Yılmaz, Bursa Büyükşehir Belediyesince Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen iftar programında yaptığı konuşmada, akılların, bir araya getirildiğinde, aynı hedefe yönelik birlikte düşünmeye sevk edildiğinde çok daha bereketli olduğunu aktardı.
Bütün politikalarını ortak akılla, katılımcılıkla uyguladıklarını kaydeden Yılmaz, bunun da politikalarını daha nitelikli hale getirdiğini vurguladı.
Bursa’nın tarihteki konumundan bahseden Yılmaz, Türkiye Yüzyılı hedeflerini en yükseğe taşıyacak illerden birinin Bursa olduğuna değinerek, “Bu birliği, beraberliği bozmaya çalışanlara da hiçbir şekilde imkan vermeyeceğiz. Bunların arkalarındaki yapıları da biliyoruz. Bugün Gazze’de yaşananlar bunun en güzel örneği diye düşünüyorum.” diye konuştu.
Yılmaz, birlik ve beraberliğin öneminin altını çizerek şunları söyledi:
“Bu bölgede biz, bir ve beraber olmazsak, güçlü olmazsak başımıza neler gelebileceğine bir örnek Gazze’de yaşananlar. Bizim daha çok birliğe, beraberliğe ve kardeşliğe ihtiyacımız var. Bunun da en güzel örneklerinden biri Bursa olacak. Ecdadımızın büyük zaferler kazandığı, büyük medeniyetler kurduğu bir coğrafya, Türkiye Yüzyılı’nda da sadece Türkiye’ye değil, tüm insanlığa örnek olacak bir birliği, beraberliği Bursa’da göreceğimize inanıyorum. Biz de Bursa’ya yakışır şekilde hizmet etmeye çalışıyoruz. Mayıs seçimlerinde AK Parti’ye, Cumhur İttifakı’na ve Cumhurbaşkanımıza verdiğiniz destekten dolayı teşekkür ediyorum. İkinci turda yüzde 55’e yakın oy aldı Cumhurbaşkanımız. Bu aziz milletimiz bu desteği vermeseydi bugün ekonomimiz, dış ilişkilerimiz, terörle mücadelemiz ve sosyal politikalarımız ne halde olurdu, bunu takdirinize bırakıyorum.”
Yılmaz, muhalefet partilerinden de söz ederek, şöyle konuştu:
“Bazı ‘ehli insaf’ diyelim, muhalefetten insanlar da seçimden sonra ortaya çıkan vaziyeti gördükten sonra ‘iyi ki biz kazanmamışız’ dediler. Seçim sonrası hem partileri içinde yaşanan kargaşa hem partiler arasındaki kavgalar, gizli anlaşmalar, birbirinden habersiz güven kırıcı hareketler. Bunları görünce bazı muhalif insanlar bile ‘iyi ki kazanmamışız, memleketin hali nice olurdu’ dediler. Çok şükür Türkiye mayıs seçimleriyle siyasi istikrarını ve güven ortamını korudu, bununla güçlü politikalarla yolumuza devam ediyoruz, büyümeye, istihdam üretmeye, ihracata devam ediyoruz. Sorunumuz enflasyon, vatandaşımızın da sorunu, bizim de temel öncelikli olarak gördüğümüz mesele enflasyon. Onun da planını, programını yapmış durumdayız, adım adım inşallah sonuçlarını hep beraber göreceğiz. Bu yılın ikinci yarısından başlayarak inşallah enflasyondaki yıllık gerilemeyi sizler de göreceksiniz. Gelecek sene bu daha da hızlanacak, 2026’da da Allah’ın izniyle tek haneli rakamlara ulaşacağız, bundan da hiç şüpheniz olmasın.”
