TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, yeni anayasa çalışmaları kapsamında CHP’ye geçen hafta yaptığı ziyaretin ardından bugün de DEM Parti, Saadet – Gelecek grubu ve İYİ Parti’yi ziyaret etti. Kurtulmuş’un 13.00’de başlayan ziyareti yaklaşık 45 dakika sürdü. Görüşmede Saadet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ, Saadet Partisi Grup Başkanvekilleri Bülent Kaya ve İsa Mesih Şahin ile Gelecek Partisi Yönetim Kurulu Üyesi Serap Yazıcı Özbudun bulundu.
“YAPICI, OLUMLU BİR GÖRÜŞME OLDU”
TBMM Başkanı Kurtulmuş şunları söyledi:
“Genel çerçeveyi bu süreçteki usule yönelik görüşlerimizi ve özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisi zemininde anayasa çalışmalarını en olgun tartışmalarla nasıl ilerletebiliriz ve sonuç alırız bunlarla ilgili ben görüşlerimi aktardım, değerli arkadaşlarımızın da görüşlerini alma fırsatımız oldu. Yapıcı, olumlu bir görüşme yaptığımızı ve inşallah bundan sonra diğer siyasi partilerle de görüşmeleri tamamlandıktan sonra bir usul, yöntem belirleyerek muhtemelen önümüzdeki ekim ayı gibi bu işin muhtevasına ilişkin tartışmalara başlanabileceğini düşünüyorum. Bir kere daha sürecin hayırlı olmasını diliyorum. Meclis’te grubu bulunan partilerin görüşlerini aldıktan sonra Meclis’te temsil edilen diğer siyasi partilerin de görüşlerini alacağız.”
“MÜZAKERE ZEMİNİNİN ÖNEMİNİ VURGULADIK”
Saadet Partisi TBMM Grup Başkanvekili Bülent Kaya da “Biz de Sayın Başkanımızın bu samimi çaba ve gayretlerinden dolayı kendisine teşekkür ediyoruz, verimli bir görüşme yaptık. Anayasanın sağlıklı siyasal zeminlerde daha sağlıklı sonuçlar vereceğini dolayısıyla ilk önce Türkiye’deki siyasal iklimi bütün sorunlarımızı müzakere edebileceğimiz bir zeminde konuşmanın önemine işaret ederek Saadet ve Gelecek Partileri olarak bu siyasal zemine katkı sunacak her türlü çabanın içinde olacağımızı ve sağlıklı bir zemin inşasının sorunları konuşmaktan daha önemli olduğunu ifade ettik” dedi.
“BİZLER DE BU SÜREÇ İÇERİSİNDE YOL ALACAĞIZ”
Saddet Partisi Grup Başkanı Selçuk Özdağ ise şunları söyledi:
“Biz bu anayasa değişikliği teklifini grubumuzla değerlendireceğiz. Usul esastan önce gelir biliyorsunuz. Mutlaka ki Türkiye’nin bir anayasa değişikliğine ihtiyacı var. Türkiye çok anayasa değiştirdi. Zaman zaman darbelerle değiştirdi zaman zaman olağanüstü şartlarda değiştirdi, zaman zaman da referandumlarla değiştirdi. Önemli olan şu; Türkiye’de mevcut bir anayasa var. Bu anayasa zaman zaman ihlal ediliyor, ilga ediliyor bunları görüyoruz. En önemli şey de şudur; bugünkü Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi ile birlikte kuvvetler ayrılığı ilkesinin daha net bir şekilde ayrılacağı söylenmişti; yasama, yürütme ve yargının. Ama gördüğümüz şu ki burada ben bir parlamenter olarak grup başkanlığının ötesinde, vermiş olduğumuz soru önergelerinde dahi anayasa bakanlara diyor ki ’15 gün içerisinde cevap vermeniz gerekir’ cevap vermiyorlar. Cevap vermedikleri zaman peki TBMM’de Anayasa çiğnendiğinde ne oluyor? Bir cezai müeyyidesinin olması gerekiyor. Var mı var, ama uygulanmıyor. O zaman uygulanabilecek şeyleri yapmamız gerekiyor. Bununla ilgili de çalışmalar yapılmasında fayda var.
