Haliç Kongre Merkezi’nde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz anısına düzenlenen “Hakim ve Cumhuriyet Savcıları” iftar programında bir konuşma yapan Tunç, şehit savcı Kiraz’ın şehadete ulaşmasının 9. yılı dolayısıyla farklı programlara katıldığını söyledi.
Terörle mücadeledeki kararlılıklarından hiçbir zaman taviz vermediklerini belirten Tunç, “(Mehmet Selim Kiraz) Ona sıkılan kurşun Türkiye’ye, adalete ve hukuka sıkılan kurşundur. Bundan sonraki hakim ve savcılarımız, yargı mensuplarımız şehidimizin emanetine sahip çıkma noktasında hep beraber mücadelemizi sürdürmeye devam edeceğiz.” diye konuştu.
Tunç, bugün Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesindeki hukuk fakültesi öğrencilerinin şehit savcı Mehmet Selim Kiraz’ı andıklarını dile getirerek, “Geleceğimizin ne kadar güvencede olduğunu o öğrencilerimizle gerçekleştirdiğimiz sohbette gördük. Onun idealine nasıl sahip çıktıklarını, Türkiye’de hukuk mücadelesi, adalet mücadelesi noktasında gençlerimizin nasıl kararlı olduğunu da üniversitedeki o programda görmüş olduk.” ifadesini kullandı.
Yargı mensuplarının adaletin tecellisi için fedakarca çalıştığını aktaran Tunç, İstanbul’un Türkiye’deki hem iş yükü, hem de hakim ve savcı sayısı bakımından yüzde 20’sini oluşturduğunu söyledi.
Fiziki mekanların teknolojiyle donatılmasının önemli olduğunu ama en önemlisinin ise kürsüde görev yapan hakim ve savcıların yani insan unsurunun adaletin tecellisi noktasında her şeyden önemli olduğunu belirten Tunç, şöyle devam etti:
“Fedakarca çalışan, 24 bin hakim ve savcımız var. Bütün ülke genelinde İstanbul’umuzda da 4 binden fazla hakim, savcımız var. Gece gündüz çalıştığınızın farkındayız. Bu çalışmalarımızda bizler sizlere ne kadar destek olabiliyorsak o kadar da mutlu olacağız. Hep beraber vatandaşlarımızın yargıya güvenini yargı hizmetlerinden memnuniyeti en üst noktaya çıkarmanın gayreti içerisinde çalışmamızı sürdüreceğiz. Adalet mümkün temelidir. Adalet insan onurunu korumaktır. Adalet haklıya hakkını vermektir. Bu derece kutsal bir mesleğin, kutsal bir vazifenin sahiplerisiniz sizler. Bu kutsal vazifeyi yaparken bizler de teşkilat olarak sizlere ne kadar destek olabiliyorsak sizin o adaletin tecellisi yolunda sizlere ne kadar katkı sağlayabiliyorsak o kadar biz de görevimizi yapmış olmanın rahatlığı içerisinde olacağız.”
Türkiye’nin son 22 yılda özellikle güvenilir adalet sisteminin tesisi, fiziki mekanların ve kapasitenin artırılması bakımından önemli mesafeler katettiğini anlatan Tunç, “Müstakil adliye sarayları bakımından baktığımız zaman çok önemli bir ilerleme sağlandığını görüyoruz. 500 bin metrekare kapalı alandan bugün 6 milyon metrekare kapalı alana çıktık. Türkiye genelinde müstakil adalet sarayları bakımından ve binaların içerisindeki teknolojinin vatandaşlarımızın, yargı mensuplarımızın hizmetine sunulması bakımından da önemli mesafeler aldık. UYAP sistemi, görüntülü duruşmalara varıncaya kadar, teknolojinin imkanlarından yararlanmanın gayreti içerisindeyiz.” şeklinde konuştu.
Yargı Reformu Stratejisi Belgesi’ni seçimden sonra Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın açıklayacağını belirten Tunç, şunları kaydetti:
“2028 yılına kadar geçecek sürenin Yargı Reformu Stratejisi Belgesi kapsamında ortaya konulacak hedefler doğrultusunda hem mevzuatın iyileştirilmesi hem de uygulamaya yönelik vatandaşlarımızdan gelen öneriler doğrultusunda mevzuatın ve uygulamanın iyileştirilmesi noktasındaki çalışmalarımızı da önümüzdeki süreçte devam ettireceğiz.”