Yerli teknolojilerle üretilen TOGG ve KAAN’dan bahseden Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:
“Gün geçmiyor ki yeni bir atılım olmasın ama bunlar siyasi irade ve güç birliğiyle, milletin duası ve desteğiyle oluyor. Bunu önümüzdeki dönemde daha fazla göreceğiz. 31 Mart’ta yerel seçimlere gideceğiz, genel seçimler bitti, Meclisimiz, Başkanımız belli. 5 sene kimin bu ülkeyi hangi politikalarla yöneteceği belli. Bazıları sanki yerel seçimden sonra çok farklı politikalar olacak, Türkiye çok farklı yönetilecek gibi algılar oluşturmaya çalışıyorlar, o da doğru değil. Yerel seçimlerde esas olan mahalli, müşterek hizmetler, ‘Kim Bursa’ya hizmet edecek ona bakacağız. Lafla, algıyla, birilerine şirin görünerek yapılan çalışmalarla Bursa’nın geleceğini inşa edemeyiz. Bursa’ya tecrübeli, ne yaptığını bilen, Bursa’yı bilen, yatırım yapabilecek, bugün yaptıklarının daha iyilerini hayata geçirecek yerel yöneticilere ihtiyacımız var. Biz buna gerçek belediyecilik diyoruz. Belediyeyi kendi şanı, şöhreti için kullananlar, kendi ideolojileri için kullananlar gerçek belediyecilik yapamaz. Alinur Aktaş Başkanımız bugüne kadar gerçek belediyeciliği yaptı, bundan sonra da yapmaya devam edecek inşallah. Sizlerden Bursa’ya sahip olmanızı istiyorum.”
Programa Bursa Valisi Mahmut Demirtaş, AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Başkanı ve AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, bazı milletvekilleri, Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş ile AK Parti İl Başkanı Davut Gürkan, kentin STK temsilcileri, kanaat önderleri ve vatandaşlar katıldı.
]]>Haber: NİSANUR YILDIRIM/ Kamera: EYLEM LADİN DEĞER
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, “Yerel seçimler vesilesiyle bazı tartışmalar yaşandığını görüyoruz. Bunların hiçbir zemine sahip olmadığını ifade etmek isterim. Yerel seçimler, makro politikaların değişme ihtimali olan seçimler değil. Yerel seçimler, yerel seçimlerdir. Genel seçimlerle Meclis, hükümet belirlenir. Ulusal düzeyde politikalar belirlenir. Yerel seçimler ise şehrimizin yönetimiyle, yerel hizmetlerle ilgili seçimlerdir. Yerel seçimler vesilesiyle makro politikalarımız konusunda yapılan tartışmaların hiçbir zemine sahip olmadığını, spekülatif birtakım söylemlerden ibaret olduğunu ifade etmek isterim” dedi.
Ankara Sanayi Odası (ASO), ’60. Yılı Kuruluş Yılı Ödül Töreni’ Ankara’da düzenlendi. Ödül törenine; Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, ASO Başkanı Seyit Ardıç, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Ankara Valisi Vasip Şahin, Cumhur İttifakı’nın Ankara Büyükşehir Belediye (ABB) Başkan adayı Turgut Altınok, AKP Ankara Milletvekili Vedat Bilgin, AKP Genel Başkanekili Mustafa Elitaş, CHP Genel Başkan Yardımcısı Gamze Taşcıer, İYİ Parti Siyasi İşler Başkanı Oktay Vural, Ankara Barosu Başkanı Mustafa Köroğlu, iş ve sanayi insanları katıldı.
Törende konuşan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, şunları söyledi:
“Ekonomimizde belirsizliği azaltıcı, tüm sektörlerin önünü daha net görebileceği politikaları hayata geçiriyoruz. Ekonominin düşmanı belirsizlik. Belirsizliği ne kadar azaltırsanız, öngörülebilirliği ne kadar artırırsanız ekonomiye de o derece güç vermiş olursunuz. Geçen ay yaşadığımız mayıs seçimleriyle birlikte siyasi belirsizlikler ortadan kalktı. Halkımız Cumhurbaşkanımıza güven tazeledi. Cumhur İttifakı Meclis’te net bir çoğunluk elde etti. Dolayısıyla siyasi belirsizlikler 5 yıllık süreç için ortadan kalkmış oldu. Seçim sonrasında hazırladığımız OVP ve Kalkınma Planımız ile birlikte politika belirsizlikleri de ortadan kalkmış oldu. Para politikası, maliye politikası,yapısal reformlar konusunda oldukça detaylı bir yol haritasını paylaştık. Siyasi ve politika belirsizliklerinin minimum düzeye indiği bir ortamda politikalarımızı hayata geçiriyoruz.
