bir rakama ulaşılıyor ki bu Türkiye’de herhangi bir belediyede böyle bir borcun olduğunu tahmin etmiyorum. Çünkü başka ilçe söylemeden söyleyeyim; Ankara’da nüfusu 1 milyona yakın ilçeler var. Onların da borçları var ama nüfus ve borçla kıyasladığınızda Gölbaşı’nın 150-160 bin civarında nüfusu olduğunu düşünürseniz 160 bin civarında nüfus olduğunu düşünürseniz bu rakamların çok yüksek olduğunu, herhalde Türkiye’nin en borçlu, kişi başına düşen en borçlu belediyesi olduğunu söylemek mümkün. Tabii bu çok acı bir tablo, çok üzücü bir tablo.”
“HER AY 13 MİLYON 200 BİN TL FAİZ ÖDENİYOR”
Nisan ayında İller Bankası’ndan belediyeye aylık tahakkuk eden tutarın 26 milyon 600 bin lira olduğunu bildiren Odabaşı, “Aylık personel gideri maaş, vergi, SSK yaklaşık 68 milyon 800 bin lira. Yani arabaların marşına basmayacaksınız, elektriği yakmayacaksınız, suları kullanmayacaksınız, hiçbir yatırım yapmayacaksınız… Hiçbir şey yapmazsanız sadece maaş giderleri vergiler dahil 68 milyon 800 bin lira diye düşünürseniz ayrıca bir de yılbaşından itibaren belediyenin personel maaşını ödemek için üç aydır sürekli kredi alınıyor. Tabii krediler çok yüksek oranlarda, biliyorsunuz. Bunlarla da maaş ödeniyor. Bundan dolayı da 13 milyon 200 bin her ay faiz ödüyorsunuz. Niye? Alınan bu kredilerden dolayı. Bu yük daha da artacak ileride” ifadelerini kullandı.
“MAAŞ ÖDEYEMEYECEK DURUMA GELMİŞ AMA HALA PERSONEL ALMAYA DEVAM ETMİŞ”
Yakup Odabaşı açıklamasına şöyle devam etti:
“Düşünebiliyor musunuz? Maaşını ödeyemeyecek duruma gelmiş bir belediye ama buna rağmen yılbaşından sonra da hala personel alıyorsunuz. ve bu aldığınız personelde tabii geçici alıyorsunuz. İşe ihtiyacı olanları ‘Gelin işe alalım’ diyorsunuz. Bunların bir kısmı beşinci ayda bir kısmı da altıncı ayda sona erecek. Biz de dedik ki ‘Kimse işten çıkartmayacağız.’ Belediyeyi bu kadar borçlandırmışlar. ve bu belediyenin, bu borç yüküyle ayakta kalması mümkün değil. Ayrıca tabii arkadaşlarımız çalışıyor, araştırmalar yapıyoruz. Seçim olmuş. Seçimden sonra bakıyorsun elektrik direkleri dikiliyor. Bu neyin nesi? Daha fatura gelmedi ama çalışma yapılmış, yani sürekli belediye borç borçlandırılmaya girilmiş. Bu belediye nasıl ödeyecek bunları? Yani seçimde veya seçimden sonra elektrik direği dikmenin, aydınlatma yapmamanın Gölbaşı’na ne faydası var? Seçimi kazanırsınız eğer varsa projeniz zaman içinde yaparsınız. Ama borcunu ödeyemeyen, maaşını veremeyen bir belediye hala lüks içinde, israf içinde, harcama yapıyorsa bunda bir art niyet var diye düşünmemek mümkün değil. Kamuoyunun düşüncesi de bu. Maalesef gördüğümüzde bu. Öyle zannediyorum ki önümüzdeki günlerde çok daha acı tabloyla karşı karşıya geleceğiz.”
“BİZ ÇOK ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE HESAP VERECEĞİZ”
Kimseye karşı ön yargılı olmadıklarını vurgulayan Odabaşı, “Biz hakim değiliz, savcı değiliz. Ancak bize milletimizin verdiği bir yetki var; ‘Gölbaşı’nı iyi yönetin, şeffaf yönetin.’ Biz buna talip olduk. Hesap verebilir bir belediye olarak yöneteceğiz. Tabii milletimizin istediği başka şey de kendi vergileriyle oluşan harcamaların, gelirlerin nasıl harcandığının da cevabını bize sormaları en doğal hakları. Biz kendi dönemimizle ilgili çok şeffaf bir şekilde bunun hesabını vereceğiz. Ama geçmişle ilgili de bu tür yükümlülüklerimiz var. Çıkarsa bunları tabii ki kamuoyuyla paylaşacağız. Türkiye’de adaletin hala olduğuna inanıyoruz. İnşallah adalet yerini bulur diye düşünüyorum.” dedi.
Öte yandan Gölbaşı Belediye Meclisi’nin Nisan ayındaki üçüncü toplantısında Gölbaşı Belediye Meclis Başkanvekili Hürriyet Ergezer, belediyenin borçlarına ilişkin açıklama yaptı. Toplam borcun 1 Milyar 60 milyon 235 bin 863,66 TL olduğunu açıklayan Ergezer, gelir-gider dengesine göre belediyenin her ay 55 milyon 402 bin 6521,52 TL açık verdiğini söyledi.
Paylaşılan bilgilere göre, 4 Nisan 2024 tarihi itibarıyla belediyenin borçları şöyle:
“BELEDİYENİN TOPLAM BORCU 1 MİLYAR 60 MİLYON 235 BİN 863,66 TL”
Cari Piyasa Borcu: 452 milyon 880 bin 900 TL
Ticari Banka Kredi Borcu: 199 milyon 454 bin 117,95 TL
Ticari Banka Kredi Borcu Faizi: 107 milyon 585 bin 881,55 TL
İller Bankası Kredi Borcu: 32 milyon 314 bin 292,14 TL
İller Bankası Kredi Borcu Faizi: 8 milyon 187 bin 191,65 TL
Vergi Borcu: 33 milyon 496 bin 428,22 TL
SGK borcu: 4 milyon 81 milyon 354 TL
Elektrik borcu: 3 milyon 252 bin 187,78 TL
Kamulaştırmasız el atma sonu ödenecek: 15 milyon 428 bin 380,70 TL
İade edilecek teminatlar: 20 milyon 972 bin 818,70 TL
Sözleşme kesintileri: 2 milyon 181 bin 971,55 TL
Diğer çeşitli emanetler: 7 milyon 382 bin 196,20 TL
Kesilen kamu kurum payları: 13 milyon 137 bin 381,22 TL
Belediye şirketi (BELLAS) vergi/SKK ve piyasa borcu: 159 milyon 860 bin 762 TL
İller Bankası kanalıyla aylık gönderilen belediye payı ile aylık personel maaşı ve kredi taksit ödemeleri ise şu şekilde:
İller Bankası aylık tahakkuk tutarı (Nisan 2024): 26 milyon 600 bin TL
Aylık personel gideri (maaş/vergi/SKK) yaklaşık: 68 milyon 800 bin
Aylık kredi taksit ödemesi: 13 milyon 212 bin 66,76 TL
Toplam: 82 milyon 12 bin 66,76 TL
Toplam gelirin 26 milyon 600 TL, giderin ise 82 milyon 12 bin 66,76 TL olduğu aradaki farkın 55 milyon 402 bin 6521,52 TL olduğu belirtildi.
“BU OLUMSUZ TABLOYA RAĞMEN ASLA KARAMSARLIĞA KAPILMIYORUZ”
Hürriyet Ergezer, borçları açıkladıktan sonra “Biz bunları tahmin ederek geldik. Bunları şikayet amaçlı değil, sizinle bilgi amaçlı paylaştım. Bu olumsuz tabloya rağmen asla karamsarlığa kapılmıyoruz. Biz bunun altından kalkacağımıza eminiz. Hep beraber meclis olarak başaracağımızdan şüphemiz yok” diye konuştu.
