“Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine destek vermelidir”
ANKARA – Türkiye Ziraat Odaları Birliği Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, “Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor” dedi.
TZOB Başkanı Bayraktar, ülkemizde örtü altı üretimini, sera ürünlerindeki fiyat düşüşlerini ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri ile ilgili bir açıklama yaptı.
Seracılık dünyada önemli bir sektör haline geldiğini belirten Bayraktar şunları dedi:
“Seracılık ülkemizde de son yıllarda hızla atılım ve gelişme göstermiş olup, dünyada dördüncü, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ikinci sırada yerini aldı.
Ülkemizde 73 ilde, toplam 764 bin 207 dekar alanda örtü altı üretim yapılıyor.
Örtü altı üretim alanlarının yüzde 40,7’si Antalya’da, yüzde 24,6’sı Mersin’de, yüzde 15,6’sı Adana’da ve yüzde 4,3’ü Muğla’da bulunuyor.
2023 yılında seralarda yapılan toplam üretim 8 milyon 956 bin 951 ton olup bu üretimin yüzde 89’unu sebzeler oluşturuyor.
Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor.
Bu illerde son 15 günde biber ortalama 45 liradan 15 liraya, salatalık ortalama 17 liradan 3 liraya, domates 21 liradan 15 liraya, patlıcan 27 liradan 6 liralara kadar düştü.
Bu fiyatlarla çiftçilerimiz zarar ediyor.
Mevsim normalleri üzerinde gerçekleşen hava sıcaklığıyla sera üretiminde artan verim ve ürünlerin erken hasat olgunluğuna gelmesiyle arzda artış görülüyor.
Arzda yaşanan artışın yanı sıra, bu günlerde ihracata giden ürünün azalması ve özellikle Ramazan Bayramı nedeniyle zincir marketlerin alımlarında görülen azalmayla fiyat düşüşleri yaşanıyor.”
“Çiftçinin ürettiği yok pahasına satılmaması için pazarlama sorunu çözülmelidir”
“Çiftçimiz her zaman olduğu gibi üreterek ülkemizin gıda ihtiyacını karşılamak adına gereğini yapıyor. Ancak, zaman zaman ürettiği ürün çiftçilerimize sorun oluyor.
Özellikle yaş sebze ve meyve çabuk bozulduğu için pazarlama sorunu daha fazla yaşanıyor” diyen Bayraktar şöyle devam etti:
“Bu nedenle yaş sebze ve meyve pazarlamasının ayrı bir önemi bulunuyor.
Örtü altı üretimin yaygın olduğu illerde yaş sebze ve meyve pazarlanmasına yönelik üretici birlikleri ve kooperatifler mevcut olsa da, bu birliklerin piyasayı etkileyecek ve düzenleyecek gücü bulunmuyor.
Hatta kurulan bazı birlikler ne yazık ki varlığını sürdüremeyerek, kapandı.
Ürün pazarlamaya yönelik örgütlerin mali ve idari yönden güçlenmesi ve tarımsal pazarlamada etkin olması için mevzuatlarda gereken düzenlemeler yapılmalıdır.”
“Semt pazarlarında üreticilere daha fazla yer ayrılmalı, üretici pazarları her ilçede kurulmalıdır”
Çabuk bozulabilen sebze ve meyvelerde arzda dönemsel yaşanan yoğunluklarda çiftçilerin zarar etmemesi ve yetiştirilen ürünlerin heba olmaması için, belediye adına alımlar yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar şu değerlendirmeyi yaptı:
“Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde pazar yerlerinin en az yüzde 20’sinin özel satış yeri olarak üreticilere ayrılması hükmü bulunuyor.
Ürettiği ürünü doğrudan semt pazarında satmak isteyen üreticimize tüm belediyeler yer ayırmalı ve ayrılan alan yüzde 20 ile sınırlandırılmamalıdır.
Bu sınırlama özellikle ürün arzındaki artış nedeniyle kendi ürününü pazarda satmak isteyen üreticilerimize engel teşkil ediyor.