Programa, Adalet Bakan Yardımcıları Niyazi Acar, Hurşit Yıldırım, Akın Gürlek, Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Enis Yavuz Yıldırım, Hakimler Savcılar Kurulu Üyesi Prof. Dr. Çetin Arslan, Hakimler Savcılar Kurulu 2. Daire Başkanı Mehmet Akif Ekinci, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz, Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Koç, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcısı Hüseyin Gümüş, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcısı Mustafa Çiğdem, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcı Vekili Necip Sarı, çok sayıda hakim ve savcı katıldı.
Ayrıca Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ın ailesi de iftara katıldı.
]]>İstanbul Adalet Sarayı atrium alanındaki “Şehit Cumhuriyet Savcısı Mehmet Selim Kiraz’ı Anma Töreni” saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Şaban Yılmaz konuşmasında, Kiraz’ın 9 yıl önce görevi sırasında hain ve vahşi bir saldırıyla şehitlik makamına ulaştığını söyledi.
Yargı mensuplarının hukuktan ve adaletin çizdiği yoldan sapmayan vicdanlı, hakkaniyetli biri olarak anılmasından daha değerli bir miras olmadığını dile getiren Yılmaz, “İşte kendisinin bizlere bıraktığı bu anlamlı adalet mirasını layıkıyla ifa etmek dışında başka seçeneğimizin olmadığının da farkındayız. Bu ağır sorumluluğun bir gereği olarak daha fazla çalışmamız evet çok daha fazla gayret göstermemiz gerektiğine inanıyoruz. Bu nedenlerle masamızda karar vermemizi bekleyen dosyaların hacmine, tarafların kim olduğuna bakmadan hakim ve savcılar olarak adaletle ve hakkaniyetle ve her şeyden önce vicdanınızın sesini dinleyerek görevimizi ifa ettiğimiz sürece Mehmet Selim savcımızın hatırasına en anlamlı şekilde sahip çıkmış olacağız.” diye konuştu.
Başsavcı Yılmaz, terör örgütlerinin tetikçileri vasıtasıyla şiddet ve korku yaymaya çalıştığını, hiçbir saldırı ve tehdide boyun eğmediklerini bundan sonra da eğmeyeceklerini dile getirdi.
6 Şubat’taki saldırı girişimi
Şaban Yılmaz, 6 Şubat’ta karanlık odakların bir kez daha ortaya çıkarak İstanbul Adliyesi’ne saldırı girişiminde bulunduğunu, Dilfiraz Karataş’ın da hayatını kaybettiğini hatırlatarak, şöyle konuştu:
“Buradan tekrar ilan etmek isterim ki huzurumuzu birlik ve beraberliğimizi, dayanışma duygumuzu hedef alan böylesi hain saldırılar ve maalesef hala devam eden tehditler var. Tehditler kesinlikle bizi yolumuzdan döndüremeyecek ve asla emellerine ulaşamayacaklardır. Saldırganların gerçek emellerine ulaşmasını kahramanca bir mücadeleyle engelleyen güvenlik görevlilerimizi canı gönülden kutluyorum.”
Şehit Savcı Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ise “2015’ten bu yana 10 yıl geçiyor. 10 yıldır biz maalesef aynı şekilde gidip geliyoruz. Çok şükür ki bu birlik ve beraberliğimiz devam ediyor. Biz vatanımızı sevdiğimiz gibi Allah şahit evladımızı da seviyoruz. Halen de seviyoruz. Yokluğuna da bir türlü alışamıyoruz ama emin olun bunu bütün samimiyetimle söylüyorum ki sizleri hep böyle bu şekilde görünce her birinizi Selim kadar kendime yakın görüyorum ve sizleri yürekten de seviyorum. Bütün şehitlerimizi, özellikle adalet şehitlerimizi ve oğlumu da rahmetle, minnetle anıyorum.” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’un da katıldığı törende, konuşmaların ardından Mehmet Selim Kiraz’ın görevi başında terör örgütü DHKP-C üyelerince şehit edildiği adliyenin 6’ncı katındaki makam odasına geçildi.
Adalet Bakanı Tunç, Başsavcı Yılmaz, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, şehit Savcı Kiraz’ın babası Hakkı Kiraz ve beraberindekiler, fotoğrafı ile isminin yer aldığı odadaki çalışma masasına karanfil bıraktı. Odada Kur’an-ı Kerim okundu ve dua edildi.
Törene, Adalet Bakan Yardımcısı Akın Gürlek, Adalet Komisyonu Başkanı Bekir Altun, İl Emniyet Müdürü Zafer Aktaş, İstanbul Jandarma Komutanı Tümgeneral Yusuf Kenan Topcu, İstanbul’daki diğer adliyelerin başsavcı vekilleri, hakimler, savcılar, avukatlar ve adliye personeli katıldı.
