Prof. Dr. – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Sun, 28 Jul 2024 01:36:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 ESTÜ Emekli Personeli İçin Emeklilik Töreni Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/estu-emekli-personeli-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/estu-emekli-personeli-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi/#respond Sun, 28 Jul 2024 01:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27968 Eskişehir Teknik Üniversitesi (ESTÜ) emekli akademik ve idari personeli için 30 Nisan 2024 Salı günü Yabancı Diller Yüksekokulu Konferans Salonu’nda emeklilik töreni düzenlendi.

Tören, İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başladı. Ardından, ESTÜ Mühendislik Fakültesi Kimya Mühendisliği Bölümü’nden Hatice Nur Güçlü ile Mimarlık ve Tasarım Fakültesi Tekstil ve Moda Tasarımı Bölümü’nden Merve Maide Yiğit’in solo piyano konseri gerçekleştirildi. Tören, Doçent Bengi Baraz Çınar ile ESTÜ Kariyer Gelişimi ve Öğrenci Destek Birimi’nden Öğr. Gör. İlayda Karaköse’nin flüt ve piyano konseri ile devam etti.

“Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin bir mensubu olmanın gurur ve mutluluğunu taşıyorum”

Konserin ardından söz alan emekli ESTÜ personeli Celal Çelebi, ESTÜ’deki profesyonel yaşamında Hasan Polatkan Havalimanı Uçak Bakım Hangarı Sorumlusu olarak görev yaptığını belirtti. ESTÜ’nün bir mensubu olmanın gurur ve mutluluğunu taşıdığını da sözlerine ekleyen Çelebi, “Böyle güzel bir tören vasıtasıyla hatırlanmış olmak mutluluk verici. Başta ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Sayın Adnan Özcan olmak üzere emeği geçen herkese teşekkür ederim” dedi.

“Böyle bir törenle hatırlanmış olmak mutluluk verici”

Törende konuşan ESTÜ Eski Genel Sekreteri Menderes Ünal, meslek yaşamı boyunca memurluk, şeflik, şube müdürlüğü, daire başkanlığı gibi görevler yürüterek 40 yıllık bir hizmet hayatını tamamlamasının ardından ESTÜ’de Genel Sekreter olarak çalışma şansını elde ettiğini belirtti. 2022 yılında ESTÜ’deki göreviyle birlikte emekliliğe adım attığını da vurgulayan Ünal, “Başta ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Sayın Adnan Özcan olmak üzere bu töreni düzenleyen herkese tüm emekli arkadaşlarım adına ayrı ayrı teşekkür ederim. Böyle bir törenle hatırlanmış olmak mutluluk verici” ifadelerini kullandı.

“Göreviniz, bu güzel ülkeye katkıda bulunmak”

Zorlu ve emek yoğun bir profesyonel yaşamın ardından emeklilik yaşamına girmiş olmak hakkında duygu ve düşüncelerini paylaşan ESTÜ Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yaşar Hoşçan ise şunları söyledi:

“Kırk dört yıl boyunca zorlu süreçlerden geçerek kurumuma en iyi katkıyı sağlamaya çalıştım. ‘Ben’ yerine ‘biz’ diyerek ekip arkadaşı olduğum meslektaşlarımla büyük başarılara imza attık. Şimdi o dönemleri gurur ve mutlulukla anıyorum. Göstermiş olduğum tüm mücadeleler benim hazinem. Değerli akademisyen dostlarım, mesleğinizi çok sevin. Göreviniz, bu güzel ülkeye katkıda bulunmak. Başta ESTÜ Rektörü Prof. Dr. Sayın Adnan Özcan olmak üzere bu töreni düzenleyen tüm ESTÜ mensuplarına teşekkür ediyorum.”

“Sürdürülebilir bir başarı için güçlü bir kurumsal hafızaya da sahip olunması gerekmektedir”

Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan, Emeklilik Töreni’ni emekli olan ESTÜ akademik ve idari personeline çalışma hayatları süresince sundukları özverili ve değerli katkıları için teşekkür etmek amacıyla düzenlediklerini belirterek, “Dünyadaki ve ülkemizdeki her kurumsal yapıda olduğu gibi sürdürülebilir bir başarı için güçlü bir kurumsal hafızaya da sahip olunması gerekmektedir. Bu güçlü kurumsal hafıza ise güçlü, her anlamda donanımlı ve özverili çalışan bir insan gücüyle inşa edilebilir. Bugün emeklilik törenimizle kendilerine teşekkür ederek uğurladığımız tüm mensuplarımıza Eskişehir Teknik Üniversitesi’nin bugünlere ulaşmasında ve kurumsal hafızanın aktarılmasında vermiş oldukları çok değerli katkılar için teşekkürlerimi sunuyorum. 2024 yılının Cumhurbaşkanlığımız tarafından Emekliler Yılı olarak ilan edilmesi vesilesiyle başta siz değerli emeklilerimiz olmak üzere ülkemizin kalkınmasına emekleri ile katkıda bulunmuş olan tüm emeklilerimize saygılarımı sunuyor, emeklilerimizin bilgi ve tecrübelerini kullanabilecekleri ve kendilerini geliştirebilecekleri sosyal ve sağlıklı bir yaşam diliyorum” şeklinde konuştu.

Konuşmaların ardından Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan tarafından ESTÜ emekli akademik ve idari personeline emeklilik plaketi ve teşekkür belgesi takdim edildi. ESTÜ Emeklilik Töreni, fuaye alanında ikram servisinin ardından çekilen toplu hatıra fotoğrafı çekimiyle sona erdi.

Törene, Rektör Prof. Dr. Adnan Özcan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Yunus Özdemir, Prof. Dr. Onur Kaya, Genel Sekreter Cengiz Kaçal, ESTÜ Senatosu Üyeleri, ESTÜ öğretim elemanları, emekli akademik ve idari personeli ile aileleri katıldı. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/estu-emekli-personeli-icin-emeklilik-toreni-duzenlendi/feed/ 0
Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan: Teknolojiyi yakalamadan geçmek zor https://www.haber28.com.tr/uskudar-universitesi-kurucu-rektoru-prof-dr-nevzat-tarhan-teknolojiyi-yakalamadan-gecmek-zor/ https://www.haber28.com.tr/uskudar-universitesi-kurucu-rektoru-prof-dr-nevzat-tarhan-teknolojiyi-yakalamadan-gecmek-zor/#respond Thu, 25 Jul 2024 21:36:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27542 Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, teknolojinin hızla geliştiği 21. yüzyılda, bazı becerileri edinmeden bilgi ve teknolojiyi yakalamak ve geçmenin çok zor olduğunu belirtti.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Üsküdar Üniversitesi Merkez Yerleşkesi Nermin Tarhan Konferans Salonunda iki gün süren TECH’24 Mühendislik ve Teknoloji Zirvesi, Üsküdar Üniversitesi Teknoloji ve İnavasyon Kulübü Başkanı Sevde Ergün, Üsküdar Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman Çerezci ve Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü ve Yönetim Üst Kurulu Başkanı Prof. Dr. Nevzat Tarhan’ın açılış konuşmalarıyla başladı.

Açıklamada, etkinlikteki görüşlerine yer verilen Prof. Dr. Tarhan, teknoloji girişiminin 21. yüzyıldaki önemine vurgu yaparak, “Bu yüzyıldaki becerileri edinmeden bilgi ve teknolojiyi yakalamak ve geçmek çok zor. Her yüzyılın doğrusu farklı. Yeni sorulara yeni cevaplar vermek gerek. 21. yüzyıl becerilerinden ilki, takım çalışması yapabilmek. Bireysel zekalar grup zekasının önüne geçemiyor. O nedenle takım çalışması yapabilenler, farkı oluşturuyor.” ifadelerini kullandı.

“Gelişmiş ülkelerde farklı, aykırı düşünenlere ödül veriliyor”

Farklı mizaçtaki, hayat görüşündeki insanların aynı amaç için benzer şekilde hareket etmesi gerektiğini kaydeden Tarhan, “Bu çağ, ‘Değiş de gel, benim gibi düşün, benim gibi anla, benim gibi kavra.’ anlayışını kaldırmıyor. Gelişmiş ülkelerde farklı, aykırı düşünenlere ödül veriliyor ama gelişmemiş ülkelerde aykırı düşünenlere ‘İcat çıkarma.’ deniyor. Zihinsel dönüşüm olmadan teknik dönüşüm olmuyor. Sosyal dönüşüm, zihinsel dönüşümden sonra geliyor. Bu nedenle zihinlerdeki dönüşüm çok önemli.” değerlendirmesinde bulundu.

Doğu toplumlarını etkileyen olumsuzluklardan birinin ‘ümitsizlik’ olduğuna işaret eden Tarhan, şunları kaydetti:

“Hemen ümitsizliğe karamsarlığa düşüyoruz. Son yıllarda yapılan nörobilim çalışmalarında ümit duygusu ve iyileşme beklentisinin insan beyninde yüzde 40 oranında iç eczaneyi harekete geçirdiği görüldü. Bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, hastalıkları yenmeyi kolaylaştırıyor. Aynı şekilde iç motivasyon da sağlıyor. Dış motivasyon, rüzgarla giden gemiye, iç motivasyon da buharlı gemiye benzer. Özellikle gençlerin kendi kendilerini harekete geçirmeleri, hayal kurmaları çok önemli.”

İnsanların hedef koyması gerektiğini ve kendisini başkalarıyla karşılaştırmanın motivasyonu düşürdüğünü belirten Tarhan, 21. yüzyıl becerilerinden bir diğerinin de pozitif iletişim olduğunu belirtti.

Prof. Dr. Osman Çerezci ise üniversite müfredatına araştırmaya ve bilimin gelişmesine yönelik dersler koyulduğunu ve bu derslerin, öğrencilerin proje geliştirme ve uygulama becerilerinin artmasına imkan sağladığına işaret etti.

Zirvenin ilk oturumunu, T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayisi Başkanlığı Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Hakan Karataş gerçekleştirdi.

Yaptığı sunumda “Savunma sanayisi perspektifinden bugünkü Türkiye’ye ve yeteneğe nasıl bakıyoruz?’ sorularının cevaplarını aktaran Prof. Dr. Karataş, mühendisliğe insan perspektifinden bakıp hangi amaçla hangi yola çıkılırsa, başarının elde edileceğini anlattı.

Savunma sanayisinde yetenek yönetimine verilen önemi vurgulayan Karataş, “Biz, savunma sanayisi olarak, ürettiğimiz platformlara bakarken teknolojiye hayranlık duymuyoruz, hayranlık duymamız gereken unsur teknolojinin mucidi insan. İnsan ikna olursa, bunları yapıyor. Bizim tek sorumuz şu, ‘İnsan nasıl ikna oluyor da bu zihinsel güce ulaşabiliyor?’ Çünkü bir insanı ikna etmek kolay değil, bir yolculuğa çıkarmak, bir işe ortak etmek çok zor. Ama bir insan inandığında, konuyu hayatının merkezine aldığında, anlamı ve amacı doğru oturttuğunda böyle büyük sistemler oluşturabiliyor.” şeklinde görüş belirtti.

“Gençleri anlamak zorundayız”

Savunma sanayisinde yeteneğin çok kıymetli olduğunu ve doğru yetkinliklerle inşa edilmesi gerektiğine işaret eden Karataş, yetenekte doğru yetkinliklerin, anlam, amaç ve tutkunun olmadığı durumlarda şirketlerin çok büyük efor ve kaynak harcamak zorunda kaldıklarından bahsetti.

Prof. Dr. Karataş, gençlerin iş hayatında isteklerine önem verilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Genç bir nüfus geliyor, onları anlamak zorundayız. ‘Zaman değişti, gençler kötüye gidiyor.’ demek kolay olur. Gençler kötüye gitmiyor, yetişkinlerle uyumda problem yaşıyor. Uyumda problem yaşayanlar huysuzluk yapar.” ifadelerini kullandı.

Diğer oturumlarda Üsküdar Üniversitesi TRGENMER Direktörü Dr. Öğr. Üyesi Cihan Taştan, Microsoft Uygulama İnovasyonu Teknoloji Lideri Daron Yöndem ve TÜBİTAK Uzay Proje Yöneticisi Ömer Ataş, Co-Print Kurucusu Fatih Kazım Duymaz, Savunma Sanayi Başkanlığı Kaan Aviyonik, Görev ve Silah Sistemleri & HÜRJET Program Müdürü Muhammed Ali Yiğit, Bilişim Vadisi Genel Müdürü Erkam Tüzgen, Trendyol Teknoloji Lideri Emre Savcı ve TurkishTechnology AI Ürün Sahibi Ramazan Sarı, günümüz teknolojilerine ait bilgiler paylaştı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uskudar-universitesi-kurucu-rektoru-prof-dr-nevzat-tarhan-teknolojiyi-yakalamadan-gecmek-zor/feed/ 0
Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi, uluslararası akreditasyon için değerlendirme ziyaretine ev sahipliği yaptı https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-veteriner-fakultesi-uluslararasi-akreditasyon-icin-degerlendirme-ziyaretine-ev-sahipligi-yapti/ https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-veteriner-fakultesi-uluslararasi-akreditasyon-icin-degerlendirme-ziyaretine-ev-sahipligi-yapti/#respond Sun, 21 Jul 2024 09:13:42 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26724 Atatürk Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Veteriner Fakültesinin uluslararası düzeyde akreditasyonu kapsamında 23-25 Nisan 2024 tarihlerinde Veteriner Fakültesinde yeniden değerlendirme ziyaretinde bulunan Avrupa Veteriner Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) değerlendirme ekibinde yer alan Dr. Bertil Douw (Chaırperson-Netherlands) ve Koordinatör Prof. Pierre Lekeux’ı kabul etti.

Kabulde Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Selim Sağlam, EAEVE İrtibat Görevlisi Prof. Dr. Armağan Hayırlı ile Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Sözbilir de yer aldı.

Rektör Çomaklı: “Veteriner Fakültemizin Uluslararası Akreditasyona Sahip Olacağına Yürekten İnanıyorum”

Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı yaptığı konuşmada; Atatürk Üniversitesinin, kaliteli eğitim-öğretim ve bilimsel çalışmaları ile bölgenin ve ülkenin kalkınmasına önemli katkılar sağladığını belirtti. Atatürk Üniversitesinin, hedeflerini dünya standartları doğrultusunda belirlediğini ve bunları gerçekleştirmek için stratejiler oluşturduğunu aktaran Çomaklı: “Dünyada ve ülkemizde meydana gelen değişimleri yakından takip eden üniversitemiz, seçkin akademik ve idari kadrosu ve üstün nitelikli öğrencileri ile aydınlık geleceğin şekillenmesinde çok önemli bir rol oynamaktadır. Üniversitemiz Veteriner Fakültesi de eğitim, araştırma ve hayvan sağlığına yönelik hizmetlerini başarıyla sürdürmektedir. Üniversite yönetimi olarak bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da fakülteye her türlü desteği vermeye devam edeceğimizi belirtmek isterim. Ulusal düzeyde VEDEK tarafından akredite edilen Veteriner Fakültemizin uluslararası akreditasyona sahip olması için yoğun çalışmalar yaptık. Bu başarıya da tüm çalışma arkadaşlarımla birlikte ulaşacağımıza yürekten inanıyorum” diye konuştu.

Dekan Sağlam: “Fakültemiz, Hayvan Sağlığına Yönelik Hizmetlerini Başarıyla Sürdürmektedir”

EAEVE değerlendirme ekibini ağırlamaktan büyük mutluluk duyduklarını ve heyeti Erzurum’da ağırlamaktan büyük bir mutluluk duyduklarını ifade eden Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yavuz Selim Sağlam da yaptığı açıklamada: “Bildiğiniz gibi fakültemize ilk tam ziyaret EAEVE ekibi tarafından 15-19 Kasım 2021 tarihlerinde yapıldı. Bu hafta fakültemize “yeniden ziyaret” yapıyor. İlk ziyaret raporunda belirtilen büyük ve küçük eksiklikleri gidermek için yoğun bir şekilde çalıştık. Hazırladığımız Yeniden Ziyaret Öz Değerlendirme Raporunda çalışmalarımızı detaylı bir şekilde anlattık. Veteriner Fakültemiz; eğitim, araştırma ve hayvan sağlığına yönelik hizmetlerini başarıyla sürdürmektedir. İlk ziyaret raporunda sunulan övgüler ve olumlu yorumlar bizi cesaretlendirdi. Ziyaret ekibinin görüş ve önerileri dikkate alınarak öğrencilerin uygulamalı eğitim deneyimlerini artıracak önemli iyileştirmeler yapıldı” dedi.

İlk ziyaret sonrasında yapılan revizyon ve değişikliklerin Veteriner Fakültesinin EAEVE standartlarına uyumunu önemli ölçüde artırdığını ve akreditasyon durumu açısından olumlu gelişmeler olarak değerlendirileceğini düşündüklerini aktaran Dekan Sağlam: “Dr. Bertil Douw ve Prof. Pierre Lekeux’u üniversitemizde ve fakültemizde ağırlamaktan bir kez daha mutluluk duyduğumuzu belirterek, nazik iş birlikleri ve yardımlarından dolayı kendilerine teşekkür ediyor, verdiği sonsuz destek için Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı nezdinde tüm fakülte ailemize şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

Ziyaretin ardından Avrupa Veteriner Eğitim Kurumları Birliği (EAEVE) değerlendirme ekibi; Veteriner Fakültesinin değerlendirilmesi, öğrenci ve akademisyenler ile yüz yüze görüşmeler yapılması ve uygulamalı derslerin yerinde incelenmesi neticesinde yapmış oldukları raporlama çalışmalarının ardından şehirden ayrıldı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-veteriner-fakultesi-uluslararasi-akreditasyon-icin-degerlendirme-ziyaretine-ev-sahipligi-yapti/feed/ 0
Erzurum Tarih Derneği, Prof. Dr. Ömer Özden ile yoluna devam edecek https://www.haber28.com.tr/erzurum-tarih-dernegi-prof-dr-omer-ozden-ile-yoluna-devam-edecek/ https://www.haber28.com.tr/erzurum-tarih-dernegi-prof-dr-omer-ozden-ile-yoluna-devam-edecek/#respond Fri, 19 Jul 2024 07:36:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26303 Erzurum Tarih Derneği, yapılan genel kurul ile yoluna Prof. Dr. Ömer Özden ile devam edecek.

Önceki dönem dernek başkanı Prof. Dr. Ali Kurt’un vefatının ardından yönetim kurulu kararı ile dernek başkanlığına getirilen Prof. Dr. Ömer Özden, ilk genel kurulunu yaptı. Prof. Dr. Özden, amaçlarının Erzurum Tarihini sadece Erzurumlulara değil, Türkiye’nin yanı sıra tüm dünya ülkelerine tanıtmak olduğunu söyledi.

Erzurum Teknik Üniversitesi’ne (ETÜ) ait tarihi Erzurum Kalesinin yanında bulunan Erzurum Şehir Arşivi’nin tarihi binadaki konferans salonunda yapılan genel kurula birçok tarihçi katıldı.

Divan başkanlığını Büyükşehir Belediyesi Kültür Dairesi Başkanı Ergün Engin’in yaptığı genel kurul, saygı duruşu ve istiklal marşının okunması ile başladı. Açılış konuşmasını yapan dernek başkanı Prof. Dr. H.Ömer Özden, derneğin geçmişte ki faaliyetleri hakkında bilgi verdi. Dernek yönetiminin yanı sıra, hesap bilançosu ve denetleme raporlarının ibra edilmesinin ardından seçimlere geçildi.

Toplantıya katılan üyelerin tamamının oyunu alan Prof. Dr. Ömer Özden, Erzurum Tarih Derneği Başkanlığı’na seçildi. Yönetim Kurulu Üyeliklerine ise İsmail Bingöl, Mahir İnanç, İsmail Arslan ve Zübeyir Saltuklu seçilirken, Naim Ürkmez, Muammer Çelik, Uğur Akbulut, Nurtaç Canpolat ve Abdurrahman Zeynal da yönetim kurulu yedek üyeliklerine seçildiler. Denetim Kurulu Üyeliklerine ise Nizam Işık, Sinan Gügen, Metin Sarıgül seçilirken, yedek kurulu yedek üyeleri ise şu isimlerden oluştu: Erdal Güzel, Erdoğan Serdar Çalık ve Müslüm Çağlar.

Tarihçiler tarihin kalbinde buluştu

Genel kurul sonrası katılımcılara teşekkür konuşması yapan Prof. Dr. H. Ömer Özden, şöyle konuştu: “2022 yılında son dernek başkanımız Prof. Dr. Ali Kurt’un vefatı dolayısıyla devraldığım Erzurum Tarih Derneği’nin bu toplantısında ilk ilk genel kurulumuzu yaparak yeni yönetim ve denetim kurulumuz ile yedek yönetim ve denetim kurullarımız seçildi. Dilek ve temennilerde bulunulduğu bu toplantının şehrimiz için faydalı hizmetlerin bir buluşması olduğunu düşünüyorum. Yönetim olarak daha önce başta sayın valimiz olmak üzere, büyükşehir belediye başkanımız, A.Ü ve ETÜ rektörlerimizi ziyaret ettik.

