Şair – Haber 28 – Giresun Haber https://www.haber28.com.tr Tue, 25 Jun 2024 03:24:06 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9.4 Şair Lale Müldür: Şiirle iştigal etmesem ölürdüm https://www.haber28.com.tr/sair-lale-muldur-siirle-istigal-etmesem-olurdum/ https://www.haber28.com.tr/sair-lale-muldur-siirle-istigal-etmesem-olurdum/#respond Tue, 25 Jun 2024 03:24:06 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=22745 Şair Lale Müldür, şiirin hayatında önemli bir yer tuttuğuna işaret ederek, “Şiirle iştigal etmesem ölürdüm. Şiir içten gelen bir şeydir bir kere.Bunu anlamayanlar boşu boşuna harcıyorlar vakitlerini.” dedi.

Anadolu Ajansının (AA) Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü kapsamındaki dosyasının 11. haberinde şair Lale Müldür röportajına yer verildi.

“Anemon”, “Saatler/ Geyikler”, “Kadınesk” adlı eserlerin de aralarında bulunduğu çeşitli kitaplara imza atan Müldür, şiir yolculuğunu ve şiirin hayatındaki önemini anlattı.

Türk şiirinde 1980’li yıllardan itibaren kendine has şiir üslubuyla yer edinen şair Lale Müldür, Amerika’da yayımlanan Türk şiiri antolojisinde “1980’lerde başlayan krizi aşan bir şair” olarak anıldı.

Müldür, son dönemlerde iyi şiir yazılmadığını ifade ederek, “Şiir hakkında diyeceğim şey, bundan sonra şiir bitti ama nasıl bitti? Şiir yazanların sayısı hala çok. Ancak gerçekten iyi şiir yazan genç şair pek yok gibi.” görüşünü paylaştı.

“Şiiri bir kız kardeş olarak ciddiye almaya başladım”

Şiir yolculuğunu meşakkatli olarak tanımlayan Müldür, şu ifadeleri kullandı:

“Şiirle iştigal etmesem ölürdüm. Basbayağı ölürdüm. Şiire başladığım yıllarda yaşamaktan hiç hoşlanmazdım. Bir anlamda şiir defterlerimi dolduruyordum. Bu bende gerçekten şiirin bir kız kardeş niteliği açmasına neden oldu. Ben şiiri bir kız kardeş olarak ciddiye almaya başladım. Sonra ‘Noli me tangere (Bana dokunma)’ dedim kendi kendime. Onu baz alarak ilerledim.”

Müldür, şiirin kendine has yapısı ve üretim sürecinde ortaya çıkışı konusunda da değerlendirmelerde bulunarak, şunları kaydetti:

“Şiir içten gelen bir şeydir bir kere. Sonradan şiir yapılmaz. İçinden pat diye önüne geliyor yani öyle bir şey. Çat diye gelmesi lazım. Bunu anlamayanlar boşu boşuna harcıyorlar vakitlerini. Şiirin apayrı yeri vardır bir defa. Hemen anlarsın, ‘Bu şiir’ dersin. Bir; kafiye, iki; yolunu açan bir şey, üç; senin bütün enteresanlığı kaydetmek gibi bir şey. Sonra da onu hatırlatmak. Hatırlamak da zordur. Ben hatırlamam mesela. Ben katiyen hatırlamam. Ama bir kere bana okunsun şiir aklımda kalır sözcükler ve söylerim hemen şiiri.”

“Gırgır bulamazsam kaçar giderim oradan”

Müldür, şiirde bir ortam ya da izini takip ettiği şair olmadığını, kendi şiirleri ve kendine has tarzı olduğunu söyledi.

Şiirde sohbetin önemine işaret eden Müldür, “Ben şiir ortamına hiç doğmadım. Pek bilmem yani şairler ne yaparlar ne ederler. Şairlerle bir araya gelme nedenim gırgırdır benim. Gırgır çok önemli bende. Ama öyle herhangi bir gırgır değil bayağı gırgır hoşuma gider. Gırgır bulamazsam bir şeyde veya bir insanda kaçar giderim oradan. Gırgır olmazsa olmaz.” diye konuştu.

Müldür, şiirin ciddi bir iş olduğundan bahsederek, “Bir de çok ciddi bir tarafı var şiirin. Şiir sana geliyor. Şuraya gelir (kalbini göstererek) ‘Aaa geldi’ dersin. İlhamdır. O gelir ve o zaman eline kalemi alır başlarsın yazmaya veya hiç yazmazsın da aklında tutarsın.” ifadelerini kullandı.

