Ruhsat – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Thu, 25 Jul 2024 02:36:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, madencilik faaliyetleriyle ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi https://www.haber28.com.tr/chp-ordu-milletvekili-seyit-torun-madencilik-faaliyetleriyle-ilgili-meclis-arastirma-komisyonu-kurulmasi-icin-onerge-verdi/ https://www.haber28.com.tr/chp-ordu-milletvekili-seyit-torun-madencilik-faaliyetleriyle-ilgili-meclis-arastirma-komisyonu-kurulmasi-icin-onerge-verdi/#respond Thu, 25 Jul 2024 02:36:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=27426 (ANKARA) – CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, Ordu başta olmak üzere ülke genelinde mevzuata aykırı olarak yapılan madencilik faaliyetleriyle ilgili araştırma önergesi verdi. Torun, “Ülkemizde vahşi bir yayılma içerisinde olan madencilik faaliyetleri her geçen gün yeni insanlık ve çevre facialarına yol açmaktadır. Madencilik çok sıkı kurallar ve düzenlemeler çerçevesinde yürütülmesi gereken, hassas bir sektör olmasına karşın Türkiye’de madencilik bir katliam sektörüne dönüşmüştür” dedi.

CHP Ordu Milletvekili Seyit Torun, madencilik faaliyetleriyle ilgili Meclis araştırma komisyonu kurulması için önerge verdi. Torun, araştırma önergesinin gerekçesinde şunları kaydetti:

“Ülkemizde vahşi bir yayılma içerisinde olan madencilik faaliyetleri her geçen gün yeni insanlık ve çevre facialarına yol açmaktadır. Madencilik çok sıkı kurallar ve düzenlemeler çerçevesinde yürütülmesi gereken, hassas bir sektör olmasına karşın Türkiye’de madencilik bir katliam sektörüne dönüşmüştür. Siyanürle altın arama çalışmaları toprağımızı, suyumuzu ve havamızı tehlikeye atmakta, maden sahalarının kontrolsüzce genişlemesi ve işçi sağlığına yönelik önlemlerin alınmaması maden emekçilerimizin canlarına mal olmaktadır. Erzincan İliç’te yaşanan ihmaller faciası da en son örneklerden birisidir. Yalnızca altın madenleri değil taş ocakları ve diğer cevherler için açılan madenler insanlarımız ve doğamız için tehdit unsurları haline gelmiştir.

“ORDU’NUN YÜZDE 74’Ü MADENLERE RUHSATLANDIRILMIŞ DURUMDADIR”

Türkiye’de fındık üretiminin merkezi olan ve eşsiz doğası ile tanınan Ordu’nun yüzde 74’ü madenlere ruhsatlandırılmış durumdadır. Ordu adeta madenlere parsellenmiş durumdadır. Sekiz ilçede ruhsatlılık oranı yüzde 90’ın üzerindedir. Fatsa, Çatalpınar, Çamaş, Gülyalı, Gürgentepe, Kabadüz, Karataş, Ulubey ruhsat oranlarının yüzde 100’e yaklaştığı ilçelerdir. Orman alanlarının yüzde 65’i madenler için ruhsatlandırılmıştır. Ordu’da bulunan uluslararası koruma kriterlerine göre belirlenen ve nadir flora ile fauna barındıran, dünya ölçeğinde önemli ekosistemler olan Önemli Doğa Alanları’nın yüzde 80’i madenler için ruhsatlandırılmıştır. Tarım alanlarının yüzde 76’sı madenler için ruhsatlandırılmıştır. Meralarının yüzde 64’ü madenler için ruhsatlandırılmıştır. Ordu’nun nadir canlı tür çeşitliliği, doğal ve kültürel özellikleriyle tabiatı koruma alanı, milli park gibi statülerle koruma altına alınmış alanlarının yüzde 91’i madenlere ruhsatlıdır. Korunan alanların içinde yer alan arkeolojik sit alanlarının yüzde 94’ü ve tohum-meşcere alanlarının tamamı madenlere ruhsatlıdır.

“RUHSAT VERME SÜREÇLERİNDE USULSÜZLÜK VE HUKUKSUZLUK YAŞANDIĞINA İLİŞKİN BULGULAR VARDIR”

Maden işletmesi kurulması için ruhsatlandırılan arazilerin çoğunluğunda kurulan ve kurulacak maden ocaklarının ekonomik olarak artı değer sağlamayacağı yıllar öncesinden bilindiği halde Ordu’nun taşına, toprağına maden ruhsatı verilmesinin sebepleri anlaşılamamıştır. Maden sahalarındaki cevher rezervlerinin sınırlı miktarlarda olması sebebiyle madenlerden elde edilen gelirin yatırım ve işletme maliyetini karşılayamayacağı öngörülmektedir. Rezervleri yetersiz ve çevre katliamına davetiye çıkaran bu maden sahalarına ısrarla ruhsat çıkartılması daha farklı soruları da beraberinde getirmektedir. Söz konusu madenlere ruhsat verilmesi süreçlerinde çok sayıda usulsüzlük ve hukuksuzluk yaşandığına ilişkin çeşitli bulgular kamuoyunun bilgisine sunulmuş olmasına karşın söz konusu aykırılıklar herhangi bir resmi sürece konu olmamıştır.