Mevcut anayasaya göre, Türkiye’deki problemlere anayasanın maddeleri engel değil. Engel olmadığına göre ne yapmamız gerekiyor; hep beraber daha çok konuşmamız, daha fazla demokratikleşmemiz, daha fazla hukukun üstünlüğünü, insan haklarını ön plana çıkartan bir anayasa… Bu anayasa için çalışmalara birlikte destek vereceğiz beraber çalışacağız. Biz Türkiye’nin konuşan Türkiye olmasını istiyoruz, susan Türkiye değil ve dayatılan Türkiye de değil. Konuşan Türkiye ve konuştuktan sonra diyalogla birlikte uzlaşan bir Türkiye. O nedenle bu tür çalışmaların katkıda bulunacağı inancı içerisinde, bizler de bu süreç içerisinde yol alacağız.”
]]>(ANKARA)-Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya, Saadet- Gelecek Partisi ortak grup toplantısında; iktidar partisine “Gelin, bir kez daha kısır tartışmalarla, yersiz çekişmelerle, suni gündemlerle vakit kaybetmeyelim. Öncelikle var olan Anayasa’ya uyalım, önce var olan yasaları kararlılıkla uygulayalım. Hukuk devletini egemen kılalım” çağrısı yaptı.
Saadet- Gelecek Partisi ortak grup toplantısı, bugün yapıldı. Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, grup toplantısına katılmadı. Karamollaoğlu’nun yerine Saadet Partisi Grup Başkanvekili Bülent Kaya konuştu.
Kaya, İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını eleştirerek şunları söyledi:
“7 Ekim’den bu yana tam 200 gün geçti ve 15 bin çocuk katledildi. Bir günde 75 çocuk. Yani her bir saatte üç çocuk katlediliyor Gazze’de. Bazıları için istatistik bilgisi olan bu ölümler anne babalar ve vicdanlar için her biri unutulmaz bir acıdır. Şu an, biz burada bu toplantıyı yapıp bitirene kadar, daha kaç masum ve kaç masum çocuk can verecek? Birleşmiş Milletler suskun, Avrupa Birliği suskun, İslam İşbirliği Teşkilatı aciz; peki UNICEF ne işe yarıyor? Kim olursa olsun, nerede olursa olsun çocuk çocuktur, çocuk katilleri de çocuk katilleridir. Bu kadar net. Terör rejimi İsrail, bugün Gazze’de adeta çocuklara savaş açmış durumdadır.”
Gazze için TBMM’nin harekete geçmesi gerektiğini belirten Kaya, şöyle devam etti:
“Hem dış politikada hem de ülkemizin problemlerini çözmek ve insanımızın sıkıntılarını gidermek adına TBMM’nin etkili çalıştırılması şarttır. Bunun için öncelikle iktidar, muhalefetten gelen her teklifi hemen reddetme ezberinden vazgeçmelidir. Saadet-Gelecek Grubu olarak, bugüne dek birçok konuda teklifte bulunduk ve hepsi maalesef aynı ezberin duvarı ile karşılanarak reddedildi. Emeklilerimiz için bir teklif getiriyoruz, reddediliyor. Asgari ücretlilerimiz için bir teklif getiriyoruz, reddediliyor. Mülakatlardaki adaletsiz uygulamalar için bir teklif getiriyoruz, reddediliyor. Daha geçen hafta, İsrail ile yapılan ticaretin Gazze’ye zararını araştıralım dedik; hemen reddedildi. İktidar partisi başta olmak üzere, herkese bir çağrıda bulunmak isterim. Gelin, vatandaşlarımızın derdine derman olacak kararlara hep birlikte imza atalım. Gelin, bir kez daha kısır tartışmalarla, yersiz çekişmelerle, suni gündemlerle vakit kaybetmeyelim. Öncelikle var olan Anayasa’ya uyalım, önce var olan yasaları kararlılıkla uygulayalım. Hukuk Devletini egemen kılalım.”
” Türkiye’nin problemlerinin çözüm reçetesi bellidir” diyen Kaya, maddeler halinde iktidara şu çağrıda bulundu.
“Aziz milletimiz şimdi sizlerin huzurunda iktidarda bulunanlara buradan sormak istiyoruz. Siz, yolsuzlukla etkin mücadele etmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Siz israftan vazgeçmek istiyor musunuz, istemiyor musunuz? Siz üreticinin, emekçinin, emeklinin hak ettiği ücreti vermek istiyor musunuz? Siz adaleti tesis etmek, hukuksuzluklara son vermek istiyor musunuz?