Okumaktan keyif aldığı şairler hakkında da bilgi veren Lale Müldür, Arthur Rimbaud, Fernando Pessoa, Rainer Maria Rilke, Thomas Stearns Eliot ve Charles Baudelaire’ın şiirlerinin kendisini her zaman etkilediğini de sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sair-lale-muldur-siirle-istigal-etmesem-olurdum/feed/ 0
Adem Turan, Türkiye’de şiirin durumunu ve ilgiyi anlattı https://www.haber28.com.tr/adem-turan-turkiyede-siirin-durumunu-ve-ilgiyi-anlatti/ https://www.haber28.com.tr/adem-turan-turkiyede-siirin-durumunu-ve-ilgiyi-anlatti/#respond Wed, 29 May 2024 22:48:36 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19306 “Hayal Defteri”, “Ateşte Yıkanmış Atlar”, “Nisan Çobanı” ve “Devamsızlar İçin” adlı eserleri kaleme alan şair Adem Turan, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türkiye’de şiirin durumunu ve şiire olan ilgiyi AA muhabirine anlattı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor.

Dilsel çeşitliliğe de bir fırsat sunması hedeflenen Dünya Şiir Günü kapsamında, birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

“Şiirin kendine has kelimeleri vardır”

Turan, ilk şiirinin Yenidevir Gazetesi’nde yayınlandığını belirterek, “Tarih 22 Ocak 1982’ydi. Bursa’daydım. Çok mutlu olmuştum. Sabah ezanı sularında bitmişti şiir. Hiç uyumadan sabahladım ve rahmetli hocam Mahmut Kanık’a koşarak gitmiştim.” dedi.

Şiire ilgisinde Kanık’ın büyük payı olduğunu aktaran Turan, şunları kaydetti:

“Bize çok özel davranırdı. Birçok öğrencisi vardı ama biz birkaç kişi onun etrafındaydık. Biz ona Mahmut Ağabey derdik. Şiiri çok beğenmişti ama 1-2 uyarı yapmıştı. Bazı kelimeleri sert bulmuştu. Ondan şiirin de kendine has kelimeleri olduğunu öğrenmiştim. Tabii haklıydı. O uyarıları ben dikkate alırım. Hayatımızda kullandığımız her kelimenin şiire girmemesi gerektiğini ondan öğrenmiştim.”

Turan, son dönemde daha çok tematik şiire yöneldiğini vurgulayarak, “Tematik yazmak beni daha çok konsantre ediyor. ‘Mesel’ şiirleriyle başladı. Sonra ‘Taş’ şiirleri yazdım. Daha sonra Arjantinli yazar Luis Borges’le ilgili ‘Borges Borges’ adında bir kitap yazdım. Ardından İrlanda’nın milli şairi James Clarenca Mangan’la ilgili ‘Mangan Mangan’ isimli şiir kitabı geldi.” şeklinde konuştu.

“Mangan Mangan” adlı şiir kitabına Türkiye Yazarlar Birliği tarafından 2021’de ödül verildiğini kaydeden Turan, ödülün kendisini memnun ettiğini söyleyerek, şu bilgileri verdi:

“Türkiye’de pek bilinmiyor. İrlanda’nın milli şairi. Bizi çok sevmiş, Türkçe öğrenmiş. Çok zorlandığını da söylüyor tabii. Almanca üzerinden bizim divan edebiyatımızı fark ediyor. Batı tarzı şiir yazmayı bırakıyor. Divan şiirini çok seviyor. Türkiye’de tanınması ve bilinmesi lazım. İnşallah ilerleyen yıllarda Mangan, Türk okuyucusu tarafından okunmaya başlayacaktır. Bazı akademisyenler ciddi anlamda çalışıyor.”

“Türkiye’de iyi şiirler yazılıyor”

Adem Turan, son dönemde Fars edebiyatının önemli ismi Hafız-ı Şirazi ile ilgili tematik şiirler kaleme aldığını aktararak, tematik şiirler yazmaya devam edeceğini dile getirdi.