]]>Bakanlar Kurulu’nda dün kabul edilen kanunla, 2026’dan itibaren hakim-savcılık sınavlarında yazılı testi geçenlere psikolojik yeterlilik testi de yapılması öngörülüyor.
Yasaya göre bu testler, Yüksek Hakimler Konseyi (CSM) tarafından organize edilecek. Üçte biri parlamento tarafından seçilen bir üst kurul olan CSM, testi hazırlama görevini psikoloji fakültelerinde görevli öğretim üyelerinden oluşan bir heyete verecek.
Yeni yasal düzenlemeyi açıklayan Adalet Bakanı Carlo Nordio benzer sınavların polisler için de yapıldığını belirterek, savcı ve hakimlere yapılmasının da mantıklı olduğunu savundu.
Nordio, yasanın “siyasi otoritenin veya hükümetin yargıya müdahale girişimi olmadığını” dile getirdi.
Meslek örgütleri ise psikolojik test şartına karşı çıktı.
Ulusal Hakimler Birliği (ANM) Başkanı Giuseppe Santalucia, yasanın amacının “hakimlerin psikolojik kontrole ihtiyacı var” mesajı vererek yargıyı itibarsızlaştırmak olduğunu söyledi.
Santalucia mevcut kurallar ve yönetmeliklerin psikolojik açıdan muafiyet gerektirecek durumları tespit etmeye yeterli olduğunu belirtti ve “Ama eğer psikolojik patoloji dışında herhangi bir şeyi, örneğin hoşlanmadığınız bir varoluş biçimini ya da kişiliğin ifade edilmesini kontrol altına almak istiyorsanız, bu keyfi bir uygulama olur” dedi.
Hakimler Birliği Başkanı hükümeti yetki alanını aşmakla ve propaganda yapmakla suçladı.
Santalucia, Fransa’da da daha önce benzer testlerin uygulandığını ancak birkaç yıl sonra bu uygulamanın terk edildiğini vurguladı.
Fransa’da 2009’da benzer şekilde yeterlilik ve kişilik testi uygulaması getirilmiş, meslek örgütleri ve sendikalar bu uygulamaya faydasız, keyfi ve demagojik olduğu gerekçesiyle tepki göstermişti. Uygulama 2017’de kaldırıldı.
‘Hükümete de test yapılsın’
Yüksek Hakimler Konseyi de benzer şekilde, halihazırda hakim ve savcıların staj aşamasından itibaren düzenli kontrollere tabi tutulduğunu ek testlere gerek olmadığını belirtti.
CSM, mevcut mekanizmaların “yargının bağımsızlığının korunmasını” öngördüğünü de vurguladı.
Ülkenin en tanınmış mafyayla mücadele savcılarından Nicola Gratteri de yeni yasaya tepki gösterdi.
Napoli Cumhuriyet Savcısı Gratteri, hakim-savcılara psikolojik değerlendirme testi yapılrsa hükümet de dahil kamu görevlerinde bulunanlara da bu testin yapılması gerektiğini söyledi.
Gratteri ayrıca üst düzey mevkilerde bulunanlar ve hükümette sorumlulukları olanlara ek olarak uyuşturucu ve alkol testini yapılmasının da yerinde olacağını savundu.
‘Yargı muhalefeti’ suçlaması
Yaklaşık 1,5 yıldır iktidarda olan sağ koalisyon hükümeti, göç yasalarından anayasa reformuna kadar bazı tartışmalı girişimlerinde hukukçularla karşı karşıya gelmişti.
Savunma Bakanı Guido Crosetto geçen Kasım ayında hükümete karşı bir “yargı muhalefeti” olduğunu söylemiş ve “Yargının bir kolunun, ‘Meloni’nin ülkeyi sürüklediği anti-demokratik gidişatın nasıl durdurulacağı’ hakkında toplantılar düzenlediğini duydum” demişti.
Başbakan Meloni’ye yakın isimlerden, partisi İtalya’nın Kardeşleri’nin kurucuları arasında da yer alan Crosetto, geçmişte de “yargı muhalefetinin sağ hükümetleri baltaladığını” iddia etmişti.
İtalyan basını, Bakanlar Kurulu’nda dün kabul edilen yasal düzenlemenin benzerinin daha önce de eski başbakanlardan Silvio Berlusconi tarafından hazırlandığını ancak itirazlar nedeniyle onay aşamasını geçemediğini hatırlattı.
Kariyeri boyunca çok sayıda davada yargılanan Berlusconi, “komünist hakim ve savcıların kendisine saldırdığını” iddia ediyordu.