Eğer istiyorsanız, ülkemizin problemlerinin çözüm reçetesi bellidir. Ahlakı, adaleti ve maneviyatı önceleyeceksiniz. İsraf, rüşvet ve yolsuzluklara son verecek; üretim ve istihdam ekonomisine geçeceksiniz. IMF’nin acı reçetelerinden medet ummayacak, borç-faiz-borç sarmalına bizi daha fazla çekecek yeni dayatmalara imza atmayacaksınız. Millete tepeden bakan, bunun da ötesinde artık görgüsüzlüğe varan ve her gün bir yenisi ortaya çıkan uygulamalara son verecek, bu kişileri derhal uzaklaştıracaksınız. Şahsiyetli bir dış politikayı kararlılıkla uygulayacak, zikzaklarınıza son vereceksiniz. Bu adımları attığınız takdirde, ülkemiz hızla derlenip toparlanacak; yüksek kur, yüksek işsizlik, yüksek faiz, yüksek borç, yüksek enflasyon döngüsünden çıkmamız mümkün olacaktır. İnsanımız siyaset kurumundan, derdine derman olacak adımların atılmasını beklemektedir. Bizler de bu çatı altında ülke ve millet gerçekleriyle, iktidarı yüzleştirmekte kararlıyız.”
]]>
Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, Saadet- Gelecek Partisi ortak grup toplantısında; İsrail’in Filistin’e yönelik saldırılarını eleştirerek, “İslam dünyası da Gazze sınavında sınıfta kalmıştır. Cemil Meriç’in de ifadesiyle; ‘Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık namussuzluktur’. Şimdi İran ve son perde olarak Türkiye’mizde de çevirmek istiyorlar. Bu tuzağa hiç kimse bir daha düşmemelidir. Ankara’nın, Tahran’ın, Bağdat ve Şam’ın bir araya gelmesi mümkündür ve bu sadece bir tercih değil artık zorunluluktur. Bu konuda da ülkemize büyük sorumluluklar düşmektedir” dedi. 31 Mart yerel seçimlerini de değerlendiren Karamollaoğlu, “Artık yeni bir dönem başlamıştır. Bugünden sonra bizler açısından zaman ve zemin hiç olmadığı kadar müsaittir. Milli görüşe duyulan ihtiyaç ise her zamankinden fazladır” diye konuştu.
Saadet- Gelecek Partisi ortak grup toplantısı, bugün yapıldı. Grup toplantılarına uzun bir aradan sonra katılan Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu, şunları söyledi:
“Üç çeyrek asırdır devam eden ve 7 Ekim’den bugüne her geçen gün daha da şiddetlenen siyonist zulüm, yine ne Ramazan dinledi ne de bayram. Hiçbir insani değeri tanımayan işgal rejimi, kundaktaki bebekleri, beşikteki emzikli çocukları, hamile kadınları, hasta yatağındaki yaşlıları dahi acımasızca katletmeye devam etmektedir. Tüm bu olup bitenlerin hepsi dünyanın gözünün içine baka baka, biz Müslümanlara da adeta meydan okurcasına yapıldı ve yapılıyor. Sözde asli görevleri dünya üzerinde huzur ve barışı tesis etmek olan uluslararası kurum ve kuruluşlar ise aylardır kör, sağır ve dilsiz kesildiler.
“BATI MEDENİYETİ HER ŞEYİYLE İFLAS ETMİŞTİR”
ABD ve sözde gelişmiş kabul edilen batılı ülkelerin tavrı ise çok daha vahim. Her fırsatta barıştan, özgürlükten, demokrasiden dem vuranlar, söz konusu suçlu Siyonist rejim olunca tüm bu değerleri rafa kaldırdılar. Zulme engel olmak bir yana, adeta zulmün destekçisi olmak için birbirleri ile yarışır durumdalar. Çok net söylüyorum, hepsi sınıfta kalmıştır. Hepsi samimiyetsiz ve ikiyüzlü olduklarını tescil ettirmişlerdir. Al ABD’yi vur İngiltere’ye, al İngiltere’yi vur Fransa’ya, al onu vur Hollanda’ya; hiçbir farkları yok. Bir kez daha açıkça görülmüştür ki, Batı medeniyeti her şeyiyle iflas etmiştir.
