SERRA TAYLAN
(ELAZIĞ) Elazığlı peynir üreticisi Bilal Yıldırım, peynir fiyatlarındaki artışa karşılık alım gücü düşen vatandaşın daha ucuz olduğu için merdiven altı üretimi peynire yöneldiklerini söyledi. Yıldırım, “Peynir üretimi var ama tüketimi yok. Peynir satışı yok, özellikle sahte tulum peynirleri piyasaya sürüldü. İçeriğinde ne olduğu bilinmeyen yaprak tulum peyniri var” dedi.
Elazığ’da peynir üreticileri artan maliyetlerin peynir fiyatlarına yansımasından sonra peynir satamamaktan şikayetçi. Üretimin olmasına rağmen vatandaşın peynir alacak gücünün olmadığını kaydeden üreticiler, satışların düştüğünü söylüyor
“PEYNİR SATIŞLARIMIZ DURDU”
Elazığlı peynir üreticisi Bilal Yıldırım:
“Peynir fiyatları çok yüksek. Üreticiden peynir geliyor ama tüketim açısından çok sıkıntılı. Peynir satılmıyor. Fiyatlar çok yükseldi. Fiyat yükselmesi zorunlu çünkü köylüden bizde yüksek fiyata alıyoruz. Köylü de yemi pahalı alıyor. Devlet buna el atıp yemi ucuz vermeyene kadar köylü pahalı yem yedirecek, biz de pahalı peynirleri yedireceğiz. Buna el atılması lazım. Bu sebeple peynir satışlarımız da durdu. Biz dolabı günde iki kez, üç kez doldurup boşaltıyorduk. Şu an haftada bir defa dolabımızı dolduruyoruz. Millet yarım kilo, 250 gram açık tulum gramaj şeklinde alıyor. Orjinal tulum peynirinin fiyatının yüksek olmasından dolayı sahte ürünler piyasaya geldi. Şu an Elazığ’da da yaprak tulum adı altında ürün satılıyor. Tulum ile hiç alakası yok. İçeriğinin ne olduğu belli değil. Hayvansal ürün de yok içerisinde. Yaprak turum diye satılıyor. Tulum ile hiç alakası olmayan, hayvansal ürün barındırmayan malzemeden yapılıyor. İçinde kullanılmayan bozuk ürünleri nişastayla, başka bir şeyle karıştırıp satıyorlar. Orijinal tulum peynirini biz 250 liradan satıyoruz. Bizden alanlar 300 liraya satıyorlar. Fiyatı yüksek olduğundan dolayı halkımız da bilmiyor, yaprak tulum diyor, ‘100 liradır, en azından ucuzdur’ diyor gidip onu alıyor. Bu sefer sağlığı bozulacak. Ekonomik gücü yetmediği halde bu sefer başka bir sektör devreye girecek ve halkımız sağlığından olacak.”
BESİCİNİN SORUNU ÇÖZÜLMWEMİŞKEN SÜTE ZAM YAPMANIN BİR ANLAMI YOK
Üretici İsmail Albay da üretim girdi maliyetlerinde iyileştirme yapılmadığı için süte yapılan zamların üreticiyi kurtarmaya yetmeyeceğini söyledi. İnsanların alım gücü olmadığı için üreticinin elinde geen yılki peynirlerin bile kaldığını ifade eden Albay şunları söyledi: “
Süte zam gelip gelmemesi bir neden arz etmiyor çünkü biz geçen yıldan ürettiğimiz peynirleri satamamışız. İnsanların gücü almaya yetmiyor. Bu anlamda hayvancılar, üreticiler çok büyük sıkıntıda. Geçen yılki fiyatın oranında, maliyetine neredeyse ürün satıyoruz ama buna rağmen satılmıyor. Devletin bir an önce çözüm getirmesi gerekir. Bu çözülmemişken süte zam yapmasının bir manası yok ki. Üreticiyi destekleyip fiyatları düşürmesi lazım. Kimsede para yok. Kimse gelip alamıyor peynir. Ben eskiden çok iyi peynir satardım. Son iki yıldır satamıyorum. Artık insanların gücü yetmiyor. Eskiye göre alım gücü düştü. Eskiden taze peynir geliyordu. Şimdi gelip 100 kilo, 200 kilo alanlar 2-3 kilo alıyorlar.