Oylamanın ardından meclis toplantısı Mayıs ayında toplanmak üzere sona erdi.
]]>CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personeli ve ailelerinin özlük, sağlık ve emeklilik haklarının iyileştirilmesi gerektiğini belirterek “Önümüzdeki dönemde ülkemizin karşı karşıya olduğu tehdit ve risklerin bertaraf edilmesi için TSK’nın vazifesini en iyi şekilde icra etmesinin hayati önemi haiz olduğu gerçeğinden hareketle, TSK personeli için bütüncül bir yaklaşımla detaylı bir iyileştirme çalışmasının kısa sürede yapılması ihtiyacı bulunmaktadır” dedi.
CHP Milli Savunma Bakanlığından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) personelinin özlük haklarıyla ilgili yazılı açıklama yaptı. Bağcıoğlu, şunları kaydetti:
“LOJMAN VE MİSAFİRHANE İMKANLARI SAĞLANMALIDIR”
“Önümüzdeki dönemde ülkemizin karşı karşıya olduğu tehdit ve risklerin bertaraf edilmesi için TSK’nın vazifesini en iyi şekilde icra etmesinin hayati önemi haiz olduğu gerçeğinden hareketle, TSK personeli için bütüncül bir yaklaşımla detaylı bir iyileştirme çalışmasının kısa sürede yapılması ihtiyacı bulunmaktadır. Öncelikle ve acil olarak hayata geçirilmesi gereken hususlar aşağıda sıralanmıştır.
Lojman ve Misafirhane İhtiyaçları: Askeri personel görev yapısı ve tabi olduğu mevzuat gereğince ortalama 2-3 yılda bir atama görmekte, ailesi ile birlikte çok sık yer değiştirmektedir. Bu durum askeri personelin ve ailelerinin yerleşik bir hayat kurmasını zorlaştırmakta, memleketlerinden uzakta görev yapan personel ve aileleri için lojman/misafirhane ve orduevi gibi imkanlara ihtiyaç duyulmaktadır. Son yıllarda TSK tarafından icra edilen harekat görevlerinin gereği olarak birçok birlik ve komutanlığın garnizon değişikliği yapmış olmaları da mevcut lojman/misafirhane imkanlarının yetersiz kalmasına sebebiyet vermiştir. Askeri personelin lojman/misafirhane sorunu giderilecek şekilde ve sadece doğu görevlerinde değil özellikle üç büyük ilin içerisinde olduğu batı garnizonlarında da barınma sorununu ortadan kaldıracak şekilde öncelikle bina kiralanması yoluyla acil ihtiyaç giderilmeli, müteakiben yeteri kadar lojman/misafirhane inşa edilerek barınma sorunu kalıcı olarak çözülmelidir. Ancak kısa vadede bunun mümkün olmaması durumunda yapılacak özel bir düzenleme ile personele, görev yapılan şehrin özellikleri gözetilerek uygun miktarda nakit kira yardımı yapılmalıdır.
“ASKERLER VE AİLELERİ İÇİN SOSYAL İMKANLAR SAĞLANMALI”
Sosyal Tesisler: Halihazırda kullanılmakta olan sosyal tesisler, artan personel mevcutları ve birlik hareketlilikleri nedeniyle yetersiz kalmaktadır. Ayrıca uzun yıllardır askeri sosyal tesislerin bakım ve onarımları için yeterli ödenek tahsis edilmediği, askeri sosyal tesislerin sınırlı kar oranlarıyla elde ettikleri gelirlerin bu ihtiyacın karşılanmasına yeterli gelmediği bilinmektedir. Bu kapsamda öncelikle mevcut askeri sosyal tesislerin bakım ve onarımları için yeterli ödenek tahsis edilmeli, müteakiben eksik kalan ihtiyacın karşılanması için yeni sosyal tesisler yapılması için gerekli tedbirler alınmalıdır. Ayrıca mevcut tesislerin kullanım haklarının askeri personel mevcutları ve sorumluluk/müessiriyet prensiplerine göre yeniden düzenlenmeli, artık TSK’da mevcudiyetleri yadsınamaz bir gerçek olan uzman erbaşlar ile sözleşmeli erbaş/erler ve aileleri için daha fazla sosyal imkan sağlayacak şekilde gazino ve misafirhaneler açılmalı/mevcut sayılar artırılmalıdır.
“MAAŞLARDA İYİLEŞTİRMELER YAPILMALIDIR”
Özlük Hakları: Mevcut durumda; makam ve görev tazminatından faydalanamayan kıdemli binbaşılar ile astsubay başçavuş ve kıdemli başçavuşlara emekli maaşlarına da yansıyacak şekilde tazminat verilmesine yönelik düzenleme yapılmalıdır. Bu düzenleme ile bahse konu statü ve rütbelerdeki personelin emeklilerine de geçmiş yıllarda verilmiş ve yerine getirilmemiş taahhütlerin gereğinin yapılması zorunludur. TSK personeline 926 sayılı TSK Personel Kanunu’nun EK-17’nci maddesine göre ödenmekte olan TSK tazminat oranlarında düzenleme yapılarak maaşlarda ilave iyileştirmeler yapılmalıdır.
Erken ve resen emeklilik işlemleri: Son dönemde, siyasi yaklaşımın da etkileriyle, henüz emeklilik hakkını kazanmamış albayların Yüksek Askeri Şüra kararları ile resen emekli edilmeleri personelde kaygı, umutsuzluk ve geleceğe yönelik bir belirsizliğe yol açmaktadır. Yargı denetimine kapalı bir işlem olan YAŞ kararlarıyla üst düzey subayların emekliğe sevk edilmesi yerine hakkında herhangi bir iddia olan personelin yargı yolu açık idari işlemlerle (Yüksek Disiplin Kurulu, Mahkeme kararı vb) görevden ayrılması ve böylece personel arasında güvensiz ortamın oluşmasının önüne geçilmesi gereklidir.
“SAĞLIK İHTİYAÇLARI ZAMANINDA KARŞILANMAMAKTADIR”
Sağlık Hususları: Askeri hastanelerin kapatılması sonrasında TSK personeli ile ailelerinin sağlık ihtiyaçlarının yeterince ve zamanında karşılanamadığı aşikardır. Günümüzde orta ölçekli KOBİ’ler bile istihdamı ve tercih edilebilirliği artırmak için çalışanlarına özel sağlık sigortası veya tamamlayıcı sağlık sigortası yaptırmaktadır. Ailesinden ayrılarak göreve giden TSK personelinin gözünün arkada kalmayarak görevine odaklanmasını temin etmek için, en azından Askeri Sağlık Sistemi yeniden tesis edilinceye kadar, devlet tarafından TSK personeli ile eş ve çocukları için Tamamlayıcı Sağlık Sigortası yaptırılması sağlanmalıdır. TSK personelinin her türlü siyasi, ideolojik, tarikat-cemaat vb. yapının etkisinden uzak olarak tamamen devlete, Atatürk ilkelerine ve Anayasal değerlere sadakatle ve askerlik yeminine uygun görev yapmasına olanak sağlayacak bir ortam oluşturulmalıdır. Ülkemizin gözbebeği ve her türlü siyasi mülahazaların dışında olması gereken TSK’nın gelişimi ve güçlenmesi için, başta yukarıda sıralanan konular olmak üzere her türlü hususta üzerimize düşeni yapmaya devam edeceğimizi tüm kamuoyunun takdirine ve dikkatine sunuyoruz.”