“BAHAR MADENCİLİK SANAYİ VE LİMİTED ŞİRKETİ İÇİN İŞLETİLEN SÜREÇ BAŞTAN SONA ŞAİBELİDİR”

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen hain FETÖ darbe girişimi sonrasında devlet tarafından el konulan ve kayyum atanan KOZA Altın A.Ş. isimli firmanın 2007-2013 yılları içerisinde bütün altın işletme işlerini Bahar Madencilik Sanayi ve Limited Şirketi’ne ihalesiz olarak devrettiği bilinmektedir. Söz konusu şirketin yönetim kurulu başkanının çok sayıda arazide maden arama izinleri için başvurduğu ancak yürütülen istihbarat soruşturmasının ardından şirketin FETÖ ile iltisaklı olduğu tespit edilerek başvurular reddedilmiştir. Başvuruları reddedilen Bahar Madencilik Sanayi ve Limited Şirketi, ismini Bahar Madencilik ve Sanayi Anonim Şirketi olarak değiştirilerek şirketin yönetim kurulu başkanlığına önceki başkanın kardeşi getirilmiştir. Söz konusu değişikliklerin ardından şirkete ilişkin istihbarat raporlarının olumlu hale getirildiği ve üst düzey siyasilerin on milyonlarca lira rüşvet aldığı iddia edilmiştir. Bir diğer deyişle şirket, limited şirketten anonim şirket statüsüne geçirilip yönetim kurulu başkanı değiştirilerek FETÖ kırmızı listesinden çıkmayı başarmıştır. Bu süreçlerin işleyişi baştan sona şaibelidir.

“FATSA’DA MADEN GENİŞLETİLMESİNE İZİN VERİLEMEMESİNE RAĞMEN YENİ CEHENNEM ÇUKURLARI AÇMA GİRİŞİMLERİ BULUNDUĞU İDDİA EDİLMEKTEDİR”

Bütün bu hukuka aykırılıklara karşın konuya ilişkin herhangi bir yasal süreç başlatılmamış ve Bahar Madencilik çok hassas bölgelerde siyanürle altın madenleri işletmeye devam etmiştir. Şirketin işlettiği altın madenlerinden birisi de Fatsa’da bulunmaktaydı ve Fatsa yıllarca felaketin eşiğinde yaşadı. Fatsa’da devasa bir ormanlık alanı kazarak adeta bir krater çukuru oluşturan şirket, maden sahasını genişletme talebinin reddedilmesi üzerine şimdilik Fatsa’dan çekilmiş olsa da işlettikleri çok sayıda maden sahası olduğu bilinmektedir. Fatsa’da altın madeni alanının genişlemesine izin verilmemiş olmasına rağmen şirketin orada yeni cehennem çukurları açmak için girişimlerde bulunduğu iddia edilmektedir.

“MEVZUATA AYKIRI İZİNLER İLE MADENCİLİK YAPAN FİRMALARIN TESPİT EDİLMESİ AMACIYLA MECLİS ARAŞTIRMASI AÇILMASINI ARZ EDERİZ”

Ordu’da ve Türkiye’nin dört bir yanında ilgili mevzuata aykırı izinler ile madencilik faaliyeti yürüten bütün firmaların tespit edilmesi, hukuka aykırı işletilen maden sahalarının kapatılması, ekonomik değeri bulunmayan maden sahalarında israfa son verilmesi, usulsüzce iş yapan firmalara maden ruhsatı verilmesinin önüne geçilmesi yoluyla maden emekçilerimizin ve ülkemizin doğal zenginliklerinin korunması ve hukuka aykırılıklara göz yuman devlet görevlilerinin yargı önüne çıkartılması amacıyla Anayasa’nın 98’inci, TBMM İçtüzüğünün 104’üncü ve 105’inci maddeleri uyarınca Meclis araştırması açılmasını arz ederiz.”