İnşallah önümüzdeki dönemlerde şehrimizin ileri gelen Sivil Toplum Kuruluşları ile bir araya gelerek önemli faaliyetler yapmayı amaçlıyoruz. Kitap yayını, panel, sempozyum düzenlemek gibi faaliyetlerde bulunacağız. Bundan sonra inşallah Erzurum Tarih Derneğini sahada da göreceğiz. Zaten derneğimizin kuruluş amacı; Erzurum tarihini tanıtmak, mevcut şehrimiz hakkında bilgi sunmak ve bunları kitap haline getirmek. Biz de bu doğrultu da çalışmalarımızı yürüteceğiz. Başta kitap ve dergi yayınları olmak üzere çeşitli yayın organları aracılığıyla şehrimizin tarihini Erzurum halkına ulaştırmakla kalmayıp, Türkiye’nin dört bir yanına ve yurt dışına sadece Erzurumlulara değil tüm dünyaya tanıtmak istiyoruz.”

Genel kurulu Prof. Dr. Erol Kürkçüoğlu, Prof. Dr. Murat Küçükuğurlu ve Abdurrahman Zeynal gibi bir çok tarihçinin yanı sıra, Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanı Ergün Engin, Türk Ocakları Erzurum Şube Başkanı Nizam Işık, Prof. Dr. Uğur Akbulut, Doç. Dr. Naim Ürkmez gibi isimler de katıldı. Genel kurul toplantısı, dernek üyelerine rozet katılması ile tamamlandı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/erzurum-tarih-dernegi-prof-dr-omer-ozden-ile-yoluna-devam-edecek/feed/ 0
TÜBİTAK Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması Sergisi Açıldı https://www.haber28.com.tr/tubitak-ortaokul-ogrencileri-arastirma-projeleri-kayseri-bolge-yarismasi-sergisi-acildi/ https://www.haber28.com.tr/tubitak-ortaokul-ogrencileri-arastirma-projeleri-kayseri-bolge-yarismasi-sergisi-acildi/#respond Thu, 18 Jul 2024 03:12:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26049 Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu Bilim İnsanı Destek Programları Başkanlığı tarafından düzenlenen 18. Ortaokul Öğrencileri Araştırma Projeleri Kayseri Bölge Yarışması sergi açılış töreni, Erciyes Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti.

Kayseri, Aksaray, Nevşehir, Kırşehir, Niğde, Sivas ve Yozgat olmak üzere toplam 7 ilden oluşan Kayseri Bölgesi’nde 101 proje, Süleyman Demirel Spor Salonu’nda ziyaretçilerle buluştu.

Bu illerden başvuran 626 proje arasından 39 jüri üyesi tarafından yapılan ön değerlendirme sonucunda bölge yarışmasına katılmaya hak kazanan biyoloji, coğrafya, değerler eğitimi, fizik, kimya, matematik, tarih, teknoloji tasarım, Türkçe ve yazılım olmak üzere 10 alanda toplam 101 proje için 187 öğrenci ve 77 danışman öğretmen salonda hazır bulundu. Kız öğrencilerin ilgisinin yoğun olduğu yarışmaya; 103 kız ve 84 erkek öğrenci katıldı.

Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Oktay Özkan ve Prof. Dr. Hakan Aydın’ın yanı sıra Aksaray Milli Eğitim Müdürü Metin Alpaslan, Kayseri Milli Eğitim Müdürü Bahameddin Karaköse, okul müdürleri, danışman öğretmenler ile çok sayıda akademisyen ve öğrencinin katıldığı programın açılış töreni; saygı duruşunda bulunulması ve akabinde İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

Ardından konuşan Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, Erciyes Üniversitesi olarak TÜBİTAK tarafından proje değerlendirme ve eleme süreçlerinin yapıldığı böylesine önemli bir programa ev sahipliği yapmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın 101.’sinin kutlandığı bu anlamlı günde, bugünkü proje sayısının 101 olmasının güzel bir tesadüf olduğunu söyledi.

Konuşmasının devamında gençlere seslenen Rektör Prof. Dr. Fatih Altun; “Sizin fikirlerinize, sizin ortaya koyacağınız etkin projelere ülke olarak çok ihtiyacımız var. TÜBİTAK başkanımızın bu konudaki hassasiyetini bilen biri olarak bu tür programların yaygınlaşmasının ve üniversiteler olarak bu programlara ev sahipliği yapmamızın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sizler öyle bir nesil olarak yetişiyorsunuz ki, ortaya koyduğunuz bu projelerde ben kesinlikle hepinizin başarılı olduğunuz inancındayım. Bu yarışmada elenen ya da kaybeden bir proje kavramını aklınızda hiçbir zaman tutmayın. Siz buraya gelerek aslında kendinizi ispatlamış ve çok önemli bir aşamayı geçerek ciddi bir özgüven kazanmış durumdasınız. Bundan sonraki hayatınızda da bu özgüvene sahip olarak, kendinizden hiçbir zaman şüphe etmeden araştırmalarınızı artırarak devam ettirmenizi istiyoruz. Çünkü sizlerin araştırma ruhuna sahip olması, bırakın üniversiteye liseye gelmeden bu alışkanlıklar içerisinde olması önümüzdeki süreçte Türkiye’nin çok daha güçlü bir şekilde adımlar atacağının sinyalidir” şeklinde konuştu.

Kayseri’de düzenlenen ilk TÜBİTAK programında kendisinin jüri üyesi olarak bulunduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Altun, gençlerdeki o coşku ve heyecanı hala unutamadığını vurgulayarak, hem öğrencilerin ilgisinin hem de TÜBİTAK projelerinin artarak devam ettiğini görmenin kendilerini çok mutlu ettiğini de sözlerine ekledi.

Daha sonra TÜBİTAK Başkanı Prof. Dr. Hasan Mandal’ın açılış mesajı okundu. Öğrencilere 3 gün sürecek yarışmanın keyfini çıkarmalarını ve başka projeleri de inceleyerek fikir sahibi olmalarını tavsiye eden TÜBİTAK Proje Yarışmaları Kayseri Bölge Koordinatörü Prof. Dr. Oğuz Demiryürek ise 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nda tüm çocukları projeleri incelemek üzere sergiye davet etti.

Konuşmaların ardından alkışlar eşliğinde açılış törenine geçildi. Erciyes Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Altun serginin açılışını, proje sahibi öğrencilerle birlikte yaptı.

Yarışma kapsamında Pazartesi, Salı ve Çarşamba günleri projeler sergilenecek. Bütün öğrenciler jüri üyelerinin karşısına çıkacak; her alanda yarışmanın 1., 2. ve 3.’leri yapılacak mülakat sonucunda belirlenecek.Program; 25 Nisan Perşembe günü saat 10.00’da Sabancı Kültür Sitesi’nde gerçekleştirilecek ödül töreninin ardından sona erecek. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/tubitak-ortaokul-ogrencileri-arastirma-projeleri-kayseri-bolge-yarismasi-sergisi-acildi/feed/ 0
Atatürk Üniversitesi, Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi ile iş birliği protokolü imzaladı https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-malezya-uluslararasi-islam-universitesi-ile-is-birligi-protokolu-imzaladi/ https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-malezya-uluslararasi-islam-universitesi-ile-is-birligi-protokolu-imzaladi/#respond Thu, 18 Jul 2024 01:24:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26022 Kurumsal yapısını güçlendirmek ve bilimsel alandaki gürünürlüğünü artırmak üzere çalışmalarını sürdüren Atatürk Üniversitesi, kurumlararası iş birliğine katkı sunacak adımları atmaya devam ediyor. Bu kapsamda Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi ile Atatürk Üniversitesi arasında ortak çalışmaları içeren protokol imzalandı.

Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı, Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesinin en önemli çıktıları arasında yer alan uluslararasılaşma vizyonu doğrultusunda Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Rektörü Prof. Dzulkifli Abdul Razak’ı misafir etti.

Rektörlük makamında gerçekleşen ziyarette; Malezya Uluslararası İslam Üniversitesi Sürdürülebilirlikten Sorumlu Direktör Prof. Zainal Sanusi ile Atatürk Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Turgut Göğebakan, İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Muhammed Kızılgeçit, Dış İlişkiler Ofisi Koordinatörü Prof. Dr. Taşkın Öztaş ile Mühendislik Fakültesinden Prof. Dr. İhsan Efeoğlu yer aldı.

Rektör Çomaklı: “İmzalanan Protokol, İki Ülke Arasındaki İlişkiye Katkı Sunacak”

İki ülke arasındaki akademik birlikteliğin; üniversiteler arası değişim programları, ortak araştırma projeleri ve akademik etkinlikler düzenleyerek birbirlerinin bilgi ve deneyimlerinden faydalanmalarını sağladığını aktaran Rektör Çomaklı, bu tür iş birliklerinin, kültürel alışverişi artırırken aynı zamanda bilimsel ve akademik alanda da gelişmeyi teşvik ettiğini dile getirdi. İki kurum arasındaki ilişkileri güçlendirmek ve akademik hareketliliği sağlamak amacıyla düzenlenen protokol töreninin taraflar için hayırlı olması temennisinde bulunan Rektör Çomaklı, atılan tüm adımların Atatürk Üniversitesinin başarı çıtasını daha da yukarı çıkarmak amacıyla gerçekleştirildiğini ifade etti.

Araştırma Üniversitesi statüsü ile artık dünya üniversiteleri ile rekabet edebilecek konuma ulaştıklarını belirten Rektör Çomaklı: “Öğrenci ve akademisyen değişimi, ortak araştırma projeleri ve akademik programlar konularında anlaşmaya vardığımız bu iş birliğinin uluslararası alanda kendisine fırsat oluşturmak isteyen öğrenci ve akademisyenlerimiz için önemli bir fırsat olduğu düşüncesindeyim. Ayrıca, protokolün kültürel alışveriş ve uluslararası anlayışın artırılmasına katkı sağlayacağına da yürekten inanıyorum. Her iki üniversitenin akademik ve kültürel etkileşimini artırmayı hedefleyen bu iş birliğinin hayırlı olmasını diliyor, sürece ilişkin katkılarından dolayı değerli mevkidaşım Prof. Dzulkifli Abdul Razak’a teşekkür ediyorum” dedi.

Prof. Razak: “İslam Dünyasının Önemli İki Ülkesi Arasındaki İş Birlikleri Giderek Artıyor”

Malezya ve Türkiye arasındaki ilişkilerin tarih boyunca karşılıklı saygı ve iş birliğine dayalı bir şekilde ilerlediğini vurgulayan Rektör Prof. Razak ise iki ülke arasındaki diplomatik ilişkilerin, kültürel etkileşim ve ticaret bağların her iki taraf için de önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirterek: “Özellikle son yıllarda, eğitim ve akademik alanlarda üniversitelerin birbirleri arasında iş birliği giderek artmaktadır. Malezya ve Türkiye’nin benzer kültürel değerlere ve tarihi bağlara sahip olmaları, akademik iş birliğini daha da güçlendirmektedir. Özellikle İslam dünyasının önemli iki ülkesi olarak, İslami bilimler, kültür ve dil alanlarında yapılan çalışmalar, bu iş birliğinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. İki ülke arasındaki iş birliği ve ortak projeler, hem bölgesel hem de küresel düzeyde barış, istikrar ve kalkınma için önemli bir potansiyele sahiptir. Bu nedenlerle, Malezya-Türkiye ilişkileri ve akademik birlikteliği, her iki ülkenin de çıkarlarına hizmet eden ve gelecek için umut vaat eden bir alan olarak ön plana çıkmaktadır. Ayrıca hem bireyler hem de toplumlar arasında daha derin anlayış ve iş birliği sağlayarak küresel düzeyde olumlu etkiler oluşturabilmektedir. Bu düşüncelerle ev sahibi olarak göstermiş olduğu misafirperverlik için Rektör Çomaklı’ya teşekkür ediyor, şahsı nezdinde tüm üniversite ailesine başarı dileklerimi iletiyorum” diyerek sözlerini tamamladı.

Ziyaret, iş birliği protokolünün imzalanmasıyla sona erdi.

Malezya heyeti, rektörlük ziyaretinin ardından “Yeni Nesil Üniversite Tasarım ve Dönüşüm Projesi” üzerine Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Atilla Keskin ile, Dijital Dönüşüm Ofisinde “Eğitim Teknolojileri ve Dijitalleşme” üzerine Prof. Dr. Bülent Çavuşoğlu ile, İlahiyat Fakültesinde “Yapay Zeka” üzerine ise Prof. Dr. Kızılgeçit ile toplantı yaptı.

Toplantılar sonrası heyet, Buz Müzesi ve Biyoçeşitlilik Müzesi ziyaret ederek Atatürk Üniversitesi ziyaretini tamamladı. – ERZURUM

]]>
https://www.haber28.com.tr/ataturk-universitesi-malezya-uluslararasi-islam-universitesi-ile-is-birligi-protokolu-imzaladi/feed/ 0
Ayşe Kulin’e Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü Verildi https://www.haber28.com.tr/ayse-kuline-cagdas-yasam-cumhuriyet-odulu-verildi/ https://www.haber28.com.tr/ayse-kuline-cagdas-yasam-cumhuriyet-odulu-verildi/#respond Mon, 15 Jul 2024 07:36:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25546 (İSTANBUL) Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği tarafından her yıl 10 Nisan Laiklik Günü’nün yıldönümünde verilen Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’nü 18.si Gazeteci-Yazar Ayşe Kulin’e verildi. Kültür Üniversitesi Bakırköy Yerleşkesi’nde gerçekleştirilen ödül törenine ÇYDD Genel Başkanı Prof. Dr. Ayşe Yüksel, yönetim kurulu üyeleri, şube temsilcileri ve gönüllüler katıldı. Törende konuşan Yüksel, “Çağdaş ve laik bir Türkiye için çalışmaktan geri kalmayacağız”, Ayşe Kulin de “Daha çağdaş, daha aydınlık ve laik bir Türkiye için üretmeye, çalışmaya ve anlatmaya devam edeceğiz” dedi.

PROF. DR. YÜKSEL: “ÇAĞDAŞ VE LAİK BİR TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMAKTAN GERİ KALMAYACAĞIZ”

Sunuculuğunu Can Coşkun’un yaptığı ve yoğun bir katılım ile gerçekleşen ödül töreninin açış konuşmasını Prof. Dr. Ayşe Yüksel yaptı. Atatürk ilke ve devrimleri ile cumhuriyetin ışığında çalışmaya devam edeceklerini belirten Yüksel, “Bu yıl değerli yazarımız Ayşe Kulin, laiklik anısına verdiğimiz Cumhuriyet Ödülü’nü almaya hak kazandı. Çok mutlu ve gururluyuz. Ayşe Kulin ülkemizin en önemli yazarlarından birisi ve Atatürk’ün bir evladı. Hayatı boyunca Atatürk’e borcunu ödemek için çalıştı. Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Türkan Hocamız ile tanışarak hayatını kitaplaştıran, kardelenleri yazan kıymetli bir yazarımız. Onun kıymetli çalışmalarını Cumhuriyet Ödülü ile taçlandırmak bizim için çok önemliydi. Biz Cumhuriyet sayesinde bugün buradayız. Cumhuriyet kazanımlarını her zaman ve her koşulda savunacak, bu doğrultuda mücadele etmeye devam edeceğiz. Çağdaş ve laik bir Türkiye için çalışmaktan geri kalmayacağız. Gecemiz güzel anılarla taçlandı. Emeği geçen herkese çok teşekkür ediyorum” dedi.

AYŞE KULİN: BİZE BIRAKILAN EN BÜYÜK MİRASI, CUMHURİYET’İ İLELEBET SAVUNACAĞIZ”

18. Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’nü kazanan yazar ve gazeteci Ayşe Kulin ise ödülün bugüne kadar layık görüldüğü tüm ödüllerin en değerlisi olduğunu belirterek Çağdaş Yaşam ailesine teşekkür etti ve “Bugün benim için çok özel bir gündü. Çünkü Cumhuriyet, Türkiye için bir mucizedir ve ben bugün bir mucizenin ödülünü aldım. Bize bırakılan bu büyük mirası, Cumhuriyet’i ilelebet savunacağız. Daha çağdaş, daha aydınlık ve laik bir Türkiye için üretmeye, çalışmaya ve anlatmaya devam edeceğiz” şeklinde konuştu.

Törende; Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz, da “Laiklik, Demokrasi ve Cumhuriyet başlıklı bir konuşma gerçekleştirdi.

Tören, Çağdaş Yaşam Gençlik Orkestrası tarafından gerçekleştirilen klasik müzik dinletisi ile son buldu.

Çağdaş Yaşam Cumhuriyet Ödülü’nü kazananların kronolojik listesi şöyle:

2007: Muazzez İlmiye Çığ

2008: Fazıl Say

2009: Sabih Kanadoğlu

2010: Dr. Rıza Türmen 2011: Prof. Dr. Yıldız Kenter

2012: Gülriz Sururi ve Genco Erkal

2013: Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen

2014: Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu

2015: Prof. Dr. Nermin Abadan Unat

2016: Prof. Dr. Doğan Kuban

2017: Doç. Dr. Ümit Kocasakal

2018: Prof. Dr. İlber Ortaylı

2019: Müjdat Gezen

2020: Prof. Dr. Yücel Aşkın

Prof. Dr. Mehmet Haberal

Prof. Dr. Mustafa Yurtkuran

Prof. Dr. Ferit Bernay

2021: Prof. Dr. Emre Kongar

2022: Ataol Behramoğlu

2023: Prof. Dr. İonna Kuçuradi

2024: Ayşe Kulin

]]>
https://www.haber28.com.tr/ayse-kuline-cagdas-yasam-cumhuriyet-odulu-verildi/feed/ 0
Derin Tarih Dergisi 12. Yaşını Kutladı https://www.haber28.com.tr/derin-tarih-dergisi-12-yasini-kutladi/ https://www.haber28.com.tr/derin-tarih-dergisi-12-yasini-kutladi/#respond Mon, 15 Jul 2024 05:24:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25513 Albayrak Medya bünyesinde yayın hayatını sürdüren Derin Tarih dergisi, İstanbul Rami Kütüphanesi’nde düzenlenen törenle 12. yaşını kutladı.

“Tarih Okuyan Şaşırmaz” sloganıyla 12 yılda 172 sayıya ulaşan derginin genel yayın yönetmeni Taha Kılınç, Türkiye’de yayınlanmaya devam eden tarih dergileri içinde Derin Tarih’in seçkin konumuna işaret ederek, editoryal bağımsızlık, ekonomik güç ve çalışkan yazı işleri kadrosuyla avantajlı bir durumda olduklarını söyledi.

Dergideki görevine 2021’de başlayan Kılınç, kağıt fiyatlarının günden güne arttığı ve insanların alım gücünün düştüğü bir ortamda kağıda basılı dergi yayınlamanın Albayrak Medya yönetimi açısından ciddi bir özveri olduğunu ifade etti.

“İslam medeniyeti, Müslümanların dünyada bıraktığı izler Osmanlı’dan ibaret değil”

Derin Tarih’in yazı işleri kadrosunun alanında tecrübeli isimlerden oluştuğunu aktaran Kılınç, 5 bin aboneye sahip olduklarını ve her ay 12, 15 bin adet baskı gerçekleştirdikleri bilgisini verdi.

Taha Kılınç, göreve ilk geldiğinde 1944 Tatar Sürgünü’nü dergide dosya olarak ele aldığını dile getirerek, “Sonra Ermeni lobilerinin dünyada nasıl çalıştığını ele alan bir sayı yaptık. Haccın serüvenini yaptık, bu benim çok önemsediğim bir sayı. Türkiye’de yapılmamıştı, birçok konuda dikkat çekti, çok farklı yerlere ulaştı. Abdürreşid İbrahim Efendi’yi seyyah ve alim olarak özel bir dosyaya konu ettik. Yine unutturulan Tripoliçe Katliamını özel bir sayıda ele aldık. Gündemde tutmak gerektiğini düşündük.” dedi.

Kılınç, dergide ayrıca Osmanlı’nın denizlerdeki hakimiyeti, Köprülü Ailesi, Osmanlı İmparatorluğu’nun hakim olduğu şu anda Türkiye sınırları dışında kalan coğrafyalarda da ne yaşandığı, Balkanlar ve Gazze’nin de arasında bulunduğu birçok önemli konuyu dosya olarak işlediklerini anlattı.