“YEREL SEÇİMLER, MAKRO POLİTİKALARIN DEĞİŞME İHTİMALİ OLAN SEÇİMLER DEĞİL”
Yerel seçimler vesilesiyle bazı tartışmalar yaşandığını görüyoruz. Bunların hiçbir zemine sahip olmadığını ifade etmek isterim. Yerel seçimler, makro politikaların değişme ihtimali olan seçimler değil. Yerel seçimler, yerel seçimlerdir. Genel seçimlerle Meclis, hükümet belirlenir. Ulusal düzeyde politikalar belirlenir. Yerel seçimler ise şehrimizin yönetimiyle, yerel hizmetlerle ilgili seçimlerdir. Yerel seçimler vesilesiyle makro politikalarımız konusunda yapılan tartışmaların hiçbir zemine sahip olmadığını, spekülatif birtakım söylemlerden ibaret olduğunu ifade etmek isterim.
“OVP’DE ÖNGÖRÜLEN BÜYÜME HEDEFİNİN ÜZERİNE ÇIKILMIŞTIR”
Enflasyonla mücadele, mali disiplinin sağlanması, büyümenin dengelenmesi, cari açığın azaltılması ve rezervlerin güçlendirilmesi için çalışıyoruz. Dünya yüzde 3 civarında büyürken Türkiye ekonomisi, 2023 yılında yüzde 4,5 büyümüştür. Böylelikle OVP’de öngörülen büyüme hedefinin üzerine çıkılmıştır. 2003-2023 döneminde Türkiye ekonomisi yüzde 5,4 oranında büyürken sanayi sektörü bu dönemde yüzde 5,8; imalat sektörü ise yüzde 6,2 oranında büyümüştür. Büyümemizin kompozisyonu da politikalarımızla uyumlu bir doğrultuda gelişme eğilimindedir. Bu çerçevede, güçlü bir şekilde sürdürdüğümüz desteklerle sabit sermaye yatırımları 2023 yılının son çeyreğinde yüzde 10,7 artış ile bir önceki çeyrekte olduğu gibi çift haneli büyümeye devam etmiştir. Sabit sermaye yatırımlarındaki artış böylece 5 çeyrektir sürmüştür.
“YILLIK ENFLASYONDA İSE MAYIS AYI SONRASINDA HIZLI DÜŞÜŞLER GÖRÜLECEKTİR”
Sürdürülebilir büyümenin önemli bileşenlerinden olan makine teçhizat yatırımlarındaki artış ise yine yılın son çeyreğinde yüzde 14,0 olmuş, böylece makine teçhizat yatırım harcamalarındaki reel artış son 17 çeyrektir kesintisiz devam etmiştir. Diğer taraftan enflasyonla mücadelenin kararlılıkla sürdürülmesi sonucunda 2023 yılı enflasyonu OVP ile uyumlu gerçekleşmiştir. Enflasyonun 2024 yılı Mart ayı sonrasında yavaşlayarak öngördüğümüz dezenflasyon süreci ile daha uyumlu hale gelmesi beklenmektedir. Yıllık enflasyonda ise Mayıs ayı sonrasında hızlı düşüşler görülecektir. İhracatımız 2024 yılının ilk 2 ayında da, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 8,5 artmıştır. Şubat ayı yıllıklandırılmış ihracat yaklaşık 259 milyar dolara yükselmiştir. 2024 yılı Ocak ayında 37,5 milyar dolar seviyesine gerileyen yıllıklandırılmış cari açıktaki iyileşme 2023 yılı Mayıs ayından bu yana 22,6 milyar dolar olmuştur. Bu iyileşmenin özellikle son dönemde ihracatçıyı destekleyen, ithalatı azaltan politikalarımız sayesinde dış ticaret dengesindeki iyileşmeden kaynaklı olduğunu görülmektedir. 2024 yılı Ocak ayı işsizlik oranı yüzde 9,1 seviyesinde gerçekleşmiştir. İstihdam oranı yüzde 49 ile bugüne kadarki en yüksek seviyesine ulaşmıştır.