]]> https://www.haber28.com.tr/chp-ordu-milletvekili-seyit-torun-madencilik-faaliyetleriyle-ilgili-meclis-arastirma-komisyonu-kurulmasi-icin-onerge-verdi/feed/ 0 Başkan Vidinlioğlu: “Borcumuz kabataslak bütçenin yüzde 20-25’ine tekabül eder” https://www.haber28.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/ https://www.haber28.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/#respond Sat, 22 Jun 2024 04:00:14 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22228 Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, belediyeyi bütçenin yaklaşık yüzde 20-25’ine tekabül eden bir borç ile devredeceklerini belirterek,

31 Mart Mahalli İdareler Seçimlerinde tekrar aday gösterilmeyen Kastamonu Belediye Başkanı Op. Dr. Rahmi Galip Vidinlioğlu, kesin olmayan sonuçlara göre seçimleri kazanan CHP Kastamonu Belediye Başkan Adayı Hasan Baltacı’ya Kastamonu Belediyesi’ni devretmeden önce basın toplantısı düzenledi. Toplantıda 5 yıl boyunca yaptıkları çalışmalarla ilgili bilgi veren Başkan Vidinlioğlu, bütçe ile ilgili konuşarak, “Yaklaşık bütçenin 4’te 3’üne tekabül eden bir borç ile belediyeyi devralmıştım. Şimdi, bütçemiz 1 milyar 800 milyon TL. Şu anda emanet hesabında görünen borcumuz 220 milyon TL civarı. Uzun vade borçlar ve çektiğimiz son kredi ile birlikte yaklaşık bütün bıraktığımız borç yükü 450 milyon TL civarındadır. Yani bu da kabataslak bütçenin yüzde 20-25’ine tekabül eder. Tabi özellikle bu rakam, şu son 3 aylık dilimde biraz daha düşerdi, benim tahminimin biraz üzerinde çıktı. Malum bizim gelirlerimiz İl Bank üzerinden gelen paylar, o payların istediğimiz seviyede olmaması nedeniyle 2 aydır esnafımıza kısa vadede ödenmesi gereken borçların bir kısmını ödeyemedik. O borçlar ödenseydi 220 milyon TL civarındaki rakam 180-190’lara düşerdi. Bunun yanında belediyeye bıraktığımız hazır bir kredimiz var. 22 milyon avro bütçeli bir projemiz var ve belediyeye bıraktığım 150 milyon TL değerinde bir ruhsatta var” dedi.

“Uğurlu Hastanesi konusunda hakkımı kimseye helal etmiyorum, bu konuda benimle helalleşin”

Seçim sürecinde Uğurlu Hastanesinin ruhsatının belediye tarafından satıldığı yönündeki söylemlere cevap veren Başkan Vidinlioğlu, Uğurlu Hastanesi konusunda şehrin tüm dinamikleri tarafından yalnız bırakıldığını belirterek, “Halkın yüzde 50’sinin oy verdiği bir belediye başkanını 3-5 kötü zihniyetin dedikodu ile engel olmaya çalışması hoş şeyler değil. Bu şehir böyle yol almaz. Bu memlekette bir Uğurlu Hastanesi problemi vardı. 4 defa ihaleye çıktı. Bir defa bile talip olan olmadı. Seçimler kazanıldı, seçimler kaybedildi. Sözler verildi, yerine getirilemedi. Benim çözme iradesi göstereceğim bir şey dedim. 2,5 yıl her günüm sanki bin yıllık çile gibiydi. Bir günden bir güne bu 2,5 yıllık süre zarfında ne siyasi partilerden, ne şehrin dinamiklerinden, ne sivil toplum kuruluşlarından ne basın mensuplarından bununla ilgili bir defa bile ‘ne oluyor, ne gidiyor, hangi aşamadasınız’ diye ne soru geldi, ne de bir bilgi alma ihtiyacı hissedildi. Lafa gelince konuşanlar, kapalı kapılar arkasında hesap kitap yapanlar bilsinler açıklıyorum. Ben Uğurlu Hastanesini alacağım dedim. O zamanın parasına 95 milyona katma değer dahil bitiyordu. 4 defa ihale olmuş kimse girmemiş, biz ihaleye girince başkaları ihaleye girdi. Herkesin hür iradesi ama ortada bir problem oluştu. Bina farklı bir grupta, ruhsat belediye bünyesinde kaldı. Bu konudan dönemin vekilleri Hakkı Köylü ve Metin Çelik’in ve il başkanlarımızın da bilgisi vardı. Aslında birbirini tamamlayan unsurların birlikte ihaleye çıkması gerekiyordu. Bina ve ruhsat aslında birlikte ihale edilmesi gerekiyordu ama takdir ikisinin ayrı ayrı çıkması oldu. Sonuçta bina Atlas Grupta, ruhsat belediye de kaldı” diye konuştu.