Üç ayda bir özel sayı da hazırladıklarını, Valide Sultanların yanı sıra Osmanlı dağıldıktan sonra Balkanlar’da neler olduğuyla ilgili ve Timur üzerine de yakın zamanda özel sayı çıkaracaklarını belirten Kılınç, “Bizde Osmanlı merkezci bir bakış var. Sadece tarih ve coğrafya, Osmanlı üzerinden değerlendiriliyor ama İslam medeniyeti, Müslümanların dünyada bıraktığı izler Osmanlı’dan ibaret değil. Büyük bir medeniyet, başka parçalar da var.” diye konuştu.

“Türkiye’de tarih hususen Cumhuriyet ideolojisi ile birlikte bir savaş alanı haline geldi”

Derin Tarih dergisinin en eski yazarlarından Prof. Dr. İsmail Kara ise programda Türkiye’de tarih dergiciliği konusunu ele aldığı konuşmasında, Derin Tarih’in alanı içerisinde büyük bir boşluğu doldurduğunu ifade etti.

Derginin aynı zamanda okurla çok sıcak ve samimi bir bağ kurduğunu söyleyen Kara, popüler tarihçilikte 1965 yılının önemli bir dönüm noktası olduğuna işaret ederek, “Hayat Tarih dergisinin çıkmaya başladığı dönem hem kalite itibariyle hem kağıt, baskı itibariyle tarih dergiciliğinde gerçekten bir seviye işareti. Aslında bizde popüler tarihçilik şifahi kültürle yaşıyor, matbuat dönemine kadar. Matbuat dönemiyle beraber gazetelerde artık tarih köşeleri görmeye başlıyoruz. Bu durum Batı’da da biraz böyle. Yani matbuatın gelişmesi, yazılı tarihe olan ilgiliyi arttırıyor ve kuvvetlendiriyor. Tarihi romanların çıkışı da böyle bir şey.” açıklamasını yaptı.

Kara, Şevket Rado tarafından 1956’dan 1978 yılına kadar çıkarılan Hayat mecmuasının de popüler tarihçiliğe önemli katkılar sunduğunun altını çizerek, “1980’li yıllara kadar popüler tarih dergileri tarihseverlere hitap etmek bakımından daha rahat bir atmosfere sahiptiler. Ama Türkiye’de tarih hususen Cumhuriyet ideolojisi ile birlikte bir savaş alanı haline geldi ve şu anda da bu savaş devam ediyor. Maalesef bu savaşı hala çözemedik, bu durum birbirimizden istifademizi, çalıştığımız konuların ilgili herkese hitap etme imkanlarını zayıflatıyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Popüler tarihçiliğe Reşat Ekrem Koçu, Niyazi Ahmet Banoğlu, Cemal Kutay, Murat Sertoğlu, Midhat Sertoğlu, Feridun Fazıl Tülbentçi, Feridun Kandemir, İbrahim Hakkı Konyalı, Fazıl İsmail Ayanoğlu, Yılmaz Öztuna ve Cemaleddin Server Revnakoğlu’nun önemli katkılarda bulunduğunu vurgulayan İsmail Kara, “Türkiye’de popüler tarihçiliğe Hayat Tarih dergisinden sonra birkaç merhale kat ettiren Mete Tunçay’dır. Tarih ve Toplum dergisi 1984 yılında çıkmaya başlamıştır.” ifadesini kullandı.

Programa, Prof. Dr. Adnan Demircan, Doç. Dr. Abdülkadir Macit, Prof. Dr. Ahmet Taşağıl, Dr. Ahmet Uçar, yazar Beşir Ayvazoğlu, Prof. Dr. Arzu Terzi, Fatma Türk Toksoy, Yıldırım Ağanoğlu, Prof. Dr. İdris Bostan, Prof. Dr. İsmail Taşpınar, Prof. Dr. Kahraman Şakul, Prof. Dr. Mehmet İpşirli, Prof. Dr. Mustafa Budak, Prof. Dr. Süleyman Berk, Tahir Günay, Dr. Turgay Şafak ve Yusuf Sami Kamadan’ın aralarında olduğu çok sayıda akademisyen ve yazar katıldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/derin-tarih-dergisi-12-yasini-kutladi/feed/ 0
BUÜ Kimya Zirvesi’24, Akademisyenleri ve Sektör Temsilcilerini Öğrencilerle Buluşturdu https://www.haber28.com.tr/buu-kimya-zirvesi24-akademisyenleri-ve-sektor-temsilcilerini-ogrencilerle-bulusturdu/ https://www.haber28.com.tr/buu-kimya-zirvesi24-akademisyenleri-ve-sektor-temsilcilerini-ogrencilerle-bulusturdu/#respond Mon, 24 Jun 2024 00:24:41 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22529 Bursa Uludağ Üniversitesi (BUÜ) Kimya Topluluğu tarafından bu yıl ikincisi organize edilen Kimya Zirvesi’24 önemli akademisyen ve sektör temsilcilerini öğrencilerle buluşturdu.

BUÜ Fen- Edebiyat Fakültesi Binası’nda gerçekleştirilen etkinliğe Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Cafer Çiftçi, Fakülte Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman, akademik ve idari personelin yanı sıra çok sayıda öğrenci de katıldı.

Endüstriyel kalkınma hedeflerinin temelinde kimya sektörü yatıyor

Kimya Zirvesi’nin açılış töreninde konuşan Rektör Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, modern dünyanın yaklaşık 250 yıl önce sanayileşmeye başlamasıyla birlikte kimya alanının bir hayli ön plana çıktığına işaret etti. Endüstrileşmeyle birlikte sektörün de ciddi bir gelişim gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ferudun Yılmaz, “Kimya, dünya genelinde ekonomiye ve çok sayıda sektöre doğrudan katkısı yadsınamayan son derece özel bir alandır. Türkiye özelinde ise ülkenin modernleşme hikayesiyle birlikte varlığını hissettiren sektörlerin başında gelmiştir. Cumhuriyetle birlikte başlatılan kalkınma hamlesi ve günümüzdeki yerli ve milli üretim çalışmalarının odağında da kimya sektörü vardır. Ekonomik gelişim, cari açığın kapatılması ve ithalatın azaltılması sorunlarının başında da bu sektör vardır. Sorunu ve çözümü de hepimiz az çok biliyoruz. İç üretim yapmak ve ülkenin ihracatını arttırmaktır. Dengeyi yakaladığımız veya cari fazla verdiğimiz sektörlerimiz var. Ancak kimya, açığı en fazla verdiğimiz sektörlerin başında geliyor. Ülkemizde uzun yıllardır bu açığı kapatmak için de özel çabaların sarf edildiğini biliyoruz” diye konuştu.

Rektörden öğrencilere projelere daha fazla katılım talebi

Sektörün yaşadığı sorunların bir numaralı çözüm adresinin üniversiteler olduğunu vurgulayan Rektör Yılmaz, “Bu anlamda kimya bölümlerinin son derece özel bir önemi vardır. Bizim için ise bir araştırma üniversitesi olarak gerek yapılan projeler, yürütülen çalışmalar ve eğitim-öğretimin niteliği açısından kimya bölümümüz çok kıymetlidir. Biz bir araştırma üniversitesiyiz. Türkiye’de bu alanda tatlı bir rekabet içerisinde olduğumuz 23 üniversite var. Fen-Edebiyat Fakültemiz ve Kimya bölümümüzün bu anlamda bizlere kıymetli katkıları oluyor. Ancak bunun yeterli görülmemesi gerekiyor. Her zaman daha fazlasını istiyoruz. Mayıs ayı içerisinde TÜBİTAK’ın başlatacağı 2209 Üniversite Öğrencileri Araştırma Projeleri’ne tüm üniversitemizden, fakültelerimizden ve öğrencilerimizden yoğun bir katılım talep ediyoruz. Burada öğrenci topluluklarımıza ve danışman hocalarımıza görevler düşüyor. Üniversitemizi layık olduğu yerlere çıkarabilmek adına hep birlikte daha çok çalışmamız gerekiyor. Bu vesile ile ikincisi düzenlenen Kimya Zirvesi’nin hayırlı olmasını diliyor, tüm katılımcılara teşekkürlerimizi iletiyorum” şeklinde konuştu.

Kimya tek başına çok sayıda sektörü doğurdu

Kimyanın son derece özel bir alan olduğunu vurgulayan Fen-Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Bilgen Osman, “Kimya, tek başına çok sayıda sektörün doğmasına vesile olmuştur. Öğrencilerimiz başta olmak üzere bu alanda çalışacak herkes için son derece büyük potansiyeller taşıyor. Üniversitemizde verilen eğitimin niteliği itibariyle mezunlarımız da sektörde rağbet görüyorlar. Umuyorum ki öğrencilerimiz de kendilerini geliştirecek ve bu sektöre katkı verecektir” dedi.

Programda Kimya Bölüm Başkanı Prof. Dr. Asım Olgun ve Öğrenci Topluluk Başkanı Sadberk Sevme da kısa birer konuşma gerçekleştirdi.

Akademisyen ve sektör temsilcileri öğrencilere tecrübelerini aktardı

Organizasyon Bursa Teknik Üniversitesi’nden Prof. Dr. Yunus Kaya, Anadolu Üniversitesi’nden Doç. Dr. Rüstem Keçili, TÜBİTAK Butal Kıdemli Uzman Araştırmacı Tuğçe Dede, İlkom Kozmetik Yönetim Kurulu Başkanı Dr. İlker Duran ve Arkhe Kimya Kurucusu Esra Şahiner’in konuşmalarının ardından sona erdi. – BURSA

]]>
https://www.haber28.com.tr/buu-kimya-zirvesi24-akademisyenleri-ve-sektor-temsilcilerini-ogrencilerle-bulusturdu/feed/ 0
İzmir’de Mutfak Sanatları ve Tasarım Sempozyumu Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/izmirde-mutfak-sanatlari-ve-tasarim-sempozyumu-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/izmirde-mutfak-sanatlari-ve-tasarim-sempozyumu-gerceklestirildi/#respond Tue, 18 Jun 2024 07:12:37 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21534 İzmir, mutfak sanatlarının tasarımla buluşacağı önemli bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. İstanbul Beykent Üniversitesi, İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu ve Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi’nin ortaklaşa düzenlediği Mutfak Sanatlarında Tasarım ve Göstergebilim Sempozyumu’nda; mobil fotoğrafçılık, tabaklama tasarımı ve daha birçok farklı başlıkta atölyelere de yer verdi.

Mutfak sanatlarını tasarım ve göstergebilimle buluşturan sempozyum İzmir’de gerçekleştirildi. Sempozyum, sinema, mobil fotoğrafçılık, görsel iletişim tasarımı, video tasarımı, sosyal medya ve göstergebilim gibi çeşitli konuları kapsayan atölyeler ve sunumlarla dolu bir programla katılımcılara farklı bir deneyim sundu. Düzenlenen atölyelerde katılımcılar; yemek pişirme, tabaklama tasarımı, mobil yemek fotoğrafçılığı ve reels video hazırlama gibi pratik bilgilere erişme imkanı sağladı.

İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu (İKMYO) Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın açılış konuşması ve sunuşuyla başlayan sempozyumda, alanında uzman konuşmacılar önemli başlıkları ele aldı. İstanbul Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Makal “Sinema Sanatında Yemek”, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (EÜ GSTMF) Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa “Gıda Göstergebilimi” başlıklarında sunumlar gerçekleştirdi.

“Sinema sanatı bu sempozyumun ana konusu oldu”

Prof. Dr. Oğuz Makal, sempozyumla ilgili yaptığı konuşmada;

“İnsanın varoluşunun temelinde yer alan yemek aynı zamanda sosyal, kültürel ve sanatsal etkileşim, iletişimin de bir parçasıdır. Karmaşık ve değişken anlam katmanları içeren yemek üretim-tüketimi ve hikayelerinin en çok görünür olduğu sinema sanatı bu sempozyumun ana konusu oldu. Ayrıca bu sempozyumda gündelik hayatta önemli yeri olan yemeğin pişirmeden tabaklama tasarımına, fotoğraf sanatından sosyal medyadaki sunumuna kadar çeşitli konularda kıymetli sunumlar gerçekleştirildi. Öğleden sonra oturumlarında ise öğrenciler tabaklama tasarımının, fotoğraf sanatının ve reels videosu hazırlamanın inceliklerini alanında uzman akademisyenlerden uygulayarak öğrenme şansına sahip oldular. Bu sempozyuma ev sahipliği yapan başta İKMYO Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’a, EÜ GSTMF Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa’ya, EÜ GSTMF’nin ve İKMYO’nun kıymetli akademisyenlerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.

Sempozyum ortaklarından Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, “Bu sempozyum, yemeğin sadece bir ihtiyaç olmanın ötesinde, kültürel, sosyal ve sanatsal bir olgu olarak ele alındığı, disiplinlerarası bir diyalog ve bilgi alışverişinin mükemmel bir örneği oldu. İstanbul Beykent Üniversitesi, İKMYO ve diğer katkıda bulunanlarla iş birliği içinde gerçekleştirilen bu etkinlik, öğrencilere ve katılımcılara yemek tasarımı, fotoğrafçılık ve sosyal medya içerik üretimi gibi konularda pratik beceriler kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda bu alanlardaki uzmanlardan doğrudan bilgi alma fırsatı sunarak teorik bilginin pratiğe dönüşümünü sağladı. Türk Kızılay Kadın İzmir ve diğer tüm destekçilere, bu zengin içerikli ve ilham verici etkinliği mümkün kıldıkları için minnettarım. Bu sempozyumun gastronomi ve tasarım alanlarında yeni fikirler ve iş birlikleri için sağlam bir temel oluşturduğuna inanıyorum” şeklinde açıklamada bulundu.

Prof. Dr. Küçükaltan: Gastronomi bir sanattır

Gastronominin içerisinde pek çok disiplini barındıran bir yemek sanatı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Derman Küçükaltan ise “Gastronomi bir sanattır. Çünkü sinema, fotoğrafçılık, tasarım, estetik hep bu sanatın paydaşları, olmazsa olmazlarıdır. Bu sempozyumda yemeğin bu yönlerini de değerli akademisyenlerle sergiledik. Öğrencilerimize bu yönüyle bir ufuk açtık. Bu sempozyumda değerli katkılarını sunan Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa’ya ve Prof. Dr. Oğuz Makal’a ve Ege Üniversitesi’nin çok değerli genç akademisyenlerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/izmirde-mutfak-sanatlari-ve-tasarim-sempozyumu-gerceklestirildi/feed/ 0
TYB Genel Başkanı: İsrail’in Gazze saldırıları insanlığın borcudur https://www.haber28.com.tr/tyb-genel-baskani-israilin-gazze-saldirilari-insanligin-borcudur/ https://www.haber28.com.tr/tyb-genel-baskani-israilin-gazze-saldirilari-insanligin-borcudur/#respond Sun, 16 Jun 2024 21:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=21237 Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Genel Başkanı Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan, İsrail’in Gazze’ye 7 Ekim’den bu yana devam ettirdiği saldırıların biran önce sona erdirilmesinin ve halka acilen insani yardımların ulaştırılmasının insanlığın boynunun borcu olduğunu kaydetti.

TYB, İsrail’in Gazze saldırıları ve insanlık dışı zulme dikkat çekmek amacıyla birlik binasında “Gazze Çalıştayı” düzenledi.

Çalıştayın açılışında bir konuşma yapan Arıcan, Gazze’deki saldırıların başlangıcından itibaren ilk tepkiyi birlik olarak verdiklerini ve imza kampanyası başlattıklarını söyledi.

Arıcan, 7 Ekim’den itibaren bilinçli şekilde İsrail’in Gazze halkını yeryüzünden silmek istercesine yaptığı soykırımın tüm dünyanın gözü önünde gerçekleştiğini belirtti.

Arıcan, “Müslümanların mübarek ayı ramazanda dahi bu mazlum ve asil halka bu zulüm devam ediyor. Hiçbir inanca saygısı olmayan, kadın, erkek, çocuk, yaşlı, canlı, cansız, hukuk tanımayan bu zulmün biran önce sona erdirilmesi ve buradaki halka acilen insani yardımların ulaştırılması insanlığın boynunun borcudur.” dedi.

Gelinen noktada işin çok büyük bir boyuta ulaştığını kaydeden Arıcan, şunları söyledi:

“İsrail terör devletini hiçbir güç şu an durduramıyor. Kanun, yasa, uluslararası hukuk, hiçbir insani değer tanımaksızın çocuklar, kadınlar hunharca şehit ediliyor. Oruç tutulan bu mübarek ayda inançlarını, vecibelerini yerine getirmeye çalışan bu insanlara sahur, iftar yapacak en asgari düzeydeki beslenmelerine bile müsaade edilmiyor. İnsanlığın bittiği yerdeyiz. Bunlar olurken, Gazze, Filistin halkı asaletini koruyor, duruşunu koruyor ve varlığını ayakta tutmaya çalışıyor sadece. Aslında yaşanan bir savaş da değil. Karşıda düzenli bir ordu yok. Karşıda bir mukavemet yok. Artık kontrolden, insanlıktan çıkmış bir terör devletinin Gazzelileri silme çabası olarak görüyoruz. Gazze’deki masum halkın sesi olmayı, sözcüsü olmayı şiar edindik.”

Arıcan, yazar, akademisyen, dış politika uzmanı ve ilim adamlarının katılımıyla yüz yüze ve çevrimiçi olarak iki oturum halinde yapılacak çalıştayda siyaset, uluslararası ilişkiler, ekonomi, hukuk, kültür-edebiyat, psikoloji, sosyoloji alanlarında Gazze’nin durumunun masaya yatırılacağını söyledi.

Musa Kazım Arıcan, Türkçe, Arapça, İngilizce ve İbranice olarak hazırlanacak çalıştay sonuç bildirisinin, basın yoluyla kamuoyuna açıklanacağını ayrıca Türkiye ve dünyadaki ilgili-sorumlu kurum-kuruluşlarla paylaşılacağını belirtti.

“Hristiyanlar, Yahudilere her türlü desteğin sağlanmasını dini bir görev olarak kabul ediyor”

Açılış konuşmasının ardından, İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Şinasi Gündüz, “Gazze soykırımının teopolitik boyutu” isimli sunumunda, 7 Ekim sonrasında İsrail’in katliamı nasıl meşrulaştırdığını anlattı.

Gündüz, işgalci İsrail yapılanmasında iktidarın, halkın kendisine destek verdiğini ve halkı motive ettiğini belirterek, “Gazze’de katliam yaparken, ‘Biz seçilmiş bir halkız. Tanrı tarafından seçildik. Diğer halklardan farklı bir konumumuz var. Dolayısıyla bu topraklar bize vadedildi’ diye kendilerini ve halkı motive ediyorlar.” diye konuştu.

İsrail’in Filistin ve Gazzelileri, Hz. Musa döneminde Yahudilerin Mısır’dan Kenan bölgesine geçtiklerinde düşman olarak gördükleri Amaleklilerle özdeşleştirdiklerini söyledi.

İsrail’in kutsal kitaplarından referans alarak soykırım yaptığını söyleyen Gündüz, şunları kaydetti:

“Bu soykırımın ilk günlerinde ABD bunun din savaşı olduğunu söyledi. Hristiyanlar da Yahudilerin ‘seçilmiş halk’ olduğunu kabul ediyor. Hristiyan ve Yahudi siyonistlerin mesih düşüncesinde de bir ortak nokta var. Netanyahu ve etrafındaki kişiler, kutsal kitaplarından atıfta bulunarak şu anda yapmakta oldukları mücadelenin, adeta mesih döneminin inşasına yönelik bir mücadele olduğu çağrışımında bulundular. Hristiyan siyonisitler bir Yahudi mesih beklemiyor ama her iki kesim de mesih beklentisi noktasında ittifak yapmış durumdalar. Hristiyanlar, Yahudilere kayıtsız, şartsız her türlü desteğin sağlanmasını dini bir görev olarak kabul ediyor. Soykırım, analiz edilirken teopolitik arka planın kesinlikle ihmal edilmemesi gerekiyor. Çünkü insanları yönlendiren ve zihin yapılarını inşa eden temel argüman dindir.”

Programda, Prof. Dr. Ali Osman Kurt, Prof. Dr. Hasan Yücel Başdemir, Prof. Dr. Kudret Bülbül, Prof. Dr. Mete Gündoğan, Prof. Dr. Ahmet Yıldız, Doç. Dr. Muhammet Enes Kala, Doç. Dr. Halid Üveysi, Doç. Dr. Mustafa Yetim, Doç. Dr. Recep Yorulmaz, Dr. Nuri Salık konuşma yaptı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tyb-genel-baskani-israilin-gazze-saldirilari-insanligin-borcudur/feed/ 0
ÇOMÜ Rektörü, Azerbaycan’da Bilimsel İş Birliği Anlaşmaları İmzaladı https://www.haber28.com.tr/comu-rektoru-azerbaycanda-bilimsel-is-birligi-anlasmalari-imzaladi/ https://www.haber28.com.tr/comu-rektoru-azerbaycanda-bilimsel-is-birligi-anlasmalari-imzaladi/#respond Mon, 20 May 2024 21:48:50 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18794 Azerbaycan’ın başkenti Bakü’de düzenlenen Baku Water Week International Conference & Exhibition etkinliğine katılan Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Rektörü Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu, Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinde önem taşıyan bilim kurumları ile iş birliği anlaşmaları imzaladı.

