Anadolu’nun kapalı avlu medreselerinin en büyüğü olan ve 1310 yılında İlhanlı hükümdarı Sultan Olcayto döneminde Gazan Han ve Bolugan Hatun adına, Hoca Yakut Gazani tarafından yaptırıldığı bilinen Yakutiye Medresesi, kentin simge eserleri arasında yer alıyor.
Plan düzeni, dengeli mimarisi ve iri motifli süslemeleriyle dikkat çeken yapı, Türk İslam Eserleri ve Etnografya Müzesi olarak hizmet veriyor. Her yıl ramazan ayına özel faaliyet alanı olarak kullanılan medresede, Erzurum Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen programlar ramazan boyunca her akşam teravih namazının ardından başlıyor.
Erzurum Büyükşehir Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Daire Başkanı Ergün Engin, AA muhabirine, kentte ramazan etkinliklerini bu tarihi mekanda yaparak müzeyi de hayatın içine katmış olduklarını söyledi.
Tarihi mekanı özüne uygun şekilde kullandıklarını söyleyen Engin, “Böylece belki, müzedir diyerek bir sefer girip sonra burayı hayatından çıkaranlar için bir farklılık oluşturup burada ramazan akşamlarımızı birlikte medrese ruhuna da uygun söyleşilerle, sohbetlerle, bazı ufak musikilerle geçirmiş oluyoruz. Oldukça büyük fayda ürettiğimizi düşünüyoruz. Medreseyi kendi iklimine çevirerek insanlarımızda da bu mekanın ruhunu içlerinde hissedecekleri farkındalık oluşturuyoruz.” dedi.
İnsanların sosyalleşmesi için de bu tarz etkinliklerin faydalı olduğunu dile getiren Engin, yoğunluğun programlardan programlara göre farklılık gösterdiğini, vatandaşların kendilerine uygun programları seçerek katılım sağladıklarını belirtti.
Tarihi doku için hassas davranılıyor
Tarihi medresede gerçekleştirilen programlarda mekanın herhangi bir zarar görmemesi için çok dikkatli olduklarını ifade eden Engin, “Programlarımızı buradaki ambiyansı bozmadan devam ettiriyoruz. Müzikte dinleti formatında en alt sesten veriyoruz. Işıklandırmada da çok az ve kurallara uygun şekilde davranıyoruz. Bu yapıda çok daha farklı işlere izin verilmediği gibi biz de bu konuda çok hassasız. Dikkatle etkinlikleri yürütüyoruz.” diye konuştu.
Atatürk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Felsefe ve Din Bilimleri Bölümü Felsefe Tarihi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özden, 10 yıldır teravih namazlarından sonra medresedeki etkinliklere katılmanın bir kültür olduğunu söyledi.
“Şehrimizin kültürle beslenen insanları geliyor”
Ramazan boyunca çok güzel programların gerçekleştirildiğini aktaran Özden, “Ramazanın güzelliklerinden bir tanesi sosyalleşmek. Bu sosyalleşme de ihtiyaç sahiplerine yardımların ulaştırılması, davetler edilmesi, teravih sonrası kahvehanelerde dost ortamlarının oluşturulması ve nihayetinde buradaki söyleşilerin yapılması. Şehrimizin kültürle beslenen insanları geliyor. Gelenler aralarında güzel sohbetler de oluyor. Burada başlayan dostlukların olduğunu gördük.” dedi.
Etkinliklere katılanlardan Hanifi İspirli, Erzurum’da ramazan ayının farklı bir havada yaşandığını belirterek, “Yakutiye Medresesi bin yıla yakın zamandır, şehrin mühürlerinden biri olarak bulunuyor. Son 10 yıldır medresenin ruhuna uygun şekilde programlar yapılıyor. Tanınan, tanınmayan birçok isim burada teravih namazı sonrası ya konuşma yapıyor ya şiirler okuyor.” diye konuştu.
Şerif Avcı ise ramazan söyleşilerinin, tarihi medrese içinde gerçekleşmesinin manevi açıdan güzel bir etkisi olduğunu söyledi.
]]>Erbaş, Başkanlığın konferans salonunda ana teması “Ramazan ve Ahiret Bilinci” olan 2024 Yılı Ramazan Ayı Tanıtım Toplantısı’nda konuştu.
Ramazan ayına bu yıl Filistin’de yaşanan katliamların yüreklerde açtığı derin yaralarla girildiğini vurgulayan Erbaş, Gazze’nin dünyanın gözleri önünde benzeri görülmemiş bir vahşete sahne olduğunu ve tüm insani değerlerin Gazze’de enkaz altında kaldığını ifade etti.
İsrail’in aylardır Gazze’de soykırım suçu işlediğini belirten Erbaş, “Tahrif edilmiş bir inanç, sapkın bir ideoloji ve kirli bir siyasetten beslenen Siyonizm, bugün insanlık için en büyük tehdit haline gelmiştir. Bu tehdidi bertaraf edecek yeni bir uluslararası inisiyatife şiddetle ihtiyaç vardır. Dünya, yeni bir hukuk ve ahlak inşasına muhtaçtır. Zira bugün Gazze’de yaşananlar mevcut haliyle uluslararası yapıların işlevsizliği bütün açıklığıyla ortaya çıkarmıştır.” diye konuştu.