UCUZ DİYE MERDİVENALTI ÜRÜNE YÖNELİYORLAR.SATIŞINA TARIM İL MÜDÜRLÜĞÜ GÖZ YUMUYOR
Peynir fiyatlarının yüksek olması nedeniyle vatandaşın daha ucuz olan ‘çuval peyniri’ diye tabir edilen ürünlere yöneldiğini ifade eden Albay, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Peynire gücü yetmeyen vatandaşlar merdiven altı üretilen, her şeyi kimyasal ve kanserojen madde içeren çuval peynirlerine yöneliyorlar. Çuval peyniri çok ucuz. Çünkü iade peynirlerden yapılıyor. Ama vatandaş mecbur kalıyor. Alıp yiyor. Satışına burada tarım müdürlüğü, sağlık müdürlüğü göz yumuyor. Devletin desteklemesi lazım. Hayvancı çoban bulamıyor. Yaylalar büyük sıkıntı. Adam gidiyor tahsisli yayla olmasına rağmen rant var illerde. Birlik başkanları, tarım el altından 5 liralık yeri 150 bin liraya satıyor vatandaşa. Vatandaş ne yapacak? Araç ve mazot fiyatları ortada. Bir araç buradan Erzurum’a giderken bin 500 liralık kira varken şu an 75- 80 bin lira. Vatandaş nasıl yapsın? Şu an üretici elindeki ürünü bitiremediğinden dolayı geçen yılki fiyatın altında satıyor. Yüzde 65 devletin enflasyon rakamı olmasına rağmen; ki bu tamamen zarardır yüzde 100’dür ve yüzde yüze yakını zarar demektir.”
“ŞİMDİ ANCAK 3-5 KİLO ALIYOR VATANDAŞ”
Süt ürünleri satan Bülent Elaldı da peynir satışlarının düştüğünü söyledi. Fiyatlardan dolayı taze peynirin satılmadığını ifade eden Elaldı eskiden insanların peynirleri toptan aldıklarını ama şimdi bittikçe alabildiklerini belirterek, “Süt ürünlerine zam geliyor ama peynir satılmıyor. Peynir kalıyor. Akşamları salamura yapıyoruz ya da tuluma gönderiyoruz. Geçen yıldan bu yıla kiloda 30 lira oynadı. Peyniri azar azar alıyorlar. İnsanlar 200-400 kilo alır soğuk hava depolarına yollarlardı şimdi o depolar da kapandı çünkü insanlar azar azar alıyorlar. 3 kilo 5 kilo. Bittikçe peynir alıyorlar” dedi.
]]>İstanbul Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü mezunu 52 yaşındaki Recai Erbişim ve 51 yaşındaki eşi Dilek Erbişim, İstanbul’da yıllarca mesleklerini icra ettikten sonra 2010’da Çanakkale’den, 2015’te ise Konya’dan çiftlik satın aldı.
Kent yaşamının ardından doğal hayata yönelen mühendis çift, besledikleri küçükbaş hayvanların sütünü peynir yapmak için çalışmalara başladı.
Doğal ortamda fermente edilen peynirlerin daha lezzetli olduğunu öğrenen Erbişim çifti, 4 yıl önce üretim için uygun olduğunu düşündükleri Niğde’ye yerleşti. Çift, Niğde Valiliği İl Özel İdaresince Niğde-Kayseri kara yolu üzerinde yapılan kayadan oyma depolarda peynir üretmeye başladı.
Çiftin ürettiği Obruk kaşarı, Niğde beyazı, Niğde mavisi, Tabal ve kütük peyniri, Obruk tulumu ve Kapadokya mağara peyniri, kısa sürede yurt dışından ilgi gördü.
Recai Erbişim, AA muhabirine, Yörük olduğunu ve İstanbul’da yıllarca çalıştıktan sonra eşiyle çiftlik kurma hayallerini gerçekleştirdiklerini söyledi.
Elde ettikleri sütü değerlendirmek için peynir üretmeye başladıklarını, mandıradaki üretimin ardından kaya depolara getirdiklerini anlatan Erbişim, “Burada beyaz bezlere sararak kasalarımıza koyuyoruz. Peynirlerin üzerini önce beyaz bir küf kaplıyor. Sonra mavimsi, yeşilimsi ve en sonunda da kırmızı renk alıyor. Kırmızı renk aldığında peynirler olgunlaşmış demektir. Bunların bezlerini çıkartarak üzerini temizleyip yeniden temiz beze sararak etiketliyoruz. Ardından otel ve restoranlara satış yapıyoruz.” diye konuştu.
Erbişim, doğal halinde olgunlaşan ve fermente olan peynirlerin çok lezzetli olduğunu, bunun için de doğal depoları seçtiklerini dile getirdi.
Dedelerinin yaylalara çıktığında yaptığı peynirleri mağaralarda bekleterek olgunlaştırdığını anlatan Erbişim, deponun sıcaklığının 8-12 derece, yazın nemin yüzde 99 olduğunu belirtti.
Erbişim, nemin kışın düştüğünü ifade ederek, bu sıcaklık özelliklerinde peynirlerin mükemmel bir şekilde olgunlaştığını aktardı.