Çeşitli kurumlara çalışma ziyaretleri gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu’na ÇOMÜ öğretim üyesi Prof. Dr. Vedat Çalışkan ve Baku Slavyan Üniversitesi öğretim üyesi AZERSU müşaviri Prof. Dr. Cengiz Abdullayev’de katıldı.

ADSEA’nın (Azerbaycan Devlet Su Kaynakları Kurumu) davetlisi olarak Bakü’deki uluslararası konferansa katılan Rektör Prof.Dr. R.Cüneyt Erenoğlu “Tarımda Su Kullanımı” oturumunun moderatörlüğünü yaparken, Prof. Dr. Çalışkan da “Ekoloji Alanında Yenilikler” oturumunda ÇOMÜ’nün sürdürülebilirlik hedefleri ile bağlantılı programlarını ve yenilikçi girişimlerini tanıtıcı bir sunum gerçekleştirdi.

Ziyaret kapsamında Azerbaycan Milli İlimler Akademisi, Devlet Pedagoji Üniversitesi ve Azerbaycan Tıp Üniversitesi ile iş birliği protokolleri imzalandı. Bakü Devlet Üniversitesi, Azerbaycan Devlet Tarım Üniversitesi, Petrol ve Sanayi Üniversitesi, Azerbaycan Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü yönetimleri ile önümüzdeki aylar içinde iş birliği anlaşmaları yapmak üzere ön mutabakat ve görüşmeler gerçekleştirildi.

ADSEA Başkanı Zaur Mikayılov; Sağlık Bakanı Yardımcısı Nadir Zeynalov; Milli İlimler Akademisi Başkanı Akademik Prof. Dr. İsa Habibbeyli; Devlet Pedagoji Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Cafer Caferov ile rektör yardımcısı Doç.Dr. Eldar Aslanov; Arkeoloji ve Etnografya Enstitüsü Başkanı Doç.Dr. Ferhat Guliyev, Azerbaycan Devlet Petrol ve Sanayi Üniversitesi (ASOIU) Rektör Vekili Doç. Dr. Vazeh Asgarov ile görüşmeler gerçekleştiren Rektör Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu, yapılan görüşmelerde “Kardeş ülke Azerbaycan ile Türkiye arasında işbirliği sürecinin son yıllarda hızla geliştiğini” belirtti. “Geçtiğimiz aylarda Türkiye-Azerbaycan Üniversitesi’nin kurulmasının iki ülke arasında gelişen bilimsel iş birliğini gösterdiğini” vurgulayan rektör Prof. Dr. Erenoğlu, “Türk Dünyası ülkelerine açılan kapı konumundaki Azerbaycan ile bilimsel iş birliği süreçlerinin paydaşı olmayı Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi olarak çok önemsediklerini” ifade etti.

Azerbaycanlı yaklaşık 250 öğrencinin ÇOMÜ’de öğrenim gördüğünü ve bu sayıyı uluslararasılaşma çerçevesinde artırmayı hedeflediklerini belirten Rektör Prof.Dr. R.Cüneyt Erenoğlu “soy, dil ve kültür birliği nedeniyle iki kardeş ülkenin bilimsel iş birliklerinin sayısız yararı olacağını ve bunun için gerekli zeminin bulunduğunu” sözlerine ekledi. Rektör Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu son olarak, Azerbaycan’da ikili iş birliklerini dinamik ve kalıcı hale getirmek için Teknokent ve Bilişim Vadisi’nde ÇOMÜ’nün de yer alması için çalışmalara başlayacaklarını da müjdeledi ve çok verimli geçen bu ziyaretin organizasyonu için Prof.Dr. Cengiz Abdullayev’e teşekkürlerini iletti.

Rektör Prof. Dr. R. Cüneyt Erenoğlu’nun Azerbaycan ziyaretine eşlik eden Prof. Dr. Vedat Çalışkan da “Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı (COP 29)’nın Kasım 2024’te Bakü’de gerçekleşecek olması da iki ülkenin bilimsel ve teknolojik iş birliklerini çok üst seviyelere taşıyacaktır. Nitekim bakanlık arasında hazırlık toplantıları geçtiğimiz ay başladı. Azerbaycan Bilimler Akademisi Coğrafya Enstitüsü de konuyla ilgili mayıs ayında COP 29 için bir hazırlık toplantısı gerçekleştirecek. Bilimler Akademisi Coğrafya Enstitüsü üyesi Prof. Dr. Rza Mahmudov bu önemli toplantıya bizi de davet etmektedir. Tüm bunlar kısa sürede sonuç veren karşılıklı iş birliği çabalarımızı yansıtmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

ÇOMÜ Rektörü Prof. Dr. R.Cüneyt Erenoğlu Bakü’deki konferans etkinlikleri süresince Türkiye’nin Azerbaycan Büyükelçisi Cahit Bağcı, Ticaret Başmüşaviri Ahmet Erdal, Tarım Müşaviri Hakan Kalender’in yanı sıra Bilişim Vadisi yöneticileri ile de görüşmeler gerçekleştirdi. – ÇANAKKALE

]]>
https://www.haber28.com.tr/comu-rektoru-azerbaycanda-bilimsel-is-birligi-anlasmalari-imzaladi/feed/ 0
Karşıyaka Belediyesi Yaşlılara Saygı Haftası Paneli Düzenledi https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediyesi-yaslilara-saygi-haftasi-paneli-duzenledi/ https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediyesi-yaslilara-saygi-haftasi-paneli-duzenledi/#respond Wed, 15 May 2024 01:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=18113 Karşıyaka Belediyesi, Yaşlılara Saygı Haftası kapsamında bir panel düzenledi.  Yaşlılık kavramının her açıdan ele alındığı panelde, alanında uzman konuşmacılar özellikle sağlık konusunda önemli bilgiler verdi.

Karşıyaka Belediyesi tarafından Zübeyde Hanım Nikah Sarayı’nda gerçekleştirilen Yaşlılara Saygı Haftası Paneli, yurttaşların yoğun katılımıyla gerçekleştirildi. Prof. Dr. Reyhan Uçku ve Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu’nun oturum başkanlığını üstlendiği panele, Türkiye Alzheimer Derneği İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin (TAD), Prof. Dr. Hatice Şimşek Keskin, Psikolog Mevlüt Ülgen ve Prof. Dr. Yasemin Akçay konuşmacı olarak katıldı.

“İYİ Kİ VARSINIZ”

Programın başında konuşma yapan Karşıyaka Belediye Başkan Yardımcısı Özlem Ceylan, “Yaşlılarımız tecrübe, bilgi ve birikimleriyle geleceğimize ışık tutan; geçmişi yaşatarak milli kültür ve değerlerimizi yarınlara aktaran toplumsal hafızalarımızdır. İyi ki varsınız” dedi. Ceylan konuşmasında Karşıyaka Belediyesi’nin ileri yaş hizmetlerini de anlattı.

GERİATRİ AÇISINDAN YAŞLILIK

Açılış konuşmasının ardından oturum başkanları Prof. Dr. Reyhan Uçku ve Prof. Dr. Aliye Mandıracıoğlu, Yaşlılara Saygı Haftası’nın anlamını ve tarihsel arka planını anlattı. Ardından TAD İzmir Şube Başkanı Prof. Dr. Sevnaz Şahin, ‘Geriatri Açısından Yaşlılık’ başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Yaşlılık kavramını anlatan ve Türkiye’de yaşlı nüfus ile ilgili istatistikler paylaşan Prof. Dr. Şahin, “Yaşlanma anne karnını düştüğümüz andan itibaren başlıyor, yaşlılık da hayatımızın bir dönemi. Önemli olan sağlıklı yaşlanmak, hepimiz sağlıklı bir şekilde yaşlanma arzusundayız. İşte bu kişinin fonksiyonel olarak kendine yeterli olması demektir. İleri yaşlarda bir takım hastalıklar olması çok doğaldır çünkü vücutta bazı dejenerasyonlar ve fizyolojik değişiklikler olur. Sağlıklı yaşlanmak mümkündür, bunu yapabiliriz. Birey merkezli çalışan birçok uzmanla birlikte hastalıkların erken tanısı, erken tedavi ve rehabilitasyon hizmeti verdiğimizde ve hastalarımızı düzenli takip ettiğimizde hastalık sürecini kısaltabiliyoruz. Yaşlanmayla birlikte artan bazı hastalıklarımız var, bununla birlikte çoklu ilaç kullanımları da meydana geliyor. İşte bu hastalıklara karşı önlemimizi alırsak bu hastalık dönemini azaltabiliriz” dedi.

“ÖNLEM ALMALIYIZ”

Yaşlılıkla birlikte artan hastalıklara da değinen Şahin, şöyle devam etti:

“Demans, Alzheimer, tansiyon, şeker gibi hastalıklar yaşlılıkla birlikte artan hastalıklardır. Bu hastalıklara yakalanmayı kolaylaştıran ve bu hastalıklara yakalanma riskini azaltan faktörler vardır. Bunları bilmeli ve önlem almalıyız. Buna şu şekilde örnek verebiliriz, yapılan araştırmalarda Alzheimer hastalığına neden olan faktörlerin arasında eğitimsizlik, işitme kaybı, tansiyon, travmatik kafa yaralanmaları, şeker, obezite, aşırı alkol tüketimi, sigara kullanımı, depresyon, sosyal izolasyon, fiziksel inaktivite, hava kirliliği ve kan şekeri gösterilmiştir. İşitme kaybını ele alalım, eğer yaşlı bir birey işitme kaybı problemi yaşıyorsa zamanla kişisel iletişimleri zarar görebilir, toplumdan izole olabilir, depresyona girebilir ve uzun vadede diğer çevresel faktörlerin de etkisiyle Alzheimer hastalığı ile karşı karşıya gelebilir. Bunu bir işitme cihazıyla çözebiliriz ve Alzheimere neden olan faktörlerden birini eleyebiliriz. Tansiyon ve şeker hastalıklarını da düzenli doktor kontrolü ve ilaç kullanımı ile kontrol altında tutarak riski azaltabiliriz. Potansiyel olarak değiştirilebilir faktörler bunlardır. Yaşam tarzımızı değiştirerek var olan riski alt seviyelere indirmemiz mümkün. İşte önlem almaktan kastımız budur.”

Ardından Prof. Dr. Hatice Şimşek Keskin, ‘Toplum Sağlığı Açısından Yaşlılık’; Psikolog Mevlüt Ülgen, ‘Şehirler ve Yaşlılar’ ve Prof. Dr. Yasemin Akçay, ‘Her Yaşta Kahkaha’ başlıklı sunum yaptı. Sunumlar sonrasında izleyicilerle birlikte egzersizler yapıldı, şiirler okundu, şarkılar söylendi. Alanında uzman akademisyenler, katılımcılardan gelen soruları yanıtladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/karsiyaka-belediyesi-yaslilara-saygi-haftasi-paneli-duzenledi/feed/ 0
Üsküdar Üniversitesi, Beyin Haritalama ve Tedavileri Derneği Kongresi’nde Türkiye’yi temsil etti https://www.haber28.com.tr/uskudar-universitesi-beyin-haritalama-ve-tedavileri-dernegi-kongresinde-turkiyeyi-temsil-etti/ https://www.haber28.com.tr/uskudar-universitesi-beyin-haritalama-ve-tedavileri-dernegi-kongresinde-turkiyeyi-temsil-etti/#respond Tue, 07 May 2024 02:48:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17080 21. Beyin Haritalama ve Tedavileri Derneği Kongresi’ne Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Prof. Dr. Nevzat Tarhan başkanlığında katılan araştırma ekibi, iki ayrı oturumda Türkiye’yi temsil etti.

Üniversiteden yapılan açıklamaya göre, Beyin Haritalama ve Tedavileri Derneğinin (SBMT) ABD başta olmak üzere sinirbilim alanındaki seçkin araştırmacıların yer aldığı 21’inci yıllık kongresi ABD’nin Los Angeles şehrinde yapıldı.

Üsküdar Üniversitesi ekibi iki ayrı oturumda Türkiye’yi temsil etti

Görüntülemeden genomik ve nanoya kadar tüm nörolojik bozuklukları kapsayan, ABD başta olmak üzere sinirbilim alanındaki seçkin araştırmacıların yer aldığı yıllık kongrenin 21’incisine Türkiye’den sadece Üsküdar Üniversitesi ve NPİSTANBUL Hastanesi araştırmacıları katıldı.

Kongreye Prof. Dr. Tarhan başkanlığında katılan araştırma ekibi, “Advances in Neuroimaging Techniques” ve “Addiction Medicine” başlıklı iki ayrı oturumda Türkiye’yi temsil etti.

Bu alanda yapay zeka odaklı ve derin öğrenme algoritmalarını “cloud” üzerinde kullanarak akıllı öngörü modelleri geliştiren Üsküdar Üniversitesi araştırmacıları sinirbilim alanındaki çalışmalarını nöromorfik bilgisayarlar üzerine kaydırma stratejisi ile Türkiye’de sinirbilim alanındaki dönüşüme öncülük ediyor.

Prof. Dr. Nevzat Tarhan klinik farmakogenetik uygulamaları paylaştı

Dünyanın birçok yerinden bilim insanının katıldığı toplantıda Prof. Dr. Nevzat Tarhan, sunumunda, sinirbilim alnındaki güncel çalışmaların altını çizerken üniversitede yürütülen ilaç kan düzeyi ölçümleri ve klinik farmakogenetik uygulamalarını paylaştı.

Kanda ilaç düzeyi ölçümü (TDM) uygulamalarının hasta için uygun dozu seçmede önem taşıdığının ve toksik ilaç düzeyi oluşmasını engellediğinin altını çizen Prof. Dr. Tarhan, farmakogenetik profilleme sonuçlarını, beyinde dopamin miktarını belirleyen COMT enzim aktivitesi ve serotonin taşıyıcı protein aktivitesi ölçüm çalışmaları başlığı altına paylaştı.

Bu genetik profilleme çalışmaları sonucunda kişiye özgü özellikler belirlenerek kişiye özgü tedavi planları dizayn edilebildiğini kaydeden Prof. Dr. Tarhan, “Bu yöntem dünyada yeni gelişen kişiselleştirilmiş tıp uygulamalarının başarılı bir örneği sayılabilir. Bu yeni uygulamalar sayesinde her hastaya aynı tedaviyi vermek yerine hastanın genetik yapısına özel bir tedavi verilmesi ve hangi ilacın daha çok işe yarayacağı önceden belirlenebiliyor.” ifadelerini kullandı.

“Metamfetamin, tıbbi ve ruhsal hastalıklara yakalanma riskini artıyor”

Araştırma ekibinde yer alan NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Nesrin Dilbaz da metamfetamin kullanım yaygınlığı ve bu hastaların yakın ve uzun gelecekte Parkinson tıbbi ve ruhsal hastalıklara yakalanma riskinin artışı konusunda bilgi verdi.

Met’in uzunca süre alınmasa bile haftalar veya aylar boyunca bedende ve beyinde bulunmaya devam ettiğini belirten Dilbaz, bu açıdan hastaların büyük bir çoğunluğunun tedaviye dirençli başka bir ruhsal hastalığa da sahip olacağının öngörüldüğü ve sadece met kullanım bozukluğu olan hastaların yaklaşık yüzde 55’inin Derin TMS tedavisinden yararlandığını kaydetti.

Prof. Dr. Dilbaz, kendi yaptıkları çalışmada met kullanıcılarının yaklaşık yarısından daha fazlasında özellikle şizofreni veya psikotik bozukluk saptandığını belirterek, bu hastaların standart bağımlılık ve veya psikoz tedavisinden yararlanmamaları nedeniyle uzun etkili antipsikotik tedavi ile birlikte elektrokonvülsif tedaviden de yararlandıklarını ve hastaların sadece psikozlarının değil aynı zamanda madde kullanımına başlama sürelerinin ve oranlarının da daha azaldığını belirtti.

“Kişisel risk faktörlerinin belirlenmesi özelleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde kritik bir öneme sahip”

NPİSTANBUL Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Onur Noyan ise bağımlılık ve genetik araştırmaların kesişimi, psikyatrik bozuklukları ele aldı.

Son dönemde, bağımlılık ve genetik araştırmaların kesişimi, psikiyatrik bozuklukların anlaşılması ve yönetilmesi açısından önemli bir paradigmaya dönüştüğünü ifade eden Prof. Dr. Noyan, özellikle, bağımlılık gelişimindeki genetik predispozisyonların tanımlanması, kişisel risk faktörlerinin belirlenmesinin özelleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesinde kritik bir öneme sahip olduğunu, genetik analizlerin, bireylerin madde kullanımı sonrası psikoz veya majör psikiyatrik bozukluklara yatkınlığını belirlemede, spesifik farmakoterapilerin seçiminde ve relaps riskinin öngörülmesinde temel bir araç olarak ön plana çıktığını aktardı.

Prof. Dr. Noyan, bu yöntemlerin, genetik bilgiye dayalı bir yaklaşımın, bağımlılık tedavisindeki etkinliği artırabileceğini ve hastalığın yönetiminde bireyselleştirilmiş tedavi planlamasına olanak tanıyabileceğini vurguladı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uskudar-universitesi-beyin-haritalama-ve-tedavileri-dernegi-kongresinde-turkiyeyi-temsil-etti/feed/ 0
RTÜK’ün Düzenlediği 4. Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu Gerçekleştirildi https://www.haber28.com.tr/rtukun-duzenledigi-4-uluslararasi-medya-ve-islamofobi-forumu-gerceklestirildi/ https://www.haber28.com.tr/rtukun-duzenledigi-4-uluslararasi-medya-ve-islamofobi-forumu-gerceklestirildi/#respond Thu, 25 Apr 2024 23:12:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15732 Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından düzenlenen 4. Uluslararası Medya ve İslamofobi Forumu, Ankara’da gerçekleştirildi.

ATO Congresium’da düzenlenen forumda, açılış konuşmalarının ardından İsmamofobi’nin küresel ve yerel boyutları ele alındı.

Cumhurbaşkanlığı Özel Kalem Müdürü Büyükelçi Doç. Dr. Hasan Doğan, moderatörlüğünü Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanı Prof. Dr. Uğur Ünal’ın üstlendiği “Yerel Boyutlarıyla İslamofobi” temalı oturumda, 15 Mart’ın İslamofobi’yle Mücadele Günü olarak tescillenmesinin bir farkındalık oluşturduğunu belirtti.

Avrupa’da son yıllarda İslam düşmanlığının artmasına dikkati çeken Doğan, “Almanya’da 2023 yılında 686 İslam karşıtı suç işlendiği ve İngiltere’de camilere yönelik yüzde 35 oranında saldırı düzenlendiği dikkate alındığında koca bir kitleye yönelmiş ciddi bir nefretin olduğu görülmektedir.” dedi.

Avrupa Birliği Temel Haklar Ajansının, İslamofobi’yi İslam dinine mensup bireylerin maruz kaldıkları ayrımcılık olarak tespit etmesinin önemli bir kazanım olduğunu söyleyen Doğan, “İslamofobi bir dönüşüm içindedir. Bu dönüşüm kavramsal olduğu gibi kurumsal da olmaktadır. İslam İşbirliği Teşkilatı bünyesinde kurulan İslamofobi Gözlemevi bu kurumsal dönüşümün önemli bir örneğidir. Bu nedenle kavramsal dönüşüm noktasında elde edilen mesafenin küçümsenmeyeceği kanaatindeyim.” diye konuştu.

Bütün bunlar meydana gelirken Avrupa’da İslam karşıtı söylemleriyle öne çıkan aşırı partilerin büyük güç edindiklerini de dile getiren Doğan, Müslümanların inançlarını ve kimliklerini muhafaza ederek toplumlarıyla entegre olmaları gerektiğini vurguladı.

İslamofobi’nin hukuk sistemlerinde istenilen şekliyle açık ve net olarak tanımlanan bir suç olmadığını ifade eden Doğan, “Farkındalığın artırılması noktasında İslamofobi ve benzer bazı kavramların bizim yasalarımızda daha net, daha açık zikredilmesi anlamlı olabilir.” dedi.

Doğan, bağırtıyla, gürültüyle, uğultuyla İslam’ın ve hakikatin sesinin bastırılamayacağını vurgulayarak, “İslam dini, Müslüman kimliği dünyayı aydınlatan bir güneş olmuştur ve olmaya devam edecektir.” ifadesini kullandı.

