***
Rusya Federasyonu, 15-17 Mart tarihinde gerçekleştirilecek başkanlık seçimlerinde yeni başkanını belirleyecek. Başbakanlık yaptığı 2008-2012 yılları ile beraber 2000 yılından bu yana iktidarda bulunan Vladimir Putin’in seçilmesine kesin gözüyle bakılıyor. Rusya’daki başkanlık seçimleri sonuç itibarıyla öngörülebilir olsa da seçimin Ukrayna topraklarında da yapılacak olması ve Putin’in seçim sonrası içeride ve dışarıda izleyeceği siyaset, gerek Rusya açısından gerekse bölgesel ve küresel açıdan önemli sonuçlar doğuracak.
Rusya’da seçim atmosferi
Rusya’da seçimler, partilerin ve adayların seçimi kazanmak için yoğun kampanyalar yürüttüğü rekabetçi bir ortamda değil, iktidarı elinde tutan kadroların meşruiyet arayışı çerçevesinde yapılıyor. Bu çerçevede Rusya’da seçim süreci, daha çok vatandaşlık görevi olarak görülen masraflı bürokratik organizasyonlar olarak tanımlanıyor. Vatandaşların on yıllardır alışageldiği benim de seçim gözlemcisi olarak farklı ülkelerde bulunduğum sıralarda şahit olduğum bu atmosferde seçimler apolitik bir hale gelmiş durumda ve halk açısından vatandaşlık görevlerini yaparak iktidara desteklerini gösterdikleri sosyal organizasyonlar olarak kurgulanıyor. Oy vermeye gelen vatandaşlar müzik ve ikramlar eşliğinde komşularıyla selamlaşıp oylarını veriyorlar.
Vladimir Putin 2000 yılından bu yana sürdürdüğü liderliği boyunca, ülkede bulunan siyasi, askeri ve iktisadi elitler üzerindeki gücünü konsolide etmiş durumdadır. 2012’den beri Başkanlık görevini yürüten Putin’in Anayasaya göre tekrar seçilme şansı bulunmuyordu. 2020 yılında gerçekleştirilen Anayasa değişikliği ile Putin’in görev yaptığı süre sıfırlanarak kendisine en az 2036’ya kadar Başkanlık yapma olanağı tanındı. Bu durum 74 yaşındaki Putin’in bir süre daha mevcut sistemi sürdürebileceğini gösterirken Rusya’daki siyasi elitler açısından siyasi sistemi öngörülebilir kılıyor.
Putin açısından sadece seçimleri kazanmak yetmiyor. Seçimler mevcut yönetimin meşruiyetini simgelediği için Putin’in mümkün olan en yüksek katılım ile seçilmesi gerekiyor. 110 milyon Rus vatandaşı oy kullanma hakkına sahip olsa da bu sayının en az yüzde 30’unun seçim günü sandığa gitmemesi bekleniyor. Putin’in alacağı oy sayısı ise ayrı bir merak konusu. Kremlin ve yerel otoriteler katılımı en az yüzde 70’in üzerinde tutmak için yaklaşık 1 senedir seçime yönelik propaganda çalışmalarını sürdürüyor. Burada özellikle ele geçirilen Ukrayna topraklarında gerçekleştirilecek seçimler, Kremlin’in bu topraklarda kurguladığı meşruiyet açısından ciddi önem arz ediyor.
Gölgede kalan sesler: Muhalif adaylar ve arayışları
2024 seçimlerine Putin ile beraber giren 3 aday daha bulunuyor. Putin’i Rus Parlamentosu Duma’daki 450 sandalyeden 325’ini elinde bulunduran Birleşik Rusya Partisi ile 27 sandalyesi bulunan Adil Rusya Partisi destekliyor. Parlamentoda 23 sandalyesi bulunan aşırı sağcı Liberal Demokrat Parti Leonid Slutsky’i, 57 sandalyesi bulunan Komunist Parti Nikolay Kharitonov’u ve 15 sandalyesi bulunan Merkez Sağ Yeni Parti ise Vladislav Davankov’u destekliyor.