Yine belediyelerce belirlenecek günlerde sadece üreticilerimizin ürettiği ürünü halka doğrudan sunabileceği üretici pazarlarının her il ve ilçede kurulması sağlanmalıdır.
Gıda fiyatları üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik hareketler konusunda belediyelerde denetimlerini artırmalı, piyasa üzerinde bozucu etkisi olanlara ceza uygulamalıdır.”
“Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine destek vermelidir”
Yerel seçimler öncesi 6360 Sayılı Kanunla Büyükşehir belediyelerinin tarım sektörüne yönelik sorumluluklarının arttığını, çiftçilerin belediyelerden beklentileri olduğunu dile getirdiklerine dikkat çeken Bayraktar, “Bugün tekrar ifade etmek istiyorum ki Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine her türlü desteğini yapmalıdır” diye konuştu.
Bayraktar, çiftçilerin ana başlıklar halinde belediyelerden beklentileri ise şöyle sıraladı:
“-Tarım arazileri ve mera alanları korunmalı, her ne gerekçeyle olursa olsun bu alanların imara açılmasına izin verilmemelidir.
-Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır.
-Belediyeler ve Ziraat Odaları birlikte hareket etmelidir.
-Pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalıdır.
-Girdi, tarım alet, fide, fidan vb. destelerini düzenli olarak vermelidir.
-Kırsal Alanlara altyapı hizmetleri artırılmalıdır.
– Belediyeler, DSİ ile birlikte hareket ederek tarımsal sulama kanallarının bakım ve temizliği konusunda destekte bulunmalıdır.
-Tarımsal ürün işleme tesisleri kurulmalıdır.
-Yenilenebilir Enerji kaynaklarının kurulmasına destek olmalıdır.
-Kırsal Turizm ile kırsalda gelirin artırılması sağlanmalıdır.”
]]>TZOB Başkanı Bayraktar, Türkiye’de örtü altı üretimini, sera ürünlerindeki fiyat düşüşlerini ve çiftçilerin belediyelerden beklentileri ile ilgili bir açıklama yaptı.
Seracılık dünyada önemli bir sektör haline geldiğini belirten Bayraktar şunları dedi:
“Seracılık ülkemizde de son yıllarda hızla atılım ve gelişme göstermiş olup, dünyada dördüncü, Avrupa’da ise İspanya’nın ardından ikinci sırada yerini aldı.
Ülkemizde 73 ilde, toplam 764 bin 207 dekar alanda örtü altı üretim yapılıyor.
Örtü altı üretim alanlarının yüzde 40,7’si Antalya’da, yüzde 24,6’sı Mersin’de, yüzde 15,6’sı Adana’da ve yüzde 4,3’ü Muğla’da bulunuyor.
2023 yılında seralarda yapılan toplam üretim 8 milyon 956 bin 951 ton olup bu üretimin yüzde 89’unu sebzeler oluşturuyor.
Sebze seracılığının yoğun olarak yapıldığı Antalya ve Mersin illerinde bulunan Ziraat Odalarımızdan alınan bilgilere göre, bayram sonrasında örtü altı sebze ürünlerinde önemli fiyat düşüşleri görülüyor.
Bu illerde son 15 günde biber ortalama 45 liradan 15 liraya, salatalık ortalama 17 liradan 3 liraya, domates 21 liradan 15 liraya, patlıcan 27 liradan 6 liralara kadar düştü.
Bu fiyatlarla çiftçilerimiz zarar ediyor.
Mevsim normalleri üzerinde gerçekleşen hava sıcaklığıyla sera üretiminde artan verim ve ürünlerin erken hasat olgunluğuna gelmesiyle arzda artış görülüyor.
Arzda yaşanan artışın yanı sıra, bu günlerde ihracata giden ürünün azalması ve özellikle Ramazan Bayramı nedeniyle zincir marketlerin alımlarında görülen azalmayla fiyat düşüşleri yaşanıyor.”