]]>
Ankara Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, görevi devraldığında belediye kasasında para olmadığını belirterek, “Belediyemizde maaşlar ayın 1 ila 5’i arasında ödenir. Ben mazbatayı aldıktan sonraki gün maaş ödemesinin son günüydü ve personel kaygı içerisindeydi. Maaşlar yatırılmadığı takdirde bayramda personelimiz ve ailesi mağdur olacaktı. Kahramankazan da ekonomik olarak zarar görecekti. Bir belediye başkanı bu duruma kayıtsız kalamazdı. Çünkü bizler personelin ailesi olduğumuzu düşünüyoruz. Bu noktada kendi imkanlarım dahilinde belediyemize 9 milyon vermek suretiyle personel maaşlarının ödenmesine katkıda bulundum. Bayram olmamış olsaydı belki bir hafta öteleme durumumuz olurdu ama bayrama personelimin boynu bükük girmesine gönlüm elvermezdi” dedi.
Kahramankazan Belediye Başkanı Selim Çırpanoğlu, ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Son beş yılda etkili ve verimli bir şekilde belediyecilik yapılmadığına dikkat çeken Çırpanoğlu, belediyenin kasasında personel maaşlarına yetecek kadar para olmadığı için kendi imkanları dahilinde belediye kasasına 9 milyon TL aktarılarak bayramdan önce personellere maaşlarının verildiğini söyledi. Çırpanoğlu şöyle konuştu:
“KAHRAMANKAZAN 35 YIL SONRA CHP BELEDİYECİLİĞİYLE BULUŞTU”
“Kahramankazan 35 yıl sonra CHP’ye teveccüh gösterdi, CHP belediyeciliğiyle buluştu. Ben son beş yıldır zaten Kahramankazan’da büyükşehir belediye meclis üyesiydim ve aynı zamanda muhalefetin grup başkanvekiliydim. Beş yıl boyunca burada adaletsiz, ayrıştırmacı, tehditkar bir yönetim vardı. Bizler adaletli, liyakatli, ayrıştırmasız bir belediyecilik öngörüyoruz. Buna ilişkin elimizden gelen tüm çabayı Kahramankazan’ımız için seferber edeceğiz. Burası Ankara’ya en yakın dış ilçe. Binlerce fabrikanın olduğu, tarımın yapıldığı ayrıca turizm alanlarının olduğu bir yer. Doğru yönetildiği takdirde Ankara’nın parlayan yıldızı olacak. Bizler Kahramankazan’ımızı hak ettiği noktaya taşımak için elimizden geldiği tüm çabayı sarf edeceğiz.
“KİMSENİN KİME OY VERDİĞİNE BAKMADAN, PARTİSİNE BAKMADAN VATANDAŞIMIZA HİZMET EDECEĞİZ”
Bizim bir siyaset üstü anlayışımız var. Kahramankazan’da bu anlayışımızı vatandaşımıza empoze ettik, vatandaşımız da bize güvendi. AK Partilisi de, MHP’lisi de, Refah Partili de oy verdi. Bizler de vatandaşın bu teveccühünü karşılıksız bırakmayacağız. Kesinlikle kimsenin siyasi fikrini sorgulamadan, siyasi partisine bakmadan, kime oy verdiğine bakmadan vatandaşımıza hizmet edeceğiz. Kahramankazan’ın yarısı bana oy verdi ama hangi yarısının oy verdiği önemli değil. Kahramankazan’ımızın tamamına hizmet edeceğiz. Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı’mız Mansur Yavaş ile beraber Kahramankazan’ımıza altın çağını yaşatacağız.
“BELEDİYE KASASINDA PARA YOKTU. KENDİ İMKANLARIM DAHİLİNDE BELEDİYEMİZE 9 MİLYON TL VEREREK PERSONEL MAAŞLARININ ÖDENMESİNE KATKIDA BULUNDUM”
Kahramankazan Belediyesi’nde maaşlar ayın 1 ila 5’i arasında ödenir. Ben mazbatayı aldıktan sonraki gün maaş ödemesinin son günüydü ve personel kaygı içerisindeydi ‘maaşlarımız ödenir mi’ şeklinde. Maaşlar yatırılmadığı takdirde bayramda personelimiz ve ailesi mağdur olacaktı. Kahramankazan da ekonomik olarak zarar görecekti. Bir belediye başkanı bu duruma kayıtsız kalamazdı. Çünkü bizler personelin ailesi olduğumuzu düşünüyoruz. Aile büyüğü olduğumuzu düşünüyoruz. Bu noktada kendi imkanlarım dahilinde belediyemize 9 milyon vermek suretiyle personel maaşlarının ödenmesine katkıda bulundum. Bayram olmamış olsaydı belki bir hafta öteleme durumumuz olurdu ama bayrama personelimin boynu bükük girmesine gönlüm elvermezdi. Kahramankazan’da memur, kadrolu işçi ve sözleşmeli personel olarak 886 personelimiz var.
“BEŞ YIL BOYUNCA ETKİLİ VE VERİMLİ BİR ŞEKİLDE BELEDİYECİLİK YAPILMAMIŞ”
Geçtiğimiz dönem, beş yıl boyunca etkili ve verimli bir şekilde belediyecilik yapılmamış ama kimse kaygılanmasın Kahramankazan’ımızın bütçesi düzelir. 4-5 ay içerisinde ben Kahramankazan’ın bütçesini düzeltirim çünkü Kahramankazan’ın sanayi, tarım noktasında verimliliği bulunmaktadır. Bunlar da bizlere geri dönecektir.”
]]>Yapılan fazla personel alımından dolayı belediyenin hiçbir hizmet üretmeden sadece işçi maaşları ödeyebildiğini rakamlarla açıklayan Aydar, “Ceyhanlı hemşerilerime soruyorum; sadece maaş ödeyen hiçbir hizmet üretemeyen bir belediye mi isterler, yoksa kentin dört bir yanına hizmet üreten bir belediye mi isterler? Bu sebepten ötürü belediyede önceliğimiz mali disiplini sağlayarak, hizmet üretmektir. Kendi alanında çalışmayan tüm personelin iş akdi sonlandırıldı. Bizlere güvenen 200 bin hemşerimizin mutluluğu kendi alanında çalışmadan rahat rahat maaş alan personelin mutluluğundan daha önemlidir” dedi.
Ceyhan Belediyesi’ne bağlı personel AŞ’de görünüp farklı iş pozisyonlarına oturan personelin çıkışlarının yapılması üzerine basın mensupları ile bir araya gelen Başkan Kadir Aydar; “Ceyhan’a hizmet etmek için söz verdim. Ceyhan Belediyesi Personel A.Ş. işçi ile doldurulmuş. SGK giderleri hariç ayda 9 milyon TL (trilyon) sadece bu kişilere ödeniyor. Bu paralarla üst geçit, kent meydanı, yollar yapacağız. ya bu kişilerin rahatı bozulmayacak ya da hizmet edeceğiz. Biz elbette ki hizmeti tercih ediyoruz” dedi.