“Ben 1 yıldır kapı kapı dolaşıp FETÖ ekibi ile mücadele ederken yanımda kimse yoktu”

Seçim sürecinde Uğurlu Hastanesi’nin seçim malzemesi edildiğine dikkat çeken Başkan Vidinlioğlu, “Doğru insana soracağınız sorular sizi doğru cevaba getirir. Şimdi bir seçim sürecinden geçtik. İddialı olan belediye başkan adaylarımıza konuyla ilgili sorular soruldu ve onlar açıklamalar yaptılar. Tahsin Bey açıklamasında ‘ruhsat belediyenin uhdesinde değerlendireceğiz’ dedi. Yeni başkanımız Hasan Bey ‘ruhsat belediyede değerlendireceğiz’ dedi. Sayın Yüksel Aydın benzer ifadeler kullandı. Onların o sözleri söylediği tarihte ruhsat belediyenin uhdesinde değildi. Ben, 1 yıldır bakanlık kapılarında, istinaf mahkemelerinde, Yargıtay kapılarında FETÖ ve ekibi ile mücadele ederken bir gün bile yanımda olmayanlar sadece konuştular. Buna herkes dahil. Hiç kimse kendisini ayırmasın. Bu sözüm ayrıca şehrin dinamiklerine, sivil toplum kuruluşlarına, bu şehrin akillerine beni mücadelemde yalnız bırakanlar, 10 gün önce ruhsat belediyenin uhdesine geçince beni olmadık şeylerle itham edenler iki elim yakanızda. Bu anlamda benle helalleşin, hiçbirinize hakkımı helal etmiyorum. Ben ruhsatı satıyormuşum. ya bakkaldan ekmek mi alıyorsunuz, neyi satıyorsunuz? Burası kurum. Siz dalga mı geçiyorsunuz? Hiç mi kanun nizam bilmiyorsunuz? Hiç mi utanmanız yok? Satış yetkim var ama ben nasıl satabilirim? Satabilmem için ihaleye çıkmam lazım. Bunun bir süreci var. Öyle kafanıza göre neyi alıp neyi satıyorsunuz? Ha ruhsatla ilgili anlaşmayı da elbette ki yapabilirdim. Bir anlaşma da yaptım imzalamadım. Ben nezaketsiz bir insan değilim. Yeni belediye başkanımızı da bu konuda bilgilendirdim. Bu sözleşmenin altına düşen bir sözleşmede, belediyenin hakkını hukukunu bu sözleşmeden daha az koruyan bir sözleşmede hem yeni yönetime hem de herkese ben de hesap sorarım” şeklinde konuştu.

“Her şeyi seçim sürecine göre ayarlamışlar”

Uğurlu Hastanesi’nin ruhsatını aldıkları gün mahkeme sürecinin başladığını söyleyen Başkan Vidinlioğlu, “1 yıldan fazla süredir mahkemelerde uğraşıyorum. Mahkeme kararını veriyor herhangi bir sıkıntı yok diyor. İtiraz ediliyor. Mahkeme kesin kararını veriyor. Karar İstinaf’a gidiyor. İstinaf kararını veriyor bu da 1 yılı buluyor. Ben 4 defa İstinaf’a gittim. 3 defa da Yargıtay’a gittim. Bana laf söyleyenler neredeydiniz? İstinaftan karar kesindir dendi. O karara tekrar itiraz edildi. Tekrar İstinaf’a gitti. Oradan geldi bu sefer yargı süreci. İtiraz için 14 gün süre var. Süreyi sonuna kullanıp süreyi uzatmak adına süreçleri bile bile buralara taşıdılar. 14. gün akşam saat 21: 00’da UYAP üzerinden itiraz geliyor. Mesai saatinde bile değil. Sonra Yargıtay’a. Yargıtay’dan karar çıktı. O kararı kesinleştirdim. Bir dava daha açıldı. Kimin haberi var. Kimse bir şey sormadı bana. Adliye kapılarında ben koşturdum. Aynı kişiler tarafından aynı cümlelerle yine Yargıtay’ın kesin kararının üzerine dava açtılar. En son benzer bir konuda aynı mahiyette bir davayla ilgili kararı sununca bu defa ruhsatın verilmemesi için dava açtılar. Orayı bitirdik. Ruhsatı eskiden Sağlık Bakanlığı verirdi. Şimdi Sağlık Bakanlığı yetki veriyor, sağlık müdürlüğü düzenliyor, vali bey imzalıyor ruhsatı. Ruhsatın adı değişecek. Bu ruhsat Kastamonu Belediyesi iştirakleri adına düzenlenecek. O malum ekip adliyede, sağlık bakanlığında ve sağlık müdürlüğünde üst kurdular. 4 defa da sağlık bakanlığına gittim. Sağlık Bakanlığı sadece “sağlık müdürlüğünü yetkilendirdim” diyecek. 1,5 ay yetki verilmedi. Ben bu mücadeleleri verirken herkes neredeydi? Bu konuda çok doluyum. Ruhsatı biz aldık. Bütün hesaplarını seçim atlatmak üzerine kurmuşlar ki süreç buralara kadar geldi. Yeni başkan mazbata alana kadar hala yetkim var ama ben halkın iradesine saygısızlık edecek bir insan değilim. Ben yeni belediye başkanımızı bilgilendirdim. Ben anlaşmanın altına imzamı atmadım. Ben hastane açıyormuşum. Akçeli işlerin içine girmişim derler diye imzayı atmadım. Bu ruhsatın bedeli bugün 150 milyon TL. Ben 18 milyona aldım. Belediyenin kazancı ne kadar 132 milyon TL. Ben bilmiyor muydum. O kadar doktor arkadaşım var. Biz 3-5 kişi girerdik, 15 milyona ruhsatı alırdık. 100 milyona da elini öpene ver. Biz Kastamonu kazansın diye bu kadar mücadele ederken işe hiç rahmani tarafından bakmayan hep şeytani tarafından bakanlar dedikodular çıkartıyorlar. Böyle bir durum evliyalar şehri açısından ayıp. Artık susun. Ruhsatı aldıktan sonra bir sözleşme yaptık. Yeni başkanımız da bu sözleşmeyi dikkate alarak gerekeni yapacaktır diye düşünüyorum” şeklinde konuştu.

