Rapor – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Thu, 01 Aug 2024 07:12:10 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 İmar Barışı Kanunu Teklifi Değerlendiriliyor https://www.haber28.com.tr/imar-barisi-kanunu-teklifi-degerlendiriliyor/ https://www.haber28.com.tr/imar-barisi-kanunu-teklifi-degerlendiriliyor/#respond Thu, 01 Aug 2024 07:12:10 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=28862 İmar Barışı Kanun teklifini değerlendiren Emlak Uzmanı Mustafa Hakan Özelmacıklı, “Teklif özellikle yapının depreme dayanıklılığını belirli şartları karşılayan yapıların kapsamına alınması hedefliyor. Bu şartlar arasında zemin etüt raporları, fay hattı araştırmaları, depreme dayanıklılık raporları ve ilave kat yapılmışsa teknik rapor alınması gibi koşullar bulunuyor” dedi.

İmar kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun teklifi, TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda değerlendirilecek. Kanun teklifine ilişkin olarak değerlendirmelerde bulunan Altın Emlak Global Genel Müdürü Mustafa Hakan Özelmacıklı, “Teklif kişinin kendi arazisine 31.12.2023 tarihinden önce yapmış olduğu ruhsatsız ve ruhsata aykırı yapılar için afet risklerine dayanıklılık şartıyla Yapı Kayıt Belgesi verilmesini ve Hazineye ait taşınmazlar üzerine yapılmış belgeli yapıların satış süresinin uzatılmasını öngörüyor. Kanun teklifi gerekçelerinde ise özellikle güncel olmayan uydu görüntüleri ile mağduriyetler oluştuğu, köylerin mahalle statüsüne geçmesi nedeniyle de bu yapıların ruhsatsız duruma düştüğü değerlendiriliyor. Teklif özellikle yapının depreme dayanıklılığını belirli şartları karşılayan yapıların kapsamına alınması hedefliyor. Bu şartlar arasında zemin etüt raporları, fay hattı araştırmaları, depreme dayanıklılık raporları ve ilave kat yapılmışsa teknik rapor alınması gibi koşullar bulunuyor” dedi.

“Uydu görüntülerinde eksikler ve uygulamada farklıklar yaşanmış”

Daha önce çıkartılan İmar barışından faydalanmanın ilk şartının yapının 31.12.2017 tarihinden önce yapılmış olması olduğunu hatırlatan Özelmacıklı, “Bazı raporlarda İmar barışı sürecinde uydu, ortofoto veya çeşitli programlarla sağlanmış görüntülerin doğru sonuç vermediği belirlenmişti. Özellikle kırsal bölgelerde uydu verilerinin güncelliği ve tam doğruluğu da sağlanamamıştı. Ayrıca esaslarda Yapı Kayıt Belgesi verilmesine ilişkin iş ve işlemlerin Bakanlık tarafından denetleneceği hüküm altına alınsa da, bu denetlemenin nasıl ve ne zaman yapılacağı da açıklanmamıştı. Bu konularda da uygulama farklıkları nedeniyle yaşanan mağduriyetler olmuş, Yapı Kayıt Belgesi iptali nedeniyle açılan davaların kaybedilmesi sonucunda mahkeme giderlerinin oluştuğu ve bu giderlerin bakanlık bütçesinden karşılandığı çeşitli raporlarda yer almıştı” şeklinde konuştu.

“Mağduriyetler çözülmeli lakin sağlıksız yapılaşmaya fırsat vermemeli”

İmar barışlarının şehirlerimizin afetlere karşı savunmasız ve sağlıksız bir şekilde büyümesine neden olduğuna dikkat çeken Özelmacıklı, “İmar barışı, kaçak yapılaşmayı teşvik ediyor, kentsel dönüşüme engel oluyor. Kanunlara uygun şekilde yapı inşa edenler cezalandırılırken, kanunsuz faaliyetlerde bulunanlar ödüllendiriliyor. Bu konuda yasal düzenlemeler net olmalı” diye konuştu.

Belediyeler Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu kapsamında hareket etmeli

Özellikle bazı belediyeler tarafından tarım arazilerine tarım dışı amaçla kullanım izinleri verildiğini ifade eden Özelmacıklı, “5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunun 13. maddesine göre, imar planlarında tarımsal niteliği korunacak alan olarak belirlenen ve kamu yararı gözetilerek tarım dışı amaçlarla kullanım izni verilen yerler, bu amaç dışında kullanılamaz veya planlanamaz hükmü bulunmaktadır. Bu konuda bazı belediyeler tarafından verilen izin, ruhsat ve imar durumlarına ilişkin kararlarda, tarımsal niteliği korunacak alanlar üzerinde Bakanlık görüşü alınmadan da işlemler yapılabiliyor. Bu konuya da dikkat edilmeli” dedi. – İSTANBUL

]]>
https://www.haber28.com.tr/imar-barisi-kanunu-teklifi-degerlendiriliyor/feed/ 0
Gizli belge, İran protestolarında gözaltında öldürülen Nika Şakarami’nin taciz edildiğini ortaya koydu https://www.haber28.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/ https://www.haber28.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/#respond Fri, 26 Jul 2024 05:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27666 İran güvenlik güçleri tarafından yazıldığı anlaşılan ve sızdırılan bir belge, protestolarda gözaltına alınan bir genç kızın, üç güvenlik görevlisi tarafından cinsel saldırıya uğradıktan sonra öldürüldüğünü ortaya koydu.

2022 yılında rejim karşıtı bir protestoya katılan ve daha sonra kendisinden haber alınamayan 16 yaşındaki Nika Şakarami’nin cesedi dokuz gün sonra bulunmuş, hükümet intihar ettiğini iddia etmişti.

BBC rapordaki iddiaları İran hükümeti ve Devrim Muhafızlarına sordu, ancak yanıt gelmedi.

“Çok Gizli” ibareli rapor, Nika’nın davasıyla ilgili olarak, ülkenin İslami kurumlarını savunan güvenlik gücü Devrim Muhafızları Ordusu tarafından yapılan bir duruşmayı özetliyor. Raporda Nika’nın katillerinin ve gerçeği gizlemeye çalışan üst düzey komutanların isimleri de yer alıyor.

Rapor, güvenlik güçlerinin Nika’yı alıkoyduğu gizli bir minibüsün arkasında yaşananlara ilişkin rahatsız edici ayrıntılar içeriyor. Bunlar arasında, güvenlik görevlilerinden birinin Nika’nın üzerinde otururken onu taciz ettiği, kelepçeli tutulan Nika’nın tekmeleyerek ve küfrederek karşılık verdiği ve bunun üzerine görevlilerin onu copla dövdüğü var.

Nika Şakarami’nin kaybolması ve ölümü geniş yankı uyandırdı ve fotoğrafı İran’da kadınların özgürlük mücadelesinin simgelerinden biri oldu.

22 yaşındaki Mahsa Amini adlı kadının başörtüsünü düzgün takmadığı suçlamasıyla Eylül 2022’de polis gözetimindeyken aldığı darbeler nedeniyle ölümünün ardından Kadın, Yaşam, Özgürlük hareketi doğmuş, sokak protestoları İran’ın dört bir yanına yayılmıştı.

Bu protestolardan birinde kaybolan Nika’nın cesedini ailesi 9 gün sonra bir morgda buldu. İranlı yetkililer Nika’nın ölümünün gösteriyle bağlantılı olduğunu reddetti ve soruşturmalarını yürüttükten sonra intihar ederek öldüğünü söyledi.

Nika kaybolmadan hemen önce 20 Eylül akşamı Tahran’ın merkezindeki Lale Parkı yakınlarında bir çöp konteynırının üzerinde başörtüsü yakarken görüntülenmişti.

Etrafındaki diğer kişiler İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney’e karşı “diktatöre ölüm” sloganları atıyordu.

Raporun anlatımına göre gösteriyi izleyen birkaç gizli güvenlik birimi vardı.

Bunlardan biri olan Ekip 12, “alışılmadık davranışları ve sürekli cep telefonundan yaptığı aramalar nedeniyle” genç kızın liderliğinden şüpheleniyordu.

Ekip, bunu teyit etmek için ajanlarından birini protestocu kılığında kalabalığın içine gönderdi, o da Nika’yı tutuklamak için ekibini çağırdı, ama Nika kaçmıştı.

Teyzesi daha önce BBC Farsça’ya Nika’nın o gece bir arkadaşını arayarak güvenlik güçleri tarafından takip edildiğini söylediğini anlatmıştı.

Rapora göre Nika yaklaşık bir saatin ardından, tekrar görüldükten sonra gözaltına alındı ve ekip aracı olarak kullanılan plakasız bir dondurucu minibüsüne bindirildi.

Nika arka bölmede üç ekip üyesiyle – Araş Kalhor, Sadık Moncazi ve Behruz Sadegi – birlikteydi. Ekip liderleri Murtaza Celil önde şoförün yanındaydı.

Rapora göre ekip Nika’yı götürecek bir yer bulmaya çalıştı. Yakınlardaki geçici bir polis merkezini denemişler ama aşırı kalabalık olduğu için geri çevrilmişler.

Bunun üzerine arabayla 35 dakika uzaklıktaki bir gözaltı merkezine gitmişler ve komutan önce Nika’yı kabul etmiş ama sonra “sürekli küfredip slogan attığı” için fikrini değiştirmiş.

Daha sonra rapor için müfettişlerle konuştuğunda, “O sırada karakolda 14 kadın tutuklu daha vardı ve diğerlerini de kışkırtabilirdi. Bir isyana neden olmasından endişe ediyordum” demişti.

Rapora göre Murtaza Celil tavsiye almak için bir kez daha Devrim Muhafızları Karargahı ile temasa geçti ve kendisine Tahran’ın kötü şöhretli Evin Cezaevi’ne gitmesi söylendi.

Yolda, minibüsün karanlık arka bölümünden gelen çarpma sesleri duymaya başladığını söyledi.

Faillerin ifadeleri

Arkada Nika ile bulunan görevlilerin belgede özetlenen ifadeleri, neler olduğunu yansıtıyor.

Bunlardan biri olan Behruz Sadegi, gözaltı merkezi tarafından geri çevrilen Nika’nın minibüse geri bindirildiğinde küfretmeye ve bağırmaya başladığını söyledi.

“Araş Kalhor çoraplarıyla ağzını tıkadı ama Nika debelenmeye başladı. Sonra Sadık [Moncazi] onu dondurucunun üzerine yatırdı ve üzerine oturdu. Durum sakinleşti.”

“Ne olduğunu bilmiyorum ama birkaç dakika sonra küfretmeye başladı. Hiçbir şey göremiyordum, sadece kavga ve dayak seslerini duyabiliyordum.”

Araş Kalhor ise daha da tüyler ürpertici ayrıntılar verdi.

Telefonunun ışığını kısa süreliğine açtığında Sadık Moncazi’nin “elini kızın pantolonunun içine soktuğunu” gördüğünü, bundan sonra kontrolü kaybettiklerini söyledi.

“[Bunu] kimin yaptığını… bilmiyorum ama… copun sanığa [Nika] vurduğunu duyabiliyordum… Tekmelemeye ve yumruklamaya başladım ama bizimkilere mi yoksa sanığa mı vurduğumu gerçekten bilmiyordum.”

Ancak Sadık Moncazi, Araş Kalhor’un mesleki kıskançlıktan kaynaklandığını söylediği ifadesini yalanladı. Elini Nika’nın pantolonuna soktuğunu inkar etti ama Nika’nın üzerinde otururken “tahrik olduğunu” ve kalçasına dokunduğunu kabul etti.

Bunun üzerine Nika’nın – elleri arkadan bağlı olmasına rağmen – kendisini tırmaladığını ve yere düşürdüğünü söyledi. “Yüzüme tekme attı, ben de kendimi savunmak zorunda kaldım” dedi.

Murtaza Celil minibüsün kabininden şoföre kenara çekmesini emretti.

Arka kapıyı açtığında Nika’nın cansız bedeniyle karşılaştı. “İyi durumda olmayan” yüzündeki ve kafasındaki kanı temizlediğini söyledi.

Nika’nın ölüm belgesinde de “sert bir cisimle aldığı darbelerin neden olduğu çoklu yaralanmalar” nedeniyle öldüğü belirtiliyor.

Ekip lideri Murtaza Celil ne olduğunu öğrenmeye çalışmadığını itiraf etti.

“Sadece onu nasıl nakledeceğimi düşünüyordum, kimseye soru sormadım. Sadece ‘Nefes alıyor mu?’ diye sordum. Sanırım Behruz Sadeki ‘Hayır, öldü’ diye cevap verdi.”

Elinde bir cesetle Celil, Devrim Muhafızları’nın karargâhını üçüncü kez aradı. Bu sefer kod adı “Naim 16” olan daha kıdemli bir subayla konuştu.

Naim 16, soruşturmaya ifadesinde “Zaten karakollarımızda ölümler oluyordu ve bu sayının 20’ye çıkmasını istemiyordum. Onu üsse getirmek hiçbir sorunu çözmeyecekti” dedi.

Celil’e onu “sokağa atmasını” söyledi. Celil, Nika’nın cesedini Tahran’ın Yadigar-ı İmam otoyolunun altındaki ıssız bir sokağa bıraktıklarını söyledi.

Rapor, minibüsün arka bölümündeki kavgaya bir cinsel saldırının neden olduğu ve 12. Ekip’in saldırılarının Nika’nın ölümüne neden olduğu sonucuna varıyor.

“Üç cop ve üç şok tabancası kullanılmıştır. Hangi darbenin ölümcül olduğu belli değil” deniyor.

Sorumlular cezalandırılmadı

Hükümetin Nika’ya dair açıklamaları raporla çelişiyor. Cenazesinden yaklaşık bir ay sonra devlet televizyonu, Nika’nın bir binadan atlayarak öldüğü sonucuna varan resmi soruşturmaya yer vermişti.

Nika’nın annesi Nesrin Şakarami daha sonra bir BBC belgeselinde yetkililerin protestocuların ölümleriyle ilgili iddiaları için “Hepimiz yalan söylediklerini biliyoruz” dedi.

Bazen resmi İran belgeleri gibi görünen ve internette dolaşan materyallerin sahte olduğu anlaşıldığından, BBC Eye sadece raporun içeriğini değil, güvenilir olup olmadığını da inceledi.

Eski bir İran istihbarat subayı, belgenin var olduğunu ve rapor numarasından 2022’de hükümet karşıtı protestocularla ilgili bir dava dosyasının parçası olduğunun anlaşıldığını söyledi.

Eski istihbarat subayının Devrim Muhafızları’na erişimi sayesinde, Nika’nın cesedinin atılması emrini veren “Naim 16″nın bu kurumda görev yapan Yüzbaşı Muhammad Zamani’nin kod adı olduğu bilgisi verildi.

Nika’nın ölümüyle ilgili raporda özetlenen ve beş saat süren duruşmaya katılanlar arasında bu isim de var.

Devrim Muhafızları ve İran hükümeti iddialara yanıt vermedi.

Bildiğimiz kadarıyla Nika’nın ölümünden sorumlu olan kişiler cezalandırılmadı.

Hizbullah güçleri

Belgede bunun nedenine dair bir ipucu da var. Duruşmaya katılan 12. Ekip’in tamamı raporda listelenmiş. İsimlerinin yanında ait oldukları grup yer alıyor: “Hizbullah”.

Burada kastedilen İranlı paramiliter grup Hizbullah ve aynı adı taşıyan Lübnanlı grupla ilgisi yok. Bu grubun üyeleri Devrim Muhafızları tarafından kullanılmakta ancak raporun da kabul ettiği gibi bazen onun yetki alanı dışında faaliyet gösterebiliyor:

“Yukarıdaki kişiler Hizbullah güçlerine mensup olduklarından, gerekli taahhüt ve güvenlik garantilerinin alınmasının ötesinde bu davanın takibi mümkün olmamıştır” deniyor.