“Çiftçinin ürettiği yok pahasına satılmaması için pazarlama sorunu çözülmelidir”
“Çiftçimiz her zaman olduğu gibi üreterek ülkemizin gıda ihtiyacını karşılamak adına gereğini yapıyor. Ancak, zaman zaman ürettiği ürün çiftçilerimize sorun oluyor.
Özellikle yaş sebze ve meyve çabuk bozulduğu için pazarlama sorunu daha fazla yaşanıyor” diyen Bayraktar şöyle devam etti:
“Bu nedenle yaş sebze ve meyve pazarlamasının ayrı bir önemi bulunuyor.
Örtü altı üretimin yaygın olduğu illerde yaş sebze ve meyve pazarlanmasına yönelik üretici birlikleri ve kooperatifler mevcut olsa da, bu birliklerin piyasayı etkileyecek ve düzenleyecek gücü bulunmuyor.
Hatta kurulan bazı birlikler ne yazık ki varlığını sürdüremeyerek, kapandı.
Ürün pazarlamaya yönelik örgütlerin mali ve idari yönden güçlenmesi ve tarımsal pazarlamada etkin olması için mevzuatlarda gereken düzenlemeler yapılmalıdır.”
“Semt pazarlarında üreticilere daha fazla yer ayrılmalı, üretici pazarları her ilçede kurulmalıdır”
Çabuk bozulabilen sebze ve meyvelerde arzda dönemsel yaşanan yoğunluklarda çiftçilerin zarar etmemesi ve yetiştirilen ürünlerin heba olmaması için, belediye adına alımlar yapılması gerektiğini vurgulayan Bayraktar şu değerlendirmeyi yaptı:
“Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik hükümlerinde pazar yerlerinin en az yüzde 20’sinin özel satış yeri olarak üreticilere ayrılması hükmü bulunuyor.
Ürettiği ürünü doğrudan semt pazarında satmak isteyen üreticimize tüm belediyeler yer ayırmalı ve ayrılan alan yüzde 20 ile sınırlandırılmamalıdır.
Bu sınırlama özellikle ürün arzındaki artış nedeniyle kendi ürününü pazarda satmak isteyen üreticilerimize engel teşkil ediyor.
Yine belediyelerce belirlenecek günlerde sadece üreticilerimizin ürettiği ürünü halka doğrudan sunabileceği üretici pazarlarının her il ve ilçede kurulması sağlanmalıdır.
Gıda fiyatları üzerinden haksız kazanç elde etmeye yönelik hareketler konusunda belediyelerde denetimlerini artırmalı, piyasa üzerinde bozucu etkisi olanlara ceza uygulamalıdır.”
“Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine destek vermelidir”
Yerel seçimler öncesi 6360 Sayılı Kanunla Büyükşehir belediyelerinin tarım sektörüne yönelik sorumluluklarının arttığını, çiftçilerin belediyelerden beklentileri olduğunu dile getirdiklerine dikkat çeken Bayraktar, “Bugün tekrar ifade etmek istiyorum ki Belediyeler ilinde ilçesinde üretim yapan çiftçisine her türlü desteğini yapmalıdır” diye konuştu.
Bayraktar, çiftçilerin ana başlıklar halinde belediyelerden beklentileri ise şöyle sıraladı:
“-Tarım arazileri ve mera alanları korunmalı, her ne gerekçeyle olursa olsun bu alanların imara açılmasına izin verilmemelidir.
-Kırsalda genç nüfusu tutabilmek için sosyal alanlar artırılmalıdır.
-Belediyeler ve Ziraat Odaları birlikte hareket etmelidir.
-Pazarlama kooperatiflerinin kurulmasına destek olmalıdır.
-Girdi, tarım alet, fide, fidan vb. destelerini düzenli olarak vermelidir.
-Kırsal Alanlara altyapı hizmetleri artırılmalıdır.
Belediyeler, DSİ ile birlikte hareket ederek tarımsal sulama kanallarının bakım ve temizliği konusunda destekte bulunmalıdır.
