Moskova Ekonomi Üniversitesi’ndeki eğitiminin ardından çalıştığı şirkette patronunun Türk kültürünü tanıma önerisi üzerine birçok kez İstanbul’u ziyaret eden Kirillova, burada tanıştığı ebru sanatına yönelip ülkesinde açtığı atölyede eğitim vermeye başladı.
Ebru sevgisinin peşinden giden ve 9 yıl önce Rus psikiyatrist eşi İvan ve iki çocuğuyla İstanbul’a yerleşen Kirillova, “Rengi-su” adını verdiği teknikle birleştirdiği ebruyu farklı boyuta taşıdı.
Türkiye’ye yerleştikten sonra şarkılarından tanıdığı, Muğla’nın Bodrum ilçesinde 17 yıl önce geçirdiği trafik kazasında vefat eden müzisyen Akarsu’nun ailesiyle tanışmak için geldiği Amasra’ya hayran kalan Kirillova, ilçeyi sık sık ziyaret ediyor.
Deniz suyuna batırdığı tuvallerine boyaları döken Kirillova, dalga hareketiyle oluşan desenler üzerinden yaratıcılığını kullanıyor. Böylece özgün çalışmalarını ortaya çıkaran Kirillova, eserlerini başta İstanbul ve Ankara olmak üzere birçok ilde sergiliyor.
“Amasra hikayesi benim için Barış Akarsu ile başladı”
Sanatını ve Amasra hayranlığını AA muhabirine anlatan Kirillova, küçük yaşlardan itibaren çok sevdiği resmin zamanla hayatının parçası haline geldiğini, kendisinde bulamadığı ressam olma cesaretinin Türkiye’ye yerleşmesiyle oluştuğunu anlattı.
“Amasra hikayesi benim için Barış Akarsu ile başladı.” diyen Kirillova, Akarsu’nun son derece etkili bir sanatçı olduğunu dile getirdi.
Kirillova, Akarsu’nun müziğinden ve enerjisinden sanatı adına istifade ettiğini ve bunun için Amasra’ya gelmek istediğini aktararak, “Amasra’da bir tür enerji olması lazım.’ dedim. Merak ettim. Akarsu’nun ailesiyle de tanıştık. Ondan sonra kendim için kocaman bir güzellik buldum burada. Hem doğanın gücü ortaya çıkıyor hem hava gerçekten büyüleyici. Işık farklı oluyor burada. Özel coğrafyası var. Gerçekten büyüleyici bir yer. Ben de bu doğadan büyük ilham alıyorum.” diye konuştu.
Amasra’da doğayla özel temas kurduğunu düşündüğünü ve ilçenin suyunun, rengarenk toprağı ve tepelerinin, denizinin zenginlik sunduğundan bahseden Kirillova, bu kadar güçlü duygular hissettiği yerde resim yapmamasının mümkün olmadığını vurguladı.
“Amasra’dan çok büyük destek aldım, Amasra aşığı oldum”
Rus sanatçı Kirillova, buradan aldığı enerjiyle uzun süren çalışmalar yapabildiğini, ilçenin doğal güzelliğinden yüksek derecede ilham aldığına işaret ederek, şöyle devam etti:
“Resmini yapacağım objeyle bağ kuruyorum. Ona göre renkler seçiyorum. Suya koyduğum tuvalin üzerine boyaları döküyorum. Doğadan, sudan hareket gelmesini bekliyorum. Bu enerjiyi en iyi suyun hareketleri yansıtıyor. Ondan sonra ortaya çıkan dokulara göre fırçayla kendi yorumumu ekliyorum. Böylece doğayla ortak resmimiz oluyor. Hem sudan hem de benim dokunuşlarımla obje oluşturuyorum.”
Yıllarca kendi tekniğini oluşturmaya çalıştığından bahseden Kirillova, “Ressamın tekniği zaten malzeme değil, önemli olan özgün bir algoritma oluşturmasıdır. Her ressamın kendine özgü tarzı vardır. Ben de yıllarca kendi tarzımı keşfetmeye ve yaratmaya çalıştım. Bu sürede Amasra’dan çok büyük destek aldım, Amasra aşığı oldum.”
Amasra ve Barış Akarsu temasını restoran duvarına işledi
Rus ressam Kirillova, sanatını icra ederken ilham aldığı Amasra’ya ve ilçeyle tanışmasını sağlayan müzisyen Barış Akarsu’ya eserlerinde yer vermeyi ihmal etmiyor. Rus sanatçı, özgün tekniğiyle tuvaline yansıttığı bu ikiliyi, bölgedeki bir işletmenin duvarına da resmetti.