SETA Vakfı Dış Politika Kıdemli Araştırmacısı Prof. Dr. Muhittin Ataman, “fobi” kelimesinin yanına getirildiği tek dinin İslam olduğunu, İslamofobi’nin ise ırkçı bir kavram olduğunu söyledi.

Gazze olaylarında ciddi bir İslam karşıtlığının tezahür ettiğini belirten Ataman, 7 Ekim’den bu yana Filistinlilere ve Hamas’a yönelik büyük dezenformasyonun tedavüle sokulduğunu ifade etti.

Panelde, Uluslararası Balkan Ünivesitesi’nden Prof. Dr. Shener Bilalli de Bosna Hersek özelinde İslam düşmanlığıyla mücadele stratejilerini anlattı.

“İslamofobinin temelinde duygusal ve psikolojik bir zemin vardır”

Filistin’in Ankara Büyükelçisi Faed Halid ABD Mustafa, moderatörlüğünü RTÜK Başkan Yardımcısı Deniz Güler’in yaptığı “Küresel Boyutlarıyla İslamofobi” başlıklı oturumda, Gazze’deki katliama ve bu esnada küresel medyada ele alınan konulara dikkati çekti.

Dünyanın Filistin ile ilgili çifte standartlı tutumunu eleştiren Mustafa, “Gözler önünde gerçekleşen katliamlar, Gazze’deki her şeyi yok etmiştir. Buradaki en önemli soruların başında medyanın nerede olduğu sorunsalı gelmektedir. Batı medyası olanları hiç olmamış gibi ya da olanları İslam’ın suçu olarak göstermektedir.” değerlendirmesinde bulundu.

Tulane Üniversitesinden Prof. Dr. Raymond Taras da “İslamofobiyi incelerken korku, güvensizlik, ön yargı ve kaygı terimlerinin medyanın toplum üzerindeki tutum belirleyici tavrı ile toplam bir yaklaşımla ele alınması gerekmektedir.” ifadesini kullandı.

Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi Prof. Dr. İhsan Çapcıoğlu ise “İslamofobi medya alanında temel bir sorun alanı olarak belirlenmelidir. Daha sonra bu soruna yönelik çözüm önerileri sunulmalıdır. Bir taraftan da yeni platformlar var biliyorsunuz. Yani internet tabanlı geleneksel medyanın yerine konumlanan dijital platformlar. Buralarda yayınlanan dizilerle, filmlerle, belgesellerle, birtakım içeriklerle yine toplumun gündeminde algı düzenlemeye çalışılıyor.” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/rtukun-duzenledigi-4-uluslararasi-medya-ve-islamofobi-forumu-gerceklestirildi/feed/ 0
Türk Nefroloji Derneği, böbrek hastalıklarına ve yaygınlığına dikkati çekti Açıklaması https://www.haber28.com.tr/turk-nefroloji-dernegi-bobrek-hastaliklarina-ve-yayginligina-dikkati-cekti-aciklamasi/ https://www.haber28.com.tr/turk-nefroloji-dernegi-bobrek-hastaliklarina-ve-yayginligina-dikkati-cekti-aciklamasi/#respond Mon, 22 Apr 2024 07:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=15330 Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alaattin Yıldız, Türkiye’de yılda yaklaşık 3 bin 500’ün üzerinde böbrek nakli gerçekleştirildiğini ve bunun yaklaşık yüzde 10’unun yurt dışından gelen hastalara sağlık turizmi kapsamında uygulandığını söyledi.

Türk Nefroloji Derneği, 14 Mart Dünya Böbrek Günü kapsamında, kronik böbrek hastalığının önemini anlatmak amacıyla “Böbrek Candır” temalı bir toplantı düzenledi.

Derneğin yönetim kurulu üyelerinin katıldığı Taksim’deki toplantıda, kronik böbrek hastalığına dair toplumda farkındalık sağlama, hastalığa yol açan risk faktörlerini bulma ve erken tanının önemi değerlendirildi.

Burada bir konuşma yapan Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alaattin Yıldız, Türkiye’de böbrek nakli hakkında bilgiler verdi.

“Nakil sonrası ilk bir ay çok önemli”

Böbrek nakli başarısının, ameliyat öncesi dönemde alıcının ve vericinin ayrıntılı olarak değerlendirilmesiyle başladığına dikkati çeken Yıldız, “Nakil sonrası erken dönem, özellikle ilk bir ay çok önemlidir. Bu dönemin hastanın yakın takibiyle sorunsuz geçirilmesi, böbreğin uzun dönem ömrünü belirler. Daha sonraki dönemde de nakil hastasının daha uzun aralıklarla nefrolojik takibi, gelişebilecek komplikasyonların önlenebilmesi ve erkenden tedavi edilmesi açısından önemlidir.” dedi.

Böbrek naklinin ileri evre böbrek yetersizliğinin en seçkin tedavisi olduğunu belirten Yıldız, “Ülkemizde yılda yaklaşık 3 bin 500’ün üzerinde böbrek nakli gerçekleştiriliyor. Böbrek nakli ülkemizde yüksek uluslararası standartta çok başarılı olduğundan, nakillerin yaklaşık yüzde 10’u yurt dışından gelen hastalara sağlık turizmi kapsamında yapılıyor.” diye konuştu.

Hastalığa erken tanı konulamaması nedeni

Derneğin başkan yardımcısı Prof. Dr. Nurhan Seyahi, Türkiye’de kronik böbrek hastalığına değindiği konuşmasında, dernekçe yürütülen “credit” çalışmasına göre hastalığın erişkin nüfustaki sıklığının yüzde 10’un üzerinde olduğu ve bu kadar sık rastlanmasına rağmen erken evrelerde sessizce seyretmesi nedeniyle hastalığa tanı konulamadığını söyledi.

Seyahi, bu durumun erken tanı için en azıdan risk altındaki bireylerde tarama testlerinin yapılmasını gerekli kıldığını da sözlerine ekledi.

Türk Nefroloji Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. Elif Arı Bakır, özellikle kadınlarda böbrek sağlığının öneminden bahsetti.

Kronik böbrek hastalığının doğurma çağındaki kadınların yüzde 6’sında görüldüğüne işaret eden Bakır, “Hafif-orta kronik böbrek hastalığı olan kadında gebelik, böbrek fonksiyonlarını olumsuz etkileyebileceği gibi, gebelik sonrası böbrek fonksiyonları eski haline gelebilir. Ama yapılan çalışmalar göstermektedir ki ileri böbrek yetmezliği olan kadında gebelik süresince böbrek hastalığı da ilerlemekte ve diyaliz aşamasına getirebilmektedir.” değerlendirmesini yaptı.

“68 binin üzerinde hasta diyaliz tedavisi görüyor”

Dernek saymanı Prof. Dr. Ali Rıza Odabaş da ülkede diyaliz tedavileri hakkında istatistiki bilgileri açıkladı.

Türkiye’de bu yıl itibarıyla yaklaşık olarak 68 binin üzerinde hastanın son dönem böbrek yetersizliği nedeniyle diyaliz tedavisi gördüğünü vurgulayan Odabaş, “Bu hastalardan 64 bin 300 tanesi hemodiyaliz, 3 bin 250 tanesi periton diyalizi, 1300 tanesi ise ev hemodiyalizi ile tedavi ediliyor. Şu anda ülkemiz ev hemodiyalizi hasta sayısı açısından Avrupa’da 2’inci, dünyada ise 3’üncü sırada bulunmaktadır. Ülkemizde sayıları 68 bini geçen hemodiyaliz hastalarının birçoğunda şeker hastalığı, hipertansiyon, kalp ve damar hastalıkları gibi eşlik eden hastalıklar mevcut.” ifadelerini kullandı.

Yönetim kurulu üyesi Prof. Dr. Mustafa Arıcı, dünyadaki kronik böbrek hastalığı konusunda bilgiler paylaştığı konuşmasında, dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kronik böbrek hastası olduğunu, bu sayının, dünya genelindeki diyabet hasta sayısının 2 katı, kanser hasta sayısının ise 8 katı olduğunu dile getirdi. Arıcı, şöyle devam etti:

“Bir başka deyişle dünyada her 10 kişiden 1’inde böbrek hastalığı mevcut. Bu özelliğiyle kronik böbrek hastalığı, kronik hastalıklar arasında ne yazık ki en ön sırada yer almaktadır. Kronik böbrek hastalığı, kalp damar hastalığı ve ölüm riskinin oldukça yüksek olduğu bir durum. Diğer birçok hastalıkla karşılaştırıldığında 2000 yılından 2019 yılına, küresel olarak en hızlı büyüyen 3’üncü ölüm nedeni, böbrek hastalığıdır. 2040 yılına gelindiğinde kronik böbrek hastalığının dünya çapında yaşam kaybı nedenleri arasında 5’inci sıraya yükseleceği tahmin ediliyor. Ancak nefrologların liderliği ile gerçekleştirilecek toplumsal bir mücadele sonucunda kronik böbrek hastalığı riskinin azaltılması mümkün olabilecektir.”

“Depremde ezilme sendromlu hastaların yüzde 68’inde akut böbrek yetmezliği gelişti”

Dernek yönetim kurulu üyelerinden Prof. Dr. Özkan Güngör, doğal afetlerde nefrolojiyi anlattı.

Kahramanmaraş merkezli depremin etkisini gösterdiği 11 ilde bazı diyaliz merkezlerinin yıkıldığını veya elektrik ve su kesintisi nedeniyle çalışmaz halde olduğunu hatırlatan Güngör, “Deprem böbreklere de zarar verebiliyor. Depremde kas ezilmesi nedeniyle hayatı tehdit eden ‘ezilme sendromu’ ortaya çıkabilmektedir. Ezilme sendromlu hastalarda, ani ölümlere de neden olan ciddi hızlı gelişen böbrek yetersizliği ve potasyum yüksekliği gibi durumlar gelişebiliyor. Bu hastalara hızla diyaliz uygulamaları hayat kurtarıcıdır. Türk Nefroloji Derneği verilerine göre bu depremde kayıtlı 1024 ezilme sendromlu hastanın olduğu, hastaların yüzde 68’inde akut böbrek yetmezliği geliştiği, 635 hastaya 3 bin 16 seans hemodiyaliz işlemi yapıldığı anlaşılıyor.” dedi.

Böbrek sağlığı ve sosyal medyanın önemini dile getiren dernek üyesi Prof. Dr. Sena Ulu da Sosyal medyanın, bilgilendirme kampanyalarını hızlı ve etkili bir şekilde yayma gücüne sahip olduğunu kaydederek, derneğin geçtiğimiz yıl başarılı projeler gerçekleştirdiği ve bu projelerinin ödüllerle taçlandırıldığını belirtti.

3000 katılımcılı projede çarpıcı böbrek hastalığı sonuçları

Türkiye’de bir ilk olan AstraZeneca Türkiye’nin destekleriyle hayata geçirdikleri “Sağlıklı Böbrek Sağlıklı Hayat” projesinden örnek veren Ulu, proje kapsamında 4 farklı lokasyonda 3000 katılımcıya hızlı idrar testi, kilo ve tansiyon ölçümü uygulandığını, çarpıcı sonuçlar elde edildiğini, katılımcıların yüzde 51’inde kronik böbrek hastalığı riski, yüzde 18’inde ise orta-yüksek risk tespit edildiğini aktardı.

Projenin ikinci ayağında AstraZeneca Türkiye ve Danone’un katkılarıyla yenilikçi bir farkındalık projesine imza attıklarını da vurgulayan Ulu, şu ifadeleri kullandı:

“Projemiz kapsamında, Hayat Su ile iş birliği yaparak su şişelerine ve evlere sipariş damacanalara giydirme ile bir QR kod ekledik. Bu QR kod taratıldığında erişilebilen ‘Böbrekleriniz Sağlıklı mı?’ testi ile kronik böbrek hastalığı açısından riskli hastalarımızı hekimlerimize yönlendirmeyi amaçladık ve 100 bin kişiye ulaştık. Aynı zamanda bu projemizin İstanbul Marketing Summit tarafından Marka İş Birlikleri kategorisinde 1’incilik ödülüne layık görüldüğünü sizlerle paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz.”

“Yurt dışında 100 bin dolarlık hizmet Türkiye’de ücretsiz yapılabiliyor”

Türk Nefroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Alaattin Yıldız, panelin ardından AA muhabirine de böbrek hastalıklarını ve yaygınlığını anlattı.

Her 6-7 kişiden birinde bir takım böbrek problemini düşündüren bulguların olduğunun altını çizen Yıldız, yurt dışında 50 bin veya 100 bin dolara verilen bir hizmetin Türkiye’de ücretsiz olarak canlıdan veya kadavradan yapılabildiğini söyledi.

Böbrek sağlığına dikkat etmek gerektiği ve böbrek hastalığının erken fark edilmesinin çok önemli olduğunu aktaran Yıldız, “Ne kadar erken fark edilirse hastalığı geciktirmek, yavaşlatmak mümkün. Özellikle günümüzde bununla ilgili yeni ilaçlar var. İyi kan basıncı kontrolü yapıldığı zaman böbrek hastalığının diyalize gidişi yavaşlatılır. Tamamen durdurmak mümkün olmayabiliyor ama ciddi olarak geciktirmek mümkün olabiliyor.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/turk-nefroloji-dernegi-bobrek-hastaliklarina-ve-yayginligina-dikkati-cekti-aciklamasi/feed/ 0
Kadının Güçlenmesi ve Liderlik Paneli Eskişehir’de Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/kadinin-guclenmesi-ve-liderlik-paneli-eskisehirde-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/kadinin-guclenmesi-ve-liderlik-paneli-eskisehirde-duzenlendi/#respond Sun, 14 Apr 2024 07:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=14280 Eskişehir Teknik Üniversitesi Bilim ve Teknolojide Kadın Araştırma ve Uygulama Birimi (BİTEK), Anadolu Üniversitesi Kadın ve Aile Çalışmaları Merkezi (AKAUM) ve Eskişehir Osmangazi Üniversitesi ESKAM koordinasyonunda düzenlen “Kadının Güçlenmesi ve Liderlik” paneli Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Prof. Dr. İhsan Erkul Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Anadolu Üniversitesi AKAUM Müdürü Doç. Dr. Zerrin Sungur Taşdemir’in moderatörlüğünü yaptığı, ESTÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Eğitim ve Öğretim Politikaları Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sayın Tuncay Döğeroğlu, ESOGÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi ve Cumhurbaşkanlığı Sağlık Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Sayın Selma Metintaş ve Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Elif Dağdemir’in konuşmacı olarak katıldığı panele, ESTÜ Bilim ve Teknolojide Kadın Araştırma ve Uygulama Birimi Müdürü Prof. Dr. Ferhan Kuyucak Şengür ve BİTEK Müdür Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Banu İçmen Erdem de katıldı.

“Güçlenen kadın eşittir güçlenen Türkiye”

Anadolu Üniversitesi İİBF Dekanı Prof. Dr. Elif Dağdemir, “Ekonomik Yaşamda Kadının Güçlendirilmesi” başlıklı konuşmasında şunları söyledi: “Ekonomik yaşamda kadın dediğimizde bunun içine hem eğitimli hem de eğitimsiz kadın çalışanlar giriyor. Bugün eğitimde fırsat eşitliğini yakalayamamış ve daha az eğitime ulaşmış kadınlar liderlik anlamında nasıl konumlandırılabilirler bunu konuşacağız. Ekonomik kalkınma ve kadının güçlendirilmesi konuları birbiriyle bağıntılı, birbirinden beslenen konular. ‘Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’ndaki amaçlardan biri toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak ve kadınları, kız çocuklarını güçlendirmek. Diğer bir amaç ise kadınların siyasi, ekonomik ve sosyal hayatın karar verme süreçlerine etkin bir biçimde katılımını sağlamak. Bu önümüzde güzel bir kılavuz. Kadınların liderlik pozisyonlarında daha aktif rol alabilmeleri için toplumda hem fikir hem de eylem olarak ciddi bir değişime ihtiyacımız var çünkü güçlenen kadın eşittir güçlenen Türkiye.”

“Akademide kadın sayısı gittikçe artıyor fakat liderlik pozisyonunda hala kadınların sayısı az”

“Akademide Kadın Liderliği” başlıklı sunumunda bilgi ve görüşlerini katılımcılarla paylaşan ESTÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tuncay Döğeroğlu ise, “Akademide kadın sayısı gittikçe artıyor fakat liderlik pozisyonunda hala kadınların sayısı az. Kadınların liderlik pozisyonlarına yükselmesi ve bu pozisyonlarda kalabilmeleri için yeni stratejilerin geliştirilmesi ve bu stratejilerin ülke genelinde ele alınıyor olması çok önemli. Kültür oluşumu ve mentorlük, koçluk gibi desteklerin yanında takdir edilme, başarı hikayelerinin paylaşılması, ödüllendirme gibi planlamalar da bu konuda oldukça fayda sağlayacak.” dedi.

“Liderlikte toplumsal cinsiyet eşitliği herkese daha iyi bir sağlık sağlayacaktır”

“Sağlık Alanında Kadın Liderliği” konusunda konuşmasını gerçekleştiren ESOGÜ Öğretim Üyesi Prof. Dr. Selma Metintaş ise konuşmasında şunları aktardı: “Dünyada kadın işgücünün dağılımına baktığımızda yüzde 68 gibi oldukça düşük bir yüzdeyle karşılaşıyoruz. Türkiye’de ise bu yüzde 47’ye kadar düşüyor. Aslında sağlık çalışanlarının yüzde 70’ini kadınlar oluşturuyor fakat konu liderlik pozisyonuna geldiğinde bu yüzde 25’e kadar düşüyor. Kadınlar çalışma hayatlarında “Cam Tavan” ve toplumsal cinsiyet ayrımcılığına maruz kalıyorlar. Liderlik pozisyonunda cinsiyet eşitliğini sağlamak ilk önce sağlık alanında sonra da toplumsal alanda büyük fayda sağlayacak.”

“Kadının Güçlenmesi ve Liderlik” paneli soru cevap kısmının ardından Anadolu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Betül Demirci’nin konuşmacılara teşekkür belgelerini takdim etmesiyle son buldu. – ESKİŞEHİR

]]>
https://www.haber28.com.tr/kadinin-guclenmesi-ve-liderlik-paneli-eskisehirde-duzenlendi/feed/ 0
ERÜ ve İskenderun Teknik Üniversitesi Deprem Konferansı Düzenledi https://www.haber28.com.tr/eru-ve-iskenderun-teknik-universitesi-deprem-konferansi-duzenledi/ https://www.haber28.com.tr/eru-ve-iskenderun-teknik-universitesi-deprem-konferansi-duzenledi/#respond Wed, 03 Apr 2024 05:48:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=12819 Erciyes Üniversitesi (ERÜ) Mühendislik Fakültesi ve İskenderun Teknik Üniversitesi tarafından ‘6 Şubat Depremlerine Mühendislik Bakışı ve Deprem Deneyimleri’ konulu konferans düzenlendi.

Mühendislik Fakültesi Konferans Salonu’nda düzenlenen etkinliğe; Rektör Prof. Dr. Fatih Altun’un yanı sıra, İskenderun Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı ve Geoteknik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Örnek, Genel Sekreter Prof. Dr. İbrahim Narin, Genel Sekreter Yardımcısı Doç. Dr. Afşın Alper Cerit, Mühendislik Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Alper Öner, akademisyenler ve öğrenciler katıldı. Konferansın konuşmacısı ERÜ Rektörü Prof. Dr. Fatih Altun, 6 Şubat’ta meydana gelen depremde hayatını kaybeden vatandaşlara Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı ve yaralılara acil şifalar diledi. Yaşanılan depremden büyük bir üzüntü duyduklarına dikkat çeken Rektör Prof. Dr. Altun; “Yaşanmışlıkları unutmamak ve özellikle de acı deneyim ve tecrübeler söz konusu ise mutlaka beyinlerin onu unutması çok kolay olmuyor. Çünkü insanların acı hatıraları söz konusu” dedi. Son dönemlerde kamuoyunda sıkça yer alan izolatörler hakkında katılımcılara bilgi veren Rektör Prof. Dr. Altun, izolatörlerin kullanım sınırlamaları olduğunu belirterek; “Binanın yüksekliği arttıkça izolatör kullanımı sıkıntıya girer. Bu sefer binada devrilme meydana gelir. Ancak şu anda kullanılan sistemlere baktığımızda bizimde Erciyes Üniversitesi Deprem Araştırma Laboratuvarı’nda geliştirmiş olduğumuz bilyeli sistem izolatörler de Ar-Ge safhasını geçmiş, Ür-Ge safhasında yetkili firma tarafından bunların binalarda kullanılması için üretmiş oldukları numune üzerinde tarafsız laboratuvarda ve deneyler yapılması sonucunda gerekli onayları alınmış bir üründen bahsediyoruz. Bundan sonraki süreçlerde bu izolatörlerin yaygınlaşması da söz konusu olacaktır” diye konuştu. Konuşmasında çelik yapı kullanımının çok önemli olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Altun; “Çelik yapılarda deprem davranışı, deprem performansında çok etkili sonuç veren önemli bir yapı tipi ve malzemesidir. Ülkemizde bununda mutlaka gündeme gelmesi gerekmektedir. Bunun dışında Devletimiz faylardan uzaklaşmak sureti ile tünel kalıp sistemleri tercihlerine dönmektedir ve bunlar çok doğru tercihlerdir. ve bu binalar deprem anında dışarıya kaçmak yerine, binada durmanızı tavsiye edeceğimiz bina tipidir” şeklinde konuştu. Türkiye’de gerçekleşen depremleri Japonya’da gerçekleşen depremlerle kıyaslamanın çok yanlış olduğunu ifade eden Rektör Prof. Dr. Altun şunları kaydetti;

“Şunu hiçbir zaman unutmamalıyız. 150 kilometre okyanusta 130 kilometre aşağıda olan deprem ile ayağınızın altında 5 kilometre mesafede olan deprem aynı değildir. Çünkü Türkiye’de meydana gelen deprem ayağımızın altında olmaktadır. O nedenle biz bunlara karşı gerekli önlemleri alacak ve faylardan kaçacağız. Yönetmeliklere uygun bir şekilde yapılarımızı üretmek suretiyle depreme dayanıklı yapı tasarımını gerçekleştirmiş olmak bizim en önemli detayımız olarak karşımıza çıkmaktadır.”