Devrim Muhafızları subayı Naim 16’ya yazılı bir kınama cezası verildiği de belirtiliyor.

Birleşmiş Milletler’in bilgi toplama misyonuna göre, İran’daki Kadın, Yaşam, Özgürlük protestoları sırasında 551 protestocu güvenlik güçleri tarafından öldürüldü ve bunların çoğu silahla vuruldu.

Protestolar birkaç ay sonra güvenlik güçlerinin baskıları nedeniyle azaldı. Bunun ardından İran ahlak polisinin faaliyetlerinde bir durgunluk yaşandı, ancak bu ayın başlarında İslami kıyafet kurallarının ihlaline yönelik yeni baskılar başladı.

Tutuklananlar arasında Nika’nın ablası Ayda da var.

]]>
https://www.haber28.com.tr/gizli-belge-iran-protestolarinda-gozaltinda-oldurulen-nika-sakaraminin-taciz-edildigini-ortaya-koydu/feed/ 0
İsias Davası Devam Ediyor… Mahkeme, Üç Uzmanın Dinlenilmesine Karar Verdi https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/ https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/#respond Tue, 23 Jul 2024 07:48:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27105 HABER: DİLAN KUTLU

(ADIYAMAN) – 6 Şubat’taki Kahramanmaraş merkezli depremlerde, Adıyaman’da yıkılan İsias Otel ile ilgili davanın ikinci duruşması devam ediyor. Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş ise, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme, üç uzmanının dinlenilmesini karar verdi. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, tutuksuz yargılanan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.

Adıyaman 3. Ağrı Ceza Mahkemesi’nde devam eden duruşmayı KKTC Başbakanı Ünal Üstel, KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm, Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu, KKTC İçişleri Bakanı Dursun Oğuz, KKTC Milli Eğitim Bakanı Nazım Çavuşoğlu, iktidar ve ana muhalefet parti milletvekilleri de duruşmayı takip ediyor.

Duruşma, SEGBİS üzerinden bağlanan sanıkların kimlik tespitiyle başladı. Mahkeme Başkanı, tutuklu sanıK Ahmet Bozkurt’un sunulan yeni raporlara ilişkin savunmasını aldı.

İsias Otel’de yaralanan iki kişinin daha şikayetçi olması üzerine birleşen dosyaya ilişkin sanık Ahmet Bozkurt’a savunması soruldu. Sanık Ahmet Bozkurt, “aleyhimdeki suçlamaları kabul etmiyorum” diyerek bir önceki savunmasını tekrarladı. Sanık Bozkurt, Gazi Üniversitesi ve KTÜ’nün raporlarında asli kusurlu olduğunun sorulması üzerine “Ben bunların hiçbirini kabul etmiyorum inşaati yaparken her türlü malzemeyi kullandım. Malzemeleri hassasiyetle seçtim. Normal paranın 3 katını harcayarak malzeme tahsis ettim betonda da yine öyle” savunmasında bulundu.

YILDIZ: “BENİM ÇALIŞMA DÖNEMİMDE HİÇBİR TADİLAT YAPILMADI

Sanık Erdem Yıldız, birleştirilen dosyayailişkin bir savunma yapmadı ve Gazi Üniversitesi raporuna  ilişkin ise “Hiçbir yıkılan binada kolon kirişe zarar vermediğinden dolayı kimse suçlu bulunamaz. Hiçbir yerde kaçak kat yok hep ilave kat geçiyor. Ben 2001’den sonra yapılan bir tadilattan sorumluyum. Ama yapılan hiçbir tadilat yok” iddiasında bulundu.

Sanık Erdem Yıldız, “2001’den sonra alınan ruhsatın baştan aşağı hatalı olduğunu beyan ederken evrakta sahtecilik yapıldığını” öne sürdü.

OTELİN SAHİBİ BOZKURT: “RAPORUN BAZI KISIMLARINA KATILMIYORUM”

Sanık Mehmet Fatih Bozkurt da “Raporlara ilişkin aleyhimize olan kısımlara katılmıyorum” iddiasında bulunarak bir önceki duruşmada verdiği ifadeleri tekrar ettiklerini beyan etti ve “Şimdiye kadar bilirkişi bir kabahat bulmadı son bilirkişi bir suç bulmuş ama” dedi.

AİLELER SANIKLARIN “OLASI KASTTAN YARGILANMASINI” İSTEDİ

Duruşmada hayatını kaybedenlerin aileleri de sanıklardan şikayetçi oldu ve sanıkların olası kasttan yargılanmalarını istedi.

“OĞLUMUN ÜZERİNE KÜREK KÜREK TOPRAK ATILMASINI İZLEDİM”

Osman Çetintaş’ın annesi duygusal anlar yaşadı ve “Oğlumun şimdi ekmek parası, yaşam kavgası içinde olması için ömrümü verirdim. Kalitesiz bir binada can verdi oğlum. Ben oğlumun üzerine kürek kürek toprak atılmasını izledim. Benim oğlum yaşamaktan keyif alan bir çocuktu 29 yıl bunun için uğraştı. Sanıklardan şikayetçiyim” dedi.

Otelin yan binasındaki otoparkı işleten tanıklardan Murat Kuştepe, “Ben binanın yan tarafında otopark işletiyorum. Otelin içini daha önce görmemiştim, anlaşmamız vardı benim otoparkımı kullanıyorlardı. Gittiğimde otel benim arabamın otelin yan binasının altında benim otoparkım. Arabam otoparktaydı depremde otel otoparkımın üzerine yıkılmıştı” diye konuştu.

ÜÇ UZMAN RAPORU MAHKEMEYE SUNULDU

Mahkemeye mağdur avukatları tarafından üç uzmanın hazırladığı rapor sunuldu. Sanıklar adına savunma yapan avukat Fuat Göktaş, “Gazi Üniversitesi ile lgili uzman görüşlerinin çağrılmasını talep ederek bizim uzman görüşümüzün dinlemesi talebi reddedilirken karşı tarafın uzman görüşünün dinlenmesi adalet duygumuzu sarsar” derken, sanıkların avukatları uzman görüşlerinin dinlenmesine itiraz etti. Mahkeme Başkanı kısa bir değerlendirmenin ardından oy birliği ile üç uzmanı dinlemeye karar verdiğini açıkladı.

“YÖNETMELİĞE UYULMAMASINA RAĞMEN RUHSAT ALINDI”

Doğu Akdeniz Üniversitesi Mimarlık Fakültesi’nden Prof. Dr. Yonca Hürol, yönetmeliğe uyulmamasına rağmen ruhsat alındığını belirterek, “Betonarme perde duvarlarının depremlerde yük aldığını belirterek perde duvarların kesilmesinin riskli olduğunu” söyledi. Sanık Erdem Yıldız ise “perde kesilmiş dediler ancak öyle bir perde duvarı yok” iddiasında bulundu.

“İLK 20 SANİYEDE 59 KOLON GÖÇTÜ”

Doğu Akdeniz Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Fakültesi’nden Prof. Dr. Serhan Şensoy, şunları söyledi “Kolon etriyelerinde sıklaştırmalar yapılmadığı enkazlardan alınan birçok örneklerden sabitti. Bir diğer unsur tadilat projesinde asansör eklenmesi. 1998 yönetmeliğinde deprem yüklerinin yüzde 75’inin perdeler tarafından taşınması maddesi var ancak perdelerin yüklerinin taşınmasına baktğımızda yüzde 30 olduğunu gördük. Apartman her halükarda 98 yönetmeliği kuralının çerçevesinde ilk 20 saniyede 59 kolonun göçtüğünü gördük. Kolonları incelediğimizde etriyelerin yetersizliğinden dolayı kolonlara gelen kısımlarda ani göçmelerin olduğunu” söyledi. Şensoy, “Binanın özellikle 16. saniye göçtüğünü” belirtti.

Adıyaman 3. Ağır Ceza Mahkemesinde bu sabah başlayan İsias davasının ikincisi duruşmasında savcı mütalaasını sundu. Savcı, tutuklu sanıkların tutukluluklarının devamını, adli kontrol şartı ile serbest olan sanıkların adli kontrol şartlarının devamını talep etti.

“BİLİRKİŞİ RAPORUNDAKİLER AKP’DEN ADAY”

Mütalaanın ardından savunma yapan mağdur avukatları Gazi Üniversitesi’nin raporundaki eksikliklere dikkat çekerek mahkemenin yeni bir bilirkişi raporu talep etmesini istedi. Gazi Üniversitesi’nin raporunun bilimsellikten uzak olduğu vurgulandı. Raporun iki akademisyen tarafından hazırlandığı, bunlardan birinin ise Bozkurt Ailesinin üyesi olduğu ve bu kişinin de AKP’den aday olduğu ifade edildi. Böyle bir durumun varlığının tarafsızlık ilkesine gölge düşürdüğü dile getirildi. Yeni bir raporun İstanbul Teknik Üniversitesi veya ODTÜ gibi teknik üniversitelerden alınmasını isteyen avukatlar, kamu görevlileriyle ilgili yeniden bilgi istenmesini talep etti.

“TAHLİYE EDİLEN SANIKLAR TUTUKLANSIN” TALEBİ

Mağdur avukatları, tahliye kararı verilen Efe Bozkurt ve Halil Bağcı’nın yeniden tutuklanmasını talep etti. Efe Bozkurt’un mazeretsiz mahkemeye katılmaması sebebiyle kaçtığı kanaatinde olunduğunu belirten avukatlar, aksini kanıtlamanın mahkemenin görevi olduğunu vurgulayarak derhal tutuklanmasını istediler.

]]>
https://www.haber28.com.tr/isias-davasi-devam-ediyor-mahkeme-uc-uzmanin-dinlenilmesine-karar-verdi/feed/ 0
Adıyaman’da İsias Otel davası ikinci duruşması bugün görülecek https://www.haber28.com.tr/adiyamanda-isias-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun-gorulecek/ https://www.haber28.com.tr/adiyamanda-isias-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun-gorulecek/#respond Mon, 22 Jul 2024 21:12:29 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26939 Adıyaman’da yıkılan İsias Otel ile ilgili davanın ikinci duruşması bugün kentte görülecek. 100 kişilik bir heyetle kente gelen Kıbrıslı aileler, mahkemeden üç talepte bulunmaya hazırlanıyor.

Ocak ayındaki ilk duruşmadan sonra tutuklu beş sanıktan ikisi serbest bırakıldı.

Ailelerin avukatları, Mart ayında serbest bırakılan otel sahibinin oğlu ve mühendisin yeniden tutuklanmasını talep edecek.

İlk duruşmadan sonra geçen 3 aylık süre içinde, sanık avukatları Ankara’daki Gazi Üniversitesi’nden ikinci bir rapor istedi.

İsias Otel aileleri, bu raporda otel enkazından örnek alınmadığını ve sadece projeler üzerinden inceleme yapıldığını kaydediyor. Aileler bu raporun reddedilerek, “daha donanımlı” bir üniversiteden rapor alınmasını isteyecek.

Aileler, iddianameye temel olan ve içinde kamu görevlilerinin de yer aldığı Karadeniz Teknik Üniversitesi raporunun esas alınmasını ve bu görevlilerin de soruşturma dosyasına girmesini istiyor.

BBC Türkçe’ye konuşan Murat Aktuğralı, henüz İsias Otel’deki ihmal iddiaları ile ilgili kamu görevlilerinin ifadesinin alınmadığını söyledi.

İkinci duruşmada, Gazimağusalı ailelerin yanına bakanlar ve siyasetçiler de hazır bulunacak.

Kuzey Kıbrıslı aileler ve avukatları yargılamanın, “bilinçli taksir” değil daha ciddi cezalar öngören “olası kast” suçlaması üzerine kurulması gerektiğini savunuyor.

Bilinçli taksirde öngörülmesine rağmen istenmeyen neticenin gerçekleşmeyeceği inancıyla hareket edilmesi, olası kastta ise istenmeyen neticenin öngörülmesi ancak bunun kabullenilmesi söz konusu.

35’i Kıbrıslı kafileden toplam 72 kişi yıkılan otelde hayatını kaybetti.

Aileler, otelin yıllar içindeki inşaatıyla ilgili olarak suçladıkları kişiler dışında dönemin belediye başkanı, valilik, AFAD ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığına da dava açtı.

6 Şubat’ta İsias Otel’de ne yaşandı?

Geçmiş yıllarda İsias Otel, Adıyaman’ın önemli otellerinden biriydi.

6 Şubat depremleri sırasında otel binası yıkıldı.

Kuzey Kıbrıs’taki Gazimağusa Türk Maarif Koleji’nden Adıyaman’a voleybol turnuvası için giden kız ve erkek voleybol takımı oyuncuları, veliler ve öğretmenlerden oluşan 39 kişilik kafile, depremler sırasında burada konaklıyordu.

Burası, tur rehberleri tarafından da tercih edilen bir oteldi.

Depremler sırasında Turist Rehberleri Birliği’nden yaklaşık 40 kişilik bir grup da eğitim için otelde kalıyordu.

Binanın yıkılması sonucu, Kuzey Kıbrıslı öğrenciler ile rehber ve rehber adaylarının büyük bölümünü oluşturduğu 72 kişi hayatını kaybetti.

Yaşamını yitiren, çoğunluğu öğrenci 35 Kuzey Kıbrıslı’nın cenazeleri, Gazimağusa’da defnedildi.

Bu ölümler, şehrin 1974’teki savaştan sonraki en büyük toplu kaybı.

Ada’da, hayatını kaybeden öğrenciler “Şampiyon Melekler” olarak anılmaya başlandı.

Kuzey Kıbrıslı aileler hem hukuk mücadelesi vermek hem de çocukları adına çeşitli projeler yürütmek amacıyla Şampiyon Melekleri Yaşatma Derneğini kurdu.

Dernek, davayla ilgili büyük bir kampanya başlattı.

Derneğin, bu kampanya kapsamında sosyal medyada kullandığı etiket ise #isiasortakdavamız oldu.

İddianame neler var? Bina neden yıkıldı?

Adıyaman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianame, Aralık başında kabul edildi.

İddianamede 5’i tutuklu 11 sanık hakkında “bilinçli taksirle birden fazla işinin ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 2 yıl 8’er aydan, 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası talep ediliyor.

Dosyada, Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nün hazırladığı bilirkişi raporu da bulunuyor.

BBC Türkçe’nin incelediği iddianameye göre göre 1993’te otelin ruhsatı konut olarak alındı ancak ruhsat, 2001’de otel olarak yenilendi.

Raporda; kolon ve kirişlerin etriye aralıkları, kanca özellikleri, bindirme boyları, ankraj ve kenetleme boylarıyla ilgili eksikliklerin bulunduğu, donatı detayı eksikliklerinin binanın yıkılma nedenlerinden biri olabileceği, beton basınç dayanımlarının gerekli şartları sağlamadığının tespit edildiği belirtildi.

Dosyaya göre 2016’da binaya ruhsatsız kat eklendi ve deprem güvenliği göz ardı edilerek yapılan bu kat, yapının taşıyıcı sistemine ek yük getirdi.

Sanıkların binanın yapım tarihinde geçerli olan Deprem Bölgelerinde Yapılacak Binalar Hakkında Yönetmelik esaslarına yeterince uymadıkları belirtilen iddianamede, dönem itibarıyla bilim ve fennin gerektirdiği teknik şartlara aykırı davranarak binanın yıkılmasında kusurlarının bulunduğu ifade edildi.