-Tarımsal ürün işleme tesisleri kurulmalıdır.
-Yenilenebilir Enerji kaynaklarının kurulmasına destek olmalıdır.
-Kırsal Turizm ile kırsalda gelirin artırılması sağlanmalıdır.” – ANKARA
]]>31 Mart Yerel Seçimleri öncesi çalışmalarını sürdüren AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Cumhur İttifakı İzmir Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Hamza Dağ, gece saatlerinde Buca ilçesinde bulunan Sebze ve Meyve Hali’ni ziyaret etti. Dağ’a, AK Parti İzmir Milletvekili ve Cumhur İttifakı Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, Cumhur İttifakı Buca Belediye Başkan Adayı Adnan Öztekin ile İzmir Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği (İZKOMDER) Başkanı Orhan Doğan eşlik etti. Hal esnafıyla buluşan Hamza Dağ, burada esnafın sorunlarını ve önerilerini dinlerken, kendileriyle sohbet etti.
“Hal esnafımızın her zaman yanında olacağız”
Hal ziyareti esnasında basın mensuplarına açıklamada bulunan Hamza Dağ, hal esnafının daima yanında olacaklarını dile getirdi. Dağ, “Gece gündüz demeden 7 gün 24 saat çalışmaya devam ediyoruz. Buradaki esnafın en çok buranın yoluyla alakalı talebi var. Onunla ilgili lansmanımızda zaten buraya bir otoban çıkışı çalışmamızı yapacağımızı ifade etmiştik; bunun çalışmasını yapacağız. Diğer taraftan tabii ki genel ekonomik noktada üreticiyi destekleme adına bu çalışmayı yapan hem de tüketiciye taze sebze, meyve ulaştırmaya çalışan bu esnafımızın her zaman yanında olacağız. Biz İzmirli 4,5 milyon hemşerimize şunun sözünü çok net bir şekilde veriyoruz. Bizim bu şehrin önemli meselelerini, kronik sorunları çözmek için çok çalışmak mecburiyetimiz var. Gecenin bu saatinde çalışarak da aslında bunu gösteriyoruz. Çok çalışacağız, çok ciddi anlamda mücadele edeceğiz ve inşallah önemli meselelerimizi çözüm noktasına çok kısa sürede ulaştıracağız. Bu anlamda biraz önce dediğim gibi halin ve Buca bölgesinin trafikle alakalı meselesinde hamlelerimizi yapacağız. Diğer taraftan hep söylediğim yeni çevre yolunu İzmir’imize kazandıracağız. Körfez geçişini İzmir’imize kazandıracağız. 16 tane battı çıktı çalışmasını İzmir’de gerçekleştireceğiz. Her gittiğim yerde aldığımız şikayet, yolların bozuk olması… Burada hal esnafımızın da önemli bir meselesi çünkü onlar pazara gidip gelirken de bunu özellikle söylüyorlar. Biz en kötülerinden başlayarak bir sene içinde çok güzel hale getireceğiz Nakliyeciler Sitesi, Buca Hali’nde ve ara sokaklarda temizlikle ilgili sorunlarımız olduğunu görüyoruz. Bu konuda, öyle uzun bir süre değil, bir ay içinde iki ay içinde İzmir’in her sokağının tertemiz olduğunu hep birlikte göreceğiz. Bunu da İzmir’in hemşehrilerimize sözünü, taahhüdünü veriyoruz” açıklamasında bulundu.