Görev sürecinde öz kaynaktan 800 milyon TL, toplamda 1,5 milyar TL’nin üzerinde yatırımın hayata geçirildiğini söyleyen Başkan Vidinlioğlu, şehrin altyapısının yenilenmesi için 25 milyon euroluk kaynak ile tarihin en büyük altyapı yatırımına başlanılacağını kaydetti. Başkan Vidinlioğlu, “60 bin nüfusa göre yapılan şehrin alt yapısı günümüzde ihtiyaçları istenilen seviyede karşılayamadı. TEFER çerçevesinde yapılacak dev proje ile 168 kilometre içme suyu, 68 kilometre atık su hattı yenilenecek” ifadelerini kullandı.

Başkan Vidinlioğlu, 15 kilowatt üretim kapasiteli GES projesi için de geri sayımın başladığını söyledi. – KASTAMONU

]]>
https://www.haber28.com.tr/baskan-vidinlioglu-borcumuz-kabataslak-butcenin-yuzde-20-25ine-tekabul-eder/feed/ 0
İnşaat Mühendisleri Odası, Kahramanmaraş’taki Saidbey Sitesi ile ilgili bilirkişi raporunu açıkladı https://www.haber28.com.tr/insaat-muhendisleri-odasi-kahramanmarastaki-saidbey-sitesi-ile-ilgili-bilirkisi-raporunu-acikladi/ https://www.haber28.com.tr/insaat-muhendisleri-odasi-kahramanmarastaki-saidbey-sitesi-ile-ilgili-bilirkisi-raporunu-acikladi/#respond Mon, 06 May 2024 08:36:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=17015 İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Ankara Şubesi, geçen yıl 6 Şubat’taki depremlerde 43 kişinin yaşamını yitirdiği Kahramanmaraş’taki Saidbey Sitesi ile ilgili bilirkişi raporunu açıkladı. Binanın kentsel dönüşüm kapsamında yapıldığına ve yapı ruhsatı onayı alınmadığına dikkat çeken İnşaat Mühendisleri Odası, “Bu işin başından itibaren her şey görmezden gelinmiştir. Bırakın ruhsatı, projeye dahi ihtiyaç duyulmadan imalata başlanmış olması ve idarelerin imalatı aylarca görmezden gelmesi, 6 Şubat depreminde yapının 43 kişiye mezar olmasının sebebidir.” açıklamasında bulundu.

İMO Ankara Şubesi, 6 Şubat depremlerinde yıkılan Kahramanmaraş’taki Saidbey Sitesi’ndeki binalarla ilgili bilirkişi raporunu tamamladı. Rapor, İMO’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Saidbey Sitesi’nde 4 yakınını kaybeden Tuba Erdemoğlu da katıldığı basın toplantısında,  hazırlanan basın açıklamasını Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Cem Çetin okudu.

Tuba Erdemoğlu, “Ben kasım ayında Ankara İMO Şubesi’ne, ‘hiçbir konuda bilgim olmadığını, bana yardım eder misiniz’ diye kısa bir mail atmıştım. Birçok yerden talepte bulundum ama bir tek İMO bize kucak açıp, acımızı paylaşıp, destek olmuşlardı. Kendilerine hepinizin huzurunda bir kez daha teşekkür ediyorum, iyi ki varlar.” diye konuştu.