Başkan adayı olmak isteyen her aday, seçime girme hakkına sahip olan bu adaylar kadar şanslı değil. Örneğin geçtiğimiz haftalarda cezaevinde şaibeli bir şekilde vefat eden Aleksey Navalnıy cezası sebebiyle, Ukrayna savaşına muhalif tutumuyla bilinen Boris Nadezhdin ve Rusya’nın Komunistleri Partisi Genel Başkanı Sergey Malinkovich topladığı imzalardaki birtakım usulsüzlükler sebebiyle Merkez Seçim Komitesi tarafından başkanlık yarışına dahil edilmedi. Mevcut sistem içerisinde bu adaylara gösterilebilecek olası teveccüh Rusya’daki sistemin devamı açısından tehlikeli bulunuyor.
Putin ile beraber yarışa giren muhalif adaylar, her ne kadar seçilme gibi bir şansları ve iddiaları olmasa da sandıkta temsil ettikleri siyasi geleneği ve savundukları politikaları ön plana çıkarma arayışındalar. Rusya’daki siyasi sistemde, bu adayların seçmenlerden alabildikleri her oy savundukları politikaların iktidar nezdinde ciddiye alınmasını sağlayabiliyor. Bunun yanında adayların her biri ikincilik elde ederek konumlarını konsolide etme ve bürokratik yapı içerisinde yükselme arayışı içindeler.
Seçimler iç ve dış politikada ne getirir?
Başkan seçilmesinin ardından Putin’in iç ve dış politikadaki iddialı tutumunu sürdürmesi bekleniyor. Ekonomik yaptırımlara rağmen Ukrayna’da geri adım atmayan Rusya, Batı’dan gelen ateşkes çağrılarını duymazdan gelmeye devam ederek Ukrayna’ya yönelik taleplerinden vazgeçmeyecektir. Benzer şekilde Putin, Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla kaybettiği uluslararası süper güç statüsünü tekrardan tahkim etmek için Batı ile her alanda rekabetini sürdürecektir. Batı ile devam eden yoğun rekabetine rağmen Türkiye ile farklı alanlardaki ortaklığını sürdüren Rusya’nın, Türkiye ile özellikle enerji alanındaki işbirliği gelişebilir.
Rusya’da gerçekleşecek başkanlık seçimlerinin sonuçları, Putin’in liderliğindeki mevcut siyasi düzenin ve ülkenin iç ve dış politikadaki tutumunun devamına işaret ediyor. Seçimler, Putin’in otoritesini pekiştirirken muhalif adayların ve farklı siyasi görüşlerin maruz kaldığı kısıtlamalar, Rusya’da demokratik süreçlerin sınırlılığını ve siyasi çeşitliliğin önündeki engelleri gözler önüne seriyor. Seçim sonrası, bölgesel ve küresel düzlemde, Rusya’nın agresif politikaları ve Batı ile rekabetini sürdürme kararlılığı devam edebilir. Bununla birlikte, Türkiye gibi stratejik ortaklarla işbirliğini genişletme çabaları da ivme kazanabilir. Bu durum küresel güç dengelerinde devam eden gerilimler ve bölgesel dinamiklerdeki potansiyel değişikliklerle beraber, Rusya’nın uluslararası sistemdeki rolünün ve etkisinin önümüzdeki yıllarda nasıl şekilleneceğine dair ipuçları veriyor.
[Dr. Muhammet Koçak, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Bölge Çalışmaları Enstitüsünde Öğretim Üyesidir.]
Makalelerdeki fikirler yazarına aittir ve Anadolu Ajansının editöryal politikasını yansıtmayabilir.
]]>Avrupa Birliği (AB) Konseyi Başkanı Charles Michel, X hesabından yaptığı açıklamada, Navalnıy’ın “özgürlük ve demokrasi değerleri için savaştığını, idealleri uğruna en büyük fedakarlığı yaptığını” belirtti.
Michel, AB’nin Navalnıy’ın ölümünden yalnızca Rus rejimini sorumlu tuttuğunu vurguladı.
AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen de “(Rusya Devlet Başkanı Vladimir) Putin kendi halkının muhalefetinden başka hiçbir şeyden korkmuyor. (Navalnıy’ın ölümü) Putin ve rejiminin neyle ilgili olduğuna dair acımasız bir hatırlatma. Otokrasiye karşı durmaya cesaret edenlerin özgürlüğünü ve güvenliğini korumak için mücadelemizde birleşelim.” ifadelerini kullandı.
AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Josep Borrell de “Daha fazla bilgi bekliyoruz. Şunu açıkça belirtelim; bu, sadece Putin’in sorumluluğundadır.” dedi.
Hollanda
Hollanda’da geçici hükümetin Başbakanı Mark Rutte, Navalnıy’ın demokratik değerler adına ve yolsuzluğa karşı mücadele ettiğini belirterek “En ağır ve insanlık dışı koşullar altında tutulurken mücadelesinin bedelini ölümle ödedi. Bu, Rus rejiminin eşi benzeri görülmemiş vahşetine işaret etmektedir. Ailesine, sevenlerine ve onunla birlikte Rusya’da değişim için mücadele eden herkese güç diliyorum.” değerlendirmesini yaptı.
İspanya
İspanya Dışişleri Bakanı Jose Manuel Albares, “Navalnıy’in ölümü bizi derinden şoke etti. Siyasi nedenlerle haksız tutukluluğu sırasında meydana gelen ölümünün koşullarının açıklığa kavuşturulmasını talep ediyoruz.” ifadelerini kullandı.
İngiltere
İngiltere Başbakanı Rishi Sunak, Navalnıy’ın ölüm haberine ilişkin X hesabından yaptığı paylaşımda, “Bu, korkunç bir haber. Rus demokrasisinin en ateşli savunucusu Aleksey Navalnıy, hayatı boyunca inanılmaz bir cesaret gösterdi.” ifadelerini kullandı.
Sunak, Navalnıy’ın ölümünün, eşi ve Rus halkı için büyük bir trajedi olduğunu kaydetti.
İngiltere ana muhalefeti İşçi Partisinin lideri Keir Starmer da paylaşımında Navalnıy’ın Rus demokrasisi için çok büyük bir cesaretle mücadele ettiğini vurgulayarak “Ölümü Rus halkı için korkunç bir haber. Düşüncelerim ailesi, arkadaşları ve dünyanın her yerindeki destekçileriyle birlikte.” ifadelerine yer verdi.
Fransa
Fransa Dışişleri Bakanı Stephane Sejourne, Navalnıy’nın cezaevinde hayatını kaybetmesinin ardından ailesi, yakınları ve Rus halkı için X sosyal medya platformundan taziye mesajı yayınladı.
Sejourne, “Aleksey Navalnıy, baskı sistemine direnişini hayatıyla ödedi. Cezaevinde ölümü (Rusya Devlet Başkanı) Vladimir Putin’in rejiminin gerçekte ne olduğunu ortaya koyuyor.” değerlendirmesini yaptı.???????
Almanya
Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenkiy ile düzenlediği basın toplantısında yaptığı açıklamada, haberin henüz doğrulanmadığını ancak yüksek ihtimalle Navalnıy’in büyük olasılıkla Rus hapishanesinde öldüğünün var sayılması gerektiğini belirterek “Bu, çok iç karartıcı bir şey.” dedi.
Navalnıy ile Berlin’de tedavi gördüğü sırada bir araya geldiğini aktaran Scholz “Onunla ülkesine geri dönmesiyle ilgili büyük cesareti konusunda konuştuk. Muhtemelen şimdi bu cesaretinin bedelini hayatıyla ödedi.” diye konuştu.
Scholz, artık şimdi (Rusya’da) nasıl bir rejim olduğunu anlaşıldığını, eleştirileri dile getirenlerinin, demokrasiyi savunan herkesin güvenliklerinden ve hayatlarından endişe etmesi gerektiğini belirterek bu yüzden herkesin üzüntülü olduğunu aktardı.
Bunun Rusya’nın nasıl değiştiğinin ve artık demokrasi olmadığının göstergesi olduğunu dile getiren Scholz, Navalnıy’in??????? ailesine ve yakınlarına başsağlığı diledi.