“ZULMÜN OLDUĞU YERDE TARAFSIZLIK NAMUSSUZLUKTUR”
Maalesef İslam dünyası da Gazze sınavında sınıfta kalmıştır. Birileri kınıyor, birileri tarafsızlık ve itidal çağrısı yapıyor; birileri alttan alta ticaretine devam ediyor, birileri de İsrail’in yanında utanmadan saf tutuyor. Hiç kimse kusura bakmasın, çok net söylüyorum ve bu ifadeyi bilerek kullanıyorum; zira merhum Cemil Meriç’in de ifadesiyle; ‘Zulmün olduğu yerde, tarafsızlık namussuzluktur.’ Şimdi İran ve son perde olarak Türkiye’mizde de çevirmek istiyorlar. Bu tuzağa hiç kimse bir daha düşmemelidir. Washington’da, Londra’da, Brüksel’de ve Tel Aviv’de senaryosu yazılan bu filmin figüranlığına Müslüman ülkeler hiçbir zaman razı olmamalıdırlar. Ankara’nın, Tahran’ın, Bağdat ve Şam’ın bir araya gelmesi mümkündür ve bu sadece bir tercih değil artık zorunluluktur. Bu konuda da ülkemize büyük sorumluluklar düşmektedir.
“BİZ HAZİNE YARDIMI ALMAYAN PARTİLERİZ”
İstediğimiz neticeleri elde edemedik, ama elhamdülillah Saadet Partisi olarak bu imtihandan da alnımızın akıyla çıktık. Seçim değerlendirmelerini yaparken, şu hususları da mutlaka göz önünde bulundurmamız gerekir kanaatindeyim. İktidar partisinin belediye başkan adaylarına saatlerce yayın imkanı veren TRT, Meclis’te grubu bulunan partilerin genel başkanlarına dahi, seçim sürecinde bir dakika olsun yayın imkanı vermedi. Bırakın bizimle ilgili haber yapmayı, seçim döneminde kendi bütçemizle TRT’de parasını vererek reklam yayınlatma talebimiz bile kabul edilmedi. Bakın, Saadet Partisi olarak biz Hazine yardımı almayan partiler arasındayız. Diğer taraftan, en çok seçim çevresinde seçime katılan partiyiz. Her konuyu pazarlığa dönüştürerek konjonktürel teveccühe talip olanlar bugün varlar ama dün yoktular ve emin olun yarın da olmayacaklar.
“MİLLİ GÖRÜŞE DUYULAN İHTİYAÇ HER ZAMANKİNDEN FAZLA”
31 Mart, süreç ve sonuçları itibariyle çok farklı bir seçim oldu. Milletimizin iktidar partisine bir mesaj verdiği, ana muhalefet partisine de bir kredi tanıdığı çok açık. Ancak 2023 seçimlerinin hemen ardından gidilen yerel seçimleri, sadece oy oranları üzerinden değerlendirmek sağlıklı olmayacaktır. 2016’lardan itibaren yaşanan süreç, 2018, 2019 ve 2023 seçimlerinde yaşananlar, ittifaklar, algı ve medya manipülasyonları denkleme dahil edilmeden, bugünkü sonuçlara dair yapılan tüm yorumlar eksik kalacaktır. Bizler, başta Meclis Grubumuz olmak üzere, Genel Merkez ve il-ilçe teşkilatlarımızla bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her daim ahlakı ve adaleti önceleyecek, doğruyu destekleyecek, doğruyu teklif edeceğiz. Artık yeni bir dönem başlamıştır. Bugünden sonra bizler açısından zaman ve zemin hiç olmadığı kadar müsaittir. Milli Görüş’e duyulan ihtiyaç ise her zamankinden fazladır.”