“KİM GÖZ YUMDU”

İMO tarafından yapılan açıklamada, şu konulara dikkat çekildi:

“Ruhsat üzerindeki temel vizesi tarihine dikkat çekmek istiyoruz. 14 Temmuz 2016 tarihinde temel vizesi yapılmış görülmektedir. Temel vizesi temel betonu dökülmeden önce kontrollerin yapıldığı anlamı taşımaktadır. Oysa dava dosyasındaki yapı denetim evrakı incelendiğinde tam 4 gün sonra yani 18 Temmuz 2016’da temel, 1. kat tabliyesi ve 2. kat tabliyesinin kontrollerinin yapıldığı görülmektedir. Böyle bir hız mümkün değildir. Dolayısıyla bu kontrollerin hiçbirinin yapılmadığını düşünmekteyiz.

Aslında Google Earth üzerindeki 15 Nisan 2016 ve 29 Nisan 2016 tarihlerindeki uydu görüntüleri incelendiğinde bırakın inşaat ruhsatını, henüz mimari ve statik proje onaylanmadan kat çıkıldığını görebiliyoruz. Bu durumda ‘Bu imalatlar nasıl ve hangi projeler ile yapıldı, ruhsat öncesi bu çalışmalara kim göz yumdu’ diye sormamız gerekiyor.”

“ASLINDA KAÇAK BİR YAPIDAN BAHSEDİYORUZ”

İnşaat Mühendisleri Odası Ankara Şubesi olarak bu dosyanın kabul edilerek incelenmesine ülkede yaşanan birçok olaya benzerliği ve birçok hataya örnek olabileceği düşünülerek karar verildiği vurgulanan açıklamada, şöyle denildi:

“Söylemesi garip ama kentsel dönüşümden faydalanmış, yapı denetim hizmetinden faydalanmış, süreç içerisinde taşıyıcı sistemine müdahale edilmiş, sözde ruhsatlı aslında kaçak bir yapıdan bahsediyoruz. Bu işin başından itibaren her şey görmezden gelinmiştir. Bırakın ruhsatı, projeye dahi ihtiyaç duyulmadan imalata başlanmış olması ve idarelerin imalatı aylarca görmezden gelmesi, 6 Şubat depreminde yapının 43 kişiye mezar olmasının sebebidir. Maalesef ülkemizde birçok yerde bazen ahbap-çavuş, bazen siyasi, bazen de çıkar ilişkileri ile bu ve benzer kuralsızlıklar yaşanıyor. Bu sadece bizim tespit edebildiğimiz çarpıcı bir örnek ancak bu gibi durumlar için idarelerin de hukukun minderine çekilmesi gerektiğini düşünmekteyiz.”

“BETON KALİTESİZDİ”

İnşaat Mühendisleri Odası, Saidbey Sitesi’nin yıkımına etki eden ana unsurları şöyle açıkladı:

“-Yapımı esnasında uygulama yanlışlıkları

-Yapım ruhsatı alınmadan inşaata başlanmasına izin verilmesi/ engel olunmaması

-Denetim eksiklikleri. Dökülen betonun tasarım dayanımına göre kabul edilemeyecek düzeyde kalması (Yapı malzemelerinin kalitesiz olması)

-Yapıda sonradan statik projesine uygun olmayan ve yapı davranışını olumsuz etkileyen imalatların yapılması.

Yapının ilave yüklere maruz bırakılmasının yıkıma yol açan ana unsurlar olduğu düşülmektedir.”

]]>
https://www.haber28.com.tr/insaat-muhendisleri-odasi-kahramanmarastaki-saidbey-sitesi-ile-ilgili-bilirkisi-raporunu-acikladi/feed/ 0
TBMM Genel Kurulu https://www.haber28.com.tr/tbmm-genel-kurulu/ https://www.haber28.com.tr/tbmm-genel-kurulu/#respond Wed, 28 Feb 2024 07:12:12 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=7627 AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, İsrail’in cezasızlığına son vermenin hukuki bir zorunluluk olduğunu vurgulayarak, “Lahey’de başlayan dava bu anlamda tarihi bir dönüm noktası olacak ve İsrail, cezasızlık nedeniyle hukuk, vicdan ve kural tanımaz tavrını dizginleyecektir.” dedi.

TBMM Genel Kurulunda, grup başkanvekilleri yerlerinden söz alarak, gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Saadet Partisi Grup Başkanvekili İsa Mesih Şahin, eski milletvekili Şevki Yılmaz’ın Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e yönelik sözlerine dair, “Eski bir milletvekilinin, Cumhuriyet’imizin kurucu iradesini de kastederek ‘Selanik dönmeleri’ gibi bir ifade kullanması son derece yakışıksız bir ifadedir; bunu özellikle kınadığımızı ifade etmek istiyorum.” diye konuştu.

Avukat Feyza Altun’un şeriat ile ilgili açıklamalarına da işaret eden Şahin, “‘Şeriat’ dediğimiz kavram dindir, İslam’ın kendisidir, böylesine önemli bir değerimizi lütfen kimse farklı mecralara çekip, farklı tartışmalar yaratıp toplumsal barışımızı bozmasın.” yorumunu yaptı.