KTÜ Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Can Altunışık, geçtiğimiz günlerde davadan bağımsız olarak gazetecilere yaptığı açıklamada, İsias Otel ile ilgili “Binanın yıkılış şeklinin, kovayı kaldırdıktan sonra kumun yayılış şekli gibi olduğunu görebiliyorsunuz” dedi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/adiyamanda-isias-otel-davasi-ikinci-durusmasi-bugun-gorulecek/feed/ 0
Tünektepe Teleferik Kazası Görüntüleri Ortaya Çıktı https://www.haber28.com.tr/tunektepe-teleferik-kazasi-goruntuleri-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/tunektepe-teleferik-kazasi-goruntuleri-ortaya-cikti/#respond Fri, 19 Jul 2024 21:24:17 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=26336 Antalya’daki Tünektepe Teleferik kazasında güvenlik kamerası görüntüleri, son anda yapılan uyarılar, kazanın detaylarını gözler önüne serdi. Ceza hukukçusu Avukat Figen Çalıkuşu, “Bu görüntüler, yaklaşık 1 hafta önce savcılık dosyasında yer aldı, buna rağmen hala Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklu olarak kalması hukuka uygun bir durum değil” dedi.

Antalya’da yaşanan ve bir kişinin ölümü ile 17 kişinin yaralanmasıyla sonuçlanan Tünektepe Teleferik kazasına dair güvenlik kamerası görüntüleri, olayın ayrıntılarını aydınlattı. Görüntülerde, yolcuların uyarıları ve kazadan sadece saniyeler önce yapılan müdahaleler dikkat çekiyor. Güvenlik kamerası görüntülerinin geçtiğimiz hafta savcılık dosyasına iletildiğini açıklayan Ceza hukukçusu Av. Figen Çalıkuşu, kaza kapsamında tutuklanan ANET’in önceki yönetim kurulu başkanı, mevcut Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’un serbest bırakılması yönünde çağrıda bulundu.

Görüntüler, yaklaşık 1 hafta önce savcılık dosyasında yer aldı

Çalıkuşu, şu ifadeler yer verdi:

“Bu bildiğimiz bir görüntüydü. Fakat, şu ana kadar dava dosyasında olmasına rağmen hala tutukluluk incelemesinde dikkate alınmaması ilgi çekici. Bu görüntüleri sapladıktan sonra, Antalya Cinayet Bürosu’nun düzenlediği bir rapor var. O raporda tüm netliği ile olay ortada ve bu savcılık dosyasına girmiş vaziyette. Bu görüntüler, yaklaşık 1 hafta önce savcılık dosyasında yer aldı, buna rağmen hala Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün tutuklu olarak kalması hukuka uygun bir durum değil. Çünkü, özgürlüğün bir saniyesi bile kıymetli, ona el konulmaması gerekiyor.”

Kazada eylemin ve öznenin adı değişecek

Güvenlik kamerası görüntülerini değerlendiren Çalıkuşu, kameralara yansıyan detaylar sonucunda, kazanın eyleminin ve öznesinin değiştiğini vurguladı. Çalıkuşu, “Ölümle neticelenen bir olay var, daha da büyük neticelere yol açacak bu kazanın olması engellenebilir miydi, işte bu sorunun cevabı bu cinayet büro ofisinin döktüğü görüntülerde yer alıyor. Engellenebilirdi, nasıl engellenebilirdi, o sırada teleferikte meydana gelen arızayı yolcular fark etmiş. Fark ettikleri gibi indiklerinde kabin görevlisini uyarmışlar. Kabin görevlisi de oradaki yetkilileri uyarmış ve şu an içeride tutuklu bulunan Serkan Yellice’ye kadar olay gelmiş. Otomasyon odasının içindeki görevli yetkili kişi Serkan Yellice, teleferiği durdurmuş. Durdurduktan sonra her nedense aldırmayarak, gerekli kontrolleri yapmayarak, 25 saniye sonra tekrar çalıştırmış. ve o kendini gösteren arıza, yirmi beş saniye sonra çalıştırdığında tamamen devreye girmiş. Halatı çekerek, kopararak, direğin devrilmesine neden olmuş. Neden bu kaza meydana geldi, bir arızanın var olduğunu bile bile gereği yapılmadığı için meydana geldi. Bu şekilde sorumluluk, kusur anlamında fiilin ve sorumluların adı değişiyor. Bir hata var, yok sayarsanız, burada taksirli adam öldürmeden eylem değişebilir” diye konuştu.

“Serkan Yellice gereğini yapmadı”

Avukat Figen Çalıkuşu, kazaya ilişkin görüntülerin ortaya çıkmasının ardından, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz’ün konuyla alakalı bir sorumluluğunun bulunmadığını aktardı. Çalıkuşu, şöyle konuştu:

“Mesut Kocagöz’ün burada sorumluluğu yok, 28 Kasım 2023’te istifa etti. Zamanında yeterli denetim yapmadın, bugün bu oldu denemez. Denetim var ya da yok, bu zararlı sonuç. Ölümle son bulan bu neticenin olması, önlenebilirdi. Vatandaş uyardı. Serkan Yellice gereğini yapmadı. Serkan Yellice bu anları neden anlatmadı? Bu görüntüler saptanmasaydı, cinayet büro bunların dökümünü yapıp savcılığa teslim etmemiş olsaydı, haberdar olamayacaktık. Demek ki gizlenen bir gerçek var, bu da suçluluk psikolojisinin göstergesi. Aldırmazlığın zulmüne uğrayan, bir meslektaşımızı kaybettik. Üzgünüm ama burada gerçek suçlunun ortaya çıkması, suçsuz olanın da özgürlüğünün gasp edilmemesi gerekir.”

Kaza sonrası ikinci rapor hazırlanıyor

Teleferik kazasının ardından olay yersi savcısının ikinci kez inceleme yaptığını açıklayan Çalıkuşu, hazırlanan yeni rapor sonrasında, Mesut Kocagöz’ün avukatlarının, tekrar tutuklanma kararına itiraz edeceklerini söyledi. Çalıkuşu, “Bu rapor üzerine itiraz tekrar yapılacak. Savcı ikinci kez inceleme yaptı. İlk ön rapor vardı, tekrar bilirkişilerle olay yerine gidildi. Çok detaylı, uzun zamana yayılan bir inceleme yapıldı. Yeni bir rapor çıkacak, cinayet bürosunun döktüğü görüntüler de yeniden incelenecek. Mesut Kocagöz’ün çıkması gerekiyor. Kepez halkı Mesut beyi belediye başkanı olarak seçti, burada menfaatleri dengelemek lazım. Kamuoyunun menfaati aynı zamanda belediye başkanından hizmet almaktır. Kusuru olmadığı açık. Böyle bir dosya varken, Serkan Yellice’nin dosyayı kararttığı ortadayken, neden bu dosyanın üstüne gidilmiyor?” dedi. – ANTALYA

]]>
https://www.haber28.com.tr/tunektepe-teleferik-kazasi-goruntuleri-ortaya-cikti/feed/ 0
Çorlu tren kazası davası 25 Nisan’da karar duruşmasıyla sonuçlanacak https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/ https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/#respond Wed, 17 Jul 2024 22:12:08 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=25974 GAYE ŞEYMA CAN, (İSTANBUL) Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinde 2018’de meydana gelen ve 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 328 kişinin yaralandığı tren kazasıyla ilgili davanın karar duruşması 25 Nisan’da görülecek. Kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, “Biz artık karar bekliyoruz, bu duruşma burada bitmeyecek. Gerçek sorumlular yargılanana kadar yolumuza devam edeceğiz” dedi.

Tekirdağ’ın Çorlu ilçesinin Sarılar köyü yakınlarında 8 Temmuz 2018’de meydana gelen, 7’si çocuk 25 kişinin hayatını kaybettiği, 300’den fazla kişinin de yaralandığı tren faciasına ilişkin yargılamanın 19’uncu duruşmasında da karar çıkmamıştı. Duruşmanın ertelenmesine aileler ve avukatları tepki göstermişti.

25 Nisan’a ertelenen karar duruşması öncesinde kazada hayatını kaybeden Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Öz, Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ANKA Haber Ajansı’na konuştu. Mısra Öz konuşmasında “Ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı” diyerek şunları söyledi:

“YANLI BİLİRKİŞİLERİN RAPORUYLA BAŞLADI HUKUKSUZLUK SÜRECİ”

“8 Temmuz 2018 yılında Çorlu’da yedisi çocuk, 25 canımızı göz göre göre gelen bir ihmal cinayetinde kaybettik. Biz aileler olarak tam 6 yıldır bir  hak mücadelesi veriyoruz. Olay gecesi cenazelerimiz kaldırılmadan olay yerine getirilen yanlı bilirkişilerin hazırlamış olduğu bir bilirkişi raporuyla başladı bu hukuksuzluk süreci. Yanlı bilirkişiler diyoruz çünkü bu kişilerin, yani bu bilirkişi raporunu hazırlayan bilirkişilerin Ulaştırma Bakanlığı’yla ve Devlet Demiryolları’yla ticari ilişkileri vardı, onlara hizmet veriyorlardı. Onların hazırladığı bu rapora istinaden de hazırlanan iddianamede ne yazık ki 4 alt düzey memurun yargılanma kararı çıktı. ve biz aileler olarak 4 yıl boyunca bu 4 alt düzey memurun yargılanma sürecini izledik. Bizi yargı karşısında yıllarca oyalayan bir savcıyla karşı karşıya kaldık. Hakkında suç duyurusunda bulunduk, henüz bir işlem yapılmadı ama dava dosyasından el çektirildi. Yerine yeni bir savcı atandı. Yerine atanan savcının tüm yeni bilimsel raporlara rağmen dosyayı Adli Tıp Kurumu’na yolladığını gördük ve katliama yeniden afet dedirtmek istediğini anladık. Vazgeçmedik ve yeni atanan bilirkişilerle birlikte dosyayla 9 yeni sanık daha eklendi. Fakat bu sanıklar da yine Devlet Demiryolları’nın belirli bir kademesinde kaldı. Ne yazık ki Devlet Demiryolları’nın üst yönetimine, bu davayı ulaştıramadık. Sanıkların vermiş olduğu bütün ifadelerde ve verilen tüm bilimsel raporlarda Devlet Demiryolları yönetiminin Genel Müdürü İsa Apaydın, Genel Müdür Yardımcısı Ali İhsan Uygun ve aynı zamanda Ulaştırma Bakanlığı’na kadar giden sorumluluklar zincirinin ne kadar ciddi bir şekilde bu olaya etki ettiğini fark ettik. Fakat bu kişilerden bir kez olsun ifadeleri dahi alınmadı, ne yazık ki hiçbir şekilde bu davaya dahil edilmediler. Tanık olarak bile. Mevcutta yargılanan 13 sanık var. İçlerinde sorumluluğu olan kişiler var, hiç sorumluluğu olmayan kişiler de var. Biz sorumluluğu olan kişilerin bu süre zarfında 6 yıllık süre zarfında ne yazık ki görevlerinden alınmadığını gördük. İstedikleri gibi delillere ulaşabildiklerini, delillere ulaşarak mevcut yönetimle birlikte hukuk toplantısı başlığı altında  davayı seyrini değiştirecek ifadeler verdiklerine hepsinin bir ağızdan konuşarak üst yönetimi korumaya çalıştıklarına şahit olduk. Ne yazık ki dediğim gibi görevden alınmadılar. Herhangi bir tutuklu yargılama süreci olmadı.

“TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI”

24 Ocak’tan beri biz bir karar duruşmasını sonuçlanmasıyla bu davanın daha üst mahkemelere taşınma sürecine geçmeyi bekliyoruz. Fakat ne yazık ki bir karar veremiyor. Savcılık ve bununla ilgili olarak işte en son duruşmamızda bir üye hakimin iki günlük bir rapor alması sebebiyle davamız 25 Nisan’a ertelendi. Bizim artık bir tahammülümüz kalmadı. Bu dava burada bitmeyecek. Biz Anayasa Mahkemesi’ne, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne kadar bu olayı taşıyacağız. Evlatlarımızın ölümüne sebep olan üst düzey yöneticilerin sorumlulukları dahilinde ceza almaları için elimizden geleni yapacağız”

“BİZLER ÇOK YORULDUK, BU SON OLSUN”

Emel ve Derya adlı kardeşleri ile 6 aylık yeğeni Beren’i ve 14 yaşındaki kızı Bihter’i kaybeden Zeliha Bilgin ise “Bu son olsun” diyerek karar beklediklerini belirttti ve şunları söyledi:

“6. yılında, 21. kez, 25 Nisan Perşembe günü yeniden adalet karşısında olacağız. Bu davada 6 yıldır tüm eksiklikleri, ihmalleri her şeyi anlattık. Tek bir şey var artık bu saatten sonra, bu dava aslında emsal teşkil eden bir davadır. Olası kastla sonuçlanması gereken bir davadır. Bilinçli taksirli sonlanıyor. Karar günü beklentim, adil bir yargılama. 3. kez karar duruşmasına şahit olacağız. İki kez açıklanamayan, bitmeyen bir  davadan çıktık ve üçüncü kez karar duruşmasına şahit olacağız. İstediğimiz tek bir şey vardı, adil yargılama, gerçek sorumluların cezalandırılması, kimsenin korunmaması, üst düzey yöneticilerin karşımıza sanık olarak çıkmasıydı. Biz bunların hiçbirini göremedik.

Tutuklama çıksın, önümüzden alınsınlar. Şu içimize bir nebze su serpilsin. Bizler çok yorulduk, son olsun istiyorum. Güzel bir yargılama olsun istiyorum. Bizim gibi adalet arayan herkesin hızlı bir şekilde adaleti bulmasını temenni ediyorum. Bizim canlarımız yandı, kimsenin canı bir daha yansımasın”

]]> https://www.haber28.com.tr/corlu-tren-kazasi-davasi-25-nisanda-karar-durusmasiyla-sonuclanacak/feed/ 0 Kocaeli’de Sahte Rapor Operasyonu: 182 Şüpheli Yargılanıyor https://www.haber28.com.tr/kocaelide-sahte-rapor-operasyonu-182-supheli-yargilaniyor/ https://www.haber28.com.tr/kocaelide-sahte-rapor-operasyonu-182-supheli-yargilaniyor/#respond Mon, 08 Jul 2024 02:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24137 Kocaeli’de iddiaya göre, malulen emekli olmak, ÖTV muafiyetli araç almak veya engelli raporu almak isteyen onlarca şüpheli sahte rapora başvurdu. Polisin operasyonuyla çökertilen çeteden, aralarında doktorlarında bulunduğu 22 örgüt üyesi, 4 örgüt lideri olmak üzere toplam 182 şüphelinin yargılanması devam ediyor.

Edinilen bilgiye göre Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi yetkilileri, 2017-2018 yılında sağlık kurulu muayene sürecinde bazı hastaların, gerek tıbbi gerekse de SGK medula doktor sisteminden yapılan sorgulamada kendilerine ait olmadığı değerlendirilen belgeler sunarak engelli ve emeklilik konularında haksız sağlık raporu almaya çalıştıklarını tespit etti. Geriye dönük olarak tarama yapıldığında 196 sahte belgenin olduğunu belirleyerek suç duyurunda bulundu. Cumhuriyet savcılığınca yapılan soruşturma neticesinde teknik ve fiziki takip verileriyle olaya ilişkin şüpheliler tek tek tespit edildi.

Emekli olmak için sahte raporlar düzenlediler

Çoğu hastaların uyku aknesi, epilepsi tanısı, diyabet (şeker hastalığı) hipertansiyon ve hiperlipidemi (kolesterol yüksekliği) hastalığına ilişkin sahte belgeler sunarak malulen emekli olmaya, ÖTV muafiyetli araç almak veya engelli sağlık kurulu raporu almaya çalıştıkları belirlendi. Hastaneden çıkarılan sağlık kurulu raporlarına bakıldığında tüm raporların Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) indiriminden yararlanmak maksadı ile başvurulduğu belirlendi. Şüphelilerin sahte rapor düzenledikleri veya başkalarına ait raporları kullandıkları yapılan araştırmalar sonucunda tespit edildi.