Türkiye’nin şiir atmosferinin iyi olduğuna vurgu yapan Turan, “Türkiye’de iyi şiirler yazılıyor. Çok dergi çıkıyor. Bu kadar dergi çıkması, şiire ilginin olduğunu gösteriyor. Türkiye’de binlerce şair var. Deli dolu akan bir nehir düşünün, beraberinde bir sürü şeyler getirir. Sonra biter ve geride kalan neyse işte onlar elle tutulur nesnelerdir. Türk şiirinde de böyle bir şey var. Birçok kişi şiir yazıyor, şairdir filan ama kalburu elediğiniz zaman üstte kalacak olanlar vardır.” değerlendirmesinde bulundu.

Turan, şiire gösterilen ilgiden memnun olduğunun altını çizerek, şiir etkinliklerinin sayısının artması gerektiğini sözlerine ekledi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/adem-turan-turkiyede-siirin-durumunu-ve-ilgiyi-anlatti/feed/ 0
Şair Ali Emre: Türkiye’de Şiirin Durumu https://www.haber28.com.tr/sair-ali-emre-turkiyede-siirin-durumu/ https://www.haber28.com.tr/sair-ali-emre-turkiyede-siirin-durumu/#respond Sat, 25 May 2024 23:12:35 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=19072 Şair Ali Emre, Türkiye’deki güncel şiir ortamına ilişkin, “Bugün 120 civarında edebiyat dergisi, 12 bin civarında şairden söz ediliyor. Yüzde ikisi bile gerçekten şair olsa iyi bir rakam bu.” değerlendirmesini yaptı.

Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından şiir okumayı, yazmayı ve yayınlamayı teşvik etmek amacıyla ilan edilen 21 Mart Dünya Şiir Günü, 25 yıldır kutlanıyor.

Dilsel çeşitliliğe de bir fırsat sunması hedeflenen Dünya Şiir Günü kapsamında, birçok ülkede çeşitli etkinlikler düzenleniyor.

“Çeyizime Bir Kefen”, “Yeryüzüne Dağılan”, “Milyon Sesli Mızıka” ve “Kıyamet Mevsimleri” gibi çok sayıda şiir kitabına imza atan Emre, şiir yolculuğunu, geçmişten bugüne Türkiye’de şiirin durumunu ve şiire olan ilgiyi AA muhabirine anlattı.

“İyi bir kitap insanın önünde yeni ufuklar açabilir”

Şiirin insana gelen, insanda bekleyen ve biriken bir edebi tür olduğunu belirten Ali Emre, “Şiir, edebiyat dediğimiz o büyük ormanın en nadide ağacı olarak görülebilir. Ben de şiire ilkokul çağında bendeki belki o parıltıyı, ışığı gören öğretmenlerimin etkisiyle okuyarak başladım. Önce küpü bir doldurmak lazım. Onu ne kadar iyi ve farklı okumalarla doldurursanız o şekilde dışına taşar.” ifadelerini kullandı.

Şair Emre, ilk şiirlerini ortaokul yıllarında yazdığını kaydederek, öğretmenlerinin yönlendirmesiyle Kastamonu’da bazı şiir yarışmalarına katıldığını ve ödüller aldığını hatırladığını söyledi.

Liseyi Kastamonu Ticaret Lisesi’nde okumasına rağmen oradaki edebiyat öğretmeninin yönlendirmesiyle edebiyattan kopmadığını vurgulayan Emre, şunları kaydetti:

“İyi bir öğretmen ya da okunan iyi bir kitap insanın önünde yeni ufuklar açabilir. Hatta belki hayata bakışını değiştirebilir. Bende de öyle oldu desem yeridir. Nitekim ticaret lisesine uygun bir alanda okumayı değil, mümkünse edebiyat okumayı istemiştim. Allah da nasip etti. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde 1985-1989 yılları arasında Türk Dili ve Edebiyatı bölümünü okudum.

O öğretmenimin yönlendirmesiyle, 15-16 yaşındayken Kastamonu Gazetesi’nde bazı şiirlerimin yayınlandığını hatırlıyorum. Üniversiteyi bitirmek üzereyken 1989-1990 yılında yavaş yavaş bazı dergilere şiirlerimi gönderdiğimi biliyorum. İlk önemli şiirlerim Mustafa Kutlu’nun çıkardığı Dergah dergisinin kapağında yayınlandı. Üniversiteden beni seven bir hocamla birlikte Dergah Yayınları’na gitmiştik. Mustafa Kutlu’ya bir tomar şiir teslim etmiştim sağ olsun yayınladı.”