Basın Mensuplarının sorularını da yanıtlayan Aydar şunları söyledi:
“Öncelikle göreve geldiğim andan itibaren amacımız Ceyhan’a hizmet etmek ve bu uğurda mücadele etmek. Geldiğim zaman mali tabloyu gördüğüm de resmen şaşırdım, durum içler acısı. Şu an görülen o ki belediyenin tek işi orada olan personele maaş ödemek. Onun dışında hizmet yapacak hiçbir geliri ve bütçesi yok. Ceyhanlıların benden beklediği hizmet var. Caddeleri asfalt, yolları temiz, modern parklar, kent meydanları, köprüler, oteller, saunalar, hamamlar kadınlara ve emekliye verdiğim sözleri yerine getirmek için öncelikle mali bilançoyu düzeltmem gerekir. İller Bankasından gelen 22 milyon TL’nin 9 milyon Lirası Personel A.Ş.’ye gidiyor. Memur ve sözleşmeli işçilerle birlikte toplam paranın 21 milyon 869 bin lirası harcanıyor. Bütçede kalan aylık yaklaşık 200 Bin TL ile biz Ceyhan’a nasıl hizmet yapacağız?. Açıkça söylemeliyim ki; 400 kişinin maaşını ödemek için belediye başkanı seçilmedim. Ben Ceyhan’a hizmet etmek için belediye başkanı seçildim. Ceyhanlıların benden beklentisi 400 personele maaş ödemek değil, 200 Bin Ceyhanlı’ya hizmet etmektir. Belediyeyi memurlarla ve kadrolu işçilerle yöneteceğiz. Kalan personel de işini yapacak, kendi görevini yapacak. Onun dışında belediyede işten çıkmayan kısım ise temizlik ve park bahçede çalışan personeller olacak. Sözümü tutmam için mali disiplini sağlamam gerekiyor. Bir avuç azınlığın maaşını ödemek için değil, Ceyhan’a hizmet için geldim. Bu saatten sonra belediyede gereğinden fazla personel çalışmayacak. Ben Ceyhan halkına bir söz verdim ve sözümü yerine getirmek için bütün bedeli ödemeye hazırım. Şimdi siz değerli basın mensuplarına ve Ceyhanlı hemşerilerime soruyorum; Sadece personelin maaşını ödeyip onları mı mutlu mu edelim, yoksa iki yüz bin Ceyhanlı’ya hizmet mi yapalım?.” – ADANA
]]>Türkiye’nin dört bir yanında ve gök semalarda özgürce uçan çelik kanatların arkasında büyük bir özveri ve takım çalışması yatıyor. Şavaşan Şahinlerin, Baba olarak nitelendirilen F-4 Phantomların ve Koca Yusufların göklerde saatlerce kesintisiz uçabilmesinde kahraman yer bakım personeli önemli bir rol oynuyor.
Türk Hava Kuvvetleri’nin envanterinde bulunan helikopter, uçak ve jetler; Türkiye’nin çeşitli noktalarında bulunan Ana Jet Üsleri’nde Hat Bakım Komutanlıkları tarafından titizlikle göreve hazır hale getiriliyor. Hava araçlarının fabrika seviyesi bakımları hariç diğer tüm bakımları Ana Jet Üslerinde gerçekleştiriliyor. Çelik kanatlar periyodik olarak; 200, 400 ve 600 saatlik görevleri sonrası gövde bakımları ve motor bakımları yine uçak bakım ekipleri tarafından titizlikle yapılıyor.
‘Vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır’ düsturu ile çalışan uçak bakım ekipleri, her bakım çalışmasının ardından hava aracını kahraman Türk pilotlarına teslim ediyor ve uçuşa hazırlanmış hava aracı o andan itibaren her türlü göreve hazır hale getiriliyor.
“Vatanını en çok seven görevini en iyi yapar prensibiyle işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz”
Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Bakım Personeli, “Hat Bakım Bölük Komutanlığı olarak bünyemizde bulunan kalifiye personel ve seçkin yer destek teçhizatları ile bünyemizdeki uçaklarımızın uçuş öncesi, uçuşlar arası ve uçuş sonrası bakımlarını icra etmekteyiz. Bu bakımlar neticesinde uçaklarımız en kısa sürede bir sonraki sorti için harbe hazır hale gelmektedir. Vatanını en çok seven görevini en iyi yapar prensibiyle işimizi en iyi yapma gayreti içerisindeyiz” ifadelerini kullandı.
“Bizim uçar dediğimiz bütün uçaklarımız uçar”
Yapılan kontrol aşamalarına dair açıklamalarda bulunan Bakım Personeli, “Yapmış olduğumuz bakımlar kontrol güvene mani değildir prensibiyle sürekli kontrol edilmekte ve bütün aksaklıklar başlamadan giderilmektedir. Bütün bakımlarımız kayıt altında yapılmaktadır. ‘Technical Order’ dediğimiz teknik emirlerimiz var. Bunlara harfiyen uyarak, bakımlarımızı yapmaktayız ve yapılan bütün bakımlar kayıt altına alınmaktadır. Bakım teşkilatı olarak bünyemizde bulunan Hava Kuvvetleri envanterindeki bütün uçaklarımızın bakımlarını titizlikle yapmaktayız. Bakımını yaptığımız; bizim uçar dediğimiz bütün uçaklarımız uçar” diye konuştu.
“Gün sonunda bizim bütün uçaklarımız faal olarak günü kapatırız”
Uçuş öncesi gerçekleştirilen bakımla mesailerinin başladığını belirten personel, “Titizlikle uçuş öncesi bakımları yapılır. Akabinde uçaklarımız servise verilir. Pilot gelir uçağı kabul eder. Daha sonra uçuşa gider. Uçuştan dönüşünde yine biz bu uçaklarımızı karşılarız. Uçuş sonrası bakımlar ve birtakım servisi ikmal işlemlerini yaparız. Daha sonra herhangi bir arızası varsa pilotla yaptığımız brifing sonrasında uçağımızı gerek sığınakta gerekse hangarda arızaya müdahale için teslim alırız. Herhangi bir arızası varsa en kısa sürede faal ederiz. Arızası olmayan uçaklarımızın da uçuş sonrası bakımlarını yaparak hemen bir sonraki sortiye hazır hale getiririz. Gün sonunda bizim bütün uçaklarımız faal olarak günü kapatırız” şeklinde aktardı.
Bakım ekiplerinin gerçekleştirdiği bakım sonrasında güvenle uçtuğunu belirten Hava Kuvvetleri Komutanlığına bağlı pilot, “Bakım ekibi tarafından faal edilerek uçuşa verilen tüm uçaklara emniyetli bir şekilde göksemalarımızın her alanında uçurarak emniyetli bir şekilde görevimizi icra etmekteyiz. Bu konuda tüm çalışan bakım ekibine sonuna kadar güvenmekteyiz. Özellikle kendini geliştirmiş personelle bakım ekibi bize her türlü göreve hazırlanmamızda büyük bir şekilde yardımcı olmakta. Biz kendi görevlerimizi hazırlanırken arkamızda hiçbir şekilde uçakla alakalı bir emniyetsizlik düşünmüyoruz. Bakım ekibi uçaklarımızı son derece emniyetli bir şekilde bize hazır ediyor. Özellikle uçuşlardan sonra bütün bakım faaliyetlerini kendileri bizzat dikkatli bir şekilde yerine getiriyorlar. Hiçbir şekilde gözümüzde arkada kalmıyor. Biz bu şekilde kendi görevimize daha yoğun bir şekilde odaklanarak ve görevimizi icra ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Yer bakım personeli sayesinde güvenle Türk semalarında uçan çelik kanatlar yedi gün yirmi dört saat Türkiye’nin hava sahasını titizlikle korumaya devam ediyor. – ANKARA
]]>Gölbaşı Belediyesinin kuruluşunun 59. yıl dönümü, Başkanı Ramazan Şimşek’in ev sahipliğinde gerçekleştirilen, personelin katıldığı iftar yemeğiyle kutlandı.
‘Türkiye yüzyılında yarım asırdan fazla istikbalin yolunda Gölbaşı Belediyesi 59 yaşında’ mottosuyla gerçekleştirilen iftar yemeğine AK Parti Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu, Gölbaşı Belediye Başkanı Ramazan Şimşek, eski belediye başkanları Erdal Eren ve Abdulnasır Haşlak, AK Parti Gölbaşı İlçe Başkanı Selim Akceylan, başkan yardımcıları, birim müdürleri, belediye çalışanları ve basın mensupları katıldı.
İftar öncesi Kur’an-ı Kerim tilaveti gerçekleştirildi. Başkan Şimşek, salonda bulunan masaları tek tek dolaşarak personeliyle selamlaştı. Oruçların açılmasının ardından sahneye çıkan Başkan Şimşek, personele ve geçmiş dönem belediye başkanlarına verdiği hizmetlerden dolayı teşekkür etti.