]]>Açıklanan kesin listede Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanlığı için AK Parti’den Memduh Büyükkılıç, İYİ Parti’den Kazım Yücel, Memleket Partisi’nden Deniz Coşkun, DSP’den Davut Ocak, Yeniden Refah Partisi’nden Abdullah Ozkırış, DEM Parti’den İhsan Sarıyar, TKP’den Mustafa Arslan, Zafer Partisi’nden İsmail Tanrıöven, HKP’den Nuh Yavuz, TKH’den Bengisu İçten, BTP’den Battal Çetine, Gelecek Partisi’ndne Muhammed Tosun, YTP’den Ferdi Karabacak, CHP’den Murat Molu, EMEP’ten Can Deniz Kalkan, HÜDAPAR’dan Mehmet Çalhan, HAK-PAR’dan Nazenin Güneş, DP’den Aygökçe Karakaya, Millet Partisi’nden Mehmet sümer, Milli Yol Partisi’nden Caner Boyraz, TİP’ten Sami Kırık, DEVA Partisi’nden İbrahim Göz, Saadet Partisi’ndne Mahmut Arıkan, Vatan Partisi’nden Erdoğan Demir yarışacak. Ayrıca Enver Sungur, Ahmet Ülgen ve Ali Aytekin de büyükşehir belediye başkanlığı için bağımsız olarak yarışacak.
Kocasinan Belediye Başkanlığı için AK Parti’den Ahmet Çolakbayrakdar, İYİ Parti’den Yurder Şahin, Büyük Birlik Partisi’nden Yahya Varol, Yeniden Refah Partisi’nden Önder Narin, Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nden Yakup Kaya, Türkiye Komünist Partisi’nden Zehra Betül Atmaca, Zafer Partisi’nden Ayşe Coşkun, Halkın Kurtuluş Partisi’nden Enes Eroğlu, Bağımsız Türkiye Partisi’nden
Baki Erdemci, Gelecek Partisi’nden Yunus Kırboğa, Cumhuriyet Halk Partisi’nden Mustafa Yıldız, Hür Dava Partisi’nden Hüseyin Yazğan, Millet Partisi’nden Mesut Taşpınar, Milli yol Partisi’nden Ebubekir Bilgi, Türkiye İşçi Partisi’nden Eren Gürpınar, Demokrasi ve Atılım Partisi’nden Kadir Türkmen, Saadet Partisi’nden Recep Güngör, Vatan Partisi’nden Asım Bulur ve Bağımsız Aday Hayrettin Dağ seçimlere katılacak.
Melikgazi Belediye Başkanlığı için AK Parti’den Mustafa Palancıoğlu, İYİ Parti’den Sedat Kılınç, Büyük Birlik Partisi’nden Ercan Yozgat, DSP’den Efekan ulu, Yeniden Refah Partisi’nden Ahmet Taylan, DEM Parti’den Hasan Ekici, TKP’den Muhammed Bayram, Zafer Partisi’nden Ahmet Erol, HKP’den Saadet Gürtan, BTP’den Aytaç Tekin, Gelecek Partisi’nden Hasan Hüseyin Akkuş, CHP’den Özgür Alçı, HÜDAPAR’dan Mustafa Yalçınkaya, Millet Partisi’nden Süleyman Özhan, Milli yol Partisi’nden Yasin Bozkaya, TİP’ten Mübeyra İlhan, DEVA Partisi’nden Mehmet Ankaralıoğlu, Saadet Partisi’nden Baki Coşkun, Vatan Partisi’nden İbrahim Kani ve Bağımsız Aday Yusuf ali Yeşilyurt seçimlere katılacak.
Talas Belediye Başkanlığı için AK Parti’den Mustafa Yalçın, İYİ Parti’den Göker Gözütok, Büyük Birlik Partisi’nden Hakan Taşpınar, Yeniden Refah Partisi’nden Selver Boztaş, TKP’den Sevda Çiçek, Zafer Partisi’nden Abdullah Dökmeci, HKP’den Önder Kara, BTP’den Kadir Torcu, CHP’den Hacı İbrahim Yıldırım, HÜDAPAR’dan Mehmet Sıddık Eğdemir, TİP’ten Serdar Altuner, DEVA Partisi’nden Mustafa Kafa, Saadet Partisi’nden ise Harun Halilullah Toprak seçimlere katılacak.