İlçede balık restoranı işleten Mete Ayyıldız, tanışmalarının ardından Kirillova’dan işletmesinin duvarları için çalışma yapmasını istediğini söyledi.
Kirillova’nın Amasra’yı ve Akarsu’yu kendine özgü yorumuyla restorana resmettiğini anlatan Ayyıldız, “Yaptığı çalışma neredeyse tüm müşterilerimizin dikkatini çekiyor. Barış Akarsu’yu, Amasra Kemere Köprüsü ve deniziyle birleştirerek yaptığı çalışma işletmemiz için de değer oldu.” ifadesini kullandı.
]]>Mutfak sanatlarını tasarım ve göstergebilimle buluşturan sempozyum İzmir’de gerçekleştirildi. Sempozyum, sinema, mobil fotoğrafçılık, görsel iletişim tasarımı, video tasarımı, sosyal medya ve göstergebilim gibi çeşitli konuları kapsayan atölyeler ve sunumlarla dolu bir programla katılımcılara farklı bir deneyim sundu. Düzenlenen atölyelerde katılımcılar; yemek pişirme, tabaklama tasarımı, mobil yemek fotoğrafçılığı ve reels video hazırlama gibi pratik bilgilere erişme imkanı sağladı.
İzmir Kavram Meslek Yüksekokulu (İKMYO) Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’ın açılış konuşması ve sunuşuyla başlayan sempozyumda, alanında uzman konuşmacılar önemli başlıkları ele aldı. İstanbul Beykent Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Oğuz Makal “Sinema Sanatında Yemek”, Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar Tasarım ve Mimarlık Fakültesi (EÜ GSTMF) Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa “Gıda Göstergebilimi” başlıklarında sunumlar gerçekleştirdi.
“Sinema sanatı bu sempozyumun ana konusu oldu”
Prof. Dr. Oğuz Makal, sempozyumla ilgili yaptığı konuşmada;
“İnsanın varoluşunun temelinde yer alan yemek aynı zamanda sosyal, kültürel ve sanatsal etkileşim, iletişimin de bir parçasıdır. Karmaşık ve değişken anlam katmanları içeren yemek üretim-tüketimi ve hikayelerinin en çok görünür olduğu sinema sanatı bu sempozyumun ana konusu oldu. Ayrıca bu sempozyumda gündelik hayatta önemli yeri olan yemeğin pişirmeden tabaklama tasarımına, fotoğraf sanatından sosyal medyadaki sunumuna kadar çeşitli konularda kıymetli sunumlar gerçekleştirildi. Öğleden sonra oturumlarında ise öğrenciler tabaklama tasarımının, fotoğraf sanatının ve reels videosu hazırlamanın inceliklerini alanında uzman akademisyenlerden uygulayarak öğrenme şansına sahip oldular. Bu sempozyuma ev sahipliği yapan başta İKMYO Müdürü Prof. Dr. Derman Küçükaltan’a, EÜ GSTMF Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa’ya, EÜ GSTMF’nin ve İKMYO’nun kıymetli akademisyenlerine teşekkür ediyorum” ifadelerini kullandı.
Sempozyum ortaklarından Ege Üniversitesi Güzel Sanatlar, Tasarım ve Mimarlık Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa, “Bu sempozyum, yemeğin sadece bir ihtiyaç olmanın ötesinde, kültürel, sosyal ve sanatsal bir olgu olarak ele alındığı, disiplinlerarası bir diyalog ve bilgi alışverişinin mükemmel bir örneği oldu. İstanbul Beykent Üniversitesi, İKMYO ve diğer katkıda bulunanlarla iş birliği içinde gerçekleştirilen bu etkinlik, öğrencilere ve katılımcılara yemek tasarımı, fotoğrafçılık ve sosyal medya içerik üretimi gibi konularda pratik beceriler kazandırmakla kalmadı, aynı zamanda bu alanlardaki uzmanlardan doğrudan bilgi alma fırsatı sunarak teorik bilginin pratiğe dönüşümünü sağladı. Türk Kızılay Kadın İzmir ve diğer tüm destekçilere, bu zengin içerikli ve ilham verici etkinliği mümkün kıldıkları için minnettarım. Bu sempozyumun gastronomi ve tasarım alanlarında yeni fikirler ve iş birlikleri için sağlam bir temel oluşturduğuna inanıyorum” şeklinde açıklamada bulundu.