Örgüt üyeleri arasında hastane çalışanı, doktor ve sekreteri, eczacı ile rapor sahte rapor almak isteyen 182 şahıs hakkında soruşturma açıldı.

Olaya ilişkin 46 kişi tutuklandı

Olaya ilişkin yapılan operasyonla 182 kişi gözaltına alındı. 22 örgüt üyesi, 4 örgüt lideri ve raporu almak için bu organizasyonla irtibata geçen şüpheliler ise azmettirici konumunda değerlendirilerek dosyaya dahil edildi. Bu şahıslardan 46’sı tutuklanırken diğer şüpheliler ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

“H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi

Olaya ilişkin hazırlanan iddianamede H.Y.; kurduğu ve liderliğini yaptığı şebeke bünyesinde, haksız heyet raporu almak isteyen kişilere aracılar vasıtasıyla ulaştığı, bu şahıslardan para almak suretiyle (kişi başı ortalama 25 bin TL) sahte belgeler ve başkalarına ait tahlilleri bir araya getirdiği, hastanelerdeki kamu görevlileri ile irtibata geçerek rapor sırası almaktan, kan ve sair biyolojik unsurları değiştirmeye kadar her türlü sahtecilik faaliyetini gerçekleştirdiği, sahte heyet raporu aldırdığı tape kayıtları ve fiziki takip ve fotoğraflar ile sabitlendiği belirtildi. H.Y’nin 196 eylemde parmağı olduğu belirlendi. İddianamede örgüt lideri olarak tanımlanan şüphelilerden H.Y’nin suçu ikrar ettiği belirtilirken örgüt lideri olarak tanımlanan diğer şüpheliler E.T. ve H.E’nin ise suçlamaları inkar ettikleri belirtildi.

Ayrıca toplamda 130 eylem bakımından kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçları işlenirken 50 eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı belirtildi.

Suçlamaları kabul etmediler

Olayla ilgili davanın 2. celsesi Kocaeli 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya tutuksuz olarak yargılanan sanıklar katıldı. Tutuklu sanıklar ise davaya katılamadığı görüldü. Olaya ilişkin ifadeleri alınan sanıklar, raporların sahte olduklarını bilmediklerini, sıra alma konusunda H.Y’nin kendilerine yardımcı olduklarını ancak kendisine para vermediklerini söyledi.

Mahkeme heyeti, ifadesi alınamayan sanıkların ifadesinin alınması için duruşmayı erteledi. – KOCAELİ

]]> https://www.haber28.com.tr/kocaelide-sahte-rapor-operasyonu-182-supheli-yargilaniyor/feed/ 0 Antalya’daki teleferik kazasında tutuklanan CHP’li belediye başkanı suçlamaları reddetti https://www.haber28.com.tr/antalyadaki-teleferik-kazasinda-tutuklanan-chpli-belediye-baskani-suclamalari-reddetti/ https://www.haber28.com.tr/antalyadaki-teleferik-kazasinda-tutuklanan-chpli-belediye-baskani-suclamalari-reddetti/#respond Mon, 08 Jul 2024 00:00:07 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=24107 Antalya’daki teleferik kazasına ilişkin soruşturma kapsamında tutuklanan CHP’li Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ön bilirkişi raporunun hatalı olduğunu söyleyerek, “Tek sorumlu benmişim gibi gösterildi” dedi.

Antalya Konyaaltı’nda Tünektepe Teleferik Tesisi’nde 12 Nisan’da meydana gelen kazada parçalanan kabinden düşen 54 yaşındaki avukat Memiş Gümüş yaşamını yitirmiş, 7 kişi yaralanmıştı. Teleferikte mahsur kalan 174 kişi de yaklaşık 23 saat süren çalışmalarla kurtarılmıştı.

Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca başlatılan soruşturma kapsamında 14 şüpheli gözaltına alındı. Dün akşam kazanın yaşandığı Tünektepe Teleferik Tesisi’ni işleten ANET A.Ş. eski Genel Müdürü ve son seçimlerde CHP’den Kepez Belediye Başkanı seçilen Mesut Kocagöz ile mevcut ANET Genel Müdür Vekili Ahmet Buğra Samsunlu, mekanik mühendisi Okan Erol, Megatower bakım şirketi sahibi Serdar Tezcan, bakım şirketinin bakım ve otomasyon amiri Serkan Yellice “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçlamasından tutuklandı.

ANET Genel Müdürü iken 31 Mart yerel seçimlerinde CHP’den aday olmak için istifa eden ve Kepez Belediye Başkanı seçilen Mesut Kocagöz, soruşturma kapsamında verdiği ifadesinde, genel müdürlüğü döneminde bakımların eksiksiz yapıldığını, buna ilişkin de ellerinde rapor olduğunu belirtti.

İstifa ettikten sonraki son bakımlara ilişkin bir bilgisi olmadığını bildiren Kocagöz, ayrıca hazırlanan ön bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu söyledi.

“TELEFERİK BENDEN ÖNCEKİ GENEL MÜDÜR DÖNEMİNDE FAALİYETE ALINMIŞTI”

Kocagöz ifadesinde, “28 Kasım 2023 tarihinde belediye başkanlığına aday adaylığına başvurusu yapmak amacıyla ANET Yönetim Kurulu Başkanlığından ve Genel Müdürlüğünden istifa ettim. 2017 yılı Ağustos ayı ANET A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdür olarak 2018 yılı kasım ayında söz konusu görevden ayrıldım. Belediye başkanlığına aday gösterilmeyince 2019 yılı mayıs ayı içerisinde yeniden ANET A.Ş. genel müdür ve yönetim kurulu başkanı olarak atandım.” bilgisini verdi.

“YAKLAŞIK 6,5 YIL TELEFERİKLE İLGİLİ HİÇBİR SIKINTI YAŞAMADIK”

Kocagöz, şunları kaydetti:

“Yaklaşık 6,5 yıl teleferikle ilgili hiçbir sıkıntı yaşamadık. Kazadan önce yapılan ağır bakım ve yıllık bakımlarla ilgili hiçbir bilgim bulunmamaktadır. Teleferik benden önceki genel müdür döneminde faaliyete alınmıştı. Benim herhangi bir sorumluluğum var ise benim haricimde sorumluluğa gidecek 4 kişi daha bulunmaktadır. Tek sorumlu benmişim gibi gösterildi. Ön bilirkişi raporunda civatalarla ilgili hususlar yazmaktadır.”

“BİLİRKİŞİ RAPORU HATALI”

“Ayrıca bilirkişi raporunun da hatalı olduğunu söylemek isterim. Söz konusu teleferikle ilgili bakımlar ve civatalar, direklerin bakımı ve buna benzer tadilat onarımın yapıldığına dair bilgi ve belgeleri avukatım birazdan sunacaktır. Benim görev yaptığım süre zarfında rutin bakımlar ile ağır bakımların eksiksiz yapıldığı, ANET A.Ş. Yönetim Kuruluna Mega Tower isimli şirket tarafından sunulmaktadır. Raporlar düzenli olarak çift heyet tarafından kontrol edilmektedir. Suçsuzum.”

ANTALYA ADLİYESİ ÖNÜNE ÇAĞRI: “ANTALYALILAR HALKIN İRADESİNE SAHİP ÇIKIN”

Öte yandan Mesut Kocagöz’ün resmi X hesabından, Antalyalılar saat 13.00’da Adliyesi önünde yapılacak olan basın açıklamasına çağrı yapılarak şu ifadelere yer verildi:

“Adalet öldü. Antalyalılar, halkın iradesine sahip çıkın, birleşin. Hukuki zemini olmayan bu siyasi karara karşı tepkimizi göstermek için tek ses oluyoruz. Seçimi kazandığı için iktidar tarafından cezalandırılmak istenen Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz’e sahip çıkmak için tüm Antalyalıları 15 Nisan Pazartesi saat 13.00’te Antalya Adliyesi’ndeki basın açıklamamıza bekliyoruz.”

CHP HEYETİ GÖREVLENDİRİLDİ

Öte yandan, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, gelişmelerin Antalya’da yakından takip edilmesi için CHP Grup Başkanı Ali Mahir Başarır başkanlığında heyet görevlendirdi.

Özel, “Antalya’daki teleferik kazası soruşturmasında Kepez Belediye Başkanımız Mesut Kocagöz hakkında verilen tutuklama kararını ve hukuki süreci yakından takip ediyoruz. Ancak Soma’dan İliç’e hiçbirinde kamu görevlilerinin soruşturulmadığı gerçeği ortada iken bu karar hukuki değil siyasidir. Kuşkusuz kazada dahli olan kim varsa kimsenin gözyaşına bakılmamalıdır. Bu kırmızı çizgimizdir. Bu hassasiyetle teleferik kazasındaki adli soruşturmayı yakından takip etmeyi sürdüreceğiz ama sırf partilimiz diye başkanımızı günah keçisi ilan edemezsiniz.” paylaşımında bulunmuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/antalyadaki-teleferik-kazasinda-tutuklanan-chpli-belediye-baskani-suclamalari-reddetti/feed/ 0
Adana’da 3 Yıl Önce Boğulan Çocuğun Ailesi Adalet İstiyor https://www.haber28.com.tr/adanada-3-yil-once-bogulan-cocugun-ailesi-adalet-istiyor/ https://www.haber28.com.tr/adanada-3-yil-once-bogulan-cocugun-ailesi-adalet-istiyor/#respond Fri, 05 Jul 2024 01:36:09 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=23496 Adana’da 3 yıl önce 35 santimetrelik havuzda boğulan Deniz’in ailesi adalet isterken, baba Yusuf Karslı, “Havuzun ruhsatının olmadığını, aslında orada havuz olmadığını, kaçak yapı olduğunu, mekanik sistemlerin yanlış olduğunu, elektronik sistemlerin yanlış olduğunu öğrendik” dedi.

Olay, 11 Haziran 2021 tarihinde öğle saatlerinde merkez Çukurova ilçesi Yüzüncüyıl Mahallesi’ndeki bir su parkında meydana geldi. Dilan-Yusuf Karslı çiftinin tek çocuğu olan Deniz Poyraz Karslı (10), annesi ve kuzenleriyle su parkına gitti. Dilan Karslı, havuz kenarında bulunan şezlongda otururken çocuklar ise havuzda eğlenmeye başladı.

Deniz Poyraz Karslı bir süre sonra 35 santimlik havuzdan çıkamadı. Deniz’in kuzenlerinden biri durumu anne Karslı’ya haber verdi. Havuza koşan Karslı, oğlunun suda hareketsiz yattığını görünce çığlık atarak yardım istedi.

Deniz’e ilk müdahaleyi, o sırada havuzda yüzen bir hemşire yaptı. İhbar üzerine olay yerine gelen ambulansla özel bir hastaneye kaldırılan Deniz, daha sonra Adana Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi.

Beynine oksijen gitmemesi nedeniyle hayati tehlike kaydıyla tedaviye alınan Deniz, 12 Haziran 2021 tarihinde sabah saatlerinde yaşamını yitirmişti. Acı haberi alınca yıkılan Dilan Karslı, polis merkezine giderek işletme sahiplerinin ihmali gerekçesiyle şikayetçi olup yargı sürecini başlatmıştı.

“Savcı vakumu teyit etti fakat ne bir tutuklama nede işletmeye yaptırım uygulanmadı”

Oğlunun annesiyle birlikte havuza eğlenmeye gittiği dile getiren baba Yusuf Karslı, “Çocuk havuzunda, 30 santimetrelik suda vakuma yakalanarak vefat ediyor. Olay anından savcının vakumu teyit etmesine rağmen, adli tıp raporunun çocuktaki mazgal izini teyit etmesine rağmen hiçbir şekilde o günden bugüne kadar ne bir tutuklama ne de işletmeye bir yaptırım uygulanmadı” dedi.

“Havuz sahibine 2 yıl ceza verip beraat ettirdiler”

Baba Karslı, havuzun 2021 yılından bu yana aktif bir şekilde çalıştığını söyleyerek, “Çocuğumun vefatından 15-20 gün sonra bile konser yaptılar eğlenceler düzenlediler, dönemin belediye başkanı da bu havuzda gerçekleşen etkinlikler olsun diğer organizasyonlar olsun hepsinin açılışına katıldı. Belli bir zaman sonra sadece havuz sahibine 2 yıl ceza verdiler sonra beraat ettirdiler olay onlara göre böyle kapandı” dedi.

“Havuzun ruhsatı olmadığını öğrendik”

2 yıl verilen cezanın içlerine sinmediği bu olayın üzerine gidip tekrar suç duyurusunda bulunduklarını aktaran baba Karslı, “Daha sonra yavaş yavaş olayları öğrenerek havuzun ruhsatının olmadığını, aslında orada havuz olmadığını, kaçak yapı olduğunu, mekanik sistemlerin yanlış olduğunu, elektronik sistemlerin yanlış olduğunu ve özellikle bahsettiğim kişiye de mutlaka suç duyurusunda da bulundum bilirkişi olan şahsın ilk yazdığı raporda kesinlikle havuzun dört dörtlük olduğunu, bizim suçlu olduğumuz şekilde bir rapor çıkarmış, biz bu rapor yüzünden bir buçuk yıl geriye gittik bu sorunu temizlemek için daha sonra itiraz ettik, iki tane bilir kişi raporu çıktı, ikisi de birbirinden farklıydı ve sonuç olarak mekanik sistemlerin tamamen yanlış olduğu anlatıldı” ifadelerine yer verdi.

“Adalet istiyorum, bizim için bayram kalmadı”

Baba Karslı, “Bizim yüreğimize su serpecek hiçbir şekilde bir karar çıkmadı. 2 yıl ceza verdiler, onda da yatmadı, sonuç olarak olay böyle. Ben adalet istiyorum, bu mu yani bu kadar mı? Bizim için bayram kalmadı, bizim içimiz yanmış başka ne diyeyim” diye konuştu. – ADANA

]]>
https://www.haber28.com.tr/adanada-3-yil-once-bogulan-cocugun-ailesi-adalet-istiyor/feed/ 0
EY Küresel Sigorta Görünümü 2024 Raporu Yayımlandı https://www.haber28.com.tr/ey-kuresel-sigorta-gorunumu-2024-raporu-yayimlandi/ https://www.haber28.com.tr/ey-kuresel-sigorta-gorunumu-2024-raporu-yayimlandi/#respond Thu, 09 May 2024 03:48:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17330 EY (Ernst & Young), “EY Küresel Sigorta Görünümü” raporunun 2024 versiyonunu yayımladı.

Şirketten yapılan açıklamaya göre, ekonomik belirsizliklerin, risklerin hakim olduğu bir çerçevede sigorta şirketlerinin teknolojik ilerlemelere ayak uydururken, zorlu koşulların üstesinden gelebilmek için güven, şeffaflık, kişiselleştirilmiş deneyim ve bütünsel çözümler ile daha fazla değer sağlaması gerekiyor.

Bu kapsamda EY’in raporu, bu yıl karşı karşıya kalacakları zorluk ve fırsatlar karşısında sigorta şirketlerine rehberlik edecek.

Rapora göre, sigorta şirketleri güvenlik ve tasarruf açıklarını azaltmak ve yeni müşteri taleplerini karşılamak için üretken yapay zekadan (Gen AI) yararlanabilir ancak bu noktada “güven” ön plana çıkıyor.

Bu güveni sağlayan sigorta şirketleri, daha sadık müşteriler kazanmanın yanı sıra karlılıklarını artırarak paydaşlar ve yasal düzenleyiciler ile verimli ilişkiler yürütebilir.

Raporun sonuçları, müşterilerin, ödedikleri ücretin karşılığını alma ve zor zamanlarda sigortacılara güvenme konusunda şüphe duymadığını gösteriyor.