Ali Emre, üniversiteden sonra öğretmen olarak Sivas’ın İmranlı ilçesine atandığını ve oradayken İstanbul’daki edebiyat dünyasını takip edemediği bir dönem yaşadığını dile getirdi.

İlk şiirlerinin öznel ve içrek tarafları olduğuna dikkati çeken Ali Emre, “Sevgiliden, aşktan ziyade belki çocuk teması öne çıkar benim ilk şiirlerimde. Bunda tabii fakirliğin etkisi vardır. Kastamonu’da küçük bir şehirde, büyük şehirlere özgü nimetlerden uzak bir ortamda geçen çocukluğun ve ailenin izleri daha baskındır. O yüzden duygu açıklamaları diyebileceğimiz öznel, içrek bir şiirdir. Ama süreç içerisinde sosyal hayata daha geniş bakan, 28 Şubat sürecinin bütün ülkeyi bir karanlığa sevk ettiği ortamda şiirimin de sertleştiğini, kavgacı bir nitelik ve epik bir karakter kazandığını da söyleyebiliriz.” şeklinde konuştu.

“Edebiyatımız tarihinin en iyi dönemlerinden birini yaşıyor”

Emre, Türkiye’deki güncel şiir ortamına ilişkin ise şu değerlendirmelerde bulundu:

“Salgın sonrası süreçte sosyal medyanın da olumsuz anlamda etkilemesiyle bir düşüş yaşandığı söylenebilir ama bence bizim edebiyatımız hem nicelik hem de nitelik bakımından tarihinin en iyi dönemlerinden birini yaşıyor. 1950 ve 1960’lı yıllarda da insanın ayağını yerden kesen, insanı etkileyen belki 4-5 tane şiirle karşılaşıyordu insanlar. Bugün 120 civarında edebiyat dergisi, 12 bin civarında şairden söz ediliyor. Yüzde ikisi bile gerçekten şair olsa iyi bir rakam bu. Avrupa’daki birçok ülkede bile artık şiir, edebiyat dergilerinin çıkmadığını, kapandığını, köklü bir geleneği olanların da dijital alana çekildiğini görüyoruz. Türkiye’de belki şiir alanında niteliksiz ürün çok fazla ama diri, ayakları yere basan, dünyadaki şiirden, edebiyattan da haberdar, kelime dağarı zengin, insanın ve yaşadığımız ülkenin temel sıkıntılarına, problemlerine değinen, lirik-epik bütünlüğü gözeten, biçim ve biçem yönünden de araştırıcı bir karakteri olan şiirlerin az sayıda da olsa yazıldığını görüyoruz.”

Türkiye’de yılda 2 bin şiir kitabı basıldığını ve bunun bu edebi tür için iyi bir rakam olduğunu vurgulayan Ali Emre, edebiyata ve şiire ilişkin yapılan her etkinliği değerli bulduğunun altını çizdi.

]]>
https://www.haber28.com.tr/sair-ali-emre-turkiyede-siirin-durumu/feed/ 0
Ali Ulvi Kurucu: Türkiye’nin önemli şairlerinden biri https://www.haber28.com.tr/ali-ulvi-kurucu-turkiyenin-onemli-sairlerinden-biri/ https://www.haber28.com.tr/ali-ulvi-kurucu-turkiyenin-onemli-sairlerinden-biri/#respond Thu, 28 Mar 2024 01:00:34 +0000 https://www.haber28.com.tr/?p=11913 Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında doğan ve ailesiyle Medine’ye gittiği 1939’a kadar Türkiye’de yaşayan şair ve mütefekkir Ali Ulvi Kurucu, doğumunun 102. yılında anılıyor.

Hacı Veyiszade İbrahim Efendi’nin çocuğu olarak Konya’da 3 Mart 1922’de dünyaya gelen Kurucu’nun dedesi, Konya’nın yetiştirdiği önemli alimlerden Hacı Veyis Efendi idi.

Babaannesinin kendisi için Ali ismini uygun görmesiyle bu ismi alan şair, ilerleyen yıllarda 16 yaşlarında iken Konya’da bir züccaciye mağazasının tabelasında gördüğü ve çok beğendiği “Ulvi” ismini de kullanmaya başladı.