Hacılar Belediye Başkanlığı için AK Parti’den Bilal Özdoğan, İYİ Parti’den Alper Ceyhan, Büyük Birlik Partisi’nden Mahmut Bağlamış, Yeniden Refah Partisi’nden Bünyamin Geçgil, Zafer Partisi’nden İbrahim Boya, BTP’den Mehmet Sarıalp, CHP’den Kadir Adanır, HÜDAPAR’dan Sinan yorulmaz, Milli yol Partisi’nden Esma Bilgi, DEVA Partisi’nden İsmail Bayam, Saadet Partisi’nden Osman Palaz ve Vatan Partisi’nden Evren Talay seçimlere katılacak. – KAYSERİ
]]>Marmara Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduktan sonra İstanbul’da öğretmenliğe başlayan 49 yaşındaki Saadet Çiçek, 28 Şubat 1997’de gerçekleşen postmodern darbe sonrasında zorla istifa ettirildi. 15 yıl sonra tekrar atanarak Bingöl İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nde göreve başlayan evli ve 4 çocuk annesi Çiçek, aradan geçen 27 yıla rağmen o günleri unutamadı. Öğretmenlik yaptığı sırada okul idaresinin kendisine başörtüsünden dolayı mesleğini yapamayacağını söyleyerek görevden alındığını aktaran Çiçek, yaşadıklarını anlattı. Görevine 15 yıl sonra döndüğünü ve şu an Bingöl İl Milli Eğitim Müdürlüğü bünyesinde görev yaptığını aktaran Saadet Çiçek, “Süreç içerisinde birçok kişi o dönemde öğretmenlikten istifa ettirildi. Ben de onlardan birisiydim. 2 sene sonra öğretmenliğe başladım. Üniversitede yaşanan herhangi bir sorun yoktu, öğretmenlikte sorun yaşadım. Perukla okula gelen bir müdürümüz vardı. İkna odasına beni aldı ve ‘Saadet hocam farkındaysan ben de düzen ne istiyorsa onu yerine getiriyorum. Siz de farklı bir çözüm üretebilirsiniz, eğer başınızı açmazsanız istifa etmek zorundasınız. İstifa etmediğiniz takdirde bütün cezaları sırayla alıp atılacaksınız zaten. Biz bunu işletmek istemiyoruz. Siz kendiniz istifa ediniz’ demeye getirdi. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne götürüldüm, birlikte gittik. Öğrencilerimle çok güzel bir iletişimim olmasına rağmen ben istifa etmeyi, bir daha geri dönmemeyi tercih etmek zorunda bırakıldım” dedi.
“Hala tüylerim diken diken oluyor, ürperiyorum”
Çiçek, o dönemi hatırladığında hala ürperdiğini belirterek şöyle devam etti:
“Ağır bir süreçti. Doğrusu hatırlayınca hala tüylerim diken diken oluyor, yani ürperiyorum. Büyük hayallerle okuldan mezun oluyorsunuz. Tek istediğiniz şey öğretmenlik ve elinizin altında her şey. Öğrenciler, masum yüzleri ve vermek istediğiniz her şey elinizin altında ama veremiyorsunuz. ve oradan bir el çekiyor sizi alıyor. Bunu yapmak istemedim ama istifa ederken şunu düşündüm; ben inandığım bir ideale çok sahiptim. Ben inandığım gibi yaşamak zorundaydım, inandığım gibi de öğrencilerime örnek teşkil etmek durumundaydım. Yaşamadığım, olmadığım bir şeyi onlara sunamazdım.”
“Ben yaşantımla dimdik durarak, inancımı temsil ederek onlara gerçekten ideallerine sahip çıkmaları noktasında örnek olduğunu düşünüyorum” diyen Saadet Çiçek, “İlçe Milli Eğitim Müdürlüğünde de bana şu seçenek sunulmuştu; ‘Ailevi nedenlerle ifadesini işaretleyin hoca hanım. Sonradan geri dönmek istiyorsanız.’ Çok güzel bir ikna odasıydı. Gerçekten ben de öğrencilerime hiçbir açıklama yapmadan sadece çeşitli nedenlerle ayrılmak durumunda olduğumu söyledim. Ama o an gelen bir duyguyla dedim ki ‘Canlarım sizinle birlikte aynı okullarda öğretmenlik yapacağım. Beraber öğretmenlik yapacağız. Beraber öğrencilerimiz olacak’ dedim. O an sadece hissettim. Bugün olsa aynı şeyi elbette yapardım. Ben hala aynı benim, kesinlikle yapardım” diye konuştu. – BİNGÖL
]]>