Yatırımcılar da sigorta şirketlerinin stratejik önceliklerini (özellikle ESG konularıyla ilgili olarak) biliyor ve rapor edilen rakamları güvenilir buluyor. Düzenleyici kurumlar ise sigortacıların kritik toplumsal zorluklarla baş etme konusunda iyi bir konumda olduğuna inanıyor. Ancak sigorta alanında geleneksel olmayan rakiplerin artması önemli bir husus olarak öne çıkıyor.

Dijital çözümler, basit satın alma süreçleri ve müşteri ihtiyacına göre kolayca ayarlanabilen isteğe bağlı özellikler sunan InsurTech şirketleri, teknoloji platformları ve diğer sigorta dışı kuruluşlar, müşterileri, özellikle de genç kitleyi çekiyor.

Bunlara ek olarak, her temas noktasında güven sağlayan yeni oyuncular, markalarını güven üzerine inşa eden belli bir olgunluk seviyesindeki şirketlerden pazar payı alıyor.

Sigortacıların her paydaş nezdinde güveni perçinlemek için ürün tasarımı ve fiyatlandırma kararlarından teknoloji ve veri kullanımına, finansal raporlama ve mevzuat açıklamalarına kadar her konuda daha fazla şeffaf olması gerekiyor.

Tüketiciler, düzenleyici kurumlar ve üst düzey iş liderleri, yapay zeka konusunda iyimser olduklarını belirtirken aynı zamanda bazı endişeleri olduğunu ifade ediyor. Birçok sigortacı, üretken yapay zeka (Gen AI) uygulamalarını süreçlerine entegre etme konusunda hızlı hareket etme baskısı hissediyor.

Bu süreçte yapay zekanın sigortacılıkta güvenli ve güvenilir uygulanabilmesi için gerekli olan güçlü yönetişim modellerini oluşturmaya da zaman ayırmaları gerekiyor. Ayrıca yapay zeka odaklı süreçlerde, özellikle hassas müşteri verileri söz konusu olduğunda, müşteriler, ortaklar ve düzenleyiciler arasında güven oluşturmak için şeffaflık kavramı büyük önem taşıyor.

Sigorta şirketleri, varlık yönetimi ve finansal verimlilik alanları başta olmak üzere daha güçlü koruma arayan müşterilere ulaşmayı ve onların beklentilerini karşılamayı hedefliyor. Tüketiciler ise güvendikleri sağlayıcılara, yani doğru tavsiyelerde bulunan ve doğru çözümler sunan firmalara yöneliyor.

Bu doğrultuda, sigorta şirketlerinin müşterilerle güven oluşturacak şekilde etkileşim kurmak için daha basit ve daha erişilebilir ürünler, daha uygun dağıtım kanalları ve daha kişiselleştirilmiş hizmet deneyimi sağlaması önemli.

Otomotivden bulut bilişime ve ilaç sektörüne kadar en güçlü markaları potansiyel olarak bünyesinde barındıran şirketler için güveni yeniden tesis etmek hayati önem taşıyor.

Açıklamada görüşlerine yer verilen EY Türkiye Finansal Hizmetler Sektör Lideri ve Vergi Bölümü Şirket Ortağı Levent Atakan, raporun sonuçlarıyla ilgili değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“EY Küresel Sigorta Görünümü 2024 raporuna göre, düzenleyici kurumların sıkı incelemesi, gelişen teknolojiler ve yatırımcıların artan baskısı, sigorta şirketlerini önceliklerini yeniden gözden geçirmeye yönlendiriyor. Sektörün mevcut performansı ve geleceğe yönelik beklentileri açısından güven ve şeffaflık en önemli kriterler arasında yer alıyor. Günümüz piyasasında, sigorta liderleri yüksek maliyetler, sıkı iş gücü piyasaları, makroekonomik belirsizlik, artan korumacılık ve daha kapsamlı düzenleyici gerekliliklerle mücadele etmeye hazır olmalı.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ey-kuresel-sigorta-gorunumu-2024-raporu-yayimlandi/feed/ 0
Göztepeli Taraftarın Yüzündeki İzin Adli Tıp Raporunda Sabit İz Olarak Belirtildi https://www.haber28.com.tr/goztepeli-taraftarin-yuzundeki-izin-adli-tip-raporunda-sabit-iz-olarak-belirtildi/ https://www.haber28.com.tr/goztepeli-taraftarin-yuzundeki-izin-adli-tip-raporunda-sabit-iz-olarak-belirtildi/#respond Thu, 21 Mar 2024 05:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=10846 Spor Toto 1. Lig’de geçen sezon Göztepe- Altay arasında oynanan maçta tribünden atılan fişek sonucu yaralanan Göztepeli taraftarın yüzündeki izin “sabit iz” niteliğinde olduğuna dair hazırlanan adli tıp raporu dava dosyasına dahil edildi.

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı, biri tutuklu 23 sanığın yargılandığı davanın görüldüğü İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin talebi üzerine Mehmet Çakır hakkında rapor düzenledi.

Olaydan 1 yıl sonra alınan raporda, hastanın yaralanma sonucunda yüzünde oluşan izin “sabit olup olmadığı”, hastanın “duyularında veya organlarından birinin işlevinin sürekli yitirilmesi ya da zayıflaması niteliğinde olup olmadığı” hususları değerlendirildi.

“Yemek yemede zorlanıyorum”

Mehmet Çakır’ın, son yakınmalarına da raporda yer verildi. Çakır’ın sağ tarafta dişleri olmadığı için gıdaları sol tarafla çiğnediğini, katı gıdaları yutmakta sorun yaşadığını, ıslatarak yemek zorunda kaldığını ve solunumuyla ilgili bir yakınması olmadığı” şeklindeki sözleri raporda yer aldı.

Muayene bulgularına yer verilen raporda, Çakır’ın yüzündeki 2 lezyonun konuşma mesafesinden seçilebildiği, ilk bakışta dikkat çektiği, mimik hareketleriyle belirginleştiği, diğer lezyonun da hastanın başını sola çevirince konuşma mesafesinden seçilebildiği ifade edildi.

Çakır’ın üst ekstremite (kollar) fonksiyonlarının kaybının değerlendirilmesinde ise “Kişinin sol üst ekstremite engellilik oranı yüzde 13 olarak hesaplanmıştır.” ifadesi yer aldı.

Raporun sonuç bölümünde şu ifadelere yer verildi:

“Tıbbi bilgilerin incelenmesi, muayene bulguları ve ilgili ana bilim dalından istenilen konsültasyon yanıtının değerlendirilmesi sonucunda, hastada 27 Kasım 2022’de meydana gelen yaralanmanın çiğneme ve sol üst ekstremite fonksiyonlarının sürekli zayıflaması niteliğinde olduğu, hastada yüz sınırları içindeki olayla ilgili lezyonların yüzde sabit iz niteliğinde olduğu tıbbi kanaatinde varılmıştır.”

Gönderilen rapor, İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinin dava dosyasına girdi. Sanıkların yargılanmalarına 13 Mart’ta devam edilecek.

Davanın geçmişi

Gürsel Aksel Stadı’nda 27 Kasım 2022’deki müsabakanın 20. dakikasında, Altay taraftarlarının bulunduğu bölümden F.E, Göztepe seyircilerinin olduğu bölüme yanıcı madde fırlatmış ve Mehmet Çakır yaralanmıştı.

Olay nedeniyle müsabakanın 22. dakikada durdurulmasının ardından, Göztepe taraftarı Mehmet Nihat A, eline geçirdiği korner bayrak direğiyle Altay kalecisi Ozan Evrim Özenç’e saldırmıştı.

Olaylar sonucu hakemin isteğiyle futbolcular soyunma odasına gitmiş, yaklaşık 25 dakika beklemenin ardından müsabaka tatil edilmişti.

Mehmet Nihat A. “kasten öldürmeye teşebbüs” ve “Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanun’a muhalefet” suçlarından tutuklanmış, bir süre sonra tahliye edilmişti. Mehmet Nihat A. hakkında yürütülen soruşturma sonunda, sanık hakkında 15 yıla kadar hapis talebiyle dava açılmıştı.

Tribüne atılan fişek bir kişinin yaralanmasına ilişkin soruşturmada ise gözaltına alınan 23 kişiden 19’u tutuklanmış, daha sonra 18’i adli kontrol şartıyla tahliye edilmişti.

İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca 23 sanık için hazırlanan iddianamede, tutuklu sanık F.E’nin, işaret fişeğinin binlerce kişinin bulunduğu Göztepe tribünlerine doğru hedef gözetip ateşleyerek “kasten öldürmeye teşebbüs”, “tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarına sokmak ve kullanarak müsabaka düzenini bozmak”, “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçlarından hapsi istenmişti.

Diğer sanıkların da “kasten öldürmeye teşebbüs suçuna yardım”, “tehlike arz edebilecek aletleri spor alanlarına sokmak” ve “genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması” suçlarından cezalandırılmaları talep edilmişti.???????

]]>
https://www.haber28.com.tr/goztepeli-taraftarin-yuzundeki-izin-adli-tip-raporunda-sabit-iz-olarak-belirtildi/feed/ 0
Diyarbakır’da Kahramanmaraş merkezli deprem davası devam ediyor https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/ https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/#respond Thu, 14 Mar 2024 06:36:33 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=9805 Diyarbakır’da 6 Şubat 2023’te meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremlerde yıkılan ve 89 kişinin hayatını kaybettiği Galeria Sitesi’ne ilişkin aranan 3 müteahhidin de aralarında bulunduğu 4’ü tutuklu 7 sanığın yargılanmasına devam edildi.

Diyarbakır 11. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, tutuklu müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir, tutuklu bulundukları cezaevinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi’yle (SEGBİS) katılırken, avukatları ise salonda hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan Sedat Eser, Galeria Sitesi’nin eski halinden eser kalmadığını iddia ederek, iş yerlerinde duvarların kaldırıldığını, kolon kesme iddialarının olduğunu öne sürerek, üzerine isnat edilen suçlamaları kabul etmediğini belirtti.

Sanık Mehmet Şirin Yiğit, “İnşaatın yapım sürecinde herhangi bir katkım söz konusu değil. Hiçbir süreçte imzam yok. Tanıkların ifadelerinde kolon kesme iddiası var. Zeminin sert olduğu raporlara yansımıştır. Bilirkişi raporlarında çelişkiler mevcuttur. Tahliye ve beraatimi talep ediyorum.” dedi.

Sanık Tevfik Demir de Galeria Sitesi inşaatı ile ilgili hiçbir bağlantısının olmadığını öne sürerek, suçlamaları reddetti.

Sanık Şeyhmus Yiğit ise üzerine isnat edilen suçlamayı kabul etmeyerek, tahliye talebinde bulundu.

Duruşmada tanık olarak dinlenen Feride Laçin, Galeria Sitesi inşaat halindeyken buradan ev ve büro aldığını belirtti.

Depremde komşularının da öldüğünü ifade eden Laçin, “25 yıl boyunca bu sitede oturdum. Sitenin altında olan marketten sürekli alışveriş yapardım. Markette kolon sıkıntısı vardı. Büromun bulunduğu bloğun diğer kısmı ikinci depremde yıkıldı. D blok altında ise spor salonu vardı. Orada da kolon yoktu. Yan tarafta yapılan inşaatın temel kazısı da etkiledi. Burada sadece sanıklar değil kusuru olan herkes yargılansın.” dedi.

“Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik”

Tanıklardan inşaat mühendisi Mehmet Fuat Ezber ise talep doğrultusunda temel atılmadan önce zemin etüdü yaptıklarını ve zeminin taşıma gücünün zayıf olduğunu tespit ettiklerini ileri sürdü.

O dönemlerde zeminde yer altı suyu olduğunu tespit ettiklerini öne süren Ezber, “Bu tespitler doğrultusunda rapor tuttuk. Zeminin 6 metre daha kazılıp uygun hale getirilmesi gerekiyordu. Haliyle daha da maliyetli olurdu. Bütün binalarda temel atılmadan önce zemin etüdünün yapılması lazım. Yoksa yapılan binalar riskli olur. Raporda temelin riskli olduğunu söylemiştik. Raporun projeye eklenmesi gerekiyordu ancak raporun sonradan projeye eklenmediğini öğrendik.” ifadelerini kullandı.

Tanık jeoloji mühendisi Halis Dabaz da bina yapılmadan önce zemin etüdüne ilişkin hazırladıkları raporda zemin killi olması nedeniyle zayıf ve taşıma gücü düşük olduğunu tespit ettiklerini öne sürdü.

Rapora göre, temelin derin kazılması gerektiğini belirten Dabaz, söz konusu raporu inşaat mühendisleri odasına sunduklarını belirtti.

Tanık Aziz Sabri Özdemir ise sitenin altında bulunan marketin sahibi olduğunu belirterek, kolon ve kirişlere yönelik herhangi bir müdahalenin olmadığını iddia etti.

Marketin eski işletmecisinin dükkan içinde merdiven yaptığını öne süren Özdemir, “Çünkü marketin alt kısmında bulanan bölümü başkasından kiralamışlardı. Galeria İş Merkezinde duvar kırdırmayan esnaf kalmamıştı.” dedi.

Tanık Şükrü Özkılıç da Galeria Sitesi’nde iş yerlerinin bulunduğunu ve resmi kurumlara kiraladığı için depreme dayanıklı olduğuna dair rapor tuttuğunu iddia ederek, kolon ve kiriş kesmelere şahit olmadığını iddia etti.

Tanık Sabri Yılmaz ise binanın yapımından sonra sadece ilk iki yılda yağışlı havalarda binanın bodrumunda su biriktiğine şahit olduğunu öne sürdü.

Depremde yakınlarını kaybeden 2 müşteki de sanıklardan şikayetçi olduklarını belirterek, cezalandırılmalarını talep etti.

Savcı sanıkların cezalandırılmasını talep etti

Cumhuriyet savcısı esas hakkında hazırladığı mütalaasında, tutuklu sanıkların isnat edilen suçtan cezalandırılmasına, tutukluluk hallerinin devamına ve firari sanıkların dosyalarının ayrılması yönünde görüş bildirdi.

Avukatlar, savcının esas hakkında hazırladığı mütalaasına iştirak etmediklerini, müvekkillerinin suçsuz olduğunu savunarak, tahliyelerini talep etti.

Savunmaların ardından mahkeme, 4 sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 22 Mart’a erteledi.

İstenilen ceza

İddianamede, tutuklanan müteahhitler Sedat Eser, Mehmet Şirin Yiğit, Şeyhmus Yiğit, inşaat mühendisi fenni mesul Tevfik Demir ile haklarında yakalama kararı bulunan M.E, H.M.Y. ve İ.H.Y. hakkında “bilinçli taksirle birden fazla kişinin ölümü ve yaralanmasına neden olma” suçundan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor.

]]>
https://www.haber28.com.tr/diyarbakirda-kahramanmaras-merkezli-deprem-davasi-devam-ediyor/feed/ 0
Özhaseki: Tehlike oluşturacak zehirli atığa rastlanmadı https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-tehlike-olusturacak-zehirli-atiga-rastlanmadi/ https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-tehlike-olusturacak-zehirli-atiga-rastlanmadi/#respond Sat, 02 Mar 2024 03:24:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7885 Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Mehmet Özhaseki, Erzincan’ın İliç ilçesindeki maden kazasının yaşandığı sahada şu ana kadar tehlike oluşturacak zehirli bir atığa rastlanmadığını bildirdi.

Özhaseki, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı ile maden ocağı sahasında açıklamalarda bulundu.

Olayın olduğu andan itibaren bakanlığın ilgili birimlerinin, 10 bilim insanı ve bakanlık uzmanlarının donanımlı mobil cihazlarla bölgeye gittiğini bildiren Özhaseki, olayları yakından takip ettiklerini vurguladı.