Bugün iktidardaki sağ koalisyon hükümetinde, Başbakan Meloni’nin liderliğindeki İtalya’nın Kardeşleri ve Başbakan Yardımcısı Matteo Salvini liderliğindeki Lig’in yanı sıra Berlusconi’nin partisi Haydi İtalya da yer alıyor.
Hükümetin dün kabul ettiği yasa İtalyan basınında “yargıçlara savaş ilanı”, “yargıçlara vurma takıntısı” gibi ifadelerle yer aldı.
Hakimlerin grev de dahil protesto seçeneklerini değerlendirdiği belirtiliyor.
]]>“FENOMEN SORUŞTURMASINDA ŞÜPHELİ” İDDİASI
Mahkeme, Eylem Tok’un boşandığı eşi T.C.’nin babası Bülent Cihantimur hakkında da yurt dışına çıkış yasağı verirken Cihantimur’un çalışanı ise tutuklandı. O firarda payı olduğu ifadelere de yansıyan doktor baba Bülent Cihantimur’un tüm Türkiye’nin konuştuğu ‘fenomen soruşturmasında’ şüpheli olduğu ortaya çıktı. Cihantimur’un diğer fenomenler gibi kara para aklama ve suç örgütüne üye olmakla suçlandığı soruşturmanın ayrıntıları da ortaya çıktı. Kanal D’nin haberine göre Cihantimur, fenomenlere yönelik kara para soruşturmasının şüphelilerinden biri.
13 ŞÜPHELİDEN BİRİ BÜLENT CİHANTİMUR
Kara para aklama iddiasıyla tutuklanan Dilan Polat’ın ardından birçok fenomen hakkında inceleme başlatılmış, hatta soruşturma başlatılmıştı. Soruşturulan o fenomenlerden biri de kamuoyunda ‘Tayyargiller’ olarak bilinen Tayyar ve Özlem Öz çiftiydi. Onların dosyasında 13 şüpheli vardı, o şüphelilerden biri de Bülent Cihantimur’du. Soruşturmayı savcı Gökalp Kökçü yürütüyordu. Hakkında usulsüz işlem yaptığı iddiaları ortaya atılınca İstanbul’dan Erzurum’a gönderildi. Ayrıca HSK hakkında inceleme başlattı. Bunun üzerine savcı emeklilik dilekçesi verip mesleği bıraktı. Savcı dosyadan alınmadan önce Cihantimur ile ilgili birçok tartışmalı karara imza attı. Onlardan ilki de mal varlıklarıyla ilgiliydi. Savcı, mahkemeye gönderdiği yazıda Cihantimur’un da olduğu 13 şüpheli ile ilgili suçlamaları belirtti ve bu şüphelilerin sahibi olduğu 3 şirkete el konulmasını istedi. O şirketler arasında Cihantimur’un estetik merkezi yoktu.
YURT DIŞINA ÇIKIŞ YASAĞI TALEP EDİLDİ
Bu karar diğer şüphelilerin avukatlarının da dikkatini çekti. Avukatlar, Savcı Kökçü’nün dosyadan alınmasının ardından yeni savcıya dilekçe sundu. Kökçü’nün Cihantimur’a ayrıcalık tanıdığı iddiasında bulunuldu. Dosyadaki bilgilere göre Kökçü, şüpheliler hakkında yurt dışına çıkış yasağı talep etti. Ancak talebinde şüphelilerin bu saat itibarıyla hazır edilemediğini vurguladı. Yani gözaltına almamasının nedeni olarak saati gösterdi ama mahkeme kararında saat belirtilmedi.
“ŞÜPHELİLER BÜLENT CİHANTİMUR’U HİÇ TANIMAMAKTADIR”
Akılları karıştıran bir başka detay ise ‘Tayyargiller’ soruşturmasındaki 12 şüphelinin birbiriyle ortak ve akraba olması. 12 kişi iddiaya göre 13’üncü şüpheliyi yani Bülent Cihantimur’u tanımıyor. Şüphelilerin avukatları bu iddialarıyla ilgili de başsavcılığa başvurdu. “Soruşturmanın şüphelileri Bülent Cihantimur’u hiç tanımamaktadır, hayatı boyunca bir kez dahi sesini duymadığı, yüzünü görmediği bir şahısla aynı soruşturma dosyasının neden şüphelisi olunmuştur” sorusu yöneltildi. Savcılık kaynaklarından edinilen bilgiye göre Bülent Cihantimur’un neden özellikle bu soruşturma dosyasında girdiği ve hangi şirketleriyle ilgili işlem yapılıp yapılmadığına bakılıyor.