“Atatürk’ün ve Türklüğün aziz hatırasına asla zarar veremeyecek”

İYİ Parti Grup Başkanvekili Dursun Müsavat Dervişoğlu, Ege Üniversitesi’nde 9 yıl önce öldürülen üniversite öğrencisi Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nun şehadetinin yıl dönümü olduğunu belirterek, kendisine Allah’tan rahmet diledi.

Erzincan’ın İliç ilçesindeki toprak kaymasının üzerinden bir hafta geçmesine rağmen göçük altındaki işçilere ulaşılamadığını söyleyen Dervişoğlu, “Hükümeti buradan uyarıyorum: Daha fazla ölüm yaşanmadan, benzer facialar tekrarlanmadan siyanürlü altın madenlerini denetleyin ve ivedilikle gerekli tedbirleri alın.” dedi.

Şevki Yılmaz’ın açıklamalarına da değinen Dervişoğlu, “Bilinmelidir ki Türklüğe dair her değere savaş açmış olanların içinde bulunduğu acziyet Atatürk’ün ve Türklüğün aziz hatırasına asla zarar veremeyecektir. Karanlık zihniyetlerine mübarek dinimizi alet eden bu ahlaksızlar, Atatürk’ün gölgesinden bile rahatsız olan bu korkaklar sürüsü, güya devlet görevlisi de olan bu kendini bilmezler şimdiye kadar her kalıba girdiler de bir türlü Türk ve insan olmayı beceremediler.” değerlendirmesinde bulundu.

MHP Grup Başkanvekili Muhammed Levent Bülbül, Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu şehadetinin seneidevriyesinde rahmetle andıklarını belirterek, “Şehidimiz Fırat Yılmaz Çakıroğlu’nu andığımız bu günde bir Çakıroğlu’nu daha dar-ı bekaya göndermenin hüznünü yaşamaktayız. Hayatını kaybettiğini teessürle öğrendiğimiz Milliyetçi Hareket Partisi Merkez Yürütme Kurulu Üyemiz, değerli ağabeyimiz, hasbi dava adamı, vatan ve millet nöbetçisi Ferhat Yılmaz Çakıroğlu’nu rahmetle anmak istiyorum.” dedi.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli, bugün grup toplantılarını çok dilli olarak gerçekleştirdiklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Kürt halkının kimliğini, dilini, sanatını, kültürünü tanımayacaksınız, ana dilinde kamusal hizmet vermeyeceksiniz ama seçim dönemlerinde puşi takıp, iki kelime Kürtçe konuşup halay çekeceksiniz, orada da kalmayacaksınız, milliyetçilere dönüp bir de bozkurt işareti yapacaksınız. Artık, bu ikiyüzlü siyasetiniz çökmüştür; artık, Kürt halkının karşısına çıkacak yüzünüz de kalmamıştır.”

“Kim bu Kanadalı şirket?”

CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır, Erzincan’ın İliç ilçesindeki toprak kaymasına ilişkin, “Dünyanın neresinde bu rezalet yaşanırsa yaşansın iktidar, bakan çıkar hesap verir.” dedi.

AK Parti İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Murat Kurum’un ÇED raporunu verdiğini dile getiren Başarır, “Eğer bir parça demokrasi, vicdan, hukuk olan bir iktidarda, bir ülkede o bakanın bırakın dünyanın en büyük şehirlerinden birine belediye başkan adayı olmasını sokağa çıkacak yüzü olmaz. Yargılanır ama maalesef ki bakan ya da iktidar hesap vermekten daha çok hesap soruyor.” ifadelerini kullandı.

“Kim bu Kanadalı şirket?” diye soran Başarır, “Kanada’ya gidelim, bir karış toprağı kirletelim, bir ağacın yarım metre dalını keselim; hemen gelir o insanlar, gerekli cezayı keser ve ‘Bunu yapamazsın’ der. Ama bu ülkenin şirketi geliyor, benim topraklarımda, İliç’te ÇED raporlarına gerek görülmeksizin siyanürle, bir sürü kimyasal atıkla hukuksuz olarak maden arıyor.” diye konuştu.

Bunun nedenini soran Başarır, “Bu şirket, her şirket gibi yüzde 25 vergi ödeyecekken yüzde 6,38 vergi ödeyecek. Vergi ödemeyeceksin, vergi borcun silinecek; bu karın yüzde 90’ını alıp Kanada’ya götüreceksin, benim işçilerim orada, şu anda toprak altında kalacak ve bunun hesabını verecek bir iktidar yok.” dedi.