“En iyi şekilde hizmet etmek için elimizden geleni yapacağız”
Programda konuşan AK Parti İzmir Milletvekili ve Konak Belediye Başkan Adayı Ceyda Bölünmez Çankırı, yerel yöneticiler olarak hal esnafına en iyi hizmeti sunmayı istediklerini söyledi. Bölünmez Çankırı, “Hamza Başkanımız zaten açıkladı. En önemli problemlerimizden bir tanesi, Kaynaklar’ın trafik problemiydi ve buradan bir otoban çıkışının olmamasıydı. Zaten bu hep öncelik verdiğimiz bir şeydi. Buradaki kardeşlerimizin çalışma ve yıpranma payları çok fazla. Biz sıcak yataklarımızda yatarken onlar bize taze meyveyi, sebzeyi ulaştırmak için gecenin bu saatinde dağıtım yapıyorlar. O yüzden biz de yerel yöneticiler olarak onların bu fiziki şartlarına en iyi şekilde hizmet etmek için elimizden geleni yapacağız” diye konuştu.
“Otoban müjdesine çok sevindik
Hamza Dağ’ın Sebze Meyve Hali çıkışına otoyol yapma projesine çok sevindiklerini söyleyen İzmir Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği’nin (İZKOMDER) Başkanı Orhan Doğan, “Başkanlarımızın bu gece saatinde bizi ziyaret etmeleri bizleri onurlandırmıştır. Bu ziyaretlerden dolayı kendilerine teşekkür ederiz. Sayın Başkanımız, halimizin otobanla bağlantı müjdesini verdi. Bunun için çok sevindik. Gerçekten bu bizim için çok önemli. Yani bu acil bir sorun. Bu sorun da kısa bir süre içerisinde başkanlarımızın halledeceğine inanıyoruz” sözlerine yer verdi.
Hamza Dağ ve programa katılanlar, ziyaretin ardından İzmir Sebze ve Meyve Komisyoncuları Derneği (İZKOMDER) binasında sahur yaptı. – İZMİR
]]>Kayseri Ticaret Borsası Başkanı Recep Bağlamış, Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB ile ilgili düzenlenen basın toplantısında Tarıma Dayalı İhtisas Organize Sanayi Bölgeleri arasında ilk ve tek acele kamulaştırma kararı alınan OSB olma özelliğini taşıyan Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Tarıma Dayalı İhtisas Sera OSB’nin 1 Milyon 277 metrekare alanda MTA tarafından etüt çalışmalarına başlandığını söyledi. Başkan Recep Bağlamış, “OSB’nin genel yerleşim planı, üst yapı modülleri, imar planları, parselasyon planlarının hazırlanması amacıyla da yapılan ihale sonuçlandı. Acele kamulaştırma hükümleri kapsamında da kamulaştırma işlemleri mahkemelerce yürütülüyor. Kayseri Kocasinan Tarıma Dayalı İhtisas OSB olarak diğer OSB’lere kıyasla çok kısa sürede birçok aşamayı geçerek, ön tahsis için hazırlıklarına başlıyoruz. Kayseri Tarımının Sanayi ile entegrasyonu açısından çok önemli olan projede çalışmalar titizlikle ve hızla devam ediyor. Yöre için mega bir proje olması hedeflenen OSB de 11 ay boyunca üretim yapılması, öncelik kadınlarda olmak üzere en az 2 bin kişiye istihdam sağlanması hedeflenmektedir. Bu sayede ilimiz ekonomisine yılda 3 milyar TL katkı sağlanacağına inanıyoruz. Kuruluşunu gerçekleştirdiğimiz, OSB’de, sera işletmeleri ile birlikte üretilen ürünlerin işlenmesine yönelik sanayi tesisleri de yer alacaktır. Kayseri iline 58, Nevşehir iline 65 Yozgat iline 116 Aksaray iline 147 Sivas iline 198 ve Ankara iline ise 288 kilometre mesafede bulunan Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB lojistik maliyetlerinin düşürülmesi, nakliyeden kaynaklanan kayıpların azaltılması açısından da ön plana çıkmaktadır. Ayrıca projeyle; Kayseri ilinde tarımda ihtisaslaşmanın sağlanması, üretim döneminde iç ve dış pazarın ihtiyaçları dikkate alınmak suretiyle yetiştiriciliği yapılacak ürünlere yönelik üretim planlaması yapılması, Kayseri ilinin sebze tüketiminin yüzde 30’unun buradan karşılanması ve Kayseri sebze ve meyve ihracatının yüzde 25 oranında artırılması da projenin hedefleri arasında yer almaktadır” şeklinde konuştu.
Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB’nin kullanılacak yenilebilir enerji kaynakları ve kullanılan teknolojiyle bölgeye büyük katma değer kazandıracağını ifade eden Bağlamış, “Yaklaşık 2 yıl içinde bacasız fabrikaların hizmete alınması ve yıllık 40 bin ton ürün yetiştirilmesi hedeflenen OSB’de, Özellikle vurgulamak istiyorum, Hollanda’ya da Rusya’ya da Arap ülkelerine de sebze meyvelerimiz ihraç edilecektir. Buradaki asıl hedef, şehrin etrafındaki üretim alanlarının, kendi ihtiyaçlarını karşılamasının önemini vurgulamaktadır. Aslında sebzelerdeki fiyat dalgalanmalarındaki en önemli unsurlardan biri nakliyedir. Antalya’da ürettiğimizi Kayseri’ye taşıyoruz. Belki de ürünün kendi bedelinden daha fazla kilogram başına maliyet bindiriyoruz. İnşallah her şehir kendi etrafında, kendisine yetebilecek kadar alanda üretim yapabilirse tüketicilerimizin eline de çok daha uygun fiyata ürünler ulaşmış olacaktır. Kışın sebze meyvenin Antalya’dan gelmesini beklemeyeceğiz. Kayseri’mizde üretilen sebze meyve yaklaşık 60 kilometre öteden buraya gelecek. Bu da maliyeti düşürecek unsurlardan birisi olacaktır. Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB; topraksız, tam otomasyonlu, ısıtma için jeotermal, RES, GES ve biyokütle gibi yenilenebilir enerji kaynaklarını kullanan modern ve tam otomasyonlu teknolojik seralardaki yüksek verim sayesinde ilimizin ve bölgemizin ekonomisine büyük katma değer sağlayacaktır. Teknolojik, çevreye uyumlu, yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanıldığı, güçlü altyapısı olan, atık yönetimi süreçleri verimli ve sürdürülebilir şekilde tasarlanmış, sıfır atık ilkesiyle faaliyet gösterecek olan Kayseri Kocasinan Jeotermal Kaynaklı Sera OSB bölgenin üretim üssü olacaktır” diye konuştu. – KAYSERİ
]]>ERZİNCAN’da Gül Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, okul bahçesindeki 300 metrekarelik serada rokadan ıspanağa, maruldan turpa kadar birçok sebze yetiştiriyor. Mevsimine göre sebze yetiştiren öğrenciler hem seracılık mesleğinin inceliklerini öğreniyor hem de ek gelir elde ediyor. Öğrencilerin, haftanın 5 günü uygulama alanlarında ürettikleri organik sebzeler, uygun fiyata mahalleli tarafından alınıyor.
Kentte tarım üretiminde ölü sezon olarak değerlendirilen ocak ve şubat ayında bölgede gelişmekte olan seracılığa katkı sunulması, çiftçilere örnek teşkil etmesi amacıyla çalışma yapan Gül Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi öğrencileri, teorik ve uygulamalı olarak seralarda ürettikleri ürünleri hasat etmeye başladı. Öğrenciler, aldıkları teorik eğitimin ardından tohumdan fideye, fideden de sebzeye dönüşen ürünlerin her aşamasında yer alarak üretim yapıyor.