Türkiye Yüzyılı’nı, üretim üssüne dönüşen Türkiye’nin yüzyılı yapmak asıl hedefimizdir. Program döneminde; yıllık ortalama istihdam artışının yaklaşık 909 bin olmasını, cari işlemler açığının GSYH’ye oranının yüzde 2,3 seviyesine gerilemesini, enflasyonun gerilemesi ve 2026 yılında tek haneye düşürülmesini, 2026 itibarıyla GSYH’nın 1,3 trilyon dolara; kişi başı milli gelirin ise yaklaşık 15 bin dolara yükselmesini hedefliyoruz. Biz Cumhurbaşkanımızın bizzat sahiplendiği, öncülük ettiği programımızı sabırla uygulamaya kararlıyız. Yatırım ortamını iyileştirmeye, sanayicimizin gücüne güç katmak için ihtiyaç duyulan teşvik ve reformları hayata geçirmeye kararlıyız. Ankara’nın sanayicilerinden de beklentimiz bu hedefleri sektörel boyutta sahiplenerek ekonomimize Başkentin değerini, bereketini katmanızdır.”
Törende konuşan ASO Başkanı Seyit Ardıç da şunları söyledi:
“UYGULAMAKTA OLDUĞUNUZ EKONOMİ POLİTİKALARINA TAM DESTEK VERECEĞİZ”
“Bulunduğumuz dönemde hükümetimiz ve ekonomi yönetimi olarak sizler fevkalade bir çaba içerisindesiniz. Son yıllarda yaşanan ekonomik sıkıntıların giderilmesi için gösterdiğiniz yoğun gayret bizler için çok kıymetli. Ekonomi politikalarının rasyonel bir çerçevede tesis edildiğini, bunun da makroekonomik istikrar hedefine güçlü bir zemin sağladığını gözlemliyoruz. Hükümetimizin bu konuda gösterdiği güçlü iradenin yanındayız. Ankaralı sanayiciler olarak bu süreçte her türlü katkı ve fedakarlığa hazır olduğumuzu belirtmek isterim. Enflasyonun düşmesi, sıkıntıların aşılması ve makroekonomik istikrarın sağlanması için uygulamakta olduğunuz ekonomi politikalarına tam destek vereceğimizi, burada sizlerin huzurunda bir kez daha vurgulamak isterim. 2023 yılında 255 milyar dolar ihracat yaparak Cumhuriyet tarihimizin rekorunu kırdık. Bugün burada bu rekora katkı sağlayan Ankaralı firmalarımıza ihracat ödülü veriyoruz. 500 milyar dolar ihracat hedefine ulaşmak için yerli payı ve katma değeri yüksek, ileri teknolojiye dayalı üretime geçmemiz, verimliliği artırmamız son derece kritiktir. Özellikle hammadde üretiminde ithal ikamesi politikaları tercih etmemiz önem arz etmektedir.
Ar-Ge ve yenilik, bir ülkenin ekonomik büyümesi ve rekabet üstünlüğü için kritik öneme sahiptir. Bu gerekçeden hareketle, fikri mülkiyet, Ar-Ge ve Proje kategorilerinde sanayicilerimizi teşvik etmek için ödül veriyoruz. OECD’ye göre, Türkiye’nin gayri safi yurt içi hasılasına oranla Ar-Ge harcamaları, benzer gelişmekte olan ülkelerle kıyaslandığında düşük kalmaktadır. Üniversite sanayi işbirliği, nitelikli doktora eğitimi, Ar-Ge teşvikleri, yaratıcı sınıf gibi konuların üzerinde daha fazla durmalı, hızla aksiyon almalıyız.”
TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu da şöyle konuştu:
“ANKARA’MIZA VE SANAYİMİZE KAZANDIRDIĞI ESERLERLE GURUR DUYUYORUZ”
“Ankara Sanayi Odamız gibi, köklü ve milli bir kurumumuz olmasının gururunu yaşıyorum. Odamız, her zaman sanayicimizin yanında yer almış, onların sesi olmuştur. Ankara sanayisinin bugünkü gücüne kavuşmasında, sanayicilerimizin büyümesinde, hatırı sayılır bir etki ortaya koymuştur. Çağdaş, inovatif ve üye odaklı bir çalışma anlayışıyla, üstlendiği tarihi sorumluluğunu, en iyi şekilde taşımıştır. Ankara sanayisine layıkıyla hitap edecek şekilde, kurumsal yetkinliğini ve etkinliğini sürekli geliştirmiştir. Ekonominin nabzını en iyi şekilde tutarak, üyelerimize tercümanlık yapmış, sorunlarının çözümü için devreye girmiş ve bunları da sonuçlandırmıştır. Bugün Avrupa’nın en güçlü odaları, üyelerine hangi standartta hizmet veriyorsa, ASO da üyelerine aynı standartta, hatta daha fazla ve daha kaliteli hizmet verir hale gelmiştir. Akredite olarak bunu da belgelemiştir. Üyelerinin hak ve menfaatlerini korumanın yanında, OSB’den mesleki eğitime ve yüksek teknolojiye kadar pek çok alandaki hayırlı hizmetlerine de hepimiz şahidiz. Ankara’mıza ve sanayimize kazandırdığı eserlerle de ayrıca gurur duyuyoruz. 60 yılın getirdiği deneyim ve saygınlığınız, devamlı güçlendirdiğiniz kurumsal yapınız, hayata geçirdiğiniz projeler ve Ankara’mıza kazandırdığınız çalışmalarla iftihar ediyorum. Ankara Sanayi Odamızın, bu güzel vizyonu doğrultusunda, Ankara’nın ve sanayicilerin hizmetinde olmaya devam edeceğine yürekten inanıyorum.”