Depremleri unutmamalıyız diyen Rektör Prof. Dr. Altun, belirli periyotlarda sadece seminerler değil, deprem konusunda eğitimlerinde verilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. İskenderun Teknik Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Murat Örnek ise akademisyen olmanın yanında aynı zamanda bir depremzede olduğunu ve yaklaşık 393 gün geçmesine rağmen 6 Şubat’ta yaşananların halen hafızalarda ilk günkü tazeliğini koruduğunu belirterek, “6 Şubat Depremlerine Mühendislik Bakışı ve Deprem Deneyimleri” konusunda sunum gerçekleştirdi.

Konferans plaket takdiminin ardından konferans sona erdi. – KAYSERİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/eru-ve-iskenderun-teknik-universitesi-deprem-konferansi-duzenledi/feed/ 0
Kastamonu Üniversitesi’nde Hasan Rıza Paşa Paneli Düzenlendi https://www.haber28.com.tr/kastamonu-universitesinde-hasan-riza-pasa-paneli-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/kastamonu-universitesinde-hasan-riza-pasa-paneli-duzenlendi/#respond Mon, 25 Mar 2024 17:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11525 Kastamonu Üniversitesi’nde düzenlenen panelde Hasan Rıza Paşa anıldı.

Kastamonu Üniversitesi’nde “Şehadetinin 111. Yılında İşkodra Kahramanı Hasan Rıza Paşa” konulu panel, 29 Şubat 2024 tarihinde Merkez Kütüphane Cemil Meriç Salonu’nda gerçekleştirildi. Panele Vali Meftun Dallı, Rektör Prof. Dr. Ahmet Hamdi Topal, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Atalan ile birlikte akademisyenler, öğrenciler ve kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri katıldı. Panel saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlarken panelin açılış konuşmasını Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Selahattin Kaymakçı yaptı. Prof. Dr. Kaymakçı konuşmasında, Türkiye’de yaşayan her bireyin kendi değerlerini aramakla, bulmakla, bilmekle ve öğretmekle de mükellef olduğunu dile getirerek tarihiyle barışık, medeniyetiyle, kültürüyle barışık gençlerin nasıl yetiştirebileceği sorusunun cevabını bulmaya çalıştıklarını dile getirdi.

Programın moderatörlüğünü İnsan ve Toplum bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mehmet Serhat Yılmaz yaptı. Prof. Dr. Yılmaz konuşmasında Balkan Savaşları sırasında İşkodra, kalelerinin savunulmasında Türk askerinin gösterdiği kahramanlıkların övgüye değer olduğunu dile getirerek bu savunmada önemli rol oynayan Hasan Rıza Paşa hakkında kısa bilgi paylaştı. Ayrıca Yılmaz, konuşmasında panele katkıda bulunan tüm akademisyenlere ve öğrencilere katılımlarından dolayı teşekkür etti.

‘Hasan Rıza Paşa inandığı dava uğruna İşkodra’yı savundu’

Panelin açılış konuşmasından sonra sözü Eğitimci-Yazar Efendi Barutçu aldı. Barutçu panelde kahraman, kahramanlık ve kahramanlar üzerine başlıklı sunumunu gerçekleştirdi. Barutçu, konuşmasında, kahramanların ölümden korkmadığını aksine ölümün üzerine sakınmadan gittiklerinin altını çizdi. Kahramanlığın dini açıdan da önemli bir unsur olduğunu dile getiren Barutçu, hadisler ile kahramanlık kavramının önemini açıkladı. Barutçu, kahramanların inandıkları dava için yaşadığını ifade ederek Hasan Rıza Paşa’nın da bu davaya inanarak İşkodra’yı savunduğunu ve bunun için can verdiğini söyledi. İşkodra’da önemli başarı kazanan Hasan Rıza Paşa’nın yaptıklarının geleceğe ışık tuttuğunu söyleyen Barutçu, geçmişteki başarıları örnek almayan ahlaktan ve benliğinden uzaklaşan milletlerin akıbetlerinin iyi olmayacağına vurgu yaptı. Barutçu, Kastamonu il yönetiminin de İşkodra şehri ile bir kültür tarih kardeşliği kurmasına yönelik girişimlerde bulunmasını önerdi.

Barutçu’dan sonra söz alan Tarih Bölümü Başkanı Prof. Dr. Şerif Demir’in yaptığı konuşmada Balkan Savaşları, İşkodra ve Hasan Rıza Paşa hakkında bilgiler verdi. Prof. Dr. Demir konuşmasında Balkan Savaşları’nda Osmanlı Devleti’nin zayıflığından faydalanmak isteyen ülkelerin çıkardığı sorunların Osmanlı Devleti’nin toprak kaybetmedeki süreci hızlandırdığını söyleyerek, Balkan Savaşları’nda askerlerin görevlerini en iyi şekilde yaptıklarını ifade etti. Prof. Dr. Demir, “Tarihi hadiselerin tekrarı olarak değil, belki geleceği inşa ederek etmek için geleceği daha iyi anlamak için ihtiyaç duyacağımız en önemli referans kaynağı olarak düşünmek gerekir” dedi.

Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ercan Çelebi ise Hasan Rıza Paşa’nın hayat hikayesi isimli sunuyu dinleyicilerle paylaştı. Prof. Dr. Çelebi konuşmasında Hasan Rıza Paşa’nın doğum yerinin Arnavutluk, Bağdat ve Kastamonu olduğuna yönelik farklı görüşlerin olduğunu dile getirerek Hasan Rıza Paşa’nın kariyerinde gösterdiği başarıları dinleyicilere anlattı. Prof. Dr. Çelebi, Hasan Rıza Paşa’nın eğitimini İstanbul ve Bursa’da tamamladığını Berlin’de de Harp eğitimi aldığını Osmanlı topraklarında çeşitli yerlerde görev alarak başarılı bir asker olduğunu söyledi. Prof. Dr. Çelebi başarılı bir asker olan Hasan Rıza Paşa’ya ait belgelerin olduğuna değinerek bu belgelere ait geniş çaplı sistematik bir çalışma yapılması gerektiğinin altını çizdi.

Panelin sonunda konuşmacı olarak katılan katılımcılara teşekkür belgesi takdim edildi. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber28.com.tr/kastamonu-universitesinde-hasan-riza-pasa-paneli-duzenlendi/feed/ 0
SUBÜ, TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı https://www.haber28.com.tr/subu-tuseb-baskani-prof-dr-erhan-akdogani-agirladi/ https://www.haber28.com.tr/subu-tuseb-baskani-prof-dr-erhan-akdogani-agirladi/#respond Mon, 25 Mar 2024 01:36:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11366 SUBÜ’nün sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşmeye yönelik attığı adımlar, geliştirdiği ürünler ve planlanan projeler TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın katıldığı toplantı ve birim gezisiyle ele alındı.

Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ), Türkiye Sağlık Endüstrileri Başkanı (TÜSEB) Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ı ağırladı. İlk olarak SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık’ı makamında ziyaret eden Akdoğan, daha sonra Senato Toplantı Salonu’nda sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme temaları etrafında gerçekleştirilen toplantıda SUBÜ’nün ilgili yönetici ve akademisyenleri ile bir araya geldi. Toplantıda Türkiye Sağlık Politikaları Enstitüsü’nü (TÜSPE) temsilen SUBÜ Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. İsmail Şimşir, TÜSEB Proje Destek Daire Başkanı Batuhan Yeşilyurt, SUBÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Ali Fuat Boz, Nehir Teknokent Genel Müdürü Doç. Dr. Barış Boru, Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Azize Alaylı, Teknoloji Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Zafer Tatlı, Teknoloji Transfer Ofisi Müdürü Prof. Dr. Murat Çankaya, Biyomedikal Teknolojiler Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Doç. Dr. Mustafa Zahid Yıldız, Teknoloji Yarışmaları Koordinatörü Dr. Öğretim Üyesi Ali Furkan Kamanlı ve Proje Geliştirme Şube Müdürü Arzu Saygıner Çil yer aldı.

Toplantıda bölgesel kalkınma odaklı girişimleri bulunan SUBÜ bünyesinde sağlık teknolojileri ve sağlık endüstrilerinde yerlileşme konularında yürütülen Ar-Ge ve Ür-Ge faaliyetleri değerlendirildi. Ayrıca TÜSEB’in sağlık bilimi ve teknolojilerine yönelik vizyonu doğrultusunda gerçekleştirilebilecek stratejik çalışmalar ile destek modelleri üzerinde istişarelerde bulunuldu. Toplantının ardından SUBÜ’nün laboratuvarları, atölyeleri, uygulama ve araştırma merkezleri ile Teknoloji Yarışmaları Koordinatörlüğü ziyaret edilerek TÜSEB Başkanı Akdoğan’a sağlık alanında yürütülen çalışmalara ilişkin bilgi verildi.

“Ürüne dönüşebilecek çalışmalar”

TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan’ın ziyaretinden memnuniyet duyduklarını dile getiren SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Sayın hocamız gerek gerçekleştirdiğimiz toplantıda gerekse birim ziyaretlerimizde çalışmalarımıza yoğun ilgi gösterdi. Özellikle biyomedikal teknolojiler ile sağlıkta yapay zeka alanında önemli çalışmalar yürütüyoruz. Geliştirdiğimiz kanser cihazı ile Yükseköğretim Kurulu (YÖK) Üstün Başarı Ödülü’ne layık görülmüştük. Teknofest’in Sağlıkta Yapay Zeka Kategorisi üzerine yoğunlaştığımız bir alan. Teknofest 2024 için 7 takımımız başvuru yaptı. Patenti alınarak ürüne dönüşebilecek birçok çalışmamız bulunuyor. İnşallah bunlarla ilgili olumlu gelişmeler yaşayacak, yeni çalışmalarımız için yürüteceğimiz projelerimizde de TÜSEB’ten destek alabileceğiz” diye konuştu.

“Sağlık teknolojisi alanında bir atılım var”

Bilginin teknolojiye dönüşümünde Türkiye’nin önemli mesafe kat ettiğini, enerji, ulaşım, yazılım alanlarında olduğu gibi sağlık dikeyinde de stratejik çıktılar üretildiğini vurgulayan TÜSEB Başkanı Prof. Dr. Erhan Akdoğan, “Üniversitelerimiz Ar-Ge ve Ür-Ge çalışmaları ile bu teknoloji ekosisteminin önemli bir parçası oluyorlar. Üniversitelerin bünyesinde yer alan teknoparklarda başarılı çalışmalar yürütülüyor. Akademisyenler interdisipliner çalışmalarla sağlık ürünleri geliştiriyor. Şehir hastanelerimiz, üniversite hastanelerimiz ve eğitim araştırma hastanelerimiz, geliştirilen prototiplerin klinik araştırmalarına katkı sunuyorlar. Bugünkü toplantımızda ve birim ziyaretlerimizde SUBÜ’nün de katma değeri yüksek ürünler geliştirme noktasında önemli çalışmalarının olduğunu gördük. Prototipten ürüne geçiş noktasında daha önce ortaya konan modeller ile önemli başarılar elde eden TÜSEB, bu tecrübesini üniversitelerimiz bünyesinde bilimsel bilgiden teknolojiye dönüşen ürünler için takip etmeye ve desteklemeye devam edecektir. Misafirperverlikleri için SUBÜ’ye teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu. – SAKARYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/subu-tuseb-baskani-prof-dr-erhan-akdogani-agirladi/feed/ 0
Sakarya’da Evde Hemodiyaliz Hizmeti Başladı https://www.haber28.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/ https://www.haber28.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/#respond Mon, 04 Mar 2024 22:36:15 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=8279 Sakarya’da evde hemodiyaliz hizmeti başladı

Hastalar günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyalize giriyor

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni: “Bu bizim için velinimet, hayatımı çok kolaylaştırdı”

“Hastaneye git gel derdimiz yok, evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek”

SAKARYA – SEAH Nefroloji Kliniği, Sakarya’da evde diyaliz uygulamasını hayata geçirdi. Eğitimleri tamamlayan diyaliz hastaları günlük yaşantılarını aksatmadan ev ortamında diyaliz almanın konforunu yaşıyor.

Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Kliniği tarafından hayata geçirilen uygulama çerçevesinde böbrek nakli imkanı olmayan ve aktif olarak günlük çalışma hayatında yer alan diyaliz hastalarına yönelik ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması başlatıldı. Sağlık Bakanlığı tarafından başlatılan uygulamanın alt yapısının oluşmasıyla birlikte Sakarya’da da uygulama hayata geçerken, eğitimlerinin tamamlayarak ‘Evde Hemodiyaliz’ almaya başlayan 50 yaşındaki Salih Yıldırım; İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü, SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, SEAH Nefroloji Klinik İdari Sorumlusu Prof. Dr. Hamad Dheir, Doç. Dr. Mahmud İslam, Uzm. Dr. Zafer Ercan ve Musa Pınar ve eğitim hemşireleri tarafından evde ziyaret edildi.

“Bu bizim için velinimet”

5 yıldır böbrek hastası olan sınıf öğretmeni İsmail Yıldırım bir yıl önce böbrek nakli olduğunu ancak bağışıklık sisteminin böbreği kabul etmediğini ve diyalize girmeye devam ettiğini dile getirdi. Aktif olarak öğretmenliğe devam ettiğini belirten ve ‘Evde Hemodiyaliz’ uygulamasının hayatında önemli bir kolaylık sağladığını belirten Yıldırım, “Eğitimlerimizi aldık ve başladık. Bu bizim için velinimet. Gerçekten hayatımı çok kolaylaştırdı. Hastane ortamında diyaliz almak gibi bir stresimiz yok. Hastaneye git gel derdimiz yok. Evde, eşim ve çocuklarım yanımda istediğim zaman diyalize giriyorum. Tabi evimizde olduğumuz için konforumuz yüksek. Bu uygulama ile daha uzun diyaliz olabiliyoruz, bu da daha az ilaç kullanımı ve daha sağlıklı bir hayat sunuyor. Normal diyaliz sistemine göre iştahım daha çok arttı ve istediğimi yiyebiliyorum. Bir sorun olduğunda doktorumuz, hemşirelerimiz ve teknik ekip anında yardımcı oluyor. Tüm diyaliz hastalarının bu hizmetten yararlanmasını arzu ederim. Allah devletimize zeval vermesin” dedi.

“Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem”

‘Evde Hemodiyaliz’ uygulaması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Hamad Dheir, ilk olarak üç hastaya iki ay boyunca eğitim verdiklerini dile getirerek, “Daha sonra bu hastalarımız evlerinde kurulan hemodiyaliz cihazı ve su sistemini denetleyerek diyalize kendileri girmeye başladı. Hastalar eğitim süresince önce diyaliz makinesi, makine setlemesi ve su sisteminin işleyişini öğreniyor. Ardından hastalar fistül iğnelerini kendi damarlarına kendileri girmeyi öğrenerek hazır hale geliyor. Bu eğitimi hastaya ve talep olursa hasta yakınına veriyoruz. Evde hemodiyaliz yöntemi, çok basit bir yöntem, merkez hemodiyaliz yöntemine göre birçok üstün avantajları var. Kalp üzerinde daha az stres, daha az ilaçla daha iyi kan basıncı kontrolü, daha az kısıtlayıcı diyetin yanında; muhtemelen iyileştirilmiş enerji seviyeleri, tedaviden sonra daha hızlı iyileşme süresi, hayatlarının kontrolünü ele alma esnekliği, hastaneye başvuru ve yatış oranlarının azalması gibi birçok avantaj sağlıyor. Bu konuda bize destek veren İl Sağlık Müdürümüz Prof. Dr. Aziz Öğütlü ve Başhekimimiz Prof. Dr. Fikret Halis hocalarımıza da ayrıca teşekkür ederiz. Bu yöntemi tercih eden hastalara gece gündüz iletişim ve teknik destek sağlanıyor. Hekim ve eğitim hemşirelerimiz ile teknik ekip bu hizmeti sunmakta. Evde hemodiyalizi tercih etmek isteyen hastalarımız Nefroloji polikliniğimize müracaat edebilir” diye konuştu.

“Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım”

Evde Hemodiyaliz uygulamasının temel amaçlarından bir tanesinin de daha uzun diyaliz yapmak ve dolayısıyla hastaların daha az ilaç kullanması olduğunu ifade eden SEAH Başhekimi Prof. Dr. Fikret Halis, uygulamayı yaygınlaştırmayı amaçladıklarını dile getirdi. İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Aziz Öğütlü’de, Sakarya’da ilk kez hayata geçirilen uygulama sayesinde böbrek nakli bekleyen ve çalışma hayatlarını sürdüren birçok vatandaşa hem sağlık açısından hem de konfor açısından büyük bir kolaylık sağlanacağını kaydetti. Öğütlü, “Evde Hemodiyaliz uygulamasıyla hastalar gün içinde istediği saatte diyalize girebiliyor. Bunun yanında birçok avantaj sağlanmış oluyor. Diyaliz hastalarımız için çok önemli bir adım. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sakaryada-evde-hemodiyaliz-hizmeti-basladi/feed/ 0
Yeni araştırma: Kolon ve makat kanser riskini yüzde 35 düşürüyor https://www.haber28.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/ https://www.haber28.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/#respond Mon, 26 Feb 2024 21:36:43 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7353 Yeni araştırma: Kolon ve makat kanser riskini yüzde 35 düşürüyor

Türk mutfağının vazgeçilmezi kanser riskini düşürüyor

İSTANBUL – Yurtdışında yapılan son araştırma sonuçlarına göre haftada 1 bakliyat tüketildiğinde kalın bağırsak (kolon) ve makat kanseri olma riski yüzde 26 azalıyor. Haftada 2 kez tüketildiğinde ise bu oran yüzde 35’e çıkıyor.

Günümüzde mide kanseri olanların oranı azalırken kolon kanser oranları artıyor. Artma nedenleri arasında ise stresin yanında; aşırı fast food, asitli içecek ve hazır paketli gıdalar tüketmek yer alıyor. European Journal of Clinical Nutritio’da yayınlanan araştırma makalesi ise kolon kanseri için önemli bir sonuç paylaştı. Bakliyat tüketiminin kalın bağırsak ve makat kanseri riskini düşürdüğüne dair sonuçlarını değerlendiren Medipol Mega Üniversite Hastanesinde Gastroentereloji Uzmanı Prof. Dr. Vedat Göral, Türk mutfağında sofraların ana yemeği olan baklagillerden son zamanlarda uzaklaşıldığını bu durumun da bağırsak sağlığını bozduğunu söyledi.

“İçerisindeki flavenoit anti-kanserojen etki yapıyor”

Araştırma hakkında konuşan Prof. Dr. Göral, “Haftada 1 bakliyat yediğinizde yüzde 26, haftada 2 kez yediğinizde ise yüzde 35 civarında kalın bağırsak ve makat kanseri olma riskiniz azalıyor. Azalmasının nedeni ise bakliyatta flavenoit adı verilen birtakım maddeler var. Bunlar anti-kanserojen, etki yapıyor. Yani kanserden koruyucu maddeler. Dolayısıyla bu maddeleri çok tüketmek hem kanser hücrelerinin büyümesini hem de kanserin oluşması ve gelişmesini engelliyor” açıklamasını yaptı.