Gül Celal Toraman Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi Müdürü Mustafa Karataş, “Okulda 3 alanımız var. Hayvan sağlığı ve yetiştiriciliği, laboratuvar ile tarım alanı. Şu an da uygulama sahamız olan seradayız. 300 metrekare serada tarım alanı ile ilgili öğretmenlerimiz rehberliğinde öğrencilerimiz öğrendikleri teorik dersleri burada uygulama yapıyor. Uygulamamızda öğrencilerimiz, öğretmenlerimiz eşliğinde sıfırdan ürünlerimizin tohumlanmasından yetiştirilmesine, sulamasına, takdimine kadar bulunuyorlar. Buradaki ürünlerimiz de döner sermayemiz aracılığı ile öğretmenlerimize, velilerimize ve Erzincan halkına arz ediyoruz. Yeşil soğanın bağı 10 TL, kıvırcık, marul 10 TL, dereotu 10 TL, maydanoz 10 TL, roka, tere 10 TL, fındık turp 7,5 TL, Ispanak da var ama daha satış boyuna gelmediği için fiyat belli değil” diye konuştu.
HER YIL 50 MEZUN
Okul Müdür Başyardımcısı Abdullah Çiftçi, her sene 50 öğrencinin okuldan mezun olduğunu belirterek, “Mezun olan öğrenciler teknisyen unvanı ile alanlarında birçok yerde çalışmaktadır. Eksi 20 dereceleri gören bir bölgedeyiz. Bu sıcaklıklarda biz serin iklim sebzelerini yetiştirmekteyiz. Yetiştirdiğimiz ürünleri okulumuzun döner sermayesi aracılığıyla da pazarlamaktayız. Böylece ülkemiz ekonomisine de katkı sağlamaktayız. Serin iklim bitkilerini yetiştirdikten sonra ilkbahar döneminde de fide üretimi yapıyoruz. Akabinde yaz döneminde domates, biber, patlıcan gibi ürünleri de burada ürettikten sonra tekrardan kışlık sebze ekimine başlamaktayız. Yılın 8 ayı aktif olarak burada üretim yapıyoruz. Şu an da yaklaşık 10 çeşit sebze üretimi gerçekleştirdik. Gençler burada dünyada gelişen tarımdaki teknik ve teknolojiyi yakından takip ederek bu gelişmeleri öncelikle öğretmenlerimize daha sonra da öğrencilerimize öğreterek bu alandaki gelişimi hızlandırmaktayız. Bölgemize tarım meslek lisesi olarak bölge çiftçilerimize bir ivme kazandırma hedefindeyiz” dedi.
‘BİZLERE ÇOK FAYDASI OLUYOR’
Serada ürünlerinin ekiminden hasadına, sulamasından gübrelemesine kadar tüm işlemleri kendilerinin yaptığını söyleyen öğrencilerden Çilem Uludağ (16), “Okulda teorik gördüğümüz derslerimizi öğrendikten sonra bilgilerimizi harmanlamak için burada uygulama derslerine geliyoruz. Serada birçok ürünümüz var. Bu ürünlerimizin ekiminden hasadına kadar tüm bakım ve işlemlerini, sulamasını, gübrelemesini biz yapıyoruz. Öğretmenlerimiz bize ne yapmamız gerektiğini söylüyor. Bizler de öğretmenlerimizin yardımıyla yapmamız gerekenleri yapıyoruz. Hasat zamanı geldiğinde ürünlerimizi almak isteyen öğretmen, öğrenci ve halka okulumuzda satışını yapıyoruz. Burada öğrendiklerimizin bize günlük hayatımızda da faydası oluyor. Çoğu öğrenci arkadaşlarımız köyde ikamet ettikleri için evde ailelerine de bahçe bakımında yardımcı oluyorlar” diye konuştu.
OKULDA ÖĞRENDİĞİNİ AİLESİYLE PAYLAŞIYOR
Ailesinin çiftçilikle uğraştığı için okulda öğrendiği bilgileri, kendi arazilerinde uyguladığını belirten öğrencilerden Ulaş Ercan (15), “Zaten bu okula gelmemdeki amacımda buydu. Bu yaz gübreleme açısından okulda öğrendiğim gübreleme tankı modelini aileme de gösterdim ve bilmediğimiz bir yöntemi öğrenmiş olduk. Tarım alanında kendi aileme de katkıda bulundum. Okulda öğrendiklerim işime yarıyor” dedi.