Bölgeye geldikten sonra heyelan alanında uçan, biriken toprağın nehir ile buluşmasını kesmek için menfez kapaklarının kapatıldığını aktaran Özhaseki, sonrasında bu toprağın güvenli bir yere nakli için gerekli arama çalışmaların yapıldığını söyledi.

Özhaseki, şöyle devam etti:

“Bu toprağın herhangi bir şekilde insan sağlığına çevreye zararı var mı, havada, suda, toprakta tehlikeli atıklar oluştu mu gibi bir soruya cevap bulabilmek amacıyla da arkadaşlarımız her gün 9 noktadan numune alıyorlar. Sonra bunu gerek kendi mobil cihazımızda gerekse üç ayrı dışarıdaki yetkin laboratuvarlarda incelettiriyorlar. Şu ana kadar çok şükür tehlike oluşturacak bir zehirli atığa rastlanmadı. Bundan sonra da bu titizliği devam ettireceğiz, sonuna kadar sürdüreceğiz. Herhangi bir tehlikenin oluşmaması için elimizde ne geliyorsa onu yapacağız.”

Özhaseki, toprağın taşınması aşamasında taşınabilecek yerlerin tespiti dahil üzerlerine düşeni yapacaklarını vurgulayarak, “Çok şükür burada bir tehlikenin oluşmaması bizim için son derece önemliydi, bundan sonra da inşallah olmaz diye ümit ediyorum. Ama bu hiçbir zaman bizim yapacağımız çalışmalara mani değil, burada biz bu çalışmaları titizlikle sürdüreceğiz.” diye konuştu.

Her gün topraktan numune alınıp, havadaki ölçümleri yapacaklarını bildiren Özahseki, “Ayrıca yer altındaki suların nehre ulaşma konusundaki tehdidini de göz önünde bulundurarak, ne yapılması icap ediyorsa bilim adamlarımızın tavsiyeleriyle, uzmanlarımızın bu konudaki görüşleriyle istişareyle bakanlıklar arasındaki bir koordinasyonla üzerimize düşen de yapmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

“Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri”

Gazetecilerin sorularını da yanıtlayan Özhaseki, bölgeye geç gitmesine yönelik tepkiler olduğunun belirtilmesi üzerine, “Özellikle kendi özelimle ilgili bir şey söylemek istemezdim ancak bir ay kadar önce 8 saat süren bir operasyon geçirdim ve buradaki hadisenin vuku bulduğu gün de devamında 2 saatlik bir operasyon daha geçirdim. Hastanede kalıp doktorların nezaretinde uzunca bir süre tedavi oldum.” dedi.

Olayın olduğu ilk andan itibaren narkozun etkisinden kurtulmasıyla, çevreden sorumlu Bakan Yardımcısı, ÇED Genel Müdürü, Çevre Yönetimi Genel Müdürü ve bilim insanlarından oluşan ekipten anbean olayları takip ettiğini anlatan Özhaseki, “Buradaki olayların hepsinden de sonuna kadar tabii ki haberim var. Gelememe nedenim sadece özel sağlık nedenleri, o yüzden eğer özür dilemem gerekiyorsa bütün kamuoyundan özür dilerim.” ifadelerini kullandı.

“Bugüne kadar tutanaklara yansıyan tam 135 denetim yapılmış”

Özhaseki, bölgedeki denetimlere ilişkin soruyu yanıtlarken, ÇED raporlarının Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığından alındığını anımsattı.

Kirleticilik vasfı bulunan herhangi bir işletmeyi açacak olan her kim varsa Bakanlığa müracaat ettiğini anlatan Özhaseki, şöyle konuştu:

“Kirleticilik vasfı yüksekse Bakanlık yetkilidir bu konuda, değilse biraz düşük oranda ise onda valiliklerimiz, çevre il müdürlükleri yetkili. Buradaki hadise ÇED çıkmadan önce başlamış ama 2008’de ilk raporu alınmış. Yani neredeyse tam 16 sene kadar önce bu rapor alınmış, aradan geçen zaman ve süre içerisinde 2-3 bazen 4 yıl gibi aralıklarla ya genişletme ya alandaki değişik proseslerin uygulanması ile ilgili de bir takım ÇED raporundaki yenilenmeler söz konusu olmuş, arkadaşlarımız titizlikle tabii bu işi takip ediyorlar.”

Özhaseki, bir ÇED raporu için müracaat edildiğinde 2 yılı bulabilen uzun bir süreç yaşandığını belirterek, oradaki birçok bakanlık, kamu kuruluşu, yereldeki idarelerle yazışmalar yapıldığını bildirdi.

Rapor verildikten sonra belli aralıklarla tüm bakanlıkların kendi alanına düşen denetimleri yaptığını aktaran Özhaseki, “Arkadaşlarımız bugüne kadar burayla ilgili tutanaklara yansıyan tam 135 tane denetim yapmışlar. En çok denetim 2022 yılı ortalarında meydana gelen bir borunun patlaması üzerine olmuş. Burada kapatma kararı vermişler, en ağır para cezasını vermişler, ayrıca da savcılığa suç duyurusunda bulunmuşlar. Daha sonra ilgili firma bunları giderdiğini ispat ederek, yeniden müracaat ettiğinde de tabii ki çalışmasına izin vermişler.” diye konuştu.

Özhaseki, denetimlerin büyük çoğunluğunun 2022 ortasından itibaren başladığına dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Burada çevreye bir zarar veriliyor mu, verilmiyor mu? Nihayetinde oradaki madende üretim şartlarından dolayı tabii olarak bir tehlike oluştuğu için bunun çevreye etkisi noktasında arkadaşlarımız ölçümler yapmaya da devam etmişler. Şu ana kadar bizim raporlarımızda söylüyorum bu konuda tehlike oluşturacak bir şey olmadığı hususunda da bilgiler var. Yığının ne kadar olduğu, kaç metre yükseklikte olduğu, bunların ÇED raporlarına nasıl yansıdığı, sınırların aşılıp aşılmadığı bunların hepsi hem idari hem adli hem de hukuki boyutlarıyla inceleniyor.”

Bütün bakanlıkların kendi müfettişlerini gönderip, kendi bakanlıkları açısından ilgili genel müdürlüklerin bir kusuru olup olmadığını incelediklerini dile getiren Özhaseki, “Bizim de baş müfettişlerimiz buradalar, ilgili birimlerimize düşen tarafta bir kusur var mı yok mu, biz de onu inceliyoruz. Varsa zaten gereğini yaparız. Öbür taraftan da adli olarak da savcılarımız burada serbestçe çalışıyorlar. Nihayetinde kusur kimde niye böyle bir olay meydana geldi, bu da ortaya çıkacaktır, diye düşünüyorum.” şeklinde konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/ozhaseki-tehlike-olusturacak-zehirli-atiga-rastlanmadi/feed/ 0
Trabzon’da Midibüs Kazasında İhmaller Zinciri Ortaya Çıktı https://www.haber28.com.tr/trabzonda-midibus-kazasinda-ihmaller-zinciri-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/trabzonda-midibus-kazasinda-ihmaller-zinciri-ortaya-cikti/#respond Wed, 07 Feb 2024 07:24:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=4453 TRABZON’da bir evin duvarına çarpıp, devrilen yolcu midibüsündeki 1’i çocuk 6 kişinin hayatını kaybettiği, 37 kişinin yaralandığı kazaya ilişkin hazırlanan bilirkişi raporu, ihmaller zincirini ortaya çıkardı. Raporda; yaralı sürücünün, kazadan saatler önce ilk kez teslim aldığı aracın frenlerinin sertleştiğini ilgililere bildirmesine rağmen yola devam ettiği, kronik fren arızasının giderilmediği, kapasitesi üzerinde ayakta yolcu alınan ve arka fren mekanizmasında yağ kaçağı tespit edilen midibüsün rutin bakımların usulüne uygun yapılmadığı belirlendi. Kaza anına dair araç içi görüntüler ortaya çıkarken; belediye bünyesindeki ilgili şirket ‘asli’, tahliye edilen sürücü ‘tali’ kusurlu bulundu.

Kaza, 4 Mayıs 2023’te Akçaabat ilçesi Dörtyol Mahallesi’nde meydana geldi. Adem B. (37) yönetimindeki Büyükşehir Belediyesi’ne ait 61 K 737 plakalı yolcu midibüsü, yokuştan inerken virajda kontrolden çıkarak yol kenarındaki evin duvarına çarpıp, devrildi. Kazada Fadime Akgün (55), Azra Akgün (4), Yusuf Değirmenci (65), Ayşe Zengin (55), Neriman Aslan (67) ve Emine Bayraktar (66) hayatını kaybetti, 37 kişi yaralandı. Kazada ölenler, gözyaşları içinde toprağa verilirken, yaralılarından bazıları tamamlanan tedavileri sonrası taburcu edildi. Kaza ile ilgili adli ve idari soruşturma sürerken; tedavisinin ardından gözaltına alınıp, ‘taksirli ölüme ve yararlanmaya neden olmak’ suçundan tutuklanan sürücü Adem B., cezaevinden tahliye edildi.

FREN SİSTEMİ EFEKTİF ÇALIŞMIYORMUŞ

Kazaya ilişkin Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nce hazırlanan bilirkişi raporu tamamlandı. Rapor, kaza öncesi yaşanan ihmaller zincirini de ortaya çıkardı. Raporda; midibüse kapasitesi üzerinde ayakta yolcu alındığı, yaralı sürücü Adem B.’nin talebiyle arıza kaynaklı daha önce 10’u aşkın araç değiştirdiği, kazadan saatler önce ilk kez teslim aldığı aracın frenlerinin sertleştiği durumunun ilgililere bildirildiği, ancak yine yola devam ettiği, rutin bakımların usulüne uygun yapılmadığı, daha önce de tekrar eden kronik fren arızasının giderilmediği, arka tekerlerin fren mekanizmasında yağ kaçağı tespit edildiği, fren sisteminin efektif olarak çalışmadığı gibi birçok ihmale yer verildi.

ÖN BALATALAR BİTİKMİŞ

Sürüş emniyeti bulunmayan aracın trafiğe çıkmasının kazaya zemin hazırladığı belirtilen raporda, “Rapor içeriğinde belirtilen teknik inceleme neticesinde; aracın kompresörünün yeterli düzeyde hava basıncı üretmediği, aracın okunan değerinin olması gereken değerden yaklaşık 2 bar eksik çıktığı, bu durumun frenlemeyi olumsuz yönde etkileyeceğinin belirtildiği, aracın hidrolik seviyesinin normal olduğu, balata kontrolü neticesinde aracın arka tekerlerinin hiçbir şekilde frenleme yapmadığını, arka tekerlerin fren merkezinde yağ kaçakları olduğu, ön tekerleklerin balatalarının bitik durumda olduğu, bitik durumdaki balataların ikazını sürücüye veren elektriksel kablonun arızalı olduğu ve çalışmadığı, fazla ısınmadan kaynaklı balataların yüzeylerinde yanıklar ve konikleşmelerin oluştuğu, aracın ön ve arka viraj denge çubuklarında herhangi bir boşluk bulunmadığının tespit edildiği görülmüştür” denildi.

SÜRÜCÜ ‘TALİ’, TULAŞ ‘ASLİ’ KUSURLU

Kazanın meydana gelmesinde belediye bünyesindeki ilgili şirket TULAŞ ‘asli’ kusurlu, cezaevinden tahliye edilen sürücü ‘tali’ kusurlu bulundu. Raporda, sürücü için ‘meydana gelen kazada dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından kaynaklı tali kusurludur’ ifadesi yer aldı. Bilirkişi raporunda sürüş emniyeti bulunmayan aracın trafiğe çıkmasının kazaya zemin hazırladığı da kaydedildi.

KAZA ARAÇ KAMERASINDA

İlgili rapor Akçaabat Asliye Ceza Mahkemesi’ne gönderilirken, kaza anına dair araç içi görüntüler de ortaya çıktı. Görüntülerde; 3 çocuklu bir kadının araca binmesinden 1 dakika sonra eğimli yolda midibüsün aniden hızlandığı, sürücünün manevra yapıp aracı durdurmaya çalıştığı, kontrolden çıkan aracın duvara çarparak devrildiği, oturdukları koltuklardan savrulan yolcuların büyük korku ve panik yaşadığı anlar yer aldı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/trabzonda-midibus-kazasinda-ihmaller-zinciri-ortaya-cikti/feed/ 0
Kahramanmaraş’ta depremde yıkılan bloklarla ilgili iddianame hazırlandı https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-depremde-yikilan-bloklarla-ilgili-iddianame-hazirlandi/ https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-depremde-yikilan-bloklarla-ilgili-iddianame-hazirlandi/#respond Sun, 28 Jan 2024 21:48:28 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=3788

KAHRAMANMARAŞ’ta depremde 2 bloku yıkılarak 115 kişinin öldüğü, 7 kişinin de yaralandığı Penta Park Sitesi’yle ilgili yürütülen soruşturma tamamlandı. Hazırlanan iddianamede 2’si tutuklu 3 kişinin ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 22,5’ar yıla kadar hapsi istendi.

Şehit Abdullah Çavuş Mahallesi’ndeki 3 bloklu Penta Park Sitesi’nin 2 bloku 6 Şubat’ta meydana gelen depremin ilk saniyelerinde yıkıldı. Şehrin en prestijli konutları arasında gösterilen sitenin 1’inci blokunda 65, 2’nci blokunda da 50 kişi olmak üzere toplam 115 kişi yaşamını yitirdi. 7 kişinin de yaralandığı blokların yıkılmasıyla ilgili başlatılan soruşturmada siteyi inşa eden şirketin yetkilileri Mesut Başkır (77), kardeşi Metin Başkır (61) ile Statik Proje müellifi Özcan Çakmak (60) gözaltına alındı. Sorgularında suçlamaları kabul etmeyen şüphelilerden Mesut Başkır ile Özcan Çakmak tutuklanırken, Metin Başkır serbest bırakıldı.

‘KOLONLAR TIRAŞLANARAK KABLO ÇEKİLDİ’

Soruşturmada ölenlerin yakınları ve sağ kurtulanların da ifadelerine başvuruldu. İfadesi alınanlardan bina görevlisinin oğlu Bekir Demir, 3’üncü blokun zemin katındaki bankada tadilat işlemi yapıldığını belirterek, “Binanın altında bulunan banka şubesi olarak kullanılmadan önce tadilat yaptı. Banka, kolonlarda tıraşlama yaparak kablo tesisatı çekti” dedi.

Soruşturmayı yürüten savcı, binalarla ilgili tüm proje, belge, fotoğraf ve videoları nihai rapor için Karadeniz Teknik Üniversitesi’ne (KTÜ) gönderdi. İncelemelerini tamamlayan KTÜ  Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü’nden 7 kişilik bilirkişi, 50 sayfalık bir rapor hazırladı. Raporda; bankanın bodrum kat ile zemin kat bağlantısını sağlayan merdivenin yerinin değiştirildiği, yeni merdivenin galeri boşluğuna konumlandırıldığından döşemede herhangi bir yıkım yapılmadığının tespit edildiği belirtilerek şöyle denildi:

“Soruşturma dosyası üzerinden yapılan inceleme, değerlendirme ve elde edilen bulgular neticesinde, söz konusu binada projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarında Afet Bölgelerinde Yapılacak Yapılar Hakkında Yönetmelik ve İmar Kanunu esaslarına yeterince uyulmadığı görülmüştür. Deprem nedeniyle yıkılan binanın projelendirme, yapım ve iş bitimi aşamalarındaki mevcut durumuna göre yapım sorumlusu müteahhit, teknik uygulama sorumlusu/fenni mesul, statik proje müellifi, Ziraat Bankası’nda yapılan izinsiz veya projesiz tadilatlardan sorumlu kişiler asli kusurlu, belediyenin ilgili birimindeki yapı ruhsatlarında proje kontrollerinden sorumlu kişiler ile belediyenin yapı kontrol birimi tali kusurludur.”