“Bizim yaptıklarımız, yapacaklarımız var”
Gölbaşı’nın Türkiye’de örneği olmaya bir ilçe olduğunu vurgulayan Başkan Ramazan Şimşek “Biz Ankara’nın en temiz ilçesi seçildik. Bunu Temizlik İşleri Müdürlüğümüzle birlikte yaptık. Fen İşleri Müdürlüğümüzle Ankara’da ve Türkiye’de ilkleri gerçekleştirdik. Park ve Bahçeler Müdürlüğümüzle yaptığımız çalışmalarla Türkiye’nin en yeşil ilçesi seçildik. İlçemizin güvenliğini ve eksiklerini Destek Hizmetleri Müdürlüğümüzle tamamladık. Bunların hepsini beraber yaptık. Ben başkanınız ve Ramazan ağabeyimiz olarak hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Bizim yaptıklarımız ve yapacaklarımız var” dedi.
“Biz koskocaman bir Gölbaşı ailesiyiz”
Başkan Şimşek, hiçbir yol arkadaşını yarı yolda bırakmadığının altını çizerek sözlerine “Belediye çalışanlarının tüm özlük haklarını veren bir belediye başkanı oldum. Promosyonlarınızı mesailerinizi eksiksiz verdik. Bundan sonrada vermeye devam edeceğiz. Yeri geldi ağladık yeri geldi güldük, çocuklarınızdan ayrı kaldınız ama hep beraber Gölbaşı’nı hak etti yere adım adım getirdik. Biz koskocaman bir Gölbaşı ailesiyiz. İstikrar devam edecek” diyerek devam etti.
“Çalışanlarımı enflasyona ezdirmeyeceğim”
“Haklarınızı çok iyi biliyorum, haklarınızı veriyoruz, verdik, vermeye devam edeceğiz” ifadelerini kullanan Başkan Şimşek, personel maaşlarına ilişkin müjdelerini sıralarken, “1 Nisan’da memurlarımızın sosyal denge tazminatlarını yüzde 120 olarak belirlemek için imzaları atacağız. Çalışanlarımızı enflasyona ezdirmeyeceğiz. Enflasyon farkı artı yüzde 5 zam yapacağız” dedi.
Açıklamalarının ardından büyük bir coşku yaşanırken Başkan Şimşek, personel tarafından ayakta alkışlandı.
“Bizim adayımız Ramazan Şimşek’tir, omuz omuza çalışıyoruz”
AK Parti Ankara Milletvekili Jülide Sarıeroğlu da Gölbaşı’nda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin tek adayının Ramazan Şimşek olduğunu vurgulayarak, “Ramazan başkana teşekkür diyorum. Gölbaşı’mız Ankara’nın Türkiye’nin en gözde ilçesi oldu. Bunu Ramazan başkanımız tek başına yapmadı, bu ekip işi. Eğer Gölbaşı gözde hale geldiyse bunlar sizler sayesinde oldu. Gölbaşı sadece Gölbaşılıların değil, diğer ilçelerden, illerden gelenlerin olduğu bir cazibe merkezi haline geldi. Bundan sonrada yapılacak projelerle Gölbaşı başka bir yere gelecek. Biz Ak Partili vekilleri olarak, hükümetimizin tüm bakanları ve Cumhurbaşkanımızla birlikte inşallah Ramazan Başkanımızın yanında olacağız, yanında olmaya devam edeceğiz Gölbaşı’nda Cumhur İttifakı olarak biz sadece sadece Ak Parti ve MHP olarak ortak çalışıyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımız, Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan ve Sayın MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bu ilçede bir kişinin elini kaldırmıştır, Gölbaşı Belediye Başkanı adayı olarak oda Ramazan Şimşek’tir. Bizim adayımız Ramazan Şimşek’tir, omuz omuza çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Başkan Şimşek, programda eski belediye Erdal Eren ve Abdulnasır Haşlak’a hizmetlerinden dolayı plaket verdi. – ANKARA
]]>CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevde yükselme sınav sonuçlarının adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmemesini eleştirdi. Akkuş İlgezdi, “Cumhurbaşkanı ve AKP’lilerin mülakatı kaldıracağız sözleri yine lafta kaldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı görevde yükselme sınavlarında sonuçlar kamuya açıklanmadı. Yazılı sınav sonrası mülakatlar ile yine liyakat sahiplerinin yerine yandaşlar makamlara sahip olacak. Cumhurbaşkanı ve AKP’nin kurmaylarını mülakat konusunda verdikleri sözleri tutmaya ve liyakatli atamalara davet ediyorum” dedi.
CHP İstanbul Milletvekili Gamze Akkuş İlgezdi, kamuya yapılan işe alımlarla ilgili yazılı açıklama yaptı. Akkuş İlgezdi, 14 Mayıs Genel seçimlerinden yaklaşık bir ay önce Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Kamuya işe alımları, görevin getirdiği zorunluluklar dışında mülakatı kaldırarak gençlerimizin sınavlardaki başarı sıralamasına göre yapacağım” dediğini, ancak mülakatların hala kaldırılmadığını hatırlattı. “İktidarın yıllardır mülakatı nasıl kullandığına şahitlik ettik. Mülakat ve işe alım süreçlerini, adaletli ve şeffaf bir şekilde yönetmek yerine, yandaş atama kriteri olarak kullandılar” diyen İlgezdi, Türkiye’de derece yapmış adayların mülakatlarda elendiğini vurguladı.
“SINAV SONUÇLARI ŞEFFAF BİR ŞEKİLDE İLAN EDİLMEDİ”
“Geldiğimiz noktada mülakat yüzünden görevde yükselme unvanlarını hak edenler değil, yine yandaşlar alacak” değerlendirmesini yapan İlgezdi, Kültür ve Turizm Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü tarafından 11 Şubat 2024 tarihinde yapılan görevde yükselme sınavında ataması yapılacak boş kadrolarda sınav sonuçlarının adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmemesine ilişkin şunları söyledi:
“Kültür ve Turizm Bakanlığı görevde yükselme sınavında ataması yapılacak boş kadro sayısının farklı alanlarda toplam 560 olacağını duyurmuştu. Fakat sınavın sonuçları adaylara şeffaf bir şekilde ilan edilmedi. Kurum personeli sonucu öğrenmek için sisteme girdiğinde yalnızca kendi sınav sonucuna ait bilgiler ile karşılaştı. Sınava ilişkin, kişilerin aldığı puanları gösteren bir listenin yayınlanmayışı personelin aklında soru işaretlerine, görevde yükselecek personelin önceden belli olduğu düşüncesinin yer etmesine neden oldu. Açıklama sisteminde yazılı ve sözlü mülakatta kaç personelin tam puan aldığı, kaç kişinin alt sınırda puan aldığının paylaşılmaması, ne yazık ki tam puan alan personellerin yerine ‘yandaş’ olanların atanması ihtimalini güçlendiriyor”
“BU UYGULAMA HAK YEMEYİ YASAL HALE GETİRMEKTİR”
KESK’e bağlı Kültür-Sanat Sen’in de yazılı sınav puanları açıklanmasına yönelik bilgi edinme başvurusu ve talebine ilişkin İlgezdi, “Geçmiş dönemlere ait farklı kurumlarca yapılan, mülakat ve atama sistemlerinde hala cevaplanmayan birçok şaibe varken, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu şekilde yaptığı sonuç bildirimi hiçbir suretle kabul edilemez. KESK Kültür-Sanat Sen’in de yazılı sınav puanları açıklansın bilgi edinme başvurusu ve talebi yerine getirilmeli. Mülakat demek torpil demektir! Bu uygulama ile torpili, hak yemeyi yasal hale getirmektir! Vicdanları yaralayan ve emek veren milyonlarca vatandaşımıza umut tüccarlığı yapmaktır” dedi.