Prof. Dr. Küçükaltan: Gastronomi bir sanattır
Gastronominin içerisinde pek çok disiplini barındıran bir yemek sanatı olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Derman Küçükaltan ise “Gastronomi bir sanattır. Çünkü sinema, fotoğrafçılık, tasarım, estetik hep bu sanatın paydaşları, olmazsa olmazlarıdır. Bu sempozyumda yemeğin bu yönlerini de değerli akademisyenlerle sergiledik. Öğrencilerimize bu yönüyle bir ufuk açtık. Bu sempozyumda değerli katkılarını sunan Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa’ya ve Prof. Dr. Oğuz Makal’a ve Ege Üniversitesi’nin çok değerli genç akademisyenlerine teşekkürlerimi sunuyorum” dedi. – İSTANBUL
]]>Bursa Büyükşehir Belediyesinin Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlediği etkinliğin moderatörlüğünü üstlenen küratör İsmail Erdoğan, Gong’un Çin minyatürü sanatına İslam unsurlarını ekleyen ilk sanatçı olduğunu belirterek, “Bu alanda Ali Lei hocadan öncesi diye bir tanımlama yapamayız. Çünkü binlerce yıllık geçmişe sahip bu sanatı İslam unsurlarıyla birleştirmede ilk o öncü oldu.” dedi.
Erdoğan, Gong ile geçen yıl İstanbul’a yerleştikten sonra tanıştığını dile getirerek, “Kendisi Anadolu’yu, Turkiye’yi ve Türk insanını çok seven, çok yakınlık duyan bir kişi. Bu etkinlikte onun sanatından çok iyi istifade edeceğinizi düşünüyorum.” ifadesini kullandı.
“İnsanların başarılı olması için çeşitli yöntemler var”
Ardından sanat hayatını anlatan Gong, resim sanatına küçük yaşlarda başladığını söyleyerek, “İnsanların başarılı olmasını sağlayan çeşitli yöntemler var. Bu başarıyı sağlamak için illa üniversiteye gitmek zorunda değilsiniz. Ben mesela 4-5 yaşlarımda evimde, duvarda, sokaklarda resim çiziyordum. O zaman koşullar kötüydü ve ülkede ekonomik bunalım vardı.” açıklamasında bulundu.
Gong, “Geleneksel Çin resim sanatında eskiden hep usta çırak eğitimi vardı. Şu an tabii akademik olarak öğreniliyor bunlar. Ben de bu işte bir mesafe kat ettikten sonra işinde usta bir hocayla çalışmaya başladım ve kendimi ilerlettim.” bilgisini paylaştı.
Sanatında ilerleyebilmek için çok bedeller ödediğini anlatan Gong, şunları kaydetti:
“Gençlik yıllarımda fabrikada çalışıyordum. O dönemdeki komünist uygulamalar gereği bir kişinin birden fazla işte çalışmasına izin verilmiyordu. Ben de sanatı hep gizli olarak yapmak durumunda kaldım. Daha sonra fabrikadan çıkabilmek için bir gece çalışma sırasında bilerek elimi makineye kaptırdım. İki parmağım ucundan kesildi. O olayın ardından zorunlu olarak fabrika işçiliğini bıraktım ve kendimi tamamen sanata adamaya başladım.”
“Gençlerin sanatımıza bu kadar meraklı olduğunu beklemezdik”
Etkinliğe ilişkin AA muhabirine konuşan Said Lei ise bugünkü etkinliğe gösterilen yoğun ilgiden memnuniyet duyduğunu belirterek, “Gençlerin sanatımıza bu kadar meraklı olduğunu beklemezdik. İkinci Zaman Sergisi’nin devamı olarak gerçekleşen atölye ve performanslar aslında sanatçıyı daha ayrıntılı bir şekilde sanatseverlere anlatıyor. Özellikle sergiye gelemeyenler için bu etkinlik canlı bir sergi gibi. Sağ olsun Bursa Belediyesi kültür ve sanata gayet önem ve değer veriyor. Böyle bir atölye, gençlere uluslararası bir vizyon sunabilir.” dedi.
Lei, öğrencileri sanatta yetenekli ve başarılı bulduğu değerlendirmesini yaparak, “Bazılar fırçayı çok iyi kullandı ve anlattığımız teknik ötesi yaklaşımları da uyguladı. Umarım ileride bu gençler Bursa’ya kültür ve sanat alanında daha ilhamlı, renkli katkılar sağlayacaktır.” temennisinde bulundu.