???????- İtalya
İtalya Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, X platformundan yaptığı paylaşımda, “(İtalya) Hükümet, her zaman demokrasi için, düşünce özgürlüğü için, her insanın vazgeçilmez hakları için mücadele edenlerin yanında olacaktır. Aleksey Navalnıy’nın yıllarca hapishanede zulüm gördükten sonra ölmesinden çok etkilendim. Ailesinin ve Rus halkının acısını paylaşıyoruz.” ifadelerini kullandı.
Slovenya
Slovenya Cumhurbaşkanı Natasa Pirc Musar, X sosyal medya platformundan Navalnıy’ın ölümü sonrası taziye mesajı yayınladı.
Pirc Musar paylaşımında, “Bu, Rusya’daki demokrasiye yönelik bir kalp krizidir.” ifadesine yer verdi.
Avusturya
Avusturya Cumhurbaşkanı Alexander Van der Bellen, Rus muhalif Navalnıy’in ölümüne ilişkin sosyal medya hesabı X üzerinden paylaşımda bulundu.
Van der Bellen, “Aleksey Navalnıy’in ölüm haberi beni sarstı. Vladimir Putin ve onun ölümcül rejimi bunun hesabını vermeli.” ifadesini kullandı.
Navalnıy ailesine başsağlığı dileğinde bulunan Van der Bellen, düşüncelerinin Rusya’da özgürlük, demokrasi ve insan hakları için mücadele edenlerle birlikte olduğunu kaydetti.
Navalnıy’in tutuklu bulunduğu cezaevinde hayatını kaybetmesine, Başbakan Karl Nehammer ve Dışişleri Bakanı Alexander Schallenberg de yaptıkları paylaşımlarla tepki gösterdi.
İrlanda
İrlanda Başbakan Yardımcısı Micheal Martin de X hesabından yaptığı paylaşımda Navalnıy’ın ölümünden duyduğu üzüntüyü belirterek “Ölümü, Rusya’da hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı gösterilmemesinin temelini oluştururken rejimin de halkına karşı baskıcı doğasını hatırlatıyor. İrlanda, Navalnıy’ın ölümünden önce sürekli koşulsuz serbest bırakılması çağrısında bulunmuştu.” ifadelerini kullandı.
NATO da tepki verdi
NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Münih Güvenlik Konferansı sırasında aldığı haberden büyük üzüntü duyduğunu paylaşarak NATO müttefiklerinin yıllardır Navalnıy’ın serbest bırakılması çağrısında bulunduğunu anımsattı.
Stoltenberg, “Şu an için detaylı bilgiye sahip değiliz. Tüm gerçekler ortaya çıkarılmalı ve Rusya’nın yanıt vermesi gereken çok önemli sorular var.” ifadelerine yer verdi.
?Navalnıy’ın cezalandırılması
Kremlin’e muhalif Aleksey Navalnıy, zehirlendiği iddiasıyla Almanya’nın başkenti Berlin’de tedavi gördükten sonra 17 Ocak 2021’de başkent Moskova’ya dönüşünde havalimanında tutuklanmıştı.
Rusya Federal Cezaevi Servisinin talebi üzerine 2 Şubat 2021’de Moskova Şehir Mahkemesinde Navalnıy aleyhinde açılan dava sonuçlanmış; Navalnıy’ın geçmişte yolsuzluk davası sonucunda verilen 3,5 yıl ertelenmiş hapis cezası, adli kontrol şartlarını yerine getirmediği gerekçesiyle normal hapis cezasına çevrilmişti.
Rus mahkemesi, Ağustos 2023’te cezaevinde bulunan Navalnıy’ı aşırılık yanlısı topluluk oluşturmaktan 19 yıl hapis cezasına çarptırmıştı.
Aleksey Navalnıy, geçen yıl ocak ayında Rusya’da terörle ve aşırıcılıkla bağlantılı şahısların bulunduğu listeye dahil edilmişti.
Rusya Federal Cezaevi Hizmetleri (FSİN) tutuklu muhalif Navalnıy’nın bugün cezaevinde hayatını kaybettiğini bildirmişti.
]]>