“Haftada 2 değil, 3 kez de tüketebilirsiniz”

Bakliyatın haftada 3 kez de tüketilebileceğine değinen Prof. Dr. Göral, “Bakliyatın faydasının bir diğer sebebi de içeriğindeki liflerdir. Çok fazla lif içerdikleri için kalın bağırsak kanserini önlemede avantaj sağlıyor. Çünkü lifli gıdaları az tüketirsek bağırsaktaki kanserojenlere daha fazla etkili oluyor. Çok fazla lif tükettiğimizde bağırsakta çok fazla lif olduğu için bağırsaklarımızı kanserojen maddelerden koruyoruz” dedi.

“Normalde nasıl yapıyorsanız öyle pişirin”

Her türlü bakliyatın kanser önleyici etkisi olduğunun altını çizen Prof. Dr. Göral, “Kuru fasulye aslında halkımızın çok sevdiği bir besin. Kuru fasulye, buğdaydan yapılan ürünler, nohut ve diğer bakliyat çeşitleri bu konuda çok başarılıdır. Bir porsiyon 100 gram olabilir. Pişirme yöntemi de normalde bakliyat yemeklerini nasıl yapıyorsak öyle yapalım. Kuru bakliyattaki vitaminler zaten sıvıya karıştığı için pişirme yöntemi herhangi olumsuzluk oluşturmaz” açıklaması yaptı.

“Az da olsa her şey yenilmelidir”

Son zamanlarda sıfır gluten diyetlerin oldukça popüler olduğunu belirten Prof. Dr. Vedat Göral ayrıca şu uyarılarda bulundu:

“Bu zararlı bir yöntemdir. Çok da yanlış. Glutensiz diyeti iki durumda kullanıyoruz. Biri çölyak hastalığıdır. Gluten hastalığında bir de buğday hassasiyeti var. Çünkü buğdayda da birçok proteinler, vitaminler var. Dolayısıyla bazen glutensiz beslenmeyle ileride birtakım olumsuzluklar ortaya çıkabiliyor. Her şeyden düzenli, az az da olsa yemek gerekiyor.”

“Rastgele antibiyotik ve ağrı kesici kullanmayın”

Son olarak kanserden korunmak için önerilerde de bulunan Prof. Dr. Göral,” Her gün düzenli yürüyüş yapmak bile yüzde 8-10 kalın bağırsak kanserini önleyebilir. Yani kalın bağırsak kanseri aslında önlenebilen bir hastalıktır. Stresi yönetmek ve her şeyi yemek lazım. Rastgele antibiyotik kullanmamalısınız. Çünkü bağırsak mikrobiyotasını bozuyoruz. İyi bakterileri öldürüyoruz, kötü bakteriler kalıyor. Bunlar da olumsuz etkiler meydana getirebiliyor. Rastgele ağrı kesici içmemek lazım. Yemekleri, yavaş yavaş ve iyice çiğnemeliyiz. Yemeğe zaman ayırmalıyız, keyif almalıyız” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/yeni-arastirma-kolon-ve-makat-kanser-riskini-yuzde-35-dusuruyor/feed/ 0
Uzmanlar Kafa Tabanı Problemlerini ve Tedavi Yöntemlerini İnceledi https://www.haber28.com.tr/uzmanlar-kafa-tabani-problemlerini-ve-tedavi-yontemlerini-inceledi/ https://www.haber28.com.tr/uzmanlar-kafa-tabani-problemlerini-ve-tedavi-yontemlerini-inceledi/#respond Sun, 25 Feb 2024 07:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7170 Uzman isimler “Kafa tabanı” problemleri ve tedavi yöntemlerini masaya yatırdı

Prof. Dr. Turgut: “Zor cerrahileri genç hekimlere sevdirmek istiyoruz”

İSTANBUL – Bu yıl 6’ncısı düzenlenen Kafa Tabanı Kongresi birçok branşta uzman isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. Programda konuşan Kongre Başkanı Prof. Dr. Suat Turgut, “Zor cerrahileri gençlere sevdirmek ve multidisipliner yaklaşım için bu toplantılar düzenleniyor. Hangi olguda ne yapacağız, hastalarımızı nasıl tedavi edeceğiz herkes görüşünü ortaya koyuyor ve en mükemmeli, en iyiyi bulmak üzere ortak akılla hareket ediyoruz” dedi.

Kulak burun boğaz, nöroşirürji (beyin ve sinir cerrahisi), ağız ve çene cerrahisi ile radyoloji gibi disiplinlerin katılımıyla bu yıl 6’ncısı organize edilen Kafa Tabanı Kongresi İstanbul’da bir otelde gerçekleştirildi. Kafa Tabanı Derneği tarafından 16-18 Şubat tarihlerinde düzenlenen kongrede kafa tabanına yönelik multidisipliner yaklaşımın önemi, cerrahideki son gelişmeler, kafa kaidesi anatomisi, vaka incelemeleri ve görüntülemesi gibi konular detaylı olarak ele alındı. Kafa Tabanı Derneği ve Kongre Başkanlığını Prof. Dr. Suat Turgut ile Prof. Dr. Memduh Kaymaz’ın yaptığı Türkiye’nin birçok üniversite ve hastanesinden uzmanların bulunduğu kongrede vakalarda disiplinler arası iletişimin giderek daha fazla önem kazandığına dikkat çekildi. Kafa Tabanı Derneği ve Kongre Başkanı, Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Klinik Şefi Prof. Dr. Suat Turgut da kongreye ilişkin bilgi verdi. Prof. Dr. Turgut, iş birliği içerisinde hareket edilerek hastalar için en doğru tedavi şeklinin bulunması noktasında bu toplantıların büyük önem taşıdığını ifade etti.

“Zor cerrahileri gençlere sevdirmek için böyle toplantılar düzenliyoruz”

Kongrede konuşan Kafa Tabanı Derneği ve Kongre Başkanı, Hamidiye Etfal Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Bölümü Klinik Şefi Prof. Dr. Suat Turgut, “Tıptaki birçok branşın çene, beyin cerrahları, kulak burun boğaz cerrahlarının bir araya geldiği bir kongre estetiğe, kolay işlere yönelimin olduğu bir dönemde, Kafa Tabanı Derneği olarak riskli hastalar, ulaşılması zor alanlar, zor cerrahileri gençlere sevdirmek için böyle toplantılar düzenliyoruz. Bütün branşlardan epey de bir katılım var, birçok cerrah var, bunların ortak alanlarında çalışmalar yapıyoruz. Multidisipliner yaklaşım için bu toplantılar düzenleniyor. Gençleri heveslendirmek istiyor, her sene bir kez bu toplantıyı yapıyoruz. Bütün üniversitelerin beyin cerrahi servisleri, kulak burun boğaz, çene cerrahisi, maksillofasiyal (yüz ve çeneyi ifade eden bölge) cerrahi bölümleriyle kontak kuruyoruz, davet ediyoruz, bilgi paylaşımı yapıyoruz, zor olgularımızı tartışıyoruz. Hangi olguda ne yapacağız, nasıl davranacağız, hastalarımızı nasıl tedavi edeceğiz, herkes görüşünü ortaya koyuyor ve en mükemmeli, en iyiyi bulmak üzere ortak akılla hareket ediyoruz. Çünkü siz nöroşirürjenseniz sadece o açıdan bakıyorsunuz, kulak burun boğazcıysanız bu açıdan bakıyorsunuz ama bütün açılar bir araya geldi mi bütünleşiyor. Dolayısıyla da hastamıza en uygun, kaliteli, yararı olacak tedaviyi ortak akılla bulmuş oluyoruz” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/uzmanlar-kafa-tabani-problemlerini-ve-tedavi-yontemlerini-inceledi/feed/ 0
Akdeniz Üniversitesi Türkiye’de İlk Meme Kanseri Merkezini Kurdu https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-turkiyede-ilk-meme-kanseri-merkezini-kurdu/ https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-turkiyede-ilk-meme-kanseri-merkezini-kurdu/#respond Tue, 06 Feb 2024 02:48:05 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4317 AKDENİZ Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye’de ilk defa meme kanserlerine ilişkin bir merkez kurduklarını açıkladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Meme merkezimiz Türkiye’de ilk olacak. Meme kanserinin erken tanısını ve tedavisini hep beraber planlayacağız. Hem estetik hem de medikal olarak hayat kurtarmak için çok kıymetli. Akdeniz Üniversitesi transplantasyonda olduğu gibi onkolojide de iddialı” dedi.

Akdeniz Üniversitesi’nde 4 Şubat Dünya Kanser Günü dolayısıyla Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan başkanlığında basın toplantısı düzenlendi. Rektörlük Senato Salonu’ndaki toplantıya Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Gülbin Arıcı, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, başhekim yardımcıları Prof. Dr. Banu Nur, Doç. Dr. Muhittin Yaprak, Doç. Dr. Murat Uçar, Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gökhan Ertosun, Onkoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ali Murat Tatlı, Onkoloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Sema Sezgin Göksu, Doç. Dr. Mustafa Karaca, Radyasyon Onkolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Aylin Fidan Korcum Şahin, Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, Radyoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Ebru Özan Sanhal, Tıbbi Genetik Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Özden Altıok Clark, Üroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Kutlu, Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selen Doğan, Beyin Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çakın katıldı.

‘TÜRKİYE’DE İLK OLACAK’

Toplantıda konuşan Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan, insan ömrünün uzamasının, hayat tarzının değişmesinin hem kanser riskini arttığını hem de kanser vakalarının daha küçük yaşlara kadar düştüğünü anlattı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde kanser tedavisine ilişkin gerekli bütün cihazların bulunduğunu ve tecrübeli bir ekibe sahip olduklarını vurgulayan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Türkiye’de ilk defa meme kanserlerine ilişkin ‘Meme Sağlığı Ünitesi’ adıyla bir merkez kurduklarını açıkladı. Prof. Dr. Özlenen Özkan, “En kısa zamanda meme merkezimizi açacağız. Meme merkezimiz Türkiye’de ilk olacak. Meme kanserinin erken tanısını ve tedavisini hep beraber planlayacağız. Böyle bir merkez planladık. İnşallah gelecek hafta içerisinde açacağız. Meme kanseri kadınların büyük baş ağrısı. Burada erken tanılar koyacağız. Hem estetik hem de medikal olarak hayat kurtarmak için çok kıymetli. Akdeniz Üniversitesi transplantasyonda olduğu gibi onkolojide de iddialı. Kanser için iki şey kıymetli. İlk olarak insan kaynağımız diğeri de alt yapımız. Bizim sahip olduğumuz cihazlarımız tedavi ve tanı için çok önemli” dedi.

GEN TEDAVİSİ ERKEN TANI VE TEDAVİ YÖNTEMİNİ BELİRLİYOR

Akdeniz Üniversitesi’nde kanser tanı ve tedavilerinin erken evrede öğrenilebilmesi, tedavilerin daha sağlıklı yapılabilmesi için Gen Merkezi kurulduğunu da belirten Prof. Dr. Özlenen Özkan, “Bu Gen Merkezi’yle akıllı ilaçları kim kullanabilir, kimler dirençli, onlara bakıyoruz. Gen Merkezi’miz de Akdeniz Bölgesi’nde tek. Bazı ilaçları bazı hastalar alamaz. Bu kararı hızlı vermemiz gerekir. Bu Gen Merkezi bu yönden çok kıymetli. Tedaviyi şekillendirmek bu anlamda da çok kıymetli. Alt yapımız çok iyi. Çok güzel aletlerimiz var. Akdeniz Üniversitesi’ndeki bu aletler başka yerde yok. Doğru tedaviyi bulmak ve komplikasyonları azaltmak için çok önemli. Hastaların onkoloji açısından başka hastaneleri aramasına gerek olmadığını düşünüyorum” diye konuştu.

‘AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ EN FAZLA SAĞLIK TURİZMİ CİROSU YAPAN HASTANE’

Kanser tedavilerinin sağlık turizmi açısından da önemli olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Özkan, şöyle dedi:

“Türkiye’de sağlık turizminin gelişmesinde yüz, kol ve rahim naklinin büyük faydaları oldu. Üniversitemizde yaptığımız işlemler saç ekimi gibi kısa süreli değil. Yurt dışından onkoloji servisimize gelen hastalar o kadar uzun süre kentte kalıyor ki bütün esnafa faydası oluyor. Antalya halkının sağlık turizmine sahip çıkması gerekiyor. Akdeniz Üniversitesi en fazla sağlık turizmi cirosu yapan hastane.”

SAĞLIK TURİZMİNDE 41 MİLYON LİRA CİRO ELDE EDİLDİ

Akdeniz Üniversitesi Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, sağlık turizminde ilk sırayı onkoloji ve transplantasyon hastalarının aldığını aktardı. Son 3 yılda hasta sayıları ve sağlık turizmi cirolarının 20 kattan fazla arttığı açıklayan Prof. Dr. Çete, “Sağlık turizminden geçen yıl 41 milyon lira ciro elde ettik” dedi.

ONKO GENETİK MERKEZİ SAYESİNDE TEDAVİYE HIZLI BAŞLANIYOR

Onko Genetik Merkezi’ndeki çalışmaların detaylarını anlatan Başhekim Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Mustafa Gökhan Ertosun, merkezin açılmasından sonra hasta sayısında ciddi artış yaşandığını aktardı. Ertosun, “Bazı hastaların tedaviye başlaması için 2 ay içinde sonucu vermemiz gerekiyor. Buradaki cihazlar sayesinde tedavi aksamadan sağlanıyor. Bölgemizde yapılamayan, bir direnç mutasyonunun tarama testleri artık yapılabiliyor. Türkiye’de en hızlı sonuç veren merkezlerden biri olduk. 2 gün içerisinde onkoloji doktorumuza telefonda sonucu bilgi veriyoruz. Hastamıza da bilgi veriyoruz. Tedavi planlaması yapıyoruz. Tedavide herhangi bir direnç olup olmadığını birlikte hızlı bir şekilde planlıyoruz” diye konuştu.

‘SON 30 YILDA MEME KANSERİ 2 KAT ARTTI’

Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Genel Cerrahi Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Cumhur Arıcı, son 30 yılda meme kanseri teşhisi oranının yaklaşık 2 kat arttığını anlattı. Her 7- 8 kadından birinin meme kanserine yakalandığına dikkati çeken Prof. Dr. Arıcı, yaş ortalamasının da düştüğünü ve bu nedenle meme ünitesi kurduklarını söyledi. Meme Sağlığı Ünitesi’nde teşhis koyma, radyolojik görüntülenme, tedavi ve estetik operasyonlar yapılacağını aktaran Prof. Dr. Cumhur Arıcı, “Tek merkezde hasta geldiğinde muayenesini olacak. Radyolojik görüntülemesi yapılacak. Yan tarafında büyük bir konsey odası olacak. Hastanın tedavisi tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte değerlendirilecek. Yapılacak ameliyat belirlenecek. Burada ayrıca daha komplike ameliyatlar için kapsamlı ameliyatların da planlanması yapılacak. Organ nakli ünitesinden sonra ilk merkez olacak. Bu hastalar için büyük konfor sağlayacak” dedi.

EN ÇOK GÖRÜLEN KANSER TÜRLERİ AKCİĞER VE MEME

Onkoloji Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Mustafa Karaca, Türkiye’de en çok görülen kanser türlerini anlattı. Erkeklerde en çok akciğer, prostat ve kolon kanserlerinin görüldüğüne dikkati çeken Doç. Dr. Karaca, kadınlarda da en çok meme, tiroid ve kolon kanserlerinin görüldüğünü, erken tanı ve tedavilerin önemli olduğunu vurguladı. Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Selen Doğan, erken evrede fark edilen jinekolojik kanserlerde hastaya doğurganlık şansı sağlandığını anlattı. Başhekim Yardımcısı Doç. Dr. Muhittin Yaprak, kolon kanserinin erkeklerde en çok görülen üçüncü kanser türü olduğunu, bu hastalarda cerrahi işlemleri artık robotik cerrahi ile yaptıklarını ve hastayı 1 gün içerisinde taburcu etme şansı yakaladıklarını açıkladı. Beyin Cerrahisi Ana Bilim Dalı’ndan Dr. Öğr. Üyesi Hakan Çakın, beyin tümörlerinde beyindeki tüm dokuların kanlanmasının önemli olduğunu anlattı. Beyinde feda edilebilecek doku olmadığı aktaran Dr. Öğr. Üyesi Çakın, “Beyin tümörleri beyin damarlarına baskı yapabiliyor. Damarın çalışmasını ortadan kaldırabiliyor. Bu durumda damar içerisinde belli bir tümör dokusu bırakmak, sonrasında radyolojiye göndermek seçenektir. Beynin kanlanmasını sağlayamayacak damarlara dışarıdan bypass yaparak damarların kanlanmasını sağlayabiliyoruz. Bu yıl 2 hastada bu yöntemi kullandık ve başarılı olduk” dedi. Üroloji Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ömer Kutlu da prostat kanserlerinin 50 yaş üstü erkeklerde en sık görülen kanser türü olduğu söyledi. Prostat kanserlerinin robotik cerrahi ile tedavi edildiğini aktaran Prof. Dr. Kutlu, sinir koruyucu prostat ameliyatları sayesinde idrar kaçırma gibi problemlerin de önüne geçtiklerini anlattı. (DHA)

]]>
https://www.haber28.com.tr/akdeniz-universitesi-turkiyede-ilk-meme-kanseri-merkezini-kurdu/feed/ 0
Adana OSB Kadın Sanayiciler Platformu, Prof. Dr. Bahar Uslu’yu öğrencilerle buluşturdu https://www.haber28.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/ https://www.haber28.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/#respond Thu, 18 Jan 2024 06:48:24 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2911 Adana Organize Sanayi Bölgesi Kadın Sanayiciler Platformu, kuruluş amaçları çerçevesinde bir projeyi daha hayata geçirdi. Bölgedeki okullarda eğitim öğretim gören öğrencilerin kariyer planlarında yol gösterici olmayı hedefleyen projenin ilk konuğu geliştirdiği yöntemle Tıp Literatürüne geçen Prof. Dr. Bahar Uslu oldu.

Bölge sınırlarında eğitim öğretim veren meslek lisesi ve meslek Yüksekokulu öğrencileri ile bir araya gelmeyi ve bu çerçevede bir mentor-menti ilişkisi oluşturmayı görev edinen Kadın Sanayiciler Platformu, ABD’de görev yapan Prof. Dr. Bahar Uslu’yu meslek lisesi öğrencileri ile buluşturdu.

Platformun Kurucu Üyesi Ayça Çelik, ‘Geliştirdiği “Uslu Yöntemi” ile tıp literatürüne geçen ve halen bir üniversitede akademik çalışmalarına devam eden Prof. Dr. Bahar Uslu’yu konuk etmekten duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “Kendisine nazik ziyaretinden ve projemize vermiş olduğu destekten dolayı şahsım ve platformumuz adına teşekkür ederim” dedi.

Kadın sanayicileri bir araya getirip, tanışma ve güçbirliği oluşturulmasının yanı sıra kadın girişimcilere rol model olmak, öncülük etmek ve bölge sınırlarındaki Meslek Lisesi’nde eğitim öğretim gören kız öğrencilerin yoluna ışık tutmak hedefiyle yola çıkan platformun “Mentörlük Projesi”nin konuğu olan Türk Tıp Profesörü Bahar Uslu, deneyimlerini öğrencilerle paylaşırken, altın değerinde nasihatlerde bulundu.

Amerikan hükümeti tarafından “olağanüstü yeteneğe sahip tıp insanı” olarak değerlendirilen, “Yılın Akademisyeni”, “Yurtdışındaki En Başarılı 30 Kadın” dahil olmak üzere ulusal ve uluslararası birçok ödüle sahip olan Prof. Dr. Uslu ise ‘Bir Adanalı olarak Adana OSB’nin tekstil dahil olmak üzere farklı sektörlerde de gelişmiş olması gurur verici” dedi.

Uslu, tarımsal üretimi ve tarıma dayalı olarak gelişmiş sanayisi ile Adana’nın hak ettiği seviyeye ulaşmasında OSB’nin katkısına dikkati çekerek, bundan sonraki süreçte Adana’yı çok daha iyi noktalarda göreceğine inandığını kaydetti.

Mentörlük Komitesi Üyesi Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, ise 2024 yılında Platformun önemli projelerinden birisi olan ‘Mentorluk Projesi’ ile kariyer hayatını planlama aşamasında olan öğrencilere katkı sunmayı hedeflediklerini söyledi.

Coşkun, platformun Mentörlük Komitesi tarafından yürütülen projenin amaçlarına dikkati çekerek, “Öğrencilerimizin kişisel ve mesleki gelişimlerine yönelik ihtiyaç duyabilecekleri bilgi, deneyim, kaynaklarla buluşabilmelerine destek olmak, kendilerini tanıyarak, özgüvenlerini ve kariyer bilincini arttırıp, kendilerini yöneten bireyler olabilmelerine yardımcı olmaktır” dedi.