“BU SİSTEMİ KABUL ETMİYORUZ”
Mülakat sisteminin kaldırılması gerektiğine vurgu yapan İlgezdi, “Mülakat sistemi derhal değiştirilmeli, atamalar ve görevde yükselmeler yazılı sınavlarda ki başarı puanları baz alınarak yapılmalı. Kapalı kapılar ardından gerçeklikten ve şeffaflıktan bihaber şekilde geçmişten günümüze taşıdığınız bu sistemi kabul etmiyoruz! Cumhurbaşkanı ve AKP’nin kurmaylarını mülakat konusunda verdikleri sözleri tutmaya ve liyakatli atamalara davet ediyorum” diye konuştu.
]]>
Tunç, Rize Adalet Eğitim Merkezinde adliye personeline yönelik eğitim programı sonrasında düzenlenen sertifika töreninde, Türkiye’nin değişik bölgelerinden gelen adalet personeli ile bir arada olmanın mutluluğunu yaşadığını söyledi.
Personel eğitim merkezlerince önemli proje ve eğitimler yürütüldüğünü belirten Tunç, şöyle konuştu:
“Adalet teşkilatımız personel olarak baktığımız zaman 24 bini hakim ve savcıdan, 100 bine yakını savcılarımıza destek olan katiplerimiz, mübaşirlerimiz, yazı işleri müdür ve personellerimizden, 80 bine yakın ceza tevkifevlerinde çalışan infaz koruma memurlarımız ve idarecilerimizden oluşuyor. Dolayısıyla toplamda 200 bine yakın hakim, savcı ve yardımcı personelle beraber yargı hizmetlerini gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Vatandaşlarımızın adalete güvenini tesis etmenin, yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisindeyiz.”
Tunç, hakim ve savcıların kürsüde hukuka uygun kararlar vererek adaletin tecelli etmesinin ve haklıya hakkını vermenin mücadelesini yaparken personelin de onlara destek olduğuna işaret ederek, “Onların sizsiz bir iş yapmaları mümkün değil. Çünkü her yazılan, her konuşulan sizler sayesinde tutanaklara geçiyor ve doğru geçmesi gerekiyor. O kararların çabuk ve doğru yazılması gerekiyor. Tüm bunlar özellikle sizlerin gayretleriyle gerçekleşiyor. Çeşitli sınavlardan geçerek bu noktalara geldiniz, seçilen kişilersiniz. Sizlerin özellikle meslek içerisinde başarılı olabilmeniz için de bu tür eğitimlere ihtiyaç var.” diye konuştu.
Kanunların değiştiğini, yeni mevzuatlar geldiğinin altını çizen Tunç, bu ihtiyaçlara uygun yeni eğitim modülleri ve programları da olması gerektiğini, bu kapsamda yeni ihtiyaçlara göre de hizmet içi eğitimler gerçekleşmeye devam ettiklerini vurguladı.
“Temel kanunlarımızın tamamı yenilendi”
Tunç, yargının fiziki mekan ihtiyacını büyük ölçüde tamamladıklarını, dün Giresun’da büyük bir adalet sarayının temelini attıklarını anlattı.
İhtiyaç olan illerde her gün yeni bir adalet sarayının temelini attıklarını ifade eden Tunç, gelecek hafta da Adana Kozan’da açılış gerçekleştireceklerini aktardı.
Tunç, Türkiye’deki müstakil adalet sarayı sayısının 72’den 366’nın üzerine çıktığına işaret ederek, hem fiziki mekanlar hem de teknolojinin tüm imkanlarının yargının hizmetine sunulduğunu belirtti.
Mevzuatı da sürekli yenilediklerine dikkati çeken Bakan Tunç, şu değerlendirmede bulundu:
“Temel kanunlarımızın tamamı yenilendi. Yargı paketleri ihtiyaçlara göre yeni mevzuat düzenlemeleri yine gerçekleşiyor. Sadeleştirmeler, yargı hizmetlerinin etkinliğinin artırılmasına yönelik mevzuat teşvik giderleri Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından gerçekleştirilmeye devam ediliyor. En son sekizinci yargı paketinde de bu gerçekleşmiş oldu. Tabii mevzuat, fiziki kapasite ama en önemlisi de insan unsuru. Adaleti tecelli edecek kürsüdeki hakim ve savcılarımız. Onların daha donanımlı olması noktasında gerek hukuk fakültesindeki eğitimleri ve sonrasındaki sınavlar ve hakim, savcı yardımcılığı sistemiyle de kürsümüz artık daha da güçleniyor. Tabii o kürsüye güç verecek, destek verecek olan personeller de sizlersiniz. Sizlere güveniyoruz. Sizler vatandaşlarımızın yargı hizmetlerinden memnuniyetini en üst noktaya çıkaracak kişilersiniz.”
Bakan Yılmaz Tunç, konuşmaların ardından eğitime katılan personele sertifikalarını verdi.
]]>Birlik Sağlık ve Sosyal Hizmet Çalışanları Sendikası (Birlik Sağlık-Sen) İzmir Şubesi, bugün sendika binasında düzenlenen basın açıklamasında, İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde yaşanan güvenlik sorununa ve yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarının yaşanmasına tepki gösterdi. Birlik Sağlık Sen İzmir Şubesi adına basın açıklamasını yapan Birlik Sağlık-Sen İzmir Şube Başkanı Berna Boran, şunları söyledi:
“İzmir Bayraklı’da açılan şehir hastanesinin en büyük sorunu personel eksikliği olmasına rağmen, Yap-Kirala-İşlet-devret sistemiyle yani Kamu- Özel İş Birliği (KÖİ) modeli ile yapılan şehir hastanesinin yüklenici firması güvenlik, temizlik, taşıma, yemek, sterilizasyon gibi pek çok hizmetin sunucusu olup, yeterli personel çalıştırılmadığı için hizmet aksamalarına sebep olmaktadır.
“YETERLİ GÜVENLİK GÖREVLİSİNİN OLMAMASI, GÜVENLİK KONUSUNDA BÜYÜK ZAFİYETLER GETİRMEKTEDİR”
Önümüzdeki günlerde Sağlık Bakanlığı tarafından İzmir Şehir Hastanesi’ne atanması beklenen 1040 civarında hemşire ve 80 civarında atanacak ebeyle birlikte 1500 sayısına ulaşılmaya çalışılan İzmir Bayraklı Şehir Hastanesi’nde, hastanenin özellikle acil bölümünde yeterli güvenlik görevlisinin olmaması, güvenlik konusunda büyük zafiyetler getirmektedir. Önümüzdeki süreçte hepimizi üzecek sağlıkta şiddet olaylarının olması olasılığı öncelikle hastanede görev yapan sağlık çalışanlarımızı ve bizleri endişelendirmektedir.
Yeterli sayıda yemekhanenin ve yeterli sayıda yemekhane personelinin olmaması da yemek hizmetleri konusunda da pek çok sıkıntıyı beraberinde getirmektedir. Personelin yemek sırasında uzun süre beklemesi zaman kaybına sebep olmakta, bazen de görevine dönmek zorunda kalan personelin yemek yemeden görev yerine dönmesiyle aç kalmasını da beraberinde getirmektedir.
Sterilizasyon hizmetlerini de veren yüklenici firma, yeterli sayıda tıbbi malzemenin olmaması ve sterilizasyona gönderilen malzemenin 12 saat gibi uzun sürede steril edilmesi ameliyatların aksamasına ve hastaların mağdur olmasına sebep olmaktadır.”