]]>Yılbaşı sofrasında, abartıya kaçılmadan daha sade bir sofra hazırlanması gerektiğine dikkat çeken Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Eylem Ezgi Fadıloğlu, “Yapılan bu kutlama hazırlıklarının faturasının sadece harcama yapan kişiye değil dünyamıza da kesildiğinin farkında olmamız gerek “dedi. Fadıloğlu, “Yılbaşı akşamı israf edilmeyecek şekilde, taze ürünlerle hazırlanmış, lezzetli; ama porsiyonları küçültülmüş tabaklar hazırlanmalı, artan yiyecekler ertesi gün farklı tariflerle değerlendirilmeli” diye konuştu.
Gıda israfının önlenmesi çağrısında bulunan Dr. Eylem Ezgi Fadıloğlu, şunları söyledi:
“Gıdanın geleceğinin konuşulduğu şu günlerde mutfaklarda gıda israfı lezzetten daha fazla önem kazanmış ve menü planlamalarında sıfır atık konusu en önemli kısmı oluşturmuştur. Sıfır atık tariflere dayalı yemekler hazırlamamız gerekmektedir. Devir tasarruf devri olup taze ürünlerle hazırlanmış, lezzetli; ama porsiyonları küçültülmüş tabaklar çıkarma devridir. Bütçemize uygun, depolaması saklaması kolay ve her bir parçasını kullanabileceğimizi düşünerek gıdaları satın almalı ve hazırlık, pişirme ve saklama aşamalarında farklı teknikleri uygulama yollarını öğrenmeliyiz.”
Alışverişe çıkarken, hazırlanan listeye sadık kalmaya özen gösterilmesi gerektiğini belirten Fadıloğlu, “Seçilecek ana yemek için alternatif olarak; hindi, tavuk ve et düşünüleceği için kişi başı porsiyon miktarı göz önüne alınmalı. Bir hindi veya tavuk yemeği için 150-200 gramlık bir porsiyonun bir kişi için yeterli olacağı düşünülerek hindi ve tavuk ihtiyacının karşılanabileceği bilinmeli ve et tercihinde eğer kemikli et tercih edilecekse kemiğin stok olarak kullanılabileceği de düşünülmeli” şeklinde aktardı.
Artan yiyecekler dönüştürülmeli
Yaşar Üniversitesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Dr. Öğretim Üyesi Eylem Ezgi Fadıloğlu, şu önerilerde bulundu:
“Pırasa, kereviz gibi sebzeler, diğer sebzelere oranla daha fazla atığı olan gıdalar grubunda yer alıyor. Pırasanın yeşilliklerinden ve kerevizin saplarından salata yapılabilir veya sebze artıklarını değişik soslarda kullanabilir ve lezzetli çorbalar yapılabilir. Kalan sebzelerden mücver yapabilir. Soyduğunuz patateslerin soyduğunuz kabuklarını; tuz, karabiber ve istediğiniz baharatları ekleyerek cips yapabilirsiniz. Kalan ekmekleri küp küp doğrayarak fırında kıtır hale getirebilir ve hazırladığınız krutonları çorbayla tüketebilir, sarımsaklı ekmekler hazırlayabilir veya ufalayarak köfte harcının içine ekleyebilirsiniz. Dilerseniz hazırlanan bu kıtır ekmeklerin üzerine kıymalı veya domatesli bir sos dökerek papara yemeği, artan pilavdan yayla çorbası, bulgur pilavından ise ezogelin çorbasını yapabilirsiniz. Kalan peynirler eritilerek peynir fondü yapılabilir veya ezilerek peynir topları yapılarak tüketilebilirler. Böyle kutlamalı günlerde alınan yiyeceklerin pişirilmeden önce ve sonra buzdolabında saklanması hususu da mutfakta israfı önlemek açısından önem arz etmektedir. Bu anlamda kalan pişmiş etlerin, sebzelerin, sosların ve keklerin dondurulabileceğini unutmamalı ve doğru saklama kaplarına konularak dondurulmalı.” – İZMİR
]]>