‘GEREKLİ DİKKAT VE ÖZENİ GÖSTERMEDİLER”

Soruşturma sonunda savcı, şüpheliler Mesut Başkır, Metin Başkır ve Özcan Çakmak hakkında ‘Bilinçli taksirle ölüme ve yaralamaya neden olma’ suçundan 22,.5’ar yıla kadar hapisle cezalandırılmaları için iddianame düzenledi. İddianamede; Kahramanmaraş’ın 1’inci derecede deprem kuşağında olduğunun herkes tarafından bilinebilir durum olduğunu, şüphelilerin üstlendikleri görev nedeniyle bunu bilmemelerinin mümkün olmadığı belirtilerek, “Şüphelilerin kanuna, yönetmeliğe ve projelere uygun olarak yapılmayan, gerekli dayanıklı malzeme ile inşa edilmeyen, teknik özenin gösterilmediği binaların deprem sırasında yıkılabileceğini öngörmelerinin gerektiği, bunu öngörmelerine rağmen gerekli dikkat ve özeni göstermemek suretiyle binanın yapımında kendisine kusur olarak atfedilebilecek işlemleri gerçekleştirdikleri, bu haliyle şüphelilerin bilinçli taksirle hareket ettiklerinin kabulünün gerektiği” denildi.

EK RAPOR İSTENDİ

İddianamede; merdiven yerinin değiştirilmesi sebebiyle bilirkişi raporunda asli kusurlu bulunan zemin kattaki bankadaki tadilat işlemlerinden sorumlu olan kişiler ile tali kusurlu olan belediye görevlilerin dosyalarının ayrıldığı, ayrıca zemin katta bulunan kasaların ağırlıklarının binanın statiğini bozup bozmadığı, taşıyıcı sisteme yakın olarak konumlandırılmış olması nedeniyle binanın deprem esnasında salınımını engelleyip engellemediği yönünde bilirkişi raporunda bir değerlendirme yapılmadığından dolayı kasaların ağırlıkları ile konumlarının ilgili bankalardan alınarak ek bilirkişi raporu için bilirkişi heyetine gönderildiği belirtildi.

Savcılık tevzi bürosuna gönderilen 13 sayfalık iddianamenin kabul edilmesinin ardından sanıkların yargılanmasına başlanacak.

]]>
https://www.haber28.com.tr/kahramanmarasta-depremde-yikilan-bloklarla-ilgili-iddianame-hazirlandi/feed/ 0
Kalfalık eğitimi sırasında meydana gelen kazada yüzde 80’i yanan lise öğrencisi 15 ameliyat geçirdi https://www.haber28.com.tr/kalfalik-egitimi-sirasinda-meydana-gelen-kazada-yuzde-80i-yanan-lise-ogrencisi-15-ameliyat-gecirdi/ https://www.haber28.com.tr/kalfalik-egitimi-sirasinda-meydana-gelen-kazada-yuzde-80i-yanan-lise-ogrencisi-15-ameliyat-gecirdi/#respond Mon, 15 Jan 2024 22:24:20 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2677

ANTALYA’da kalfalık eğitimi sırasında, aracın yakıt deposunun şamandırasını değiştirirken meydana gelen parlamada vücudunun yüzde 80’i yanan lise öğrencisi Beyzanur Hatmorioğlu (18), 7 ayda 15 ameliyat geçirdi. Hatmorioğlu, “Uzun süre yürüyemedim. Ellerimi doğru düzgün kullanamıyorum. Aynaya bakamıyorum. Eski ben değilim artık. Başkalarının yaptığı bir hata hayatıma mal oldu” dedi.

Muratpaşa Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde elektromekanik alanında eğitim gören Beyzanur Hatmorioğlu, Akdeniz Sanayi Sitesi’ndeki bir araç servisinde, kalfalık eğitimini sürdürürken, iş kazası geçirdi. Hatmorioğlu ve ustası T.A., 20 Haziran’da servise gelen otomobilin arka koltuğu altındaki yakıt deposunun şamandırasını değiştirirken, parlama oldu. O sırada aracın içinde olan ve alevler arasında kalan Hatmorioğlu’nun yüzü ve vücudu ciddi derecede yandı. Hatmorioğlu, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’ne kaldırılırken, T.A. ise Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde tedaviye alındı. Uzun süre Akdeniz Üniversitesi Yoğun Bakım Ünitesi’nde tedavi gören Beyzanur Hatmorioğlu, 15 ameliyat geçirdi.

‘ESKİ BEN DEĞİLİM’

Staj yaptığı yerde yaşadığı kazayı anlatan Hatmorioğlu, alevin, aracın arka koltuk tarafındaki yakıt deposundan parladığını anlattı. Hatmorioğlu, “Çok uzun yoğun bakım sürecim oldu. Uzun süre yürüyemedim. Ellerimi doğru düzgün kullanamıyorum. Aynaya bakamıyorum. Eski ben değilim artık.  Başkalarının yaptığı bir hata hayatıma mal oldu. Eğitim hayatım bitti. Ben çok seviyordum okulumu. Şu an güneşe bile çıkamadığım için okula gidemiyorum. Hayalim usta olmaktı. Sanırım artık onu da yapamayacağım” dedi.

Kaza nedeniyle vücudunun yüzde 80’inin ileri derecede yandığını aktaran Beyzanur Hatmorioğlu, çok fazla doku kaybı nedeniyle ellerini kollarını hareket ettirmekte zorlandığını anlattı. Kalıcı hasarın fizik tedavilerle düzelemeyeceğinin kesinleştiğini belirten Beyza Hatmorioğlu, ellerini oynatabilmesi ve kollarının açılabilmesi için önümüzdeki aylarda çeşitli ameliyatlar geçireceğini söyledi.

‘ORTADA BÜYÜK BİR SUÇ VAR’

Olayla ilgili yürütülen soruşturmada alınan bilirkişi raporunda iş yerinin kusursuz olduğunun belirtilmesi üzerine iş yerine ilişkin takipsizlik kararı verildiğini söyleyen Hatmorioğlu, “Bilirkişinin tamamen yanlış bir rapor düzenlediğini düşünüyorum. Ortada büyük bir suç var. Ben onların öğrencisi olarak çalıyordum. Herkesin hak ettiği cezayı çekmesini istiyorum” diye konuştu.

Hatmorioğlu’nun avukatı Erdal Yiğit, olayla ilgili Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen bilirkişi heyet raporunda, aracın elektronik devresinin teknik yönden incelemesinin yapıldığını belirterek, şöyle konuştu:

“Raporda, ‘Yangın odağının elektronik kart ve yakın çevresi olduğu, arıza giderme işinin standart yönetmeliklere göre uygun yapılmadığı, bu nedenle yangın meydana geldiği görüş ve kanaatindeyiz. Araca müdahale eden uzman T.A. isimli çalışanın yangının meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, diğer kişilerin bir kusuru olmadığı görüşü ve kanaatindeyiz’ denildi. Savcılık bilirkişi raporu sonrası iş yeriyle ilgili takipsizlik kararı verdi. Bilirkişi raporunu düzenleyen 2 kişiden 1’i elektrik mühendisi, diğeri makine mühendisi. Olay yeri inceleme raporları ve tanık beyanlarına göre, yangın aracın arka tarafındaki benzin pompasında aküyle elektrik verilmesinden kaynaklanıyor. Takipsizlik kararına itiraz ettik.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/kalfalik-egitimi-sirasinda-meydana-gelen-kazada-yuzde-80i-yanan-lise-ogrencisi-15-ameliyat-gecirdi/feed/ 0
Tekirdağ’da taşan derenin suyuna kapılan çocukların ölümüne ilişkin soruşturma izni verildi https://www.haber28.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklarin-olumune-iliskin-sorusturma-izni-verildi/ https://www.haber28.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklarin-olumune-iliskin-sorusturma-izni-verildi/#respond Mon, 08 Jan 2024 07:48:04 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2124 TEKİRDAĞ’da taşan derenin suyuna kapılan Burak Önder (9) ile Mustafa Aslan’ın (13) ölümüne ilişkin bilirkişi heyeti raporunda, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi ‘asli’ kusurlu bulundu. Rapor sonrası soruşturmayı yürüten Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 belediyenin fen işleri müdürlüğündeki devlet memurlarının soruşturulması için İçişleri Bakanlığı’ndan izin istedi. Bakanlık, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi hakkında soruşturma izin verdi.

Ergene ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, 25 Haziran 2021’de sağanak nedeniyle derenin taşması ile kıyıda oyun oynayan Burak Önder, kardeşi Barış Önder ve arkadaşları Mustafa Aslan, suya kapıldı. Dere üzerindeki kanalizasyon künkleri içinde 500 metre mesafedeki dere yatağına sürüklenen Burak Önder ile Mustafa Aslan hayatını kaybetti; Barış Önder çevredekilerce kurtarıldı. Çocukların ölümünün ardından Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Murat Kuruoğlu, Dr. Fethi Kadıoğlu ve Dr. Oral Yağcı’dan oluşan bilirkişi heyeti, bölgede 10 Şubat 2022’de inceleme yaptı. 2 saat süren incelemede heyet, çocukların içinde sürüklendiği beton künkleri metre ile ölçtü. Boğulmaktan son anda kurtarılan Barış Önder de olay günü yaşadıklarını heyete anlattı.

‘İNSAN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN ÖNLEM ALINMAMIŞ’

Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu. Raporda, olayda herhangi bir kasıt bulunmadığı, kaza olduğu nitelendirildi. Olayın meydana gelmesinde, hidrolik olarak açık kanalın etrafında; insan girişini engeller nitelikte tel, çit ve benzeri herhangi bir önlem alınmamış olmasının etkisine dikkat çekilen raporda, Benzer şekilde yolun kenarında zemin altında yer alan betondan yapılmış 200 metre uzunluğundaki boru menfezlerin ağzında boruya katı madde girişini engeller nitelikte koruyucu bir ızgaranın olay sarihinde bulunmuyor olması da başka bir etken olarak değerlendirilmiştir denildi.

‘KANALI USULÜNE UYGUN KAPAMAYAN İDARE ASLİ KUSURLU’

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün ‘asli kusurlu’ bulunduğu raporda, şunlar kaydedildi 2016-2017 yılları arasında açık kanalı, kapalı kanal haline getiren idarenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu idareler kapsamında ise Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nden hangisinin kanalı kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi halinde; gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması gerek yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, su kenarında bulunan menfezlerin ani suyla yaşamlarını yitirmesine neden olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bu nedenle bu işleri yapan idarenin gerekli özeni borunun yerine getirilmemiş olması karşısında, 2016-2017 arasında kapalı kanalı usule uygun yapmayan idarenin asli kusurlu olduğu takdiri savcılığınıza ait olmak üzere değerlendirilmiştir.

‘YOLDA DEFORMASYONA MÜDAHALE EDİLMEMİŞ’

Raporda ayrıca olayın meydana geldiği bölgede otoyolun menfez bölgesinde oluşan deformasyona da müdahale edilmediği kaydedildi. Otoyolun bakımından sorumlu belediyenin bu nedenle ‘tali kusurlu’ bulunduğu raporda, Bu açıdan 2016 yılında kapalı kanal yaparken bu kanalın yola etkisinin göz önüne alınmadığı yoldaki deformasyon artışı ile sabittir. Deformasyonlar olmasına rağmen yol bakımı sırasında da 2018 yılından olayın olduğu tarihe kadar da müdahale edilmediği de görülmektedir. Bu açıdan yolun bakımından sorumlu idarenin tarihleri göz önüne alarak belirlenmesi ve bu idarenin olayın oluşumunda denetim eksikliği kapsamında takdiri savcılığınıza ait olmak üzere tali kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır denildi.

6 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ

İçişleri Bakanlığı, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, dönemin Fen İşleri Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hülya İnci, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Cebeci, Gökhan Akman, Fen İşleri Müdür vekili Hilal Altun ve eski Fen İşleri Müdür Vekili tekniker Fuat Renksor, hakkında soruşturma izni verildi. İzin kararında olay anlatılarak, şöyle denildi Olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesininhattının kapalı şekilde olduğu, çift sıra büzden oluştuğu, büzlerin iç çapların 50 santimetrelik, yaklaşık 200 metre uzunluğunda olduğu, olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesininhattının 2016 yılında Ergene Belediyesi tarafından yapıldığı ve bu tahliye şebekesininhattının Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (TESKİ) devrinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda da ‘kapalı kanal yapılırken gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması, gerekse yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, maktullerin ani su ile yaşamlarını yitirmesine neden olunduğu, 2016-2017 yıllarında kanalı usule uygun yapmayan Ergene Belediyesi’nin gerekli dikkat ve özeni yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu’ değerlendirmesi yapıldığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmesini karar verilmiştir.

‘İZİN BİZİ MEMNUN ETTİ’

Ölen çocukların ailelerinin avukatı İbrahim Doğan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin kendilerini memnun ettiğini belirtti. Doğan, Aradan geçen zaman içerisinde yapmış olduğumuz müracaatlarımız, başvurmuş olduğumuz hukuki yollar ulaşmış olduğumuz merciler, taleplerimize karşı duyarlı davrandılar. İçişleri Bakanlığı’ndan bizzat Bakanımız Ali Yerlikaya imzasıyla soruşturma iznimiz geldi. Bu soruşturma izninde Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi için soruşturma izni verildi. Bundan sonraki süreçte bu şahıslar ile ilgili hazırlanacak iddianameyi bekleyeceğiz. Ancak daha öncesinde dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda kusurlu bulunduğu belirtilen diğer kurumlar ile ilgili soruşturma iznini verilmesini bekliyorduk. Bunlarla hali hazırda verilmiş bir soruşturma izni yok, bu hususun da takipçisi olacağız. Verilmiş olan soruşturma izni kısmen bizi memnun etmiş olsa da bize göre tam anlamıyla yeterli değil. Çünkü bu olayda kusurlu olan farklı kurumların da bulunduğu özellikle Büyükşehir Belediyesi ve ona bağlı TESKİ başta olmak üzere birden fazla sorumlu kurumun olduğu noktasında bir hukuki düşüncemiz ve kanaatimiz var. Bilirkişi raporu da bizim bu kanaatimizi destekler mahiyetteydi. Bu sebeple verilmiş olan soruşturma izni tam yeterli değil ancak daha önceki sürece göre dediğimiz gibi kısmi de olsa bir soruşturma izni gelmiş olması da bizi memnun etti diye konuştu. (DHA)

]]>
https://www.haber28.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklarin-olumune-iliskin-sorusturma-izni-verildi/feed/ 0
Tekirdağ’da taşan derenin suyuna kapılan çocuklar için soruşturma izni verildi https://www.haber28.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklar-icin-sorusturma-izni-verildi/ https://www.haber28.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklar-icin-sorusturma-izni-verildi/#respond Mon, 08 Jan 2024 07:24:31 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2119 TEKİRDAĞ’da taşan derenin suyuna kapılan Burak Önder (9) ile Mustafa Aslan’ın (13) ölümüne ilişkin bilirkişi heyeti raporunda, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi ‘asli’ kusurlu bulundu. Rapor sonrası soruşturmayı yürüten Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı, 2 belediyenin fen işleri müdürlüğündeki devlet memurlarının soruşturulması için İçişleri Bakanlığı’ndan izin istedi. Bakanlık, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi hakkında soruşturma izin verdi.