“DOKTOR AMELİYATHANE TEMİZLİĞİ YAPIYOR”
Hasta taşıma personellerinin eksik olması nedeni ile de hastaların 3-4 saat gibi sürelerde taşıma personeli beklemesinin insani bir durum olmadığını söyleyen Boran, sözlerine şöyle devam etti:
“Yüklenici firmanın sorumluluklarını yerine getirmemesinin faturasını doktorundan hemşiresine, teknisyeninden memuruna tüm çalışanlarımız ödemektedir. Hemşire hasta taşıyor, teknisyen malzeme taşıyor, doktor ameliyathane temizliği yapıyor. Personel eksikliğinde yaşanan sıkıntının temelinde de maalesef sözleşme gereği hastanenin açılışından itibaren 6 aylık sürede ilgili şirketin bir sorumluluğunun olmamasından kaynaklanmaktadır. İlk 6 ayda yeteri kadar personel bulundurması yönünde ki sözleşme, il sağlık müdürlüğü yetkililerimizin de elini kolunu bağlamaktadır. Bu demektir ki 17 ekim 2023 – 17 nisan 2024 arası ilgili şirkete bu konularda hesap soramayacağız. İlgili firma bir an önce sorumluluklarını yerine getirmeli. Çalışanlarımızın da, vatandaşlarımızın da mağduriyetlerinin önüne geçilmelidir.”
‘SAĞLIKTA ŞİDDET’ VURGUSU
Birlik Sağlık-Sen Genel Başkanı Ahmet Doğruyol ise sağlıkta şiddet konusuna dikkat çekerek, “İzmir şehir Hastanesi çok büyük bir alana yayılmış durumda. Bundan dolayı 5-6 acil servis yan yana. Bu acil serviste personelimiz diyor ki ‘Biz güvenlik çağırdığımızda güvenlik 4-5 dakikada buraya gelemiyor.’ Bu 4-5 dakikada sağlıkta şiddet olayı zaten olur. Ondan sonra güvenlik gelmese de olur. Hastanede bir polis memuru var. Hastanedeki polis memurunun görevi zaten adli vakaları raporlama. Sağlık Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı’nın zaten bu konuda iş birliği yapması lazım ama bir türlü yapamadılar. Biz hala beyaz kod, gri kod diye oyalamayla geçmekteyiz. Bu yüklenici firmaya bu altı aylık sürede hesap sorulamıyor. Çünkü; açıldığı tarihten itibaren 6 aylık süre içerisinde yeteri kadar personel bulundurur diyor. Yeteri kadar personel bulundurur deyince Sağlık Müdürlüğü de ‘buraya 100 tane güvenlik koyman lazım’ diyemiyor. Firma ben yeteri kadar personelimi koydum diyor. Bu şekilde bir yönetim şekli var.
“PERSONELİMİZ SEDYE TAŞIYOR”
Bundan dolayı, doktorlarımız gerektiğinde ameliyathanede temizlik yapıyor. Personelimiz sedye taşıyor ya da ilaç, koli almaya gidiyor. Böyle bir karmaşa var. Firmanın gerekli yükümlükleri bir an önce yerine getirmesinde büyük yarar var. Çünkü onların yapmadığı işin yükü tamamen bizim sağlık çalışanlarımıza yüklenmiş oluyor. Sağlık çalışanlarımız gerektiğinde temizlik yapıyor, gerektiğinde hamallık yapıyor. Böyle bir yönetim şekli olamaz.”
]]>MEÜ Rektörlüğü tarafından ‘yemek bizden menü seçimi sizden’ sloganıyla hayata geçirilen proje kapsamında, aylık yemek listesine bir gün öğrenciler, bir gün de personel tarafından en çok oy alan menü eklenmeye başlandı. Yapılan oylamada tavuk, kısır, çorba ve sütlaçtan oluşan öğrencilerin seçtiği menü yemekhanede çıkarıldı. Kampanyayı destekleyen MEÜ Rektörü Prof. Dr. Erol Yaşar, yemekhanede öğrencilerle yemek yiyerek sohbet etti, 14 TL’lik menüye zam yapılmayacağını söyledi.
“Kaliteli ve ucuz şekilde, zam yapmadan sunmaya devam edeceğiz”
Prof. Dr. Yaşar, 1 Ocak’tan itibaren yemekleri kendilerinin çıkarmaya başladığını söyledi. İlk etapta öğrenci ve personel için bin kişilik yemek kapasitesi varken, gelinen noktada 5 bin öğrenci ve bin personel için toplam 6 bin kişilik yemek çıkarıldığını belirten Yaşar, “Biz onlara en iyi şekilde, hem ucuz hem de kaliteli şekilde hizmet vermeye çalışıyoruz. Ayda bir defa personelimize, bir defa da öğrencilerimize menüyü seçme şansı verdik. Gerçekleştirilen anket sonucunda da bugün öğrencilerimizle birlikte bugün buradayız. Bugün onların menüsü. İnşallah bu hizmeti öğrencilerimiz ve personellerimiz için kaliteli ve ucuz şekilde, zam yapmadan sunmaya devam edeceğiz” dedi.
Yemeğin öğrenciler için 14 TL, personel için de 37 TL olduğunu vurgulayan Yaşar, bunu da ocak ayına kadar ellerinden geldiğince sürdürmeye devam etmeyi planladıklarını ifade etti.
Doymayan öğrenciye ikinci yemek ücretsiz
Öğrencilerden olumlu dönüşler aldıklarını dile getiren Yaşar, şöyle devam etti:
“Yemeğimizi kendimiz yapmaya başladık. Daha önce bin kişilik yemek varken bugün 6 bin kişi faydalanıyor. Gördüğünüz gibi çok kalabalık bir ortam. Daha da artacak. Güzel bir şey. Hem ucuz hem kaliteli. Aynı zamanda öğrencilerimizin menüsünü seçerken ikinci bir yemek istekleri olduğu zaman ya da fazla isterlerse ücretsiz veriyoruz. Tabii onların mutlu olması bizi de mutlu ediyor. Öğrencilerimiz, bizlerin çocukları. Biz üniversite olarak onları kendi evlatlarımız gibi görüyoruz. Onların mutlu olması için elimizden gelen gayreti gösteriyoruz. Bu yemek de bunlardan bir tanesi. İnşallah buna kaliteyi arttırarak ve fiyatı da sabit tutarak devam etmek istiyoruz.”
Gazetecilik Bölümü 4. sınıf öğrencilerinden Ekin Kırarslan, okulda başlatılan proje kapsamında öğrencilerin seçtiği yemeklerin menüye konulduğunu belirterek, “Bugün öğrenci menüsü yemeye geldik, 14 lira ve çok ucuz. Bu bizi memnun etti. Dışarıda bir yemek 100 liradan başlıyor. Bizim için masraflı olduğundan yemekhanede 14 liraya güzel yemek yemek çok daha uygun oluyor” diye konuştu.
Öğrencilerden Ömer Dağ ise fiyatların gayet uygun olduğunu ve bu durumun kendilerini mutlu ettiğini dile getirerek, uygulamanın devam etmesini öğrenciler olarak istediklerini kaydetti. – MERSİN
]]>Yerlikaya, maden ocağındaki incelemesinin ardından gazetecilere yaptığı açıklamada, Erzincan’ın İliç ilçesindeki bir maden ocağında 13 Şubat Salı günü saat 14.28’de toprak kaymasının meydana geldiğini anımsattı.
“Kayan kütlenin hacmi 10 milyon metreküp”
Cevherin konumlandırıldığı yığın liç alanından yamaç üzerinde önce kayma ve sonra çok hızlı akma şeklinde bir kütle hareketi meydana geldiğini belirten Bakan Yerlikaya, “Hareket yaklaşık 200 metre yüksekliğe sahip bir yamaç boyunca oldu. Kayan kütlenin toplam hacminin şimdilik hesaplarda 10 milyon metreküp olduğu, bu kütlenin de yaklaşık 800 metre kadar hareket ettiği ve hareket hızının ortalama saniyede 10 metre olduğu öngörülüyor.” dedi.