Söyleşinin ardından güzel sanatlar öğrencileri, Gong’un minyatür çalışmalarından oluşan slayt gösterisini izledi. Düzenlenen atölye çalışmasında da Ali Lei Gong ve Said Chunanyi Lei, öğrencilere Çin minyatürü çizim tekniklerini uygulamalı aktardı.
Bursa’da 22 Ocak’ta açılan İkinci Zaman Sergisi’ne katkı sunmuş sanatçılarla düzenlenen söyleşi ve performans etkinlikleri, mart ayının sonuna kadar devam edecek.
]]>Efkan Ala: “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır”
Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları verildi
BURSA – AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından Siyaset Akademisi Sertifika Töreni düzenlendi. Sertifika töreninde konuşan AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır” dedi.
Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.
Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi.
]]>Merinos Atatürk Kongre ve Kültür Merkezi’nde AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı tarafından düzenlenen Siyaset Akademisi Sertifika Töreni’ne AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, AK Parti Bursa Milletvekili Emine Yavuz Gözgeç, AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan ve İl Kadın Kolları Başkanı İmren Çavuşoğlu katıldı.
Siyasetin AK Parti’de çözüm bulma sanatı olduğunu belirten AK Parti Bursa İl Başkanı Davut Gürkan, “Biz siyasete en yüksek seviyede vatandaşlarımızın sıkıntısını giderme sanatı diyoruz. Vatandaşlarımızın bize gelen taleplerini çözme noktasında duvar oluyorsak siyaseti farklı algılıyoruz demektir. Eğer köprü oluyorsa siyaseti tanımaya başlamışız demektir. Siyaset bizim partimizde çözüm bulma sanatıdır. Siyaset içerisinde vatandaşlarımızın sorunlarına bulabiliyorsak o zaman siyaseti kavrıyoruz demektir. Siyasete merak herkesin işi değildir. Bu hayatta insanın bir üst kimliğe ihtiyacı var. Toplumun yararına faydalı bir şeyler yaptığımız zaman üst kimlik ortaya çıkmaya başlıyor. Onun en güzel göstergelerinden bir tanesi de siyaset ile ilgilenmektir. Siyaset bizim üst kimlik dediğimiz farkındalığı oluşturan bir husus. Senin gibisinin siyasette ne işi var? Siyaset ile niye uğraşıyorsun diye söylerler. Etrafımızdaki arkadaşlarımızı siyasete cesaretlendirmemiz lazım. Üst kimliğimizi toplumda iyi ifade edebiliyorsak, bize verilen sorumlulukları yerine getirebiliyorsak o zaman bu toplumun faydalı ferdi olmaya başlıyoruz demektir. Bizim siyasette en büyük hocamız öğreticimiz Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kadınlar ile ilgili en meşhur sözü “Kadınlar siyasetin nesnesi değil öznesi”. Bu çalışmalar da her daim bütün kapıları açtıran kadın kollarımıza teşekkür ediyorum” şeklinde konuştu.
Siyasetin toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatı olduğunu belirten AK Parti Genel Başkanvekili Efkan Ala, “Bursa’da 21 yıldır önemli başarılara imza atmış AK Parti’nin en önemli siyasi aktörlerinin bir araya gelip sıkıntısını paylaştığı ve nasıl daha iyi siyaset yaparız konusunda tartışmalar yürüttüğü AK Parti Kadın Kolları’nı görüyorum. Bunu başaramayan ülkelerin ne hale geldiğini görmek için Suriye’ye, Irak’a, Mısır’a ve Libya’ya bakmak yeterli. Keşke orada kadınların da daha çok siyasete katılma imkanı bulsalar da gecelerini gündüzlerini katarak siyasetin içerisinde olsalardı da ülkeler o hale gelmeseydi. Hep birlikte bir başarı hikayesinin aktörleriyiz. Siyaset toplumsal işlerde en az maliyet ile en çok çözüm üretme sanatıdır. Zamanımı harcarız ama insanımızı değerlendiririz. Bunu yapamayan ülkeler insanlarını harcıyorlar. Eğer siz siyasette zaman harcamazsanız gençlerinizi koruyamazsınız ve onları harcamaya başlarsınız. Her birinizi siyasete duyduğu ilgiden ve bütün başarılara yaptığınız katkılardan dolayı tebrik ediyorum” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Siyaset Akademisi’ne katılan kadınlara sertifikaları takdim edildi. – BURSA
]]>