Şevki Yılmaz’ın ifadelerine ilişkin ise Başarır, “Neymiş? Osmanlı’yı süren soysuzları lanetle anıyormuş. Soysuz görecekse aynaya bakacak Şevki Yılmaz. Utanmaz adam, bu topraklarda, bu Mecliste, bu ülkede milletvekilliği yapabiliyorsan, egemenlik kayıtsız şartsız milletinse bunu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e, şehitlere ve gazilere borçlusun.” ifadelerini kullandı.

Savcıları göreve çağıran Başarır, “Şevki Yılmaz ve onun gibileri yargılamayan, hala soruşturma açmayan savcıları kınıyorum.” diye konuştu.

“Altın üretimi yapan işletme, devlet hakkına ilave olarak yaklaşık 3-4 katı daha vergi ve kamu ödemesi yapıyor”

AK Parti Grup Başkanvekili Leyla Şahin Usta, Erzincan’ın İliç ilçesindeki altın madeninde meydana gelen felaketten dolayı üzgün olduklarını belirterek, toprak altında kalan 9 işçiyi arama faaliyetlerine yeni bir heyelan riski nedeniyle ara verildiğini, riskin ortadan kalkması halinde çalışmalara ivedilikle başlanacağını söyledi.

Usta, şöyle konuştu:

“2023 sonu itibarıyla yabancı sermayeli 130 farklı tüzel kişinin sahip olduğu toplam 593 adet ruhsat mevcuttur ancak ülkemizdeki toplam ruhsat sayısına baktığımızda ise 14 bin 763 ruhsat sahibi bulunmaktadır. Kişi bazında bakıldığında, yabancı sermayeli tüzel kişi sayısı, ruhsat sahibi gerçek ve tüzel kişi sayısının sadece yüzde 2,1’ine tekabül etmektedir. Ruhsat sayısı bazında bakıldığında ise yabancı sermayeli şirketlerin sahip olduğu ruhsat sayısı, ülkemiz toplam ruhsat sayısının yüzde 4’ü kadardır. Toplam işletme izni alanlar, bizim kendi Türkiye yüz ölçümü oranımıza baktığımızda ise yüzde 3,3’lük kısmına tekabül etmektedir.

‘Bu madenciler, bu yabancı şirketler geliyorlar, karının yüzde 90’ını alıp giderek ülkeye sadece zarar bırakıyorlar’ şeklindeki açıklamaları için de şunları söylemek istiyorum: Altınla ilgili, özellikle madenlerle ilgili verdikleri vergi oranları 2022 yılının sonu itibarıyla yüzde 25 daha artırılmış ve yüzde 13,75’e çıkarılmıştır, daha öncesinde yüzde 11’di. Ayrıca, orman izin bedeli olarak ek yüzde 3,86 vergi, maden ruhsat bedeli için 0,17, kurumlar vergisi için 3,83, stopaj yüzde 8,49, damga vergisi yüzde 0,1, gelir vergisi 14,46, KDV 16,2, diğer vergiler 17,12, SGK primlerinden yüzde 12,78 olmak üzere, altın üretimi yapan bir işletme devlet hakkına ilave olarak yaklaşık 3-4 katı daha vergi ve kamu ödemesi de yapmaktadır. 2022 yılında yapılan verilere göre 31 ton altın üretilmiş olup 9 milyar dolarlık altın ihracatına karşılık 20 milyar dolarlık altın ithalatı gerçekleştirilmiştir yani 2022 yılında 11 milyar dolarlık altın dış ticaret açığı da oluşmuştur.”

Murat Kurum üzerinden de siyasi bir kampanya yürütülmeye çalışıldığını söyleyen Usta, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının sadece ÇED raporlarıyla ilgili olarak etkileri incelediğini ve bu bilgiyi paylaştığını, daha sonrasında Bakanlığın bir alan genişleme yetkisine sahip olmadığını ve alan genişlemeyle veya kapasite artırımıyla ilgili bir onayının olmadığını söyledi.

İsrail’in Gazze Şeridi’ne yönelik saldırılarının devam ettiği bir ramazan ayına acıyla yaklaştıklarını kaydeden Usta, “Ne yazık ki İsrail’in savaş bakanı, Refah’a başlatacakları büyük saldırı için ramazan ayının ilk gününü yani 10 Mart’ı işaret etmektedir. Lahey’de gündeme gelen bu davayla birlikte soykırımın cezasız kalmayacağını ümit ediyoruz. İsrail’in cezasızlığına son vermek hukuki bir zorunluluktur. Lahey’de başlayan dava bu anlamda tarihi bir dönüm noktası olacak ve İsrail cezasızlık nedeniyle hukuk, vicdan ve kural tanımaz tavrını dizginleyecektir.” yorumunu yaptı.

]]>
https://www.haber28.com.tr/tbmm-genel-kurulu/feed/ 0