“Ramazan ayı, umutlarımızın yeniden yeşerdiği kutlu bir mevsimdir”
İslam coğrafyalarında yaşanan zulüm ve trajedilere son verme sorumluluğunun öncelikle Müslümanların omuzlarında olduğunu ifade eden Erbaş, şöyle devam etti:
“Gazze’nin kurtuluşu da Kudüs’ün özgürlüğü de Doğu Türkistan’ın felahı da Müslümanların vahdetine, dayanışmasına ve hep birlikte hareket etmesine bağlıdır. İdrak edeceğimiz ramazan ayının bu anlamda yeni bir uyanışa ve dirilişe vesile olmasını temenni ediyorum. Zira ramazan ayı, ruh ve gönül dünyamızın ferahlık bulduğu, kardeşliğimizin pekiştiği, dayanışma bilincimizin güçlendiği, iyiliklerin çoğaldığı, umutlarımızın yeniden yeşerdiği kutlu bir mevsimdir.”
İslam inanç esasları arasında önemli bir yere sahip olan ahiret inancının Kur’an-ı Kerim’de genellikle Allah’a iman ile beraber zikredildiğini bildiren Erbaş, “Ölümle nihayete ermeyen sonsuz bir hayat inancı, her şeyden önce insanın mutlak manada yok olmayacağını, arzuladığı sonsuzluğa ulaşacağını müjdelemektedir. Böyle bir inanç, insanın bu dünyadaki varlığına anlam, hayatına gaye kazandırarak sorumluluk duygusunu pekiştirecek ve dünya ile ahiret arasındaki dengeyi gözetmesini sağlayacak en güçlü etkendir.” dedi.
Ramazan boyunca hizmetleri titizlikle sürdürüleceklerini dile getiren Erbaş, “Ülkemizin her köşesinde ‘Ramazan ve Ahiret Bilinci’ teması çerçevesinde irşat programları icra edilecek. Ramazan ayı boyunca kadınlara, gençlere, çocuklara ve engellilere yönelik özel irşat programları düzenlenecek. Tüm cami ve Kur’an kurslarımızda mukabeleler okunacak. Bunlara katılamayan vatandaşlarımız, ramazan ayı boyunca her gün Diyanet TV’de okunacak mukabeleleri takip edebilecek.” ifadelerini kullandı.
Resmi kurumlarda çalışmaları sebebiyle camilerde okunan mukabelelere iştirak edemeyen kamu görevlilerine yönelik kurumların uygun göreceği yerlerde mukabele okunmasının sağlanacağını bildiren Erbaş, müftülüklerce uygun görülen camilerde vatandaşların Kur’an-ı Kerim’i anlamasını sağlamaya yönelik “Tefsirli Mukabele” programlarının yapılacağını duyurdu.
Alo 190 Dini Soruları Cevaplandırma Hattı yoğun mesai yapacak
“Alo 190 Dini Soruları Cevaplandırma Hattı”nın ramazan ayı boyunca haftanın 7 günü 08.00-22.00 saatleri arasında hizmette olacağını söyleyen Erbaş, Din İşleri Yüksek Kurulunun mobil fetva uygulamasından, internet sitesi veya e-Devlet üzerinden her türlü dini soruların yazılı veya görüntülü olarak sorulabileceğini belirtti.
Ramazan dolayısıyla 11-31 Mart tarihleri arasında indirimli kitap kampanyasının düzenleneceğini ifade eden Erbaş, TDV ile çeşitli yardım faaliyetlerinin yapılacağını kaydetti.
TDV’nin bu yıl ramazan ayı boyunca milletin desteğiyle yurt içinde 81 il ve tüm ilçelerde, yurt dışında ise 74 ülke 350 bölgede ramazanın manevi iklimini yaşatacağının altını çizen Erbaş, “Alışveriş ve yardım kartları, iftar-kumanya ve gıda paketleri, özellikle mazlum ve mağdur coğrafyalarda kurulacak iyilik sofralarıyla bu yıl 2 milyonun üstünde ihtiyaç sahibine ulaşmayı hedefliyoruz.” ifadesini kullandı.
“Ramazanın manevi atmosferine halel getirecek söylemlerden uzak durulmalıdır”
Ramazan ayında yerel ve ulusal medya ile dijital mecralarda yoğun bir şekilde dini programlar düzenleneceğini anımsatan Erbaş, şöyle konuştu:
“Ramazan atmosferinin her anımızda hissedilmesine katkısı bağlamında bu durum bizim için elbette memnuniyet vericidir. Bu alanda samimiyetle hizmet üreten ve gayret gösteren herkesi takdir ediyoruz. Ancak, bu tür programlarda zaman zaman insanımızın teveccühünün suiistimal edildiğine, dini duygularının istismar edildiğine ve hatta ibadetlerin polemik konusu yapıldığına şahit oluyoruz. Son derece rahatsız edici bu durumun ve hiçbir faydası olmayan meseleleri gelişigüzel ekranlara taşıyarak zihinleri bulandırmanın büyük bir vebal olduğunu ifade etmek isterim. Yapılacak yayınlar ve konuşulacak konular, her şeyden önce milletimizin doğru bilgiyle buluşmasına, aydınlanmasına ve mutmain olmasına hizmet etmelidir. Ramazanın manevi atmosferine ve ibadetin iyileştirici işlevine halel getirecek söylem ve eylemlerden kesinlikle uzak durulmalıdır.”
Dini konularda konuşurken en az seçilen konu kadar üslubun da önemli olduğunu vurgulayan Erbaş, “İtidalden uzak, nezaket ve zarafetten yoksun bir üslupla din anlatmanın kimseye fayda sağlamayacağı açıktır. Sırf daha çok izlensin düşüncesiyle aykırı söylemlerde bulunmanın, sıra dışı tavır ve davranışlar sergilemenin toplumun din algısında büyük yaralar açacağı izahtan varestedir. Müslüman şahsiyetiyle asla bağdaşmayan bu tür yönelişlerden kesinlikle sakınılmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu.
]]>