İhracat, İstihdam, Ar-Ge ve Yenilik, Fikri Mülkiyet, Proje, Çevre ve Asırlık Çınarlar kategorilerinde yapılan değerlendirmeler sonucunda 68 ASO üyesine ödül verildi.
]]>
Londra Borsası’nda gerçekleştirilen etkinlikte uluslararası yatırımcı ve fon yöneticileriyle buluşan Yılmaz, Türk ekonomisindeki gelişmeler ve ekonomiyi daha güçlü hale getirmek için atılan adımlara değindi.
Dünyada büyüme ortalamasının 2024’te yüzde 3 olması beklentisine değinen Yılmaz, Türkiye’nin büyümeyi destekleyen politikalar ve tedbirleri kararlılıkla hayata geçirdiğini bildirdi.
Türkiye’nin son 20 yılda 13 dönem üst üste büyüme başarısı gösterdiğini ve ortalama yıllık büyümenin yüzde 5,4 olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Türkiye, 2023’ün ilk 9 ayında yüzde 4,7 büyüdü. Orta Vadeli Programda da (OVP) öngördüğümüz üzere yıllık büyüme beklentimiz yüzde 4,4.” diye konuştu.
Geçen yıl mal ihracatının tarihi rekor kırarak 256 milyar dolarla OVP’de hedeflenenin üzerine çıktığını anlatan Yılmaz, “Hizmet ihracatında daha da iyi bir durumdayız. Geçen sene hizmet ihracatında 100 milyar dolar sınırını aştık ve hedeflerimizi gerçekleştirdik. Turizm gelirlerimiz de oldukça tatmin edici. Talep sorunları ve jeopolitik gelişmelere rağmen geçen sene 57 milyon turisti geçtik ve yaklaşık 54 milyar dolar gelir ettik.” dedi.
“Enflasyonun 2026’da tek haneye düşmesini bekliyoruz”
Geçen yılın işsizlik rakamlarına bakıldığında yıl sonu işsizlik beklentisinin yüzde 10’un altında, tek haneli olarak gerçekleşeceğine işaret eden Yılmaz, bütçe açığının milli gelire oranı 6,4 olarak hesaplanırken, geçen yıl yüzde 5,4 olarak gerçekleştiğini söyledi.
Merkez Bankası rezervinin 134 milyar dolara yükseldiğini belirten Yılmaz, “Uluslararası sermaye girişi, döviz kurundaki hareketliliğin azalmasıyla hızlandı ve finansal koşullar iyileşti. Politikalarımız, özellikle de güncellenen politikalarımız, para birimimizin istikrarını güçlendirdi ve döviz piyasalarımızdaki oynaklığı azalttı.” ifadelerini kullandı.
Yılmaz, kur korumalı mevduatlardan çıkışın da finans piyasalarını etkilemeden yapıldığına dikkati çekerek, “Yeni politikalarımız ve siyasi ortamımızla, özellikle Cumhurbaşkanlığı seçimleri ve genel seçimler sonrasında elde edilen başarı ile artan sermaye girişinden faydalanabileceğimize inanıyorum.” değerlendirmesini yaptı.
Türkiye’de geçen yıl yapılan seçimlerin ardından belirsizliğin ortadan kalktığını kaydeden Yılmaz, “OVP’nin temel amacı, istikrarlı bir büyüme ortamı oluşturmak, orta vadede enflasyonu tek haneli rakamlara düşürmek ve 2024’te yüzde 4’lük bir büyümeyi hedefleyerek hem iç hem de dış dengeyi sağlamak.” diye konuştu.