İlk belirlemelere göre 9 işçinin kayan kütlenin altında kaldığını ve işçileri arama kurtarma çalışmalarının aralıksız devam etiğini ifade eden Yerlikaya, şunları söyledi:
“Olayın ilk dakikalarından itibaren bölgeye Erzincan, Erzurum, Sivas, Tunceli, İl AFAD müdürleri, Sivas, Erzurum, Rize ve Diyarbakır birlik müdürleri görevlendirildi. Olayı takiben sahadaki çalışmaları koordine etmek üzere İçişleri ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakan Yardımcılarımız, Erzincan ve Sivas Valimiz, Erzincan Belediye Başkanımız, Cumhuriyet Başsavcımız, kaymakamlarımız, il jandarma komutanı, il emniyet müdürü, ilgili kurum ve kuruluşlardan, genel müdür ve daire başkanları, her biri buraya intikal ettiler.”
“827 personel görev yapıyor”
Bölgede görev yapan personel sayısı hakkında da bilgi veren Yerlikaya, şunları kaydetti:
“Şu an itibarıyla bölgede AFAD, JAK, TSK, Emniyet Genel Müdürlüğü, madenciler ve sivil toplum kuruluşlarından oluşan 339’u arama kurtarma personeli olmak üzere toplam 827 personel görev yapıyor. Ayrıca 562 araç, 5 dron, 2 kimyasal, biyolojik, radyoaktif ve nükleer aracı yani KBRN dediğimiz araçlar. 5 metale duyarlı radar cihazı ve 5 kurtarma köpeğiyle birlikte arama kurtarma çalışmalarımız devam ediyor. Bölgede hem yeni gelişebilecek bir kaymayı izlemek hem de göçük altındaki kişileri, araçları saptayabilmek amacıyla mobil takip sistemleri ve yer radar gibi ekipmanlar kuruldu. Sahada dekontaminasyon ve mobil koordinasyon tırları görevlendirildi. AFAD koordinasyonunda üniversitelerimizden gelen bilim insanları bölgenin önceki ve güncel haritalarını kullanarak stabil alanları tespit ediyor ve bu alanlara izleme cihazları yerleştirmeye başladılar. Bununla birlikte uydu radar verilerinden sahadaki hareketlerin geçmişe yönelik davranışları inceleniyor ve yapılacak çalışmalarda olası riskli bölgeler belirleniyor. Ayrıca bölgede gece boyunca arama kurtarma çalışmalarını sürdürebilmek için 40 jeneratör ve 40 aydınlatma kulesi bulunuyor.”
Bakan Yerlikaya, arama kurtarma çalışmalarının aralıksız devam edeceğini dile getirerek, “Madencilerimize, Erzincan’ımıza ve milletimize tekrar geçmiş olsun dileklerimizi iletmek istiyoruz. En büyük duamız buradan güzel haberleri milletimizle buluşturmak olacaktır.” ifadelerini kullandı.
]]>Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin, bazı milletvekillerinin ÖSYM’nin yaptığı sınavlara ilişkin ücret ve hizmet bedelleriyle ilgili yazılı soru önergelerini cevapladı. Tekin, ÖSYM’nin konuya ilişkin yanıtını sundu.
Soru önergelerine verilen yanıtta, ÖSYM tarafından yapılan sınavlara ilişkin soruların hazırlanması, sınav evrakının basımı, sınav evrakının sınav merkezlerine ulaştırılması, sınav güvenliği organizasyonu için yapılan harcamalar, soruların hazırlama ve denetleme süreçlerinde görev alanlara yapılan ödemeler, sınavda görevli Milli Eğitim Bakanlığı ile üniversite personeline, güvenlik görevlilerine yapılan ödemeler, bilişim altyapı sistemi ile ilgili yatırım harcamalarının ve diğer cari giderlerin adaylardan tahsil edilen sınav başvuru ücretlerinden karşılandığı bildirildi.
ÖSYM’nin yurt içinde ve yurt dışında yılda yaklaşık 50 sınav yaptığı aktarılan yanıtta, bu sınavların ÖSYM’nin kendi personeli haricinde diğer kamu görevlileri ve emniyet teşkilatı personelinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 2 milyon görevli ile gerçekleştirildiği belirtildi.
“Kar amaçlı bir yaklaşım içerisinde bulunmadığını göstermektedir”
Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) ve Kamu Personel Seçme Sınavı’nın (KPSS) aday sayısı, başvuru süreci, sınavın gerçekleştirilmesi, değerlendirilmesi ve sonuçlarının duyurulması hizmetinin, diğer sınavlara göre Başkanlığın yatırım ve diğer cari giderleri açısından maliyeti en yüksek sınavları olduğuna işaret edilen yanıtta, “Bu iki sınavın başvuru işlemleri yılın ilk altı ayı içerisinde tamamlandığından Başkanlığımızın yıl boyunca elde ettiği gelirin büyük kısmı ilk altı ayda gerçekleşmekle birlikte sınavlarda görev alanların ücret ödemeleri ve diğer hak ediş harcamaları yılın ikinci altı ayında yapılmaktadır. Yıl bazında değerlendirme yapıldığında; gelir ile gider arasındaki fark, kurumumuzun kar amaçlı bir yaklaşım içerisinde bulunmadığını göstermektedir.” ifadelerine yer verildi.
Adaylardan tahsil edilen sınav ücretlerinin Başkanlığın bütçesini oluşturduğuna işaret edilen yanıtta, sınavlarla ilgili giderlerin başvuru ücretlerinden karşılandığı vurgulandı.
Yanıtta, Kovid-19 sürecinde salonlara seyrek aday ataması yapıldığı hatırlatılarak, bu süreçte görevli sayısı ve bunlara yapılan ödemelerin, nakliye giderlerinin ve sağlık gereçleri için yapılan harcamaların arttığı belirtildi.
“Başkanlığımız sınırlı kaynaklarla işi yürütmektedir”
İptal edilerek tekrar uygulanan 2022-Kamu Personel Seçme Sınavı Lisans Genel Yetenek-Genel Kültür ve Eğitim Bilimleri Oturumları için adaylardan ücret alınmadığı kaydedilen ÖSYM’nin yanıtında, Kahramanmaraş merkezli 6 Şubat’taki depremlerden etkilenen illerde ÖSYM Yönetim Kurulu kararı gereğince 2023 yılı Yükseköğretim Kurumları Sınavı, Dikey Geçiş Sınavı (DGS) ve Kamu Personel Seçme Sınavı’na başvuran adaylardan da başvuru ücreti talep edilmediği aktarıldı.
ÖSYM’nin yanıtında, şunlar kaydedildi:
“Belirlenen sınav başvuru ücretleri kurumumuza kar ettirecek seviyede olmayıp Başkanlığımızın adaylardan elde ettiği hizmet gelirleri, giderleri karşılamadığı için 2022 ve 2023 yıllarında hazine yardımı alınmıştır. Başkanlığımız, adaylara sınavlarda sadece hak ettiğinin verilmesi, haksız kazanımların önüne geçilmesi için her türlü güvenlik tedbirinin alınması kapsamında büyük bir özveri ile çalışmaktadır. Ancak Türkiye genelinde büyük bir organizasyonu sorunsuz şekilde yerine getirebilmek için ihtiyaç duyduğu finansmanı adaylardan topladığı sınav başvuru ücretleri ile sağlayan Başkanlığımız sınırlı kaynaklarla bu işi yürütmektedir. Sınav başvuru ücretlerinin daha düşük belirlenmesi, sınav güvenliği, görevli sayısı, soru oluşturma ve bilişim teknolojileri kapsamında kısıtlamayı gerektirecektir ki bu durum, sınavların sıhhatini ve güvenliğini ciddi anlamda olumsuz etkileyecektir.”
]]>