11 yaşındayken hafız oldu

Küçük yaştan itibaren Kur’an-ı Kerim’i öğrenen ve ilim tahsiline başlayan Kurucu, 11 yaşındayken hafızlığını tamamladı, bu suretle de ilk unvanını alarak ailesi ve çevresinde “Hafız Ali” olarak anıldı.

Lisans eğitimini El-Ezher Üniversitesi’nde tamamlayan Kurucu, Kahire’de Mustafa Runyun, Ali Yakup Cenkçiler, Ahmet Davudoğlu, İsmail Ezherli gibi isimlerin içinde bulunduğu Revaku’l-Etrak isimli toplulukta bulundu ve dönemin büyük alimlerinden şeyhülislam Mustafa Sabri Efendi, Mehmed İhsan Efendi ve Zahid Kevseri’den eğitim gördü.

Babasının vefatının ardından, 1939’da dönemin şartları doğrultusunda daha iyi bir eğitim ortamı sağlamak için Medine’ye göçen ailesinin yanına giden Kurucu, önce küçük çaplı ticaretle uğraştı. 1953 yılında Medine-i Münevvere Maarif Müdürü (Eğitim Müdürü) Muhammed Said Defterdar’ın teklifiyle, onun emrinde memuriyete başladı.

Bu görevi 1955’e kadar sürdüren Kurucu, bu tarihten sonra bir yıl kadar ilkokullarda Kur’an-ı Kerim ve siyer dersleri verdi. Daha sonra 1956’da Medine-i Münevvere Evkaf İdaresi’nin İnşaat ve Sicillat Dairesi müdürlüğü görevine getirilen şair, 1980 yılına kadar bu vazifeyi yaptı.

Kurucu, ayrıca 1947 yılında Konyalı olan yakın komşuları Hacı İbrahim Sandıkçı Efendi’nin kızı Fatma Hanım’la evlendi. Bu evliliğinden 1948’de kızı Sare Hanım, 1952’de ilk oğlu İbrahim Bey ve 1962 yılında ikinci oğlu Mustafa Bey dünyaya geldi.

“Safahat”ın tamamını ezberledi

Şiire ilgisi üniversite yıllarında başlayan Ali Ulvi Kurucu, Mehmet Akif Ersoy’dan da etkilenerek “Safahat”ın tamamını ezberledi.

Ardında yüzlerce şiir ve eser bırakan Kurucu, şiirlerinde kullandığı dil, üslup ve ölçü itibarıyla Tanzimat ve Serveti Fünun dönemi şairlerini örnek aldı. Bu dönemlerden Namık Kemal, Ziya Paşa, Süleyman Nazif, Tevfik Fikret, Abdulhak Hamit, Muallim Naci, Cenap Şahabettin ve Mehmet Akif Ersoy’un aralarında bulunduğu şair ve edipleri okuyarak kendisini yetiştirdi.

Kurucu’nun dini ve manevi konulardaki şiirleri ilk kez Ali Kemal Belviranlı’nın çıkardığı “İslamın Nuru” dergisinde yayımlandı.

Medine’de 2. Mahmud’un inşa ettirdiği Mahmudiye ve Şeyhülislam Arif Hikmet kütüphanelerinde 32 yıl görev yapan Kurucu, görev sürecinde Arapça, Farsça ve Türkçe kaleme alınmış binlerce yazma eseri inceledi ve tasnif etti.

Kurucu, 1985’te emekliliğinin ardından Türkiye’ye daha sık gelip Şeyh Sami, Şeyh Mehmed Zahid, Şeyh Abdülgafur Abbasi, Ebul Hasen Nedvi ve Hasan El-Benna’nın arasında olduğu isimlerle aynı ortamlarda bulundu, sohbetler gerçekleştirdi.

Ömrünün 56 yılını Medine’de geçiren Kurucu, 3 Şubat 2002’de aynı kentte vefat etti ve cenazesi Cennetü’l Baki kabristanına defnedildi.

Kurucu’nun kaleme aldığı eserlerden bazıları şöyle:

“Büyük İslam Şairi Dr. Muhammed İkbal”, “Nurdan Sesler”, “Zulmeti Yıkan Nur”, “Gümüş Tül”, “Gümüş Tül ve Alevler”, “Asırlar Boyunca Parlayan Nur”, “Gecelerin Gündüzü” ve “Medine Notları”

]]>
https://www.haber28.com.tr/ali-ulvi-kurucu-turkiyenin-onemli-sairlerinden-biri/feed/ 0