Enflasyonu düşürmeye yönelik uygulanan politikaların sonuçlarını vermeye başladığına da vurgu yapan Yılmaz, “2025’te enflasyonu düşürme politikalarımızın devamıyla yüzde 15’e inmesini, 2026’da tek haneye düşmesini bekliyoruz.” dedi.
“Şu ana kadar takip ettiğimiz ekonomik program amaçlandığı gibi çalışıyor”
Bu yıl ihracat gelirinde 267 milyar dolar, turizm gelirlerinde ise 60 milyar dolarlık bir hedeften söz eden Yılmaz, geçen yıl cari açığın bütçedeki payının yüzde 4,2 olduğuna, bu yılki hedefin yüzde 3 olduğuna işaret etti.
Yılmaz, orta vadede hedefin yüzde 2 olduğunun, OVP’de yapısal reformları belirleyip bir takvime bağladıklarının altını çizerek, “Para ve maliye politikaları dışında yapısal reformlara ilişkin de detaylı bir listeye sahibiz. Yapısal reformların orta vadede somut sonuçlarla katkı sağladığını, kısa vadede ise beklentiler oluşturduğuna inanıyoruz. Yapısal reformları başarırsanız bunlar gelecek için daha fazla güven ortamı yaratır ve kısa vadede etkileri olur.” ifadelerini kullandı.
Yeşil ve dijital dönüşüm ile 2053 hedeflerine de değinen Yılmaz, “Merkez Bankamızın para politikası çerçevesinde uyguladığı sadeleştirme ve sıkılaştırma adımları devam ederek mali istikrarı güçlendirecek ve maliye politikalarımızla eşgüdümlü olarak piyasa mekanizmalarının işlevselliğini artıracaktır.” değerlendirmesini yaptı.
“Şu ana kadar takip ettiğimiz ekonomik program amaçlandığı gibi çalışıyor.” diyen Yılmaz, “Politikalarımız sonuç vermeye başlarken, kalıcı fiyat istikrarını sağlamak için ekonomi politikalarımız, enflasyonla mücadeleyi ön planda tutarak düzenlenmeye devam edecek.” diye konuştu.
Yılmaz, fiyat istikrarının sağlanmasına verilen öneme dikkati çekerken, enflasyonu düşürmek için kararlılıkla mücadele edileceğinin altını çizdi.
“Hedefimiz, yatırımların kalitesini ve çeşitliliğini artırarak daha fazla yatırım çekmek”
Yılmaz, Türkiye’de 80 bin civarında uluslararası şirketin bulunduğunu ve son 20 yılda 260 milyar dolarlık doğrudan yabancı yatırım çektiğini ifade etti.
Çok uluslu şirketlerin faaliyetlerindeki artışa da değinen Yılmaz, “Yatırım ortamının iyileşeceği, yatırımcılar açısından öngörülebilirliğin artacağı ve yatırımcıların beklentilerinin daha yüksek düzeyde karşılanacağı bir ortamın oluşturulması için gerekli tüm adımları atıyoruz.” dedi.
İngiltere’den Türkiye’ye 2002-2023 yıllarında toplamda 13,8 milyar dolarlık uluslararası doğrudan yatırımın yapıldığını kaydeden Yılmaz, bu miktarın İngiliz yatırımcıların Türkiye’ye duyduğu güvenin bir işareti olduğunu ifade etti.
Yılmaz, Türkiye’nin üç kıtanın ortasında yer alarak önemli bir ticaret merkezi olma potansiyeli bulunduğunu, en gelişmiş 10 Serbest Ticaret Anlaşması ağına sahip ülke arasında yer aldığının da altını çizerek, “Hedefimiz, yatırımların kalitesini ve çeşitliliğini artırarak daha fazla yatırım çekmek. Elektromobilite, yeşil enerji, kimya, petrokimya, bilgi işlem teknolojileri, yüksek kaliteli üretim teknolojileri, savunma ve havacılık, desteklediğimiz öncelikli sektörlerimizdir.” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Yardımcısı Yılmaz, Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisinin yatırımcılara her türlü desteği vermeye hazır olduğunu da sözlerine ekledi.