Ergene ilçesi Cumhuriyet Mahallesi’nde, 25 Haziran 2021’de sağanak nedeniyle derenin taşması ile kıyıda oyun oynayan Burak Önder, kardeşi Barış Önder ve arkadaşları Mustafa Aslan, suya kapıldı. Dere üzerindeki kanalizasyon künkleri içinde 500 metre mesafedeki dere yatağına sürüklenen Burak Önder ile Mustafa Aslan hayatını kaybetti; Barış Önder çevredekilerce kurtarıldı. Çocukların ölümünün ardından Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlattığı soruşturma kapsamında; İstanbul Teknik Üniversitesi’nden Dr. Murat Kuruoğlu, Dr. Fethi Kadıoğlu ve Dr. Oral Yağcı’dan oluşan bilirkişi heyeti, bölgede 10 Şubat 2022’de inceleme yaptı. 2 saat süren incelemede heyet, çocukların içinde sürüklendiği beton künkleri metre ile ölçtü. Boğulmaktan son anda kurtarılan Barış Önder de olay günü yaşadıklarını heyete anlattı.

‘İNSAN GİRİŞİNİ ENGELLEYEN ÖNLEM ALINMAMIŞ’

Bilirkişi heyeti, hazırladığı raporu Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’na sundu. Raporda, olayda herhangi bir kasıt bulunmadığı, kaza olduğu nitelendirildi. Olayın meydana gelmesinde, hidrolik olarak açık kanalın etrafında; insan girişini engeller nitelikte tel, çit ve benzeri herhangi bir önlem alınmamış olmasının etkisine dikkat çekilen raporda, “Benzer şekilde yolun kenarında zemin altında yer alan betondan yapılmış 200 metre uzunluğundaki boru menfezlerin ağzında boruya katı madde girişini engeller nitelikte koruyucu bir ızgaranın olay sarihinde bulunmuyor olması da başka bir etken olarak değerlendirilmiştir” denildi.

‘KANALI USULÜNE UYGUN KAPAMAYAN İDARE ASLİ KUSURLU’

Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi ile Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nün ‘asli kusurlu’ bulunduğu raporda, şunlar kaydedildi:

“2016-2017 yılları arasında açık kanalı, kapalı kanal haline getiren idarenin belirlenmesi gerekmektedir. Bu idareler kapsamında ise Ergene Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü, Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi Fen İşleri Müdürlüğü’nden hangisinin kanalı kapalı hale getirdiğinin belirlenmesi halinde; gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması gerek yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, su kenarında bulunan menfezlerin ani suyla yaşamlarını yitirmesine neden olduğu değerlendirmesi yapılmıştır. Bu nedenle bu işleri yapan idarenin gerekli özeni borunun yerine getirilmemiş olması karşısında, 2016-2017 arasında kapalı kanalı usule uygun yapmayan idarenin asli kusurlu olduğu takdiri savcılığınıza ait olmak üzere değerlendirilmiştir.”

‘YOLDA DEFORMASYONA MÜDAHALE EDİLMEMİŞ’

Raporda ayrıca olayın meydana geldiği bölgede otoyolun menfez bölgesinde oluşan deformasyona da müdahale edilmediği kaydedildi. Otoyolun bakımından sorumlu belediyenin bu nedenle ‘tali kusurlu’ bulunduğu raporda, “Bu açıdan 2016 yılında kapalı kanal yaparken bu kanalın yola etkisinin göz önüne alınmadığı yoldaki deformasyon artışı ile sabittir. Deformasyonlar olmasına rağmen yol bakımı sırasında da 2018 yılından olayın olduğu tarihe kadar da müdahale edilmediği de görülmektedir. Bu açıdan yolun bakımından sorumlu idarenin tarihleri göz önüne alarak belirlenmesi ve bu idarenin olayın oluşumunda denetim eksikliği kapsamında takdiri savcılığınıza ait olmak üzere tali kusurlu olduğu değerlendirmesi yapılmıştır” denildi.

6 KİŞİ HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ

İçişleri Bakanlığı, Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sürdürdüğü soruşturmada, 2,5 yıl sonra Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel, dönemin Fen İşleri Müdürlüğü’nden sorumlu Belediye Başkan Yardımcısı Hülya İnci, Belediye Başkan Yardımcıları Mehmet Cebeci, Gökhan Akman, Fen İşleri Müdür vekili Hilal Altun ve eski Fen İşleri Müdür Vekili tekniker Fuat Renksor, hakkında soruşturma izni verildi. İzin kararında olay anlatılarak, şöyle denildi:

“Olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının kapalı şekilde olduğu, çift sıra büzden oluştuğu, büzlerin iç çapların 50 santimetrelik, yaklaşık 200 metre uzunluğunda olduğu, olayın meydana geldiği yağmur suyu tahliye şebekesinin/hattının 2016 yılında Ergene Belediyesi tarafından yapıldığı ve bu tahliye şebekesinin/hattının Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü’ne (TESKİ) devrinin yapılmadığı, bilirkişi raporunda da ‘kapalı kanal yapılırken gerek kanal girişlerinin güvenliğinin sağlanmaması, gerekse yoldan gelen suyun taşkın yapmasına neden olması kapsamında, maktullerin ani su ile yaşamlarını yitirmesine neden olunduğu, 2016-2017 yıllarında kanalı usule uygun yapmayan Ergene Belediyesi’nin gerekli dikkat ve özeni yerine getirmemesinden dolayı asli kusurlu olduğu’ değerlendirmesi yapıldığı anlaşıldığından soruşturma izni verilmesini karar verilmiştir.”

‘İZİN BİZİ MEMNUN ETTİ’

Ölen çocukların ailelerinin avukatı İbrahim Doğan, İçişleri Bakanlığı’nın soruşturma izni vermesinin kendilerini memnun ettiğini belirtti. Doğan, “Aradan geçen zaman içerisinde yapmış olduğumuz müracaatlarımız, başvurmuş olduğumuz hukuki yollar ulaşmış olduğumuz merciler, taleplerimize karşı duyarlı davrandılar. İçişleri Bakanlığı’ndan bizzat Bakanımız Ali Yerlikaya imzasıyla soruşturma iznimiz geldi. Bu soruşturma izninde Ergene Belediye Başkanı Rasim Yüksel’in de aralarında bulunduğu 6 kişi için soruşturma izni verildi. Bundan sonraki süreçte bu şahıslar ile ilgili hazırlanacak iddianameyi bekleyeceğiz. Ancak daha öncesinde dosya kapsamında düzenlenmiş olan bilirkişi raporunda kusurlu bulunduğu belirtilen diğer kurumlar ile ilgili soruşturma iznini verilmesini bekliyorduk. Bunlarla hali hazırda verilmiş bir soruşturma izni yok, bu hususun da takipçisi olacağız. Verilmiş olan soruşturma izni kısmen bizi memnun etmiş olsa da bize göre tam anlamıyla yeterli değil. Çünkü bu olayda kusurlu olan farklı kurumların da bulunduğu özellikle Büyükşehir Belediyesi ve ona bağlı TESKİ başta olmak üzere birden fazla sorumlu kurumun olduğu noktasında bir hukuki düşüncemiz ve kanaatimiz var. Bilirkişi raporu da bizim bu kanaatimizi destekler mahiyetteydi. Bu sebeple verilmiş olan soruşturma izni tam yeterli değil ancak daha önceki sürece göre dediğimiz gibi kısmi de olsa bir soruşturma izni gelmiş olması da bizi memnun etti” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tekirdagda-tasan-derenin-suyuna-kapilan-cocuklar-icin-sorusturma-izni-verildi/feed/ 0
Çanakkale Savaşları’nda şehit sayısıyla ilgili yeni veriler ortaya çıktı https://www.haber28.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/ https://www.haber28.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/#respond Sun, 07 Jan 2024 08:00:18 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=2056 ÇANAKKALE Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) İnsan ve Toplum Bilimleri Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karataş, “Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde, Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu çalışmada Şefik Hüsnü Bey, 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı” dedi.

Çanakkale Savaşları’nın üzerinden 108 yıl geçmesine rağmen döneme dair yeni bilgiler ortaya çıkıyor. ÇOMÜ İnsan ve Toplum Bilimleri Tarih Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Murat Karataş, Çanakkale Cephesi’nde doktor olarak görev yapan Şefik Hüsnü Deymer’e ait resmi raporları inceleyerek yaptığı çalışmada, Çanakkale Cephesi’nde şehit olan asker sayısına ilişkin yeni veriler elde etti. Çanakkale Savaşları’nda resmi rakam olarak 56-57 bin civarında şehit kaydı olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Bunları 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı tarafından 5 cilt olarak yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ isimli eserden öğreniyoruz. Bu eserdeki kayıtlara göre 57 bin civarında Çanakkale Cephesi’nde şehit olduğu yazılı ve kayıtlı” dedi.

‘DAHA DOĞRU VERİLERİ BARINDIRIYOR’

Prof. Dr. Karataş, “1998’den bu yana da ‘Şehitlerimiz’ eseri temel alınarak birçok çalışma yapıldı. Çanakkale Savaşları’nda şehit olan Bursalılar, Konyalılar, Çanakkale Cephesi’nde Anafartalar’da şehit olanlar ya da Seddülbahir’de, Kumkale’de şehit olanlar gibi. ‘Şehitlerimiz’ eseri, resmi bir eser olduğu için önemli ve ana kaynak olarak kullandığımız çalışma. Fakat 1915 yılındaki askeri evraklar ve harp ceridelerine baktığımızda yeni veriler ortaya çıkmaya başladı. Çanakkale Cephesi’nde çeşitli yerlerde 1915 yılında doktor olarak görev yapan kimi subayların çeşitli notları var. 1915 yılına ait olan bu evraklar aslında şehit künyelerini tam kaydeden raporlar. Bu raporlar, olayın hemen arkasından yazıldığı ve hastane kayıtlarına dayalı olduğu için daha doğru verileri barındırıyor. Bunlar, Osmanlı askerinin not ettiği resmi evraklar” diye konuştu.

‘İSTATİSTİKSEL BİR SONUCA ULAŞMAK İSTENMİŞ’

Bu evraklardan en önemlilerinden bir tanesinin Şefik Hüsnü Deymer’in tuttuğu raporlar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Çanakkale Savaşları Enstitüsü içerisinde yaptığımız çalışmalarda Şefik Hüsnü Deymer’in Çanakkale Cephesi’nde, Merkez Hastane’de doktorluk yaparken tuttuğu istatistiksel bir rapora denk geldik. Bu raporda Şefik Hüsnü Deymer, ‘Avrupa’da öğrendiğim istatistik bilimine göre burada çalışma yapmak istiyorum’ diyor. Bu çalışma aslında kendi isteğiyle yaptığı bir çalışma. Anadolu Yakası’ndaki merkez hastane dahil, birliklere bağlı ya da seyyar hastaneler dahil buraları 1916 yılının şubat ayında dolaşarak hastanelerin tuttuğu şehit ve yaralı defterlerini inceliyor ve bir rapor hazırlıyor. Bu yaklaşık 16 sayfalık bir rapor. Raporda da Çanakkale Cephesi’nde vefat edenler genelde başından mı bacağından mı vuruluyor ya da nefessiz kalarak mı şehit oluyor. Buna dair istatistiksel bir sonuca ulaşmak istenmiş” dedi.

‘HER 10 ŞEHİTTEN EN AZ 2’SİNİN KAYDI YAPILMAMIŞ’

Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehit isimleri olduğunu anlatan Prof. Dr. Karataş, “Bu çalışmada Şefik Hüsnü Bey, 15 sayfa boyunca şehitlerin tek tek isimlerini yazmış. Baba adını, anne adını, doğum yerini, nerede şehit olduğunu, hangi tarihte şehit olduğunu, nasıl şehit olduğunu tek tek yazmış. Ben de 1998’de Milli Savunma Bakanlığı tarafından yayınlanan ‘Şehitlerimiz’ kitabında 1916 yılında Şefik Hüsnü Bey’in yaptığı bu istatistiksel raporla karşılaştırdım. Karşılaştırınca ‘Şehitlerimiz’ kitabında Şevki Hüsnü Bey’in hazırladığı rapor arasında yüzde 80’lik bir benzerlik olduğunu gördüm. Yüzde 80 oranında şehit künyeleri uyumluydu ancak yüzde 20’lik bir kayıp vardı. Çanakkale Cephesi’nde şehit olmuş ama 1998 yılında Milli Savunma Bakanlığı’nın kitabına kaydedilmemiş şehitlerimizin isimleri ortaya çıktı. Çanakkale Cephesi’nde her 10 şehitten en az 2 tanesinin kaydının yapılmadığı gibi bir genelleme yapabiliyoruz” diye konuştu.

‘YÜZDE 80’LİK BENZERLİKTE DE YÜZDE 50’LİK BİR HATA VAR’

Çanakkale Savaşları ile ilgilenen akademisyenlerin Çanakkale Cephesi’ndeki 57 bin resmi şehit sayısını önceden beri az bulduklarını söyleyen Prof. Dr. Karataş, “Önceden de bu tarz değerlendirmeler yapıyorduk ama bunu resmi, bilimsel olarak kanıtlayamıyorduk. Bu çalışma ile akademisyenlerin öngörüsü bilimsel olarak kanıtlamış oldu. Şehit künyelerinde kaydedilmemiş yüzde 20’lik bir kayıp var. Bu çok büyük bir oran. Ayrıca yüzde 80’lik benzerlikte de yüzde 50’lilik bir hata var. Bu hatalar kimi yerde memleket kimi yerde baba adı kimi yerde şehadet tarihi kimi yerde şehadet yerinin yanlış kaydedilmesinden kaynaklanıyor. Örneğin Şefik Hüsnü Bey’in aldığı notta Çanakkale Cephesi’nde Çanakkaleli Halimoğlu Yusuf, 4 Mart 1915 tarihinde şehit olmuş görünüyor ama ‘Şehitlerimiz’ kitabında Bilecik’e kaydedilmiş. Bugün Bilecikliler, Çanakkaleli olan bu şehidi Bilecikli zannediyor. Örneğin, ‘4 Mart 1915 Arıburnu Cephesi’nde şehit olmuş’ diyor, 4 Mart 1915’te Arıburnu cephesi daha açılmadı. Burada şehit olma ihtimali yok. Çok daha çarpıcı bir örnek var; 19 Haziran 1915 tarihinde şehit olan Bursalı Ahmet oğlu Ahmet’in şehadet yeri olarak Çiğiltepe yazılmış. Çanakkale’de Çiğiltepe diye bir yer yok” açıklamalarında bulundu.

‘NET ŞEHİT SAYISINI ORTAYA ÇIKARABİLİRİZ’

Bu sorunun çözülmesi için askeri evrakların yeniden okunması gerektiğini dile getiren Prof. Dr. Karataş, “Ana kaynak olarak kullandığımız, Milli Savunma Bakanlığı’nın yayınladığı 1998’de yapılan çalışma Çanakkale Savaşları’ndaki şehit sayılarını yüzde 20 oranında eksik veriyor. Şehitlerin künye bilgileri Osmanlıca olarak hatalı yazılmış ya da kaydedilmiş olabilir. Osmanlıcadan okunanlar hatalı okunmuş ya da hatalı şekilde baskıya girmiş olabilir. Ancak Çanakkale Cephesi’nde yüzde 20’lik şehit künye kaydı eksikliği söz konusu. Osmanlı askerinin o gün tuttuğu notlar, akademisyenler tarafından son 10-15 yıldır yeni yeni okunuyor. Bu askeri evraklar yeniden okunmak zorunda. Aradan 100 yıldan fazla süre geçti, birliklere ait zayiat cetvelleri ve hastane kayıtları okunduğu zaman ancak Çanakkale Cephesi’ndeki net şehit sayısını ortaya çıkarabiliriz” diye konuştu.

]]>
https://www.haber28.com.tr/canakkale-savaslarinda-sehit-sayisiyla-ilgili-yeni-veriler-ortaya-cikti/feed/ 0