“Peynirlerimiz her yerden talep ve beğeni görüyor”
Peynirlerin yaklaşık 6 ayda olgunlaştığına değinen Erbişim, şunları kaydetti:
“Yurt dışına satışımız yok, hedefimiz yurt dışına göndermek. Geçenlerde İtalyan bir şef peynirlerimizi inceledi, çekim yaptı ve çok beğendi. Peynirlerimizi İtalya’ya götürdü. Amerika’ya da gitti peynirlerimiz. Orada otel ve restoran gruplarına satış yapan bir firmaya gönderdik. Peynirlerimiz her yerden talep ve beğeni görüyor. Şu anda otel ve restoran gruplarına satış yapıyoruz. İstanbul, Ankara, Bodrum, Marmaris, İzmir, Antalya buralara çok yoğun şekilde satıyoruz.”
“Yıllık 40 ton civarı peynir üretiyoruz”
Erbişim, taleplere yetişemediklerini anlatarak, “İhracat yapabilecek seviyeye geldik. Hazırlık içerisindeyiz. Şu anda yıllık 40 ton civarı peynir üretiyoruz.” dedi.
Dilek Erbişim de eşiyle üniversiteden sınıf arkadaşı olduklarını ve her şeyi beraber yaptıklarını söyledi.
Ürettikleri peynirleri depoda olgunlaştırdıklarını anlatan Erbişim, “İlk başta mekanik tesisat yapıyorduk, ‘Nereden çıktı?’ bu dedim. Önce biz hayvancılıkla başladık ama şu anda peynirlerimizi müşterilerin beğenmesi ve teşekkür etmesi beni onurlandırıyor ve çok mutlu oluyorum. Daha bir zevkle sarılıyorum, daha çok peynir yapmak istiyorum.” ifadesini kullandı.
]]>Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, partisinin Ulukışla Belediye Başkan Adayı Hüseyin Toker’in seçim çalışmalarına destek vermek amacıyla gittiği ilçede, pazar yerini gezdi ve esnafla konuştu. CHP Niğde Milletvekili Ömer Fethi Gürer, geçen yıla göre iki katından fazla artış yaşanan peynir fiyatlarına dikkat çekti.
“TULUM PEYNİRİ 125 LİRADAN 300 LİRAYA ÇIKTI”
Ulukışla ilçe pazarında peynir satan pazarcı esnafı geçen yıl 125-130 lira arasında satılan koyun tulum peynirinin bu yıl 300 liraya, geçen yıl 100 lira olan bidon peynirin de bu yıl 220 liraya satıldığını belirtti. Geçen yıl 170 liraya kadar çıkan Kars kaşar peynirinin bugün pazar yerinde 330-350 lira bandında satıldığına dikkati çeken esnaf, “Geçen yıl 100 lira olan tereyağı bu yıl 200 liraya çıktı. Haftaya da 230 lira olur. Marketlerde peynir fiyatları daha da pahalı. Sattıklarımızın yerine aynı parayla yenisi alamıyoruz” dedi.
“400 LİRAYA KADAR PEYNİR SATILIYOR”
Pazaryerinde peynir satan başka bir esnaf da geçen yıla göre peynir fiyatlarının yüzde 100’den fazla arttığına işaret ederek, “Burada pazar yerinde 400 liraya kadar fiyatlarla peynir satılıyor. En ucuz peynir 100 liraya sattığımız çökelek ve lor peyniri. Vatandaş, pahalı olmasına rağmen peynirler arasında en ucuz olduğu için en çok çökelek alıyor” diye konuştu.
“EMEKLİ BU FİYATLARLA NASIL PEYNİR ALACAK?”
CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer ise peynir fiyatlarındaki artışın, ülkemizde hayat pahalılığın geldiği noktası göstermesi açısından önemli olduğunu belirtti. Dar ve sabit gelirli vatandaşlar ile emeklilerin bırakın marketleri Pazar yerinden bile peynir alamaz duruma geldiğini aktaran CHP Milletvekili Ömer Fethi Gürer, “Peynir, hayvancılıkla geçimi olan birçok yerde üretimi yapılagelmiştir. 5-6 kilo sütten bir kilo beyaz peynir elde ediliyor. Ulusal Süt Konseyi (USK), çiğ süt tavsiye fiyatını 13,5 TL olarak belirledi. Niğde’de ise halen çiğ süt litresi üreticiden 11,5 TL olarak alınmaktadır. Yem fiyatlarındaki artış, hayvancılığın sürdürülebilirliğini zorluyor. Girdi maliyetleri ile süt fiyatları üreticiyi memnun etmiyor. Ahır giderleri artarken hayvan varlığı azaldıkça, küçük aile tipi işletmelerin sayısal azalması sütten mamül üretiminin daha çok sanayi ürününe dönüşmesine neden olmaktadır. Marketlerde markasına göre kilosu 600 liraya kadar değişen peynir fiyatları, türüne göre pazar yerinde de kilosu 400 liraya kadar tırmanmıştır. Böyle giderse, fakirin alabildiği çökelek ve lor peynirde gözde olacak. Pazarda daha çok bu peynirler satılıyor.” dedi.
]]>