]]>İran’ın son dönemde Ortadoğu’da bir çok problemli noktada aktif rol aldığını ve her sorunun altında İran’ın parmadığı olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. İsmail Köse “İran’da siyaset İran toplumunu bir arada tutmaya İran’daki otoriter teokratik iktidarı devam ettirmeye yönelik politikalar doğrultusunda şekilleniyor. İran’da Acemlerin nüfusu Kürt ve Türkmenler’den daha fazla değil. Dolayısıyla demografik olarak sorunlu bir bölge fakat İran tarih boyunca Orta Doğu’da mezhepçi politikaları sonuna kadar acımasız bir şekilde kullanan müslüman coğrafyada katliamlar uygulanmasından herhangi bir şekilde rahatsız olmadan katliam uygulayan terör örgütlerine lojistik sağlayan bir devlet olarak olageldi. Hatırlanacağı üzere PKK’nın Türkiye’de kanlı saldırılar düzenlediği dönemde de İran PKK’nın lojistiğini sağlayan devletti. Hala İran PKK’yı Türkiye’ye karşı bir kaldıraç olarak elinde tutmaya devam ediyor. Aynı İran Suriye’de Şii politikaları acımasız bir şekilde kullanarak Sünnilere karşı Esat ailesinin katliamlarını destekledi ve beş milyondan fazla Suriye halkını mülteci göçmen durumuna düşmesini seyretti. Çocukların, bebeklerin ölmesi İran’ın çok umurunda olmadı. Aynı İran şu anda Filistin’de ve Lübnan’da Hizbullah’ı destekliyor. Hizbullah-Hamas anlaşmazlığında İran’ın Hizbullah’ı kesinlikle desteklediğini ve Sünni Hamas karşı mezhepçi politikalarla her koşulda Hizbullah’a destek sağladığını da biliyoruz. Son gelişmeler bu doğrultuda okunmalı bu doğrultuda ele alınmalı İran neden durduk yere Pakistan’a saldırı düzenledi. Çünkü İran’ın agresif sert söylemine rağmen ne ABD hedeflerine karşı ne İsrail hedeflerine karşı saldırı düzenleyebilme kapasitesi potansiyeli mevcut değil. Dolayısıyla İran’ın kendi içindeki muhalefeti kendisine karşı yükselen sesi bir şekilde susturması gerekiyor. Bunu da zayıf bir hedefe karşı yapabilir. Pakistan zaten kuruluşundan 1948’den günümüze istikrarın sağlanamadığı topraklar bir türlü sorunların, problemlerin çözülemediği Hindistan’la sorunların Keşmir üzerindeki problemlerin çözülemediği topraklar. Dolayısıyla Pakistan İran için kolay bir hedef. İran hangi devlete saldırsa ağır bir şekilde karşılık görebilirdi. Fakat Pakistan’ın kendisine ağır şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor dolayısıyla Pakistan’a karşı sünnileri kışkırttığı iddiasıyla füze saldırısı düzenledi. Başka bir devletin egemen bir devletin toprağına füze atmak bir savaş sebebidir. Ama İran Pakistan’ın kendisine etkili şekilde karşılık veremeyeceğini biliyor kolay bir hedef seçiyor” diye konuştu.
“Mezhepçi politikalarla Orta Doğu’yu karıştıran bir İran var karşımızda”
“İran tarihinde çok güçlü bir şekilde çok sert söylemler kullanmasına rağmen hiçbir hristiyan devletle çatışmış bir devlet değildir” diyen Köse “İran mezhepçi politikalarla kendisine gelebilecek baskıları uzakta karşılıyor. Yemen’de Husileri kışkırtıyor, Birleşik Arap Emirliklerinde Şiileri kışkırtıyor, Mısır’da Şiileri kışkırtıyor, Filistin’de Şiileri kışkırtıyor. Irak’ta şu anda Şiiler üzerinde etki sağlamış durumda. Mezhepçi politikalarla Orta Doğu’yu karıştıran bir İran var karşımızda. Tarih boyunca da İran Anadolu’yu ‘da kışkırttı Şii politikalarla. Yine İran son yıllarda PKK’ya lojistik destek sağlayarak Türkiye’nin de istikrarsızlaşmasını kendisinin gelecekteki çıkarları üzerinden fayda görüyor” ifadelerini kullandı. – TRABZON
]]>