Programın devamında, Prof. Dr. Bahar Uslu, AOSB Seyhan Salonu’nda Özel Erkan AOSB Sarıçam Teknoloji Koleji Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Türk Tekstil Vakfı Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi ile Çukurova Üniversitesi Adana Organize Sanayi Bölgesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu öğrencilerine tecrübelerini anlattı.

Uslu’nun tıp literatürüne geçen çalışması

Dışarıdan destekli hamilelik ve tüp bebek edinme gibi bilimsel araştırmaları çerçevesinde geliştirdiği yöntemden de öğrencilere söz eden Prof. Dr. Uslu, bu çalışmasının tıp literatürüne “Uslu Yöntemi” olarak geçmesinden duyduğu gururu ifade etti.

Yurt dışında yaşadığını ancak, ailesiyle vakit geçirmek üzere her fırsatta Adana’ya geldiğini ve memleketini çok sevdiğini anlatan Prof. Dr. Uslu, “Tecrübelerimi paylaşıp, siz gençlere moral vermek, umut vermek ve çıkış yolları göstermek gerektiğine inanıyorum. Lütfen kendinize güvenin, hayal edin ve planlayın. Kendinize duyduğunuz güven; kararlarınızı, davranışlarınızı ve bu doğrultuda tüm hayatınızı etkiler” ifadelerine yer verdi.

Prof. Dr. Uslu, deneyimlerini paylaştığı konuşmasının sonunda, öğrencilerin sorularını da yanıtladı.

Platformun Mentörlük Komitesi Üyeleri Ayşegül Fatıma Gök Çoşkun, Erva Tozlu, Gamze Severoğlu ve Yazgül Uğur Ersöz ile birlikte platform üyelerinin katıldığı toplantıda, Adana sanayisinin önemi ihracat ve sektörel konular hakkında da bilgi alışverişinde bulunuldu. – ADANA

]]>
https://www.haber28.com.tr/adana-osb-kadin-sanayiciler-platformu-prof-dr-bahar-usluyu-ogrencilerle-bulusturdu/feed/ 0
Denizli Pamukkale Üniversitesi’nde ‘Emperyalizm Karşısında Türkiye, Ortadoğu ve Şehitlerimiz’ konulu panel düzenlendi https://www.haber28.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/ https://www.haber28.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/#respond Sat, 06 Jan 2024 06:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1994 Denizli Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) tarafından ‘Emperyalizm Karşısında Türkiye, Ortadoğu ve Şehitlerimiz’ konulu bir panel gerçekleştirildi.

PAÜ Prof. Dr. Hüseyin Yılmaz Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen panelin moderatörlüğünü PAÜ Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman İsmail Özdel üstlenirken panelistler; PAÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Durmuş Akalın, PAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı, Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra olarak yer aldı.

Panelin açılış konuşmasını Rektör Prof. Dr. Kutluhan gerçekleştirdi. Rektör Prof. Dr. Kutluhan yaptığı konuşmada şunları kaydetti, “7 Ekim 2023 tarihinde başlayan bu süreç hepimizin içini yakmakta ve yakmaya da devam etmektedir. Üniversite olarak bizim asıl görevimiz Dünya devletlerinin politikalarını, Ülkemizi, çevremizi ve Ortadoğuyu daha iyi anlamaktan geçmektedir. Çünkü neden 12 şehit verdik? Sorusuna mutlaka her birimiz cevap vermek zorundadır. Neden şuan 30.000 kişiye yakın Filistinli kardeşimiz şehit oluyor? Sorusuna yine mutlaka cevap vermek zorundayız. Bunu biz, 1900’lü yıllarda Kurtuluş Savaşı ile çok iyi anladık. Gazi Mustafa Kemal Paşa, çizmiş olduğu milli misakla olayı bizlere o kadar güzel anlatmıştır ki bizlere, Kuva-i Milliye’yi kurduk, arkasından düzenli ordu sistemine geçtik ve bağımsızlığımızı kazandık. Özbekistan ile biliyorsunuz güzel bir çalışma yaptık. Özbekistan Bilimler Akademisi Tarih Enstitüsü Başkanı geldi. Ne dedi? Bizler Müslüman Türk alemi esaret altında iken, iyi ki Türkiye Cumhuriyeti bağımsız bir devlet olarak ayakta! Yine Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Ersin Tatar’ı üniversitemizde ağırladık. Onlar da aynı şekilde burada anlattılar nasıl bağımsızlıklarını kazandıklarını ama hala tam bağımsızlıklarına kavuşamadıklarını. Yine aynı şekilde Azerbaycan’da Karabağ problemi Biz kendimizi iyi tanımak zorundayız. Çünkü emperyalizm komplo teorileri ile güya bize komplo teorisi diyorlar ama aslında gerçek teorileri ile saldırmaktalar. Ekonomik sebepler diyor, petrol var diyorlar Ortadoğu’da, onu ele geçirmek emellerindeler. Fakat sadece petrolle de geçilmiyor, buradaki insanlığımı yok etmeye çalışıyorlar. Dini yönden kendi dini inançları ile ele alıyorlar olayı. Sadece hak ve adaleti savunan bu Müslüman alemi, Türk Müslüman alemini yok etmeye çalışıyorlar. Neden yok etmeye çalışıyorlar? Her zaman söylediğimiz gibi biz geçmişimizle övünen bir ülkeyiz. Geçmişimizle o kadar çok övünüyoruz ki, bizim atalarımız Balkanları yönetti, Ortadoğuyu yönetti kimsenin burnu dahi kanamadı. Her nereye gittiler ki, orada biz hizmetkar olarak geldik. Ama şimdi bakıyoruz ki tam tersi var. Adına Birleşmiş Milletler denmiş, gelişmiş ülkeler denmiş, söylemiş oldukları hiçbir değerin şu anda karşılığı bulunmamaktadır. Bunu çok iyi anlamamız lazım. Değerli öğrenciler, bu soruları çok iyi cevaplıyor olmamız lazım. Bize bırakılan başta Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni korumamız, ilelebet bağımsızlığını yaşatmamız lazım. Buna sahip çıkmanın önemini, biraz önce bahsettiğim gibi bize insanlığın ihtiyacı var. Sadece Ortadoğu’nun değil, bir Amerika’nın bile bize ihtiyacı var. Çünkü bizler, gittiğimiz yere sömürgeyi değil, işkenceyi değil, adaleti götürüyoruz, hukuku götürüyoruz. Bu paneli düzenleyen çok değerli moderatör hocamız Osman Hocama, konuşmacı hocalarımıza, İstanbul’dan gelen misafirimize ve siz katılımcılarımıza değerli vaktinizi bize ayırdığınız için hepinize teşekkür ediyor, saygılarımı sunuyorum” ifadelerinde bulundu.

“Gazze’deki o duvarların Berlin’deki duvarlardan ne farkı var? 1940’lı yıllarda Berlin’de oluşturulan duvarların bir benzeri o duvarlar.”

Panelin Moderatörlüğünü üstlenen Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Osman İsmail Özdel yaptığı konuşmada şunları dile getirdi: “Böyle bir panelin hazırlanması ve panelde emeği geçen hocalarımıza çok teşekkür ediyorum. En büyük teşekkürüm ise İstanbul’dan buraya kadar gelip bizimle birlikte olan sevgili meslektaşımız, dostumuz, mücadele arkadaşımız Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra’ya çok teşekkür ediyorum. Filistin mücadelesinin en kısa zamanda inşallah Kurtuluş Mücadelemiz gibi zaferle sonuçlanmasını diliyorum. Bir noktaya dikkat çekmek istiyorum. Gazze’deki duvarları fark ettiniz mi? Gazze’deki o duvarların Berlin’deki duvarlardan ne farkı var? 1940’lı yıllarda Berlin’de oluşturulan duvarların bir benzeri o duvarlar. Aynı duvarlar, bu da bize şunu gösteriyor, benim de panelde olmamın en büyük sebebi de Psikiyatr olmam. Bu da şunu gösteriyor, insan psikolojisinde travmaya uğrayanlar ne yazık ki travmatizan olarak karşımıza çıkıyor. Yani 1940’lı yıllarda travmaya uğramış toplumu şimdi bir travmatizan olarak o bütün güçleri ile soykırımın en önemli parçası haline dönüştüler. Bu durum çok ciddi bir durum. Hepimizin üzerinde düşünmesi gereken en önemli noktalardan biridir. Travmaya uğrayan toplumlar, travmatizana dönüşüyorlar ve aynı zamanda emperyal güçlerin de en önemli oyuncağı haline geliyorlar. Niye Amerikalılar bizim karşımıza Yunanlıları çıkartsın. 1919’da niye Yunanlılar İzmir’e çıktı? Niye kendileri değil de Yunanlıları çıkarttılar? Çünkü aramızda bir ilişki vardı. İki toplum da birbirini travmaya uğratmış olarak görünüyordu. Yani bu iki toplumun geçmiş acılarını, birbirleri ile vuruşturarak aslında yeni acılar oluşturmak ve bir şekilde o tiyatro sahnesindeki yönetmenliklerine devam edebilmek amacındaydılar. Bunların hepsi politik psikiyatrinin çok önemli konularıdır” şeklinde konuştu.

Program Panelistler; PAÜ Rektör Yardımcısı, İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Akalın’ın, PAÜ İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Aydınlı’nın, Türkiye’deki Filistinli Öğrenciler Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Abdurrahman Al-Farra’nın sunumları ile devam etti. – DENİZLİ

]]>
https://www.haber28.com.tr/denizli-pamukkale-universitesinde-emperyalizm-karsisinda-turkiye-ortadogu-ve-sehitlerimiz-konulu-panel-duzenlendi/feed/ 0
Sözleşme Süreçlerinin Doğru Yönetilmemesi Şirketler İçin Ekonomik Risklere Yol Açıyor https://www.haber28.com.tr/sozlesme-sureclerinin-dogru-yonetilmemesi-sirketler-icin-ekonomik-risklere-yol-aciyor/ https://www.haber28.com.tr/sozlesme-sureclerinin-dogru-yonetilmemesi-sirketler-icin-ekonomik-risklere-yol-aciyor/#respond Fri, 05 Jan 2024 22:12:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1967 Sözleşme süreçlerinin doğru yönetilmemesi şirketlerin önemli ekonomik risklerle ve idari yaptırımlarla karşılaşmalarına sebep oluyor. Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, şirketlerin özellikle yanlış sözleşme uygulamaları nedeniyle zarara uğramaması için dikkat etmeleri gereken hususları anlattı.

Altınbaş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Sözleşmeler ve Borçlar Hukuku Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, hem hukuk öğrencileriyle hem de şirket yöneticileriyle yaptıkları eğitimlerde, Türkiye’de rastlanan en yaygın sözleşme hatalarına değindiklerini anlatarak, önemli uyarılarda bulundu. Uzmanı Prof. Dr. Umut Yeniocak, sözleşme süreçlerinde görev alan personelin hazırladığı sözleşmelerin Türkiye’deki dövizle sözleşme yapma yasağı kapsamında olup olmadığını bilmemesinin, şirketin idari para cezası yemesine ve başka ekonomik risklere sebep olabildiğini kaydetti.

“Cezai şart maddesini mutlaka ekleyin”

Yeniocak, sözleşmedeki cezai şart maddesinin bilinçli olarak yazılmamasının sıkça rastlanan bir durum olduğunu söyledi. Bunun daha sonra açılacak bir davada şirketi zor duruma düşüreceğini belirterek, “Özellikle, geç teslime bağlı cezai şart tahakkuk ettiği halde teslim sırasında talep hakları saklı tutulmadan malın teslim alınması halinde artık cezai şartın talep edilemeyeceğini bilmeyen bir personel, şirket için her zaman ekonomik risk anlamına gelir.” dedi.

“Sözleşmeniz geçersiz kılınmasın”

Kefalet sözleşmesi gibi sözleşmeler yapılırken kanunun belirttiği özel şekil kurallarına uyulması gerektiğini hatırlatan Prof. Dr. Yeniocak, bunu bilmeyen bir personelin yapacağı sözleşmenin geçersiz olacağını, bunun şirketler için ağır sonuçları olabileceğini ifade etti.

“Mail yazışmalarınız, yüksek para cezalarına sebep olmasın”

Yeniocak, rekabet kurallarını bilmeyen bir şirket yöneticisinin, mail yazışmalarına özellikle dikkat etmesi gerektiğinin altını çizerek şu uyarılarda bulundu:

“Bilinçsiz bir yöneticinin yazışmalarından basına verdiği demeçlere kadar her an rekabet kurallarını ihlal etme riski var. Bu riskin gerçekleşmesi şirketin yüksek para cezalarına maruz kalmasına sebep olabilir.”

“Yanlış bir imza, şirketinizin bütün hesaplarını alt üst edebilir”

Bazen şirketlerin, sözleşmede yer alması gereken en basit imza kurallarına uyulmamasından ya da ihmal edilmesinden büyük zararlar gördüğünü kaydeden Yeniocak, “Görevli personeliniz, imza, paraf, kaşe, imza sirküleri gibi temel kavramların ne anlama geldiğini ve uygulamada nelere dikkat etmesi gerektiğini bilmeli. Müşteriye sözleşme imzalatırken alınabilecek basit önlemlerin ihmal edilmesi, açılacak bir davada şirketin bütün hesaplarını alt üst edebilir. Bunun çok sayıda örneğini yaşıyoruz.”

Yaygın olarak yaşanan bu tür hatalardan hareketle Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin kurduğu TOBBUYUM AŞ ile önemli bir iş birliğine gittiklerini belirten Prof. Dr. Umut Yeniocak, “Yeniocak Sözleşme Akademisi olarak, Ülkemizdeki ticaret ve sanayi odalarında ve talep eden şirketlerde bu konularda eğitimler düzenleyeceğiz. Şirketlerde sözleşmelerin hazırlanması ve incelenmesi süreçlerinde görev alan personellere ve yöneticilere, profesyonel düzeyde, uygulama ağırlıklı stratejik bilgi ve beceri aktarımı yapılarak güncel gelişmelerden, yargı uygulamalarından ve kendi sözleşmelerindeki risklerden haberdar olmalarını hedefliyoruz.” açıklamasını yaptı.

TOBBUYUM Genel Müdürü Dr. Onur Yüksel de, amaçlarının, uygulama ağırlıklı eğitim organizasyonları yaparak, Yeniocak Sözleşme Akademisi’yle birlikte TOBB üyesi şirketlere sözleşme alanında oldukça değerli bir hizmet sunmak olduğunu söyledi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/sozlesme-sureclerinin-dogru-yonetilmemesi-sirketler-icin-ekonomik-risklere-yol-aciyor/feed/ 0
Yeni Yıl Kutlamalarında Koronavirüs Uyarısı https://www.haber28.com.tr/yeni-yil-kutlamalarinda-koronavirus-uyarisi/ https://www.haber28.com.tr/yeni-yil-kutlamalarinda-koronavirus-uyarisi/#respond Thu, 28 Dec 2023 22:36:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=1359

Yeni yıla sayılı günler kala yılbaşı kutlamalarında hem koronavirüs hem de diğer enfeksiyon hastalıklarına karşı uyarılarda bulunan Prof. Dr. Vedat Turhan, “Özellikle kalabalık ve kapalı ortamlarda bulunmak bulaş riskini artırmaktadır. Bu nedenle yeni yıl gecesi tüm bu hastalıklar göz önünde bulundurularak davranılması, aşırı kalabalığa girilmeden mümkünse çekirdek aile ile yeni yıl gecesinin geçirilmesi uygun olacaktır” ifadelerini kullandı.

Son günlerde koronavirüsün alt varyantlarından biri olan omicronun yeni bir türünün görülmeye başlandığını söyleyen Medicana International İstanbul Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları Bölümü’nden Prof. Dr. Vedat Turhan, “Pandemi döneminin etkisi geçse de koronavirüs yeni varyantlarla gündeme gelmeye devam ediyor. Son dönemlerde ortaya çıkan koronavirüsün varyantı omicronun da yeni bir türü olan JN1 yayılmaya devam ediyor. Korunmak için de kapalı ve kalabalık yerlerde zaman geçirmemek, böyle yerlerde maske kullanmak, el hijyenine dikkat etmek, bağışıklık sistemini güçlendirmek gerekiyor” dedi.

850 BİNDEN FAZLA YENİ KORONAVİRÜS VAKASI GÖRÜLDÜ

Yılbaşı gecesinin hastalıklara davetiye çıkarabileceğini belirten Prof. Dr. Vedat Turhan, “Son dönemlerde koronavirüse ait JN1 isminde yeni bir alt varyant görülmektedir. JN1; omicron XBB.1.5 varyantından ayıran 30’dan fazla mutasyona sahip olan BA.2.86’dan türeyen ve pirolaya nazaran fazladan bir mutasyona sahip olan SARS-CoV-2’nin bir alt varyantıdır. Dünya Sağlık Örgütü de JN1’i dikkate alınması gereken bir varyant olarak açıkladı. Şu an ağırlıklı olarak Çin, ABD ve Hindistan’da görülse de hareketli nüfus göz önünde bulundurulduğunda farklı ülkelere yayılabilme olasılığı mümkün olabilir. Sağlık Bakanlığı’nın yeni verilerine göre dünya üzerinde 850 binden fazla yeni koronavirüs vakaları görülmüştür. Bu nedenle de dikkatli olunmalıdır” dedi.

“KRONİK HASTALIĞI OLANLAR DAHA DİKKATLİ OLMALI”

Prof. Dr. Turhan, JN1’in açıklanan belirtileri arasında ateşin de olduğunu söyleyerek, “Kas ve eklem ağrıları, boğaz ağrısı, geniz akıntısı gibi semptomlar bildirilmektedir. Henüz ölümcül ya da ağır geçirilebilecek bir hastalık olduğuna dair bir veri bulunmamaktadır. Fakat her enfeksiyon gibi bu da kronik hastalığı olan bireyleri olumsuz etkileyebilir” şeklinde konuştu.

“YENİ YILI ÇEKİRDEK AİLE İLE GEÇİRİN”

Son dönemde grip vakalarının da arttığını belirten Prof. Dr. Vedat Turhan, “Koronavirüs salgınının ardından grip vakaları da artış göstermektedir. Ayrıca çeşitli bakteriyel enfeksiyonlar da bu süreçte sıklıkla görülmektedir. Bu enfeksiyonların tamamı damlacık yoluyla bulaşmaktadır. Yani öksürme, hapşırma ya da konuşma sırasında ağızdan ve burundan çıkan vücut sıvıları farklı bir kişiye bulaşmaktadır. Özellikle kalabalık ve kapalı ortamlarda bulunmak da bulaş riskini artırmaktadır. Bu nedenle yeni yıl gecesi tüm bu hastalıklar göz önünde bulundurularak davranılması, aşırı kalabalığa girilmeden mümkünse çekirdek aile ile yeni yıl gecesinin geçirilmesi uygun olacaktır” dedi.

“VİRAL ENFEKSİYONLARDA ANTİBİYOTİK KULLANILMAZ”

Kış aylarının gelmesiyle Rhinovirüs yani nezle ve soğuk algınlığı yapan virüs ile birlikte RSV, influenza ve Kovid-19’un sıklıkla görülebileceğine dikkat çeken Prof. Dr. Turhan, şunları söyledi:

“Viral enfeksiyonlar hekimlerin önerdiği ilaçlarla tedavi edilir. Viral enfeksiyonda antibiyotik kullanılmaz. Antibiyotiklerin viral enfeksiyonda etkisi yoktur. Bu tip hastalıklarda antibiyotik hiçbir işe yaramayacağı gibi antibiyotik direnci gelişmesine de sebep olabilir. Bu nedenle antibiyotiğe yeltenilmemelidir. Antibiyotik tedavisine, sadece bakteriyel enfeksiyon şüphesinde doktorlarca başlanabilir.”

“AŞIRI KALABALIK ORTAMLARDA MASKE KULLANILMALI”

Şimdilik yurt dışında endişeye neden olan JN1 ile diğer enfeksiyonlardan korunma yollarının da benzer olduğuna değinen Prof. Dr. Turhan, “Aşırı kalabalık ortamlarda maske kullanılmalı. Eller düzenli olarak sabun ve suyla yıkanmalı. Hasta olduğu düşünülen kişilerden uzak durulmalı. Eğer kişi kendisinde hastalık belirtisi görüyorsa kendisini izole etmeli. Bu süreçte sağlıklı beslenilmeli, düzenli egzersiz yapılmalı, su içmeye özen gösterilmeli ve uyku düzenine dikkat edilmelidir” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/yeni-yil-kutlamalarinda-koronavirus-uyarisi/feed/ 0