EYLEM TOK SESSİZLİĞİNİ BOZDU
Eylem Tok ise uzun süre sonra sessizliğini NOW Ana Haber’e bozdu. Firari Tok, “Sadece savcıya konuşacağım” ifadelerini kullandı. Eylem Tok ayrıca muhabirin sorduğu “Ne zaman geleceksiniz?” sorusu sonrasında ise telefonu kapattı.
]]>Alınan bilgiye göre, A.A., Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının 2022/95605 soruşturma sayılı dosyası kapsamında uyuşturucu madde ticareti suçundan 8 Aralık 2022 tarihinde tutuklandı. A.A., koğuşundaki bir mahkumun yardımıyla avukat M. A.B.’i bularak ailesinin görüşmesini istedi.
495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini söyledi
İddiaya göre aile ile görüşen avukat, 80 bin TL karşılığında dosyayı takip edebileceğini, ancak oğlunun 2-3 ay içerisinde cezaevinden erken tahliye edilmesini istiyorlarsa kendisinin alacağı vekalet ücreti dışında 150-200 bin TL civarında olduğunu tahmin ettiği bir meblağ karşılığında dosyaya bakan hakim/savcılar ile görüşüp, erken tahliyesini sağlayabileceğini söyledi. İddiaya göre görüşmeden 1 hafta sonra avukat aileyi tekrar arayarak, dosyaya bakan hakim ve savcıların 450 bin TL para istediğini, kendisinin de 80 bin TL yerine 40 bin TL alabileceğini, 5 bin TL de dosya masrafına gideceğini, bu şekilde 495 bin TL vermeleri halinde oğlunun 2-3 ay içerisinde tahliye edileceğini ve dosyadan beraat edeceğini söyledi. Aile çevresinden para toplayarak bu parayı ödedi. Paranın bir kısmı avukatın eşinin banka hesabına, 7 bin dolar ise elden ödendi. 4 Nisan 2023 tarihinde yapılan ilk celsede ise A.A. hakkında mahkumiyet kararı verildi. Aile A.A.’in cezaevinden tahliyesini sağlamak amacıyla 450 bin TL’sini dosyaya bakan hakim/savcılara vermek üzere, 45 bin TL’sini de avukatlık ücreti ve masraf olarak alarak kendilerini dolandıran avukattan şikayetçi oldu.
Konuşma kaydı ortaya çıktı
Dosyada şüpheli avukata ait ses kayıtlarına da yer verildi. İddia edilen kayıtlarda ise şu ifadeler yer aldı:
“İddianame diyor yazılırsa fiyat değişir, şartlar değişir. Ha garanti yapar mıyız, yapamaz mıyız, belki aksi bir mahkemeye denk gelecek. Bu savcı tıfıl bir savcı dedi başsavcı. Ben bunu yönetirim alırım dedi merak etme. Gider dedi gerekli talimatı veririm yaptırtırım çıkartırım çocuğu. Yüzde doksan dokuz bu şekil çıkacak. Savcı tutuksuz yargılanmasına diye karar yazacak salacak. İddianameyi de içicilik üzerine yazacak. İlk duruşmada çıkarırım. Tahliyesini veririm ilk duruşmada yine içiciliğe gönderirim olayı satıcılıktan beraat ettiririm. İşte bizim hem avantajımız var hem dezavantajımız var. Diyor bitirip çıkacağım. Hatta bana dedi yarın getir dedi, dedim abi yarın getiremem. Çünkü ailenin durumunu biliyorum. Bana dediler ev var, araba var. Satmaya çalışacağız. Nerden baksan bir hafta, on gün sürer dedim. Dedi ben bir hafta, on gün bekleyemem. Sana vereceğim en kısa süre çarşamba gününe kadar hallet.”
İncelenen hesap hareketlerinde söz konusu para gönderimlerinin doğrulandığı, müştekinin bu paraları verirken şikayet edilenin kendilerini dolandırabileceğinden şüphelenmesi ve başka delil elde etme imkanlarının bulunmaması nedeniyle kaydettikleri görüşmelerin hukuka uygun olarak elde edilen delil niteliğinde olduğu değerlendirildi. Yine şikayet edilen avukatın daha öncesinde de başka mağdurlardan, tanıdığı yargı görevlilerine iş gördüreceği vaadiyle menfaat temin ettiğine yönelik iddialar bulundu.
Mağdur yakınlarını çeşitli vaatlerde bulunarak dolandırdığı iddiası ile hakkında 15 Mayıs 2023 tarihinde inceleme fezlekesi düzenlenen şüpheli avukatın Antalya 5. Sulh Ceza Hakimliği tarafından 2024/150 sorgu sayılı kararı ile tutuklanmasına karar verildi. – ANTALYA
]]>